Dokuz Eylül University
Anabilim Dalı

Deniz Jeolojisi ve Jeofiziği Anabilim Dalı

Dokuz Eylül University

5

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

5 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Nesnelerin interneti (IoT) ve ilgili iletişim protokollerinin deniz bilimlerindeki yenilikçi kullanımı ve uygulama olanakları

Nesnelerinin İnterneti sayesinde denizel uygulamalarda değişik sensörler ile veri toplamak, işlemek, iletmek ve sualtı kablosuz sensör ağları oluşturmak mümkün hale gelmiştir. Bu çalışmada, Arduino Uno R3, Arduino Mega 2560 R3, Arduino Yun, Arduino Due gibi nesnelerin interneti cihazları; deniz suyu sıcaklığı, hava sıcaklığı, atmosfer basıncı, hava nemi, mesafe ölçen bazı denizel ortamlarda kullanılabileceği düşünülen sensörler, iletişimde kullanılabilecek kablolu ve kablosuz teknolojiler tanıtılmış ve incelenmiştir. Nesnelerin İnterneti uzaktan denizel izleme çalışmalarını oluşturan bir platform oluştururken, başlangıç seviyesi için uygun olan mikrodenetleyici içeren geliştirme kartları ve gömülü sistemler ise ana birimlerdir. Düşük maliyetli ve düşük güç tüketimli modüler basit sensörler, mikrodenetleyici içeren modüler kartlar şeklindeki sensörler, bu kartlarla uyumlu yazılım geliştirme ortamları, güç kaynakları, prototipleme yapmak amacıyla devre tahtaları, kablosuz veri aktarmakta kullanılan düşük enerjili kartlar ve birimler kullanılmıştır. Hava sıcaklığı, deniz suyu sıcaklığı, nem, atmosferik basınç ve deniz, göl veya akvaryumlarda ölçüm yapabilecek su seviyesi değişimlerini saniye mertebesinde periyodik aralıklarla ölçecek prototipler tasarımlanmıştır. Prototiplerden elde edilen sayısal veriler istatistiki anlamda değerlendirilmiştir. Uygulamalar sırasında karşılaşılan zorluklar değerlendirilerek, daha güvenli, uzaktan izleme sağlayan ve uyarı yeteneklerine sahip sualtı IoT'lerinin nasıl daha verimli bir şekilde uygulanabileceği tartışılmıştır.

Deniz jeolojisiGömülü sistemlerJeofizik+4
Koray Başeğmez
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul Güney şelfi (Avcılar–Büyükçekmece) deniz tabanı akustik özellikleri

İstanbul ili güney şelfinin Avcılar–Büyükçekmece arasındaki kısmın deniz tabanı akustik özelliklerinin belirlenmesine odaklanan bu tez çalışmasında, öncelikle yüzey sediman tipleri çeşitli akustik tabanlı deniz jeofiziği veri setlerindeki yansıma karakterleri ile tanımlanarak, dağılımları belirlenmiştir. Ayrıca çalışma sahasının deniz tabanı morfolojisi gene akustik veri setleri sayesinde ortaya konmuştur. Genel olarak sahada sediman dağılımı oldukça karmaşık olmakla beraber, bölgenin akıntı durumu, dalga etkisi, hidrodinamik yapısı ile karadan taşınan malzeme miktarı ve derinlik değişimi sediman dağılımı üzerinde rol oynayan önemli etkenlerdir. Deniz tabanı yüksek oranda insan kaynaklı zarara uğramıştır. Bunlar; çıpa deformasyonu ve ilişkili taban taraması; trol balıkçılığına ait ağın tabandaki bozucu izleri, yakın kıyı ve deniz tabanına (doğal gaz boru hatları, balıkçı barınağı ve limanlara ait kazıklar gibi) yapılan yapılar ve buna bağlı kumul birikimleri ile sığlaşma olarak gözlenmektedir. Yanal Taramalı Sonar verilerinde olası bir eski limana ait izler ile bazı batık yansımaları belirlenmiştir. Ortalama 7-10 m su derinliklerinde 60-70 m'lik uzun bloklar bulunmaktadır. Bu bloklar doğu batı yönlü olmakla beraber çoğunlukla yerleşik yapısı iyi korunmuştur. Buna karşın daha kısa bloklar normal trendin dışına dağılmış olarak gözlenmektedir. Bunda balıkçı ağlarının takılıp yer değiştirmesi veyahut kuvvetli bir kütle hareketine neden olabilecek bir deprem etkin olabilir. E-W yönlü olup, blokların hemen yakınından başlayan ve morfolojik bir yapı olan kum barı yüksek olasılıkla, tarihi liman yapıları akıntı sistemine bir set oluşturduğundan ve dolayısı ile bu alanlarda akıntı gücünü yitirdiğinden taşınan malzeme çökelip birikmeye başlamış ve yapıya paralel şekilde büyüyerek gelişmiştir.

Sinan Özgan
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Marmaris ve denizel alanının jeotermal potansiyelinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada, jeolojik incelemeler ve jeofizik etüdler sonucu; Hisarönü-İçmeler-Marmaris uzanımlı fay zonunu oluşturan kuzey ve güney kırık hatlarının, termal su taşıdığı belirlenmiş ve ülke ekonomisine katkı sağlamak üzere Termal Sağlık Turizmi amaçlı hizmete sunulmuştur. Böylece, Marmaris yoğun yaz ve kültür turizmi potansiyeli yanında ilk kez kış turizminin başlamasına da imkân doğmuştur. Çalışmanın başlangıç aşamasında, Marmaris fayına ait çizgisellikler arazide yerinde morfolojik olarak takip edilmiş ve fotoğraflanmıştır. Bazı noktalarda çıkış yaptığı gözlemlenen doğal mineralli su kaynağının irtibatlı olduğu jeolojik zonları belirlenmek üzere jeoradar ve manyetik ölçüm sistemleriyle üç boyutlu görüntülenmiştir. Karasal ortamda gerçekleştirilen bir dizi morfolojik, jeolojik, jeofizik incelemelere ilave olarak Marmaris fayının denizel alanda da devam edip, etmediğinin belirlenmesi ve böylece jeotermal potansiyeli taşıyan diğer alanların tespit edilmesine yönelik olarak deniz sismiği ve yandan taramalı sonar uygulamaları yapılmıştır. Bu aşamada, fay kırığının güney kolunun denize bağlantı yaptığı nokta olarak düşünülen liman lokasyonundan başlamak üzere deniz tabanındaki muhtemel izini kesecek şekilde belirlenen 9 adet hat boyunca sismik yansıma ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Hatların altı adedi yaklaşık kuzeybatı-güneydoğu yönelimli olacak şekilde ve İçmeler mahallesinin denizel alanını sınırlayan karşı kıyılar arasında uzanacak biçimde belirlenmiş olup, iki ölçüm hattı bu profilleri çapraz, diğer bir öçlüm hattı ise dikine kesecek şekilde planlanmıştır. Elde edilen sismik veriler her bir dip kesiti için yorumlamaları yapılmış, bu yorumlamalar neticesinde (1-CH-1 kesitinde) gaz çıkışları tesbit edilmiştir. Bu bulguya dayanarak, aynı jeolojik yapıya sahip ve jeotermal potansiyeli taşıdığı düşünülen Marmaris Körfezi içindeki, Yalancıboğaz mevkiinde benzeri bir çalışma yapılmış, önceki sismik kesitlerde görülen gaz çıkışı ve sismik-stratigrafi ikinci denizel çalışma alanında da belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Marmaris Körfezi, fay, jeotermal, sağlık turizmi, termomineralli su

Recep Hakan Beyaz
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Gemlik ve İzmit körfezleri ağır metal kirlilik tarihçesi ve temel (background)değerlerinin karot çökelleriyle araştırılması

Bu çalışmada İzmit ve Gemlik Körfezlerinin ağır metal kirlilik tarihçesi ve boyutları araştırılmıştır. Bunun için İzmit Körfezi'nden iki (İZ17 ve İZ30) ve Gemlik Körfezi'nden üç (MD22A, MD89A ve MD88) adet gravite karot kullanılmıştır. Alınan gravite karotlarında sedimantolojik ve jeokimyasal analizler yapılarak çökellerin temel (background) metal değerleri ortaya çıkarılmıştır. Bu kapsamda metal analizi, toplam organik karbon (TOK), toplam inorganik karbon (TİK), tane boyu analizi, toplam cıva analizi (THg) ve minaralojik analizler yapılmıştır. C-14 yaşlandırma analizi ile çökellerin kirlilik tarihçeleri tespit edilmiştir. İZ17 karot çökellerinin background ve ortalama (parantez içinde) değerleri 71947,5 (73010 Al), 177,2 (150,3 Cr), 19 (19,7 Co), 28.7 (35 Cu), 74 (122,7 Zn), 27.3 (28 As), 30 (43,8 Pb), 2009 (2184,4 Mn), 78.6 (81,5 Ni), 0,08 (0,4 Hg) ve 45495 (47608,5 Fe) mg.kg-1 iken İZ30 karotunun 22119 (19900.5 Al), 43.4 (62,5 Cr), 5 (3,9 Co), 8.5 (11,7 Cu), 20.5 (27,6 Zn), 4.1 (3,5 As), 11.5 (17,7 Pb), 124.6 (109,6 Mn), 0,14 (1,1 Hg) ve 12.5 (11,3 Ni) mg.kg-1'dır. C-14 yaş verileri İZ17 karot çökellerinin ~1965 yılından itibaren Cu ile orta derecede, Zn ve Pb ile ciddi derecede kirletildiğini göstermektedir. Gemlik Körfezinden MD22A, MD89A ve MD88 karotları sırasıyla -38, -38 ve -68 m su derinliklerinden alınmıştır. Metal background ve ortalama (parantez içi) değerleri MD22A için Al: 27373,8 (20519), Ni: 81 (141,9), Cr: 92,5 (139,7), Cu: 31,7 (40), Zn: 48,3 (95,2), Pb: 19,4 (37,3), Co: 16,7 (24,4), Hg: 0,07 (0,1), MD89A için Cr: 103,3 (99,1), Co: 22,3 (21,2), Pb: 21,2 (24,8), Cu: 32,8 (37,4), Zn: 65,6 (71,2), Hg: 0,08 (0,1) Mn: 243 (208,3); MD88 için Al:23958 (23902), Cr: 96,3 (72,8), Mn: 321,6 (236,9), Co: 5,3 (7,2), Cu: 5,9 (8,9), Zn: 35,3 (36,1), As: 8,7 (7,1), Hg: 0,06 (0,08) ve Pb: 19,3 (32,7) mg.kg-1'dır. C-14 yaş verisine göre kirlilik başlangıç tarihi 1788 yılıdır.

Ağır metaller
Tuğçe Nagihan Arslan Kaya
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimEN

Remote sensing applications for physical and ecological state of Turkish coastal waters

Many projects, modeling and monitoring programs, scientific studies and symposia have been developed concerning the physical and ecological state of the Turkish coasts and coastal waters. Pollution, for instance, and erosion in the Turkish coastal waters have been occurring over a long period of time. However, none of these studies has considered these problems holistically; therefore, only limited, short term solutions have been prepared and/or implemented. Polar-orbiting satellites like NOAA-9, NOAA-10 and NOAA-14 can cover thousands of square kilometer areas with an overpass frequency of 12 hours. When three satellites are orbiting with 3 daytime and 3 nighttime overpasses it is possible to monitor Sea Surface Temperature (SST) and turbidity when the sky is unclouded. Other satellites such as Landsat 5, have very good spatial capabilities (30 meter), but lack favorable temporal capabilities. The Landsat Thematic Mapper (TM) of Landsat-5 covers a 180 x 180 km area with an overpass frequency of 16 days. This high resolution capability is particularly useful in coastal change studies. The purpose of this study was to examine the occurrences of pollution and erosion as they are affecting the Turkish coastal waters. This was accomplished by an analysis of the infrared, near-infrared and visible images collected on various dates, as received by the Institute of Marine Sciences and Technology's High Resolution Picture Transmission (HRPT) earth station, SMART Station. TwoIll Landsat TM (Thematic Mapper) images that were commercially obtained, were also used. The infrared images that were obtained by the SMART Station were then used to reveal the SST, and also to map small and mesoscale ocean features using their SST signatures. These atmospherically corrected visible images proved that ocean color is a powerful tool for monitoring water quality parameters such as algal and plankton densities that contain a large amount of implicit information about the state of a coastal marine environment. These images can contribute a lot to the understanding of the physical and ecological processes in the sea. Additionally, analysis of commercially attained Landsat TM images at two different times clearly demonstrated that the physical appearance configuration of the shoreline was radically altered by human and natural degradation.

EcologyImage processingRemote sensing
Atilla Hüsnü Eronat
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1999
00