
20
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Bursa kumaş üretiminin günümüzde tekstil sektörü içindeki yeri
Türkiye'de pamuk tarımına dayalı olarak gelişmeye başlayan tekstil sektörü zamanla ihracat yapabilen bir sektör haline gelmiştir. Yıllar içerisinde artan kapasite ve yakalanan ihracat başarısı, Türkiye'yi dünyanın önde gelen tekstil tedarikçilerinden biri haline getirmiştir. Gelişen tekstil sanayisi, hammadde tedarikçisi olduğu hazırgiyim ve konfeksiyon sanayisinin de gelişmesini sağlamıştır. 1980'li yıllardan itibaren dünyanın belli başlı tekstil ve konfeksiyon ihracatçıları arasında yer alan Türkiye'de kumaş üretiminin yoğunlaştığı başlıca iller; Bursa, Denizli, İstanbul, İzmir, Adana, Kayseri, Mersin ve Uşak'tır. Bursa, ulaşım yollarının kesiştiği bir noktada bulunmasının yanında ipeğin üretim ve ticaret merkezi olmasıyla geçmişten günümüze öne çıkmış bir tekstil kenti özelliği taşımaktadır. Sahip olduğu bu nitelikleri, teknolojinin imkânlarıyla sürekli geliştiren Bursa, Türk tekstil sektöründe olduğu kadar dünya pazarında da önemli bir yere sahiptir. 20.yy.'a kadar ipek üretimi ve dokuması ile öne çıkan bursa'da; bölgesel savaşlar ve bu savaşların toplum üzerindeki ekonomik ve sosyal etkileri sebebi ile zayıflayan ipek üretim ve tüketimi Cumhuriyet döneminde Atatürk önderliğinde devlet sermayesi ile kurulan İpek iş, Merinos, Gemlik Suni gibi fabrikalar sayesinde tekrar canlanmıştır. İpek hammaddesinin doğal üretim sürecinden kaynaklı sıkıntılar sebebi ile 1930'lardan sonra Bursa'da Sentetik ipek ve yün üretimine ağırlık verilmiştir. Bursa'da tekstil sanayisinin gelişmesinde destek olan Kurumlardan Bursa Ticaret Ve Sanayi Odası (BTSO), ortak akıl ve strateji geliştirmek üzere kurulmuş olup, kurulduğu günden bu yanada tekstil sektörünün gelecek vizyonunu belirlemektedir. Kentin ekonomisine öncülük etmekte, Uluslararası Tekstil Ar-Ge Proje Pazarı Zirvesi ve diğer AR-GE çalışmalarına katkı sağlamakta ve Üniversite-Sanayi ortaklığını, geliştirmiş olduğu projelerle güçlendirmektedir. (BTSO) önderliğinde, teknik tekstil sektörlerinde inovasyona yönelik katma değerli üretimin güç kazanması amacıyla kurulan BUTEKOM Mükemmeliyet merkezi, sektörde yenilikçi fikirlerin hayata geçmesinde öncülük etmektedir. Gelişen teknolojinin imkânlarını kullanan Bursa dokuma kumaş sektörü, tekstil dokuma kumaş teknolojisindeki gelişmeleri yakından takip etmektedir. Bursa kumaş üretiminde neredeyse her sahada ilerlemiş durumdadır, ister ev tekstili, isterse giyim sektöründe başarılı işlere imza atmış firmalara ev sahipliyi etmektedir, fakat bu çalışma giysi kumaşı üzerine yoğunlandırılmış, araştırma o sınırlama çerçevesinde yapılmıştır.
Sürdürülebilir moda sektöründe dijital teknolojilerin kullanımı ve etkileri
Moda sektörü aşırı tüketimin oldukça hızlı şekilde gerçekleştiği sektörler arasında ilk sıralarda yer almakta ve bu durum hızlı moda kavramı ile açıklanmaktadır. Hızlı moda doğal ve iktisadi kaynakların tükenmesine sebep olmakta, ortaya çıkardığı atık sorunları ile çevreye zarar vermekte ve geleceği tehdit etmektedir. Hızlı modanın sebep olduğu zararları iyileştirmek adına ortaya çıkan ''yavaş moda'' ve ''sürdürülebilir moda'' kavramları zaman geçtikçe daha önemli bir hale gelmektedir. Sürekli gelişen teknoloji bir taraftan hızlı moda yaklaşımını beslemekte, diğer taraftan doğru kullanıldığında sürdürülebilirlik yaklaşımında önemli bir rol oynamaktadır. Dijital teknolojilerin devamlı olarak gelişmesi, yenilikçi çözümler sunması ve moda sektörüne entegre olması avantaja çevrilip daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi mümkün kılmaktadır. Tezde moda sektöründe sürdürülebilirlik stratejileri ve tasarım / pazarlama süreçlerinde dijitalleşme konularına odaklanılmakta, ayrıca dijital teknolojilerin sürdürülebilirlik açısından etkileri ve potansiyeli incelenmektedir. Tezin ilk bölümü olan giriş bölümünde çalışmanın amacı ve hipotezi açıklanmıştır. 2. bölümde sürdürülebilirlik, hızlı moda, yavaş moda kavramları, tarihsel gelişimleri, döngüsel ekonomi modeli ve sürdürülebilir tasarım/üretim stratejileri incelenmiştir. 3. bölümde dijitalleşmenin moda sektörüne entegrasyonu, tasarım / üretim / pazarlama süreçlerinde dijitalleşme ve bu süreçlerde kullanılan bilgisayar programları ele alınmıştır. 4. bölümde sürdürülebilir moda ve dijitalleşme arasındaki ilişkiden bahsedilmiş, dijitalleşmenin sürdürülebilir moda sektöründeki etkileri incelenmiştir. 5. bölümde ise araştırma yöntemi ve araçları anlatılmış, ardından ''PSD, AI, Optitex ve CLO 3D'' programları kullanılarak modülerlik stratejisi kapsamında dijital bir koleksiyon oluşturulmuştur. Sıfır atıkla dijital numuneler, dijital fotoğraf çekimi ve dijital defile hazırlanmıştır. Son olarak oluşturulan dijital numune ve sunum görselleri sayesinde fiziksel süreçler ile ortaya çıkacak muhtemel tüketimden ne oranda tasarruf sağlandığı irdelenmiştir.
Amerikalı siyahilerin Batı giyim modasına etkisi
Amerikalı siyahilerin başta müzik olmak üzere birçok yaratıcı alandaki üretimlerinin sonucunda batıda pek çok sanat dalında etkilerinin olduğu bilinmektedir. Her zaman güncel olan ve çağını yansıtan moda da bu etkileşim alanlarından bir tanesidir. Bu çalışmanın amacı Amerikalı siyahilerin batı modasına etkilerini araştırıp derlemek ve ortaya koymaktır. Amerikalı siyahilerin yarattığı büyük kültürel etkinin içerisinde en önde gelen giyim kuşam ve giyim kuşamın şekillenmesi ve yayılmasında çok büyük etkisi olan müzik alanındaki üretimleri öne alınarak incelenmiştir. Kökenleri Afrika kıtasına dayanan Amerikalı siyahiler, on yedinci yüzyıldan itibaren ABD'nin çeşitli bölgelerine yerleşmişlerdir. Kimi yerlerde büyük ölçüde asimile olmuş; kimi yerlerde kültürlerini devam ettirebilmiş; kimi yerlerde ise yerel kültürle kaynaşıp melez bir kültür oluşturmuşlardır. Geleneksel boncuk işi, sepet örme, saç şekillendirme gibi pekçok yerel kültür ögelerini beraberinde taşıdıkları ve yeni kıtalarındaki koşullar içerisinde bir kısmını kullanmaya devam ettikleri gözlemlenmiştir. Bunları çoğunlukla gündelik moda ögeleriyle sentezledikleri; haute couture ve sokak giyimini birleştirdikleri ve Amerikalı siyahilerin ırksal nedenlerle ötelenmesine yönelik sosyo politik anlamlar yansıtan bir takım giysi kodları kullandıkları görülmektedir. Sanatsal üretimlerinin yükselişe geçtiği Harlem Rönesansı ve beraberinde devam eden sivil hak arayışları sürecinde dönemin giyim kuşamına etkileri olduğu söylenebilir. Özellikle seksenlerle birlikte büyük kültürel atılımlarda bulunan siyahiler; küresel çapta siyahi kültürünü, hip hop müziğini ve kültürünü yaymış; giysi kodlarında önemli yenilikler yaratmıştır. Geçmişte siyahi gençlerin yoksulluk nedeniyle bedenlerine büyük gelen giysiler giymeleri, zamanla dinamik danslarına rahat hareket alanı sağlamış; hip hop yayıldıkça da popüler bir giyim tarzına dönüşmüştür. Bu giyim tarzı içerisinde; büyük beden görünümlü tişörtler, bol paça pantolonlar, kapüşonlu üst ve spor ayakkabı gibi sokak modası kavramının ilk akla gelen ögeleri yer almaktadır. Seksenlerden sonra artık yavaş yavaş zenginliği yakalayabilen hip hop sanatçıları kendi tanınırlıklarını artırabilmek için isimlerinin yazdığı sembolik takı ve mücevherlere eğilim göstermiş, marka ve logo düşkünlüğünün daha da popülerleşmesinde etkileri olmuştur. Bu dönemde rapçiler şarkı sözlerinde adidas ve nike gibi markaların isimlerine yer vermiş; bahsedilen markaları sıklıkla giymiş; bu sayede spor ayakkabı kültürünün popülerlik göstermesinde en önemli rolü oynamışlardır. Birçok müzik dalında değerli eserler veren siyahi sanatçıların özellikle de popüler kültürün bir parçası olan hip hop müziği çerçevesinde daha fazla öne çıktığı; büyük kitleler tarafından tanındığı ve bu alandaki sanatçıların moda ve görsel kültüre olan etkisinin daha büyük olduğu söylenebilir. Çalışmada ismi geçen sanatçıların bazen Afrikalı kökenlerini vurgulayan kostümler giydikleri; bazen hızlı moda veya haute couture markalarıyla iş birliği çerçevesinde onların kimliklerini temsil eden tasarımlar tercih ettikleri; kimi zaman ise diğer çeşitli kültürlerden göndermeler ve sembolik anlamlar barındıran giysiler giydikleri gözlemlenmiştir. Popüler kültürün en önemli ögelerinden olan giysi ve müziğin birbirini beslemesi, çok çeşitli ve özgün yaratımların ortaya çıkmasına yol açmakta ve bu yaratımların küresel çapta görünürlüğünü ve kabul edilmesini sağlamaktadır.
Tüketici tercihlerinin sürdürülebilir moda endüstrisinin değişim sürecine etkisi: Disiplinlerarası bir analiz
Küreselleşme ile birlikte, iktisadi hayatta hemen hemen tüm sektörlerde olduğu gibi, moda sektöründe de ortaya çıkan hızlı ve seri üretim anlayışına paralel olarak, yerel üretimin yerini uluslararası düşük maliyetli üretim almıştır. Böylelikle, üretimin hızlı ve yüksek hacimli olarak gerçekleştirilmesi anlayışı çerçevesinde "hızlı moda" kavramı ortaya çıkmıştır. Hızlı moda, tüketiciyi ürünün kalitesi yerine; lüks markaların ikamesi olabilecek ürünleri daha düşük fiyata, daha önce ve daha fazla miktarda tüketebilmeye odaklamıştır. Hızlı moda akımı ile kullan-at ürünlerin tüketim miktarında meydana gelen artışla doğru orantılı olarak, atık giysi miktarı da artmış; üretim sırasında ortaya çıkan ham madde kullanımı, su tüketimi ve çevresel zarar yeni bir boyut kazanmıştır. Doğal kaynakların en fazla tüketildiği sektörler arasında yer alan moda sektöründe sürdürülebilirliğin sağlanmasına yönelik yöntem arayışları arasında, "sürdürülebilir moda" anlayışı öne çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında, hızlı moda uygulamalarının yarattığı ekolojik tahribata karşılık sürdürülebilir moda perspektifinin incelenmesi hedeflenmektedir. İlgili literatürde var olan çalışmalardan farklı olarak bu araştırmada, moda sektöründe tüketicilerin çevresel sorumluluklarının ve süreci değiştirme/dönüştürme yeteneğine ilişkin içgörüler elde edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada altı katmanlı gelir grubu belirlenmiş ve bu gruplara dâhil rastgele seçilen katılımcılar ile örneklem kümesi oluşturulmuş ve bir anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasının bulgularının değerlendirilmesi neticesinde; tüketicinin kararlarının, sürdürülebilir modanın değişim süreci üzerinde etkisinin olabileceği, elde edilen bulguların daha ileri düzey araştırma yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilecek araştırmalar için bir başlangıç noktası oluşturabileceği sonucuna varılmıştır.
Avrupa yeşil mutabakatı çerçevesinde moda endüstrisinin sürdürülebilirlik uyum süreçleri: Türkiye perspektifi
Bu tez, Avrupa Yeşil Mutabakatı'nın küresel düzeyde moda endüstrisine etkilerini analiz ederek, sektörün karşılaştığı zorluklara, bu hedeflere ulaşmak için benimsenen yenilikçi stratejilere ve sertifikasyon sistemlerine odaklanarak moda endüstrisinin sürdürülebilirlik uyum süreçleri değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme kapsamında ise Türkiye'deki moda sektörünün, sürdürülebilirlik dönüşüm sürecine uyum kapasitesinin ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemi temel alınarak doküman incelemesi ve betimsel istatiksel analiz yapılmıştır. Uluslararası alanda Avrupa Komisyonu, Birleşmiş Milletler, Ellen MacArthur Foundation gibi kurumsal ve sektörel kaynaklar; Türkiye özelinde ise ilgili bakanlıkların dökümanları, İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Derneği, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği gibi dernekler ile kamu ve özel sektör raporları taranmıştır. Sertifikasyon sistemlerine ilişkin yıllık gelişmeler, sektörel dağılımlar ve bölgesel eğilimler grafiksel olarak sunularak görsel karşılaştırmalar yapılmıştır. Ayrıca, sertifikasyon sistemleri, önceden tanımlı ölçüt alanına göre kategorize edilerek tablolaştırılmıştır. Veri analizinde, her sertifikanın bu ölçütlerle örtüşme düzeyi sayısal olarak değerlendirilmiş ve yüzdeli karşılaştırmalar yapılmıştır. Ürün ve tesis bazlı sürdürülebilirlik sertifikasyon sistemleri çok boyutlu ölçütlere göre analiz edilmiş; grafik ve tablo destekli karşılaştırmalı analiz ile sertifikasyonların güçlü ve zayıf yönleri ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular, Türkiye'de moda sektörünün sürdürülebilirlik konusunu hâlâ büyük ölçüde regülasyon odaklı ve parçalı bir yaklaşımla ele aldığını; KOBİ'lerin finansal ve teknik kapasite yetersizlikleri nedeniyle bu dönüşümde dezavantajlı konumda ii olduğunu göstermiştir. Moda endüstrisinin uyumlanması için yeni teknolojilerden faydalanması, personel eğitimleri planlaması, tedarik, üretim ve dağıtım altyapı yatırımları yapması gerektiği gözlemlenmiştir. Bunun yanında sektörede kabul edilen sertifikasyon sistemleri kullanımının yaygınlaşması gerektiği ve moda endüstrisinin bu yapılanma için faydalanacağı pek çok farklı kaynak yatırımı olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak moda endüstrisinin Avrupa Yeşil Mutabakatına uyumlanmasının uzun ve zorlayıcı bir süreç olacağı öngörülmesine rağmen öz kaynakların sürdürülebilirliği açısından bu uyumlanma sürecinin uzun vadede çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan bir fırsat olacağı anlaşılmıştır.
Deri üzerine ekolojik baskı uygulamaları ve haslık değerlerinin belirlenmesi
Zaman içerisinde artan nüfusun ihtiyaçlarının karşılanması adına gelişen endüstriyelleşme beraberinde atık problemlerini ve çevre kirliliğini getirmiştir. Endüstriyelleşmeyle gelişen hazır giyim sektörü, kullanılan sentetik boya ve kumaşlarla insan sağlığını tehdit ederken endüstriyel atıkları ile doğa ve çevreye zarar vermektedir. Bu sebeple tüketiciler doğal ürünlere yönelim göstermektedir. Bu yönelimin artışından giyim sektörü de etkilenmektedir. Tasarımcılar, çevreye ve insana daha duyarlı bir yöntem olan doğal boyama ve baskı tekniklerini tercih etmeye başlamışlardır. Doğal boyama, hayvanlardan ve bitkilerden elde edilen materyallerle yapılan bir boyama türüdür. Ekolojik baskı ise ülkemizde köklü bir geçmişe sahip olan doğal boyamanın modern bir yorumudur. Ekolojik baskı, bazı bitkilerin yaprak ve çiçek gibi bölümleri kullanılarak doğal liflerden elde edilmiş kumaşlara ayrıca seramik yüzeylere ve kâğıda uygulanmaktadır. Deri, ekolojik baskı çalışmalarında kullanılan yeni bir malzemedir. Ayrıca deri sanayi, gıda endüstrisinden elde edilen ham deriyi işleyerek çevreci bir faaliyet sürdürmekte ve ekonomik sürdürülebilirliğe katkı sağlamaktadır. Yapılan çalışmalarda bitkisel tabaklanmış vejetal derilerden olan dana ve koyun derileri kullanılmıştır. Deri ile yapılan ekolojik baskıda dört ayrı mordanın baskı ve deri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Bitki olarak okaliptüs ve gül yaprağının yanı sıra mevsimsel sebepler ve organik ev atıkları olması sebebiyle mor havuç ve soğan kabuğu kullanılmıştır. Farklı deri mordanlarla yapılmış olan ekolojik baskı uygulamaları ve haslık sonuçları değerlendirilmiştir.
Modada kitlesel bireyselleştirme aracı olarak ekolojik baskı kitleri
Günümüzde doğal boyama ve ekolojik baskı yöntemlerine olan ilgi artmıştır. Ekolojik baskı, kumaşı mordanlama, kumaş üzerine bitkilerle kompozisyon oluşturma, sarma ve iple bağlama, kaynatma veya buharlama gibi aşamalardan oluşması nedeniyle emek ve zaman isteyen bir tekniktir. Ayrıca kumaş, bitki ve mordan maddesine bağlı olarak birçok teknik ve farklı reçete ile uygulanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, kit aracılığıyla ekolojik baskı yapılmasının kullanıcı ve ürün arasında duygusal bağ kurulup kurulmayacağını araştırmaktır. Çalışmada, sıcak rulo baskı tekniğinin kolay ve standart bir şekilde uygulanabilmesi için bir ekolojik baskı kiti ve reçete geliştirilmiştir. Daha önce ekolojik baskı yapmamış 6 kullanıcı kiti kullanarak pamuklu tişört ve çanta üzerine farklı bitkilerle ekolojik baskı yapmıştır. Araştırmada tasarım tabanlı araştırma modeli kullanılmış, veri elde etme yöntemi olarak sesli düşünme protokolü uygulanmıştır. Ekolojik baskı kiti geliştirilmesi için yapılan ön çalışmada 8 farklı bitki ile pamuklu tişört ve çanta üzerine ekolojik baskı yapılmıştır. Yapılan baskıların yıkama haslık sonucu 3 ve üzeri olan okaliptüs, yuvarlak okaliptüs ve papatya ile çalışmaya devam edilmiştir. Uygulamaya geçmeden önce bir pilot çalışma yapılmıştır. Kullanıcıların yaptığı baskıların haslık sonuçları ve sesli düşünme protokolünden elde edilen veriler incelenerek ekolojik baskı kitinin başarısı değerlendirilmiştir. Kullanıcılara ekolojik baskı kitini deneyimledikten sonra anket yapılmıştır. Anketten yola çıkarak kullanıcıların ekolojik baskı yaparken yaşadığı zorluklar tespit edilmiş, demir battaniye hazırlama adımında hata yapılması, karekod ile ulaşılan dosyanın sayfa geçişlerinde zorluk yaşanması, talimatta sadece çanta görseli üzerinden örnek gösterilmesinin yetersiz bulunması gibi durumlar için çözüm önerileri sunulmuştur.
Video oyunu karakter kostümlerinin tasarım süreç analizi ve moda tasarımı disiplini ile yeniden yorumlanan kostümler
Günümüz teknoloji çağında dijital video oyunları, insan hayatının büyük bir bölümünü kaplamıştır. Özellikle genç nesil tarafından benimsenen dijital video oyunlarını oynayan kişi sayısı günden güne artmaktadır. Her zevkten insana göre, çeşitli sayıda dijital video oyun türü bulunmaktadır. Bu oyun türleri arasında dünya üzerinde en çok oyuncu sayısına sahip dijital oyun türü MOBA'dır. MOBA oyun türünde oyuncular kendilerini oyun karakterleri ile özdeşleştirmektedirler. Bunun sebebi oyunda bulunan karakterlerin birbirinden farklı hayat hikayelerinin ve oynanış tarzlarının olmasıdır. Oyunda hayat hikayesi değişen oyun karakterinin kostüm tasarımları da bu hikayelere göre yapılır. Dijital video oyunlarında karakterler ve karakterlerin kostümleri çizgi film animasyon alanlarında uzmanlaşmış tasarımcılar tarafından yapılmaktadır. Bu bağlamda karakter kostümleri tasarlanırken moda ve tekstil tasarımı alanında bilgi ve birikimlerden minimum şekilde yararlanılmaktadır. Tezin konusunu belirleyen ihtiyaç da bu noktada ortaya çıkmaktadır. Tez kapsamında dijital video oyun karakterlerinin tasarım süreci ile tekstilde kostüm tasarım süreci incelenerek farkları ve benzerlikleri ortaya koyulacaktır. Akabinde bu benzerlik ve farklılardan doğan sonuç neticesinde, dijital video oyunu karakter kostümleri moda tasarımı disiplini ile yeniden yorumlanacaktır.
Tekstil tasarımında mordan baskı uygulamaları ve haslık değerlerinin belirlenmesi
Mordan baskı tekniği literatürde çalışmalarına az rastlanan bir doğal boyama tekniğidir. Mordan baskı tekniğinin ilk örneklerine Hindistan'da rastlanmıştır. Bu teknikte mordan maddeleri kullanılarak baskı için macunlar hazırlanmakta ve kumaş yüzeyine baskı yapılmaktadır. Mordan maddeleri doğal boyamacılıkta doğal boyar madde ve boyanan lif, iplik ve kumaş arasında bağlayıcı olarak kullanılmaktadır. Mordan baskı tekniğinde boyar madde olarak doğal boyamacılıkta kullanılan bitkiler ile boya işlemi gerçekleştirilmektedir. Doğal boyamacılıkta kullanılan bu bitkilerden bazıları gıda atığı olarak elde edilebilmektedir. Çalışma kapsamında demir sülfat ve şap mordan maddeleri ile doğal boyamacılıkta kullanılan gıda atıklarından nar kabuğu, sarı soğan kabuğu, mor soğan kabuğu ve avokado çekirdeği boyar maddeleri baskı uygulamaları için seçilmiştir. Seçilen mordan maddeleri ve boyar maddeler kullanılarak baskı uygulamaları için baskı macunları hazırlanmıştır. Baskı macunları pamuk ve keten kumaşlar üzerine basılmıştır. Uygulanan baskıların 20 tanesinin yıkama haslık değeri ölçülmüştür. Haslık değerleri 3 ve üzeri olan baskı uygulamaları doğrultusunda üç boyutlu tasarım programları kullanarak ev tekstili alanı için ürün tasarımları hazırlanmıştır. CLO 3D giysi tasarım programı ve illustrator programları üç boyutlu tasarımların oluşturulması için kullanılmıştır. Hazırlanan mutfak tekstili tasarımları arasından bir koleksiyon hayata geçirilmek üzere seçilmiştir.
Organik tekstil tasarımının günümüz hazır giyim sektöründeki önemi, işleyişi ve örnek bir koleksiyon sunumu
Sürekli gelişmekte olan dünyada artan çevre ve insan sağlığı duyarlılığı temelinde ortaya çıkan organik üretim, öncelikle gıda sektöründe büyük bir ivmelenme yaşayarak kısa bir süre içerisinde tekstil sektöründe de kendini göstermiştir. Organik tekstil ürünleri, organik tarım konseptine dayalı, çevreye ve insan sağlığına zarar veren kimyasal veya genetiğiyle oynanmış girdiler içermeyen organik hammaddelerle üretilerek belirli organik standartlara göre kontrol ve sertifikasyon sürecinden geçen tekstil ürünlerini ifade etmektedir. Bu çalışma organik kavramından yola çıkarak organik tarımı, organik üretimi ele almıştır. Bu dayanağın üzerine organik tekstil ürünleri hammaddeleri, üretim ve işleme süreçleri, tabi olunan standartlar, kontrol ve sertifikasyon süreci kapsamlı bir şekilde tartışılmıştır. Çalışmada, organik üretim süreci ve organik ürünlere yönelik satın alma davranışları incelediğinden organik kavramı hem üretici hem de tüketici açısından incelenmiştir. Organik tekstil ürünleri özelinde temel talebin ve satın alma eğilimlerinin nedenleri incelendiğinde ağırlıklı olarak çocuk ve bebek tekstil ürünlerinde organik pamuğun tercih edildiği görülmüştür. Araştırmanın son bölümünde incelenen verilerin ışığında ve bunlara paralel olarak çocuk ve bebek organik tekstil koleksiyonu sunumu yapılmıştır. Bebek giyiminde dikkat edilmesi gereken özellikler detaylı olarak incelenmiş, tasarım hazırlık aşamasında trend ve tüketici analizleri yapılmıştır. Ayrıca organik bir koleksiyon hazırlık sürecinde izlenilmesi gereken aşamalara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Organik pamuk, organik tekstil ürünleri, satın alma davranışları, bebek koleksiyonu.
Venedik karnavalı seramik maskelerinin sosyolojik açıdan incelenmesi ve uygulama çalışmaları
Venedik Karnavalı, her sene Venedik'te kutlanan gelenekselleşmiş en ünlü karnavallardan biridir. Maskeleriyle ve kostümleriyle ön plana çıkan karnavalın, bu çalışmada incelenmesinin amacı sosyolojik açıdan karnavalların toplumlar arasında neden önemli olduğu, tarihçeleri ve seramik maskelerinin ifadelerinin gerçek yüzler olarak uygulamalara aktarılmasıdır. Maskelerin geçmişi, ne amaçla kullanıldığı, tiyatrodan, festival ve karnavallara kadar nasıl bir sembol haline geldiği açıklanmaktadır. Seramiğin oluşmasında kullanılan kil şekillendirilebilen bir malzemedir. Seramiğin üzerine yapılan sır işlemi ise maske üzerindeki ifadelerin verilebilmesi için elverişlidir. Uygulama çalışmaların da ise, alçı kalıpla modellenmiş ve dökümü yapılmış el yapımı seramik ve kağıttan yapılmış maskelere giydirilmiş kostümler yapılmıştır. Amaç tuvaller üzerinde Venedik karnavalı havası yaratarak maske ve kostümleri tekrar yorumlamaktır. Maskelerin altında ki gerçek yüzlerin çalışılan maskelere yansıması, çıkış noktaları bakımından geçmiş ve günümüz efsanelerini, karnavalın tarihçesini, sosyal farklılıkları yansıtmaktadır.
Orta Asya'dan günümüze Türklerde keçeden yapılmış çadır mefruşatı
"Orta Asya‟dan günümüze Türklerde keçeden yapılmış çadır mefruşatı" başlıklı yüksek lisans tezinde; geçmişten günümüze keçe sanatının, çadır yaşamının ve iç döşemesinin Türk Kültürü içerisindeki yeri ve önemine değinilmiştir. Keçenin ortaya çıkışı araştırılmış, Orta Asya‟dan günümüze keçe sanatının tarihsel gelişim süreci incelenmiştir. Ayrıca çadır kültüründe keçenin kullanım alanları ortaya konmuştur. Keçe yapımında kullanılan araç ve gereçler ile uygulanan yöntemler, keçe ürünlerde kullanılan ve bölgesel özellik bulunduran, renk, motif ve desenler de incelenmiş, sahip olduğu geleneksel değerler göz önünde bulundurularak, Türk toplumlarının ihtiyaçları doğrultusunda çeşitli yöntemlerle bütünleştirilerek çadırın iç ve dış düzeninde, kıyafetlerinde ve günlük ihtiyaçlarında keçenin yoğun bir şekilde kullanıldığı görülmüştür.
Geleneksel şile bezinin günümüz kadın giysi modasına uyarlanması
Bu araştırmada oldukça köklü bir tarihe sahip olan Şile yöresine ait Şile Bezinin geçmişten günümüze yaşadığı değişimler ve günümüzdeki durumu anlatılmıştır. Antik Çağ'dan günümüze kadar pek çok egemenliğin hüküm sürdüğü ve bu çağlarda Artani- Hile olarak bilinen Şile'nin bizlere sunduğu kültürel miraslarından biri olan ve yaklaşık olarak 150 yıllık bir geçmişe sahip olan Şile Bezi incelenmiştir. 1920'lerden önce yün dokumacılığının da yaygın olarak görüldüğü Şile'de,1920'li yıllardan itibaren ipek dokumacılığına geçilmiş, 1940'larda ipek dokumacılığının maliyetli olması sebebiyle keten dokumacılığı tercih edilmiştir. Günümüzde Geleneksel Şile bezi %100 pamuk kıvrak (bürümcük) ve 20/1 numara iplik ile dokunmakta, isteğe göre 20/2 numara %100 keten veya %100 ipekli dokumalar da elde edilmektedir. Araştırmanın birinci bölümünde Şile ilçesinin tarihçesi, coğrafi yapısı ve Şile halkının sosyal yaşantısı ile ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise dokumacılık sanatının nasıl ortaya çıktığı, tarihsel süreci ve yaşadığı gelişmeler anlatılmıştır. Üçüncü bölümde Geleneksel Şile bezi dokumacılığına giriş yapılmıştır. Bu bölümde Şile bezinin tarihsel süreci , kullanılan hammaddeler, dokuma öncesi ve sonrasında yapılan işlemler detaylı bir şekilde işlenmiştir. Son bölüm olan 4. bölümde ise Geleneksel Şile Bezinin günümüz kadın giysi modasına uyarlanması anlatılmıştır. Tasarlanan 6 parçalık kadın giysi koleksiyonu ve bu koleksiyon aşamalarını anlatan görseller dördüncü bölümde sunulmuştur. Günümüz kadın modasına uygun olması için 5 adet ana kumaş Şile Bezi olmak kaydıyla çeşitli malzemeler kullanılarak kumaş tasarımları hazırlanmış, seçilen kumaş tasarımlarından 5 parçalık kadın giysi koleksiyonu ortaya konulmuştur. Koleksiyonda 20/1 iplikle dokunmuş %100 pamuk Şile Bezi kullanılmıştır. Giysilerin tamamında renk olarak Şile Bezinin ham rengi olan kırık beyaz tercih edilmiştir. Şile Bezinin en önemli özelliklerinin başında gelen rahatlık ve ferahlık hissi koleksiyonda ön plana çıkarılmış, hazırlanan kadın giysi koleksiyonunda spor giyime uygun parçalar ortaya konmuştur. Bu çalışma ile unutulmaya yüz tutmuş olan Şile Bezinin günümüzde tekrar nasıl canlandırılabileceğine dair konu ile ilişkili kurumlarda çalışan kaynak kişilerle görüşmeler yapılmıştır.
Çokkültürlü toplumlarda giyimin kimlik inşasındaki rolü: Osmanlı-Türk modernleşmesi
Bu çalışmada komüniteryen bir çokkültürlülük üzerine inşa edilmiş Osmanlı millet (dinsel topluluk) sisteminde giyim yasalarının dinsel topluluklar arası farkları görünür ve sürekli kılmaya yönelik uygulanışının modernleşme hareketleriyle birlikte nasıl dönüşüme maruz kaldığı analiz edilmiştir. Diğer bir ifadeyle, dinsel farklılığı görünür kılmayı hedefleyen sistemin çokkültürlülük paradigması bağlamında incelemesi yapılmış ve ardından da yurttaşların eşitliğini öngören Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecini de içeren Osmanlı-Türk modernleşmesinin farklılıkları daha az görünür hale getiren sonuçları ele alınmıştır. Dolayısıyla, Osmanlı millet sistemi ve Türk ulus-devleti arasında doğrudan giyim-kuşam merkezli kimlik, çokkültürlülük ve milliyetçilik eksenindeki karşılaştırmaların azlığı, bu çalışmaya özgünlük değeri katmaktadır. Çok geniş bir coğrafyayı ve çok sayıda topluluğu kapsayan Osmanlı Devleti'nin giyim-kuşam çeşitliliğine odaklanan çalışma, İmparatorluğun başkenti olan İstanbul'la sınırlı tutulmuştur. Bu bağlamda, İmparatorluğun hâkim unsuru konumundaki Müslümanların yanı sıra İstanbul'da yoğun bir nüfusa sahip olan Ortodoks, Ermeni ve Yahudi milletleri incelenmiştir. 18. yüzyılda III. Selim ve II. Mahmut dönemlerinde başlayan modernleşme hareketi ile toplumsal değişim büyük bir ivme kazanmış, modernleşmenin kılık-kıyafet üzerindeki etkisi çarpıcı biçimde kendini göstermiştir. Bu nedenle, çalışmaya konu olan dinsel toplulukların geleneksel kıyafetlerini örnekleyen görsellerin çok büyük bir bölümü, 18. ve 19. yüzyıllardan seçilmiştir. Türkiye'de kılık-kıyafetin tamamen Batılaşması ya da evrenselleşmesiyle de Batı modası ile uyum sağlanmıştır. Bunun da Osmanlı ve Türkiye toplumlarında bireylerin kimlikleri üzerinde çarpıcı etkileri olmuştur. Bu etkilerin karşılaştırmalı analizi sonucunda komüniteryen çokkültürlülüğün modernleşme süreciyle modern ulus-devlete yerini bırakmasıyla, giyimin bireylerin kimliklerinin dışavurumunda ve toplumsal imgelemede daha az etkili hale geldiği sonucuna ulaşılmıştır.
Diyarbakır'da hazır giyim sektöründe markalaşmanın moda ve tasarım çalışmaları açısından önemi
Moda ve tasarım; ABD, Avrupa, Çin gibi küresel ölçekli ülkelerin pazarda etki sahibi olduğu bir alandır. Bu ülkeler içerisinde gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye'nin hazır giyim ve tekstil sektöründe söz sahibi olduğu görülmektedir. Markalaşma ve moda anlamında Türkiye'nin gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada yerel bir bölge olan Diyarbakır'da tekstil sektörüne yönelik durum ortaya konulmaya çalışılacaktır. Çalışmanın amaçları temel olarak Diyarbakır hazır giyim sektöründeki moda ve tasarım faaliyetlerinin durumunu öğrenmek, mevcut problemleri tespit etmek ve potansiyel dinamiklerini keşfetmektir. Bunlara ek olarak hazır giyim firmalarına ciddi anlamda değer katan markalaşma durumunu öğrenmek ve markalaşma için verilen teşviklerin yeterliliği katılımcılarla birlikte değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Diyarbakır'da yer alan ve hazır giyim sektöründe faaliyet gösteren 9 adet markalaşmış firmanın sahipleri ile mülakat analizi gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda mülakat analizlerine ek olarak, Diyarbakır'ın makro durumunu değerlendirebilecek 2 adet röportaj yapılmıştır. Mülakat analizi sonucunda katılımcıların markalaşma eğiliminin olduğu tespit edilmiştir.Bu eğilimlerinin de en büyük sebebinin firmaların pazarda kalıcı ve belirgin yeredinmekile kurumsal olarak profesyonelliği arttırmak olduğu tespit edilmiştir. Ulaşılan bir diğer sonuç ise Diyarbakır'daki birçok firmanın moda ve tasarım faaliyetleri alanında tasarımcıların olmamasıdır. Bunun nedeni olarak tasarımcıların diğer illerden buraya gelmeyi tercih etmemesi ,ekonomik ve teknik anlamda yeterli bir zeminin olmaması olarak özetlenmiştir. Gerçekleştirilen röportajlarda ise yetişmiş insan kaynağının çok önemli olduğunu ve bunun gün geçtikçe Diyarbakır lehine arttığını vurgulamıştır. Son olarak firmaların finansal anlamda sıkıntı yaşadıklarını belirtmiş, verilen teşviklerin markalaşma ve tasarım alanlarında ilerlemek için yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hazır Giyim, Moda ve Tasarım, Markalaşma, Diyarbakır , DTİOSB
2000 yılı itibari ile moda-sanat etkileşimi
Sanatçılar, tasarımcılar ile yeni fikirleri keşfetmek, pazarlarda bulunmak ve iş birliği yapmak için arayış içerisine girmiştir. Son zamanlarda bu iş birlikleri bir yandan ivmeli olarak gelişmekte bir yandan da geniş kitlelere yayılmaktadır. 21. yüzyılın başlarından itibaren moda, sanatsal bir bağlamda sergilerde, çağdaş sanat galerilerinde ve geleneksel sanat müzelerinde yerini almaktadır. Günümüz çağdaş modanın bu yönüne katılan önemli sanatçılar, hem moda evlerinin ve müzelerinin yaratıcı çalışmalarını üstlenmiş, hem de mağazalarını gittikçe sanat galerilerine veya minyatür müzelere benzeterek sanat ve moda arasındaki çizgiyi muğlak hale getirmişlerdir. Moda markalarının sanatsal stratejilerinin ve sanatsal yönlerinin belirgin olduğu moda sergileri, moda şovları performansları, moda binaları, işbirlikçi ürünleri ile daha geniş bir alana yayılmıştır. Butikler ve alışveriş merkezleri müze estetiğine uygun biçimde tasarlanmış, ürünler birer sanat nesnesi gibi sunulmuştur. 21. yüzyıl başlarından itibaren moda, "yatırım parçası" ya da "sınırlı sayıda" gibi terimlerle de sanat dilini kullanmaya başlamıştır. Bu çalışmada hem modanın bir sanat olduğunu hem de sanatın 2000 yılından itibaren, moda ile hangi alanlarında etkileşime girdiği örnekler verilerek analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: moda ve sanat etkileşimi, müze, mağazalar, vitrinler, moda gösterileri.
2020-2021 COVID-19 pandemi dönemi'nin moda sektörü kadın giyim tasarımına, tedarik ve satın alma alışkanlıklarına etkileri
Dünya üzerinde ekonomi ve sağlık sektöründe yaşanan en büyük tahribatlardan biri olarak gösterilen Covid-19 pandemisinin tekstil ve moda sektöründe de oldukça büyük sorunlara yol açtığını söylemek mümkündür. Araştırma içerisinde; pandeminin tekstil sektörüne etkileri, 2020-2021 giysi modası - renk tercihleri, marka iletişimi - defile sunumları ve bireylerin pandemi sürecindeki satın alma alışkanlıkları değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulgularında; pandemi döneminde hem bireysel hem de şirketler nezdinde dünya üzerindeki başta tekstil sektörü olmak üzere birçok sektörde ve toplumsal düzeyde üretim ve tüketim sistemlerinin sorgulandığı görülmüştür. İlk bir sene bireyler harcamalarında keyfi olanları eleyip daha çok ihtiyaç doğrultusunda alışveriş yapmaya yönelmişlerdir. Tekstil sektöründe pandeminin ilk 6 ayı üretim, perakende ve ihracat anlamında oldukça zor geçmiştir. Sonraki aylarda ise satış ve ihracat hacmi ikinci dalgaya kadar bir önceki yılın aynı ayına göre ivme kazanarak artış eğilimine girmiştir. İkinci dalga Covid-19 salgını ile düşüşler 2020 yılının ilk 6 aylık sürecine göre daha kısa süreli ve daha az oranlarda seyretmiştir. Bununla birlikte e-ticaret ve dijital dönüşüm hız kazanmış; markalar kapanan perakende mağazalarının boşluğunu çevirim-içi alışveriş platformlarında gerek kampanya gerekse çeşitli indirimler yaparak kapatmaya çalışmıştır. Pandemi döneminde yapılan anket ve araştırmaların çoğundan çıkan ana sonuç bireylerin yarısından fazlasının pandemi itibariyle internet üzerinden alışveriş yaptıklarını göstermektedir. 2020-2021 kadın giysi modasında sezonlara genel olarak bakıldığında; pandemi öncesi kurgulanmış olan 2020 İlkbahar/Yaz sezonu daha çok rahat giyim ürünleri ile ön plana çıkarken, pandemi döneminde tasarlanan 2020-2021 Sonbahar/Kış ve 2021 İlkbahar/Yaz sezonlarında rahat modellerin yanı sıra pandeminin yavaşlaması ve sokağa özlemden kaynaklı daha şık ve sokak stiline daha uygun trendlerin benimsendiği görülmüştür. Bu sonuç ile paralel şekilde tasarımlarda kullanılan kumaşların da sürecin ilk sezonunda daha spor ve esnek iken sonraki sezonlarda daha çeşitli bir nitelik kazandığını söylemek mümkündür. Renk tercihlerinde ise, genel olarak canlı renklerin kullanıldığı; bireyleri neşeli, dengeli ve huzurlu hissettiren renklerin moda haftalarına yansıdığı görülmektedir. Markalar pandemi sürecinde tüketiciler ile iletişimde değişikliklere gitmiş ve moda haftaları ve marka defileleri gibi önemli iletişim kanallarını dijitale taşımaya yönelmişlerdir. Kimi zaman film gösterimi veya defile video kaydı, kimi zaman reklam kampanyası, kimi zamansa tamamen dijital 3D programlar kullanılarak sunumlar gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Moda, Covid, Pandemi, Tasarım, Tedarik, Perakende
19. yy'dan günümüze İstanbul itfaiyecilerin tarihi ve giysilerinin günümüze kadarki değişimi
Giysiler, fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçları karşılamasının yanı sıra ekonomik durum, toplumsal konum, meslek ve benzeri çok fazla unsuru yansıtan bir araç olarak da anlam kazanmaktadır. Meslek grubunu en iyi yansıtan giysiler ise şüphesiz üniformalardır. Üniformalar, aynı işi yapan kişilerin kılık ve kıyafetlerinde birlik ve beraberliği sağlamak, bir kıyafet standardı getirmek, yeri geldiğinde mesleğin içeriğine bağlı olarak kişinin bedensel bütünlüğüne ve becerilerine destek olmak için kullanılmaktadır. Çalışmada tarihsel kronolojiye paralel şekilde öncelikle itfaiye ile ilgili kavramlar incelenmiş; sonrasında Osmanlıdaki ilk itfaiye müdahale grubu olarak nitelendirilebilecek Tulumbacılar döneminde giyilen kıyafet ve müdahale yöntemleri, Cumhuriyet öncesi Szechenyi Paşa ile Askeri İtfaiye Dönemi giysi ve ekipmanları, günümüz İstanbul itfaiyesi giysilerinin üniformalaşma süreci ele alınmıştır. Günümüzde itfaiye üniformaları özellikle de teknolojinin yardımıyla müdahale edeni alev, yüksek sıcaklık gibi tehlikelerden korumakta ve rahat hareket etmesine destek olmaktadır. İstanbul'un ilk organize yangın müdahale teşkilatı olan tulumbacıların giysileri kurumsal bir üniforma görüntüsünden uzak, müdahale edeni yangın tehlikesinden korumayan bir nitelik sergilemektedir. Süreç içerisinde Szechenyi Paşa öncülüğünde bu teşkilat disiplin altında kurumsallaşmış ve daha koruyucu üniformalar kullanmaya başlamıştır. Bu teşkilat geleneği ve üniformalarında küçük değişiklikler olsa da 1990'lı yıllara kadar devam ettiğini söylemek mümkündür.1990'lı yıllardan itibaren teknolojinin gelişmesiyle koruyucu ve yanmaz kumaşlardan modern üniformalar üretilmiş ve kullanılmıştır. Bu üniformalar önceki dönemlere göre kullanışlı ve koruyucu olmakla beraber hala yanmazlık, vücudun nefes alması ve rahat hareket etmesi, rahat ve daha kısa sürede giyilebilmesi, beden ve üniforma arasındaki nem dengesinin ayarlanması vb. unsurları açısından araştırmalara devam edilmesi gerektiğini söylemek mümkündür.
Kraliçe Viktorya Dönemi giysilerinin günümüz kadın modasına etkisi
19. yüzyılda yaklaşık 64 yıl süren Kraliçe Viktorya Dönemi, İngiltere'nin ekonomik ve teknik açıdan oldukça geliştiği; ancak sosyal açıdan, özellikle de kadınların oldukça zorlayıcı ve kısıtlayıcı kurallar ile şekillendirilmeye çalışıldığı bir dönem olarak ifade edilir. Kadınlar, sosyal hayatta söz sahibi olmadıkları gibi bedenlerini de çeşitli giysiler ve davranış kalıpları ile dönemin kurallarına uygun şekilde kontrol altına almak zorunda kalmıştır. Kadınsı vurguları öne çıkan bir görünüme sahip olmak için korse kullanarak daha ince belli görünmeye çalışmış, kalça ve göğüs kısmını ön plana çıkarmış, omurga kısmını dik tutarak sağlıklı olduğu görüntüsünü vermiş; tüm bunları yaparken de süslü ve gösterişli bir görüntü sergilemek durumunda kalmıştır. Kraliçe Viktorya döneminde hız kazanan sanayi devrimi tekstil sektörünü de dönüştürmüş; bu dönüşüm dönemin kadın giysi modalarını da etkilemiştir. Dönem giysilerinin yanı sıra kraliçenin gelinliği ve eşinin ölümünden sonra giydiği yas giysileri de hem o zamanın hem de günümüzün giysi modalarına esin vermiştir. Giysi modası, önceki dönemlerden ilham alarak çağın ruhu ile beraber bu ilhamların yorumlanması sonucu özgün ve yaratıcı bir nitelik kazanır. Bu çerçevede Kraliçe Viktorya döneminin yansımalarını günümüz kadın modası giysilerinde hem hazır giyim hem de abiye koleksiyonlarda gözlemlemek mümkündür. Geçmişin modalarının sosyolojik, ekonomik ve toplumsal temelleri bugününkünden farklı olabilmekle beraber benzer estetik unsurlar giysilerde çağına uygun yorumlarla yer alabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Viktorya Dönemi, Moda, Elbise, Kadın, Ahlak
Antalya yörükleri'nde ipek böcekçiliği ve gılamık dokuma
İpek dokusu, parlaklığı, zarafeti gibi birçok özelliğiyle yüzyıllardır zenginliğin sembolü olmuş doğal bir tekstil lifidir. Çin'de başlayan ipek böcekçiliği zamanla dünyaya yayılmış ve Anadolu topraklarına da ulaşmıştır. Günümüz Türkiye toprakları çok çeşitli kültürlere ev sahipliği yapmış, köklü bir geçmişe sahip olan bu bölgede yer almaktadır. Akdeniz ticaretinde önemli bir liman olan Antalya'nın, Toroslarında bulunan İbradı ilçesi Ormana mahallesi Antik Çağlar'dan beri çeşitli topluluklara ev sahipliği yapmış; Akdeniz'i Anadolu'ya bağlayan konumuyla, ticaret (kervan) yollarının geçtiği önemli bir bölge halini almıştır. Bölgenin çok kültürlü yapısı günümüze gelindiğinde Yörük kültürü şemsiyesi altında birleşmiş ve bu karma kültürün en değerli somut varlıklarından birisi olan Gılamık kumaşı günümüze kadar ulaşmıştır. Akdeniz bölgesindeki Yörük kültürü incelendiğinde Yörüklere has kıl ve keçe kullanımından farklı olarak ipek kullandıkları ve Gılamık isimli kumaşı dokudukları görülmektedir. Bezayağı dokuma örgüsü ile dokunan, ortalama 50-55 cm enindeki bu kumaştan iç gömleği, baş örtüsü ve ev tekstilinde kullanılan çeşitli örtüler yapılmaktadır. Günümüzde eski usul geleneksel dokuma yöntem ve malzemelerinin yanı sıra daha yeni tezgahlarda daha zahmetsiz ve maliyetsiz elde edilebilen pamukla devam edilmektedir. İçeriğinde kullanılan ipek, pamuk, keten gibi malzemeler ve seyrek yapısı ile doğal, nefes alan ve sağlıklı bir üründür. Gılamık kumaşı çoğunlukla ham renkte ve çizgili olarak dokunmakta; yeri geldiğinde renklendirilerek çeşitli nakışlar, saçak ve firkete gibi dekoratif ögelerle süslenmektedir. Bölgedeki ipek böcekçiliği ve Gılamık dokuma kültürünün izlerinin araştırıldığı çalışma bu dokumadan hazırlanan yerel ve çağdaş ögeleri harmanlayan bir koleksiyon çalışması ile sonuçlandırılmıştır. Arşivlemenin oldukça zayıf olduğu Anadolu topraklarında günümüzde de oldukça sınırlı miktarda dokunan bu geleneksel kumaşın gelecek nesillere aktarılması amaçlanmaktadır.