
833
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
M. P. Mussorgsky Bir Sergiden Tablolar adlı piyano eserinin teknik ve müzikal analizi
Modest Petroviç Musorgski, Rusya'da sanatın her alanıyla kimliğini kazanmaya başladığı bir dönemde yaşamış, Romantizm ve Realizm akımlarından etkilenmiş aşırı Ulusalcı bir bestecidir. Zengin ve soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş olmasına karşın, Rusya'da yapılan toprak reformu ile hayatının tüm akışı değişmiş, subay olarak orduya katılmış ve zorluklarla dolu bir yaşam geçirmiştir. Akademik bir eğitimden geçmemiş olan besteci üyesi olduğu Rus Beşleri grubu içinde hiçbir kurala bağlı kalmadan düşündüğü ve hissettiği gibi eser vermiş tek bestecidir. Döneminin önemli edebiyatçıları ve felsefecileri ile yakın dostluğu olan besteci tam bir entelektüeldir. Müzikte empresyonizmin öncüsü olarak kabul edilen Musorgski, müziğinin özünü Rus kilise müziği modları ve halk şarkılarından almış, Chopin, Schumann ve Liszt'den etkilenerek kendi müzikal kimliğini oluşturmuştur. Ressam arkadaşı Viktor Aleksandroviç Hartmann'ın ölümünden sonra Hartmann'ın 10 farklı tablosu üzerine piyano repertuarının en önemli ve zorlu eserlerinden birisi olan "Bir Sergiden Tablolar" adlı eserini bestelemiştir. Bu çalışmada eser: piyano tekniği, müzikal ve estetik açılardan incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Musorgski, Hartmann, Bir Sergiden Tablolar, Promenade, Rus Beşleri
1960'tan günümüzü Türkiye'deki politik düşüncenin sinematografik sunumu
Türkiye Cumhuriyeti, politik çatışmanın çalkantılı ve sancılı bir süreçte ilerlediği 20. yüzyılda savaş ve devrimlerle birlikte çağdaş bir ulus-devlet inşasına başlamıştır. Kurucu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ve cumhuriyetin önde gelen isimlerinden Kazım Karabekir'in sinemaya olan ilgileri ve sinemaya verdikleri öneme karşın yedinci sanat cumhuriyetin başlangıç döneminde ülkedeki diğer gelişmeler göz önüne alındığında oldukça geri planda kalmıştır. Yine de girişimler olmuş ve devlet aygıtı dışında özel yapımcılarla da sinema filmleri üretilmiştir. Bu yıllarda politikanın sinemaya yaklaşımı tek parti siyasetinin benzerliğiyle birlikte sosyalist blokta görüldüğü gibi ?öğretici, bilgilendirici? şekilde olmuş, belge filmlerle birlikte sinemanın propaganda gücünün altı çizilmiştir. Hatta bu dönem ?dost? olarak görülen SSCB'yle propaganda niteliğindeki filmlerin takası üzerine anlaşmalar da yapılmıştır. Ancak 1946 yılıyla birlikte Soğuk Savaş'ta Batı bloğunda yer alan Türkiye, hem çok partili rejime geçmiş hem de sinemasal olarak Amerikan üslubuna yönelmeye başlamıştır. Sinemada çoksesliliğin olması ve tek parti zamanında egemen olan tiyatrocu anlayışın sinemacılarla değişmesi, 1950'li yıllarda dikkat çeken gelişmelerdir.Türkiye'de sinemanın evrensel değerler üretme düzeyine ulaşma çabaları ve politikanın filmlerde yüksek sesle dillendirilmesi 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi ve sonrasında gelen 1961 Anayasası'nın getirdiği görece özgürlük ortamında olmuştur. Anayasanın getirdiği yeni toplumsal atmosferle beraber ve ideolojik olarak kızışan dünya ile paralel olarak Türk halkı da politikleşmiş, bu durumun sinemasal karşılığı ise sinemacıların ?anayasayı halka aktarma? amacıyla Karanlıkta Uyananlar ve Bitmeyen Yol gibi filmleriyle birlikte Toplumsal Gerçekçilik, Bir Türk'e Gönül Verdim gibi filmlerle ulusal solda yer aldığı iddiasındaki milliyetçi Ulusal Sinema, daha radikal bir muhalefetle hem siyasal hem sinemasal düzeni değiştirme amacındaki Devrimci Sinema ve toplumda dinsel bir dönüşümü amaçlayanların ortaya koyduğu Milli Sinema olmak üzere politize olmuş sinemasal akımlar biçiminde olmuştur. Ancak bu dönem siyaseti sinemaya hem politik hem de güncel açıdan yansıtmayı başaran en önemli isim Umut, Arkadaş, Sürü gibi filmleriyle Yılmaz Güney olmuştur. Toplumun her kesiminin siyasallaştığı bu dönem, 12 Eylül 1980'de ordunun müdahalesiyle kesilmiş ve cumhuriyetin Atatürk'le gelen kuruluş ideolojisi olan Kemalizm, yerini ekonomik olarak serbest piyasacı, kültürel-toplumsal olarak da Türk-İslamcı politik düşünceye bırakmıştır. Kitleleri topyekûn olarak apolitikleştiren bu müdahalenin toplumda yarattığı sarsıcı dönüşümler Türk sinemasına siyasi olarak da yansımış ancak 1960?1980 arasında olduğu gibi ideolojik temelli akımların dönemi kapanmış, 1980'den günümüze toplumsala karşı bireyin pompalanması sonucunda Yol, Güneşe Yolculuk, Yazı Tura gibi az sayıda film siyasal sinema anlamında öne çıkabilmiştir.Cumhuriyetin ilk döneminden itibaren Türkiye'deki politik düşüncelerin, sinemada yeterince temsil edilmediği görülmektedir. Cumhuriyet'in başlangıç döneminde Kemalizm, sinemada kendini pek hissettirmezken egemen siyasetin Kemalizmden uzaklaşmasıyla birlikte bu politik düşünce siyasi konulu filmlerde kendine yer bulmaya başlamıştır. Benzer şekilde cumhuriyet ideolojisinin her daim muhalifi olan siyasal İslam ve sineması, 2000'li yıllarda bu siyasetin mutlak hakimiyetine kadar sinemada sayısız örnekle yer alarak politik düşüncesini kitlelere aktarırken egemen güç olduktan sonra sinemada pek nadir temsil edilir olmuştur. Sonuç olarak Türkiye'de politik düşüncenin sinematografik sunumunun ağırlıklı olarak muhalefetteki siyasi görüşler doğrultusunda şekillendiği, ancak bu amaçla tercih edilen sinematografik sunumların, sinemayı çoğunlukla "eğlence" olarak gören Türk halkından amaçlanan ilgiyi görmedikleri ve dolayısıyla toplumsal bir değişime öncülük edemedikleri görülmektedir.
Postmodern süreçte fotoğraf sanatında çıplak beden kullanımı
ÖZETPostmodern sürecin fotoğraf sanatında çıplak beden kullanımına olan etkilerinin araştırıldığı tezde, postmodernizm teorisi ile gündeme gelen söylemlerin, çıplak beden üzerine olan yansımalarının belirlenmesi gerektiği düşüncesiyle yola çıkılmıştır. Bu bağlamda öncelikle bedenin, birey ve kimlikle olan ilişkisi saptanmış, çıplak bedenin toplumsal açıdan algılanışı cinsellik, erotizm ve pornografi kavramları çerçevesinde belirlenmiştir. Çıplak bedenin sanat yapıtı ile olan ilişkisi Antik Yunan sanatı, Orta Çağ ve Rönesans döneminde ortaya çıkan önemli sanat yapıtları ışığında incelenmiştir. Sanat yapıtlarının, döneme hakim olan din, iktidar ve ahlaki görüşler çerçevesinde şekillendiği saptanmıştır.Postmodern teorinin daha iyi anlaşılması için Modernizmin ekonomik, kültürel ve toplumsal yapılanması ortaya konarak, bu yapılanmanın sanat eseri üzerinde olan etkileri araştırılmıştır. Modern sanatın yapısal özellikleri belirlenerek fotoğraf içerisinde çıplak beden kullanımına dair örnekler incelenmiştir. Modernizmi oluşturan sanat akımlarının etkisindeki fotoğraf sanatı içerisinde, çıplak beden kullanımı ve estetik gelişimi incelenmiştir. Batı toplumlarındaki teknolojik, ekonomik, kültürel değişimlerin bir sonucu olarak Modernizmin tartışılmaya başlaması ve farklı bir yaklaşımla yapıbozumuna uğratılması sonucu hayat bulan postmodernist teori ve sanata olan etkileri, postmodernizmi tanımlayan kodlar ve çıkış noktaları belirlenmiştir. Bu bağlamda eserlerinde çıplak bedene yer veren ve postmodern olarak nitelenen sanatçıların vizyonları, estetik görüşleri; toplumsal değişimlerin yansımaları göz önünde bulundurularak incelenmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Postmodernizm 2- Çıplak 3- Fotoğraf 4- Erotizm 5- Pornografi
Küreselleşme sürecinde geleneksel grafik baskı teknikleri
Günümüzde sanatsal grafik baskı uygulamaları kendi geleneğini oluşturmuştur. Bu araştırmanın konusu ise, grafik tasarımın kitlesel araçlarını kullanarak; küreselleşme sürecinde geleneksel grafik baskı tekniklerinin üretime yeniden dahil edilmesidir. Bu anlamda araştırma, küreselleşmenin ve beraberinde Enformasyon Teknolojisi Devrimi'nin bir analizini yapmaktadır. Endüstri Devrimi ile başlayan hızlı teknolojik gelişmeler, yüzyılın sonunda artık takip edemeyeceğimiz boyutlar kazanmıştır. Küreselleşme ile karşılıklı bir etkileşim içerisinde olan Enformasyon Teknolojisi devrimi, insanlığın da paralel bir evren algısına sahip olmasını getirmiştir. Tüm bu baş döndüren gelişmeler doğal olarak tepkileri beraberinde getirmiştir. Grafik tasarım da bu tepkisel duruma ortak olarak, kendini sorgulamaya First Things First (Öncelikli Şeylerden Önce) manifestosu ile katılmıştır. Tasarımcının toplumsal sorumluluğun sorgulanması aynı zamanda tasarımcıları da bireysel sorgulamalara yöneltmiştir.Geleneksel yöntemler çoğu zaman, eski, modası geçmiş gibi algılanmaktadır. Ancak her teknolojik gelişme ile yenilenen baskı uygulamalarının gelişimini ve devamlılığını gözlemleyebilmek için yirminci yüzyıla kronolojik bir bakış atmak yeterli olmaktadır. Yirminci yüzyılın Endüstri Devrimi ile başlayan süreçte getirdiği yenilikler, geleneksel tekniklerin kullanımını sanatsal alana taşımış ancak ortadan kaldırmamıştır. Ancak dijital teknoloji, yeni bir estetik ile birlikte yüzyılın son dönemini teknik açıdan da işgal etmiştir.Tüm bu teknolojik gelişmeler ışığında, bireysel üretimler gerçekleştiren grafik tasarımcı ve sanatçılar, sanat tasarım çelişkisinin günümüzde geldiği uzlaşma doğrultusunda ve teknolojik gelişmelerin insanın fiziki varlığını tehdit noktasında, yeniden geleneksel grafik baskı yöntemlerini tercih etmektedir. Bu yeniden keşif durumu, kitlesel üretim mecraları üzerinden incelenmiş; sanatçı ve tasarımcıların bireysel ifadeleri bu alanlarda sorgulanmıştır. Böylelikle grafik tasarım alanında geleneksel grafik baskının günümüzdeki durumu ve tercih nedenleri ortaya konmuştur.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1-Baskı 2-Grafik3-Küreselleşme 4-Tasarım 5-Sanat
Şahika Tekand ve Stüdyo Oyuncuları (1989 - 2009)
Çağdaş tiyatro düşüncesi, tiyatronun işlevini, biçimini, seyirci ile ilişkisini bir kez daha irdelemek, bu sanatı yeni baştan tanımak ve tanımlamak eğiliminde olmuştur.Bu düşüncenin dünyada ve Türkiye'de yaygınlaşması farklı zamanlarda gerçekleşmiştir. Artaud, Grotowski, Meyerhold gibi yönetmenlerin ortaya çıkardıkları yeni sanat anlayışıylatiyatro dünyada kendine yeni bir biçim ve öz bulmuştur. Türkiye' de ise çağdaş tiyatro anlayışını benimseyen ve bu alanda önemli bir yere sahip olan sanatçılardan biri de Şahika Tekand'dır.Şahika TekandDokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü Tiyatro Anasanat Dalı Oyunculuk Sanat Dalı'ndan mezun olmuştur. 1984'te tiyatro ve sinema oyunculuğuna başlayan ve üniversitede oyunculuk dersleri veren Şahika Tekand, 1988'de Studio adı altında oyunculuk stüdyosunu kurmuştur. 1990'da kendi tiyatro topluluğu StudioOyuncuları'nı kuran ve "Performatif Sahneleme ve Oyunculuk Yöntemi" adı altında kendi yöntemini geliştiren Tekand, bugüne dek kendi yazdığı yedi oyun da dahil olmak üzere tiyatro oyunları ve pek çok performans yönetmiştir. Topluluğu ile oynadığı, yönettiği ve yazdığı tüm oyunlarla yurtiçi ve yurt dışındapekçok uluslararası festivale davet edilmiştir.Halen StudioOyuncuları'nda sanatsal faaliyetini sürdüren Tekand, oyunculuk stüdyosunda oyuncu ve yönetmenler yetiştirmenin yanısıra çeşitli üniversitelerde dersler vermektedir.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Şahika Tekand 2- Türk Tiyatrosu 3- Studio Oyuncuları 4- Performans 5- Türk Sineması
Metinlerarasılık bağlamında reklam-müzik ilişkisi
İletişim mesajı taşıyan her söz, her hareket bir metindir. Metin, bu çalışmanın merkezi olan metinlerarasılığın bir parçasıdır. Metinlerarasılık kavramı kısaca metinler arasındaki karşılıklı ilişki olarak tanımlansa da bir çok kuramcı bu kavrama yeni anlamlar yüklemeye çalışırlar. Hepsi de metnin bir alıntılar toplamı olduğunu, her metnin eski metinlerden aldığı parçaları yeni bir bütün içerisinde bir araya getirdiğini ileri sürer. Metinlerarasılıkta, her metnin kendinden önce yazılmış öteki metinlerin alanında yeraldığı, hiçbir metnin eski metinlerden tümüyle bağımsız olamayacağı düşüncesi öne çıkar. Bu bağlamda düşünüldüğünde bir metin, daha önce yazılmış metinlerden aldığı kesitlerle yeni bir birleşim düzeni içerisinde bir araya getirilir. Bu durumda her yapıt metinlerarasılığın bir örneğidir. Metinlerarasılık, her metnin sonsuz sayıda farklı yorumunun olabileceği postmodern anlayışla da örtüşür. Bu kavram metni, farklı metinlerden oluşan bir bütün olarak görür. Bu bağlamda anlam, metinlerarası bir bütün içerisinde bir metinden diğerine saçılmaktır.Reklamlar metinlerarasılığın en önemli örneklerinden biridir. Reklam bir promosyon işlevi gördüğü için sürekli bir metinlarası ilişki içindedir. Müzik bu promosyon işlevi sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Müzik, reklama kattığı ya da çerçevelediği anlamla pragmatiktir. Müziğin reklam içinde pragmatik kullanımı bu çalışmada üzerinde önemle durulan noktalardan biridir. Reklam müziğiyle uğraşan kişilerle yapılan görüşmelerde reklam müziklerinin reklamda nasıl bir işlev gördüğüne ve önemine dair alınan cevaplar müziğin reklam içinde pragmatik kullanımını destekleyen örnekler olarak önemli bir yer tutar. Bu çalışmada metinlerarasılık bağlamında reklam ve müzik ilişkisi verilen örneklerden hareketle ele alınacaktır.İletişim mesajı taşıyan her söz, her hareket bir metindir. Metin, bu çalışmanın merkezi olan metinlerarasılığın bir parçasıdır. Metinlerarasılık kavramı kısaca metinler arasındaki karşılıklı ilişki olarak tanımlansa da bir çok kuramcı bu kavrama yeni anlamlar yüklemeye çalışırlar. Hepsi de metnin bir alıntılar toplamı olduğunu, her metnin eski metinlerden aldığı parçaları yeni bir bütün içerisinde bir araya getirdiğini ileri sürer. Metinlerarasılıkta, her metnin kendinden önce yazılmış öteki metinlerin alanında yeraldığı, hiçbir metnin eski metinlerden tümüyle bağımsız olamayacağı düşüncesi öne çıkar. Bu bağlamda düşünüldüğünde bir metin, daha önce yazılmış metinlerden aldığı kesitlerle yeni bir birleşim düzeni içerisinde bir araya getirilir. Bu durumda her yapıt metinlerarasılığın bir örneğidir. Metinlerarasılık, her metnin sonsuz sayıda farklı yorumunun olabileceği postmodern anlayışla da örtüşür. Bu kavram metni, farklı metinlerden oluşan bir bütün olarak görür. Bu bağlamda anlam, metinlerarası bir bütün içerisinde bir metinden diğerine saçılmaktır.Reklamlar metinlerarasılığın en önemli örneklerinden biridir. Reklam bir promosyon işlevi gördüğü için sürekli bir metinlarası ilişki içindedir. Müzik bu promosyon işlevi sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Müzik, reklama kattığı ya da çerçevelediği anlamla pragmatiktir. Müziğin reklam içinde pragmatik kullanımı bu çalışmada üzerinde önemle durulan noktalardan biridir. Reklam müziğiyle uğraşan kişilerle yapılan görüşmelerde reklam müziklerinin reklamda nasıl bir işlev gördüğüne ve önemine dair alınan cevaplar müziğin reklam içinde pragmatik kullanımını destekleyen örnekler olarak önemli bir yer tutar. Bu çalışmada metinlerarasılık bağlamında reklam ve müzik ilişkisi verilen örneklerden hareketle ele alınacaktır.Türkçe Anahtar Kelimeler:1- Metinlerarasılık 2- Reklam 3- Reklam Müziği 4- Müzikte Anlam 5- Reklam Üretim Süreci
19. yüzyılda İzmir ve çevresindeki Osmanlı Dönemi yapılarında görülen sıvaüstü manzara resimleri ve özgün uygulamalar
18. ve 19. yüzyıllardaki her alanda batılılaşma hareketlerinin getirdiği değişiklikler ve Saray'ın sanat üretimindeki etkinliğinin azalmasıyla beraber Saray dışında ve Anadolu'da yeni bir resim programı başlamıştır. 18. yüzyılda ilk olarak Topkapı Sarayı'nın duvarlarına batılı anlayışta yapılmaya başlanan manzara resimleri, 18. ve 19. yüzyıllarda Saray çevresine ve Anadolu'ya hızlı bir şekilde yayılmış, dini ve sivil mimaride süsleme unsurları arasında yerini almıştır.Özellikle 19. yüzyılda Batı Anadolu'daki dini ve sivil mimaride sıva üzerindeki süsleme unsurları arasında sıkça rastlanan manzara resimlerinin, belli bir sanatçı ve sanatçılar grubunun etkisinde yapıldığı düşünülmektedir. Buna göre bu tez kapsamında 19. yüzyılda İzmir ve çevresindeki Osmanlı dönemi yapılarında görülen sıvaüstü manzara resimleri araştırılmıştır. İzmir ve Çevresindeki dördü sivil beşi dini mimari örneği olmak üzere toplam dokuz adet yapıda bulunan yirmi altı adet manzara resmi örneği kompozisyon, teknik ve üslup açısından incelenmiştir. Her bir yapı ile ilgili tarihçe ve mimari özellikler, yapılarda yer alan resimlerin tarihçeleri, yapıdaki konumlandırılışı, kompozisyon ve üslup özellikleri verilerek sunulmuştur. Manzara resimlerinin kompozisyon özellikleri açıklanırken resimlerin kompozisyon şemalarını belirten çizimler ile desteklenmiştir. Ayrıca bazı yapılarda yer alan ve dönemine göre farklı üsluplarda yapılmış veya yakın bir zamanda yapılmış olan resimler ayıklanarak kısaca söz edilmiştir.Birinci bölüm; 18. ve 19. yüzyıllardaki Osmanlı dönemi resim faaliyetleri, Anadolu'daki duvar ressamları, Osmanlı duvar resimlerinin teknik ve üslupsal özellikleri ve sıva üstü manzara resimleri ile ilgilidir. İkinci bölüm, dini ve sivil mimari örnekler olarak farklı başlıklar halinde, tek tek yapılar açıklanmıştır. Tezin üçüncü bölümünde, incelenen resimlerden yola çıkılarak özgün uygulama çalışmaları yapılmıştır.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Sıvaüstü Manzara Resmi 2- Duvar Resmi 3- Osmanlı Mimarisi 4- zmir Yapıları 5- Osmanlıda Batılıla?ma
Erken Çağ Orta Asya Türk Şaman geleneğinde hayvan figürleri ve onların seramik sanatında yorumları
Türklerin İslam'la tanışmasından önceki süreçte ideolojik, sosyolojik ve kültürel olarak yönlendirici fonksiyon üstlenen Şamanlık felsefesi, Türk kültürünün bütün yönlerini kapsamaktadır. Türklerin zamanla kabul ettikleri dinlerde de (Manihaizm, Budizm, Hıristiyanlık, Musevilik) Şaman öğelerini Türk bilincinden ve Türk kültüründen tamamen silip atamamıştır. Şamanlık, yeni oluşan kültür çevresine bir denge oluşturup ayak uydurarak yaşamını sürdürmüştür. Takip edilen öğeler Şaman unsurlarını yeni dinlerin alt yapısına itmiştir ki, bugün bunlar Türk geleneksel inancının oluşturmakta ve dini kaynaklarda batıl inanç olarak bilinmektedir.Bütün yönleriyle Şamanlık, eski Türklerin yalnızca inanç sistemini değil, aynı zamanda felsefesini de oluşturur. Şaman dünya görüşünün en karakteristik özelliklerinden biri tabiatla cemiyetin birbirinden ayrılmadan, bir bütünlük oluşturmasıdır. Bu nedenledir ki Şamanlığı bütünüyle `'doğa dini'' diye adlandırmak mümkündür. Bu bağlamda doğanın en temel unsurlarından sayabileceğimiz hayvanlara Şamanların verdiği değer oldukça önemlidir. Yaradılış döngüsü içinde anlamlandırılan Yüce Ruh kavramının Şamana hayvanlar aracılığıyla acıma, koruma, şefkat, saygı duygularını ihsan ederek, tüm bunların hayatı yönlendirdiğini düşünmüştür.Şaman felsefesine göre, hayvanlar, fiziksel dünyamızda başarıya erişebilmemiz için nasıl davranmamız ve ne yapmamız gerektiğine ilişkin bazı belirli nitelikler ve davranışlar sergiler. Bütün yaşamımız boyunca her hayvanın bize öğreteceği ve bizimle paylaşacağı şifa güçleri vardır.Türkçe Anahtar Kelimeler:1- ?aman 2- Şamanizm - Din -4- Seramik 5- Sanat
Küreselleşmenin tiyatral anlatıdaki uzama etkileri
Uzam bir ilişkiler dizgesidir ve bu dizge içinde zaman-mekan, özne, eylem, uzamın vazgeçilmez dinamikleridir. Küreselleşmenin mekanı olan kent insan tarafından üretilen, iletişim aracılığıyla gelişen ve daima bir zaman-mekan yapısına koşullu olan ilişkiler bütünüdür. Dolayısıyla toplumsal ilişkileri yapılandıran kent, aynı zamanda bu ilişkiler tarafından yapılandırılan uzamsal bir organizmadır. Her kentli, odadan başlayarak eve, mahalleye, kente, bölgeye ve ülkeye doğru uzanan bir dizi iç içe geçmiş katmanlar halindeki yaşamsal mekanla çevrilidir. İnsan, bu mekanların izdüşümünden oluşur ve tiyatro mekanı, böylesi bir izdüşümle varolan karakterin ?öznenin- uzamsal eylemini estetize ederek anlatır. Kentin küreselleşmeyle birlikte dönüşen yapısında insanın zaman-mekan algısı değişikliğe uğrar ve uzamsal dinamiklerden biri değiştiğinde diğerleri de değişir. Küresel kültürün etkisiyle varolan kent uzamı, tiyatral anlatıdaki uzamın referans noktası oluşuyla yeni bir anlama bürünür.Küreselleşmenin tiyatral anlatıdaki uzama etkilerinin incelenmesini amaçlayan bu çalışmanın girişinde, uzam ile mekanın iki farklı kavram olduğu üzerinde durulmuş ve küreselleşmenin tarihsel gelişimi anlatılmıştır. Birinci bölümde, küreselleşmenin kentsel uzamdaki görünümleri ve kent yaşamında yol açtığı değişimler irdelenmektedir. İkinci bölümde, tiyatral anlatıda dil ve anlam ilişkisiyle varlık bulan uzamın yapısı, türleri ve uzamsal dinamiklerin işlevine yer verilmiş, küresel kent uzamının tiyatral anlatıdaki uzama etkileri tarihsel olarak ele alınmıştır. Üçüncü bölüm, küreselleşmenin 1990 sonrasından bugüne değin, Türk Oyun Yazarlığı'nda anlatısal uzama yansımalarının değerlendirilmesini içermektedir. Sonuçta, kentsel uzamda görülen değişimin tiyatral anlatıdaki uzamı dönüştürdüğü; küresel iletişimin mekanların iç içe geçtiği bir estetik anlayışa yol açtığı; küçülen, aynılaşan küresel dünyada insanı diğerlerinden ayıran farkların hızla yok olmasının anlatıdaki karakteri de eylemsizleştirdiği saptanmıştır.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Küreselle?me 2- Kent 3- Anlatı 4- Uzam 5- Zaman
Fırın yapı elemanlarının araştırılması ve uygulanması
Bu çalışmanın amacı, fırın yapımının kökenlerine duyulan derin ilgi doğrultusunda, özgün bir fırın inşasında kullanılan yöntem ve malzemelere dair olanak, süreç ve kısıtlılıkları araştırmaktır. Bu yüksek lisans tezinde, fırın yapmaya uygun bir çamur bünyenin üretimi için atölyenin olduğu yerde bulunan yerel kaynakları değerlendirme olasılıkları incelenmektedir. Sadece temel bir bilgiye sahip ve konuya ilgi duyan seramik sanatçılarına hitap edebilmek için, toprak bünyelerini tanımlamaya yönelik testler yapılmış, ortaya bir kılavuz çıkarılmış ve süreç adım adım verilmiştir.İlkel fırınların, pişmiş kilden yapılmış ocakların ve fırınların araştırılması sonucu elde edilen bilgiler, bu araştırmanın imkanlarının sınanmasını gündeme getirmiştir. Örneğin, tarihi, ilkel fırınlara ve dolayısıyla bunların işlevlerine dair termodinamikteki temellerin incelenmesi; toprak kompozisyonlarının mekanik ve pratik analizler aracılığıyla test edilmesi, olası çözümlere dair test ve belgelerin ortaya konması gibi. Araştırmadan elde edilen veriler, fırın inşasına uygun bir çamur bünyenin üretilmesi için kullanılmıştır. Yerinde kaynakların kullanılması ile üstten çekişli bir Roma şişe veya arı peteği fırını inşa edilmiştir. Fırın gaz ve odun kullanılarak 1000 ºC ısıya ulaşılmıştır.Pişirilen işlerin, fırınlama sonrası sonuçlarının yanı sıra fırın da incelenmiştir. Araştırma, daha fazla sayıda pişirim ve fırın bünyesi kompozisyonunda yapılacak değişiklikler ile daha da geliştirilebilir. Daha fazla bilgi ve deneyim elde edildikçe yeni deneme fırınları inşa edilmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Fırın 2- Seramik 3- Kil 4- Pişirim