
300
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Koçluk desteğinin okul öncesi öğretmeninin okuma yazmaya hazırlık uygulamaları ile çocukların okuma yazmaya hazırlık becerilerine etkisi
Araştırmada öğretmenlerin okuma yazmaya hazırlık becerilerine yönelik koçluk desteği almalarının öğretmenin okuma yazmaya hazırlık uygulamalarına ve öğretmenin okuma yazmaya hazırlık becerilerine ilişkin uygulamalarının çocukların okuma yazmaya hazırlık becerilerine olan etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Kütahya ilinde bulunan bir resmi bağımsız anaokulunda görev yapan 1 öğretmen ve 2 ana sınıfı çocukları (1 deney grubu çocukları ve 1 kontrol grubu çocukları) oluşturmaktadır. Deney grubunu resmi bağımsız A. anaokulu A. sınıfına devam eden 15, kontrol grubunu ise B. sınıfına devam eden 14 olmak üzere toplam 29 çocuk oluşturmaktadır. Araştırma hem nitel hem de nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı karma yöntem ile gerçekleştirilmiş olup araştırmada koçluk desteği ile öğretmenin okuma yazmaya hazırlık uygulamalarına müdahale edildiği ve buradan yola çıkarak çocukların okuma yazmaya hazırlık becerilerine etkisi incelendiği için araştırmanın deseni karma yöntem araştırmalarından müdahale deseni olarak belirlenmiştir. Çocuklardan elde edilen nicel veriler ile öğretmenden elde edilen nitel verilerin birbirlerini desteklemesine, sonuçların karşılaştırılmasına ve yorumlanmasına destek olması amacıyla eş zamanlı olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla araştırma desenin simgesel görünümü NİC+NİT şeklindedir. Araştırmanı nitel deseni olarak temel nitel araştırma deseni benimsenmiştir. Nitel veriler öğretmen ile yapılan gözlem, görüşme, geri bildirim oturumları ve günlük kayıtları aracılığıyla deneysel müdahale öncesinde, sırasında ve sonrasında araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın nicel deseni deneysel araştırma türlerinden biri olan öntest - sontest ve kalıcılık testi deney - kontrol gruplu yarı deneysel desen olarak belirlenmiştir. Koçluk desteği süreci öncesi ve sonrasında öğretmenin okuma yazmaya hazırlık uygulamalarına ilişkin veriler ilk olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Koçluk desteği süreci kapsamında; 5 hafta boyunca, hafta içi her gün öğretmenin okuma yazmaya hazırlık ve Türkçe etkinliklerinin tümü gözlemlenmiştir. Her bir gözlem sırasında araştırmacı tarafından hazırlanan gözlem kontrol listesi doldurulmuş ve gözlem notları alınmıştır. Okuma yazma hazırlık becerileri gözlem kontrol listesi öğretmenin okuma yazmaya hazırlık becerilerinden olan fonolojik farkındalık, yazı farkındalığı ve sözel dil becerilerini sınıflarında nasıl uyguladıklarını, yaptıkları etkinliklerde bu becerileri ele alıp almadıkları, ele aldılarsa ne derecede kullandıkları ve hangi stratejileri, materyalleri kullandıklarını içeren 112 maddeden oluşmaktadır. Her uygulamanın sonunda öğretmen ve araştırmacının gerçekleştirilen uygulamayı değerlendirdikleri geri bildirim oturumları gerçekleştirilmiştir. Geri bildirim oturumlarındaki değerlendirmeler sırasında öğretmene alan bilgisi, yöntem, teknik ve strateji ile gelecek etkinliklerin planlanması konularında koçluk desteği sağlanmıştır. Nicel veriler; Fonolojik farkındalık ölçeği, Yazı farkındalığı kontrol listesi, Peabody resim kelime testi, Descoedres dil testi ölçme araçları aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırma koçluk desteği alan öğretmen uygulamalarının çocukların okuma yazmaya hazırlık becerilerinden olan sözel dil becerisi, fonolojik farkındalık ve yazı farkındalığı becerilerine etkisini belirlemeyi amaçlayan deneysel bir araştırma olduğundan deneysel uygulamanın etkililiğini test etmek için Karışık (Tekrarlı) Ölçümler İçin İki Faktörlü ANOVA kullanılmıştır. Araştırmada 2x3'lük (deney/kontrol grupları X öntest/sontest/kalıcılık testi) split plot desen oluşturulmuştur. Ayrıca varyans analizinde belirlenen farkın hangi gruplar arasında anlamlı olduğunu belirlemek amacıyla katılımcıların Descoeudres Dil Testi (Descoeudres Dictionary Test) (DDT), Peabody Resim Kelime Testi, Fonolojik Farkındalık Ölçeği ve Okul Öncesi Dönemdeki Çocukların Yazı Farkındalığını Değerlendirme Kontrol Listesi öntest, sontest ve kalıcılık ölçümlerinden aldıkları puanların karşılaştırmalarına ilişkin Bonferroni Testi kullanılmıştır. Bulguların istatistiksel analizleri .05 anlamlılık düzeyi esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte. 001 ve. 01 anlamlılık düzeyleri de tablolarda gösterilmiştir. Araştırma bulguları koçluk desteği sürecinin öğretmenin okuma yazmaya hazırlık becerilerine yönelik alan bilgisine, okuma yazmaya hazırlık becerilerine yönelik uygulamalarına (etkinlik planını oluşturma, uygulama, değerlendirme, materyal kullanma, yöntem, teknik ve strateji kullanma) katkı sağladığını göstermektedir. Bu bağlamda koçluk desteği alan öğretmenin okuma yazmaya hazırlık becerilerine yönelik farkındalık düzeyinin arttığı görülmektedir. Aynı zamanda Fonolojik farkındalık ölçeği, Yazı farkındalığı kontrol listesi, Peabody resim kelime testi, Descoedres dil testi ölçme araçlarından elde edilen bulgulara göre öntest – sontest ve kalıcılık ölçümlerinden aldıkları puanlar arasında deney grubu lehine anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.01). Bu bulgulara dayalı olarak koçluk desteğinin öğretmenin okuma yazmaya hazırlık uygulamalarına katkı sağladığı ve öğretmenin okuma yazmaya hazırlık becerilerine yönelik uygulamalarının ise çocukların okuma yazma becerilerini gelişimine katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler:okuma yazmaya hazırlık becerileri, koçluk, okuryazarlık koçluğu, mesleki gelişim, öğretmen eğitimi.
Türkiye'deki askeri bando şefi yetiştirme ve geliştirme sürecine yönelik bir model önerisi
Türkiye'de askeri bando şefliği eğitimi; Hacettepe Üniversitesi, Ankara Devlet Konservatuvarı, Kompozisyon ve Orkestra Şefliği Ana Sanat Dalı bünyesindeki Bando Şefliği Sanat Dalında yürütülen 4 yıllık lisans programı ile verilmekte, programın öğrenci kaynağını ise önlisans düzeyinde bando müzisyeni yetiştiren Millî Savunma Üniversitesi Bando Astsubay Meslek Yüksek Okulu teşkil etmektedir. Ancak son dönemde söz konusu askeri müzik eğitim kurumunun eğitim sisteminde değişiklikler olması, yapısı değişen öğrenci kaynağının nitelik bakımından yetersiz oluşu, akademik eğitim sürecinin yeterince ihtiyaca yönelik planlanamaması gibi sebeplerle, askeri bando şeflerini meslek hayatına hazırlama konusunda mevcut sistemin yetersiz kalması ve askeri bando şeflerinin mesleki gelişimlerine yönelik bir hizmet içi eğitim sisteminin de olmayışı, bu alandaki eğitimi değerlendirme ve yeni bir yapılanma ihtiyacını gündeme getirmektedir. Buradan hareketle; yapılan araştırma ile Türkiye'deki askeri bando şefi yetiştirme ve geliştirme sürecine dair nitelikli bir öğrenci kaynağına dayanan ve akademik eğitim sürecinin ardından, bando şeflerinin meslek hayatları boyunca gelişimlerini sağlamaya yönelik hizmet içi eğitim sürecini de içeren bir model geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın deseni; bir yönüyle alan araştırmasına dayalı betimsel temelli bir çalışmaya, diğer bir yönüyle ise askeri bando şefi yetiştirme ve geliştirme sürecine yönelik örnek bir tasarım oluşturması bakımından eylem araştırması modeline dayanmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın yürütülmesi için problem belirleme, veri toplama, veri analizi, eylem planı belirleme, eylemi gerçekleştirme ve alternatif ya da yeni bir eyleme karar verme aşamaları izlenerek, eylem araştırma sürecine uygun bir planlama yapılmış; problemin belirlenmesinin ardından, eylem araştırma süreci aşamaları alt problemlerle ilişkilendirilmiştir. Nitel veri toplama yöntemlerinden alanyazın taraması ve görüşme yöntemlerinin kullanıldığı araştırmada görüşme yapılan bando şefleri, amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Bando şefleri ile yapılan görüşmelerde, standartlaştırılmış açık uçlu görüşme yaklaşımı ile hazırlanan görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmada; akademik eğitim öncesi sahip olunması gereken yeterlilik ve hazırbulunuşluk düzeylerinin yeniden belirlenmesi; öğrenci kaynağının ve kayıt-kabul koşullarının, belirlenen yeterlilik ve hazırbulunuşluk düzeyi doğrultusunda tespit edilmesi; akademik eğitim sürecinin bütünüyle ele alınarak, programda yer alan derslerin bir bando şefinin mesleki gereksinimlerini karşılayacak şekilde yeniden planlanması; mesleki eğitim süreciyle ilgili olarak ise askeri bando şeflerinin mesleki gelişimlerinde sürekliliği sağlayacak düzenlemeler yapılması gerektiği ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, elde edilen bulgular ışığında Türkiye'deki askeri bando şefi yetiştirme sürecine yönelik mevcut uygulamada tespit edilen problem sahaları ve buna neden olan etkenler belirlenerek, söz konusu sürecin sistematik ve amaca yönelik bir şekilde organize edilmesine olanak sağlayan bir model tasarlanmaya çalışılmıştır. "Akademik Eğitim Öncesi Yeterlilik Düzeyi" "Öğrenci Kaynağının Tespiti" "Akademik Eğitim Sürecinin Yönetimi" ve "Hizmet İçi Eğitim ve Mesleki Değerlendirme Sürecinin Yönetimi" olmak üzere 4 aşamadan meydana gelen ve geniş kapsamlı bir süreç olarak tasarlanan model, incelenmek üzere uzman görüşüne sunulmuş, görüşmelerden elde edilen veriler ise içerik analizi yapılarak değerlendirilmiş ve model önerisine son şekli verilmiştir. Araştırma sonucunda; ortaya çıkan modelin uygulanabilirliğine yönelik olarak, uzmanlarca olumlu görüş bildirilmiş ve idealize edilmiş doktrin niteliğindeki bu çalışmanın, Türkiye'deki askeri bando şeflerinin yetiştirilmesi ve mesleki gelişimlerinde sürekliliğin sağlanması bakımından alana önemli katkılar sağlayacağı belirtilmiştir.
Örtük büyüme ve örtük sınıf modelleri: Bireysel iyi oluş durumu üzerine prospektif bir alan uygulaması
Bu çalışmada, birey-içi ve bireyler-arası değişim eğrilerini tanımlama, bu eğrileri açıklamada kullanılabilecek yordayıcı değişkenleri belirleme ve bu eğrilerde kategorik farklılıklar var ise bu farklılıkların örtük gelişim sınıfları olup olmadığını test etmede kullanılabilecek birey merkezli boylamsal bir ölçme yöntemi çalışılmıştır. Bu amaçla Örtük Büyüme ve Örtük Sınıf Büyüme modelleri tanıtılmış, bu modeller ile yapılabilecek psikometrik analizleri içeren ölçme yöntemi üç aşamalı olarak tasarlanmış ve tekrarlı gözlemleri içeren bir araştırmada toplanan bireysel iyi oluş verilerine uygulanarak bulgulara sunduğu katkılar açısından tartışılmıştır. Bireysel iyi oluş verileri, 154 üniversite öğrencisinin bireysel iyi oluş durumlarının bir akademik dönem boyunca gösterdiği değişim örüntülerinin çalışıldığı dört haftalık tekrarlı gözlemleri içeren boylamsal bir uygulamadan alınmıştır. Analizin ilk iki aşaması, sürekli örtük değişkenleri içeren Örtük Büyüme Modelleri ile gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada verideki değişime en iyi uyum sağlayan değişim eğrisi şeklinin belirlenmesi için koşulsuz modeller (doğrusal-Model 0 ve kuadratik-Model I) tanımlanmıştır. Değişim eğrisi şekli için Model 0'ın veriye daha iyi uyum gösterdiği belirlenmiş ve bireysel iyi oluş değişim eğrisi şeklinin doğrusal olduğu, dört haftalık zaman dilimi içinde azalma eğilimi gösterdiği ve büyüme faktörlerine (kesişim ve eğim) ait varyansların anlamlı olduğu belirlenmiştir. İkinci aşamada, bu varyans kaynaklarını incelemek amacıyla zamanla değişen uyku kalitesi, dayanıklılık (yılmazlık) ve stres değişkenleri yordayıcı değişkenler olarak doğrusal modele eklenerek koşullu modeller oluşturulmuş ve bu yordayıcı değişkenlerin dört zaman noktası üzerindeki etkileri kontrol edilmiştir. Tanımlanan ilk koşullu modelde (Model II) sadece uyku kalitesinin etkisi kontrol edilirken, ikinci modelde (Model III) uyku kalitesi ve dayanıklılık değişkenlerinin etkisi ve üçüncü modelde (Model IV) uyku kalitesi, dayanıklılık ve stres değişkenlerinin etkisi birlikte kontrol edilmiştir. Hesaplanan model uyum indeksleri, parametre kestirimlerine ait standart hata değerleri ve açıklanan varyans oranları Model IV'ün veriye en iyi uyum sağlayan model olduğunu göstermiştir. Bulgular, bireysel iyi oluş değişiminin zaman içinde azalma gösterdiğini (Model 0) ve yordayıcı değişkenlerin etkisi kontrol edildiğinde (Model IV) bu azalmanın hızının zaman içinde arttığını göstermektedir. Üçüncü aşamada, örneklem içerisinde örtük gelişim sınıflarının var olup olmadığının belirlenmesinde sürekli ve kategorik örtük değişkenleri birlikte modellemeye izin veren Örtük Sınıf Büyüme Analizi kullanılmıştır. Örtük gelişim sınıfları içindeki sınıf-içi varyansın eşit olduğu varsayılarak bireysel iyi oluş değişim eğrileri için bir sınıflı, iki sınıflı ve üç sınıflı modeller test edilmiştir. Bir sınıflı modele bir sınıf daha eklenmesi ile model uyumunda iyileşme gözlendiği ancak iki sınıflı modele bir sınıf daha eklemenin model uyumunu iyileştirmediği gözlenmiştir. Bireysel iyi oluş değişim eğrilerini tanımlamada, örneklemde homojen örtük sınıfların olma durumu modele eklenince, Model IV'te gözlenen azalmanın sadece birinci örtük sınıfta yer alan bireylerde gözlendiği bulunmuştur. Birinci örtük sınıfta yer alan bireylerin bireysel iyi oluş başlangıç ortalamasının daha düşük olduğu ve ikinci örtük sınıftan bu noktada farklılaştığı gözlenmiştir. Araştırmanın sonuçları en genelde, bireysel iyi oluş durumları ile ilgili bireysel değişimin, hızının ve bu değişimi ve hızını etkileyen özelliklerin gücünün örneklemdeki tüm bireyler için aynı olmadığını göstermektedir. Bu çalışmanın sonuçları, değişim örüntülerinin tanımlanmasında ve bu örüntülerdeki birey-içi ve bireyler-arası farklılıkların nicelleştirilmesinde boylamsal ölçme modelleri kullanılmasının önemini ve boylamsal istatistiksel yöntemleri içeren psikometrik modellerin yapılan çıkarımlara getireceği katkıları örneklendirir niteliktedir.
Kategorik bireysel farklılıkların izlendiği ölçme modelleri için örtük sınıf ve geçiş modelleri: Psikolojik dayanıklılık üzerine boylamsal bir uygulama
Boylamsal çalışmaların, eğitim bilimleri ve sosyal bilimler gibi, merkezinde "değişim" kavramının olduğu alanlarda popülerliği gittikçe artmaktadır. Değişim kavramı, niteliksel veya niceliksel olarak ele alınabilmektedir: niceliksel değişim bir derece veya miktardaki değişimi (örn., test puanlarındaki artış/azalış) ifade ederken niteliksel değişim bir form veya türdeki değişimi (örn., problem çözme stratejilerindeki değişim) ifade etmektedir. Sürekli değişkenlerdeki değişimin değerlendirilmesiyle ilgili yöntemler ve uygulamalar daha yaygın olsa da kategorik değişkenlerdeki değişimin modellenmesinde kullanabilecek istatistiksel tekniklerle ilgili tanıtıcı bilgi ve uygulama örnekleri sunan çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Değişken türü fark etmeksizin, boylamsal çalışmaların teorik, yöntemsel ve analitik konular ile bunların uyumunu hedefleyen bir yaklaşımla tasarlanması oldukça önemlidir. Bu konuları dikkate alarak tasarlanan bu çalışmada, kategorik örtük değişkenlerin zaman içindeki değişimini modelleme amaçlı geliştirilmiş olan, örtük sınıf analizinin boylamsal veri için uzantısı olan örtük geçiş analizi modellerinin, ölçme ve değerlendirme alanında izleme amaçlı yapılan uygulamalarda daha yaygın kullanımına katkı sağlayabilecek bir yöntem ve uygulama örneği sunulmuştur. Çalışmada, ölçmeye konu olan örtük özellik ve göstergeleri olarak alınan gözlenen değişkenler arasındaki ilişkilerin örtük sınıf modelleri ile nasıl tanımlanacağı, alternatif geçiş modellerinin nasıl kurulacağı ve hesaplanacağı, elde edilen bulguların nasıl yorumlanacağı konularını içeren bir yöntem oluşturma süreci yer almaktadır. Madde ve birey düzeyi kesitsel ve boylamsal çıkarımların elde edilmesi için tasarlanmış olan bu süreç beş aşamada tamamlanmıştır. Bu aşamalar ve uygulamaları, üniversite öğrencilerinin yaşadıkları zorluklar ve psikolojik dayanıklılık düzeyleriyle ilgili beş maddenin bulunduğu bir ölçme aracı kullanılarak tekrarlı ölçümlerin alındığı bir çalışmadan alınan veri seti ile çalışılmıştır. Veri, Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören ve çalışmanın çevrimiçi uygulamasına katılmaya gönüllü olan öğrencilerden (n=360) zaman noktaları arası eşit olacak şekilde (dört hafta arayla) üç zaman noktasında aynı ölçme araçları kullanılarak toplanmıştır. Analiz sürecinin ön adımı, betimleyici istatistiklerin hesaplandığı Adım-0'ın tamamlanmasının ardından, Adım-1'de, her bir zaman noktası için, psikolojik dayanıklılık örtük özelliği için bir sınıflı modelden beş sınıflı modele kadar olmak üzere farklı sınıf sayılarına sahip örtük sınıf model alternatifleri test edilmiştir. Model uyum indeksleri ve çalışmada yararlanılan ve psikolojik dayanıklılığının dört alt kategorisi olabileceğini öneren teorik model ile bir arada değerlendirildiğinde, üç zaman noktası için de beklendiği gibi dört dayanıklılık sınıfının ortaya çıktığı görülmüştür. Bu sınıflar, zorluk ve dayanıklılık düzeyine göre, Dayanıklılık, Yeterlik, Uyumsuzluk ve Savunmasızlık olarak adlandırılmıştır. Adım-2'de, bireyler her bir zaman noktası için, en yüksek olasılığa sahip oldukları sınıflara atanarak bu sınıflardaki bireylerin oranlarının t zamanından t+1 zamanına olacak şekilde çapraz tabloları oluşturulmuştur ve sonuçlar göstermiştir ki, zaman noktaları arası gözlenen geçiş örüntüleri çeşitlilik göstermektedir. Adım-3'te, boylamsal ölçme değişmezliği, tam değişmezlik ve değişebilirlik modelleri ile test edilmiş ve sınıfların anlamlarının (özelliklerinin) zaman noktaları arası aynı kaldığı bulunmuştur. Adım-4'te, dört alternatif örtük geçiş modeli kurulmuş ve test edilmiştir: (1) yalnızca birinci-düzey etkileri içeren model, (2) durağan geçişleri içeren model, (3) birinci ve ikinci düzey etkileri içeren model ve (4) değişen ve kalan olmak üzere iki sınıflı ikinci düzey bir örtük sınıf değişkeni içeren model. Bu modellerden veriye en iyi uyum sağlayan, durağan geçişlerin tanımlandığı Model-2 olmuştur. Bu modelin kestirimleri, düşük zorluk düzeyine sahip sınıflardaki bireylerin (yani Yeterlik ve Savunmasızlık) aynı sınıflarda kalma eğiliminde olduğunu ve yüksek zorluk düzeyine sahip sınıflardaki bireylerin (yani Dayanıklılık ve Uyumsuzluk) düşük zorluk düzeyindeki sınıflara doğru geçme eğiliminde olduğu bulgularını sunmuştur. Bu çalışmanın odağında kategorik değişkenlerdeki değişimin incelenmesinde kullanılan örtük geçiş analizi hakkında kapsamlı bir yöntem ve uygulama çalışması yapmak olsa da elde edilen bulgular öğretmen adaylarının dayanıklılık sınıflarındaki değişim örüntüleri hakkında önemli ipuçları barındırmaktadır. Bu çalışmada, psikolojik dayanıklılık örtük özelliğini ölçmek için toplanan tekrarlı verilere uygulanmış olan yöntem uygulaması ve içerdiği istatistiksel analizler, bağımlı değişkenin kategorik olarak alındığı ve zamana bağlı birey-içi değişimlerin beklendiği eğitim ve psikolojide yapılan ölçme ve değerlendirme araştırmalarında kullanılabilir niteliktedir. Hedeflenen yapı ve teorik çerçevesi dikkate alınarak, alternatif modeller ve uzantıları (yardımcı değişkenlerin modele eklenmesi, çok gruplu analizler vb.) yönteme eklemeler yapılarak çalışılabilir.
Okul öncesi çocukların problem çözme becerilerine zekâ oyunları eğitim programının etkisi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi çocukların problem çözme becerilerine zekâ oyunları eğitim programının (ZOEP) etkisini incelemektir. Araştırma nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı açıklayıcı karma yöntemle gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede, araştırmanın nicel kısmında ön test, son test ve izleme testi kontrol gruplu yarı deneysel desen, nitel kısmında ise durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubundaki çocukların belirlenmesinde amaçlı örnekleme tekniklerinden benzeşik örnekleme tekniğinden yararlanılmıştır. Bu çerçevede araştırmanın çalışma grubu; Ankara il merkezinde aynı eğitim bölgesinde iki okul öncesi eğitim okulunda, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında okul öncesi eğitim sınıflarına devam eden 13'ü deney ve 12'si kontrol grubu olmak üzere toplam 25 okul öncesi çocuğu, bu çocukların anne babaları ve öğretmenlerinden oluşmuştur. Çalışma kapsamında ZOEP hazırlanmıştır. Araştırmanın verileri, Aydoğan vd. (2012) tarafından geliştirilen "Problem Çözme Becerileri Ölçeği (PÇBÖ)", araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", "Öğretmen Görüşme Formu" ve "Veli Görüşme Formu" aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada deney ve kontrol gruplarına PÇBÖ ön test olarak uygulandıktan sonra ZOEP deney grubuna sekiz hafta, haftada üç gün, toplam 24 etkinlik olarak uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir müdahalede bulunulmamış öğretmen ve çocuklarrutin programlarına devam etmişlerdir. ZOEP'in uygulamasından sonra deney ve kontrol gruplarına PÇBÖ son test olarak uygulanmış ve program hakkında sınıf öğretmeni ve velilerin görüşleri alınmıştır. Uygulanan ZOEP'in deney grubundaki çocukların problem çözme becerileri üzerinde kalıcılığını belirlemek için son test uygulamasından dört hafta sonra izleme testi uygulanmıştır. Nicel verilerin analizinde Mann Whitney-U, Wilcoxon İşaretli Sıralar ve Friedman Testleri kullanılmış; nitel veriler ise içerik analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda; ZOEP'in deney grubundaki okul öncesi çocukların problem çözme becerileri üzerinde etkili olduğu, bu etkinin kalıcılığını sürdürdüğü ve cinsiyet değişkenine göre problem çözme becerilerinde farklılık olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca, öğretmen görüşüne göre ZOEP'in çocukların motivasyon, beceri, duygu ve iletişimlerine katkı sağladığı; ebeveynlerin görüşlerine göre de çocukların duygu, beceri, öz düzenleme ve yaratıcılıklarını artırdığı bulunmuştur. Çalışma sonunda, eğitimcilere ve araştırmacılara yönelik önerilere yer verilmiştir.
Yabancı dil olarak Türkçe öğrenen Kuzey Makedonyalıların yazılı anlatım yanlışlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı yabancı dil olarak Türkçe öğrenen Kuzey Makedonyalı öğrenicilerin yazılı anlatım yanlışlarının incelenmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılarak, nitel verilerin nicel analizleri yapılmıştır. 2018-2019 eğitim öğretim yılında Üsküp Yunus Emre Enstitüsünde temel (A1-A2) ve orta (B1-B2) düzeyde toplam 84 öğrencinin kompozisyon kâğıtları incelenmiştir. Çalışmanın örnekleminde A1'de 45, A2'de 15, B1 14 ve B2'de 10 öğrenici bulunmaktadır. Çalışma grubu 44 Makedon, 26 Arnavut ve 14 Boşnak'tan oluşmaktadır. Öğrenicilerin cinsiyet dağılımı 69 kadın ve 15 erkektir. Veri toplama araçları uzman görüşü alınarak hazırlanmıştır. Her seviye için üçer konu tespit edilerek toplamda 12 kompozisyon konusu seçilmiştir. Öğrenicilerin demografik bilgilerini elde etmek için yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Görüşme formunda öğrencilerin adı soyadı, yaşı, cinsiyeti, milliyeti, ana dili, eğitim durumu çalışma durumu ve seviyesiyle ilgili kişisel bilgilerin doldurulması istenmiştir. Görüşme formunda ek olarak Türkçe ve yazma becerisiyle ilgili beş tane açık uçlu sorunun cevaplanması istenmiştir. Toplam 84 öğrenicinin kişisel bilgileri gizli tutularak Ö1, Ö2… şeklinde kodlanmıştır. Bu çalışmadaki veriler Sridhar'ın yanlış çözümleme tekniğine göre incelenmiştir. Görüşme formundan elde edilen veriler Nvivo 11 programı yardımıyla tasnif edilmiş ve kodlanmıştır. Bu bağlamda katılımcılardan elde edilen verilerle SPSS 23.0 istatistik programı yardımıyla frekans analizi, betimleyici istatistikler, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda ses bilgisinde 269, şekil bilgisinde 598, söz diziminde 365, anlambiliminde 402, yazım ve imla kategorisinde 368 adet yanlış olmak üzere toplamda 2002 yanlış tespit edilmiştir. Yapılan yanlışların ses bilgisinde ünlü uyumlarında; şekil bilgisinde ad durum eklerinde; söz diziminde edat ve bağlaç kullanımında; anlambiliminde kelimelerin yanlış kullanımında; yazım ve imlada noktalama kategorisinde en fazla olduğu tespit edilmiştir. Verilerin nicel analizlerinde; katılımcıların cinsiyetine göre bağımsız örneklem t testi yapılmış ve istatistiksel olarak anlamlı bir sonuca ulaşılamamıştır. Değişkenlerin, katılımcıların yaş grupları, milliyet, eğitim durumları ve çalışma durumlarına göre tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmış ve istatistiksel olarak anlamlı bir sonuca ulaşılamamıştır. Seviyeler arasında A1-B2 ve B1-B2 seviyesindeki kişiler arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Milletler arası gruplarda Makedon ve Arnavutlar arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Türkçe seviyelerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Bu farklılığın A1 ve A2 seviyesindeki kişiler arasında anlamlı olduğu görülmüştür. Araştırmada tespit edilen yanlışlara yönelik çözüm önerileri sunulmuştur.
Yabancılara Türkçe öğretiminde farklı yaş ve milliyet gruplarındaki öğrencilerin sesli okuma hataları: Kerkük örneği
Araştırmanın temel amacı milliyeti Arap ve Kürt olan lise ve üniversitede okuyan öğrencilerin Türkçe sesli okumada yaptıkları hataları tespit etmek ve bu hataların tespiti neticesinde çözüm önerileri sunmaktır. Araştırmanın evren ve örneklemini oluşturan grubun, Irak'ın resmî dilinin Arapça olmasına rağmen Türkiye'ye/Türkçeye duymuş oldukları sempati onları bu dili öğrenmeye teşvik etmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilere 553 kelimeden oluşan Türkiye Türkçesi bir metin okutularak sesli okumada yaptıkları hatalar tespit edilmiştir. Bu hatalar; kelime tekrar etme, hece tekrar etme, yanlış okuma, nefes kontrolü yapamama, ses çıkaramama, telâffuz, yanlış okuma, kelime atlama, hece atlama, kelime ekleme, hece ekleme, ses ekleme, tutulma ve yanlış heceleme olarak toplam 13 hata tespit edilmiştir. Çalışmaya toplam 56 öğrenci katılım sağlamıştır. Katılan öğrencilerin metni okurken ses kayıtları alınmış ve bu ses kayıtları araştırmacı tarafından deşifre edilmiştir. Sesli okuma için kullanılan metnin yanında öğrencileri tanıma ve Türkçeye karşı tutumları ölçmek amacıyla bir görüşme formu verilmiştir. Yapılan bu çalışmalar neticesinde elde edilen veriler; öğrencilerin cinsiyeti, evlilik türü, milliyeti ve seviyeleri göz önünde bulundurularak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucundan lisede bulunan öğrencilerin sesli okuma metninde toplam 3719 hata yaptıkları, üniversitede okuyan öğrencilerin ise toplam 2757 hata yaptıkları tespit edilmiştir. Bu sonuca göre lisedeki öğrencilerin ilkokuldan itibaren Türkçe eğitimi görmelerine rağmen, üniversitede okuyan ve ilk defa Türkçeyle karşılaşan öğrencilere göre daha fazla hata yapmalarının nedeni; Türkçe öğretiminin sadece dil bilgisi odaklı olması, üniversitede ise Türkçenin tüm dil becerilerine yönelik öğretilmesi olmuştur. Tespit edilen bu hataların azaltılması veya düzeltilmesi için öneriler bölümünde bilgiler verilmiştir.
Sınıf öğretmenlerinin milli değer öğretimine yönelik tutumlarının belirlenmesi
Bu araştırma, sınıf öğretmenlerinin millî değer öğretimine yönelik tutumlarının cinsiyet, kıdem, eğitim durumu, medeni durum vd. değişkenlerine göre incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evreni 2017-2018 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Ankara ilinin sekiz merkez ilçesinde ilkokullarda görevli sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırmada dört yüz doksan dört sınıf öğretmeni ile yüz yüze görüşme yapılmıştır. Araştırmada Millî Değerlerin Öğretimine Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin genel olarak millî değerlerin öğretimine yönelik olumlu bir tutuma sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Sınıf öğretmenlerinin millî değer öğretimine yönelik tutumlarında cinsiyet, kıdem, eğitim durumu, medeni durum, çekirdek veya geniş ailede yaşama, değer eğitimine ilişkin herhangi bir hizmet içi kursa katılma/eğitim alma değişkenlerinde anlamlı bir farklılık tespit edilmemiş; öğretmenlerin değer eğitimine ilişkin kitap, dergi, makale vb. okumaları millî değerlerin öğretimini değerli bulma düzeyini etkilemiştir. Herhangi bir yayın okuyan öğretmenlerin okumayanlara oranla daha yüksek tutuma sahip olduğu sonucunu belirlenmiştir. Derslerde değer eğitime yönelik çalışma yapıp yapmama değişkeninde öğretmenlerin tutumlarında farklılık olmadığı ancak; okulda değer eğitimine yönelik ortak bir çalışma yapan öğretmenlerin değerlerin öğretimine yönelik tutumunun ortak çalışma yapmayan öğretmenlere göre daha olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Millî değer öğretimini önemli bulup bulmama değişkeninde ise millî değer öğretimini önemli bulan öğretmenlerin millî değerlerin öğretimine yönelik tutumu, millî değer öğretimini önemli bulmayan öğretmenlere göre daha olumlu olduğunu söylemek mümkündür.
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi'ndeki eğitimin sosyal, tarihi ve felsefî temelleri ile ilgili makalelerinin içerik analizi
Bu çalışma, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi içerisinde bulunan eğitimin sosyal, felsefi ve tarihi temelleri ile ilgili makalelerin içerik analizinin yapılmasını içermektedir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden, içerik analizi kullanılmıştır. Analiz yapılırken yazarların ele aldığı konu, kullandığı kavramlar ve problemler ele alınmıştır. Dergide eğitimin sosyal, felsefi ve tarihi temelleri ile ilgili toplamda 115 makale bulunmuştur. Bu makalelerden 82 tanesi eğitimin sosyal temelleri, 25 tanesi eğitimin felsefi temelleri ve 8 tanesi de eğitimin tarihi temelleri ile ilgilidir. Makalelerin tamamı Ankara Üniversitesi dergiler internet veri tabanından elde edilmiştir. İngilizce tercüme makaleler ve Osmanlı Türkçesi'nin Latin harflerine dönüştürüldüğü makaleler, araştırmanın kapsam dışı bırakılmıştır. Araştırma verileri, makalelerin okunması ile elde edilmiştir. Sonuç olarak, yazarlar dönem içerisindeki fikirlerini yansıtmış, oluşturdukları problem ve kullandıkları kavram ile öznel fikirlerinin yansıtması olarak görülmüştür. Makalelerin yazma ve yayınlanma sıklığının 2000'lere gelinince azaldığını görülmüştür. Bunun nedeni, bu alanların YÖK tarafından 1997 yılında seçmeli ders ve lisansüstü programa dâhil edilmesi olarak görülmüştür
Jeosit alanlarının coğrafya eğitiminde kullanılması (Gazi Üniversitesi örneği)
Bu çalışmada Kızılcahamam'daki jeosit alanının eğitimde kullanımından yola çıkarak jeolojik miras alanlarının korunması, coğrafya eğitiminde kullanılması ve bu alanların eğitim potansiyellerinin değerlendirilmesi araştırılmıştır. Çalışmanın amaçları arasında jeositlerin coğrafya eğitiminde kullanımının değerlendirilmesinin yanı sıra derslerde aktif öğrenmeye yardımcı olmak, öğrencilerin doğaya yönelik farkındalıklarını artırmak, öğrencilere yerinde görme ve öğrenme fırsatı vermek, jeosit alanlarının amaç dışı kullanılmasını önleyerek gelecek nesillere korunmuş bir şekilde aktarılmasını sağlamak yer almaktadır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden fenomenoloji esas alınarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2019–2020 Gazi Üniversitesi Coğrafya Eğitimi Ana Bilim Dalı 4'üncü sınıfta öğrenim gören 14 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Katılımcıların seçiminde 2019- 2020 eğitim öğretim döneminde Prof. Dr. Ülkü ESER ÜNALDI tarafından arazi çalışması dersi kapsamında Kızılcahamam jeosit alanını ziyaret etmeleri etkili olmuştur. Arazi çalışmasına katılan 14 kişi ile arazi sonrasında görüşme yapılmış ve yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi için betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda jeosit alanlarının coğrafya eğitiminde kullanımının uygun olduğu, eğitimde kullanımının kalıcı bilgi ve yerinde öğrenme fırsatı verdiği için öğrenmeleri kalıcı hale getirdiği görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında jeosit alanlarının eğitim potansiyellerinin değerlendirilmesi için derslerin konulması gerektiği ve bu alanların eğitim ortamı haline dönüştürülmesi başta olmak üzere birtakım öneriler sunulmuştur.