
3
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Bazı bitkisel ekstrakların aphis punicae passerini (Hemıptera: Aphıdıdae)'nin biyolojik parametrelerine etkisi
Nar yaprakbiti, çeşitli tarla bitkilerine, sebzelere ve meyve bitkilerine zarar verdiği bilinen polifag bir zararlıdır. Hem nimfler hem de yetişkinler, meyveler de dahil olmak üzere bitki kısımlarından hücre özsuyunu emerler. Böylece bu yaprakbiti bitkilerinde ekonomik açıdan önemli zarar meydana getirirler. Bu çalışmada, Aphis punicae Passerini (Hemiptera: Aphididae)'nin Melia ekstraktı, Neem 5 ml, Neem 1,5 ml, Soğan ekstraktı ve Sütleğen ekstraktının daldırma ve püskürtme metotlarıyla uygulan bireylerde bazı biyolojik parametreler laboratuvar koşullarında belirlenmiştir. Nar yaprakbiti nimflerin preadult, Prereproduction time, Reproduction time, Postrereproduction time ve ergin yaşam süreleri, bir dişi bireye ait ortalama yavru sayıları, uygulanan ekstrakların etkileri belirlenmiştir. Daldırma ve püskürtme metoduyla muamele edilmiş Aphis punicae'nin ergin öncesi gelişme süresi (the total developmental time), en uzun süre olarak 9,16 günde Soğan ekstraktı uygulamasında, en kısa süre ise 4.86 günle Neem 5 ml uygulamasında saptanmıştır. Net üreme gücü (Ro) en düşük 0,0 ve 0,00 nimf/dişi değeriyle Neem 5 ml uygulamasında, en yüksek ise 24,02 ve 22,30 nimf/dişi değeriyle Sütleğen ekstraktı uygulamasında; Ortalama döl süresi (To) en uzun 20.17 ve 18.87 gün ile Soğan ekstraktı uygulamasında, en kısa süreyi ise 0,0 ve 0,0 gün ile Neem 5 ml uygulamasında; Kalıtsal üreme yeteneği (rm) değerine bakıldığında en yüksek Sütleğen ekstraktı uygulamasında 0,204 ve 0,215 değeriyle saptanmış olup, en düşük ise 0,0 ve 0,0 olarak Neem 5 ml uygulamasında; Üreme süresi en uzun 20,76 ve 21,44 gün ile Sütleğen ekstraktı uygulamasında, en kısa ise Neem 5 ml uygulamasında 0,0 ve 5,16 gün olarak bulunmuştur. Bu çalışmada, daldırma ve püskürtme metoduyla muamele edilmiş Aphis punicae'ye Neem ekstraktan sonra en etkili olan uygulamanın Melia ekstraktı olduğu bulunmuştur.
Diyarbakır bazaltüstü kilinin özellikleri ve olası iklim senaryolarında geoteknik yapıların tasarım parametrelerine olan etkisi
Diyarbakır ilinin bulunduğu coğrafyadan dolayı hakim kayaç yapısı bazalttır. Bazalt anakayalar kimyasal ya da fiziksel ayrışma sonucu kil ya da silt salarlar. Bu killerin çoğu yerinde oluşmuş killerdir. Yani bazalt anakyanın ayrışması sonucu yerinde oluşurlar. Rüzğar ya da akarsu gibi dış etkiler sonucu taşınmamışlardır. Bu çalışmada ilk olarak Diyarbakır bazaltüstü kilinin mühendislik özellikleri literatürden araştırılmıştır. Daha sonra Kayapınar yöresinden bir adet numune alınarak laboratuvarda çeşitli deneylere tabi tutulmuştur. Literatürden elde edilen iki farklı lokasyona ait değerler ile Kayapınar yöresinden elde edilen değerler karşılaştırılmıştır. Farklı yerlerden elde edilen zemin numunelerinin indeks değerlerinin birbirine yakın çıktığı görülmüştür. Sonuçlar neticesinde kilin CH sınıfına ait olduğu ve şişme potansiyeli yüksek bir kil olduğu görülmüştür. Bu çalışmada şişen zeminlere oturan döşemelerin tasarımı için gerekli zemin parametreleri farklı iklim senaryolarındaki değerleriyle karşılaştırılmıştır. Şişen zeminlere oturan döşeme tasarımında en yaygın yöntem post tensioning institute (PTI)'dur. Bu metodun kullanılabilmesi için Thornthwaite yağış indeksi gereklidir. Bu iklimsel parametre bugün geoteknik mühendisliğinde en yaygın olarak kullanılan doymamış zeminlerdeki suyun akış sınır koşullarını ve aktif zon derinliğini belirleyen iklim parametresidir. Bu parametre, su bilançosu tablosu oluşturularak elde edilmiştir. Gelecekte Diyarbakır iklimini belirlemek ve su bilançosu tabloları oluşturmak için literatürden Türkiye için oluşturulan iklim projeksiyonlarından yararlanılmıştır. Bu sayede güncel ve gelecekte 2050 yılı için RCP4.5 VE RCP8.5 senaryolarıyla oluşturulan beş farklı yağış indeksi elde edilmiştir. PTI 2.versiyonundaki prosedürler uygulanarak zemin döşemeleri için gerekli em ve ym , döşemeye etkiyen moment ve kesme kuvveti parametreleri beş farklı yağış indeksi değeri için bulunmuştur. Sonuçlar yağış indeksinin azalmasıyla em ve ym değerlerinin arttığı görülmüştür. Ayrıca kuraklık arttıkça döşemeye etkiyen moment ve kesme kuvvetinin de arttığı görülmüştür. Ayrıca yağış indeksinin değerinin azalmasıyla döşeme kalınlığının arttığı tespit edilmiştir. Diyarbakır'ın, gelecekte iki farklı senaryo göz önüne alındığında ikliminin kurak olacağı sonucuna varılmıştır. Ayrıca geoteknik yapıların iklimsel değişiklikler de göz önüne alınarak tasarlanması gerektiği ortaya çıkmıştır.
Gerçek deprem kayıtlarının TBDY 2018'e göre seçilmesi ve dönüştürülmesi
Yapıların sismik analizinde en önemli unsurlardan biri de ivme kayıtlarıdır. Analizlerde kullanılacak ivme kayıtlarının doğru seçimi, yapıların deprem etkisi altında göstereceği tepki ile ilgili daha gerçekçi bilgiler elde edilmesini sağlamaktadır. Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinde (TBDY 2018), yapıların tasarım spektrumuyla uyumlu ivme kayıtlarının kullanılması istenmektedir. Tasarım spektrumuyla aynı ivme kayıtlarının seçilmesi neredeyse imkânsızdır. Bu yüzden ivme kayıtlarının ölçeklendirilmesi veya dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, literatürde yaygın tercih edilen basit ölçeklendirme yönteminin aksine deprem kayıtlarının spektral dönüşüm sağlanacak şekilde dönüştürülmesi ele alınmıştır. Tezin amacı, spektral uyuşum sağlanacak şekilde dönüştürülmüş gerçek deprem kayıtları arasından orijinalliğinin mümkün oldukça korunduğu ve hedef tepki spektrumuyla uyuşumun maksimum olduğu kayıtların bulunarak analizlerde kullanılabilecek ivme kaydı setlerinin oluşturulmasıdır. Diyarbakır/ Merkez özelinde fay tipi, deprem büyüklüğü, istasyona olan uzaklık gibi parametreler dikkate alınarak Pasifik Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi (PEER) veri tabanından 200 ivme kaydı alınmıştır. DD-2 deprem düzeyi ile birlikte ZB, ZC ve ZD zemin sınıfına sahip her bir lokasyonun tasarım spektrumu SeismoMatch programında hedef tepki spektrumu olarak tanımlanmış, veri tabanından alınan ivme kayıtları programa girilmiş ve bu kayıtlar spektrumla uyumlu olacak şekilde dönüştürülmüştür. Dönüştürülmüş ivme kayıtlarına ait spektrumların hedef spektrumla olan ortalama uyuşmazlık ve maksimum uyuşmazlık verileri ile birlikte, dönüştürülmede kullanılan iterasyon sayısı SeismoMatch programında analiz edilerek seçilecek ivme kayıtları için farklı bir strateji uygulanmıştır. TBDY 2018'de ivme kaydı setlerinde üçten fazla kayıt olmaması koşulu da dikkate alınarak üç lokasyon için katalogdaki kayıtlardan oluşan bir ve iki boyutlu analizlerde kullanılabilecek en uygun ivme kaydı setleri oluşturulmuştur. Oluşturulan ivme kaydı setlerinde kullanılan iterasyon sayısı ve uyuşmazlık yüzdeleri dikkate alındığında kabul edilebilir sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca, her üç set için dönüştürülen ivme kayıtları spektrumlarının ortalamaları tasarım spektrumu ordinatlarından küçük çıkmamıştır. Bu şekilde TBDY 2018'de istenilen koşula da uyulmuştur.