Dokuz Eylül University
Departman

İnşaat Mühendisliği Bölümü

Dokuz Eylül University

30

Arşivlenen Tez

4

DOI Atanmış

13%

DOI Oranı

Departman Tezleri

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tekrarlı yükleme altındaki katkılı asfalt betonunun sünme özelliklerinin belirlenmesi

Son 30 yilda,artan trafik yoğunluğu, dingil yükleri ve lastik basınçlarının yanı sıra yetersiz derecede bakam sonucu, klasik asfalt betonuyk inşa edilen yollarda beklenenden daha hızlı bozulmalar görülmektedir. Yollardaki bozulma işaretleri tekerlek izi oluşumu, çatlaklar, yüzeyde malzeme kaybı ve cflalanmachr. Tekrarlı yükleme altındaki bitümlü karışımların kalıcı deformasyonu nedeni ile oluşan tekerlek izi, esnek üstyapıların hizmet ömürlerinin öngörülenden kısa olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle esnek üstyapı dizaynı sırasında bitümlü karışımların sünme davranışının gözönüne alınması büyük önem taşımaktadır. Tekerlek izi derinliğinin tahmini için, bitümlü karışımların sünme davranışım etkileyen faktörlerin birbirleriyle olan ilişkilerinin daha iyi anlaşılması gerekmektedir. Tekerlek izi oluşumunun ve çatlakların önlenmesi ya da geciktirilmesi için bağlayıcı olarak modifrye bitüm ya da katkı kullanımı gittikçe yaygınlaşmaktadır. Bu çalışmada karışımın modifikasyonu için kullanılan plastomerlerin katkı oranlarındaki değişimin asfalt betonunun sünme davranışına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bunun için standart bir aşınma tabakası karışımı seçilmiş ve UMATTA Test Ekipmanı kullanılarak bu karışımın tekrarlı yük altında sünme davranışı mcelenmiştir. Bu çalışma kapsamında 75 darbede sıkıştırılmış toplam 30 Marshall numunesi kullanılmış ve bunların 15 'i stabilite ve akma testlerinde, 15 'i de sünme deneylerinde kullanılmıştır. Sünme deneyinde laboratuvarda hazırlanan Marshall numuneleri sabit sıcaklıkta (50 °C) ve sabit yük altında (500 kPa) test edilmiştir.in Katkı oranlan değişen numunelere sabit yük altında, sabit yükleme ve dinlenme zamanlan uyguknmıştır.Agrega ağırlığınca %0.4, %0.5, %0.6 ve %0.7 termoplastik katkı oranlarında, her oran için 3 numune hazırlanmıştır. Aynca hazırlanan 3 katkısız numune ile de elde edilen sonuçların karşılaştırılması amaçlanmıştır. Katkı oranlarındaki değişimin asfalt betonunun sünme davranışına etkisi, sûnme grafikleri üzerinde yapılan incelemelerle değerlendirilmiştir. 3 'ü katkısız olan 15 numune için de stabüite ve akma deneyleri yapılmış, katkı oranlarındaki değişimin stabüite ve akma değerlerine etkisi incelenmiştir. Çalışma boyunca tek tip katkı kullanılmış, tüm katkılı numuneler plastomer tipi granule polyolefin kullanılarak hazırlanmıştır. Deney sonuçlarının değerlendirilmesinden, katkı kullanımının kalıcı deformasyonlan ortalama %25 azalttığı görülmüştür. Ancak katkı kullanımının esneklik modülü(resilient modulus)'ne olan etkisi hakkında anlamlı bir sonuca varılamamıştır. Polyolefin katkılı asfalt beton numunelerin stabilitesi katkısız numunelere oranla ortalama % 20 daha fazla çıkmıştır.Maksimum stabüite değerlerine %0.6 katkı oranında ulaşılmıştır.

Asfalt betonuTekerlek iziTekrarlı yükler
Anıl Öcal
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yüksek performanslı betonların süneklik özelliğinin araştırılması

II ÖZET Yüksek performanslı beton, yalnızca yüksek basınç dayanımına sahip bir beton olmayıp, diğer mekanik özellikleri ve dayanıklılığı ile de ön plana çıkan ve kullanımı gün geçtikçe artan bir malzemedir. Buna karşılık yüksek basınç dayanım değerlerine sahip yüksek performanslı betonların deformasyon ve enerji yutabilme kapasiteleri açısından, normal betonlara kıyasla bile yetersiz oldukları bilinmektedir. Betonun mekanik dayanımlarının yanı sıra kırılma enerjisi de önemli bir malzeme parametresidir. Gevrek bir malzeme olan geleneksel betonların göçme süreçlerinde sönümledikleri enerji miktarı sınırlı düzeylerde kalırken, lifli betonlar ise özellikle ilk kırılma yükünden sonra oldukça yüksek bir düktü davranış gösterirler. Bu çalışmada, lifli yüksek performanslı betonların enerji yutma kapasiteleri ve deformasyon özellikleri araştırılmıştır. Amaca yönelik olarak hazırlanan deney programında, betonda farklı en büyük agrega tane çaplan, farklı lif geometrileri ve farklı lif dozajları kullanımının gerilme-deformasyon davranışlarına etkileri incelenmiştir.

DeformasyonKompozit malzemelerLif takviyeli beton+3
Hüseyin Yiğiter
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Doğal perlit agregası ve atık malzemelerle üretilen betonların gerilme-şekil değiştirme davranışının deneysel olarak incelenmesi

Betonda geleneksel agregaların alternatif ve atık bazlı malzemelerle değiştirilmesi, sürdürülebilir yapı üretimi açısından önemli bir araştırma alanıdır. Bu çalışmada, doğal perlit agrega ikamesi ile lif donatısının betonun mekanik ve mikroyapısal özellikleri üzerindeki etkileri deneysel olarak incelenmiştir. Doğal perlit agregası, geleneksel taş agreganın yerine %0, %30, %70 ve %100 oranlarında kullanılmış; kenevir kıtığı, geri dönüştürülmüş plastik atık lifleri ve polipropilen (PP) lifler ise hacimce %0.0, %0.5, %1.0 ve %1.5 oranlarında karışımlara ilave edilmiştir. Yirmi sekiz günlük kür sonrasında basınç dayanımı, elastisite modülü, eğilme ve yarmada çekme dayanımı, ultrases geçiş hızı (UPV), gerilme–şekil değiştirme davranışı ve SEM analizleri gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, %30 perlit ikamesinin referans karışıma göre basınç dayanımı ve elastisite modülünü sırasıyla yaklaşık %6.67 ve %4.08 artırdığını göstermiştir. Buna karşılık, %70 ve %100 perlit ikamelerinde gözenekli yapı ve zayıf ara yüzey geçiş bölgesi nedeniyle mekanik performans azalmıştır. Lif katkılarında optimum oran %1.0 olarak belirlenmiş, en iyi performans ise çatlak köprüleme ve enerji yutma kapasitesi bakımından PP liflerde elde edilmiştir. Genel olarak, %30 perlit ikamesi ve %1.0 PP lif kullanımı, dengeli mekanik özelliklere sahip düşük karbonlu beton üretimi için uygun bir çözüm olarak değerlendirilmiştir.

Doğal Perlit AgregasıGeri Dönüştürülmüş Plastik AtıkKenevir Kıtığı+3
Sabire Mayda
Erzincan Binali Yıldırım University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2026
10
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.226
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Symmetry-based multi-objective AI/ML driven optimization framework for sustainable building performance

Research on the Symmetry Optimization and Detection for Architecture (SODA) framework in Dutch buildings has emerged as a critical area of inquiry due to the fundamental role symmetry plays in architectural design, heritage conservation, and urban modeling. This research develops and validates an integrated framework combining symmetry-based geometric optimization with Progressive Transfer Learning (PTL) for construction performance enhancement in Dutch buildings. The SODA framework employs computer vision algorithms to automatically identify geometric patterns from diverse data sources including point clouds and facade images. A modified Continuous Symmetry Measure adapted from molecular chemistry provides quantitative symmetry assessment, while multiobjective optimization algorithms balance competing objectives including material efficiency, structural performance, construction economy, and architectural preservation. Progressive Transfer Learning mechanisms enable systematic knowledge transfer across building projects, reducing analysis time for subsequent optimizations while maintaining solution quality. Empirical validation across 50 Dutch buildings encompassing 2.287 million m² demonstrates substantial optimization potential through systematic symmetry-based design interventions, achieving average material savings of 11.3%, construction time reduction of 10.7%, total cost savings of €87.3 million, and carbon emission reduction of 21,450 tons CO₂. The integrated SODA-PTL framework advances architectural computation toward genuine practical impact on construction industry sustainability and efficiency, providing validated design guidelines for practitioners pursuing resource-efficient building optimization.

Symmetry OptimizationProgressive Transfer LearningSustainable Construction+4
Suhib Amro
Altınbaş University · Mühendislik ve Doğa Bilimleri Enstitüsü
2026
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevcut betonarme yapıların deprem güvenliğinin belirlenmesinde Japon sismik indeks yöntemi

Bu çalışmada deprem etkisindeki mevcut binaların deprem güvenliklerinin hızlı bir şekilde belirlenmesi araştırılmıştır. Bu amaçla yaygın olarak kullanılan ve dünyaca kabul gören Japon Sismik İndeks Yöntemi ele alınmıştır. Bu yöntem üç inceleme seviyesi olan bir sistemdir. Yöntemin ilk iki seviyesinde düşey taşıyıcı sistemler, üçüncü inceleme seviyesinde ise yatay taşıyıcı elemanların kapasiteleri ve süneklikleri de hesaba katılır.Bu çalışmada seçilen örnek yapılar, Sakarya da meydana gelen 1999 depreminde hasar görmüş yapılardır. Örnek yapılardan biri olan Hendek ilçesinde bulunan huzurevi projesi, güçlendirme öncesi (mevcut durum), güçlendirme sonrası, perdeli ve kısa kolonlu durumları üç farklı şekilde incelenmiş ve bu yapının üç farklı durumu birbiriyle karşılaştırılmıştır.Son olarak ele alınan örnek yapı yine Sakarya'nın Adapazarı ilçesinde mevcut bir yapıdır. Mevcut yapıların depreme karşı güvenli hale getirilmesi çalışmalarında önerilen yaklaşımlardan biri de kat alımıdır. Bu örnek yapıda kat adedinin değişimine bağlı deprem güvenlikleri incelenmiştir. Bu yapının kat adedinin 3, 4, 5 ve 6 olması durumları için Japon Sismik İndeks yöntemiyle yapının sismik performansları incelenmiştir. Yapılan incelemelerde birinci seviye kullanılmış ve hesaplamalarda EXCEL programı kullanılmıştır.Anahtar kelimeler: Japon Sismik İndeks Yöntemi, Betonarme, Kat Alımı, Yapı Güvenliği, Deprem

Serdar Tayan
Sakarya University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adapazarı killerinin sınıflandırılmasında yapay sinir ağları yaklaşımı

Zemin sınıflama sistemi geoteknik mühendisliği uygulamalarında, mühendisler arasında iletişim dillerinden birisi olmuştur. Bu yolla mühendisler birbirlerine tecrübelerini aktarma fırsatı bulmuşlardır. Yalnızca zemin sınıfının bilinmesi, üzerinde çalıştığımız zemin numuneleri hakkında yapılması gereken detaylı zemin incelemeleri ve mühendislik özelliklerini ölçen diğer laboratuar deneylerinin gerekliliğini ortadan kaldırmamaktadır. Fakat bir mühendis zemin sınıflamasını bilmekle uygulama aşamasında oluşan yapısal yükler karşısında zeminin hangi davranışları gösterebileceğine dair fikir sahibi olabilmektedir.Zemin mekaniği problemlerinde karşımıza sıklıkla çıkan kil numunelerinin, mühendislik karakterleri açısından geniş bir aralığa sahip olduğu kaçınılmaz bir gerçektir. Bu çalışmada, yapay sinir ağları (YSA) metodu ile Türkiye'nin kuzey batısında bulunan Adapazarı bölgesinde, yalnız SPT deneyi ile elde edilen kil numunelerinin sınıflandırılması, yeni bir yaklaşımla irdelenmiştirAdapazarı bölgesinin genel zemin yapısını tanımlamak için yapılmış sondaj çalışmaları ve ilgili laboratuar deneylerinden elde edilen, kil numunelerine ait likit limit ve plastisite indisi değerleri kullanılarak YSA modeli eğitilmiş ve test edilerek modelin performansı belirlenmiştir. Elde edilen bulgular grafikler halinde sunularak değerlendirilmiştir. Ayrıca, istatistik analiz yapılarak YSA modelinin üretmiş olduğu çıktılar ile deneysel veriler karşılaştırılmıştır.

Killi zeminlerYapay sinir ağlarıZemin sınıflaması
Fatih Göktepe
Sakarya University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kat yüksekliği aynı olan binalar ile bodrum kat yüksekliği daha az olan binaların performanslarının karşılaştırılması

Bu çalışmada yapıların üzerinde deprem etkisinin nasıl olduğu, performansa dayalı yapı tasarımının nasıl yapılabileceği, DBYBHY-2007 yönetmeliğinde belirtilen deprem performansı hesaplama yöntemleri kısaca tanıtılmış ve depremde yapının performansının nasıl hesap edileceği hakkında bilgiler verilmiştir. Sakarya ili sınırları içerisinde uygulanacak imar yönetmeliğine göre 2.30 m yüksekliğinde yapılan bodrum + 2 katlı yapının performansı Artımsal Eşdeğer Deprem Yükü Yöntemi ile tespit edilmiştir. Yapıda bulunan bodrum kat yüksekliğinin kat yüksekliği seviyesine çıkarılması durumunda oluşan yapının performansı da yine Artımsal Eşdeğer Deprem Yükü Yöntemi ile hesap edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda yapı modellerinin deprem durumundaki performansları bulunmuş ve yapı modellerindeki eleman hasarları tespit edilmiştir.Yapı modellemeleri, İdecad 5 Enterprise 5.511 paket programında planlanarak pushover analizlerine tabii tutulmuştur.Anahtar Kelimeler: Pushover Analizi, Plastik Nonlineer Statik Analiz, Performans Metodu, Deprem, Can Güvenliği

Can güvenliğiDepremPerformans analizi+1
Cemil Özcan
Sakarya University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çok katlı çelik yapılarda çaprazlı çerçeve sistemlerin dbybhy 2007'ye göre tasarımı ve süneklik düzeylerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada, 20 katlı (zemin kat + 19 normal kat) bir çelik yapının DBYBHY 2007 (Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik 2007) nin ön gördüğü değişik merkezi çapraz düzenleri, dışmerkez çapraz düzenleri ve moment aktaran çerçeve düzeni ile çözümlenerek yapı genel davranışlarına ait sonuçlar irdelenmiştir. Yapılan bina çözümlemelerinde SAP 2000 programı kullanılmıştır.Birinci bölümde çalışmaya ait genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, çelik yapılara ait genel bilgiler, çaprazlı sistemlere ait genel bilgiler ve çaprazlı sistemlere ait Deprem Yönetmeliği' nde verilen bilgiler aktarılmıştır. Üçüncü bölümde, yapının değişik çapraz düzenli olmak kaydıyla analiz adımları bulunmaktadır. Dördüncü bölümde ise analiz sonuçları irdelenmiş ve yorumlanmıştır. İrdeleme ve yorumlar, yapı ağırlığı, yapıya her iki doğrultuda etkiyen deprem kuvvetleri, elastik ve plastik deplasmanlar ve süneklik oranları parametreleri çerçevesinde yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Merkezi çapraz, dışmerkez çapraz,moment çerçevesi, çelik yapılar, süneklik, rijitlik, yapı davranışı

RijitlikSüneklikYapı davranışı+1
Emre Çileli
Sakarya University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çelik yapılarda birleşim unsurlarının irdelenmesi

Çelik yapıların güvenlik ve performans düzeylerinin belirlenmesinde birleşim unsurlarının belirleyici ve etkin bir özelliği bulunmaktadır. Geometrik faktörler ve konstrüktif olgular nedeni ile çeşitlilik gösteren çelik yapı birleşimlerinin projelendirilme çalışmalarında, tüm detay noktalarının incelenmesi detayların birbirinden farklı oluşu nedeni ile çok uzun bir zaman dilimi alabilmektedir. Hatta bazı durumlarda literatür içerisinde mevcut konumu ile yer almayan birleşim şekilleri ile karşılaşılması mümkün olabilir.Çelik yapılar konusunda Türk Standartlarına uyumluluk göstermeye çalışan statik çözümleme amacındaki bilgisayar yazılımları ile ilgili örneklerin olmasına karşın, çelik yapı birleşimlerinin tasarlanmasına ilişkin kapsamlı bir yazılımın olmadığına rastlanılmaktadır. Bu tür bir yazılım, çelik yapı birleşimlerinin bilgisayar ortamında modellenmesi ile elde edilebilir. Çelik yapı birleşimlerinin hızlı, performanslı ve hatalardan uzak bir şekilde çözümlenmesinde, bir veritabanı oluşturarak bu tarz bir yazılım kullanılması faydalı olacaktır.Anahtar kelimeler: Çelik Yapılar, Birleşimler, Cıvata, Kaynak

Çelik konstrüksiyon
Sinan Çağlar
Sakarya University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Betonarme binaların deprem performanslarının deprem geçirmiş binalarla ilişkilendirilerek belirlenmesi

Son yıllarda meydana gelen depremlerde oluşan hasarın ve ekonomik kayıpların çok büyük miktarda olması Deprem Mühendisliği'nde Performansa Dayalı Tasarım ve Değerlendirmenin önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir.Bu çalışmada ?17 Ağustos 1999 depreminde meydana gelen yapısal hasarlar daha önceden belirlenebilir miydi?? sorusunun cevabı aranmıştır. Bu amaçla 17 Ağustos 1999 Depremi'nde, farklı hasar durumundaki iki yapı sisteminin Doğrusal Elastik Olmayan Hesap Yöntemi ?Eşdeğer Deprem Yükü Yöntemi? ile performans değerlendirmesi yapılmıştır. Sonuçların gerçekle uyumu irdelenmiştir.Yapılan çalışmalar sonucunda depremde hasar almayan yapı sisteminin performansı gerçekle uyum sağlamıştır. Ancak depremde göçmüş olan yapı sisteminin performansı, gerçek durumundan daha iyi düzeyde çıkmıştır. Çalışma, depremde farklı performans gösteren çok sayıda binalarla genişletildiği takdirde, Yönetmeliğe yeni giren yöntemlerin kalibre edilmesinde önemli rol oynayacaktır.Anahtar kelimeler: Doğrusal Elastik Olmayan Yöntem, Artımsal Statik İtme Analizi, Artımsal Eşdeğer Deprem Yükü Yöntemi, Performans Değerlendirmesi

Performans değerlendirme
Elif Orak
Sakarya University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00