
358
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Altkültürel sermaye çerçevesinde bağımsız müzikte otantisite ve Mevzu Records örneği
Fransız sosyolog Pierre Bourdieu, 1960'ların ortalarından itibaren çalışmalarının odak noktasını, "kültürel sermaye'' olarak adlandırdığı; ayrıcalıklı grupların kendi kültürlerini alt sınıfların kültürlerinden daha üstün olarak tanımlama yeteneğine dayandırmıştır. Bourdieu'nün çalışmalarını kültürel çalışmalar geleneğine entegre etmek amacıyla, İngiliz araştırmacı Sarah Thornton tarafından literatüre dahil edilen altkültürel sermaye ise; Thornton'a göre; "yaş, cinsiyet, cinsellik ve ırk eksenlerinin; sınıf, gelir ve meslek belirlemelerinden kaçışa zemin oluşturan bir 'alan' yarattığı, alternatif bir hiyerarşiyi işaret etmektedir" (1995: 164). Chicago okulu araştırmacılarının katılımcı gözlemi ön plana çıkaran etnografik yaklaşımı, ardından Birmingham okulu ile bu yaklaşımın geliştirilmesi ve son olarak altkültürel sermaye kullanımı; günümüz popüler müzik araştırmalarına yön vermiştir. Bu çalışma, kendini "DIY omnifarious punk label" olarak tanımlayan Mevzu Records isimli bağımsız şirket (independent label) özelinde, Türkiye Punk Scene'de yürütülen tartışmaların temelinde yatan ayrım sistemlerini ve kültürel alandaki özerklik mücadelelerinin işleyişini açıklamayı amaçlamaktadır. Saha araştırması sırasında elde edilen veriler, Mevzu Records'un, scene içindeki politik gündemi belirleyebilen tartışmalara girdiğini göstermektedir. Bu tartışmalar, kendine atıfta bulunan (self-referantial) otantisite isnatlarını kapsar ve altkültürel topluluklardaki ayrım sistemlerinin gizil yapısını açığa çıkarırlar.
Safevi dönemine ait yazma eserlerde görülen hayvan üslubu tezyinatı ve özgün uygulamalar
16. Yüzyıl'da Safevi Devleti siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan büyük gelişim göstermiştir. Sanatsal açıdan özellikli bir dönem olup, bu döneme ait süsleme sanatlarında oldukça zengin ve gösterişli eserler ortaya konulmuştur. Bu bağlamda süsleme sanatları, devletin desteği ve etkisiyle gelişmiş olup sanat merkezlerinde önemli atölyeler açılmıştır. Safevi hükümdarlarının desteğini alan sanatçılar kumaş, halı, kuyumculuk, mimari ve kitap sanatları açısından nitelikli eserler üretmekle birlikte Tarih, Edebiyat, Tıp, Astroloji, Din gibi pek çok bilim dalında önemli yazmaların tezyinatlarını yapmışlardır. Araştırmadaki, yazma eserler de rastlanan tezyinat ekolünde, hayvan üslubu'nun oldukça yoğun olarak kullanıldığı görülmektedir. Minyatürlü ve tezhipli yazmalarda dikkat çeken hayvan üslubu konu bakımında hayvan mücadele sahneleri, avcılık, doğa elemanlarıyla hayvan figürlerinin ahengi, halkari'de hayvan figürlerinin kullanımı önemli derece de yer teşkil etmektedir. İslam sanatında yazma eserlerde çok sık kullanılan hayvan üslubu tezyinatı sanat bakımından kayıt değeri taşımaktadır. Tüm bu bilgiler ışığında bu çalışmada Safevi döneminde hayvan üslubu tezyinatının kullanıldığı minyatür ve tezhipli yazma eserler analiz edilerek irdelenmiş ve bu üslubun motif ve kompozisyondaki kullanış şekli değerlendirilerek, özgün tasarımlar ele alınmıştır.
Hitit dönemi törensel seramik kapları ve güncel uygulamaları
Bu çalışmada, Anadolu topraklarında gelişmiş, sahip olduğumuz kültür mirasımız olan, Hitit Dönemi törensel seramik kapları incelenmiştir. Hitit İmparatorluğu, antik çağın en eski ve en güçlü imparatorluklarından biridir ve bugünkü Türkiye'nin Konya, Çorum, Ankara ve Hatay bölgelerinde bulunan tarihi kalıntıları ile tanınır. Hitit İmparatorluğu, törensel ve günlük hayatta kullanılan çeşitli seramik kapları üretmiştir. Bu kaplar, törensel amaçlı olarak kullanılır ve günlük yaşamın yanı sıra evlilik törenleri, tanrıların onurlandırılması gibi önemli olaylar için de kullanılırdı. Hitit Dönemi törensel seramik kapları, törensel semboller ve hayvan figürleri gibi süslemelerle bezenmiştir. Bu süslemeler, törensel kültürü ve inançları yansıtır. Bu kaplar, antik çağ medeniyetlerinin yaşam tarzını ve inançlarını anlamaya yardımcı olan önemli tarihi eserlerdir. Günümüzde de tarihi ve kültürel mirasımızın bir parçası olarak korunmakta ve gelecek nesillere aktarmaktadır. Bu çalışmada yapılan uygulamalar, geleneksel Hitit motifleri ve sembollerini kullanarak geçmişle bağlantı kurmayı ve kültürel mirası günümüze taşımayı amaçlamakta olup Anadolu'nun zengin kültür mirasına katkıda bulunmayı ve Hitit Dönemi sanatını modern bir perspektifle yeniden yorumlamayı hedeflemektedir. Uygulama aşamasında üretilen seramik kaplar, geleneksel Hitit sanatının esaslarından esinlenerek özgün tasarımlar içermekte ve bu tasarımlar aracılığıyla geçmişin estetiğini günümüzde canlı tutmaktadır. Törensel semboller ve figürler, eserlere derinlik katmakta ve sadece estetik bir değer eklemekle kalmayıp aynı zamanda kültürel anlam taşımalarını sağlamaktadır. Bu uygulamalar, geleneksel sanatın modern yaratıcılıkla birleştirilerek kültürel mirası yaşatma ve gelecek kuşaklara aktarma çabasının bir yansımasıdır.
Yeni gerçeğin üretimi sürecinde fraktal formların kullanımı
Fraktal yapılar, insanın evreni anlamlandırma sürecinde sıklıkla başvurduğu önemli kaynaklardan biridir. Benoit Mandelbrot tarafından ortaya konan fraktal teorisi yalnızca matematik ve geometriye hizmet etmemekte, aynı zamanda sanat ve tasarıma da katkı sunmakta, estetik deneyimi zenginleştiren Gestalt Kuramı ve diğer tasarım ilkeleriyle uyum içinde çalışmaktadır. Özellikle hareketli grafikler ve üretimsel sanat anlayışının benimsenmesi ile birlikte örüntüsel yaklaşım, çağdaş sanat pratiklerini besleyerek yeni bir gerçek algısının da estetik yapısını şekillendirmektedir. Sanat, tasarım ve teknolojinin kesişiminde, özellikle işlemsel sanat üretiminde, sürekli evrim geçiren görsel araçlar, yapay zeka gibi günümüz gelişmeleri aracılığıyla da git gide çeşitlenmektedir. Bu araştırma, dünyanın algılanış biçimini örüntüler içinde aramayı ve bu arayışın fraktaller ve bilgisayar destekli grafikler ile gerçeğin yeniden üretimi gibi alanlarla nasıl ilişkilendirildiğini anlamayı amaçlamakta, literatür tarama yoluyla, örüntülerin estetik ve sanatsal ifadedeki rolünü ve beraberindeki görsel dilin dönüşümüne ışık tutmayı hedeflemektedir. Estetik ve örüntüler arasındaki bağlam incelenirken, farklı çağ ve coğrafyalara ait öğretiler üzerinden başlayarak, örüntülerin hem geçmişteki hem de günümüzdeki sanat ve tasarım yorumlamaları ele alınmaktadır. Sanatın başta doğal gerçeği temsil etme biçimi, ardından bu estetik yapı içindeki stilizasyonu ve yeni bir gerçeğin inşası süreci araştırılmaktadır. Uygulama projesi üzerinden ise bilimsel illüstrasyonların yapay zeka aracılığıyla yeniden üretim süreci deneyimlenmekte, referans görüntüler verilerek, yapay zekanın bunlar üzerinden tanımlar geliştirilmesi istenmekte ve bu tanımlar aracılığıyla yeni görüntüler oluşturulması talep edilmektedir. Yazar tarafından dijital teknikle üretilmiş bilimsel illüstrasyonlar ile yapay zeka tarafından üretilmiş bilimsel illüstrasyonlar karşılaştırılmakta, bu bulgular üzerinden orantılı büyüme modellerinin yapay zeka tarafından nasıl ele alındığı, bir üslup geliştirilip geliştirilmediği ve bilimsel yaklaşımdan uzaklaşarak görüntülerin ne ölçüde stilize edildiği incelenmektedir.
Günümüz müziğinde teknolojik gelişmelerin bestecilik ve icracılık açısından kullanım yöntemleri
Hazırlanan bu çalışmanın amacı, bestecilerin kendi alanları çerçevesinde geliştirilmiş olan teknolojik cihazları ve yazılımları nasıl ve ne şekilde kullanacaklarına dair bilgiler sunmaktır. Elbette her bestecinin kendi imkanları doğrultusunda elde edebileceği teknolojik erişim göz önünde bulundurulmaya çalışılsa da uluslararası bir bakış açısı ile araştırma yapılarak elde edilen kaynaklardan yararlanılıp hazırlanan çalışmanın en azından bestecilerin çalışmalarını tanıtımları sürecinde katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Çalışmanın hazırlanması sırasında literatür taraması yapılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde, teknolojik gelişimlerin müziğe nasıl yansıdığı, gerek çalgı gerekse kayıt ekipmanlarının nasıl geliştirildiği ve tarihsel süreç içerisinde bestecilerin bu gelişimleri nasıl takip ettiklerine değinilmiştir. Elektronik çalgıların ve elektronik kayıt ekipmanlarının bestecilerin hangi oranda dikkatlerini çektiğinden bahsedilmiş, dünya çapında literatüre giren elektronik sistemlerin içeriklerine dikkat çekilmek istenmiştir. İkinci bölümde ise bestecilerin günümüzde kullandıkları yöntemlerden olan dijital notasyon programlarına, bu programların özelliklerine ve bestecilere hangi avantajları sunduklarına dair detaylar açıklanmıştır. Kullanılan programların yanında harici olarak adlandırılan elektronik somut ekipmanların içerikleri, nasıl kullanılabilecekleri ve bestecilerin kendi imkanları ile bu sistemleri nasıl elde edebilecekleri açıklanmıştır. Bu bölüm içerisinde ağırlıklı olarak bahsedilen ve önemine dikkat çekilmek istenen sanal bir yazılımsal programla çalışan VST bankaları ve sistemleri olmuştur. Bu sistem sayesinde bestecilerin eserlerini gerçekçi duyabilecekleri konusu ön plana çıkarılmış ve gerçekçiliğin nasıl elde edileceğine dair bilgiler verilmiştir. Mix ve Mastering işlemlerinin hangi cihazların desteği ile yapılabileceği üzerine araştırmalar yapılarak elde edilen sonuçlar çalışmanın bu bölümünde geniş bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. Bahsedilen tüm bu yöntemlerin birleştirilmesi için gerekli elektronik bilgisayar sistemleri üzerine de açıklamalar bölüm içerisinde bulunmaktadır. Referans, mikrofon, monitör ve kayıt cihazı içeren sistemlerin de bilgileri bu bölüme aktarılmış, bu sistemlerin her birisinin ne şekilde işlediği, hangi dijital yazılımlara ihtiyaç duyduklarına dair bilgiler okuyucuya sunulmuştur. Son bölümde ise bestecilerin günümüzde çalışmalarını kayıt alırken veya sanal ortamda hazırladıkları sesler ile sunum yapmaları sırasında yaşadıkları problemler ve bu problemlerin çözümü üzerine araştırma yapılmıştır ve elde edilen veriler ile öneriler sunulmak istenmiştir. Ağırlıklı olarak bu bölümde bestecilere mesleki olarak rahatlık sunabilecek ve duyumsal açıdan tatminkar hale getirecek önerilere yer verilmiş, gelişen teknolojinin avantajlarından faydalanarak nasıl çalışabilecekleri yönünde küçük öneriler sunulmuştur.
Müzik performans kaygısının korno sanatçıları örneklemi üzerinden nitel olarak incelenmesi
Bu araştırmada sanatçıların birçoğunun deneyimlediği müzik performans kaygısının (MPK), farklı demografik özelliklere sahip korno sanatçılarında nasıl ortaya çıktığının, onları nasıl etkilediğinin ve bu durum ile nasıl başa çıktıklarının başka bir deyişle müzik performans kaygısının genel hatlarıyla nasıl göründüğünün incelenmesi amaçlanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda ortaya çıkan bulguların, ileride yapılacak diğer çalışmalar için hem kaynak oluşturması hem de yeni çalışmalar için bir başlangıç olması amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu içerisinde bulunan korno sanatçıları, aktif ya da daha önceden Devlet Senfoni Orkestraları, Devlet Opera ve Balesi Orkestraları ve yurtdışında bulunan orkestralarda çalışmış/çalışan 19 sanatçı ile sınırlıdır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, katılımcılar ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış, bu görüşmelerden elde edilen veriler verbatım olarak yazılı hale getirilmiştir. Daha sonrasında yazılı metin üzerinden kodlamalar MAXQDA nitel araştırma yazılımı üzerinden betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri ile yapılmıştır. Ortaya çıkan ana temalar, MPK' nı deneyimleyen kişilere dair öne çıkan özellikler; MPK ile ilişkili duygu, düşünce ve fiziksel belirtiler; MPK' nın birey üzerindeki etkileri; MPK' nı etkileyen dışsal faktörler; MPK' nı etkileyen içsel/bireysel faktörler ve MPK ile baş etme yolları hakkında görüşler olarak belirlenmiştir. Temalar doğrultusunda kategoriler ve kategoriler altında da kodlar klinik psikoloji alanında uzman iki nitel araştırmacı ile tartışılarak kodlanmıştır. Bu araştırmanın sonucunda, ülkemizde çoğu ilde Güzel Sanatlar Liseleri ya da üniversitelerin bünyesinde bulunan müzik öğretmenliği anabilim dalı ve konservatuarlara kayıtlı öğrenciler ve buralarda görev yapan eğitimcilere yol gösterebilecek kıymetli bulgular elde edilmiştir. Literatürde bu alanlarda oluşan eksiklik göze çarpmakta ve bu araştırmanın daha sonra yapılacak araştırmalar için de başlangıç niteliği taşıyabileceği düşünülmektedir. Bu çalışma performans kaygısı yaşayan her müzisyen için farkındalık oluşturması açısından da ayrı bir önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Müzik, Performans Kaygısı, Müzik Performans Kaygısı, Sosyal Kaygı, Korno
Sergileme tasarımı bağlamında küratör olarak grafik tasarımcı
"Sergileme Tasarımı Bağlamında Küratör Olarak Grafik Tasarımcı" başlıklı tez çalışmasında, grafik tasarım alanına daha önce bakılmamış açılardan yaklaşılarak sürecin 21. yüzyıl tasarım dünyasındaki yeri ve grafik tasarımın genişleyen anlamları irdelenmiştir. Araştırmada, grafik tasarımcının, tasarım içerikli sergilerde küratörlük ve sergi ile kurduğu bağı incelenmiş, alana yenilikçi bir yaklaşım kazandırmaya çalışılmıştır. Tezde sergilerin değerini ve geçmişten gelen sergileme politikası, grafik tasarım disiplini içerisinde yeniden düşünülerek, küratörlük, arabuluculuk, üretim ve uygulamaya olan yansımaları vurgulanmıştır. Tezin birinci bölümünde, grafik tasarım süreci metodoloji ve terminoloji ekseninde ortaya koyulmuş; olası teorilerin çıkışına zemin hazırlanması amaçlanmıştır. İkinci bölümde grafik tasarımcıların yer aldığı sergiler ele alınmış, grafik tasarımın sergilenmesini uluslararası örnekler üzerinden aktarılmış; tasarımı ortaya çıkaran sergileri, mekânları ve temaları derinlemesine bir anlayışla detaylandırılmıştır. Üçüncü bölümde sergi yapımı ve küratör olarak grafik tasarımcının potansiyellerine değinilmiş, küratöryel yetilerinin gözler önüne serilmesi hedeflenmiştir. Tez çalışması birincil ve ikincil kaynaklardan literatür taraması yöntemi ile gerçekleştirilmiş, ek olarak araştırmaya ulusal ve uluslararası önemli isimler ile yapılan röportajlar eşlik etmiştir. Tasarımcının küratörlük rollerini araştıran ve sorgulayan girişimlere ve örneklere yer veren araştırmayla, son yıllarda grafik tasarımcıların sergileme ve küratörlük tutumuna yönelik bakış açılarının değiştiğini gösteren işaretleri ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.
Çağdaş sanatta sanatçı öznesi ve arkaik vizyon
Arkaik Vizyon kavramı, Çağdaş Sanat bağlamında sanatçı öznesinin çağın önerdiği üretim pratiklerinden ziyade, kolektif bilinçdışındaki arkaik zamandan gelen üretim pratiklerine yönelmesi durumudur. Buradaki vizyon kavramı bakış açısı anlamındadır. Çağdaş sanatçı pratiğini belirlerken, arkaik insanı bilimsel bir bakış açısıyla çözümlemek, izlemek ve taklit etmek yerine, ruhsal bir bakış açısıyla anlamlandırıp kendi öznesiyle özdeşlikler kurarak zamanlar-arası bir durum yaşamaya yönelebilir. Jung'a göre, her insanın ruhunun derinliklerinde bir arkaik insan vardır ve temelde hepimiz ortak bir bilinçdışına (kolektif bilinçdışı) sahibizdir. Aby Warburg bu durumu sanat tarihi bağlamında 'pathosformel' kavramı ile çözümlemiştir. Arkaik insan, ölüm olgusuyla karşılaştığında ilk büyük trajedisini yaşamış, hayatı anlamlandırabilmek ve korkularıyla baş edebilmek için salınım ihtiyacı duymuştur. Bu nedenle mit ve ritüellere başvurmuştur. Bizi büyüleyen Üst Paleolitik dönemin mağara resimleri bu çıkışla üretilmiştir. Arkaik insanın bahsettiğimiz bu yaşam deneyimleri, sonrasında 'Primitif sanat' olarak adlandırılmıştır. Bu bağlamda sanat da sanatçı da bir kurgudur. Uygarlaşmayla birlikte modern ve postmodern zamanlarda özne, gerçekliğini yitiren, aşırı üretim yüzünden, ne istediğini bilemeyen, sahip olduklarıyla bağ kurmakta zorlanan yılmış bir bireydir. Bu bağlamda çağdaş sanatçı ise içselleştirmediği, basmakalıp eserler üretme yoluna girebilir. Ancak sanatçı öznesi yaşadığı çağın ona önerdiği deneyimleri yaşamaktansa, kendi bilinçdışının en temel uyaranlarına cevap vermeyi başarabilir ve dilerse zamanlar-arası deneyimler yaşayabilir. "Çağdaş Sanatta Sanatçı Öznesi ve Arkaik Vizyon" adlı bu tez çalışmasının bir ürünü olarak gerçekleştirilen ''Günce'' adlı proje, bahsedilen kavramlar ışığında, şekillenmiştir. Proje, yanmış odunun kömüründen elde edilen füzen malzemesiyle ve resim tekniği kullanılarak yapılmıştır. Bu teknik, genellikle duvarlara ve geniş yüzeylere uygulanmaktadır. "Günce" projesi, kendine özgü bir imge sözlüğüne de sahiptir ve söz konusu bu resimler aynı zamanda bilinç akışı performatif bir pratiğin ürünüdür. Anahtar kelimeler: sanatçı öznesi, arkaik, primitif, pathosformel, kolektif bilinçdışı, Llhuros Uygarlığı, Onur Fındık.
Heykel sanatında çizgisel formların kullanımı ve birim tekrarı üzerinden incelenmesi
Heykel sanatında çizgisel formların birim tekrarı üzerinden incelendiği bu tez çalışmasında çizgiselliği tercih eden sanatçıların birim tekrarını kullanarak heykel sanatına kattığı sanatsal anlatım dili üzerindeki etkisine vurgu yapılmıştır. Farklı anlayışlarda ve farklı söylemlere sahip sanatçılara ait eserlerin birim tekrarı tekniği ve çizgisel form tercihleri paydasında bir araya getirerek, plastik değerlerine yapılan katkısı ve tekniğin kavrama olan katkısı araştırılmıştır. Birinci bölümde çizginin tanımı ve kullanım şekillerinin psikolojik etkileri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde tekrar konusunun tanımı, türlerinin anlatımı ve sanatçıların birim tekrar ile ürettikleri eserlerine nasıl yansıttıklarına dair incelemeler yapılmıştır. Üçüncü bölümde farklı anlayışlara sahip sanatçıların çizgisel formları tekrar ederek ürettikleri eserleri ön planda değerlendirerek, bu formların tekrarı; sanatçının söylemine olan plastik katkısına mercek tutulmuştur. Sanatçıların çalışmalarından sonra çizgiyi ve çizgisel formların kendi çalışmalarımdaki kullanım şekillerine yer verilmiştir
Yaratıcılık teorileri ve dramatik yazarlık eğitiminde kullanılabilirliği
Dramatik yazarlık eğitimi, akademik düzeyde dahi, usta çırak ilişkisi biçiminde ilerleyen atölyelerle yürütülmektedir. Eğitimin, uluslararası ölçme-değerlendirme standartlarına ulaşması için, akademik düzeyde verilen dramatik yazarlık derslerinin yürütülme sürecinde bir takım sürdürülebilir, planlı, açıklanabilir metot ve stratejilerin benimsenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu araştırmanın amacı, yaratıcılık teorileri temelli alternatif düşünme ve problem çözme tekniklerinin dramatik yazarlık eğitimininde öğrencilerin karşılaştıkları güçlükleri aşmalarına etkisinin incelenmesidir. Yaratıcı düşünme tekniklerinden SCAMPER ve Altı Şapkalı Düşünme Tekniğinin oyun yazım sürecinde bir problem çözme yöntemi, birer yazma stratejisi olarak önerilmiştir. Araştırma, bir devlet üniversitesinin sahne sanatları bölümü dramatik yazarlık ve dramaturji ana sanat dalı 2. ve 3. sınıflarda öğrenimine devam eden 11 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya gönüllü 11 katılımcıdan 7'si her iki modülü de tamamlayarak araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırmada tek denekli desenlerden AB deneysel deseni kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırma çerçevesinde geliştirilen Dramatik Oyun Metni Yeterlik Ölçeği-DOMYÖ kullanılmıştır. Verilerin analizinde, SPSS 26.0 istatistik paket programı ile veri girişi yapılarak grafiksel analiz yöntemi kullanılmıştır. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerden (sayı, ortalama, standart sapma) faydalanılmıştır. Bu araştırma; yaratıcılığı geliştirme tekniklerinin dramatik yazarlık eğitimi alan öğrencilerin oyun yazım süreçlerinde karşılaştıkları güçlükleri aşmalarında yardımcı olduğunu, yaratıcı yazarlık eğitiminde, yaratıcı düşünme tekniklerinin uygulanmasıyla, düşünce süreci üzerine bir farkındalık yaratıp verimliliği arttırdığını ve farklı disiplinlerin araçları kullanılarak dramatik yazarlık eğitiminde alternatif öğrenme yaklaşımları ve eğitim stratejilerinin devreye sokulabildiğini ortaya koymuştur.