
322
Arşivlenen Tez
2
DOI Atanmış
1%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Beşeri sermayenin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: 1970-2006 Türkiye örneği
Bu çalışmada, ekonomik büyüme ve beşeri sermaye kavramlarının, kapsamı, önemi, tarihsel gelişimleri ile Neo-klasik büyüme teorisi ve içsel büyüme modelleri çerçevesinde, beşeri sermayenin, ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, ekonomik büyümenin ve beşeri sermayenin tanımları yapılarak, ekonomik büyümeyle beşeri sermaye arasındaki ilişki Türkiye ve OECD ülkeleri arasında karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. İkinci bölümde, Neoklasik büyüme ve içsel büyüme modelleri, literatürde yer alan çalışmalar kapsamında teorik olarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, 1970-2006 döneminde, Türkiye'de beşeri sermayenin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi, okullaşma oranları ve eğitim harcamalarıyla, ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin yönü ve büyüklüğü temelinde, zaman serisi analizleri kullanılarak incelenmiştir. Uygulanan ekonometrik modelde, incelenen seriler arasındaki uzun dönemli ilişkiyi tespit etmek için, eşbütünleşme analizinden yararlanılmıştır. Eşbütünleşme analizi temelinde, incelenen değişkenlere sırasıyla birim kök testi, uygun gecikme uzunluğunun tespit edilmesi, eşbütünleşmenin varlığının tespiti, Johansen eş bütünleşme testi, vektör hata düzeltme (VEC) ve varyans ayrıştırma analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, eğitim göstergelerinde meydana gelen değişimin, kişibaşına reel gayrisafi milli hasılayı önemli ölçüde etkilediği; eğitim göstergelerinde meydana gelen değişimin ise kişi başına reel gayrisafi milli hasılada meydana gelen değişimden etkilenmediği sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Beşeri Sermaye, Ekonomik Büyüme, Neo-Klasik Büyüme, İçsel Büyüme, Eşbütünleşme Analizi, Varyans Ayrıştırması.
İşlem maliyetleri ile elektronik ticaret arasındaki ilişki:Otomotiv sektründe bir uygulama
Bilgi teknolojilerinde yaşanan gelişmeler ve bu teknolojilerin özellikle de internetin iş dünyasında yaygın olarak kullanılmaya başlamasıyla birlikte tartışılan bir olgu olan elektronik ticaret, firmalar açısından pek çok avantajı beraberinde getirmiştir. Elektronik ticaret, firmaların zaman ve mekan kavramlarından daha bağımsız olarak iş yapabilmesine, pazara giriş engellerinin azalmasına, mal ve hizmetlerin daha ucuz temin edilebilmesine ve maliyetlerde önemli düşüşlerin yaşanmasına yol açmıştır. Elektronik ticaretin firmalara sağladığı avantajlardan birisi de işlem maliyetleri alanında ortaya çıkmaktadır.Yüksek Lisans Tezi olarak sunduğum bu çalışmamda firmalar arasında gerçekleştirilen elektronik ticaret uygulamalarının işlem maliyetleri ile ilişkisi ele alınmıştır.Firmalar aralarında gerçekleştirdikleri alım-satım işlemleri sonucunda, üretim maliyetlerinden farklı olarak, birtakım maliyetlerle karşı karşıya kalmaktadır. Söz konusu maliyetler, değişime konu olan firmaların ve ürünlerin özelliklerini araştırma, potansiyel firmalarla pazarlık, en uygun görünen firmayla iş yapma kararını verme, üzerinde karar verilen firmayla sözleşme görüşmelerinin gerçekleştirilmesi, imzalanan sözleşmenin uygulanması ve kontrolü süreçlerinde ortaya çıkmaktadır.Gerçekleştirilen ticari işlemlerin elektronik ortama aktarılma derecesi, işlem maliyetlerini oluşturan her bir alt boyutu farklı biçimlerde etkileyerek firmaların stratejik karar süreçlerine yansımaktadır.Konuya yönelik olarak Antalya il merkezinde bulunan otomotiv sektöründeki farklı yetkili bayilerde anket uygulanmıştır. Bu amaçla 17 işletmede orta ve üst düzeydeki 40 yöneticiden ?elektronik ticaretin işlem maliyetlerine etkisine? yönelik görüşleri alınmıştır. Elde edilen veriler SPSS 10.0 ortamında değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde korelasyon ve çoklu regresyon analiz yöntemleri kullanılmıştır.
Dış ticaretin ekonomik kalkınma üzerindeki etkisi: 1981-2005 Türkiye üzerine bir uygulama
İkinci dünya savaşı sonunda ortaya çıkan yeni ekonomik düzen; sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda büyük bir yıkım yaşamış ülke ekonomilerinin yoğun bir sanayi hamlesi ile kalkınmasını hedefliyordu.Geçmişten günümüze bakıldığında ortaya konan tüm kalkınma hamlelerinin belirli dış ticaret stratejileri öncülüğünde uygulamaya konduğu görülmektedir. Bu bağlamda ülkeler açısından dış ticaret, dünya konjonktüründe her zaman anahtar bir rol üstlenmiştir. Bu rol özellikle kalkınmanın artık bir gereklilik haline geldiği gelişmekte olan ülkeler için, zaman zaman ihracat ağırlıklı olurken kimi zamanda ithal ikamesine yönelik bir hal almıştır. Ancak her iki durumda da amaç, gelişmiş ülke ekonomilerinin refah düzeyini yakalamak olmuştur.Bu çalışmada 1981-2005 yılları arasında Türk dış ticaretinin Türkiye'nin ekonomik kalkınmışlığı üzerindeki etkisi incelenmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde; dış ticaret teorileri açıklanmış ve kalkınma kavramı tanımlanarak, teorik altyapısı ortaya konmuştur. Bunu yaparken azgelişmişlik ve büyüme olguları üzerinden bir değerlendirmeye gidilmiştir. Ayrıca dış ticaret ve kalkınma ilişkisi; dış ticaret stratejileri yönünden gerek teorik gerekse uygulamadaki tecrübelerden yola çıkarak değerlendirilmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde; Türkiye'nin kalkınma süreci; tarihsel bir bakış açısından cumhuriyet dönemi, planlı ve 1980 sonrası dönem gibi üç ana başlık altında incelenmiştir.Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise; 1981-2005 yılları arasında Türk dış ticaretinin ekonomik kalkınma üzerindeki etkisi test edilmiştir. Çalışmada, bağımlı değişken olarak 4 farklı kalkınmışlık göstergesi olan sağlık, iletişim, eğitim ve ulaşım değişenleri ve bağımsız değişken olarak da dış ticaretin bir bütün olarak gsyih içindeki payı kullanılmıştır. Çalışmada dış ticaret ve kalkınma arasındaki ilişkiyi ölçmek amacıyla Granger nedensellik ve Johansen koentegrasyon testleri uygulanmıştır. Granger nedensellik ve Johansen koentegrasyon testleri, Türkiye dış ticaretinin kalkınma üzerinde etkili olmadığı sonucunu ortaya çıkarmıştır.
A thematic comparison of metaphysical poetry and sufi literature
The present thesis is a research on the 17th century English Metaphysical poetry, which is compared to the Turkish Sufi literature that appeared in Anatolia in the 12th century starting with Ahmed Yesevi.Poems by John Donne and George Herbert representing Metaphysical poetry and Ahmed Yesevi and Yunus Emre in Sufi literature are explained with their general thematic aspects. The love of God, death, and unity of entity (Vahdet-i Vücud) are main topics emphasized in poems, and relation to which the similarities and differences are stated in the comparative part of the thesis.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının istihdam üzerine etkisi: 1970-2005 Türkiye üzerine bir uygulama
Günümüzde gelişmekte olan ülkelerin temel hedefi; kendi ekonomik göstergeleri ile kalkınmayı sağlamak, böylece gelişmiş ülkeler seviyesine gelerek varlıklarını sürdürmeyi amaçlamaktır. Kalkınma; düzenli yatırım, istikrarlı enflasyon yapısı ve ülkedeki işsizlik problemlerinin çözülmesiyle, yani istihdam faktörüyle sağlanabilir. Gelişmekte olan ülkelerde yüksek enflasyon, yüksek faiz, mali kaynak sıkıntıları kişileri ve kurumları çözüm arayışlarına yönlendirmiş, dışa açılma ve pazar arayışları ile birlikte yeni ekonomik alanlar bulunmaya, yatırımlar ile birlikte küresel bazda yüksek kazançlar oluşturulmaya yönelmiştir. Küreselleşen dünya düzeninde yerel şirketlerin yerini dünya şirketleri almış, dünya ortak bir Pazar haline gelmiş, şirketlerde bu pazarda yerlerini alma gayretine girmişlerdir. Küreselleşme ile birlikte yabancı sermaye yatırımlarının önemi artmıştır; bununla beraber doğrudan yabancı yatırımlarının avantajları ve dezavantajları tartışılmaya başlanmıştır.Doğrudan yabancı yatırımlarının avantaj ve dezavantajları üzerine tartışmalar yaşansa da yabancı sermaye yatırımları sürekli olarak artmaktadır. Günümüzde, az gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkelerde, doğrudan yabancı yatırımları finansal ve ekonomik hayatın önemli bir temel taşı olmuştur. Bu çalışmada doğrudan yabancı yatırımlarının çeşitleri, avantaj ve dezavantajları araştırılmaya çalışılmış, ülke ekonomileri üzerine etkileri özetlenmiştir.Araştırmamızın birinci bölümünde Doğrudan yabancı yatırımları'nın tanımı, kapsamı, teorileri, belirleyicileri ve etkilerinin incelemesi yapılmış, Türkiye'deki Doğrudan yatırımların tarihçesi üzerine kısa olarak değinilmiştir.İkinci bölümde İstihdam kavramı açıklanmaya çalışılmış, istihdam teorilerine ve türlerine değinilmiş, Türkiye'deki gelişimine ve genel görünümüne kısaca yer verilmiştir.Üçüncü bölüm ve son bölümde 1970-2005 yılları arasında Türkiye'deki doğrudan yabancı yatırımlarının istihdam üzerinde her hangi bir etki yaratıp yaratmadığı test edilmiştir. Çalışmada en küçük kareler yöntemi uygulanmıştır. İstihdam ve gayri safi milli hâsıladan, doğrudan yabancı yatırımlara doğru bir pozitif etkiye rastlanmıştır
Türkiye'nin sanayileşme süreci ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının sanayi ihracatı ve GSMH'ya etkisi 1983-2000 yılları üzerine bir uygulama
Sanayileşme olgusu iktisat tarihi içerisindeki etkisi dikkate alındığında, tarihin akışını değiştiren, iktisadi değişkenlere bağlı olarak ülkeler arasında değişikliklere ve gruplaşmalara neden olan kritik bir eşik olarak kabul edilmektedir. Özellikle sanayi devrimi ile birlikte ülkelerin refah düzeylerindeki artışlar, ülkelerin hemen hemen tamamının sanayileşme üzerine odaklanmasına neden olmuştur. Bu paralelde Türkiye'nin de temel hedefi dış dünya ile ilişkilerini sekteye uğratmadan sanayileşmek ve bunun sonucunda gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşmak olmuştur. Bu süreçte iktisadi dönemlerin konjonktörüne uygun olarak yeni değişkenler devreye girmiş ve olayların gelişiminde ve değişiminde etken rol oynamıştır. Bu değişkenlerin önde gelenlerinden bir tanesi de küreselleşme ile birlikte önem kazanan doğrudan yabancı sermaye yatırımları olmuştur.Bu çerçevede, bu çalışmanın temel amacı, liberal ekonomiye geçişte ciddi katkılar sağlayan doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile ihracat ve GSMH arasındaki ilişkinin 1983 ile 2000 yılları arasında Türkiye için analiz edilmesidir.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm sanayileşme stratejileri çerçevesinde Türkiye'nin sanayileşme sürecinin irdelenmesini kapsarken, ikinci bölümde doğrudan yabancı yatırımların kapsamı ve temel bilgiler ile doğrudan yabancı yatırımların gelişimi hakkında gelişmelere yer verilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise doğrudan yabancı yatırımların sanayi ihracatı ve GSMH üzerindeki etkileri ekonometrik tekniklerle test edilmiştir.
İMKB-30 endeksinin vadeli işlem ve opsiyon borsası'nda işlem görmesinin oynaklık ve işlem hacmi üzerine etkisi
Vadeli işlem piyasaları yatırımcıların ve üreticilerin spot piyasalarda maruz kaldıkları riskleri gelecekteki fiyattan sabitleyerek riskten korunmalarını sağlamaktadır. Vadeli piyasada gerçekleşen işlemler, spot piyasa ile bu piyasa arasında etkileşim oluşturmaktadır. Bazı araştırmacılar bu etkileşim sonucunda vadeli işlem piyasasının spot piyasanın oynaklığını ve işlem hacmini arttırdığını savunurken, bazı araştırmacılar da oynaklığı ve işlem hacmini azalttığını savunmaktadır.Bu çalışmada, Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası'nda (VOB) işlem gören İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Ulusal 30 (İMKB ? 30) endeksinde yer alan hisse senetlerinin VOB öncesinde ve sonrasındaki birer yıllık periyotlarda oynaklıkları ve işlem hacimleri incelenerek, endeksin VOB'da işlem görmesinin bu hisse senetlerinin oynaklık ve işlem hacmi üzerine etkisi tespit edilmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde vadeli işlemlerin tarihi, yapısı, temel nitelik ve kavramları irdelenerek, vadeli işlem piyasalarının oluşumu ve işleyişi incelenmiştir.İkinci bölümde ise Türkiye'de vadeli işlem piyasasının tarihçesi, VOB'un yapısı, VOB'da yer alan ürünler ve sözleşme özellikleri anlatılmıştır.Çalışmanın son bölümünde, vadeli işlem piyasaları ile spot piyasa arasındaki etkileşim araştırılmış Türkiye'de etkileşimin varlığı, var ise hangi yönde oluştuğu ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda İMKB ? 30 endeksinin VOB'da işlem görmesinin endekste yer alan hisse senetlerinin oynaklığı ve işlem hacmi üzerine etkisi test edilmiştir. Uygulanan testler sonucunda, istatistiksel olarak anlamlı değişim gösteren hisse senetlerinin, %65'inin oynaklığının ve işlem hacminin arttığı tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: VOB, vadeli işlem piyasaları, risk, İMKB, İMKB-30, hisse senetleri, oynaklık, işlem hacmi.
Türkiye'de bölgelerarasi sosyo-ekonomik dengesizliklerin mukayeseli incelenmesi
Dünya üzerinde doğal ve toplumsal kaynaklar mekân üzerinde eşit bir şekilde dağılmadığından dolayı sosyo-ekonomik gelişmeler zaman ve mekân bakımından farklılık göstermektedir. Bu durum ülkeler arasında sosyo-ekonomik yönden gelişme farklılıklarının yaşanmasına ve gelişmiş, az gelişmiş, gelişmekte olan ve geri kalmış ülkeler gibi sınıflandırmalar yapılmasına sebep olmaktadır. Ülkeler ve bölgelerarası yaşanan gelişme faklılıkları Merkantilizm dönemine dayanmakla birlikte, ulusal bir sorun olarak ülkelerin gündemine oturması Sanayi Devrimi sonrası döneme denk gelmektedir. Sanayi Devrimini gerçekleştiren ülkeler sanayileşme yolunda hızlı adımlarla ilerlerken, devrimi gerçekleştiremeyen ülkeler geri kalmış ve sanayileşmiş ülkelerin sömürgesi haline gelmiştir. Sanayi Devrimi, 1740 Kapitülasyonları ve 1838 Serbest Ticaret Antlaşması Osmanlı İmparatorluğunun, devrime ayak uyduramayıp devrimi gerçekleştiren ülkelerin açık pazarı haline gelmesine sebep olmuştur.Bu açıklamalardan anlaşılacağı Cumhuriyet yönetimine çok zayıf bir ekonomik yapı kalmıştır. Bu dönemde bölgelerarası sosyo-ekonomik dengesizlikleri ortadan kaldırabilmek için uygulanan tüm politikalar bir önceki döneme reaksiyon olarak ortaya çıkmıştır. 1923'ten günümüze kadar, Planlı Dönem dâhil olmak üzere asıl amaçlanan, ulusal ekonomiyi canlandırmak ve batıyla entegrasyonu sağlayarak bölgelerarası sos-ekonomik dengesizlikleri ortadan kaldırmaktır.Araştırtmamıza konu olan ve 1980 sonrası verilerden oluşan değişkenler ortaya koymaktadır ki, Marmara Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi ve Ege Bölgesi tarihsel ve coğrafi avantajları sebebiyle bölgelerde ekonomik faaliyetlerin yoğunlaşmasına ve bölgelerde yıldan yıla sosyo-ekonomik yönden gelişmesine sebep olmuştur. Karadeniz Bölgesi, Doğu Anadolu Bölgesi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi tarihsel ve bölgelerde yaşanan birçok sosyo-ekonomik problemler sebebiyle düşük gelişme seviyesi gösteren, Türkiye'nin geri kalmış bölgeleri olduğu ortaya çıkmıştır. Akdeniz Bölgesi ise tüm sosyo-ekonomik değişkenler incelendiğinde sosyo-ekonomik gelişme seviyesi bakımından ortalama bir bölge olduğu ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler : Beş Yıllık Kalkınma Planı, Bölgelerarası Dengesizlik, Bölgesel Kalkınma Ajansı, Sanayi Devrimi, Sosyo-Ekonomik Dengesizlik.
Döviz kuru geçiş etkisi: Türkiye örneği
Makroekonomik performansın belirlenmesinde önemli değişkenlerden biri olarak kabul edilen döviz kuru, enflasyonun temel açıklayıcı değişkenleri arasında yer almaktadır. Literatürde döviz kurunun enflasyonist etkileri genellikle geçiş etkisi teorisiyle açıklanmaktadır.Gelişmiş ülkeler için ve döviz kurlarının dışsal ayarlamalar üzerine rolünün incelenmesi ile ilgili pek çok çalışmanın bulunduğu döviz kuru geçiş etkisi (exchange rate pass-through) literatüründe, gelişmekte olan ülkeler için yapılan çalışmalar da büyük artış göstermeye başlamıştır. Bu çalışmalarda döviz kurlarının dışsal ayarlamalar üzerine rolünün incelenmesinin yanında, esas olarak gelişmiş ülkelerdekine benzemeksizin döviz kurlarındaki artışın ithal malların yerli para birimi cinsinden değerinin yükseltilmesiyle, öncelikle ithalat fiyatlarını, daha sonra da ithal girdi kullanılarak üretilen tüm yerli malların piyasadaki fiyatlarını etkileyiş mekanizması üzerine yoğunlaşılmıştır.Bu çalışmada, Türkiye'de döviz kurunun ithalat fiyatlarına geçiş etkisi araştırılmıştır. Uygulamada Johansen Eşbütünleşme Analizi aracılığı ile 2002:01-2008:10 dönemi analiz edilmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'de ithalat fiyatlarının döviz kuruna esnekliğinin oldukça yüksek oluğu ve kısa dönemde uzun döneme göre daha yüksek olduğu bulunmuştur.
Süper Lig'deki karşılaşmaların futbol takımlarının hisse senedi getiri oranları üzerine etkileri
Futbol günümüzde dünyanın en yaygın ve en popüler spor dallarından birisi olmayı başarmıştır. Futbolun günümüzde ulaştığı bu konum, onu cirosu büyük bir endüstriye dönüştürmüş; bu dönüşüm futbol kulüplerini sportif rekabete ek olarak ekonomik açıdan da birbirleriyle rekabet etmek durumunda bırakmıştır. Oluşan bu yeni rekabet ortamında kulüpler sportif başarının en önemli dayanağı olan finansal başarıyı yakalayabilmek adına yeni kaynak arayışlarına girmiş, bunun sonucunda kulüpler şirketleşerek hisse senetlerini halka arz etmiştir. Böylelikle kulüpler yeşil sahalarda yaşanan rekabeti borsaya taşımıştır.Türkiye'de Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor futbol kulüpleri kurdukları sportif şirketler aracılığıyla İMKB'ye kote olmayı başarmışlardır. Bu çalışmanın amacı İMKB'ye kote olan futbol kulüplerinin hisse senedi getiri oranları ile Süper Lig'deki maç sonuçları arasındaki ilişkinin yönünü ve büyüklüğünü tespit etmeye çalışmaktır. Bu amaç doğrultusunda, birinci bölümde dünyada futbolun tarihsel gelişimi ve futbol ekonomisi, futbol sektörünün temel özellikleri ve dünyada futbol kulüplerinin şirketleşmesi incelenmiş; ikinci bölümde Türkiye'de futbol ve futbolun tarihi gelişimi, kulüplerin kurulması ve tarihi gelişimleri, kulüplerin gelirleri ile halka açılmaları hakkında tanımlayıcı bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise; Süper Lig'deki maç sonuçlarının borsaya kote olan dört büyük kulübün hisse senedi getiri oranları üzerindeki etkisi EKK yöntemiyle ampirik olarak test edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda Süper Lig'de oynanan maçlardan elde edilen galibiyetler ile Beşiktaş ve Trabzonspor kulüplerinin hisse senedi getiri oranları arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ancak Galatasaray ve Fenerbahçe kulüpleri için yapılan analizlerde bu kulüplerin maç sonuçları ile hisse senetlerinin getiri oranları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.