Erzincan Binali Yıldırım University
Enstitü

Sosyal Bilimler Enstitüsü

Erzincan Binali Yıldırım University

890

Arşivlenen Tez

61

DOI Atanmış

7%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Finansal tehdit karşısında finansal davranış değiştirme eğilimlerinin incelenmesi

ÖZET Günümüzde ekonomik belirsizlikler, enflasyon baskıları, döviz kuru dalgalanmaları ve beklenmedik finansal şoklar, bireylerin finansal refahını doğrudan tehdit etmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, bireylerin karşılaştıkları finansal tehdit sürecinin finansal davranışlarını değiştirme isteği ve bu isteğin bileşenleri üzerindeki etkisini incelemek; demografik değişkenlerin söz konusu bileşenlerde ortaya çıkardığı farklılıkları ortaya koymaktır. Veri toplama kısmında demografik sorular, finansal tehdit ölçeği ve finansal davranışları değiştirme isteği ölçeği kullanılarak oluşturulan anket formu Erzincan’da yaşayan 18 yaş üstü 399 kişiye uygulanmıştır. Verilerin analiz sürecinde bağımsız örneklem t-testi, ANOVA testi, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada, finansal tehdit ile bireylerin finansal davranışlarını değiştirme isteği ve bu isteğin bileşenleri arasındaki ilişkiler ile bu ilişkilerin demografik faktörlere göre farklılık gösterip göstermediği analiz edilmiştir. Elde edilen bulgularda finansal tehdit sürecinin bireylerin finansal davranışı değiştirme isteği ve bileşenlerini anlamlı biçimde etkilediği ortaya koyulmuştur. Ayrıca cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu ve çocuk sayısı gibi demografik değişkenlere göre finansal tehdit algısı, finansal davranışı değiştirme isteği ve bileşenlerinde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Mevcut araştırma, finansal tehdidin finansal davranışı değiştirme isteği üzerindeki etkilerinin anlaşılmasına yönelik literatüre katkı sağlamayı hedeflemektedir. Araştırma sonuçları, davranışsal finans literatüründeki mevcut yaklaşımlarla büyük ölçüde paralellik göstermekte ve finansal tehdidin azaltılmasına yönelik olarak finansal danışmanlar ile politika yapıcılara uygulanabilir öneriler sunmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Davranışsal FinansFinansal Tehdit AlgısıFinansal Davranış.
Abdullah Çelik
Erzincan Binali Yıldırım University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
10
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.282
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Türk ceza muhakemesi hukukunda sanığın yokluğunda duruşma

Ceza muhakemesi hukukunda kovuşturma evresinin temel unsuru ve üzerinde durulması gereken husus duruşmadır. Duruşma; maddi gerçeğe ulaşma amacının somutlaştığı, delillerin tartışıldığı, iddia ve savunmanın karşı karşıya geldiği yargısal süreçtir. Bu sürecin en önemli süjesi ise elbette sanıktır. Zira muhakeme sürecinde yapılan duruşma da ve yargılama sonucunda verilecek hüküm de sanık hakkındadır. Sanığın duruşmada hazır bulunması hem savunma hakkının etkin şekilde kullanılabilmesi hem de adil yargılanma ilkesinin hayata geçirilebilmesi açısından büyük öneme haizdir. Bu nedenle kural olarak sanığın yokluğunda duruşma yapılamaz. Ancak ceza muhakemesi hukukumuzda bazı istisnai durumlarda sanığın yokluğunda duruşma yapılabilmesine ve hatta belirli şartlar altında hüküm kurulabilmesine imkân tanınmıştır. Bu çalışmada sanığın duruşmada hazır bulunması kuralı ile bu kuralın istisnasını oluşturan sanığın yokluğunda duruşma kurumu ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Çalışmada hangi durumlarda sanığın yokluğunda duruşma yapılamayacağı, hangi durumlarda istisnai hükümlerin uygulanabileceği detaylı şekilde izah edilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda sanığın yokluğu ile benzerlik gösteren gaiplik ve kaçaklık gibi kavramlar açıklanarak bunlara dair farklar ortaya konulmaya çalışılmış, sanığın yokluğunda yapılacak duruşmalarda savunma hakkının ihlaline sebebiyet verilmemesi için dikkat edilmesi gereken hususlar değerlendirilmiştir.

DuruşmaYoklukSanık.
Adem Söylemez
Erzincan Binali Yıldırım University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
41
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.278
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Transhümanizm bağlamında insan fiilleri: Kader ve irade problemi

Bu çalışma, transhümanizm çağında insanın kaza, kader, irade ve sorumluluk anlayışının İslam kelâmı açısından nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş, klasik ve çağdaş kelâm literatürü ile transhümanizm, yapay zekâ ve insan geliştirme teknolojilerine ilişkin güncel çalışmalar karşılaştırmalı ve analitik bir yaklaşımla incelenmiştir. Bu kapsamda, kaza ve kader anlayışı ile transhümanizmin temel iddiaları ve insan tasavvuru değerlendirilmiştir. Transhümanizmin ortaya çıkardığı kelâmî problemler kaza, kader, irade ve insan sorumluluğu bağlamında analiz edilmiştir. Ayrıca teknolojik müdahalelerin insan iradesi, fiilleri ve teklif ehliyeti üzerindeki muhtemel etkileri ele alınarak, insanın teknolojik imkânlar karşısındaki tercihleri ve sorumluluğu kelâmî açıdan değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda teknolojik gelişmelerin insanın imkânlarını genişletmekle birlikte dinî ve ahlâkî sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, transhümanizmin insanın geleceğine ilişkin iddialarının İslam kelâmının kaza, kader, irade ve sorumluluk ilkeleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda, insanın geleceğinin yalnızca teknolojik ilerleme üzerinden değil, insan onuru, ahlâkî değerler ve ilahî irade ekseninde ele alınmasının gerekliliği ortaya konulmuştur.

TranshümanizmYapay ZekâKaza ve kader+2
Fahrettin Yılmaz
Erzincan Binali Yıldırım University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
61
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.277
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Mutaffifîn sûresinde belâgat uygulamaları - Zemahşerî, Râzî ve İbn Âşûr bağlamında

Kur’ân-ı Kerîm’i doğru şekilde anlamaya ve yorumlamaya çalışan araştırmacıların öncelikle Kur’ân ilimlerine vakıf olmaları gerekmektedir. Zira ayetlerin farklı yönlerden incelenmesini sağlayan bu ilimler ilahî muradın daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır. Kur’ân ilimleri arasında dil ve belâgatla ilgili çalışmalar ayrı bir öneme sahiptir. Çünkü Kur’ân’da yer alan edebî sanatların tespit edilmesi ayetlerin anlamının daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmaktadır. Bu doğrultuda yapılan çalışmalar, Kur’ân’ın daha doğru anlaşılmasını sağlamıştır. Bu araştırmanın amacı Mutaffifîn sûresindeki belâgî unsurları belirlemek ve bunların ayetlerin anlamına nasıl katkı sağladığını incelemektir. Bu amaçla, belâgat kaidelerini ele alan dil âlimlerinin eserlerinden ve tefsirlerinde Kur’ân’ın edebî yönüne önem veren müfessirlerin görüşlerinden yararlanılmıştır. Özellikle Zemâhşerî, Râzî ve İbn Âşûr'un tefsirleri esas alınmıştır. Gerek görülen yerlerde diğer tefsircilerin görüşlerine de yer verilmiştir. Çalışmada Mutaffifîn sûresi meânî, beyân ve bedî‘ ilimleri açısından incelenmiş ve sûrede yer alan belâgat unsurları ayetler içerisinde değerlendirilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda Mutaffifîn sûresinde birçok belâgat sanatının yer aldığı görülmüştür. Bu sanatların ayetlerde anlatılmak istenen anlamı güçlendirdiği ve verilmek istenen mesajın daha iyi anlaşılmasına katkı sağladığı tespit edilmiştir. Ayrıca Zemâhşerî, Râzî ve İbn Âşûr’un ayetlerde yer alan belâgat unsurlarına dair görüşleri ele alınmıştır. Böylece belâgat sanatlarının sadece edebî bir özellik olmadığı, ayetlerin anlamının açıklanmasında da önemli bir yere sahip olduğu görülmüştür.

ZemâhşerîRâzî ve İbn ÂşûrMutafifîn+2
Gamze Doğan
Erzincan Binali Yıldırım University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
30
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.275
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

İYİ Parti’de popülist söylemin dönüşümü: Meral Akşener konuşmaları üzerinden 2019 yerel seçimleri ve 2023 genel seçimleri karşılaştırması

Bu tez, İYİ Parti’de popülist söylemin 2019 yerel seçimleri ile 2023 genel seçimleri arasındaki değişimini Meral Akşener’in konuşmaları üzerinden karşılaştırmaktadır. Çalışmanın amacı, partiyi kesin biçimde popülist veya popülist olmayan olarak sınıflandırmak değil, seçilen konuşmalarda popülist söylem unsurlarının sıklığını ve kullanıldığı bağlamları belirlemektir. Veri seti, 2019 döneminden yedi, 2023 döneminden dokuz olmak üzere toplam 16 grup toplantısı ve miting konuşmasından oluşmaktadır. Karşılaştırmalı söylem analizi ile nitel kodlamanın birlikte kullanıldığı araştırmada, cümle, kısa paragraf veya anlamlı tematik pasajlar MAXQDA üzerinden incelenmiştir. Analizde halk-merkezcilik, anti-elitizm, biz-onlar karşıtlığı, ahlaki ikilik/Manici çerçeve, kriz/tehdit/aciliyet ve tek temsil/anti-plüralizm kodları uygulanmıştır. Bulgular, 2019’da 471, 2023’te 447 olmak üzere toplam 918 kodlu segment bulunduğunu göstermektedir. Ahlaki ikilik ve anti-elitizm her iki dönemde baskınlığını korumuş; ahlaki ikilik iki dönemde de 122 segmentte görülmüştür. Halk- merkezcilik 102’den 75’e, kriz/tehdit/aciliyet 69’dan 56’ya gerilerken tek temsil/anti- plüralizm 41’den 62’ye yükselmiştir. Biz-onlar karşıtlığı ise iki dönemde de en düşük sıklığa sahip kod olmuştur. Bulgular, ahlaki karşıtlık ve elit eleştirisindeki sürekliliğe karşılık temsil ve meşruiyet vurgularının 2023’te belirginleştiğine işaret etmektedir. Frekanslar tek başına sonuç sayılmamış, seçilmiş pasajların siyasal bağlam içindeki işlevleriyle birlikte yorumlanmıştır. Çalışma, aynı zamanda söylemsel dönüşümün yönünü somutlaştırmaktadır. Muhalefetteki bir partinin popülist söylem unsurlarını farklı seçim ortamlarında nasıl kullandığını göstererek Türkiye’deki popülizm araştırmalarına katkı sunmaktadır.

PopülizmİYİ PartiMeral Akşener+2
Ömer Temel
Erzincan Binali Yıldırım University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
30
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.274
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Güzel sanatlar ve spor liselerine özel yetenek öğretmenlik branşından müdür atanmasının öğretmen yetkinliklerine etkileri ile ilgili müdür ve öğretmen görüşleri (doğu anadolu bölgesi örneği)

Bu araştırmada, Güzel Sanatlar ve Spor Liselerine özel yetenek alanından müdür atanmasının okul yönetimine ve öğretmen yetkinliklerine yansımaları, müdür ve öğretmen görüşleriyle incelenmiştir. Çalışma fenomenolojik desende yürütülmüştür. Araştırma grubu, Erzincan, Erzurum, Tunceli ve Bingöl’deki dört Güzel Sanatlar Lisesi ile dört Spor Lisesinde görev yapan 8 müdür ve 36 öğretmen olmak üzere 44 kişiden oluşmuştur. Katılımcılar ölçüt temelli amaçlı örneklemeyle seçilmiştir. Veriler yüz yüze yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmış, tematik analizle çözümlenmiş ve kod, alt tema ve temalar altında karşılaştırılmıştır. Bulgular, özel yetenek alanından gelen müdürlerin okul programını, araç gereç ihtiyaçlarını ve sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerin niteliğini anlamada avantajlı görüldüğünü göstermiştir. Buna karşılık fiziksel koşullar, öğrenci disiplini ve bireysel eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesine yönelik uygulamaların okullar arasında ortak bir düzene kavuşmadığı belirlenmiştir. Bazı uygulamaların sistemli değerlendirmelerden çok öğretmen gözlemlerine ve yerel imkânlara dayandığı görülmüştür. Müdürün alan uyumunun tek başına yeterli olmadığı; eğitim yönetimi, öğretimsel liderlik, katılımcı karar verme ve iletişim yeterlikleriyle desteklenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle müdür atamalarında alan uyumu ile eğitim yönetimi yeterliklerinin birlikte değerlendirilmesi, bireysel eğitim ihtiyaç analizlerinde ortak ölçütlerin kullanılması ve bölgesel kaynak farklarını azaltacak desteklerin geliştirilmesi önerilmiştir. Sonuçların özel yetenek liselerindeki yönetici seçimi ve okul geliştirme çalışmalarına katkı sunacağı değerlendirilmiştir. Ayrıca uygulama kararlarına bilimsel kanıt sağlayacağı da düşünülmüştür.

Özel Yetenek LiseleriAlan UyumuMüdür Atama+2
Levent Kandemir
Erzincan Binali Yıldırım University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
41
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.273
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

E-Okul üzerinden ilkokul 1. sınıf şubeleri ve sınıf öğretmenlerinin belirlenmesi uygulamasına ilişkin eğitim paydaşlarının görüşlerinin incelenmesi

Araştırmada, ilkokul 1. sınıf şubeleri ile sınıf öğretmenlerinin E-Okul sistemi üzerinden belirlenmesi uygulamasının öğretmen, okul yöneticisi ve veli görüşlerine yansıması incelenmiştir. Merkezi kura sistemine geçişin öğretmenlerin içsel motivasyonları, okul yöneticilerinin rol algıları ve beklentileri üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Araştırma, Erzincan il merkezindeki devlet ilkokullarıyla ilişkili 35 sınıf öğretmeni, 13 okul yöneticisi ve 43 veli olmak üzere toplam 91 katılımcıyla yürütülmüştür. Temel veriler yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmış ve içerik analiziyle çözümlenmiştir. Anayasa, kanun, yönetmelik, yönerge, resmi duyuru ve uygulama rehberleri doküman incelemesi yoluyla toplanmış ve betimsel analizle değerlendirilmiştir. Doküman analizi bulguları hukuki dayanak ve yerleştirme süreci temaları altında düzenlenmiştir. Görüşmelerden elde edilen bulgular, merkezi kura sisteminin eşit işlem, tarafsızlık, şeffaflık ve kişisel isnat riskinin azalması bakımından olumlu karşılandığını göstermiştir. Buna karşılık sistemin pedagojik uygunluk, öğretmen emeğinin görünürlüğü, sınıf iklimi, özel durumların dikkate alınması ve gerekçeli itiraz süreçleri bakımından geliştirilmesi gerektiği belirlenmiştir. Yerel inisiyatifli uygulamanın okul bağlamını, öğretmen özelliklerini ve veli beklentilerini dikkate alma açısından esneklik sağladığı; ancak kayırmacılık, eşitsiz erişim, veli baskısı ve öğretmenler arası karşılaştırma algısı oluşturabildiği sonucuna ulaşılmıştır. Doküman analizi, merkezi kura uygulamasının eğitim hakkı ve eşitlik ilkelerine dayandığını; yerleştirme sürecinin kura, E-Okul üzerinden otomatik belirleme, dengeli dağıtım ölçütleri, şube değişikliği ve yönetsel sorumluluk hükümleriyle düzenlendiğini ortaya koymuştur. Araştırma sonucunda, sınıf ve öğretmen belirleme sürecinde eşitlik ile pedagojik uygunluk arasında dikkatli bir denge kurulması gerektiği anlaşılmıştır.

E-Okulsınıf yerleştirmenitel araştırma+2
Ömer Faruk Türkeri
Erzincan Binali Yıldırım University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
30
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.271
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

1990’lardan günümüze OECD raporlarında İsviçre’de göçün güvenlikleştirilmesi

Soğuk Savaş sonrası dönemde başlayan Balkan Savaşları ve ardından gelen Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemesi gibi küresel gelişmeler, dünyada birtakım değişimleri beraberinde getirmiştir. Bu değişimlerden birisi de göç olmuştur. Düzenli ve düzensiz olarak göçün meydana gelmesi hem ülkelerin kendi içindeki dengelerini hem de ülkeler arasındaki ilişkilerin şekillenmesini sağlamıştır. Bu düzenli ve düzensiz göçlerin gözlemlendiği ülkelerden olan İsviçre, kendisine yönelik göç akışlardan önemli ölçüde etkilenmiştir. İlk olarak, 1990'lar ve 2000'lerin başında Balkan ülkelerinden gelen sığınmacı ve iş gücü göçü, ülkenin göç politikalarının yeniden gözden geçirilmesine neden olmuştur. Yıllar itibariye değişen politikalar ve alınan kararlar İsviçre’nin de dahil olduğu bir coğrafyada göç süreçlerinde önemli rol oynamıştır. Bu durum, İsviçre’de geniş bir hikâyeyi bünyesinde barındırmaktadır. Bu kapsamda, bu çalışma, 1990’lardan itibaren İsviçre’nin göçmenlik politikalarındaki değişimlerin nasıl olduğunu; yasal düzenlemeler, kurumsal dönüşümler, siyasi ve toplumsal aktörlerin tutumları ve etkileri bağlamında dönemsel olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, ana kaynak olarak OECD tarafından 1997 yılından itibaren yayımlanmaya başlayan göç raporları bulunmaktadır. Araştırmada güvenlikleştirme kuramı temel alınarak, tematik ve içerik analizi yöntemiyle söylemlerin güvenlikleştirme süreçlerinin tespiti bulunmaktadır. Analiz yapılırken MAXQDA analiz programı kullanılmıştır. Analizlerde üstten başlayarak altta doğru önce “Ana Kategori” sonra “Kategori” daha sonra “Alt Kategori” ondan sonra “Kod” en sonda ise “Alt Kod” şeklinde bir hiyerarşik yapı oluşturulmuştur.

İsviçre=SwissGüvenlikleştirme=SecuritizationGöç=Migration+2
Yusuf Karatay
Erzincan Binali Yıldırım University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
31
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.269
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

E-Okul üzerinden ilkokul 1. sınıf şubeleri ve sınıf öğretmenlerinin belirlenmesi uygulamasına ilişkin eğitim paydaşlarının görüşlerinin incelenmesi

Araştırmada, ilkokul 1. sınıf şubeleri ile sınıf öğretmenlerinin E-Okul sistemi üzerinden belirlenmesi uygulamasının öğretmen, okul yöneticisi ve veli görüşlerine yansıması incelenmiştir. Merkezi kura sistemine geçişin öğretmenlerin içsel motivasyonları, okul yöneticilerinin rol algıları ve beklentileri üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Araştırma, Erzincan il merkezindeki devlet ilkokullarıyla ilişkili 35 sınıf öğretmeni, 13 okul yöneticisi ve 43 veli olmak üzere toplam 91 katılımcıyla yürütülmüştür. Temel veriler yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmış ve içerik analiziyle çözümlenmiştir. Anayasa, kanun, yönetmelik, yönerge, resmi duyuru ve uygulama rehberleri doküman incelemesi yoluyla toplanmış ve betimsel analizle değerlendirilmiştir. Doküman analizi bulguları hukuki dayanak ve yerleştirme süreci temaları altında düzenlenmiştir. Görüşmelerden elde edilen bulgular, merkezi kura sisteminin eşit işlem, tarafsızlık, şeffaflık ve kişisel isnat riskinin azalması bakımından olumlu karşılandığını göstermiştir. Buna karşılık sistemin pedagojik uygunluk, öğretmen emeğinin görünürlüğü, sınıf iklimi, özel durumların dikkate alınması ve gerekçeli itiraz süreçleri bakımından geliştirilmesi gerektiği belirlenmiştir. Yerel inisiyatifli uygulamanın okul bağlamını, öğretmen özelliklerini ve veli beklentilerini dikkate alma açısından esneklik sağladığı; ancak kayırmacılık, eşitsiz erişim, veli baskısı ve öğretmenler arası karşılaştırma algısı oluşturabildiği sonucuna ulaşılmıştır. Doküman analizi, merkezi kura uygulamasının eğitim hakkı ve eşitlik ilkelerine dayandığını; yerleştirme sürecinin kura, E-Okul üzerinden otomatik belirleme, dengeli dağıtım ölçütleri, şube değişikliği ve yönetsel sorumluluk hükümleriyle düzenlendiğini ortaya koymuştur. Araştırma sonucunda, sınıf ve öğretmen belirleme sürecinde eşitlik ile pedagojik uygunluk arasında dikkatli bir denge kurulması gerektiği anlaşılmıştır.

Kura yöntemiyle sınıf belirleme=Class placement based on the lottery methodVeli Beklentileri=Parental expectationsÖğretmenlerin içsel motivastonları=Teachers’ intrinsic motivation
Ömer Faruk
Erzincan Binali Yıldırım University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
50
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.270
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Sosyal bilgilerde toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminin tarihsel dönüşümü (1924-2024)

Bu araştırmanın amacı, Cumhuriyet Dönemi’nden günümüze Türkiye’de uygulanan ilkokul ve ortaokul öğretim programları ile güncel Sosyal Bilgiler ders kitaplarında toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın temsillerinin tarihsel dönüşümünü incelemektir. Nitel araştırma yaklaşımıyla yürütülen çalışmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın veri kaynaklarını, 1924–2024 yılları arasında uygulanan Sosyal Bilgiler öğretim programları ve tarihsel karşılıkları ile 2024–2025 eğitim-öğretim yılında okutulan 5, 6 ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitapları oluşturmaktadır. Veriler, Fairclough’un üç boyutlu eleştirel söylem analizi modeli doğrultusunda çözümlenmiştir. Bulgular, erken dönem programlarında eşitlik söyleminin yurttaşlık, görev ve ulusal birlik kavramları üzerinden dolaylı biçimde kurulduğunu göstermektedir. Güncel programlarda hak, eşitlik, katılım ve farklılıklara saygı daha görünür olmakla birlikte toplumsal cinsiyet eşitliğinin sistematik bir eğitim amacı olarak yapılandırılmadığı belirlenmiştir. Ders kitaplarında kadınların görünürlüğü artmasına rağmen bazı metinsel ve görsel içeriklerde geleneksel rollerin sürdüğü görülmüştür. Sonuç olarak eğitim materyallerinin eşitlikçi bir bakışla düzenli olarak gözden geçirilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin bütüncül ve sürekli bir yaklaşımla ele alınması önerilmektedir.

Toplumsal CinsiyetToplumsal Cinsiyet EşitliğiSosyal Bilgiler+2
Merve Nur Ceyhan
Erzincan Binali Yıldırım University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
40
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.268