
10
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Ahşap çerçeve sistemlerde çapraz eleman kullanımının değerlendirilmesi
Ahşap, kendini yenileyebilen doğal bir yapı malzemesidir. Doğadan temin edilir, montajı kolaydır ve fazla uzun sürmemektedir. Yıkılması gereken ahşap yapıdaki elemanlar sökülüp başka bir yapıda kullanılabilmektedir. Ahşap yapılar hafif yapılardır, deprem performansı açısından diğer yapılara nazaran daha iyidir ve uygun enkesit kullanıldığında ve birtakım kimyasal işlemler uygulandığında yangın performansı da daha iyi hale gelmektedir. Ahşap yapılar birçok açıdan avantajlı olduğu için tez çalışması kapsamında ahşap yapıların ve ahşap taşıyıcı sistemlerin özellikleri detaylıca açıklanmış olup geleneksel ahşap taşıyıcı sistemler ve modern yapım sistemleri çalışma kapsamında detaylıca ele alınmıştır. Tez çalışmasının yapısal analiz bölümünde yapıda kullanılan parametrelerin aynı olduğu, sadece çapraz kullanımının farklı olduğu 6 model tasarlanmış olup, modeller TBDY 2018 (Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği) kapsamında spektral analiz yöntemi ile ETABS programıyla analiz edilmiştir. Amaç ahşap yapıda tek yönlü çapraz eleman kullanımının yapı stabilitesine ve deprem dayanımına etkisini araştırmak olmuştur. İki farklı lokasyon için spektral analiz yapılmıştır ve analiz sonucunda bir kolon ve bir kiriş elemanda oluşan kesme kuvveti değerleri karşılaştırılmıştır. Modellerin spektral analizden elde edilen kat öteleme, tepe deplasman ve göreli kat öteleme değerleri karşılaştırılmıştır. Analiz sonuçlarına göre en elverişli modelin çapraz elemanın kenar orta açıklıklarda kullanıldığı model olduğu belirlenmiştir. Analiz sonucunda çapraz eleman kullanımının kat ötelemesi değerini ve kolonlarda oluşan kesme kuvveti değerini ciddi oranda azalttığına da ulaşılmıştır. İlerleyen çalışmalarda, çift yönlü çapraz kullanımının ve payanda kullanımının deprem dayanımına etkisi incelenebilir ve çapraz elemanların farklı açıklıklarda kullanımı ile modeller çoğaltılabilir ve her modele spektral analiz uygulanarak en elverişli modelin yani çapraz kullanımının en etkin olduğu açıklığın tespiti yapılabilir. Eşdeğer deprem yükü yöntemi ve statik itme analizi yöntemi gibi analizler de uygulanarak bu analizlerden elde edilen sonuçlar karşılaştırılabilir.
Bor yan ürünü olan öğütülmüş kolemanitin çimento yerine belirli yüzdeliklerle ikamesinin araştırılması
Günümüzde endüstriyel alanda büyük gelişmeler kaydedilmiştir ve buna bağlı olarak endüstriyel atıklar gün geçtikçe önem kazanan bir konu olmuştur. Bu doğrultuda atık malzemelerin hammadde olarak kullanılması, kullanılmış hammaddelerin tekrar değerlendirilmesi gibi atık yönetimi konuları oldukça önem kazanmıştır. İnşaat sektörünün en temel elemanlarından bir tanesi betondur. Beton karışımında çimentonun yerini alabilecek endüstriyel atıklardan birtaneside bordur. Türkiye bor rezervi açısından oldukça önemli bir konumda bulunmaktadır. Bu çalışmada borun yan ürünü olan öğütülmüş kolemanitin çimento yerine belirli yüzdelerle kullanılması ve elde edilecek beton, dayanım ve dayanıklılığı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Elde edilen beton türlerine, taze beton deneyleri yapılmış olunup,150x150x150 mm'lik küp formundaki kalıplar yağlanarak taze beton örnekleri yerleştirilmiştir. Bir gün kalıplarda kalan numuneler kalıplardan çıkarılarak oda sıcaklığında kirece doygun suda 7,28 ve 90 gün bekletilmiştir. Sudan çıkarılan numuneler üzerinde basınç, yarma, su emme, deneyleri ile dayanım ve dayanıklılık özellikleri araştırılmış ve öğütülmüş kolemanit etkisi gözlemlenmiştir.7 günlük kırımlardan elde edilen sonuçlara göre şahit numunenin ortalama basınç dayanımı değeri 51,35MPa olurken %0,5 katkılı numunenin ortalama basınç dayanım değeri 47,39MPa , %1,0 katkılı numunenin ortalama basınç dayanım değeri 47,08MPa, %1,5 katkılı numunenin ortalama basınç dayanım değeri 42,87MPa, olarak ölçülmüştür. Erken dayanımda öğütülmüş kolemanit miktarının artmasına bağlı olarak dayanımın kademeli olarak düştüğü gözlemlenmiştir. Ancak 90 günlük dayanımlara bakıldığında 90 günlük şahit numunenin ortalama basınç dayanımının 73,67MPa %0,5 katkılı numunenin ortalama basınç dayanımının73,79MPa %1 katkılı numunenin ortalama basınç dayanımının 74,48MPa ve %1,5 katkılı numunenin ortalama basınç dayanımının 74,36MPa olarak ölçülmüştür. Basınç dayanım değerlerine bakılarak uzun vadede kolemanit katkılı numunelerin basınç değerlerinin şahit numuneyi yakaladığı hatta geçtiği gözlemlenmiştir. Sonuç olarak bor yan ürünü olan öğütülmüş kolemanitin belirli yüzdelerle çimento yerine kullanılabileceği görülmüştür.
Bazalt agregasıyla üretilen betonun kırılma parametrelerinin incelenmesi
İnsanoğlu yeme ve içme gibi temel ihtiyaçlarından sonra hayatını daha güvenlikli geçirebilmek için barınmaya ihtiyaç duyar. Nüfusun hızlı artması ve gelişen inşaat sektörüne bağlı olarak sürdürülebilir çözümlere her zaman ihtiyaç duyulmaktadır. Günümüze kadar birçok yapı malzemesi kullanarak barınma ihtiyacını karşılamakta olan insanoğlu zamanla hazır beton üretmeye başlamıştır. Günümüzde hazır betona olan talebin artışı aynı zamanda agregaya olan talebin artmasına da sebep olmuştur. Hazır betonda kullanılan agregaların azalması hazır beton sektöründe agrega kaynaklarını araştırmaya ve alternatif agrega bulmaya yöneltilmiştir. Sert, yoğun bir volkanik kayaç olan bazalt dünyanın birçok bölgesinde bulunabilmektedir. Bu çalışmada, agrega malzemesi olarak Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Mardin il sınırları içerisinde yer alan Karacadağ'da bazalt türü olarak tanımlanan doğal kayalar kullanılmıştır. Doğal kaya bazalt agregasının özgül ağırlığı, su emme kapasitesi ve kil oranı belirlemiştir. Daha sonra bazalt agregası ile üretilen betonun kırılma parametreleri analiz edilmiştir. Bazalt agregasına çimento, su ve katkı malzemesi ilave edilerek beton numuneleri üretildi. Betonun mekanik dayanımları, kırılma mekaniği modellerinden İki Parametreli Model ve Efektif Çatlak Modeli ile analiz edilmiştir. Maksimum agrega boyutu 12 mm ve 19 mm olan agregalarla karşılaştırmak için dört karışım oranı serisi kullanıldı. Çalışmada üretilen betonun su/çimento oranı 0.45 olup, seçilen çimento dozajları 300 ve 350 olarak belirlenmiştir. 150×150×150 mm çentikli küp numuneler kullanılmıştır.
Çelik çerçevelerin 2018 Türk Çelik Tasarım Yönetmeliğine göre genetik algoritmayla optimum tasarımı ve sonuçların SAP 2000 çözümleriyle karşılaştırılması
Yapısal taşıyıcı sistemlerinin optimum tasarımı yapı mühendisliğinde önemli bir konudur. Tasarımdaki amaç yeterli güvenliği sağlayan en ekonomik yapıyı oluşturmaktır. Bu çalışmada, çelik bina çerçevelerinin 2018 Türk Çelik Tasarım Yönetmeliği'nin (Çelik Yapıların Tasarım, Hesap ve Yapımına Dair Esaslar-ÇYTHYDE 2018) yük ve tasarım koşullarıyla Genetik Algoritma yöntemi kullanarak optimum tasarımı yapılmıştır. Tasarımlarda gerekli koşulları sağlayan minimum ağırlıklı çerçevelerin elde edilmesi amaçlanmıştır. Öncelikle Genetik Algoritma optimizasyon yöntemini, çerçeve analizi ve Türk Çelik Tasarım Yönetmeliği koşullarıyla birleştiren bir bilgisayar programı geliştirilmiştir. Geliştirilen programla farklı boyutlarda üç çerçeve örneğinin optimum tasarımı yapılarak sonuçlar aynı koşullar altında SAP 2000 programının tasarımlarıyla karşılaştırılmıştır. Ayrıca geliştirilen yöntemin üstün ve zayıf yanları değerlendirilmiştir. Sonuç olarak geliştirilen Genetik Algoritma yönteminin çelik çerçeve tasarım örneklerinde SAP 2000 programının tasarımlarına göre hem ekonomik hem de güvenli çerçeveler elde edilmiştir.
Ultra yüksek performanslı betonların çeşitli lifler altında mekanik özelliklerinin incelenmesi
Ultra Yüksek Performanslı Beton (UYPB) mühendislik özelliklerinin gelişmesi ile dikkatleri üzerine çeken, yüksek mukavemet ve dayanıklılığa sahip bir beton türüdür. Bu beton türü bağlayıcı malzeme, ince agrega ve katkı malzemeleri kullanılarak oluşturulan ve uzun ömürlü olması gereken yapılarda tercih edilmektedir. UYPB geleneksel betonlardan farklı olarak içinde özel katkılar ve lifler bulundurabilirler. UYPB içine yerleştirilen çeşitli lifler betonun mekanik özelliklerini önemli ölçüde iyileştirebilirler. Bu mekanik özellikler arasında basınç dayanımı, eğilme dayanımı, çekme dayanımı, darbe direnci ve aşınma gibi özellikleri iyileştirme mevcuttur. Kullanılan lifler betonun içinde mikro çatlakların yayılmasını engelleyerek yapının daha uzun süre dayanmasını sağlar. UYPB'nin dayanımının yüksek çıkmasında etkili olan diğer faktörler arasında ince agregalar, su/bağlayıcı malzeme oranının sahip olduğu özelliklerdir. Bu kullanılan malzemeler betonu daha yoğun hale getirerek suyun beton içinde sahip olduğu hareketi sınırlar ve dayanımı artırır. Lifler, betonun çekme dayanımını arttırarak, çatlama ve kırım gibi olumsuz durumların önüne geçilmesine yardımcı olur. Liflerin, betonun iç yapısındaki mikro çatlakları engelleyerek, yapısal bütünlüğü güçlendirdiği ve dayanıklılığı arttırdığı bilinmektedir. Ultra yüksek performanslı betonda, yüksek çimento içeriği hem dayanım hem de dayanıklılığın temel belirleyicisi olup, aynı zamanda matrisin yoğunluğunu artırarak boşluk oranını azaltmakta ve böylece daha kompakt bir yapı elde edilmesini sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı ultra yüksek performanslı betonların çeşitli liflerle (çelik tel lif, bazalt lif, mikrofiber lif) olan etkisi sonucunda ortaya çıkan mekanik davranışları incelemektir. Bu çalışma kapsamında UYPB'nin içine hacimce %0.5, %1, %1.5, %2 oranında bazalt lif, çelik tel lif ve mikrofiber lif 150x150x150 mm'lik küp numunelere eklenerek 7,28 ve 56 günlük basınç ve yarmada çekme dayanımları deneysel olarak incelenmiştir.
Tarihi yapılarda kullanılan malzemelerin fiziko-mekanik özelliklerinin belirlenmesi: Cizre Kalesi (Birca Belek) örneği
Tarihi yapılar, bir toplumun geçmişini anlatan en önemli kalıntılardır. Tarihi yapılarda genellikle bölgeye has doğal yapı malzemeleri kullanılmıştır. Bazalt yerel olarak rezervlerinin çok olması ve dayanımının yüksek olması sebebiyle tarihi yapılarda çokça kullanılmıştır. Bazı yapılarda bazaltın kireç taşı ile beraber kullanıldığını görmekteyiz. Bu kullanım genellikle estetik açıdan tercih edildiği düşünülse de iki malzemenin beraber kullanılmasına ilişkin araştırmalar sınırlı düzeydedir. Şırnak İli, Cizre ilçesinde yapılan gözlemsel çalışma sonucunda bölgede tarihi yapılarda yoğunluk olarak bazalt, bazı detaylarda ise kireç taşı kullanıldığı görülmüştür. Bu çalışmada restorasyon çalışması yapılmamış tescilli tarihi bir yığma yapı olan ve Cizre Kalesi'nin bir bölümünü oluşturan Birca Belek (Belek Burcu) inceleme için seçilmiştir. Bu burçta bazalt-kireç taşının beraber kullanılmış olması da bu yapıyı seçmemizdeki diğer bir etkendir. Birca Belek burcu normal burçların aksine köşeli bir geometrik yapıya sahiptir. Bir sıra kireçtaşı, bir sıra bazalt taşından oluşmuştur. Birca Belek'te yapılan gözlemsel incelemeler sonucunda yapıda karşımıza en çok çıkan bozunma formları malzeme kaybı, renk değişimi ve biyolojik yerleşimler olduğu görülmüştür. Bu bozunmaların ağırlıklı olarak yapının kuzey cephesinde ve kireç taşlarında olduğu tespit edilmiştir. Birca Belek'teki kullanılan taşlarının fiziko-mekanik özelliklerini belirlemek için bu burçta kullanılan taşların temin edildiği düşünülen olası bazalt ve kireç taşı ocakları belirlenmiştir. Belirlenen bu ocaklardan taze taş örnekleri alınmıştır. Taze bazalt ve kireçtaşı örneklerinin kuru ve doygun birim hacim ağırlığı, kütlece su emme kapasitesi, gözeneklilik durumu, kuru ve doygun halde P dalgası hızı, termal iletkenlik ve tek eksenli basınç dayanımı gibi fiziko-mekanik özellikleri deneyler ile belirlenmiştir. Bunlara ek olarak bozunma davranışlarını belirlemek amacıyla MgSO4 ve Na2SO4 tuzu kristallendirme gibi yaşlandırma testleri de yapılmıştır. Bu çalışmalar, taş yapı endüstrisine bazalt ve kireç taşlarının fiziko-mekanik özellikleri ve bozunma davranışlarının önceden tahmin edilebilmesi yönünden önemli bir veri kaynağı olacaktır. Taze bazalt ve kireçtaşı örnekleri ile Birca Belek'ten alınan bazalt ve kireç taşı örneklerinde yapılan ince kesit, XRD ve XRF sonuçlarına göre Birca Belek'teki kireç taşlarına yakın olan 1. grup kireç taşının termal iletkenlik katsayısının diğer gruplara göre daha yüksek olduğu görülmüş ve bu durum yapıda kireç taşlarında bulunan çatlak gelişimleri ile ilişkilendirilmiştir. Tüm bu deneyler ve tespitler sonucunda Birca Belek'te kullanılan bazalt ve kireç taşlarına yakın özellik gösteren bazalt ve kireç taşı ocakları tespit edilmiştir. Bu tespitin yapıdan alınacak daha çok örnekler ile de kesinleştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.
Gerçek deprem kayıtlarının TBDY 2018'e göre seçilmesi ve dönüştürülmesi
Yapıların sismik analizinde en önemli unsurlardan biri de ivme kayıtlarıdır. Analizlerde kullanılacak ivme kayıtlarının doğru seçimi, yapıların deprem etkisi altında göstereceği tepki ile ilgili daha gerçekçi bilgiler elde edilmesini sağlamaktadır. Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinde (TBDY 2018), yapıların tasarım spektrumuyla uyumlu ivme kayıtlarının kullanılması istenmektedir. Tasarım spektrumuyla aynı ivme kayıtlarının seçilmesi neredeyse imkânsızdır. Bu yüzden ivme kayıtlarının ölçeklendirilmesi veya dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, literatürde yaygın tercih edilen basit ölçeklendirme yönteminin aksine deprem kayıtlarının spektral dönüşüm sağlanacak şekilde dönüştürülmesi ele alınmıştır. Tezin amacı, spektral uyuşum sağlanacak şekilde dönüştürülmüş gerçek deprem kayıtları arasından orijinalliğinin mümkün oldukça korunduğu ve hedef tepki spektrumuyla uyuşumun maksimum olduğu kayıtların bulunarak analizlerde kullanılabilecek ivme kaydı setlerinin oluşturulmasıdır. Diyarbakır/ Merkez özelinde fay tipi, deprem büyüklüğü, istasyona olan uzaklık gibi parametreler dikkate alınarak Pasifik Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi (PEER) veri tabanından 200 ivme kaydı alınmıştır. DD-2 deprem düzeyi ile birlikte ZB, ZC ve ZD zemin sınıfına sahip her bir lokasyonun tasarım spektrumu SeismoMatch programında hedef tepki spektrumu olarak tanımlanmış, veri tabanından alınan ivme kayıtları programa girilmiş ve bu kayıtlar spektrumla uyumlu olacak şekilde dönüştürülmüştür. Dönüştürülmüş ivme kayıtlarına ait spektrumların hedef spektrumla olan ortalama uyuşmazlık ve maksimum uyuşmazlık verileri ile birlikte, dönüştürülmede kullanılan iterasyon sayısı SeismoMatch programında analiz edilerek seçilecek ivme kayıtları için farklı bir strateji uygulanmıştır. TBDY 2018'de ivme kaydı setlerinde üçten fazla kayıt olmaması koşulu da dikkate alınarak üç lokasyon için katalogdaki kayıtlardan oluşan bir ve iki boyutlu analizlerde kullanılabilecek en uygun ivme kaydı setleri oluşturulmuştur. Oluşturulan ivme kaydı setlerinde kullanılan iterasyon sayısı ve uyuşmazlık yüzdeleri dikkate alındığında kabul edilebilir sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca, her üç set için dönüştürülen ivme kayıtları spektrumlarının ortalamaları tasarım spektrumu ordinatlarından küçük çıkmamıştır. Bu şekilde TBDY 2018'de istenilen koşula da uyulmuştur.
Farklı taşıyıcı sistemlerin az katlı konut yapımı için yapısal ve maliyet açısından incelenmesi
Bir binanın işlev, verim ve performansının değerlendirilmesinde; can güvenliği, çevresel etki, geri dönüşüm, inşaat malzemeleri, iklim, sosyal kültürel kabul ve uygunluk gibi parametreler yanında maliyet önemli bir parametredir. Bundan dolayı, bir binanın değerlendirilmesinde maliyetin de belirlenmesi, hesaplanması gerekmektedir. Yapı maliyeti her proje için temel hedeflerden biri olduğu söylenebilir. Ekonomiklik, tasarlanan binanın planlanmış sonuçlarına ya da çıktılarına ulaşmak için, uygun düzeydeki kaliteyi de gözeterek, kullanılan kaynakların maliyetini en aza indirilmesidir. Diğer bir ifadeyle, en uygun girdinin en düşük maliyetle temin edilmesidir. Bina maliyeti bina üretim sürecinin farklı aşamalarından oluşmaktadır. Bu çalışma ile deprem bölgesinde olduğu varsayılan bir binanın farklı sistemlere göre yapısal tasarımı ve ilk inşaat maliyeti açısından karşılaştırma araştırması yapılmıştır. Piyasadan, iki katlı, müstakil, 566 metrekare toplam alanı olan, bodrumsuz referans bir binaya ait bir mimari proje esas alınmıştır. Bu referans alınan projeye göre yapısal olarak binanın üç ayrı alternatifi oluşturuldu. İlk iki alternatif kuşatılmış yığma yapı türündendir. Bu yapıların taşıyıcı duvarları kesme bazalt taşından olup yatay ve düşey betonarme hatıllarla çevrilmiştir. Bunlardan ilkinde 12 cm kalınlığında plak döşeme sistemi kullanılmıştır. İkincisinde ise Geleneksel Diyarbakır Evleri döşeme sistemine benzer 25 cm'lik yuvarlak ahşap kiriş ve üstüne de ahşap kaplama kullanılmıştır. Üçüncüsü betonarme yapıda yapılmış olup ilk iki yapı ile mimari açıdan aynı özelliklere sahiptir. Bu üç alternatif TBYD 2018 esas alınarak zemin sınıfı ZB olarak alınmıştır. Deprem ve dinamik yük hesaplamaları için ilk iki alternatifte eşdeğer deprem yöntemi kullanılmıştır. Betonarme olanında ise Mod Bileşim Yöntemi kullanılmıştır. Daha sonra her bir alternatif için ayrı ayrı metraj hesabı ve malzemeden kaynaklı maliyet hesabı çıkarılmıştır. Yapılan yapısal ve parametrik analizler sonucunda bu alternatiflerin kütle açısından birbirine yakın fakat ahşap döşemeli yığma yapının en az, betonarme yapının ise en fazla olduğu belirlenmiştir. Birinci mod kütle katılımı açısından betonarme döşemeli yığma yapıda % 95 ile diğer alternatiflerden daha yüksektir. Döşemesi betonarme olan yapının maliyeti en düşük olup diğer iki yapıdan her birinin maliyetinin yarısından bile daha azdır. Döşemesi ahşap olan yapının ise maliyeti en yüksek olup bu maliyetin yarısından fazlası ahşap malzemenin fiyatından kaynaklanmaktadır.
Yangına maruz kalan betonarme yapısal elemanların davranışlarının deneysel olarak incelenmesi
Yangın, betonarme bir binanın hizmet ömrü boyunca karşılaşabileceği en ciddi ve tehlikeli durumlardan biridir. Betonarme elemanların yangına maruz kalma sırasında mukavemet ive rijitlikleri önemli bir düşüşe uğrar ve bu dayanım kaybının çoğu geri kazanılamaz. Bunun nedeni beton ve çelik donatının sıcaklığının artması ve malzeme özelliklerinin bozulmadır. Bu çalışma kapsamında, aynı kesit ve donatı konfigürasyonuna sahip, biri referans eleman görevi gören toplam beş (5) adet betonarme kolon üretilmiştir. Referans eleman yangına maruz bırakılmadan sadece dört noktalı statik yüklemeye maruz bırakılmıştır. Diğer dört deney elemanı sadece alt yüzeylerinden 90 dakika boyunca yangına maruz bırakılmıştır. Test elemanları oda sıcaklığında soğumaya bırakıldıktan sonra dört noktalı statik yükleme testlerine tabi tutulmuştur. Yangına maruz bırakılan elemanların akma dayanımı ve rijitliği %12 ile %20 oranında azalmıştır. Numunelerde gözlemlenen kırılma modu tipik olarak çekme bölgesinde başlayan ve basınç bölgesine doğru ilerleyen eğilme çatlakları şeklinde olmuştur. Ayrıca, beton ve donatı çeliğindeki mukavemet kaybından dolayı yangına maruz kalan elemanlarda elastisite modülleri referans elemana göre %60 oranında azalmıştır.
Çelik yapılarda kolon taban plakaları, taban destek plakaları ve ankrajların analitik olarak incelenmesi
Çelik yapılarda kolon taban plakasının tasarımı oldukça önem taşımaktadır. Bu çalışma kapsamında çelik yapılarda taşıyıcı sistemin en önemli yapı taşlarından biri olan çelik kolon taban plakası birleşiminin detayları hakkında açıklamalar yapılmıştır. Çelik kolon-temel birleşim yerinde kullanılacak taban plakası, ankraj ve bulonlar hakkında bilgilendirmelerde bulunulmuştur. Bağlantıdaki elemanların özellikleri ve kullanımı hakkında detaylar verilmiştir. Analizlerde kullanılan program hakkında detaylı bilgiler verilmiş ve arka plandaki teorik bilgilerden bahsedilmiştir. Bu çalışmada, değişken parametrelerle oluşturulan birleşimlerin statik yüklemeler doğrultusunda yapılan analizleri neticesinde birleşim elemanlarında meydana gelen gerilme ve deformasyonlar karşılaştırılarak değerlendirmelerde bulunulmuştur. Taban plakası kalınlık farklılıkları, ankraj elemanlarının çap ve adet farklılıkları, berkitme levhaların kullanımının birleşime etkileri incelenerek yorumlanmıştır. Mühendislik hizmetlerinde çelik bağlantı hesaplarında kullanımı tercih edilen sonlu elemanlar yazılımı olan IDEA Statica programı kullanılarak analizler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre çelik kolon taban plakası tasarımında olumlu ve olumsuz yönler ele alınarak çıkarımlarda bulunulmuştur. Analizler doğrultusunda rijitleştirilmiş kolon taban plakasındaki birleşiminin, berkitme levhası kullanılmayan birleşime göre daha iyi sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir. Taban plakasının kolon başlığı ile birleştirilmiş bölgelerde, ankraj ve çevresinde oluşan gerilmelerin berkitme levhası kullanımında oldukça azaldığı görülmüştür. Bu sebeple rijitleştirilmiş birleşimlerde berkitme plakası kullanımının, birleşim için oldukça yararlı olacağı görülmüş ve kullanımı önerilmiştir. Berkitme levhası kullanımının, çelik kolon taban plakası birleşiminde diğer elemanlardaki gerilme ve deformasyonları olumlu yönde etkilediği belirtilmiştir. Taban plakası kalınlığının birleşim elemanlarının gerilme ve deformasyonları üzerinde önemli bir etkisinin olduğu gözlemlenmiştir. Ankraj çaplarının ve adetlerinin ise birleşimdeki gerilme ve deformasyonları etkilediği tespit edilmiştir.