Recently Added Theses
View AllMultiple sklerozda apolipoprotein e polimorfizmi ve prognoza etkisi
Amaç: MS genetik özelliklerin eşlik ettiği kompleks etyolojiye sahip kronik inflamatuar bir hastalıktır. APO E genetik polimorfizmi ile MS dahil çeşitli nörodejeneratif hastalıklar arasındaki patojenik ilişki tartışmalıdır. ?4 allelinin varlığının daha agresif bir hastalık süreciyle ilişkili olabileceği vurgulanmıştır. Bu veriler bizi MS hasta grubunda APO E allellerinin hastalık seyrini etkilediği iddiasını incelemeye sevk etmiştir. MS'li hastalardaki belirli APO E genotiplerini sağlıklı kontrol populasyonu ile karşılaştırdık ve APO E ?4 allelini hastalığın belirli bulgulanabilir klinik özellikleriyle ilişkilendirdik. Materyal ve Metod:Klinik olarak MS tanısı almış 33'ü kadın ve 17'si erkek 50 hasta ve sağlıklı 30 kişi çalışmaya alınmıştır. Apo E genotipi PCR yöntemiyle, total apo E nefelometrik yöntemle belirlenmiştir. Başlangıç yaşı, cinsiyet, hastalık süresi, MS klinik subtipi, başlangıç semptomları kaydedilmiştir. EDSS Kurtzke Genişletilmiş Yetmezlik Durum skoru yardımıyla ölçülmüştür. Hastalık şiddeti (progresyon indeksi) EDSS/ hastalık süresi olarak hesaplanmıştır. Belirli allellerin klinik özelliklerle ilişkileri ve APO E genotiplerinin sıklıklarındaki farklılıklar incelenmiştir. Bulgular: Hastalarla kontroller arasında genotip sıklığında belirgin farklılıklar yoktu. Hasta ve kontrol grubu arasında ?4 taşıyıcılığı açısından anlamlı fark yoktu (p=0.56). Ancak erkek MS hastalarında ?4 taşıyıcılığı anlamlı olarak yüksekti (p=0.007) ve erkek MS hastalarında girişte hastalık süresi daha kısa, EDSS daha yüksek, serum total Apo E düzeyi daha düşük olma eğiliminde ve PI anlamlı olarak yüksekti (p=0.031). Başlangıç yaşı, MS klinik tipleri, EDSS, PI ile APO E ?4 taşıyıcılığı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. İyi prognostik faktör olarak bilinen görsel başlangıç ?4 pozitif grupta yok ve duyusal başlangıç azdı. Remisyonda bakılan serum Apo E düzeyi ise ?4 pozitif hastalarda istatiksel olarak önemsiz olmakla birlikte daha düşük olma eğilimindeydi. Sonuç: Bu sonuçlar APO E genotipinin MS'a yatkınlık üzerinde etkisinin olmadığını göstermektedir. Fakat erkek hastalarda artmış APO E ?4 frekansı ile birlikte, artmış hastalık şiddeti ve azalmış serum Apo E düzeyi yönünde bir eğilim tespit edilmiştir. Olgu sayısının arttırılmasıyla tüm genotipleri kapsayacak şekilde çalışmanın genişletilmesi gerektiği düşünüldü. Anahtar Sözcükler: Multipl Skleroz, APO-E, genetik, genotip, nöroloji, prognoz
2-aminotiyofenol ile dialdehitlerden schiff bazlarının sentezi ve geçiş metalleri ile komplekslerinin eldesi, karakterizasyonu ve ekstraksiyonunda uygulamaları
Bu çalısmada, yeni tiyo Schiff bazları, N,N'-bis(2-aminotiyofenol)-1,4- bis(karboksaldehit fenoksi)bütan (L1) ve N,N'-bis(2-aminotiyofenol)-1,7-bis(formilfenil)- 1,4,7-trioksaheptan (L2) sentezlenmistir. Sentezlenen bu Schiff bazı ligandlarının Cu(II), Ni(II), Zn(II), Co(II) ve La(III) kompleksleri hazırlandı. Ligandların ve komplekslerin yapıları FTIR, Elemental Analiz, Magnetik Süssebtibilite, UV-vis, Kondüktometrik ölçümleri, 1H-NMR, 13C-NMR ve siklik voltametri verilerinden yararlanılarak karakterize edildi. Sentezlenen ligandlar ile bakır(II) ve nikel(II) iyonlarının sulu çözeltilerinden organik çözücüye ekstraksiyonu yapıldı. I. Asamada sentezlenen ligandlar ile metal iyonlarının ekstraksiyonu üzerine sürenin etkisi incelenmistir. Ekstraksiyon üzerine süresinin etkisini çalısmak için, 15, 30, 45, 60 ve 120 dakikalar seçildi. Ekstraksiyondan sonra sulu fazda kalan metal iyonlarının derisimleri AAS ile ölçüldü ve ekstrakte edilen metal yüzdeleri hesaplandı. II. Asamada L1 ve L2 ligandları ile metal iyonlarının ekstraksiyonu üzerine pH'ının etkisini incelemek için sulu fazın pH'ı 3-10 aralıgında degistirilmistir. Ortamın pH'ını ekstraksiyon süresince sabit tutmak için asetik asit-sodyum asetat ve sodyum karbonatsodyum bikarbonat tampon çözeltileri kullanıldı. Ekstraksiyon sonrası sulu fazda kalan metal iyonlarının derisimi AAS ile ölçülmüs ve ekstrakte edilen metal yüzdeleri hesaplanmıstır. Ekstraksiyon deneyleri sonucunda sayfa 45' deki denklemden yararlanılarak, log H2L ye karsı log D nin grafige geçirilmesiyle elde edilen dogrunun egiminden birlesme oranı ve kayma degerlerinden de log Kext sabitleri elde edildi. Anahtar Kelimeler: 2-aminotiyofenol, tiyo Schiff bazları, tiyo Schiff bazı kompleksleri, çözücü ekstraksiyonu, elektronik geçisler, siklik voltametri.
Atıksu toplama sistemlerinde kullanılan boruların verimlilik açısından değerlendirilmesi
Tüm insanlık tarihi boyunca toplu yasanan sehirlerin en büyük sorunlarından biri saglıksız alt yapı tesisleri olmustur. Ülkemizin Avrupa Birligine uyum sürecinin tamamlamaya çalıstıgı bugünlerde alt yapı konusunda oldukça büyük eksiklikleri bulunmaktadır. Alt yapı yatırımlarının maliyetlerini yüksek oldugu asikârdır. Bu konuda yapılacak hatalar ülke ekonomisinin bos yere sarf edilmesine neden olmaktadır. Tüm bunların yanında alt yapı sorunlarını gelecek kusaklara aktarmamak için bu konularda daha dogru çalısarak sorunlarımız çözmemiz gerekmektedir. 20 yy. baslarından itibaren plastigin kesfi ile plastik hayatımızın her alanında kendine yer bulmus ve birçok alanda hayat sartlarımızı kolaylastırmaya baslamıstır. Alt yapı malzemelerinde de kullanılmaya baslayan plastigin gelismesi ile atık su toplama sistemlerinde de kullanılmıstır. Atık su toplama sistemlerinde yasanan sorunların büyük bir kısmı da yanlıs malzeme seçimlerinden ve hatalı uygulamalardan olmustur. Bu çalısma kapsamında atıksu toplama sistemlerinde kullanılan boruların verimlilik açısından degerlendirilerek bundan sonra yapılacak olan alt yapı yatırımları için öneriler sunulmustur. Bes bölümden olusan çalısmanın birinci bölümünde; çalısmanın amacı ve önemi vurgulanmıstır. kinci bölümde, atık suyun özellikleri, boru hatlarına etkileri ve kullanılan borulardan HDPE boru ve beton boruların özellikleri açıklanmıstır. Üçüncü bölümde çalısmanın yöntemi ile tez kapsamında materyal olarak ele aldıgımız Gömeç ilçesi tanıtılmıstır. Dördüncü bölüm; tez kapsamında yapılan çalısmaların sonunda elde edilen bulguları kapsamaktadır. Besinci ve son bölümde; çalısmanın sonuçları açıklanmıs ve bu kapsamda gelecege yönelik olarak üretilecek atıksu toplama sistemlerinde kullanılacak boru tiplerinde 200mm, 300mm, 400mm çaplarda HDPE boruların kullanılması, 500mm ve daha büyük çaptaki borularda beton boruların kullanılmasının daha verimli oldugu sonucuna varılmıstır. ANAHTAR KELMELER: Kanalizasyon, Alt yapı, Boru, Beton boru, HDPE boru
Modifiye edilmiş havuç atıklarıyla bazı ağır metallerin adsorpsiyon yoluyla uzaklaştırılmasının kinetik ve termodinamiksel olarak incelenmesi
Bu çalısmada, modifiye edilmis havuç atıklarından yararlanarak sulu çözeltiden Mn2+, Cu2+, Ni2+ ve Co2+ metallerinin biyosorpsiyon yoluyla uzaklastırılması kinetik ve termodinamik parametreler esliginde incelenip, karsılastırılarak incelendi. Bu amaçla, önce Mn2+, Cu2+, Ni2+ ve Co2+ metalleri için 293K, 313K ve 333K de kinetik çalısmalar yapılarak kinetik veriler elde edildi. Bu deneysel veriler Lagergren denkleminde degerlendirilerek adsorpsiyon hız sabitleri belirlendi. Bu sabitler kullanılarak da aktivasyon enerjileri belirlendi. Ayrıca, yukarıdaki üç ayrı sıcaklıkta adsorpsiyon çalısmaları yapılarak adsorpsiyon izotermleri belirlendi. Adsorpsiyon izotermleri Langmuir izoterm tipine uydugu görüldü. Langmuir çizgisel izoterm denklemlerinde degerlendirilerek C m ve b sabitleri belirlendi. Bulunan b sabitlerinden H, S ve G termodinamik parametreler belirlendi. Ayrıca; her bir metal için tek nokta adsorpsiyon çalısmaları yapılarak, yüzde adsorpsiyon kapasiteleri belirlenip sonuçlar karsılastırıldı.
N-benzil-2-izobütil aza-15-crown-5 eter'in p1h-NMR t1 durulma zamanları ölçümüyle moleküler hareketlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, T1 ölçümleri yoluyla kiral crown eterin moleküler hareketinin sıcaklığa bağlı olarak tayini yapıldı. Kiral taç eter [(S)-N-benzil-2-isobütil-4,7,10,13-tetraoksa-1-azasiklopenta-dekan] (C21H35NO4) olan maddeden 10 ?l alınarak, 5ml CDCI3 içinde çözüldü ve 5 mm çapındaki NMR tüpüne konuldu. Sıcaklık 330 - 295 K değerleri arasında her seferinde 5 K düşürülerek yapıldı ve her sıcaklık değerinde her bir pik için T1 değerleri ölçüldü. Ölçümler BRUKER marka 400 MHz NMR spektroskopisi ile gerçekleştirildi. Sıcaklık deneylerinin değerlendirilmesinde molekül içi dipol-dipol etkileşmesine dayanan kuram kullanıldı. Buna dayalı olarak elde edilen verilerden ln T1'in, 1/T ye karşı grafiği çizildi. Buradan Ea aktivasyon enerjileri ve ?c ilgi zamanları saptandı. Molekülün hesaplanan aktivasyon enerjileri ve ?c ilgi zamanlarından moleküler takla hareketi yaptığı yorumlandı.
Gravitasyonel alan denklemleri ve özellikleri
Bu çalışmada, içerisinde bulunan kütle, enerji ve momentumun (enerji-momentum tensörünün) varlığıyla eğrilen dört boyutlu bir Lorentz manifoldu olan uzay-zamanının eğriliği ile enerji-momentum tensörü arasındaki bağıntının Einstein alan denklemi ile sağlanacağı konusu incelendi. Evrenin ilk anlarındaki fiziksel durumunun anlaşılmasını sağlayan genel göreliliğin temel ilkelerine dayalı gravitasyonel alan denklemleri ve özellikleri konusuna teorik olarak değinildi. Teorik olarak incelenen bu denklemden sonra da son yıllarda tesbit edilmeye çalışılan gravitasyonel dalgalar ve büyük birleşim teorisi üzerinde durularak konuya ilişkin incelemeler araştırıldı ve bunların evrenin açıklanışına ilişkin getireceği yenilikler üzerinde duruldu.
