
Erzincan Binali Yıldırım University
1.707
Arşivlenen Tez
272
DOI Atanmış
3
Enstitü
16%
DOI Oranı
Son Eklenen Tezler
Tümünü GörOtizm spektrum bozukluğu yemek zamanı davranış anketi’nin Türkçe versiyonunun psikometrik özellikleri
Amaç:Bu araştırma,Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi’nin Türkçe versiyonunun psikometrik özelliklerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.Materyal ve Metot:Bu araştırma metodolojik tipte yürütülmüştür.Araştırmanın evrenini,Mardin il merkezinde yer alan 10 rehabilitasyon merkezine kayıtlı olan ve Ekim 2024–Ekim 2025 tarihleri arasında eğitim alan 3–18 yaş arası Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanılı çocukların ebeveynleri oluşturmuştur.Ölçek madde sayısının en az beş katına karşılık gelen 210 ebeveynin çalışmaya alınması planlanmış,araştırmaya katılmaya gönüllü olan 240 ebeveyn çalışma kapsamına dâhil edilmiştir.Verilerin toplanmasında tanımlayıcı soru formu ve Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi kullanılmıştır.Verilerin analizinde SPSS 25 ve AMOS 21 paket programları kullanılmıştır.Bulgular:Ebeveynlerin yaş ortalamasının 36.59±8.73 yıl olduğu ve %72.1’inin kadın olduğu belirlenmiştir.Ebeveynlerin %32.5’inin lise mezunu,%61.3’ünün herhangi bir işte çalışmadığı,%55.8’inin orta gelir düzeyine ve %77.9’unun çekirdek aile yapısına sahip olduğu saptanmıştır.Ölçeğin kapsam geçerlik indeksi 0.99 olarak hesaplanmıştır.Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin 24 madde ve beş alt boyuttan oluştuğu belirlenmiştir.Tüm maddelerin madde-toplam test korelasyon değerlerinin 0.345–0.758 arasında değiştiği,faktör yüklerinin ise 0.433–0.941 arasında olduğu saptanmıştır.Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda uyum indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu belirlenmiştir (χ²/sd=2.634; CFI=0.930; TLI=0.921; IFI=0.930; RMSEA=0.058; SRMR=0.0699).Ölçeğin genel Cronbach alfa katsayısı 0.790 olarak hesaplanmıştır.Sonuç:Araştırma sonucunda,Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi’nin Türkçe versiyonunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir.Ölçeğin,OSB tanılı çocukların yemek zamanı davranışlarının değerlendirilmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Hıristiyanlık ve Budizm'de kurtarıcı figürler: İsa ve Maitreya'nın eskatolojik rolleri üzerine bir karşılaştırma
Budizm ve Hıristiyanlıktaki kurtarıcı figürleri inceleyen bu çalışma, her iki inanç sistemindeki kurtarıcı beklentilerini Maitreya ve İsa figürleri üzerinden karşılaştırmalı olarak ele almaktadır. Araştırma, Budist geleneklerde kurtuluş anlayışı ve gelecek Buddha beklentisi bağlamında önemli bir yer tutan Maitreya ile Hıristiyanlıkta merkezî bir konuma sahip olan İsa figürünün eskatolojik rollerini, benzerlik ve farklılık ekseninde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden literatür taraması ve doküman analizi teknikleri kullanılmıştır. Bu doğrultuda, Budizm’in temel doktrinel literatürü ile Hıristiyanlık geleneğine ait kutsal kitap verileri, Karşılaştırmalı Dinler Tarihi yöntemi ile ele alınmıştır. Yapılan karşılaştırmalı analizler sonucunda Maitreya’nın dönemsel, İsa’nın ise ebedî bir iyileştirme misyonu üstlenerek insanlığa yeni bir düzen vadettiği tespit edilmiştir. Buna karşın, kurtarıcı figürlerin bulundukları inanç sistemi içerisindeki zaman algısı önemli bir ayrışmayı beraberinde getirmektedir. Hıristiyan inanç yapısındaki doğrusal zaman tasavvuru İsa’yı nihai kurtuluşu gerçekleştirme bağlamında bir yargıç kimliğine büründürürken Budizm’deki dairesel zaman algısı Maitreya’ya dönemsel bir öğretmen sıfatı atfetmektedir. Sonuç olarak bu çalışmada farklı coğrafi ve kültürel alanlara ait olan Budist ve Hıristiyan geleneklerinin, insanlığın kriz dönemlerine yönelik benzer eskatolojik anlatılar ve bunun sonucunda ortak beklenti ve umutlar ürettiği görülmektedir. Ancak bu benzerliklerin yanı sıra söz konusu gelenekler hem doktrinel düzlemdeki temel yapıları hem de kurtuluş planının gerçekleşmesi bağlamında üstlendikleri misyonları bakımından önemli farklılıklar arz etmektedir.
Öğretmen adaylarının beceri temelli problem çözmeye yönelik ders imecesi deneyimleri
Bu araştırmada, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının beceri temelli problem (BTP) çözmeye yönelik ders imecesi deneyimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması desenine göre tasarlanmış olan araştırma, 2025-2026 eğitim öğretim yılı güz döneminde Öğretmenlik Uygulaması I dersi kapsamında üç dördüncü sınıf öğretmen adayıyla yürütülmüştür. Sekiz haftalık veri toplama sürecinde beş BTP’ye yönelik beş ders imecesi döngüsü gerçekleştirilmiş; veriler odak grup görüşmesi, yarı yapılandırılmış görüşmeler, yansıma raporları, araştırmacı gözlem notları, planlama ve değerlendirme toplantı kayıtları, ders planları ve çalışma yaprakları aracılığıyla toplanıp içerik analiziyle çözümlenmiştir. Bulgular, öğretmen adaylarının BTP’lere dair görüşlerinin, problemlerin özelliklerinin yanında öğrenciye uygunluk ve öğretilebilirlik boyutlarını kapsayan bütüncül bir yapıya ulaştığını göstermiş; adayların BTP çözme anlayışlarının doğru cevaba ulaşmakla birlikte problemi anlama, çözümü planlama, süreci takip etme, hata nedenini belirleme, farklı çözüm yollarını karşılaştırma ve çözüm üzerine düşünmeyi içeren kapsamlı bir sürece genişlediği belirlenmiştir. Araştırma dersi tasarımlarında önceki uygulamalardan edinilen deneyimlerin sonraki planlara aktarıldığı ve uygulama sonrası değerlendirmelerin somut kararlara dönüştüğü görülmüştür. Süreç ilerledikçe döngülerde yapılan kapsamlı revizyon ihtiyacının azaldığı belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının, ders imecesi sürecinin iş birliği, farklı bakış açısı geliştirme, ortak karar alma, ders planlama, zaman yönetimi ile uygulayıcı ve gözlemci rollerini deneyimleme açısından katkı sağladığını; buna karşın sürecin zaman almasını ve BTP’lerin ders süresinde uygulanmasının güçlük oluşturabilmesini dezavantaj olarak ifade ettikleri görülmüştür. Neticede ders imecesinin, öğretmen adaylarının, BTP’lerin çözümüne ve öğretimine ilişkin uygulamalı deneyimlerini desteklediği sonucuna ulaşılmıştır.
Erich Fromm'un sahip olmak ve olmak ayrımının ahlak felsefesi açısından değerlendirilmesi
Bu tez, Erich Fromm’un “sahip olmak” ve “olmak” kavramları çerçevesinde modern toplumun ahlaki yapısını felsefi açıdan incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, insan değerinin sahip olunan nesneler, statü ve başarı üzerinden belirlenmesinin bireysel ve toplumsal ahlaki yaşam üzerindeki etkileri Fromm’un varoluşsal yaklaşımı bağlamında ele alınmıştır. Bu kapsamda sahip olmak ve olmak yönelimlerinin insanın kendisiyle, diğer insanlarla ve dünyayla kurduğu ilişkilerde ortaya çıkardığı ahlaki sonuçlar değerlendirilmiştir. Araştırmada betimleyici ve çözümleyici yöntemlerden yararlanılarak Fromm’un ilgili kavramlara ilişkin görüşleri incelenmiş; söz konusu varoluş yönelimlerinin özgürlük, üretkenlik, sorumluluk, sevgi ve yabancılaşma üzerindeki etkileri çözümlenmiştir. Sahip olmaya dayalı yaşam biçiminin insanı mülkiyet, tüketim ve tahakküm ilişkileri üzerinden tanımlamasının yol açtığı ahlaki sorunlar ortaya konulmuş; olmak yöneliminin ise üretkenlik, özgürlük ve kendini gerçekleştirme ile ilişkisi değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra modern toplumda tüketim kültürü, rekabet ve başarı odaklı yaşam anlayışının insanın benlik algısı ve ahlaki tercihleri üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Fromm’un olmak yöneliminin bu sorunlara karşı eleştirel ve insancıl bir alternatif oluşturma imkânı tartışılmıştır. Sonuç olarak Fromm’un yaklaşımının kavramsal sınırları ve iç gerilimleri eleştirel biçimde değerlendirilmiş; sahip olmak ve olmak ayrımının çağdaş ahlaki sorunların anlaşılmasına yönelik açıklayıcı imkânları ortaya konulmuştur. Bu bağlamda çalışmada, insanın değerini sahip olduklarıyla değil, üretkenliği, özgürlüğü ve ilişkileri ve sorumluluk bilinciyle temellendiren bir ahlak anlayışının önemi vurgulanmıştır.
Muhasebe meslek mensuplarının vergi afları hakkındaki görüş ve tutumları: Erzincan ili örneği
Vergi afları, kamu alacaklarının tahsilini kolaylaştırmak ve mükelleflerin vergi sistemine yeniden uyumunu sağlamak amacıyla kullanılan mali politika araçlarından biridir. Bununla birlikte, afların tekrarlanan biçimde uygulanması vergi adaleti, gönüllü vergi uyumu ve mükelleflerin gelecekte af beklentisi oluşturması bakımından önemli sorunlara yol açabilmektedir. Çalışmanın amacı, muhasebe meslek mensuplarının vergi aflarına ilişkin görüş ve tutumlarını belirlemek ve ilgili görüşlerin çeşitli demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymaktır. Belirtilen amaç doğrultusunda araştırma, Erzincan ilinde faaliyet gösteren 83 muhasebe meslek mensubundan anket yoluyla elde edilen veriler üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiş ve tanımlayıcı istatistikler, normallik testleri, Açıklayıcı Faktör Analizi, güvenilirlik analizi, Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis H testlerinden yararlanılmıştır. Faktör analizi sonucunda vergi aflarına ilişkin görüşlerin üç boyutta toplandığı belirlenmiştir. Katılımcıların en güçlü algısının “Mali ve Yönetsel Etkilere” ilişkin boyutta olduğu tespit edilmiştir. Demografik değişkenler açısından unvan, cinsiyet, yaş ve mesleki tecrübeye göre anlamlı farklılık bulunmazken, eğitim durumuna göre yalnızca “Mükellef ve Ekonomiye İlişkin Etkiler” boyutunda anlamlı farklılık belirlenmiştir. Bulgular, vergi aflarının yalnızca kısa vadeli mali sonuçlarıyla değil, vergi adaleti ve vergi uyumu üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirilmesi ve af uygulamalarının istisnai nitelikte tutulması gerektiğine işaret etmektedir.
OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU YEMEK ZAMANI DAVRANIŞ ANKETİNİN TÜRKÇE VERSİYONUNUN PSİKOMETRİK ÖZELLİKLERİ
Amaç: Bu araştırma, Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi’nin Türkçe versiyonunun psikometrik özelliklerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Bu araştırma metodolojik tipte yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, Mardin il merkezinde yer alan 10 rehabilitasyon merkezine kayıtlı olan ve Ekim 2024–Ekim 2025 tarihleri arasında eğitim alan 3–18 yaş arası Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanılı çocukların ebeveynleri oluşturmuştur. Ölçek madde sayısının en az beş katına karşılık gelen 210 ebeveynin çalışmaya alınması planlanmış, araştırmaya katılmaya gönüllü olan 240 ebeveyn çalışma kapsamına dâhil edilmiştir. Verilerin toplanmasında tanımlayıcı soru formu ve Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25 ve AMOS 21 paket programları kullanılmıştır. Bulgular: Ebeveynlerin yaş ortalamasının 36.59±8.73 yıl olduğu ve %72.1’inin kadın olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin %32.5’inin lise mezunu, %61.3’ünün herhangi bir işte çalışmadığı, %55.8’inin orta gelir düzeyine ve %77.9’unun çekirdek aile yapısına sahip olduğu saptanmıştır. Ölçeğin kapsam geçerlik indeksi 0.99 olarak hesaplanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin 24 madde ve beş alt boyuttan oluştuğu belirlenmiştir. Tüm maddelerin madde-toplam test korelasyon değerlerinin 0.345–0.758 arasında değiştiği, faktör yüklerinin ise 0.433–0.941 arasında olduğu saptanmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda uyum indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu belirlenmiştir (χ²/sd=2.634; CFI=0.930; TLI=0.921; IFI=0.930; RMSEA=0.058; SRMR=0.0699). Ölçeğin genel Cronbach alfa katsayısı 0.790 olarak hesaplanmıştır. Sonuç: Araştırma sonucunda, Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi’nin Türkçe versiyonunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin, OSB tanılı çocukların yemek zamanı davranışlarının değerlendirilmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 2026, 72 Sayfa