
9,811
Archived Theses
29
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Türkiye optik cam pazarında yönetim stratejileri Hoya Corporation örneği
Türk Optik Sektörünün yönetim stratejilerine bir bakış açısı sunmayı amaçlayan bu çalışma, Hoya Corporation'ın incelemesi ile çalışılmıştır. Bu çalışmada Stratejik Yönetim alanında bilgiler sunulmaktadır. Çalışmada ayrıca HOYA'nındünya ve Türkiye pazarındaki konumu ve firmanın optik pazarındaki gelişmelere kendini adapte etme kabiliyeti araştırılmıştır. Ayrıca şirketin inovasyon kabiliyeti ve bu kapasiteye dayalı çeşitlendirilmiş ürün portföyü de incelenmiştir. Optik ürünler portföyünden bir kısım yeni ürün, anket ile Türkiye optik sektörü ve optisyenlerine sunulmuştur. Anketten çıkan sonuç analiz edilmiş, şirketin Türkiye politikasına ait stratejik hatalara çözüm önerileri eklenmiştir. Bu kapsamda çalışma, HOYA Corporation'ın SWOT analizi, optik pazar stratejisinin araştırılması, HOYA'nın stratejik konumlandırması üzerinden optik sektörüne yönelik çözüm önerilerini içermektedir.
Marka değerinin tüketici satın alma davranışı üzerine etkisi: THY örneği
Günümüzde ulaşım sektöründe yaşanan hızlı rekabetle birlikte havayolu pazarının da değişimiyle marka ve marka değeri kavramlarının önemi daha da artmıştır. Marka kavramı bu alanda da tüketicilerin satın alma kararlarını etkileyen önemli bir faktör haline gelmiştir. Çalışmanın temel amacı, ülkemizin ulusal bir havayolu şirketi olan Türk Hava Yolları müşterilerinin kurumla ilgili marka değeri algılamaları ile satın alma davranışları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışmada marka değeri; kalite çağrışım, marka sadakati, marka farkındalığı boyutları ile tüketici satın alma davranışları da tek değişken boyutuyla ölçülmeye çalışılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS 22.0 bilgisayar paketi programı yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın analizleri sonucunda çalışmaya katılan tüketicilerin satın alma davranışları ile marka değeri alt boyutlarından kalite çağrışım arasında pozitif doğrusal ve anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır (r:0,233; p≤0,5). Ayrıca Türk Hava Yollarının marka değerinin oluşturulmasında marka sadakatinin ön plana çıktığı görülmüştür. Genel olarak bakıldığında, marka değeri ve tüketici satın alma davranışları arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Tüketici Davranışı, Satın Alma Davranışı, Marka Değeri
Şikâyet yönetiminin tüketici değer ve davranışlarına etkisi: Bankacılık sektörü uygulaması
Bu çalışmanın ilk bölümünde pazarlama literatürü içerisinde etkinliği her zaman önemli bir yer teşkil eden şikâyet yönetimi kavramı hakkında tanımlayıcı bilgi verilmektedir. Tüketici şikâyet yönetimi ile; kısaca, hizmetlerinin belirli bir memnuniyetsizlik derecesi yaratan yönleri ile ilgili olarak, işletmelerin, tüketicilerinden kendilerine iletilen sorunlarla nasıl başa çıktıkları kastedilmektedir. Tüketici şikâyet yönetiminin; • Tüketicilerin rakiplere gitmesini engellemek, • Tüketici tatminini sağlamak / arttırmak, • İşletmenin imajını arttırmak, • Tüketicinin işletmeye yönelik tutumunu olumlu kılmak, • Çapraz satışı kolaylaştırmak, • Tüketicileri pozitif ağızdan ağıza iletişime cesaretlendirmek gibi amaçları vardır. Bunlarla birlikte, ürünün zayıf yönlerini belirlemek, tüketici ve pazar eğilimlerini bulmak, kaliteyi iyileştirmek, erken uyarı sinyallerini fark etmek gibi diğer amaçlar da mevcuttur. Çalışmanın ikinci bölümünde şikâyet yönetiminin kara kutusu olarak nitelendirilebilecek tüketicinin değer algısı ve bu değer algısına istinaden tüketicinin ürün / hizmet aldığı işletmesinin kendi zihnindeki değiştirilmezlik algısı ve aynı işletmeden tekrar ürün / hizmet satın alma kararının ayrıntıları incelenmiştir. Tüketicinin değer algısı dört alt boyutta incelenmektedir. Bunlar; işlevsel, duygusal, parasal ve sosyal tüketici değerleridir. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise, bankacılık sektörü hakkında genel bir bilgilendirmenin yanında, uygulamaya yönelik bilgiler verilmiştir. Araştırma kapsamında hazırlanan anket 752 kişiye uygulanmıştır. Anket sonuçları SPSS ve AMOS programları yardımıyla kodlanmış ve analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, bankacılık sektöründeki başarılı bir şikâyet yönetimi ile; • Tüketici değerlerinden parasal ve sosyal değer üzerinde kaydadeğer bir etki yaratıldığı, • Bu etkileşim neticesinde tüketicinin zihninde mevcut hizmet aldığı bankaya dair algılanan değiştirme maliyetinin arttığı, • Tüketicide tekrar satın alma niyeti oluştuğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; bu çalışma ile; şikâyet yönetimi konusu, fırsata çevirilebilecek bir kriz yönetimi olarak algılanarak doğru tüketici değerine yatırım yapıldığı takdirde, Türkiye bankacılık sektöründe önemli derecede rekabet avantajı elde edilebileceği ortaya konulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Şikâyet Yönetimi, Tüketici Değeri, Değiştirme Maliyeti, Tekrar Satın Alma Niyeti, Yapısal Eşitlik
CFO'ların başarısında duygusal zekâ'nın rolü
Bu çalışmada günümüz iş hayatında başarılın temeli olan duygusal zekâ ve bunun baş finans müdürünün iş yaşamındaki etkileri incelenmiştir. Duygusal zekâ kavramı geçmişten bu güne tarihsel olarak ele alınmış, aynı zamanda son dönemde olan etkileri anlatılmıştır. Baş finans müdürünün tanımlamaları, tarihsel gelişimi, sorumlulukları, rolleri ve gelecekteki öngörüleri detaylandırılarak sunulmuştur. Çalışmadan duygusal zekâ kavramı ile finans müdürü konumu ele alınarak değerlendirilme yapılmış, duygusal zekâ kavramının başarıya olan etkileri incelenmiştir. Vak'a analizi tekniği kullanılarak duygusal zekâ örnekleri gösterilmiştir. Duygusal zekâ örnekleri ile Başarılı olma oranı arasındaki bağlantı kurulmuştur. İş hayatında finansal ve kurumsal başarı için yüksek duygusal zekâya sahip olmak her zaman kazançlı ve başarılı olacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Duygusal Zekâ, Finans Müdürü, CFO, Baş Finans Direktörü, Yönetim
Örgütsel demokrasinin çalışanların bağlılık duygusu üzerindeki etkisi ve analitik bir araştırma
Örgütlerde çalışanların bağlılık duyguları, çalışanların performansları ve buna paralel olarak örgüt verimliliği açısından önemlidir. Çalışanların bağlılık duygularının yükseltilmesinde ise örgütsel demokrasi algısı önemli olmaktadır. Demokratik örgüt yapılarında çalışanların örgüte yönelik tutum ve davranışları da olumlu olacaktır. Örgütlerde demokratik yaklaşımların benimsenmesi ve çalışanların örgüt kararlarına katılımlarının sağlanması önemlidir. Bu araştırmanın amacı örgütsel demokrasinin çalışanların bağlılık duyguları üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Bu araştırma örgütsel demokrasinin çalışanların bağlılık duygusu üzerindeki etkisinin tespit edilmesi amacıyla tanımlayıcı bir araştırma olarak planlanmıştır. Araştırmada öncelikle literatür taraması kapsamında örgütsel demokrasi ve örgütsel bağlılık duyguları ile ilgili tanımlamalara yer verilmiştir. Araştırmanın son bölümünde ise örgütsel demokrasinin çalışanların bağlılık duyguları üzerindeki etkileri anket çalışması kapsamında incelenmiştir. Araştırmanın evreni İstanbul ilinde iletişim sektöründe çalışanlar olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamında Yazıcıoğlu ve Erdoğan (2004) çalışmalarından faydalanılarak en az 384 çalışana ulaşılmasının %95 güven seviyesinde yeterli olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda araştırmada kolayda örneklem yöntemi kapsamında 397 kişiyle anket çalışması yapılmış ve elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Araştırma veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu demografik özelliklere yönelik sorulardan, örgütsel bağlılık ölçeğinden ve örgütsel demokrasi ölçeğinden oluşmaktadır. Araştırmada veri analizi SPSS 22 paket programında yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre örgütsel demokrasinin normatif bağlılık üzerindeki etkisi regresyon modeli kapsamında incelendiğinde, adalet, eşitlik ve hesap verebilirlik algılarının normatif bağlılık üzerinde etkili olmadığı tespit edilmiştir. Bununla beraber eleştiri ve şeffaflık algısının normatif bağlılık üzerinde etkili bir değişken olduğu tespit edilmiştir. Eleştiri algısı normatif bağlılığı negatif yönde etkilerken, şeffaflık algısı duygusal bağlılık algısını pozitif yönde etkilemektedir. Bununla beraber regresyon katsayısı incelendiğinde, örgütsel demokrasi alt boyutlarının normatif bağlılığı %28,4 oranında açıkladığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Demokrasi, Örgütsel Bağlılık, İletişim Sektörü
Sağlık ekonomisinde sağlık hizmetlerinin finansmanı ve sağlık finansman yöntemleri: Bir uygulama
Son yıllarda ekonominin her alanında olduğu gibi sağlık sektöründe de kaynakların verimli kullanılması önem taşımaktadır. Sağlık hizmetlerinin ekonomik yönden analizi, sağlık ekonomisinin konusunu oluşturmaktadır. Sağlık ekonomisi, hem sağlık hizmetlerini hem de sağlık hizmetleri finansman faaliyetlerini tek noktada buluşturmaktadır. Sağlık ekonomisinin gelişmesinin en önemli nedenleri; kaynak ihtiyacının artması ve bunun sonucunda ortaya çıkacak sağlık finansman yöntemleri ve sağlık harcamalarıdır. Sağlık hizmeti sunan organizasyonlar tıbbi kuruluşlar oldukları kadar ekonomik ve sosyal amaçları da olan yapılardır. Sağlık sistemi ve ekonomik sistem birbirinden bağımsız değildir. Ekonomik ve sosyal şartlar, sağlık üzerinde önemli sonuçlar doğurmaktadır. Sağlık hizmetlerinin miktar ve kalitesinin artması için daha fazla harcama yapmak gerekmektedir. Özellikle sağlık hizmeti veren kurumların harcamalarının düzenli bir şekilde karşılanabilmesi için finansmanın hangi kaynaklardan ve nasıl karşılanacağı, finansman yöntemleri önemli bir konudur. Bu çalışmada tıp tarihi, sağlık, sağlık hizmetleri, sağlık hizmeti düzeyleri, sağlık harcamaları, sağlık ekonomisi ve sağlık hizmetlerinin finansmanı açıklanmaktadır. Çalışmanın uygulama kısmında panel veri analizi yöntemiyle, Amerika, İngiltere, Almanya, Japonya, Türkiye'nin sağlık harcamalarının, ilaç harcamalarının, brüt ulusal harcamaların, hekim sayısının, ekonomik büyüme oranlarına etkisi ölçülmüştür.
Borsa İstanbul'da kayıtlı otomotiv sektöründe faaliyet gösteren firmaların finansal performansının TOPSIS yöntemiyle analizi
Sanayisi gelişmiş ülkelerde ekonominin lideri olarak görülen otomotiv sektörü, diğer sektörler ile olan etkileşimden dolayı önemli bir konumdadır. Bu etkileşim otomotiv firmaları için verimliliği ve etkinliği ön plana çıkarmaktadır. Değişen ekonomik koşullar ve bilgi teknolojilerinde yaşanan gelişmeler otomotiv sektöründe yoğun bir rekabete yol açmıştır. Bu değişimler otomotiv sektöründe ki firmalarının ve otomotiv üreticisi ülkelerin faaliyetlerinde yenilikçi kararlar almalarına neden olmuştur. İmalat sanayisinde otomotiv sektörünün önemli bir yeri olmasından dolayı finansal performans analizi mutlaka incelenmesi gereken bir konudur. Ülkemizde faaliyet gösteren ve aynı zamanda Borsa İstanbul'da işlem gören otomotiv sektöründeki firmaların performanslarının topsis analizi yöntemi ile değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma kapsamında, otomotiv sektöründe Borsa İstanbul'da işlem gören otomotiv endüstrisindeki 10 firmanın üretim etkinliği, 2017-2018-2019 yıllarında yayınlanan raporlara ait verilerden yararlanılarak TOPSİS analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Anahtar Kelimler: Otomotiv Sektörü, Finansal Performans, TOPSIS
Merkez bankalarının uyguladığı faiz politikalarının ekonomi ve borsa üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu tez çalışması için izlenecek yöntem; öncelikle ilgili ekonomik ve finansal teorilerin incelenmesi ve açıklanması, konunun değerlendirilmesini sağlayacak şekilde belirlenen ve seçilmiş ana başlıkların araştırılması, araştırılan ana başlıkların tümüyle değerlendirilebilmesi maksadıyla daha önceki yıllarda yapılan araştırmalar ve analizlerin (Tablo 1.) yorumlanması, zaman içerisinde gelişen ve güncellenen politika uygulamalarının ve bunların etkilerinin incelenmesi ve mevcut Merkez Bankalarının uygulamalarının incelenmesi, inceleyeceğimiz verilerin ampirik olarak analiz edilerek sonuca ulaşılmasıdır. Ayrıca çalışmada; 2008 yılında meydana gelen küresel krizin ve 2020 yılında başlayan pandeminin etkilerinden bahsedilerek, genel anlamda dünya ekonomilerini ortak olarak etkileyen finansal ve para politikalarındaki gelişmeleri ortaya koyan başlıklar ile diğer taraftan yükselen piyasa ekonomilerindeki kriz göstergelerine, finansal risklere ve uygulanan enflasyon hedeflemesi ile faiz politikalarının ekonomi ve borsa verilerine etkisine odaklanarak Tablo 2' deki modellemeler, zaman serisi analizleri ile değerlendirmeler yoluyla sonuç çıkarılmasına ve tahminler yapılmasına olanak verecek analizlerin de yapılarak yorumlanmasını içeren bilgiler bulunacaktır. Anahtar Kelimeler: Para Politikası, Faiz Politikası, Merkez Bankası, Granger Nedensellik Analizi, Zaman Serisi Analizi.
The ability of SMEs to sell expensive products through digital marketing: Residential real estate sector
High expensive products are an elite's related phenomenon. Social Media helps in increasing the clients' empowerment level in the marketplace. Social media has changed consumer communication and business commerce, yet organizational leaders lack clear strategies for using social media platforms to their advantage. Several studies assess the effects of social media platforms on brand recognition and sales performance. However, not many researchers investigated how can SMEs leverage the social media advantages for selling high expensive products. To bridge this gap, this research aims to understand the effect of integrating marketing strategies for selling expensive properties in SMEs that operate in the Turkish real estate industry. Based on qualitative research and by using a convenience sampling strategy, sixteen semi-structured interviews were conducted with sales and marketing representatives who work at Arab-based SMEs in Turkey, to explore their corresponding social media platforms such as website pages, and social networks posts. The data was analyzed thematically in the light of the related materials reviewed. The results revealed the effectiveness and attractiveness of Turkish real estate properties. SMEs in Turkish depend greatly on digital marketing beside traditional marketing. They use digital marketing to reach more potential customers. The most employed social media platforms are social networks (Facebook, Twitter, Instagram, LinkedIn, and Snapchat), websites and blogs. SMEs mostly sell medium-price properties. Noticeably, the ads and posts are not to the top-niche and need to be more professional to compete with leading developers. SMEs should evaluate their marketing and sales strategies regularly. No integration between marketing and sales strategies exists. SMEs have the potential of utilizing social media capabilities more professionally to reach higher position in the market so that they can sell high-priced properties.
Muhasebe meslek mensuplarının örgüt yanlısı etik dışı davranışlarını etkileyen faktörler: İstanbul ili örneği
Muhasebe meslek mensuplarının davranışları karşı karşıya kaldıkları etik ikilemler, özellikle örgüt kültürü ve dijitalleşme gibi unsurlar tarafından şekillenmektedir. Çalışmanın amacı, muhasebe mesleğinin dijitalleşmesi ve örgüt kültürünün muhasebe meslek mensuplarının etik dışı davranışların etkisinin tespit edilmesidir. Çalışmanın kapsamında örgüt kültürü gibi örgütsel faktörlerle birlikte dijitalleşmenin muhasebe mesleğinde nasıl bir rol oynadığını incelemektir. Araştırmada kullanılan yöntem, nicel araştırma tekniklerine dayanmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmış ve İstanbul'da faaliyet gösteren muhasebe meslek mensupları üzerinde bir saha araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 568 muhasebe meslek mensubundan veri toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilerek, faktör analizi, korelasyon ve regresyon testleri gibi istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, muhasebe meslek mensuplarının örgüt yanlısı etik dışı davranışlarının örgüt kültürü ve dijitalleşme tarafından etkilendiğini göstermiştir. Özellikle örgüt kültürü baskısıyla kısa vadeli kazanç hedeflerine odaklanan örgütlerde, meslek mensuplarının etik dışı davranışlara daha fazla eğilim gösterdiği tespit edilmiştir. Dijitalleşme ise muhasebe süreçlerini şeffaf hale getirirken, yanlış kullanımı etik dışı davranışları artırabilir. Sonuç olarak, bu tez çalışması, muhasebe meslek mensuplarının etik dışı davranışlarını önlemek için örgüt kültürünün ve dijitalleşmenin dikkate alınması gerektiğini ortaya koymuştur. Araştırma bulguları doğrultusunda mesleki eğitimlerin ve teknolojik denetim sistemlerinin artırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Dijitalleşme, Örgüt Kültürü, Muhasebe Meslek Mensubu
Effect of job satisfaction on service quality and customer satisfaction of the call center industry in Morrocco
This research examines the impact of employee satisfaction on service quality and customer satisfaction in Moroccan call centers. By adapting the Sohail and Jang (2017) framework, this study incorporates dimensions such as work environment, growth opportunities, compensation and recognition, supportive supervision, and communication. Using a quantitative approach, data from 306 call center employees in Morocco revealed that employee satisfaction significantly impacts service quality, which mediates its impact on customer satisfaction. The key findings assert employee satisfaction dimensions such as Work Environment, equipped with resources, and Growth. Opportunities for improvement are positively affecting service quality and customer satisfaction. However, the contrary has been shown for supportive supervision and leadership and communication. Surprisingly, the compensation and recognition are not statistically significant in predicting service quality and customer satisfaction. This study underscores the value of employee satisfaction in driving organizational outcomes and highlights the importance of employee-centered strategies. Recommendations for improving service delivery in labor-intensive sectors are provided, offering practical insights for enhancing service quality and customer satisfaction.
Ulusal kültürün işletme kültürü üzerindeki etkisi: Bir literatür taraması
Bu çalışma, 1980–2025 döneminde ulusal kültür boyutlarının örgüt kültürü yapı ve süreçleri üzerindeki etkisini inceleyen araştırmaları sistematik bir perspektifle bütünleştirmeyi amaçlamaktadır. Literatür tarama protokolüyle on dört nicel alan araştırması, üç meta-analiz, iki kuramsal model ve bir büyük ölçekli vaka veri seti dâhil yirmi yüksek nitelikli çalışma seçilmiştir. Böylece yüzü aşkın ülke ve üç yüz bini aşkın bireysel gözlemi kapsayan benzersiz bir veri havuzu oluşturulmuştur. Kodlama sürecinde ulusal kültür için Hofstede, Schwartz ve GLOBE ölçekleri; örgüt kültürü için Cameron–Quinn ve ilgili tipolojiler esas alınmış, her bulgu metodolojik sağlamlık katsayısına göre tartılmıştır. Bulgular, yüksek güç mesafesi ile belirsizlikten kaçınmanın hiyerarşi-ve pazar-ağırlıklı kültürleri; düşük güç mesafesi ve yüksek bireyciliğin ise klan, adhokrasi ve kişisel sorumluluk temalarını öngördüğünü göstermektedir. Kolektivizmin katılım boyutunu pekiştirerek finansal performansa dolaylı katkı verdiği; kültür uyumunun bilgi paylaşımı ile inovatif çıktı arasındaki ilişkiyi güçlendirdiği; karizmatik-değer temelli liderliğin kârlılık, katılımcı liderliğin ise çalışan bağlılığı üzerindeki etkisinin kültürel bağlama göre değiştiği saptanmıştır. Literatürün coğrafi olarak Batı Avrupa, Kuzey Amerika ve Japonya'ya yoğunlaştığı, Türkiye, Latin Amerika, Afrika ve Orta Doğu gibi yükselen pazarlarda ampirik verinin sınırlı kaldığı belirlenmiştir. Ölçüm eşdeğerliği sorunları ve kesitsel tasarım ağırlığı bulguların genellenebilirliğini kısıtlamaktadır. Çalışma, ulusal değerler ile örgüt normlarının karşılıklı ve çok katmanlı etkileşim içinde olduğunu göstererek kültüre duyarlı yönetim uygulamaları ve geleceğe dönük araştırmalar için bütüncül bir yol haritası sunmaktadır.
Destinasyon pazarlama aracı olarak sağlık turizmi: İstanbul örneği
Bu çalışmanın amacı destinasyon pazarlama aracı olarak sağlık turizminin İstanbul üzerinden incelenmesidir. Bireylerin çeşitli sebepler ile ikamet ettiği yerden başka bir yere hareketini içeren turizm hareketleri günümüzde tedavi olmak ve daha sağlıklı olmak amacıyla da gerçekleştirilmektedir. Türkiye sahip olduğu turizm potansiyeli ile ziyaretçi sayısında ve turizm gelirlerinde üst sıralarda yer almaktadır. Türkiye'de 1963 yılından itibaren hazırlanan kalkınma planlarında yer alan sağlık turizmi, özellikle 2019-2023 ve 2024-2028 yıllarında hazırlanan onbirinci ve onikinci kalkınma planlarında daha belirgin bir şekilde yerini almıştır. Günümüzde faaliyette olan onikinci kalkınma planında sağlık turizminin markalaştırılmasına yönelik planlamalar bulunmaktadır. Türkiye'nin en önemli turistik destinasyonları arasında yer alan İstanbul, coğrafi konumu, tarihi ve kültürel zenginlikleri, doğal ve yapay çekicilikleri, yüksek hizmet kalitesine sahip konaklama ve yiyecek içecek tesisleri ile dünya turizm destinasyonları arasında da ön plana çıkan bir destinasyon olarak değerlendirilmektedir. İstanbul, yılın oniki ayı turizmin faaliyette bulunabileceği eşsiz bir destinasyon olarak görülmektedir. İstanbul, sağlık altyapısı, modern ve son teknoloji sağlık tesisleri, ulaşım olanakları, coğrafi konumu ve yüksek hizmet kalitesi ile sağlık turizmi destinasyonları arasında da kendine yer edinmeye başlamıştır. Bu çalışmada İstanbul ve sağlık turizmi literatür kapsamında ele alınarak bir destinasyon pazarlama aracı olarak sağlık turizminin İstanbul'da nasıl geliştirilebileceğine yönelik öneriler sunulmuştur.
İşletmelerde içsel pazarlamanın yenilikçi iş davranışına etkisi üzerine bir araştırma
Günümüzde, değişen Dünya dinamiklerine de paralel olarak, pazarlama kavramı her geçen gün kapsamını daha da genişletmekte ve artık sadece ürün ya da hizmetin satılması planlanan popülasyonu değil, aynı zamanda bu ürün ya da hizmeti üreten organizasyonların çalışanlarını da kapsamaktadır. Özellikle, 2019 yılında hayatımıza giren ve 2020 yılında tüm Dünya'ya yayılmış olan Covid-19 pandemisinin de etkisi ile Amerika Birleşik Devletleri'nde başlayan ve etkisi irili ufaklı tüm Dünya'da hissedilen "büyük istifa" ile çalışanların organizasyonlar tarafından kuruma çekilmesi ve elde tutulması bir diğer önemli konu başlığı haline gelmiştir. Organizasyonlar, nitelikli çalışana erişimin günden güne daha da zorlaştığı bugünün iş dünyasında, çalışanlarını elde tutabilmek için içsel pazarlama unsurlarını kullanmaya özen göstermektedir. Organizasyonların rakiplerinden farklılaşma ve bulundukları iş alanında öncü, farklı ve tercih edilebilir olma hedeflerini gerçekleştirmek için, iş planlarında ve stratejik ajandalarında yer alan bir diğer unsur ise, kurum içerisindeki yenilikçi iş davranışını destekleyecek mekanizmalar kurgulamaktır. Bu akademik araştırma, içsel pazarlama unsurlarını kullanan ve çalışanlarına yönelilk politika ve uygulamalarını bu prensipler doğrultusunda şekillendirmiş işletmelerde, yenilikçi iş davranışının nasıl tetiklendiğini ortaya koymaktır. Araştırmamda, toplam 1000'i aşkın çalışana elektronik mektup yöntemi ile anket gönderimi gerçekleştirildi ve 367 farklı kişiden gelen geri dönüşler doğrultusunda istatistik paket programları kullanılarak analiz çalışması gerçekleştirildi. Bu çalışmada verilen tanımlayıcı istatistikleri hesaplanmıştır. Araştırma içerisinde güvenilirlik testleri yapılmıştır. Buradaki amaç, kullanılan ölçeklerin güvenilirliklerini test etmektir. Ayrıca, Doğrulayıcı Faktör Analizi, araştırma içerisinde kullanılan ölçeklerin geçerliliklerinin gösterilmesi için kullanılmıştır. Araştırmada AMOS 23 programı analizlerin gerçekleştirilmesi için uygulamıştır. Bununla birlikte, Shapiro Wilk testi ile, istatistiksel analizin ilk adımı olarak normallik varsayımı kontrol edilmiştir. Yapısal Eşitlik Modeli yapısı, elde edilen regresyon katsayıları, standartlaştırılmış regresyon katsayıları, kritik oran, bağımlı değişkenin açıklanma oranı ve anlamlılık test istatistikleri hesaplanmıştır. Çalışmada, 18 farklı hipotez üzerinden ilerlenmiş olup, hipotezleri testleri, korelasyon ve regresyon analizleri kapsamında gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen analiz çalışmalarının verdiği netice, içsel pazarlama ile yenilikçi iş davranışı arasında kuvvetli bir pozitif etki olduğu yönündedir.
Entelektüel sermayenin işletme performansı üzerindeki etkisinde sosyal zekânın düzenleyici rolü
Rekabetin üst seviyelerde yaşandığı günümüz ekonomisinde işletmeler ayakta kalabilmek için rakiplerinden farklılaşmak zorundadır. İşletmeler de bu farklılaşmayı entelektüel sermaye işletme performansına yaptıkları yatırım ve bu yatırımın çıktısı olan sosyal zekâ ile ilgili yaptıkları çalışmalarla ortaya koymaktadır. Bu farklılaşma da beraberinde işletmelere rekabet avantajı sağlayarak, işletmelerin varlığını sürdürmesini sağlamaktadır. Bu çalışma ile entelektüel sermayenin işletme performansı üzerindeki etkisinin ölçülmesi ve bu etkide sosyal zekânın düzenleyici rolünün belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Aralık 2020-Aralık 2021 ayları arasında İstanbul'da faaliyet gösteren 5 yıldızlık otellerde çalışan bireylere yönelik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda yapılan analizlere göre entelektüel sermayenin hem işletme performansı hem de sosyal zekâ üzerinde pozitif yönlü ve kuvvetli bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal zekânın düzenleyicilik etkisi için yapılan analizlerin soncunda sosyal zekânın entelektüel sermaye ve işletme performansı arasında düzenleyicilik etkisi olduğu tespit edilmiştir. Sosyal zekânın düzenleyici etkisi entelektüel sermaye ve işletme performansı arasındaki ilişkiyi daha da güçlendirmiştir
Bireysel müşterilerin banka ve dijital hizmet kanalı tercihleri
Bugün gelinen nokta itibariyle, banka kuruluşlarının hizmetlerini müşterilerine ulaştırabilmek için kullandığı hizmet kanallarının çeşitliliği, bankacılık uygulamalarının başladığı ilk zamanlardan bugünlere kadar geçen süreç içerisinde ve özellikle 21. yüzyılın bu ilk çeyreğinde teknolojinin gelişmesiyle sağlanan yeni imkânlar sayesinde, daha önce hiç olmadığı kadar artmıştır. Özellikle son yıllarda dijital teknoloji uygulamalarının insanların hayatında daha fazla yer almaya başlaması, hizmetlerini müşterilerine ulaştırmak ve sunmak için bankaları dijital teknoloji kanallarının imkânlarını olabildiğince kullanmaya yöneltmiştir. Bankaların bu yönelimi bankacılık ekosisteminde önemli ve köklü bazı değişikliklere sebep olmuştur. Başlangıçta bir banka müşterisinin bankadan hizmet alabilmesi için o bankanın şubesine gitmesi zorunluluk iken artık günümüzde müşteriler, fiziki banka şubesine gitmek zorunda kalmadan, bankanın kendisine sunduğu çeşitli hizmet kanalları arasından tercih yaparak, ihtiyacı olan bankacılık işlemlerini yapabilmekteler. Tüm bunların sonucu olarak günümüzde bankaların teknolojik ve dijital hizmet kanallarının müşteri tercihlerini belirleme noktasında önemli bir etken haline geldiği görülmektedir. Bu tez çalışmasında, günümüze kadar yaşanan teknolojik gelişmelere bağlı olarak, bankacılık ekosisteminde yaşanan bu değişimin müşteri tercihlerine olan etkileri açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmada, bireysel müşterilerin banka ve dijital hizmet kanalı tercihlerinin nasıl etkilendiği ve bu tercihleri etkileyen faktörlerin neler olduğu, kanal kullanım sıklıkları, kanal memnuniyet düzeyleri ve banka hizmetlerine karşı dijitalleşme beklentilerini öğrenmeye yönelik anket uygulaması düzenlenmiştir. Türkiye genelinde yapılan ankete bireysel banka müşterisi olan 1.163 katılımcı iştirak etmiştir. Bu araştırma için geliştirilen ölçekte, katılımcılara 5 temel konuda, toplam 7 soru altında 87 ifade yöneltilmiştir. Banka tercihlerini etkileyen faktörlerin neler olduğunu öğrenmeye yönelik 32 ifade, banka hizmet kanalı tercihini etkileyen faktörlerin neler olduğunu öğrenmeye yönelik ise 14 ifade yöneltilmiştir. Müşterilerin banka hizmetlerinden dijitalleşme beklentileri ile gerçek durum arasındaki farkı öğrenemeye yönelik 16 ifade yöneltilmiştir. Banka hizmet kanalı kullanım sıklığı ve kanallardan memnuniyet düzeyini öğrenmeye yönelik 18 ifade ve son olarak Covid-19 salgını sürecinde müşterilerin banka hizmetlerine erişim noktasında etkilenip etkilenmediklerini öğrenmeye yönelik 7 ifade yöneltilmiştir. Anket uygulamasıyla elde edilen veriler ile SPSS 26 ve AMOS 24 programları kullanılarak yapılan analizler sonucunda kullanılan ölçeğin uygun olduğu görülmüştür. Buna göre, her bir ifade grubu açısından ölçeğin geçerliliğini gösteren Cronbach's Alfa değerleri ve güvenirliğini gösteren KMO değerleri elde edilmiştir. Yapılan Açıklayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizleri sonucunda ölçeğin geçerli ve uyumlu olduğu görülmüştür. Ardından Regresyon ve t-Testi analizleri ile araştırma hipotezleri test edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre bireysel müşterilerinin banka tercih noktasında 7 faktörün etkili olduğu görülürken, hizmet kanalı tercih noktasında ise 3 faktörün etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında müşterilerin banka hizmetlerine karşı olan dijitalleşme beklentilerinin bankaların sağladığı mevcut dijital hizmetlerden daha yüksek olduğu, beklenti ve gerçek durum arasındaki farkın anlamlı ve etkisinin büyük olduğu, dijital hizmetlerin müşterilerin banka ve hizmet kanalı tercihlerini etkilediği sonucuna varılmıştır. Müşterilerin hizmet kanallarından duydukları memnuniyetin, kanal kullanım sıklığının yanında banka tercihlerini de etkilediği ve geleneksel kanallar ile dijital ve çağrı merkezi kanalları arasında memnuniyet açısından anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Son olarak katılımcılar Covid-19 salgını sürecinde ihtiyaç duydukları banka hizmetlerine erişebilme noktasında herhangi bir aksama yaşamadıklarını ve bu dönemde bankaların genel tutumundan memnun olduklarını ifade etmişlerdir.
The impact of COVID-19 on the Tunisian export-oriented industries
Among the realm of calamitous diseases, COVID-19 represented an unprecedented and unbeknownst threat which exacerbated from a singular level to a global economic one. In fact, after the declaration of the global transmissible epidemic, the world underwent an exclusive era where things went upside down. From movement restrictions to international boarders' closures, all of these factors remodeled the usual flow of economy and created a global alert. The analysis below is an in-depth investigation of the alterations the pandemic cognate on the global and Tunisian economy. It is also serving the purpose of explaining in detail the impacts of the pandemic on the sectoral export performance for both the world and Tunisia. After concluding a comparison between the export performance and the Tunisian over a thirty-year-long selected period, an understanding of the pandemic repercussions became mature. In addition to that, a correlation coefficient test with the use of IBM SPSS software was applied to study the relationship between the monthly global and Tunisian exports of merchandise with the COVID-19-related indicators. The results displayed a moderate positive correlation between the variables. Additionally, the severity of the pandemic on the exports was examined, only to find that the repercussions of the virus were nowhere near the global recession. Nevertheless, the main motive which allowed this research to be conducted is the scarcity of reliable and valid information on the impact of the pandemic on export-oriented industries.
Destinasyon imajının tüketici deneyimi üzerindeki ilişkisinde destinasyon rekabetinin aracılık rolü: Ordu ili örneği
Küreselleşme sonucu coğrafi, ekonomik ve kültürel sınırlarının ortadan kalkması ile artan rekabet koşullarında, turizmden elde ettikleri pazar payını arttırmak ve uzun vadede sürdürülebilirliği sağlamak isteyen turizm işletmeleri ve destinasyon merkezi yöneticileri için var olan destinasyon imajı, tüketici deneyimi ve destinasyon rekabeti unsurları önemli rol oynamaktadır. Bu araştırmanın amacı Ordu ilinin turizm sektör bağlamında destinasyon imajının tüketici deneyimi üzerindeki ilişkisinde destinasyon rekabetinin aracılık rolüne sahip olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Bu çalışma Ordu ilinde faaliyet gösteren tüm turizm işletme belgeli otellerde konaklayan yerli turistler ile otellerin dışardan kullanıma açık bölümlerini ziyaret eden yerli turistlerin katılımı ile yapılmıştır. Araştırma kapsamında veri toplama yöntemi olarak geçerlik ve güvenilirliği birçok kez ispatlanmış olan; destinasyon imajı (Byon and Zhang, 2010), tüketici deneyimi (Kim et al., 2012), destinasyon rekabeti (Meng, 2006) ölçeği kullanılmıştır. Araştırma örneklemi, pandemi dönemine denk gelmesi ve uygulanan seyahat kısıtlamaları sebebiyle büyük bir kısmı önceki yıllarda Ordu'yu ziyaret eden 387 yerli turist üzerinden internet ve telefon aracılı ile yürütülmüş olup, elde edilen verilerin analizinde geçerlilik ve güvenilirlik testleri sonrası korelasyon, basit ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmada, destinasyon imajı ile tüketici deneyimi arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu, destinasyon imajının tüketici deneyimini pozitif yönde etkilediği ve destinasyon imajı ile tüketici deneyimi arasındaki ilişkide des tinasyon rekabetinin kısmi aracılık rolü olduğu belirlenmiştir.
Motivating and retaining employees in the post-covid era
This research analyzes the critical role of employee engagement within modern human resources management. Particularly in the post-COVID-19 era. Motivated by personal observations of negative effects of neglecting employee motivation, this topic was chosen for detailed examination. The study encompasses key concepts such as retention and turnover. Alongside an in-depth exploration of factors influencing employees' decisions to either leave or remain with organization. It also investigates the role of management in implementing effective retention strategies. The aim of this research is to emphasize the considerable influence of employee commitment within organizations. Utilizing quantitative data from various sources. Including the OECD report "The Role of Telework for Productivity during and post-COVID-19" as well as comprehensive surveys and studies, the research examines employee engagement loyalty and retention strategies. Key findings indicate significant portion of respondent's experienced decreased motivation due to increased workload stress, remote work fatigue and lack of recognition during the pandemic. Conversely some respondents reported increased motivation. This was driven by a heightened sense of responsibility. The study underscores the importance of strategic HR interventions in fostering resilient workforce. It offers actionable recommendations. These recommendations sustain employee motivation and strengthen organizational resilience amidst unprecedented challenges. Keywords: Employee Engagement, Human Resources Management, Employee Commitment, Retention Strategies, Flexible Work Arrangements.
Vergi kalkanı kavramı ve sermaye yapısı kararlarına etkisi
Bu çalışma, işletmelerin sermaye yapısı kararları üzerinde vergi kalkanının etkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Vergi kalkanı, borçlanma yoluyla elde edilen faiz giderlerinin vergiden düşülmesi ile şirketlerin vergi yükünü azaltmasını sağlayan önemli bir finansal avantajdır. Çalışmada, sermaye yapısı kararlarını etkileyen faktörler mikro ve makro düzeyde ele alınmıştır. Mikro düzeyde, kârlılık, varlık yapısı ve likidite gibi şirket içi dinamikler incelenmiştir. Makro düzeyde ise, enflasyon oranı, faiz oranı ve gayri safi yurtiçi hasıla büyüme oranının etkileri değerlendirilmiştir. Panel veri analizi yöntemi kullanılarak yapılan araştırmada, Borsa İstanbul 30 endeksindeki şirketlerin 2016-2023 yılları arasındaki finansal verileri incelenmiştir. Bulgular, vergi kalkanının, özellikle borçlanma stratejileri üzerinde belirleyici bir rol oynadığını ve bu etkinin sektörel ve ekonomik farklılıklara bağlı olarak değiştiğini göstermektedir. Sonuç olarak, vergi kalkanı uygulamalarının şirketlerin finansal kararlarını optimize etmede kritik bir unsur olduğu ve bu durumun hem yöneticiler hem de politika yapıcılar için önemli çıkarımlar sunduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Vergi kalkanı, sermaye yapısı, panel veri analizi, finansal strateji.
The impact of social media marketing on consumer brand engagement in the Moroccan banking sector
THE IMPACT OF SOCIAL MEDIA MARKETING ON CONSUMER BRAND ENGAGEMENT IN THE MOROCCAN BANKING SECTOR Social media marketing (SMM) has transformed how businesses interact with consumers, especially in the banking sector, where digital engagement has become a key competitive advantage. This study explores the impact of SMM strategies on consumer brand engagement (CBE) within the Moroccan banking sector. Specifically, it investigates how five key SMM elements, customization, entertainment, interaction, word-of-mouth (WOM), and trendiness affect consumer engagement with banking brands. Additionally, it examines the moderating effects of demographic factors such as age, gender, education, income, and social media usage on consumer responses to these SMM strategies. Incorporating frameworks such as the Technology Acceptance Model (TAM) and Customer Relationship Management (CRM) theory provides valuable insights into how consumers build relationships with brands in the digital banking environment. This theoretical lens helps explain how consumers' perceptions of social media content influence their engagement and loyalty to banking brands. A quantitative research approach was used, employing an online survey to collect data from Moroccan banking consumers. Structural Equation Modeling (SEM) was applied to analyze the relationships between the SMM dimensions and consumer brand engagement. The findings indicate that interaction, entertainment, and customization are the most influential factors in fostering engagement. Consumers who perceive social media content as personalized and engaging are more likely to develop stronger emotional and behavioral connections with banking brands. Furthermore, demographic factors significantly moderate the effectiveness of SMM strategies, with different consumer segments exhibiting varying levels of engagement. These findings offer key managerial insights for the Moroccan banking sector. To enhance consumer engagement, banks should focus on creating interactive, personalized content and leverage strategies like influencer marketing and user-generated content. Segmenting consumers based on demographic characteristics will help tailor SMM campaigns, thereby maximizing their impact. By aligning social media marketing strategies with consumer preferences and expectations, Moroccan banks can improve brand loyalty, trust, and long-term engagement in an increasingly competitive digital landscape. This study contributes to the growing body of literature on digital marketing and offers a framework for future research on the role of SMM in the financial services industry. Keywords: Social Media Marketing, Consumer Brand Engagement, Moroccan Banking Sector, Digital Marketing, Demographic Factors, Structural Equation Modeling
The role of website usability and branded app usability in shaping online purchase intention of Moroccan fashion brands
This thesis investigates the impact of website and branded app usability on online purchasing behavior within Morocco's fashion e-commerce industry. In particular, it examines how key usability characteristics—including navigation, user interface design, content organization, performance, personalization, response time, fun, omnipresence, and user-friendliness—affect consumer purchasing decisions in the context of online fashion shopping. The research utilizes a quantitative approach, collecting data from a sample of Moroccan fashion consumers through a structured online questionnaire. The study's findings reveal that usability factors play a significant role in shaping consumers' online purchase intentions. Among the various usability characteristics, navigation, user interface design, and personalization were identified as the most influential factors, suggesting that a seamless user experience, intuitive design, and tailored content are critical for driving consumer engagement and purchase decisions. In contrast, content organization was found to have a comparatively smaller impact on consumers' purchasing intentions. Based on these findings, the thesis proposes that e-commerce companies operating in Morocco should prioritize usability improvements as part of their digital marketing strategies. By focusing on enhancing website and app usability, businesses can foster greater customer satisfaction, boost user engagement, and ultimately drive higher sales. However, the study also acknowledges certain limitations, including the reliance on self-reported data from respondents and the narrow focus on the Moroccan market. Given the rapid evolution of digital technologies and shifting cultural dynamics, the thesis suggests that future research should investigate how these factors influence consumer behavior across different regions and markets. Additionally, exploring the role of emerging technologies and design trends in shaping digital consumer preferences could provide further insights into the evolving landscape of online shopping. Keywords: Website Usability, Brand App Usability, Online Purchase Intention, Moroccan E-commerce.
Hasta hakları ve hasta şikâyeti yönetimi alanında yapılan çalışmaların bibliyometrik analizi: (1995- 2023) dönemi
Bu çalışmada, hasta hakları ve hasta şikâyeti yönetimi hakkında "Web of ScienceCore Collection (WoS) veri tabanında yayınlanan araştırmalar, bibliyometrik açıdan incelenerek, uluslar arası düzeyde mevcut durumun ortaya konulması amaçlanmıştır. Veriler, 10 Kasım 2024 tarihinde "Web of ScienceCore Collection" veri tabanından elde edildi. Excel programı ve VOSviewer (1.6.20) yazılım programı aracılığı ile performans analizi, bilimsel haritalama ile bibliyometrik analizler yapıldı. Bibliyometrik veriler için WoS veri tabanında"Patientrights" (AllFields) OR "patients' rights" (AllFields) AND "PatientComplaint Management" (AllFields) AND "complaint" anahtar kelimeleri ile tarama yapıldığında araştırma evreni 206.925 makale olarak bulundu. Yayın dili, WoS kategori, ülkeler, kurumlar, yazarlar, yayın türü taranan indeksler Science Citation Index Expanded, SocialSciencesCitation Index, Emerging Index ve yayın yılı 1995-2023 yılları arasında sınırlandırıldığında örneklem 1.199 olarak bulundu. Çalışma analizi 1.199 yayın verileri üzerinden yapıldı. Analiz sonucunda WoS kategorisinde en çok kullanılan anahtar kelimelerin "patient righst", "patient safety", "patient satisfaction", "primarycare", " patient participation", "healthpolicy","humanrights"olduğu, en fazla yayın yapan yazar "GruberJ" ve yayın sayısının (n=7), en fazla yayın yapan ülke olarak "USA"nin (n=335) yayın yaptığı, kurum olarak en fazla "Unıversity of London" (n=68) yayını olduğu en fazla fon desteği veren kurumun "Unıted States Department of Health Human Servıces"129 olduğu, bu alanda en fazla yayının ise "Health Polıcy" (n=172) dergisinde yapıldığı bulundu. En fazla atıf alan yayının "Resilient health care: turning patient safety on itshead başlıklı çalışma olduğu, "Braithwaite, J; Wears, RL and Hollnagel, E" yazar grubu tarafından 2015 yılında yazıldığı, "Internatıonal Journal For Qualıty in Health Care" dergisinde yayınlandığı, yıllık ortalama (n=29) atıf, toplamda ise (n=290) atıf aldığı bulunmuştur. En fazla yayın yapılan dilin İngilizce, yayın türü ise makaledir. Bibliyometrik analizin sonuçları, 1995-2023 yılları arasında, hasta hakları ve hasta şikâyeti yönetimi alanında yapılan çalışmaların son yıllarda 2011 yılından itibaren giderek arttığı en yüksek sayıya ise 2021 yılında111 makale ile ulaştığını gösterdi. Çalışmada elde edilen sonuçların, hasta hakları ve hasta şikâyeti yönetimi alanında mevcut durumunun değerlendirilmesi, alanla ilgili genel bir bakış açısı sunmasının yanısıra, yapılması planlanan araştırmalara yol göstereceği düşünülmektir.
Güneş enerji santrallerinin işletmelerde sürdürülebilir rekabet avantajı olarak değerIendirilmesi: Ekonomik ve çevresel katkılar ile marka algısı üzerine etkileri
Dünya genelinde hızlı nüfus artışı, sanayileşme, ekonomik büyüme ve kentleşme gibi faktörler enerjiye olan talebi her geçen gün artırmaktadır. Enerji tüketimi ile ekonomik ve sosyal kalkınma arasında doğrusal bir ilişki bulunmakta olup, ülkelerin refah düzeylerinin yükselmesi enerji ihtiyacının da paralel şekilde artmasına neden olmaktadır (Koç & Şenel, 2013). Enerji, kıt bir kaynak olarak sadece ekonomik büyümenin değil, aynı zamanda sosyal kalkınmanın da temel belirleyicilerinden biridir (Koç, 2020; Koç & Apaydın, 2020). Ancak bu artan enerji ihtiyacı, küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi çevresel tehditleri beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda, işletmeler sürdürülebilirlik stratejilerini yeniden yapılandırmakta ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmektedir. Özellikle güneş enerjisi; ekonomik, çevresel ve stratejik avantajları nedeniyle işletmeler için önemli bir alternatif haline gelmiştir. Güneş enerji santralleri (GES), işletmelere enerji maliyetlerini düşürmenin ötesinde, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşma, çevresel sorumluluklarını yerine getirme ve marka algısını olumlu yönde güçlendirme gibi çok boyutlu katkılar sağlamaktadır. Bu çalışma, güneş enerji santrallerinin işletmelere sağladığı ekonomik, çevresel ve kurumsal katkıları analiz ederek, bu katkıların marka algısı ve sürdürülebilir rekabet avantajı üzerindeki etkilerini bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bulgular, GES yatırımı yapan işletmelerin hem finansal performans hem de kurumsal imaj açısından pozitif ayrıştığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, çevresel sorumluluk sahibi markaların tüketici güveni ve sadakati açısından daha güçlü bir konuma sahip oldukları görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Güneş Enerjisi, Yenilenebilir Enerji, Sürdürülebilir Rekabet Avantajı, Marka Algısı, Enerji Tüketimi, Kurumsal İmaj, Sürdürülebilirlik
Investigating the impact of new product development and international marketing strategy on the export performance of manufacturing and industrial companies, considering the mediating role of innovation capacity
This study aims to examine the impact of new product development and international marketing strategies on the export performance of manufacturing and industrial firms, with particular emphasis on the mediating role of innovation capacity. The research adopts a descriptive-survey methodology, utilizing a structured questionnaire as the primary data collection instrument, distributed among a selected sample. The statistical population comprises companies engaged in international trade activities within the city of Tehran. Based on the Morgan sampling table, a sample size of 117 respondents was determined. Data analysis involved the use of inferential statistical techniques to test the research hypotheses, while descriptive statistics were applied to present the general characteristics of the respondents. The hypotheses were tested and analyzed using SPSS and SmartPLS software. Findings reveal that marketing managers should adopt a market-oriented approach, integrating long- term strategic planning with short-term operational initiatives across the elements of product, pricing, promotion, and distribution. Strategic recommendations include the development of new products tailored to the physical and psychological needs of consumers, implementation of flexible pricing policies, design of promotional campaigns aimed at establishing long-term and sustainable customer relationships, and effective distribution planning to meet customer requirements. Additionally, key cross-functional capabilities were identified in areas such as new product development, brand management, customer relationship management, supply chain coordination, and quality resource management. These dimensions represent broad and critical competencies through which marketing managers can enhance various facets of business performance by leveraging a diverse array of tactical, cross-functional capabilities.
Kripto endeksin portföy çeşitlendirmesine etkisi
Kripto para piyasalarının hızla gelişmesi ve finansal ekosistemde giderek daha fazla yer edinmesi, yatırım portföylerinde bu varlıkların rolünü değerlendiren yeni akademik çalışmalara zemin hazırlamaktadır. Bu araştırmanın amacı, Türkiye finansal piyasalarındaki geleneksel yatırım araçlarından oluşan bir portföye kripto endeksinin dahil edilmesinin portföyün risk-getiri yapısına etkisini analiz etmektir. Çalışmada, döviz, BİST 100, gram altın, konut fiyat endeksi, mevduat faizi gibi temel finansal varlıklar kullanılarak oluşturulan portföyler, kripto endeksinin entegrasyonu karşılaştırmalı olarak değerlendirilmektedir. Veri seti, Ocak 2010-Ocak 2024 dönemine ait üçer aylık frekansta toplanmış ve https://www.tradingview.com ile https://tr.investing.com/crypto/bitcoin kaynaklarından elde edilmiştir. Analiz sürecinde, portföy optimizasyonunun temelini oluşturan Markowitz Modeli ile risk ve getiri arasındaki dengeyi sağlayan etkin sınırlara ulaşmaya yönelik çalışmalar yapılmıştır. Ayrıca, piyasadaki varlıkların performansını en iyi şekilde temsil eden Tek İndeksli Model ve portföy performansını ölçen ve karşılaştıran Sharpe Oranı gibi analitik araçlar kullanılarak, farklı portföy bileşimleri sistematik bir şekilde analiz edilmiştir. Bu modeller ve yöntemler sayesinde, çeşitli varlık kombinasyonlarının risk ve getirileri üzerindeki etkileri detaylı şekilde ölçülmüş ve en uygun portföy yapılandırmaları belirlenmiştir. Kripto endeksinin portföy çeşitlendirmesine belirli koşullarda anlamlı katkılar sağlayabildiğini ve özellikle risk-getiri oranını iyileştirme potansiyeli taşıdığını göstermektedir. Kripto varlıkların yüksek volatilite ve fiyat dalgalanmaları gibi kendine özgü risk faktörleri nedeniyle, yatırımcıların bu varlıkları portföylerine dahil ederken dikkatli olmaları ve dinamik risk yönetimi stratejileri geliştirmeleri gerektiği gözlemlenmiştir. Kripto endeksinin entegrasyonunun portföy çeşitlendirmesine olan katkısına ilişkin ampirik kanıtlar ortaya konulmuş, yatırımcılar adına sürdürülebilir ve dengeli portföy stratejileri geliştirilmiştir. Kripto endeksinin portföy çeşitlendirmesine katkısı belli sınırlar ve koşullar altında anlam kazanmakla beraber, yüksek volatilitenin getirdiği riskler dikkate alınmadan tam potansiyelinden yararlanılamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
360 derece performans değerlendirme sisteminin örgütsel özdeşleşme üzerindeki etkisi: Yiyecek-içecek sektöründe bir araştırma
Teknolojik gelişmelere bağlı olarak insan kaynakları yönetimi, günümüz organizasyonlarında daha da öne çıkmıştır. Bu çalışmada, yiyecek ve içecek sektörünün farklı departmanlarında 360 derece performans değerlendirme sisteminin örgütsel özdeşleşme üzerinde etkisi incelenmektir. Bu bağlamda 360 derece performans değerlendirme sisteminde değerlendirilmekte olan verilerin içeriğinin belirlenmesi, veri toplama yöntemleri, sürecin aşamaları, sistemin geri bildirim mekanizmaları ele alınarak çalışanların örgütleriyle özdeşleşme düzeyi belirlenmiştir. Ayrıca örgütsel özdeşleşmeyi etkileyebileceği düşünülen yaş ve eğitim düzeyi kontrol değişkeni olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada öngörülen ilişkileri test etmek amacıyla yiyecek-içecek sektöründe farklı departmanlarda çalışan 236 kişi ankete tabi tutulmuştur. Elde eldilen bulgular, işletmelerde gerçekleştirilen performans değerlendirme sisteminin çalışanları örgütsel bağlılık kapsamında olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Performans değerlendirmesi, 360 derece performans değerlendirme sistemi, örgütsel özdeşleşme
Examining the challenges and opportunities of e-commerce: A study case of Getir and Trendyol
This study aims to examine the developments in the e-commerce sector and their impact on retailers through the cases of Getir and Trendyol. With the rapid spread of digital technologies, e-commerce has significantly transformed consumer behavior and deeply affected the retail industry. In this context, the study first discusses the general structure and evolution of e-commerce, and then analyzes in detail the business models, strategies, and growth processes of Getir and Trendyol. A qualitative research method was adopted, and secondary data sources were utilized. Data were collected and interpreted based on company reports, academic publications, and sectoral analyses. The main objective of the research is to identify the opportunities presented by e-commerce as well as the fundamental challenges encountered, offering a comprehensive perspective on the sector. As a result, the study evaluates how the innovative approaches of Getir and Trendyol have influenced their market success and presents insights for other businesses. This research offers important strategic guidance for retailers undergoing digital transformation.
The impact of stress, resilience, and mindfulness on burnout and job performance among fitness club managers in Iran
Burnout has become a critical issue in modern organizational settings, particularly in managerial positions that involve high levels of responsibility, interpersonal interaction, and constant decision-making. This study aims to examine the interrelationships among stress, resilience, mindfulness, burnout, and job performance among fitness club managers in Iran. Drawing on the Job Demands–Resources (JD-R) model, Conservation of Resources (COR) theory, and Psychological Capital (PsyCap) theory, the research investigates how psychological resources mitigate the adverse effects of occupational stress and enhance performance outcomes. Data were collected from 150 full-time fitness club managers across five major Iranian cities (Tehran, Tabriz, Isfahan, Mashhad, and Shiraz) using validated self-report questionnaires. The instruments measured stress (PSS), burnout (MBI), resilience (CD-RISC), mindfulness (MAAS), and job performance (PJPQ). Statistical analyses, including correlation and regression tests, were conducted to assess the hypothesized relationships. The findings revealed that stress is positively associated with burnout, while both resilience and mindfulness significantly reduce burnout and enhance job performance. Burnout, in turn, negatively affects job performance. These results confirm that psychological resources such as resilience and mindfulness play a vital role in protecting managers against stress-induced exhaustion and sustaining high performance levels. The study provides valuable theoretical and practical implications. It highlights the importance of developing resilience- and mindfulness-based training programs for managers in service-oriented industries, especially within the fitness sector of developing countries like Iran. Keywords: Burnout, Job Performance, Mindfulness, Resilience, Stress
From jobless to green job: Youth unemployment and the greeneconomy in Tunisia and Turkey
Youth unemployment remains a persistent global challenge, hindering economic growth and straining labor markets across nations. Young individuals entering the workforce often face unique barriers, including a lack of experience and inadequate training opportunities, which contribute to a competitive job market marked by skill mismatches and underemployment. Governments are tasked with securing a prosperous future for generations of potential innovators, launching programs aimed at bridging the gap between evolving social trends and labor market demands. Simultaneously, global awareness of environmental degradation has sparked a shift toward sustainability, giving rise to the concept of "green jobs» roles that prioritize environmental responsibility and innovation. This study examines the key factors contributing to high youth unemployment and explores how green jobs can offer viable solutions. Focusing on Tunisia and Turkey, the study provides a comparative analysis of both nations' current labor landscapes, highlighting best practices and lessons learned that could support the growth of green employment sectors.
Evaluate the financial implications of remote work on business performance and employee wellbeing
Business Administration Department, Master's Thesis Advisor: Assoc. Prof. Dr. Mustafa ÖZYEŞİL January 2025 This study examines a panel of 1000 US firms from 2018-2025 and demonstrates that remote work intensity has become a meaningful and lasting factor when it comes to business performance and employee wellbeing. Despite controlling for firm characteristics and time trends,companies with higher shares of remote job postings reliably report improved profit margins,enhanced market worth,more revenue per employee,healthier EBITIDA margins,in addition they are experiencing lower turnover and greater balance between work and personal life among employees. These patterns remain consistent across multiple robustness checks, including TWFE models,dynamic panel methods,heterogeneous effects test and placebo designs demonstrating that the benefits of remote work continue long after the COVID-19 period. The findings align with multiple theoretical perspectives,proposing that remote work proficiency functions as an intangible strategic resource supported by digital systems,skilled employees and helpful management approaches. Keywords: Remote work, Business performance, Digital resources, Employee Wellbeing
Türk hisse senedi piyasaları ekseninde uluslararası portföy çeşitlendirmesi: Yükselen piyasa ekonomilerine dayalı bir analiz
Bu çalışmada Türk hisse senedi piyasası ile diğer gelişen 20 ülkenin hisse senedi piyasaları arasındaki uluslararası portföy çeşitlendirme olanakları incelenmiştir. Bu çalışmada diğer birçok çalışmanın farklı olarak az sayıda ülkeyi incelemek yerine MSCI gelişen piyasalar endeksine göre gelişen piyasa ekonomisi olarak tanımlanan tüm ekonomiler birlikte incelenmiştir. Böylece Türk ve uluslararası hisse senedi piyasaları karşılaştırılarak bütüncül sonuçlar elde edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada kullanılan veriler MSCI veri tabanından elde edilmiştir. Çalışmada aylık veriler kullanılarak 2003 Ocak ile 2016 Ağustos dönemi için Türk hisse senedi piyasaları ekseninde uluslar arası portföy çeşitlendirmesine imkan veren yatırım olanakları incelenmiştir. Değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişki analizinde panel koentegrasyon testlerinden yararlanılmıştır.Çalışma bulguları uzun dönemde değişkenler arasında çok az hisse senedi piyasası arasında çeşitlendirme imkanının söz konusu olduğuna işaret etmektedir.
Alternatif portföy optimizasyon modellerinin performansının incelenmesi
Bu çalışmada Forbes Global 2000'de yer alan küresel ölçekteki en büyük 25 ABD şirketinin hisse senetleri dikkate alınarak portföy optimizasyonu yapılmıştır. Portföy optimizasyonunda Markowitz ortalama varyans yöntemi ile Sharpe rasyosu dikkate alınmış ve 2015, 2016 ile 2017 yılları için optimal portföyler oluşturulmuştur. Markowitz ortalama varyans yöntemine ile Sharpe rasyosu'na ilaveten çalışmada eşit ağırlıklandırılmış portföy yöntemine ve piyasa endeksinden oluşan portföylere de yer verilmiştir. Analiz sonucunda Sharpe rasyosunun belirgin bir şekilde diğer yöntemlere nazaran optimal portföy oluşturmada daha başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Oluşturulan optimal portföylerin uluslararası yatırımcıların kararlarına yön vermede belirleyici olabileceği gibi yatırımcıların ellerindeki fonların etkin bir biçimde kullanmalarına da katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.
KOSGEB uygulamalı girişimcilik eğitimi'nin girişimcilik üzerindeki rolü
Bu çalışmada, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na bağlı olarak çalışan KOSGEB (Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi) tarafından her yıl, Türkiye'nin her yerinde, yüz binlerce girişimci adayına verilen, "Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi" katılımcılarının girişimcilik özelliklerini ölçmek, verilen bu eğitimlerin katılımcılarda girişimcilik potansiyelini ortaya çıkarıp çıkarmadığını ve nitekim ortaya çıkan bu potansiyel ile yatırım yapıp yapmadıklarını analiz etmektir. Bununla birlikte çalışmada, eğitimlerin içeriğinin zenginleştirilmesi ve eğitimlerin daha verimli hale getirilmesi için çözüm önerilerinde bulunmak amaçlanmıştır. Bu kapsamda çalışmada literatür araştırması sonucunda 5'li Likert ölçeği kullanılarak içerisinde nitel ve nicel soruları katılımcılara yöneltecek, karma yöntem ile elde edilmiş 3 tane anket formu oluşturulmuştur. Çalışma boylamsal bir çalışma olacağından bu anketlerden birincisi kurstan hemen önce, ikincisi kurstan hemen sonra üçüncü ve sonuncusu ise kurstan altı ay veya en geç bir yıl sonra katılımcılara uygulanmıştır. Anketler ile elde edilen veriler SPSS program ile değerlendirilmiş ortaya çıkan sonuçlara göre çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Araştırma sonucunda KOSGEB ve işbirliğindeki Kurum ve Kuruluşlar tarafından verilen bu "Uygulamalı Girişimcilik Eğitimleri"nin girişimcilik bilincinin oluşturulmasında önemli bir etkisinin olduğu ancak bu etkinin yatırım kararı için tek başına yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Yönetim inovasyonu ölçeğinin uyarlanması: Geçerlik ve güvenirlik analizi
Bu çalışmanın amacı literatür taraması sonucunda üç boyutlu bir yönetim inovasyonu ölçeği geliştirilerek geçerlik ve güvenirliğini test etmektir. Yönetim inovasyonun ölçülmesiyle ilgili olarak henüz literatürde bir ölçeğin geliştirilmediği ve bu anlamda bir eksikliğin olduğu yapılan araştırmalarda görülmektedir. Bu çalışmada kapsamlı bir literatür taraması yapılarak uyarlanan 28 maddelik bir ölçekle yönetim inovasyonu ölçülmeye çalışılmıştır. Oslo Kılavuzu (2005)'e uygun olarak "Ticari Uygulamalarda İnovasyon", "İşyeri Organizasyonunda İnovasyon" ve "Dış İlişkilerde İnovasyon" olmak üzere üç boyutlu bir ölçek geliştirilmiştir. Bu bağlamda yapılan çalışmanın mevcut literatüre teorik anlamda katkı sağlaması amaçlanmıştır.
The ethics of tax evasion: A survey in Zakho University of Iraq
The tax evasion, which generally means not to pay taxes or acting improperly to the tax acts for not paying taxes, is a significant problem of the countries. The studies have been applied for decreasing tax evasion. One of these studies is about the ethics of tax evasion. The ethics of tax evasion is responsible for the attitudes of the people evase taxes, not the behaviours of them. That is tax evasion, the ethics of tax evasion or illegal economy results are not changeable. The ethics of tax evasion can be thought as belief to the contribute the society needs or an ethical obligation. There are lots of factors affecting it. In results of these factors, people behave ethically towards taxes and pay them. What are these factors helping the people behave ethically towards paying taxes? These factors are; the operativeness of the paying taxes power, educational level of the taxpayer, the dependance of the taxpayer to the government, the level of income of the taxpayer, the remission of the taxes, citizenship consciousness, level of the agreement of the political power, the belief of the taxpayer, age, gender, the attitudes of the environment of the taxpayers and tax conscioussness . In this study the ethics of the tax evasion have been studied. In this study, In North Iraq Zakho University's instructors and students have been examined and the questionnaire technique has been applied. In the results of this study, the perspectives of the participants, and ethical level of tax evasion have meaningful results.
Çalışma sermayesinin işletme performansı üzerindeki etkisi: Borsa İstanbul üzerine bir inceleme
Dönen varlıklara yatırım olarak da ifade edilen çalışma sermayesi, bir işletmenin faaliyetlerini sağlıklı bir biçimde yürütebilmesi için sahip olması gereken ve bir yıl içinde paraya dönüşmesi, tüketilmesi veya kullanılması beklenen varlıklar olarak tanımlanır. Çalışama sermayesi yönetiminde meydana gelen olumsuzluklar işletme faaliyetlerini aksatmakta ve işletmenin asli hedefi olan değer maksimizasyonundan uzaklaştırmaktadır. Çalışmamızın ana amacı çalışma sermayesinin firma performansına etkilerini ölçmektedir. Bu amacı gerçekleştirmek için Borsa İstanbul'a kayıtlı 140 firmanın 2008-2017 yılları arasındaki verileri değerlendirilerek firma performansı üzerinde çalışma sermayesinin nasıl bir etki yarattığını tespit etmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, çalışma sermayesi bileşenleri ile firma karlılığı arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.
Sağlık sektöründe hizmet kalitesi: Van ilinde faaliyet gösteren hastaneler üzerine bir uygulama
Gelişen yaşam koşullarıyla birlikte yeniden şekil kazanan insanların beklentileri, kalite düzeyinin de yükseltilmesini de zorunlu hale getirmektedir. Bu zorunluluklar göz önüne alındığında sağlık sektöründe de kalite beklentilerinin arttığı önemli bir hizmet sektörü olarak görülmektedir. Ülkemizde özellikle hastane seçimi söz konusu ise, genellikle kariyer yapmış hastanelerin ilk planda düşünüldüğü bilinmektedir. Bu da hastanelere olan ilginin kaynağı kaliteli hizmet vermeleri mi yoksa sağlık kalitesinin vatandaşların beklenti ve algılarıyla ilgili bir konu mu? O halde sağlıkta kaliteyi yakalayabilmek, hangi hastane olursa olsun sağlık hizmeti alma ihtiyacı olan tüketicinin beklentilerini en yüksek düzeyde karşılamakla mümkün olabilecektir. Kamu ve Özel hastanelerin bu anlamda kalitesi konusu, yeni kurulan hastanelerle birlikte yeni açılan bölümler açısından daha da önemli hale gelmektedir. Bunun en önemli sebebi, hizmet almayı ve hizmetin sonucunda kaliteli bir yasam düzeyine ulaşmayı bekleyen tüketici sayısının çokluğudur. O halde amaç çok sayıda sağlık sektöründe hizmet veren kurumlardan ziyade, beklentileri karşılama derecesi yüksek olan kurumun varlığıdır. Bu çalışma Kamu ve Özel hastanelerin karşılaştırmalı kaliteleri ölçülmeyle beraber, hastanelerden hizmet alan kişilerin beklentilerini, hangi beklentilerin ön plana çıktığını ve bu beklentilerin ne ölçüde karşılandığını araştırmaktadır. Böylelikle sağlık hizmetleri açısından yüksek bir kalite düzeyine ulaşmaları noktasında birtakım çözüm önerileri geliştirilebilecektir. Bu çalışmanın temel amacı, sağlık sektöründe hizmet kalitesini incelemektir. Bu amaç ile Van ilinde faaliyet gösteren ikisi kamu ve biri de özel olmak üzere üç hastane üzerinde toplam 600 anket çalışması yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda özellikle özel hastaneden kalite ve memnuniyetin kamu hastanelerine göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.
Türkiye'yi ziyaret eden Suudi turistlerin memnuniyet ölçümü
Turizm, herhangi bir yerin tüm güzelliklerinin ve değerlerinin bir cazibe halini almasıdır. Bacasız sanayi olarak nitelendirilen ve ülkelere büyük ekonomik kazançlar sağlayan turizm, farklı değerlerin turistler tarafından kullanılması ile devamlılık sağlayan ve gelişen bir yapıya sahiptir. Ülkelerin turizm potansiyellerini en uygun düzeye getirebilmelerinin turistlerin beklentilerini maksimum düzeyde karşılayabilmeleriyle doğru orantılıdır. Turistlerin ziyaret ettikleri bölgelerden aldıkları memnuniyet algısı turizmin gelişmesi açısından son derece etkili olmaktadır. Memnuniyet algısı kişiden kişiye göre farklılık gösterse bile genel geçer memnuniyet değerlerini belli bir standartta tutmak mümkün ve faydalı olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'yi ziyaret eden Suudi Turistlerin bazı memnuniyet ölçütleri kapsamında memnuniyetlerini belirleyebilmektir. Bu kapsamda yapılan çalışma iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde turizm ve turizm ile ilgili genel kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. İkinci bölümde ise Suudi Turistlerle memnuniyet üzerine gerçekleştirilen anket verileri değerlendirilmiştir. Elde edilen verilere göre bir takım farklılıklar ortaya çıkmıştır. Nitekim belirlenen memnuniyet faktörlerinin belirlenen değişkenlere göre analizi kayda değer sonuçlar ortaya çıkarmıştır.
Yeşil pazarlama ve tüketicilerin yeşil ürün satın alma davranışlarının incelenmesi (Van ili örneği)
İlk olarak 1970'li yılların sonunda American Marketing Associotion'da dile getirilen ve tartışmaya açılan yeşil pazarlama,bu tarihten sonra birçok tanıma maruz kalmış olup hala günümüzde net ve belirgin bir tanımı bulunmamaktadır. Ancak yeşil pazarlama, gelişen teknoloji,artan sanayicilik faaliyetleri ve insanlarda gelişen çevre bilinci sonrasında daha fazla gündem oluşturmuş,üreticilerin odak noktası haline gelmiştir. Küresel ısınma tüm dünya için ciddi bir problem teşkil ederken hizmet ya da ürün pazarlaması yapan firmaların önceliği de bu problemle başa çıkma yolları bulmak ve tüketici/kullanıcının ihtiyaçlarına karşılık verirken aynı zamanda çevre dostu ürünler oluşturmaktadır. Çevre koruma bilinci pazarlama disiplininin ''yeşil pazarlama'' adını verdiği bir pazarlama alanının doğmasına neden olmuştur. Küresel ısınma, hızlı nüfus artışı, sanayileşme, hızlı tüketim ve hızlı üretim, iklim değişikliği,çevre kirliliği,doğal kaynakların tahrip edilmesi,dünyada ve ülkemizde yeşil pazarlamanın önemini gün geçtikçe daha da arttırmıştır.
Kamu kurumlarının personel devir hızında mobbing'in etkileri: Örnek bir uygulama
Günümüzde teknoloji alanında ortaya çıkan yenilikler, iĢletmelerin, kurum ve kuruluĢların arasındaki farkların azalmasını beraberinde getirmektedir. Bedeli karĢılığında her kesimin bilgiye ve teknolojiye ulaĢabilmesi, bu veriler ile aynı sonuca ulaĢacağı anlamına gelmemektedir. Teknoloji ve iletiĢimin kullanımının yaygınlaĢması ile birlikte bilgiye ulaĢmanın kolay hale geldiği günümüzde, iĢletmeleri birbirinden ayıran en önemli unsurlardan biri, yetiĢmiĢ iĢgücü olarak karĢımıza çıkmaktadır. Kendi alanında yetiĢmiĢ ve tecrübe sahibi çalıĢanlara sahip olmak her kurum ve kuruluĢun istediği bir durum olmasına karĢın, farklı farklı sebeplerden ötürü iĢten ayrılmalar meydana gelir ve ne yazık ki, yetiĢmiĢ iĢgücünü kaybetmiĢ olmak iĢletmeleri- kurumları negatif yönde etkileyebilmektedir. ÇalıĢanların iĢten ayrılmasına neden olabilecek kiĢisel ve önlenemez nedenlerden ötürü (askerlik, evlilik, doğal afetler vs.) iĢten ayrılmaların yanı sıra, mobbing de iĢten ayrılma sebepleri arasında son derece önemli sebeplerden bir tanesidir. Bu çalıĢmada Ekim 2017 – Nisan 2018 tarihleri arasında, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ile Hakkari Üniversitesinin personel devir hızları hesaplanmıĢ, çalıĢan 183 akademik ve 181 idari personelin mobbing algıları 70 sorudan meydana gelen bir anket yardımı ile ölçülmeye çalıĢılmıĢtır. Akademik ve idari personel grupları birbiri ile t-testi yardımı ile karĢılaĢtırıldıktan sonra, gruplar kendi içlerinde çeĢitli faktörlere göre alt sınıflara ayrılarak ANOVA testine tabi tutulmuĢ ve alt sınıflar arasındaki fark tespit edilmeye çalıĢılmıĢtır. Elde edilen veriler ıĢığında mobbing algılarının iĢten ayrılma noktasında ne kadar etki ettiği belirlenmeye çalıĢılmıĢtır. Elde edilen sonuçlara göre, çalıĢanların mobbing algılarının yüksek olduğu ancak bu yüksek seviyedeki mobbing algılarının iĢten ayrılma düĢüncesi üzerinde istatistiki anlamda etki etmediği, mobbing nedeniyle iĢten ayrılma seviyesine gelinmediği tespit edilmiĢtir. Akademik kadrodaki çalıĢanların mobbing algılama seviyelerinin idari personelden daha yüksek olduğu belirlenmiĢtir. Akademik personelin mobbing algı seviyeleri değerlendirildiğinde yüksek lisans mezunu ve doktora mezunu grupları arasında fark olduğu, yüksek lisans mezunlarının mobbing algı seviyelerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiĢtir.
Kadın girişimcilerin sorunları Van ili örneği
Kadınlar girişimcilik faaliyetlerine mikro işletmelerde başlar ve burada sürdürür. Kadın girişimciler, yenilikçi ve yaratıcı olarak bireysel veya başkaları ile iş birliği yaparak ekonomik bağımsızlığını elde etmekte yetenekli kişilerdir. Kişisel, aile ve sosyal yaşama ayak uydurarak bir kuruluşu başlatıp başkaları için istihdam yaratabilen kadınlardır. Araştırma; girişimci ve girişimcilik kavramlarını temel olarak ele alarak kadınların iş yaşamındaki yeri ve girişimcilik faaliyetlerini incelemektedir. Bununla ilgili olarak Van ilindeki kadın girişimcilerin sorunları çeşitli boyutlarıyla ele alınmıştır. Çalışmanın amacı ise Van ilinde faaliyet gösteren kadın girişimcilerin demografik özellikleri; kadın girişimciliğinin yaş, eğitim düzeyi ve eşinin mesleğine göre nasıl farklılaştığı; girişimci olma nedenleri, işyerlerini kurarken ve işlerini kurduktan sonra karşılaştıkları sorunların incelenmesidir. Araştırmanın sonucuna bakıldığında ise kadın girişimci sorunlarının bölgesel farklılıklara uğradığı görülmektedir. Van ilinin bulunduğu coğrafi konumu ve sosyo-kültürel yapısı değerlendirildiğinde kadın girişimcilerin işyerlerini kurarken literatürdeki benzer çalışmaların aksine sermaye temini gibi finansal sorunlarla karşılaşmadıkları görülmüştür. Van ilindeki kadınların sorunları daha çok içinde bulunduğu mevcut pazarda kendine yer edinebilmektir.
İç girişimcilik ve örgütsel faktörlerin hizmet inovasyon performansına etkisi: Kamu hastanesinde bir uygulama
Hizmet ve ürünlerde gerçekleşen inovasyonlar, bir yandan işletmeye ve ekonomiye yeni katma değerler sağlarken diğer yandan da sektörlerin gelişimini desteklemektedir. Özellikle hizmet sektöründe gerçekleştirilen hizmet inovasyon performansı birçok işletmenin ayrılma noktasıdır. İnovasyonun tetikleyicisi olan örgütsel faktörler ve iç girişimcilik, hizmet inovasyon performansını arttırmada etkili bir araç olabilir. Bu araştırmanın amacı; iç girişimcilik ve örgütsel faktörlerin hizmet inovasyon performansına etkisini yapısal eşitlik modellemesi ile test etmektir. Yapılan analizler sonucu model uyumunun olduğu görülmüştür. Analiz sonuçlarına göre iç girişimcilikteki bir birimlik artış hizmet inovasyon performansında 0,83 birimlik artış meydan getirmektedir. Örgütsel faktörlerin hizmet inovasyon performansı üzerinde doğrudan etkisi 0,25 puan olarak ölçülmekteyken devreye iç girişimciliğin girmesi ile 0,64 düzeyinde dolaylı etkinin olduğu tespit edilmiştir. Buna göre örgütsel faktörler düzeyinde bir birimlik artış iç girişimcilik aracılığı ile hizmet inovasyon performans düzeyinde 0,89 birimlik artış (toplam etki) sağlamaktadır. Çalışmada ayrıca hastane çalışanlarının mesleki ve demografik özelliklere göre iç girişimcilik ve hizmet inovasyon performansı puanlarının fark gösterip göstermediği de araştırılmıştır. Sonuç olarak, çalışanların örgütsel olarak desteklendiği bir yapıda iç girişimcilik eğilimi yüksek olan işletmelerinde hizmet inovasyon performans düzeyi yüksek olacaktır. Mesleki ve kişisel özelliklerden dolayı ortaya çıkan farklılıklarda dikkate alınarak, iç girişimcilik ve hizmet inovasyon performansını arttırmaya yönelik yapılacak çalışmalar ile kaynakların daha etkin ve verimli kullanılması sağlanacaktır.
Impact of human resource management practices on the innovation and creativeness in Erbil-Iraq
This scientific research illustrates the effect of the human resource management practices on the creativeness and innovation with the medium variable which is skill this study shows the importance of human resource management in the industrial firms also emerges the roles of the human resource management process to increase the employee's creativeness and innovation. To attain this aims, five companies have been selected to respond the questionnaire the total population of the research is 130 employees, then collect the data from the employees and analysis it, to test this information the SPSS program v.25 has been used, In this study try to show how human resource management elements impact on innovation also how it impacts on creativeness and show how the human resource management effect on the skill. Generally, this study concentrates on five important factors of the human resource management practices which are, empowerment, job analysis, training, compensation, and employment, and each factor comprise of a couple of questions so, to reduce the variables, factor analysis done. Also, in this study, the reliability shows there is a good consistency measurement of the data, and the correlation shows that there is a positive and significant relationship between variables also, it illustrates that there is a good level of the link between variables. Finally, the regression analysis statistically pointed there is a impact of human resource management practices on each of innovation, creativeness, and skill so, the conclusion agrees with the components of HRMP which accepted by regression analysis and their effect on innovation, creativeness, and skill. Key Words : Compensation, creativeness, Empowerment Human resource management, Human Resource Management Objective, innovations ,and skill. Quantity of Page : 82 Supervisor : Dr. Öğrt.Ü.Abdullah Oğrak
Yerel yönetimlerde kayyımlık algısı ve belediye hizmetlerinden vatandaş memnuniyetinin değerlendirilmesi
Bu araştırma ile değişen yerel yönetim paradigmasıyla Dünya da ve Türkiye'deki yerel yönetim sistemlerini inceleyerek, yerel yönetimlerde kayyım görevlendirmesine giden süreci irdelemek, kayyımlığa ilişkin algı ve sunulan belediye hizmetlerinden memnuniyet düzeyinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında çalışma alanı ile ilgili kavramsal çerçeve, yerel yönetimlerde kayyım görevlendirmelerine giden süreç, Dünya da ve Türkiye'deki yerel yönetim örnekleri detaylı bir şekilde incelenmiş olup, kayyımlık uygulamasının sonuçları ele alınmıştır. Araştırma ile kayyımlık algısı ve belediye hizmetlerinden vatandaş memnuniyetini ölçmek adına, kayyım yönetimindeki 17 ilçe ve belde belediyesi sınırları içerisinde yaşayan 1564 katılımcı üzerinde anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21 programı ile ilgili analizlere tabi tutulmuş, ulaşılan bulgular ışığında gerekli değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırma sonucunda kayyım yönetimindeki belediyelere yönelik toplumsal algının (Ortalama 3,78) ve yerel halkın belediye hizmetlerinden memnuniyet düzeyinin (Ortalama 3,48) anlamlı bir şekilde pozitif olduğu, analizler ile doğrulanmıştır. Yine araştırma sonucunda, kayyımlık uygulamasıyla PKK terör örgütüne ekonomik, lojistik ve toplumsal desteğin azaldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kayyım, Yerel yönetimler, Kamu hizmeti, Memnuniyet, Algı
Finansal okuryazarlık: Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Trakya Üniversitesi İİBF öğrencileri üzerine bir çalışma
Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeyinin ölçülmesi ve üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyinin araştırmada kullanılan demografik değişkenlerle ilişkisinin tespit edilmesidir. Araştırmanın örneklemini Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Trakya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinde öğrenim gören 252 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında, öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeyinin ölçülmesi amacıyla 38 sorudan oluşan Finansal Okuryazarlık Anketi uygulanmıştır. Anketten elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, Araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyinin orta düzeyde olduğu ve öğrencilerin en başarılı oldukları finansal okuryazarlık alanının vergi ve mevzuat, en başarısız oldukları finansal okuryazarlık alanının ise yatırım alanı olduğu bulgusu elde edilmiştir. Buna ek olarak, erkek öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeyinin kadın öğrencilere göre, kredi kartı kullanan üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyinin kredi kartı kullanmayan öğrencilere göre, internet bankacılığı kullanan öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeyinin internet bankacılığı kullanmayan öğrencilere göre, dördüncü sınıf öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyinin üçüncü sınıf öğrencilerine göre, gümrük, bankacılık ve işletme bölümlerinde öğrenim gören öğrencileri finansal okuryazarlık düzeyinin diğer bölümlerde öğrenim gören öğrencilere göre daha yüksek olduğu bulgusu elde edilmiştir. Ayrıca, finansal okuryazarlığın yaş, bireysel emeklilik sistemine katılım durumu ve anne-baba eğitim düzeyine göre anlamlı fark göstermediği tespit edilmiştir. Elde edilen bu bulgular alanyazın çerçevesinde tartışılmış ve konunun ilgililerine öneriler sunulmuştur.
Kişilik özelliklerinin örgütsel adalet algısına etkisi: Van Ferit Melen Havalimanında uygulamalı bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, kişilik özelliklerinin örgütsel adalet algısına etkisini araştırmaktır. Bu amaçla öncelikle büyük beş kişilik özelliğinin alt boyutlarının çeşitli demografik özellikler arasındaki ilişki, örgütsel adalet alt boyutlarının çeşitli demografik özellikler arasındaki ilişki ve son olarak büyük beş kişilik özelliğinin örgütsel adalet özelliklerine etkisi ve örgütsel adalet özelliklerinin büyük beş kişilik özellikleri arasındaki bağlantılar araştırılmıştır. Çalışmamızın örneklemini Van ilinde bulunan ulaştırma sektöründe hizmet veren Van Ferit Melen Havalimanında görev yapan 305 personel oluşturmaktadır. Çalışanlara öncelikle demografik bilgilerine yönelik ardından kişilik özellikleri ve örgütsel adalet algıları ile ilgili ifadeleri içeren anket formu uygulanmıştır. Araştırma sonuçları SPSS paket programı yardımıyla incelenmiştir. Verilerin incelenmesinde; frekans analizi, güvenilirlik analizi, t-testi, tek yönlü varyans analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Bulunan verilerin incelenmesinde kullanılan T-testi ve Anova analizi sonucunda, kişilik özelliklerinin kurumdaki pozisyona, çalışma süresine, eğitim durumuna ve cinsiyete göre anlamlı farklılıklar gösterdiği ayrıca örgütsel adalet boyutlarının cinsiyet, medeni durum, yaş faktörü ve eğitim durumuna göre anlamlı farklılıklar gösterdiği görülmüştür.
Hedonik ve faydacı değer bağlamında tüketici davranışlarının incelenmesi
Bir mal ya da hizmet satın almak isteyen tüketiciler, elde edecekleri alışveriş değerinin hedonik ya da faydacı özelliklerini göz önünde bulundurmaktadır. Hedonik değer elde etme yönelimde olan tüketiciler; daha çok macera, zevk, heyecan duymak için alışveriş yaparken; faydacı değer elde etme yöneliminde olan tüketiciler ise; pratik, işe yarar, işlevsel, akla yatkın olmasına dikkat etmektedir. Tüketicilerin alışveriş tercihlerini hedonik ve faydacı değerin yanında; bilişsel güven, duygusal güven, duygusal anlık satın alma eğilimi, bilişsel anlık satın alma eğilimi, alışveriş iyi oluş hali ve alışveriş kötü oluş hali faktörleri de etkilemektedir. Bu çalışmada, tüketicilerin çevrimiçi alışveriş davranışları hedonik ve faydacı değer öncülüğünde; bilişsel güven, duygusal güven, duygusal anlık satın alma eğilimi, bilişsel anlık satın alma eğilimi, alışveriş iyi oluş hali ve alışveriş kötü oluş hali faktörleri esas alınarak incelenmiştir. Çalışmada çevrimiçi alışveriş yapan 390 tüketiciye, çevrimiçi anket aracılığıyla kartopu örneklem yöntemi kullanılarak ulaşılmıştır. Çalışmada araştırılan her bir faktör için ayrı ayrı ölçekler kullanılmıştır. Araştırmanın veri analiz sürecinde SPSS, JAMOVİ ve LİSREL programları kullanılarak Ortak Yöntem Varyans Yanlılığı, Frekans Analizi, Tanımlayıcı İstatistiksel Analizler, Doğrulayıcı Faktör Analizi, Güvenilirlik Analizi, Normallik Testi, Korelasyon Analizi ve Yapısal Eşitlik Modellemesi analizleri yapılmıştır. Yapılan çalışmanın sonuçlarına göre: faydacı değerin; bilişsel güven, duygusal güven, duygusal anlık satın alma eğilimi ve bilişsel anlık satın alma eğilimi üzerinde anlamlı ve olumlu bir etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Hedonik değerin ise; bilişsel güven, duygusal güven, duygusal anlık satın alma eğilimi ve bilişsel anlık satın alma eğilimi üzerinde anlamlı ve olumlu etkisi olduğu görülmüştür. Bu değişkenlerin hedonik ve faydacı değer ile olan ilişkilerinin yanı sıra, birbirleriyle ilişkileri de incelenmiştir.
Perakende sektöründe hizmet kalitesinin müşteri davranışlarına etkileri: Van ilinde bir uygulama
Günümüz dünyasında, artan küreselleşme ile birlikte, işletmeler bulundukları pazarlarda, rakipleri karşısında rekabet etmekte zorlanmaktadırlar. İşletmelerin, zorlu rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmek için tüketici davranışlarını anlama, analiz etme, yorumlama ve bunun sonucunda sunmuş olduğu ürün ve hizmet kalitesinde farklılaşarak tüketici memnuniyetini sağlamaya çalışmaktadır. Son yıllarda hizmet kavramı ve hizmet kalitesi son derece ilgi duyulan bir alan olmuştur. Hizmet sektörü; gelişen teknoloji, karmaşıklaşan iş hayatı, refah düzeyinin artması ve insanların kendilerine daha çok zaman ayırma istekleri gibi nedenlerle gelişimini devam ettirmektedir. Ulusal ve uluslararası alanda hizmet sektöründe dikkate değer bir büyüme yaşanmaktadır. Hizmet sektöründeki bu hızlı gelişmenin sebepleri arasında yeni ürünlerin sayısının artması, özellikle programlama, onarım ve zaman paylaşımı gibi bilgisayara dayalı hizmetlerin gelişmesi önemli bir faktör olarak yer almaktadır. Hizmetlerin kendilerine has soyutluk, stoklanamama, eş zamanlılık ve heterojenlik şeklinde sıralanan özellikleri, hizmet kalitesinin ölçülmesi, kontrolü ve yönetilmesi ile ilgili konuların, fiziki mal üreten işletmelerde olduğundan farklı olarak incelenmesini gerektirmektedir. Bu çalışmanın amacı perakendecilik sektöründe hizmet kalitesini değerlendirmektir. Bu amaç ile Van ilinde faaliyet gösteren bir perakende mağazasında çalışma yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, demografik faktörler ile hizmet kalitesi boyutları arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur.
The influence of human resource management practices on employee performance in the telecom industry of the north of Iraq and Turkey
The aim of this research was to discover the influence of HRM policies on employees' performance in the Telecom Industry of the North of Iraq/ Van city and Turkey/van city. In an effort to fulfil this, the research tried to reply four research questions and Hypothesis starting with; what do the selection and recruitment (HRMP) the influence on employee performance in the telecom industry of North of Iraq and Turkey? How to do training and development (HRMP) the influence on employee performance in the telecom industry of North of Iraq and Turkey? What do the compensation, rewards, and incentives (HRMP) the influence on employee performance in the telecom industry of North of Iraq and Turkey? How does The Performance appraisal (HRMP) the influence on employee performance in the telecom industry of North of Iraq and Turkey? , With Hypothesis research includes those the selection & recruitment (HRMP) have positively related with employee performance in the telecom industry of North of Iraq and Turkey. The Training and development (HRMP) have positively related with employee performance in the telecom industry of North of Iraq and Turkey. The compensation, rewards, and incentives (HRMP) have positively related with employee performance in the telecom industry of North of Iraq and Turkey. The Performance appraisal positively (HRMP) has related with employee performance in the telecom industry of North of Iraq and Turkey. Here, additionally, the 6 firms had 3621 changeless representatives. Be that like it may, for a compelling and productive information collection prepare an investigation, a test outline of 111 changeless staff based within the Choice was done through stratified irregular examining. Information collected was then entered into exceeding expectations and after that exchanged to the IBM Factual Bundle for Social Sciences (SPSS) 24.0 for investigation. Comes about and discoveries of the think about see over half of the respondents concurred that, HRM practices had made a difference in superior part employee in work. In expansion, a lion's share of respondents whose information had the most noteworthy felt the approach had to give openings for improvement and career movement as an inspiration for the accomplishment of targets. Besides, information examination particular to the management staff uncovered that the arrangement had created a learning organizational culture to empower execution change. Keyword: Human Resource Management Practices, Employee Performance & Telecom Industry of the North of Iraq and Turkey