Çukurova University
Anabilim Dalı

Bağımlılık Danışmanlığı ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı

Çukurova University

2

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

2 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medyanın uyuşturucu ve uyarıcı maddelere ve bağımlılığa yönelik görüşe etkisi

Bağımlılık problemi biyopsikososyal bir sorun olması sebebi ile farklı açılardan incelenmeyi gerektirmektedir. Sorunun çevresel temellerine odaklanıldığında ise farklı sistemler ile kişi arasındaki etkileşim üzerinde durulmaktadır. Kişiler arası iletişim, kişinin içerisinde bulunduğu gelişim dönemi veya psikolojik konumu gibi faktörlerden de etkilenmektedir. Günümüzde insanların iletişim içerisinde olduğu sistemler fiziksel çevreleriyle sınırlı kalmamaktadır. Gelişen iletişim teknolojileri sonucunda insanlar kendilerine sanal bir dünya yaratır hale gelmişlerdir. Bu sebeple bağımlığın çevresel ve bireysel temellerine odaklanırken sosyal medya faktörünün de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu çalışma sosyal medya kullanımı ile uyuşturucu ve uyarıcı maddelere ve bağımlılığa yönelik görüşlerin arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışma örneklemini Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi 1. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma verileri Spss 25.0 paket programı ile analizi edilmiştir. Araştırma sonucunda farklı demografik özelliklerin sosyal medya kullanım alışkanlıkları üzerinde etkili olduğu öğrenilmiştir. Katılımcıların cinsiyetleri ve sosyal medya platformlarında karşılaştıkları uyuşturucu ve uyarıcı madde içerikli paylaşımlara yönelik görüşlerin incelenmesi neticesinde erkeklerin kadınlara göre daha büyük risk faktörü altında olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca yaş faktörünün de karşılaşma ve özenme anlamında etkili olduğu belirlenmiştir. Sosyal medyada geçirilen sürenin uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı üzerinde anlamlı bir etki olmamasına karşın YouTube ve Twitter kullanımının kimi görüşleri etkilediği ortaya çıkarılmıştır. Aynı zamanda sosyal medya platformlarında uyuşturucu ve uyarıcı madde içerikli paylaşımlarla karşılaşmanın kişi görüşleri üzerinde etkili olduğu gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, madde bağımlılığı ile mücadele alanında çalışan meslek uzmanlarının kişiler arası iletişimde sosyal medya faktörünün etkileri konusunda bilgilendirilmesi ile koruyucu, önleyici ve tedavi edici çalışmalarda ve sosyal uyum sürecinde danışanlara yol göstermeleri konusunda yardımcı olacağı düşünülmektedir.

BağımlılıkSosyal medyaUyuşturucu
Asena Merve Türkmen
Çukurova University · Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni sentezlenen fenoksiproponol amin türevi bileşiğin genotoksik etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, ilaç etken maddeleri olarak kullanılma potansiyeline sahip olabilecekleri düşünülerek Sakarya Üniversitesi Kimya Bölümü'nde sentezlenmiş ve antibakeriyel, antikarnonikanhidraz ve antiglukoliz aktif etkinliği belirlenmiş ana yapısında timol ve oksiproponolamin grubuna ek olarak 3-picolylamin bulunduran 1-(2-isopropyl-5-methylphenoxy)-3-((pyridin-3-ylmethyl)amino)propan-2-ol bileşiklerinin genotoksik ve sitotoksik profillerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, insan periferal kan lenfositleri üzerinde kromozomal anormallik (CA), mikronukleus (MN) testleri uygulanmıştır. Bu bağlamda lenfosit kültürü 24 ve 48 saat süre ile test maddesinin dört farklı konsantrasyonu (6.25, 12.5, 25, 50 μg/mL) ile muamele edilmiştir. Ayrıca tüm testlerde negatif, pozitif ve çözücü kontroller kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilere göre, test maddesi ile yapılan uygulamalarda 25 ve 50 μg/mL'lik dozlarda, CA oluşumu bakımından hem negatif kontrole hem de çözücü kontrole göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir. MN oluşumu bakımından ise bütün dozlarda anlamlı fark bulunmakla birlikte en yüksek 50 μg/mL'lik dozda hiçbir binükleat hücreye rastlanılmamıştır. Test maddesi ile yapılan 24 ve 48 saatlik uygulamada, mitotik indeks tüm konsantrasyonlarda hem negatif kontrol grubuna hem de çözücü kontrole göre anlamlı düzeyde azalışlar gözlemlenmiştir. Hücre başına düşen kromozomal anormallikler ve anormal hücre yüzdesi bakımından en yüksek 50 μg/mL'lik dozda her iki uygulamada hem negatif kontrole hem de çözücü kontrole göre anlamlı fark bulunmuştur. Ayrıca 24 saatlik uygulamada hücre başına düşen kromozomal anormalliklerde 25 μg/mL'lik dozda çözücü kontrol ve negatif kontrol bakımından anlamlı fark belirlenirken, anormal hücre yüzdesi bakımından ise sadece çözücü konrtole göre anlamlı artış söz konusudur. Elde edilen sonuçlara göre, test maddesinin uygulanan konsantrasyonlarının in vitro şartlarda sitotoksik etkili olduğu, özellikle yüksek konsantrasyonlarda ise genotoksik etkili olduğu görülmüştür.

Adrenerjik beta agonistleriGenotoksisiteKromozom düzensizlikleri+4
Guncha Meredova
Sakarya University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00