Burdur Mehmet Akif Ersoy University
Anabilim Dalı

Veteriner Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı

Burdur Mehmet Akif Ersoy University

3

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

3 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Postnatal gelişim sürecinde sıçan testis ve epididimisinde GSTK1 ve GSTT1 ifadesinin incelenmesi

Testis ve epididimis, postnatal gelişimde karmaşık hücresel farklılaşma ve hormonal düzenlemelerle işlevsel hale gelir. Bu süreçlerde artan reaktif oksijen türleri, oksidatif stres potansiyeli yaratır. Glutatyon S-transferaz (GST) enzimleri, indirgenmiş glutatyonu zararlı bileşiklerle birleştirerek bu strese karşı koruma sağlayan antioksidan savunma sisteminin önemli bir parçasıdır. GSTK1 ve GSTT1 izoenzimlerinin ifadesindeki değişikliklerin sperm kalitesi, DNA bütünlüğü ve hormon dengesini etkileyerek erkek infertilitesiyle ilişkili olabilir. Bu çalışmada GSTK1 ve GSTT1 izoenzimlerinin sıçan testis ve epididimis (başlangıç, kaput, korpus ve kauda) dokularındaki postnatal gelişim süresince (neonatal: 5. gün, infantil: 20. gün, peripubertal: 50. gün, geç ergenlik: 70. gün) hücresel lokalizasyon ve ifade biçimleri değerlendirilmiştir. İfade düzeyleri immünohistokimyasal yöntem ile belirlenmiştir. Semikantitatif skorlamaya ek olarak kantitatif analiz gerçekleştirilmiştir. GSTK1 açısından neonatal dönemde testis dokusunda yalnızca gonositlerde sınırlı düzeyde immünreaktivite gözlenmiş, Sertoli ve Leydig hücreleri negatif bulunmuştur. İnfantil dönemde spermatositler ve Leydig hücrelerinde pozitiflik saptanmıştır. Peripubertal dönemde primer spermatositlerde en yüksek düzeyler görülmüş, diğer germ hücreleri ve Sertoli hücrelerinde ifade daha düşük seviyelerde seyretmiştir. Geç ergenlik döneminde primer spermatositlerdeki yoğunluk korunmuş, diğer hücre tiplerinde sınırlı düzeyler devam etmiştir. Epididimis epitelinde artış yaşla birlikte belirginleşmiş, maksimum değer geç ergenlik döneminde kauda segmentinde tespit edilmiştir. Kantitatif analizde testis için en yüksek değer geç ergenlik döneminde elde edilmiştir. GSTT1 açısından neonatal dönemde testiste yalnızca Leydig hücrelerinde güçlü pozitiflik bulunmuş, germ hücreleri ve Sertoli hücreleri negatif olarak değerlendirilmiştir. İnfantil dönemde Leydig hücrelerindeki yüksek ifade korunmuş, spermatogonyum, spermatosit ve Sertoli hücrelerinde düşük düzeyli pozitiflik ortaya çıkmıştır. Peripubertal ve geç ergenlik dönemlerinde Leydig hücrelerindeki ifade devam etmiş, germ hücrelerinde düşük seviyeler izlenmiştir. Epididimis epitelinde neonatal dönemde düşük olan GSTT1 ifadesi, infantil dönemden itibaren artmış ve en yüksek düzeyler peripubertal ve geç ergenlik dönemlerinde kauda segmentinde tespit edilmiştir. Kantitatif analizde testis için en yüksek değer peripubertal ve geç ergenlik döneminde gözlenmiştir. Sonuç olarak, GSTK1 daha çok germ hücrelerinde, özellikle primer spermatositlerde ve epididimis distal segmentinde yoğunlaşırken; GSTT1 esas olarak Leydig hücrelerinde ve epididimis epitelinde yaygın olarak ifade edilmiştir. Bulgular, antioksidatif savunma mekanizmalarının postnatal gelişim süresince hücre tipi ve bölgeye özgü olarak farklılaştığını ve her iki enzimin oksidatif stresin kontrolünde tamamlayıcı roller üstlendiğini göstermektedir.

Mustafa Öztop
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Puberta öncesi ve sonrası dönemdeki kedilerin testislerinde interlökin-33 ve reseptörü ST2'nin immunohistokimyasal olarak gösterilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı sitokinlerin molekül gruplarından olan IL-1 aile üyesi interlökin-33 (IL-33) ve reseptörü ST2'nin kedi testislerindeki lokalizasyonu ile ekspresyonlarında puberta (cinsel olgunluk) öncesi ve sonrası değişimlerin ortaya konmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi Polikliniği'ne kısırlaştırma amacıyla getirilen, farklı yaşlarda ve ırklarda sağlıklı erkek kedilerde yapılmıştır. Bu amaçla puberta öncesi ve sonrası dönemlerdeki kedilerden elde edilen testis dokuları kullanılmıştır. Dokular % 10 nötral tamponlu formalin içinde + 4ºC'de 24 saat fikse edilmiş ve rutin doku takibi işleminden geçirildikten sonra parafin bloklar elde edilmiştir. Kesitlere genel histolojik değerlendirme için Crossman'ın üçlü boyama yöntemi, immunohistokimya değerlendirmesi için ise IL-33 ve ST2 antikorları uygulanmıştır. Bulgular: Yavruya ait testis dokusu yoğun bağ dokusundan oluşan (tunica albuginea) kapsülle çevriliydi ve burada yoğun kan damarları gözlendi. Yetişkin testis dokusu incelendiğinde seminifer tübüllerin lümenli bir yapıda olup seminifer epitel katmanında spermatogenik hücre serisindeki hücrelerin varlığı gözlendi. İmmunohistokimyasal boyama sonucunda IL-33 ve reseptörü ST2'nin seminifer tübüllerdeki hücrelerde ve değişen yoğunluklarda boyandığı gözlendi. Sonuç: Bu sonuçla IL-33 ve reseptörü ST2'nin kedilerdeki gelişim sürecinde fonksiyonel rollerinin olabileceği düşünülmektedir.

Ebubekir Acar
Dicle University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

İnek ve koyun dilinde intermediyer filamanlardan sitokeratin, laminin, desmin ve vimentinin diferansiyel dağılımı

Amaç: Bu çalışmanın amacı, inek ve koyun dillerinde sitokeratin (CK) filamentlerinden olan 8, 18 ve 19 ile vimentin, laminin ve desmin ara filamentlerin dağılımındaki değişiklikleri immunohistokimyasal olarak araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada, materyal olarak Tekirdağ ve Diyarbakır illerinde hizmet veren özel mezbahalarda günlük kesimler sırasında 24 aylık erkek- dişi koyun ve ineklerden alınan 10 adet dil kullanıldı. Alınan doku örnekleri %10'luk formol alkol solüsyonunda 18 saat boyunca tespit edildikten sonra rutin histolojik aşamalardan geçirilerek parafinde bloklandı. Hazırlanan parafin bloklarından, 5 mikrometre kalınlığında alınan kesitlere öncelikle dilin genel yapısını göstermek amacıyla Crossman'nın üçlü boyaması yapıldı, sonrasında ise belirlenen sitokeratin, vimentin, laminin ve desmin için immunohistokimyasal boyama yöntemi uygulandı. Bulgular: İmmunohistokimyasal değerlendirme sonucunda, immun boyanmanın sitokeratinler arasında büyük oranda benzer yoğunlukta olduğu fakat vimentin, laminin ve desmin de ise değişik yoğunlukda dağılım gösterdiği tespit edildi. Reaksiyonun sitokeratinlerde özellikle seröz asini ile kanal epitellerinde, vimentin ve lamininde bağdoku ve endotel hücreleri ile seröz asinilerde, desmin de ise çizgili ve düz kas hücrelerinde lokalize olduğu gözlemlendi. Sonuç: İnek ve koyun dillerinde CK8, 18, 19 ile vimentin ve desminin dil epitelinde lokalize olmadığını göstermiştir. Böylece çeşitli sitokeratinlerin belirli hücre tiplerinin karekteristiği olan spesifik polipeptit setlerinde ekspresse edildiği bulgusu, epitel hücrelerini spesifik sitokeratin paternlerine göre ayırt etmemize ve sınıflandırmamıza izin vermiştir. Beraberinde vimentinin mezodermal kökenli doku veya organlarda, desminin kas dokusunda bulunduğu lamininlerin de bazal membran oluşumu, yapılanması ve stabilitesi ile sinir doku rejenerasyonu ile epiteliyal tat tomurcuklarının inervasyonu ve ayrıcada farklı dokuları (parenkimal ve interstisyel bağ dokularını) hem ayırmada hemde bağlamada önemli roller oynamış olduğunu söyleyebiliriz. Çalışmamız, özellikle gelişim sırasında, patolojik olgular ve inflamasyon süreçlerinde epitelyal farklılaşmada şekillenen biyolojik olaylar ile ilgili çalışmalara temel alan oluşturabilir. Ayrıcada hücresel ve doku bağlamında intermediyer filamanların yapısını, işlevini ve dinamiklerini daha sistematik moleküler biyolojik tekniklerle tasarlayacak çalışmalara bulgularımız katkı sağlayabilir.

Fatma Çelenk
Dicle University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00