Dokuz Eylül University
Discipline

Seramik ve Cam Tasarımı Anasanat Dalı

Dokuz Eylül University

34

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

34 Theses
Master'sOpen AccessTR

Vitrifiye üretiminde oluşan deformasyonlar ve giderilmesi

Seramik ürünler, üretim süreçlerinde birçok faktöre bağlı olarak deformasyonlara maruz kalırlar. Bunun en temel sebebi seramiğin fiziksel ve kimyasal değişime uğramasıdır. Vitrifiye üretiminde de deformasyon oluşumu istenmeyen bir durumdur. Oluşabilecek deformasyonları önlemek veya oluşmuş deformasyonları gidermek gerekir. Tasarım geliştirme sürecinde deformasyonu önlemek için çeşitli çalışmalar yapılır. Model ve model kalıba tadilat yapılabileceği gibi, farklı ürün geliştirme çalışmaları da gerçekleştirilebilir. Tasarım geliştirme sürecinin her aşamasının takibinin yapılması gerekmektedir. Ortaya çıkan sonuca göre ölçüm ve değerlendirme işlemleri yapılır. Problem çözülene kadar tadilat işlemleri devam eder. Ölçüm sonuçları uygun bulunduğunda model ve kalıp üzerinde yapılan tüm değişiklikler, teksir kalıbına aktarılır. Teksir kalıbından iş kalıbı çoğaltılır. İş kalıpları kurutmadan çıktıktan sonra işletmeye alınır. Seri üretimde takibi yapılır. Problem yoksa sorun çözülmüş demektir. Yeni ürünlerde deformasyonu önleme çalışmaları yapıldığı gibi, üretime alınan ürünlerde oluşan deformasyonlar için de deformasyonu giderme çalışmaları yapılır. Yapılan tez çalışmasında, seramik sektörünün bir kolu olan Vitrifiye üretiminde karşılaşılan deformasyonların önlenmesine ve giderilmesine yönelik çözüm önerileri sunulmuştur. Birinci bölümde vitrifiyenin tanımı yapılmış, oluşan deformasyonlara ve nedenlerine değinilmiştir. İkinci bölümde deformasyonları önlemek için tasarım geliştirme sürecindeki yöntemler anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, oluşan deformasyonların tespiti, giderilmesi ve yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkan verilerin değerlendirilmesi ele alınmıştır. Dördüncü bölümdeyse yapılan uygulamalar değerlendirilmiştir. Üniversite-Sanayi arasındaki bağların çok güçlü olmadığı, vitrifiye sektöründe, tasarım ve ürün geliştirme sürecine dair bilimsel yayın sayısının az olduğu göz önüne alınarak hazırlanan bu tez çalışmasının, Vitrifiye sektörü için faydalı olması amaçlanmıştır.

DeformasyonEndüstriyel seramikEndüstriyel tasarım+5
Mustafa Ural
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hitit dönemi törensel seramik kapları ve güncel uygulamaları

Bu çalışmada, Anadolu topraklarında gelişmiş, sahip olduğumuz kültür mirasımız olan, Hitit Dönemi törensel seramik kapları incelenmiştir. Hitit İmparatorluğu, antik çağın en eski ve en güçlü imparatorluklarından biridir ve bugünkü Türkiye'nin Konya, Çorum, Ankara ve Hatay bölgelerinde bulunan tarihi kalıntıları ile tanınır. Hitit İmparatorluğu, törensel ve günlük hayatta kullanılan çeşitli seramik kapları üretmiştir. Bu kaplar, törensel amaçlı olarak kullanılır ve günlük yaşamın yanı sıra evlilik törenleri, tanrıların onurlandırılması gibi önemli olaylar için de kullanılırdı. Hitit Dönemi törensel seramik kapları, törensel semboller ve hayvan figürleri gibi süslemelerle bezenmiştir. Bu süslemeler, törensel kültürü ve inançları yansıtır. Bu kaplar, antik çağ medeniyetlerinin yaşam tarzını ve inançlarını anlamaya yardımcı olan önemli tarihi eserlerdir. Günümüzde de tarihi ve kültürel mirasımızın bir parçası olarak korunmakta ve gelecek nesillere aktarmaktadır. Bu çalışmada yapılan uygulamalar, geleneksel Hitit motifleri ve sembollerini kullanarak geçmişle bağlantı kurmayı ve kültürel mirası günümüze taşımayı amaçlamakta olup Anadolu'nun zengin kültür mirasına katkıda bulunmayı ve Hitit Dönemi sanatını modern bir perspektifle yeniden yorumlamayı hedeflemektedir. Uygulama aşamasında üretilen seramik kaplar, geleneksel Hitit sanatının esaslarından esinlenerek özgün tasarımlar içermekte ve bu tasarımlar aracılığıyla geçmişin estetiğini günümüzde canlı tutmaktadır. Törensel semboller ve figürler, eserlere derinlik katmakta ve sadece estetik bir değer eklemekle kalmayıp aynı zamanda kültürel anlam taşımalarını sağlamaktadır. Bu uygulamalar, geleneksel sanatın modern yaratıcılıkla birleştirilerek kültürel mirası yaşatma ve gelecek kuşaklara aktarma çabasının bir yansımasıdır.

Artistik seramik
Elif Buse Yılmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yerleştirme sanatında seramik malzemenin kavramsal bağlamda yorumlanışı ve bir sergi

1960 sonrası değişen sanat anlayışı, kavramsal sanat ile birlikte geleneksel sanat algısının devinime uğrayarak sabit kurallardan sıyrıldığı, nesnelerin anlam, kavram ve düşünsellik boyutunda irdelendiği yenilikçi bir anlayış ortamı oluşturmuştur. Dönemin öne çıkan yenilikçi sanatçıları tarafından benimsenen bu tutum geleneksel sanat algısındaki estetik kaygı ve formalist düşünce yapısı, galeri mekanları aracılığı ile metalaşan sanat olgusunu, bu sınırlı çerçeveden sıyrılarak dönemin güçlü ve etkileşimli sanat akımları ile güçlendirmiştir. Fluxus, Art and Language (Sanat ve Dil), Minimalizm, Performans Sanatı, Süreç Sanatı, Arte Povera (Yoksul Sanat), Land Art, Yerleştirme Sanatı gibi farklı ifade biçimleri oluştukları dönemden günümüze kadar etkilerini sürdürmüş ve birçok çağdaş sanatçıyı etkisi altına almıştır. Bu oluşumların her biri hem kendi içerisinde hem de farklı disiplinlerdeki sanat pratiklerinin geniş kapsamda önünü açarak sanatın fikir ve anlam başlığı altında değerlendirilmesinde olumlu bir etken rol oynamıştır. Anlatımı destekleyen ve kavram ile bütünleşen, nesnenin vurgudaki rolü baz alınarak üretilen eserler, izleyiciye düşünme yetkisi sunarak, eser ve izleyici arasında bir bağ kurulmasını sağlamıştır. Bu değişim, yapısı itibariyle kısıtlı bir sunum çerçevesinde değerlendirilen seramik sanatını da diğer sanat dalları gibi daha geniş ve etkileyici bir yöntemle buluşturmuştur. Seramik sanatı, yerleştirme sanatı mekan ve izleyici katılımı ile birlikte kaide üstü sanat anlayışından çok daha farklı biçimlerde de kullanılmaya başlanmıştır. Seramik malzemenin kendi kavramsal yapısı ve üretim süreci, yerleştirme yapan sanatçıları bu yönü ile üzerine çekerek farklı malzeme ve üslupta çalışan sanatçıların fikir ve anlatılarına farklı boyutlar getirmiştir. Anahtar kelimeler: Yerleştirme Sanatı, Kavramsal Sanat, Seramik Malzeme

Kavramsal tasarımSeramik malzemeleriYerleştirme
Samet Alış
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kırgızistan balballarının incelenmesi ve uygulamalar

Sanatın ilkel toplumlar için sihirli özellikleri vardır. İnsanları ruhlarla iletişime geçireceğine, tılsımlı güçlere sahip olduğuna dair inanışlar vardır. Balbalların da sihirli özellikleri olduğuna inanılıyordu. İslamiyet'ten önceki Şamanist kültürden dolayı eski Türkler kendilerini balbal denen mezar taşlarıyla ifade etmişlerdir. Bu mezar taşları basit çizgilerle işlenmiş insan formlarıdır ve kült merkezlerinde yer almışlardır. Balbalların kült merkezlerinde yer almasının nedeniyse ölmüş olan, alpların, kağanların, hanedan üyesi kişilerin bir sonraki hayatlarında onları koruyup kollayacaklarına inanmış olmalarıdır. Çünkü balballar aslında alpların, kağanların, hanedan üyesi kişilerin hayattayken öldürmüş oldukları önemli düşmanları temsil etmektedir. Balballar İslamiyet'ten önceki dönemde yaygın olarak kullanılmış, İslam dininin kabul edilmesi ile kullanımları zamanla azalmış ve mezar taşları kullanılmaya başlanmıştır. Geleneklerin yüzyıllar boyunca nesilden nesle aktarılmasıyla oluşan kadim Türk kültürü, zengin birikimiyle her daim bilimin ve sanatın odak noktasında olacaktır. Bu araştırmada eski Türklerdeki ölü gömme gelenekleri ve balbal ile ilgili bilgilere yer verilmiş, balballar sanatsal yönden ele alınmaya çalışılmış ve buna bağlı olarak kişisel uygulamalar yapılmıştır.

BalballarEski TürklerSeramikler+1
İlkcan Buse Koner
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Phokaia kazılarında ele geçen pişmiş toprak çatı kiremitlerinin üretim aşamalarının incelenmesi ve bir örnek üretim yapılması

Kiremitlerin tarihi insanoğlunun barınma ihtiyacı kadar eski olmasa da, insanların kendilerini dış etkenlerden koruma ihtiyaçları sebebiyle günümüze kadar dönüşerek ulaşmıştır. Başlangıçta barınakların tepesini kapatmak için ağaç vb. gibi farklı materyaller kullanılmış olsa da seramik kiremitlerin dayanıklı olması, insanların bu materyali halen kullanıyor olmalarının en önemli sebebidir. Seramik kiremitlerin M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren kullanımlarının artması, seramik materyalin kültüre bağlı estetik anlayışa, coğrafi koşullardan kaynaklı kullanım farklılıklarına ve dini inançların gerekliliklerine (tapınaklar) uyum sağlama kolaylığından dolayı devam etmiştir. Antik çağda yapıldıkları yere göre Korinth, Laconia ve Sicilia olarak isimlendirilen seramik kiremit tipleri, halen aynı isimlerle anılmaktadırlar. Günümüzdeki kazılarda ele geçen pişmiş topraktan yapılmış kiremitlere ilişkin bilgi birikimi ile kiremit tiplerine yönelik incelemeler ve üretim teknikleri hakkındaki deneysel çalışmalar çok sınırlıdır. Bu kapsamdaki çalışmamda, Phokaia Bölgesi'nde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan birçok seramik kiremit tipinin araştırılması ve bu tiplerin açıklanarak yapılan örnek üretim uygulamaları sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çatı Kiremitleri, Seramik, Phokaia

KiremitPhokaiaSeramikler
Melike Aslı Gördes
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Güney Amerika Marajoara Kültürü Seramikleri'nin araştırılması

Tarih öncesi çağlardan itibaren seramik kaplar, üretildikleri toplumlarda sosyal, dini ve kültürel yapıların birer parçası olmuştur. Farklı coğrafyalarda birbirlerinden bağımsız ve herhangi bir bilgi alışverişi yapmamış toplumlar, çoğunlukla benzer üretim teknikleri kullanmış ve sahip oldukları kültürel öğeleri seramik kapların üzerine işleme ihtiyacı duymuşlardır. Bu durum seramik malzemenin ve insan doğasının birleşiminin bir sonucudur. Doğu Amazon bölgesinde, Atlas okyanusu kıyısında yer alan Marajo adası, M.S. 400 ila 1300 yılları arasında yaşamış, gelişmiş bir Kolomb öncesi topluma ev sahipliği yapmıştır. Marajoara kültürünü oluşturan bu toplum, kendisinden önce ve hemen sonrasında yaşamış toplumlara kıyasla daha sofistike seramik üretimi yapmışlardır. Bununla birlikte kendi içerisinde şefliklere ayrılmış olan bu topluluk, seramik üretimini ortak bir kültürel aktivite olarak gerçekleştirmiştir. Bu çalışmanın amacı Marajoara kültürüne ait seramik kapların biçimsel, dekoratif ve kavramsal özelliklerini araştırmak ve seramik kaplar üzerinden Marajoara kültürünün yapısını incelemektir.

AmazonGiyilebilir sanatGüney Amerika ülkeleri+2
Hüseyin Gürgöze
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş seramik sanatında öyküleyici anlatımlar ve uygulamaları

Her uygarlık, kendilerine özgü kültür ve sanatlarını yaratmıştır. Kendinden sonra gelen uygarlık o birikimin devamı ya da tepkisi olarak var olmuştur. Bu etkileşim sonunda yeni bir kültür ya da sanat doğmamıştır. Tarihe baktığımızda, uygarlıkların kültürlerinden beslenen bir öykü kültürü ve anlatımı olduğu görülmektedir. Bu süreçte yapılan aktarımlardan yeni hikâyeler doğmuştur. Öykü anlatımı geleneği tarih boyunca kullanımı artarak ve farklılaşma göstererek devam etmektedir. İlk çağ insanları duygu ve düşüncelerini mağara duvarlarına aktarırken, zamanla değişen kültürler, gelişen malzemelerin de keşfiyle beraber sanat tarihinde de etkisini göstermektedir. Bu etkiler seramik sanatının çeşitli malzeme imkanı ve kendine has tekniğiyle her dönemin sanatçı ve zanaatkarların elinden çıkan ürünlerde çeşitlilik göstermiştir. Seramik sanatı tarihinde tasarımlara konu olan öykü anlatımı, yapılan çalışmalarda en çok kullanılan olmuştur ifade aracıdır. Ortaya çıkan çalışmalar tarih boyunca tüm uygarlıkların yaşamlarını anlatmaktadır. Öyküleyici anlatım, insanlığa tanıklık eden ve belge niteliği taşıyan çalışmalardır. Bu araştırmada, öyküleyici anlatımın tanımı ve tarihçesi ile ilgili araştırmalar yapılmıştır. Araştırmayla ilgili görseller, öykü anlatımının uygulandığı, seramik sanat tarihinde de yer alan, üretilen çalışmaların ve açıklamaların pekişmesini amaçlamaktadır.

MetaforModern sanatSeramik sanatı+1
Güler Canlı
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel Çanakkale testi ve sürahi formlarının incelenmesi ve bir seramik sergisi

Türk Seramik tarihinde önemli bir yeri olan Çanakkale Seramikleri, kendine özgü form ve dekor uygulamalarıyla geleneksel seramik sanatında yer edinmiştir. Çanakkale şehrinin jeopolitik konumu itibariyle Çanakkale Boğazı'nı kullanarak deniz yoluyla birçok Avrupa ülkesine bu seramikler ulaştırılmıştır. İki bölümden oluşan bu rapor çalışmasının ilk bölümünde, 17. Yüzyıldan 20. Yüzyılın ikinci yarısına kadar üretimi yapılan Çanakkale Seramikleri genel olarak ele alınmıştır. Bununla birlikte Çanakkale Seramiklerinde testi ve sürahi formları detaylı olarak incelenmiştir. Formların üzerinde bulunan coşkulu renkleriyle ve aplike edilmiş kabartmalarıyla da dikkat çekmişlerdir. Birden fazla formun çömlekçi çarkında şekillendirildikten sonra birbirine eklenerek meydana getirildiği testi ve sürahi formlarının üzerinde görülen akıtma ve fırça darbeleri göze çarpmaktadır. Halk arasında da kültürel olarak ilginç sembolik anlamları olan bu testi ve sürahiler doğum geleneklerinde de farklı anlamlarla karşımıza çıkmaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise seri üretim başlayana kadar geleneksel form üretimleri devam etmiştir. Bu parçaların birçok örneği günümüzde müzelerde, koleksiyonlarda ve antikacılarda bulunmaktadır. Tarih boyunca "balık" toplumlar tarafından farklı şekillerde anlamlandırılmış ve aktarımlarda bulunmuştur. Bolluk ve bereketin sembolü olmuş ve semavi dinlerde önemli yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, Anadolu'da görülen örnekleri ve mitolojideki yeri incelenmiştir. Çanakkale seramiklerinde görülen zengin form ve uygulamaları referans alınarak meydana getirilen, balık temalı seramik sergisi çalışmaları görülmektedir.

SeramiklerSürahilerTestiler+1
Emre Aydos
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş seramik sanatında katılımcı izleyicinin rolü

20. yüzyıl, büyük değişimlerin, gelişimlerin ve ilerlemelerin yüzyılı olmuştur. Yaşanılan olaylar, sanat olgusunu yeniden sorgulamaya itmiş, alışılmış değerler ve biçimler yenilenmiştir. Öncü akımlar sayesinde geleneksel sanat anlayışı dışlanarak, sanatçının kimliğine, ortaya çıkan esere, sanat izleyicisine ve sergileme biçimine yeni bir bakış açısı sunmuştur. Bununla birlikte sanatçı-eser-izleyici ilişkisindeki dinamikler değişmiş, yenilik arzusu üzerine izleyici, sanat eserinin bir parçası haline gelmiştir. Fütürizm ile başlayan izleyicinin katılım süreci, dadaizm, fluxus, kavramsal sanat, kinetik ve op sanat, GRAV, happening, performans sanatı, gibi hareketler ile yeniden sorgulanmıştır. Böylelikle izleyicinin pasif konumu, aktif bir konuma geçmiş aynı zamanda eseri oluşturan en önemli unsur haline gelerek katılımcı izleyiciyi ortaya çıkartmıştır. Bu etkileşim süreci, seramik sanatına da yansımıştır. Bu araştırmada; çağdaş seramik sanatının, malzemesinin, üretim biçiminin, sergileme imkanlarının ışığında ortaya çıkan seramik eserlerin, aktif izleyici ile ilişkisi irdelenmiştir. Katılımcı izleyicinin tarihsel süreci değerlendirilerek çağdaş seramik sanatındaki izleyicinin etkin rolü incelenmiş, gelecek yeni uygulamaların, farklı sergileme olanaklarının ve eser ile izleyici arasındaki etkileşimin arttırılması hedeflenmiştir. Anahtar Sözcükler: Katılımcı, İzleyici, Etkileşim, Çağdaş Seramik, İnteraktif

Hilal Çınar
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Harç yığma tekniği ile çalışan üç boyutlu seramik yazıcılarda kullanılabilecek bünye araştırmaları

"Harç Yığma Tekniği İle Çalışan Üç Boyutlu Seramik Yazıcılarda Kullanılabilecek Bünye Araştırmaları" başlıklı tez çalışması 218M919 TÜBİTAK projesi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Çalışma üç boyutlu kil yazıcıların kullanımına elverişli bünyeler elde etmek amacıyla, üçlü ve dörtlü diyagram yöntemleri kullanılarak oluşturulan 542 reçetenin 414 tanesinin uygulanmasıyla gerçekleşmiştir. 900, 950, 1000, 1050°C'lerde pişirimleri yapılan bünyelerin bir kısmı geleneksel şekillendirme yöntemlerine uygun olmakla birlikte bir kısmı da geleneksel yöntemlerle şekillendirilemeyecek düzeyde düşük plastikliğe sahiptir. Uygulama bölümünde, deneme baskıları yapılan bünyelerin reçeteleri ve pişirim sonuçları verilmiş, yapılan gözlemlerin sonuçları aktarılmış ve elde edilen uygun bünyeler ile üç boyutlu yazıcıda form denemeleri yapılmıştır. Bu killerin reçeteleri, görselleri, pişirim sıcaklıkları ve test sonuçları tez çalışması içinde paylaşılmıştır. Bu çalışmada ulaşılmak istenen bilimsel ve teknolojik hedef; yerel hammaddelerle üç boyutlu yazıcılarda kullanılmak üzere düşük derecelerde pekişebilen seramik çamurları geliştirmek, seramik sanayinde şekillendirme aşamasında kullanılan alçı, polimer v.b. ürünlere bağlı kalmaksızın ürün geliştirerek alana yönelik maliyetleri azaltmak, bu çamurların fiziki yapılarına göre yazıcıda yapılabilecek geliştirme önerilerini sunmaktır. Sosyo-ekonomik olarakta; orta ve küçük ölçekli üreticiler veya bireysel kullanıcılar için düşük maliyetli ürünler üretebilme ve ürün gamını geliştirme imkânı sağlanması da hedeflenmiştir.

Fatih Aslan
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1050- 1080 derecede gelişen renkli krakle sırların araştırılması

Artistik sırlar içerinde yer alan krakle ve tolanmalı sırların ilk örneklerini 12. Yüzyılda üretilen Çin porseleleri ve seramiklerinde görmek mümkündür. Bu dönemde Batı medeniyetlerinde krakle sırlar hata olarak görülse de Doğu medeniyetleri bu sır çeşidini sanatsal anlamda kabul etmiştir. Günümüzde krakle sırlar sanatçıların eserlerini üretirken tercih ettikleri bir sır çeşidi iken, endüstriyel alanda ise bu özel sırların çok fazla kullanılmadığı görülmektedir. Bu tez çalışmasında konu ile ilgili daha önce yapılmış olan araştırmalara bir yenisini eklemek ve ülkemizdeki hammaddeler ile çok sayıda denemeler yapılarak literatüre yeni reçetelerin eklenmesi amaçlanmıştır. Bu nedenle konuyla ilgili olarak yapılan araştırma sonuçlarının, ileride bu konuda çalışma yapmak isteyen seramikçilere kaynak olması hedeflenmiştir. "1050-1080 Derecede Gelişen Renkli Krakle Sırların Araştırılması" konulu tez çalışmasında öncelikle denemelerde kullanılan hammaddelerin özellikleri araştırılmıştır. Seger formülleri ve reçeteler oluşturulduktan sonra hangi bünyenin kullanılacağına karar verilmiştir. ESC1 döküm çamuru tercih edilerek deneme plakaları şekillendirilmiş, 1000°C'de bisküvi pişirimleri yapılmıştır. Bisküvi pişirimi yapılmış olan deney plakalarına akıtma yöntemi ile sırlar uygulanmış, 1050 ve 1080°C'lerde sır pişirimi yapılarak sonuçları gözlemlenmiştir. Çalışılan iki farklı sıcaklıkta da gelişen sırlar karşılaştırılmış parlaklık, akışkanlık, matlık, opaklık, köpürme, renk farkı ve formlara uygunluğu gözlemlenerek olumlu ve olumsuz sonuçları değerlendirilmiştir.

Özenç Sarıtaş
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2021
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Düşük dereceli seramik sırlarının cam yüzeylerde kullanımı

Seramik sırları seramik ürünlerin yüzeyini kaplayan cam veya camsı yapıdır. Seramik sırları ve cam arasındaki ilişki irdelendiğinde seramik sırlarının da silika tipi camlar olduğu görülmektedir. Yapısal benzerliklerinin etkisiyle gelişimleri birbirlerini etkilemiş hatta bazı araştırmacılara göre ilk cam üretimi sır üretiminin bir uzantısı olarak ortaya çıkmıştır. Benzer yapılarına rağmen farklı iki alan olarak ilerlemelerini sürdürmüşlerdir. Yapısal benzerliklerine rağmen, sırların cam yüzeylerde kullanımına dair yapılan literatür taramalarında, sanatsal cam çalışmalarında sır kullanımı görülmekle birlikte kapsamlı bir çalışma bulunamamıştır. Bu nedenle Sanatta Yeterlik tezi olarak ele alınan bu çalışmada düşük dereceli seramik sırlarının cam yüzeylerde kullanımı araştırılmıştır. Araştırmanın amacı, düşük sıcaklıklarda olgunlaşarak cam yüzeylere tutunabilen bir sır geliştirmek ve bu sırı farklı oksit ve boyalarla renklendirerek cam dekor boyalarına alternatif bir malzeme oluşturmaktır. Bu amaçla, seramik sırları ve camın, tanım ve tarihsel süreçleri irdelenerek, geliştirilen düşük dereceli seramik sırlarının cam yüzeylerde kullanılabilirliğinin yanında seramik yüzeylerdeki etkileri de araştırılmıştır. Ayrıca sırlı camlar, çöktürme ve füzyon teknikleriyle biçimlendirilerek özgün formlar üretilmiştir.

Seramik sırları
Mehmet Aydın
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul'da bulunan Bizans Dönemi mozaikleri: Kariye Müzesi

Kariye Müzesi (Chora Manastırı Kilisesi), Ayasofya Müzesi (Hagia Sophia Museum), Zeyrek Cami (Pantokrator Manastırı Kilisesi), Feneri İsa Cami (Konstantin Lips Manastırı), Fethiye Müzesi (Pammakaristos Manastırı), Aya İrini Kilisesi (Hagia Irene Church) ve Büyük Saray Mozaikleri Müzesi Bizans döneminin İstanbul'daki başlıca mimari yapıları arasındadır. Bu çalışmada, bu müzelerde bulunan ve Bizans dönemi mozaik sanatının dikkat çekici örnekleri olan mozaik eserler incelenmiştir. Kariye Müzesinin tarihçesi ve mimarisine başvurularak bu mozaik eserlerin, tarihsel, sosyo-kültürel, teknik ve artistik açıdan analizlerinin yapılması tezin genel içeriğini oluşturmaktadır.Yukarıda bahsedilen Bizans dönemi mimari yapılarında, genel olarak, bir antik dönem mozaik tekniği olan Opus Vermiculatum tekniği kullanılmıştır. Tezi destekleyen proje uygulaması ise, bu tekniği çağdaş malzemelerle günümüze uyarlamayı amaçlamıştır.Uygulama projesi, evreni simgeleyen geometrik formların yer aldığı ?Evren I ve Evren II? adlı soyut özgün iki kompozisyondan oluşmaktadır. Kompozisyonu meydana getiren geometrik formların oluşturulmasında denge, ritim, renk, hacim ve ışık gibi temel sanatsal ölçütlere dikkat edilmiş ve grafiksel bir anlatım dili kullanılmıştır.Gerek tez çalışmasının konusunu olan Bizans dönemi mozaiklerinin yorumlanmasıyla ve gerekse projede uygulanan mozaik tekniği ile geçmiş ve günümüz mozaik sanatındaki çalışmalar irdelenerek bir sentez oluşturulmuştur.

Bizans DönemiKariye MüzesiMozaik sanatı+3
Emel Özdemir Çokhamur
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital ınkjet yazıcılarla sofra eşyası ürünlerinin dekorlanması ve örnek uygulamalar

Bu tez dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde porselen endüstrisinde kullanılan dekor teknikleri ve baskı çeşitleri anlatılmıştır. Dekal baskı, silikon baskı(Tampo), inkjet (püskürtme) hakkında fotoğraflarla beraber genel bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise dijital inkjet baskı yöntemi ile dekorlamada kullanılan makine, inkjet boya türleri, dijital inkjet yazıcısının çalışma prensibi, püskürtme kafalarının bakımı ve temizlenmesi fotoğraflarla ve grafiklerle anlatılmıştır. Üçüncü bölümde tasarımcılar için önem arz eden dijital baskıda renk yöntemi, ICC profil oluşturma, desen oluşturma yöntemleri bilgisayar ekran görüntüleri ve fotoğraflar kullanılarak anlatılmıştır. Dördüncü bölümde dijital inkjet baskı ile ''Hayat Çizgisi'' adlı çalışma endüstriyel tabakların yüzeylerine örnek uygulama yapılmıştır. Sonuç bölümünde ise porselen endüstrisinde kullanılan dijital baskı teknolojisinin üreticiye, tasarımcıya, ürüne ve alıcıya etkisi sorgulanmış, gelişimi devam eden bu teknolojinin ileriki zamanlarda sofra eşyası endüstrisinde ulaşacağı düzey ön görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Porselen, Sofra Eşyası, Baskı Teknikleri, Inkjet, Dijital, Desen, Renk

Ahmet Osman Peker
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Seramiğin kavramsal sanatta kullanımı ve bir uygulama projesi

Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar seramiği oluşturan kil malzeme gündelik hayatta; çeşitli nesnelerin yapımında kullanılmıştır. Yüzyıllardır kilin kullanımı devam etmektedir ancak bu malzemenin seramiği oluşturması ateşin icadından sonra mümkün olmuştur. Günümüz sanat yapma edimlerine eklemlenerek, geleneksel üretiminin yanı sıra fikirselliği ön plana çıkartmak amacıyla seramiğin bu türden kullanımı ise yeni bir durumdur. Bu durum 1960 sonrası oluşan Kavramsal Sanat etkisinde düşüncenin ön plana geçmesi ile gündeme gelmiş ve seramiğinde bu türden kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. 1960 sonrası, Kavramsal Sanat etkinlikleriyle beraber sanat ortamında kökten bir değişime gidilerek sanatın değer yargılarının tekrar sorgulanmaya başladığı bir ortam oluşmuştur. Sanat yapıtının dışsal nitelikleri önem ve değerini kaybederken, bunun yerine düşünceyi ön plana çıkartan yeni bir sanat görüşü ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla sanat yapıyor olmaktan çok sanat yapmanın kendisi üzerine düşünmek daha önem kazanmıştır. Marcel Duchamp ve Joseph Beuys gibi sanatçıların öncülüğünde, sanatçılar yapıtlarında her türlü malzemeyi kullanma özgürlüğü elde ederken içerik bakımından da dil bilim ve felsefe gibi alanlardan yararlanmaya başlamışlardır. Sanatsal üretimlerde hazır ve buluntu gibi çok çeşitli gündelik nesnelerin kullanımı sonucunda geleneksel üretim yöntemleri terk edilmiş onun yerine alternatif ifade biçimleri aranmaya başlanmıştır. Diğer yandan bu tavrın kökeninde, sanat nesnesinin biricikliğine, fetişist değerine ve büyük ölçüde sanat piyasasının hamilerine karşı bir tepki bulunmaktadır. Kavramsal sanatçılar bu tepkilerini, indirgeyici bir hareketle nesneyi geri planda bırakıp, yerine fikri koyarak göstermiştir. El becerisi önemini kaybederken düşünce yükselişe geçmiş, dijital teknoloji ise; Kavsamsal Sanatta varılan son aşama olmuştur. Sanatın sadece felsefe ve düşüncelerle yapılabileceğini savunan bu akımın diğer sanat dallarında olduğu gibi Seramik Sanatına da yansımaları olduğu görülmüştür. Bu çalışmada seramiğin, Kavramsal Sanat özelinde geçmiş ve günümüze dair fikirsel olarak kullanımı noktasında durularak, geniş ve kapsamlı bir bellek oluşturmak hedeflenmiştir.

Avangard sanatAvrupa sanatıAydınlanma felsefesi+5
Yusuf Can Kulak
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Seramik tasarımında pikselasyon uygulamaları

Bu çalışmada sanatın geleneksel uygulama yöntemlerinden dijital döneme kadar olan gelişimine, günümüzde ise dijital çağla değişen sanat algısının farklı sanat dallarıyla etkileşimine değinilmiş ve yakın tarihimizdeki süreç içerisinde sanatın dijital dünyaya olan katkısı ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, geleneksel resimleme tekniklerinden biri olan ve günümüzde hala uygulanan mozaik sanatının ve bir görüntüleme tekniği olarak fotoğrafın pikselasyon ile ilişkisi ele alınmıştır. Fotoğrafın devam eden süreçte Modern Sanat'ın içine ne şekilde dâhil olduğu ve bir imge oluşturma sürecindeki fotoğraf-resim ilişkisi irdelenmiştir. İkinci bölümde dijital görüntüleme teknikleriyle birlikte karşımıza çıkan yeni dünyanın bir endüstriye dönüşen eğlence, sanat ve tasarım üçgeninde sanatçıya kazandırdığı farklı bakış açıları yorumlanarak, eser incelemeleri yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise,video oyunlarından esinlenerek hafızalarda pikselasyon kavramı ele alınıp plastik bir malzeme olan kil ile yorumlanmıştır. Uygulamalar, parçalı kalıp sistemi ve serbest şekillendirme ile oluşturulmuştur. "Seramik Tasarımında Pikselasyon Uygulamaları" başlığı altında hazırlanan yüksek lisans tezinde sanat ve teknolojinin zaman içerisinde günümüz dünyasında etkileri incelenerek, seramik malzemeyle olan ilişkisi değerlendirilmiştir.

FotoğrafPiksellerSeramik sanatı+1
Mehtap Baysal
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Üç boyutlu yazıcılarla üretilebilecek form araştırmaları

İlk olarak 1976 yılında keşfedilen üç boyutlu yazıcılar başlangıçta sadece plastik prototipler üretmekteydi. Bugün ise bu teknoloji gıdadan sağlık sektörüne varacak kadar geniş bir yelpaze içinde gelişimini hızla sürdürmektedir. Son yıllarda seramik alanına da giren üç boyutlu yazıcı teknolojisi hem hala gelişmekte hem de aktif kullanımda seramik sektöründeki yerini giderek sağlamlaştırmaktadır. Üç boyutlu yazıcılar gelişimini seramik alanında da hızla sürdürse de istenilen kalitedeki ürünün elde edilmesinin uzun zaman alacağı tahmin edilmektedir. Bu araştırmada; tüm bu gelişim serüveni içinde, üç boyutlu yazıcılarda kullanılacak seramik malzemenin üretime uygun hale getirilmesi, üç boyutlu yazıcıların çalışma prensiplerine uygun ürün tasarımlarının araştırılması ve uygulanması, üretim ve tasarım aşamalarında ortaya çıkan sorunların tespit edilip ortadan kaldırılması gibi farklı başlıklar incelenmektedir.

Merve Nil Küçükerbaş
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Naif sanatın incelenmesi ve bir seramik sergisi

Naif Sanatın İncelenmesi ve Bir Seramik Sergisi" başlığı altında yapılan uygulama raporunda, naif sanatın sanat tarihinde ilk ortaya çıkışından günümüze dek geçirdiği aşamalar, naif sanatın tarihi, diğer temalar ve sanat dallarını etkilemesi ve hatta kendisinin de etkilenmesi gibi konular incelenmektedir. Naif sanat ilk olarak belli başlı ülkelerde doğmuş ve çok öne çıkmamış bir sanat akımı olsa da zaman içinde tüm dünyaya yayılmış ve kendisini kabul ettirmiştir. Günümüzde belli başlı sanat akımları arasındaki yerini almıştır. Bu çalışma, naif sanatın ele aldığı konulardan biri olan mitolojiyi merkezinde tutarak Antik Yunan mitolojisine ait hikâyelerden bazılarını görselleştirmeyi amaçlamıştır. Bu birbirinden ayrı gibi duran iki temanın aslında içerik ve konu bakımından benzer noktaları vardır, bu benzerlikler de yapılan eserlerde izleyiciye sunulmaya çalışılmıştır.

Fatih Yener
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk seramik sanatında Hamiye Çolakoğlu' nun yeri

Hamiye Çolakoğlu, sanatı, akademik çalışmaları ve hocalığı ile Türk Seramik Sanatına önemli katkılar yapmış bir sanatçıdır. Beş çocuklu Karadenizli bir ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelen Hamiye Çolakoğlu' nun, çocukluk yıllarında başlayan sanat aşkı yaşamının sonuna kadar devam etmiştir. Ailesinin de büyük desteği ile çocukluktan itibaren sanatın içinde olan Çolakoğlu, ilkokul yıllarında aldığı sanatçı olma kararını adım adım hayata geçirmiştir. İlkokul ve lisede aldığı resim ve sanat eğitimini 1959 yılında kazandığı bir burs sayesinde İtalya ' da devam ettirmiştir. İtalya' da seramik ve sahne tasarımı üzerine eğitim alan Hamiye Çolakoğlu, yurda dönüşünde kendi atölyesini kurmuş ve sanatsal çalışmalarına başlamıştır. Seramik çalışmaları yanı sıra sanatın her alanında üretim yapan Çolakoğlu, 1983 yılında eğitimci kimliği ile Türk Seramik Sanatına katkıda bulunmak üzere Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümünü kurmuştur. Bir eğitimci olarak yetiştirdiği yüzlerce öğrenci ve genç akademisyenler ile Türk Seramik Sanatı' na ve Türk Seramik Sanatı eğitimine katkılarının yanında Hacettepe Üniversitesi Seramik ve Cam Tasarımı Bölümünü Türkiye' nin en önemli seramik eğitim kurumlarından biri yapmıştır. Çolakoğlu' nun yaşamı ve sanat hayatının araştırıldığı bu tez çalışmasında sanatçının çocukluk yılları, eğitimi, İtalya yılları, Hacettepe Yılları ve eserleri literatür taraması, özel röportajlar ve hakkında yapılmış belgeseller incelenerek sunulmaya çalışılmıştır.

Gülşen Başıbüyük
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kübizm akımının seramik sanatındaki etkileri ve uygulamaları

Empresyonizme tepki olarak doğan Kübizm akımı, Fransız Post Empresyonist ressam Paul Cezanne'den etkilenen Pablo Picasso ve Georges Brauqe gibi sanatçıların öncülüğünde 1907-1914 yılları arasında Fransa'da doğmuştur. Geleneksel bakış açılarına gerek duymadan nasıl bir sanatsal kurgu yaratılabileceği sorunsalına odaklanmıştır. Kübistler, doğayı farklı açılardan ele alarak geometrik formlara dönüştürmüşlerdir. Batı sanatının asırlarca süren görsel temsil biçimine darbeyi vuran Kübizm, bu bağlamda 20. Yüzyıl sanat hareketleri arasında en radikal sanat akımlarındandır. Kübizmin, radikal bir akım olarak nitelendirilmesinde, resimsel formda üç boyutluluk algısı oluşturmak yerine resim yüzeyinin iki boyutluluğuna vurgu yapılarak, eşzamanlı olarak bir nesne, birçok perspektiften resmedilmiştir. Böylece sanata bir çeşit dördüncü boyut anlayışı getirilmiştir. Doğanın kavramsal boyutuyla ilgilenen Kübistler, 20.yüzyıldan başlayarak temsili gerçeklikten resimsel gerçekliğe doğru sağlam adımlarla ilerleyerek görsel bir devrime neden olmuştur. Kübizm Akımının Seramik Sanatındaki etkileri ve uygulamaları adlı bu çalışmada, Kübizm Akımı genel hatlarıyla anlatılmıştır. Seramik sanatındaki Kübizm etkisi açıklanarak, akımın öncüsü Pablo Picasso ve çağdaş seramik sanatçıların eserlerine de yer verilmektedir. Sanatçıların eserlerinden esinlenerek yapılmış olan seramik heykel uygulamaları, öznel yaşantıdan alınan kesitler ile geometrik formlar üzerinden anlatılmak istenmiştir.

Melike Karakaş
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul bölgesi endemik bitkilerin araştırılması ve seramik yüzeylerde resimsel uygulamalar

İstanbul Bölgesi jeopolitik olarak oldukça önemli bir bölgede yer almaktadır. Bunun yanı sıra iki kıtada da yer alması özelliği taşıyan tek şehirdir. Avrupa ve Asya kıtalarının birleştiği noktadaki İstanbul'un özel bir yeri vardır. Bu sebepten dolayı bitki örtüsü oldukça çeşitlilik arz etmektedir. İstanbul'daki bitkileri incelediğimizde sayıca çok fazla olmasının dışında sadece İstanbul'a ait endemik bitkiler vardır. Ancak bilim insanları bu endemik bitkilerin birçoğunun zaman içinde kaybolduğu yakın bir gelecekte de bir kısmının yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu söylemektedir. . Yıllarca insanlar yaşadığı coğrafyayı incelemiş ve doğadan beslenmiştir. Bu bazen kullandıkları kap kacaklarda şekillenmiş, resimlerde can bulmuş bazen de türkülerde yer almıştır. Bu yansıma sonucunda döneme ait bilgiler sonraki nesillere ulaşabilmiştir. Seramiğin geçmişten günümüze bilgi aktarma da önemli bir yeri olduğu bilinmektedir. Nesli tükenmekte olan endemik bitkilerin yok olma tehlikesine sanatsal bir yaklaşımla dikkat çekip farkındalık oluşturmak ve bu endemik bitkileri tanıtmak amacı ile bir seramik sergi çalışması yapılmıştır Bilimsel çalışmalarla tespit edilmiş olan 56 adet İstanbul endemik bitkisinin fotoğrafları incelenerek seramik formlar üzerine aktarılmıştır. 56 endemik bitkinin farklı açılardan resimlendiği seramik formlar bir düzenleme içerisinde sergilenmiştir. Günlük hayatta yanında geçilip dikkat edilmeyen bu bitkiler bir sergi salonu içerisinde izleyicilerle buluşturulmuştur.

Beyhan Uç
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Düş, bellek ve gerçeküstücü yorumların paralelinde rüyaya dair imgelerin seramik sanatında kullanımı

(Düş) Rüya; uyku esnasında görülen bir takım olaylara verilen, Arapça ''rü'yâ'' kökünden düş görmek anlamına gelen bir kelimedir. Rüya; uyku sırasında zihinde ortaya çıkan ve bir kısmı belleğe kaydedilen ruhsal olaylardır. Uyku sırasında canlı, çarpıcı, görsel ve işitsel varsanımlarla ortaya çıkan yaşantıdır. Bu tez çalışmasının konusunu, (düş) rüya kavramı, bellek, rüya türleri, rüyaların yorumlanması, rüya ve gerçeküstücülük, bilinçaltı gibi kavramlar oluşturmaktadır. Düş, bellek ve gerçeküstücü yorumların paralelinde kapsamlı araştırmalar yapılmıştır. Yapılan araştırmalar doğrultusunda bilinçaltının oluşturduğu etkilerle gerçeküstü çalışmalar yapmış olan sanatçıların eserleri incelenmiştir. Çalışmada son olarak rüyaların bilinçaltında oluşturduğu etkilerle şekillendirilen özgün seramik formlara yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Rüya, Bilinçaltı, Gerçeküstü, Tabirnâme, Sürrealizm.

Dilber Sayarer
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1200°c-1240°c aralığında gelişen kristal sırlar ve uygulamaları

1200°C -1240°C aralığında gelişen kristal sır araştırmaları ve uygulamaları başlıklı bu çalışmada sır içerisinde yer alan kristallerin test denemeler, ülkemiz şartlarında üretilen firitler ve çamur bünyeleri üzerinde günümüz atölye şartlarında yapılmaya çalışılmıştır. Araştırmada yerli üretim porselen, vitrifiye çamurları üzerinde yine yerli üretim firitler ve kristal oluşumuna etkisi olduğu bilinen firitlerin muadilleri kullanılmıştır. Denemelerin bir kısmı, kristal sıra uygun hammaddeler sır bileşiminde kullanılarak ham kristal sırlar olarak oluşturulmuştur. Pişirimler 1200°C,1220°C, 1240°C ve son test denemeleri ise 1270°C'de elektrikli fırında gerçekleştirilmiştir.

Tümay Erman
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş seramik sanatında bebek figürleri

ÖZET İnsan, doğduktan sonra en çok gözlemlediği şey kendi bedeni ve çevresindeki insanlar olmuştur. Bu durum en iyi bildiği şeyi yani insan bedenini anlamlandırmakta zorlandığı soyut kavramlarına kendi bedeninde biçim vermesine sebep olmuştur. Modern çağa kadar olan bu süreçte insan figürü önemini artarak günümüze kadar ulaşmıştır. Bu insan figürü betimlemeleri gelişen çağa ayak uydurarak toplumların kültürel yapısı yaşam koşulları gibi bazı faktörlerle değişime uğramış ve gelişimine devam etmiştir. Günümüze kadar gelen insan figürleri, insanların her daim ilgisini çekmiştir. Önceleri kemik, fildişi kullanılarak yapılan bu figürler, toprağın kolay şekillenmesi nedeniyle seramik olarak da üretilmiştir. Bilinen en eski insan figürü gebe bir kadın figürüdür. Ressam ve heykeltıraşlara konu olan ve gebelik ile başlayan bu süreç soyun devamlılığı olarak görülmüş, çocuklara verilen değerin artmasına imkan sağlamıştır. Rönesans ile artan bu değer 19. Yüzyıla gelindiğinde soylu olmayan çocuk figürlerinin de görülmesiyle şimdiki konumunun temellerini oluşturmuştur. Bu modern sanatın kazandırdığı en önemli olgudur. Bu çalışmada bebek figürünün 'masum' kavramının yanı sıra insanın bilinçaltının derinliklerindeki karmaşık duygularının sanatçılar üzerinde anlatımları yapılarak incelenmiştir. Bu tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ilk insan figürünün kısaca anlatımı ile başlayıp çocuk-bebek figürlerin sanata girişine kısaca değinilmiş, bebek figürlerinin resim sanatında ve heykel sanatındaki yerine örneklemeler yapılmış, özellikle seramik sanatındaki yerine değinilmiştir. Sanatta bebek figürleri konusunun geniş olması nedeniyle resim ve heykel sanatının üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde üslup olarak bebek figürü çalışan sanatçılara ve eserlerine yer verilmiş, üçüncü bölümde ise konuyla ilgili gözlemlerin neticesinde seramik uygulamalar yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çağdaş, Seramik, Bebek, Çocuk, Figür

Zehra Gülbahar
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Güncel sanatta seramiğin yeri ve sergileme

Türkiye'de güncel sanat kavramı 1990'lı yılların başından itibaren ortaya çıkmaya başlamıştır. 1970'li yıllarda Avrupa'da ortaya çıkan küratörlük kavramının Türkiye'ye girmiş olmasıyla beraber sergilerin geleneksel anlamda değerlendirilmesinden ziyade, kavramsal sergiler ve karma sergiler önemsenmiştir. Türkiye'de evrensel sanat anlayışının gerçekleşmeye başladığı bu dönem aynı zamanda Türkiye'li sanatçıların uluslararası sanat ortamında yer almasına yol açmıştır. 2000'li yılların ortasına kadar gelişen güncel sanat ortamı dünyadaki gelişmeler ile birlikte başka bir yola girmiş, piyasanın hâkim olduğu, dolayısıyla güncel sanatın amacını değiştiren bir süreç işlemeye başlamıştır. Bu doğrultuda küratörlerin yerini sanat galerileri almış, sanat fuarları ise bienallerin önüne geçmiştir. "Güncel Sanatta Seramiğin Yeri ve Sergilenmesi" başlıklı bu tez çalışması, güncel sanat da seramiğin nasıl konumlandığını sorgulamaktadır. İçeriğinden ziyade satılabilirliğinin önemsendiği bu ortamda galeriler, fuarlar ve küratörlerin seramik disiplinine nasıl baktığı ve tercih edip etmedikleri ve nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda güncel sanat kavramının anlamı, nasıl gündeme geldiği, geçirdiği değişimler, Türkiye'de bu alanı şekillendiren bienaller, sergiler, sanat kurumları, galeriler, müzayede şirketleri ve müzeler imkanlar ölçüsünde incelenmiştir. Türkiye'deki güncel sanat ortamında seramik sanatının yeri araştırılırken 1990'lı yıllardan günümüze yayınlanan teorik kitaplar, eleştiri yazıları, sergi katalogları, çeşitli yayın organlarında yayınlanan makaleler taranmış, 23-19 Haziran 2015 tarihleri arasında İzmir' de Ahmet Adnan Saygun Kültür Merkezi'nde bu konuyu ele alan, içerisinde farklı disiplinlerde üretim yapan sanatçılarında olduğu "Fotokopiler" sergisi gerçekleştirilmiştir.

Modern sanatModern sanat sergileriSanat+5
Firdevs Kayhan
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çamur tornası çıkışlı seramik heykel yapımı

Seramik şekillendirme aracı olan "çamur tornası" ya da diğer adıyla "çömlekçi çarkı" el, ayak, ya da motor yardımı ile kendi ekseninde, merkez kaç kuvveti ile üzerindeki tablaya konulan kilin şekillendirilmesini sağlayan araçtır. Çamur tornası, yapılan kazılarda ilkel hali ile M.Ö. 5000 yılına kadar dayandığı görülmektedir. Özellikle L.Woolley kazılarında araba tekerleği buluntuları çarklı sistemin kullanıldığını kanıtlamaktadır. Çamur tornası geçmişte gündelik ihtiyaç malzemeleri yapmak için kullanılırken, süre gelen zaman zarfında seri üretim amacıyla kullanılmaya başlamıştır. Günümüzde ise çamur tornası, sanatsal objeler üretiminde ve heykel yapımında da kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, çamur tornasında simetrik formlar üreterek oluşturulan birimlerin sonradan ekleme, kesme ve deforme edilmesi ile sanatsal alanda heykel yapımına olanak sağlamasının araştırılmasıdır. Bu araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çamur tornasının genel anlamlarıyla açıklanarak, tarihsel gelişimi üzerindeki yeri ve türlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde çamur tornasında şekillendirme yönteminin nasıl yapıldığı ve çamur tornasında heykel üreten sanatçıların çalışmaları örneklerle açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise yapılan araştırma kapsamında literatür değerlendirilerek kişisel uygulamalar ile sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır.

Seramik sanatıÇömlekçi çamuru
Mehmet Oral
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Halaf Dönemi seramiklerinde dans sahneleri

Seramik kapların 9 binyıl önce kullanılmaya başlanmasından kısa bir süre sonra renkli astar ve oksit bezemeler çömlekçiliğin önemli bir özelliğine dönüşmüştür. Halaf Dönemine gelindiğinde oksit bezemeli seramikler iki katlı, oksijen döngüsü kontrol edilebilen dikey fırınlar da pişirilmektedir. Demir içeriği yüksek oksitler ile kırmızı, siyah ve kahverengi ayrıca mangan ve organik maddeler ile siyah renkler kullanılarak bezemeler yapılmıştır. Bazen beyaz renkte kullanılmıştır. Oksijen döngüsünün kontrol edilebilmesi açık yüzeyli seramiklerin üzerine koyu renkler ile bezeme yapabilme imkânı vermiştir. Bu tekniğin benzeri binlerce yıl sonra Klasik Dönemde yeniden kullanılmaya başlanmıştır. Az sayıda seramik kap ise küçük mineralli demir içeriği yüksek kil ile astarlanarak ve pişirilerek parlak yüzeyli seramikler elde dilmiştir. Halaf Döneminde oksit ve kontrollü fırınlar ile seramiklerin üzerine geometrik ve natüralistik bezemeler yapılmıştır. Astar ve oksit bezemeli seramikler Halaf kültürünün en önemli özellikleri arasında kabul edilmektedir. Bu bezemelerden bir kısmı dans sahnelerinden oluşmaktadır. Seramiklerin üzerindeki dans sahneleri çizgisel veya natüralistik bir stilde yapılmıştır. Bu sahnelerin Halaf Döneminde festivallerde sergilenen dans performanslarını temsil ettiği düşünülmektedir. Danslar toplumsal bağları güçlendirmek, mevsimsel döngülere bağlı değişimleri kutlamak ya da hasat zamanlarının gelişini haber vermek amacıyla düzenlenmektedir. Seramik kaplar bu toplumsal olayı görselleştirmek amacıyla kullanılan bir araca dönüşmüştür. Tez çalışmasında seramiğin kökeni, Halaf Dönemi seramikleri, seramikler üzerindeki bezemeler ve dans sahneleri araştırılmıştır. Buradan yola çıkılarak uygulamalar gerçekleştirilmiştir

Şenay Öztürk Ozan
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

ÇBS- 01 kodlu alkali- borlu frit katkılı; 950- 1100˚c aralığında gelişen sır araştırmaları ve uygulamalar

Ticari olarak üretilen frite çeşitli hammaddeler ilave edilerek farklı sır reçeteleri oluşturulmuştur. Bu yeni sır reçeteleri beyaz, kırmızı ve şamotlu bünye üzerine uygulanmıştır. Elde edilen ideal sır reçeteleri renk veren oksitler ile renklendirilerek 950°C, 1025°C ve 1100°C sıcaklıklardaki pişirime tabi tutulmuşlardır. Bu sıcaklıklarda renk veren oksitlerin etkileri gözlenmiştir

Kadriye Gayin
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Doğudan batıya kültür nesnesi olarak porselen

Porselen, beyazlığın, gösterişliliğin, ışık geçirgenliğinin yanısıra, doğudan batıya toplumları tarih boyunca etkileyen, onların yaşam biçimlerinden etkilenen, insanların birbiriyle iletişim kurmasını sağlayan prestijli bir kültür nesnedir. Tez araştırması sırasında literatür taraması yapılmış, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Çekçe kaynaklardan yararlanılmıştır. Tez kapsamında porselenin sosyo-ekonomik boyutu, sosyo-politik ve sosyo-kültürel boyutu olduğu araştırılmıştır. Birinci bölümde porselenin ihtişamından yola çıkarak, bunun ötesinde bir anlamı olduğu vurgulanmıştır. Sosyo-ekonomik boyutunun alt başlıkları içerisinde porselenin evlilik, çeyiz ve düğün kültürününde önemli rol oynadığına değinilmiştir. Koleksiyonerleri önemli ölçüde etkilediğinden ve doğudan batıya bir kültür yarattığından bahsedilmiştir. Porselen Odalar bunun en güzel örnekleri arasındadır. Ekonomik bir değeri olduğundan, takas nesnesi, para, kumar fişi olarak kullanıldığından da bahsedilmiştir. İkinci bölümde porselenin sosyo-politik boyutu olduğu vurgulanmış, diplomatik hediye nesnesi olarak kullanıldığı, iktidarın gücüyle ilişkilendirildiği ve propaganda nesnesi olarak kullanıldığı ifade edilmiştir. Üçüncü bölümde ise porselenin sosyo-kültürel boyutu olduğu, inanç nesnesi olarak kullanıldığı dile getirilmiştir. İnanç nesnesi altında; heykelcikler, sunak kapları, tütsü kapları, pipolar ve çay kapları, şifa kapları olarak sınıflandırılmıştır. Sosyal yaşamı betimleyen porselen heykelcikler kategorisi ise, tiyatro ve dans kültürü, müzik kültürü, günlük yaşam, soylular ve köleler, porselen bebekler olarak alt başlıklar altında incelenmiştir. Bununla birlikte porselenin mimari, resim gibi diğer sanat dalları ile kurduğu ilişki örnekler aracılığıyla ortaya konmuştur. Son olarak, araştırılan konular arasından tütsü kapları seçilerek, hazır porselen nesneler üzerine rezinat lüsteri ile uygulama yapılmıştır. Hazır nesneler arasında mırra fincanı, reçellik, yumurta altlığı olarak kullanılabilen mini formlara yer verilmiştir. Bu nesnelerin seçilmesinin sebebi Osmanlı döneminde de var olan, hazır nesnelerin buhurdan olarak kullanılmasıdır. Yapılan örneklerde doğu ve batı kültürünün köprü oluşturması amaçlandığı için, ağır süslemelerden kaçınılmıştır ve sadeliğe yer verilmiştir. Uygulamalarda farklı gruplara yer verilmiştir. Çin sanatından ve fırça darbelerinden etkilenilmiştir ve bu doğrultuda seriler oluşturulmuştur. Bazılarında doğunun egzotik havasını yansıtan doğa temalı hazır dekaller uygulanmıştır. Anahtar Sözcükler: porselen, kültür, doğu, batı, tütsülük, lüster

Ceren Cengiz
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tuğlanın günümüz sanatında kullanımı ve oluklu tuğla ile form araştırmaları

Tuğla, kilin en eski mimari unsurlarından biridir. On bin yıldan fazla bir süredir kilden üretilen yapı unsurları, insanlar için kalıcı barınak oluşturmak üzere şekillendirilmiştir. Artan beceri ve deneyim ile farklı boyut ve şekillerde üretilmiş, kemerler ve geçitler oluşturmak için karmaşık yapılarda kullanılmıştır. Duvarlarda ve zeminlerde kullanılan tuğla, taşıyıcı ve örtücü fonksiyonun dışına çıkarak dekoratif kullanımı ile estetik bir rol üstlenmeye başlamıştır. Bu noktada sanatsal açıdan da önemli örneklerini görebileceğimiz zengin bir mimari geleneğin oluşmasında önemli bir yere sahiptir. Mimaride işlevsel bir yapı elemanı olarak kullanılan tuğla malzeme bu özelliğinin yanı sıra, kamusal sanata olan ilginin artmasıyla sanatçılar tarafından da tercih edilen bir sanat malzemesi olarak sıklıkla kullanılmıştır. Geniş bir yelpazede çalışma fırsatı sunan bu malzeme, tuğla fabrikaları işbirliği ile makine gücünden faydalanılarak sonsuz uygulama alanları sunmaktadır. Üretim aşamasında, plastik kil formunda çalışılabildiği gibi pişmiş haldeki tuğla ile de heykeller üretmek mümkün olabilmektedir. Bu çalışmanın birinci bölümünde tuğlanın, tarihsel gelişim süreci, mimarideki kullanım alanları, ilkel ve modern üretim biçimleri üzerinden ele alınarak incelenmiştir. İkinci bölümde, tuğlanın yapısına (doğasına) dair bilgi, strüktürel rasyonalizm ve form-anti form kavramları çerçevesinde irdelenerek, işlevsel bir yapı malzemesinin sanat nesnesine dönüşme süreci üzerinden takip edilmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra tuğla ile çalışmalar gerçekleştirmiş olan sanatçı ve mimarlardan örnekler sunulmuştur. Son bölümde ise, bu araştırmalar doğrultusunda tuğladan formlar üretilmiş ve bir sergi çalışması hazırlanmıştır.

Güncel sanatSanatsal malzemeTuğla
Şaban Aykut Hızlıok
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Cevahirname-i Nizami kitabında yer alan lüster reçetelerinin günümüz koşullarında uygulanması

''Değerli taş" anlamına da gelen "cevher" ve bunun çokluğu "cevahirin'' "nâme" kelimesiyle birleşmesinden oluşan "cevher name" veya "cevahir-nâme" değerli taşlar hakkında yazılan kitaplara verilen isimdir. Bu eserler, genellikle değerli taşların nasıl meydana geldiklerini, nerelerde bulunduklarını, cinslerinin isimlerini, kıymetlerini, nasıl korunacaklarını, tıpta kullanılışlarını ve bunlara ilişkin diğer inanışları ortaya koyan ilmî ya da hurafe birçok bilgiyi içermektedirler. Kimi cevâhirnâmelerde madenler, süs eşyası olarak kullanılmayan diğer taşlar, taşlar gibi yararlarına inanılan bazı maddeler ve ıtırlar (parfümler) hakkında bilgi veren bölümlerin de yer aldığı görülmektedir. Muhammed İbn Abul Berekat Coheri Nişaburi (Nişaburlu Cevherci Abul Berakatın Oğlu Muhammed) tarafından 1195 yılında yazılmış olan Cevahirname-i Nizami kitabı, lakabı Nizami olan o dönemin vezirine hediye edildiği için kitaba Cevahirname-i Nizami denilmiştir. Cevahirname-i Nizami'nin günümüze ulaşan 5 adet el yazması nüsha, İraj Afshar'ın çabaları sonucunda belirlenmiş ve bu nüshaların karşılaştırmalı olarak incelemesi sonucunda, literatüre Cevahirname-i Nizami kitabının güncel bir basımı kazandırılmıştır. Kitabın güncel basımı İran'da bulunan Miras-i Mektup yayın evi tarafından 2004 yılında 2000 adet olarak yayımlanmıştır. Kitap 4 ayrı makaleden (bölümden) oluşmaktadır. Birinci bölümünde madenler ve bileşikler, ikinci bölümünde mücevherler ve taşlar, üçüncü bölümünde metaller, dördüncü bölümde ise seramik bölümü ile mineler ve televihat (renkli sırlar ve macun lüster) konularının anlatıldığı bölümdür. Cevahirname-i Nizami kitabını özel kılan ise seramik bölümü ile mineler ve televihat (renkli sırlar ve macun lüster) konularının anlatıldığı son bölümdür. ''Cevahirname-i Nizami Kitabında Yer Alan Lüster Reçetelerinin Günümüz Koşullarında Uygulanması'' başlığı altında yapılan bu tez çalışmasında, kitapta yer alan seramik bölümü üzerine yapılan incelemeler ve araştırmalar ile o dönemin seramik teknolojisi hakkında veriler sunulmuştur. Seramik bölümü içerisinde geçen macun lüster reçeteleri ile ilgili bölüm üzerinde de analizler yapılmış, o dönemde kullanılan macun lüster reçeteleri bugünün koşullarında denenmiş ve başarılı olduğu düşünülen lüsterler elde edilmiştir. Bu anlamda 1195 yılında yazılmış fakat yeni gün yüzüne çıkmış olan ''Cevahirname-i Nizami'' kitabı, bu tez çalışması ile elde edilen veriler sayesinde hem geçmiş ile günümüz arasında bir köprü oluşturacağı, hem de seramik sanatı tarihine ve seramik sanatçılarına ışık tutacağı düşünülmektedir.

CevahirnameLüsterSeramik sanatı
Sedat Tosun
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Seramik sanatında sanat-siyaset ilişkisinin incelenmesi

"Seramik sanatında sanat siyaset ilişkisinin incelenmesi" başlığı altında hazırlanan yüksek lisans uygulama raporunda; insanlık tarihi boyunca sanat ve siyasetin birbirleri arasındaki etkileşimlerine kısaca değinilmiş ve araştırılıp örneklerle anlatılmıştır. Bu çalışmada öncelikle insanlığın devletler kurmaya başladıktan sonra politikacılarının sanatı nasıl bir propaganda aracı olarak kullandığı ve toplumdaki sosyal sınıfların sanatı nasıl bir protesto aracı haline getirdiği incelenecektir. Aynı zamanda globalleşen ve özgürleşen dünyada seramik sanatçılarının sanatı hangi yönleriyle toplumsal siyasi bir söylem olarak kullandıkları örneklerle gösterilecektir. Yapılan sergi çalışmasında ise yolculuğuna Kybele heykelciklerinden başlayan, zaman içinde yaşadığı dönüşüm sonrasında tıpkı Amerika'daki Özgürlük Anıtı veya adaletin sembolü Themis gibi alegorik bir figüre dönüşümü üzerinden yaşadığı serüvenin izinde olan kadın figürleri ve protestonun günümüzdeki alametifarikalarından biri olan gaz maskesi sembolleri yer almaktadır. Uygulamalar, seramik heykellerden oluşmaktadır. Özgürlüğün simgesi olan kadın, gaz maskeleriyle, kilitlerle, dokularla, kitleler veya bireyler olarak, en saf haliyle, çıplak bir şekilde betimlenmiş ve sanatın protest yönüyle, dünyada maalesef halen var olan adaletsiz ve hegemonyal düzene yönelik bir bellek oluşturulması amaçlanmıştır.

SanatSeramik sanatıSeramikler+2
Fatih Şimşek
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2018
00
Master'sOpen AccessTR

1990 sonrası Menemen çömlekçiliğinin araştırılması

Yapılan araştırmalara göre çömlekçilik, Anadolu'da M.Ö 7000'li yıllara kadar dayanmaktadır. Zaman içinde kesintilerle de olsa günümüze kadar gelişerek ulaşan bu gelenek, günümüzde azalmakla beraber Anadolu'nun birçok yerinde halen varlığını sürdürmektedir. Çömlekçiliğin en yaygın olduğu bölgelerden biri de İzmir'in Menemen İlçesidir. Menemen'de yapılan çömlekçilik kendine has toprak yapısıyla ve toprağın kolay işlenebilme özelliği ve kendine özgü çömlek tipleri ile diğer bölgelerden ayrılmaktadır. 1990'ların başına kadar iç piyasanın talepleri doğrultusunda üretim yapan ve geleneksel belirli formların dışında seramik üretmeyen Menemenli Çömlekçiler, 1990 sonrası yurt dışı piyasalardan gelen talepler doğrultusunda ihracata dönük üretim yapmaya başlamıştır. Ürettikleri seramik formlarda çeşitlilik artmış ve üretim yöntemlerinde de artan talebi karşılamak üzere değişimler olmuştur. 1990'dan sonrası Avrupa'da da tercih edilen Menemen Çömlekçiliği ürünleri, belli başlı büyük atölyelerde, başta İngiltere, Almanya, Hollanda olmak üzere Avrupa ülkelerine ihracatı yapılmıştır. 1990'lı yılların başında başlayan ve 2006 yıllarına kadar süren bu süreçte Menemen Çömlekçiliği altın yıllarını yaşamıştır. Bu araştırmanın temel amacı, İzmir'in Menemen ilçesinde bulunan atölyelerin, 1990 yılından sonra yaşadığı süreçteki değişimleri ve yenilikleri hakkında atölye sahipleri ile yapılan röportajlardan elde edilen bilgileri ve yapılan gözlemleri derleyerek bir araya getirmek, çıkan sonuçlarla Menemen çömlekçiliği hakkında kaynak oluşturmak olmuştur. Bundan dolayı, Menemendeki 8 çömlekçi atölyesi gezilerek, günümüzde yapılan seramik üretimi, üretim yöntemleri, kullandıkları hammaddeler, ürün çeşitliliği atölyelerin günümüzde yaşadığı sorunlar araştırılmıştır. Sonuç olarak, geçmişten günümüze kullanılan kırmızı çamurun yanında diğer çamurlarında üretimde kullanıldığı, çamurun hazırlanmasında geleneksel yöntemlerin yerini makinalara bıraktığı, şekillendirmede ayaklı tornadan şablon tornalara ve döküm yöntemine kadar farklı yöntemlerin kullanıldığı, pişirimde odunlu fırınların elektrikli ve doğal gazlı fırınlara döndüğü ve üretilen seramik ürün çeşitliliğinin talepler doğrultusunda arttığı gözlemlenmiştir. Bütün bu olumlu değişim yanında 2006 yılından bu yana hammadde temini, üretim bölgesinin merkezde kalmasına bağlı çevresel etkiler ve hepsinden önemlisi talep oluşturmaya bağlı sorunların varlığı Menemen Çömlekçiliğini çok zor durumda bırakmış olduğu da gözlemlenmiştir.

1990 sonrasıÇömlekÇömlekçilik+1
Leyla Demir
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2018
10
Master'sOpen AccessTR

Film öncesi animasyonun seramik uygulamaları

Günümüzde animasyon kavramı, bilgisayar destekli tasarımlar ve film tasarımları ile birlikte anılmaktadır. Ancak animasyonun özünde, objelerin veya tasarımların düzenli bir biçimde hareketlendirilmesi ile bir betimleme yaratmak yatmaktadır. Animasyon ile ilgili yazılı kaynaklara bakıldığında bu çabanın, ilkel çağlarda yaşamış insanların üretimlerine kadar gittiği görülmektedir. Artistik bir dürtü olarak mağara duvarlarına yapılmış olan çizimler, ilkel insanlar hakkında bilgiler edinmemize olanak sağlamaktadır. Yüzyıllar öncesinde yaşamış insanlar, etraflarında hareket halindeki varlıkları incelemiş ve bunları aktarabilmek için betimleme yöntemlerini keşfederek geliştirmişlerdir. Günümüzden yaklaşık 30.000 – 35.000 yıl öncesine ait olduğu düşünülen sekiz bacaklı bir bizon çizimi bunun ilk kanıtı olarak gösterilebilir. İnsan, hareket halinde gördüğü bir bizonu, belki de algıladığı bir tehditten dolayı diğer insanları uyarmak istemiş ve koşma hareketini canlandırabilmek için mağara duvarına sekiz bacaklı olarak çizmiştir. Bu çalışmanın birinci bölümünde, animasyonun tanımı ve arkeolojik kazılar sonucu elde edilen bulgulardan yararlanılarak tarihteki ilk hareketlendirme betimlemeleri araştırılmıştır. İkinci bölümde ise film yapımının keşfinden önce icat edilen animasyon araçları hakkında bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde, film öncesi animasyon araçlarını kullanarak tasarımlar yapan günümüz sanatçılarından birkaç örnek verilmiştir. Çalışmanın oluşumunda yararlanılan yazılı kaynaklara göre; ilk iki bölüm arasında kalan yüzyıllarda, kukla ve sahne sanatlarının gelişiminden bahsedilmiştir. Bu durum ayrı bir araştırmanın konusu olduğu için bu çalışmaya ayrıntılı bir biçimde eklenmemiştir. Animasyon; güzel sanatlar ve eğlence, bilim ve tıp gibi birçok farklı alana konu olmuştur. Bu çalışmada güzel sanatlar alanında, mağara duvarı çizimleri ve pişmiş toprak biçimlendirmeleri ile başlayan, film yapımı keşfi öncesi hareketlendirme betimlemeleri ve animasyon araçları incelenmiştir. Bu bilgiler ışığında kişisel seramik uygulamalar, kamera ve film yapım teknikleri kullanılmadan canlandırılmıştır. Bu çalışmanın amacı; geçmişte yapılan ilkel seramik ve animasyon sanatlarının birlikteliğinin, günümüz çağdaş seramik sanatında kavranmasına katkı sağlamaktır.

CanlandırmaFilmSeramik sanatı+2
Zeynep Yılmaz Şengül
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2018
00