
227
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Döviz kurları,ülke ekonomisi için önemi ve kur savaşları
Bu çalışmada döviz kuru, döviz kurunun ülke ekonomisi için önemi ve kur savaşları konusundan bahsedilmiştir. İlk bölümlerde farklı ve değişik açılardan döviz kurunun tanımı ve öneminden bahsedilmiştir. Çalışmamızın birinci bölümü döviz kuru sisteminin tanımı yani ulusal paranın herhangi bir yabancı paraya özellikle güçlü bir paraya karşı olan oransal değeridir. Döviz kuru bir ekonomide enflasyon ve faiz oranları ile yakından ilgili olan aynı zamanda ülke ekonomisi için son derece mühim olup, faiz ile enflasyonu da içeren bir fiyattır. Bir sonuç değişkenidir. Dövize olan talep artığında döviz kuru yükselir. Birçok etken döviz kurunu belirlemede önem arz eder döviz arzı, döviz talebi, döviz kuru ile ilgili beklentiler ve spekülasyonlar ülkedeki enflasyon, resesyon beklentileri, dış borç yükleri siyasete ekonomiye güven, uluslar arası veya bölgesel konjonktürel gelişmeler gibi etkenler döviz kuru değeri ile alakalıdır.Döviz kurunun ne olduğu kadar döviz kuru rejimi de önem taşır. Sabit döviz kurundan esnek döviz kuru rejimine kadar, ara rejimler ile beraber geniş bir döviz kuru rejimi yelpazesi görülür. Son dönemlerde esnek döviz kuru sistemini uygulayan ülkelerin sayısında fazlaca bir artış gözlenmesine karşın halen bazı ülkelerin sabit veya gözetimli veya denetimli döviz kuru rejimlerini sürdürdüğü gözlenmektedir. (Shatz ve Tarr, 2000). Döviz kuru sistemlerden bahsedilmesindeki amaç bu sebepten ileri gelmektedir. Kur Savaşlarının amacı bir ülkenin ya da ülkelerin döviz kurunu kullanarak kendilerine ekonomik avantaj sağlamaya çalışmalarıdır. Yani yapılmak istenen aslında ekonominin ithalat kısıtlamaları ya da ihracat teşvikleri yoluyla ulaşamadığı ticari avantajı yaratmaktır. Başka ekonomiler aleyhine kendisine üstünlük kurmaya çalışmasıdır. Bunun literatürdeki adı "Komşunu Fakirleştirme" politikasıdır. 'Komşunu Fakirleştirme' yani 'Beggar Thy Neighbour' politikası önceleri gümrük vergileri, kotalar, sübvansiyonlar ile yapılırken günümüzde döviz kuru değerleri ve bunu etkileyecek değişkenler üzerinden kendileri lehine üstünlük yaratmak suretiyle yapılmaktadır. Bu politika ithalat kısıtlaması veya ihracat teşviki yolu ile dış ticarette üstünlük sağlama suretiyle diğer ekonomiler aleyhinde kendine üstünlük sağlama çabası olarak geçer. Eğer bir ekonomi kendi parasını ticaret ortaklarının paralarına göre olması gereken düzeyin altında tutarak onlara daha fazla mal satıyor ve onlardan daha az mal almayı hedefliyorsa o zaman komşuyu dilendirme politikası bir kur savaşı olarak ortaya çıkar. Bu çalışmanın amacı da bu kavramları objektif bir şekilde açıklayıp, konunun günümüz ekonomik şartları altında yorumlarını yapmaktır. Böylece döviz kuru rejimi olarak bilinen esnek döviz kuru sistemi gerçekten literatürde açıklandığı gibi uygulanıp uygulanmadığı görülecektir. Ekonometrik olarakta değerlendirilen kur savaşları, bu bakımdan döviz kuruna dolaylı müdahalenin çeşitleri ve dış ticarette günümüz açısından etkileri tezimizin özünü oluşturmaktadır.
Demir Çağ'da Anadolu kent kapıları
M.Ö.1200' den M.Ö. 330 tarihine kadarki süreçte Anadolu Coğrafyası üzerinde farklı kültürel ve siyasal unsurlar varlığını sürdürmüştür. Frigya, Lidya, Urartu ve Likya uygarlıkları bunlardan sadece birkaçıdır. Bu kültürlere ait kent kapıları: kaleler, surlar ve bunlara yönelik dönemsel mimari özellikler, topografik yapı ve savunma mimarisine etkisi çalışmamız içerisinde ele alınmıştır. Anadolu Demir Çağı'nın aydınlatılmasında mimari unsurlar önemli arkeolojik kanıtlardan birisidir. Bu çalışmanın amacı; kentlerde savunma işlevini yerine getiren ve kentlerin mimari ve sanatsal özelliklerini, kültürünü, sivil ve askeri yönlerini yansıtan kent kapılarını, ait oldukları coğrafi ve dönemsel özellikleri de dikkate alarak incelemektir.
Turizm pazarlamasında tüketicilerin turistik satın alma kararı üzerinde etkili olan web sitesi tasarım özelliklerinin nörogörüntüleme yöntemlerinden elektroensefalografi (EEG) ve göz izleme yöntemleriyle belirlenmesine dair deneysel bir çalışma
Turizm Pazarlamasında turistik ürünü satın alırken tüketiciler, ürün hakkında detaylı bilgiyi internet üzerinden toplamaktadırlar. Topladıkları bilgi sayesinde turistik ürünü satın almakta ve o ürün hakkında bir fikir sahibi olmaktadırlar. Turistik satın alma kararı üzerinde birçok faktör etkili olabileceği gibi web sitelerinin tasarım özellikleri ve içeriği de bu satın alma davranışına etki edebilmektedir. Turistik satın alma kararı üzerinde etkili olan web sitesi tasarım özelliklerinin tüketicinin satın alma kararını nasıl etkilediği ve bu tasarım özelliklerinin hangisinin veya hangilerinin etkili olduğu Nörogörüntüleme yöntemlerinden olan Elektroensefalografi (EEG) ve Göz İzleme tekniği ile belirlenebilmektedir. Çalışmanın amacı; turizm pazarlamasında turistlerin demografik özellikleri ve turist tiplerine bağlı olarak web sitesi tasarım özelliklerini ve dolayısıyla da turistik ürünü algılama düzeyi farklılıklarını belirlemek ve böylece turistik ürün satın alma kararları arasında fark olup olmadığını ortaya koyabilmektir. Çalışmanın temel varsayımı, tüketicilerin turistik satın alma kararlarını turistik ürünün yer aldığı web sitesi tasarım özelliklerinin etkisi altında verdiğidir. Çalışmada Elektroensefalografi (EEG), Göz İzleme ve Anket Yöntemi kullanılarak elde edilen veriler, SPSS 18.0 paket programı ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde yüzde ve frekansları gösteren tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Çalışmanın modeline uygun olarak geliştirilen hipotezler Bağımsız İki Örneklem T Testi ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre turistlerin demografik özellikleri ve turist tiplerine bağlı olarak web sitesi tasarım özelliklerini ve dolayısıyla da turistik ürünü algılama düzeylerinin farklı oluğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Turizm Pazarlaması, Web Sitesi Tasarım Özellikleri, Nörogörüntüleme Teknikleri, Turist Tipleri, Nöropazarlama, Turistik Satın Alma Kararı
Îzâhu'l- Akâid Nazmu'l- Ferâid tercümesi ve değerlendirmesi
"İzahu'l Akâid: Nâzmü'l Ferâid Tercüme ve Değerlendirmesi" Yüksek Lisans, Çorum, 2017. Mezhepler arasındaki farklara dair müstakil olarak telif edilen eserler bulunmaktadır. Bunlardan birisi de Şeyhzade Abdurahim b. Ali'ye nispet edilen Nazmu'l-Ferâid ve Cem'u'l-Fevâid adlı eserdir. Aslı Arapça olan daha sonra Osmanlıca'ya çevrilen eser, Osmanlı'dan günümüze Mâtürîdî ve Eş'arî mezhepleri arasındaki farklılıkları göstermesi nedeniyle önemlidir. Bundan dolayı daha önce Arapça'dan Osmanlıca'ya tercüme edilen eseri Türkçe'ye tercüme ederek günümüze kazandırmayı amaçladık. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde eserin müellife aidiyeti tartışılmıştır. İkinci bölüm eserin tercümesine ayrılmıştır. Değerlendirme adı altındaki son bölümde ise bazı konuların incelenmesi ve metin-tercüme arasındaki içerik ve yöntem farklılıkları ele alınmıştır. Aidiyetine yönelik ihtilafların ele alındığı birinci bölümde, klasik ve modern metinlerden yararlanılarak mevcut iddialar ele alınmış; eserin Müeyyed-zâde Abdurrahim'e nispetinin sıhhatli olamayacağı tespit edilmiştir. Bu tespitimizin muhtemel gerekçeleri belirtilmiş ve müellifin kim olabileceğine dair de bir ihtimal üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde metnin aslıyla Osmanlıca tercümesinin karşılaştırılması şeklinde bir metot takip edilmiştir. Bu surette asıl metin ile tercüme arasında bulunan çeşitli farklılıkların tespiti amaçlanmıştır. Değerlendirme kısmında mütercimin eserin aslında geçen birçok kaynak esere değinmediği ve bazı konu başlıklarında farklılıklar olduğuna değinilmiştir. Bu konu hakkında yazılan diğer eserlerle Nazmu'l-Ferâid arasındaki farklara işaret edilmiştir. Ayrıca iki mezhep arsındaki farklılıklara dair bazı konular, ana kaynaklar ve akademik bazı çalışmalardan hareketle izah edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mâtüridîlik, Eş'arîlik, Nazmu'l-Ferâid, İzâhu'l-akâid, İhtilaf
Sporcu eğitim merkezlerindeki atletizm branşı öğrenci-sporcuların başarı algıları ile spora katılım güdülerinin incelenmesi
Bu araştırma; Spor Genel Müdürlüğüne bağlı olan Sporcu Eğitim Merkezlerindeki atletizm branşındaki öğrenci-sporcuların spora katılım güdüsüyle başarı algısını belirlemek ve cinsiyet ile SEM'deki yatılı–gündüzlü statüsüne göre spora katılım güdülerinin farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında kayıtlı olan 15 Sporcu Eğitim Merkezindeki atletizm branşındaki 245 kadın ve erkek öğrenci-sporcu oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise atletizm branşında 15 Sporcu Eğitim Merkezinde eğitim gören ve müsabakalara katılmış 214 sporcu öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Gill, ve ark. (1983)'nın geliştirdiği ve Oyar ve ark. (2001) tarafından Türk popülasyonuna uyarlaması yapılan Spora Katılım Güdüsü Ölçeği (Participation Motivation Questionnaire) (PMQ), Roberts, Treasure ve Balague (1998) tarafından geliştirilen ve 2006 yılında Çetinkalp tarafından Türkçeye çevrilmiş (2006) Başarı Algısı Envanteri- Çocuk Versiyonu (The Children's Version of The Perception of Success Questionnaire-POSQ-Ch) ve bununla birlikte, sporcuların yaş, cinsiyet gibi demografik bilgilerinin yanı sıra SEM'deki statüleri (yatılı/gündüzlü), SEM'i seçme sebepleri araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu ile ölçülmüştür. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel teknikler, Tek Yönlü Varyans Analiz (ANOVA), Çok Yönlü Varyans Analiz (MANOVA) ve Pearson Korelasyon tekniği kullanılmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre, sporcuların katılım güdüleri arasında cinsiyet ve SEM'deki statülerine göre (yatılı/gündüzlü) istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır (p>0.05). Başarı Algısı değerleri incelendiğinde ise sporcuların görev yönelimleri arasında cinsiyet ve SEM'deki statüsü (yatılı/gündüzlü) değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur (p<0.05). Bunun yanı sıra, sporcuların hedef yönelimleri ile katılım güdüleri arasında anlamlı pozitif ilişki tespit edilmiştir (p<0.01). Sonuç olarak, kadın sporcuların görevde ustalığı gösterdiklerinde, yeni bir beceri öğrendiklerinde ve fazla çaba gösterdiklerinde erkek sporculara göre performanslarından daha fazla memnun oldukları söylenebilir. Bununla birlikte, yatılı statüsündeki sporcuların gündüzlü statüsündeki sporculara göre beceri öğrenimine, beceri gelişimine, sıkı çalışmaya ve benlik gelişimine daha fazla önem verdikleri görülmektedir. Algısı Anahtar Kelimeler: Spora Katılım Güdüsü, Atletizm, Sporcu, Cinsiyet, Başarı
Mesnevi'de ibadetler ve tasavvufi ahlak
Bu tez çalışmasında Mesnevîdeki ibâdetler, inanç esasları, tasavvufî makamlar ve hâlleri, Hz. Mevlânâ'nın dilinden nakledilmeye çalışılacaktır. Günümüzde Hz. Mevlânâ'nın ifadelerinin farklı nakledilmesi, İslâm'dan uzak ya da ılımlı İslâm çatısı altında gösterilmesi bizi böyle bir çalışmaya yönlendirmiştir. Ilımlı İslâm çerçevesinde "Ne olursan ol gel" hiçbir şey yapma anlayışı ile doldurulan bu yaklaşımın Hz. Mevlânâ'nın İslâm anlayışı ile örtüşmediği tezimizde savunulmaktadır. Mesnevî'yi okurken Hz. Mevlânâ'nın kendine özgü bir üslubu ve dilinin ağır olduğu görülmektedir. Böylece Mesnevî'deki kavramların yorumlanması kişiden kişiye farklılaşabilmektedir. Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî'de "Ney"'in feryadından bahsederken: "Herkes kendi zannınca benim dostum oldu ama kimse içimdeki sırları araştırmadı." ifadeleri aslında Hz. Mevlânâ'da kendi devrinde bile anlaşılmadığı sonucuna götürmektedir. Çünkü Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî'yi bir eğitim metodu olarak yazdığını düşünmekteyiz. Bu durum tezin önemini daha da arttırmaktadır. Bu çalışma birçok tasavvufî kavramın yanı sıra Hz. Mevlânâ'nın ısrarla üstünde durduğu hususlar: "Namaz nasıl kılınır?", "Orucu ne bozar?" gibi ilmihâl anlatımları değil, daha çok mânâ yönüdür. Böylece bu çalışma Mesnevî'ye aşina olmayanların Mesnevî ruhunu anlamasına da katkı sağlayacaktır. Hz. Mevlânâ beyitler arasında birden fazla örneklendirme yaparken tekrar konunun özüne dönmektedir. Bu da Mesnevî'nin sohbet edasında birbiri ardını tamamladığını söyleyebiliriz. Tezimizde Mesnevî'nin altı cildinden günümüzde sıkça sorgulanan konular üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu çerçevede kaza ve kader, îmân, tevhid, rızık, tevbe, şükür, ihlâs ve samimiyet, takva ve teslimiyet, ibâdetler, akıl, kalp aşk ve muhabbet konuları ele alınmıştır. Veled İzbudak'ın çevirisi üzerinden yaptığımız bu çalışmamızda Mesnevî içinde geçen Türkçe "Tanrı" kelimesine dokunulmamış ancak bizim yazdığımız metinler üzerinde lafzatullah kastedildiğinde cins isim yerine "Allah" lafzı tercih edilmiştir.
Arap dilinde ism-i fâil ve mübalağa vezinleri
Arap dili gramerinde fiillerin dışında amel eden birtakım isimler vardır. Bunların başında ism-i fâil gelmektedir. İsm-i fâilin amel etme sebebi muzari fiil ile aralarındaki benzerliklerden kaynaklanmaktadır. Bu benzerlikler ism-i fâile fiil gibi amel edebilme, muzari fiile de isim gibi murab olma vasıfları kazandırmaktadır. Dil ekolleri arasında öteden beri ihtilaflı olan bu konuda gerek sarf ve nahiv ilimleri ile ilgili, gerekse Kur'an-ı Kerimdeki örnekleriyle ilgili müstakil bir çalışmanın yapılmamış olması bizi bu konuda araştırma yapmaya sevk etti.
İlk öğretim din kültürü ve ahlak bilgisi öğretim programı ve ders kitaplarında birlikte/bir arada yaşama kültürü
Bu araştırma Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi öğretim programı ve ders kitaplarında farklı din mensupları ve İslam içerisinde olup da bazı farklı dini anlayışlara sahip Alevilerle birlikte/bir arada yaşama kültürünün geliştirilmesine yönelik bilgilerin İDKAB öğretim programında ve İDKAB ders kitaplarında nasıl ele alındığını, nelere vurgu yapıldığını ortaya koymaktadır. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin metodolojisini oluşturan ve araştırmaya yön verecek olan temel kavramlar üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde bir arada yaşama kavramı ve bir arada yaşamayı sağlayacak olan evrensel değerler ve bir arada yaşamayı zorlaştıran etkenler üzerinde durulmuş ve bunlar açıklanmıştır. İkinci bölümde İslamiyet ve bir arada yaşama ana başlığı altında Kur'an ve birlikte yaşama, Hz. Peygamber(s.a.v.) ve bir arada yaşama kültürü, Medine Devleti ve bir arada yaşama ile Türk İslam geleneğinde bir arada yaşama kültürü örneklerle anlatılmıştır. Tezin asıl konusunu oluşturan üçüncü bölümde ise İDKAB öğretim programı ve bir arada yaşama kültürü başlığı altında İDKAB programının temel amacı, İDKAB programında bir arada yaşama kültürü ve İDKAB ders kitapları ve bir arada yaşama alevi Sünni farklılığı açısından bir arada yaşama ve İDKAB ders kitaplarında bir arada yaşamanın nasıl anlatıldığı ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Sonuç ve öneriler bölümü ise tüm bu konular çerçevesinde aynı inançtan olmayanlarla ve aynı inançtan olduğu halde bazı farklı dini düşüncelere sahip insanlarla birlikte yaşama kültürünü geliştirmeye yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar sözcükler: Bir Arada Yaşama, Din Eğitimi, Alevilik ve Aleviler, Hoşgörü, Eğitim.
Sosyal ahlâkın tesisinde ilköğretim din kültürü ve ahlâk bilgisi derslerinin rolü
İlköğretim dönemi, çocukların okulla tanıştığı ve aile ortamından çıkarak sosyal hayata daha aktif olarak katıldığı bir dönemdir. Bu dönemde bireylerin gelişim itibari ile özerkleşmeye ve kendi kişiliğini oluşturmaya başladığını dikkate aldığımızda ahlâk gelişimi için de aynı şekilde temel değerlerin oluştuğu bir evre olduğunu söyleyebiliriz. Bu dönemin iyi planlanması ve ahlâk gelişimi adına başarılı bir şekilde geçirilmesi çocuğun ileriki yaşlarda daha sağlıklı bir birey olması açısından oldukça önemlidir. Ahlâk eğitimi ve dolayısıyla sosyal ahlâk konusu, son dönemde küresel bir sorun olarak ele alınmaktadır. Bu konuda yapılan çalışmalar her geçen gün artarak devam etmektedir. Sosyal ahlâk, bir toplumda insanlar arasında aynı duygu, düşünce, tutum ve davranış birliğidir. Bu birliğin sağlanması için her toplum sahip olduğu değerleri vatandaşlarına kazandırmaya yönelik çalışmalar yürütür. Eğitim de bu çalışmaların en kapsamlı ve en verimli olanıdır. Bu kapsamda Türk eğitim sisteminde ahlâk eğitimi özellikle din kültürü ve ahlâk bilgisi dersleriyle gerçekleştirilmektedir. Bundan dolayı çalışmamızda ilköğretim din kültürü ve ahlâk bilgisi müfredatında ve ders kitaplarında sosyal ahlâkın nasıl tesis edildiğini belirlemeye çalıştık. Bu kapsamda temel kavramları ve ahlâk gelişimiyle ilgili alt yapıyı oluşturduktan sonra müfredat programının genel yapısını inceleyip ders kitaplarının içeriklerini çeşitli açılardan değerlendirdik. Bunu yaparken amacımız ilköğretim din kültürü ve ahlâk bilgisi dersinin sosyal ahlâkın tesisinde önemli ölçüde etkili olduğunu ortaya çıkarmak ve içeriklerin ve özellikle kazanımların gerçekleşmesi için öngörülen etkinlikleri öğrencilerin gelişim düzeylerine uygunluğunu tespit etmektir. Anahtar Kavramlar: Din, Eğitim, Ahlâk, Ahlâk Gelişimi, Sosyal Ahlâk
Şer'i Hukuktan Medeni Hukuka evlilik: Çorum örneği (1840-1930)
Bu çalışmada, Eski Türklerde evlilik hukuku hakkında bilgi verildikten sonra Tanzimat, II. Abdülhamid, İttihat ve Terakki dönemleri evlilik hukuku üzerinde durulmuştur. Cumhuriyet Dönemi Medeni Kanunu ve Çorum'daki uygulamaları incelenmiştir. Konu esas itibariyle iki ana başlıktan oluşturulmuştur. Birinci bölümde Tanzimat'tan Cumhuriyete kadar olan dönemde evlilik hukuku incelenmiştir. İkinci bölümde ise Medeni Kanun ve Çorum uygulaması üzerinde durulmuştur. Konumuzu Çorum Şer'iye sicillerinden, 1917 Aile nizamnamesinden ve 18401930 Çorum Evlenme Sicil Defterlerinden faydalanarak ortaya koymaya çalıştık. Bununla birlikte çalışmalarımızda diğer ikinci el kaynaklardan da yararlanılmıştır. Anahtar Kavramlar: Evlilik Hukuku, Medeni Kanun, Çorum Evlenme Sicil Defterleri,Nikah