Eskişehir Teknik Üniversitesi
Anabilim Dalı

Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Anabilim Dalı

Eskişehir Teknik Üniversitesi

448

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Süperkapasitör beslemeli kısa süreli ani güç sağlayan yedek bir güç sistemi geliştirilmesi

Elektrik enerjisini depolamak için piller ve güç kaynakları kullanılır. Bu kaynaklar süperkapasitörlere göre daha düşük güç yoğunluklarına sahiptir. Elektrokimyasal depolama yöntemlerinde, düşük sıcaklıklarda kimyasal reaksiyon hızlarının yavaşlaması ve içlerindeki kimyasal viskozitelerin artması gibi nedenlerle ciddi performans kayıpları görülmektedir. Bu yapıya sahip piller ve güç kaynakları bu gibi durumlarda besledikleri sistemin ihtiyaç duyduğu gücü karşılamada yetersiz kalmaktadır. Şarj seviyesinin çok düşük olduğu veya anlık aşırı güce ihtiyaç duyulduğu durumlarda düşük enerji süperkapasitörlerle yüksek güç yoğunluğuna dönüştürülerek sistemin yüksek güç ihtiyacı kısa bir süre için karşılanmaktadır. Bu çalışmanın amacı ihtiyaç duyulduğunda süperkapasitörleri kullanarak geleneksel elektrik depolama tekniklerinin dezavantajlarını ortadan kaldırmaktır. Süperkapasitörlerin ihtiyaç duyduğu güç için gereken enerji mevcut bir pilden veya harici bir kaynaktan sağlanabilir. Bu çalışmada üretilen süperkapasitör için yıllardır kullanılmayan ve minimum enerjiye sahip bir araç aküsü ile bir cep telefonu aküsü kullanılmıştır. Süperkapasitörlerin avantajlı özellikleri göz önünde bulundurularak yedek güç ünitesi olarak adlandırılabilecek bir süperkapasitör imal edilmiştir. Yapılan deneysel çalışmada (fiziksel ölçüm), üretilen süperkapasitör sayesinde örnek bir bataryadaki güç yoğunluğu 1217 W/kg'den 7636 W/kg değerine çıkarılmıştır. Bu şekilde süperkapasitör kullanılarak güç yoğunluğunda 5.27 kat artış sağlanmıştır. Aynı batarya için süperkapasitör ile tepe akımı 15 A'den 264,7 A değerine çıkarken, tepe akımında 16.64 kat kazanç sağlanmıştır. Deneysel sonuçlara göre süperkapasitörlerin düşük iç direnç, çok yüksek tepe akımlarına ulaşabilme, yüksek şarj-deşarj çevrimlerine sahip olma, düşük sıcaklıklarda bile kapasite kaybı yaşamama gibi üstün özellikleri sayesinde elektrokimyasal depolama yöntemlerinin zayıf yönlerini aştığı görülmektedir.

Süperkapasitör
Kenan Sezgin
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çekişmeli üretici ağlar (GAN) ile yüksek çözünürlükte görüntü oluşturma ve değerlendirme

Biyomedikal görüntüler üzerinde hastalıkların teşhis ve tedavi süreçlerinin daha doğru ve güvenilir bir biçimde ilerlemesi önemlidir. Biyomedikal görüntüler bazen düşük çözünürlüğe sahip olabilir bu durum hastalığın tespitini olumsuz yönde etkilemektedir. Tedavi süreçlerinin doğru biçimde ilerlemesi için yüksek çözünürlüğe sahip imgeler üzerinde veya düşük çözünürlükteki imgelerin yüksek çözünürlüğe dönüştürülmesi gerekir. Çalışmamız, düşük çözünürlüklü renkli görüntülerin yüksek çözünürlüklü ve detaylı hale getirilmesi amacıyla GAN mimarilerinden biri olan SRGAN modeli kullanılmıştır. SRGAN, görüntü iyileştirme ve dönüşüm işlemlerinde yüksek performans sağlayarak görsel kalitenin artırılmasında etkili bir yöntem sunmaktadır. Tez de kullanılan veri setleri, tıbbi görüntüleme alanında yaygın olarak kullanılan cilt kanseri, kan hücresi kanseri ve retina fundus veri setlerinden oluşmaktadır. Cilt kanseri veri setinde deri yüzeyindeki ince detayların daha net bir şekilde görselleştirilmesi sağlanırken, kan hücresi kanseri veri setinde hücre yapılarını belirginleştirerek tanıya destek sunulmuştur. Retina fundus veri setinde ise göz damar yapıları detaylandırılmış ve çözünürlük artırılarak tanısal analiz için uygun hale getirilmiştir. Modelin başarımını değerlendirmek için Structural Similarity Index (SSIM) ve Peak Signal-to-Noise Ratio (PSNR) metrikleri kullanılmıştır. Performans değerlendirmesinde, SRGAN modeli Cilt Kanseri veri setinde 31.06 PSNR ve %85.84 SSIM, Kan Hücresi Kanseri veri setinde, 30.97 PSNR ve %88.18 SSIM retina fundus veri setinde %94.30 SSIM ve 30.71 PSNR değerleri ile umut verici bir sonuç ortaya çıkmıştır. Elde edilen bulgular hem yapısal hem de görsel kalite açısından üstün performans gösterdiğini kanıtlar niteliktedir.

Zübeyr Güngür
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilgisayarlı görü ve yapay zeka ile cam kusurlarının tespiti

Günümüzde artan dünya nüfusu ve buna bağlı olarak yükselen tüketim ihtiyacı, ürünlerin yalnızca üretim aşamasında değil, son kullanıcıya ulaştıktan sonraki süreçlerde de kalite ve güvenilirliğini korumasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle, ürünlerin nihai kullanıcıya ulaşmadan önce veya kullanım sürecinde karşılaşılabilecek olası kusurların tespit edilmesi, kullanıcı memnuniyetinin artırılması ve olası güvenlik risklerinin önlenmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda, yapay zekâ ve bilgisayarlı görü tabanlı sistemlerin kalite kontrol süreçlerine entegrasyonu, insan kaynaklı hataları en aza indirerek hem ürün güvenliğini hem de kullanıcı deneyimini iyileştirmektedir. Bu çalışmada, cam yüzeylerde meydana gelebilecek kırık, çatlak ve çizik gibi kusurların son kullanıcıya ulaştıktan sonra da tespit edilebilmesi hedeflenmiştir. Cam; otomotiv, inşaat, beyaz eşya, kozmetik ve ambalaj gibi birçok sektörde yaygın olarak kullanılan, görsel ve yapısal bütünlüğü kritik öneme sahip bir malzemedir. Bu nedenle, kullanıcıların karşılaşabileceği kusurların hızlı ve doğru bir şekilde tespit edilmesi, hem ürün güvenilirliği hem de marka itibarı açısından hayati öneme sahiptir. Çalışma kapsamında, toplam 4975 görüntüden oluşan (4065 eğitim, 463 doğrulama, 447 test) bir veri seti kullanılmış ve bu veri seti, cam yüzey kusurlarının nesne tespiti amacıyla derin öğrenme tabanlı YOLOv5, YOLOv8 ve YOLO11 modelleri ile eğitilmiştir. Modellerin performansı doğruluk, hassasiyet, F1 skoru ve mAP50 metrikleri üzerinden değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, YOLO11 modeli doğruluk, F1 skoru ve mAP50 açısından en yüksek başarıyı sergilemiştir. YOLOv8 modeli hassasiyet bakımından öne çıkarken, YOLOv5'in genel performansının diğer iki modele göre daha düşük olduğu gözlemlenmiştir. Sonuçlar, YOLO mimarilerinin cam kusurlarının son kullanıcı düzeyinde tespitinde etkili bir şekilde kullanılabileceğini ve özellikle satış sonrası kalite kontrol süreçlerinin otomatikleştirilmesinde önemli katkılar sunabileceğini ortaya koymaktadır.

Derin öğrenmeMakine öğrenmesiYapay zeka
Yusuf Özkan
Bitlis Eren University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eliptik eğri kriptografisi

Bu tezde, eliptik eğrilerin matematiksel temelleri incelenmiş ve bireliptik eğri şifreleme sisteminin simülasyonu gerçekleştirilmiştir.Ayrıca, eliptik eğri sistemlerinin kripto analizine deşifrelemedeğinilmiştir. Eliptik eğri kriptografisinin algoritması RSA ve DSA gibidiğer açık anahtarlı kripto sistemlerinin algoritmaları ilekarşılaştırılmıştır. Açık anahtarlı şifreleme sistemlerinde, algoritmanınkullandığı matematiksel yöntemlerin kullanılan algoritmanınuzunluğundan daha önemli olduğu görülmüştür. Eliptik eğri şifrelemesisteminin simülasyonu için C++ ile bir program yazılmıştır.Anahtar Kelimeler : Eliptik eğriler, Kriptografi, RSA, Özet fonksiyonu

Özge Çetin
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elektrik enerjisinde yük tahmini yöntemleri ve Türkiye'nin 2005-2020 yılları arasındaki elektrik enerjisi talep gelişimi ve arz planlaması

Teknoloji çağı olan günümüzde elektrik enerjisinin önemi gün geçtikceartmaktadır. Elektrik enerjisinin üretimi, iletimi ve dağıtımı ile yükümlübulunan kuruluşların amacı, üretilen enerjinin tüketicilere ucuz vekaliteli olarak sunulmasını sağlamaktır. Kaliteli enerji de sürekli,limitlerde gerilim ve frekanslı sabit sinüs şekilli gerilim sağlamalıdır.Bundan dolayı elektrik enerji sistemi planlaması, ekonomik, güvenilir,geleceğe yönelik ve esnek olmalıdır. Mevcut çalışmada yük taleptahmininin gerekliliği detaylıca analiz edilmiş ve eski ve modern yüktalep tahmini yöntemleri verilmiştir. Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısı,nüfus artışı, büyüme hızı vb. konular göz önünde tutularak 2005 -2020yılları arasındaki elektrik enerjisi talep gelişimi projeksiyonu yapılmışincelenmiş ve bunun mevcut enerji santrallerimize ne gibimodifikasyonlar yapılması ve gerekli revizyonların gerçekleştirilmesigibi konuların analizleri arz planlaması kavramı Enerji Bakanlığınınkullandığı yöntemlerle incelenmiş ve sonuçları ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler : Elektrik enerjisi, Yük talep tahmini, Arz planlaması

Uğur Can Yoldaş
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dalga kılavuzunda yayılan elektromanyetik dalganın dalgacık dönüşümü ile modellenmesi

Bu tez çalışmasında bir dalgakılavuzu içinde yayılan elektromanyetik dalgalarDalgacık Dönüşümü ile modellenmiştir. Elektromanyetik dalgalar çeşitlitekniklerle modellenebilmektedirler. En temel modelleme tekniklerinden biriolan Fourier Dönüşümü sadece frekans bilgisini içerir. Ancak, durağanolmayan dalgaların analizi için frekans bilgisi kadar zaman bilgisi de gereklidir.Bunun için geliştirilmiş olan tekniklerden biri olan Kısa Zamanlı FourierDönüşümü (KZFD) hem zaman hem de frekans bilgisini içermektedir. Buyöntemde analiz sabit uzunlukta bir pencerenin kaydırılmasıylagerçekleştirilmekte ancak pencerenin sabit uzunluğundan dolayı çoğu zamanistenilen frekans çözünürlüğü elde edilememektedir. Bu tür sorunlardankurtulmak için Dalgacık Dönüşümü geliştirilmiştir. Dalgacık Dönüşümü,modellenen elektromanyetik dalgaların incelenmesini kolaylaştırır, zamankazandırır, ve bellek kazancı sağlar. Dalgacık dönüşümünün esnek yapısı analizsonuçlarının optimizasyonu için çeşitli seçenekler sunmaktadır. Bu çalışmada,bir dalgakılavuzunun başına ve sonuna, sırasıyla, bir dalgacık dönüşümü filtresive ters dalgacık dönüşümü filtresi yerleştirilmiştir. Elektromanyetik dalgalarındalgakılavuzu içindeki davranışları Zaman Alanında Sonlu Farklar (ZASF)yöntemi kullanılarak simüle edilmiştir. Dalgakılavuzu içerisinde uyarılanmodların grafiksel gösterimi için Matlab yazılımı kullanıılmıştır. Farklıdalgakılavuzu modları ve frekansları için çeşitli sonuçlar elde edilmiştir. Farklıdalgacık türleri için elde edilen sonuçların karşılaştırılmasıyla optimal birçözümün elde edilebileceği gösterilmiştir.Anahtar Kelime : Dalgacık dönüşümü, Dalga kılavuzu, Elektromanyetikdalga, Matlab

Sitem Fidan
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güneş panelinden beslenen bir doğru akım motorun çalıştırılması

Petrol gibi enerji kaynaklarının sınırlı olup zamanla azalması ve nükler enerjiyeolan güven problemden dolayı temiz enerjisi olarak adlandırılan güneş verüzgar enerjisine olan talep artmaktadır. Bu çalışmada, güneş enerjisini evveya sanayide kullanmak için bir dönüştürücü tasarlanmıştır. Güneş panelininçıkış gerilimi 20 volt civarındadır. Dönüştürü yardımıyla güneş paneliningerilimi 220 volta yükseltilip ve bir denetleyici yardımıyla bu seviyede sabittutulmaktadır. Elde edilen gerilim seri bir D.A. motoruna uygulanmaktadır.Motorun hız denetımı bir PIC mikrodenetleyici tarafından sağlanmaktadır.Devrenin simülasyon çalışmaları SIMPLORER 6.0 programında yapılıp eldeedilen sonuçlar deneysel sonuçlarla karşılaştırılmıştır.Bilim Kodu : 905Anahtar Kelimeler : Güneş paneli, DA motor, push-pull dönüştürücü, hızkontrolSayfa Adedi : 99Tez Yöneticisi : Yrd. Doç. Dr. İres İSKENDER

Dilek Akmeşe
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Senkron buck dönüştürücü ile elektroliz olayı

Bu çalışmada, yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen elektrik enerjisini,hidrojen üretmek için elektroliz yapmak amacıyla kullanan bir senkrondüşüren (senkron Buck) dönüştürücü tasarlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Butopoloji, genelde giriş geriliminin 12 V dc, elektroliz için gerekli dc gerilimin 2 Vdc civarında olması nedeniyle seçilmiştir. Normal düşüren dönüştürücülerde,düşük gerilimlerde çalışırken elemanların üzerinde karşılaştırılabilir düzeydebir gerilim düşümü olduğundan, verim düşük olur. Dönüştürücü 25 A çıkışverebilecek biçimde tasarlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen devre,elektroliz amacıyla denenmiş, denemelerde iki farklı elektrot levhasıkullanılarak farklı elektrot açıklıklarının çalışmaya etkisi incelenmiştir. Tezdeayrıca, kapsamlı bir sayısal benzetim çalışması yapılmıştır.Bilim Kodu :905.1.033Anahtar Kelimeler :Senkron anahtarlama, elektrolizSayfa Adedi :102Tez Yöneticisi :Yrd. Doç. Dr. M. Timur AYDEMİR

Mustafa Ergin Şahin
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hidrojen yakıt pilleri ve pem yakıt pilinin analizi

Hidrojen yakıt pilleri gelecekte enerji ihtiyacının karşılanmasında kullanılacakgüvenli temiz enerji çevrim araçlarıdır. Fosil yakıt kaynaklarının hızlatükenmesi, yarattığı çevre kirliliği ve enerji verimliliği alternatif kaynakarayışlarını hızlandırmıştır. Alternatif enerji olarak nükleer ve doğal kaynaklar(Güneş, rüzgar, jeotermal ve hidroelektrik) düşünülmektedir. Ancak bukaynaklarla üretilen enerjinin fosil yakıtlar yerine kullanılması için yakıtpillerine ihtiyaç duyulacaktır. Hidrojen enerji sistemi olarak adlandırılansistemde hidrojenin enerji taşıyıcısı, yakıt pillerinin de elektrokimyasal enerjidönüştürücüsü olarak kullanılması düşünülmektedir. Sistemin uygulamasınayönelik proje geliştirme ve uygulamaları devam etmektedir. Hidrojenin eldeedilmesi, depolanması, taşınması ve dönüştürülmesinin en ucuz, kullanışlı veverimli şekilde yapılması için bilim adamları yoğun çalışmalar içindedirler. Buçalışmada hidrojen enerji sistemi ve bu sistemin ana konusu olan hidrojen eldeedilmesi, depolanması, taşınması ve yakıt pilleri konuları irdelenmiş ve protondeğiştiren zar yakıt pilinin çalışma şekli formülize edilerek elde edilen sonuçlardeneysel sonuçlarla karşılaştırılmıştır.

Abdullah Ersan Oğuz
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yüksek gerilim iletim hatlarında hat geometrisine bağlı olarak elektrik ve manyetik alan analizi

Elektrik güç sistemlerinin gelişmesine bağlı olarak enerji sistemekipmanlarının yaymış olduğu elektromanyetik alanların, buekipmanların yakın çevresinde bulunanlar üzerindeki etkisi ile ilgiliçalışmalar yoğunlaşmıştır. Bu çalışmada, Borçka- yidere Enerji letimHattı'nın hat geometrisi göz önünde bulundurularak, A.B.D'nin ''ElectricPower Research Institute'' (EPRI) kuruluşu için, ''Power ComputingCompany'' tarafından geliştirilen, ''EMF Workstation'' yazılımıkullanılarak yeni bir model gerçekleştirilmiştir. Öncelikle,genelleştirilmiş elektrik ve manyetik alan dağılım eğrileri kullanılarakhat geometrisine bağlı matematiksel bir çalışma gerçekleştirilmiştir.Elde edilen analiz çalışmaları sonuçları, standart alan değerleriylekarşılaştırılarak alan etkisinin azaltılmasına yönelik önerilerdebulunulmuştur.

Muhammed Mustafa İzgeç
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sonlu elemanlar metodunun dikdörtgen kesitli dalga kılavuzlarına uygulanması

Bu çalışmada öncelikle sonlu elemanlar metodu tanımlanmış, özelliklerive temel kavramları ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci kısmında dalgakılavuzu yapıları incelenip, dikdörtgen yapılar için alan ifadeleri ilekesim frekansı, kesim dalga sayısı, empedans gibi çeşitli parametrelerinelde edilmesi gösterilmiştir. Ayrıca homojen dalga kılavuzları ilehomojen olmayan ve dielektrik maddelerle doldurulmuş kılavuzlar içinskaler ifadeler üretilmiştir. Bu ifadelerden yola çıkılarak, çözüm yöntemiiçin bilgisayar programları geliştirilerek uygulanmış; elde edilendeğerler, analitik değerler ile karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, nümerikve analitik değerlerin belirli bir hata oranı dahilinde uyumlu olduğugözlenmiştir.

Berna Güneş
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pelton tipi rüzgar türbini kullanarak elektrik enerjisi üretme

Enerji bugün dünya ülkelerinin en önemli sorunlarından biri halinegelmiştir. Tükenmekte olan fosil enerji kaynakları nedeniyle dünya yenienerji kaynakları arayışı içindedir. Yenilenebilir enerji kaynaklarındanrüzgar eski zamanlarda sulamada, un değirmenlerindekullanılmaktaydı. Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte rüzgar enerjisindenelektrik üretilmeye başlanmıştır. Verimi yüksek olup, en çok tercihedilen türbinler 3 kanatlı, önden rüzgarlı, yatay eksenli türbinlerdir.Bu çalışmada dikey eksenli pelton kanatlar kullanılmıştır. Rüzgarenerjisinden elektrik üretiminde bu kanatların verimi, 3 kanatlıtürbinlerden çok düşük olduğu için tercih edilmemektedir. Bu dikeyeksenli pelton kanatlar kullanılarak, mekanik enerjiyi elektrik enerjisineçeviren alternatör yardımıyla çok düşük seviyede alternatif gerilim eldeedilmiştir. Alternatif akım, alternatör içinde bulunan diyotlar yardımı iledoğru akıma çevrilmiştir.

Özlem Gürbüz Öger
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yumuşak anahtarlamalı DC-DC boost dönüştürücü

Yükseltici (boost) türü dc-dc dönüştürücüler, bir çok güç elektroniğidevresinin giriş katında hem bara gerilimini yükseltmek hem deşebekeden çekilen akı şmı ebeke gerilimiyle aynıfaza getirmek amacıylası klaklı kullanırlar.lı Ancak, bu devrelerde özellikle diyot terstoparlanmasından kaynaklanan enerji kayıplarıverimin düş olmasıük nave hatta dönüştürücünün ömrünün kı olması neden olur. Busa naçalımada, bu sorunu çözmek amacı literatürde önerilmişbulunanş ylaancak gerçekleştirilmeyen bir devre incelenmişve denenmiş 400 Wtir.gücündeki bu devre, yapıolarak tipik devreye göre daha karmaşkıolmakla birlikte, yumuş anahtarlamaya olanak sağ ğndan, dahaak ladııverimlidir. Çalımada, deneysel sonuçları yanış n nda çeş benzetimitlisonuçları sunulmaktadıda r.Bilim Kodu :905.1.033Anahtar Kelimeler :Boost, Dönüş türücüSayfa Adedi :72Tez Yöneticisi :Yrd Doç.Dr.M.Timur AYDEMİR

Gökhan Çakır
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Binaların ve arazi yapısının kentsel bölgelerdeki kablosuz haberleşmede oluşan yol kayıplarına etkileri

Kablosuz haberleşme sistemlerindeki radyo-linkler genellikle 20 kmve daha kısa menzile sahip olup, kullanılan işaretlerin dalga boyubina boyutlarından küçüktür. Linkte kullanılan antenler binalararasına veya yanına yerleştirilebilir. Bu durumda; kablosuzhaberleşme sistemleri için önem arz eden kanal işaretkarakteristikleri, bitki örtüsü ve coğrafi şartlar kadar yapılardan daetkilenmektedir. Bu tür ortamlarda işaretler, bir antenden diğerineduvarlarda oluşan yansıma ve iletim, zeminde oluşan yansıma, binakenarları ve arazideki diğer engellerden kaynaklanan kırınımsonucunda oluşan bir çok yol üzerinden gelmektedir. Bu çalışmadaelektromanyetik dalga yayılımı olayı, binaların düz arazi veya bir tepeüzerinde bulunması durumuna göre incelenmiştir. Emici yarı-ekranlar dizisi olarak tanımlanan binaların, arazi eğimine dik olan vebirbirine paralel olan sokaklar ile eşit aralıklara ayrılan saflarüzerinde bulunduğu kabul edilmiştir. Metot olarak doğrusal ışınoptiği teorisi modeli esas alınarak inceleme yapılmış ve nümeriksonuçlar elde edilmiştir. Bu sonuçlar deneysel ölçüm sonuçları vediğer yol kaybı yöntemlerinden hesaplanan sonuçlarlakarşılaştırılmıştır. Ayrıca, bir orman içinde veya orman içerisindeaçıklık bir bölgede bulunan kullanıcı için kırılma ve kırınımvarsayımlarınıkullanan bazı yol kaybı hesaplama yöntemleriincelenmiş ve sonuçları değerlendirilmiştir.

Alper Han
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genetik algoritma ile iletişim ağlarında yönlendirme optimizasyonu

İletişim ağları için trafik yönlendirme hayati önem taşımaktadır. Yeterlikapasiteye sahip olsalar bile, yanlış yönlendirme iletişim ağlarında darboğazlaryaşanmasına neden olmaktadır. Doğru yönlendirme meselesi, karmaşık ve çokyönlü değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bir iletişim ağı için majörşartları uzun vadeli kapasite planlaması, minör şartları ise periyodikoperasyonlar belirler. Periyodik operasyonların başarısı ağ üzerindeki trafiğintüm ağ kaynakları kullanılarak aktarılmasına bağlıdır. Dengeli trafik dağılımıiçin, ağın taşıma birimlerinin hesaplanmış ağırlık değerlerine göre ayarlanmasıgerekir. Ulusal veya uluslararası düzeyde hizmet veren ağlar için linklerinağırlık değerini belirlemek oldukça zordur. Link ağırlık değerlerinin analitikveya nümerik yöntemlerle belirlenmesi neredeyse imkansızdır. Bu tezdelinklerin ağırlık değerlerinin genetik algoritma kullanılarak belirlenmesiüzerinde çalışılmıştır. Yapılan simülasyonlarda, nispeten büyük ağlardagenetik algoritmanın daha başarılı sonuçlar verdiği görülmüştür.

Alper Özbilen
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Pil yönetim sistemi için SOC tahmini

Batteries are often used as the primary energy storage element of rechargeable electrical systems. Today, as battery-powered devices increase and develop, the efficient use and duration of use of the battery has become critical. In this context, knowing the state of charge (SOC) value of the battery is an important parameter that contributes to the efficient use of the battery and to prolonging the life of the battery by preventing overcharge-discharge. Therefore, it has become very important to calculate the SOC value in batteries with high precision. In this thesis, in order to calculate the SOC value of the battery accurately and with high precision, modified Kalman Filter method using dynamic circuit model, Voltage-based method using battery terminal voltage with Rint circuit model, and Coulomb counting method are presented. These methods are also validated by simulation studies. In addition, the advantages and disadvantages of these methods and their comparision are explained.

Circuit analysisVoltage systemsKalman filter+1
Mustafa Fahmı Ahmed Ahmed
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mikrodenetleyici kontrollü bir ısıl sistem tasarımı ve gerçekleştirilmesi

Bu çalışmada; On/Off, Oransal (P), Oransal+Türevsel (PD), Oransal+ ntegral(PI) ve Oransal+ ntegral+Türevsel (PID) denetleyici algoritmalarının, gömülübir mikrodenetleyici yazılımı aracılığıyla, tasarlanan model bir ısıl sistemüzerinde uygulaması gerçekleştirilmiştir. Sistem yazılımı; kontrol sistemininsıcaklık kontrolünü yapmasının yanı sıra, bir ?süreç-kontrol? deney seti olarakkullanılabilmesini, çeşitli kontrol türlerinin model üzerindeki etkileriningözlenebilmesini sağlayacak şekilde düzenlenmiştir. Kontrol sisteminde; mikro-denetleyici ile dış dünya arasındaki iletişim, sayısal büyüklüklerin analoğadönüşümleri ayrıca elde edilen verilerin işlenerek istenen çıktıların eldeedilebilmesi ve mikrodenetleyicinin, tasarımlanarak çevre birimleriyle birbütün olarak ?model bir sistem? üzerinde uygulanması amaç edinilmiştir.Bilim Kodu : 905.1.084Anahtar Kelimeler : Gömülü Yazılım, Sıcaklık Kontrolü, Mikrodenetleyici,On/Off, Oransal (P), Oransal + Türevsel (PD), Oransal +ntegral (PI) ve Oransal + ntegral + Türevsel (PID)Denetleyiciler.Sayfa Adedi : 152Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Veysel S L ND R

Murat Altıparmak
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rüzgar enerjisi ile eletrik üretimi

Yenilenebilir enerji kaynaklarından rüzgar enerjisi, çevreyi kirleten fosilkökenli yakıtların tükenme eğilimine girmesi ile daha da önem kazanmış vebu konudaki çalışmalara da hız verilmiştir. Ayrıca klim değişikliğine nedenolan sera gazlarının 1997 yılı Kyoto Protokolü ile azaltmak için çalışmalarahız verilmiştir. Önemi gittikçe artan rüzgar enerjisi konusunda dünyadakison 15 yıldaki gelişmeler maliyetleri % 50 oranında azaltmıştır. Ülkemizdede Yenilenebilir Enerji Kaynakları Kanununun çıkması ile bu konudakiçalışmalar hız kazanacaktır. Rüzgar enerjisi ile elektrik üretmedeavantajlarından dolayı sabit mıknatıslı makinelerin kullanımıyaygınlaşmıştır. Bu çalışmada, bir evin ihtiyacını karşılayacak kadarelektrik üretmek amacıyla sabit mıknatıslı bir rüzgar türbini imal edilmesihedeflenmiştir. Üç kanatlı, yatay eksenli, direk jeneratöre bağlı, eksenelakılı, sabit neodyum mıknatıslı ve çıkışta doğrultucu devresi olan rüzgartürbini tasarlanarak imalatı yapılmıştır. Çıkış güç değerleri kaydedilerek,sabit mıknatıslı makinelerin yapıları araştırılmıştır. stenilen güç değerielde edilerek verimin nasıl artırılabileceği görülmüştür.Bilim Kodu : 608.01.05Anahtar Kelimeler : Rüzgar Türbini, Yenilenebilir Enerji, Sabit MıknatıslıEndüksiyon JeneratörSayfa Adedi : 147Tez Yöneticisi : Yrd. Doç. Dr. Fadıl ÇEL KKOL

Seyfullah Uğuz
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hall etkili dönüştürücü kullanılan diferansiyel rölenin transformatör korumasında kullanılması

Güç transformatörleri enerji sistemlerinin en pahalı ve vazgeçilmezelemanlarından biridir. Bu cihazlar şebekede değişik arızalar ile karşılaşır.Bazen hayati zararlara neden olurlar.Transformatör korumasında diferansiyel rölelerin güncelleşerek öneminikoruduğu bilinen bir gerçektir. Bunun en önemli nedeni önceden düşünülmeyenetkilerin de dikkate alınması, sayısal işaret işleme yöntemlerinin vemikroişlemci ile programlanabilir mantık denetleyici(PLC gibi) uygulamaalanlarının gelişmesidir.Diferansiyel koruma yöntemleri ve mıknatıslanma akımı ile harmonikbileşenler üzerine literatürün detaylıca araştırarak hazırlanan vegerçekleştirilen uygulama çalışmasında; diferansiyel röle ile birtransformatörün korunması Hall etkili dönüştürücü kullanarakgerçekleştirilmiştir.Bilim Kodu : 905Anahtar Kelimeler : Diferansiyel Röle, Hall-Effect SensörSayfa Adedi : 184Tez Yöneticisi : Yrd. Doç. Dr. Fadıl ÇELİKKOL

Mehmet Türen
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dağıtım sisteminin özelleştirilmesi ve yapay sinir ağları ile yük tahmini

Bu tezin Enerji Dağıtım Sisteminin Özelleştirilmesinde (EDSÖ) rol almak isteyenşirketlere referans olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmanın gerçekleştirilmesi birbölgedeki yük tahmininin daha sağlıklı yapılabilmesine olanak tanımaktadır.Bu çalışmada, 12. Bölge ve Türkiye için uzun dönem yük tahmini uygulamasıYapay Sinir Ağları (YSA) ve Regresyon Analizi metoduyla gerçekleştirilmiştir. Geriyayılım algoritması kullanan bir YSA modeli ve çok değişkenli regresyon analizimodeli uygulanmıştır.Yükü etkileyen faktörler olarak nüfus, gayri safi milli hasıla, gelişim hızı, sanayiüretim endeksi, petrol fiyatları gibi ekonomik ve sosyal göstergeler temel alınmıştır.Son olarak, seçilen örnek veriler kullanılarak sonuçlar hem regresyon analizindehem de YSA da test verileri ile karşılaştırılmıştır. Test sonuçlarına göre YSAmodeli 12. görev bölgesinde regresyon modelinden daha başarılı olmuştur.Bilim Kodu : 905Anahtar Kelimeler : Dağıtımın Özelleştirilmesi, Yük Tahmini, YSA, Regresyon.Sayfa Adedi : 98Tez Yöneticisi : Prof. Dr. M. Cengiz TAPLAMACIOĞLU

Hilal Aybike Akar
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yük tahmin yöntemleri ve Ankara merkez metropol alan için regresyon analizi yöntemi kullanılarak uygulanması

Bu çalışmada, öncelikle yük tahmin yöntemleri incelenerek bu yöntemlerdenregresyon analizi seçilerek Ankara ili merkez metropol alanı için yük tahminigerçekleştirildi. Çalışmamda yük tahmini ile ilgili genel bilgilerin yanı sıra sistemplanlamasında yük tahmininin önemi vurgulanmıştır. Türkiye elektriksisteminin genel görünümü sunulmuş ve ileriye dönük toplam enerji ihtiyacıirdelenmiştir. Ankara ili elektrik sistemi irdelenmiş ve sistemin mevcut durumuhakkında genel bilgiler verilmiştir. Ankara ili için mevcut olan geçmişe dönük 6yıllık veriler kullanılarak, üç farklı yaklaşımla 2010 yılına kadar olacak yüktahminleri yapılmıştır. lk yaklaşımda yıllık puant (anlık en yüksek) değerler,ikinci yaklaşımda yıl içinde puantın olduğu günde tüketilen enerji, üçüncüyaklaşımda ise toplam tüketilen enerji baz alınarak; gelecek yıllara ait yüktahminleri yapılmıştır. Ayrıca bu üç yaklaşım mevcut gerçek değerlerlekıyaslanarak tahminde yapılan hatalar yüzdesel olarak belirlenmiştir.Bilim Kodu : 905Anahtar Kelimeler :Yük Tahmini, Regresyon AnaliziSayfa Adedi : 112Tez Yöneticisi : Prof. Dr. M. Cengiz TAPLAMACIOĞLU

Fatih Şener
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güvenilir, hata düzeltmeli ve dijital imzalı protokol geliştirme

Teknolojik gelişmeler her zaman birtakım sorun ve ihtiyaçları da beraberindegetirmiştir. Bugün, evlerde kullanılan elektronik cihazlardan endüstriyel veyaaskeri alanda kullanılan cihazlara kadar birçok anlamda kullanımıkolaylaştırıcı çözümler sunulmaktadır.Son zamanlarda oldukça popüler olan akıllı ev sistemleri ve diğer benzeriotomasyon projeleri bunlara örnek gösterilebilir. Bu tarzda çözümlergeliştirilirken iletişimin, kötü niyetli şahıslardan saklanarak, gizlilik içindegüvenle sürdürülebilmesi için karşılaşılabilecek problemlerin hesaba katılarakgeliştirildiği bir protokole ihtiyaç vardır. Bu çalışmada böylesi bir ihtiyacamodel olabilecek bir yapı sunulmaya çalışılmıştır.Uzun yıllardır üzerinde çalışılarak olgunlaştırılan ve birçok farklı yönteminsunulduğu şifreleme algoritmaları, geliştirilmesi düşünülen ve özellikle, kontrolsistemlerini hedef alan uygulamalarda, kullanılması tasarlanan protokol içintemel teşkil etmektedir.Bu bakımdan, özellikle son yıllarda bu alanda hakimiyet kurmuş açık anahtarlışifreleme yöntemleri incelenmiş ve en güvenilir yöntemlerden olan RSAalgoritması protokolde kullanılmaya uygun görülmüştür. Bu algoritmanınivihtiyaç duyduğu modüler aritmetik bilgisi fazla ayrıntıya girilmedensunulmuştur.Uygulama, platform olarak seçilen Microsoft Visual C++ 6.0 ile herhangi birhazır kütüphane kullanmaksızın yazılarak bir proje altında toplanmıştır.Bilim Kodu : 926Anahtar Kelimeler : Protokol, şifreleme, kimlik doğrulama, hata tespiti, c++Sayfa Adedi : 115Tez Yöneticisi : Öğr.Gör.Dr. Nursel AKÇAM

Ahmet Çağrı Bölücek
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Prediction of power disturbances by artificial intelligence methods

Ensuring the continuity of power quality is the most important factor for efficient and reliable operation of a power system. In a balanced three-phase system, voltage and current are sinusoidal and nominal. When any fault is occurred on power systems, the system is unbalanced and power quality disturbances can be occurred. They cause power losses on the transmission and distribution lines, malfunctioning of devices, disasters such as fire that will affect living life and the environment. In this context, the use of predictive artificial intelligence methods in the prediction of power quality disturbances offers an innovative and supportive solution in the process of preventing the possible effects of power quality disturbances, ensuring the efficient and safe operation of the power system, and transition from traditional grids to smart grid and microgrid structures. The aim of the study is to predict the magnitude of the instantaneous voltage sag in a bus (single fault-7 ones) or buses (double fault-other 7 buses) of the IEEE9 bus test system according to 14 total short circuit faults before defined time duration by homogeneous and heterogeneous machine learning methods. While selecting the methods, firstly load flow analysis was performed to investigate the voltage sag behavior and then a short circuit fault was in order to phase a. When homogeneous (random forests) and heterogeneous (support vector regression, decision tree, K- nearest neighbors) machine learning methods are compared in terms of prediction performance and speed, it is observed that the heterogeneous ensemble training model is generally more successful. Keywords: Power Quality Disturbances, Voltage Sag, Ensemble Machine Learning, Heterogeneous Machine Learning, Homogeneous Machine Learning

Voltage collapsePower qualityHeterogeneous+3
Begüm Çetin
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Denoising of astrophysical image mixtures from spatially varying noise

In this study, some denoising methods are compared for denoising astrophysical image mixtures from space varying noise and a graph lowpass filter based vertex-frequency graph Wiener filter is proposed for this case of space varying noise power. Performances of the methods in terms of peak signal-to-noise ratio (PSNR) are investigated on image mixtures consisting of cosmic microwave background radiation (CMB), sychrotron and galactic dust, simulated to be obtained through 70 GHz and 100 GHz microwave channels, for different mixture coefficients. Our proposed graph Wiener filter algorithm is compared with five other prominent denoising methods; nonlocal means improved by the Sinkhorn algorithm (NLM+S), BM3D, NLGBT, OGLR and a Wiener filter algorithm in the pixel domain. Our algorithm is slightly surpassed by the NLM+S algorithm in all of tried six mixing scenarios but generally gives competitive results.

Sabri Özen
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Drone propeller recognition through machine learning with millimeter wave radar

Mini-sized Unmanned Aerial Vehicles (UAVs) are commonly called "drones", have become ubiquitous in civilian and military applications, readily available off-the-shelf and widely utilized. Detecting and classifying these devices are essential requirements that involve the application of various technologies. The distinctive feature of these drones is their propellers. This thesis concentrates on employing millimeter-wave radar to detect the presence, rotation speed, and dimensions of these propellers. The research explores the integration of a consumer-grade millimeter-wave Frequency Modulated Continuous Wave (FMCW) radar module, specifically the Texas Instruments IWR1843, with machine learning techniques for UAV propeller identification. Utilizing the unique capabilities of millimeter-wave radar technology, this study aims to capture and analyze intricate frequency patterns produced by UAV propellers through machine learning models. Experimental validation in controlled environments demonstrates the potential of the millimeter-wave FMCW radar module, combined with machine learning algorithms, to accurately detect and identify UAVs based on propeller characteristics, achieving up to 92% accuracy in presence, propeller size, and throttle level. Additionally, this thesis highlights the superiority of the proposed ensemble neural network method over a multi-output single Multi Layer Perceptron (MLP) model, as demonstrated through experiments.

Machine learningMilimeter wave frequencyUnmanned aerial vehicle
Fatma Özüdoğru
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimEN

Hybrid deep learning approaches for cyber-physical security of smart grids

The main purpose of this thesis is to propose approaches to detect cyberphysical attacks against smart grids. In this context, three proposed case studies have been conducted to ensure the security of data flowing between buses, phasor measurement units, and phasor data concentrators in smart networks, respectively, against cyber-physical attacks. In the first case study, the detection and classification of cyber-physically attacked data taken from phasor measurement units is carried out as a hybrid approach of the long-short-term memory model and convolutional neural network, whose hyperparameters are optimized with particle swarm optimization. In the second case study, a long-short-term memory model-based Markov game approach is modeled, where the data paths of buses, phasor measurement units, and phasor data concentrators are defined as an environment and the attacker-defense agents are determined as players. In the third case study, a Markov game approach is developed by incorporating a differential evolution algorithm to improve the decision mechanism and strategy, based on the data flow in the three interconnected environments described in the second case study. The proposed Markov game approach is extended to solve the problem of information network management and protection within the communication network of smart grids. Proposed case studies are analyzed using OpenDSS and Python software and the results are presented.

Kübra Bitirgen
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ev tipi elektrikli fırınlarda merkez sıcaklık tahmini ve kontrolü

Bu çalışmada, ev tipi elektrikli fırınların merkez noktasının sıcaklık kontrolü ele alınmıştır. Sistem, fırının sıcaklık ölçümü, tahmini ve kontrolü olmak üzere üç kısma ayrılmıştır. Sıcaklık ölçümü platin dirençli sıcaklık sensörü (RTD) kullanılarak yapılmıştır. RTD'den okunan değerler kullanılarak fırının merkez sıcaklığı tahmin edilmiştir. Sıcaklık ölçümü ve tahmin çalışmalarının ardından, fırın merkez sıcaklığının kontrolü gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda, fırın merkez sıcaklığının tahmini ve kontrolü, belirlenen hata aralıklarında başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir.

Elektrikli fırınGürbüz denetimSensörler+1
Serdar Altınkaya
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Doğrusal olmayan yüklerin akım harmoniğini bastırmak için yumuşak anahtarlamalı aktif güç filtre tasarımı

Güç elektroniği alanında son yıllarda yaşanan teknolojik ilerlemeler nedeniyle yarıiletken güç elemanları, AA/DA dönüştürücüleri, anahtarlamalı güç kaynakları, motor sürücüleri, ark ocakları ve diğer güç elektroniği dönüştürücüleri gibi doğrusal olmayan yüklerin kullanımı çok fazla oranda artmıştır. Başta akım harmonikleri olmak üzere gerilim harmonikleri ve dengesizlikleri de bu yüklerin kullanımından kaynaklanarak güç kalitesi problemlerine neden olmaktadır. Doğrusal olmayan yüklerin meydana getirdiği akım harmoniklerinin filtrelenmesinde her ne kadar pasif filtreler kullanılsa da performans ve güvenirlik açısından birçok eksikleri mevcuttur. Gelişen mikro işlemci ve güç elektroniği mimarileri sayesinde pasif filtrelere göre birçok üstünlüğü bulunan aktif güç filtresi (AGF) adı verilen aktif anahtarlamalı sistemlerin kullanımı mümkün hale gelmiştir. Yarıiletken anahtarların güç kayıpları performans ve verimi etkileyen unsurlar olduğundan bu tez çalışmasında, verimi yükseltmek için PAGF'ye yumuşak anahtarlamalı paralel rezonans da hat (PRDCL) yapısı uygulanmış ve bu topoloji için yeni bir anahtarlama kontrol tekniğinin analiz, tasarım, benzetim ve deneysel gerçekleştirimine odaklanılmıştır. Bu tez çalışması kapsamında PAGF'lerde kullanılan teorilerin ve topolojilerin genel bir analizinin ardından referans çıkartım, akım kontrol yöntemleri, anahtarlama metodları, önerilen yumuşak anahtarlama kontrol tekniğinin uygulamaları ve anahtarlama güç kayıp hesaplaması Matlab/Simulink ortamında gerçekleştirilmiştir. Matlab/Simulink ortamında gerçek modeller kullanılarak hazırlanan üç fazlı PAGF'ye önerilen teknik uygulanmış, anahtarlama kayıp enerjileri büyük ölçüde azaltılmış ve deneysel çalışma ile doğrulanmıştır. Yarıiletken anahtar güç kayıplarının hesaplanmasına ilişkin bir yazılım modeli hazırlanarak yarıiletken anahtarların katalog verilerinden detaylı güç tüketimleri hesaplanmış ve kayıp analizi yapılmıştır. Belirlenen PAGF anma değerlerine göre eleman seçimi ve güç katının oluşturulmasına yönelik ön tasarım çalışmalarından sonra laboratuvar prototipi kurulmuştur. Deneysel sonuçlara göre PAGF evirici verimi 15 kHz frekansı ve tam yükte %3,65 oranında yükselmiş olup akım harmonik seviyesi (THBi) belirlenen sınır limitler dahilinde olduğu ölçülmüştür.

Aktif güç filtreleriAnahtarlamaYumuşak anahtarlamalı inverter
Hakan Donuk
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Çok kalıplı FPGA yongaları için SLR tabanlı bölümleme

In recent years, transformative advancements in hardware acceleration technologies, particularly Field-Programmable Gate Arrays (FPGAs), have significantly enhanced the performance of compute-intensive applications in artificial intelligence (AI), machine learning (ML), big data analytics, and high-performance computing (HPC). However, as the scale and complexity of FPGA-based systems increase, challenges such as inter-chip communication, resource partitioning, and efficient utilization of multi-die FPGAs have become critical issues. This thesis addresses these challenges by enhancing a state-of-the-art High-Level Synthesis (HLS) compiler to support Super Logic Region (SLR) -based partitioning for multi-die FPGA chips. Key contributions include the development of a partitioning framework tailored to SLR constraints. Additionally, efficient resource utilization techniques, such as automated pipelining and bus-width conversion, are proposed to overcome timing and routing bottlenecks in multi-die architectures. The proposed methodologies are validated on Xilinx Virtex UltraScale+ FPGAs. This study contributes to advancing FPGA partitioning techniques and presents a comprehensive framework for optimizing hardware acceleration in multi-die architectures.

Batuhan Bulut
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Measurement and performance analysis of 2D material based supercacitors

Supercapacitors. These gizmos are no regular batteries. They are fast, power-packed, and resilient, marking them as vital for today's and, more importantly, tomorrow's green power solutions. Let's dive into the nitty-gritty in a process called chemical vapor deposition (CVD), we used a slide of hot gases including hydrogen and nitrogen. These gases weave their way through a warmed glass pipe containing boron, boron oxide, and nickel powders. In the sweltering 1000°C heat, these materials react and settle onto less hot copper pieces at about 700 °C. Remember when your teacher said test your work? We did just that. Using Ni2B on copper, we tested how well our piece would do after 20,000 plug-ins and outs. We almost topped a hundred percent. Even at slower speeds, power levels touched nearly 20 mF/cm2. And it kept a steady 0.42 mF even when we hit the gas to 1000 mV/s. Plus, the component showed a great absorbing power even at high voltage, hinting at better ion accessibility and almost no diffusion barriers. Ni2B films using our CVD method show a stable charge hold. They outdo some of the usual nickel-base materials and pose as robust power options. By controlling boron's role and deposition, we create a smooth, nicely stuck coating with potential chemical properties. As the world hustle for efficient longevity in power preserving, Ni2B supercapacitors can open doors to better devices. Such a device can be part of solutions like green energy grids or other fast-changing needs.

CVDSupercapacitor
Uğur Cenk Arslan
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Evaluating the effectiveness of SDN-based IoT security

The exposure of the Internet of Things (IoT) in the last years has strongly affected everything around us in our life by providing innovations like smart farming, smart homes, and remote healthcare services, among others. As the quantity of these devices and their uses increases rapidly, the significant risk posed by the extensive network of interconnected devices calls for effective intrusion detection and prevention methods. In this study, we propose using Software Defined Networks (SDN) in smart homes systems to prevent cyber-attacks like Distributed Denial of server Attacks (DDoS), Man in The Middle Attack (MITM), etc. The proposed method uses the firewall at the SDN controller and Static IP addresses to register the home devices in the controller to prevent any intruder to connect to the network. The network structure was constructed and executed on Mininet, operating on a Virtual Machine (VM), in order to assess and scrutinize the efficiency of the suggested approach. The proposed method can deny DDoS attacks and inform the administrator that there is an attack on the network from an intruder.

Yousef Ibrahım Abdalla Mohamed
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

1200 bit/ sn hızlı bir düşük bit hızlı konuşma kodlayıcı tasarımı

1200 bit/sn HIZLI BİR DÜŞÜK BİT HIZLI KONUŞMA KODLAYICI TASARIMI (Doktora Tezi) Selma ÖZAYDIN GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ÖZET 4 kbit/sn altındaki bit hızlarında konuşma kodlama, telsiz ve kablolu haberleşme, uydu haberleşmesi, ve sayısal ses depolama sistemleri gibi uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Böyle servisler, konuşma sinyalini aktarmadan yada depolamadan önce etkin olarak kodlamak için yüksek kaliteli düşük bit hızlı kodlayıcıların kullanımını gerektirirler. Böyle kodlayıcıların çoğu, doğrusal öngörülü kodlamaya (linear predictive coding-LPC) dayalı algoritmalar kullanırlar. Bu tezde, LPC algoritmasına dayalı 1.2 kbit/sn hızında kaliteli konuşma kodlama için dizayn edilmiş yeni bir konuşma sıkıştırma tekniği sunulmuştur. Bir 1.2 kbit/sn MBC (matrix based coder) kodlayıcı, C programlama dili kullanılarak tasarlanmıştır. Performans sonuçları, 2.4 kbit/sn MELP (mixed excitation linear prediction) kodlayıcı ve 2.4 kbps LPC kodlayıcı karşılaştırma için kullanılarak, sübjektif dinleme testleri ile kontrol edilmiştir. 1.2 kbit/sn MBC kodlayıcı, yukarıdaki 2.4 kbit/sn kodlama şemaları ile karşılaştırıldığında yüksek anlaşılırlık ve doğallık ile iyi kalitede ses vermektedir. Çizgi spektrum frekans (line spectral frequency-LSF) parametrelerinin kodlanmasında bit hızım azaltmak amacıyla yeni bir metot geliştirilmiştir. Bitişik pencerelerin LSF vektörleri arasındaki ilişki kullanılarak bir artık sinyal vektör bulunmuştur. Nicemleme bit hızını azaltmak için artık çok aşamalı matris nicemleme metoduna dayalı yeni bir kodlama modeli kullanılmıştır. İki bitişik pencerenin LSF parametreleri yüksek kalite etkinlik elde etmek için gruplanmış ve birlikte nicemlenmiştir. Bu metodun etkinliği ve sınırlamaları her bir dizayn edilen kod çizelgesi için izgel distorsiyon ve aykırı değer hesaplamaları yapılarak araştırılmıştır. Sonuçlar göstermiştir ki, R-MSMQ tekniği kullanılarak izgel distorsiyon 18 bit/pencere için 1 dB seviyelerine kadar düşmektedir. Doğrusal sınıflandırıcı metodu ve perde peryodu kodlama tablosu ile, seslilik bilgisi aktarmak için sadece 1 bit kullanılmıştır. Bilim Kodu : 0609 Anahtar Kelimeler : Sayısal konuşma kodlama, düşük bit hızı, vektör nicemleme, matris nicemleme, artık sinyal Sayfa Adedi : 200 Tez Yöneticisi : Doç.Dr. Buyurman BAYKAL

Konuşma kodlamaTasarımVektör kuantumlama
Selma Özaydın
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Derin öğrenme ve anahtar nokta poz tahminlemesi yöntemiyle insan duruşu tahminlemesi

İnsanlara ait video ve resimlerde yer alan insan duruşunu yorumlamak, hangi hareketlerde olduğunun belirlenerek tanınması ve anlamlandırılması insan duruşu tahminlemesinin en temel yapısını oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında resim ve videolarda yer alan görüntüler değerlendirilerek hareketin ne olduğuna, hangi amaçlar doğrultusunda yapıldığına karar veren bir sistem oluşturulmuştur. Böylelikle amaçlanan doğrultuda otomatik bir sistem halinde insan hareketlerinin tespiti yapılarak, istenilen zaman aralıkları belirlenerek, anlamlandırma işlemlerinin bütününü kapsayan bir çalışma yapılmıştır. Eldeki veri setlerinde yer alan görüntülerde ölçüt alınan kriterlerde anlamlandırılma aşamasından sonra hangi hareketlerin yapıldığı sınıflandırılmaya tabii tutulmaktadır. Tasarlanan sistemde hareketler anlamlandırma mekanizmasına bağlı olarak bir örüntü ifade edebilecek bir biçimde oluşturulmak zorundadır. Anlık veya durağan görüntülerin çıkarımı yapıldıktan sonra bilgi içermeyen zaman aralıkları sistemin dışında tutulduğunda bir sonuca varılmaktadır. Doğruluk paylarına bağlı kalınarak sistemin ne oranda verimli olabildiği elde edilmektedir. İnsanların yer aldığı resim ve videolarda konum koordinatlarından yola çıkılarak bir sonraki aşamada ne yapacağı veya iskelet sisteminin ne oranda değişeceği sistematik bir sistemde oluşturulmaktadır. Optik akış hesabı ile eklemler üzerinde yapılmakta olan analizler sayesinde hareket bilgisinin elde edilerek hareketin gücünü ifade eden analizler yapılmıştır. Görüntü de belirlenen bölge üzerindeki hareket bilgisinin eklemlerin tespiti ile belirlenerek hareket oluşturduğu alanlarda çalışmalar ilerletilmektedir. Bu alanlarla bağlı olarak çeşitli histogramlar geliştirilmektedir. Histogramlar iskelet çıkarımını ve hareket sınıflandırmasına kolaylık sağlamaktadır. Eklemlerin iskelet ağaç yöntemiyle tespiti ile ardışık şekillerde zaman kavramını da içeren betimleyiciler ile güvenilirliği esas alarak bu eklemler çerçevesinde kayan bir sınıflandırma mekanizması oluşturulmak istenmektedir. Bu çalışma itibariyle hareketsiz veya hareketli varlıkların otonom hareketini tanıyan ve anlamlandırabilen işlevsel bir yapı elde edilmesi hedeflenmektedir. Tahminlemedeki problemi çözümleyerek işe yarar ve kolaylaştırıcı mekanizma sağlaması açısından verimli bir yapı oluşturulmaktadır. İnsan vücudunun tespitinin daha net ve açıklayıcı biçimde hareketlerin anlamlandırılması çalışmalarında daha kolay ve anlaşılır bir yapı meydana oluşturulmuştur.

Derin öğrenmeDuruş analiziTahminleme+1
Hediye Nupelda Kanpak
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsansız hava aracından çekilen videolar kullanılarak derin öğrenme yaklaşımı ile nesne tespiti

Günümüzde İnsansız Hava Araçları (İHA) sınır güvenliği, sahil güvenliği, savunma, saldırı başta olmak üzere keşif, arama kurtarma, hava fotoğrafçılığı, lojistik, zirai ilaçlama, yangın söndürme gibi geniş bir kullanım alanına sahiptir. Bununla beraber otonom karar ve aksiyon mekanizması, komuta merkezi ile iletişim anında mesafeden veya başka sebeplerden dolayı oluşabilecek ve sonuçları tolere edilemeyecek gecikmenin yaşanmaması adına üzerinde durulması gereken önemli bir detaydır. Özellikle sınır güvenliği, sahil güvenliği, savunma, saldırı, yangın söndürme gibi durumlarda çok kritiktir. İHA'ların bazı görevleri otonom bir şekilde yerine getirebilmesi ise Bilgisayarlı Görü alanının İHA'lara entegresi ile olur. Bilgisayarlı Görü alanı uygulamalarından biri olan havadan nesne tespiti uygulamaları uzaklık, yakınlık kavramlarına bağlı olarak farklı boyutlardaki nesneleri algılayamama, yavaş algılama, yanlış tahminleme gibi birkaç hata içerir. Bu hatalar, farklı boyuttaki nesneleri, sabitleme kutularını (Anchor Box) kullanarak öğrenen ve maksimum olmayanı önleme (Non-Maximum Suppression) tekniğini kullanarak maksimum güven puanına sahip sınırlayıcı kutu dışındaki sınırlayıcı kutuları silen YOLO algoritması ile en aza indirilir. Çalışmanın kapsamı Derin Öğrenme (DÖ) yöntemlerinden YOLOv3 sinir ağı kullanılarak İHA'dan alınan görüntüdeki araçların ve yayaların tespitidir. Ve bu çalışmada, İHA'dan alınan video, sinir ağına verilmiş ve videodaki araçların ve yayaların tespiti sağlanmıştır. İHA olarak da DJI Mavic 2 Zoom Drone kullanılmıştır. Veri seti olarak VIRAT [50] video veri setinden alınan 500 görüntü eğitim için, Mavic 2 Zoom videolarından alınan 377 görüntü ise yeniden eğitim için kullanılmıştır. Ağ, 500 görüntü ile eğitilmiş, ortalama loss değeri 2.345 ve mAP değeri %79 olacak şekilde bir başarım elde edilmiştir. 377 görüntü ile ağ yeniden eğitilmiş, loss değeri 1'e yaklaşmıştır, bununla beraber mAP değeri önceki değere kıyasla %70.9 a düşmüştür. Eğitim ve test süreci Google Colab Tesla T4 GPU makinesinde gerçekleştirilmiştir. Modelin performansı Loss grafiği ve mAP grafiği ile değerlendirilmiştir.

Derin öğrenmeEvrişimli sinir ağlarıİnsansız hava aracı
Ayşan Usta
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hiyerarşik başlangıç pozisyonlu derin Q-ağı algoritması ile mobil robot uygulaması

Derin öğrenmedeki kayda değer ilerleme pekiştirmeli öğrenmeyi de önemli ölçüde etkilemiştir ve her iki yöntemin birleşimi olan Derin Pekiştirmeli Öğrenme (DPÖ) yöntemini ortaya çıkarmıştır. DPÖ'nün bir veri setine ihtiyaç duymaması ve insan uzmanların performansını aşabilecek potansiyele sahip olması yapay zeka alanında önemli gelişmeler olmasına yol açmaktadır. Ancak bir DPÖ ajanı eğitilirken ortam ile çok sayıda etkileşime girmesi gerektiğinden, doğrudan gerçek ortamda eğitilmesi, uzun eğitim süresi, yüksek maliyet ve oluşabilecek maddi hasarlardan dolayı zordur. Bu sebepten dolayı gerçek dünya uygulamaları için DPÖ ajanlarının eğitiminin büyük bir kısmı ya da tamamı sanal ortamlarda gerçekleştirilmektedir. Yapılan bu çalışmada, seyrek ödüllerin bulunduğu ayrık yapıdaki bir sanal ortamda eğitilen DPÖ ajanının ağ parametreleri kullanılarak bir mobil robotun, gerçek dünya ortamında hedefine ulaşma problemine odaklanılmıştır. DPÖ ajanının eğitimi için Minimalistic Gridworld sanal ortamı kullanılmıştır ve bilindiği kadarıyla bu çalışma Minimalistic Gridworld sanal ortamı için ilk gerçek dünya uygulamasıdır. Ortam genişlediğinde, klasik DQA algoritmasına göre daha yüksek performansa sahip bir DPÖ algoritması oluşturulmuştur. Gerçek dünya uygulamasında kullanılmak üzere düşük maliyetli bir mobil robot tasarlanmıştır. Önerilen tasarımda mobil robot, merkezi bir bilgisayardan uzun menzilli olarak kontrol edilebilir yapıdadır. Sanal ortam ile gerçek ortamı eşleştirebilmek için mobil robot ve hedefin pozisyonunu ile mobil robotun rotasyonunu tespit edebilen algoritmalar oluşturulmuştur. Sanal ortamda eğitilen modelin, gerçek ortamda daha verimli şekilde kullanılması sağlanmıştır. Sonuç olarak, sadece ortamın üstten görüntüsünü kullanan, başlangıç pozisyonu ve rotasyonundan bağımsız olarak hedefine ulaşabilen DPÖ tabanlı bir mobil robot geliştirilmiştir. Bu çalışmanın gerçek ortam deneylerinde DPÖ tabanlı mobil robot, farklı başlangıç koşullarıyla ile başlatılmış ve mobil robot tüm deneylerde hedefe başarılı bir şekilde ulaşabildiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Derin pekiştirmeli öğrenme, Derin Q-ağı, Mobil robot, Nesne tespiti

Derin öğrenmeHareketli robotlarNesne tespiti+2
Emre Erkan
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Geliştirilmiş rastgele vektör işlevsel bağlantı ağları ile dağıtım şebekelerinde arıza türü ve yerinin tespiti

Arıza tespiti, yapısı giderek karmaşıklaşan elektrik iletim ve dağıtım şebekelerinde önemli bir konudur. Bu tez çalışmasında iletim ve dağıtım hatlarının önemli bir sorunu olan kısa devre arızalarının ve arıza yerlerinin tespitinde rastgele vektör işlevsel bağlantı ağları (RVFLN) tabanlı iki yöntem olan Cauchy ağırlıklandırma M-tahmini RVFLN (Cauchy-M-RVFLN) ve online gürbüz düzenlenmiş RVFLN (ORR-RVFLN) yöntemleri önerilmiştir. Önerilen yöntemlerin arıza tespit performansı analiz edilmiş, klasik makine öğrenme yöntemleri ile ve birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Yöntemlerin performanslarının analizi gerçek zamanlı sayısal simülatörde (RTDS) yapılan simülasyonlar sonucu elde edilen veriler yardımıyla yapılmıştır. Simülasyon modeli olarak IEEE 33 ve IEEE 39-baralı sistemlerin gerçek zamanlı simülasyon yazılım paketi olan RSCAD kullanılarak geliştirilen modelleri kullanılmıştır. Literatürde yapılan çalışmalardan farklı olarak tez çalışmasında, arıza ve arıza yeri tespitinde kullanılacak altı yeni öznitelik vektörü geliştirilmiştir. Geliştirilen altı yeni öznitelik vektörünün yüksek empedanslı kısa devre hatalarının tespit doğruluğunu yaklaşık %10 oranında artmasına katkı sunmakta olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında gerçek sistemlere yakınlığın sağlanması için elde edilen verilere gürültü eklenerek yöntemlerin performansı test edilmiştir. Önerilen yöntemler, dağıtım veya iletim sisteminin sadece sekiz barasından alınan akım ve gerilim verileri ile tespit yapabilmektedir. Farklı kısa devre arızaları için 0, 30, 50 ve 100 ohm'luk dört farklı hata empedans değeri ile baradan uzaklığı 0-50, 50-100, 100-150, 150-200, 250-300, 350-400 ve >400 m olan yedi farklı mesafe kategorisinde oluşturulan çok sayıda durum için elde edilen verilerle yöntemlerin performansları analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, önerilen ORR-RVFLN ve Cauchy-M-RVFLN yöntemlerinin arıza türü tespitini, arıza türleri, hata empedansları ve gürültü değerlerine bağlı olarak %100 ile %80 doğrulukla tespit edebildiğini göstermektedir. Önerilen yöntemler RVFLN, evrişimsel sinir ağları (CNN), uzun kısa süreli bellek (LSTM), destek vektör makinesi (SVM) ve aşırı öğrenme makinesi (ELM) yöntemlerinden daha yüksek doğrulukla arıza tespiti yapabilmiştir. Arıza yeri tespitinde elde edilen sonuçlar incelendiğinde arıza yer tespitinin hata sayısının, hata empedansı arttıkça yükseldiği ve baraya olan mesafe arttıkça da azaldığı tespit edilmiştir. En çok hatalı yer tespitinin baraya en yakın mesafe olan 0-50 m aralığında olduğu görülmüştür. Sonuçlar yöntemin 400 m'den uzak mesafelerdeki arıza yerini %90'nın üzerinde doğrulukla doğru olarak tespit ettiğini göstermektedir. Önerilen iki yöntem birbirleriyle karşılaştırıldıklarında, ORR-RVFLN yönteminin Cauchy-M-RVFLN yönteminden %3 ile %8 oranında daha iyi arıza tespit başarımına sahip olduğu görülmektedir. Tüm sonuçlar göz önüne alındığında önerilen ORR-RVFLN yönteminin arıza türü ve arıza yeri tespitinde en başarılı yöntem olduğu ortaya çıkmaktadır

ArızaDağıtım şebekeleriRastgele fonksiyon+1
Cem Haydaroğlu
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Coğrafi güneş ışınım verilerinin analizi ve şebekeden bağımsız güneş enerji sistemi kurulumu

Yenilenebilir enerji sistemlerinin önem kazandığı günümüzde, özellikle güneş enerjisi esaslı fotovoltaik sistemler, fosil yakıtların pahalılaşmasıyla daha fazla önem kazanmaktadır. Güneş ışınımını fotovoltaik enerji olarak değerlendirmede, sistemlerin kurulumu öncesi, ölçüm için bazı yöntemler ve cihazlar geliştirilmiştir. Herhangi bir bölgeye fotovoltaik sistem kurulumu planlandığında, bölge için uydu bazlı meteorolojik verileri değerlendirme ve kurulum yapılan bölgedeki ışınım potansiyelini ölçme kurulum ile istenilen sonuçlara ulaşabilme adına önemli somut veriler sağlayacaktır. Uydulardan elde edilen ışınım verileri, herhangi bir konuma kurulacak sistemde bölgenin ışınım potansiyeli ile ilgili öngörüler yapılmasını kolaylaştırır. Uydular farklı bölgelerde farklı hassasiyetler gösterebilmektedir. Bu nedenle verimi arttırabilmek için farklı uydulardan alınan ışınım verilerinin analiz edilmesi kurulacak güneş enerji sistemlerinin daha olumlu sonuçlar vermesini sağlayabilir. Fotovoltaik güneş enerjisi potansiyeli, ayrıca bu verilere ek olarak piranometre adı verilen bir cihazla gerçekleştirilen ölçümlerle de hesaplanabilir. Bu kapsamda, güneş enerji sistemlerinde kullanılan elemanların birbiri ile uyumlu seçilmesi ve maliyet analizlerinin gerçekçi yapılması gerçekleştirilecek yatırımlardaki olumsuzlukları engelleyebilecektir. Bu çalışmada, uydu bazlı belirlenen coğrafi konumlar ve meteorolojik veriler esas alınarak, farklı veri kaynakları esaslı olarak güneş ışınım verilerinin değerlendirilmeleri gerçekleştirilmiştir. Fotovoltaik santral kurulumu planlanan bölge için PVGIS ve NASA güneşlenme verilerinden yararlanılarak, kurulacak sisteme yönelik değerlendirmeler yapılmıştır. Sistemin tasarımı sonrası, uygulama montajları gerçekleştirilerek, projelendirme öncesi ve sonrası veriler karşılaştırılmıştır. Bu değerlendirmeler yardımıyla, fotovoltaik santral yada enerji birimlerinin kurulumları öncesinde gerçekleştirilen fizibilite çalışmalarının kolaylaştırılması hedeflenmiştir. Çalışma sonunda, literatüre katkı olarak, kurulması planlanan güneş enerjisi elektrik sistemlerinin fiyat ve performans dengesinde olumlu katkılar sağlanarak, verimliliklerinin arttırılması amaçlanmıştır.

Güneş enerjisiGüneş paneliRadyasyon+1
Ömer Palaz
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geliştirilmiş gri kurt algoritması tabanlı karşılaştırmalı kısa dönem hibrit rüzgar gücü tahmin modelleri ve uygulaması

Dünyanın artan nüfusu ve buna bağlı olarak her geçen gün yükselen enerji ihtiyacı, günümüz de talep edilen enerjinin temiz ve sürdürülebilir olması hedefini sunmuştur. Bu nedenle yenilenebilir enerji sistemlerine yönelim hızla artış göstermektedir. Rüzgar enerji sistemlerinin ilk kurulum maliyetleri yüksek olması nedeniyle istenilen bir bölgeye rüzgar enerjisi sistemi kurulumu yapılmadan önce bölgenin rüzgar hızı ve buna bağlı olarak rüzgar gücü karakteristiklerinin belirlenmesi, planlamaların ve etüd çalışmalarının bu doğrultu da yapılması gerekir. Bu tez çalışması, kısa dönem rüzgar gücü kestirimine yönelik özgün akıllı sezgisel tahmin modellemeleri ve bunların uygulamalarını içermektedir. Son yıllar da sıklıkla kullanılan akıllı sezgisel yaklaşımlar ve bunların hibrit modelleri, farklı ayrıştırma metodları veya farklı optimizasyon teknikleri ile birlikte daha hassas modellerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu tez çalışmasın da kullanılan meta-sezgisel optimizasyon algoritmalarından biri olan Gri Kurt Optimizasyon (GWO) algoritması, temel olarak doğadaki gri kurtların avlanma yöntemine ve sosyal hiyerarşisine dayanmaktadır. Çalışma da, arama performansını iyileştirmek için orjinal GWO algoritmasına eklenen bazı etkili ve yeni mekanizmalar içeren Çok Stratejili Rastgele Ağırlıklı Gri Kurt Optimizasyon (MsRwGWO) algoritması sunulmuştur. Bunlar, önerilen MsRwGWO yaklaşımında, 𝑎⃗ parametresini güncellemek için bir geçiş mekanizması, ağırlıklı bir güncelleme mekanizması, bir mutasyon operatörü, bir sınır kontrol mekanizması, açgözlü bir seçim mekanizması ve lider üç kurdun (alfa, beta ve delta kurtları) bir güncelleme mekanizmasını içermektedir. MsRwGWO algoritmasının performansını değerlendirmek için CEC 2014 test takımı olarak bilinen bazı kıyaslama fonksiyonları kullanılmıştır. Öncelikle optimizasyon problemlerinin çözümü sırasında MsRwGWO algoritmasının yakınsama, arama geçmişi, yörünge ve ortalama mesafe gibi davranışları analiz edilmiştir. İkinci olarak, önerilen MSRwGWO ve GWO algoritmalarının karşılaştırmalı istatistiksel sonuçları, 10, 30 ve 50 boyutlu CEC 2014 kıyaslamaları için sunulmuştur. Ayrıca literatürde yer alan bazı popüler meta-sezgisel algoritmalar, 30D CEC 2014 test problemleri için önerilen MsRwGWO algoritması ile karşılaştırılmıştır. Son olarak, MsRwGWO algoritması, gerçek bir dünya problemi olan kısa dönemli rüzgar hızı tahminin de kullanılan bir Çok Katmanlı Algılayıcının (MLP) eğitim sürecine uyarlanmış ve GWO tabanlı MLP ile karşılaştırmalı sonuçlar elde edilmiştir. Kısa dönemli rüzgar hızı tahmini için MLP modelinin kıyaslama problemlerinin ve eğitim performansının istatistiksel sonuçları, önerilen MsRwGWO algoritmasının GWO algoritmasından daha iyi performansa sahip olduğunu göstermektedir.

Tufan İnaç
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aydınlatma armatürlerinin çift yönlü yazılım destekli uzaktan kontrolü

Elektriksel aydınlatma sistemlerinin uzaktan kontrol edilebilirliği; zaman, işçilik ve işletme verimliliği bakımlarından faydalar sağlayabilir. Uzaktan kontrol sistemleri, kablolu olarak gerçekleştirilebileceği gibi, gelişen ağ ve bilgi teknolojileri kullanılarak kablosuz olarak da tesis edilebilir. Özellikle açık arazide, uzak konumlandırılmış armatürlerin çalışma yeteneklerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve kontrol için uzaktan kontrol sistemleri kullanılması, kablolu sistemlere göre daha avantajlı olabilmektedir. Burada gerçekleştirilen çalışmada, endirekt kontrol gerektiren bir devre kullanılarak, uzaktan kontrol ile armatürlerin devrede olması ya da olmaması sağlanmaktadır. Lambaların devrede olup olmamasının kontrolü sahadaki gözlemlerden anlaşılabileceği gibi, sensörlü algılamaların gerektirdiği geri besleme bilgilerinin değerlendirilmesiyle daha hızlı bir biçimde de anlaşılabilir. Elde edilen sensör algılama bilgileri ile akıllı kontrol uygulamalarını içeren dış aydınlatma kontrol uygulaması, çift yönlü kontrol uygulaması olarak tasarlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Çalışmada armatürlerin uzaktan kontrol uygulamaları kablosuz olarak da gerçekleştirilmekte olup, böylece özellikle uzak mesafede işletilmesi gereken armatür sistemlerinin kablolama maliyetleri azaltıldığı gibi işletme güvenilirliğinin arttırılması ve enerji verimliliğinde artma hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Aydınlatma, Kontrol Sistemleri, Kablosuz

AydınlatmaDenetim sistemleriKablosuz ağlar
Cengizhan Abay
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dış ortam aydınlatmasında armatür montaj konumlarının ve dağılımlarının belirlenmesi

Dış aydınlatma uygulamalarında tercih edilen aydınlatma düzeyi, aydınlatma verimliliği, ışığın renksel ve grafiksel kalitesi, optimum aydınlatma yönteminin seçimi, armatür ve lamba dağılımı, gerçekleştirilen tasarım ve hesaplamalar için belirleyici faktörlerdir. Aydınlatma düzeyi ve renk kalitesine aydınlatılacak ortamın sosyal, kültürel ve ekonomik bakımdan değerlendirilmesi ile karar verilir. Aydınlatma düzeyindeki ve renk kalitesindeki artış, kurulacak aydınlatma alt yapısının ilk kurulum maliyetini arttırdığı gibi işletme maliyetini de artıracaktır. Sonraki aşamada ise karar verilen normlarda, mühendislik ve mimari bakımdan uygun olan aydınlatma yöntemi, armatür/lamba türü ve armatür/lamba dağılımı ile uygulama gerçekleştirilir. Burada gerçekleştirilen çalışmada; yol, meydan, park ve stadyum tarzı dış ortamlarda gerçekleştirilen aydınlatma uygulamalarında, armatür konumlandırılmalarının sıklığı üzerine bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Burada, referans alınan 100 adet armatür ve referans alan dikkate alınarak; aynı yükseklikten, fakat farklı askı noktası dağılımlarında, aydınlatma düzeyleri karşılaştırılmaktadır. Armatür/lamba dağılımlarının gerçekleştirildiği askı noktası sayıları 1'den 100'e kadar arttırılarak, aydınlatma dağılımlarına etkileri ayrıntılı olarak ele alınmaktadır. Ele alınan bilgisayar destekli tasarım ortamı, dış aydınlatma için üst düzlemde armatürlerin askıda olduğunu esas alarak hesaplamaları gerçekleştirilmektedir. Gerçekleştirilen tasarım hesaplamalarında, hem referans alanda olmamaları, hem de bu yüzden hesaplama sonuçlarını olumsuz etkilemeleri nedenleriyle hesap ağındaki en dış noktalar dikkate alınmamaktadır. Elde edilen hesaplama sonuçlarında yer alan aydınlatma ortalamaları ve aydınlatma dağılım katsayılarından yararlanılarak, istenilen askı noktası sayısında aydınlatma yapmayı sağlamaya yönelik olarak, son kullanıcıların tercihlerinde kolaylık sağlanması hedeflenmektedir.

AydınlatmaAydınlatma yöntemleriDış mekan+1
Şehmus Turan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Işık kaynaklarında fliker etkisi ve verimlilik ilişkisi.

Işık enerjisinin fiziksel değişim özellikleri, yapısal esaslı ve ışığı oluşturan enerji kaynağı esaslı olmak üzere iki ayrı kapsamda ele alınır. Yapısal özelliklerinden kaynaklı ışınım değişimleri; tanecik ve dalgacık esaslı olmak üzere incelenen, ışınımın türünü, rengini ve enerji boyutunu belirleyen temel özellikleridir. Işığın yapısal frekansına ya da dalga boyuna bağlı olarak ışınım türleri; ultraviyole, görünür ışıklar, kızıl ötesi, radyo dalgaları v.b. olarak adlandırılırlar. Işınımın enerji esaslı titreşimi ise, ışığa dönüşen enerji kaynağındaki titreşime ya da frekansa bağlı olan, ışığın kesintili olarak mevcut olması ya da olmaması prensibi ile açıklanabilen görsel etkileşimlerdir. Işığın, enerji kaynağına bağlı ve kesintili olarak mevcut olması ya da olmaması durumu, aydınlatmada fliker etkisi ya da stroboskobik olay olarak tanımlanan bir kavram olup, burada ışık kaynaklarına bağlı olarak incelenmiştir. Aydınlatma amaçlı kullanılan lambaların enerji kaynaklı fliker etkileri ele alınarak, ışık etkinlikleri ve verimlilikleri analiz edilmiştir. Gerçekleştirilen analizlerde, ışık kaynaklarından elde edilen ışık enerjisinin fliker titreşimleri ayrı ölçülerek, her birinin birim periyotta ışıklılık ve ışıksızlık sonuçları elde edilmiştir. Bir sonraki aşamada ise ışık kaynakları için aydınlatma verimlilikleri, elde edilen ışıklılık ve ışıksızlık analizleri ile tekrar ele alınmıştır. Böylece, bazı ışık kaynaklarının anlık değerlendirmede yüksek lümen verimliliğine sahip oldukları gözükse de fliker esaslı ışıklılık ve ışıksızlık değerlendirmesine tabi tutulduklarında daha düşük verim değerlerinde olabildikleri görülmüştür.

Fatih Kuş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rüzgar türbinlerinde yapay zeka tabanlı arıza teşhisi mekanizması

Küresel enerji sektörünün artan enerji ihtiyacı, fosil kaynak rezervi ve yeşil bir çevre faktörleri çerçevesinde yeniden şekillenme gereksinimi teknolojinin de gelişmesiyle birlikte enerji kaynaklarının yenilenebilir olması yönünde ilerlemiştir. Rüzgar enerjisinin sürekliliği ve ulaşılabilirliği bakımından rüzgar enerjisi bu kaynaklar arasından en büyük paya sahip olmuştur. Enerji ihtiyacının büyüklüğü türbin boyutlarını da arttırmaktadır. Türbin boyutlarındaki artış türbinlerin kolay ulaşılabilirliğine engel olmaktadır. Artan türbin boyutları ve sisteme müdahalenin zorlaşması sistemlerde kapsamlı bir kontrol yapısı gerekliliğini meydana getirmiştir. Büyüyen türbin boyutları, artan elektriksel güç, güvenlik ve verim faktörleri sistemde kontrol ile beraber bir arıza tahmin, tespit veya teşhis sistemlerini de gerektirmektedir. Bu çalışmada üç kanatlı, yatay eksenli, yunuslama açı kontrollü, 4.8MW gücündeki rüzgar türbininde yapay zeka tabanlı arıza teşhis çalışması yapılmıştır. Rüzgar türbin sistemleri değişken şartlarda değişen sağlıklı çalışma koşullarına sahip oldukları için doğrusal sınıflandırma yöntemleri etkili kontrol sağlayamamaktadır. Sistem üzerinden alınan çeşitli veriler Neural Network Toolbox kullanılarak eğitilmiştir. Karar yapısı tarafından işlenerek sistem durumu hakkında karar vermesi hedeflenmiştir. Ölçülen veya çeşitli hesaplamalar ile elde edilen giriş değerleri, yapar sinir ağı (YSA) yapısı ile arıza kestiriminde kullanılmıştır. Arıza teşhis sistemini uygulayıp geliştirmek için uluslararası düzeyde gerçekleştirilen IFAC yarışmasında kullanılan 'A Wind Turbine Benchmark Model for a Fault Detection and Isolation Competition, Silvio Simani' rüzgar türbini yarışma modeli kullanılmıştır. Sekiz farklı arıza senaryosu MATLAB/SIMULINK ortamında gerçekleştirilerek mekanizmanın başarımı test edilmesi amaçlanmıştır.

Okan Yılmaz
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akıllı şebeke uygulamalarına yönelik nesnelerin interneti tabanlı uzaktan izleme sistemi

Akıllı elektrik şebekeleri son yıllarda önem kazanan konulardandır. Akıllı şebeke, modern bilgi sistemi ile geleneksel elektrik şebekesinin bir kombinasyonudur. Ölçüm ve uzaktan izleme işlemleri akıllı şebekeler için oldukça önemli olan işlemlerdir. Enerji verimliliğinin arttırılması ve elektrik şebekesinin buna uygun olarak verimli bir şekilde yönetilmesi için yüksek doğruluklarda tahminlerin yapılması ve bu tahminlerin karar alma süreçlerinde kullanılması gerekmektedir. Bu çalışmada, akıllı şebekeler için akıllı ölçüm sistemi ve kablosuz uzaktan izleme sistemi tasarımı ve uygulaması önerilmektedir. Elektrik enerjisi tüketiminin etkin bir şekilde kontrol edilebilmesi için kullanıcıların, harcadıkları enerji miktarlarını anlık olarak takip edebileceği bir sistemin tasarımı gerçekleştirilmiştir. Sistemi oluşturan farklı yapı mimarileri ile uygun bir veri iletim yöntemi oluşturulmuş, bileşenlerin yapı içerisindeki davranışları ve kullanım yöntemleri incelenmiştir. Akıllı ev ve akıllı elektrik şebekeleri için Node-RED ağ tabanlı IoT (nesnelerin interneti) yapısı kurulumu yapılarak bir uygulama gerçekleştirilmiştir. IoT yapısı, izleme ve kontrol için çeşitli sensör ve aktüatörlerden oluşmaktadır. IoT 'de cihazların birbirleri ile iletişiminde MQTT (Message Queuing Telemetry Transport) haberleşme protokolü kullanılarak, akım sensörleri ile elektrikli ev aletlerinin tükettiği güç ölçümü yapıldıktan sonra yapılan ölçümler kaydedilerek bir veri seti oluşturulmuştur. Türkiye Elektrikli Ev Aletleri Veri Seti' nin (TEEAVS) geliştirilmesi ile birlikte veri madenciliği veya makine öğrenmesinde yapılmakta olan araştırmalar için kolay erişilebilir bir veri setinin elde edilmesi planlanmıştır.

Muhammet Emin Kalemci
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

H6-II tipi transformatörsüz eviricinin reaktif güç üretim kabiliyetinin farklı modülasyon yöntemleri ile irdelenmesi

Bu çalışmada, tek fazlı H6-II tipi transformatörsüz eviricinin reaktif güç üretim kabiliyetinin farklı modülasyon tekniği, modülasyon sinyali (MS), taşıyıcı sinyali (TS) ve modülasyon stratejileri (MStr) ile irdelenmesi yapılmıştır. Öncelikli olarak, geleneksel modülasyon stratejisi ve çeşitli modülasyon ve taşıyıcı sinyallerin oluşturmuş olduğu sinüzoidal darbe genişlik modülasyonu (SDGM) ve üçüncü harmonik enjekteli darbe genişlik modülasyonu (ÜHE-DGM) modülasyon tekniği modlarının (Mod I-VI) şebekeden bağımsız H6-II tipi eviricide meydana getirdiği performanslar ayrı ayrı ortaya konulmuş ve karşılaştırmalı bir analiz yapılmıştır. Sonrasında, SDGM ve hibrit darbe genişlik modülasyonu (HDGM) temelli çeşitli modülasyon stratejileri (geleneksel, geleneksel-ayrık, geliştirilmiş ve geliştirilmiş-ayrık), modülasyon ve taşıyıcı sinyallerin meydana getirmiş olduğu modlar (Mod I-XVI) ışığında anahtarlama işaretleri üretilip şebeke bağlantılı hale getirilmiş H6-II tipi eviricisi anahtarlarına uygulanmıştır. Her bir mod için eviricinin aktif ve reaktif güç enjeksiyon kabiliyeti irdelenmiştir. Son olarak, güç enjekte (aktif veya reaktif), modülasyon tekniği (SDGM veya HDGM), modülasyon stratejisi (MStr 1-6), modülasyon sinyali (MS 1-2) ve taşıyıcı sinyali (TS 1-6) türleri dikkate alınarak oluşturulan modlara bağlı olarak ortak mod gerilimi (V_CM) ve kaçak akım (i_cm) davranışı irdelenmiş. Farklı parazitik kondansatör (C_fv) değerleri için kaçak akım (i_cm) değerindeki değişim gözlemlenmiştir.

Aktif güç optmizasyonuDarbe genişliği modülasyonuDönüştürücüler+3
Pelin Türkmen
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimEN

The Turkish lip reading using deep learning method

Automated lip reading is a research problem that has developed considerably in recent years. Lip reading is evaluated both visually and audibly in some cases. Detecting an unwanted word from a security camera is an example of a visual lip-reading problem. Audio-visual datasets are not applicable where such image-only data is involved. Therefore, we may not have audio input in all cases. In certain cases, it is not feasible to obtain the audio input of the spoken word. In this study, we have gathered a novel Turkish dataset consisting solely of images. The dataset was generated using YouTube videos, which constitute an uncontrolled environment. Consequently, the images present challenging parameters with respect to environmental factors such as lighting conditions, angles, colors, and individual facial characteristics. Despite the variations in facial attributes like mustaches, beards, and makeup, the visual speech recognition problem was addressed using Convolutional Neural Networks (CNN) without making any modifications to the data. The problem was formulated with 10 classes, comprising single words and two-word phrases. While developing the study, comparisons were made with LSTM, BGRU, and Dilated CNN. The proposed study using only-visual data obtained a model which is automated visual speech recognition with a deep learning approach. In addition, since this study uses only-visual data, the computational cost and resource usage is less than in multi-modal studies. Also, we introduce introduced a novel approach called Concatenated Frame Images, which involved combining image frames into a single large frame. It is also the first known study to address the lip reading problem with a deep learning algorithm using a new dataset belonging to the Ural-Altaic languages.

Ali Berkol
Başkent University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimEN

Graph-based object classification techniques for autonomous vehicle radar sensors

As the automotive industry continues to evolve, the importance of visual perception systems that provide situational awareness to autonomous vehicles has become crucial. While traditional deep neural networks have been successful in solving 2D Euclidean problems over the past decade, the analysis of point clouds, especially RADAR data, presents significant challenges owing to its irregular structure and intricate 3D geometry, which are not well-suited for 2D signal processing. To address this issue, we propose two novel approaches by using Graph and Transformer based classification methods for RADAR point clouds in this thesis. The novel aspect of these studies lie in the development of an object point detection pipeline utilizing Graph and/or Transformer based methods. Each of the created models utilizes a deep learning structure from start to finish, incorporating graph convolutions on both RADAR points and feature vectors. Feature vectors are generated within the GSP framework to create a contextualized representation of the sensor data. As the movement towards comprehensive deep learning methods continues to grow in popularity, we initially present the RADAR-DGCNN and RADAR-PointNGCNN methods, both of which are constructed using graph-oriented algorithms. While our initial suggested approaches predominantly utilize graph-related methods, we improve the classification outcomes by integrating adaptations into a Transformer network within the GSP framework. To validate the effectiveness of our proposed methods, we conduct experiments using publicly available nuScenes and RadarScenes point cloud datasets. Through extensive experimentation on these challenging benchmark datasets, we demonstrate that our proposed method outperforms state-of-the-art baselines studied on the RADAR point cloud in terms of performance.

Rasim Akın Sevimli
Başkent University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

FMCW radar verilerinin makine öğrenmesi yöntemleri ile sınıflandırılması

Günümüzde objeleri niteliklerine göre sınıflandırmanın birçok uygulama alanı bulunmaktadır. Örneğin, savunma sanayi, gözetleme, robotik vb. Bu durum, geleneksel yöntem ile çözülemeyen problemlere yönelik birçok yenilikçi uygulamanın ortaya çıkmasına olanak sağlar. Örneğin, radar verileri üzerinden nesnelerin sınıflandırılmasında hız, Radar Kesit Alanı (RKA), faz değişimi gibi birçok değer göz önünde bulundurulur. Ancak, bu yöntem ile birbirine yakın boyut ve hızlarda olan nesneler yüksek doğruluk ile ayırt edilememektedir. Bu duruma örnek olarak kuş ve droneların radar verileri üzerinden ayırt edilmeye çalışılmasını örnek verebiliriz. Kuşlar ve droneların RKA ölçümleri ve hızları bazı durumlarda aynı olmaktadır ve bu sebep ile geleneksel eşik uygulama gibi yöntemler etkin olmamaktadır. Günümüzde meydana gelen simetrik ve asimetrik çatışma ve savaşlar göz önüne alındığında, drone kullanımının arttığını ve savaş alanında etkin bir şekilde kullanılabileceğini gözlemlemek mümkündür. Droneların kolay elde edilebilir ve kolay imal edilebilir olması bu duruma neden olabilmektedir. Bu nedenle farklı sensörler ve farklı yöntemler kullanılarak bu droneların ayırt edilmesi önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasında, bu ayrımın yüksek performansla gerçekleştirilebilmesi için gerçek radar sensör ölçümlerinden elde edilen eş evreli dördün evreli (In-Phase Quadrature, IQ) verilerinin spektogramları ile Evrişimsel Sinir Ağı(ESA) algoritmasının performansı üzerine bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada, Frekans Modülasyonlu Sürekli Dalga (Frequency Modulated Continuous Wave, FMCW) radardan elde edilmiş olan IQ verilerinin mikro-doppler izlerini kullanarak, klasik makine öğrenmesi yöntemlerini ve farklı derin öğrenme mimarilerini kullanarak hem farklı drone türlerinin sınıflandırılmasını hem de droneların kuşlardan ayırt edilmesi gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada kullanılmış olan veriseti içerisinde 6 adet drone sınıfı, 2 adet insan hareketine bağlı ölçümlerden oluşan insan sınıfı, 6 ayrı kuş türüne ait ölçümlerin olduğu kuş sınıfı ve Üçgen Reflektör ölçümlerinden oluşan üçgen reflektör sınıfı bulunmaktadır. Bu çalışma sonucunda uçtan uca oluşturulmuş ESA mimarileri ve önceden eğitilmiş ESA mimarilerinde ile yüksek başarım oranları elde edilmiştir. Bu çalışmada önerilen ESA mimarisi ile özniteliklerin çıkartılarak Destek Vektör Makinası ile sınıflandırıldığında en yüksek doğruluk değeri %98.04 olarak elde edilmiştir.

Emre Can Ertekin
Başkent University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dikgen olmayan çoklu erişimde kaynak tahsisi

Dikgen Olmayan Çoklu Erişim (NOMA) sisteminde Kaynak Tahsisi (RA), Kullanıcı Eşleştirme (UP) ve Güç Tahsisi (PA) olmak üzere iki başlık altında incelenir. Kaynak tahsisi, UP ve PA'nın birlikte uygulanması ile gerçekleştirilir. UP ile hücredeki kullanıcılar birden fazla gruba ayrılır ve her grup için ayrı ayrı NOMA uygulanır. Bu çalışmada, her biri iki kullanıcıdan oluşan gruplar için güç alanında kaynak tahsisi yapılmıştır. Kullanıcıları eşleştirmek için Rastgele Eşleştirme, Optimal Kullanıcı Eşleştirme ve Uyarlanabilir Kullanıcı Eşleştirme algoritmaları ayrı ayrı uygulanmıştır. Uygulanan tüm bu eşleştirme algoritmaları için yine ayrı ayrı olmak üzere her bir algoritmadaki gruplar içerisinde güç tahsisi yapılmıştır. Güç tahsisi, sezgisel optimizasyon algoritmalarından biri olan Parçacık Sürü Optimizasyon (PSO) algoritması kullanılarak yapılmıştır. Algoritma, her bir grup içerisindeki kullanıcıların veri hızının OMA sistemindeki veri hızlarından düşük olmaması ve kullanıcılara atanan güç katsayılarının toplamının bire eşit olması kriterlerine göre çalıştırılmıştır. Çalışma kapsamında kullanıcıların optimal bir eşleşme ile gruplandırılması ve sistemin toplam veri hızının arttırılması hedeflenmiştir. Sonuçlar MATLAB programı kullanılarak grafikler üzerinden karşılaştırmalar yapılarak gösterilmiştir. Kullanılan eşleştirme algoritmaları ile beraber yapılan güç tahsisi sonucu elde edilen kullanıcı veri hızları ve sistemin toplam veri hızının OMA kullanıcı veri hızları ve sistemin toplam veri hızı ile karşılaştırılması yapılmıştır. Ayrıca kullanıcıların NOMA ve OMA hızları kullanılarak sistemin kazancı hesaplanmıştır ve grafik ile gösterilmiştir. PSO algoritmasının güç tahsisi üzerindeki performansının anlaşılabilmesi için literatürde sıkça kullanılan Channel State Information (CSI) tabanlı güç tahsisi yönteminden faydalanılmıştır. Bu iki yöntem karşılaştırılarak sonuçlar yorumlanmıştır.

EşleştirmeKaynak dağılımıKullanıcı+2
Caner Küçükyılmaz
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akıllı batarya kapasitesinin derin öğrenme yöntemleriyle tahmini

Günümüzde lityum iyon bataryalar, verimli bir enerji depolama elemanı olarak üretimin ve yaşamın çeşitli alanlarında yeri doldurulamaz bir rol oynamaktadır. Lityum iyon bataryaların sağlık durumu (SOH), enerji depolama sisteminin güvenli çalışması için kritik öneme sahiptir. Lityum iyon bataryaların sağlık durumunun bozulması batarya performansının düşmesine, mevcut maksimum kapasitenin azalmasına, hizmet ömrünün kısalmasına, elektrikli araçların sürüş menzilinin azalmasına ve hatta elektrikli araç kullanımında güvenlik açıkları meydana gelmesine yol açabilmektedir. Bu tez çalışmasında batarya yönetim sisteminden gelen, yaşlanmaya bağlı olarak değişen gerilim, akım ve sıcaklık profilleri gibi ölçülebilir veriler kullanılmış bu veriler ile kapasite değişim vektörü elde edilmiş ve Dikkat Mekanizmalı Geçitli Tekrarlayan Birim yöntemi ile bir kapasite tahmin çerçevesi önerilmiştir. Bu verilere dayanarak kapasite ile şarj profilleri arasındaki ilişki sinir ağları tarafından öğrenilir. Bu çalışmada ulaştığımız deneysel sonuçlar hem soğuk hem sıcak hem de oda sıcaklığı koşullarından NASA lityum iyon batarya veri setlerine dayanır. Önerilen dikkat mekanizmalı GRU yöntemi, bataryanın sağlığının tahmininde ortalama mutlak yüzde hata açısından derin öğrenme yöntemlerinden olan LSTM, GRU, BiLSTM, LSTM-AM ve BiLSTM-AM yöntemlerine kıyasla sırasıyla %35, %27, %20, %16 ve %10'a kadar daha başarılı olduğu görülmüştür. Yapılan benzetim çalışmaları MATLAB ortamında derin öğrenme toolbox'ı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Son yıllarda dikkat mekanizmaları, zaman serisi tahmin modellerinin performansını artırmak için güçlü bir araç olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, zaman serisi problemlerinin çözümlerinde kullanılan LSTM, BiLSTM ve GRU aynı NASA veri setleri üzerinde denenmiş ve her biri dikkat mekanizması ile birleştirilerek performansları ölçülmüştür. Bu üç yöntemden daha hızlı ve basit olmasıyla GRU tercih edilmiştir. Bu çalışmada önerilen mekanizma GRU ile Dikkat Mekanizmasını birleştirerek oluşturulmuş SoH öngörüm mekanizmasıdır.

Tuğhan Tunç
Başkent University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

E-burun kullanılarak aynı ve ayrı hasat dönemindeki farklı kalitelere sahip siyah çayların sınıflandırılması

Dünya genelinde en çok tüketilen içeceklerin bir örneği çaydır ve ülkemiz çay sektörü yönüyle önemli bir yere sahiptir. Bunlardan dolayı çay kalitesi her zaman ön planda olan bir konudur. Çay ürünlerinin sağlıklı yöntemlerle üretilerek iyi bir kalite standardında olması istenilen durumdur. Çay, satış piyasasına sunulmadan önce amaçlanan kalitede doğruluk göstermelidir. Çay kalitesinin standartlarının belirlenmesinde insanların öznel karar vermesi değişken sonuçlara neden olabilir. Çayın kalitesinin nesnel yöntemlerle kontrol edilmesi, çay fabrikalarında daha doğru sonuçlara ulaşılması için gereklidir. Bu tez çalışmasında, çay kokusu temel alınarak Doğu Karadeniz Bölgesinde üretilen aynı ve ayrı hasat dönemindeki farklı kalitelere sahip siyah çayların kalitesinin elektronik ortamda sınıflandırılması içim minimal olarak tasarlanan elektronik burun prototipi kullanılmıştır. Bu e-burun devresinde sistemli bir yol izlenerek siyah çayların kokusunun 8 farklı sensör tarafından algılanması sağlanmıştır. İletkenlik değişimine dayalı olarak çalışan sensörlerin neden olacağı gerilim değişimi veri toplama kartına kaydedilmiş ve bilgisayarda sayısal olarak görüntülenmiştir. E-burun devresiyle elde edilen bu işaretlere ön işleme uygulamış, öznitelik çıkarımı yapılmış ve k-en yakın komşu, destek vektör makineleri ile torbalama öğrenme algoritmaları sınıflandırma amacıyla kullanılmıştır. Sınıflandırma başarılarının incelenmesi için 5-katlı çapraz doğrulama yöntemi kullanılmış ve yöntem sonucundaki başarım yüzdeleri belirlenerek karşılaştırılmıştır.

Destek vektör makineleriK-En Yakın Komşu AlgoritmasıMatlab+2
Elif Kazdal Örün
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00