Gümüşhane University
Fakülte

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

Gümüşhane University

9

Arşivlenen Tez

9

DOI Atanmış

100%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

9 Tez
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Akademik personelin cam tavan algısı üzerinden ampirik bir çalışma: Gümüşhane Üniversitesi örneği

Kadınların çalışma yaşamındaki varlığı ve iş gücüne katılımı zaman içerisinde artış göstermesine rağmen, kariyer süreçlerinde kadın ve erkekler arasında çeşitli farklılıkların devam ettiği görülmektedir. Özellikle kadınların üst yönetim ve karar alma mekanizmalarında erkeklere kıyasla daha düşük düzeyde temsil edilmeleri, çalışma yaşamında karşılaşılan önemli kariyer engellerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Kadınların mesleki yeterlilik ve deneyimlerinden bağımsız olarak üst düzey pozisyonlara yükselmelerini sınırlandıran görünmez engeller literatürde “cam tavan” kavramı ile açıklanmaktadır. Cam tavan; bireysel, toplumsal ve örgütsel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkabilmekte ve kadınların kariyer gelişimlerini, terfi olanaklarını ve yönetim kademelerine erişimlerini sınırlandırabilmektedir. Akademik çalışma yaşamında da kadınların sayısal temsilindeki artışın yönetsel pozisyonlara aynı ölçüde yansımaması, cam tavan olgusunun yükseköğretim kurumları açısından incelenmesini önemli hâle getirmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, yükseköğretim kurumunda görev yapan akademik personelin, kadınların yaşadığı cam tavan sendromuna ilişkin algı ve tutumlarını araştırmak ve değerlendirmektir. Araştırmanın evrenini, Gümüşhane Üniversitesi bünyesinde görev yapan akademik personel oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yönteminden yararlanılmış, veriler anket tekniği ile elde edilmiştir. Geçerli kabul edilen toplam 251 anketten elde edilen veriler SPSS 27 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada analiz edilen verilere göre akademisyenlerin, cam tavan engellerine ilişkin tutumlarının cinsiyete göre anlamlı biçimde farklılaştığı ve kadın akademisyenlerin bu engelleri birçok alanda erkek akademisyenlere göre daha yoğun bir biçimde yaşadığı belirlenmiştir.

Akademik personelCam tavan sendromuGümüşhane Üniversitesi+1
Sinem Benli
Gümüşhane University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2026
112
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.263
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Critic tabanlı Marcos yöntemi ile inovasyon performanslarının değerlendirilmesi: Avrupa Birliği üye ülkeleri ve Türkiye örneği

Küresel rekabet ortamında inovasyon, ülkelerin ekonomik büyüme, teknolojik gelişme ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmalarında önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle ülkelerin inovasyon performanslarının çok boyutlu göstergeler kullanılarak değerlendirilmesi ve karşılaştırılması politika yapıcılar açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, Avrupa Birliği (AB)’ye üye 27 ülke ve Türkiye’nin inovasyon performanslarını çok kriterli karar verme (ÇKKV) ile analiz etmektir. Bu amaç için inovasyon performansını temsil eden yedi ana kriter kullanılmıştır. Bu kriterler; kurumlar, beşeri sermaye ve araştırma, altyapı, pazar gelişmişliği, iş gelişmişliği, bilgi ve teknoloji çıktıları ve yaratıcı çıktılarıdır. Bu çalışmada kriter ağırlıkları nesnel bir yaklaşım sunan CRITIC yöntemi ile belirlenmiş, ülkelerin inovasyon performanslarının sıralanmasında ise MARCOS yöntemi kullanılmıştır. CRITIC yöntemi ile elde edilen sonuçlara göre inovasyon performansının değerlendirilmesinde en yüksek ağırlığa sahip kriterin altyapı olduğu belirlenmiştir. MARCOS yöntemi ile elde edilen sonuçlara göre Hollanda, Finlandiya ve Danimarka inovasyon performansı açısından ilk sıralarda yer alırken Portekiz, Romanya ve Malta alt sıralarda yer almıştır. Türkiye ise düşük düzeyde bir performans sergileyerek sıralamada alt grupta yer almıştır. Bulgular, Avrupa ülkeleri arasında inovasyon kapasitesi bakımından önemli farklılıklar bulunduğunu ve özellikle güçlü altyapı, gelişmiş pazar yapısı ve yaratıcı üretim kapasitesine sahip ülkelerin inovasyon performansının daha yüksek olduğunu göstermektedir.

İnovasyon Performansının ÖlçülmesiÇok Kriterli Karar Verme YöntemleriCRITIC Yöntemi+5
Ebubekir Yavuzkiliç
Gümüşhane University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2026
71
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.264
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Entegrasyon teorileri çerçevesinde Türk Devletleri Teşkilatının siyasi ve ekonomik açıdan incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) bölgesel entegrasyon sürecini siyasal, ekonomik ve kurumsal boyutlarıyla incelemek ve gelecekteki entegrasyon potansiyelini değerlendirmektir. Çalışmada, TDT'nin tarihsel gelişimi, kurumsal yapısı ve temel politika alanları bölgesel entegrasyon teorileri çerçevesinde ele alınmıştır. Bu kapsamda Türk Dünyası 2040 Vizyon Belgesi, TDT'nin resmî dokümanları, ulusal ve uluslararası raporlar ile akademik çalışmalar incelenmiştir. Araştırma kapsamında üye devletlerin ekonomik yapıları, Orta Koridor ve Zengezur Koridoru gibi ulaştırma projeleri ile Türk Yatırım Fonu'nun bölgesel entegrasyona katkıları değerlendirilmiştir. Ayrıca Rusya, Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve İran gibi küresel ve bölgesel aktörlerin TDT entegrasyonuna yönelik yaklaşımları analiz edilmiştir. Bulgular, TDT'nin kültürel iş birliği temelli bir yapıdan ekonomik ve stratejik iş birliğini önceleyen daha kurumsallaşmış bir bölgesel organizasyona dönüşme sürecinde olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte ekonomik farklılıklar, jeopolitik rekabet ve kurumsal sınırlılıkların entegrasyon sürecini zorlaştırdığı belirlenmiştir. Sonuç olarak TDT'nin Avrasya'da önemli bir entegrasyon potansiyeline sahip olduğu, ancak bu potansiyelin hayata geçirilebilmesi için ekonomik ve kurumsal iş birliğinin daha da güçlendirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Bölgesel entegrasyonOrta koridor ve zengezur koridoruTürk devletleri teşkilatı+2
İkram Bekar
Gümüşhane University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2026
62
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.248
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Büyük dil modeli (Llm) kullanarak X (Twitter) verileri tabanlı yerel işlenebilir bir siber tehdit istihbaratı modeli tasarımı

Günümüzdeki siber tehdit istihbaratı (CTI) paylaşımları, çoğunlukla tek başına bir IP adresi veya dosya özeti gibi, tehdidin tam hikayesinden kopuk verilerle sınırlı kalmaktadır. Bu durum, savunma ekiplerinin hangi tehdide öncelik vereceğini belirlemesini zorlaştırmaktadır. X (Twitter) platformu, tehditler hakkında aslında çok daha zengin ve bağlamsal detaylar sunsa da; bu verinin devasa hacmi, gürültülü ve yapılandırılmamış doğası, geleneksel yöntemlerle işlenmesini engellemektedir. Bu tez çalışmasında, X (Twitter) verilerini kullanarak veri egemenliğini koruyan, yerel (onpremise) çalışabilen ve eyleme geçirilebilir sonuçlar üreten, uçtan uca otonom bir CTI modelinin tasarlanması amaçlanmıştır. Geliştirilen Python tabanlı otonom sistem; Selenium kütüphanesi ile veri toplama, Ollama platformu üzerinden yerel olarak çalıştırılan LLaMA 3 modeli ile analiz ve SQLite veritabanında depolama süreçlerini içeren bütüncül bir mimariye sahiptir. Çalışmanın en özgün mühendislik katkısı, Büyük Dil Modellerinin (LLM) deterministik olmayan doğasından kaynaklanan hatalı JSON çıktılarını otonom olarak düzelten "JSON Sağlamlaştırma Protokolü"nün geliştirilmesidir. Elde edilen bulgular, sistemin yapılandırılmamış 62 adet tweet metni üzerinden tehditleri %95'e varan doğruluk oranıyla analiz ettiğini ve tespit edilen içeriklerin %64,5'ini "Yüksek Risk" (High Risk) kategorisinde başarıyla sınıflandırdığını göstermiştir. Yapılan analizlerde "Vulnerability" (13 adet) ve "Threat_Actor" (13 adet) kategorileri en sık rastlanan tehdit türleri olarak öne çıkarken; sistem, CVE numaraları ve tehdit aktörü grupları gibi kritik istihbarat göstergelerini yüksek hassasiyetle ayrıştırmıştır. Bu çalışma, güvenlik açısından kritik verilerin üçüncü taraf sunuculara gönderilmesi riskini ortadan kaldıran, mühendislik açısından dayanıklı ve tam otonom bir CTI çözümünün operasyonel fizibilitesini kanıtlamaktadır.

Büyük Dil Modelleri (LLM)JSONSiber Tehdit İstihbaratı (CTI)+2
Sait Emre Oral
Gümüşhane University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2026
62
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.229
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Elektrikli araç politikaları ve toplumsal tepki: Twitter (X) verileri üzerinden bir kamuoyu analizi

Elektrikli Araç Politikaları ve Toplumsal Tepki: Twitter (X) Verileri Üzerinden Bir Kamuoyu Analizi başlıklı bu tez çalışması, toplumun bataryalı elektrikli araçlara (BEV) yönelik algı, tutum ve tepkilerini sosyal medya etkileşimleri üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Elektrikli araç (EV) teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, çevresel sürdürülebilirlik, enerji politikaları ve bireysel tüketim davranışları alanlarında önemli değişimler yaşanmaktadır. Bu doğrultuda, sosyal medya verilerinin analizi, kamuoyunun bu dönüşüme ilişkin görüşlerini anlamada etkili bir yöntem sunmaktadır. Çalışmada, sosyal medya platformu Twitter (X) üzerinden Python programlama dili, Pandas kütüphanesi ve Selenium aracı kullanılarak toplam 30.363 tweet toplanmıştır. Veri temizleme ve ön işleme aşamalarının ardından 28.596 tweetten oluşan nihai veri seti elde edilmiş ve analizlerde kullanılmıştır. Ardından, BERT duygu analizi modeli uygulanarak paylaşımlar olumlu, olumsuz ve nötr olarak sınıflandırılmıştır. Analiz sonucunda, kullanıcı söylemlerinin ağırlıklı olarak ekonomik maliyetler, şarj altyapısı, yerli üretim, teknolojik gelişmeler ve kullanım deneyimi etrafında şekillendiği görülmüştür. Analizler, çevresel faydalar ve enerji tasarrufu gibi konuların kullanıcı değerlendirmelerinde de öne çıktığını göstermektedir. Elde edilen bulgular, toplumun bataryalı elektrikli araçlara (BEV) yönelik yaklaşımında hem yenilikçi teknolojilere duyulan ilginin hem de ekonomik ve altyapısal endişelerin belirleyici olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, Türkiye'de elektrikli araç politikalarına ilişkin kamuoyu algısını sosyal medya verileriyle inceleyen öncü araştırmalardan biri olarak, sürdürülebilir ulaşım politikalarına yeni bir bakış açısı kazandırmayı hedeflemektedir.

Bataryalı elektrikli araçBERT duygu analiziElektrikli araç+2
Bahtiyar Yilmaz
Gümüşhane University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2026
40
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.228
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Reklam kampanyalarında bütçe planlaması: Doğrusal programlama yöntemi ile bir uygulama

Reklamcılık, insanları bir ürün veya hizmetten gönüllü olarak yararlanmaya teşvik etmek, dikkatlerini ürün, hizmet veya markaya çekmek amacıyla yapılan yazılı, görsel ve işitsel çalışmaların tümüdür. Günümüzde, şirketler tarafından hizmetlerini ve ürünlerini tanıtmak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Çoğu zaman yüksek maliyetine rağmen ticari hedeflere ulaşmak ve ciroyu artırmak için çok önemli bir yatırım olarak kabul edilir. Etkili bir reklam kampanyası, yeni müşteriler çekerek ve mevcut müşterileri elde tutarak işletmenin büyümesini sağlayabilir. Bu nedenle, reklam kampanyalarında bütçe planlamasının optimize edilmesi gereklidir. Bu çalışmada, bir reklam şirketinin 2024 yılı resmi faaliyet raporlarındaki verilerine göre bütçe planlamaları yapmak için optimizasyon problemlerinin çözümünde kullanılan doğrusal programlama yöntemi ile reklam kampanyası bütçesinde planlanma yapılması amaçlanmaktadır. Şirketin sipariş sayıları, bütçeye ayrılan hizmet türleri ve maliyet verilerine göre kurulan doğrusal programlama modeli, LINDO paket programlama ile çözümlenmiş, çözüm sonuçlarına göre reklam kampanyası için optimal bütçenin belirlenmesi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Modelden elde edilen bulgulara göre reklam şirketindeki reklam kampanyası bütçesinde %3’lük tasarruf elde edilmiştir. Bu durum kaynak kullanımının etkinliğini artırılmasını ve reklam şirketinde yıllık reklam kampanyası bütçesinde optimal bütçenin belirlenmesini sağlamıştır.

Bütçe planlamasıDoğrusal programlamaOptimizasyon+2
Zinhoué Kpognihoué Jeanine Houssou
Gümüşhane University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2026
114
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.194
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

6306 sayılı kanun uygulanmasına yönelik dönüşümler üzerine karşılaştırmalı bir analiz

Bu çalışma, Türkiye’de yaygın olarak kentsel dönüşüm uygulamaları kapsamında değerlendirilen ve uygulamada kentsel dönüşüm projelerinin önemli bir kısmının yürütülmesinde kullanılan 6306 sayılı Kanun’u incelemektedir. Söz konusu kanun, hukuki çerçevesi itibarıyla Afet Riski Altındaki Alanların dönüştürülmesini de düzenlemekte olup, Kanun’un uygulanmasına yönelik dönüşümler üzerine karşılaştırmalı bir analiz olarak ele alınmıştır. Tez kapsamında, afet riski altındaki alanların dönüşüm politikalarının zaman içerisinde geçirdiği dönüşüm hukuki, sosyal ve yönetsel olarak incelenmiştir. Bu çalışma, nitel araştırma yöntemi çerçevesinde belge incelemesi ve içerik analizi teknikleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Kanun metinleri, yönetmelik değişiklikleri karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Uygulama süreçlerinin yalnızca normatif düzeyde değil, fiili işleyiş boyutunun değerlendirilmesi amacıyla 2012-2023 dönemi ile 2024 dönemi dönüşüm başvuru türleri, dönüşüm kapsamı incelenmiştir. Çalışma bulguları, 2012-2023 döneminde riskli yapı tespiti prosedürüne dayalı, münferit başvurular ekseninde ve arsa payı çoğunluğuna dayalı karar alma süreçleri çerçevesinde yürütüldüğü görülmüştür. Bu dönemde dönüşüm uygulamalarının daha parçalı ve reaktif bir karakterde olduğu ortaya konmaktadır. 2024 sonrası dönemde Kanun’da yapılan revizyonlar ve rezerv yapı alanlarının genişletilmesiyle birlikte uygulamaların daha planlı, koordineli bir yapıya yöneldiği ve dijital süreçler üzerinden yürütüldüğü, toplu başvuruların ve yürütülen projelerin belirgin biçimde arttığı, uygulama süreçlerinin hızlandığı ve yeni politika modeline evrildiği görülmektedir. Bu evrimin getirdiği sorunlar çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında, 2012-2023 ve 2024 sonrası dönem sırası ile Yoğunlaşmamış Merkeziyetçi Dönem ve Yoğunlaşmış Merkeziyetçi Dönem olmak üzere kavramsal olarak kodlanmıştır. Bu çerçevede fiili katılımın kamu eliyle yürütülmesini temel alan, ortaya çıkan yapısal gerilimlerin dengelenmesine katkıda bulunmayı hedefleyen Karma Katılımcı Dönüşüm Modeli (KKDM) önerilmektedir.

6306 sayılı kanunAfetAfet riski+1
Hüsna Nas
Gümüşhane University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2026
50
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.173
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Yenilenebilir enerji kullanımının ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkileri: Panel veri analizi

Bu çalışma yenilenebilir enerji kullanımının ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerini G8 ülke grubu kapsamında incelemeyi amaçlamaktadır. Artan küresel enerji talebi ve fosil yakıtlara dayalı üretim yapısının yol açtığı çevresel ve ekonomik maliyetler, yenilenebilir enerji kaynaklarını sürdürülebilir kalkınma açısından kritik bir alternatif haline getirmiştir. Bu doğrultuda çalışmada, yenilenebilir enerji kullanımının hem çevresel sürdürülebilirlik hem de ekonomik sürdürülebilirlik üzerindeki etkileri bütüncül bir çerçevede analiz edilmiştir. Araştırmada 2000-2023 dönemini kapsayan G8 ülkelerine ait veriler kullanılmış ve analizler panel veri yöntemleri ile gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda biri çevresel sürdürülebilirlik, diğeri ekonomik sürdürülebilirlik olmak üzere iki ayrı model kurulmuştur. Modellerde yenilenebilir enerji kullanımının; ekonomik büyüme ve dışa bağımlılık gibi ekonomik göstergeler ile sera gazı emisyonları ve çevre kirliliği üzerindeki etkileri incelenmiştir. Elde edilen bulgular, yenilenebilir enerji kullanımının çevre kirliliğini azaltıcı yönde anlamlı etkiler yarattığını ve aynı zamanda ekonomik büyümeyi desteklediğini ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, yenilenebilir enerji yatırımlarının çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasının yanı sıra ekonomik performansı da artıran önemli bir unsur olduğunu göstermektedir. Bu çerçevede, politika yapıcıların yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik eden, enerji dönüşümünü hızlandıran ve fosil yakıtlara bağımlılığı azaltan stratejilere öncelik vermesi önerilmektedir.

Ekonomik büyümeSürdürülebilirlikYenilenebilir enerji
Yeliz Gür
Gümüşhane University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2026
91
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.167
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

SAĞLIK HARCAMALARININ İKTİSADİ ANALİZİ: TÜRKİYE VE AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİ KARŞILAŞTIRILMASI

Bu çalışmada, sağlık harcamalarının iktisadi boyutu Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri örnekleminde karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Araştırmanın temel amacı, söz konusu ülkelerde sağlık harcamalarının ekonomik göstergelerle ilişkisini inceleyerek bu harcamaların düzeyi, yapısı ve iktisadi anlamına ilişkin bir değerlendirme sunmaktır. Türkiye ve AB ülkeleri arasındaki karşılaştırma, sağlık harcamalarının iktisadi görünümünü ortaya koymaya yönelik bir çerçeve olarak kullanılmıştır. Çalışma kapsamında, Türkiye için 2011–2024 dönemine ait istatistikler ve raporlar ile AB ülkelerine ilişkin karşılaştırılabilir göstergelerden yararlanılmıştır. Araştırma, betimleyici istatistikler ve mevcut veriler üzerinden yapılan karşılaştırmalı değerlendirmelere dayanmaktadır. Sağlık harcamaları; kişi başına sağlık harcamaları, sağlık harcamalarının GSYH içindeki payı, kamu ve özel sektör harcama yapısı ile demografik ve ekonomik değişkenler çerçevesinde ele alınmıştır. Ayrıca seçilmiş göstergeler aracılığıyla sağlık harcamalarının iktisadi etkinliğine ilişkin genel bir değerlendirme yapılmıştır. Elde edilen bulgular, Türkiye’de sağlık harcamalarının hem nominal hem de kişi başına düzeyde artış eğilimi gösterdiğini ortaya koymaktadır. Buna karşın, sağlık harcamalarının GSYH içindeki payının sınırlı bir aralıkta seyrettiği ve AB ülkeleri ortalamasının altında kaldığı gözlemlenmiştir. AB ülkelerinde sağlık harcamalarının ağırlıklı olarak kamu kaynaklarıyla finanse edildiği, Türkiye’de ise kamu ve özel sektör harcamalarının zaman içerisinde farklılaşan bir yapı sergilediği görülmektedir. Ayrıca ebe, hemşire ve hekim sayıları bakımından da ülkeler arasında farklılıklar dikkat çekmektedir. Demografik faktörler, özellikle yaşlı nüfus oranındaki artış, sağlık harcamalarının önemli belirleyicileri arasında öne çıkmaktadır. Sonuç olarak çalışma, sağlık harcamalarının Türkiye ve AB ülkelerinde ekonomik yapı, demografik dinamikler ve finansman modeli ile yakından ilişkili olduğunu ortaya koymakta; Türkiye’de sağlık harcamalarının iktisadi sürdürülebilirlik ve etkinlik açısından geliştirilmesine yönelik politika alanlarına işaret etmektedir.

Sağlık harcamalarıTürkiyeAvrupa Birliği
Metin Sarkı
Gümüşhane University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2026
61
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.162