Erzincan Binali Yıldırım University
Departman

Hemşirelik Bölümü

Erzincan Binali Yıldırım University

25

Arşivlenen Tez

4

DOI Atanmış

16%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Otizm spektrum bozukluğu yemek zamanı davranış anketi’nin Türkçe versiyonunun psikometrik özellikleri

Amaç:Bu araştırma,Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi’nin Türkçe versiyonunun psikometrik özelliklerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.Materyal ve Metot:Bu araştırma metodolojik tipte yürütülmüştür.Araştırmanın evrenini,Mardin il merkezinde yer alan 10 rehabilitasyon merkezine kayıtlı olan ve Ekim 2024–Ekim 2025 tarihleri arasında eğitim alan 3–18 yaş arası Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanılı çocukların ebeveynleri oluşturmuştur.Ölçek madde sayısının en az beş katına karşılık gelen 210 ebeveynin çalışmaya alınması planlanmış,araştırmaya katılmaya gönüllü olan 240 ebeveyn çalışma kapsamına dâhil edilmiştir.Verilerin toplanmasında tanımlayıcı soru formu ve Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi kullanılmıştır.Verilerin analizinde SPSS 25 ve AMOS 21 paket programları kullanılmıştır.Bulgular:Ebeveynlerin yaş ortalamasının 36.59±8.73 yıl olduğu ve %72.1’inin kadın olduğu belirlenmiştir.Ebeveynlerin %32.5’inin lise mezunu,%61.3’ünün herhangi bir işte çalışmadığı,%55.8’inin orta gelir düzeyine ve %77.9’unun çekirdek aile yapısına sahip olduğu saptanmıştır.Ölçeğin kapsam geçerlik indeksi 0.99 olarak hesaplanmıştır.Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin 24 madde ve beş alt boyuttan oluştuğu belirlenmiştir.Tüm maddelerin madde-toplam test korelasyon değerlerinin 0.345–0.758 arasında değiştiği,faktör yüklerinin ise 0.433–0.941 arasında olduğu saptanmıştır.Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda uyum indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu belirlenmiştir (χ²/sd=2.634; CFI=0.930; TLI=0.921; IFI=0.930; RMSEA=0.058; SRMR=0.0699).Ölçeğin genel Cronbach alfa katsayısı 0.790 olarak hesaplanmıştır.Sonuç:Araştırma sonucunda,Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi’nin Türkçe versiyonunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir.Ölçeğin,OSB tanılı çocukların yemek zamanı davranışlarının değerlendirilmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

BeslenmeHemşireOtizm Spektrum Bozukluğu+1
Mahmut Aydemir
Erzincan Binali Yıldırım University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2026
80
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.291
Yüksek LisansAçık ErişimTR

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU YEMEK ZAMANI DAVRANIŞ ANKETİNİN TÜRKÇE VERSİYONUNUN PSİKOMETRİK ÖZELLİKLERİ

Amaç: Bu araştırma, Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi’nin Türkçe versiyonunun psikometrik özelliklerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Bu araştırma metodolojik tipte yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, Mardin il merkezinde yer alan 10 rehabilitasyon merkezine kayıtlı olan ve Ekim 2024–Ekim 2025 tarihleri arasında eğitim alan 3–18 yaş arası Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanılı çocukların ebeveynleri oluşturmuştur. Ölçek madde sayısının en az beş katına karşılık gelen 210 ebeveynin çalışmaya alınması planlanmış, araştırmaya katılmaya gönüllü olan 240 ebeveyn çalışma kapsamına dâhil edilmiştir. Verilerin toplanmasında tanımlayıcı soru formu ve Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25 ve AMOS 21 paket programları kullanılmıştır. Bulgular: Ebeveynlerin yaş ortalamasının 36.59±8.73 yıl olduğu ve %72.1’inin kadın olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin %32.5’inin lise mezunu, %61.3’ünün herhangi bir işte çalışmadığı, %55.8’inin orta gelir düzeyine ve %77.9’unun çekirdek aile yapısına sahip olduğu saptanmıştır. Ölçeğin kapsam geçerlik indeksi 0.99 olarak hesaplanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin 24 madde ve beş alt boyuttan oluştuğu belirlenmiştir. Tüm maddelerin madde-toplam test korelasyon değerlerinin 0.345–0.758 arasında değiştiği, faktör yüklerinin ise 0.433–0.941 arasında olduğu saptanmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda uyum indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu belirlenmiştir (χ²/sd=2.634; CFI=0.930; TLI=0.921; IFI=0.930; RMSEA=0.058; SRMR=0.0699). Ölçeğin genel Cronbach alfa katsayısı 0.790 olarak hesaplanmıştır. Sonuç: Araştırma sonucunda, Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi’nin Türkçe versiyonunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin, OSB tanılı çocukların yemek zamanı davranışlarının değerlendirilmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 2026, 72 Sayfa

HemşireOtizm spektrum bozukluğuYeme davranışı.+1
Gülsün Ayran
Erzincan Binali Yıldırım University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2026
20
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Reprodüktif dönemdeki kadınların serviks kanseri taramasına yönelik sağlık inanışları ve etkileyen faktörler

Bu çalışma Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği'ne başvuran reprodüktif dönemindeki kadınların serviks kanseri taramasına yönelik sağlık inanışları ve bunları etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Hedeflenen örnek hacmini hesaplamak için Basit Rastgele Örnekleme Formülü kullanılmıştır. Örneklem, madde bazında %95 güvenle en az 267 hesaplanmış ve 300 denekle çalışma tamamlanmıştır. Araştırmanın sonuçları, bireysel tanılama formu, serviks kanseri ve Pap smear testi sağlık inanç modeli ölçeği (SİMÖ) kullanılarak elde edilmiştir. Normallik testi sonunda, gruplar arasında farklılık incelenirken ikili gruplarda normal dağılmayan değişkenlerde Mann Whitney U testi, ikiden fazla gruplarda ise normal dağılmayan değişkenlerde Bonferroni düzeltmeli Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Kategorik değişkenler arasındaki ilişki değerlendirilirken ise Ki-kare analizi kullanılmıştır. Gruplar arası farklılık incelenirken p≤0.05 alınmıştır. Araştırma sonunda kadınların %75.0'inin Pap smear testini duyduğu, %48.7'sinin daha önce Pap smear testi yaptırdığı bulunmuştur. Pap smear yaptıran kadınların %51.4'ünün testi düzensiz aralıklarla yaptırdıkları bulunmuştur. Kadınların Pap smear testini büyük oranla (%51.7) sağlık personelinden duydukları belirlenmiştir. Kadınların Pap smear yaptırmama nedenleri arasında, herhangi bir şikayetinin olmaması (%28.3) ve testle ilgili yeterli bilgiye sahip olmama (%21.0) yer almıştır. Çalışmamızda kadınların serviks kanseri ve Pap smear testi SİMÖ alt boyutlarından aldıkları ölçek alt boyut puan ortalamalarının 7.7 ± 2.3 ile 33.5 ± 9.3 arasında değiştiği bulunmuştur. Kadınların SİMÖ alt boyut puan ortalamaları incelendiğinde yarar ve engel algılarının yüksek, duyarlılık ve sağlık motivasyonu algılarının düşük olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, kadınların özellikle üreme sağlığı/cinsel sağlık ile ilgili tarama testlerini yaptırmama nedenleri ve sağlık inançlarının değerlendirildiği araştırmalara ağırlık verilmesi, sağlık kurumlarında kadınları erken tanıya yönlendirecek ortamların oluşturulması, beklenen koruyucu sağlık davranışlarını gerçekleştirmeyi engelleyen algıların belirlenerek azaltılması yönünde girişimlerin yapılması önerilmiştir. Anahtar sözcükler; Bilgi düzeyi, reprodüktif dönem, risk faktörleri, serviks kanseri, sağlık inanışları, sağlık inanç modeli.

BilgiNeoplazmlarRisk faktörleri+3
Gökçe Banu Acar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadın öğretim elemanlarının meme kanserine bakışı ve kanser korkusunun incelenmesi

Bu çalışma kadın öğretim elemanlarının meme kanseri tarama davranışlarına yönelik sağlık algılarını, meme kanseri korku ve anksiyete düzeylerini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılan tanımlayıcı bir çalışmadır. Evreni devlet üniversitelerinde sağlık alanı dışında çalışan 28.958 kadın öğretim elemanı; örneklemi 1900 kadın öğretim elemanı oluşturmaktadır. 1 Kasım 2011-31 Mart 2012 tarihleri arasında anket formu 19.027 kadın öğretim elemanına en az iki kere on-line gönderilmiştir. Veriler SPSS 16.0 istatistik programında değerlendirilmiştir. Öğretim elemanlarının yaşı 35.54±8.35(min-max:22-71) yıl, %61.0?ı evli, %25,5?i yardımcıdoçent, %37,4?ü araştırma görevlisidir. Öğretim elemanlarının %67,2?si en sık görülen kadın kanserine meme ca., %69,8?i meme ca olmaktan korktuğunu, %80,7?si ailede meme ca. öyküsünün risk olduğunu, %69,2?si memede koltuk altında ele gelen kitlenin meme ca. için önemli olduğunu, %54,5?i KKMM eğitimi aldığını, %74,7?si KKMM yaptığını, %75,8?i elle muayenenin özelliğini bildiğini, %25,5?i mamografi çektirdiğini, %17,6?sı doktora gittiğini, meme kanseri olasılığını düşündüğünde %59,8?i tedirginlik hissettiğini söylemiştir. KKMM hakkında eğitim alma ile görev, KKMM yapma, yaşadığı bölge; görev ile KKMM yapma zamanını bilme; yaş, görev ile meme ca. belirtisinin kitle olduğunu bilme, KKMM eğitimi, en sık görülen kadın kanserini bilme, KKMM?de elin hangi parmaklarının kullanıldığını bilme; KKMM yapma zamanınıbilme ile menopoza girme, yaş; mamografi çektirme sayısı ile yaş, görev, çalıştığıüniversite; meme ca. olmaktan korkma ile yaş, görev, menopoza girme, KKMM bilgisi; Meme ca. korkusu ile ölüm korkusu arasında istatistiksel anlamlı ilişki saptanmıştır(p<0,05). %69.3?ü KKMM?de elin üç parmağını kullanmakta, KKMM eğitimi almayan öğretim elemanlarıda muayene yapmaktadırlar. KKMM eğitimi alan öğretim elemanlarının çoğunluğu evlidir. Çoğunluğu meme uçlarının sıkılmasıgerektiğini bilememiştir.Anahtar Kelimeler: Kanser, Meme Kanseri, Kadın, Öğretim Elemanı, Meme Kanseri Korkusu

AnksiyeteKadınlarKanser hastaları+4
Sevgi Karabaş
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yenidoğan yoğun bakım ünitesindeki bebeklere uygulanan kanguru bakımının, bebeklerin ağrı düzeyine etkisi

Bu araştırma, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesine (YYBÜ) yatırılan zamanından önce doğan bebeklere uygulanan kanguru bakımının (KB), topuktan kan alımı sırasında oluşan ağrıyı azaltma üzerine etkisini incelemek amacıyla deneysel olarak yapıldı. Haziran 2012–Kasım 2012 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi (ÇÜTF) Balcalı Araştırma ve Uygulama Hastanesi YYBÜ'nde yatan, zamanından önce doğan yenidoğan ve anneleri, araştırma evrenini, oluşturdu. Bu tarihlerde yatan, vaka seçim kriterlerine uyan toplam 45 zamanından önce doğan bebek ve annesi örneklemi oluşturdu. Bu bebekler deney (sayı: 21) ve kontrol (sayı: 24) gruplarına gelişigüzel biçimde atandı. Verilerin toplanmasında; anket formu, video kamera, monitör ve kan alma işleminde bebeğin davranışsal ve fizyolojik yanıtlarını değerlendirmek amacıyla Prematüre Bebek Ağrı Profili (PIPP) kullanıldı. Veriler Statistical Package for Social Sciences 18.0 (SPSS) paket programı kullanılarak değerlendirildi. Kategorik ölçümler sayı ve yüzde olarak, sayısal ölçümlerse ortalama ve standart sapma olarak özetlendi. Verilerin değerlendirilmesinde Ki kare, Mann Whitney U ve T testi kullanıldı. Yenidoğanlar 32-36 hafta arası doğumlu, kontrol grubundaki yenidoğanların %58'i deney grubundaki yenidoğanların %67'si kız bebek olup, kontrol ve deney grubunun tanıtıcı özellikleri karşılaştırıldığında her iki grupta istatistiksel olarak benzer bulundu. Araştırmada invaziv girişim öncesi PIPP skoru her iki grupta benzer (p=0.897), invaziv girişim sırasında PIPP skoru deney grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha düşük (p<0.001), invaziv girişim sonrasında ise PIPP skorları her iki grupta da istatistiksel olarak benzer bulundu (p=0.195). Sonuç olarak; invaziv girişimlerde zamanından önce doğan bebeklerin ağrısını azaltmada KB'nin etkili bir yöntem olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler: Ağrı, kanguru bakımı, prematüre, prematüre bebek ağrı profili, topuk kanı alımı.

AğrıBebek bakımıBebek-prematür+5
Sibel Tazegül
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşirelik uygulamalarında ölümle karşılaşma durum ve sıklığının hemşirelerin ölüme karşı tutumları üzerine etkisi

Bu çalışma hemşirelerin ölüme karşı tutumlarını ve ölümle karşılaşma durumunun bu tutuma etkisini belirlemek amacıyla olarak tanımlayıcı türde, tutum belirleme çalışması olarak yapılmıştır. Araştırma, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve GATA (Ankara)'da, çalışmaya katılmayı kabul eden hemşireler arasında yapılmıştır. İki hastanede toplam 214 hemşire, çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma verileri genel bilgi formu ve 2008 yılında güvenilirlik ve geçerlik çalışması yapılmış olan ölüme karşı tutum ölçeği ile, hemşirelerle yüzyüze görüşülerek toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistik değerlendirmeleri yapılmış, t-testi ve ANOVA testi kullanılarak istatistiksel analiz ve yorumları yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre yapılan karşılaştırmalarda, hemşirelerin ölüme karşı tutumları, ölümle karşılaşma sıklığından, meslekte geçirdiği süreden, ekonomik durumundan, yaşından, daha önce bir ruhsal hastalık öyküsü olmasından ve devam eden bir ruhsal hastalığının olmasından etkilendiği bulunmuştur. Karşılaştırma yapılan diğer değişkenlerle hemşirelerin ölüme karşı tutumları arasında ise bir fark bulunamamıştır.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+4
Didem Ayhan
Gazi University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşirelerin braden ve waterlow basınç ülseri risk değerlendirme ölçekleri'ne ilişkin görüşleri

Araştırma, Waterlow Basınç Ülseri Risk Değerlendirme Ölçeği (WBÜRDÖ)'nin geçerlik ve güvenirlik uyarlamasını yaparak ülkemizde ölçek çeşitliliğini artırmak ve hemşirelerin Braden ve Waterlow Basınç Ülseri Risk Değerlendirme Ölçekleri'ne ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla metodolojik ve tanımlayıcı olarak yapılmıştır.Araştırma iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın birinci aşaması Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi (TSKRBM)'inde ve Bayındır Hastanesi'nde yapılmıştır. Araştırmanın ikinci aşaması Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi (GÜSAUM )'nde yapılmıştır.Araştırmanın birinci aşamasına TSKRBM ve Bayındır Hastenesi'nde yatmakta olan 150 hasta alınmıştır. BBÜRDÖ ve WBÜRDÖ'ye ilişkin hemşirelerin görüşlerini belirlemek amacı GÜSAUM'un ortopedi servisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon servisi ve yoğun bakım ünitelerinde çalışan 83 hemşire araştırma kapsamına alınmıştır.WBÜRDÖ' nün güvenirlik çalışması bağımsız gözlemciler arası uyum ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı tarafından çalışmaya katılan hemşirelere çalışmanın nasıl gerçekleşeceği hakkında bilgi verilmiştir. Hemşireler aynı hasta üzerinde aynı anda birbirlerinden bağımsız şekilde WBÜRDÖ' yü kullanmışlardır. Araştırmanın ikinci aşamasına katılan hemşirelere basınç ülseri ve risk değerlendirme ölçeklerine ilişkin eğitim verilmiş ve hemşireler iki hafta süre ile ölçekleri kullanmışlardır. Veriler, hemşirelere ilişkin tanıtıcı özellikleri ve risk değerlendirme ölçekleri hemşire görüşleri formları kullanılarak toplanmıştır.Araştırma sonucunda WBÜRDÖ'nün ülkemiz için geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu, hemşirelerin kliniklerinde çoğunlukla BBÜRDÖ'yü kullanmayı tercih ettikleri ve basınç ülseri risk değerlendirme ölçeklerinin geliştirilmesi gerektiği belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Basınç Ülseri, Risk Değerlendirme, Basınç Ülseri Risk Değerlendirme Ölçekleri

BasınçFizik tedaviRisk faktörleri+2
Pınar Avşar
Gazi University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Elazığ ilinde görev yapan sağlık çalışanlarının çocuk ihmali ve istismarı konusunda farkındalık düzeyleri ve bu durumu etkileyen faktörler

Çocuk ihmali ve istismarı; tüm toplumlarda sık görülen ve yaşamda kalıcı olumsuz izler bırakabilen önemli halk sağlığı sorunlarından biridir. Bu araştırma Elazığ il merkezinde görev yapan sağlık çalışanlarının çocuk ihmali ve istismarı konusunda farkındalık düzeylerini ve bu durumu etkileyen faktörleri saptamak amacıyla gerçekleştirildi.Elazığ ilinde görev yapan sağlık çalışanları araştırmanın evrenini oluşturmuş, n=Nt²pq/d²(N-1)t²pq formülünden yararlanılarak (t=2.59,d=0.03, p=0.30), örnekleme 906 kişi seçildi ve 899 kişiye (%99.2) ulaşıldı. Çalışma verileri genelde çoktan seçmeli sorulardan oluşan bir anket formu ve "Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerinin Tanılanmasına Yönelik Ölçek Formu" ile toplandı.Araştırma kapsamına alınan sağlık çalışanlarından %46.4'ü hekim, %53.6'sı hemşire ve ebedir. Sağlık çalışanlarının yaş ortalaması 33.6±7.7'dir ve %61.6'sı kadındır. Hekimlerin (3.67±0.29) çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama genel ölçek puanları hemşire ve ebelere (3.55±0.30) göre anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p=0.001).Çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama ölçeği alt grupları puan ortalamaları hekim grubunda hemşire ve ebelere göre istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü. Hekimler (3.83±0.53) ve hemşire ve ebeler (3.74±0.65) çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama alt ölçek gruplarından en yüksek puan ortalamasını ?çocuk üzerindeki ihmal belirtileri? alt ölçeğinden aldılar. Hekimlerin (3.41±0.49) ve hemşire ve ebelerin (3.21±0.50) çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama alt ölçek gruplarından en düşük puan ortalaması ?istismar ve ihmale yatkın çocuk özellikleri?dir.Sonuç olarak; Elazığ ilinde görev yapan sağlık çalışanlarının çocuk ihmali ve istismarına ilişkin farkındalık düzeyleri incelenmiş ve sağlık çalışanlarının bu konuda bilgi gereksinimlerinin olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Çocuk, Hekim, Hemşire,Ebe, İhmal, İstismar

DoktorlarEbelerElazığ+7
Fatoş Uncu
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kanserli çocuğun okul yaşantısını etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Amaç: Kanserli çocuğun okul yaşantısını etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla planlanmıştır. Yöntem: Bu çalışma tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırmaya Haziran-Ekim 2013 tarihleri arasında bir eğitim ve araştırma hastanesi ile bir üniversite hastanesinde tedavi alan 120 kanserli çocuk alınmıştır. Etik kurul, hastaneler, çocuk ve ailelerinden yazılı izin alınmıştır. Veriler, çocuk bilgi formu ve çocuk ve ebeveyn görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulgular SPSS 15.0 programı yardımıyla değerlendirilerek analiz edilmiştir. Analizlerde tanımlayıcı yöntemler ki-kare testi ile değerlendirilmiştir. P<0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmamızın bulgularına göre, çocukların %87,5'unun okula devamsızlık yaptığı belirlenmiştir. Devamsızlık nedenlerine bakıldığında %38,3'ünün fiziksel semptomlar (nötropeni, bulantı, kusma, ağrı vb.) , %86,7'sinin ise tedaviye bağlı nedenlerden (cerrahi tedavi, kemik iliği transplantasyonu vb.) okula devamsızlık yaptığı saptanmıştır. Okula devamsızlık gün sayısı 21 günden fazla olan çocukların oranı %75'dir. Sonuç ve Öneriler: Bu çalışma ile kanserli çocukların okul yaşantısını etkileyen faktörler belirlenmiştir. Bu çalışma sonucunda kanserli çocukların okul yaşantısına ilişkin daha kapsamlı veri elde etmek için niteliksel çalışmalar yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kanser, çocuk, okul, okul-aile ve sağlık personeli iş birliği.

HemşirelikKanser hastalarıNeoplazmlar+5
Aslı Akdeniz
Dokuz Eylül University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Radyoterapi alan hasta ve yakınlarının sağlık okuryazarlığı ve gereksinimlerine yönelik öğretim materyali geliştirilmesi.

Bu çalışma, radyoterapi alan hasta ve yakınlarının sağlık okuryazarlığı seviyelerini ve bilgi gereksinimlerini belirleyerek buna uygun yazılı bir öğretim materyali geliştirmek ve bu materyalin uygunluğunu değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, Dr.Abdurrahman Yurtarslan Onkoloji ve Eğitim Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Bölümü'nde radyoterapi alan 200 hasta ve 200 hasta yakını ile yapılmıştır. Bu çalışma 3 aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada, hasta ve yakınlarının bilgi gereksinimleri hazırlanan anket ile, sağlık okuryazarlıkları seviyesi ise REALM(Tıpta yetişkin sağlık okuryazarlığının hızlı tahmini) ve NVS(Yeni yaşam işareti) ölçekleri kullanılarak belirlenmiştir. İkinci aşamada, yazılı öğretim materyali geliştirilmiştir. Son aşamada, bu yazılı materyal 20 uzman kişi tarafından 'Yazılı Öğretim Materyallerini Değerlendirme Formu' ve 'DİSCERN ölçeği' kullanılarak uygunluk, bilgi kalitesi ve içerik yönünden değerlendirilmiştir. Materyalin okunabilirlik seviyesi araştırmacı tarafından SMOG ve Flesh okunabilirlik formülleri ile belirlenmiştir. Hasta ve yakınlarının yaş ortalamaları sırasıyla, 52.7±12.2 (19-77) ve 44.8 ±12.8 (19-70) dir. Hastalar (%68) ve yakınları (%58.5) çoğunlukla ilkokul mezunudurlar. REALM puan ortalamaları hastalar için 55.8 ± 11.2 (min-max=23-66) ve yakınları için 57.3 ± 9.5 (min-max=25-66) olup 7.-8.sınıf seviyesinde sağlık okuryazarı oldukları belirlenmiştir. NVS puan ortalamaları hastalar için 0.97 ± 1.6 ve yakınları için 1.3 ± 1.9 olup çok kısıtlı sağlık okuryazarlığı olarak tanımlanmaktadır. Hastaların (%77) ve yakınlarının(%73) çoğunluğuna radyoterapi hakkında öğretim verilmemiştir. Öğretim verilen hastaların %25.5'i ve yakınlarının %35'i verilen öğretimi yeterli bulmuştur. Hazırlanan yazılı öğretim materyalinin okunabilirlik düzeyi SMOG formülüne göre 10. sınıf seviyesinde ve Ateşman'ın uyarladığı Flesh formülüne göre orta güçlükte ve kolay anlaşılabilir olarak belirlenirken uzman görüşlerine göre bu materyal içerik ve bilgi kalitesi yönünden yüksek derecede uygun bulunmuştur.

Bilgi gereksinimleriBilgi okuryazarlığı eğitimiHasta eğitimi+3
Pınar Şeref Özdoğan
Başkent University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2014
00