5
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Örgütsel maneviyat ve psikolojik sermayenin duygusal emek ve stresle başa çıkma üzerindeki etkisi
Literatürde, özellikle son yıllarda önem kazanan örgütsel maneviyat kavramı, Türkiye'de yeni incelenmeye başlayan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Örgütsel maneviyat, kişinin yüksek benliğine kavuşma süreci şeklinde tanımlanabilir. Örgütsel maneviyat sonucunda, kişi işinde yüksek benliğini keşfetmekte, topluma hizmet etmekte, işinde şefkat, dürüstlük, güven gibi duygularla yakaladığı ahengi günlük hayatıyla bütünleştirmekte ve bütün bunlar sonucunda içsel bir huzur elde etmektedir. Psikolojik sermaye kavramı ise literatüre pozitif psikoloji sayesinde kazandırılmıştır. Kavram, kişinin sahip olduğu zayıf yönlerini iyileştirmesi ve güçlü yönlerini geliştirmesi temeline dayanmaktadır. Örgütün talepleri doğrultusunda, çalışanların yüz ifadelerini ve bedensel görünümlerini yönetmesi, bu sayede tüketiciyi ikna etmesi duygusal emek şeklinde tanımlanmaktadır. Birey bu duygusal düzenleme sırasında duygusal yıpranmalar ve stres yaşayabilmektedir. Bu doğrultuda, çalışmanın amacı örgütsel maneviyat ve psikolojik sermayenin duygusal emek ve stresle başa çıkma üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Bu çalışmanın bir diğer amacı ise değişkenlerin demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesidir. Çalışmanın örneklemini duygusal emek ve stres faktörünü yoğun bir şekilde içermesinden dolayı sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda psikolojik sermaye ve örgütsel maneviyat arasında istatistiksel açıdan anlamlı, yüksek düzeyde pozitif yönlü ilişki bulunduğu görülmüştür. Duygusal emek ile diğer değişkenler arasında anlamlı bir ilişki bulunamazken; stresle başa çıkmanın örgütsel maneviyat ve psikolojik sermaye ile orta düzeyde pozitif yönlü ilişkisi saptanmıştır. Bu bulgulardan hareketle, çalışanların psikolojik sermayeleri ve örgütsel maneviyat düzeyleri arttıkça stresle baş etme stratejilerinin artacağını söylemek mümkündür. Demografik değişkenler bağlamında oluşan farklılıklara bakıldığında; psikolojik sermayenin ikinci basamak üçüncü basamak sağlık kurumu çalışanları ve yaş gruplarında; stresle başa çıkma stratejilerinin de cinsiyete göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.
Örgütsel sessizlik ve etik liderlik arasındaki ilişkide kurum kültürünün düzenleyici etkisi: Bankacılık sektöründe bir uygulama
Bu çalışmanın gayesi, bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bir katılım bankasındaki çalışanlar üzerinde Örgütsel Sessizlik ve Etik Liderlik arasındaki ilişkide Kurum kültürünün düzenleyici etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmanın, ilk üç bölümünde Etik Liderlik, Örgütsel Sessizlik ve Kurum kültürünün teorik çerçevesi ortaya konulmuştur. Beşinci bölümde söz konusu katılım bankasında çalışan 182 çalışandan edinilen veriler SPSS 22.0 programında istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Araştırmada, Etik Liderlik ile Örgütsel Sessizlik ve kabullenici ve savunmacı sessizlik arasında negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Etik Liderlik ile İlişkisel Sessizlik arasında ise literatürle uyumlu şekilde pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer yandan, Kurum kültürünün, Etik Liderlik ile Örgütsel Sessizlik arasındaki ilişkide düzenleyici (moderatör) rol üstlenmediği tespit edilmiştir. Ayrıca Örgütsel Sessizlik davranışının cinsiyete göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir (p<0,227). Örgütsel Sessizlik boyutlarına bakıldığında Kabullenici ve Savunmacı Sessizliğin kadın ve erkek arasında anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı (p<0,649), İlişkisel Sessizlik alt boyutunun ise kadın ve erkek arasında anlamlı bir şekilde farklılaştığı (0,013Anahtar Kelime: Bankacılık sektörü = Banking sector ; Etik liderlik = Ethical leadership ; Faizsiz bankacılık = Interest-free banking ; Örgüt kültürü = Organizational culture ; Örgütsel sessizlik = Organizational silence
Yeni dünya düzeninde, örgütlerde kuşak farklılıklarına duyarlı liderlik ve bir araştırma
Bu araştırmanın amacı; "örgütlerde çok kuşaklı çalışma ortamında, her kuşağın ihtiyaçlarını eş zamanlı olarak karşılayabilecek, kuşak farklılıklarına duyarlı liderlik nasıl olmalı?" sorusunu cevaplamaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi, fenomenoloji kullanılmıştır. Örgütsel ortamda kuşaklara duyarlı liderlik fenomenine bütünsel bir bakış açısıyla yaklaşılmış olup, araştırma kapsamı; kuşakların çalışma hayatındaki davranışları, kuşaklar arası farklılıklardan dolayı yaşanan sorunlar, kuşakların liderlik davranışları, kuşaklara duyarlı liderin sahip olması beklenen davranışsal yetkinlikler ve bu liderlerin göstermesi beklenen davranışlar ile kuşak çeşitliliğinin örgütlere katkılarıyla sınırlandırılmıştır. Nitel araştırmanın doğası gereği keşfedici ve tümevarımcı bir yaklaşım izlenmiştir. Araştırma liderlik gelişim programına sahip, halka açık bir holding çalışanlarıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma sürecinde X, Y ve Z Kuşaklarını temsil eden toplam 19 katılımcıyla mülakatlar yapılmıştır. Veri analizinde MAXQDA 2022.2 programı kullanılmıştır. Kodlamalar sonrasında, araştırma soruları çerçevesinde 6 tema oluşturularak veri analizi tamamlanmıştır. Araştırma bulgularına göre X ve Y Kuşaklarının liderlik tarzlarında ve liderlik davranışlarında ortak noktalar bulunduğu gibi farklılıklar da olduğu görülmüştür. Kuşaklara duyarlı liderin sahip olması beklenen davranışsal yetkinlikler, 21. yy'da çalışanlardan ve liderlerden beklenen en temel davranışsal yetkinlikler olarak dikkat çekmektedir. Araştırma bulgularına göre çalışanlar, liderlerinden insan odaklı yaklaşım sergilemesini, kendileriyle doğrudan ve derinlemesine iletişim kurmasını beklemektedir. Bu bağlamda kuşaklara duyarlı liderlerin "insan merkezli yetkinliklere" daha fazla önem vermesinin uygun olacağı düşünülmektedir. Bulgulara göre, üç kuşağında kuşaklara duyarlı liderlik davranışları bağlamında ortak beklentileri olduğu gibi, diğer kuşaklardan tamamen ayrıştığı farklı beklentilerin de bulunduğu gözlenmiştir. Çok kuşaklı ekibi yöneten kuşaklara duyarlı liderden beklenen davranışsal yetkinlikler ve davranışlar "Dönüştürücü (Transformational) Liderlik Tarzı" ile örtüşmektedir. Kuşakların bir arada sinerji yaratarak çalışmaları için İK ve liderlerin birlikte çalışması, liderlerin ön yargıların yıkılması için çaba göstermesine ihtiyaç bulunmaktadır. Araştırmanın literatüre ana katkısı, örgütsel ortamdaki kuşaklar arası farklılıkların bütünsel bir bakış açısıyla ele alınması ve tüm kuşakları kapsayan bir liderden beklenen yetkinlik-davranışların bir liderlik tarzıyla örtüştürülmesidir. Araştırma bulgularının, çalışan bağlılığının zayıfladığı bu dönemde kurumlara, liderlere ve eğitimcilere yol gösterici olabileceği ve bununla birlikte lider yetiştirme-geliştirme programlarına dahil edilebileceği öngörülmektedir.
Kültürlerarası etkililik ile kültürel zeka ilişkisinde psikolojik sermayenin düzenleyici rolü üzerine bir araştırma
Küreselleşmenin önemli etkilerinden biri de farklı kültürlerden bireylerin birlikte çalışma gerekliliği olarak kendini göstermiştir. Buna bağlı olarak kültürlerarası iletişim, uyum ve etkililik gibi kavramlar önem kazanmıştır. Bu çalışmada global şirketlerde önemli bir yetkinlik olarak görülmeye başlayan kültürlerarası etkililik ve ilişkili olduğu düşünülen kültürel zeka incelenmiştir. Bununla birlikte bireylerin psikolojik iyi oluşlarını simgeleyen psikolojik sermaye de moderatör değişken olarak araştırılmıştır. Araştırmada yararlanılan anket, Türkiye'nin önde gelen havayolu şirketlerinden birinde yurtdışında çok kültürlü ortamlarda görev yapan Türk kökenli çalışanlara uygulanmıştır. Araştırmada kültürlerarası etkililiği ölçümlemek için Portalla ve Chen (2010) tarafından geliştirilen Kültürlerarası Etkililik Ölçeği (IES); kültürel zekayı ölçmek için Ang vd. (2007) tarafından geliştirilen Kültürel Zeka Ölçeği (CIS) ve psikolojik sermayeyi ölçmek için Luthans vd. (2007) tarafından geliştirilen psikolojik sermaye ölçeği (PCQ-24) kullanılmıştır. Araştırma, toplam dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, araştırmanın amacı, kapsamı ve kısıtları ile ilgili bilgi yer almaktadır. İkinci bölümde, araştırmanın kuramsal temeli ele alınmıştır. Kültürlerarası etkililik, kültürel zeka ve psikolojik sermaye kavramları, bu kavramların alt bileşenleri ile ilgili teorik bilgilere ve bu kavramların ilişkilendirildiği araştırmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, araştırmanın kavramsal modeli, ölçekler, ölçüm yöntemleri ve istatistik analiz yöntemleri ile ilgili bilgiler yer almaktadır. Araştırmanın son bölümü ise, yapılan ölçümler sonucu ortaya çıkan bulgularla ilgilidir. Bulgulara göre araştırmanın değişkenleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki vardır. Bununla birlikte kültürel zeka ile kültürlerarası etkililik ilişkisinde psikolojik sermayenin düzenleyici rolü olduğunu söylemek mümkündür.
Psikolojik dayanıklılık düzeyi ile çatışma yönetimi stili arasındaki ilişki: Beyaz yakalılar üzerine bir araştırma
Çatışma, günümüzün hızla değişen, belirsiz ve karmaşık iş yaşamının ayrılmaz parçasıdır. İnovasyonu ve yüksek performansı besleyen işlevsel çatışmaların, kurumların başarısının sürdürülebilirliğinde önemli rolü vardır. Bu araştırmada, beyaz yakalıların psikolojik dayanıklılık düzeyleri ile çatışma yönetimi stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın yöntemi ilişkisel tarama modelidir. Olasılıklı olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme ile, beş farklı kurumda çalışan, toplam 101 erkek ve 57 kadın ile çalışılmıştır. Ölçümlerde, Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ve Örgütsel Çatışma Envanteri-II uygulanmıştır. Demografik veriler bir soru formu ile ayrıca toplanmıştır. SPSS 26 ile, psikolojik dayanıklılık ile çatışma yönetimi stili arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon, değişkenler arası farklılıklar için bağımsız gruplar t testi, demografik veri grupları ile araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkiler analizi için tek faktörlü varyans (Tek Faktörlü ANOVA) analizi kullanılmıştır. Psikolojik dayanıklılık düzeyi ile 'Bütünleştirme' stili arasında pozitif, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna karşın, psikolojik dayanıklılık düzeyi ile 'Kaçınma' ve 'Uyma' stilleri arasında negatif, düşük düzeyli ve anlamlı ilişki elde edilmiştir. 'Kendilik Algısı' ile 'Kaçınma' ve 'Uyma' boyutları arasında negatif, düşük düzeyde ve anlamlı ilişki bulunmuştur. 'Sosyal Yeterlilik' ile 'Bütünleştirme' stili arasında pozitif, düşük düzeyde ve anlamlı ilişki ortaya konmuştur. Eğitimi yüksek lisans düzeyinde olan katılımcıların, lisans ve öncesi eğitim düzeyindekilerden, 'Sosyal Yeterlilik' boyutunda, manidar anlamda daha yüksek olduğu bulunmuştur. Yanı sıra, evli katılımcılar 'Yapısal Stil ve Gelecek Algısı' boyutunda bekârlardan manidar anlamda yüksektir. Araştırmanın analiz sonuçları, 'Bütünleştirme' stilini kullanan evli katılımcıların ortalamalarının, bekâr olanlardan manidar anlamda yüksek olduğunu göstermektedir.