
18
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Halk hekimliğinde ocaklık kurumu ve Araban (Gaziantep) ilçesi örneğinde kadın ocaklılar
Kültür varlğının büyük bir bölümünü oluşturan ve sözlü gelenekte yaşatılan ürünlerle beslenen halk kültürü öğelerinin derlenip gelecek kuşaklara sağlıklı bir şekilde aktarımı belirli bir disiplin çerçevesinde gözlemler yapılarak gerçekleştirilmelidir.Pek çok medeniyete ev sahipliği eden Anadolu'nun bu birikiminin büyük bir kısmını halk hekimliği ve inançları oluşturmaktadır. Türklerin İslâmiyet'i kabulü sonrasında halk hekimliğinin en önemli temsilcilerinden ocaklılar; işlevlerini yaşama biçimlerini, varlıklarını ve etkinliklerini farklı görüntülerle şekillendirerek devam ettirmiştir.Çalışmamızda Anadolu'da uygulanmaya devam eden ve halk bilimi açısından araştırılmaya değer bir konu olan ocaklı üzerine, planlı saha çalışmalarını esas alan bir araştırma yapılmış, bunu yaparken de Gaziantep ili, Araban ilçesinde bulunan kadın ocaklılarla yapılan görüşmelerden faydalanılmıştır.Anahtar Sözcükler:1.Halk2.Hekim3.Ocaklı
Anadolu erkek toplantılarının halkbilimsel incelenmesi
Anadolu erkek toplantıları Türk halk edebiyatını, halk dansları ve müziğini, köy oyunlarını ve toplumsal değerleri aktarmada önemli role sahiptir. Türk erkekleri yerel ve toplumsal sorunları tartışmak, dayanışmayı, karşılıklı anlayışı ve toplumda yaşama hissini teşvik etmek amacıyla düzenli olarak özellikle kışın evlerde toplanırlar. Toplantılarda yemek eşliğinde müzik, oyun ve danslar olabilir. Anadolu Erkek Toplantıları sabahın erken saatlerine kadar sürebilir. Toplantılara din, dil ve konum farkı gözetmeksizin 16 yaş üzeri erkek çocukları katılabilir. Katılanlarda dürüst bir aileden gelme, güvenilir ve yaşlılara karşı saygılı olma, kumar oynamamış ve toplu yerlerde içki içmemiş olma şartı aranır. Herhangi bir üye özel bir mazeret olmadıkça toplantıya katılmazsa para cezası ile cezalandırılır. Kadınlar erkek üyeleri bu toplantılara katılmaya teşvik ederler. Bu toplantıların toplumsal ve kültürel faydaları vardır. Topluluklar genelde 5 ila 30 üyeden oluşur ve seçimle veya ihtiyarlar tarafından önerilen bir lider topluluğu yönetir. Üyeler hak ve sorumluluklar bakımından eşittir. Sohbet Toplantıları, toplumsal adalet, ahlaki değerler, iyilik yapma, saygı, müsamaha gibi değerleri aktardığı için önemli bir eğitici işlevi gerçekleştirir.
Afyonkarahisar ili Çay ilçesi ve çevresi halkbilimi ürünlerinin sosyokültürel açıdan değerlendirilmesi
?Afyonkarahisar İli Çay İlçesi ve Çevresi Halkbilimi Ürünlerinin Sosyokültürel Açıdandan Değerlendirilmesi? adını taşıyan bu yüksek lisans tezinde; Afyonkarahisar'ın Çay ilçesi ve çevresinin halkbilimini oluşturan halk sanatları, halk mimarisi, halk oyunları, halk müziği, halk edebiyatı, doğum, sünnet, evlenme, ölüm gibi hayatın dönüm noktalarıyla ilgili gelenek ve görenekleri, halk hekimliği, halk ekonomisi, halk tiyatrosu, halk oyunu, bayramlar ve törenler, halk inançları, halk mutfağı gibi ürünleri derleme ve tarama sonucunda elde edilen metin ve bilgilerle bunların günümüze gelirken yaşadığı evreler ve sosyokültürel bakımdan bugünkü durumu değerlendirilmektedir.Kültürlerin güçlendirilmesi amacıyla birçok ülke ve toplum, halk kültürü ürünlerini derleyerek ulusal kültüre ve dolayısıyla uygarlığa kazandırma çabasına girmiş ve bu çalışmalarında başarılı da olmuştur.Afyonkarahisar'ın Çay ilçesi ve çevresinden derleme/ tarama yöntemiyle elde edilen verilerin sosyal ve kültürel bir inceleme yapılarak ülkenin somut olmayan kültürel mirasına kazandırılması amaçlanmaktadır.İlçe bulunduğu coğrafi konum sebebiyle Anadolu insanının kültürel dokusu, yaşayış biçimi, giyim- kuşamı, davranışları gibi hususlar Çay ve çevresinde yaşayan insanlarda görülmektedir. Bu bakımdan Çay ve çevresinin halk kültürü dolayısıyla halkbilimi ürünleri önem kazanmaktadır. Ayrıca bu yöre henüz şehirleşme sürecini tamamlayamadığından otantik bir yapıya sahiptir. Hâlâ insanların yaşama biçiminde, giyim- kuşamında, ekonomisinde, sosyal ve kültürel geleneklerinde, edebiyatında belirgin bir değişme gözlenememektedir. Böylesine otantik bir yargıya sahip bir yörenin halkbilimi bakımından bilimsel anlamda değerlendirilmemiş olması da bu çalışmaya farklı bir önem kazandırmaktadır.Çay ilçesiHalk BilimiHalk EdebiyatıSosyokültürelDönüşüm
Modern kentte üretilen türkülerin ve bunların icra ortamlarından türkü barların, işlev kuramı açısından incelenmesi
Bu çalışmada, türkü barlar ve modern kent ortamında üretilen türkülerin işlevleri üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde, türkü bar adından hareketle, söz konusu olan bu mekânlarda icra edilen müziğin türkü olup olmadığı tartışılmıştır. Sonuç olarak, alışılagelmiş tanımlamaların dışında bir halk müziği ve türkü tanımlamasına ihtiyaç olduğu görülmüş ve bu yönde çağdaş tanımlamalara ulaşılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise, türkü barların oluşum gelişim süreci ele alınmış, bu mekânların oluşumuna etki eden faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümü, türkü barlar ve türkü barlarda icra edilen müziğin işlevinin ne olduğunun tespitine ayrılmıştır.Bütün bu çözümlemelerden sonra, modern kentte yaşayan bazı halk gruplarının, sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarından doğduğu anlaşılan türkü barların ve türkü barlarda icra edilen müziğin, hoş vakit geçirtme, eğlendirme ve estetik haz işlevi; kültürü gelecek kuşaklara taşıma ve eğitim işlevi; aidiyetlik duygusu yaratma ve kimlik kazandırma işlevi; baskılardan kurtarma, rahatlatma ve etkinliği azaltma işlevi; protesto işlevi, propaganda ve kamuoyu oluşturma işlevi; tarihsel veri olma işlevi gibi işlevlerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Elazığ, Malatya ve Kayseri illerinde bulunan huzurevlerinde yaşayan yaşlıların ilaç kullanma davranışları ve etki eden faktörlerin incelenmesi
Toplumun giderek yaşlanması ile akut ve kronik hastalıkların oranı dolayısıyla kronik ve çoklu ilaç kullanımı arttırmıştır. Bu çalışma Elazığ, Malatya ve Kayseri illerinde bulunan huzurevlerinde yaşayan yaşlıların ilaç kullanma davranışları ve bunlara etkili olabileceği düşünülen faktörlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.Kesitsel tipteki bu çalışmada çalışmanın evrenini Elazığ, Malatya ve Kayseri huzurevlerinde kalan 60 yaş üstü (n=310) kişiler oluşturmuştur. Herhangi bir örneklem seçilmemiş, huzurevinde yaşayan 310 kişinin tümü araştırma kapsamına alınmış ve 255 (cevaplılık oranı %82.2) kişiye ulaşılmıştır. Çalışmaya katılan 60 yaş üstü kişilerin %60.8'i (n=155) Kayseri, %19.6'sı (n=50) Elazığ ve %19.6'sı (n=50) Malatya huzurevinde bulunmaktadır. Araştırmanın verileri; hazırlanan anket formunun yüz yüze görüşme tekniği uygulamasıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel paket programında yüzdelik, ortalama ve X² (ki-kare) analizleri ile değerlendirilmiştir.Araştırma kapsamına alınan yaşlıların %64.7'si erkek, %35.3'ü kadın olup, yaş ortalaması 72.7±8.2'dir. Yaşlıların %91.0'da herhangi bir kronik hastalık tespit edilmiştir. Yaşlılarda en fazla görülen kronik hastalık hipertansiyon (%55.2) dır. Yaşlıların %87.8'i birden fazla ilaç (polifarmasi) kullanmakta olup, en fazla kullanılan ilaç grubu antihipertansif (%52.2) ilaçlardır. Yaşlıların %97.3'ünün ilaçlarını önerilen şekilde kullanmakta olduğu, önerilen şekilde kullanmayanların ise birden fazla ilaç aldığı ve karıştırdığı saptanmıştır. Kadınlar erkeklere oranla daha fazla sayıda ilaç kullanmaktadır (p<0.05). Kadınların sağlıklarını erkeklere oranla daha kötü hissettikleri belirlenmiştir (p<0.05). Eğitim düzeyi yükseldikçe kadın ve erkekler arasında sağlıklarını daha iyi algılama oranları artmaktadır (p<0.05).Sonuç olarak; huzurevinde yaşayan yaşlıların birden fazla ilaç kullanma oranları yüksek bulunmuştur. Bu nedenle huzurevinde çalışan doktor ve hemşirelerin ilaç kullanım hataları açısından riskli olan yaşlıların farkında olmaları, bu yaşlıları yakından izlemeleri, ilaç kullanımı hakkında yaşlıları sürekli olarak bilgilendirmeleri ve desteklemeleri önerilmektedir.Anahtar kelimeler: Yaşlı, ilaç kullanma davranışları, huzurevi, polifarmasi
Gündelikçi kadınların folkloru
Türkiye'nin ikinci büyük şehri olan başkent Ankara'da gelir seviyeleri yüksek olan işlerde çalışan kadınların ev işlerinde kendilerine yardımcı olabilecek gündelikçi kadınlara ihtiyaç duymaları bu iş kolunun yaygınlaşmasına neden olmuştur. Kırsaldan göç ederek kentte yaşayan kadınların kente uyum süreçlerini sağlaması açısından gündelikçilik son zamanlarda dikkati üstüne çekmiştir. Köyden kente göç ederek geleneksel kültürlerini de beraberinde kente taşıyan gündelikçi kadınların kent kültürüne ne derece adapte olduklarını, geleneksel özelliklerini ne derece değiştirdiklerini ve kentli olmaya ne kadar yaklaştıklarını tespit edilmesi iki farklı kültürel yapıyı karşılaştırmamız açısında önemli olmaktadır. Bu nedenle gündelikçi kadınların oturdukları semtlerden başlayarak, evlerine temizliğe gittikleri diğer kadınların semtlerine kadar ki kültürel yolculuklarını irdelemek bu araştırmanın çerçevesini oluşturmaktadır. Ankara Mamak gecekondu bölgesinde yaşayan elli gündelikçi kadın üzerinde yapılan görüşmelerden elde edilen bilgilerden yola çıkarak gündelikçi kadınların geleneksel/sözlü ve kent kültürleri değerlendirilmiştir. Farklı özelliklerdeki kadınların evlilik biçimleri, aile içi paylaşımları, tüketim alışkanlıkları, boş zamanlarını değerlendirme biçimleri gibi konularda geleneksel kültürle kent kültürü arasındaki tercihleri ve tutumları incelenmiştir. Ayrıca gündelikçi kadınlar arasında hangi sözlü kuralların geçerli olduğu tespit edilerek sözlü bir kültürü oluşturup oluşturamadıkları da incelenmiştir.Anahtar Sözcükler1.Gündelikçi Kadınlar2.Geleneksel ve Sözlü Kültür3.Göç4.Gecekondu5.Kent Kültürü
Kırgız Atalar Kültü ve Kırgız Atalar Kültünün yaşayan kültüre etkileri
Bu çalışmada Kırgız Türklerinin İslam dinine kadarki ve İslam dininden sonraki dini inançları; bu inançlar çerçevesinde teşekkül eden dinî kültür ve oluşan bu kültürün hayata bakış açılarını nasıl etkilediği ele alınmıştır. Öncelikle çalışmamıza daha geniş bir bakış açısı kazandırması amacıyla ?Kırgız Türklerinde Din ve Kült? başlığı altında, Kırgızların İslam dinine kadarki dini inançları olan Gök Tanrı Dini, Atalar Kültü, Bakşı Kültü, Tabiat Kültü, Totemin İzleri anlatılmış ve örneklerle ortaya konmuştur. Bunun devamı olarak Kırgızların İslam dinini kabul ettikten sonra günümüze kadarki dini hayatı ayrıntılarıyla verilmiştir. Özellikle SSCB döneminde Kırgızların dini inançlarının gereklerini yerine getirmekte yaşadıkları sıkıntılar ele alınmıştır. Ayrıca Kırgız Türklerinin kültürel hayatlarının bir parçası olan geçiş dönemlerindeki dini törenlerin üzerinde ayrıntılı olarak durulmuş ve söz konusu törenlerin halk edebiyatı ürünlerine yansımalarını gösterebilmek için Manas başta olmak üzere diğer destanlardan örnekler verilmiş, ata ruhlarının ve ata mezarlarının önemi anlatılmıştır. Kırgızistan'ın muhtelif bölgelerinde bulunan ata mezarları, adak yerleri, bu yerlerle ilgili inançlar ve bu ziyaretgâh yerlerinin tarihî dönemlerde ve günümüzdeki durumu ayrıntılarıyla verilmiştir. Ayrıca sözü geçen evliya kültlerinin Kırgız Sözlü Kültür Geleneğine ait ürünlere birer motif olarak yansıması metinlerle örneklendirilerek değerlendirilmiştir. Orta Asya'nın kadim halkı olan Kırgız Türkleri çok eski tarihlerden bugüne kadar birçok önemli siyasi, sosyal olay yaşamalarına rağmen milli kimliklerini, milli değerlerini, dini inançlarını eski dinin izlerinin kalıntılarıyla beraber korumuş, kuşaktan kuşağa aktarmayı başarmışlardır denilebilir.
Türk sinemasında müzikal filmlerin halk hikaye motifleri bakımından incelenmesi
Sözlü kültür ürünlerinden olan halk anlatıları yazılı kültür dö-nemine geçildiğinde bile toplumda varlıklarını korumaktadırlar. Teknolojik gelişmenin bir sonucu olan sinema, 20. yüzyıla özgü ol-masına rağmen asırlar boyu var olan unsurları içinde barındırmak-tadır. Bir anlamda teknoloji geleneği taklit etmektedir.Bu tezde, Anadolu sahası halk hikayelerinde kullanılan motifler ile Türk Sineması'ndaki şarkılı filmlerde kullanılan motifleri kar-şılaştıran bir çalışma yapılmıştır. Bu nedenle halk hikayelerindeki motifler incelenmiş ve bu hikayelerinde tespit edilen motiflerin bir çoğunun filmlerde de kullanıldığı örnekler verilerek açıklanmıştır.Tez üç bölümden oluşmuştur, İlk bölümde, halk hikayesi, motif, şarkılı film gibi kavramlar belirtilmiş, ikinci bölümde halk hikayeleri epizotlarına göre ayrılmış ve filmlerin motifleri tasnif edilmiştir. Üçüncü bölümde ise tespit edilen motiflerin ışığı altında karşılaş-tırma yapılmıştır.Çalışma sonucunda, şarkılı filmlerde halk hikayesi motifleri-nin sıklıkla kullanıldığı tespit edilmiştir.
Adıyaman merkez ve çevrelerindeki adak yerleri ve uygulamaları
Bu çalışmanın konusu, ?Adıyaman Merkez ve Çevrelerindeki Adak Yerlerive Uygulamaları?dır. Bu çalışma giriş hariç bir bölümden oluşmaktadır. Girişbölümünde kült ve adak kavramları üzerine bilgi verilmiştir.Çalışmanın 1. bölümünde Adıyaman merkez ve ilçelerindeki adak yerlerive uygulanan adaklar hakkında bilgi verilmiştir.Bu araştırma sonucunda yirmi üç adak yeri tespit edilmiştir. Bunlardan onaltı tanesi hem evliya kültüne hem de dağ kültüne, üç tanesi su kültüne, dörttanesi ağaç kültüne bağlı olarak ziyaret edilen adak yerleridir. Bu alanlardaAdıyaman ile ilgili çalışmaların yapılmamış olması bazı güçlüklere nedenolmuştur.Yapılan çalışma, sosyal açıdan önem arz eden adak kavramınınözelliklerini ortaya koyması ve bu kavramla ilgili bazı yanlış bilgilerindüzeltilmesi bakımından önemlidir. Bu çalışmanın neticesinde, eski Türknançlarının Adıyaman ve yöresinde slâm dini ile iç içe yaşadığı, buna aituygulamaların halen devam ettiği sonucuna varılmıştır.Eserin sonuna yaralanılan kaynaklar, derleme yapılan kişiler hakkındabilgi ve üzerinde inceleme yapılan adak yerlerinin resimleri ekler başlığıaltında ilave edilmiştir.
Bizim Türkiye dergisinin halk edebiyatı açısından önemi ve değeri üzerine bir inceleme
Bir milletin hayatını, asil yapan sey, hiç de ilim ve sanat değildir. Zelil surette yasadıktan sonra ilim ve sanatın ne kıymeti vardır? Ruh asaleti basta gelir ve ruh asaleti kendisini fikir halinde değil hareket halinde gösterir. Çokları aydınlığı bir mesuliyet artması olarak değil, daha fazla menfaat koparmak için bir ruhsat telakki etmektedir. Türkiye'de okur-yazarların memlekete karsı davranıs tarzı umumiyetle iyi ve dürüst değildir. Bu memleketin tek köyünü görmemis, tek derdi üzerinde durmamıs, asıl mühimi köyü görmek ve bu derdi anlamak ihtiyacını duymamıs olanlar, vakitlerini öldürmek için okudukları ecnebi kitaplardan bizim köyümüzün derdine çareler tavsiye etmislerdir. Köy ve köylü problemi birçok meçhullü ve çözülmesi pek kolay olmayan bir muadeleye benzemektedir. Onun midesinden, kesesinden, elbisesinden, esyasından ve mahdut günlük itiyatlarından bir sey anlasılamaz. Köyün çok karısık hayatı, sekli ve köylünün muğlâk dünya bezmine ait mahdut müsahedelerle, umumi kıyaslarla ve hele romantik intibalarla izaha asla mütehammil değildir. Biz bu davada yalnız mütehassıs ve ilim adamlarımızı değil bütün düsünen, ıstırap duyan, köyü tanıyan ve seven insanlarımızı bu bakir mevzua eğilmeğe davet ediyoruz. Siyasi mecmua memleket realitesini, siyasi hadiseleri ele alarak hüküm verecek iddialar ileri sürecek olan bir mecmua demektir. Hadiseler üzerindeki hüküm ve iddialar bir görüs içinde belirir. Bu görüsler de belki bir zihniyet ve inanılmıs kıymetlerden hadiseler üzerine tutulmus ısık huzmeleri gibidir. Hadiseler bu ısıkla görülecektir. Dergi Türk cemiyetini iliklerine kadar saran büyük fikir ve politika cereyanlarının karsısında mümkün olduğu kadar tarafsız ve objektif, fakat daima memleket menfaat ve gerçeklerini en önde tutan bir zihniyetle hareket etmeği amaç bilmistir. Bizim Türkiye dergisinin yazılarını, ?köy ve köylü yasamındaki zorluklar, milli hayatımızın nasıl olması gerektiği, siyasi ve sosyal hadisler, eğitim sistemimizin aksaklıkları, ekonomik durumumuz hakkındaki bilgiler? olusturmaktadır. Bu yazılar ısığı altında o dönemin panoraması ortaya konuldu.
SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi çalışanlarında bel ağrısı prevalansı ve bel ağrısını etkileyen faktörler
Amaç: Bel ağrısı tüm meslek gruplarında sık görülen bir problemdir. Bu araştırma SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi çalışanlarında bel ağrısı prevalansı ve risk faktörlerini saptamak amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın evreni SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan hekim, hemşire, otomasyon personeli ve temizlik personellerinden oluşmaktadır. Örneklem hacmi, Epi İnfo 7 istatistik programında P=0.50 , %95 güven aralığında ve beklenen frekans %47 belirlenerek 324 bulunmuştur. Toplamda 276 çalışana ulaşılmıştır. Katılımcılara, demografik özelliklerinin ve bel ağrısına ilişkin bilgilerin sorgulandığı anket formu uygulanmıştır. Verilerin analizi, SPSS 22 (Statistical Package for the Social Sciences 22,0) programı ile yapılmıştır. Bulgular ki-kare analiz sonuçlarıyla elde edilmiştir. Bulgular: YBBA sıklığı %68,1, YBBA olanlarda mevcut bel ağrısı sıklığı ise %41,0 olarak bulunmuştur. YBBA prevalansı ile cinsiyet, sigara kullanma, çalışma yılı, spor yapma durumu arasında anlamlı ilişkiler bulunmuş olup bel ağrısı için risk faktörü olarak belirlenmiştir(p<0,05). Sonuç: YBBA ve YBBA olanlarda mevcut bel ağrısı sıklıkları, sağlık çalışanlarında yüksek oranlarda saptanmıştır. Aynı zamanda bel ağrısıyla ilişki faktörler belirlenmiş olup, bu konuda edinilmiş bilgilere katkı sunulmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Bel ağrısı, hastane çalışanları, prevalans, risk faktörü
Epik ve mitolojik destanlarda geçiş dönemleri, âdet ve inanmalar
Milletlerin hayatında derin izler bırakan olayları ve o milletlerin kültür unsurlarını yansıtan destanlar, Türk milletinin sosyo-kültürel yapısını, çağları ve coğrafyaları aşan kimliğini sergilemesi bakımından önemli hazinelerdir. Bu çalışma bu hazinelerden istifade amacıyla hazırlamıştır.Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde bu konunun neden ve nasıl çalışıldığı ifade edilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde sosyal normların çeşitli yazılı kaynaklardan alınan tanımları verildikten sonra destan tanımları; destanların oluşumları, tasnifleri, özellikleri, destan motifleri hakkında bilgiler derlenip incelenmiştir. Birinci bölümünün devamında mit, efsane ve halk hikâyesi hakkında bilgi verildikten sonra bu üç türün destan ile benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde doğum geçiş dönemi hakkında yazılı kaynaklardan elde edilen bilgiler derlenip tasnif edildikten sonra incelediğimiz destanların, eğer varsa, ilgili kısımları, konuyla alakalı yerlere yerleştirilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise evlenme geçiş dönemi hakkında yazılı kaynaklardan elde edilen bilgiler derlenip tasnif edildikten sonra incelediğimiz destanların, eğer varsa, ilgili kısımları, konuyla alakalı yerlere yerleştirilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümü olan ölüm geçiş dönemi hakkında da yazılı kaynaklardan elde edilen bilgiler derlenip tasnif edildikten sonra incelediğimiz destanların, eğer varsa, ilgili kısımları, konuyla alakalı yerlere yerleştirilmiştir.Çalışma, insanoğlunun hayatındaki temel geçiş dönemleri olan doğum, evlenme ve ölüm bölümlerinin genel değerlendirilmesiyle ve her üç bölümü ilgilendiren kaynakların verilmesiyle tamamlanmıştır.
Bozulmuş açlık glukozu görülen kadınlarda beslenme ve fiziksel aktiviteye yönelik girişimlerinin etkinliği: Toplum tabanlı girişimsel çalışma
Giriş: Diyabet, yaşam tarzı değişiklikleri ile yüksek riskli bireylerde önlenebilir ya da geciktirilebilir. Bu çalışmanın amacı, bozulmuş açlık glukozu saptanan kadınlara uygulanan beslenme ve fiziksel aktivite girişimlerinin kişilere düzenli aralıklarla telefon görüşmeleriyle hatırlatılmasının, bireylerde açlık glukoz düzeyini düzeltmedeki etkinliğini incelemektir.Yöntem: Araştırma toplumda yapılmış girişimsel bir çalışmadır. Araştırma grubu Balçova İlçesi Eğitim ve Çetin Emeç Mahallelerinde yaşayan . bozulmuş açlık glukozu olan, 30?65 yaş arası 220 kadından oluşturuldu. Kadınlar, rasgele 119 kişi girişim, 101 kişi de kontrol olmak üzere iki gruba ayrıldı.. Her iki gruba sağlıklı beslenme şekli ve fiziksel aktivite önerilerini içeren bir seminer sunuldu. Seminer sonunda katılımcılara bu önerileri içeren birer broşür verildi. Girişim grubuna ayrıca diyet ve fiziksel aktivite ile ilgili yaşam tarzı önerilerini hatırlatan renkli haftalık tablolar verildi. Tablolarda kırmızı renk glisemik indeksi yüksek besinleri her gün tüketmek, sarı renk bu besinleri haftada 1-6 kez, yeşil renk ise hiç tüketmeme anlamını taşımaktaydı. Fiziksel aktivite açısından, kırmızı renk hafta boyunca aktivite yapmamak, sarı renk haftada 1-4 kez ve yeşil ise haftada 5 kez fiziksel aktivite yapma anlamındaydı. Girişim grubundaki katılımcılara tabloların nasıl kullanılacağı ve her hafta araştırmacı tarafından telefonla aranacakları anlatıldı. Arkasından girişim grubundaki kadınlar 12 hafta boyunca haftada bir telefonla arandı. Girişim grubundaki kişilerde çalışma başında ve 3. ayda diyet ve fiziksel aktivite için kırmızı, sarı, yeşil renk sayılarına bakıldı. Açlık kan şekeri sonuç değişkeni ise hem girişim hem de kontrol grupları için bakıldı.Bulgular: On iki haftalık izlem sonunda toplam olarak 32 girişim ve 17 kontrol grubu araştırmayı tamamlandı. Başlangıçta 119 girişim ve 101 kontrol grubunu oluşturan kadınların; yaş (p=0.66), açlık plazma glukozu (p=0.39), bel kalça oranı (p=0.64), beden kütle indeksi (BKI) (p=0.28), menopoz durumu (p=0.16) ve diyet özellikleri (p>0.05) benzerdi. Girişim grubunda 3 aylık izlem sonunda besinlerdeki yeşil renk sıklığında (16.2±4.1'den 15.1±3.7'ye, p=0.03) başlangıca göre istatistiksel olarak anlamlı bir azalma görüldü. Üç ayın sonunda fiziksel aktivitedeki yeşil renk sıklığında (0.5±0.7`den 0.4±0.7'ye, p=0.25) istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik gözlenmedi. Girişim ve kontrol grupları açlık kan şekeri düzeyi açısından 3 aylık izlemin sonunda karşılaştırıldığında girişim grubunun açlık kan şekeri düzeyinin (117.0±25.8) kontrol grubuna (109.5±9.2) göre arttığı (p=0.69) gözlendi. Bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görüldü.Sağlıklı toplumda yapılan bu girişimsel çalışmada, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktiviteyi artırmak için yapılan düzenli hatırlatıcı telefon görüşmelerinin açlık kan şekeri düzeyini düşürmede etkin olmadığı görüldü. İzlemden kayıpların çok yüksek olması nedeniyle bu sonuç dikkatle yorumlanmalıdır. Toplum düzeyinde yapılan girişimsel çalışmalarda katılımı artıracak yeni yöntemler aranmalıdır. Düzenli ev ziyaretleri ve katılımcılarla birlikte alışveriş merkezi ziyaretleri ayrıca aktif seminerler çalışmaya olan katılımı artırabilir.Anahtar Sözcükler: Bozulmuş açlık glukozu, girişim, glisemik indeks, fiziksel aktivite
Aşık Nejdet Kuyumcu ve eserleri
Edebiyat, sözle yapılan ve malzemesi dil olan sanat dalıdır. Edebiyatın ifade imkânı ve etki alanı çok genistir. Bu çalısmada Türk Milli Edebiyat geleneginin en eski siir geleneklerinden birisi olan Âsık Tarzı Siir türünü devam ettiren Âsık Nejdet KUYUMCU islenmistir. Âsık Nejdet KUYUMCU Âsık Edebiyatı'nın ve Âsıklık geleneginin içerisinde yer aldıgı için Âsık Edebiyatı ve Âsıklık gelenegi ile ilgili ana hatlarıyla ön bilgiler verilmistir. Âsık Edebiyatı'nın ve Âsıklık geleneginin tarihsel süreci ve etkilesimleri aktarılmaya çalısılmıstır. Karslı Âsık Nejdet KUYUMCU hayatı ve edebi sahsiyetiyle tanıtılmaya çalısılmıstır. Türk kültürü açısından önemli bir yere sahip olan, emek ve özveri isteyen âsıklık gelenegini ögrenme nedenleri yol ve yordamları özlü bir biçimde anlatılmıstır. Bu ögrendiklerini, bilgi ve birikimini, sairligini ortaya koyarak söylemis oldugu eserler derlenmistir. Gelenege ait yaygın olarak kullanılan terimler hakkında kendisinden bilgiler alınarak, bu terimler tanıtılmıstır. Yine âsıklık geleneginin asıl unsurlarından biri olan karsılasma ile ilgili terimler açıklanmıstır. rticalen ve saz esliginde söylenen karsılasma örnekleri yerinde tespit edilerek derlenmistir. Yazıya aktarılarak derlenen eserleri ile ilgili edebi bir inceleme yapılmıstır. Anahtar Kelimeler: Asık, Nejdet Kuyumcu, Deprem, Muhdar
Türk kültüründe atalar kültü
Türk kültüründe atalar kültünün yapı ve işlevlerinin ele alındığı bu tezde giriş ve ona bağlı altı bölüm yer almaktadır. Tezin Birinci Bölüm'ünde atalar kültü üzerine yapılan çalışmalara yer verilmiş ve bunlar tematik açıdan incelenmiştir. Konu üzerine yapılan yerli ve yabancı çalışmaların ele alındığı bu bölümde Teolojik, Psikolojik, Soy Sistemi/Genetik/Akrabalık, Kahramanın Statüsü, Mülkiyet Fikrinin Gelişmesi ve İdeolojik Düşünceler olmak üzere altı tema belirlenmiş ve bunlar da kendi içinde kronolojik olarak ele alınmıştır. Bu temalar özelinde incelenen kuramsal bakış açıları eleştirel ve bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Kavramsal ve kuramsal bir çerçevenin oluşturulduğu İkinci Bölüm'de, kültlerin oluşumu merkez ve çevre kavramları temelinde formülleştirilmiştir. Bu bölümde, ayrıca, ataların kimliği ve cinsiyeti meselesi, ölü ve ata kültü konuları eleştirel yaklaşım bağlamında ele alınmıştır. Tezin Üçüncü Bölüm'ünde inanç sistemleri ve Türk mitlerinde atalar kültü konularına yer verilmiş, Türklerin kabul ettikleri dinler ile atalar kültü arasındaki ilişki incelenmiştir. Tezin Dördüncü ve Beşinci Bölüm'ünde atalar kültünün inanç ve uygulamalar ile sözlü edebiyat ürünlerindeki durumu temalar belirlenerek ele alınmıştır. Altıncı Bölüm'de günümüzün toplum hayatında atalar kültünün durumu tespit edilmiştir. Türk kültüründe "kült" konusunu ele alan çalışmaların çoğunda bağlamın ihmal edilip metin merkezli yaklaşımların kullanıldığı görülmektedir. Atalar kültünün inceleme alanı olarak seçildiği bu çalışmada gerek kült gerekse atalar kültü konusunda yaygın olarak kullanılan teolojik bakış açısının aksine; maddi, manevi ve sosyal olmak üzere toplumun tüm alanlarını kapsayan bütüncül bir yaklaşım temel alınmıştır. Araştırma boyunca kült üzerine yapılmış diğer çalışmalardan ve elde bulunan yazılı, sözlü, görsel, arkeolojik ve etnografik malzemelerden yararlanılmıştır. Ancak, Türk kültürünün geniş bir coğrafi alana yayılmış olması söz konusu malzemelerin parçalar halinde bulunmasını beraberinde getirmiştir. Bu durum, Türk kültürüne bütüncül yaklaşma noktasında, araştırmanın en önemli sınırlılığından birini oluşturmaktadır. Bu çerçevede, hemen her boydan, imkanlar ölçüsünde, alınan malzemelerin karşılaştırılmasıyla, Türk atalar kültünün genel yapısı belirlenmiş ve mitoloji araştırmaları için taşıdığı önem ortaya konulmuştur.
Rus bılinaları ve Türk kültür ekolojisi
Karadeniz'in kuzey bozkırlarında IX. yüzyılda Knezlik (Prenslik, Derebeylik) olarak tarih sahnesine çıkan Ruslar, siyasi birliğini, devletleşme sürecini, tecrübesini, bürokrasi ve askeri yapılanmasını birkaç yüzyıl boyunca hâkimiyetleri altında kaldıkları Türk-Tatar zümrelerinin etkisi ve katkısıyla gerçekleştirmişlerdir. Bu süreç içinde Türk-Tatar zümrelerinin Rus kültürü üzerine de etkisi büyük olmuştur. Rus halk edebiyatında Türk kültürünün etkisi açıkça görülmektedir. Rus halk edebiyatının en önemli türlerinden olan kahramanlık destanları olan "bılinalar"ın önemli bir kısmı Rus yurdunun ve Hıristiyanlık inancının en büyük düşmanı Türk-Tatar zümreleri ve Litvalılara karşı verilen savaşları konu edinmiştir. Rus yurdunu batıdan Litvalılar, diğer yönlerden ise Türk-Tatarlar hep tehdit etmişlerdir. Kudretli Rus bogatırları (bahadır, kahraman) bu düşmanlara karşı Aziz Rus yurdunu, Hıristiyanlık inancını savunmuştur, düşmana geçit vermemiştir. Bılinalar Rus halkının geçmiş hatırasını, kültürel belleğini taşırken, aynı zamanda da gelecek ülküsünü, istikbalini temsil etmektedir. Rus halk edebiyatı, sözlü kültür geleneğinin en önemli türlerinden olan bılinalara da Türk kültürüne ait dil unsurları, motif, konu, karakter gibi çok önemli etkiler görülmektedir. Kâhin Boyan'ın anlattığı Bılina'nın yükünü ancak Türkçe "bogatır" (batur, bogatur) taşıyabilmektedir. Ruslar, Türk zümrelerinin hâkimiyetinde siyasi birliğini sağlama ve devletleşme sürecini tamamlamıştır. Türk-Tatar zümreleri ile Rus halkının hayatın her alanına dokunan karşılıklı etkileşimi ve ilişkisi artarak ivme ile devam etmiştir. İlk başta daha çok Türk kültüründen Rus kültürüne etkin bir etkileşim yaşanırken, Rusların Sibirya, Kafkasya ve Orta Asya'ya doğru yayılmalarıyla başlayan süreç içinde Rus kültüründen de Türk kültürüne doğru kültürel etkileşim artmıştır. Bu kültürel alışveriş her iki tarafın kültürel yapısına zenginlik katarken, olumsuz etkiler de yapmış olabilir. Modern çağda milletlerin kaygıları milli kültürlerini yabancı kültürler karşısında korumaya çalışmak, gayeleri de kendi kültürünü başka halk kitlelerine tanıtmak olmuştur. Türk kültürü ile nispeten daha genç bir kültür olan Rus kültürü arasında çok fazla benzeşen unsurlar mencuttur. Anahtar Kelimeler: Bılina, bogatır, halkbilimi, halk edebiyatı, Hıristiyanlık, Kiev, kültür, Rus, Türk, Tatar.
Halep ve çevresi Türkmen düğünleri üzerine bir inceleme
İnsan hayatında ikinci önemli geçiş dönemi evlenmedir. Evlenme, iki gencin bir araya gelmesiyle gerçekleşir. Evlilik, iki gencin aile kurmak üzere kanunların uygun gördüğü şekilde, ruhen ve bedenen bir ömür boyu sürecek şekilde bir araya gelmeleridir. İki kişinin bir araya gelmesiyle gerçekleşen evlilik, aileler arasında dayanışmayı, yardımlaşmayı ve kan bağlılığını güçlendirir. Ayrıca toplumsal ve ekonomik ilişkiyi düzenler. Çiftin karı koca olması, öncelikle toplum tarafından onaylanmasıyla gerçekleşir. Bir milletin eskiden beri devam eden evlilikle ilgili gelenek ve görenekleri vardır. Düğün, evlenme sürecinin en önemli aşamasıdır. Kız ile erkeğe bir toplumsal statü kazındırması ve aileler arası dayanışma sağlaması açısından önemlidir. Ayrıca evlilik törenleri, örf ve adet, gelenek ve göreneklerin zengin bir şekilde yansıtıldığı önemli törenlerdir. Düğün, toplumsal bir olaydır ve düğüne katılımın diğer törensel toplantılardan daha fazla olduğu görülmektedir. Düğün törenlerine olan fazla katılım, bu törenin güçlü ve canlı kalmasını sağlamaktadır. Halep ve çevresi Türkmenlerinin düğünleri üç günden bir haftaya kadar sürerken, günümüzde şehirde yapılan salon düğünleri bir günle sınırlandırılmıştır. Köyde yapılan düğünler, nerdeyse bütün köylerde benzerlikler, hatta ortaklıklar gösterir. Yöre Türkmenlerinde düğünler, bayrak dikme merasiminden başlayarak damadın gerdeğe girdiği zamana kadar süren aşamadır. Bu çalışmada Halep ve çevresinde yaşayan Türkmenlerin, düğün de dahil olmak üzere, evlenmeyle ilgili geleneklerini inceledik. Gözlem ve karşılıklı görüşme yöntemlerini kullanarak Halep Türkmenlerinin evlenme geleneklerine ait uygulamaları tespit ederek gün ışığına çıkarmaya çalıştık. Siyasi gelişmelerden dolayı çeşitli bölgelere göç etmek zorunda kalan Halep Türkmenlerinin gelenekleri, elbette değişime uğrayacaktır. Bu bakımdan, yaptığımız tespitlerin Halep Türkmenleriyle ilgili bir belge niteliği taşıdığını ve önemli olduğunu düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Halep Türkmenleri, düğünler, geçiş dönemleri, Gelenek, Görenek
Halkbilimsel unsurların tiyatroda kullanılması: Ashura adlı gösterimin Aşure kavramıyla göstergebilimsel ilişkisi
Bu çalışma, halkbilimi merkezinde ''Ashura'' adlı gösterimin Greimas'ın göstergebilim yöntemiyle incelenmesi üzerinedir. Gösterim incelenirken, halkbiliminde ya tatlı kapsamında ya da taziye törenleri ekseninde ele alınan ''aşure'' nesnesine de tüm bunların aksine soyut, akademik bir düzlemde yaklaşılmıştır. Göstergebilim aracılığıyla, ''toplu özneler'' üstünden ''biz''i oluşturan yapı tanımlanmaya çalışılmıştır. ''Biz'' halkbiliminin temel taşlarındandır. Jan Assmann'ın ''bağlayıcı yapı'' kavramının üç alt başlığı üstünden alımlayıcı öznelerin (AÖ) anketleri, ele alınan mitler ve gösterimdeki türküler de analiz altına alınmıştır. Böylelikle, halkbiliminin bir sanat olayı aracılığıyla nasıl kullanıldığının da örneği verilmiştir.