
357
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Kriz haberciliği bağlamında TV haberlerinin analizi: COVID-19 salgını örneği
Aralık 2019 yılında Çin'de ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını bütün ülkeleri ve insanları, düzen, sağlık, ekonomi vb. alanlarda olumsuz etkilemiştir. Bu salgın günlerce gündemde kalmış ve tüm dünyada kriz durumu yaratmıştır. Ulusal ve uluslararası medyada yer alan salgın haberleri, salgının durumu, seyri ve devletlerin aldıkları önlemler hakkında toplumları bilgilendirme görevi üstlenmiştir. Türkiye'de COVID-19 salgını ile ilgili ilk vaka 11 Mart 2020 tarihinde görülmüştür. İlk vakanın görülmesiyle birlikte Türkiye'deki medya organları salgın ile ilgili toplumu bilgi bombardımanına tutmuş, haber bültenlerinin konusu bir anda COVID-19 salgını olmaya başlamıştır. Bu çalışmada, kriz haberciliği bağlamında COVID-19 salgını haberleri incelenmiştir. COVID-19 salgını haberlerinin incelenmesi için Türkiye'de yayın yapan üç televizyon kanalının (FOX TV, ATV ve CNN Türk) ana haber bültenleri seçilmiştir. Bu çalışmada, kriz haberciliği örneğinde medyanın izleyiciyi karşı sorumluluğunu yerine noktasında nasıl bir yol izlediğine yönelik soruya cevap aranmıştır. Çalışma sonucunda kriz haberciliği bağlamında medyanın izleyiciye karşı sorumluluğunu yerine getirme de farklı yollar kullandığı sonucuna ulaşılmıştır.
Toplumsal cinsiyet bağlamında öteki'nin temsil mecrası olarak Tiktok
Toplumsal Cinsiyet Bağlamında "Öteki" 'nin Temsil Mecrası Olarak TikTok isimli bu tez çalışmasının amacı toplumun 'öteki' olan ve cinsel yönelimleri farklı olan birey ve toplulukların oluşturduğu LGBT'lerin TikTok'ta ne gibi temsillerinin bulunduğu ve bunun karşılığında homofobik bireylerin bu temsillere ne gibi yorumlar yaptığının ortaya konmasıdır. Bu amaçtan hareketle tez, eşcinsel bireylerin TikTok'ta dolaşıma soktukları videoların ve yapılan yorumların incelenmesi üzerine bina edilmiştir. Cinsellik tarihi kadar eski olan eşcinsellik tarihi toplumdan topluma ya da kültürden kültüre farklılık gösterse bile cezalarla baskı altında tutulmuş, aşağılanmış, ötekileştirilmiştir. Toplumdan dışlanan ve marjinal sayılan bireyler "öteki" konumunda yer almıştır. Günümüzde toplumsal algılar ve normlar nedeni ile halen heteroseksüeller tarafından LGBT'ler dışlanmaya ve ötekileştirme maruz bırakılmaktadır. Bu çerçevede çalışmanın araştırma boyutunda; araştırma problemlerini kapsamlı olarak irdeleyebilmek, bir yöntemin zayıf yönünün diğer yöntemin güçlü yönüyle tamamlayabilmek ve bir yöntemin diğer yöntemdeki eksik yönlerini güçlendirmek amacıyla, karma model yaklaşımı kullanılmıştır. LGBT bireylerinin TikTok platformunda paylaştıkları videolara göstergebilimsel analiz yöntemi uygulanmıştır. Bunun yanı sıra paylaşılan videolara heteroseksüel bireylerin yaptıkları homofobik yorumlara ise söylem analizi yöntemi uygulanmıştır. Araştırma kapsamında örneklem olarak seçilen 6 LGBT üyesinin dolaşıma soktuğu 12 video incelenmiştir. . Bu kullanıcılardan 1'i gay diğer 5'i ise trans birey olarak görülmüştür. İncelenen videoların altına yapılan ikişer yorum incelenmiş ve elde edilen bulgular varsayımlar doğrultusunda analiz edilmiştir. Analizler sonunda, örneklem olarak seçilen videolar bağlamında TikTok mecrasının LGBT bireyleri için bir temsil mecrası haline geldiği görülmüştür. Toplumsal cinsiyet bağlamında öteki bireyler TikTok platformunda birçok video paylaşmakta ve eşcinsel olduklarını gerek hareketleriyle gerek söylemleriyle apaçık ifade etmektedirler. Yapılan söylem analizinde ise LGBT bireylerine ait videolara ağır nefret söylemi içeren homofobik yorumların yapıldığı ve LGBT bireylerinin öteki olarak gösterimin bu söylemlerle tescillendiği yorumlara rastlanılmıştır.
Teknoloji bağımlılığı ve bağımlılığın tükettiği kimlikler
Günümüzde teknoloji kullanım alanları ve pratiklerinin artması nedeniyle teknoloji bağımlılığı ve bu bağımlılık sonucunda kimliğin bir tüketim nesnesi haline gelmesi arasındaki ilişkisinin incelenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Her bireyin zaman ve mekân farkı göz etmeksizin teknolojiyi hayatlarının her alanında kullanabiliyor olması, teknolojinin bireylerin hayatlarındaki kullanım alanını genişletmesine sebep olmaktadır. Böylece teknoloji bir yandan bireylerin hayatlarındaki hemen her ihtiyacı karşılamanın kolay ve ulaşılabilir yollarını sunuyor olsa da, diğer yandan bireylerin hayatlarında yer alan önemli kavramların sorgulanmasına ve anlamlarının değişmesine yol açmaktadır. Mevcut literatür incelendiğinde teknoloji bağımlılığı ve kimliğin tüketimi konusunu doğrudan ele alan çalışma olmadığını görülmektedir. Bu nedenle bu çalışmada teknoloji bağımlılığı ve bağımlılığın bireylerin kimliklerini bir tüketim nesnesi haline getirip getirmedikleri nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile incelenmektedir. Çalışma sonucunda literatürde var olan çalışmalara ek olarak teknoloji kullanımının bir bağımlılık haline gelmesi ve bu bağımlılığın kimlik tüketimi ile olan ilişkisine vurgu yapılmaktadır. Çalışmanın sonucunda bireylerin teknoloji kullanımlarının bağımlılık düzeyine gelmesi ile birlikte, bireylerin "kimlik" kavramına dair bir sorgulama içerisine girdikleri ve bu sorgulama sonucunda kendi kimliklerini yücelttikleri ya da değiştirme yoluna gittikleri görülmektedir.
Yeni dönem Türk sinemasının ekonomi politiği: Yönetmen odaklı sinemadan yapımcı odaklı üretim mekanizmasına
Sinema, 19. yüzyılın sonlarındaki keşfinden bu yana yaşamımızın çok önemli bir parçası olmuştur. Güzel sanatların; resim ve heykel, müzik, tiyatro, dans, edebiyat, mimari gibi geleneksel dallarından sonra ortaya çıkıp, tüm bu dallardan yararlanması sebebiyle yedinci sanat adını almıştır. Sinemanın doğuşu; Lumiere Kardeşler'in, kendi keşifleri olan ve patentini almış oldukları sinematograf cihazı ile 28 Aralık 1895'te Paris'te bulunan Salon Indian Du Grand Café'de halka açık ve biletli gerçekleştirilen ilk özel gösterim olarak kabul edilir. Bu ilk gösterimde halkın yoğun ilgisi ve tepkileri doğrultusunda sinema, güncel teknolojilerle her geçen yıl daha da geliştirilip günümüzde bir endüstri halini almıştır. Bu dönemde filmlerin üretimi iş birliği usulüyle yapılırken bugün, küreselleşme ve pazarın genişlemesi gibi etkenlerle üretim, dağıtım ve gösterim süreci kural ve prensiplere dayanan, alanında uzmanlaşmış maaşlı işgücü tarafından üretilen ürünlere dönüşmüştür. Öte yandan sinema, bir sanat dalı olarak ele alındığında ilk gösterimden bu yana geçen zaman içerisinde pek çok kuram, akım ortaya çıkmıştır. Auteur kuramı (yönetmen sineması) da bunlardan biridir. Bu çalışmada; ele alınan örneklemler ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde karşılaştırmalı olarak analiz edilip, sinemamıza olan etkileri ortaya konmuştur. Araştırmanın evrenini, yeni dönem Türk sineması kapsamında, yapımcı odaklı sinema filmleri ve yönetmen filmleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi olarak, yapımcı Mustafa Uslu ile Ayla filmi ve yönetmen Nuri Bilge Ceylan ile Üç Maymun filmi seçilmiştir. Araştırma yeni dönem Türk sinemasını kapsamaktadır. Buna bağlı olarak örneklemler doğrultusunda yeni dönem Türk sineması ile sınırlıdır. Veri toplama aracı, nitel bir çalışma olduğundan literatürde daha önce eleştirel ekonomi politik, sinemanın ekonomi politiği ve Türk sinema tarihi konusundaki çalışmalar incelenerek, Ayla ve Üç Maymun filmleri eleştirel ekonomi politik bağlamında, yapımcı ve yönetmen sisteminin sinemamıza etkileri karşılaştırma yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlara göre, Türk sinemasının, yapımcı odaklı üretim mekanizması tarafından tehdit altına girdiği görülmektedir. Türk halkının zaaflarına yönelik dramatik ve acıklı hikâyeler, daha çok izleyici çekebilmek dolayısıyla gişe getirisi elde edebilmek adına gerçeğinden saptırılmış ve çeşitli yanıltıcı reklam kampanyalarıyla sunulmuştur. Amaç sanat yapmaktan çıkıp, ekonomik kaygılara dönüşmüştür. Anahtar Kelimeler: ekonomi politik, sinema, yapımcı, yönetmen
COVID-19 sürecinde kamu yönetiminde merkezi yönetimin diyalojik halkla ilişkileri: Bakanlıkların web sayfaları ve Twitter hesaplarının incelenmesi
Diyalojik halkla ilişkiler teorisi, hedef kitlelerle iki yönlü iletişim olanakları sunan internet teknolojileri sayesinde kolaylıkla uygulanabilir hale gelmiştir. İnternet teknolojileri aracılığıyla, kuruluşlar ile hedef kitleleri arasındaki iletişimin, kişilerarası iletişime benzer şekilde, diyaloğa dayalı gerçekleşebileceğini vurgulayan çalışmalar artmaya başlamıştır. Kuruluşların hedef kitleleri ile iletişimini diyaloğa dayalı gerçekleştirebilecekleri en önemli teknolojiler, web siteleri ve sosyal medya platformlarıdır. Web siteleri ile diyalojik ilişkiler kurmak, alanda uygulamaya dönük yapılan ilk çalışmaya da esin kaynağı olmuştur. Kent ve Taylor tarafından yapılan çalışmada, web siteleri üzerinden diyalojik ilişkiler kurmanın mümkün olduğu, beş diyalojik iletişim ilkesi ile ortaya konulmuştur. Diyalojik döngü, bilginin kullanışlılığı, arayüz kullanım kolaylığı, ziyaretçileri sitede tutma ve yeniden ziyareti sağlama kuralından oluşan diyalojik iletişim ilkeleri, web sitelerinin diyalojik iletişime zemin hazırlanmasını sağlayacak biçimde tasarlanmasını içermektedir. Ancak diyalojik iletişime olanak sağlayan ilkelerin varlığı, diyaloğun ortaya çıkması için yeterli görülmemektedir. Gerçek bir diyaloğun, Kent ve Taylor'un çerçevesini çizdiği iletişim özelliklerini taşıması gerekmektedir. Bu özellikler, karşılıklılık, yakınlık, empati, risk ve bağlılığı içermektedir. Diyalojik ilkeler ve özellikler bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Çalışmada, Türk kamu yönetiminde merkezi yönetimin en önemli kurumlarından olan bakanlıkların web siteleri diyalojik ilkeler çerçevesinde, sosyal medya kullanımları ise, diyalojik iletişim özellikleri bağlamında analiz edilmiştir. Bu analizlerle, kamu yönetiminde merkezi yönetimin diyalojik halkla ilişkileri ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu amaçla, çalışma döneminde sayıları 16 olan bakanlıkların tamamının, web siteleri ve Twitter hesapları incelenmiştir. Bakanlıkların Twitter kullanımları, Covid-19 salgını nedeniyle ilk genel sokağa çıkma yasağının uygulanmaya başlandığı dönemde analiz edilmiştir. Yeni iletişim teknolojilerinin, kamusal iletişimin en hassas ve ihtiyaç duyulduğu bir dönemde, halkla ilişkiler bağlamında, diyalojik ilkeleri ve özellikleri barındıran nitelikte kullanılması önemli görülmüştür. Diyalojik halkla ilişkiler düzeyinin bu dönemde daha net anlaşılabileceği değerlendirilmiştir. Çalışmada nicel ve nitel içerik analizi yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Analiz sonucunda, web sitelerinin diyalojik iletişim ilkelerini kullanım düzeyleri yeterli görülmemiştir. Web siteleri bilginin kullanışlılığı konusunda başarılıdır. Ancak, ziyaretçi istek ve şikayetlerine yönelik yüksek potansiyel taşısalar da daha çok fikir alışverişini içeren diyalojik döngü ilkesinin kullanımı konusunda çok zayıf bulunmuştur. Sosyal medyada ise, yakınlık özelliği dışında diğer diyalojik iletişim özelliklerine bir yönelim olduğu değerlendirilmiştir. Ancak diyalojik iletişimin düzeyi yeterli seviyenin altındadır. Anahtar Kelimeler: Diyalojik Halkla İlişkiler, Kamu Yönetimi, Covid-19, Web Siteleri, Sosyal Medya.
Aile içi iletişim sorunsalı bağlamında Masumlar Apartmanı dizisinin göstergebilimsel çözümlemesi
Görsel iletişim ile kitle iletişim aracı olan televizyon, dizilerdeki görsel iletişim edinimleri ve taşıdığı anlamlar yönünden önem taşımaktadır. Göstergebilimde görünenin dışında kalan derin mana görsel iletişimin ayırt edici bir yönünü nitelemektedir. Türk dizileri anlam ve görünenin ötesindeki anlamlardan oluşturularak kurgulanıp senaryoya çevrilmektedir. Dizilerde doğru iletişim kavramı ön plandadır. Karakterler iletişimin önemini olumlu veya olumsuz örnek teşkili şeklinde gösterebilmektedir. İletişim dünya için gerekli ve anlamlı bir eylemdir. İletişim gibi, görünen anlamın ötesinde anlamı olan her şey göstergebilimin ilgi alanına girmektedir. İletişimin önemine vurgu yapan ve psikolojik olarak izleyiciyi ilk bölümden etkileyen, görsel ve duygusal konulu "Masumlar Apartmanı " dizisi gerçek bir hikâyeyi konu alan "Madalyonun İçi" kitabının "Çöp Ev" hikâyesinden esinlenerek senaryolaştırılmıştır. Gerçeklik algısı göstergeler aracılığıyla diziye yansıtılmıştır. Konusu bakımından iletişim, aile içi iletişim ve kültürel iletişimin önemi ve bireylerde bıraktığı psikolojik yıkımlar ile gerçeklik algısını ön planda tutan dizi sosyal psikolojiye de dikkat çekmektedir. Araştırmada "Masumlar Apartmanı" dizisinin gösterge bilimsel çözümlemesi incelenmiştir. İletişimin insanın aile, birey, toplum ilişkilerindeki etkisi incelenirken, kişilik oluşumunda sosyal psikoloji ile kimlik oluşumu, psikolojik etkiler çalışmanın temel konusunu oluşturmaktadır.
Türkiye'de kadın milletvekillerinin twitter kullanım düzeyleri ve kadın sorunlarını Twitter üzerinden ele alışı
Kadınların yalnızca toplumda değil, siyasi arenada da görünür olmak için mücadeleler verdiğini belirtmek mümkündür. Siyasi arenada kendilerine yer bulan kadın siyasiler, yeni iletişim teknolojilerini kullanabilmektedir. Kadın siyasilerin siyasi çalışmalarını sosyal medyaya taşıdığı gözlemlenmektedir. Ayrıca kadın siyasiler, sosyal mecraya zaman zaman hemcinslerinin sorunlarını da yansıtmaktadır. Teknolojideki hızlı değişim ve dönüşüm hayatın birçok kodunu değiştirdiği için dokunmatik toplumun birer parçası hâline gelen bireylere dönüşüldüğü öngörülebilmektedir. Kitle iletişim araçlarındaki bu hızlı gelişime ayak uydurulduğu ve birçok şeyin dijital platformlara yansıtıldığı düşünülmektedir. Bu dönüşümün alışıla gelinen siyasal iletişim fonksiyonlarını da derinden etkilediği ortaya çıkmaktadır. Hayatın neredeyse her alanına nüfuz eden sosyal medyanın; siyasal iletişimin geleneksel kodlarında da bir takım değişikliklere sebep olduğu gözlemlenmektedir. Siyasal iletişimi sosyal medyada da aktif bir şekilde sürdürmek adeta bir zorunluluk haline dönüşmüştür. Sosyal medyada özgün içerikler oluşturmak; son derece ucuza mal olmaktadır. Ayrıca bu mecra üzerinden interaktif iletişim sağlanabilmekte ve geniş kitlelerle, birkaç saniye içerisinde etkileşim içerisinde olunabilmektedir. Sosyal medyanın barındırdığı birçok artı söz konusu olduğu için siyasiler de bu mecraya yönelmektedir. Bu şekilde siyasiler; zamanlarını ve bütçelerini daha akıllıcı kullanabilme fırsatını yakalayabilmişlerdir. Bu çalışmada; Türk Siyasi tarihinin içerisinde azınlık konumda kalan kadın milletvekillerinin en popüler sosyal mecralardan biri olan; Twitter'ı kullanım düzeylerinin ve paylaştıkları içeriklerde kadınların sorunlarına yönelik eğilim gösterip göstermediklerinin cevabı aranmış ve bu içerik analizi yöntemi ile sunulmuştur.
Yeni medya ve televizyon yayıncılığı ilişkisi temelinde dönüşen izleyici pratikleri: Popüler diziler üzerinden bir analiz
Yeni medya teknolojileri, televizyon içeriklerinin izleyicilere sunum biçimlerini farklılaştırmıştır. Böylelikle izleyicilerin televizyon izleme pratiklerini dönüştürerek televizyon yayıncılığının yeniden yapılanmasında temel bir rol oynamaktadır. Yeni medya teknolojilerinin gelişimi ile televizyon yayıncılığında yaşanan yakınsama özellikle içeriklerin izleyicilere dağıtım biçimlerini dönüştürmüş, yayıncı kuruluşlar açısından yeni ortama uyum sağlamak izleyici oranlarını korumak ve sektöre hâkim olan rekabet ilişkilerinde ayakta kalabilmek adına giderek daha fazla önemsenen bir duruma dönüşmüştür. Televizyon yayıncılığı alanında yaşanan bu dönüşümün yansımaları son yıllarda Türkiye'de de belirgin bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Televizyon yayıncılığının yeni medya teknolojileri temelinde dönüşümü, içeriklerin sunum biçiminin farklılaşması ve bu kapsamda yayıncı kuruluşların izleyicilerle kurdukları etkileşim biçimlerinin değişmesi sektör açısından yeni bir dönemin ve rekabet ilişkilerinin de başlangıcı olmuştur. Bu kapsamda, özellikle kullanıcıların/izleyicilerin televizyon izleme biçimlerinin bulunduğu ortamı aşarak zaman ve mekândan bağımsız hale gelmesine vurgu yapılan yeni bir yayıncılık anlayışı ön plana çıkarılmaktadır. Ayrıca, yeni medya teknolojilerinin dönüştürmüş olduğu izleyici pratikleri sayesinde, kullanıcılar/izleyicilerin aktif katılımcı konumuna gelmeleri ön plana çıkarılmaktadır. Bu vurgular temelinde izleyicilerle kurulan etkileşimin geliştirilmeye çalışıldığı yeni medya mecralarındaki faaliyetler daha temelde sektördeki rekabet ilişkileri açısından önemsenmektedir. Televizyon içerikleri yalnızca geleneksel yayın kanalları üzerinden değil aynı zamanda yayıncı kuruluşlarca oluşturulmuş olan kurumsal web siteleri, sosyal medya ve video paylaşım siteleri ya da medya kuruluşlarının kendilerinin geliştirmiş oldukları çevrimiçi video izleme platformları aracılığı ile kullanıcılara/izleyicilere sunulmaktadır. Bu çalışmada da temel olarak, yeni medya teknolojileri temelinde televizyon içeriklerinin sunum biçimlerinin nasıl dönüştüğü, bu dönüşümün izleyicilerle kurulan etkileşimi nasıl şekillendirdiğine ve bu gelişmelerin televizyon yayıncılığı açısından taşıdığı anlama odaklanılmaktadır. Bu bağlamda, altı geleneksel televizyon kanalı ve bu kanallarda yayınlanan altı popüler dizinin yeni medya mecraları aracılığıyla izleyicilere sunum ya da aktarım biçimleri analiz edilmiştir. İçerik analizi yöntemi kullanılarak seçilen kanalların ve dizilerinin yeni medya platformları üzerinden izleyiciyle kurdukları etkileşim biçimleri incelenmiştir. Sonuç olarak, geleneksel televizyon yayıncılarının kullanıcıların/izleyicilerin yeni medya teknolojileri üzerinden televizyon içeriklerine rahatlıkla ulaşabilmelerini sağlayacak faaliyetleri önemsedikleri görülmüştür. Yayıncı kuruluşların kurumsal web siteleri, sosyal medya ve video paylaşım siteleri ya da kendilerinin geliştirmiş oldukları çevrimiçi video izleme platformları aracılığı ile kullanıcılara/izleyicilere etkin bir biçimde ulaşma çabası içinde oldukları gözlemlenmiştir. İzleyicilere içerikler hakkında yorum yapma, paylaşımlarda bulunma, beklenti ve isteklerini iletme açısından daha geniş imkânlar sunan yeni medya mecralarının izleyicilerle kurulan etkileşimi arttırdığı görülmüştür.
Nijerya ve Türk basınında kadına yönelik şiddetin temsili
Gerek fiziksel gerekse psikolojik ya da sözel kadına yönelik şiddet artık küresel bir sorun haline gelmiştir. Şiddetin yaygınlaşmasına sebep olan etmenlere bakıldığında ataerkil tahakkümü içeresinde yetiştirilen cinsiyetçi söylemin başlıca neden olduğu görülmektedir. Bununla birlikte toplumsal, siyasi ve ekonomik yapıların en etkili aktörlerin erkekler olduğu görülürken, kadınların ikincilleştirildiği, eril şiddete maruz kaldığı görülmektedir. Yazılı ve görsel medya ise şiddeti magazinleştirerek konunun önemini yok saymakta, sıradanlaştırarak meşrulaştırmaktadır. Dolayısıyla kadına şiddet meselesini söylem analizi çerçevesinde incelemek önemlidir. Özellikle van Dijk'in söylem çözümlemesi yöntemiyle, Nijerya ve Türk basınında kadına şiddetin nasıl haberleştirildiği karşılaştırarak tüm boyutlarıyla ortaya koymak bu çalışmanın temel problemi oluşturmaktadır. Bu bağlamda Türk basınında görüşleri birbirinden farklı 4 gazete: Sözcü, Sabah, Hürriyet ve Bianet incelenirken, Nijerya basınından yine birbirden görüş olarak farklı olan Vanguard, This Day, Premium Times ve The Punch gazeteleri incelenmiştir. Söz konusu gazetelerin her birinden 2016 ila 2020 yılları arasında yer alan 5 haber toplam 40 tane haber incelenmiştir. İnceleme sonucu iki basının da kadına şiddet olayını ticaret haline getirerek sattığı görülmüştür. Türk basınında magazinsel anlatım tarzıyla tiraj hedeflenirken, Nijerya gazeteleri belli kitlesine edebi anlatım ağırlıklı haber metinleri sattığı tespit edilmiştir. İki taraftan da incelenen 8 gazeteler arasında kadına yönelik şiddet konusunda olumlu adımlar attan yalnızca 3 gazete olduğu tespit edilmiştir: Sözcü, Bianet ve Premium Times. Bu üç gazete kendi bünyelerinde ürettiği "karşıt ideoloji" ile kadına şiddet konusunda ilerlerken, diğer gazetelerin iktidar ve egemen yapının belirlediği bir çizgi üzerinde yürüdüğü tespit edilmiştir. Anahtar sözcük: Kadına yönelik şiddet, Eleştirel söylem analizi, van Dijk, ataerkil, tahakküm, temsil
COVID-19 döneminde değişen reklam anlayışı: Pandemi mesajı içeren reklamların analizi
Krizler aniden ortaya çıkan işletmeleri tehdit eden bir durumdur. Covid- 19 salgınıyla birlikte birçok işletme olumsuz olarak etkilenmiştir. Toplumsal sorunlara getirdikleri çözümlerle krizi iyi yöneten işletmeler, tüketici tarafından daha çok tercih edilir ve rakiplerine de fark atmış olurlar. Covid-19 salgını da dünya tarihinde ender görülecek krizlerden biridir. Bu krizi iyi yöneten ve hedef kitleleriyle iletişimi sürdüren markalar, kriz sonrası değerlerini de artırmaya yönelik adım atmış olurlar. Bu bağlamda da bazı markalar pandemi ilanından sonraki reklamlarını değiştirerek, salgın ile ilgili maske, sosyal mesafe, evde kalınması gibi mesajlar vererek, salgında etkin rol oynamaktadırlar. Bu çalışmada 11 Mart 2020'de DSÖ tarafından ilan edilen pandemi sonrası değişen ve YouTube' de yayınlanan ve 1 Haziran 2021' kadar bir milyonun üzerinde görüntülenen on reklam filmi değerlendirilmeye alınmıştır. Bu on reklam filminde salgın döneminde insanların evlerinde kalmaları vurgulanarak, büyüklere saygı ve hürmet, yardımlaşma ve dayanışma, minnettarlık gibi kavramlara yönelik dilsel ve görsel ifadeler kullanıldığı tespit edilmiştir. Markalar salgın döneminde ürünlerini tanıtmaktan çok, hedef kitlelerine almaları gereken önlemleri ve birlik beraberliği göstermişlerdir. Sonuç olarak bu tür faaliyetler içinde olan işletmelerin markaları, tüketiciler ve hedef kitleleri tarafından olumlu algılanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Reklam, Covid-19, Pandemi, Göstergebilim, Söylem Analizi
Derviş Zaim sinemasında kurgu
Sinemanın doğuşu ile birlikte kurgu, sinemanın sanatı olmuştur. Sinemanın ilk yıllarıyla beraber kurgu da paralel olarak gelişimini göstermiştir. Bu bağlamda kurguya ilişkin çeşitli kuramcıların kuramları ile birlikte kurgu sürekli olarak gelişmiştir. Sinemanın ve kurgunun bu denli gelişimi ile ortaya çıkan "Auteur" kavramı sinemaya ayrı bir bakış açısı kazandırmıştır. "Auteur" kavramı ile yeni ve genç yönetmenler bağımsız sinema veya yönetmen sineması adı altında filmler üretmeye başlamışlar ve Yeşilçam döneminin ardından Türk sinemasında da bu etkileşim kendini göstermiştir. Yönetmen sineması olarak nitelendirilen bağımsız sinema bağlamında Derviş Zaim, sinema yapmaya ilişkin kaygıları taşıyan yönetmenlerden birisi olmuş ve Derviş Zaim Sineması'nı ortaya çıkarmıştır. Derviş Zaim'in tüm filmleri ulusal ve uluslararası ödüller almıştır. Hikâyesindeki dramatik gücünün ve oyuncu yönetiminin yanı sıra kurgu tekniğinin de önemli olduğu varsayılabilirdir. Bu bağlamda Derviş Zaim sineması sinemasal anlam yaratma aracı olarak kurgunun kullanımı incelenerek Derviş Zaim ve Türk Sineması'nda kurgunun kullanımı ile ilgili çalışmalara akademik katkı sağlayacak ve ileride yapılacak olan akademik çalışmalar için de kaynak olanağı düşünülmektedir.
Türkiye'de çocuk kanalları ve reklam ilişkisi: Çocuk kanallarında reklamların yapılanışı
Tüketim kültürünün yerleşmesi ve yaygınlaşmasında kitle iletişim araçları önemli bir rol oynamıştır. Özellikle televizyon yayıncılığının gelişmesi ve yaygınlaşması ile reklam endüstrisinin artan ilişkisi bu konuda ön plana çıkan temel gelişmeler olmuştur. Televizyonun görsel ve işitsel niteliği izleyiciyle kurulan etkileşimin niteliğini dönüştürmede temel bir rol oynamıştır. Bu kapsamda reklam sektörünün yeniden yapılanmasında ve reklam içeriklerinin izleyiciye ulaştırılma biçiminde de temel dönüşümleri beraberinde getirmiştir. Reklamların ticari medya yapılanması içerisindeki medya kuruluşlarının en büyük gelir kaynağı olması ise reklam ve televizyon ilişkisini hemen her dönem belirginleştiren ve bir yandan da tartışmalı kılan en temel unsurlardan olmuştur. Bu çalışmanın temel çıkış noktasını da televizyon yayıncılığı ve reklam endüstrisi arasındaki ilişki oluşturmaktadır. Özellikle 1990'lı yıllarla birlikte Türkiye'de özel televizyon kanallarının kurulmasıyla belirginleşen televizyon ve reklam ilişkisi günümüzde de incelenmesi gereken temel konulardan birini oluşturmaktadır. Kamu hizmeti yayıncılığı ile ticari yayıncılık gibi temel iki yayıncılık modeli arasında ve yayıncılığının piyasa ilişkileri bağlamında hakim bir yapılanma biçimine yönelmesi temelinde şekillenen reklam tartışmaları günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Yeni medya teknolojileri bağlamında geleneksel televizyon yayıncılığı biçiminin dönüşüm geçirdiği ve yeni içerik dağıtım mecralarının ön plana çıktığı bu ortamda televizyon ve reklam ilişkisi daha karmaşık ve çok boyutlu bir yapıya bürünmektedir. Bu genel çerçeveden hareketle, bu araştırmada televizyon ve reklam ilişkisi özellikle reklam konusunun çok daha tartışmalı olduğu çocuk kanalları üzerinden incelenmektedir. Televizyon yayıncılığının dönüşümü bağlamında tematik yayın yapan kanalların ortaya çıkması çocuk kanallarının kurulması ve yaygınlaşmasını da beraberinde getirmiştir. Bu durum, endüstriyel yapılanma ve piyasa ilişkileri içerisinde şekillenen televizyon yayıncılığının genel mantığını çocuk kanalları üzerinden analiz etme imkanı vermesi açısından önem taşımaktadır. Televizyon kanalarının reklamla finanse edilme gerekliliği çocuk kanalları açısından da reklam endüstrisiyle yoğun bir etkileşimi beraberinde getirmektedir. Bu kapsamda, bu çalışmada çocuk kanalları yayın akışında yer alan reklamlar üzerinden televizyon yayıncılığı ve reklam ilişkisi analiz edilmiştir. Çocuk kanalları içinde reyting oranlarına bağlı olarak Cartoon Network, Disney Channel ve Minika Go çocuk kanallarının 12 saatlik yayın akışında ki reklamları ayrı ayrı ele alınarak incelenmiştir. Bu kanallardaki reklamların yapılanış mantığı çerçevesinde belirlenen kategorilere göre reklamlar içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Elde edilen bulguların neticesinde çocuk kanallarındaki reklamların sunduğu rol modellerin çocuklara uygun olmadığı, reklamların sık ve uzun süreli yayınlandığı gözlemlenmiştir. Reklamların nitelikleri bakımından çocuk kanallarında yayınlanan reklamların yapılanış mantığı genel itibariyle çocukları tüketime yönlendirdiği tespit edilmiştir. Bu çerçevede, televizyon yayıncılığının hakim piyasa mantığının ve eğlence anlayışının çocuk kanallarında da ön plana çıktığı sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye milli güvenlik stratejilerinin ABD tarafından algılanışı: S400 krizinin medyaya yansıması
Terörizmin ortaya çıkardığı sorunlar yerel boyuttan küresel boyuta evirilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti komşu olduğu ülkeler nezdinde savaş ve terör eylemleriyle daima yüz yüze kalmaktadır. ABD-Irak savaşı ve Arap Baharı sonrası Türkiye'ye komşu olan ülkelerde terör örgütlerinin organizasyon yapılarını güçlendirmelerine olanak sağlamaktadır. Suriye ile Türkiye arasındaki iyi ilişkilerin Suriye iç savaşı sonrası farklı bir boyut alması bölgedeki terör örgütlerinin etki alanlarının genişlemesine imkan sağlamıştır. PKK ve DAEŞ terör örgütlerinin Türkiye Cumhuriyetini hedef alan terör eylemleri sonrası sınır güvenliğinin korunması için Türkiye güvenlik tedbirlerini arttırma yoluna gitmiştir Bu tehditleri geri çevirmek amacıyla Rusya'dan temin edilen S-400 hava savunma sistemleri; Türkiye'nin üyesi olduğu NATO ve stratejik ortak olarak adlandırılan ABD devletini rahatsız etmiştir. Tehdit ve yaptırım söylemleriyle ABD ve Türkiye arasındaki ikili ilişkileri olumsuz etkilemiştir. NATO ve ABD yetkilileri tarafından kullanılan bu dil, söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Türkiye'nin üyesi olduğu ve müttefik olarak adlandırdığı yapıların, Türkiye'nin milli güvenliğini ilgilendiren konularda takındıkları tavırlar üzerinden; bir devletin ulusal güvenliğini ilgilendiren konularda karşılaşabileceği sorunlar ve çözüm yöntemleri üzerinden bir çalışma ortaya konulacaktır.
Yerel medyanın dijitalleşmesi ve değişen gazetecilik pratikleri: Elâzığ örneği
Dijitalleşmeyle birlikte sosyal ağ platformları da medya kurumlarının haber üretim sürecinde ve haberi kullanıcıya ulaştırmasında önemli bir yere sahip olmuştur. İnternet, sosyal ağlar, bilgisayarlar, mobil cihazlar gibi yeni iletişim teknolojileri ile oluşturulan ve kullanıcıya anında ulaştırılan haberlerden oluşan dijital medya oldukça karmaşık bir yapıdan oluşmaktadır. Günümüzde bu teknolojilerle dikkat çeken medya ortamı aynı zamanda gazete, radyo, televizyon gibi geleneksel aygıtlarla da mevcudiyetini devam ettirmektedir. Dijital medyanın bu karmaşık yapısının tam olarak anlaşılabilmesi için yerel medyanın dijitalleşme sürecinin tam olarak anlaşılması önemli görülmektedir. Bu çalışmada yerel medyada dijitalleşme süreci ve değişen gazetecilik pratikleri Elazığ örneği özelinde incelenmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda çalışma kapsamında yerel medyanın dijitalleşme sürecinde ortaya çıkan sorunlar belirlenerek çözüm önerileri sunulmuştur. Araştırma kapsamında, dijital doğumlu olan Sondakika23, yerel televizyon kanallarının haber siteleri olarak faaliyet gösteren elazigsonhaber.com, kanal23.com, yerel basılı gazetelerin internet haber siteleri olarak faaliyet gösteren elazigfirat.com ve elazighaberkent.com haber siteleri ile bu kurumların sosyal medya hesapları incelenmiştir. Araştırma nicel ve nitel olarak iki boyuttan oluşmaktadır. Nitel boyutta örneklem olarak seçilen medya ortamlarının yönetici ve editör kadrosu ile derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak yüz yüze görüşmeler yapılmış ve yerel medyanın dijitalleşme sürecinde karşılaştığı problemler belirlenerek bu problemlere çözüm önerileri sunulmuştur. Ayrıca yapılan görüşmelerle dijitalleşmenin gazetecilik pratiklerinde meydana getirdiği değişimler saptanmaya çalışılmıştır. Nicel boyutta ise örnek olarak seçilen medya ortamlarının haber siteleri Alexa analiz sitemi kullanılarak analiz edilerek, sosyal medya ortamları ve haftalık yüklenen haber sayıları ile bu haberlerin kategorik dağılımları içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiş ve araştırmaya ek veriler sağlanmıştır. Araştırma sonucunda Elazığ ilinde yerel medyanın dijitalleşmeye büyük oranda uyum sağladığı, yeni medyanın olanaklarından faydalanıldığı ancak dijitalleşmenin bir rekabet ortamına neden olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Ayrıca bu araştırmada dijitalleşme sonucunda Elazığ ilinde yerel medyada çalışan gazetecilerin pratiklerinde yaşanan bazı değişiklikler de saptanmıştır.
Değerler eğitimi kapsamında TRT Çocuk kanalında yayınlanan çizgi filmlerin incelenmesi
Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte dünyada kitle iletişim araçlarının önemi artmaya başlamıştır. Kitle iletişim araçları arasında en kolay erişilebilir olanları radyo ve televizyon olarak değerlendirilmektedir. Televizyon yayınlarının günümüzde oldukça kolay erişilebilir olduğu görülmektedir ve bu da toplumsal hayatın şekillenmesinde önemli rol oynamaktadır. 2019 yılı ile beraber ortaya çıkan küresel Covid 19 Pandemisi döneminde yüz yüze kurulan sosyal ilişkilerin yerini, kitle iletişim araçları yoluyla kurulan ilişkiler almıştır. Bu dönemde bireylerin televizyon karşısında geçirdikleri sürenin arttığı bilinmektedir. Bu süreçte çocuklar günün büyük bir çoğunluğunu televizyon karşısında geçirmeye başlamıştır. Çocukların televizyon ile çokça vakit geçirmesi; öğrenme kaynaklarının da televizyon olmasını beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda öğrenmenin en hızlı olduğu erken çocukluk döneminde çocukların televizyonda izledikleri yayınların içeriği de önem kazanmıştır. Yapılan araştırmalara göre çocuklar televizyonda en fazla çizgi film izlemektedir. Buna bağlı olarak televizyon karşısında vakit geçiren çocukların çizgi filmlerden neler öğrendikleri önemli hale gelmiştir. Günümüzde toplumdaki değer yargıların zayıflaması değerler eğitimi kavramının önemini arttırmıştır. Kişiliğin temellerinin atıldığı erken çocukluk dönemi değerlerin kazandırılması için en etkili dönemdir. Çocuk, televizyonda izlediği bir karakterle bağ kurarak, onu kendine rol model alır ve onun gibi davranmaya başlar. Bu durumda televizyon izleyen çocukların izlediği programlardan değerleri öğrenmesinin daha uygun olacağı düşünülmüştür. Bu araştırmada böyle bir düşünceyle hareket edilerek TRT Çocuk kanalında yayınlanan çizgi filmler değerler eğitimi açısından incelenmiştir. İçerik analizinin kullanıldığı bu araştırmada 20 çizgi filme ait altışar bölüm izlenmiştir. 120 bölüm en az beş kez izlenmiş ve çizgi filmlerle ilgili notlar alınmıştır. Bu bölümler değerler eğitimi kapsamında analiz edilmiş ve veriler nicel olarak aktarılmıştır. Araştırmada verilerin çözümlenmesi aşamasında araştırma amaçları doğrultusunda frekans ve yüzde istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. İstatistiksel çözümlemeler SPSS 22,0 paket programı kullanılarak oluşturulmuştur. Araştırma, toplam dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde çizgi film ile ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde değerler eğitimi ile ilgili bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde metodolojik süreç anlatılmış ve dördüncü bölümde de bulgular analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, TRT Çocuk kanalında yayınlanan çizgi filmlerin içeriğinde değerler eğitimine yer verildiğini ortaya koymaktadır. Bu araştırmanın ileride yapılacak başka araştırmalara kaynaklık edeceği düşünülmektedir.
Sinemada farklı erkeklik temsillerinin incelenmesi: Nuri Bilge Ceylan filmleri örneği
Bu çalışmanın amacı, çektiği uzun metrajlı filmler ile birçok ödül kazanan ve uluslararası alanda başarılı olan yönetmen Nuri Bilge Ceylan filmlerinde farklı erkekliklerin nasıl inşa edildiğini incelemektir. Nuri Bilge Ceylan filmlerinde farklı erkeklik kimliklerinin nasıl inşa edildiğine dair inceleme yaparken söylem analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada Nuri Bilge Ceylan filmlerinden 8 tanesi örneklem olarak seçilmiştir. Filmlerde bulunan erkek karakterlerin kimliklerine yönelik analiz yapılırken, Raewyn Connell'in erkeklik kategorisinde yer alan dört erkeklik modeli(Hegemonik erkeklik, madun erkeklik, işbirlikçi erkeklik ve marjinal erkeklik) esas alınmıştır. Araştırmada incelenen filmler, Nuri Bilge Ceylan filmlerinde farklı erkeklik temsillerinin hiyerarşik bir sistemle inşa edildiği sonucuna varmamızı sağlamıştır. Hegemonik erkeklik temsilinin, diğer erkekliklere oranla daha çok yer aldığı filmlerde, madun erkeklik temsilinin de önemli bir oranda olduğu görülmüştür. Filmlerde hakim bir erkeklikten ziyade çatışan erkeklik temsilleri de belirlenmiştir. Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerinde farklı erkekliklere yer verirken, yetiştiği toplumun özeliklerini yansıtmakla beraber entelektüel bilgi birikimini ve dünya görüşünü de sunduğu gözlemlenmiştir.
Gerçeğin üretimi ve yeniden inşası bağlamında medya temalı filmler
Medya, gerçekliği kendi süzgecinden geçirip yeniden üreten bir yapıdır. Medya bu yeniden üretim esnasında bir yandan da toplumu manipüle etmekte ve var olduğu sistemin dinamiklerini sağlamlaştırmaya çalışmaktadır. Küreselleşen dünyada bilgiye ulaşmak kolay ve zahmetsizdir. Fakat bilginin gerçekliğine/doğruluğuna ulaşmak için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. "Bilgiye ulaşmak bu kadar kolayken hakikate ulaşmak neden zordur" sorusunun cevabını aramak, bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Çalışmada gerçekliğin yeniden üretimi ve inşasının dayandığı temeller ele alınmaktadır. Gerçeklik, gerçeğin yeniden üretimi, devletin ideolojik aygıtı olarak medya, manipülasyon, rızanın imalatı, post-truth ve yellow journalism kavramları üzerine bina edilen bu çalışmada, amaçlı örneklem yoluyla seçilen 1984, The Post ve V for Vendetta filmleri gerçeğin üretimi ve yeniden inşası bağlamında ideolojik çözümleme metoduyla analiz edilmiştir. İdeoloji ve ideolojinin dayandığı temeller çerçevesinde filmler ele alınmıştır. Sonuç olarak gerçekliğin medya yoluyla sürekli yeniden üretildiği görülmüştür. İncelenen filmlerde gerçekliğin manipüle edildiği gözlemlenmektedir.
TV programlarının sunumunda artırılmış gerçeklik teknolojisinin kullanım örnekleri
Günümüz dünyasında teknolojinin her geçen gün gelişmesi insanları birçok teknolojik alet kullanımına sürüklemiştir. Bu bağlamda gelişen ve gelişime açık bulunan artırılmış gerçeklik teknolojisinin televizyon programlarına katkısı, programların sunum şekillerinde yaşanan değişim ve sanal nesneler ile birlikte oluşan etkileşimli hikâye anlatımına odaklanarak, artırılmış gerçeklik teknolojisiyle üretilmiş televizyon programlarının örnekleri bu tezin çıkış noktasını ve konusunu oluşturmaktadır. Araştırmanın evreni, günümüzde yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanılan artırılmış gerçeklik teknolojisidir. Çünkü seçilen evren ne kadar güncel ve gelişime açık olursa incelemeler o kadar verimli bir hal almış olacaktır. Araştırmanın örneklemini ise "ölçüt örnekleme" yoluyla seçilen artırılmış gerçeklik teknolojisinin teknik olarak uygulanabildiği 'haber programı, haber bülteni, spor bülteni, hava ve yol program' türleri oluşturmaktadır. Nitel bir çalışma yürütüldüğü için veri toplama aracı olarak literatürde daha önceden var olan çalışmalar incelenmiş ve mevcut çalışmalardan farklı olarak televizyon programlarında kullanılan artırılmış gerçeklik teknolojisi örnekleri çözümlemeler yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, artırılmış gerçeklik teknolojisi kullanan televizyon programlarının sunum şekillerinde değişimlerin meydana geldiği, televizyon programlarında sesli bir şekilde yapılan sunumların görseller ile canlandırmaları yapılarak anlatımın desteklendiği, bu teknolojiyle birlikte program sunucularının sanal nesneler ile etkileşimde bulunduğu, program sunucularının program sunumları esnasında bu teknoloji ile üretilen sanal nesnelere tepkiler vererek program sunumunu gerçekleştirdiği ve bu durumun da gerçeklik hissiyatı uyandırdığı ve bu teknolojiyle oluşturulan sanal nesnelerin veya grafiklerin televizyon programlarında kullanılması, sunucu tarafından sunulan bilgilerin anlaşılırlığını kolaylaştırdığı tespit edilmiştir.
Filistin-İsrail arasındaki savaşın Filistin sinemasındaki temsili
"Filistin ile İsrail Arasındaki Savaşın Filistin Sinemasındaki Temsili" adlı tez çalışmasında İsrail'in Filistin halkına karşı göstermiş olduğu baskı ve zulümlerin, Filistin sinemasındaki temsillerini incelemeyi amaçlamaktadır. Birinci bölümde Filistin tarihi ve Filistin sinema tarihi ele alınmıştır. Filistin tarihine giriş yapılıp 1948 savaşı merkeze alınarak öncesi ve sonrası toplumsal hareketliliklere değinilmiş, intifada hareketleri ile işgal altında yaşam mücadelesi veren Filistin halkının bağımsızlık süreci işlenmiştir. Bu bağlamda siyasi etkenlerin gölgesinde gelişen Filistin sineması dört bölüme ayrılarak incelenmiştir. Tez çalışmasının ikinci bölümünde Filistin sinemasında öne çıkan yönetmenler ve film anlayışları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Paradise Now, 3000 Nights ve 200 Meters filmleri savaşın somut gerçekliğini oluşturan hapishaneler, sınırlar ve canlı bomba unsurları bağlamında ele alınarak filmler analiz edilmiştir.
Kartal Tibet sinemasında toplumsal meseleler
Türk siyasal hayatında darbeler ve askeri müdahalelerin 1960'lardan 2000'li yıllara kadar uzayan biçimleri, sinema filmleri için de önemli bir kaynak teşkil etmiştir. Toplumsal sorunları kendi filmlerinde ele alan yönetmenler, Türk Sinemasında önemli meselelere dikkat çekmiş, Kartal Tibet bu anlamda önemli filmler üretmiştir. Kartal Tibet sinemasında toplumsal sorunların neler olduğunu ortaya koyan bu çalışmanın amacı, sinema ile toplumsalın, toplumcu-gerçekçiliğin filmlerdeki bağlantıları analiz etmektir. Çalışmada Türkiye'de yaşanan değişim ve dönüşümler sonucu ortaya çıkan toplumsal meselelerin "Sultan (1978), Zübük (1980), Gurbetçi Şaban (1985), Öğretmen (1988), Gülen Adam (1990)" filmleri üzerinden yansımaları ele alınmıştır. Kartal Tibet'in yönetmenliğini yaptığı bu filmlerde eleştirel bir dil kullanıldığı gözlenmiş, izleyiciyi güldürürken düşündürmeyi amaçlayan yapımlar üretildiği görülmüştür. Gecekondu ve yoksulluk sorununa değinen Sultan filmi, siyasal değişimlerin neden olduğu geleneksel ve modern arasında nasıl davranacağını bilemeyen halkın işlerini kendi koydukları kurallar ile halledişlerini işleyen Zübük filmi, ekonomik nedenler sonucu iç ve dış göçün yaşandığı yıllarda dış göç olgusunu işleyen Gurbetçi Şaban filmi, köyde öğretmen olarak çalışan ve bolluk içinde yaşayan Hüsnü öğretmenin zorunlu olarak şehre göç etmesi beraberinde gelen zor, yoksul bir yaşamı izleyiciye aktaran Öğretmen filmi ve doğduğu günden beri her olaya gülen Şaban'ın yoksulluk karşısındaki duruşu, gecekondulaşma, arazi rant sorununun anlatıldığı Gülen Adam filmi, dönemin toplumsal yaşamı ile ilgili izleyiciye ve geleceğe dönem hakkında birçok bilgi sunmaktadır. Bu çalışma kapsamında filmlerin incelemesinde elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır.
Suriyeli üniversiteli öğrenciler örneğinde: Suriyelilere yönelik televizyon haberlerinin alımlanması
Araştırmada, Fırat Üniversitesinde eğitim gören Suriye uyruklu 10 üniversite öğrencisine Ankara – Altındağ haberlerinin alımlanmasına yönelik olarak, öğrencilerin görüşlerini araştırmak amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden Fenomoloji(Olgubilim) kullanılmıştır. Araştırma iki boyutta ele alınmıştır. Araştırmanın ilk boyutunda Ankara Altındağ olayı sonucundaki haberlerin alımlanmasına yönelik olarak katılımcılar için öncelikli 3 ölçüt belirlenmiştir. İkinci boyutta ise televizyon haber kanallarının seçilmesinde de yine ölçüt örneklem kullanılarak Stuart Hall'ün kodlama kod açımı kuramına bağlı kalarak tematik yayın yapan 3 televizyon kanalı seçilmiştir. Araştırma amacı kapsamında Hall'ün kodlama kod açımı kuramından destekle haber kanallarının yayın politikası da dikkate alınarak 'A Haber' – CNN Türk' ve 'Halk TV' kanalları araştırma kapsamına dâhil edilmiştir. Çalışmada Fırat üniversitesine kayıtlı Suriye uyruklu öğrencilerin olması ölçütü dikkate alınarak, aktif olarak Fırat üniversitesine kayıtlı 10 öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmış ve veriler analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda Suriyeli üniversite öğrenciler tarafından haberlerde ilk olarak Muhalif-Karşıt okuma, daha sonra Müzakereli- Tartışmalı okuma ve en az olarak Egemen-Hâkim okuma yapıldığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Suriye, Haber, Ötekileştirme, Irkçılık
Dijital dönüşüm ve yerel medya: Elâzığ'da yerel medyanın dijitaleşmesi
Günümüzde yeni iletişim ortamları ve teknolojileri hayatlarımız için dönüm noktası olmuştur. Hayatımızın her alanına hızlı bir şekilde girip uyum sağlayan yeni medya, sadece bireylerin hayatının merkezine yerleşmemiş, kamusal ve özel birçok alanda etkinlik göstermiştir. Kişisel bilgisayarlar ve akıllı telefonlar ile insanların ayrılmaz parçası haline gelen yeni medya, geleneksel medya sürecini köklü bir biçimde değiştirmiş ve dönüştürmüştür. Bu süreç ile ortaya çıkan en önemli noktalardan biri, yeni medya teknolojileri ile geleneksel kitle iletişim araçlarının tek yönlü akış mantığının değişmesi ve karşılıklı iletişime imkân veren yeni bir ortamın şekillenmesidir. Böylece pasif konumdaki okuyucu/izleyici/dinleyiciler bu süreçlere aktif bir şekilde katılım gösterebilmektedir. Ayrıca yeni medya temelli platformlar istenilen içeriğe istenilen zamanda ulaşabilmeyi mümkün kılmaktadır. Bu sayede bu platformlarda faaliyet gösteren yayıncı kuruluşlar, içeriklerini daha kısa zamanda daha çok insan ile paylaşma imkânı bulmaktadır. Bu platformlar gün geçtikçe daha hızlı bir şekilde gelişmekte ve medya sektörüne hâkim olan bir yapıya kavuşmaktadır. Yayıncı kuruluşlar da faaliyetlerini bu platformlara taşımayı her geçen gün daha fazla önemsemektedir. Bu bağlamda, yayıncılık alanında yaşanan bu değişimleri yerel medyanın dönüşümü üzerinden incelemek ve anlamlandırmak ayrı bir önem kazanmaktadır. Bu tezde yerel medya kuruluşlarının sürekli gelişen yeni medya teknolojilerine adapte olma süreçlerine ve bu mecralarda yürüttükleri yeni faaliyetler temelinde yerel medya pratiklerinin nasıl bir dönüşüm geçirdiğine odaklanılmaktadır. Yapılan inceleme Elazığ ili yerel medya kuruluşlarının üzerinden gerçekleştirilmektedir. Elazığ yerel medya kuruluşlarının dijital dönüşüm süreçlerine nasıl adapte oldukları, bu dijital dönüşüm ile birlikte yeni medya platformlarını nasıl kullandıkları ve bu platformlar sayesinde faaliyet alanlarını nasıl genişlettikleri incelenmektedir. Bu bağlamda, çözümleme için Elazığ ilinde yayın yapan Fırat Gazetesi, Günışığı Gazetesi, Kanal 23 ve Kanal Fırat olmak üzere iki yerel gazete iki de televizyon kanalı ele alınmıştır. Bu medya kuruluşlarının web siteleri ve sosyal ağ sayfaları incelenerek bir çözümleme gerçekleştirilmiştir. İnceleme sonucunda yeni medya temelli mecraların genel anlamda yayıncılık anlayışını değiştirdiği ve bu değişimin yerel medya kuruluşlarında da belirgin bir biçimde karşılık bulduğu görülmüştür. Yerel medya kuruluşlarının yeni medya mecralarını önemsedikleri ve bu mecraları etkin bir biçimde kullanarak izlerkitlelerine ulaşma çabası içinde oldukları gözlemlenmiştir.
Camın ardındaki öteki: Feminizm çerçevesinde Camdaki Kız dizisinde kadının temsili
Toplumsal cinsiyet kavramı feminizmin doğuşundan itibaren onun alt dalı olarak ilerleyen günümüzde de başlıca araştırılması ve tartışılması gereken konulardan biridir. Toplumsal cinsiyet kapsamında yapılan çalışmalar, cinsiyet rollerinin anlamı ve feminizm üzerinde zengin bir bilgi birikiminin oluşmasına katkı da bulunmuştur. Özellikle cinsiyet rollerinin şekillenmesinde ve yeniden üretilmesinde kitle iletişim araçlarından televizyon önemli bir yere sahiptir. Bu tez çalışması da Camdaki Kız dizisinde toplumsal cinsiyet kodlarının analizini, feminist eleştiri çerçevesinde kadın karakterlerin, izleyiciye nasıl sunulduğunu tespit etmeyi amaçlamaktadır.
Geleneksellik ve modernlik arasında gençlik: Bingöl Üniversitesi öğrencileri üzerine bir çalışma
Tüketim odaklı yaşam tarzlarının hâkim olduğu, özgürlükçü tutumların ve bireyselleşme söylemlerinin ağırlık kazandığı 21. Yüzyıl'da sosyal medyanın etkisi ile dünya üzerindeki sınırlar anlamsızlaşmaktadır. Mcluhan'ın "dünya global bir köydür" söyleminde olduğu gibi TV ve sosyal medyanın etkisiyle ortadan kaldırılmış olan sınırları batı kültürü ve yaşam tarzları doldurmaya başlamıştır. Daha çok genç kitleler tarafından arzulanan yeni yaşam biçimleri kapitalist sistemin bir aracı olarak "kullan at" mottosuyla tükettikçe var olma imajı yaratmaktadır. Dünya üzerinde hızlı bir şekilde varlık gösteren bu süreç muhafazakâr ve geleneksel karakteri ağır basan Türkiye toplumunda da etkisini göstermektedir. Özellikle Türkiye'nin doğusuna doğru gittikçe muhafazakârlık ve geleneğin etkisinin daha sert hissedildiği bölgelerde ortaya çıkan kırılma daha net bir şekilde görülmektedir. Bu değişimde başta üniversiteler ve diğer modern eğitim kurumlarının, televizyon ve diğer kitle iletişim araçlarının, yeni tüketim mekanlarının, internet ve sosyal medyanın özel etkisi bulunduğu yadsınamaz bir gerçektir., Buna karşılık, bu noktada geleneksel yapının doğasından kaynaklanan "geçmişten geleni geleceğe aktarma", "kutsala bağlılık" gibi kültürel dayanak noktaları, ciddi bir gerilim alanı oluşturmaktadır. Bunun da genç kitle ve aileler arasında kuşak çatışmasına, ciddi kültürel, sosyal ve psikolojik problemlere yol açtığı gözlemlenmektedir. Bu çalışmada bu sorunsal etrafında ailelerin genç çocukları ile yaşanan sorunlara ışık tutulmaya çalışılmıştır. Yapılan gözlemler sonucu görülmüştür ki, ailelerin istekleri ve gençlerin beklentilerinin uyuşmazlığı sonucunda meydana gelen çatışmalar sosyal ve kültürel kopmalar ve gençler üzerinde psikolojik sorunlar yaratmaktadır. Gençler, aileleri tarafından asi ve geleneklerine önem vermeyen, dini vecibelerini yerine getirmeyen bireyler olarak görülmektedirler… Geleneksel hayat tarzına sahip olan aileler, modern kültüre sıcak bakmamakla beraber gençleri de bu konuda eleştirmektedirler. Gençler ise ailelerinin daha anlayışlı ve modern kültürün inşa etmiş olduğu aile yapısına sahip olmadıklarından yakınmaktadırlar. Yapılan araştırmada; gençlerin önemli bir kısmının modernlik ve geleneksellik arasında sıkışıp kaldıkları, aileleri ve kendileri arasında anlayış farkı yaşadıkları, buna karşılık modernleşme dinamiklerinin gençlerin dünyasında bariz bir tercih olarak belirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum üzerinde arkadaş ortamı, üniversite eğitim ortamı ve özellikle kitle iletişim araçları, TV, dijital medya, sosyal medya ortamlarının etkisinin büyük olduğu görülmüştür.
Tarkovsky sinemasında varoluşsal felsefe: Stalker, nostalji ve kurban film üçlemesi
Felsefe ve sanat arasındaki bağ uygarlık tarihinin her çağında karşımıza çıkmaktadır. Kurulan bu bağ bazen çok güçlü bazen de zayıf olabilmektedir. Fakat sanat tarihi incelendiğinde, düşünce yoğun ortamlarda sanatın gelişip yaygınlaşmasının mümkün olduğu görülmektedir. Düşünce ortamının zayıfladığı dönemlerde ise sanatın gerilediği söylenebilir. Felsefe ve sanat arasındaki bağı güçlendiren temel unsur ve öncelikli sorun ise "insan"dır. Bu anlamda insanı anlamak, bunun yanı sıra yaşamı anlayarak yorum getirmek söz konusu olduğunda felsefe ve sanat ortak bir paydada buluşmaktadır. 20. yüzyılın önde gelen yönetmenlerinden biri olan Andrei Tarkovsky çektiği filmlerde adeta bir filozof gibi varoluşçu felsefenin arayışına oldukça fazla temas etmiş bir yönetmendir. Tarkovsky, filmlerinde bilimsel olarak bir analiz yapmaktan çok duygusal bir tarzda insanın varoluş mücadelesini ele almıştır. Tarkovsky'nin özellikle Nostalghia, Kurban ve Stalker filmlerinde varoluşçu felsefenin kurucusu olarak kabul edilen Kierkegaard'ın ortaya koymuş olduğu birçok varoluşçu konuyu ele almış olduğu görülmektedir. Bu çalışmada Tarkovsky'nin Stalker, Nostalji ve Kurban filmleri metin analiz yöntemi ile analiz edilmiş ve sinemaya varoluşçu bakışı mümkün kılarak, en azından, sinema ve felsefe arasında kurulan bağa bir örnek teşkil etmiştir. Böylelikle iletişim bilimlerinin konu edindiği insan ve onun yaşamını anlamaya giden yolda bir adım atılmıştır.
Ex Machina filmi örneği ile teknoloji bağlamında insan ve gelecek tasvirindeki değişim
Günümüzde filmler hayatımızın kopmaz bir parçası haline gelmiştir. Televizyon dizilerinde, sinema filmlerinde ve zamanla internet dizilerinde birçok alanda görülmekte ve izlenmektedir. Günümüzde yeni nesil internet teknolojisini aktif olarak kullanmaktadır. Teknolojik gelişmesinin bu kadar yaygın olması Marshall McLuhan'ın öncülük ettiği teknolojik determinizm kuramını akla getirmektedir. Toplumun kültürel etkisi altına alan bu denli teknolojik filmler, topluma yön veren önemli türlerdendir. Bu durum toplumu iyi mi yoksa kötü yönde mi etkiliyor sorusu akla gelmektedir. Bu çalışmada, teknolojik gelişmelerin yoğun olduğu Ex Machina filminin insanları ne yönde etkilediği de tartışılmaktadır. Ex Machina filmi Marshall McLuhan'ın teknolojik determinizm kuramı ve Michel Foucault'un gözetim toplumu kuramı Fransız Dilbilimci Roland Barthes'ın düz anlam ve yan anlam kavramları doğrultusunda gösterge bilimsel analiz yöntemi ile incelenmiştir.
Üniversite öğrencilerinde aile aidiyeti ile nomofobi arasındaki ilişki: Fırat ve Medipol Üniversiteleri örneği
Üniversite öğrencilerinde aile aidiyeti ile nomofobi arasındaki ilişkinin belirlenmesi araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında Elazığ Fırat ve İstanbul Medipol üniversitelerinin farklı bölümlerinde lisans eğitimi gören 144'ü erkek, 272'si kadın olmak üzere toplam 416 kişi oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında katılımcıların demografik bilgilerine erişmek için "Kişisel Bilgi Formu", aidiyet düzeylerini ölçmek için "Aile Aidiyeti Ölçeği" ve nomofobi düzeylerini belirlemek üzere "Nomofobi Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen verilere korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Aynı zamanda bağımlı-bağımsız değişkenlerin arasındaki ilişkiye bakabilmek için varyans analizi (ANOVA) ve bağımsız gruplar için t testi kullanılmıştır. Araştırmada Nomofobi Ölçeği puanının Aile Aidiyeti Ölçeği puanlarını yordama düzeyini belirlemek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Nomofobi Ölçeği ile Aile Aidiyeti Ölçeği puanları arasında orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Aile Aidiyeti ile cinsiyet, üniversite türü, kardeş sayısı ve anne eğitim durumu değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki ortaya çıkmamıştır. Baba eğitim düzeyi, günlük telefon kullanma süresi ile aile aidiyeti arasında ise anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Nomofobi düzeyi ile cinsiyet, üniversite türü, kardeş sayısı, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki ortaya çıkmamıştır. Telefon kullanım süresi ile nomofobi arasında ise anlamlı düzeyde bir ilişki ortaya çıkmıştır. Elde edilen sonuçlarla tartışma yapılmış olup aynı zamanda yapılacak çalışmalar için de önerilerde bulunulmuştur.
Sosyal medyaya yeni bir kültürel kodlama biçimi olarak bakmak: TikTok örneği
Günümüzde yeni iletişim teknolojilerinde görülen gelişmeler, ilginin sosyal medyaya kaymasına neden olmuştur. Bu çalışmada, sosyal medya platformlarından biri olan TikTok, Frankfurt Okulu ve onun önemli kavramlarından biri olan Kültür Endüstrisi kavramı temel alınarak incelenmiştir. Çalışmanın teorik arka planında başlangıçta çalışmaya zemin sağlaması açısından moderne dair kültürel odaklı klasik dönem düşünürlerin teorilerine daha sonra ise Frankfurt Okulu'na ve son olarak postmodern teorilere yer verilmiştir. Ardından yeni medya kültürü başlığında görsel kültür, dijital kültür üzerinde durulmuş, sosyal medya ve özel olarak TikTok kültürel bakış açısıyla ele alınmıştır. Çalışmada belli kriterlere göre belirlenmiş 7 kadın 7 erkek olmak üzere 14 TikTok kullanıcı hesabı incelemeye alınmıştır. Kullanıcılara ait video içerikleri, profil bilgileri, kullanıcı viral videolarına yapılmış en çok beğeni alan izleyici yorumları çözümlenmiştir. Çalışmada viral olmuş TikTok videoları çalışmanın kuramsal çerçevesi dâhilinde elde edilen verilere göre betimsel temalar oluşturularak yorumlanmıştır. Adorno ve Horkheimer'dan itibaren teknolojideki, üretim ve toplum biçimindeki değişmeler ve özellikle iletişim araçlarının dijitalleşmesiyle ortaya çıkan değişimin kültür endüstrisinin doğasını değiştirdiği varsayılmıştır. Değişimin son halkası sayılabilecek TikTok üzerinden yapılan bu çalışmada, kültür endüstrisi ve daha sonra postmoderne kaynaklık eden kavramların mantığının devam ettiği ve TikTok özelinde daha da uç bir noktaya ulaştığı sonucuna varılmıştır. Beğeni, paylaşım, görsellik, ilgi çekicilik, farklılık arayışı, teşhircilik gibi kültürel çeşitlilik olarak yansıyan yeni değerler, sayılarla ifade edilecek bir artışla artık kültür endüstrisinin yeni bir formuna dönüşmüştür. Yeni medya, sosyal medya ve TikTok olarak dönüşen medya, geçmişteki üretim ve tüketim ayrımını bütünleşik bir hale getirmiş, hem üretim hem de tüketim aracı olarak yeni bir kültürel kodlama aracına dönüşmüştür.
Sosyal medyada yankı odası etkisi ve iletişimsel eylem: Twitter'daki anonim politik hesaplar üzerine bir inceleme
Bu çalışmada sosyal medyada yankı odası etkisi, Habermas'ın iletişimsel eylem kuramıyla bağ kurularak, Twitter'daki anonim politik hesaplar üzerinden tartışılmıştır. Yankı odası etkisi, benzer kodlara sahip grup üyeleri tarafından uyumlu mesajların büyütülüp grup içi güven ve üretilen anlamların pekiştirildiği, aynı zamanda grupla uyuşmayanlar ve fikirlerinin sistematik olarak güvensizleştirilerek izole edildiği, önyargı ve kutuplaşmaya ivme kazandırabilecek bir öğrenme sürecidir. İletişimsel eylem ise, ideal söylem koşullarının olduğu baskısız bir zeminde eşit ve özerk özneler arasında, geçerlilik iddialarının argümentasyon süreçlerine uygun biçimde müzakere edilerek karşılıklı ortak anlayışın yükseltilmesini ve yaşam dünyasının rasyonalizasyonunu amaçlayan yorumlama ve sosyal bütünleşme sürecidir. Nicel ve nitelin bir arada olduğu içerik analizi yönteminin kullanıldığı bu araştırmanın örneklemi, seçilen dönemdeki Türkiye'deki politik yapıyı yansıtacak şekilde en çok takipçiye sahip olduğu tespit edilen 14 anonim politik Twitter hesabı ve onların 700 adet anonim ve 700 adet gerçek görünümlü takipçileridir. Twitonomy dijital veri analiz aracıyla toplanan veriler, araştırma modeli çerçevesinde büyük ölçüde geleneksel metotla rapor edilmiştir. Araştırma sonuçları, 3 milyon 934 bin 123 gönderinin olduğu veri setindeki dijital nicel ölçümler, 80,644 gönderinin çeşitli açılardan bağlamsal incelemesi ve örneklem grubunun söylem hiyerarşisinin haritalandırılmasını amaçlayan aktör analizlerine dayanmaktadır. Çalışma sonucunda, araştırma modeli ve tanımlamalara göre politik homofili düzeyi %79,32 olan örneklem grubunda politik hesaplardan %69,07'si "politik yankı odası etkisi görülen" %26,97'si ise "politik yankı odası etkisi düzeyi yüksek" hesaplar olarak saptanmıştır. Onay yanlılığı, güvensizlik ve kutuplaşma sinyallerinin politik hesaplarda görece belirgin olduğuna rastlanırken, bu sinyallerle işleyen iletişimin iletişimsel eylem potansiyelini zayıflatarak stratejik eylemleri öne çıkardığı görülmüştür. Diğer yandan örneklem gruplarındaki öğrenme ve sosyalleşme sürecinde görece yanlılık ve karşıtlık yönleri belirgin elit söylemcilerin domine ettiği tabakalı bir iletişim yapısının oluştuğu ve bu yapıda kullanıcıların edilgen ve etki güçleri zayıf bir şekilde yer aldıkları görülmüştür. Elit söylemcilerin etkili olduğu bu iletişim, yönetimsel iletişimdeki dikey hiyerarşik niteliği yansıtmaktadır. Bu nedenle iletişimsel eylemin eşitler arasındaki yatay simetrik etkileşimleri ve karşılıklılığı esas alan, refleksif tutumlara izin veren rasyonalizasyon süreciyle örtüşmemektedir. Son olarak, anonim hesapların bazı düzeylerde yankı odası etkisine daha fazla neden olduğuna yönelik ipuçları varken, (kısmen daha az olmak üzere) bazı düzeylerde ise gerçek görünümlü kullanıcılarla aralarında genel düzeyde farklılaşmalar görülmemiştir.
Yerel basının internet gazeteciliğinde kullandığı ana sayfa tasarım sorunları ve çözüm önerileri: Elazığ örneği
Günümüz teknolojileri kitlelerin okuma alışkanlıklarını, fikirlerin aktarımında dil-düşünce ve sosyo-kültürel uygulamalar arasındaki dengeyi, kültürel kodları değişime uğratmıştır. Böyle bir ortamda okurlar gazeteleri metin yığını olarak algılamakta, bilginin sürekli güncellenebilme olanakları talep edilir hale gelmekte, fikir gazeteciliği ve geleneksel gazete kavramı da biçim değiştirmektedir. İnternet gazetelerinin tasarımı, uzun yılların tecrübesini barındıran gazete tasarımına göre etkili olmasa da "gelecekte gazete olacak mı" tartışmalarının arasında tasarım trendleri sona ermekte; geleneksel gazeteler bireyselliklerini ele geçirmekte ve tasarımlarını yenileyerek okur ile bağlarını güçlendirme yoluna gitmektedir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte gazetecilik alanında da çok büyük değişiklikler olmuştur. Günümüzde bütün ulusal gazetelerin ve çoğu yerel gazetenin internet sitesi bulunmaktadır. İnternet gazeteciliğinde kullanılan ana sayfalar incelendiğinde birtakım tasarım sorunları göze çarpmaktadır. Bu tezin amacı, bu sorunları ele alarak yapılan hatalar üzerine çözüm önerileri sunmaktır. Böyle bir amaçla ele alınan bu çalışmada, Web tasarım ilkeleri temel alınarak betimsel araştırma ve içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu amaçla, Elazığ'da yayın yapan 5 yerel internet haber sitesinin ana sayfa tasarımları incelenmiş, teknik analizleri yapılmıştır. Ele alınan internet haber sitelerinin yayınları takip edilerek görselleri kaydedilmiştir. Yerel basın, internet gazeteciliği ve Web tasarım kavramları araştırılarak Web tasarımında kullanılan unsurların haber siteleri açısından nasıl uygulanması gerektiği teknik ve estetik kuramlar bağlamında değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamı dahilinde; yerel basın, internet haberciliği, Web tasarım unsurları, internet haber sitelerinin görüntüleri ve tasarım sorunlarına yönelik çözüm önerileri anlatılmıştır.
Kurumsal sosyal sorumluluk projelerinin sosyal medya yansımaları ve sonuçları: Samsung "Duyan Eller Projesi" örneği
İşletmeler, varlıklarını devam ettirebilmek amacıyla bir pazarda faaliyet göstermek mecburiyetindedirler. Ancak "pazar", aynı zamanda öteki sosyo-kültürel bağlantılarıyla düşünüldüğünde geniş anlamda "toplum" olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yüzden varlıklarını daha etkin biçimde devam ettirebilmek için faaliyet gösterdikleri toplumun; kültür ve değerlerine uygun hareket etmeli, sevinçlerini ve üzüntülerini paylaşmalı, sorunları ve aksaklıklarıyla da ilgilenmelidirler. Bu noktada kurumsal sosyal sorumluluk projeleri, işletmelerin hem kendi tanınırlıklarını arttırmada, hem de topluma karşı görevlerini yerine getirmede çok önemli bir işlevi yerine getirirler. İşletmeler, hazırlamış oldukları halkla ilişkiler çalışmalarını hedef kitlelerine ve faaliyet gösterdikleri toplumdaki bireylere etkili bir biçimde ulaştırmayı amaçlarlar. Bu amaçlarını daha çok kitle iletişim araçları vasıtasıyla gerçekleştirirler. Bu bağlamda, günümüzde sosyal medya önemli bir yere sahiptir. Bu önem sosyal medyanın, kullanım kolaylığı ve yoğunluğu, çift yönlü iletişim imkânı sağlaması gibi özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Bu özellikleri nedeniyle sosyal medyanın KSS projelerinin tanıtılması ve duyurulması sürecinde kullanılması, projenin başarısını kaçınılmaz olarak daha yüksek düzeyde etkileyecektir. Bu araştırmada Samsung firmasının sosyal medya aracılığıyla gerçekleştirdiği "Engelsiz Bir Gün: Duyan Eller" KSS projesine ait videonun sosyal ağlarda yer almasının kullanıcılar üzerindeki etkisi irdelenmektedir. Çalışmanın sonucunda, sosyal ağlarda bu videonun hızlı bir şekilde yayıldığı ve bu sayede farkındalığın, bilinirliğin ve beğeninin arttığı gözlemlenmiştir. Oluşan farkındalığın da Samsung markasının ekonomik ve sosyal saygınlığı üzerinde olumlu bir etki oluşturduğu tespit edilmiştir.
Türkiye'de iletişim fakültesi radyo televizyon sinema bölümlerinin ders müfredatlarındaki sorunlar ve çözüm önerileri
Bu araştırma ile Türkiye'de Radyo Televizyon Sinema Anabilim Dallarında görev yapan öğretim elemanlarının, Türkiye'de Radyo Televizyon Sinema Programlarının Uygulanmasında Karşılaşılan Sorunlara ve bu sorunların çözümüne ilişkin görüşlerinin belirlenmesi; belirlenen sorunlara çözüm önerileri getirilmesi ve öğretim elemanlarının Radyo Televizyon Sinema Programlarının Uygulanmasında Karşılaşılan Sorunlara ilişkin görüşlerinin kişisel özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğinin saptanması amaçlanmıştır. Tarama modeli esas alınarak yapılan araştırma, 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Türkiye'de 16 Üniversitenin İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Anabilim Dalında görev yapan 218 öğretim elemanı üzerinde gerçekleştirilmiş olup evrenin % 65'inden kullanılabilir veri elde edilmiştir. Araştırmanın amacına yönelik veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen, bir ve ikinci bölüm toplam 24 maddeden, üçüncü bölüm Radyo Televizyon Sinema Programlarında uygulanan 14 dersin saat, içerik ve içeriğin uygulanmasının yeterli görülüp görülmemesine yönelik 'Radyo Televizyon Sinema Programlarının Uygulanmasında Karşılaşılan Sorunlar Anketi'nde toplanmıştır. Araştırmada, verilerin çözümlenmesi aşamasında, araştırma amaçları doğrultusunda, frekans, yüzde ve non parametrik istatistik tekniklerinden kay kare (X2) den yararlanılmıştır. İstatistiksel çözümlemeler; "Statistical Package For The Social Science" SPSS 22.0 Windows paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, ankete katılan radyo televizyon sinema anabilim dallarında görevli öğretim elemanlarının kendi kişisel özelliklerine ilişkin görüşlerinde; yabancı dil seviyesi yazma-okuma ile sınırlı kaldığı, yurtiçi ve yurt dışı makale, kitap sayısı hiç olmayanlar ile az sayıda olanların çoğunlukta olduğu anlaşılmıştır. Öğretim elemanlarının Türkiye'de iletişim fakülteleri radyo televizyon sinema anabilim dalları ve karşılaştıkları sorunlara ilişkin görüşlerinde ise, üniversite yöneticilerinin bu bölüme karşı bakış açılarının olumsuz olduğu, fakülte bütçesinden radyo televizyon sinema programına ayrılan bütçenin ve fiziki mekânların yetersiz olduğu, kütüphanelerin olmadığı ama ihtiyaç duyan öğretim elemanlarının çoğunlukta olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca öğretim elemanlarının branşlaşmayı çok gerekli görmelerine karşın katılımcıların bir kısmı sosyal bilimlerin dışında diğer alanlarından mezun olduğu, radyo televizyon sinema anabilim dallarından mezun olan öğrencilerin hem akademik hem de medya sektörü anlamda niteliklerinin "yetersiz" olduğu sonuçlarına varılmıştır. Öğretim elemanlarının, Türkiye'de iletişim fakülteleri radyo televizyon sinema anabilim dallarında uygulanan branş derslerin saat, içerik ve içeriğin uygulanabilme düzeylerine ilişkin görüşlerinde de genel olarak Kurgu, Kamera, Haber Toplama ve Yazma, Sinema, Fotoğrafçılık, Belgesel, Tv'de Program Yapımı, Radyo Program Yapımı gibi derslerin saat olarak yetersiz, içerik ve içeriğin uygulanabilme düzeyinin ise çok yetersiz olduğu, Medya Okuryazarlığı, Araştırma Yöntemleri derslerinin saat ve uygulanabilme düzeylerinin yetersiz olduğu sonuçlarına varılmıştır.
Komediden drama Türk sinemasında dini karakter imgesi
Sinemada dini karakterler imgesinin tiplemeye dönüştürülmesi hayatımızın her alanında yer almaktadır. Sinema ise propagandanın vazgeçilmez araçlarından biridir. Çünkü televizyonla birlikte sinema, aynı anda daha çok kişiye ulaşabilme olanağına sahiptir. Sinemanın bu özelliğinden dolayı dini karakter imgesi insanlara anlatılırken çoğu zaman kötü karakterli ve olumsuz olarak yansıtılmıştır. Bu çalışma, dini karakter imgesinin Türk sinemasında ki durumunu, sinema yapıtlarında tiplemeye dönüştürürken nasıl kullanıldığını anlatmak amacıyla hazırlanmıştır. Bu amaçtan yola çıkılarak öncelikle din ve sinema ilgili temel kavramlar ele alınmıştır. Ardından da Türkiye'deki din ve sinema tarihi süreci, daha sonra ise dini karakter imgesinin Türk sinemasına yansıması irdelenmiştir. Bu amaçla aynı zamanda Türk sinemasında 1970-2015 yılları arasında yapılmış ana konusunu dini karakter tiplemesinin oluşturduğu filmler, bu filmlerde dini karakter tiplemesinin sunumu ve bu bilgiler ışığında Türk sinemasının dinin karakter tiplemesine karşı tutumu incelenmiştir. Konusu dini karakter imgesi üzerine kurulmuş filmlerde 'dini karakter' ya da karakterlerin temsil ediliş biçimlerine göre Türk sinemasının dini karakter imgesine karşı tutumunun analizi bu çalışmanın temel dayanağını oluşturmaktadır. Buradan hareketle; dini karakter imgesinin Türk sinemasında nasıl temsil edildiği, dini karakter tiplemesine yönelik nasıl bir tutum gösterdiği ve zamanla bu temsillerin ve yaklaşımların değişiklik gösterip göstermediği gibi problemlere çalışma kapsamında yanıtlar aranmıştır. Bu çalışma kapsamında araştırılan örnek filmlere dayanarak, Türk sinemasının 70'li yılların sonuna kadar genel olarak dini karakter imgesine alaycı, menfaatçi ve çıkarları doğrultusunda hareket etmeyi seven bir karakter olarak ele alınmıştır diyebiliriz. Fakat 2000'li yıllarla beraber bu tutumda bir yumuşama gerçekleşmemiştir. Türk sinemasında dini karakter imgesinin 2000'li yıllara kadar gelen süre içinde "menfaatçi" (çıkarcı, komik, paragöz, vs.) olarak dinin dışında ve olumsuz bir şekilde kullanılmıştır. 2000'li yıllarda ana konusu dini karakter olan filmlerinde dini karakter imgesinin ideal karakter bir tip olarak ele alınmamıştır. Dini karaktere olan bakış açıcı olumlu bir yönde ilerleme kaydetmemiştir. Din adamını çıkarcı, menfaatçi olarak gösterilmemiştir fakat basiretsiz, ikna etme becerisi olmayan, şaşkın bir tip olarak gösterilmiştir.
Multimedya uygulamalarının yabancı dil öğrenmedeki rolü: Örnek bir interaktif CD önerisi
Hızla gelişen teknoloji, günümüzde hayatın her alanını önemli ölçüde etkilemekte ve değiştirmektedir. Gelişen teknolojiye bağlı olarak değişen ve gelişen alanlardan biri de eğitimdir. Daha nitelikli bir eğitim için günümüzde bilgisayar teknolojilerine, eğitim alanında daha sık ve etkin olarak yer verilmektedir. Fen Bilimlerinden, Sosyal Bilimlere, Güzel Sanatlardan, dil öğrenimine kadar eğitim alanında teknoloji etkili bir şekilde değerlendirilmektedir. Teknoloji, eğitim alanında çoğunlukla bilgisayarlar aracılığı ile kullanılmaktadır. Öğretimde bilgisayarların kendine bir yer edinmesi ile birlikte Multimedya uygulamalar da eğitim hayatında yerini almıştır. Teknolojinin eğitimdeki yadsınamaz yerine karşılık bu alandaki en büyük sorun teknolojiye dayalı eğitim materyali hazırlama konusudur. Teknolojiye dayalı bir eğitim materyali hazırlamak amacıyla yapılan bu çalışmada, öncelikle öğrenmeye etki eden etkenler, öğrenme ilkeleri ve stratejileri ve öğretme teknikleri ile ilgi literatür incelenmiştir. Daha sonra yabancı dil öğretimi ve yabancı dil öğretiminde kullanılan strateji, teknik, yaklaşım ve yöntemler hakkında kaynak taraması yapılmıştır. Son olarak da öğretim teknolojileri ve multimedya sistem konusu taranarak, bu çalışma kapsamında hazırlanan örnek multimedya uygulamada dikkat edilmesi gereken hususlar saptanmıştır. Hazırlanan materyalin konusu ülkemizde ki pek çok akademisyenin önünde büyük bir engel teşkil eden, yabancı dil (İngilizce) öğrenimi olarak seçilmiştir. "YDS İçin Resimli Bağlaçlar Sözlüğü" adı verilen, bu multimedya uygulamasında Türkiye'de yapılan Yabancı Dil Sınavında daha önceden sorulan sorular dikkate alınarak tez çalışmasının uygulama bölümünde yer alan 53 adet bağlaç belirlenmiştir. Daha sonra seçilen bağlaçlar kelime öğretim yöntemleri ve grafik tasarım ilkeleri doğrultusunda görselleştirilmiştir. Bilgisayar ortamında hazırlanan görsellerin hikâyeleri seslendirilerek, etkileşimli bir multimedya uygulaması yapılmıştır. Çalışmanın çıktısı interaktif CD haline getirilmiştir. "YDS İçin Resimli Bağlaçlar Sözlüğü" adlı bu çalışma ile YDS'ye hazırlanan akademisyen ve akademisyen adaylarının İngilizce Bağlaçların Türkçe anlamlarını öğrenmeleri hedeflenmiştir. Ayrıca çalışmanın dil öğretimi için hazırlanacak teknoloji temelli eğitim materyalleri için yardımcı kaynak olması amaçlanmıştır. Bu araştırma ile yapılan uygulama çalışması, bundan sonra yapılacak benzer araştırmalar için bir öneri sunmaktadır.
2000 sonrası Türk komedi sinemasında "Öteki" erkekliğin temsili
Bu tez çalışmasında, toplumsal cinsiyet çerçevesinde "öteki erkek" olgusunun Türk Sineması içerisinde komedi türündeki filmlerde nasıl temsil edilip işlendiği incelenmektedir. Öncelikle toplumsal cinsiyet olgusu feminist eleştiri ekseninde ve kültür çerçevesinde ele alınmıştır. Sonrasında hegemonik erkekliğin, eril tahakküm, iktidar, beden sosyolojisi, erkeklik unsurları ile ilintisi tartışılmıştır. Akabinde ise "öteki erkek" olgusunun ne olduğunu anlayıp açıklamak için homofobi, dişilleştirme, marjinalize etme gibi unsurlarla ilişkisi ortaya koyulmuştur. Çalışmada, öteki erkeğin temsili filmsel anlatı içerisinde sorgulanmaktadır. Bunun için Türk Sineması'nda 2000 yılı sonrasında çekilmiş olan komedi türündeki Vizontele, G.O.R.A., Recep İvedik filmleri uygun görülmüştür. Film çözümlemelerinde, derinlemesine analiz yöntemi kullanılarak "öteki erkek" karakterler ve tiplemelerinin temsil ediliş biçimleri ve mizah unsuru olarak nasıl konumlandırıldıkları incelenmiştir. Ayrıca "öteki erkek" olgusunun cinsel kimlik ve tercihle olan ilişkisine de dikkat çekilmiştir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, İktidar, İdeoloji, Kültür, Hegemonik Erkek, Öteki Erkek, Türk Sineması, Mizah.
Mobil reklam uygulamalarının kullanıcıların satın alma davranışına etkisi: Elazığ ili örneği
Mobil iletişimin gelişimi, internetin hayatın her alanında kullanılmaya başlaması, tüketicilerin ihtiyaçlarına daha kolay ulaşmalarına neden olmuştur. Mobil cihazların internetle buluşmasıyla birlikte pazarlama alanında yeni ve kişisel bir alan ortaya çıkmıştır. İşletmeler tüketicilere kolaylıkla erişebilme imkanı sağlamıştır. Toplu ve kişisel haberleşmeyi sağlayan telekomünikasyon sektörü, bilinen pazarlama alanının dışına çıkarak Mobil pazarlama imkanına alt yapı sağlamıştır. Mobil pazarlama, işletmelerin hedef kitleleri ile mobil cihazlar üzerinden iletişime geçmek amacıyla gerçekleştirdikleri bir interaktif uygulama olarak tanımlanmaktadır. Firmalar mobil pazarlama uygulamalarını kullanarak hedef kitleye daha rahat ulaşma imkanı bulmaktadırlar. Doğrudan pazarlama imkanı sağlaması, maliyeti düşük olması, hızlı, ölçülebilir olması ve özelleştirilebilir olması nedeniyle kullanılmaktadır. Çalışmada mobil iletişim araçları kullanılarak yapılan pazarlama yöntemini kullanıcıların satın alma davranışlarını incelemesi üzerine yapılmıştır. Bu çalışmada, gelişen teknoloji ve işletmeler için önemli olan mobil pazarlama ve uygulamaları, mobil reklamcılık konseptleri olan mobil reklamcılık afiş reklamlarına karşı kullanıcı tutumları, demografik veriler ve akıllı telefon kullanımı açısından incelenmiştir. Bu amaçla Elazığ'daki akıllı telefon kullanıcıları, mobil uygulamalarını kullanırken, Banner reklamlarına yönelik tutumlarını ve tutumlarının alt boyutlarını belirlemek ve tutumlardaki farklılıkları göstermek için Elazığ'da akıllı telefon kullanıcıları üzerinde çalışmaktadır. Mobil uygulama içi gösterim (banner) reklamlarına yönelik tüketici tutumlardan oluşan 29 soruluk Likert ölçekli anket kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirliği ve geçerliliği farklı 375 tüketici üzerinde yapılmıştır. Çalışmada SPSS 21 programından yararlanılarak sonuçlar bulunmuştur. Öğrenim düzeyi, Meslek, Mobil uygulama kullanma sıklığı değişkenleri mobil uygulama içi mobil gösterim (banner) reklamlara karşı tutumlarında farklılık göstermiştir. Gelir düzeyi değişkenine ise mobil gösterim (banner) reklamlara karşı tutumlarında farklılık görülmemiştir. Anahtar kelimeler; Mobil cihazlar, pazarlama, banner reklamlar, satınalma davranışı
Gazete ve dergi reklamlarında tipografi kullanımı ve tasarım farklılıkları
Bu tez çalışmasında Gazete ve Dergi Reklamlarında Tipografi Kullanımı Ve Tasarım Farklılıkları başlığı altında, gazete ve dergilerde aynı markalı ürün veya hizmetlerin reklam sayfasında hangi yönden değişiklikler gösterdiği araştırılmıştır. Gazete ve dergilerde aynı dönem içerisinde yayınlanmış aynı marka altında bulunana sekizi gazetelerden sekizi ise dergilerden alınan onaltı reklam Ayrancı (2009)'nın "Grafik Eğitiminde Dergi İçi Reklam Tasarımlarının Görsel Bütünlüğünün Sağlanmasında Tipografik Unsurların Yeri" isimli yüksek lisans tezinde kullanmış olduğu grafiksel çözümleme formu kullanılarak analiz edilmiştir. Grafiksel çözümleme formu; tasarımda bütünlüğün sağlanmasında önemli olan yazı font ilişkisi, aralık (espas), oran – orantı, denge, ritim, vurgulama ve devamlılık başlıklarından oluşmaktadır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında; gazete ve dergilerde yayınlanan ve aynı ürün özelliklerini taşıyan reklamlarda farklılıklar olduğu, tasarımlardaki vurgunun ve tonlamanın farklılaştığı, tipografik unsur oluşturan başlık ve sonrasında gelen metinlerin gazete ve dergilerde hedef kitle beklentilerine göre değişkenlikler gösterdiği gözlemlenmiştir. Alt başlıkların başlıklara göre daha az önemsendiği, metnin okunurluğunu etkileyecek şekilde küçük puntolarla kullanıldığı görülmüştür. Tasarımların genelinde oran orantı kriterleri uygun tutulmuş, vurgulama ise slogan ile sağlanmıştır. Çalışmalar tipografik olarak incelendiğinde espasların ve satır aralıklarının uygun bir şekilde ayarlandığı görülmüştür. Kompozisyon düzenlemesi bakımından dergi reklamları gazete reklamlarından daha özgün, tasarımsal olarak daha sanatsal olduğu görülmüştür. Gazete reklamlarında ise daha detaycı bir anlayış hâkimdir. Araştırmanın sonucuna göre incelenen gazete ve dergi reklamlarında yukarıda bahsi geçen tasarım ilkelerine fazla uyulmadığı, tipografik açıdan bakıldığında ise tipografik enstrümanların görsellerin gerisinde kaldığı sonucuna varılmıştır. Buradan yola çıkarak tipografik materyallerin daha farklı ve çarpıcı şekilde kullanılması gerektiği düşünülmektedir. Gazete ve dergilerde tipografik tonlamanın önemsenerek, font seçiminin vurgu etkisi göz önüne alınarak yapılması gerektiği, dergilerde denge ve ritim, gazetelerde ise yoğun ve sıkışık tasarımlardan uzaklaşılması gerektiği, görsel bütünlük sağlanarak tasarımların klasik yapıdan kurtarılıp daha modern bir yapıya kavuşturulması gerektiği düşünülmektedir.
Tanıtım film yapım sürecinde insansız hava araçlarının kullanımı: Elazığ iline yönelik örnek bir uygulama
Büyük kitlelerin sinematografik öyküleri gerçek ziyaret deneyimi ile ilişkilendirmesi sonucunda, film kaynaklı turizmin hızla moda haline geldiği bir dönemde yaşıyoruz. Başka bir deyişle insanlar ekranda gördüğü yerler hakkında bilgilenirken, o bölgeleri tanımaya yönelik daha etkin tutumlar geliştirmektedir. Bu duruma film veya görsel kaynaklı turizm denilebilir. Hedefler bakımından, filmler veya diğer görsel içerikler yalnızca varış noktasına kısa vadeli turizm geliri sağlamakla kalmaz aynı zamanda uzun vadeli getiriler de sağlar. Ancak film kaynaklı turizme giderek artan ilgiye rağmen, bu konu ne yazık ki ülkemizde araştırmacılar ve akademisyenler tarafından çok az ilgi görmüştür. Çalışmamızda, bu alana daha fazla dikkat çekilmesi için literatürdeki araştırma ve uygulamalar incelenmiş ve bir hedef kitle için ilgi çekici yerler yaratmada tanıtım filminin faydaları vurgulanmıştır. Film turizminde havadan görüntülemenin hedefe sağladığı yararlar irdelenerek, örnek bir tanıtım uygulamasında bu veriler kullanılmıştır. Uygulama, bir insansız hava aracıyla yapılarak çekim sırasında kullanılan teknikler hakkında elde edilen bulgular sunulmuştur.
Elazığ ili kamu ve özel hastaneleri örnekleriyle sağlık kurumlarında halkla ilişkiler uygulamaları
Yönetim anlayışı ve hedef kitle konusunda kompleks bir yapıya sahip olan hastanelerin, iyi bir yönetim politikası belirleme ve hedef kitlede olumlu tutum oluşturma konusunda hassasiyet göstermeleri gerekmektedir. İyi bir yönetim politikası belirlemede ve hedef kitlenin desteğini sağlayarak olumlu tutum oluşturmada halkla ilişkilerin rolünü incelemek önemlidir. Bu çalışmada, hastanelerde yürütülen halkla ilişkiler faaliyetlerinin hasta ve yakınlarının hastane tercihlerine etkisini ve kamu ve özel hastanelerde yapılan halkla ilişkiler faaliyetlerinin farklarını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Fırat Üniversitesi Hastanesi ve Elazığ Özel Medicalpark Hastanesi meslek profesyonelleri ve random (şans-kura) yöntemiyle seçilen 400 hasta oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında meslek profesyonellerine 14 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu, hastalara ise 47 sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS analiz programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, hastanede yürütülen halkla ilişkiler faaliyetlerinin yüksek oranda hastaların tercihini etkilediği görülmüştür. Araştırmada ulaşılan bir diğer sonuç ise hastane tercihinde görsel-işitsel bilgi kaynaklarından gazete, radyo, televizyon, billboard, sosyal medya ve internet' in cinsiyet değişkenine göre büyük oranda anlamlı farklılık gösterdiği, yaş, öğrenim durumu ve hastaneye gitme sıkılığı değişkenine göre kısmen anlamlı farklılık gösterdiği, aylık gelire ve sosyal güvenceye göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Araştırmada meslek profesyonellerine yapılan yarı yapılandırılmış görüşme sonucunda ise, özel hastanenin halkla ilişkiler faaliyetlerini profesyonel olarak yürüttüğü görülürken, üniversite hastanesinin halkla ilişkiler faaliyetlerini profesyonel olarak yürütmediği görülmüştür.
Alternatif kamusal alan üretiminde sosyal medyanın gücü: İşçi sendikaları üzerine bir inceleme
Son yıllarda internet ve internet aktivizminin gücü tartışılmakla beraber toplumsal hareketler bazında işçi sendikaları ve sınıf temelli eylemlerin internet kullanımları online aktivizm açısından tartışılabilir niteliktedir. İnternetin beraberinde gelişen sosyal medya, aynı zamanda sanal bir kamusal alan niteliği de oluşturduğu tartışmalar arasındadır. Sanal bir kamusal alanın oluşması toplumsal hareketlerin de sanal alandan reel alana taşınması anlamına gelmektedir. Sosyal medyanın kitle iletişimi gibi geniş bir iletişim ağı oluşturma potansiyeli de olduğundan sanal tartışma ve uzlaşma alanı niteliği taşımaktadır. Sosyal medyanın toplumsal hareketler ve aktivizme nasıl yer açtığı bu sendikaların paylaşımları üzerinden belirlenmiştir. Sosyal medyanın toplumsal hareketlerde ve alternatif kamusal alan üretimindeki potansiyelini ortaya çıkarmak için Türkiye'deki dört önemli sendikalardan DİSK, KESK, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ konfederasyonları incelemeye alınmıştır. Bu çalışma, alternatif medyanın, sınıf temelli ve demokratik bir platform sağlamasında bu dört sendikanın twitter sitelerinin rollerini ve sendikal hareketlerin güçlendirilmesi açısından potansiyelleri incelenmiştir. Bu bağlamda bu çalışma, sosyal medya aktivizminin alternatif bir kamusal alan yaratmadaki potansiyelini tartışmaktadır. İşçi sendikalarının twitter hesapları üzerinden yürütülen çalışmada; sosyal medya kullanımı, hangi durumlarda yoğun kullanıldığı, hangi konularda paylaşımlar yapıldığı ve paylaşımların yoğunlukları kategoriler şeklinde içerik çözümlemesi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamusal Alan, İnternet, Sosyal Medya, Aktivizm, İşçi Sendikaları
Televizyon dizilerinde milliyetçi söylemlerin yeniden üretimi: İsimsizler, Savaşçı ve Söz dizileri örneği
Medyanın egemen ideolojiyle olan ilişkisi kitle iletişim araçlarının ilk ortaya çıktığı andan itibaren tartışılmıştır. Ülkelerin siyasi, ekonomik, toplumsal gelişmeleri medya içeriklerinin benzer doğrultuda değişmesine ve medyanın egemen ideolojinin bir aracı haline gelmesine neden olmuştur. Özellikle son iki yıl içinde Türkiye'de yaşanan siyasi gelişmelere bağlı olarak, televizyon anlatılarında milliyetçilik içerikli yayınlarda artış olduğu göze çarpmaktadır. Bu tez çalışmasında Türkiye'de farklı televizyonlarında kanallarında, aynı dönemlerde başlayan milliyetçilik ve terörle mücadele konularını içeren televizyon dizilerindeki milliyetçi söylemin nasıl, yeniden üretildiğini göstermek amaçlanmış ve bu amaç doğrultusunda üç farklı televizyonda yayınlanan ana fikri milliyetçilik olan İsimsizler, Söz ve Savaşçı dizileri incelenmiştir. İnceleme sonucunda örneklem olarak seçilen dizilerde, milliyetçilik içeren ve egemen ideolojiye ait söylemler olduğu, ayrıca söz konusu dizilerde geçen olaylarla güncel siyasi olaylar arasında benzerlikler olduğu tespit edilmiştir.
Kurum kimliği ve kentlerin markalaşma süreçleri (Antalya örneği)
Bir şehrin hedeflerinin ve vizyonunun belirlenmesi ve marka kent oluşturma çabaları kent markalaşması olarak ifade edilir. Bireylerin kent hakkındaki algıları ve düşünceleri ise kent imajı olarak adlandırılır. Kentlerin markalaşma sürecinin ilk basamağını kurumsal kimlik belirleme unsuru oluşturur. Kentlerin markalaşma sürecinde belirlediği kimlik bileşenleri çeşitlendirilerek yerel, ulusal ve uluslararası alanda yapılacak reklamlarla tanıtılmalı, insanlarda farkındalık oluşturulmalı ve bireylerin kente yönelik talepleri attırılmalıdır. Bu çalışmanın amacı, kent imajı oluşturulmasında etkili unsurları ve yeterlilik dereceleri arasındaki farklılıkları belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaçla Türkiye'nin önemli turizm ve kültür merkezi kentlerinden biri olan Antalya ilinin stratejik politikalar eşliğinde marka kent formülasyonu, kurumsal kimlik çerçevesinde gelecek vizyonu, marka kent ve çevre analiz, marka kent ve sosyo-kültürel analiz, iş çevresi ve kurumsal kimlik oluşturma çabaları, iç pazarlama fonksiyonları ile marka kent oluşturma, örgütlü çalışmalar ve var olan marka sürecini etkinleştirme çabaları, kurumsal kimlik ve marka kent oluşturma sürecinde olumlu ve olumsuz süreçler, marka kent oluşturulmasında iletişim hedefleri ve logo analizi gibi içerik analizi yapılarak kent imajı oluşturma sürecinde etkili olan unsurlar belirlenmiştir. Araştırma sonucunda Antalya, kültürel ve doğa turizmi kenti markalaşması sürecinde yüksek potansiyeli olan bir kent olup marka kent imajını geliştirerek daha ileri boyutlara taşıyabileceği belirlenmiştir. Antalya ili marka kent imajının beklenilenin aksine düşük olduğu ve turizm kenti imajını geliştirebilmek için kentin görünen değerlerinin yanı sıra görünmeyen değerlerini de günyüzüne çıkarması gerekmektedir. Bu sayede turizm kenti imajı güçlenecek ve turizm gelirleri katlanarak ülke ekonomisine daha fazla katkıda bulunacaktır. Anahtar Kelimeler: Kent İmajı, Marka Kent, Kurumsal Kimlik, Antalya, Turizm
Ulus-devlet, milliyetçilik ve basın: Self-determinasyon bağlamında Kuzey Irak ve Katalonya referandumlarının Türk basınındaki temsili
Self-determinasyon, kendi kaderini tayin etme hakkı 20. Yüzyıl da Avrupa'da uygulanmaya başlayan bir olgu olup, kimi halklar devlet ayrılma yoluyla bağımsızlık kazanmak amacıyla, kimileri de özerklik kazanmak için kullanmaya çalışmışlardır. Bu bağlamda da konumuzu oluşturan Kuzey Irak ve Katalonya referandumlarını self-determinasyon bağlamında ele almak mümkündür. Günümüzde medya tüm geçerliliğini ve gücünü artırarak sürdürmektedir. Bu durum haber medyasına, haber basınında da görülmektedir. Basın en güçlü işlevlerinden biri temsil yoluyla gerçekliği yeniden üretmektir. Bu noktada bu çalışma da yakın zamanda gerçekleştirilmiş olan Kuzey Irak ve Katalonya referandumlarının self-determinasyon bağlamında Türk basınında nasıl ele alındığı incelenecektir. Türk basınının bu iki referanduma nasıl yaklaştığı, self-determinasyon bağlamında ele alıp almadığı, referandumları hangi kavramlar üzerinden değerlendirdiğini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Ayrıca medyanın milliyetçiliği yeniden üretim noktasında nasıl temsiller gerçekleştirdiği üzerinde durulmuştur. Bu inceleme seçilmiş olan Cumhuriyet, Sabah, Habertürk, Hürriyet ve Bianet gazeteleri üzerinden gerçekleşmiştir. Bunun yanında elde edilen veriler yöntem olarak içerik ve söylem çözümlemesi yöntemiyle analiz edilmiştir.
Mahremiyet ve ınstagram mahremiyetinin insanın yaşam olgusuna etkileri
Mahremiyet kavramı insanlığın var oluşundan beri bir ihtiyaç ve tartışma konusu olagelmiştir. Ait olunan kültür veya zaman göre farklılık gösteren mahremiyet kavramı, teknolojik değişimler ve sanal mecraların bireylerin kullanımına sunulmasıyla birlikte bu alanda yaşanan değişimler ve dönüşümler yapılan çalışmalara konu olmuştur. Bireylerin sosyal ağlara olan ilgisinin beğenilmek, takdir görmek, dikkat çekmek, takip etmek ve edilmek gibi isteklerin karşılanma arzusundan kaynaklandığı olarak açıklanabilmektedir. Sosyal ortamlarda kendini teşhir etme ve teşhir edilenleri gözetleme davranışı bireyler arasında farklılık gösterebilmektedir. Fakat sosyal ağ kullanıcılarının bu ortamlarda neden niçin ne şekilde var oldukları farklılık gösterse de sanal ortamın kullanıcılara sunduğu alternatifler noktasında o ya da bu şekilde tüketici konumundaki bireyler ortak paydada birleşebilmektedir: gözetleme ve gözetlenme. Tüm bunlar ile birlikte mahremiyet anlayışlarında değişme, şeffaflaşma ve yok olma etkileri görülmektedir. Bu bireysel davranışların ve kişide uyandırdığı merak duygusunun, mahremiyet anlayışları üzerindeki etkileri, Instagram platformu üzerinden kişisel varoluş amaçlarını yönlendirme durumları dikkati çekmektedir. Tüm dünya gibi Türkiye'de de oldukça fazla kullanıcı olan sosyal medya araçlarından olan Instagram, bu çalışmada mahremiyet algısı üzerinden ele alınarak kullanıcıların Instagramı ne sıklıkla ve ne zamandır kullandığı, mahremiyet kavramının ne ölçüde bilindiği ya da bilinen ile olması gereken mahremiyet anlayışının neler olduğu üzerine yoğunlaşılmıştır. Fırat Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan öğrenciler ile yapılan anket çalışması, genel tarama modeli ve 5'li likert ölçeği ile ölçümlenmiş sorulara yanıt veren 412 katılımcıya uygulanarak görüşleri alınmış ve SPSS programı kullanılarak elde edilen veriler yorumlanmıştır.
Televizyon ve sosyal medyadaki temsiller bağlamında 'şöhret kültürünün değişimi
Küreselleşmeyle birlikte medya, iletişim ve kültür anlamında gelişmeler yaşanmıştır. Kitle iletişim araçlarının çeşitlenmesi ve yeni medyanın ortaya çıkışı milenyum çağından itibaren dönüşümü getirmiştir. Dolayısıyla kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı farketmeksizin her meslekten her insanın şöhretleştirilmesi yayınlanan programlar, yapılan paylaşımlar, sosyal medya siteleri ve performans programları aracılığıyla hızlı ve kolay hale gelmiştir. Şöhretler kapitalleşmeyle birlikte toplumsal hayatta etkin ve özendirici bir rol üstlenmektedir. Bu bağlamda sadece şöhretler değil medya da toplumsal hayat ve şöhret üretiminde önemli bir unsur olarak görülmektedir. Geleneksel medyada içerik medya aracıları ve profesyoneller tarafından oluşturulurken, yeni medyada içerik üretimi bizzat kullanıcıları yani sıradan bireyler tarafından üretilmektedir. Günümüzde şöhret üretim mekanizması olarak sosyal medya sıradan insana, çok kısa sürede şöhret olabilme imkânı sunmaktadır. Şöhret olan sıradan insanlar toplumdaki diğer bireyler için de örnek oluşturmaktadır. Günümüzde sosyal medyanın etkisiyle şöhret sahibi olabilmenin geleneksel medyaya göre daha hızlı, daha kolay ve özellikle bir çaba gerektirmeden gerçekleştiği görülmektedir. Bu çalışma, kavram olarak şöhretin ve birey olarak şöhretli insanın ilkel dönemden, küreselleşme çağına kadar geçen süreçte hangi aşamalardan geçtiğini, hangi değerlere nasıl atfedildiğini ve kimleri temsil ettiğini örnekler çerçevesinde incelemektedir. Şöhret olgusunun geleneksel medyadan yeni medyaya uzanan dönüşümü araştırılmaktadır. Şöhret ile ilgili yapılan çalışmalara bakıldığında araştırmacılar şöhretin tarihsel gelişimini geleneksel medya üzerinden irdelemişlerdir. Yapılan bu çalışmada geleneksel medyada şöhretlerin birer yetenek sonucu meşhur oldukları görülmekte, şöhretin devamlılığı ve kalıcılığı için başarının sürdürülmesi gerekmektedir. Tüm bu süreç uzun zaman ve çabalar sonucu oluşmaktadır. Ancak yeni medyada şöhret olabilme süreci geleneksel medyada gereksinim duyulan unsurların tersine işlemektedir. Yapılan bu çalışma sonucunda geleneksel medyada şöhret olmuş kişilerin farklı kitle iletişim araçlarını kullanarak şöhretin devamlılığını sağladıkları görülmüştür. Bu durum edebiyattaki metinler arası geçişe benzemektedir. Yani medyalar arası geçiş ile ünlü kişiler farklı mecraları kullanarak şöhretin devamlılığını sağlamışlardır. Yeni medyada da aynı durumdan bahsetmek mümkün hale gelmiştir. Günümüzde bireylerin, sosyal medya veya diğer paylaşım siteleri üzerinden kazandıkları şöhreti devam ettirmek adına, sinema, radyo, televizyon gibi iletişim araçlarının en az birinde yer aldıkları görülmektedir. Geleneksel medyada bir kanal sahibi olmak zaman ve sermaye gerektiren bir meslek olurken, sosyal medyada paylaşım siteleri üzerinden bir kanal sahibi olmak anlık ve sermaye gerektirmeyen bir meslek haline geldiği görülmüştür. Öyle ki geleneksel medyadan yeni medyaya kadar geçen tarihsel süreçte yaşanan gelişmeler, Andy Warhol'un "Bir gün herkes 15 dakikalığına şöhret olacak" sözünü defalarca doğrulamış, hatta şöhret üretiminin günümüzde anlık olarak gerçekleşmesinin mümkün hale geldiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Şöhret, Sosyal Medya, Televizyon, Facebook, Twitter, Youtube
Televizyon dizilerine karşı alternatif medya kullanımı olarak internet dizileri üzerine bir çalışma : "Abzüğürt" dizisi örneğinde
Kitle iletişim araçlarını, toplumun dönüştürülmesi ve yeniden şekillendirilmesinde en büyük etkenlerden biri olarak gören iktidar erki, 90'lı yıllara kadar daha çok haber içeriklerine müdahale yolunu denerken, 90'lı yıllardan itibaren özellikle televizyonun toplum üzerindeki etkisinin daha iyi anlaşılmasının ardından, eğlendirme işlevine yönelik çalışmalar başlatmış ve bunun sonucunda da farklı eğlendirme örnekleri ortaya çıkmıştır. Toplumun dönüştürülmesi amacıyla yola çıkan kapitalist sistem, insanların en büyük eğlencesi haline gelen dizileri hedef almış ve özellikle 2000'lerden itibaren tamamen kendi sisteminin kontrolü altına almıştır. Tamamen izleyici bağımlılığı üzerine bir yayın politikası güden televizyon dizileri, 70'lerden itibaren, gerek konu, gerek oyunculuk, gerek çekim yapılan fiziksel alanlar, gerekse de sahnelerde kullanılan dekor ve kostümler olmak üzere, izleyicinin olabildiğince dikkat edeceği unsurlar ortaya çıkarmaya çalışmış, izleyiciyi etkileyerek, merak unsuru ile birlikte sürekliliğini sağlama amacını büyük bir titizlikle uygulamaya başlamıştır. Tabi bu durum, zaman içerisinde dizi maliyetlerinin gittikçe yükselmesi sonucunu doğurmuştur. Televizyon dizilerinin bu kadar eleştirilmesi, insanları doğal olarak bir alternatif aramaya yönlendirmektedir. Son dönemlerde pek çok konuda olduğu gibi, dizi konusunda da televizyonun alternatifi yine internet ortamı olmaktadır. Önceleri bağımsız yapımcılar veya televizyona dizi kabul ettiremeyen bazı ekipler tarafından üretilen içeriklerin internette yayınlanması ile başlayan, sonradan sadece internette yayınlanmak için üretilen içerikler ile devam eden, en sonunda ise internette bu içeriklerin düzenli bir şekilde yayınlanmasını sağlamak amacıyla kurulan internet platformları ile zirveye ulaşan bu alternatif, 'internet dizisi' olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışma ile televizyon dizileri ile internet dizileri arasındaki farkların, bir internet dizisi uygulaması da yapılarak net bir şekilde ortaya konulması hedeflenmektedir. Yine aynı zamanda, ilerleyen dönemlerde bu alanda yapılacak çalışmalar için de akademik bir kaynak oluşturulması amaçlanmıştır.
Bilim kurgu, ideoloji ve aile: Hollywood sinemasında ideolojik bir anlatı unsuru olarak aile
Aile, toplumun en küçük kurumu olmakla birlikte neslin devamlılığını sağlamasıyla büyük kurumların da temeli konumundadır. Toplumsal örgütlenme biçimi olarak ailenin devamlılığı devletlerin de örgütlenmesinde büyük önem taşır. Bu nedenle ailenin biçim ve içerik olarak şekillenmesinde sahip olduğu kültürel kodlar kadar dönemin egemen ideolojileri de etkili olmaktadır. Değişen ekonomik koşullar, aileyi temel fonksiyonlarından uzaklaştırıp sistemin devamlılığını sağlayan bir kurum haline getirmektedir. Ailedeki değişim onu üreme, üretme ve tüketme fonksiyonuyla kapitalist ideolojinin aracı haline dönüştürmektedir. Hollywood bilim kurgu sineması, gerçeği ve dünyayı yeniden üreterek yansıtırken kendine özgü anlatım tarzıyla ideolojisini üretmektedir. Teknoloji ve bilimin fantastik hikayelerle bir araya getirildiği bilim kurgu sineması, ideolojinin basit ve sıradan şeyler üzerinden inşa edildiği bir türü ifade etmektedir. Bilim kurgu filmleri, bilimsel gerçekleri manipüle ederek kültürel kalıplar içinde yeniden anlamlandırmaktadır. Anlatının kahramanlık kadar kültürel yapıya, aile ve çocuk gibi günlük hayatın olaylarına dayanması, aile ve ideoloji ilişkisinin ne olduğu sorusunu ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmanın en temel amacı bilim kurgu sinemasında ideoloji ile aile arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda Hollywood bilim kurgu sinemasının, içerisinde aile ögesi barındıran; E.T. the Extra-Terrestrial (1982), Artificial Intelligence: AI (2001), War of the Words (2005), Interstellar (2014), Blade Runner 2049 (2017) filmleri aile ve ideoloji bağlamında çözümlenmek üzere amaçlı örneklem esasına göre seçilmiştir. Belirlenen filmler göstergebilimin aşamalarından olan dizisel ve dizimsel yöntem kullanılarak çözümlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Aile, İdeoloji, Hollywood, Sinema, Bilim Kurgu
Türkiye'de görev yapan kamu iç denetçilerinin iletişim becerilerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, Türkiye'de görev yapan kamu iç denetçilerinin iletişim becerilerinin yaş, cinsiyet, medeni durum, iç denetçilik kadrosundaki toplam çalışma süresi, öğrenim durumu, mezun olduğu fakülte ve çalışmakta olduğu kurumun bütçe türü değişkenleri açısından anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesidir. Araştırmaya, Maliye Bakanlığı Bütçe Mali Kontrol Genel Müdürlüğünce, 2014 yılı nisan-mayıs aylarında İzmir'de gerçekleştirilen Kamu İç Denetçileri Eğitim Programı'na katılan değişik 221 Kamu İdaresine atanmış toplam 798 iç denetçiden bu araştırmayı kabul eden 521 tanesi katılmıştır. Araştırmaya katılan personelin iletişim beceri düzeyleri Ersanlı ve Balcı (1998) tarafından geliştirilen İletişim Becerileri Envanteri ile ölçülmüştür. Verilerin değerlendirilmesinde ve hesaplanmış değerlerin bulunmasında IBM SPSS Statistics 21 paket programı kullanılmıştır. Bağımsız iki grup ortalaması karşılaştırmalarında t– testi, ikiden fazla grup ortalaması karşılaştırmalarında ise tek yönlü varyans analiz testi ve scheffe testi kullanılmıştır. Bu çalışmada anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Araştırma bulgularına göre, Türkiye'de görev yapan kamu iç denetçilerinin iletişim beceri düzeyinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaş değişkenine bağlı olarak, Türkiye'de görev yapan kamu iç denetçilerinin (46-55) yaş grubunda olanların, (36-45) yaş grubunda ve (56-65) yaş grubunda olanlardan daha yüksek duygusal, davranışsal ve genel iletişim becerilere sahip olduğu, zihinsel iletişim becerilerinde ise anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Cinsiyet değişkenine bağlı olarak, Türkiye'de görev yapan kamu iç denetçilerinden kadın personelin, erkek personelden daha yüksek duygusal, davranışsal ve genel iletişim becerilere sahip olduğu, zihinsel iletişim becerilerinde ise anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur. Türkiye'de görev yapan kamu iç denetçilerinden çalışmakta oldukları kurumun bütçe türü, mahalli idare bütçesi grubunda olanların zihinsel, davranışsal ve genel iletişim becerilerinin, özel bütçe grubunda ve genel bütçe grubunda olanlardan daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Duygusal iletişim becerilerinde ise, anlamlı farklılık bulunmamıştır. Türkiye'de görev yapan kamu iç denetçilerinin, medeni durum, iç denetçilik kadrosundaki toplam çalışma süreleri, öğrenim durumları ve mezun oldukları fakülte değişkenlerine bağlı olarak, iletişim becerilerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklara ulaşılamamıştır. Elde edilen bulgular literatür ışığında yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Romanın başlangıcı Pikareksin sinemadaki uyarlaması: Dünya sinemasında Şarlo, Türkiye sinemasında Şaban
Sinemanın, sanatın diğer alanları ile olan ilişkisine değinen birçok çalışma yapıldı ve yapılıyor. Bu çalışmada, edebiyat ile doğrudan ilişkili olan sinemanın, modern romanın başlangıcı olarak adlandırılan Pikaresk roman ile ilişkisini incelemek ve aralarındaki bağı kuran, dünya sinemasında ve Türkiye sinemasında ilk örnekleri tespit etmek amaçlanmıştır. Pikaresk romanın başkarakterine Pikaro karakter denir. Sinemada Pikaro karakterin ilk örneğinin Şarlo ( Chaplin) olduğu varsayımına dayanan bu çalışmada Türkiye sinemasındaki örneğinin de Şaban karakteri ile Kemal Sunal olduğu düşünülerek, bu iki karakterin filmleri karşılaştırmalı şekilde incelenmeye çalışılmıştır. Pikaro karakterin dahil olduğu sosyal tabakanın ve güldürü öğesini sıklıkla kullanarak başına gelen tuhaflıklarla toplum eleştirisi yaptığı bilinen Pikaresk romanın sinemadaki örnekleri üzerinden çözümlemeler yaparak iki sanat arasındaki ilişkinin çözümlenmesi esas alınmıştır.
Üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımları: içerik, alışkanlıklar, trendler bağlamında karşılaştırılmalı analizi
Medya kavramı günümüzde sosyal medya ve internet olarak anlaşılmakta, iletişim de bu yolla yapılmaya çalışılmaktadır. İnternetin ve sosyal medya ağlarının yaygınlaşması ile birlikte kişilere zaman ve ortamda ayrı, onlara bağımlı olmayan bir iletişim imkanı verirken, günlük hayatta kolaylıklar sağlaması ve kişilerin sosyalleşmesine olanak vermiştir. Yeni iletişim araçları bilgiye daha geniş bir yelpazeden kolayca ulaşmaya ve bilgiyi birbirlerine göndermeye izin vermekte ve iletişimi hızlandırmaktadır. Sosyal medya insanların haberleri ve bilgiyi paylaşma, keşfetme ve okuma tarzlarındaki değişimler olarak sunulmuş ve bunun sonucunda daha da yeni, herkesin anlayacağı, yazının uzun uzun yazılarak insanları sıkmayacağı, bir sembolle birçok şeyin anlatılacağı yeni bir dil meydana getirmişlerdir. Yeni iletişim teknolojilerinin günden güne gelişmesi ile yazılı ve sözlü kültür yavaş yavaş etkisini kaybederek yerini yeni bir dil olan emojilere bırakmışlardır. İlk çağlarda bireylerin iletişim kurmak veya mesaj iletmek amacıyla mağara duvarlarına çizdiği resimlerle iletişim kurmaya, bir şeyler paylaşmaya çalışması günümüze kadar sürekli yeni teknolojilerin gelişip, hıza ayak uydurmaları sonucu emojiler oluşturulmuş, böylece en önemli iletişim araçlarından biri haline gelmiştir. Çalışmanın amacı, sosyal medyada üniversite öğrencilerinin emojileri kullanmalarına yönelik tutumlarını yansıtmaktır. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 eğitim öğretim yılında Fırat Üniversitesi ve İnönü Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımlarına ilişkin görüşlerini yansıtabilmek amacıyla "Sosyal Medya Emoji Kullanımı Görüş Anketi" ve anket formuna ve sosyal medyada emoji kullanımına ilişkin detaylı bilgiler elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından uzman görüşü alınarak hazırlanmış "Sosyal Medyada Emoji Kullanımı Görüş Formu" kullanılmıştır. Tezde karma araştırma yöntemi uygulanmıştır. Araştırmanın nicel kısmında, üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımına ilişkin görüşlerini tespit etmek amacıyla tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımına ilişkin görüşlerinin yansıtılması amacıyla görüşme (mülakat) tekniği kullanılmıştır. Öğrenciler arasından gönüllü seçilen 100 öğrenci ile açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formu aracılığıyla görüşmeler yapılmıştır. Böylelikle sosyal medyada emoji kullanımının günlük hayatta sağladığı kolaylıklar, emoji kullanım amaçları, emoji kullanımının sosyal çevreyle iletişime etkisi, emojilerin yüz yüze iletişim tercihine olan görüşleri ve emoji kullanımının olumsuz yönlerine ilişkin görüşleri hakkında detaylı bilgiler elde edilmesi sağlanmıştır. Araştırma sonucuna göre, üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımına ilişkin olumlu görüşlerinin yanı sıra olumsuz görüşlerinin de olduğu görülmüştür. Genel olarak bakıldığında üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımına ilişkin görüşlerinden olumlu yönlerinin olumsuz yönlerine göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir.