Dicle University
Departman

Sosyoloji Bölümü

Dicle University

76

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nakşibendilikte kadın (Ulaşlı köyü örneği)

Bilge, Emine, ?Nakşibendilikte Kadın (Ulaşlı Köyü Örneği)? Yüksek Lisans Tezi, Tez Danışmanı, Doç.Dr. Ahmet Taşğın, 154 s.Birey ve toplum hayatını etkileyen en önemli unsurlardan biri din olmuştur. Tarikat en yaygın dini gruplaşma şekillerinden birisidir. Nakşibendilik, sufi geleneğe bağlı bir tarikattır. Nakşibendi tarikatı ülkemizde yaygın bir tarikat olarak varlığını sürdürmeye devam etmektedir.Nakşibendi tarikatı, oldukça eski ve köklü geleneksel kültüre, felsefi ve mistik söyleme sahip olmakla birlikte tarih boyunca farklı yansıma biçimleriyle bireysel ve sosyal yaşamın bir parçası olmuştur.Sosyal bir grup olarak tarikatlar, sosyal bir harekettir. Tarikatlara yönelmenin sosyolojik etkilerinin en önemlisi bireyin ihtiyaç duyma, problem edinme ve bu problemi çözme isteğidir. Bu çalışmada dinden doğan grup olarak tasavvufi mistik yaşayış ve onun teşkilatlanmış şekli olan tarikatın sosyal tezahürleri incelenecektir.Nakşibendi tarikatının kurucu ve isim babası Bahaeddin Nakşibend'dir. Nakşibendi tarikatının Türkiye'de en yaygın kolu Mevlana Halid-i Bağdadi'ye nisbet edilen Halidiye koludur. Halidiye kolunun en geniş etkisi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görül mektedir.Bugüne kadar kadın, din, tasavvuf konularında birçok araştırma yapıldığı halde tasavvufi bir tarikat olan Nakşibendilik bağlamında kadın konusu Din Sosyolojisi açısından araştırılmaya açık bir alan olarak durmaktadır. Nakşibendiliğin kadının sosyal yaşamı üzerinde ne tür etkisinin olduğu ve toplumumuzu tanımamız açısından bu çalışmanın sosyal gerçekliği biraz daha netleştirmesi düşünülmektedirKadınların dini ve sosyal hayatla ilgili istek ve ihtiyaçları Nakşibendi tarikatına yönelmede etkileyici bir faktör olmaktadır. Tarikat, kadınlar için sosyal bir çevre sağlamakta, kadının toplumsal yaşamdaki konumunu meşrulaştırmaktadır.Nakşibendiliğin kadının sosyal, kültürel ve dini yaşamına ilişkin çerçeveyi anlamak için geliştirdiğimiz 81 soruluk anket formu, tarikat hayatı ile birlikte kazanılan inanç bilgi ve tecrübelerin kadının sosyal yaşamı üzerindeki sosyolojik yansımalarını anlamaya yöneliktir. Tarikat ve tarikat liderine olan bağlılık çerçevesinde referans olarak yapılan her türlü tutum ve davranış bunun kapsamı içine girmektedir.Batman'ın Ulaşlı Köyü örneğinden yola çıkarak kırsal alanda gerçekleştirdiğimiz bu çalışmanın Türkiye'deki Din Sosyolojisi çalışmalarına katkı yapması düşünülmektedir.

Emine Bilge
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk modernleşmesinde oryantalizmin etkisi ve kadın sorununa yansımaları; Diyarbakır örneği

Bu çalışmada ilk olarak Doğu ile Batı arasındaki ilişkileri incelemede bir dönüm noktası oluşturan Edward Said'in Oryantalizm teorisinden yola çıkarak Türkiye'de modernleşme sürecinin oryantalist tahayyülden nasıl etkilendiğini ve bu etkilenimin toplumsal cinsiyet politikalarını nasıl belirlediğini incelemeye çalışacağız. Aynı zamanda oryantalizmin çoklu görünümlerinin varlığı argümanına dayanarak Türkiye'nin oryantalizm merkezli modernleşme çabasının özellikle ülkenin Doğu bölgelerinde kadının toplumsal konumunu nasıl şekillendirdiğini ve Doğu'lu kadın üzerine oluşturulan söylemin gerçekliği üzerine yoğunlaşacağız. Çalışmamız Türk modernist elitlerinin oryantalizmin etkisiyle tanımladıkları Doğu kadını imgesinin verili gerçekliğe oturup oturmadığını ve özellikle Kemalist ideoloji ve Avrupa merkezci bir pencereden Doğu'ya bakmanın gerçekleri ne kadar kavrayabileceğini sınamayı hedeflemektedir.Çalışmanın ana teması Batı dışı modernleşme çabalarının kendi toplumsal gerçekliğine karşı geliştirdiği Batılı ve önyargılı bakış açısının en belirgin olduğu alanın toplumsal cinsiyet kimlikleri alanı olduğunu ve bu nedenle başarısızlık ve çelişkilerin en çok bu alanda gözle görülür hale geldiğini ortaya koymaya çalışmaktır.Türkiye gibi ulusal inşanın geç kaldığı ülkelerde modernleşme zaten sancılı,tepeden ve baskıcı bir süreç olarak yaşanırken Türkiye'nin kendi özgünlükleri de ülkenin özellikle doğu ve batısı arasında daha gerilimli bir ilişkinin ortaya çıkışına neden olmuştur. Modernist elitlerin ideolojik duruşuna hakim bir içsel ve örtük oryantalizmin varlığı özellikle Doğu bölgelerinde yaşayan kadınlara yönelik bir medenileştirme, modernleştirme çabası içine girilmesine neden olmuştur. Bu nedenle Batı merkezli bir gerçeklik projesi olarak Türk modernleşmesi ve onun cinsiyet politikalarının başarısızlığı üzerinde durmak istenmektedir. Bu başarısızlığın en belirgin olduğu yerler ise ülkenin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleridir. Geleneksel ve özgül değerlerin Batılı değerler lehine göz ardı edildiği modernleştirme süreci, bölgenin kendi sosyo-ekonomik gerçeklikleri göz önüne alınmadan gerçekleştirildiği için istenilen başarıyı yakalayamamıştır. Milliyetçi bir öze sahip oryantalist söylemin Doğu'ya ve Doğulu kadınlara karşı geliştirdiği güvensiz, üsten ve dayatmacı medenileştirme çabalarının milliyetçi ve oryantalist özü bu bölgede kadının sosyo-ekonomik koşullarının geliştirilmesinde ki başarısızlıkta önemli bir etkendir.Çalışmada teorik çerçevenin oluşturulmasıyla birlikte Doğulu kadınların Batılı tahayyüllerin oluşturduğu resmin neresinde yer aldıkları, Doğulu kadınların Batılı hemcinslerinin algıladıkları gibi pasif,suskun, edilgen nesneler mi yoksa Batılı algılayışla örtüşmese de eylemselliğe sahip pratik, güçlü ve çözüm üretme kapasitesine sahip öznellikler mi olduğunu ortaya koyabilmekti. Bu amaçla Diyarbakır ilinin Sur içi bölgesinde 50 kadınla bir anket çalışması yapıldı. Kadınlara ekonomik, sosyal durumları aile içi ve evlilik ilişkileriyle ve siyasal duyarlıklarıyla ilgili sorular sorulup alınan cevaplar istatistiksel analize tabi tutuldu bazı yorum sorularının sonuçları ise çalışmada ayrı olarak yer aldı.Anahtar Kelimeler: Oryantalizm, Çoklu Oryantalizm, Toplumsal Cinsiyet, Kimlik, Söylem

Cinsel kimlikModernleşmeOryantalizm
Funda Atak Çelebi
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Projesi (GOKAP)'nin Türkiye ve komşu ülkeler üzerine sosyolojik etkileri

Medeniyetlerin başlangıcı Orta Doğu, geçmişten günümüze birçok kavim tarafından kimi zaman göç yolu, kimi zaman da yurt olarak kullanılmıştır. Bu nedenle birçok etnik grubun yaşadığı bu coğrafya eskiden beri birçok güç merkezi tarafından zapt edilmiş veya kontrol edilmeye çalışılmıştır. Bu istilalar ise her seferinde kültürel bir emperyalizmi de beraberinde getirmiştir.Geçmişte Büyük İskender'in yaptığı Helenleştirme, daha sonrasında Araplar tarafından yapılan Araplaştırma bu emperyalizmin adı olmuştur. Günümüzde ise bunun adı ABD'nin tek taraflı değişim dayatması olarak Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Projesi (GOKAP) olarak karşımıza çıkmış bulunmaktadır.Kimi çevreler tarafından projenin ölü doğduğu söylensede, proje birçok etnik grubun birlikte yaşadığı bu coğrafyada bir değişim politikası olarak batılı insan tipini ve batı değerlerini bölgede uygulama koymuştur. Proje ölmek üzere veya can çekişmektedir. Ancak değişimin ilk ivmesi verilmiştir. Esas problem ise bu değişimin yaratacağı dönüşümün nasıl kontrol edileceğidir.Bölge ülkeleri ve Türkiye bu kontrolsüz değişimin yaratacağı kültürel travmayı önlemek için kontrollü bir dönüşümün çarelerini aramalıdır. Bu kapsamda Türkiye tarafından iç kültürel düzeyde (İletişim ve Bilişim alanında, Eğitim alanında, Kültürel Kimlik ekseninde, Ahlak ve Hukuk alanında) ve dış kültürel düzeyde (Pozitif Dışa Dönüklük, Çok Yönlülük, Çevresel İz Düşüm, Yumak Güç (Soft Power) Kullanımı, İmparatorluk Mirasından Faydalanma) alınması gereken önlemler vardır. Bu sayede dönüşüm, bölgenin kültürel geçmişi ile bağlantılı ve otantik olacaktır. Önemli olan dönüşümü geleceğe yönelik bir atılımın ilk hareketi olarak kullanabilmektir.

AmerikaAmerika Birleşik DevletleriDeğişim+6
Mehmet Fatih Çetinkaya
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgüt kültürü ve liderlik tarzları arasındaki ilişkiler:İstanbul Emniyet Müdürlüğünde bulunan orta kadame yöneticiler üzerine bir araştırma

Bu tez çalışmasında; örgüt kültürü ile liderlik davranışları arasındaki ilişkilerin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla öncelikle tezde teorik alt yapı oluşturulmuştur. Birinci bölümde liderlik konusu tüm boyutlarıyla ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır. İkinci bölümde ise örgüt kültürü ele alınmış ve liderlik ile ilişkileri teorik anlamda ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezin üçüncü bölümü ise İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görevli orta kademe yöneticileri üzerine yapılan bir araştırmaya yer verilmiştir. Bu araştırmada örgüt kültürü ve liderlik boyutları arasındaki ilişkileri gösteren bir model tasarlanmıştır. Örgüt kültürünü algılamaya yönelik 98 soru ve liderlik değişkenlerinin algılanmasına yönelik 23 soru bulunmaktadır. Araştırma yaklaşık 125 civarındaki yöneticiye uygulanmıştır. Toplanan verilerin değerlendirilmesinde SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Araştırma modelini test etmek için analizinde faktör, güvenilirlik, korelasyon ve regresyon analizlerine yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Liderlik, Örgüt Kültürü, Örgüt Kültüründe Liderlik, Yönetim.

Yılmaz Avcu
İstanbul Beykent Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Televizyon reklamlarının içerik analizi: Çocuk sağlığı ve gelişimi

Günümüz iletişim ortamları içinde çocukların en çok karşılaştıkları iletişim metinleri arasında reklamların yer aldığı söylenebilir. Bunun temel nedeni, günümüzde çocuk nüfusunun kazanmakta olduğu önemdir.Reklamlar satışları artırma ve hedef kitlenin firma ve ürünleri lehine olumlu davranışta bulunması amacı ile yapılır. Bununla beraber reklamlar hazırlanırken bazı ilkeleri de göz önünde tutmak gerekir. Özellikle çocuklara yönelik yapılan reklamlardan çocukların olumsuz bir şekilde etkilenmemesi için verilecek mesaj ve uygulanacak reklam tekniklerinin iyi seçilmiş olması gerekir.Bu araştırmada Türkiye kanallarında 2009 ` un Mart ve Nisan aylarında, genellikle, 19: 30 ve 22: 30 saatleri arasında yayınlanan, çocuk sağlığına ve gelişimine yönelik reklamların içerik analizi yapılmaya çalışılmıştır. Çocuk sağlığı ve gelişimini hedef alan reklamlardaki konu ve ürün dağılımı, etkiyi arttırmak amacıyla kullanılan popüler kültür unsurları, reklam filmlerinin süreleri, mesaj stratejileri, anlatım tarzları ve kullandıkları dilin özellikleri, reklam verenlere ve reklam biçimlerine göre dağılımları tespit edilmeye çalışılmıştır.

Ekin Demir
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küreselleşen dünyada yoksulluk olgusu

Günümüz dünyasında küreselleşme ve yoksulluk en önemli kavramlar haline gelmiştir. Küreselci ideolojinin iddia ettiğinin tersine küreselleşme herkese yarar sağlamamıştır: Küreselleşmenin sunmuş olduğu fırsatlar eşitsiz bir şekilde dağılmaktadır. Küreselleşme süreci ile birlikte dünya kaynakları giderek daha küçük bir kitlenin elinde toplanırken, büyük bir kitle yoksulluk içerisinde yaşamaktadır.Bu çalışmada, küreselleşme süreci ile beraber ekonomik sistemde meydana gelen değişimlerin yoksulluğun artışında ve derinleşmesinde nasıl bir etkide bulunduğu tartışılmaya çalışılacaktır. Bu çerçevede, küresel yoksulluğun artışına neden olan uluslararası kuruluşların politikaları ele alınacaktır.

KüreselleşmeNeo-liberalizmYoksulluk
Begüm Köse
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de kamu sağlık hizmetlerinde 1980 sonrası uygulanan neo-liberal ekonomi politikalarının sağlık personeli istihdamı üzerindeki etkileri: Sözleşmeli sağlık personeli istihdamının eleştirel bir değerlendirmesi

Bu tezin amacı, Türkiye'de 1980'lı yıllardan itibaren uygulanan neo-liberal sağlık politikalarının yardımcı sağlık personeli üzerine etkilerinin araştırılmasıdır. Bu çalışma yapılırken birinci bölümde sağlık hizmetlerinin genel tanımı, dünyada uygulanan sağlık sistemleri kısaca incelenmiş ve ülkemizin sağlık sisteminin kategorize edilmesine yönelik ön araştırma yapılmıştır. Yine çalışmanın birinci bölümünde iktisat teorisinin geçirdiği evrelerde irdelenmiş ve bunun sağlık sistemiyle olan ilişkisi üzerinde durulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Türkiye'deki sağlık sisteminin Cumhuriyet devriminden günümüze geçirdiği evrim üzerinde durulmuştur. Cumhuriyet devrimiyle birlikte sağlık alanında yapılan uygulamalar Türk modernleşmesinin bir parçası olmuştur. Sağlık hizmetlerinin gelişim evreleri aynı zamanda Türk modernleşmesinin gelişim evreleriyle paralel bir çizgi taşımaktadır. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde 1980 sonrası uygulanan sağlık politikalarının personel istihdam modeline etkisi üzerinde durulmuştur. Sözleşmeli sağlık personeli istihdamına yönelik olarak hazırlanan soru formu İzmir ilindeki kamu hastanelerinde çalışan sözleşmeli sağlık personeliyle yüz yüze görüşülerek yapılmıştır. Toplanan veriler, çalışmanın ileri sürdüğü hipotezlerle karşılaştırılarak sonuçlara ulaşılmıştır. Sözleşmeli istihdam modelinin sağlık personeli üzerinde oluşturduğu etkiler ortaya konulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Refah devleti, neo-liberalizm, küreselleşme, sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi, sağlıkta reform süreci, esnekleştirme, piyasalaştırma,

Ekonomi politikalarıNeo-liberalizmReform+6
Erdal Çirpici
Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vıctor Hugo'nun Sefiller adlı eserinden hareketle 19. yüzyılda Fransa'da suç olgusu üzerinde bir değerlendirme

Betimsel olduğu kadar eleştirel yönü olan bu çalışma, 19. yüzyılda Fransa'da suç ve ceza anlayışı üzerine bir değerlendirme amacı taşımaktadır. Çalışma, konusu itibariyle, edebiyat, sosyoloji ve hukuk alanları ile ilgilidir ve amacıyla bağlantılı olarak, edebi eser üzerinden (Sefiller) bir sosyal olguyu (suç) ele almıştır.Çalışmada, 19. Yüzyıl Fransası'nın hukuk sistemi ve adalet anlayışı gözden geçirilmeye ve dönemin uygulamalarına yönelik eleştirel bir okuma yapılmaya çalışılmıştır. Fransa'da, 19. yüzyılda ceza uygulamalarında cezanın suça oranla oldukça ağır olduğu, bu yönüyle dönemin hukuk sisteminin henüz modern hukukun ceza uygulamalarından farklı olduğu vurgulanmıştır.Çalışma, üç ayrı bakış açısına dayanılarak hazırlanmıştır. Yansıtma kuramlarından doğan, yazarın içinde geçtiği tarihsel süreçten etkilendiğini vurgulayan tarihsel ve sosyolojik eleştiri yöntemleri eser incelemesinde yazarın içinde yaşamış olduğu bu süreci anlama gerekliliği üzerinde dururlar.Ortaya konmaya çalışılan, dönemin pozitif hukuku ve adalet anlayışına ilişkin ipuçlarının yazarın bakış açısından geçerek kırılmaya uğradığı düşünüldüğünden üçüncü bir bakış açısı ele alınmıştır. Sanatçının duygularının önemini vurgulayan anlatımcılık kuramıyla biçimlenen biyografik eleştiri yöntemi, yazarın kişiliğiyle eserleri arasında bir bağ bulunduğunu, sanat eserini anlayabilmek için yazarın yaşantısını tanımanın önemli olduğunu vurgular. Aynı zamanda çalışma çerçevesinde, metnin içine girerek, yeniden yorumlama olanağı sağlayan göstergebilimsel yöntem kullanılarak, metinde ana karakterin eylem çizgisi, dörtgenlerle ortaya konmuştur.ANAHTAR SÖZCÜKLER: Suç, ceza, pozitif hukuk, ideal hukuk

19. yüzyılAdaletHugo, Victor+5
Sevra Fırıncıoğulları
Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yapısalcı ve post-yapısalcı sosyal teoride dil (Sosyal teoride bir model olarak dil)

20. yy.daki entelektüel gelişimin en belirgin özelliği, insanlığı, toplumsal tarihi ve toplumun nasıl işlediğinin yasalarını anlamak amacıyla dil çalışmalarının kullanılmasıdır. Dil çalışmaları, sosyal teoride özellikle 1960'lar ve 1970'lerde etkili olmaya başlamıştır ve dil günümüzde de sosyal teorinin önde gelen tartışma konularından biri olmayı sürdürmektedir.Dil/gerçeklik tartışmaları yapısalcılık ve post-yapısalcılığın üzerinde yoğunlaştıkları temel konulardan biridir. Yapısalcılık ve post-yapısalcılığın dile ilgisi, günümüz sosyal teorisinin `gerçek' algısındaki değişimi gözler önüne sermesi anlamında da dikkat çekicidir. Bu çalışmada özellikle insanbilimlerinde 20. yy'da dile yönelik yoğun ilginin nedeni ve geçirdiği dönüşüm, ?gerçekliğin dilbilimsel modelinin kurulması? olarak görülen yapısalcılığın dile bakışı ve ?gerçekliğin ele geçirilemez bir şey? olarak görüldüğü post-yapısalcılığın dil yaklaşımı çerçevesinde verilmeye çalışılmıştır.ANAHTAR SÖZCÜKLER: Yapısalcılık, Post- yapısalcılık, Sosyal Bilimler, Sosyoloji, Dilbilim, Yapısalcı Dilbilim, Yapı- bozum, Yapısal Analiz, Söylem Analizi

Emine Kotlu
Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geçmişten günümüze kahvehaneler, kahvehanelerin sosyal hayyattaki yeri ve önemi: Aydın merkez örneği

Türk kültürünün simgesi haline gelmiş bir içecek olan kahve özellikle bayramlarda ya da kız isteme törenlerinde bu simgesel yönünü belirgin olarak göstermektedir. Kahvenin geniş bir tabanda rağbet görmesiyle de insanlar bu içecek etrafında `sosyalleşmeye başlamış' ve 16. yüzyılda toplumsal bir kurum olarak kahvehanelerin ilk örnekleri yaygınlaşmaya başlamıştır. İlk açıldığı zamanlar kahve içilen yer olmasıyla bir tüketim mekânı olan kahvehaneler zaman içerisinde toplumsal gereksinimlerin karşılandığı yerler haline dönüşerek sohbet, eğlenme, dinlenme, haberleşme ve bilgilenme mekânı olarak birçok işleve aracılık etmiştir. Toplumsal yapıyla bütünleşen kahvehaneler, tarihte görüldüğü üzere siyasî ve dinî anlamda en çok tartışılan ve hakkında çeşitli fetvalar çıkartılan bir kurumdur. Buna rağmen varlığını koruması kahvehanelerin bir araştırma konusu olma yönünden çekiciliğini ve önemini arttırmaktadır.Geçmişte olduğu gibi günümüzde de Türkiye'nin geleneksel kurumlarından biri olan kahvehaneler, sosyal yaşamda hâlâ önemli bir yere sahiptir. Bu yüzden çalışma kahvehaneleri hem artsüremli hem de sosyolojik açıdan incelemeyi amaçlamaktadır. Önemli bir vurgu da kahvehanelerin kitlelerin eğitimi açısından önemli bir kamusal alan olduğu düşüncesidir.

KahveKahvehanelerSosyal mekan+2
Selin Şahbaz
Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00