
502
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
S. Prokofiev ve Op.80 No.1 fa Minör Keman-Piyano Sonatı
Prokofiev 20. Yüzyılın en başarılı ve etkileyici bestecilerinden biridir. Yaşadığı dönemde Ekim Devrimi, İkinci Dünya Savaşı ve Sovyetler Birliği'nin kurulması gibi siyasi olaylar meydana gelse de keman repertuvarına pek çok eser kazandırmıştır. S. Prokofiev 1. Keman ve Piyano Sonat'ının konu edildiği bu çalışmanın ilk bölümünde; bestecinin yaşamı, müzikal anlayışı ve başlıca eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde söz konusu sonat yapısal yönden incelenmiş, son bölümünde ise çalgı tekniği açısından ele alınarak karşılaşılabilecek teknik zorluklar saptanmış ve bunlara yönelik öneriler getirilmiştir. Yapılan çalışmanın, keman eğitimi amacıyla hem öğretmenler hem de öğrenciler için faydalı bir kaynak olacağı düşünülmektedir.
Gabriel Faure'nin müziği ve 1. keman sonatı
Faure vokal müzik ve oda müziği alanlarında önemli eserler veren gelişmekte olan çalgı müziğine yazmış olduğu sonatları ile büyük katkı sağlayan bir bestecidir. Fransız müzik ekolünün oluşmasına ve gelişmesine katkı sağlayan en önemli isimlerden biridir. Bu çalışmada ele alınan Faure'nin (op.13) 1. Keman sonatı, keman edebiyatının önemli eserlerinden biridir ve günümüzde de en çok çalınan keman sonatları arasında yer alır. Türkiye'de de sık sık seslendirilen sonat ile ilgili herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Çalışmanın ilk bölümünde Faure'nin kısaca hayatı ve müziği, ikinci bölümde 19.yüzyılda Fransa'daki müzik hareketleri ve çalgı müziğinin gelişimi, son bölümde de Faure'nin 1.Keman Sonatı incelenmiştir.
Müzik tarihinde viyolanın yeri ve önemi
Bu tarihsel araştırmada, keman ailesinin ikinci üyesi olan "Viyola" adlı yaylı çalgının; doğuşu, gelişimi, çeşitleri, kısımları, teknik ve müzikal özellikleri, repertuarı, çoksesli müzikte kullanımı, müzik tarihi içindeki yeri ve önemi araştırılmıştır. Tüm bu bilgileri elde etmek için; çalgının kökenine inilmiş, viyolanın atası olan çalgılar; Rebap- Rebek, ve Viyol ailesi (Viyola da Gamba: Treble Viyol, Tenor Viyol, Bas Viyol ve Viyola da Braccio: Lira da Braccio, Viyola d' Amore) kronolojik sırayla verilmiştir. Eski resimli kanıtlar, viyol ailesinin 1500 sıralarında ortaya çıktığını göstermiştir. Viyollerin ve daha sonra Keman Ailesi enstrümanlarının, günümüzdeki şekil ve boyutları, İtalya'da Andrea Amati ve diğer lütiyeler sayesinde 16. yy. başlarında oluşmaya başlamıştır. Günümüz viyolası, tek bir enstrümandan doğmamıştır ve; tenor viyol, viyola da braccio ve kemanın birleşimidir. Viyolanın, son halini kemandan almasından dolayı, kemanla ilgili bilgiler de verilmiş, keman ve viyola karşılaştırılmış; çalış tekniği olarak benzerlik ve farklılık gösteren yönler belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Viyola, Keman, Viyol Ailesi, Viyola da Gamba, Viyola da Braccio, Rebek, Rebap.
Türk müziği makamları ile yazılmış keman için 24 kapris
ÖZET TÜRK MÜZİĞİ MAKAMLARI İLE YAZILMIŞ KEMAN İÇİN 24 KAPRİS Tuğrul GOĞÜŞ Yüksek Lisans Tezi, Müzik Anasanat Dalı Danışman: Doç. Ferhang HÜSEYÎNOV Şubat 2000, 78 sayfa Bu çalışmada Türk halkının kendine özgü müzik kültürü birikiminden yola çıkılarak uluslararası dizgede yer alabilecek seviyede bir keman çalışmalımı yaratmak amaçlanmıştır. Tamamen bireysel yaratıcılık unsuru kullanılarak ve bireysel birikimden yararlanılarak oluşturulan çalışma, alanında bir ilk olma özelliğini de taşımaktadır. Yakın çevreden uluslararası olana, kendi kültürümüzden evrensel kültüre bir geçit oluşturması hedeflenmiş ve kemanda belli bir ustalık düzeyini aşmış olanlar temel alınmıştır. Dolayısıyla kesinlikle bir etüd kitabı değildir. Geleneksel Türk Sanat Müziği'nde kullanılmış olan makamlar ile oluşturulan 24 kapris, calicinin geçmişinden getirdiği ile aldığı eğitim sonucu elde ettiği kültür arasında bir köprü niteliği taşımaktadır. Anahtar Sözcükler: Keman, Kapris, Makam
Klarinette Boehm mekanizmasının bulunuşu ve işleyiş biçimi
Tarihi belgelerin derlenmesiyle olu turulan bu çalı mada üflemeli tahta çalgılargrubunun silindirik borulu ve tek kamı lı üyesi olan klarinetin do u u, çe itleri,kısımları, mekanizma yapısı ve günümüzde kullanılan modern klarinet yapısınakavu masında etkili olan çalgı yapımcılarının katkıları ara tırılmı tır.Tarihsel bir akı içinde sunulan bu bilgileri elde etmek için; klarinetin atası kabuledilen alümolardan (Fr., chalumeau) önce; rönesans dönemi öncesi uygarlıklarınçalgıları, rönesans dönemi sonrası çalgıların çe itleri incelenmi , yine bir rönesansdönemi çalgısı olan alümoların yapısı ve çe itleri tanıtılmı tır. Eski bir Fransız halkçalgısı olarak bilinen alümolar, 1690 yılında J.C. Denner (Nürnberg, Almanya)tarafından ba latılan çalı malarla ilk kapakçıklara sahip olmu , kendisinden sonrakidönemlerde farklı ülkelerde yapılan, kalıcı olmu ya da olamamı birçok yenili eöncülük etmi tir. Klarinetin geli iminde Denner dı ında etkili olan di er çalgı yapımustalarının temel hareket noktaları; tüm tahta üflemeli çalgılar ailesinin geli imdedo rudan etkili olmu olan Theobald Boehm'ün yüzük ve kapak sistemleridir. A.Buffetve H.E.Klose tarafından klarinete adapte edilen ?Boehm sistem? ile günümüzdekullanılan Boehm mekanizmalı Fransız ekollü klarinetler olu turulmu tur. Bununlaberaber dünya üzerinde, Alman çalgı yapımcısı Oskar Oehler'in çalı maları sonucundaolu mu ve ?Oehler sistem? olarak anılan Alman ekollü klarinetler de kullanılmaktadır.Yapılan bu derleme çalı masında ayrıca Oehler ve Boehm sistemli klarinetlerinyapısal farklarına, Boehm klarinetlerin günümüzde sahip oldu u mekanizmanın temelve yardımcı parçalarına ve klarinetin akustik yapısına de inilmi tir.Anahtar Sözcükler: Klarinet, alümo, Boehm sistem, J.C. Denner, O. Oehler.
Johann Sebastıan Bach'ın ?Füg Sanatı?nın Barok Dönemi müzik anlayışına göre incelenmesi
Bu çalışmada, Johann Sebastian Bach'ın ?Füg Formları?nın ve ?Füg Sanatı? adlı eserinin barok dönem müzik anlayışına göre incelenmesi ve bu dönemde görülen etkileri tartışılmaya çalışılmıştır. Çalışma, füg formu ve füg sanatı hakkında giriş niteliğinde bilgilerin sunulması ve geçmiş araştırmaların gözden geçirilmesi ile başlamaktadır. Bu bölüm Bach formları ile ilgili literatürdeki farklı bakış açılarını ortaya koymaktadır.Bu tez, Johann Sebastian Bach'ın füg formunda yazmış olduğu eserlerinin, kompozisyon tekniği açısından en belirgin şekilde incelenmesini amaç edinmiştir. Bu çalışmanın sonunda bestecinin profesyonel müzisyenlere ve müzikseverlere, barok dönem adı altında büyük sayılarda değerli eserler bıraktığı ve bu eserlerin profesyonel müzisyenlerin kendilerini geliştirmeleri anlamında ciddi yardımları olduğu gözlemlenmiştir.Çalışmada, Bach'ın polifoni (çok seslilik), kontrpuan (notaya karşı nota), dini müzik ve dans müzikleri gibi formlarda yazılmış eserlerinin, bestecinin ardından gelen tüm diğer bestecilere takip edebilecekleri yeni kapılar açtığı gözlemlenmiştir. Füg Formları'nda yer alan uyum, armoni ve dikey yazının icracı ve dinleyicilerin yaratıcılıklarında büyük önem taşıdığı yapılan araştırmalar sonucunda ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Johann Sebastian Bach, Füg formu, Füg sanatı, Kontrpuan, Polifoni.
Koro dizilişlerinin müziksel sonuçlara etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, klasik ve karma düzen söyleme biçimleri sonucunda geleneksel ve farklı yapıda oluşturulan ?koro dizilişlerinin? seslendirilmedeki müziksel sonuçlara etkisi bakımından, korolardaki sanatsal başarı ölçütlerine ne derecede etkisi olduğunun incelenmesidir.Koro dizilişleri üzerine teknik yapıda uygulamaların azca yapılması, ayrıca bilimsel bir yayın olarak da incelenmemiş olmasından dolayı, araştırmanın ayrı bir önem, değer ve sorumluluk taşıdığı düşünülmektedir.Araştırma kapsamında, 2004 yılından bu yana teknik anlamda klasik ve karma biçimde söylemelerle ÇOMÜ Eğitim Fakültesi G.S. E.B Müzik Eğitimi A.B.D Korosu ile koral yapıda ?Dertli Kaval? eseri ile ses ? video kaydı ve fotoğraf çekimleri yapılmıştır. Kayıtlarda müziksel sonuçları etkilememek için akustik anlamda etkili olmayan bir salon tercih edilmiştir. Kayıtlar ortalama beş saat içinde tamamlanmış ve hiç tekrar edilmeden kayıtlar gerçekleştirilmiştir.Kayıtlarda, amaçları birbirinden farklı yapıda altı çeşit koro dizilişi ile seslendirme yapılmış, dizilişlerin fotoğrafları çekilmiştir. Elde edilen kayıtlar ve fotoğraflar, değerlendirmeler için altı uzman koro şefine bire bir görüşmeyle dinletme ve fotoğraf incelemeleri yaptırılmıştır. Değerlendirmede, koro şefleri birinci bölümde yer alan altı çeşit diziliş biçimlerini bilmeden, ikinci bölümde dizilişleri video ve fotoğraf kayıtlarını inceleyerek toplam on üç başlık altında sanatsal başarı ölçütlerine etkisi bakımından puanlamış, ayrıca görüş bildirmişlerdir.Elde edilen veriler doğrultusunda, klasik ve karma yapıda söyleme biçimleriyle oluşturulan koro dizilişlerinin, seslendirmede müziksel sonuçlara etkisinin mutlak olduğu ortaya çıkmıştır. Elde edilen veriler ışığında, karma biçimdeki dizilişlerde, klasik biçim dizilişlerine göre daha başarılı seslendirmeler elde edildiği ortaya çıkmıştır.Bundan dolayı karma biçimde teknik açıdan başarılı seslendirmeler elde edebilen koraların, farklı yapıda dizilişler elde edebileceği belirlenmiştir. Böylece yaygın olarak geleneksel anlamda ?klasik koro diziliş? modelinden daha etkili olacak olan, koro müziğinin sahne üzerinde sunumunu zenginleştirmede dinleyici üzerinde de daha etkili olacak olan; eser türlerine, akustik ve konser türlerine göre görsel - estetik biçimde dizilişler elde edilebileceği ve koroların her tür dizilişteki yerleşim düzenlerinde sanatsal anlamda da başarılı seslendirmeler yapılabileceği ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Koro, Koro Dizilişleri, Klasik Düzen, Karma Düzen
Koro müziğinde dil, kullanımı ve önemi
Bu araştırma, koro müziğinde genel anlamda dil, dil'in kullanımı ve önemini saptamaya yöneliktir. Dil'in, gerek koro müziği bestelemesinde ve gerekse de yorumlanmasında, koro yapıtı besteleyen ve düzenleyen bestecilerce, koro şeflerince, ne derecede dikkate aldığını, koro yöneticilerinin eğitim ve yönetimi sırasında bu konuya ne kadar önemsediklerinin ve ne derece kullanıldıklarının saptanması amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma öntest-sontest kontrol gruplu deneysel bir çalışmadır. Betimsel bir çalışma olan bu araştırmada kaynak tarama, görüşme modeli, besteci-koro yöneticisi-korist-müzisyen dinleyicilerden oluşan gruplara uygulanan anket yolu ile kişilerin görüşleri alınmıştır. Görüşme Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü Müzik Öğretmenliği Anabilim Dalı, Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı, Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuarı, Kültür Bakanlğı ve Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumun'da geçlik ve profesyonel korolar ile, Türkiye Polifonik Korolar Derneği eğitim koroları ve yöneticileri, Türkiye korolar Şenliğine katılan koro yöneticileri arasından seçilen bir gruba uygulanmıştır. Araştırmada koro müziğinde, besteleme, çalıştırma ve yönetimi sırasında, dil ve kullanımı ile ilgili bazı öneriler getirilmiştir.Anahtar Sözcükler: Koro, müzik dili, artiküle, diksiyon, söz cümlesi, müzik cümlesi
Şefin koro ile iletişimi ve şef davranışlarının koro üyesi algılarına göre değerlendirilmesi
Bu araştırmada, koro şefinin koro üyeleri ile olan iletişimi ve şefin koro eğitimi sürecinde beceri ve davranışları ele alınmıştır. İletişim ve liderlik kavramları, koro, koronun toplumsal önemi ele alınarak, koro eğitimi sürecinde şefin davranışlarının, koro üyeleri tarafından nasıl algılandığı ve değerlendirildiği araştırılmıştır.Araştırmanın evrenini, her yıl Anakara'da düzenlenen ve en son 14. cüsü gerçekleşen, Türkiye Korolar Şenliği'ne katılan doksan yedi koro ve yaklaşık 3000 koro üyesi oluşturmuştur. Örneklemi ise, şenliğe katılan koroların, Şenlik Değerlendirme Kurulu'ndan aldıkları son üç ödül ve puanları ile genel performansları incelenerek, yüksek başarı elde etmiş dokuz koro ve 331 koro üyesi örnekleme alınmıştır.Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen, uzman görüş ve denetiminde hazırlanan 48 soru maddesi ve iki bölümden oluşan, ?Koro Üyesi Şef Değerlendirme Formu? ile toplanmıştır. Veriler; frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve T-testi ile değerlerendirilmiştir.Değerlendirme sonucu koro üyelerinin algılarına göre, koro şefinin cinsiyete göre mevcut durum (mevcut şefleri) ile olması gereken durum (ideallerindeki veya düşündükleri üstün nitelikle şef) arasında şefin, koro üyeleri ile karşılıklı iletişim oluşturabilmede, eser yönetirken artistik ve estetik görüntü verebilmede, sözüz iletişimsel davranışlarda, gözleriyle etki kurabilmede, bedensel iletişimde, koroya fiziksel ve ruhsal açıdan hazırlanabilmesinde ve çalışmalara zamanında gelebilmede, olması gereken durumda kadınlar lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur.Şefin jest ve mimiksel davranışları kullanmada, eser yönetirken gösterdiği artistik davrnışlarda, kendine has özel işaretler kullanabilmede, repertuar seçiminde, ses alıştırmalarını doğru ve yeterli yapabilmede, entonasyon ve artükülasyona önem vermede, koroya liderlik yapabilmede, koroya hakim olma ve yeterli disiplin oluşturabilmede, kişilere eşit ve adil davranabilmede, çalışmaları zevke dönüştürebilmede, koroya takım ruhu oluşturabilmade, giyim kuşamama dikkat etmede ve çalışmalara hazırlanmış olarak gelmede mevcut durum ile olması gereken durum arasında cinsiyete göre anlamlı faklılık bulunmamıştır.Koro Üyesi Şef Değerlendirme Formu sonuçlarına göre; şefin eser yönetirken kendine has özel işaretler kullanabilmesi ve çalışmalara hazır gelebilmesinde, koro üye algılarının mevcut şefleri (mevcut durum), ile düşündükleri üstün nitelikle şef (ideallerindeki şef veya olması gereken durum) arasında bir fark görmedikleri ancak, karşılıklı iletişim oluşturabilmede, sözüz iletişimsel davranışlarda, gözleriyle etki kurabilmede, jest ve mimiksel davranışları kullanmada, eser yönetirken gösterdiği artistik davranışlarda, repertuar seçiminde, ses alıştırmalarını doğru ve yeterli yapabilmede, entonasyon ve artükülasyona önem vermede, koroya liderlik yapabilmede, koroya hakim olma ve yeterli disiplin oluşturabilmede, bedensel iletşimde, kişilere eşit ve adil davranabilmede, çalışmaları zevke dönüştürebilmede, koroya takım ruhu oluşturabilmade, giyim kuşamama dikkat etmede, bedensel iletişimde, mevcut şeflerinin, düşündükleri üstün nitelikle şefe ( ideallerindeki şefe göre) göre tam yeterli görmedikleri sonucu ortaya çıkmıştır.Anahtar Sözcükler: Koro, Korist, Koro Şefi, yönetim, iletişim.
Sebastian Lee First Steps For Cello Op. 101 Metodunun kuram ve uygulamada viyolonsel eğitimi başlangıç sınıflarına olan katkıları
Bu araştırmada, Sebastian LEE First Steps For Cello Op.101 adlı metodun, bestecinin bölümlendirdiği şekilde sıralanarak her bölümün kendi içinde açıklaması yapılmak suretiyle incelenmiştir.Birinci bölüm, bu araştırmaya gerekçe olan problem, amaç ve hangi açılardan önem taşıdığını belirten, ayrıca araştırmanın sınırlarının açıklandığı bölümdür.İkinci bölüm, viyolonselin tarihçesi, genel tanıtımı ve teknik kapasitesinin açıklamasını içermektedir.Üçüncü bölüm, bestecinin tanıtılmasına ayrılmıştır.Dördüncü bölüm, viyolonsel tellerinin tanıtımı, teller üzerinde sağ el alıştırmaları, sol el birinci pozisyon tanıtımı ve alıştırmaları, tüm tellerin ayrı çalışmalarının birleştirilmesini takiben ilk doğal majör gam konularına yer verilmiştir.Beşinci bölüm, aralık kavramına ayrılmış olup, üçlü aralıktan onlu aralığa kadar tüm uygulamaların duateleriyle birlikte incelemesini içermektedir.Altıncı bölüm, tonalite kavramıyla birlikte gam tanımının ve gam ilişkilerinin teorik açıklamalarını içermektedir.Yedinci bölüm, onbir adet tonal melodik parçanın incelenmesine ayrılmıştır. Sırasıyla Do majör, La minör, Sol majör, Mi minör, Re majör, Si minör tonları olmak üzere önce diyezli tonlar ardından da Fa majör, Re minör, Si bemol majör, Sol minör tonları yani bemollü tonlardaki bu parçalar eşlikleriyle birlikte incelenmiştir.Sekizinci bölüm, dört adet ayrı yay geliştirme uygulamasına ayrılmıştır. Yay ve tel açılarından değerlendirmeleri içermektedir.Dokuzuncu bölüm, dört adet bağlı yay geliştirme uygulamasına ayrılmıştır. Bu bölüm de yay ve tel açılarından değerlendirmeleri içermektedir.Onuncu bölüm, altı adet tel atlamalı uygulamayı yay ve tel açılarından değerlendirmeyi içermektedir.Onbirinci bölüm, araştırma sonunda ulaşılan sonucu ve viyolonsele ilk başlayan öğrencilerin eğitmenlerine önerileri içermektedir.
Cemal Reşit Rey'in çağdaş Türk müziğine katkıları
Bu Tezde;Türkiye'de çok sesli müziğin benimsenmesi yaygınlaşması ve sevilmesi için dolu dolu 60 yıl yaşayan bestecimiz Cemal Reşit Rey'in mücadelesi ve kat ettiği yol incelenmiştir.Bestecinin kimliği;?Yaşamı?Besteci, Eğitimci ve Şef Olarak Cemal Reşit Rey?Bestelerinin Dönemsel Olarak İncelenmesi?Eserleri?Türk Beşleri?Türk Beşlerinin Etkilendiği Akımlargibi başlıklar altında işlenerek anlatılmak istenmiştir.Ayrıca;?Türkiye'de Müzik İnkılâbının İlk Dönemi?Atatürk'ün Müzik Devrimi?Atatürk'ün Kültür Politikasıgibi başlıklar altında `Cumhuriyet'in İlanı ve Türkiyede Müzik İnkılabı' konusu işlenerek anlatılmak istenmiştir.Bu tezin oluşturulmasında Cemal Reşit Rey ile ilgili kaynaklardan, İnternet üzerinden yayınlanmış bilgilerden yararlanılmıştır.
Wolfgang Amadeus Mozart'ın klasik batı müziğine getirdiği müzikal yenilikler ve Türk müziği ile ilişkisi
Klasik dönem bestecilerinden birisi olan Wolfgang Amadeus Mozart, bestelediği ölümsüz eserler kadar, klasik batı müziğine getirdiği müzikal yeniliklerle de müzik tarihine damgasını vurmuştur. 1683 yılındaki İkinci Viyana Kuşatması'ndan sonra doğan Alla Turca akımından etkilenen besteciler arasında yer almaktadır. Bu stilde yazdığı birçok eseri bulunmaktadır. Türklerin Avrupa'da hayranlık uyandırdığı o yıllarda, mehter marşının ritimlerinden esinlenmiş, bu ritimleri birkaç eserinde kullanmıştır.Mozart, eşsiz yeteneğiyle gerçek bir deha oluşunun yanı sıra, dehasının büyüklüğüne inancını ve kendine güvenini hiçbir zaman yitirmemesi sayesinde, o kadar eseri, kısacık ömrüne sığdırabilmiştir.Mozart on sekizinci yüzyılın dahi bestecisi olarak anılmaktadır. Yaşadığı dönemin en üretken, en etkili bestecisi olduğu tüm müzik tarihçileri tarafından onaylanmıştır. Onun kendine ait tarzı klasik batı müziğinin tamamının gelişimine paraleldir. Müzikte ?klasik dönem? derin anlamıyla Mozart ile temsil edilmiştir.Mozart duygularını notalarla insanlığa duyurabilmeyi ve bir o kadar üretken olabilmeyi başaran en önemli bestecilerden birisidir. Bu sebeptendir ki etkilediği bestecilerin ve çağdaşlarının sayısı, etkilendiklerinden çok daha fazladır.
Ludwig Van Beethoven'ın klasik sonat formuna katkıları
Klasik batı müziğinin en önemli bestecilerinden biri olan Ludwig van Beethoven, 1770 yılında Almanya'nın Bonn kentinde doğmuştur. Küçük yaşta müzik eğitimine başlayan Beethoven, olağanüstü yeteneğiyle ve aldığı eğitimle klasik döneme adını yazdıran besteciler arasında yer almıştır. Klasik batı müziğine yaptığı formel ve fikirsel yeniliklerin yanı sıra, insan duygularına, doğayı anlamaya, felsefi ve devrimsel bakış açısıyla kendini adamış ve klasik batı müziğinde, günümüzde icra ettiğimiz eserlerini bestelemiştir. Bu devrimsel bakış, eserlerine tamamen yansımış ve Fransız Devrimi'nin ortasında bulunan Beethoven'ı döneminin diğer bestecilerinden oldukça farklı fikirsel yeniliklere sürüklemiştir.Eserleri üç döneme ayrılan Beethoven, devrim fikriyle beraber, ilk kez İtalya'da süit formundan ayrılarak başlıca bir form haline gelmeye başlayan Sonat Formu'nu formel ve fikirsel olarak geliştirmiştir. Özellikle sonatlarında kalıpları kıran, yeni çığırlar açan Beethoven, klasik dönemin en sıra dışı bestecisi olarak bilinmektedir. Yaşadığı klasik dönemin yanı sıra, klasik dönemden bir sonraki dönem olan romantik döneme de armonik ve fikirsel olarak faydalı olmuştur. Günümüz icracıları da dâhil olmak üzere kendi döneminden itibaren her icracının, Beethoven'ı anlamak ve eserlerini icra etmek için öncelikle bestecinin sonatlarını incelemesi ve çalışması gerektiği düşünülmektedir. Müzikal bir devrimci olan Beethoven'ın sonat formuna getirdiği yenilikler klasik batı müziği edebiyatı için oldukça önemli tarihsel bir devrim niteliği taşımaktadır.
Türk Beşleri'nin orkestra eserlerindeki flüt sololarının incelenmesi
Bu tezde, Türk Beşleri olarak adlandırılan, Cemal Reşit Rey, Hasan Ferit Alnar, Ulvi Cemal Erkin, Ahmet Adnan Saygun, Necil Kazım Akses'in yazmış oldukları orkestra eserlerinde, flütün nasıl kullanıldığı incelenmiş ve incelenen eserlerdeki flüt soloları analiz edilmiştir.Orkestra eserlerinin incelenmesi bölümünde öncelikle, incelenen her eserden önce o eser hakkında bilgi verilmektedir. Eserin analiz bölümüne geçildiğinde, flütün solo olarak çaldığı pasajlar yapısal ve melodik olarak analiz edilmiştir. Ayrıca flüt sololarının orkestra içindeki başka bir çalgıyla solo olarak çalındığı pasajlar da incelenip, analiz edilmiştir. Bu çalışmada yapılan bir başka inceleme ise; flütün orkestra ile birlikte çalınan cümleleri ele alınmış ve bu cümlelerin eser içindeki görevleri açıklanmaya çalışılmıştır.Çalışmada, Türk toplumunun sanat alanında batıya açılan bir yüzünü temsil eden bu bestecilerin, hem çağdaş Türk müziğine getirdikleri yenilikler hem de bu yeniliklerin evrensel boyutu temel alınarak, flütün incelenen eserlerdeki yeri ve önemi de anlatılmaya çalışılmıştır.Ayrıca bu çalışmada; Türk Beşleri'nin oluşum süreci, çoksesli Türk müziğine katkıları, yaşam öyküleri, bestecilik özelliklerinin incelenmesi ile elde edilen bilgiler, bilimsel bir bakış açısı ile sınıflandırılmaya çalışılmıştır.Türk Beşleri'nin yapıtlarındaki ortak nokta; klasik armoni dokusu içerisinde Türk Halk ve Klasik Türk müziği usul ve makamlarını kullanmış olmalarıdır. Her ne kadar benzer eğitim düzeyi almışlarsa da zaman içinde komposizyon teknikleri ve müzik yaklaşımları farklılıklar göstermiştir. Çalışmada, bu farklılıkları belirtmek için Türk Beşleri'nin bestecilik özelliklerine yer verilmiştir. Bu araştırma nitel bir araştırma olup, doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Çalışmada, önemli değere sahip olan arşiv araştırması, literatür taraması ile pekiştirilmiş, eser analizi yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Türk Beşleri, Çağdaş Türk Müziği, Orkestra Eserleri, Flüt.
Romantik dönemdeki Franz Schubert'in lied formuna katkıları
Bu araştırmada, romantik dönemde yaşamış olan Franz Schubert'le lied formunun hangi boyuta ulaştığı, piyano eşliğinin ne derece destekleyici hatta betimleyici unsur haline geldiği, ayrıca Alman lied dokusunun lied tekniğine getirdiği yenilikler incelenmiştir.Franz Scubert'in lied albümlerinin müzik dükkanlarında çok fazla farklı yorumculardan kaydedildiğini, tüm dünyadaki eğitim alanın da öğretici niteliğinden dolayı çalışıldığını ve konserlerde neden bu kadar tercih edildiği dikkat çekmiş ve bu nedenle araştırılmıştır. Schubert, ne yapmış ve kendinden sonra gelen lied bestecilerine öncü olmuştur? Romantik dönemi mi temsil ediyor yoksa Klasik dönemi mi? Lied formuna katkıları ne olmuştur? Bu araştırmada bu sorulara cevap aranacaktır.Ayrıca bu araştırmanın içinde bestecinin hayatı, romantik dönem, eserleri, liedlerine konu olan şiirlerin yazarlarının hayatı, lied geleneği gibi konulara yer verilmiştir.Anahtar Sözcükler: Franz Schubert, Romantik dönem, Lied, Piyano.
Johann Sebastian Bach'ın eşlikli konçertolarının incelenmesi ve kayıp konçertoların keman için yeniden düzenlenmesi üzerine bir çalışma
Bu araştırmada ilk olarak müzik tarihinin en büyük bestecilerinden birisi olan Johann Sebastian Bach'ın eşlikli konçertoları ve hayatının sonraki yıllarında bu eserler üzerine yaptığı düzenlemeler incelenmiş, düzenleme ve orijinal konçertolar arasında farklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bach klavyeli çalgılar için konçerto biçiminde eserler veren ilk bestecidir, bu eserler yeni bir tür yaratma fikrinden ziyade kurumsal ve toplumsal müzik ihtiyaçlarından doğan nedenlere dayanır. Bach'ın bugün bilinen on dört klavsen (ya da çoklu klavsen) konçertosunu, solo çalgılar için daha önceki tarihlerde yazdığı eserlerden düzenlendiği sanılmaktadır. Bunun nedeni keman konçertoları ve dördüncü Brandenburg konçertosu gibi, hem orijinal modeli hem de sonradan besteci tarafından yapılmış klavsen için düzenlemelerinin mevcut olmasıdır. Bazı konçertolar ise yalnızca klavsen modeli ile bugüne kadar gelebilmiştir. Bu konçertoların önceki yıllarda başka çalgılar için yazılmış olduğuna kesin gözüyle bakılmaktadır. Orijinal modellerinin ise zaman içinde kaybolduğu düşünülmekte ve bazı kantat bölümleri dışında bu konçertolara ait hiçbir kaynak bulunamamıştır. Kayıp olduğu düşünülen konçertolar, bugün ancak bestecinin elinden çıkmış olan klavsen düzenlemeleri yoluyla anlaşılabilmektedir.Araştırmanın amaçlarından bir diğeri, klavsen konçertolarının incelenerek, olası orijinal konçerto biçimine uygun yeniden düzenlemelerin yapılmasıdır. Bu düzenlemeler orijinal modeli olmayan konçertoların keman için yazıldığı düşünülenlerini kapsamaktadır. Çalışmanın ana kaynağı olarak, bestecinin kendi yaptığı düzenlemeler, son yüz elli yıllık süre içerisinde bazı bilim adamları tarafından ortaya atılan görüşler, düşünceler ve daha önce yeniden yapılmış düzenlemelerden de yararlanılmıştır.Ayrıca çalışmada Bach ailesi ve bestecinin yaşam öyküsü ayrıntılı olarak ele alınmış, Bach'ın doruk noktasına ulaştırdığı Barok dönemin özelliklerine, gelişmekte olan çalgılara ve çalgı müziğine, özellikle barok dönemde konçerto formunun ortaya çıkışı ve gelişimine ayrıntılı olarak değinilmiştir. Son olarak Bach'ın eserlerinin ve Bach ailesinin detaylı bir listesi oluşturulmuştur.Tez süreci içinde yapılan taramada konu hakkında yeterli Türkçe kaynak bulunamamıştır. İleride bu tezin konusu olan konçertolar ile ilgili çalışmalarda yararlanılmak üzere, öğrencilere ve icracılara yararlı bir kaynak olacağı düşünülmüş, ayrıca yapılan yeniden düzenlemelerin Barok dönem çalgı müziği repertuarına katkı sağlayacağı düşünülmüştür.Nitel veri toplama yöntemlerinden yararlanılan bu çalışmada, doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Çalışmada önemli değere sahip olan arşiv araştırması, literatür taraması ile pekiştirilmiş, eser analizi yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Bach, Barok Dönem, Keman, Klavsen, Konçerto.
Siegfried Fink'in vurmalı çalgılara kazandırdıklarının incelenmesi
Bu tezde, Siegfried FINK'in hayat hikâyesi ile vurmalı çalgılara kazandırdığı eserlerin ve çalışma metotlarının analizi yapılmış; bu metotların teknik ve melodik gelişime katkıları ve kullanımları incelenmiş; ayrıca FINK'in geliştirdiği ve vurmalı çalgıların evrensel bir dil ile anlaşılmasını sağlayan piktogramlar incelenmiş ve analiz edilmiştir.Bestecinin hayat hikâyesi bölümünde Siegfried FINK'in vurmalı çalgılar çalışmalarını ve öğrenimini nerede yaptığı, öğretici olarak neler yaptığı, gerçekleştirdiği konserleri ve başarıları, vurmalı çalgılara getirdiği yenilikler ve öncülükler anlatılmıştır.FINK'in bestelemiş olduğu çalışma metotları ve eserlerinin incelenmesi bölümünde, bestecinin vurmalı çalgılar enstrümanları için yazmış olduğu metotların ve eserlerin vurmalı çalgılar sanatçılarını nasıl geliştireceği incelenmiştir. Trampet, timpani ve ksilofon enstrümanları için yazılmış olan metotlardaki etütlerle, hangi teknik, melodik veya birlikte çalmanın geliştirildiği, etütlerden şekiller örnek olarak verilerek detaylı bir biçimde incelenip, analiz edilmiştir.Çalışmada, Siegfried FINK'in teknik gelişime katkıları ile teknik kullanımının eser çalımındaki faydalarından da bahsedilmiştir.Ayrıca bu çalışmada, Siegfried FINK tarafından geliştirilen, vurmalı çalgılar sanatçılarının herhangi belirli bir dil kullanmadan, evrensel bir dil olarak etütlerde ve eserlerde kullanabileceği imge resimler yani piktogramlar tanıtılarak, bunların hangi enstrümanlarda nasıl kullanılacakları incelenmiş ve çıkarımlarda bulunulmuştur.
Pablo Casals'ın hayatı ve müzik tarihindeki önemi
Pablo Casals yirminci yüzyıla damgasını vurmuş Katalan bir müzisyendir. Katalonya'nın küçük bir kasabasından çıkıp, neredeyse tüm dünyada ismini duyurmuştur. Besteci, viyolonselci ve orkestra şefi olarak sayısız insana ulaşmış, ünü, yaşadığı çağın ötesine geçmiştir. Bu çalışmada dünyaca ünlü viyolonselci, besteci ve orkestra şefi Pablo Casals'ın yaşam öyküsü ve müzik tarihinde bıraktığı izler incelenmiştir. Belge tarama türündeki bu araştırmanın ilk kısmında Casals'ın yaşam öyküsü; çocukluğu ve öğrenim hayatı, uluslararası kariyeri, politika ile ilişkileri gibi dönemsel ve işlevsel açıdan ele alınan bölümler halinde aktarılmıştır. İkinci kısımda ise bu yaşam öyküsünde aktarılan bilgilere dayanılarak kendisinin müzik tarihindeki yeri saptanmış ve yaşam öyküsünün önemli notları kronolojik bir biçimde sıralanmıştır. Buna ek olarak yapıtları ve diskografisi aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Pablo, Casals, Müzik, Viyolonsel
J. S. Bach'ın solo viyolonsel için 1. süitinin kontrbas için düzenlemelerinin incelenmesi
Yaylı çalgıların barok dönemde gelişmesi ve müzik türlerinin daha kesin formlara dönüşmeye başlaması ile birlikte, çalgıların solo oda müziği ve orkestra repertuvarı giderek zenginleşmiş ve bugünkü standart çalgı müziği repertuvarını oluşturan en temel eserler dönemin bestecileri tarafından yazılmıştır. Çalgıların karakteristik özellikleri, oda müziği ve orkestradaki temel görevleri, çalım tekniğinin ve müziksel gerekliliğinin ana hatlarını oluşturmuştur. Keman, flüt ve obua gibi solo çalgılar eserlerde melodik yapıyı daha sıklıkla sergilerken, viyola ve kontrbas gibi daha kalın sesli çalgılar daha çok armonik yapı ve ritimsel yapının bütünlüğünde kullanılmış ve bu çalgıların çalım tarzları ve kullanım şekilleri bu ihtiyaçlar çerçevesinde gelişmiştir. Bu yüzden barok dönemden günümüze kadar yazılmış olan çalgı müziği repertuvarına genel olarak bakıldığında, her çalgının birbirinden farklı oranda solo eser içeren repertuvarları bulunduğu görülmektedir. Kontrbas, yaylı çalgılar ailesinin en kalın sesli çalgısıdır. Daha önce de belirtildiği gibi kullanım alanı uzun bir dönem boyunca oda müziği ve orkestra eserlerinde bas partisi seslendirmekten öteye pek gitmemiştir. Barok dönemde yazılmış olan sınırlı sayıda konçerto ya da sonat türündeki eserler, dönemin bazı usta çalgıcılarının çalışmaları ya da hem icracı hem besteci olan müzisyenlerin yazmış olduğu solo eserlerdir. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, barok dönemden günümüze kadarki süreçte, kontrbas için yazılmış olan eserlerin keman gibi daha solistik bir çalgının repertuvarı ile kıyaslandığında, kontrbas repertuvarındaki eserlerin oranı oldukça az bir artış göstermiştir. Bu çalgılar arasındaki repertuvar farklılığı, çalgıların eğitim süreci içerisindeki ve konser performanslarındaki ihtiyaç dengesini bozmaktadır. Bu yüzden özellikle geçen 20. yüzyıldan itibaren, kontrbas repertuvarına alınmış olan fakat orijinali kontrbas için olmayan ve bu yüzden daha sonradan kontrbasa uyarlanmış çok fazla eser olduğu görülmektedir. Bu nedenle bu tez çalışmasında açıklığa kavuşturulmak istenen konulardan ilki yukarıda bahsedilmiş olan kontrbas repertuvarı çalışmaları üzerinedir. Diğer bir konu ise, yaşadığı dönemin müzik türlerinin en önemli örneklerini vermiş olan barok dönemi bestecisi J. S. Bach'ın 1. Viyolonsel süitinin kontrbas repertuvarındaki yeri, kontrbasa yeniden düzenlenmesi sürecinde karşılaşılan sorunlar ve çözümleri açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Repertuvar, Viyolonsel, Kontrbas
Kontrbas tarihinde Serge Koussevitzky
Bu araştırmada ilk olarak kontrbasın günümüze kadar geçirdiği yapısal değişiklikler ve gelişmeler incelenmiştir. Konuyu araştırırken, viyol ve keman ailelerinin tarihi ve çalgıların özellikleri gözlenmiş, iki ailenin çalgıları arasındaki farklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın bir bölümünde kontrbasın orkestraya girişi, ilk solo eserleri, ilk kontrbas solistleri ve ilk kontrbas metotları incelenmiştir. Araştırmanın amaçlarından bir diğeri, kontrbas tarihinde en büyük virtüözlerden ve bestecilerden biri olan Serge Koussevitzky'nin katkıları ve önemi incelemektir. Koussevitzky'nin yaşam öyküsü ele alınmış ve Rusya'da kontrbas icra sanatının gelişimine değinilmiştir. Rus kontrbasçı yaşadığı dönemin en iyi solo kontrbas sanatçılarından biri olmuştur. Sadece Rusya'da değil, Avrupa'da da konserler vermiş ve takdir görmüştür.
Barok Çağdan günümüze kadar kontrbasın gelişimi ve önemi
Bu tez çalışması, Barok Dönemden günümüze kontrbasın yapısal evrimini, teknik ve müzikal özelliklerini ayrıntılı biçimde incelemek amacı ile yazılmıştır. Tarihsel süreçte kontrbas icra biçimi, akort ve yay sistemi gibi önemli konularda çeşitli değişim ve gelişmelere uğramıştır. Zaman içerisinde orkestra ve solistlik icra alanlarındaki önemi artmış ses rengi açısından önemli bir çalgı haline gelmiştir. Yaylı çalgılar ailesinin en iri yapılı ve en kalın sese sahip olan çalgısıdır. Kullanım alanı klasik batı müziği ile sınırlı kalmamış, bunun dışında da birçok müzik türünde değer görmüş ve üzerine besteler yapılmıştır.
Temsil edilmiş Türk operalarındaki keman ve viyolonsel sololarının yeri
Latince bir terim olan opera on dördüncü yüzyılın sonlarına doğru Avrupa'da küçük gösterilerle, şenlik, dinsel törenler, düğün törenleri gibi çeşitli kültürel etkinliklerde ortaya çıkmıştır. Opera sanatı solo, koro ve orkestrayı içine alarak, müzikal ve teatral formda birçok görsel sanatı, mitolojiyi, efsaneleri, tarihten esinlenilerek içinde barındıran ve baştan sona bestelenerek yazılmış müzikli sahne oyunudur. Bu tezin ilk bölümde operanın tanımı, operanın ilk olarak nerede ortaya çıktığı, opera sanatı, sahnelenen ilk operalar, orkestrada keman, viyolonselin yeri ve bu iki çalgının solistlik açıdan kullanılması anlatılmıştır. İkinci bölümde Cumhuriyet Dönemi öncesinde Osmanlı İmparatorluğu'nun operayla tanışması ile operayla ilk temaslar, padişahların batı sanatlarına ve operaya olan ilgisi ile Osmanlı'da gelişim süreci, yurt dışına eğitim için gönderilen besteciler ve Batı Dünyası ile ilişkiler, Osmanlı İmparatorluğu'nda kurulan çeşitli tiyatro ve opera binaları ile temsil edilen operalar anlatılmıştır. Fransız Devrimi ile Tanzimat Döneminde opera sanatı ile ilgili değişimler, Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Türkiye'de operanın gelişim süreci, Mustafa Kemal'in Türk operasına katkıları, kurulan müzik kuruluşları, Türk bestecilerin operaları ve temsil edilen yerler, opera sanatının gelişmesiyle sanat kurumlarının çoğalarak günümüze kadar nasıl geldiği anlatılmıştır. Sahnelenen Türk Operaları perde perde anlatılarak bestecilerinin yaşam öyküleri ile birlikte eserlerindeki keman ve viyolonsel soloları tespit edilmiştir. Temsil edilmiş Türk operalarının keman ve viyolonsel partileri incelenmiştir. Bu inceleme ile birçok kaynak taraması yapılarak, tarafsız bir şekilde ele alınan keman ve viyolonsel çalgıları için yazılan solo partilerde hangi çalgı için daha fazla soloya yer verilmiş olduğu saptanmıştır.
İlhan Usmanbaş'ın hayatı ve çağdaş Türk müziğine katkıları
İlhan Usmanbaş, Çağdaş Türk Müziği'nin en önemli temsimcilerinden biridir. Yeni kurulan Cumhuriyet'in aydınlanma devrimi sırasında kalıpları yıkarak, çağdaş müzik alanında yaptığı çalışmalarla önemli başarılara imza atmıştır. Besteci, viyolonsel icracısı ve orkestra şefi olarak birçok esere imza atmış, ünü yaşadığı coğrafyanın ötesine geçmiştir. Bu çalışmada dünyaca ünlü viyolonselci, besteci ve orkestra şefi İlhan Usmanbaş'ın yaşam öyküsü, etkilendiği müzik akımları ve besteciler, müzik tarihinde bıraktığı izler incelenmiştir. Belge tarama türündeki bu araştırmada Atatürk'ün başlattığı müzik devrimi, İlhan Usmanbaş'ın çocukluğu ve öğrenim hayatı, uluslararası kariyeri ve eserleri gibi dönemsel ve işlevsel açıdan ele alınan bölümler halinde aktarılmıştır. İlhan Usmanbaş bestecilik hayatında pek çok sanatsal akımdan etkilenerek, farklı müzik malzemeleri kullanarak birçok eser ortaya çıkarmıştır. Usmanbaş'ın eserlerinde, ister Neo-Klasik akımın diliyle yazılmış olsun, ister 12-ton sistemini ya da raslamsallık öğelerini kullanmış olsun, disiplinli ve özenli çalışmaları dikkat çeker. Yaşam öyküsünde aktarılan bilgilere dayanılarak, kendisinin müzik tarihindeki yeri saptanmış ve yaşam öyküsünün önemli notları kronolojik bir biçimde sıralanmıştır. Buna ek olarak yapıtları ve diskografisi aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: İlhan Usmanbaş, Çağdaş Türk müziği, Viyolonsel, raslamsallık, 12-ton sistemi
Pedagojik açıdan caz vibrafon eğitimi ve yüksek lisans müfredat önerisi
Bu çalışmanın genel amacı, Lisans aşamasını tamamlamış bir Vurmalı Çalgı öğrencisinin Yüksek Lisans Caz Vibrafon eğitimi alabilmesi için bir müfredat sağlamaktır. Evrensel kaynaklar ışığında, caz müziğe ilgi duyan bir öğrenci için temel oluşturabileceğini düşündüğüm bu çalışmada; ülkemizde bölümü olmayan Caz Vibrafon eğitimi ile ilgili araştırma ve çalışmalar sunulacaktır. Ayrıca caz müziğinin en önemli unsuru olan "doğaçlama", detaylı bir şekilde incelenmiş ve Vibrafon'a göre çalışma örnekleri sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Caz müzik, doğaçlama, vibrafon, eğitim
Türkiye'de klarnet müziğinin gelişimi ve Cumhuriyet Dönemi bestecilerinin klarnet repertuvarına katkısı
Üflemeli çalgıların kökeni tarih öncesi çağlara dayanmaktadır. İnsanlar içi boş nesnelere üfleyerek ses çıkarabildiklerini fark ettikleri andan itibaren üflemeli çalgıları kullanmaya başlamışlardır. Klarnet; üflemeli çalgılar ailesinden, tahta üflemeli sınıfına ait ve tek kamıştan oluşan bir çalgıdır. Klarnetin atası sayılan Chalumeau (şalümo) adı verilen çalgının ortaya çıkışı orta çağa kadar geriye uzanmaktadır. Bu araştırma kapsamında klarnet çalgısının ortaya çıkışı, tarihsel gelişimi ve özellikleri incelenmiş, besteciler tarafından benimsenme ve orkestralarda yer bulma süreci de açıklanmıştır. Erişilebilen kaynaklardan faydalanılarak ve geniş çaplı literatür taraması yapılarak klarnet için bestelenen eserler ve önemli besteciler derlenmiştir. Literatürde, Türkiye'de ve özellikle cumhuriyet döneminde bestelenen klarnet eserleriyle ilgili kaynak eksikliği de göz önünde bulundurularak, Türkiye'de müziğin ve klarnet çalgısının gelişim süreci açıklanmış, Cumhuriyet Dönemi besteleri ve klarnet eserleri listelenmiştir. Türkiye'de müziğe olan ilginin ve sanatsal üretimin eser ve besteci bazında artırılabilmesi için yapılabilecek uygulamalara öneriler geliştirilerek sunulmuştur. Bu araştırmanın, klarnet ve müzik öğrencilerine, araştırmacılara ve sanatçılara faydalı bir kaynak olarak Türkçe literatüre önemli bir katkıda bulunacağı umulmaktadır. Anahtar kelimeler: Klarnet, Konçerto, Repertuvar
Tiyatroda müzik kullanımının epik tiyatro örneğinde Bertolt Brecht üzerinden incelenmesi
Antik Yunan döneminden beri hakim olan tiyatro anlayışı Bertolt Brecht tarafından 20. yüzyılda değişime uğramıştır. Sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan sosyal ve ekonomik problemler ve Karl Marx'ın görüşleri ile şekillenen bu yeni sanat anlayışı Epik tiyatronun oluşumuna öncü olmuştur. Bu anlamda, Bertolt Brecht'in oyunlarında kullanılan dekor, ışık ve müzik gibi sahne elemanları ideolojinin bir parçası olarak kullanılmıştır. Araştırma sırasında Bertolt Brecht'in eserlerinde birlikte çalıştığı besteciler ve eserleri geriye dönük bir literatür ile incelenmiştir. Eserler içindeki müzik ile politik öğelerin ilişkisi değerlendirilmiştir. İnceleme sonucunda önceki eserlerde de sık sık değinilen seyirci ve oyun arasındaki yabancılaşma ögelerine de değinilmiştir. Anahtar kelimeler: Bertolt Brecht, Epik Tiyatro, Yabancılaşma, Marksizm
Müzikte klasik dönemin keman repertuvarına yansıması
Bu araştırmada, Müzikte klasik dönemin keman repertuvarına olan katkısı ve yansıması dönemsel bilgiler ile keman repertuvarına katkıları analiz etmek suretiyle incelenmiştir. Birinci bölüm, bu araştırmaya gerekçe olan problem, amaç ve hangi açılardan önem taşıdığını belirten, ayrıca araştırmanın sınırlarının açıklandığı bölümdür. İkinci bölüm, Müzikte klasik dönemin açıklandığı bölümdür. Üçüncü bölüm, Klasik dönem bestecilerinin incelendiği bölümdür. Dördüncü bölüm, Klasik dönem bestecilerinin dönemsel sırlamasının incelendiği bölümdür. Beşinci bölüm Müzikte klasik dönemin keman repertuvarına yansımasının incelendiği bölümdür. Anahtar Kelimeler: Müzikte klasik dönem, keman repertuvarı, klasik dönem keman repertuvarı.
Klasik ve romantik dönemlerde klarnet için bestelenmiş konçertoların teknik ve müzikal yapılarının incelenmesi
Sunulan yüksek lisans tezinde, Batı Avrupa müzik aletleri arasında kendine özgü bir yeri ve rolü olan klarnetin klasik ve romantik dönemlerdeki gelişim yolu incelenmiş, klarnet için bestelenmiş konçertoların müzikal ve sanatsal özellikleri ve teknik detayları araştırılmıştır. Bu araştırmanın birinci bölümünde, ortaya konulan sorunun, amacının ve görevlerinin, öneminin ve işlenme derecesinin incelenmesi yapılır. İkinci bölümde klarnet aletinin tarihî evrimine bakılmaktadır. Üçüncü bölümde, klarnet aletinin Avrupa müzik kültüründeki tarihsel önemi ve gelişim yolu ele alınmaktadır. Dördüncü bölümde, klarnet aletinin yapısı, bileşenleri ve türleri, icra teknikleri araştırılmaktadır. Bu çalışmanın beşinci bölümünde W.A. Mozart, K.M. Weber ve I.Q. Mann'ın klarnet konçertolarının analizi yapılmaktadır. Altıncı bölümde W.A. Mozart'ın klarnet ve orkestra için yazdığı KV622 konçertosu incelenirken, yedinci bölümde K.M. Weber'in klarnet ve orkestra için yazdığı Konçertino (Op.26) analiz edilir. Sekizinci bölümde ise K.M. Weber'in klarnet ve orkestra için yazdığı 1 numaralı konçertosu incelenmektedir. Dokuzuncu bölüm, K.M.Weber'in klarnet ve orkestra için 2 numaralı konçertosunun analizine ayrılmıştır. Onuncu bölüm, I.Q.Mann'ın klarnet ve orkestra için konçertosunun analizine adanmıştır. On birinci bölüm ise sonuç, kullanılan kaynaklar listesi ve nota kaynakçasından oluşmaktadır. Anahtar kelimeler: Klasik ve romantik dönem, klarnet konçertoları, müzikal ve estetik özellikler.
Burcu Karadağ'ın hayatı ve kadın neyzen olarak Türk müziğine katkıları
Burcu Karadağ'ın hayatı ve kadın neyzen olarak Türk müziğine katkılarını incelemek bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Burcu Karadağ ile ilgili yazılı, görsel, işitsel kaynaklar taranmış ve bu kaynaklara ulaşılmış, kaynaklara ulaşıldıktan sonra bu kaynakların orijinalliği kontrol edilmiş, elde edilen dokümanlar tek tek incelenmiş, video kayıtları vb. belgeler yazıya aktarılmış, sanatçı ile ilgili yapılmış röportajlar gözden geçirilmiş, kaynaklarda yer alan bilgiler birbirleri ile karşılaştırılmış ve sonunda bilgiler analiz edilerek veriler kullanılmıştır. Ayrıca Burcu Karadağ'ın kendisi ile ilgili bir görüşme yapılmış ve sanatçı ile yapılan görüşmenin ses kaydı alınmış ve bu ses kaydı görüşme sonunda yazıya aktarılmıştır. Burcu Karadağ'ın Türk müziğine katkıları on alt başlıkta incelenmiş ve analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Burcu Karadağ'ın Türk müziği eğitimine katkıları olduğu, birçok önemli müzisyenle çalışmalarını birleştirdiği, yurt içinde ve yurt dışında konserler verdiği, uluslararası çalışmalarda Türkiye'yi temsil ettiği, albüm ve kitap yayınları olduğu, beste yaptığı, kadın neyzen olarak örnek teşkil ettiği, yeteneği ile yetinmeyip başarıya inandığı ve bu doğrultuda çalıştığı, ney sesi ile müzik terapisine katkı sağladığı ve kalıplaşmış yargıları kırarak gençlere ney'i sevdirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu tez, bir kadın neyzen üzerine yapılmış olan ilk tez olma özelliğine sahiptir. Çalışmanın ney eğitimcileri, ney icracıları ve öğrenciler için kaynak teşkil edeceği düşünülmekte ve toplumda ney'e ve ney dinlemeye yönelik ilginin artmasına katkı vermesi beklenmektedir. Anahtar kelimeler: Müzik, ney, neyzen, Burcu Karadağ
Jascha Heifetz'in klasik müziğe katkıları ve George Gershwin'nin eserlerinin keman ve piyano için düzenlemesi üzerinde inceleme
Bu araştırmada, Jascha Heifetz ile George Gershwin'in hayatı ve eserleri incelenmiş, iki ismin 20. yüzyıl müziğine katkıları sergilenmiştir. Birinci bölümde, araştırmanın problemi 20. yüzyıl müziğinin genel çerçevesi içinde ortaya konmuş, sonrasında araştırmanın amacı ile önemi açıklanmış, bölümün devamında ise sınırlılıklar, yöntem ve veri kaynakları belirtilmiştir. İkinci bölümde Jascha Heifetz'ın kemancılığı, yarattığı keman ekolü incelenmiş, besteci olarak da keman repertuvarına katkıları araştırılmıştır. Üçüncü bölümde George Gershwin'in önemli eserleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde Jascha Heifetz ile George Gershwin'in kesişme noktaları ortaya konmuş, sonrasında da Jascha Heifetz'in Gershwin transkripsiyonları analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Jascha Heifetz, George Gershwin, 20. yüzyıl müziği, keman repertuvarı, keman-piyano transkripsiyonları.
Hermann Neuling'in Bagatelle adlı eserinin müzikal analizi, farklı yorumcular tarafından icrasının değerlendirilmesi
Bu araştırmada, Hermann Neuling'in Bagatelle adlı eseri, müzikal ve form açısından incelenmiş ayrıca farklı icracıların yorumları karşılaştırılarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Doğal kornonun yapısı gereği alt oktavlarda bulunan doğuşkan seslerin sınırlılığı valfli kornonun icat edilmesiyle ortadan kalkmış ve doğuşkanlar arasında kalan seslerin de kullanılabilmesini sağlamıştır. Valfli kornolarla beraber çalgıdaki değişim bestecilerinde kornoyu daha geniş bir ses aralığını içinde kullanmalarına sebep olmuş ve bas korno kavramı ortaya çıkmıştır. Kornonun pes seslerinin ön planda olduğu ve birçok orkestra sınavında belirleyici referans eser olarak istenen Bagatelle adlı eseri inceleyen bu araştırmanın, bu eseri çalmayı düşünen korno icracıları için bir kaynak olması hedeflenmektedir.
M. P. Mussorgsky Bir Sergiden Tablolar adlı piyano eserinin teknik ve müzikal analizi
Modest Petroviç Musorgski, Rusya'da sanatın her alanıyla kimliğini kazanmaya başladığı bir dönemde yaşamış, Romantizm ve Realizm akımlarından etkilenmiş aşırı Ulusalcı bir bestecidir. Zengin ve soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş olmasına karşın, Rusya'da yapılan toprak reformu ile hayatının tüm akışı değişmiş, subay olarak orduya katılmış ve zorluklarla dolu bir yaşam geçirmiştir. Akademik bir eğitimden geçmemiş olan besteci üyesi olduğu Rus Beşleri grubu içinde hiçbir kurala bağlı kalmadan düşündüğü ve hissettiği gibi eser vermiş tek bestecidir. Döneminin önemli edebiyatçıları ve felsefecileri ile yakın dostluğu olan besteci tam bir entelektüeldir. Müzikte empresyonizmin öncüsü olarak kabul edilen Musorgski, müziğinin özünü Rus kilise müziği modları ve halk şarkılarından almış, Chopin, Schumann ve Liszt'den etkilenerek kendi müzikal kimliğini oluşturmuştur. Ressam arkadaşı Viktor Aleksandroviç Hartmann'ın ölümünden sonra Hartmann'ın 10 farklı tablosu üzerine piyano repertuarının en önemli ve zorlu eserlerinden birisi olan "Bir Sergiden Tablolar" adlı eserini bestelemiştir. Bu çalışmada eser: piyano tekniği, müzikal ve estetik açılardan incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Musorgski, Hartmann, Bir Sergiden Tablolar, Promenade, Rus Beşleri
Galamian Yöntemi'nin keman çalma performansı üzerindeki etkisi
ÖZETBu araştırmanın amacı Galamian keman eğitim yöntemlerinin keman çalma performansı üzerindeki etkilerini araştırmaktadır.Son ? test araştırma modelinin kullanıldığı araştırmanın deneklerini Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nın 10. ve 11. Sınıfına devam eden 4 keman öğrencisi oluşturmuştur. Deney grubunu oluşturan 2 öğrenciye Galamian yöntemi ile keman eğitimi uygulanmış, kontrol gurubundaki 2 öğrenciye de Rus keman eğitimi uygulanmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen Keman Çalma Performansı Gözlem Formu ile toplanmıştır.Verilerin analizi sonucunda elde edilen bulgular, Galamian'ın keman eğitim yönteminin keman çalma performansı üzerindeki Rus keman eğitimine göre deney grubunun lehine anlamlı düzeyde fark oluşturduğu yöndedir.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- I. Galamıan 2- Eğitim Yöntemleri
Tarihsel süreç içerisinde bando ve orkestralarda piccolo'nun yeri ve önemi
Çeşitli ülkelere mensup pek çok besteci genellikle senfonik yapıda ve değişik müzik formlarında eserler besteleyerek çoksesli müziğin gelişmesinde geçmişten bu güne önemli katkı sağlamışlardır. Senfonik orkestra yapısında ağırlık yaylı çalgılarda olmasına rağmen müziğe kazandırdıkları farklı renkler dolayısıyla üflemeli ve vurmalı çalgılarda zamanla bestecilerin vazgeçilmez çalgı grupları haline gelmiştir.Diğer yandan, bütün dünyanın, askeri bandoların atası olarak kabul ettiği Mehterhane-i Hümayun, Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından sonra bunun yerine Avrupa ülkelerinde kullanılan orkestra türünde bandoların kurulmasına vesile olmuştur. 1831 yılında Osmanlı Padişahı II. Mahmud döneminde Mızıka-yı Hümayun oluşumu ile yayılan bando kültürünün en güzel örnekleri pek çok kurum tarafından benimsenmiştir. Bu oluşumlar serüveni içerisinde okul bandoları, polis bandoları, askeri bandolar, belediye bandoları adları altında çeşitli yapı ve karekterde müzik icra eden bu orkestralar günümüzde halen faaliyetlerini sürdürmektedir.Bu araştırmada çeşitli orkestra topluluklarında pikolo flütün yeri, aynı zamanda orkestralara eser üreten bestecilerin pikolo flütü eserlerinde kullanmak istediklerinde bu çalgının ses genişliği ve karakteri hakkında bilgi edinebilecekleri bir rehber niteliği içermesi amaçlanmıştır. Flüt eğitiminde de öğrencilerin pikolo flüt hakkında başvurabilecekleri bir kaynak olabilmesi için gerekli özen gösterilmiştir.Pikolo flüt, Yunanlılara ait eski bir tasarımdır, küçük silindirik bir flüt olarak altı tane delik ile yapılan, uçlarından metal bantlarla korunan bir çalgıdır. Eski Yunanlılarda ise pikolo flütün atası fifre, bir savaş çalgısı olarak kullanılmıştır. Fifre ile sergilenen iyi bir performansın insanı cesur yaptığına, her tehikeye göğüs germesine yardımcı olduğuna inanılırdı. Pikolo flütlerin atası fifre'nin, pikolo flüt açısından tarihsel gelişim süreci içersindeki bu önemi dolayısıyla araştımada fifre'ye gerekli önem ve yer verilmiştir. Ayrıca flüt ailesinin fiziksel değişiminin anlatımında resimlerle desteklenen bir yol tercih edilmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler: İ1-Müzik 2-Pikolo Flüt3-Flüt 4-Bando 5-Fifre
Çağdaşlık ve geleneksellik antinomisinde Türk bestecilerinin solo flüt eserleri
Bu araştırma, Türk bestecilerinin geçmişten bugüne uzanan tarihini, etkilendikleri müzik akımlarına değinmek suretiyle incelemek ve özellikle son kuşak bestecilerinin flüt eserlerini ele alarak, besteleme sürecinde geleneksellik ile çağdaşlık arasında hangi noktada durduklarını; hangi Türk motiflerini, makamlarını ya da çağdaş müziğe ait hangi kuralları benimsediklerini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Birinci bölümde; Batı müziğinin Türkiye?deki gelişim süreci ve Türkiye?de besteciliği meslek edinen ilk müzik insanları olan ?Türk Beşleri? anlatılmış olup, Cumhuriyet döneminden günümüze dek Türk bestecilerin besteleme süreçlerinde geleneksel ve çağdaş öğelere eserlerinde ne kadar yer verildiğinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde; flüte eserlerinde solo çalgı olarak yer veren bestecilerin biyografilerine ve müzikal anlatımlarının niteliklerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde; bu besteciler ile yapılan görüşmelere ve flüt eserlerinin geleneksellik-çağdaşlık bakımından incelenerek, biçimsel ve müzikal açıdan açıklanmasına yer verilmiştir.
Romantizmden modernizme uzanan süreçte Alexander Scriabin'in piyano yapıtları
Alexander Scriabin 19. yüzyılın son döneminde müzik kariyerine başlamış ve 20. yüzyılın çağdaş müzik kuramlarının oluşmasına katkısı olmuş farklı bir müzik insanıdır. Scriabin'i özel kılan unsurlardan en önemlisi, müzik hayatının birbirini besleyen ancak teknik ve müzikal açılardan farklılık gösteren yapıtlardan oluşmasıdır. O, sadece bir besteci ya da piyanist olarak yaşamamış, felsefe ve mistik öğretilerle renklendirdiği yaşamında müziği bir ifade aracı olarak görmüştür. İlk Dönem yapıtlarında görülen Romantizm etkisi bestecilik kariyerinin ilerleyen yıllarında Modernizm'in ilk örneğini oluşturacak şekilde değişim ve dönüşüm göstermiştir. Son dönem çalışmalarında tonaliteden tamamen uzaklaşmış, kendine özgü atonal bir dil benimsemiştir. Bu bakımdan bestecinin eserleri piyanistik olduğu kadar müzikal içerik bakımından da değerlidir. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1. Alexander Scriabin 2. Solo Piyano Eserleri 3. Mistik Akor 4. Romantizm 5. Modernizm
Viyola dışındaki enstrümanlar için yazılmış eserlerin viyolaya aktarılmasındaki etkenler ve repertuvara katkıları
Farklı enstrümanlardan çeşitli enstrümanlara uyarlama yapmak yüzyıllardır kullanılan etkin bir uygulamadır. 20. yüzyıl öncesi, eser bakımından eksik kaldığı düşünülen viyola repertuvarının, aktarılan eserlerle genişletilmesinin genel tarama modeli ile incelendiği bu çalışmada; farklı enstrümanlar için yazılmış eserlerin uyarlanarak viyola repertuvarına kazandırılmasındaki etkenler ve viyola literatürüne katkıları araştırılmıştır. Viyolanın tarihsel süreçteki yapısal gelişimi ve bu süreçteki orijinal viyola eserleri ile viyolaya uyarlanarak repertuvara kazandırılmış eserlerin dönemlere göre dağılımı ele alınmıştır. Viyolanın bütün dönemlerde armoniyi tamamlayan vazgeçilmezlerden biri olarak görülmesine ek olarak, bugünkü solo kimliğine ulaşma süreci incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda; viyolanın bugünkü formuna ulaşması ve viyola icracılarının sayıca artışının, viyola için eser üreten bestecilerin de artış göstermesini etkilediği gözlenmiştir. Bunların yanı sıra; viyolanın bahsedildiği gibi kısıtlı bir repertuvarı bulunmadığı, aksine hem orijinal hem de aktarılan eserler bakımından kayda değer bir eser dağarcığına sahip olduğu bilgisi ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Viyola, orijinal viyola eserleri, viyolaya aktarılan eserler
A. Vivaldi'nin Mevsimler başlıklı eserinde metin ve müzik ilişkisi ve "İlkbahar" Konçertosundaki programlı müzik özelliklerinin incelenmesi
Bu araştırma, A. Vivaldi'nin Mevsimler başlıklı eserindeki metin ve müzik arasındaki ilişki ve Op.8 No.1 (Mi Majör) "La Primavera" (İlkbahar) konçertosundaki programlı müzik özelliklerinin incelemesini amaçlamaktadır. Araştırma, icracıların bestelenmiş olan bu eser hakkında detaylı bilgiye sahip olabilmesini sağlamak ve bu sayede eseri bestecinin de istediği şekilde, yazmış olduğu şiirler ile birlikte yorumlayabilmesine yardımcı olmaktır. Anahtar kelimeler: "İlkbahar" konçertosu, programlı müzik öğeleri, metin-müzik ilişkisi, .
Apoyando ve Pikado tekniklerinde sağ el parmaklarının kinematik analizi ve karşılaştırması
Klasik gitar repertuvarında, özellikle İspanyol bestecilerin konçertolarında, hızlı çalınması gereken gamlar bulunmaktadır. Bu gamların oldukça seri şekilde çalınması ancak doğru bir teknikle başarılabilmekte ve eserin bütünsel müzikalitesi için büyük önem taşımaktadır. Klasik ve Flamenko gitar ustalarının kendilerine has apoyando veya pikado teknikleri olmalasına rağmen çalış hızları değişkenlik göstermektedir. Literatürde, sağ el tekniğiyle ilgili çeşitli araştırma ve tezler mevcuttur. Ancak bu çalışmalarda sağ el duruşu ve parmak hareketleri, niteliksel tanımlamalarla anlatılmıştır. Mevcut çalışmamda ise, yüksek apoyando veya pikado hızına ulaşabilen gitaristlerin parmak hareketleri ve eklem açıları incelenmiştir. Yüksek hızlara çıkmayı sağlayan sağ el parmak hareketlerinin niceliksel olarak tanımlanması hedeflenmiştir. Çalışmamın diğer bir amacı da, gitaristlerin, farklı apoyando ve pikado tekniklerini daha kolay anlamalarını sağlayabilecek, kendi tekniklerini geliştirmelerine katkısı olabilecek ve tekniklerini öğrencilerine daha kolay aktarabilecekleri bilimsel bir bakış açısı sunmaktır. Araştırmamda, kendi alanlarında usta kabul edilen üç gitaristin (Paco de Lucia, Pepe Romero ve Grisha Goryachev) hızlı gamlar sırasındaki parmak hareketleri incelenip, kinematik analizleri yapılmıştır. Üç gitaristin parmak açıları karşılaştırılmış ve bu açılarla ulaştıkları hızlar arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu araştırmada elde edilen bulgular, mümkün olan en yüksek hıza çıkmak için, gam sırasında sağ el metacarpofalangeal (MP) eklemin 10 dereceden fazla hareket etmemesi gerektiğini göstermiştir. Buna ek olarak, distal interfalangeal (DIP) eklemini fazla hareket ettirmeden, asıl hareketin proksimal interfalangeal eklem (PIP) merkezli yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sayede, oldukça kuvvetli vuruş elde edilirken parmağın telden havalanma mesafesinin de en aza indirgendiği tespit edilmiştir. Gam icrası sırasında parmak ucu (distal falanks) havalanma mesafesinin, minimal fizik havalanma mesafesi olan 0.56 cm'ye mümkün olduğunca yakın olması gerekmektedir. Sonuç olarak, hızlı gam icrasında, nihai hedef olan düşük parmak havalanma mesafesini elde etmek için, MP ekleminin açısı sınırlı tutulurken, hareketin asıl merkezi PIP eklemi olmalı ve DIP ekleminin açısı da mümkün olduğunca korunmalıdır. Bu çalışmada, sağ el tekniği en ince ayrıntılarına kadar matematiksel olarak analiz edilmiştir. Niceliksel datalar eşliğinde ortaya konulan parmak kinematiğinin, başta hızlı apoyando veya pikado tekniğini geliştirmek isteyenler olmak üzere tüm gitaristlere faydalı bir matematiksel model olacağı kanaatindeyim. Anahtar Kelimeler: Klasik gitar, sağ el tekniği, parmak açısı, vuruş hız, apoyando, pikado, kinematik
Profesyonel piyanistlerin bir eseri icraya hazırlama süreçleri ve bir resital performansının bu açıdan incelenmesi ve değerlendirilmesi
Bu araştırma profesyonel piyanistlerin bir eseri icraya hazırlama süreçlerini tespit ederek, bir resital performansının oluşturulma süreçlerinin bu açıdan incelenmesini amaçlamaktadır. Bu kapsamda araştırmanın örneklemi Türkiye'de önemli konser performanslarıyla tanınmış üç kadın, beş erkek olmak üzere sıklıkla resital veren sekiz profesyonel piyanistten oluşmaktadır. Araştırmanın evreni Türkiye'de resital performansları icra eden profesyonel piyanistler oluşturmaktadır. Bu araştırmada veriler, açık uçlu anket soruları, katılımcı gözlem ve kaynak tarama metotları kullanılarak elde edilmiştir. Profesyonel piyanistlerin bir eseri icraya hazırlama süreçlerinin araştırılarak, bir resital performansının bu bağlamda incelenmesi ve değerlendirilmesi bakımından betimsel bir nitelik taşıyan bu araştırmanın sonuçlarına göre piyano konserlerine hazırlık süreçlerinin zihinsel fiziki ve kültürel aşamalardan oluştuğu, profesyonel piyanistlerin hazırlık süreçlerinde kişisel farklılıklar bulunduğu, repertuvarlarını seçerken ortak davranışlar içerisinde olduğu sonuçlarına yer verilmiştir. Resital ve orkestra eşlikli konserlerin farklı bağlamlarda ele alınması gerektiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Konser, piyano, profesyonel piyanist, resital
Franz Schubert'in Winterreise şarkı dizisinde sembolizm ve müziğe yansımaları
Alman sanat şarkıları olarak bilinen lied repertuvarının önemli eserlerinden biri de 19.yy bestecisi Franz Schubert'in "Winterreise" op.89 (D.911) başlıklı albümüdür. Bu albüm Wilhelm Müller'in "Gedichte aus den hinter lassenen Papieren eines reisenden Waldhornisten" (Gezgin Kornocunun Geride Bıraktığı Sayfalardan Şiirler) isimli şiir albümünün 1821-1824 yılında yazmış olduğu şiirlerden oluşmaktadır. Schubert bu liedleri bestelerken şiirlerde yer alan tema ve sembolleri müziğe bazı özel teknikler kullanarak aktarmıştır. Bu sembollerin müziğe aktarımını inceleyen bu çalışma üç ana bölümden oluşur. Tarihsel yöntemin kullanıldığı birinci bölümde, lied kavramı, liedin ortaya çıkışı ve Alman lied türü anlatılmıştır. İkinci bölümde ise, albümün bestecisi olan Franz Schubert'in ve şair William Müller'in hayatından bahsedilmiştir. Ayrıca, albümün oluşum süreci anlatılmış ve şiirin içeriğindeki hikâyeye değinilmiştir. Çalışmanın son bölümü olan üçüncü bölümde ise, eserdeki sembolizm fikirleri ve metin-müzik ilişkisi incelenmiş, partitür örnekleriyle gösterilmiştir. Sonuç olarak, lied geleneğinin önemli bestecilerinden biri olan Franz Schubert'in Winterrreise albümündeki sembolizmin incelendiği bu çalışmada, şarkıların baştan sona bir bütün oluşu, şarkılar içeresindeki ortak figürler, motifler ve bunların müzik içindeki yansımaları anlatılmıştır.
Gitar yarışmalarında tercih edilen konçertolar ve müzisyenlerin belirlenen eserlerdeki problemli pasajlara getirdiği çözümlerin irdelenmesi
Gitar Yarışmaları, 20. yüzyıl ile birlikte Avrupa'da düzenlenmeye başlamış, günümüzde gitaristler için önemli bir yere sahip olmuştur. Uluslararası Francisco Tárrega (Benicassim) ve Uluslararası Michele Pittaluga (Alessandria) Gitar Yarışmaları, final aşamasında gitar konçertosu icra edilen ilk yarışmalar olarak bilinmektedir. Bu çalışmada, belirlenen yarışmalarda birincilik ödülü almış müzisyenlerin final aşamasında hangi konçertoları icra ettiği araştırılmıştır. Yarışmalarda çalınan eser seçimleriyle ilişki olarak, konçerto formundaki eserlerin gitar partileri incelenmiş, problemli olduğu düşünülen bölüm ve pasajlar belirlenmiştir. Yarışmada birincilik ödülü alan müzisyenlerin ve büyük gitar virtüözlerinin belirlenen sorunlu pasajlara getirdiği çözümler incelenmiş ve bu çözümlerin amaçları irdelenmiştir. Araştırmanın sonucunda; belirlenen gitar yarışmalarında birincilik ödülü kazanmış müzisyenlerin, yarışmaların final aşamasında icra ettikleri konçerto seçimleri ortaya çıkmıştır. Gitar sanatçılarının bu eserlerdeki problemli pasajlara getirdiği çözümler, icra önerisi olarak sunulmuştur.
Johann Sebastian Bach'ın lavta için bestelediği düşünülen eserlerinin modern gitara uyarlanması ve bu süreçte karşılaşılan zorluklar
Klasik Batı Müziği'nin hiç şüphesiz en önemli bestecilerinden Johann Sebastian Bach'ın, literatüre lavta eserleri olarak geçen bestelerinin klasik gitarda yorumlanması esnasında birtakım problemler meydana gelebilse de; bu problemler çeşitli şekillerde çözüme ulaştırılmış ve geçmişten günümüze birçok gitaristin repertuvarında önemli bir yer tutmuştur. Araştırmada, lavta ve gitarın tarihteki gelişim süreçleri incelenmiş, J. S. Bach'ın sözü edilen eserlerinin klasik gitarda çalınmasıyla ilgili olası problemler ve çözümleri çeşitli yönlerden incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda klasik gitarın, yapısı ve ses olanakları da göz önünde bulundurulduğunda bu eserleri seslendirmek için uygun olduğu, oluşabilecek bazı sorunların da çeşitli yaklaşımlarla çözülebildiği kanısına varılmıştır.
Ravel'in müziğinin yapı taşları
Maurice Ravel'in gerek piyano eserleri, gerek orkestra eserleri, müzik repertuvarında önemli bir yere sahiptir. Ravel'in müzik repertuvarına kazandırdıkları yalnızca eserleri ile sınırlı değildir; kendisi aynı zamana bir orkestrasyon dehası olmakla da bilinir. Ravel'in komposizyon tekniğindeki mekanik ustalık, Stravinsky'nin Ravel'e "İsviçre saati" atfı ile anlatılabilir. Buna rağmen Ravel'in kompozisyonundaki mekanik kusursuzluk kaygısı, müziğindeki renk kalitesinin önüne geçmez; soyut öğeleri net bir zemin üzerine oturtur. Tezin başlığı olan Ravel'in Müziğinin Yapı Taşları, bestecinin yaratısını doğrudan etkileyen görsel ve edebi akım ve şahsiyetler, dönemin politik ve sosyolojik gelişmeleri, Empresyonizm akımının müzikte öncüsü olarak kabul edilen Claude Debussy ile etkileşimi doğrultusunda geniş bir yelpazede değerlendirilerek oluşturulmuştur. Ravel'in kendine has müzikal stili zaman içerisinde, Fransız geleneklerine olan saygısı doğrultusunda, farklı kaynaklara olan ilgisinden de ötürü birçok unsuru içerisinde barındıran bir tutum ile şekillenir. Bu çalışmada Ravel hakkında yazılan kaynaklar ve eserler incelenerek, müziğini oluşturan ana unsurlar dört başlıkta ele alınmıştır. Birinci bölümde Maurice Ravel'in hayatı, ikinci bölümde komposizyon stilinin oluşmasındaki ana faktörler ve bestecinin kendisi ve müziği ile ilgili önemli kişilerin görüşleri, üçüncü bölümde orkestrasyonu, dördüncü bölümde ise sonuç ve önerilere yer verilmektedir.
Robert Schumann'ın Op.9 carnaval eserindeki bölüm başlıklarının kaynak bilgileri ve içerdiği anlamların müziğe olan yansımaları
Müzik alanında yorumculuk, çok yönlü analitik yaklaşımı gerektiren bir olgudur. Bunun sebebi bir müzik eserini oluşturan birçok öğenin; form, kontrpuan veya armoninin varlığıdır. Ancak Romantik dönemde bestecilerin son derece öznel eserler ortaya koyması sebebiyle, müziğin ifade gücü, yorumcular açısından bir adım öteye taşınmıştır. Bestecilerin eserlerinde tasvir etmeye çalıştıkları kişileri, durumları veya ruh hallerini, belli bölüm başlıkları altında toplamaları, yorumculuk açısından daha somut bir anlatım gücüne gereksinim oluşturmaktadır. Bu yönüyle, yorumcuların bu tip eserleri daha derinlemesine incelemeleri ve farklı açılardan ele almaları gerekmektedir. Romantik dönemde yaşamış ve öznel besteci tanımını en çok karşılayan müzisyenlerin başında Robert Schumann gelmektedir. Klasik form anlayışını ikinci planda tutarak, bestecilik yönündeki önceliğini, kendi dünyasında yaşadığı ruh hallerini veya çevresindeki olayların kendisi üzerindeki etkilerini müziğe yansıtmaya vermiştir. Bestecinin piyano müziği 3 ayrı dönemde incelenmektedir. Bu dönemler, sadece solo piyano eseri bestelediği erken dönemini, piyano için polifonik formlarda eser verdiği orta dönemini ve Biedermeier etkisi taşıyarak bestelediği, Hausmusik olarak adlandırılan eserler verdiği geç dönemini içermektedir. Op.9 numaralı "Carnaval", Schumann'ın erken döneminde bestelediği birçok solo piyano eseri gibi, belli başlıkların yer aldığı karakter parçalarının, tek bir isim altında bir dizi (cycle) olarak toplanmasından oluşan 21 bölümlük bir eserdir. Eserde tasvir edilen kişiler veya karakterler bazı "commedia dell'arte" karakterlerini, Schumann'ın hayranlık duyduğu bestecileri ve kendi dünyasında yarattığı hayali kişilikleri içermektedir. Bunun yanı sıra karnaval etkinliğinin coşkusunu yansıtan birçok dans karakterli bölüm yer almaktadır. Bu araştırmanın amacı, Robert Schumann'ın op.9 "Carnaval" adlı eserindeki bölüm başlıklarının kaynak bilgileri ile içerdiği anlamları derinlemesine araştırıp, bu içeriklerin besteci tarafından ne şekilde imgelenip müziğe yansıtıldığını ortaya çıkartmaktır. Yapılan araştırma sonucunda elde edilen bulgular, bu eseri ele alacak olan piyanistlere daha donanımlı bir icra için gerekli bilgi birikimini sağlaması bakımından önemlidir. Verilerin çözümü, nitel araştırma türlerinden biri olan 'içerik analizi' yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Her bölüm için ayrı ayrı uygulanan yapısal çözümleme basamakları; motifsel analiz, cümle analizi, tonal analiz ve form analizidir. Yapılan çözümlemeler sonucunda, bölüm başlıklarındaki içeriğin çeşitli ritmik, tonal ve motifsel öğelerle müziğe yansıdığına dair bulgulara ulaşılmıştır. Buna ek olarak; Sphinx'lerin eserde motifsel açıdan birliktelik sağladığı, bölümler arasındaki tonal ilişkinin ise eserde tonal bir bütünlük yarattığı ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen bulgular ve sonuçlar, eseri ele almak isteyen piyanistlerin, eseri oluşturan her türlü öğe ve kavram hakkında detaylı bilgi sahibi olmalarına yardımcı olacak niteliktedir.
Paul Hindemith korno sonatı ve teknik zorluklarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Çağdaş Alman besteci Paul Hindemith'in 1939 yılında bestelediği Korno Sonatı'nın çalıcı açısından oluşabilecek teknik zorluklarının çözümlenmesidir. Bu amaçla eserin müzikal analizi genel ve tonal yapı olarak incelenirken Paul Hindemith'in İngilizce yayınlanmış "The Craft of Musical Composition" adlı kitabının Türkçe çevirisi olan "Ses İşçiliği" kitabından yararlanılmıştır. Çalıcı açısından oluşabilecek teknik zorluklar temel başlıklar altında, bunların dışında kalan bazı pasajlar da özel olarak incelenmiştir. Araştırma genel tarama modelinde betimsel bir çalışma olup; içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Sonuç bölümünde ise eserin formal ve tonal yapısı hakkında ulaşılan bulgulara yer verilmiş, Türkiye'de korno eğitimi veren uzmanların görüşleri doğrultusunda nefes kullanımı, entonasyon ve zamanlama açısından oluşabilecek teknik zorlukların nasıl aşılabileceği hakkında önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler : Paul Hindemith, Korno, Sonat, Teknik Analiz
Beethoven Op.69 piyano-viyolonsel sonatı birinci bölümünün orijinal el yazması ile seçilmiş edisyonlarının karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı viyolonsel repertuvarının önemli eserlerinden biri sayılan Beethoven'ın Op. 69 Piyano-Viyolonsel Sonatı'nın günümüzde en sık kullanılan edisyonlarının aslına yakınlık derecelerini saptamaktır. Dolayısıyla araştırma, genel tarama modelinde betimsel bir çalışma temeline dayanmaktadır. Bu doğrultuda eserin orijinal el yazması ile seçilen diğer edisyonlar tarama yöntemiyle karşılaştırılmıştır. Eserin orijinal el yazmasının yalnızca birinci bölümünün günümüze ulaşmış olması nedeniyle araştırma yalnızca söz konusu sonatın birinci bölümünü kapsamaktadır. Yapılan araştırma sonucu Bärenreiter 2004 edisyonunun, orijinal el yazmasına incelenen diğer edisyonlardan daha yakın olduğu saptanmıştır.
Birinci Dünya Savaşı öncesinde Macar müziği ve yirminci yüzyıl müziğine yansımaları
Bu çalışma, Birinci Dünya Savaşı öncesinde Macar müziğine katkı sağlayan bestecileri ve bu dönemden sonra Macar müziğindeki ve Avrupa genelindeki ilerleme sürecini incelemek amacıyla yazılmıştır. Birinci bölümde, konunun başlangıç noktası olan Birinci Dünya Savaşı öncesinde Avrupa ve Macaristan'daki genel durum ve savaş sonrası her alandaki gelişmelerin müzik endüstrisine ve bestecilere yansımasından yola çıkarak Birinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa'daki müzik ortamı ele alınmıştır. Böylece, o dönemdeki tüm gelişmelerin müziğe yansımaları örneklerle açıklanmıştır. İkinci bölümde, Macar bestecilerin hayatları ve eserlerinden bahsedilerek Macar müziğinin gelişim süreci örneklerle incelenmiştir. Üçüncü bölümde Macar bestecilerin eserleri ile yirminci yüzyıl müziğine sağladığı katkılar incelenmiş, etkileşim içinde oldukları Avrupalı bestecilerle yaptıkları ortak çalışmalar belirtilmiştir. Sonuç olarak; "Birinci Dünya Savaşı Öncesinde Macar Müziği ve Yirminci Yüzyıl Müziğine Yansımaları" adlı bu çalışmada içinde yaşanılan dönem şartlarının sanata ve sanatçıya etkileri ortaya konmuştur. Müzik sanatının tarihi süreç ile birlikte incelenmesi, döneme ait eserlerin daha iyi anlaşılmasına etki etmektedir. Besteciler, içinde yaşadıkları dönemde gerçekleşen siyasi ve sosyal olaylardan etkilenerek bunu müziklerine yansıtırlar. Bunun en güzel örneklerinden biri olarak Birinci Dünya Savaşı dönemi kabul edilebilir.
Klarinet eğitimine yönelik diyafram geliştirme yöntemleri ve başlangıç seviyesi için metot örneği
Solunum doğduğumuz andan ölüme kadar fakında olmadan gerçekleştirdiğimiz yaşamsal kas hareketidir. Bir klarinet sanatçısının düzgün bir tonda, rahat müzik yapabilmesi için solunum sisteminin nasıl çalıştığını öğrenmesi gerekmektedir. Normal hayatta farkında olmadan yapılan nefes alış-verişi bireye yetebilir ancak, bir klarinet sanatçısı nefesini nasıl daha kaliteli kullanacağını öğrenmelidir. Diyafram eğitimi öğretmen ve öğrencinin işbirliğiyle yürütülmelidir. Öğrencinin klarinet eğitimine başladığı ilk zamanlarda her derste diyafram geliştirme ve nefes egzersizleri öğretmen ile birlikte yapılmalıdır ve daha sonrasında öğrencinin bu çalışmaları her gün yapması gerektiği öğretilmelidir. Öğrenciye bu bilinç kazandırılırsa iyi bir eğitimin temelleri atılmış olur. Doğru nefes klarinet eğitiminde atılacak ilk adımdır. Nefes eğitimi öğrenciye çalgıyı öğretmeden verilmeli, önemi anlatılmalıdır. Diyafram nefesi, diyafram kasının nefes alındığında aşağıya doğru esneyerek ciğerlerin tam kapasiteli çalışması için yer açmasıyla oluşan nefes biçimidir. Üfleme çalgı çalan sanatçıların dışında normal hayatta da diyafram kullanımı sağlık açısından çok önemlidir. Düzgün ton doğru nefesten geçer. Diyafram ile ilgili yeterli bilgi, düzgün bir ton, iyi artikülasyon, iyi duruş demektir. Bu çalışmaya parmak tekniği de eklenince öğrencinin iyi bir icracı olma yolu açılacaktır. Klarinette nefes ve diyaframın önemi bu denli büyükken kullanılan başlangıç seviyesindeki çoğu metotta diyafram ile ilgili herhangi bir bölüme rastlanmamıştır. Kullanılan yabancı kaynaklı metotlarda parmak pozisyonları gösterildikten sonra nota çalımına geçilmektedir. Oysa nota eğitiminden önce verilen diyafram eğitimi öğrencinin daha hızlı yol almasını sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: Solunum, Diyafram, Diyafram Nefesi, Klarinet, Klarinet Metodu.
N. R. Korsakov Şehrazad Senfonik Süiti Op. 35: Orkestra şefliği açısından teknik ve müzikal değerlendirme
Adını müzik tarihine yazdırmış büyük klasik batı müziği eserleri çabuk anlaşılıp, seslendirilebilecek kolaylıkta değillerdir. Buna ek olarak, klasik batı müziği bestecilerinin, eserlerini bestelerken nelerden etkilendiklerini de bilmek gerekmektedir. Besteci ile dinleyici arasında bir köprü görevi üstlenmiş icracının seslendireceği eseri yalnızca notalara bakarak algılayabilmesi pek mümkün olamamaktadır. Besteci eğer orkestra için bir eser yazdıysa, bu eseri dinleyiciye aktaracak köprü; bir orkestra ve onu yönetecek olan orkestra şefidir. Seslendirilecek eserlerin orkestra şefleri tarafından iyi kavranabilmesi için müzikal açıdan analizinin yapılması ve bestecilerinin etkilendiği unsurların öğrenilmesi önerilmektedir. Bu yöntemle daha anlaşılır hale gelen müzik yapıtları dinleyiciye daha sağlıklı ulaşacaktır. "N.R.Korsakov 'Şehrazad' Senfonik Süiti Op. 35: Orkestra Şefliği Açısından Teknik ve Müzikal Değerlendirme" isimli çalışmanın Birinci Bölümünde Korsakov'un "Şehrazad" eseri ile M.A.Balakirev'in "Tamara" adlı eseri arasındaki benzerlikleri anlatılmıştır. Korsakov'un Balakirev'den etkilenmiş olduğu motifler ve pasajlar örneklerle ifade edilmiştir. Bu bulgular sonucunda, Korsakov'un Şehrazad için çizdiği profilin Gürcistan tarihinin en başarılı ve güçlü kraliçesi Tamara gibi güçlü bir kadın profili olduğu yargısı çıkarılmıştır. Balakirev "Tamara" adlı eseri bestelerken M.Y.Lermantov'un 1841 yılında yazmış olduğu "Tamara" şiirinden esinlenmiştir. Lermantov, şiirinde kraliçe Tamara'yı hem melek hem de şeytan karakterli, herkesi bir şekilde etkisi altına almayı başaran ve entrikacı biri olarak anlatır. İkinci Bölümde, eserin daha anlaşılır hale gelebilmesi için müzikal analize yer verilmiştir. Eserin ilk bölümü olan Deniz ve Sinbad'ın Gemisi; gelişmesi bulunmayan Sonat formunda, Prens Kalender bölümü; içinde iki Ara Müzik barındıran Çift Scherzo formunda, Genç Prens ve Prenses bölümü; İki Bölmeli Şarkı formunda; Bağdat'ta Şenlik bölümünün ise Rondo formunda yazıldığı saptanmıştır. Üçüncü Bölüm, orkestra şefliği açısından eserin yönetimine ilişkin jest önerileri ile ilgilidir. Up Vuruşu ve Down Vuruşu olarak ikiye ayrılmış jestlerin nasıl ve nerede kullanılacağı anlatılmış, ölçülerin vuruş şekilleri çizilmiş, yavaşlamaların, durakların (puandorg) nasıl uygulanacağı üzerinde durularak bir takım çözüm önerileri sunulmuştur. Genç orkestra şeflerinin de herhangi bir klasik müzik eserini seslendirmeden önce bu tezde yer alan aşamalardan geçirerek eseri çalışmaya hazırlamaları önerilmektedir. Sonuç olarak bu çalışmayla N.R.Korsakov'a ait Şehrazad Senfonik Süitin orkestra şefleri tarafından hazırlanılmasına ve yorumlanmasına katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler Orkestra Şefliği, Şehrazad, N.R.Korsakov, Müzikal Analiz, Jest