Recently Added Theses
View AllKitlesel bireyselleştirmede mobil tasarım uygulamasının tüketici davranışı üzerine etkisi
Kitlesel bireyselleştirme, tüketicilerin benzersiz istek ve ihtiyaçlarına cevap vermeyi ve bu doğrultuda tüketicilere bireyselleştirilmiş ürün ve hizmet sunmayı amaçlamaktadır. Kitlesel bireyselleştirmeyi tüketicilerle etkileşimli bir şekilde uygulamak için günümüzde çeşitli dijital platformlar kullanılmaktadır. Tüketicilerin her an yanında bulunduğu ve sık sık kullandıkları mobil cihazlar bunlardan bir tanesidir. Bu çalışmada tüketicilerin mobil cihazlar üzerinde kendi pastasını kişiselleştirebileceği bir mobil uygulama geliştirilmiştir. Geliştirilen mobil uygulama Isparta'nın Yalvaç ilçesinde özel sektörde faaliyet gösteren bir işletmede kullanıma sunulmuştur. Kullanılan mobil pasta tasarım uygulamasının, tüketiciler tarafından kullanım niyeti ve davranışına etki eden faktörleri belirlemek amacıyla Birleştirilmiş Teknoloji Kabul ve Kullanım Modeli kullanılarak tüketicilere anket çalışması yapılmıştır. Yapılan anket çalışması neticesinde mobil tasarım uygulamasını kullanan tüketicilerin, uygulamayı kullanma niyeti üzerinde performans beklentisi ve çaba beklentisi, kullanım davranışı üzerinde ise kullanım niyeti ve kolaylaştırıcı şartların olumlu etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Bireysel emeklilik şirketlerinde etkinlik analizi (2011-2016)
Bireysel emeklilik sistemi, katılımcıların gönüllülük esasına göre yatırmış olduğu fonların yönetilmesini kapsar. Yatırılan bu fonlar ülkenin tasarruf oranını arttırırken fonların sermaye piyasasında yatırımlara dönüşmesiyle birlikte bireylerin ve ülkenin refah seviyesini arttırması açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki bireysel emeklilik şirketlerinin 2011-2016 yılları arasındaki etkinliklerini veri zarflama analizi ve Malmquist toplam faktör verimliliği endeksi yöntemiyle ölçmektir. Veri zarflama analizinde çıktıya yönelik CCR modeli kullanılmıştır. Çıktıya yönelik CCR girdi seviyesini değiştirmeden bu girdi düzeyi ile işletmeyi en etkin hale getirebilmek için çıktı bileşenin ne kadar arttırılması gerektiğini araştıran bir modeldir. Malmquist yönteminde ise bireysel emeklilik şirketlerinin yıllar arasındaki karşılaştırılması yapılmıştır. Analiz ile ilgili dönemde aralıksız hizmet veren 10 bireysel emeklilik şirketi dâhil edilmiştir. Modellerde, katkı payı tutarı, toplam varlık ve öz sermaye olmak üzere girdi ve prim üretimleri, yatırım gelirleri olmak üzere çıktı kalemi kullanılmıştır. VZA sonucuna göre her yıl Ziraat emeklilik şirketinin etkinliğini koruduğu diğer şirketlerin ise etkinlik skorlarında değişkenlik tespit edilmiştir. Genel olarak ise 2013 yılından sonra etkin olan şirket sayısının arttığı görülmektedir. Malmquist toplam faktör verimliliği analizine göre ise Ziraat emeklilik dışındaki tüm bireysel emeklilik şirketlerinin verimliliklerinde artış görüldüğü tespit edilmiştir.
Türk ve Portekizli sınıf öğretmeni adaylarının kaynaştırma eğitimine yönelik duygu, tutum ve kaygıları
Araştırmanın amacı, Türk ve Portekizli sınıf öğretmeni adaylarının kaynaştırma eğitimine yönelik duygu, tutum ve kaygılarını belirlemektir. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2014-2015 öğretim yılında Türkiye ve Portekiz'de sınıf öğretmenliği bölümünde öğrenim gören 241 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanması Forlin, Earle, Loreman ve Sharma (2011) tarafından geliştirilen "Kaynaştırma Eğitimi ile İlgili Duygular, Tutumlar ve Kaygılar Ölçeği"nin Türkçe ve Portekizce uyarlamaları ile gerçekleştirilmiştir. Ölçme araçlarının güvenirlik katsayıları (cronboach alpha) Türkçe uyarlama için .88, Portekizce uyarlama için .74 olarak hesaplanmıştır. Verilerin analizi SPSS programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistiklerinin yanında bağımsız t testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Türk ve Portekizli sınıf öğretmeni adaylarının kaynaştırma eğitimine yönelik duygu, tutum ve kaygı düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmuştur.
Çocuklarda sosyal uyum ve uyumsuzluğun yordayıcıları: Saldırganlık ve ebeveyn öfkesi
Bu araştırma, 5-6 yaş grubu çocukların çeşitli demografik özelliklerine (yaş, cinsiyet, ebeveyn eğitim durumu) göre sosyal uyumlarının ve saldırganlıklarının nasıl bir dağılım gösterdiği ve farklılaşıp farklılaşmadığının ortaya konması amacıyla yapılmıştır. Ayrıca ebeveynin çocuğa model olduğu düşünüldüğünde, ebeveynlerinin öfke durumlarının çocukların sosyal uyum veya uyumsuzluklarını kestirmede kullanılıp kullanılamayacağının belirlenmesi de bu araştırmanın amaçları arasındadır. Araştırmada betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Burdur ili Gölhisar ilçesinde bulunan bağımsız anaokulu, ilkokul ve ortaokul bünyesindeki anasınıflarında eğitim gören 5-6 yaş grubu 187 çocuk ve ebeveynleri oluşturmaktadır. Çocuklar ile ilgili bilgiler anne-baba ve öğretmenlerinden toplanmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, "Kişisel Bilgi Formları (A-B), Sosyal Uyum ve Beceri Ölçeği, Sürekli Öfke-Öfke İfade Tarz Ölçeği ve Okul Öncesi Sosyal Davranış Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 22.0 programında "t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Çoklu Regresyon" kullanılarak yapılmıştır. Ayrıca betimsel istatistiklere de yer verilmiştir. Araştırma sonucunda, sosyal uyum, sosyal uyumsuzluk, fiziksel saldırganlık ve ilişkisel saldırganlığın çocuğun yaşına ve ebeveyninin eğitim durumuna göre farklılaşmadığı; fiziksel saldırganlık ve sosyal uyumsuzluğun erkek çocuklar lehine anlamlı şekilde farklılaştığı, ilişkisel saldırganlık ve sosyal uyumun çocukların cinsiyetine göre farklılaşmadığı bulguları elde edilmiştir. Diğer taraftan, çocukların fiziksel saldırganlıklarının ve ebeveynlerinin öfke durumlarının sosyal uyumun anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Başka bir ifadeyle çocukların fiziksel saldırganlıkları arttıkça sosyal uyumlarının azaldığı, ebeveynlerin öfke kontrolleri arttıkça çocukların sosyal uyumlarının da arttığı bulgusu elde edilmiştir. Bu araştırmada ayrıca; çocukların fiziksel saldırganlık ve ilişkisel saldırganlıklarının, sosyal uyumsuzluğun anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucuna varılmıştır.
Sigorta sektörünü etkileyen faktörler (OECD örneği)
Çalışmanın amacı Türkiye'nin de içinde bulunduğu 10 OECD ülkesinin sigortacılık sektörünü etkileyen faktörleri tespit etmektir. Veri seti olarak, 1983-2015 yılları arası 10 OECD ülkesine ait yıllık veriler kullanılmıştır. Hayat ve hayat dışı branşlara ait toplam prim üretim miktarları bağımlı değişken olarak kullanılırken, enflasyon (TÜFE), ortalama yaşam süresi, sigorta şirketleri sayısı, nüfus artış oranı, kentleşme oranı, penetrasyon oranı ve ülkelerin OECD sigorta pazarı payı bağımsız değişkenler olarak kullanılmıştır. Analizde bağımlı değişkenler için iki ayrı model oluşturulmuş olup Panel Veri Analizi ile ölçülmüştür. Çalışmanın sonucunda, OECD pazar payı ve sigorta şirket sayısı değişkenleri hayat dışı branşı primleri etkilediği sonucuna ulaşılırken, hayat branş için OECD Pazar payı ve penetrasyon oranı etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Annelerin değer algıları ile çocukların değer algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, annelerin değer algıları ile çocukların değer algıları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2016-2017 öğretim yılı bahar döneminde Isparta ili Merkez ilçesi Bağımsız Devlet Anaokullarına devam eden dört-altı yaş grubu 204 çocuk ve annesi oluşturmaktadır. Çocuklara ait veriler için Atabey (2014) tarafından geliştirilen "Okul Öncesi Sosyal Değerler Kazanımı Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Çocuk Kişisel Bilgi Formu"; annelerden toplanan veriler için ise Dilmaç, Arıcak ve Cesur (2014) tarafından geliştirilen "Değerler Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Anne Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizi, SPSS 22 paket programı ile yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, standart sapma, aritmetik ortalama, Mann Whitney U-testi, Kruskal Wallis H-testi ve Spearman's Rank Order Korelasyon testi kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenirlik ve geçerlik çalışmaları için Cronbach alfa ve KR-20 güvenirlik katsayısı kullanılmıştır. Araştırmada annelerin en çok önem verdiği değerlerin; "beden sağlığı", "yaşam hakkı", en az önem verdiği değerlerin ise "mal-mülk", "aşk" değerleri olduğu saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğrenim durumu ve toplam gelir durumu değişkenlerine göre annelerin değer algılarının anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların değer algılarının annelerin yaşlarına göre anlamlı farklılık gösterdiği, farklılaşmanın ise anneleri 31-35 yaş grubunda olan çocuklar yönünde olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, annelerin değer algıları ile çocukların değer algıları arasında p<.05 düzeyinde pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Erken Çocukluk Eğitimi, Okul Öncesi Eğitim, Anne, Değerler
