
8
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Web destekli örnek olay yönteminde çoklu bakış açısı ve yüz yüze etkileşimin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, web destekli örnek olay yönteminde çoklu bakış açısı ve yüz yüze etkileşimin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırmada tek gruplu tekrarlı ölçümler deseni kullanılmıştır Araştırmaya Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü'nde 2010-2011 Güz döneminde 2. Sınıfta okuyan ve Öğretim İlke ve Yöntemleri dersi alan 65 öğrenci katılmıştır. Uygulama toplam 7 hafta sürmüştür.Öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerinin ölçülmesi için ?Bütüncül Eleştirel Düşünme Dereceleme Ölçeği? (Facione ve Facione, 1994) kullanılmıştır. Araştırmacı ve öğretim teknolojileri alanında doktora sahibi üç uzman, uygulamaya katılan öğrencilerin yanıtlarını puanlamışlardır. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, frekans, yüzde, ilişkili örneklemler (Tekrarlı ölçümler) için Tek faktörlü ANOVA (One-Way ANOVA for Repeated Measures) kullanılmıştır.Araştırma bulgularına göre, öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri ortalama puanları arasında, çoklu bakış açılarını içeren ortamda çalıştıktan sonra anlamlı bir fark olduğu görülmektedir ([F(1?63)=416,502, p<,05]). Benzer biçimde, yüz yüze sınıf etkileşiminin ardından, öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri ortalama puanları arasında anlamlı bir fark olduğu görülmektedir ([F(1?63)=187,091, p<,05]). Bu bulgular, örnek olay yöntemi içerisinde çoklu bakış açılarının ve yüz yüze etkileşimin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini etkilediğini göstermektedir. Çoklu bakış açısı ve yüz yüze etkileşim, öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri ortalama puanları arasında ise cinsiyet ve mezun olunan lise türüne göre anlamlı bir fark yaratmamıştır.
Öğretim etkinlikleri kuramına göre tasarlanan öğretim yazılımı ve uyarlanabilir alıştırma yazılımının akademik başarıya etkisi
Bu araştırma, Öğretim Etkinlikleri Kuramına (ÖEK) göre tasarlanan öğretimyazılımı ve öğrenme stillerine uyarlanabilen alıştırma yazılımının öğrencilerinakademik başarılarına olan etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmadeseninin iki bağımsız ve bir bağımlı değişkeni vardır. Bilgisayar destekli öğretimyöntemi ve bilgisayar destekli alıştırma yöntemi bağımsız değişkeni, akademikbaşarı ise bağımlı değişkeni oluşturmuştur.Kara Harp Okulu birinci sınıfında okuyan ve Bilgisayar Programlama Dersinialan 130 öğrenci 4 ayrı grupta çalışmaya katılmıştır. Birinci gruptaki 31 öğrenciÖEK'na göre tasarlanan öğretim yazılımı ve öğrenme stillerine göre uyarlanabiliralıştırma yazılımını; ikinci gruptaki 38 öğrenci ÖEK'na göre tasarlanan öğretimyazılımı ve geleneksel alıştırma yazılımını; üçüncü gruptaki 29 öğrenci gelenekselöğretim ve alıştırma yazılımını; dördüncü gruptaki 32 öğrenci ise geleneksel öğretimyazılımı ve öğrenme stillerine göre uyarlanabilir alıştırma yazılımını kullanmışlardır.Araştırmanın alt amaçları doğrultusunda istatistiksel çözümlemelerdeparametrik olmayan yöntemler kullanılmıştır. Kullandıkları öğretim yazılımına göreoluşturulan çalışma gruplarının akademik başarı puanları arasında anlamlı bir farkınolduğu görülmüştür. Bu fark, ÖEK'na göre tasarlanan öğretim yazılımının lehinedir.Öğrenme stillerine göre uyarlanabilir alıştırma yazılımı, akademik başarı puanlarıarasında anlamlı bir fark yaratmamıştır. Araştırmada kullanılan öğretim ve alıştırmayazılımları açısından öğrenme stillerinin, öğrencilerin akademik başarılarına etkisibulunmamıştır.
Ayrıntılama kuramına dayalı bir öğretimde bellek destekleyicilerin öğrencilerin başarılarına ve öğrenmenin kalıcılığına etkisi
Bu arastırmanın amacı; ögretimi ayrıntılama kuramı uyarınca ve kuramın önerdigi bilissel strateji uyaranları kısmında bellek destekleyicilere yer verilerek olusturulan tasarımın, basarıya ve kalıcılıga etkisini arastırmaktır. Arastırmanın çalısma grubunu, 2006?2007 yarıyılında Ahi Evran Ün. Egitim Fak. Sosyal Bilgiler Ögretmenligi üçüncü yarıyıl programında bulunan ?Türk Dili I: Ses ve Sekil Bilgisi? dersini alan iki subede 54 ögrenci olusturmaktadır. Arastırmada öntest-sontest-izleme testi kontrol gruplu desen kullanılmıstır. Gruplara uygulama öncesinde öntest, uygulama sonunda sontest, bitiminden üç hafta sonra da kalıcılık testi uygulanmıstır. Öntest ve kalıcılık testi için aynı test kullanılmıs, sontest olarak ise denk farklı bir test kullanılmıstır. Deney grubunda ögretimi ayrıntılama kuramı ve bellek destekleyiciler kullanılarak hazırlanan power point sunusu kullanılmıs, kontrol grubunda ise geleneksel yöntem kullanılmıstır. Yapılan varyans ve kovaryans analizleri sonucunda deneysel yöntemin, bilgi ve kavrama düzeylerinde basarıya ve bilgi düzeyindeki kalıcılıga, geleneksel ögretim yaklasımına göre daha çok katkı sagladıgı, ancak uygulama ve analiz düzeyinde basarıya ve kavrama, uygulama ve analiz düzeyinde kalıcılıga katkısının geleneksel yöntemden farklı olmadıgı bulunmustur. Bu bulgular ısıgında sunlar önerilmistir: 1.Özellikle bilgi ve kavrama basamaklarındaki ögrenmeyi gerçeklestirmek ve bilgi basamagında kalıcılıgı saglamak üzere bellek destekleyiciler ile birlikte ögretimi ayrıntılama kuramına dayalı yaklasım tercih edilmelidir. 2.Ögrencilerin hatırlamakta güçlük çektikleri içeriklerde bellek destekleyicilerin özellikle bilgi ve kavrama düzeylerinde kullanılması, ögrenme düzeylerine katkı saglayabilir. 3.Benzer sekilde bellek destekleyiciler, farklı derslerde sunularak ve bellek destekleyicilere yönelik daha fazla alıstırma yaptırılarak arastırma tekrarlanmalıdır.
Kriter esaslı testlerde bulanık mantık ile ölçüm yönteminin uyarlamalı bilgisayar testlerinde kullanılması
Bu araştõrmada, öğrenci yeterliliklerinin belirlenmesinde bulanõk mantõk hesaplama yöntemi kullanõmõnõn kazanõm ölçmesine katkõsõ ve bu ölçme yönteminin uyarlamalõ bilgisayar testlerinde kullanõlabilirliği araştõrõlmõştõr. Ayrõca, birden fazla kazanõm ile ilişkili olan sorularõn öğrenci yeterliliği ölçmesine etkisi de incelenmiştir. İlköğretim yedinci sõnõf Fen Bilgisi ders müfredatõndan seçilen yedi adet kazanõmõn ölçülmesini hedefleyen sorular, öncelikle ilişkili olduklarõ kazanõmlar ile bulanõk değerlikler kullanõlarak eşleştirilmiş ve bu değerler öğrenci kazanõmõ ölçülmesinde kullanõlmõştõr. Araştõrma uygulamasõnda kontrol gruplu ön test-son test deneme modeli kullanõlmõştõr. Sorular öğrencilere, bu araştõrma için geliştirilen uyarlamalõ bilgisayar test uygulamasõ aracõlõğõ ile sorulmuştur. Uyarlamalõ bilgisayar test uygulamasõ, deney gruplarõndan birinde orta zorluk seviyesinden başlatõlmõş, diğer deney grubunda ise başlangõç zorluk seviyesi her öğrenci için kendisi tarafõndan belirlenmiştir. Bulanõk mantõk değerliklerinin netleştirilmesinde ise En yüksek değer merkezi ile Ağõrlõk merkezi yaklaşõmlarõ karşõlaştõrõlarak öğrenci kazanõm yeterliliği ölçülmesinde bu yaklaşõmlarõn uygunluğu yorumlanmõştõr. Sonuç olarak; Özellikle otomatik sistemler aracõlõğõ ile kendi kendine öğrenme ve uzaktan öğretim tekniklerinde öğrenci kazanõmlarõnõn ölçülmesinde ve öğrenciye geri bildirim sağlanmasõnda etkin olarak kullanõlabileceği değerlendirilen uyarlamalõ testlerde, bulanõk mantõk değerliklerinin kullanõlmasõnõn mümkün olduğu, bu yöntemin soru bankasõ oluşturulmasõnda ve öğrenci başarõsõnõn yorumlanmasõnda uyarlamalõ test amaçlarõnõ desteklediği değerlendirilmiştir.
Açıköğretim lisesi mesleki açık öğretim programı öğrencileri ile kız meslek liseleri öğrencilerinin akademik başarılarının karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, AÖL Mesleki Açık Öğretim Programı öğrencileri ile KML öğrencilerinin akademik başarılarını değerlendirerek karşılaştırmaktır. Araştırmanın evreni, 1999 - 2000 eğitim öğretim yılı ikinci yarıyılında Ankara il merkezi MEB Kız Teknik öğretim Genel Müdürlüğü'ne bağlı Zübeyde Hanım KML Giyim Bölümüne devam eden öğrenciler ile aynı okulda AÖL-MAÖP Giyim Bölümüne devam eden öğrencilerden oluşmaktadır. MAÖP'dan giyim bölümüne devam eden 25 öğrencinin hepsi araştırma kapsamına alınmıştır. KML'den giyim bölümüne devam eden öğrencilerden kura yoluyla her sınıftan bir şubenin bir grubu olmak üzere toplam üç grup öğrenci seçilerek araştırma örneklemine alınmıştır. Bu özelliklere göre belirlenen MAÖP'dan 25, KML'den 36 olmak üzere toplam 61 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada öğrencilerin bilişsel davranışlarını ölçmek amacıyla kullanılan "Bilgi Düzey Belirleme Testi", KML eğitim-öğretim programlarından döneme ait programlar belirlenerek, giyim öğretim programda yer alan amaçlar doğrultusunda hazırlanmıştır. Hazırlanan testin ön denemesi yapılarak geçerliliği ve güvenilirliğini sağlanmıştır. Birinci sınıflar için 55, ikinci sınıflar için 70, üçüncü sınıflar için 80 sorudan oluşan bilgi düzey belirleme testi örnekleme giren öğrencilere dönem başında ön test, dönem sonunda son test olarak uygulanmıştır. Öğrencilerin ön test ve son test puanları hesaplanarak MAÖP öğrencileri ile KML öğrencilerinin bilişsel davranışlardaki başarılarının karşılaştırılmasında kullanılacak veriler elde edilmiştir, öğrencilerin psikomotor davranışlarını ölçmek amacıyla "Ürün Değerlendirme Ölçekleri" ve "Süreç Değerlendirme Ölçekleri" kullanılmıştır, öğrencilerin dönem içinde ilk kez uyguladıkları ürünler belirlenerek birinci sınıflarda bluz, ikinci sınıflarda ceket ve elbise, üçüncü sınıflarda ise pantolon ürünü işlemlere göre ayrılarak 100 puan üzerinden her bir işlemin ağırlığına204 göre 2-18 arasında. değişen, puanlar, verilerek. "Ürün. Değerlendirme -Ölçekleri hazırlanmıştır. Süreç değerlendirme ölçekleri ise her bir işleme düşen puan, ağırlığına göre işlem basamaklarına dağıtılarak hazırlanmıştır. Bilgi düzey belirleme testi, ürün değerlendirme ölçekleri ve süreç değerlendirme ölçekleri ilgili kaynaklardan yararlanılarak ve uzman görüşü alınarak araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Hazırlanan bu ölçeklere göre örnekleme giren öğrencilerin psikomotor davranışları, dönem boyunca haftalık ders saatlerinde araştırmacı, bir uzman ve sınıf öğretmeninden oluşan üç kişilik bir değerlendirme grubu tarafından gözlem yapılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada MAÖP öğrencileri ile KML öğrencilerinin bilişsel ve psikomotor başarıları karşılaştırılırken bağımsız gruplarda t-testi, birbiriyle olan ilişkilerine bakılırken korelasyon tekniği kullanılmış, anlamlılık düzeyi 0.05 ve 0.001 olarak alınmıştır. Araştırmada elde edilen bulgu ve yorumlara göre; * Örnekleme giren öğrencilerin kişisel özellikleri ile ilgili olarak; 1. MAÖP öğrencileri genelde 19-35 yaş grubunda, çoğunluğu bekar ve çalışmayan, bulundukları programa kendi istekleri ile gelen, yüksek öğrenime gitmek isteyen öğrencilerdir. KML öğrencileri ise, çoğunluğu 14- 18 yaş grubunda, bekar ve çalışmayan, çoğunluk olarak bulundukları programa kendi istekleri ile gelmeyen ve yüksek öğrenime gitmek istemeyen öğrencilerden oluşmaktadır. * Örnekleme giren öğrencilerin bilişsel davranış başarılan ile ilgili olarak; 2. MAÖP öğrencileri ile KML öğrencilerinin ön bilgi düzey belirleme test puanları arasında 1. sınıflarda MAÖP öğrencilerinin lehine anlamlı bir fark vardır. 2. ve 3. sınıflarda iki grup arasında ön bilgi düzey belirleme test puanlarında anlamlı bir fark yoktur.205 3. MAÖP öğrencileri ile KML öğrencilerinin son bilgi düzey belirleme test puanları arasında 1. sınıflarda MAÖP öğrencilerinin lehine anlamlı bir fark vardır. 2. ve 3. sınıflarda iki grup arasında son bilgi düzey belirleme test puanlarında anlamlı bir fark yoktur. 4. MAÖP öğrencilerinin ön ve son bilgi düzey belirleme test puanlan arasında anlamlı bir fark yoktur. 5. KML öğrencilerinin ön ve son bilgi düzey belirleme test puanları arasında son test lehine anlamlı bir fark vardır. * Örnekleme giren öğrencilerin psikomotor davranış başarıları ile ilgili olarak; 6. MAÖP öğrencileri ile KML öğrencilerinin psikomotor davranış puanları arasında 1. ve 3. sınıflarda MAÖP öğrencilerinin lehine anlamlı bir fark vardır. 2. sınıflarda ise anlamlı bir fark yoktur. * örnekleme giren öğrencilerin bilişsel ve psikomotor davranış başarılarının arasındaki ilişki ile ilgili olarak; 7. MAÖP öğrencilerinin bilgi düzey belirleme test puanları ile psikomotor davranış puanlan arasında 3. sınıflarda anlamlı bir ilişki vardır. 1. ve 2. sınıflarda anlamlı bir ilişki yoktur. 8. KML öğrencilerinin bilgi düzey belirleme test puanlan ile psikomotor davranış puanları arasında 2. sınıfların ikinci ürününde ve 3. sınıflarda anlamlı bir ilişki vardır. Diğer sınıflarda anlamlı bir ilişki yoktur.206 Elde edilen bu sonuçlara göre KML öğrencilerinin programa girişte MAÖP öğrencilerine göre daha az bilgiye sahip oldukları görülmüş, fakat dönem sonunda KML öğrencilerinin MAÖP öğrencilerinden daha fazla ilerleme kaydettikleri belirlenmiştir. MAÖP öğrencilerinin ön test - son test ortalamalarında anlamlı bir farkın olmaması programda öğrencilerde bilişsel davranışlarda ilerleme olmadığının göstergesidir. Dönem sonunda 2. ve 3. sınıflarda iki grup adına bilişsel davranışlarda anlamlı bir fark bulunmamış, psikomotor davranışlarda ise genel olarak MAÖP öğrencilerinin daha başarılı oldukları görülmüştür.
Okul öncesi çocukların sosyal-duygusal öğrenme becerilerinin bilgi işlemsel düşünme etkinlikleriyle geliştirilmesi
This qualitative case study aimed to explore how preschool children's participation in Computational Thinking (CT) activities facilitated the development of Social-Emotional Learning (SEL) skills. The study was conducted in an early childhood education center with four children aged 4–5. Over eight weeks, participants engaged in CT activities designed based on Positive Technological Development (PTD) and SEL frameworks. The first four weeks involved unplugged activities, while the following four weeks incorporated plugged-in activities. Data was collected through video recordings of the class sessions and analyzed using thematic analysis. The findings indicated that CT activities supported the development of key SEL skills such as self-awareness, social awareness, relationship skills, self-management, and responsible decision-making. These skills emerged through three interconnected characteristics of CT activities: collaborative design, the nature of teacher guidance, and step-by-step progression. Collaborative tasks helped children work together, solve problems, and make group decisions. Teacher guidance supported emotional expression, encouraged children to notice others' feelings, and helped them communicate and cooperate. Step-by-step activities allowed children to focus on small parts of a task, reflect on their actions, and manage their emotions. The findings suggest that when carefully designed and implemented, CT activities offer a developmentally appropriate and engaging context for nurturing social-emotional skills in early childhood.
Eğitsel robotik kodlama bağlamında okul öncesi çocukların uzamsal becerilerinin incelenmesi
An Exploratory Study of Young Children's Spatial Skills in the Context of Educational Robotics This qualitative study explored young children's spatial skills in the context of educational robotics. The study aimed to investigate two research questions: (1) How do 5-6 years-old pre-school children's spatial skills emerge when they engage with programmable robot toys? (2) How do 5- to 6-year-old pre-school children use spatial vocabulary while interacting with programmable robot toys over a semester? Data were collected through video recordings of young children participating in an 11-week robotics curriculum that included both unplugged and plugged-in activities. These video recordings were analyzed through multimodal analysis with the lens of embodied learning. Five themes emerged from the data analysis: (a) Robotic activities encourage preschool children's use of spatial skills while planning their robotic programming; (b) Designing tangible materials for plugged-in robotic activities supports preschool children's use of spatial skills; (c) Robotic activities enable preschool children to use spatial skills while solving problems in the programming phase; (d) Unplugged robotic activities that focus on different spatial concepts prepare preschool children for plugged-in activities more; (e) Providing a context, robotic activities facilitate preschool children's frequent use of specific spatial vocabulary. The findings suggest that engaging with educational robotics in the context of embodied learning not only enhance preschool children's spatial skills but also enriches their spatial vocabulary.
Üretken yapay zekanın altıncı sınıf öğrencilerinin sera etkisi konusundaki bilimsel argümantasyon kalitesini artırmadaki rolünün incelenmesi
This case study aimed to explore how a learning module designed based on the Argument-Driven Inquiry (ADI) instructional model with generative AI integration facilitated sixth-grade students' written scientific argument quality in the context of the greenhouse effect, their interaction with the chatbot, and their perceptions of this experience. Conducted after school hours at a public middle school in Mersin, Turkey, the study involved five high-achieving sixth-grade students over three weekly 120-minute sessions. During each session, participants investigated different aspects of the greenhouse effect results, engaging in various simulations, text materials, and chatbot interactions to form their scientific arguments. Data, including participants' written scientific arguments, chatbot conversation logs, and perception forms, were analyzed using content analysis to assess argument quality and participant experiences. Findings showed that the chatbot's feedback and guidance improved argument quality, particularly in refining claims, evidence, and reasoning. Although participants initially struggled with interpreting complex responses, the chatbot generally produced contextually appropriate responses. Participants reported enhanced topic understanding and new knowledge acquisition. Due to technological limitations at the school, the small sample size led the study to focus on individual written argumentation, offering deep insights into chatbot efficacy while limiting the transferability of findings to larger populations.