Recently Added Theses
View AllDoğu Akdeniz bölgesi'nde badem üretimi ve pazarlama yapısı
Doğu Akdeniz Bölgesi'nde badem dikim alanlarının hızla artması sonucu badem üretim miktarında da artış meydana gelmiştir. Henüz meyve vermeyen küçük yaştaki fidanların gelecek yıllarda verime başlamasıyla badem üretim miktarının da artması beklenmektedir. Bu sebeple badem üretim ve pazarlama yapısının ortaya konularak, gelecekte karşılaşılabilecek aksaklıkların belirlenmesi ve çözüm önerilerinin sunulması gerekmektedir. Araştırmanın ana materyalini; Doğu Akdeniz Bölgesi'nde 100 adet üretici, 8 adet aracı, 4 adet perakendeci ve 2 adet badem işleme tesisi ile yapılan yüz yüze görüşmeler sonucu elde edilen birincil veriler oluşturmaktadır. Elde edilen veriler frekans, oran ve ortalamalar kullanılarak sunulmuştur. Üreticilerin işletme grupları arasındaki farklılıkları belirleyebilmek için ANOVA analizi kullanılmıştır. Badem sektörünün güçlü ve zayıf yönleri ile sektördeki fırsat ve tehditleri ortaya koymak için SWOT analizinden faydalanılmıştır. Araştırma alanında pazarlama organizasyonun etkinliği değerlendirildiğinde işleme, paketleme, depolama, derecelendirme ve standardizasyon hizmetlerinde etkinliği azaltıcı unsurların olduğu söylenebilir. Araştırma alanında az sayıda aracı tipinin olması üreticilerin aracılar karşısında pazar pozisyonunu zayıflatmaktadır. Gelecek yıllarda artması beklenen üretimin pazarda etkin olarak değerlendirilmesi için badem üretim tekniğinin iyileştirilmesi, pazarlama organizasyonundaki aksaklıkların giderilmesi, hedef pazarların belirlenerek pazarlama stratejilerinin oluşturulması ve markalaşma çalışmalarına hız verilmesi gerekmektedir.
Effect of spark plug alteration on performance and emissions using hydrogen enriched gasoline in si engine under various loads and compression ratios
In this study, performance and emission parameters of a variable compression spark ignited engine was investigated with different spark plugs and hydrogen enrichment. The tests were carried out with a four stroke, single cylinder, naturally aspirated, variable compression ratio (VCR) engine. Two different compression ratios (CR) of 8.5:1 and 10:1 under %50 part throttle condition were implemented throughout the experiments. Moreover, engine loads of 8 Nm, 13 Nm and 17 Nm were applied to evaluate effects of different spark plugs and hydrogen usage at different engine loads. Copper, iridium and platinum spark plugs were tested for each experiment condition. In addition, hydrogen was added through the intake manifold with flow rates of 0, 2 and 4 lit/min to enhance combustion of VCR engine. Brake power (BP), brake specific fuel consumption (BSFC), carbon monoxide (CO), carbon dioxide (CO2) nitric oxides (NOx) and unburned hydrocarbons (UHC) values were determined with this study. According to test results, iridium and platinum spark plug usage, hydrogen addition and higher compression ratio improved BP and BSFC values and the engine emitted lower CO and UHC. However, higher CO2 emitted because of increased completeness of the combustion and NOx gases have risen due to increment in-cylinder temperatures. These variances occurred more obvious with platinum spark plug usage comparing to iridium spark plug. In addition, effects of spark plug alteration, hydrogen addition and higher CR on enhancements of BP, BSFC and CO were comparatively lower at higher engine loads.
Effects of pseudocereals on the quality of gluten free dough and bread
The baking properties of the pseudocereals as potential healthy and good-quality ingredients using different levels of hydrocolloids in gluten-free breads were studied. The pseudocereals significantly showed higher levels of protein, oil, ash and dietary fiber than corn starch. The results of the present study suggest that the pseudocereals can represent a good-healthy alternative to ingredients used in the manufacture of gluten-free breads. The increasing of moisture content, specific volume, L values of crumb color, and hardness of the crumb texture of all breads was associated with the increase in the level of hydrocolloids (2%, 3%, and 4%). Increasing the ratio of pseudocereal flours (10%, 20%, and 30%) showed a dark dough, also, resulted in a reduction in specific volume, L values of bread color and an increase in the moisture content and hardness of the crumb texture in all bread formulations (except in quinoa breads). The bread formulations prepared with the lowest ratio of pseudocereal flours (10%) at the high hydrocolloid concentration (4%) produced bread with good-quality better than that of the control bread in the acceptability. In contrast, the bread formulations prepared using the highest ratio of pseudocereal flours (30%) at the low hydrocolloid concentration (2%) produced bread with poor-quality, compared to the control bread.
Kurumsal yönetim uygulamalarının hisse senedi getirisi üzerine etkisi: BIST'de bir araştırma
Kurumsal yönetim kavramı, dünyada yetkiyi kötüye kullanımlar sonucu oluşan şirket skandalları ve yaşanan ekonomik krizlerden sonra önemini arttıran bir olgudur. Bu yaklaşım tartışılmaya başlandıktan sonra dünyada birtakım standartlar, kanunlar ve ilkeler çerçevesinde şekillendirilmiştir. Şirketlerin şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir bir yapıya kavuşması, şirketle ilişkili olan bütün taraflar arasında eşit mesafede olma kurumsal yönetimin en önemli amaçlarından olmaktadır. Kurumsal yönetimi etkili bir biçimde uygulayan şirketlerin yatırımcı nezdinde de daha çok tercih edilmesi ve hisse senetlerinin performanslarının olumlu yönde etkilenmesi beklenmektedir. Bu çalışmada da Türkiye'de kurumsal yönetim uygulamalarının hisse senedine olan etkisi Panel VAR modeliyle analiz edilmiştir. Bu bağlamda 2009-2016 yılları arasında kurumsal yönetim endeksinde yer alan ve en az beş yıllık kurumsal yönetim notu olan 19 adet firmanın kurumsal yönetim notları ile hisse senedi getirileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, kurumsal yönetim uygulamalarının hisse senedi getirileri üzerinde negatif etkisi bulunmaktadır. Çalışmada, kurumsal yönetim endeksinin performansı da BIST100 ve BIST30 endeksi ile karşılaştırılarak analize dahil edilmiştir. Performans değerlendirmesine göre, kurumsal yönetim endeksi performansı Sharpe, Treynor ve Jensen ölçütlerine göre karşılaştırılan diğer iki endeksin gerisinde kalmaktadır.
Geleneksel olmayan para politikası araçları ve Türkiye
Kuruldukları günden itibaren büyük bir önem atfedilen Merkez Bankaları, 2008 yılında yaşanan küresel iktisadi kriz ile ayrı bir boyutta gündeme gelmişlerdir. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'da hızlı bir şekilde gelişen ve derinleşen finansal piyasalardaki işlemler krizin başlıca nedeni olarak gösterilmiştir. Finansal işlemlerin karmaşıklığı, sistematik risklerin engellenememesi ve gerçek boyutunun ortaya konulamaması uygulanan para politikaların etkisiz olmasına neden olmuştur. Bu bağlamda, başta FED olmak üzere gelişmiş ülke Merkez Bankaları geleneksel para politikaları yerine, geleneksel olmayan para politikalarına yönelmeye başlamışlardır. Miktarsal genişleme, kredi genişlemesi ve negatif faiz uygulamaları gibi daha önce görülmeyen araçlar uygulanmaya başlamışlardır. Ancak söz konusu araçlar gelişmekte olan ülkeler açısından birtakım problemlerin ortaya çıkmasını tetiklemiştir. Bu yeni süreçte, gelişmekte olan ülkelere yönelik artan sermaye akımı ve volatilite, gelişmekte olan ülkelerinde para politika strateji ve araçlarını değiştirmesine neden olmuştur. Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2010 yılının sonlarından itibaren, ortaya çıkan makro finansal risklerin etkisini sınırlamak amacıyla, öncelikli hedefi olan fiyat istikrarın yanı sıra finansal istikrarı da kapsayacak şekilde yeni bir para politikası stratejisi uygulamaya başlamıştır. Tek hedef tek amaç yerine, çoklu hedef çoklu amaç prensibi ile hareket eden TCMB kendi bünyesinde faiz koridoru, rezerv opsiyon mekanizması gibi yeni araçlar türetilerek söz konusu hedeflerin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Özellikle, finansal oynaklığa vakitli tepki verebilmek amacıyla uygulanan faiz koridoru uygulaması, piyasa faizlerinin TCMB fonlama faizinden ve ilan edilen resmi faizlerden sapması tercih edilmiştir. Bu çalışmada, Merkez Bankaları tarafından ilan edilen resmi faizler ile bankaların fiiliyatta maruz kaldıkları fiili faizler arasındaki ilişki zaman serisi yöntemi ile ele alınacaktır. Bu bağlamda, faiz koridorunun üst ve alt koridor faizinin, kredi (bireysel- ticari) ve mevduat faizi üzerinde olası etkileri incelenecektir. Bulgularımıza göre, faiz koridorunun alt ve üst bandının mevduat faizleri üzerinde bir etkisi olduğu ve mevduat fiyatlamasında bir rol üstlendiği gözlenmektedir.
Transformation of English language instructors in dynamic assessment: An oral skill teaching experience in university preparatory program
This dissertation describes and analyses the transformative learning experiences of two instructors who engaged in the participatory action research study to critically reflect on their already held beliefs of assessment and instruction and learn about Dynamic Assessment (DA) to be implemented in their classrooms. The central aim of the study is to investigate the process of perceptual change that the instructors experience regarding the discrete relationship between assessment and instruction as they engaged in learning about DA which has an alternative view to that relationship. Based on participatory action research design with a participatory paradigm, this study is significant in terms of empowering the participants through a professional learning discourse in which participants criticise the contextual and individual factors that shape and limit their practices in speaking courses. Drawing on the Transformative Learning Theory and using evidence from verbal data from group discussion sessions, classroom observations, classroom artefacts, and interviews, this study analyses how these two English as a Foreign Language (EFL) instructors experienced individual transformative learning experiences and DA conceptualisation in a social and reflective discourse provided with the design of the study. Furthermore, the changes in the instructors' practices of classroom assessment and instruction were followed after the completion of group discussion sessions as the instructors acted on their experiences. The students' views were also gathered about the effectiveness of speaking instruction, in-class speaking assessment and changing practices of the instructors. The findings indicate that engagement in a participatory action research study contributed to the instructors' awareness of the contextual and individual constraints on their actions in speaking courses. Although participatory action research provided awareness to the instructors regarding these constraints, the verbal data from the discussion sessions and follow-up classroom actions of the instructors illustrated that they could change their perspectives and actions to the extent that they were able to bring critical self-reflection on their currently held beliefs. The students' views on the changing practices of instructors were limited but mostly positive in terms of their development, which might indicate the impact of the instructors' awareness and perceptual change on students' perceived development. The whole process of this participatory action research implied that professional development needs to engage teacher views and their critical reflection on their already set beliefs in order for the integration of research-based alternative pedagogies into teacher repertoires.
