
12
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Sağlık bilimleri fakültesi öğrencilerinin iş güvenliği algılarının değerlendirilmesi: Fırat Üniversitesi örneği
Sağlık sektörü iş kazalarının ve meslek hastalıklarının yoğun görüldüğü bir sektördür. Sağlık kurumu çalışanları, iş sağlığı ve güvenliği bakımından haklarını ve sorumluluklarını öğrendikleri zaman, hem kendi sağlık ve güvenliklerini koruyup geliştirebilecek, hem de hastaların sağlık ve güvenliklerini daha iyi koruyabileceklerdir. Türkiye iş sağlığı ve güvenliği bakımından iyi bir karneye sahip değildir. Özellikle iş kazaları sonucu ölümlerde Avrupa birincisi, Dünya'da ise üçüncü sırada yer almaktadır. İş kazalarının yoğun olarak gerçekleştiği sektörler arasında sağlık sektörü de yer almaktadır. Ülkemizdeki iş kazalarının azaltılması ile ilgili çalışmalarda İSG eğitimi ve İSG kültürünün artırılması önemli bir yer tutmaktadır. Ülkemizde gerek orta gerekse üniversite eğitiminde İSG eğitimine gereken önem verilmemekte olup, mezun olan öğrenciler İSG konusuyla ciddi anlamda ilk defa çalışma ortamında karşılaşmaktadırlar. Kurumsallaşmış işletmelerde İSG eğitimi ve kültürüne her ne kadar önem verilse de bu durum tüm işletmelerde görülmemektedir. Çalışmaya, potansiyel sağlık çalışanı olarak kabul edilen Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencileri dâhil edilmiştir. Bu amaçla öğrencilerin iş güvenliği algıları ölçülüp değerlendirilmiş, bu yapılırken de öğrencilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda farkındalık yaratılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evreni 2017-2018 eğitim ve öğretim yıllında Fırat Üniversitesi'ne bağlı Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde okuyan tüm öğrencilerden oluşmaktadır. Sağlık Bilimleri Fakültesinde; Hemşirelik, Ebelik, Beslenme ve Diyetetik olmak üzere toplam 3 bölüm ve 12 sınıfta öğrenciler eğitim görmektedir. Fakültede okuyan toplam öğrenci sayısı 1252'dir. Çalışmanın verileri Ekim-Kasım 2017 tarihleri arasında yüz yüze anket yöntemi ile toplanmıştır. Değerlendirilen anket sayısı 420'dir. İş güvenliği algı değerlendirmeleri, 5'li likert ölçeğine göre derecelendirilmiştir. Araştırmanın güvenirlik katsayısı 0,84 olarak bulunmuş olup, bu sonuç araştırmanın güvenilir olduğunu göstermektedir. Araştırmanın genel sonucunda öğrencilerin iş güvenliği algılarının ortalama 5 puan üzerinden 3,14 puan olarak hesaplanmış. Bu sonuç öğrencilerin iş güvenliği algılarının iyi olduğu anlamına gelmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık, İş Sağlığı ve Güvenliği, İş Güvenliği, Öğrenci Algısı.
Mobbing ve mücadele yöntemleri sağlık çalışanlarına yönelik bir araştırma
Son yıllarda işsizlik, meslekte yükselme hırsı ve gelişen teknolojiye ayak uyduramama gibi nedenlerden dolayı oldukça sık görülen, çalışma hayatı boyunca en az bir kez yaşanan ve bireyi olumsuz yönde etkileyen mobbing kavramı; ülkemizde anlam olarak çok bilinmese de iş hayatında sıkça karşılaşılan bir durumdur. Dünya ülkelerinde özellikle bu konuda öncü olan İsveç (1994) ve Finlandiya'da (2000) eskiye dayanan hukuksal yaptırımlar bulunurken, ülkemizde hukuksal boyut ancak son yıllarda kendini göstermeye başlamıştır. Ülkemizde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İletişim Merkezi ALO 170'e; 2011'den bugüne kadar 9 binin üzerinde mobbing başvurusu yapılmıştır. Bu başvuruların yüzde 69'u özel sektör çalışanlarından, yüzde 31'i ise kamu sektörü çalışanlarından oluşmaktadır. Kamu sektöründe en fazla mobbing başvurusunun hastanelerden, özel sektörde ise en fazla mobbing başvurusunun sanayi kuruluşlarından geldiği saptanmıştır. Bu durum çalışma hayatında özellikle sağlık sektöründe bu durumun ne kadar önemli olduğu görülmektedir. Mobbingin uygulanmasıyla oluşan olumsuz sonuçlar bireyde sosyal ve psikolojik sıkıntılara sebep olmanın yanı sıra toplumda da iş hayatını önemli ölçüde etkileyebilecek, değiştirebilecek nitelikte olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Mobbing oluşumunun bir örgütte görülmesi ve mobbing uygulamalarının engellenmesi için hiçbir girişimde bulunulmaması; zamanla mobbingin varlığının artmasına, diğer örgütleri etkilemesine, verimsiz iş gücü, iş memnuniyetsizliği ve motivasyon eksikliği gibi sonuçlara neden olabileceği gibi ülkenin çalışma hayatını dolayısıyla ekonomisini de olumsuz yönde etkilemesine neden olacaktır. Bu araştırmada amaç; 2000-2015 yılları arasında sağlık alanında mobbing ile ilgili yapılmış olan bilimsel çalışmaların ve bu çalışmalardan elde edilen sonuçların incelemesi ve Türkiye'deki sağlık çalışanlarına yönelik mobbing davranışı hakkında bilgi sahibi olabilmektir. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Sağlık Çalışanları, Rekabet, Sağlık Kurumları,Yönetici
Performansa dayalı ücret sisteminin sağlık hizmetlerine etkisi: Adıyaman ili Eğitim ve Araştırma Hastanesi üzerine bir uygulama
Günümüzde, değişen rekabet ortamında düşük maliyetli, kaliteli ve etkili bir sağlık hizmeti sunmak, hastanelerin temel amacını oluşturmaktadır. Sağlık kurumlarının etkili ve verimli hizmet verebilmesi, hedef ve amaçların ulaşabilmesi; düzenli olarak performans ölçüm ve denetimlerinin yapılmasına ve değerlendirilmesine bağlıdır. Bu çalışmada, Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde performansa dayalı ek ücret sisteminin görevli sağlık personeline etkisi araştırılmış ve değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırmada konuyla ilgili yerli ve yabancı literatür taraması yapılarak bu alanda ortaya konmuş kitap, makale, araştırma projeleri, tezler ve internet dokümanları değerlendirilmiştir. Çalışma 01.09.2016-01.12.2016 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Performansa dayalı ücret uygulamasından hekimlerin %60 'ı yardımcı sağlık personelinin %80,7'si memnun değildi. Değinilen bulgularda çalışanlar arası ek ödeme miktar farkının yüksek ve bununda çalışanlar arası hoşnutsuzluğu arttırmakta olduğu görüldü. Ayrıca performans değerlemedeki en önemli sorunun motivasyon eksikliği olduğu sonucuna varıldı. Sistem içerisinde yer alan herkese adil bir performans uygulaması çalışanları mutlu edeceğinden iş motivasyonlarını arttırıcı bir etken olacaktır. Anahtar Kelimeler: İnsan Kaynakları Yönetimi, Performans, Performans Yönetimi, Sağlık Sektörü
Hastanelerde kurumsal imajın yaratılmasında halkla ilişkilerin yeri ve önemi
Artan rekabet ortamında, insanlar tarafından tercih edilme hedefi; hastaneleri rakiplerinden farklılaşıp tercih edilen olmak için çalışmalar yapmaya zorlamaktadır. Bu çalışmaların en önemlilerinden birisi halkla ilişkiler kapsamında yapılan kurum imajı çalışmalarıdır. İmaj tüketici kararını etkileyen etkili faktörlerden biridir. Halkla ilişkiler faaliyeti olarak elde edilen olumlu bir imaj, organizasyonun devamlılığı ve stratejik başarısı için bir gereklilik olmuştur. Olumlu bir kurumsal imaj ürün ve hizmetlerin satışını arttıracak bir güçtür. Bu çalışma ile gösterilmeye çalışılan önemli bir nokta da bu kurumsal imajın oluşturulup yönetilmesi ve ölçülmesinde halkla ilişkiler birimlerinin ne kadar önemli olduğudur. Bu bağlamda araştırmanın birinci bölümünde çalışma hakkındaki genel bilgiler; çalışma konusunun anlamı, önemi ve amacı anlatılmıştır. İkinci bölümde konu ile ilgili temel kavramlar olan; imaj, kurumsal imaj, sağlık hizmeti ve hastaneler ve son olarak da halkla ilişkiler kavramları tanımlanmış ve bu kavramlar arasındaki ilişki alt başlıklar şeklinde sunulmuştur. Ayrıca son zamanlarda önemi daha da artan kurumsal web siteleri bir halkla ilişkiler faaliyeti kapsamında ele alınıp, imaj ölçümündeki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde aynı zamanda tezin başlığı olan "Hastanelerde Kurumsal İmajın Ölçülmesinde Halkla İlişkilerin Yeri Ve Önemi" konusu derinlemesine incelenmeye çalışılmıştır.
Hastanelerde hekim performansının değerlendirilmesi
ÖZET Hekimler, sağlık hizmetleri üretim ve sunumunda rol oynayan sağlık personelidir. Hastane maliyetlerinin büyük bir kısmı, hekimlerin kararlarıyla ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle hekim personelin performansının, hastanenin verimliliği ve etkililiği üzerine önemli etkisinin bulunduğu söylenebilir. Bu çalışmanın amacı, hekim personelin performansının değerlendirilmesi yöntemleriyle ilgili genel bilgiler sunmak ve bu yöntemlerin arasında sayısal yöntemler alanında yeni bir gelişme olan Veri Zarflama Analizinin uygulanabilirliğini ortaya koymaktır. Araştırma evrenini bir eğitim hastanesinde çalışan cerrahlar oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veriler, hastanenin veritabanından alınmıştır. Araştırmada A, B, C, D, E ameliyat türleri, poliklinik sayısı ve yatan hasta sayısı, hekim çıktıları olarak kullanılmış, hekim girdileri ise sabit tutulmuştur. Hekim performansının ölçülmesi için, çıktı yönelimli, ölçekten sabit getirili veri zarflama analizi kullanılmıştır. Gruplar arası karşılaştırmalarda ise, Kruskal Wallis Varyans Analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada hekimlerin % 11 'inin teknik performansının tam olduğu belirlenirken, teknik performansı düşük olan hekimlerin üretme potansiyeli bulunmasına rağmen önemli miktarlardaki çıktıyı üretemedikleri bulunmuştur. Teknik performansı düşük ve yüksek hekim grupları arasında, üretilen çıktı ortalamaları bakımından istatistiksel açıdan anlamlı farklar bulunmuştur.
Diz osteoartriti için maliyet yarar analizi
Bu çalışmanın amacı osteoartrit tedavisinin devlete ve hastaya olan tedavi maliyetini hesaplamak, tedavi öncesi ve sonrası yaşam kalitelerindeki farklılıkları ortaya koymak, yaşam kalitesini sayısallaştırarak QALYs (kaliteye ayarlanmış yaşam yılları) ile sağlık kazanımını ölçmek, hesaplanan maliyet ve yaşam kalitesi değerleri ile maliyet etkililik oranını bulmak, yapılan tedavinin devlete ve hastaya olan maliyetine karşın ne kadar etkili olduğunu tartışmaktır.EQ-5D ölçeği ile müdahale öncesi ve müdahale sonrası yaşam kalitesi değerleri QALYs cinsinden vignetler aracılığı ile hesaplanmış, maliyet verileri ile oranlanarak maliyet fayda oranları tespit edilmiştir. Osteoartrit tedavisine ait maliyet verilerini hesaplamak için gerekli olan bilgilerden biri hastalığa ait tanı ve tedavi protokolüdür. Osteoartrit için tanı ve tedavi yöntemi, TC Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet Etkilik Projesi çerçevesinde DSÖ tarafından belirlenen 88 hastalık için yapılmış protokollerden temin edilmiştir. Tanı ve tedavi protokolleri doğrultusunda hesaplanan osteoartrit tedavi maliyeti mevcut rapor bilgilerine göre analize dahil edilmiştir.Yaşam kalitesine ait değerleri cevaplayıcılara vignetler aracılığı ile sorgulanarak QALYs birimi ile ortaya konmuştur. Diz sekeline maruz kalmış ortalama bir osteoartrit hastası tanımlanarak cevaplayıcılardan yaşam kalitelerinin EQ-5D ile değerlendirmeleri istenmiştir. Müdahale öncesi UK tarifesine göre yaşam kalitesi 0,31 QALYs olarak hesaplanmış ve ortalama osteatrit için literatür bilgilerine göre beklenen yaşam süresi (15yıl) ile çarpılmıştır. Müdahale Öncesi kişinin fayda değeri 4,7QALYs olarak hesaplanmıştır. Müdahale sonrası hastanın yaşam kalitesine ait bulguları yine UK tarifesi ağırlıkları üzerinden hesaplanarak 0,54 QALYs olarak tespit edilmiştir. Ortalama bir osteatrit hastası için literatür bilgilerine göre beklenen yaşam süresi (15yıl) ile çarpılmıştır. Müdahale sonrası yaşam kalitesi 8,2 QALYs'dir. Müdahale sonrasında kazanılan ek etkililik ise 3,4 QALYS'dir.TC, Hastalık Yükü ve Maliyet Etkililik Projesinden alınan osteoartrit tedavi maliyeti (diz sekeli) 378,97$'dır. Buna göre (sosyal maliyetler hariç) Maliyet / QALYs 111.4 $'dır. Hasta perspektifinden ise maliyet değerlerine sosyal maliyetleri eklemek gerekmektedir. Hasta tedavi olma sürecinden işinden geri kalacak, tedavi için ulaşım ve başka maliyetlere katlanmak zorunda kalacaktır. Bu sosyal maliyetler ile birlikte hasta; Maliyet /QALYs (sosyal maliyetler dahil) 120.8 $ ödemek zorunda kalacaktır. Yani hastanın sosyal güvencesi tarafından ödenen kısmın üzerine bir de hastanın cepten ödemeleri bir başka maliyet kalemini oluşturmaktadır. Sonuç olarak osteoartrit yaşam süresinin artması ile toplumda sıklığı artan bir hastalık haline gelmiştir. Tedavisinin ise DSÖ nün ölçeğine göre oldukça maliyet yararlı olduğunu söyleyebiliriz.
Sağlık yöneticilerinin sağlık hizmetleri finansmanına ve sunumuna yönelik görüşlerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, sağlık yöneticilerinin reform çalışmaları sonucu olarak ortaya çıkan mevzuat ve uygulama değişiklikleri konusundaki farkındalıkları ile bilgi düzeylerini ölçmek ve sağlık hizmetleri finansmanı ve sunumuna yönelik görüşlerini değerlendirmektir.Sağlık sektörü ile ilişkili son dönem reform çalışmaları olan Sağlıkta Dönüşüm, Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası ve Sağlık Hizmetleri Finansmanı Alt Yapısını konu alan bu çalışmada, evrenimizi Ankara ili merkezindeki Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastaneler ile özel mülkiyetli hastanelerin üst düzey yöneticileri oluşturmaktadır. Saha aşamasında, hastanelerin üst düzey yöneticilerine anket uygulanmıştır. Çalışma, Ankara ili merkezi için tam sayım esası ile tasarlanmış, örneklem kullanılmamıştır ancak, sadece görüşmeyi kabul eden cevaplayıcıların anket sonuçları değerlendirmede esas alınmıştır.Çalışmada Ankara ili merkezindeki Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastaneler ile özel mülkiyetli hastanelerin üst düzey yöneticilerinin demografik özellikleri, finansal yönetim bilgi düzeyi, Sağlık Hizmetleri Finansmanı Yönetiminin Güçlendirilmesi çalışmaları hakkındaki bilgi düzeyi, Sağlıkta Dönüşüm çalışmaları hakkındaki bilgi düzeyi, Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası çalışmaları hakkındaki bilgi düzeyleri sorgulanmıştır.Reform çalışmalarının etkin şekilde yürütülebilmesi ve sonuçlarının alınabilmesi için uygulayıcı durumunda olan sağlık yöneticilerinin çalışmalar konusundaki bilgilerinin yüksek olması beklenir. Çalışma sonuçları dikkate alındığında, sağlık yöneticilerinin Sağlık Hizmetleri Finansmanı, Sağlıkta Dönüşüm Projesi, Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası ile ilgili bilgi düzeylerinin genel olarak az ve orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda, finansal eğitim almış olan yöneticilerin bilgi düzeylerinin ya da başka bir ifadeyle farkındalıklarının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçtan yola çıkarak sağlık yöneticilerinin işletme ve sağlık işletmeciliği ile ilişkili alanlarda eğitim almış olmaları, sağlık sektöründeki gelişmelere karşı daha duyarlı olmalarını etkilediği söylenebilir. Sağlık yöneticilerinin mezun oldukları bölüm açısından, bilgi düzeylerinde farklılık tespit edilmese de, uzmanlaşılmış alanlarda ve reform çalışmaları kapsamındaki uzmanlık alanlarında eğitim verilmesinin yöneticilerin farkındalıklarını artıracağı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Sağlıkta Dönüşüm, Genel Sağlık Sigortası, Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası, Sağlık Hizmetleri Finansmanı, Farkındalık.
Effectson physician performance on hospital financial performance
Performance is materialization degree of an aim. Performance shows where anorganization or individual reach for their aim. Performance is the total measurement thatincludes both qualitative and quantitative contributions to the organizations which they areconnected to. Therefore, the organization is directly effected by the individualperformance.The main purpose of the hospitals is to serve for people with the highest quality butthe lowest cost. Therefore; in order to reach this aim or in other word to provide thehighest quality with the lowest cost, hospitals should maintain physicians performance andfinancial performance successfully.The purpose of the study is to search for relationship between physicianperformance, and financial performance in the Ministry of Health hospitals. Otherpurposes of the study is to define the issue of performance and performance assessment,and performance assessment in healthcare managements, to explain what the financialperformance is , how it is measured, what the measures of the financial performance are,and to explain the importance of physician performance in the hospitals, how it ismeasured and what the methods used in the assessment of the physician performance are,what the criteria are in the assessment of the physician performance, and to point out howto develop a performance assessment process.In order to reach these purposes, years of 2008 of the Ministry of Health Hospitalsare used in this study. Data Envelopment Analysis (DEA) was used in measuring thephysician and financial performance. The data obtained by measuring the physician andfinancial performance of hospitals were analyzed by the appropriate statistical methods.As a result of this study, it pointed out that the financial indicators affect thefinancial performance. However, there was found no meaningful relationship statisticallybetween physician performance and financial performance.Key Words: Physician Performance, The definition of Performance and PerformanceAssessment, Financial Performance, and Financial Performance Ratios
KOAH üzerine klinik yol çalışması: Başkent Üniversitesi Hastanesi`nde bir uygulama
Günümüzde saglık kurumları yöneticileri kurumdaki hizmet yönetimini hem klinikhem de maliyet etkin bir sekilde yürütmek zorundadırlar. Saglık kurumları hizmetorganizasyonlarıdır, hastaların saglık hizmetlerinden beklentilerinin artması, yeni tedavimetodları ve ilaçlar nedeniyle bu kurumlar açık ve çevresine uyum saglayan bir sisteminiçinde olmalıdırlar.Klinik yollar saglık kurumları gibi karmasık bir yapıya sahip organizasyonlardapersonelin koordinasyonunu saglaması ve bilgi alısverisini arttırması, hasta verilerini dahadüzenli hale getirmesi, güncel rehberleri uygulamalara dahil etmesi yönünden uygun biryönetim aracıdır.Bu çalısmada, 2007 yılı 2. yarısında Baskent Üniversitesi Ankara Hastanesi GögüsHastalıkları Bölümü'ne basvurmus KOAH hastalarının retrospektif olarak tıbbi kayıtlarıincelenmistir. Baskent Üniversitesi Hastanesi'nde KOAH üzerine klinik yol olusturulmustur.Sonuçlar uluslar arası klinik rehberlerle karsılastırılmıstır.Anahtar Kelimeler: Klinik Yollar, KOAH, Klinik Rehberler
Türkiye'de saglık örgütlenmesinde degişim
Özellikle son 20 yılda, kamu yönetimi alanında en çok kullanılan kavram ?Değişim? kavramıdır. Küreselleşme, teknolojik gelişmeler, artan rekabet ve hızla değişen dünya düzeni, özel sektörü olduğu gibi kamu sektörünü de hızlı bir yeniden yapılanma zorunluluğuyla karşı karşıya bırakmıştır. Ülkemizde Cumhuriyet kurulduğundan bu yana ağırlıklı olarak kamu yönetimi reformlarına paralel bir seyir izleyen sağlık reformu girişimleri de yukarıdaki etkenlere uygun bir yapılanma arayışı içerisindedir. Ülkemizde sağlık örgütlenmesinde reform anlamındaki ilk değişimin, 1961 yılında hazırlanan 224 sayılı Sosyalizasyon kanunu ile başladığını söyleyebiliriz. Bu kanun 1960 Anayasasına uygun olarak sosyal devlet anlayışı temel alınarak hazırlanmış bir kanundur. Fakat sivil otoritenin ve tarafların katılımının sınırlı olduğu, ülkenin koşulları ve uygunluğunun da gerektiği gibi değerlendirilmeden kabul edildiği bu kanun istenildiği gibi başarılı olamamıştır. İlerleyen süreçte sağlık sektörüne ait problemler artarak devam etmiş finansal ve yönetimsel yeterlilik sağlanamamıştır. Ekonominin ve toplumun neo-liberal politikalarla dönüştürülmesi için 1980 yılı Türkiye de bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Sağlık dâhil tüm sektörler, 24 Ocak 1980 de alınan önemli ekonomik ve siyasal kararlardan etkilenmişlerdir. Küreselleşmenin dinamikleri doğrultusunda şekillenen sağlık reformları diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de ağırlıklı olarak ?sağlıkta özelleştirme? olarak karşımıza çıkmaktadır. İMF, Dünya Bankası ve Dünya Sağlık Örgütünün stratejileri Türkiye'de de belirleyici olmuştur. Özellikle 2003 yılından sonra ivme kazanan, sağlık politikalarında köklü değişiklikler öngören sağlık reformu çalışmaları ?Sağlıkta Dönüşüm Programı? başlığı altında Türkiye gündemindeki yerini almıştır. Çalışmamızda; 1920 yılında kurumsallaşma çalışmalarıyla başlayan sağlık örgütlenmesindeki değişim dinamikleri ve süreç incelenmiş, nedenler ve sonuçları bilimsel olarak dünya ülkelerince kabul edilen ilkeler ışığında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: 1)Değişim 2)Reform 3)Sağlık
Kırklareli'nde hastanelerinde çalışan tıbbi sekreterlerin yaşadıkları iş-aile çatışmalarının iş doyumuna etkisi
Mülakat, sağlık sektöründe çalışan tıbbi sekreterlerin yaşadıkları iş-aile çatışmalarının iş doyumlarına etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, 7 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış mülakat formunda yer alan sorular, Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü, Kırklareli Devlet Hastanesi ve İlçe Devlet Hastanelerini oluşturan Lüleburgaz, Babaeski, Pınarhisar ve Vize Devlet Hastanelerinde çalışan 30 kadın tıbbi sekretere yöneltilmiştir. Mülakat sorularına verilen cevaplara içerik analizi yöntemi uygulanarak elde edilen veriler yorumlanmıştır. Elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde; tıbbi sekreterler iş süreçlerinin yoğun olduğu konusunda ortak görüş belirtmişlerdir. Görüşme yapılan tıbbi sekreterler, uzun çalışma sürelerinin varlığından söz ederek, mesai saatleri içerisinde yoğun iş temposundan kaynaklanan zihinsel ve bedensel yorgunluk sonucunda işten eve gittiklerinde ailelerine yeteri kadar vakit ayıramadıklarını ifade etmişlerdir. Mesai sonrası evlerine gittiklerinde çocuklarına yeterince ilgi gösteremediklerinden yakınmışlardır. Hafta içi yoğun geçirilen mesai saatleri sonrasında, hafta sonları veya izinli oldukları vakitleri dinlenmeye ayırdıklarını bundan dolayı çocuklarına gerekli zamanı ayırmakta güçlük çektiklerini ve onlardan gelen istekleri çoğu zaman karşılayamadıklarını dile getirmişlerdir.
Örgütsel vatandaşlık ve örgütsel sessizlik arasındaki ilişki: Bir alan araştırması
Bu çalışma, Kırklareli il sınırları içinde faaliyet gösteren devlet hastaneleri ile Kırklareli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde çalışan hemşirelerin örgütsel vatandaşlık davranışı ve örgütsel sessizlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Rekabet ortamının her geçen gün arttığı günümüzde, görev tanımlarının ötesinde, gönüllü olarak işletmelere katkı sunan, inisiyatif alabilen, çalıştığı kurumu ve işini sahiplenen çalışanlar, tüm sektörlerde olduğu gibi sağlık sektörünün de en önemli işletme faktörüdür. Günümüz işletmelerinde ve sağlık sektöründe örgütsel vatandaşlık davranışı kadar bir diğer önemli kavram da çalışan sesidir. Çeşitli sebeplerle sessiz kalmayı tercih etmiş ya da yönetsel kararlar ve idareciler tarafından sessizliğe itilmiş çalışanlar işletmeler için en önemli sorunlardan bir tanesidir. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket tekniği kullanılmıştır. Toplanan veriler IBM SPSS Statistics 21 programında analiz edilmiştir. Araştırmanın evreni 469 kişiden oluşmakta olup herhangi bir örneklem yöntemi kullanılmamıştır. Toplam 325 hemşirenin (%12,70'i erkek, %82,30'u kadın) katıldığı çalışmada katılım oranı %69,30 olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca ÖVD ölçeğinin içsel tutarlık oranının %88,50, ÖS ölçeğinin içsel tutarlık oranı %82,50 olarak tespit edilmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucunda örgütsel vatandaşlık davranışı ile örgütsel sessizlik düzeyi arasında anlamlı, ve negatif bir ilişki bulunduğu anlaşılmıştır (r: -0.176; p<0.01). Bu durum örgütsel vatandaşlık davranışı ile örgütsel sessizlik arasında ters yönlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Diğer bir ifade ile örgütsel vatandaşlık davranışı sergileyen bireylerin örgütsel sessizlik düzeyleri azalmaktadır. Bu ilişkiyi diğer yönden de okumak mümkündür. Buna göre ise, örgütsel sessizlik düzeyinin artması, çalışanın örgütsel vatandaşlık davranışı sergileme eğilimini azaltmaktadır.