Dicle University
Departman

Felsefe Bölümü

Dicle University

47

Arşivlenen Tez

1

DOI Atanmış

2%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aristoteles'te etik ve siyasetin öznesi olarak insan

Hangi felsefi etkinlik ya da hangi felsefi uğraş olursa olsun, her birinin temelinde bir ?insan? tasarımı ya da insanı anlama çabası vardır. İnsan ve insan ile ilgili olanın her türlü araştırmasının etik ve siyaset gibi değerler alanıyla doğrudan bağlantılı olduğu, bunlardan sıyrılmanın mümkün olmadığı Aristoteles felsefesinde insanın neliği, insanın ruhsal yanı temelinde açıklanmıştır. İnsanı, ruhu sebebiyle insan olarak kabul etmek onu tür olarak kabul etmektir ki bu, Aristoteles felsefesinde açıkça görülesi bir belirlenimdir. Diğer canlılarla ortak yanların ayırt edici olmaması sebebiyle ?insan?ı onlardan ayıran akılsal yan, insanın doğasına ayrı bir türsellik vermiştir.İnsanın, insan-olmayan ile açıklandığı Aristoteles felsefesinde tek ayırıcı olan akıl değil, aynı zamanda akla uygun eylem ve etkinliklerdir. Bu sebeple Aristoteles felsefesinde insanın neliği onun etik ve siyasetinden ayrı değildir; nitekim insan ilişkilerinin söz konusu olduğu yerde etik ve siyaset gibi alanların varlığı kaçınılmazdır. Yani Aristoteles felsefesinde insanın ne olduğu araştırıldıkça ya da doğasını oluşturan şeyin onu ayırt edici kılması bakımından anlamı araştırıldıkça, bunun pratik yaşamda karşılığı ve onu özne kılan şeyin neliği de araştırılmış olacaktır.

AkılAristotelesBeden+6
Nurten Öztanrıkulu
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern Avrupa düşüncesinde estetiğin siyasallaşma problemi

Modern Avrupa düşüncesinde estetiğin ideolojisi ve siyasallaşması denildiğinde pekala kaygan bir zeminde en karmaşık ve en tartışmalı bir yere işaret ettiğimizi kabul etmemiz gerekir. Tarihi çok eskilere dayanan estetik, bir güzellik bilimi olarak değerlendirilmesinden bu güne kadar farklı algılama biçimleriyle karşımıza çıkmıştır. Belirsiz bir yerde duran estetik terimi, her yüzyılda kullanıldığı her alanda farklı formlarda, yeni algılama biçimleriyle kendini göstermektedir.Bu bağlamda biz, üç bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde, estetik ve sanat teriminin hem bir birleriyle ilişkisini hem de tarihsel görüngüsünü genel algılama biçimini ortaya koymaya çalıştık. Çalışmanın ikinci bölümünde, esas tartışma konumuz olan 18. ve 19. yüzyıllarda, modern Avrupa düşüncesinde estetik ve siyasetin nasılda iç içe geçtiğini ve estetiğin siyasallaşma eğilimini genel bir düşünce algısını karşılaştırdık. Modernliğin estetik ve siyaset algısının yanı sıra toplumsal bağlamda siyaset ve estetiğin konumunu, yine iktidar ve estetik ilişkisini inceleme konusu yaptık.Çalışmamızın son bölümünde ise, modern sanatların estetik ve siyasetle oluşturduğu bağlamı tartışmaya çalıştık. Bu bağlamda estetik ve siyaset ilişkisini genel bakış açısı içinde plastik sanatlardan, sinemaya, müzikten kültür ve edebiyata kadar kısmen estetik ve siyaset algısına dair tartışmaları karşılaştırdık. Yine uluslararası sergiler ve bu sergilerin milliyetçilik, ulus, faşizm gibi kavramlarla olan ilişkisini estetik ve siyaset bağlamında ela alarak bir dizi saptamalar ortaya koyduk. Çalışmanın sonuç bölümünde ise incelemenin vardığı yargıları tartışmaya çalıştık.

Avrupa sanatıEstetikEstetik duyarlılık+7
Ali Rıza Kılınç
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çevre kavramına dinî ve felsefî bir yaklaşım

Düşünen ve sorgulayan bir varlık olması sebebiyle insan, kendisinin ve çevresindekilerin nereden geldiğini ve nereye gittiğini, bu görünenin arkasındaki görünmeyeni arayıp durmuştur.Felsefe ve din, bu arayışa cevap veren iki temel kurumdur. Bunların zaman zaman bilimle kurdukları bağlar da bu cevaplara katkıda bulunmuştur. Dinler, birçok defa, insanın çevresini izleyerek ondaki Tanrısal özü müşahede edip doğru yolu bulmasını istemektedir.Biz de tezimizde, klasik delil olarak bilinen, ontolojik, kozmolojik ve teleolojik delilden, çevreye dayalı olan kozmolojik ve teleolojik delilin Tanrı'yı ispatta kullanılmalarının imkân ve başarısını araştırdık.Girişte, kısaca çevre kavramı ve tarihsel gelişimine değindik. Birinci bölümde, delil getirmek için kendisine dayanılan çevrenin ne derece sağlam ve kabul edilebilir olduğunu, ikinci bölümde ise, dinlerin çevreyi nasıl değerlendirdiklerini ele aldıktan sonra, üçüncü bölümde çevreye dayanılarak getirilen delilleri ele alıp inceledik.Bu araştırma sonucunda da, son dönemlerdeki bilimsel gelişmelerin de, çoğunlukla, çevreye dayanan bu delilerin temel dayanağı olan, evrenle ilgili öncüllerini desteklemekte olduklarını gördük. Bu sonuç da, söz konusu delillerin, Tanrı'yı ispatta kullanılmasının imkân ve geçerliliklerini hâlâ korumakta olduklarını göstermiş oldu. Bizim önerimiz ise, çevre kavramını kullanarak bu delillerin yeniden tasnif edilmeleri yönündedir.

DelilDinDin felsefesi+3
Abdullah Pakoğlu
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Marifetname'de tabiat ilimleri

Erzurumlu İbrâhim Hakkı'nın Marifetname adlı eseri yazıldığı dönemde halk tarafından sevilmiş ve en çok okunan kitaplardan birisi olmuştur. Bu nedenle eser, halkın bilgi ve kültür düzeyi üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Eserin toplumun dini ve ahlaki yönden gelişmesine etkisi açıktır. Peki, Marifetname bilime ve bilimsel gelişmelere ne ölçüde katkıda bulunmuştur?Bunun anlaşılabilmesi için eserde yer alan ?Tabiat İlimlerinin? ayrıca incelenmesi gerekmektedir. Bu sayede İbrahim Hakkı'nın bu alandaki bilgi düzeyi ve bilim anlayışı ortaya konabilir. Böylece O'nun hem yaşadığı, hem de kendisinden sonraki dönemde bilime ve bilimsel gelişmeye katkısını anlayabiliriz.

Din felsefesiDoğaMarifetname+3
Muhammed İkbal Çelik
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kierkegaard'da Fideizm

Kierkegaard'ın epistemolojisi, imana dayalı bir epistemolojidir ve her şey varoluşla ilgilidir. İman konusu da varoluşun bir parçasıdır. Radikal bir fideist olarak Kierkegaard, iman önermelerine yönelik her türlü izah tarzını baştan reddetmektedir. Bu reddedişin kökeninde, onun dine bakış açısının, önemli etkileri vardır. Kierkegaard'ın dini epistemolojisinde iman ve akıl bir arada bulunmamaktadır. Ona göre akıl, dini hakikatleri kavramada yetersiz kalmaktadır. Zira enkarnasyon, ilk günah, Tanrı'nın varlığı birer doğmadır. Tanrı bilgisi dışındaki bütün bilgilerimiz, kesinlikten uzaktır. Bu yüzden o, epistemolojisini irrasyonalist bir zemin üzerine inşa etmiştir. Kierkegaard'ın sisteminde genel hatlarıyla öznellik, bireysellik, irrasyonalite, umutsuzluk, imancılık ve varoluş kavramları ön plana çıkmaktadır.

Din felsefesiFideizmKierkegaard, Soren
Mehmet Su
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Zihin felsefesinde düşünce deneylerinin epistemik statüsü

Bu tez, düşünce deneylerinin zihin felsefesindeki yerini ve felsefi bilginin oluşumuna sağladıkları katkıyı bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Özellikle, bilincin doğasının, kişisel kimliğin, zihin ile dış dünya arasındaki ilişkinin ve yapay zekânın imkânının tartışıldığı zihin felsefesinde temel bir yöntem olarak kullanılan düşünce deneylerinin, varsayımsal senaryolara dayanması nedeniyle bilgi üretme kapasiteleri, gerçekliği temsil etme biçimleri ve felsefi argümanlardaki epistemik değerleri tartışma konusudur. Bu kapsamda çalışmada öncelikle düşünce deneylerinin tarihsel gelişimi ele alınmış, Antik Çağ’dan modern döneme uzanan süreçte Platon’un Mağara Alegorisi, Theseus’un Gemisi, İbn Sînâ’nın Uçan Adamı ve Descartes’ın Kötü Cin Hipotezi gibi öne çıkan örnekler incelenmiştir. Ardından zihin felsefesinin temel problemleri değerlendirilmiş ve düşünce deneylerinin bu problemlerin açıklanması, kavramsallaştırılması ve tartışılmasındaki işlevi ortaya konmuştur. Bu doğrultuda Frank Jackson’ın Mary’nin Odası, David Chalmers’ın Zombi Argümanı, Hilary Putnam’ın Kavanozdaki Beyni, Alan Turing’in Turing Testi ve John Searle’ün Çince Odası düşünce deneyleri ayrıntılı biçimde analiz edilmiştir. Son olarak bu düşünce deneyleri kavramsal tutarlılık, tasavvur edilebilirlik, metafiziksel olanaklılık, sezgisel güvenilirlik, açıklayıcı güç, karşı senaryolara dayanıklılık ve teori seçimindeki rolleri gibi epistemik ölçütler çerçevesinde değerlendirilmiştir. Böylece, düşünce deneylerinin kavramsal analizin ötesinde felsefi bilgi üretimine özgün bir katkı sağlayıp sağlamadığı sorgulanmıştır.

BilinçDüşünce deneyleriYapay zekâ+1
Yasemin Revi
Gümüşhane University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
20
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.225
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni dini akımlar bağlamında Dünya Kardeşlik Birliği Mevlana Yüce Vakfı örneği

Ülkemizde son zamanlarda adı sıklıkla duyulan yeni oluşumlardan birisi de Dünya Kardeşlik Birliği Mevlana Yüce Vakfı'dır. New Age akımları arasında dinsel kökenli bir yapılanma olarak değerlendirilen Dünya Kardeşlik Birliği Mevlana Yüce Vakfı her ne kadar Türkiye kaynaklı bir oluşum olsa da kendisi hakkında yeterli bir bilgi bulunmamaktadır. Biz bu alanda gördüğümüz eksikliği tamamlamaya katkı sağlayabilmek düşüncesiyle Dünya Kardeşlik Birliği Mevlana Yüce Vakfı üzerinde araştırma yapmaya karar verdik.Bu düşünce ile yaptığımız çalışmamızın giriş bölümünde öncelikle hipotezlerimizi ifade ettik. Müteakiben araştırmanın konusu, amacı, yöntemi, kapsamı, sınırlılıkları üzerinde durduk. Sonra çalışma süresince kullandığımız temel kaynaklar hakkında bilgi verdik. Daha sonra ?New Age? ya da Yeni Çağ? akımlarının ne olduğu, bu akımların ortak özellikleri, dayandıkları temel felsefi konuları ele aldık. Arkasından yeni dini akımların tanımlanması, sınıflandırılması, oluşumları, gelişimleri, genel özellikleri ve temel kavramlarından bahsettik. Bu bölümde son olarak dünyadaki yeni dini oluşumlardan bazı örnekler verdik ve Mevlanacılığın bunlarla ilişkisini araştırdık.Birinci bölümde Dünya Kardeşlik Birliği Mevlana Yüce Vakfı'nın ortaya çıkışı, tarihi gelişimi, teşkilat yapısı, misyon anlayışı, toplantıları, yayınları ve diğer faaliyetlerini gözden geçirdik.İkinci bölümde Dünya Kardeşlik Birliği Mevlana Yüce Vakfı'nın inanç esaslarına, ibadet anlayışlarına değindik. Ayrıca bu oluşumu bazı din ve inançlarla karşılaştırdık.Araştırmamızı değerlendirmemizin yer aldığı sonuç bölümü ile tamamladık.Anahtar Kelimeler: Yeni Çağ, Mevlanacılık, Vedia Bülent Çorak, Bilgi Kitabı, Sembolizm, Onsekiz Bütünlük

Sakine Ak
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ekonomik kalkınmada dinsel tutum ve davranışların çift yönlü rolü

Bu araştırmanın esas amacı dinî tutum ve davranışlarla demografik değişkenler ve ekonomik kalkınma kriterleri arasındaki ilişkileri incelemektir.Bu çalışmanın örneklem grubunu, üç ekonomik bölgede, farklı meslek gruplarında çalışanlar arasından tesadüfî yöntemle seçilmiş 1128 kişi (Bay: 953, Bayan: 171) oluşturmaktadır. Deneklerin yaş ranjı (18-80) olup yaş ortalamaları 38'dir.Veri toplama araçları olarak DEÜ İlâhiyat Fakültesi din psikolojisi ana bilim dalı öğretim elemanları tarafından geliştirilmiş olan dinî hayat ölçeği ve ekonomik kalkınma kriterleri ile kişisel bilgi sorularını içeren bir anket kullanılmıştır.Elde edilen bulgulara göre dinî tutum ve davranışlarla eğitim, yaş grupları, medeni durum, cinsiyet, meslek grupları ve sosyo-ekonomik durum arasında p< 0.01 düzeyinde bir korelasyon bulunmuştur.Dini tutum ve davranışlarla tasarruf ve tutumluluk, çalışmaya verilen önem, zaman planlaması, eğitim bilim ve teknolojik gelişmelere verilen önem, insanların güvenilir olmaları, müteşebbislik zihniyeti (negatif), sahip olduklarıyla yetinme (negatif), kutsal gün, gece ve mekanlara verilen önem, doğruluk ve dürüstlüğe verilen önemle, ekonomik imkânlarının gelişmesi, tüm yaşam ve çalışma hayatında sevgi unsuruna verilen önemle p< 0.01; ekonomik bölgelere göre ekonomik imkanların gelişmesinde dinin rolü olup olmadığını düşünenler ve Ekonomik bölgelere göre dinî davranışlar arasında p< 0.01 düzeyinde bir korelasyon bulunmuştur. İşe verilen önemle dini tutum ve davranışlar ve ekonomik bölgelere göre sahip olduklarıyla yetinme anlayışı arasında p< 0.05 düzeyinde anlamlı bir korelasyon bulunmuştur.Dinî tutum ve davranışlarla, beraber iş yapma anlayışı, tüketim harcamaları, tembelliğe yer vermeyen bir kader ve tevekkül anlayışı, modern bir hayatın gerektirdiği düzeyde enerji kullanımı, ekonomik bölgelere göre kutsal gün, gece ve bayramlara verilen önem arasında bir korelasyon bulunmamıştır.Anahtar kelimeler: 1) Dinî tutum ve davranışlar, 2) Ekonomik kalkınma,3) Dinî hayat, 4) Dindarlık.

Hasan Arslan
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhammed İkbal'de mistik tecrübe

Bu tezin konusu asrımızın büyük düşünürlerinden biri olan Muhammed İkbal'in Mistik Tecrübe hakkındaki görüşleridir. Amacımız Muhammed İkbal'in düşünce dünyamızdaki yerini ve onun konuyla alakalı orijinal görüşlerini ortaya koymaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için mümkün olduğunca bizzat Muhammed İkbal'in kendi eselerine müracaat edilmiştir.Dikkate alınması gereken ilk nokta, mistik tecrübenin tarafımızdan yakinen bilinmesidir. Bu tecrübe, diğer insanî tecrübelerden farksız olarak bilgimiz için gereken veri ve bulguları veriyor. Bütün tecrübeler doğrudan vuku bulurlar. Nasıl ki, normal tecrübenin sahaları, dış dünya hakkındaki bilgimizle ilgili seziş ve verilerin yorumlanmasına bağlıdır, mistik tecrübenin kapsamı da Allah hakkındaki bilgimizi açıklanması ve yorumlanmasına bağlıdır. Mistik tecrübenin doğrudan ve araçsız olmasında ki anlam sadece diğer şeyler gibi Allah'ı da bilmemizdir.Allah, matematiksel bir olgu değildir. Allah, tecrübeye dayanmayan yalnız karşılıklı ilişkilerde bulunan bir takım kavramlardan oluşan bir sistem de değildir. Mistik hal bizi Mutlak Hakikat'in küllî kısmıyla temasa getirir. Bu kısımda bir birine zıt olan muharrikler birleşerek tahlil edilmeyecek bir birlik oluştururlar. Bu öyle bir birliktir ki ihtiva ettiği şeyler arasında özne nesne farkı tamamıyla ortadan kalkar. Mistik hal, her şeyden üstün her şeye egemen ve bir an için tecrübeyi yaşayanın ferdi şahsiyetini aşan yegâne ve olağanüstü diğer zat ile yakın ve içten temas kurmasıdır. Muhtevasına bakılırsa mistik hal, hayli âfakidir ve yalnız subjektifliğin sesli dünyasına çekilme hareketi olarak görülmemelidir.Anahtar Kelimeler: Mistik, Tecrübe, Muhammed İkbal, Âlem, Tanrı

AlemDeneyimTasavvuf+1
Bünyamin Gülmez
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Schleiermacher'ın din felsefesi

Modern teolojinin babası olarak bilinen, Friedrich Schleiermacher, on dokuzuncu yüzyılın seçkin düşünürlerinden biridir. Bu çalışmada öncelikle bir teolog olan Schleiermacher'in din felsefesi incelenmiştir. Bu bağlamda ilk olarak teoloji-felsefe ilişkisi ve Schleiermacher'in teolojisi hakkında bilgi verilmiştir. Sonraki bölümlerde hayatı ve eserleri ile ilgili ayrıntılı bilgi verilmiş, onun din felsefesini şekillendiren temel dinamiklerin ne olduğu sorusuna cevap aranmıştır. Araştırmamızın üçüncü ve son bölümünde ise Schleiermacher'in Tanrı anlayışına yer verilmiştir. Mutlak bağımlılık duygusu bağlamında onun Tanrı algısı ele alınarak incelenmiştir.Büyük ölçüde Aydınlanma felsefesinden ve romantizmden etkilenen Schleiermacher'in, dönemindeki yaklaşımlara ve kendinden önceki felsefeye karşı eleştirel, toparlayıcı bir tutum geliştirerek eklektik bir sistem kurduğu anlaşılmıştır.Schleiermacher'in din felsefesine özgün katkısı, kendi eserlerinden ve kullandığı terimlerden hareketle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda ?mutlak bağımlılık duygusuna? dayanan din anlayışına sağlam bir giriş hedeflenmiştir.

DinDin anlayışıDin felsefesi+3
Ali Bayram
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00