Karadeniz Technical University
Anabilim Dalı

Harita Mühendisliği Anabilim Dalı

Karadeniz Technical University

346

Arşivlenen Tez

7

DOI Atanmış

2%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Ulusal konumsal veri altyapısı için veri değişim standardının belirlenmesi

Ulusal Konumsal Veri Altyapısı için Veri Değişim Standardının Belirlenmesi Günümüz beklenti ve sorunlarının birbiriyle ilişkili ve bütünleşik doğası karşısında hızlı, sağlıklı, ve ekonomik çözümler için, konumsal verinin etkin bir biçimde paylaşılması kaçınılmazdır. Ulusal Konumsal Veri Altyapısı (UKVA), ülke düzeyinde konumsal veri erişim ve kullanımını önemli ölçüde iyileştirerek, etkin konumsal veri paylaşımını olanaklı kılacaktır. UKVA ile, yerel ve Ulusal düzeylerde çeşitli kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, özel sektörün, Üniversitelerin ve çeşitli kullanıcı gruplarının bilgi sunacağı ve/veya bilgi alacağı bir "Bilgi Pazarı" oluşturulacaktır. UKVA ülke genelinde, konumsal veriye ulaşmada yaşanan geleneksel kargaşa ve kaynak israfını önleyerek, ülke ekonomisi için çok önemli bir katkı sağlayacaktır. UKVA'mn kurulması ve yaşatılması için bir dizi politik, yönetimsel, ve teknik gereksinimin karşılanması gerekir. Türkiye Bilgi Çağını yakalamak ve bir Bilgi Toplumu olmak istiyorsa, UKVA'yı bir an önce hayata geçirmelidir. Bu tezde, UKVA'da farklı kullanıcı gereksinimlerini karşılayacak ve taraflar arasında etkin veri paylaşımına olanak tanıyacak bir konumsal veri değişim standardı önerilmiştir. Bunun için, Kanada'nm SAIF, A.B.D.'nin SDTS ve NATO'nun DIGEST standartları, bu tezde belirlenen değerlendirme ölçütlerine göre değerlendirilmiştir. Değerlendirme ölçütleri bir konumsal veri değişim standardını genellik, genişletilebilirlik, esneklik, donanım, ve iletişim ortamı bağımsızlığı ile, veri değişim ortamı açısından değerlendirmektedir. Bu değerlendirmeye göre, UKVA için en uygun standart SAIF tir. SAIF, daha kapsamlı ve genişletilebilir bir veri modeline dayanması, esnek, iletişim ortamından bağımsız ve detay kodlamada yeni bir yaklaşım getirmesi ile, çevirici geliştiriciler için çok daha geniş olanaklar sunması bakımından SDTS ve DIGEST'den daha üstündür. UKVA'da SAIF'in kullanılması, SDTS ve DIGEST! geçersiz formatlar yapmayacaktır. SAIF, DIGEST ve SDTS ile uyumludur. UKVA için SAIF'in önerilmesi ile UKVA'da konumsal veri değişimi problemi yalnızca kısmen çözümlenmiş olmaktadır. Problemin tamamiyle çözümü için, seçilen standarda Türkiye'ye özel bir takım eklemeler yapılması, standart detay/öznitelik katalogları ve sembol kitaplıklarının geliştirilmesi gibi, daha bir dizi gereksinim karşılanmalıdır. Ancak bu tez ile, UKVA için ilk adım atılmış ve çok önemli bir teknik gereksinim karşılanmış olmaktadır. Anahtar Kelimeler : Ulusal Konumsal Veri Altyapısı, Konumsal Veri Değişim Standardı. vnı

Coğrafi bilgi sistemleriVeri iletişimiVeri modelleri
Çetin Cömert
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1996
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mahalle bazında coğrafi bilgi sistemi uygulaması

ÖZET Dünyada çok uzun zamandan beri bilimsel çalışmalarda kullanılan bilgisayar teknolojilerinin, günümüzde Coğrafi Bilgi Sistemleri yazılımlarının oluşturulmasında başarıyla kullanılmaları ve bu sistemlerin dünyanın gelişmiş toplumlarında artık yönetimde vazgeçilmez bir araç halini almaları, ülkemizde de son yıllarda dikkatlerin Coğrafi Bilgi Sistemleri üzerinde yoğunlaşmasına neden olmuştur. Sürekli gelişmekte olan bu sistemler karşısında ülkemizde de örnek çalışmalar oluşturulmaya başlanmış ve halen devam edilmektedir. Bu çalışmada, yerel yönetimlerin kent bazında sağlıklı ve doğru kararlar üretmelerine doğrudan etki edecek bir karar-destek ünitesi olan Kent Bilgi Sistemi'nin mahalle bazında seçilen bir pilot bölgede tasarımı ve pratik olarak kullanımı gerçekleştirilmeye çalışılmış ve yapılan bu çalışma ile mahalleler bazında oluşturulacak küçük hacimli bilgi sistemleri yardımıyla kent genelindeki bir bilgi sistemine entegrasyonun daha kolay ve karmaşık tasarımdan uzak olacağı görülmüştür. Çalışmanın ilk bölümünde, çalışmanın tanımı ve amacı üzerinde durulmuş ve konuya genel bir bakış açısı getirilmiştir. Çalışmanın ikinci, bölümünde Bilgi Sistemleri ve Coğrafi Bilgi Sistemi olgusunun anlaşılmasında kullanılan temel kavramlar verilmiştir. Üçüncü bölümde Pilot bölge olarak seçilen Trabzon- BEŞİRLİ mahallesinde Mahalle bazında bir Coğrafi Bilgi Sistemi tasarımı ve uygulaması konu edilmiştir. Bu çalışma ile ilgili kurum ve kuruluşların mevcut durumları ve aralarındaki ilişkiler karşılıklı yapılan görüşmeler neticesinde tespit edilmiş, sistemin avantaj ve dezavantajları incelenmiş ve uygulama aşamaları belirtilmiştir. Kullanılan yazılım, donanım, veri tasarımında ihtiyaç duyulan coğrafi varlıkların katmanları, öznitelik bilgileri, ilgili sorgulamaları ve analizlerine ilişkin sunulmuştur. Son bölümde mahalle bazında bir Coğrafi Bilgi Sistemi oluşturulması aşamasında karşılaşılan güçlüklere yer verilmiş, elde edilen deneyimlere dayalı olarak önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS), Mahalle Bilgi Sistemi VI

Coğrafi bilgi sistemleriYerel yönetimler
Cevdet Coşkun Aydın
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1996
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gauss-Krüger tasvirinde çözüm yöntemlerinin incelenmesi

ÖZET Son yıllarda, gelişen teknolojiye paralel olarak, el hesap makineleri ve bilgisayarlar da gelişmektedir. Bu gelişmeyle, hesaplayıcılardaki belli bir sınıra kadar olan çift incelikli sayıların hane sayısı artmış, ancak özel hazırlanmış tablolar yardımıyla güçlükle hesaplanabilen fonksiyonlar daha kolay hesaplanmış ve hatta hesaplanamayan bazı fonksiyonlar hesaplanabilmiştir. Bilim adamları, bu gelişmeleri göz önüne alarak yeni arayışlar içerisine girmişlerdir. Dolayısıyla Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliğinin hesap yönü ağırlıkta olan Matematiksel Jeodezi dalı da bu gelişimden etkilenmiştir. Matematiksel Jeodezi'nin ve bu çalışmanın da konusu olan Gauss-Krüger Tasviri birçok yöntemle çözülmüştür. Tasvirin gerçekleştirilmesinde kullanılan fonksiyonlar o günün şartlarında ancak seriye açılarak, türevler yardımıyla belli bir sınıra kadar hesaplanabilmekteydi. Ancak günümüzde, bu konuyla uğraşan bilim adamları trigonometrik, hiperbolik ve kompleks sayılar gibi rahatlıkla hesaplanan fonksiyonları kullanarak birçok yöntem geliştirmişlerdir. Bu çalışmada, Gauss-Krüger Tasvirinde geliştirilen yeni yöntemler araştırılıp, ilk geliştirilen ve hala günümüz yönetmeliklerinde geçerli olan tasvir denklemleriyle karşılaştırılmış ve kendi aralarında irdelenmiştir. Çalışma sonucunda, Türkiye enlem ve boylam sınırlarında irdelenen yeni yöntemlerin, ancak sınırlı bir boylam farkı için geçerli olan yöntemlerin yerine geçebileceği ve boylam farkı sınırlamasını ortadan kaldıracağı görülmüştür. Anahtar Kelimeler : Çift İncelikli Sayılar, Matematiksel Jeodezi, Gauss-Krüger Tasviri, Enlem, Boylam. VI

BoylamEnlemGauss-Krüger
Faruk Yıldırım
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1998
00
DoktoraAçık ErişimTR

Derin öğrenme için kitle kaynak tabanlı etiketli veri üretimi ve çok bantlı görüntü sınıflandırma için bir 3d-2d cnn modeli

Uydu görüntülerinin, derin öğrenme ile sınıflandırılmasında yaşanılan en büyük zorluk yeterince etiketli veri bulunamamasıdır. Bu sorunun çözümünde kitle kaynak yaklaşımının kullanılabilirliği araştırılmış ve uygulama ile gösterilmiştir. Kitle kaynak yöntemi, kullanıcıların dinamik yapıda veri üretebileceği şekilde hazırlanan web platformu üzerinden uygulanmıştır. Kullanıcılardan, verilen yardım dokümanı ile istenilen sınıfları içerecek şekilde etiketli veri oluşturmaları istenmiştir. Bu veri setlerinin kontrolü kullanıcılar tarafından sınıflara ait çizilmiş poligonlara verilen puan ile tespit edilmiştir. Toplamda 260262 piksel içeren veri seti hazırlanmıştır. Elde edilen veriler orijinal görüntü ile çakıştırılıp görsel olarak da incelenmiştir. Son olarak bu 40 parça görüntü, başarılı sonuçlar verdiği test edilerek üretilen spektral ve uzamsal yapıda CNN modeli ile sınıflandırılmıştır. Ortalamada genel doğruluk değerlerinin %95 üzeri sonuçlar verdiği tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar kitle kaynak ile bu problemin çözülebileceğini göstermektedir. Kitle kaynağın sınıflandırma sonrası doğruluk değerlendirmede kullanımı aynı arayüzde sunulan modül vasıtasıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, kullanıcılardan rastgele oluşturulmuş 1000 referans noktası için sınıf değerleri girmeleri istenmiştir. Farklı kullanıcılar tarafından 1000 referans noktasına ait girilen değerler üç kere oluşturularak çoğunluk oylaması yöntemiyle sonuç veri seti elde edilmiştir. Sonuçlar, kitle kaynak ile yüksek uzamsal çözünürlükteki multispektral görüntüler için referans noktalarının üretileceğini göstermektedir.

Kitle kaynakSınıflandırma
Ekrem Saralıoğlu
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye açık veri girişimi için konumsal veri perspektifinden öneriler geliştirilmesi

Dijitalleşen dünya, gelişen teknoloji ve bilgiye dayalı ekonomiler veriyi son zamanların popüler konusu haline getirmiştir. Dünya yeni bir cevher çerçevesinde veriye yaklaşmaktadır. Veri miktarındaki artışla veriye erişim aynı oranda ilerlememektedir. Veri miktarı artmasına rağmen veriye erişim çok da kolay olmamaktadır. Dünya bu noktada açık veri kavramını ortaya çıkarmıştır. Açık veri; çevrimiçi olarak yayınlanıp herhangi bir kısıtlama olmaksızın yeniden kullanıma uygun formatlarda verinin yayınlanmasıdır. Kamu sektörü, kamu görevlerini yerine getirirken çeşitli alanlardan büyük miktarda veri toplamaktadır. Verilerin büyük kısmı konumsaldır. Dünya'da birçok yerel hükümet sahip olduğu verilerin yenilik ve teknoloji için yakıt olarak kullanılabileceğine inanmaktadır. Bununla birlikte, araştırmacılar, akademisyenler ve özel şirketler, kamu sektörünün açık konumsal verilerinin katkısıyla birçok yeni ürün ve uygulama geliştirmişlerdir. Çalışma kapsamında dünya genelinde yerel yönetimlerin açık veri portalları incelenmiş olup, yayınlanan verilerle geliştirilen uygulamalar örnek olarak anlatılmıştır. Uygulamada kullanılan veriler, uygulamanın teknik detayı, ekonomik boyutu, kişisel veri boyutu ve veritabanı boyutu ile incelenmiştir. Türkiye için yerel yönetimlerin sunabileceği konumsal veriler ve bu verilerden; araştırmacılar, akademisyenler ve vatandaşlar neler geliştirebilir örneklerle anlatılmıştır. Açık veri olarak sunulabilecek konumsal veriler kişisel veri açısından da değerlendirilmiştir.

Pınar Kazaz
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Konuma özgü yeşil mülkiyet haklarının çevresel sakınım kısıtı olarak tanımlandığı coğrafi bilgi sistem arayüzünün geliştirilmesi

Uluslararası Haritacılar Federasyonu (FIG) tarafından yayınlanan, geleceğin kadastrosu ile ilgili öngörülere sahip Kadastro 2014 ve Kadastro 2014 ve sonrası vizyon çalışmaları sonuç raporunda; iklimsel değişikliklerin insan ırkına ve mülkiyet haklarına olan yararının belirlenmesi ve irdelenmesi gerekliliği üzerinde önemle durulmuştur. Ayrıca bu bildirgede, yeşil mülkiyet haklarını belirleyici bir model tasarımının eksikliği de ön plana çıkartılmıştır. Diğer bir yandan, Türkiye'de iklimin meydana getirdiği değişikliğin tespit edilebilmesi ve bu bağlamdaki çalışmaların yürütülmesini esas alan "T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Türkiye İklim Stratejisi 2013-2023" vizyonu çerçevesinde, "Ulusal İklim Değişikliği Stratejisi" hazırlanmıştır. Tüm bu vizyon çerçeveleri, mülkiyetin kullanımını doğrudan etkileyecek iklimsel sınırların ve ekolojik koruma alanların tespitinin yapılması ve bu sınırların dikkate alınarak mülkiyette meydana gelecek tüm kısıtlamaların çevresel sakınım amaçlı korunması gereken parselin niteliğinin tanımlamasının yapılması ihtiyacını gün yüzüne çıkarmaktadır. Dolayısıyla tüm bu gereksinimler doğrultusunda bu tez çalışmasında, özel niteliklere sahip ve korunması gereken kadastro parsellerinin imar uygulamaları veya farklı kamu yatırımları gibi nedenlerden dolayı kullanım fonksiyonlarının değiştirilmesine izin verilmeyecek kısıtlamaların/sınırlandırmaların, tapu kayıtları dışında geometrik yapıyla koordinatlı bir şekilde tanımlanması gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle, iklim sınırlarının ve ekolojik sit (koruma) alanlarının tanımlanması, bu alanların kullanılmasıyla korunması gereken kadastro parsellerinin niteliğinin belirlenmesi ve mülkiyet kullanımının kısıtlandırılmasını sağlayan Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) teknolojilerinde Arcpy(Phyton) programlama dili ile tasarlanmış arayüz model tasarımı geliştirilmiştir. Mülkiyet haklarını kısıtlama yoluyla koruma politikalarının geliştirilebileceğine dair örnek bir uygulama ile vurgu yapılmıştır.

Arazi mülkiyetiTapu kadastro
Tuğba Memişoğlu
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lokasyon tabanlı kasis uyarıcı uygulama

Trafiği sakinleştirmede kullanılan kasislerin düşük görüş koşullarında göze çarpmama durumları meydana gelmektedir. Bu durumda araçlar yüksek bir hızla kasise yaklaştığında kaza veya yaralanmalar meydana gelmektedir. Bu tez çalışmasında sürücülere kasislere yaklaşmadan önce uyarı veren lokasyon tabanlı mobil bir uygulama yapılması sağlanmıştır. Yazılan mobil uygulama Java programlama dilinde, Android Studio uygulama geliştirme programı kullanılarak oluşturulmuştur. 5 farklı örneklem bölge üzerinde belirlenen kasislerin fotoğrafları çekilip, konumları hakkında bilgi toplanmıştır. Böyle bir ön bilgi edinildikten sonra kasislerin koordinatları, mobil uygulamada kullanılan Google Maps üzerine eklenip, yerleri marker ile belirtilmiş olup, marker içerisine de bilgi penceresi ile kasis uyarı levhası işareti eklenmiştir. Kullanıcının anlık konumunun alınması işlemi de tanımlanmıştır. Daha sonra kullanıcının konumu kasislere yaklaştığı zaman uygulamadan sesli uyarı çıkması sağlanmıştır. Böylece bu uygulama ile sürücülerin kasisler bulunan yollarda araçlarını güvenli bir şekilde kullanmaları sağlanmış oldu.

Berna Erginöz
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Derin öğrenme ile Harran ovası toprak tuzluluğunun tespiti

Toprak tuzluluğu kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde, toprağın yapısında olan anyon ve katyonların birleşmesiyle oluşan tuzların, yeraltı sularına karışıp çözünmesiyle oluşur. Oluşan bu tuzlar yüksek taban suyuyla birlikte çözünmüş olarak toprak yüzeyine çıkar ve taban suyunun buharlaşması sonucu toprağın yüzeyinde birikir. Bu durum bitki gelişimini olumsuz etkiler ve verimi düşürür. Toprak tuzluluğu nedeniyle birinci sınıf tarım arazilerinin verimsizleşmesi, yerel ve global çapta birçok ekonomik ve sosyal sorunu beraberinde getirmektedir. Tarım arazilerinin sürdürülebilirliği ve tuz yönetiminin sağlanması için bu tez çalışmasıyla Türkiye'nin en büyük tarım ovalarından biri olan Harran Ovası'ndaki tuzluluk sorununun uzaktan algılama yöntemleriyle tespit edilmesi amaçlanmıştır. Harran Ovası'nda tuzluluk tespiti için literatürde en çok kullanılan tuzluluk indeksleri olan NDSI, SI, SII ve bitki indeksi NDVI kullanılmıştır. Bir derin öğrenme yöntemi olan evrişimsel yapay sinir ağları U-NET mimarisiyle yapılan sınıflandırma işleminde görüntünün sahip olduğu 5 spektral kanala ilaveten tuzluluk indekslerinin her biri ayrı bir spektral bant olacak şekilde görüntüye eklenmiştir. 300 iterasyonda en iyi sınıflandırma doğruluğunu veren SII (%93.78) tuzluluk indeks kombinasyonu olmuştur.

Görüntü işleme-bilgisayarlıSürdürülebilir tarım
Şeyma Akça
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

ISO 55001 standardı kapsamında coğrafi bilgi sistemleri destekli varlık yönetim sistemi tasarımı

Varlık yönetimi, özellikle son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde önem kazanan ve üzerinde yeni politikalar geliştirilen bir alandır. ISO tarafından ilk olarak 2014 yılında yayınlanan üç standart ile varlık yönetimi belirli uluslararası kurallara göre temellendirilmiştir. Standartlar üzerinde yapılan güncellemeler, yeni yayınlanan ve yayınlanacak olan standartlar; konunun sürekli gelişmeye açık olduğunu ve bu gelişmelerin takip edilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Uluslararası anlamda birçok sektörde uygulamaları görülen varlık yönetimi, kurumların ve kuruluşların ihtiyaçlarına ve bünyelerinde bulunan varlıklara göre tasarlanmaktadır. Varlıklar üzerinden en düşük maliyet, en az risk ve en yüksek performans alınmasını temel alan yönetim sistemlerine duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Ek olarak varlıkların mevcut konumları ile ilişkilendirilmesi ve varlıklar üzerinden konumsal analizler yapılması, varlık yönetimi anlamında gerekli olan ve yeni çözümler getirilmesi gereken bir konu durumundadır. Varlık yönetimi, ülkemizde kurumların stratejik planlarında ve son yayınlanan On Birinci Kalkınma Planı'nda kendine yer bulmuştur. Buna göre, ulaştırma ve lojistik sektörü genelinde önleyici bakım-onarım odaklı bir Varlık Yönetim Sistemi (VYS) kurulması hedeflenmektedir. Bu hedefe uygun olacak şekilde ulaştırma sektörünün alt kollarından biri olan havayolu taşımacılığına yönelik, bakım ve risk odaklı bir VYS tasarımına ilişkin bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Pilot çalışma bölgesi olarak, Karadeniz Bölgesi'nin en aktif ve yoğun havalimanı olan Trabzon Havalimanı seçilmiştir. Bu tez çalışması kapsamında varlık yönetimi bileşenlerinden ikisi olan bakım yönetimi ve risk yönetimi temelinde bir uygulama yapılmıştır. Bakım yönetimi anlamında yapılan çalışma ile talimatlarda ve yönergelerde bulunan periyodik kontrol ve bakıma ilişkin sözel veriler varlıklar ve varlıkların konumları ile ilişkilendirilmiştir. Risk yönetimi anlamında yapılan çalışma ile tahmini yüzey haritaları elde edilmiştir. Bu yüzey haritaları üzerinden risk teşkil eden alanlar ortaya çıkarılmış ve Trabzon Havalimanı müdürlüğünce tanımlanan risklerin konumsal olarak ne kadar anlamlı olduğunu gösteren istatistiki analizler gerçekleştirilmiştir.

Bura Adem Atasoy
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Coğrafi bilgi sistemleri (CBS) ve HEC-RAS yazılımı ile Borçka ilçesindeki derelerde taşkın modellemesinin yapılması ve taşkın yayılım haritalarının üretilmesi

Dünyada en yaygın görülen doğal afetlerinden biri olan taşkınlar, ciddi ekonomik zararlara ve can kayıplarına neden olmaktadırlar. Ülkemizde de depremden sonra en çok can ve mal kaybına neden olan doğal afet taşkındır. Türkiye'de doğal afetlerin en sık görüldüğü illerden biri olan Artvin ili genelinde, özellikle meteorolojik koşullar (aşırı yağışlar) ve antropojenik aktiviteler (tarımsal faaliyetler, aşırı sulama ve yol kazıları gibi insan faaliyetleri) nedeniyle hemen hemen her yıl taşkınlar ve heyelanlar meydana gelmektedir. Artvin'in en fazla yağış alan Arhavi, Hopa, Kemalpaşa ve Borçka ilçelerinde aşırı yağışların neden olduğu taşkın ve toprak kayması gibi meteorolojik kaynaklı doğal afetler sıklıkla görülmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, Artvin ilinin Borçka ilçesi sınırları içerisinde bulunan Aksu (Deviskel) ve İçkale (Cihala) derelerinin taşkın yayılım haritalarının yapılmasıdır. Çalışmanın nihai hedefi, adı geçen derelerin taşkın yayılım haritalarının belirlenmesidir. Çalışmada kullanılan maksimum tekerrür debileri (Q50, Q100, Q500 ve Q1000) ile derelerin manning pürüzlülük katsayıları Artvin'de bulunan DSİ 26. Bölge Müdürlüğünden temin edilmiştir. Çalışma alanının Sayısal Yükseklik Modeli (SYM)'ni üretmek için gerekli olan konumsal veriler (1/1.000 ölçekli hâlihazır haritalar) Borçka Belediyesinden temin edilmiştir. Modelleme ve analiz aşamasında; SYM, taşkın debileri, manning pürüzlülük değerleri ve baz akımlar kullanılarak bir ve iki boyutlu taşkın modellemeleri yapılmıştır. Bu modellemeler sonucunda taşkın su yüzü profilleri ve taşkın yayılım alanlarına ait haritalar üretilmiştir. Çalışma sonunda Q1000 tekerrür debisinde İçkale deresi çevresinde 50 adet bina ve müştemilatın, Deviskel deresi çevresinde 211 adet bina ve müştemilatın, yine İçkale deresi çevresinde 105.591 m², Deviskel deresi çevresinde 90.984 m² alanın taşkından etkilenebileceği tespit edilmiştir. Elde edilen haritaların, çalışma alanındaki olası taşkınların önlenmesi ve/veya hasarlarının en aza indirilmesi için alınacak tedbirlere altlık oluşturması beklenmektedir.

Artvin-BorçkaCoğrafi bilgi sistemleriDere yatakları+3
Mustafa Büyükdinç
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beton sınıfının farklı deprem bölgelerınde inşa edilecek spor salonlarının tasarımına ve kaba yapı maliyetine etkisinin incelenmesi

Ülkemizin her noktasında Bakanlıklar, Belediyeler ve diğer paydaş kurumlar aracılığıyla birçok kamu tesisi yatırımı yapılmaktadır. Bu tesisler insanlarımızın faydalanması için kullanılmaktadır. Bu amaçla yapılan yatırımlardan biri de Spor Salonlarıdır. Spor Salonları her yaştan insanın hem izleyici hem de sporcu olarak aktif olarak kullandığı kamu binalarıdır. Bu sebeple bu tesislerin olası bir afet durumunda sağlam kalması büyük önem arz etmektedir. Aynı zamanda afet sonrası sığınma alanı olarak da kullanılan Spor Salonlarının modellenmesi bu hassasiyetle yapılmalıdır. Modelleme aşamasında hem yüksek dayanımlı hem de maliyet açısından daha uygun bir tasarım yapılmalıdır. Tabii ki bu durum ele alınırken binanın inşa edileceği beton sınıfı seçimi ön plana çıkmaktadır. Bu parametre göz önünde bulundurularak Gençlik ve Spor Bakanlığı envanterinde bulunan 3 tip Spor Salonu için farklı spektral ivme katsayı (DD2) değerlerine sahip Antalya-Aksu, Manisa-Akhisar, Tokat-Erbaa ve Hatay-Hassa'da farklı beton sınıfları kullanılarak yapı analizi yapılmıştır. Bu analizler sonucunda modelleme yapılırken eleman boyutlarında değişiklik yapma zorunluluğu oluştuğundan bu durumun yapı maliyetine etkisi değerlendirilmiştir. Spor Salonlarının değişken durumlara göre modellemesi yapılırken Sta4CAD isimli ticari paket program kullanılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen sonuçlar grafik ve tablolar aracılığıyla oraya konularak tartışılmıştır.

Furkan Erbay
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İHA tabanlı rgb görüntüleme ile kanopi yapısal parametrelerini belirleme

Eskiden tarım faaliyetleri basit insan gücüyle ve ilkel aletlerle yapılmaktayken, günümüzde çok gelişmiş teknolojiler uygulanarak yapılmaktadır. İHA'ların sivil kullanıma sunulması, teknolojilerindeki gelişmeler ve İHA fiyatlarının düşmesiyle pek çok disiplin araştırmalarında İHA'ları yaygın olarak kullanmaya başlamıştır. İHA'lar hassas tarım uygulamalarında biyokütle, ilaçlama, hastalık tespiti, bitki su stres analizi, yabancı ot tespiti, gübreleme, sulama, ürün verimi, toprak erozyonu, sınıflandırma, vahşi hayvan hasarı belirleme gibi birçok amaçla kullanılmaktadır. İHA'lar ile yapılan gözlemler ve müdahaleler sonucunda toprak ve su kaynakları korunmakta, ilaçlama, sulama ve gübreleme faaliyetleri kontrol altında tutulmakta, düşük maliyetlerle maksimum verim elde edilmektedir. Literatür çalışmaları incelendiğinde kanopi hacminin verim, biyokütle, fenotipleme gibi konular ile ilgili olduğu görülmüştür. Kanopi yapısal parametreleri bitki sağlığı ve büyümesiyle yakından ilişkili olup, bu çalışma ile hassas tarım uygulamalarına katkı yapmak, bitki sağlığı ve büyümesinin yüksek doğruluk ve hassasiyetle izlenmesi amaçlanmıştır. Bu tez çalışmasında İHA'dan elde edilen görüntüler Hareketten Yapı algoritmasıyla çalışan Agisoft yazılımında, Pix4D ve QGIS yazılımlarında işlenmiştir. Agisoft Metashape ve Pix4D'de nokta bulutu, Sayısal Yüzey Modeli, ortofoto ve kırmızı, yeşil ve mavi bantların görüntüleri orta ve yüksek hassasiyetli olacak şekilde ayrı ayrı elde edilmiştir. Farklı hassasiyetle elde edilen sonuç ürünler Quantum GIS'e aktarılmıştır. İlk olarak Agisoft Metashape'te yüksek hassasiyetle oluşturulan R, G ve B bandları QGIS'e ayrı ayrı aktarılarak Aşırı Yeşil İndeks (Excess Green Index) değeri hesaplanmış, ardından bitki örtüsü ve diğer sınıfların sınıflandırılması için bir eşik katmanı oluşturulmuştur. Daha sonra toprak pikselleri maskelenmiş ve Sayısal Yüzey Modeli QGIS'e aktarılmıştır. Buradan, sadece kanopi ve sadece toprak değerleri içeren raster katmanlar üretilmiştir. "Zonal Statistics" kısmından ise türetilen ortalama kanopi yüksekliği, ortanca toprak yüksekliği, kanopi alanı gibi değerler Excel'e aktarılmıştır. Excel'de uygun değerlerle yapılan hesaplamalar sonucunda kanopi hacmi elde edilmiştir. Tüm işlemler Agisoft'ta ve Pix4D'de farklı hassasiyetle üretilen ürünler için tekrarlanmış ve 4 farklı kanopi yapısal parametre değeri elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar SPSS yazılımında analiz edilmiştir. SPSS'te ortalama kanopi boyu, ortalama kanopi alanı, aşırı yeşil indeks ve hacim arasında yapılan çoklu regresyon analizine göre; hacim bağımlı değişkeni üzerinde en fazla kanopi boyunun etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Hacim ve ortalama kanopi boyu arasında Pix4D (orta) için Pearson korelasyon katsayısı r=0,776, Pix4D (yüksek) için r=0,667, Agisoft (orta) için r=0,767, Agisoft (yüksek) için r=0,764 olarak bulunmuştur. Çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre hacim ve bağımsız değişkenler arasında belirleme katsayısı 〖(R〗^2), Agisoft (orta) için R^2=0,733, Agisoft (yüksek) için R^2=0,65, Pix4D (orta) için R^2=0,741, Pix4D (yüksek) için R^2=0,684 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlara göre verilerin orta hassasiyetle işlenmesinin daha doğru ve hızlı olacağı sonuçlarına ulaşılmıştır. Sonuç olarak; İHA'dan elde edilen RGB görüntülerin kanopi yapısal parametreleri çıkarmada oldukça faydalı ve düşük maliyetli olduğu görülmüştür. Ayrıca, Aşırı Yeşil İndeks'in bitki örtüsü bölgelerini ve kapsama alanlarını çıkarmada başarılı olduğu görülmüştür. İHA'ların hassas tarım uygulamalarında kullanılabileceği ve bu yöntemle bitki büyüme ve gelişiminin gözlemlenebileceği kanıtlanmıştır.

Kardelen Atasever Tolay
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Kamerun'daki sürdürülebilir sosyal konut projeleri üzerine bir değerlendirme

Faced with rapid urbanisation and an ever-increasing demand for social housing, Cameroon has witnessed a significant expansion of property development projects in recent years, particularly in Yaoundé, the capital city of Cameroon. This surge in development is driven by the need to meet the growing housing demands of the population. In this context, the concept of sustainability, encompassing environmental, economic and social dimensions, has emerged as a major issue in the construction sector. This study assesses the sustainability of social housing projects in Cameroon, with a focus on the emblematic Olembé and Les Pétales projects as case studies which are currently underway in Yaoundé. These projects, often presented as models of sustainable urban development, offer a unique opportunity to examine the various facets of sustainability within the social housing sector. Through an exploration of the theoretical foundations of social housing and the principles of sustainability, this research aims to identify the key success factors and challenges encountered in the implementation of these projects.

CameroonSustainability
Arnaud Tadıda Foutsıwa
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni nesil ticari yazılımlarda tusaga aktif verileri kullanılarak farklı uydu kombinasyonları ile değerlendirilen istasyonların analizi

Bu çalışmada ANK2 (Ankara), KKAL(Kırıkkale), SUN1 (Sungurlu), COR1 (Çorum), YOZ1 (Yozgat), KIS1 (Kırşehir), KLUU ( Kulu), HYM1 ( Haymana), SIH1 ( Sivrihisar), NAHA (Nallıhan), CMLD (Çamlıdere), CANK (Çankırı) olmak üzere 12 adet TUSAGAAktif istasyonlarından alınan verilerin bölümümüz laboratuvarında bulunan Leica Infınıty yazılımı ile farklı uydu sistemlerinden konum belirleme amacı ile çözümler üretilmiştir. Bunun için ilk etapta GPS-GLONASS, GPS ve GLONASS sisteminde konumlar belirlenerek değerlendirilmiştir. İkinci etapta ANK2, KKAL, SUN1 istasyonuna bağlı olarak COR1 (Çorum), YOZ1 (Yozgat), KIS1 (Kırşehir), KLUU (Kulu), HYM1 (Haymana), SIH1 (Sivrihisar), NAHA (Nallıhan), CMLD (Çamlıdere), CANK (Çankırı) istasyonlarının baz vektörleri belirlenmiştir. Baz vektörleri güncel ölçü epoğunda belirlenmiştir. Bu işlemler önce GPS ve GLONASS uyduları ile daha sonra GPS uyduları ile ve daha sonrada GLONASS uyduları ile tekrarlanmıştır. Çıkan sonuçlarda kaba hatalı ölçüler ayıklanıp ve birbirleriyle istatiksel olarak kıyaslayıp grafikler oluşturulmuştur. GALILEO ve BEIDOU uyduları ile değerlendirme yapılamamıştır. Bunun sebebi ise TUSAGA-Aktif sisteminde RINEX verileri olmadığı için değerlendirme yapılamamıştır. Anahtar Kelimeler: GNSS, TUSAGA-Aktif, RINEX, Leica INFINITY

Melisa Yıldırım
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emlak vergilerinin tespitinde coğrafi bilgi sistemi teknolojisinin kullanımı

Emlak vergisi, köklü bir geçmişe sahip olan ve genellikle yerel yönetimlerin sorumluluğunda olan bir servet vergisidir. Bu vergi, taşınmaz mülkler üzerinden alınır ve sürekli bir gelir kaynağı sağlar. Bu vergi, belediyeler gibi yerel idarelerin bütçesine katkıda bulunarak, çeşitli kamu hizmetlerinin finansmanında kullanılır. Taşınmazların değerlenmesi ve bu değerlerin vergilendirilmesi, modern toplumların önemsediği kritik konulardan biridir. Emlak vergisinin matrahını oluşturan değer, taşınmazların vergi değeri olarak belirlenir ve vergilendirme sürecinde kullanılır. Emlak vergisinin mükellefleri genellikle taşınmazın sahibi veya varsa intifa hakkı sahibi kişilerdir; bu durumda, taşınmaz üzerinde tasarruf hakkı bulunan herkes vergiyi ödemekle sorumludur. Bu tez çalışmasında Adana İli, Çukurova İlçesine ait birçok ada parselin lokasyonu, arsa değeri, parsel büyüklüğü, depreme dayanıklılığı, plan notları, emlak haraketliliği, parsele ait toprak ve sulama haritaları incelenmiş olup, 29/07/1970 tarih ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu ile 26/05/1981 tarih ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'na göre 2024 yılı vergi değerleri üzerinde incelemeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Emlak Vergisi, Arsa, Arazi, Gelir

Özlem Emir Koç
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akademik yazılımların girdi dosyalarının veri tabanlarından otomatik elde eden yazılım geliştirmesi

Bu yüksek lisans tezinde, küresel konumlama sistemleri (GNSS) verilerinin işlenmesinde kullanılan VIP.m adlı yazılımın mevcut koşullarda yetersiz kaldığı belirlenmiş ve yazılımın güncellenmesi süreci ele alınmıştır. VIP.m, değişen veri adresleri, teknolojik gelişmelere uyumsuzluk ve sürdürülebilir olmayan yapısı nedeniyle işlevselliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, yazılımın mevcut haliyle geliştirilemeyeceği kanaatine varılmış ve sıfırdan yeni bir yazılım tasarlanmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda geliştirilen AFD (Automatic File Downloader) yazılımı, MATLAB ortamında oluşturulmuş olup, özellikle IGS (International GNSS Service) ve IGL (International Geodynamics and GNSS Laboratory) veri setlerinin otomatik olarak indirilmesini ve organize edilmesini sağlamaktadır. AFD, dinamik bir kullanıcı arayüzü, FTP ve HTTP protokol desteği, tarih formatı dönüşümleri ve dosya yönetim sistemleri ile kullanıcı deneyimini önemli ölçüde iyileştirmektedir. Ayrıca, optimize edilmiş algoritmalar sayesinde veri işleme sürecinde doğruluk ve hız açısından önemli performans artışları sağlanmıştır. Modüler yapısı ile genişletilebilir şekilde tasarlanan AFD, GNSS veri indirimi ve ön işleme süreçlerinde araştırmacılara işlevsel ve güncel bir çözüm sunmaktadır.

Ayfer Feyza Dursun
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mobil cihazların değişik harici antenler kullanılarak mühendislik ölçmelerinde kullanılabilirliğinin araştırılması

Mobil cihazların harici antenlerle birlikte mühendislik ölçümlerinde kullanılabilirliğini ve elde edilen konum doğruluklarını incelemektedir. Gelişen GNSS teknolojileri ile birlikte, farklı işletim sistemlerine sahip mobil cihazların ve çeşitli harici antenlerin konum doğruluğu üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Uygulama kapsamında Android ve IOS tabanlı mobil cihazlarla, harici anten takılı ve takılı olmayan durumlarda konum verileri toplanmış ve bu veriler hassas GNSS alıcıları ile elde edilen referans koordinatlarla karşılaştırılmıştır. Çalışmada D10 Rugged tablet, CHCNAV LT800H tablet, Xiaomi Mi 11 Lite 5G, Apple iPad Pro ve iPhone 15 Pro gibi cihazlar kullanılmış; anten olarak ise u-blox, unicore ve ViDoc RTK tercih edilmiştir. Cihazlarla yapılan antensiz ölçümlerde hata değerleri metre seviyesinde, anten entegrasyonu sağlanan ölçümlerde ise santimetre seviyesinde sonuçlar elde edilmiştir. Özellikle ağaçlık, yapı yoğunluğu fazla olan ya da sinyalin zayıf olduğu alanlarda antensiz cihazların hata oranları ciddi şekilde artmıştır. Elde edilen bulgular, mobil cihazların harici anten ve düzeltme sistemleri ile birlikte kullanıldığında haritacılık sektöründe kullanılan GNSS alıcılarına yakın koordinat değerlerini sağlayabilmektedir. Yüksek doğruluk gerektirmeyen uygulamalarda uygun bir alternatif olabileceğini göstermektedir. Ancak, deformasyon ölçümleri gibi yüksek hassasiyet gerektiren mühendislik projelerinde GNSS alıcıları tercih edilmelidir. Bu bağlamda mobil cihazlar, taşınabilirlik, düşük maliyet ve kullanım kolaylığı gibi avantajlarıyla geniş bir uygulama alanı sunmaktadır.

Halil İbrahim Yıldız
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konuma dayalı hız vektörlerinin zamansal analizi

Dünya, kendi ve güneş ekseni etrafında döndüğü zaman içerisinde gezegen ve yıldızların etkisi altında kalır. Bu sebeple gerçekleşen tektonik hareketler nedeniyle, deformasyonlar ve plaka kaymaları meydana gelmektedir. Bu amaçla hareketlerin belirlenmesinde nokta konumlarının doğruluğu ve zaman çok önemlidir. Nokta konumlarının doğruluğuyla birlikte nokta hızlarına da yüksek hassasiyetle ulaşılabilmektedir. Bu tez çalışmasında, İç Anadolu Bölgesinin güneyinde yer alan Karaman ilinde bulunan KAMN TUSAGA-Aktif istasyonu ile 8 tane IGS istasyonu değerlendirmeye alınmış ve değerlendirme aşamasında İsviçre'nin Bern üniversitesi tarafından geliştirilen Bernese v5.2 bilimsel GNSS yazılımı kullanılmıştır. KAMN TUSAGA-Aktif istasyonunun 2016-2019 yılları arasında her yılın ocak ve haziran aylarının 01-18 günleri aralığı seçilmiştir. 1 Ocak 2016'dan başlanmış, birbirini takip eden 5'er günlük kombinasyonlara ayrılarak 14 farklı kombinasyon oluşturulmuştur. KAMN istasyonunun 30 sn RINEX verileri kullanılarak 6, 12, 18, 24, 30, 36 ve 42 aylık 7 farklı dönemde ITRF96 2005.00 epoğunda hız bileşenleri elde edilmiştir. Elde edilen hız bileşenleri, TKGM tarafından yayınlanan güncel hız bileşenleri ile karşılaştırılmıştır, istatistik test yapılarak anlamlı olup olmadığı irdelenmiştir. Yapılan istatistik test sonucunda, Vx ve Vy Kartezyen koordinat hızları için sonuçların 30 ay(2.5yıl)'lık dönemden, Vx, Vy ve Vz için 36 ay(3yıl)'lık dönemden itibaren anlamlı olduğu görülmüştür. Zaman arttıkça elde edilecek olan hızların doğruluğu da artmaktadır. Bundan dolayı zaman kavramı çok önemli olup, jeodezik amaçlı çalışmalarda yorum yapabilmek için hız bileşenleri elde edilirken en az 36 ay(3 yıl)'lık bir veri uzunluğuna ihtiyaç olduğu sonucuna varılmıştır.

Emre Türk
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İHA sistemleri ile elde edilen ortofoto haritaların doğruluk değerlendirmesi

Gelişen teknolojinin en önemli kazançlarından biri olan İnsansız Hava Araçları (İHA) ilk önceleri askeri amaçla kullanılmaya başlanmakla birlikte kısa zamanda günlük hayatımızın önemli bir parçası haline gelmiştir. İHA ile üç boyutlu konumsal bilgi üretilebilmesinin yanı sıra klasik ölçüm yöntemlerine göre daha az iş gücü, zaman ve maliyet avantajı sağlaması İHA kullanımının yaygınlaşmasında önemli rol oynamaktadır. Kullanımları her geçen gün çeşitlenerek yaygınlaşan İHA sistemleri, özellikle haritacılık faaliyetlerinin gereksinimi olan yüksek doğruluk ihtiyacının karşılanması için sürekli bir gelişim içerisindedir. Bu sebeple, İHA donanım ve yazılım özellikleri de sürekli olarak bir gelişim göstermektedir. Bu donanımlardan biri olan GNSS teknolojisinin İHA'larda kullanımının sağlamış olduğu faydaların irdelenmelerinin, mühendislik projeleri ve bu projelerde kullanılacak ölçüm cihazlarının tercih edilmeleri bakımından önemli olduğu düşünülmektedir. Bu tez çalışmasında, GNSS –RTK özellikli İHA ve bu özelliğe sahip olmayan İHA kullanılarak aynı koşullarda elde edilen resimler, Pix4D Mapper ve Agisoft FotoScan fotogrametri yazılımları kullanılarak üretilen ortofotoların doğruluk karşılaştırmaları yapılmıştır. Yapılan karşılaştırmalar sonucunda, GNSS-RTK özellikli İHA verileri için elde edilen yatay ve düşey doğruluk değerlerinin, diğer İHA verileri için elde edilen yatay ve düşey doğruluk değerlerinden daha iyi olduğu görülmüştür. Yazılımlar kendi aralarında değerlendirildiğinde ise Pix4D Mapper yazılımı ile elde edilen veri setlerinin yatay ve düşey doğruluklarının daha iyi olduğu görülmüştür. Diğer taraftan Agisoft FotoScan yazılımı, GNSS-RTK özellikli olmayan İHA odaklı veri setlerinin yatay konum doğrulukları konusunda daha iyi sonuç verirken, düşey konum doğruluğunda ise Pix4D Mapper yazılımının daha iyi sonuç verdiği görülmüştür.

Rüştü Çallı
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karayolu projelerinde değişik enterpolasyon yöntemlerinin kullanılabilirliği

Yer bilimlerinde, özellikle de harita mühendisliği mesleğinde sayısal arazi modeli oluşturma, yüzey modellemesi ve bu modeller kullanılarak alan-hacim değerleri üretmek günümüzde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Doğru ve güvenilir bir alan-hacim hesabı için öncelikle doğru ve güvenilir bir yüzey modellemesinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu yüzey modellemeleri ve hacim hesaplamaları için çeşitli enterpolasyon yöntemleri kullanılmaktadır. Günümüzde birçok yazılım bu enterpolasyon yöntemlerini kullanmamıza olanak vermektedir. Bu tez çalışmasında öncelikle birinci bölüm, giriş bölümünden oluşmaktadır. İkinci bölümde, literatür özetleri ve kuramsal temeller verilmiştir. Karayolları, sayısal arazi modeli, enterpolasyon yöntemleri ve hacim hesaplarından bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde, uygulamada kullanılan materyal ve yöntemler hakkında bilgiler verilmiştir. Dördüncü bölümde, enterpolasyon yöntemleri ve hacim hesapları sonucunda elde edilen değerler gösterilmiştir. Beşinci bölümde ise, elde edilen sonuçlar arasında karşılaştırmalar yapılarak en uygun enterpolasyon yöntemi belirlenmiş ve önerilmiştir. Uygulamada, Digor-Esenkent Yolu güzergahında bulunan kazı ve dolgu kesit alanları belirlenmiştir. Üç farklı kesit alanında siyah (doğal) zeminden ve terasman (kazı/dolgu) yüzeyinden ölçme noktaları toplanmıştır. Ölçme noktalarından bazıları dayanak ve test noktası olarak gruplandırılmıştır. Dayanak noktaları kullanılarak 4 farklı enterpolasyon yöntemiyle yüzey modellemesi yapılmış ve test noktalarının enterpolasyon yükseklik değerleri hesaplanmıştır. Dayanak ve test noktaları kullanılarak siyah (doğal) zemin alt yüzey, terasman üst yüzey olacak şekilde hacim hesapları yapılmıştır. Elde edilen beş farklı hacim değerlerinin ortalaması alınmıştır ve bu hacim değeri referans değer olarak kabul edilmiştir. Elde edilen hacim değerleri karşılaştırılarak farklı enterpolasyon yöntemlerinin hacim hesabına etkisi incelenmiştir.

Uğur Yatıgı
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tokat ili arazi toplulaştırma projelerindeki arazi uygulamaları ve analizi Almus-Çevreli beldesi örneği

Dünya nüfusunun her geçen gün artması nedeniyle tarım arazileri miras yolu bölünmektedir. Bu bölünmüşlük tarımsal üretimi ve verimi olumsuz yönde etkilemektedir. Arazi toplulaştırma projelerinde temel amaç; parçalanmış ve dağılmış tarım arazilerini birleştirerek modern tarım tekniklerine göre planlamak ve yol, dere ıslahı, arazi tesviyesi, drenaj gibi tarla içi geliştirme hizmetlerini gerçekleştirerek tarımsal üretimde verim artışı sağlamaktır. Bu araştırma Tokat ili Çevreli ilçesi Almus Kasabası'nda yapılan arazi toplulaştırma projesi ile birlikte uygulanan kapalı sistem sulama projesinin incelenmesine dayanmaktadır. Arazi toplulaştırma projesi öncesi ve sonrası işletme başına düşen parsel sayısı, ortalama parsel büyüklüğü, parsel şekilleri ve toplam hisse sayıları karşılaştırılmıştır. Araştırmada, toplulaştırma oranı %25, ortak tesislere katılım oranı (zayiat oranı) ise %7.3789 olarak hesaplanmıştır. Tarla içi geliştirme hizmetleri kapsamında proje öncesi ve sonrası yola cepheli parsellerin durumları irdelenmiştir. Proje öncesinde yola cepheli parsel oranı %38.49 iken proje sonrasında bu oran %100 olarak hesaplanmıştır. Araştırmada; arazi toplulaştırma projesi ile birlikte uygulanan kapalı sistem sulama projesi de incelenmiştir. Proje öncesi sulanabilen parsel oranı %45.61 iken proje sonrası %100 olarak tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmanın yapıldığı Çevreli Kasabası'nda rastgele seçilen çiftçiler arasında yapılan memnuniyet anketinde memnun olanların oranı %78 olarak belirlenmiştir.

Arazi toplulaştırmasıKapalı sistemlerSulama sistemleri+2
Mehmet Kartal Kara
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yapay sinir ağları, kriging ve polinomlar ile yerel jeoid belirleme yöntemlerinin Amasya ili örneğinde karşılaştırılması

Klasik haritacılık faaliyetleri yerine günümüzde sıklıkla tercih edilen GNSS ölçüm yöntemleri elipsoidal yüksekliğin kısa sürede belirlenmesini sağlamaktadır. Ancak elipsoid yüksekliği fiziksel bir anlam ifade etmemektedir. Bu nedenle mühendislik hesaplamalarında fiziksel bir anlamı olan ortometrik yükseklikler kullanılmaktadır. Ortometrik yüksekliklere geçmek için de jeoid yüksekliğinin bilinmesi gerekmektedir. Jeoid yüksekliği bu tez kapsamında olduğu gibi yerel olarak da belirlenebilir. Yapılan tez kapsamında Amasya ilinde yerel jeoidin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan çalışmada altmışiki adet C3 dereceli nokta verisi kullanılmıştır. Veriler dayanak ve eğitim olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Çalışma bölgesinde polinomlar, kriging ve yapay sinir ağları yöntemleri kullanılmıştır. Uygulama sonucunda belirlenen istatistikler karesel ortalama hata kriterine göre değerlendirilmiştir. Çalışma bölgesinde en iyi sonucun çok katmanlı algılayıcılı yapay sinir ağları yöntemiyle alındığı görülmüştür. Bu yönteme en yakın sonuçlar ise kriging yöntemiyle elde edilmiştir.

JeoidKrigingOrtometrik yükseklikler+2
Ender Eskioğlu
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Meteorolojik değişimlerin TUSAGA aktif (CORS-TR) istasyonlarından elde edilen konum bilgileri üzerine etkisi

2006 yılında TÜBİTAK'ın proje desteği ile başlayan 2009 yılında tamamlanan TUSAGA-Aktif sistemi gerçek zamanlı, anlık nokta konumunu belirlemek için geliştirilen sistemdir. Sistemin Kontrol merkezi, sürekli gözlem yapan istasyonlardan gelen 1 saniyelik verileri 24 saat ilkesine göre depolamaktadır. Bu veriler ağ hesapları ve düzeltmeler ile birlikte değerlendirilerek konum bilgileri gerçek zamanlı olarak cm mertebesinde hesaplanmaktadır. Bu tezde, Meteorolojik değişimlerin TUSAGA-Aktif (CORS-TR) İstasyonlarının konum bilgileri üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaç için TUSAGA Aktif (CORS TR) sisteminin faaliyete başladığı 2009 yılından 2020 yılına kadar geçen sürede istasyon yer değişikliği yapılmayan KURU, SINP, BOYT, CORU, CANK, CMLD, KRBK, KSTM istasyonları seçilmiştir. KSTM istasyonuna ait 2016-2020 yıllarını kapsayan Kastamonu ili mevsim normal değerleri sıcaklık ve yağış miktarı yönünden irdelenmiştir. Bu değerler en az, en fazla ve ortalama değer kriterine göre Meteoroloji Genel Müdürlüğü MEVBIS verileri kullanılarak belirlenmiştir. Hesaplamalar için İstasyon noktalarının 2016-2020 yılları arasındaki 5 yıl 12 aylık ve her ayın 11. ve 20. günlerine ait onar günlük IGS standartlarındaki RINEX verileri kullanılmıştır. Tüm hesaplamalar Leica Geo Office v8.x ile yapılmıştır. KSTM istasyonu bilinmeyen olarak alınmış diğer istasyon noktalarına dayalı olarak dengelenmiştir. KSTM istasyonuna ait hız vektörü hesaplamaları yapılmış ve ITRF96 2005.00 Epoğundaki koordinatları hesaplanmıştır. Hesaplanan koordinatlar TUSAGA-Aktif İstasyonlarının aynı epoktaki güncel koordinatları ile karşılaştırılarak yıllık, aylık, sıcaklık, yağış ve mevsimsel parametrelerine bağlı olarak ayrı ayrı kategorilerde incelenmiştir. Yapılan analizlerde tüm ölçülerin uyuşumlu olduğu istatistik yöntemle test edilmiştir.

Meteorolojik parametrelerNavigasyonUydu sistemleri
Alparslan Acar
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elipsoidal yüksekliklerden ortometrik yüksekliklerin elde edilmesinde farklı enterpolasyon yöntemlerinin kullanılması ve uygun yükseklik modelinin belirlenmesi

GNSS ile belirlenen yükseklikler elipsoidal yüksekliklerdir. Ancak harita ve mühendislik uygulamalarında ortometrik yükseklikler kullanılmaktadır. Bu nedenle elipsoidal yüksekliklerin ortometrik yüksekliğe dönüştürülmesi gerekir. GNSS-Nivelman tekniğinin uygulanmasında birçok enterpolasyon yöntemi kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasıda, polinomlarla ve kriging enterpolasyon yöntemleri ve alt varyasyonları kullanılmıştır. GNSS-Nivelmanı ile elde edilen jeoit yükseklikleri ile hesaplanan TG-03 jeoit yükseklikleri arasındaki farklar bulunmuştur. Bu farklarla yüzey modelleri oluşturulmuş ve uygun yüzey modeli belirlenmeye çalışılmıştır.

Elipsoidal yükseklikJeoidKriging+2
Osman Güngör
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Alt yapı projelerinde İHA ve BİM teknoloji performansı

A safe and reliable transportation system helps people and goods get where they need to go and connect. This will boost the economy and improve people's life. This thesis focuses on the practical section of the UAV and BIM technology performance in infrastructure projects, in which the UAV can obtain accurate 3D topographic data in rugged terrain and hard-to-reach regions. UAV output data can easily integrate with BIM software to build, design, and manage. This study is about an application study to evaluate the performance of both UAV and BIM-InfraWorks software by comparing terrestrial measurement and CAD design in existing highway design projects. Most of the previous UAV and BIM application examples only cover buildings. There are not many studies that provide information about the use of UAVs and BIM in infrastructure projects. Therefore, this research aims to: 1. To what extent are UAV and BIM tools suitable for manipulating all aspects of infrastructure projects such as data collection, design and management? 2. How does the combination of UAV and BIM work, which have become promising tools for obtaining accurate data compared to terrestrial surveying and traditional CAD design in road projects? The purpose of combining Building Information Modeling (BIM) and Unmanned Aerial Vehicles (UAV) Systems is to obtain precise topography and make it easy to see and explore the ground in real-time. The study results showed that the combined UAV-BIM system produced a large amount of data that could be analyzed. In addition, in a highway project, the design of the road was carried out using BIM technology and the amount of excavation, which is one of the important cost items, was tried to be optimized.

MotorwaysBuilding information modelingThree dimensional design+1
Zana Bebanı
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadastro çalışmalarında İHA, GNSS ve klasik ölçülerin karşılaştırılması

Harita Mühendisliği teknolojik gelişmelerden en çok etkilenen mühendislik disiplinlerinin başında gelmektedir. Son yıllarda bilgisayar, elektronik ve yazılım teknolojisindeki çok hızlı gelişmeler doğal olarak Harita Mühendisliği disiplinini de çok büyük oranda etkilemiştir. Başlangıçta takeometrik ölçü ve analog grafik pafta üretiminden sırası ile Elektronik Takeometre sonra GNSS ölçüleri ve bugün İnsansız Hava Araçları (İHA) teknolojisi ile haritacılık faaliyetleri, dolayısı ile kadastro çalışmaları yürütülmektedir. Daha önce elle, logaritma ve pons cetvelleri ile büyük emek, bilgi ve çaba ile yapılan hesaplamalar aynı şekilde günümüzde insan hatasını minimize eden yazılımlarla bilgisayar ortamına aktarılmaktadır. Benzer şekilde, daha önce tek tek elle astrolon paftalara tersim edilen kadastro parselleri günümüzde artık dijital veri minimum hata ile ekranda görülmekte ve bilgisayarımızda bir dosya olarak kaydedilebilmektedir. Bu süreçte üretilen kadastro verileri sırası ile mevzi koordinat sistemi, ED50 datumu ve ITRF datumu gibi üç datum değişikliğini zorunlu olarak yaşamak durumunda kalmışlardır. Yukarıda çok kısaca özetlenmiş olan bu süreç; doğal olarak geçmişte büyük emek, bilgi ve çaba ile üretilen verilerle, uygulanan teknoloji ve datum değişiklikleri nedeni ile günümüzde üretilen aynı bölgeye ait veriler arasında konumsal olarak bir kısım değişikliklere/farklılıklara neden olmuştur. Bu nedenle günümüzde yeni üretilen verilerle daha önce üretilip güncel datuma dönüştürülen veriler arasında kaçınılmaz farklılıklar doğmaktadır. Kadastro verilerinde görülen geçmişteki verilerle günümüz verileri arasındaki farklılıklar bugün uygulamada çeşitli sorunlara sebebiyet vermektedir. Ülkemizde henüz ülke bütününü kapsayan ikinci kadastronun yeni tekniklerle yapılamamış olması bu sorunun temel kaynağıdır. Bu çalışmada İHA ile yapılan kadastro ölçmeleri çeşitli yönleri ile uydularla konum belirleme (GNSS) ve total station gibi yersel ölçü yöntemleri ile karşılaştırılmıştır. Uygulama alanına ait mevcut parsel konum bilgileri ile üç yöntemden elde edilen konumsal değerler karşılaştırılmıştır. Üç yöntemin uygulamada avantaj ve dezavantajları ortaya konulmaya çalışılmıştır.

KadastroKonum belirlemeUydu sistemleri+1
Fatma Karataş
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Silindirik yapılarda yersel lazer tarayıcının kullanılması:Eğri minare örneği

Bilgisayar ve lazer teknolojisindeki gelişmelerinin ışığında, yersel lazer tarayıcılar haritacılık sektöründe yoğun şekilde kullanılmaktadır. Özellikle objelere ait üç boyutlu konum verilerinin hızlı ve güvenilir bir şekilde elde edilmesi, objelerin modellenmesi bu yöntemi etkin kılmaktadır.Bu çalışmada, yersel lazer tarayıcıyla yapılan tarama ölçülerinin silindirik yapılarda nasıl bir sonuç verdiği araştırıldı. Silindirik yapı olarak Aksaray'daki Eğri Minare seçildi. Eğri Minarenin beş ayrı noktadan tarama ölçüleri yapıldı. Ancak minare yüksek olduğundan dolayı, ayrıca yüksek binaların balkonlarından iki ayrı tarama daha yapıldı. Daha sonra bu tarama ölçüleri scanmaster ve polyworks yazılımları ile değerlendirildi. Değerlendirme sonucunda objeye ait tüm nokta bulutları birleştirildi. Nokta bulutlarının standart sapmaları 1 cm'nin altında hesaplandı. Eğri Minarenin üç boyutlu görüntüsü elde edildi. Yersel lazer tarayıcılarla silindirik yapıların üç boyutlu modellemesinin, uygun tarama noktalarının seçilmesi durumunda rahatlıkla yapılabileceği gözlenmiştir.

Murat Palalı
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tek nokta, ağ yapısı ve PPP yöntemleriyle GNSS çözümlerinin doğrudan algılayıcı yöneltmesi doğruluğuna etkisi

Doğrudan algılayıcı yöneltmesi veya doğrudan coğrafi yöneltme GNSS\IMU verileri kullanarak dış yöneltme parametrelerinin yer kontrol noktası kullanılmadan hesaplanmasıdır. Bu sistemin doğruluğu GNSS\IMU bütünleşik sistemin doğruluğuna bağlıdır. DGNSS (Diferential Global Navigation Satellite System) ve IMU (Inertial Measurement Unit)?nun birlikte kullanılmasıyla oluşan bütünleşik sistem, uçuş esnasında yaklaşık dış yöneltme elemanlarını belirlemektedir. Bu yöneltme elemanlarının doğruluğu GNSS ve IMU doğruluğuna bağlıdır. Bu çalışmada tek nokta, ağ yapısı ve ppp yöntemleriyle gnss çözümlerinin doğrudan algılayıcı yöneltmesi doğruluğuna etkisi değerlendirilmiştir. Test alanı 1296 km2 dir. 30 cm çözünürlüğünde 396 adet fotoğraf kullanılmıştır. Tek nokta çözüm yatay doğruluğu (X-Y) 23-30 cm , düşey doğruluğu 40 cm, ağ yapısı çözüm yatay doğruluğu 24-27 cm , düşey doğruluğu 37 cm ve ppp çözüm yatay doğruluğu 20-28 cm , düşey doğruluğu 44 cm hesaplanmıştır.

Abdullah Kayı
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lidar ile sayısal arazi modeli üretimi ve sistemin doğruluğunun ve kullanılabilirliğinin araştırılması

Bu çalışmada Uzaktan Algılamada aktif sistemlerden biri olan Lidar sisteminin; bileşenleri, çalışma prensibi, doğruluğu, hata kaynakları, kullanım alanları, kurulum maliyeti, avantaj ve dezavantajları ele alınmıştır. Lidarın, orman yönetimi, kıyı mühendisliği, şehir planlama, su kaynakları yönetimi, atmosfer araştırmaları, ve bitki örtüsü saptama da dahil pek çok alanda yapılan araştırmalarda kullanımı bilinmektedir. Bu çalışmada Lidar ile Sayısal Arazi Modeli (DTM) ve Sayısal Yüzey Modeli (DSM) üretimi hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca, yurt içinde yapılan bir projede kullanılan veriler temin edilerek, bir ilgi alanında Lidar Sisteminin Fotogrametrik tekniklerle yapılan alımlara göre karşılaştırılması yapılmıştır.

Murat Bölme
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tuz Gölü alt havzasında yapılması düşünülen yeni tuz sahalarının ve doğalgaz depolama tesislerinin çevresel etkilerinin araştırılması

Tuz Gölü yüzölçümü bakımından Türkiye'nin ikinci büyük gölüdür. Türkiye'nin tuz ihtiyacının %50'sinden fazlası bu gölden sağlanır. Göl kuzeyde dar bir körfez şeklinde olup, güneye doğru genişlemektedir. Son yıllarda kuzeydeki dar körfez ihaleyle Tuz işletmelerine açılmış ve bu dar körfezin üzerine birçok işletme kendi tuz sahalarını açmıştır. Gölün kuzeyi ile güneyi arasında tek geçiş noktası olan bu bölgede, özellikle yaz aylarında göl ikiye bölünme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Bunun yanında gölü kuzeyden besleyen tek akarsu olan Peçeneközü deresi üzerinde kurulan Baraj derenin kurumasına sebep olmuştur. Ayrıca Tuz Gölü?nün güneyinde Doğalgaz Depolama Tesisi kurulmaktadır. Yeraltında bulunan tuz domlarını su ile eriterek odalar açmak yöntemine dayalı bu Doğalgaz Depolama Tesisi için, yer altı suları ve Hirfanlı barajından su temini yapılacaktır. Kullanılan tuzlu suların ise Tuz Gölü?ne boşaltılması düşünülmektedir. Tüm bu çalışmaları sebep sonuç ilişkileri ile incelenmiş ve bu konuda öneriler ele alınmıştır. Gölün etrafının bataklık şeklinde olması ve Konya Kapalı Havzasında çok geniş alanlarda kullanım olanağı sunması sebebiyle Uzaktan Algılama verileri kullanılmıştır. Tuz Gölü?nün de içinde olduğu Konya Kapalı Havzası?na ait eş zamanlı Landsat 5, Landsat 7 ve EO-1 uydu verileri kullanılarak arazideki değişimler incelenmiştir. Daha sonra bu veriler yersel veriler ile karşılaştırılmıştır. Bu bilgiler, Konya Kapalı Havzasındaki sulak alanların 1984-2011 periyotunda %30 oranında küçüldüğünü ortaya koymuştur. Tuz Gölü ise %70 oranında küçülerek bu değişimden en çok etkilenen göl olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca kuzey güney geçiş noktasında yeni açılan tuz sahalarına ait tonlarca taş ve kum yığını kuzey-güney geçişini engelleyeceğinden, 1987 senesinden günümüze %70?lere varan küçülme gösteren Tuz Gölü adeta ikiye bölünerek, yok oluşu hızlanacaktır. Türkiye?nin beyaz bir incisi olan Tuz Gölü?nü doğal yapısına uygun bir şekilde gelecek nesillere aktarabilmek için yapılması gereken çalışmalar ele alınmıştır.

Caner Zorlu
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Metaveri standartlarının irdelenmesi ve Harita Genel Komutanlığı için bir metaveri profili oluşturulması

When the data is achieved, it must be obligatory that the metadata which contain descriptive and explanatory information about data should be stored with data. Owing to metadata users can easily access the data and use it effectively which they need. Nowadays because of the increasing data amount, the data and related metadata should be collected according to a standard. In this context, the ISO 19115-Metadata standard comes into prominence which developed by ISO TC 211 by using UML diagrams. Nowadays most of the national and international foundations develop their own metadata profiles according to this international standard. In this thesis, a metadata profile is created for the General Command of Mapping, which is based on ISO 19115, by investigating FGDC, DUBLIN CORE, INSPIRE international standards and HBB and TUCBS national metadata profiles. The profile was composed of 7 main category and 89 different metadata elements. This profile will shed light on other foundations which wants to develop their own metadata profiles according to ISO 19115.

Aytaç Araz
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yersel lazer tarayıcıların tarama açısı ve mesafesine bağlı olarak konum doğruluğunun araştırılması

Lazer tarama, henüz yeni bir teknoloji olmasına rağmen günümüzde teknolojideki ilerlemelerle birlikte bu teknoloji de gelişmekte olup bununla beraber kullanım alanı da giderek artmaktadır. Lazer tarama teknolojisi ile istenilen objelerin üç boyutlu görüntüleri diğer klasik ölçme yöntemlerine göre çok daha hızlı, pratik, kolay ve yüksek doğrulukla elde edilebilmekte ve ölçümler her türlü hava koşulunda yapılabilmektedir. Ayrıca bu yöntem ile objeler, temas zorunluluğu olmadan uzaktan ölçülebilmektedir. Yapılan çalışmada Optech Ilris 3D Yersel Lazer Tarayıcı' nın tarama mesafeleri ve objeye göre tarama açılarının konum doğruluğuna etkisi araştırıldı. Bunun için düşey konumda duran 2.10 m x2.80 m boyutlarına sahip bir test alanı 100 m mesafede 10 m aralıklarla karşıdan, sağ ve sol yandan tarandı. Taramalardan elde edilen Y ve Z koordinatları yer değiştirilerek test alanı yatay hale getirildi. Bu durumda oluşan yarım dikdörtgen prizmanın olması gereken hacmi ile taramalardan elde edilen hacimleri hesaplandı. Hacim farklarına göre yapılan değerlendirmeler sonunda bu tarayıcının 100 m' lik tarama mesafesinde konum doğruluğunun 5.8 mm ile 12.2 mm arasında olduğu görüldü. Ayrıca en uygun taramanın 40-50 m mesafede karşıdan yapılan tarama olduğu gözlendi.

Aydan Yaman
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarının değerlendirilmesi

Kamu yönetimi alanında bürokrasinin yeniden değerlendirilmesi sonucunda, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen faaliyetlerde de reform süreci başlatılmıştır. 2005 yılında TBMM ' de kabul edilen 5368 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun ile, TKGM tarafından yürütülmekte olan, kadastro teknik hizmetlerinden tescile tâbi olmayan işlemlerin yapım ve kontrolü, tescile tâbi olan işlemlerin yapım sorumluluğu lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarınca yerine getirilmesi öngörülmüştür. Lisanslı Harita Kadastro Mühendislik Bürolarının faaliyete başlaması ile birlikte kadastro hizmetlerinin daha etkin ve hızlı yürütülmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmada, Ülkemizde faaliyet gösteren Lisanslı Harita Kadastro Mühendislik Bürolarının Lisans koşulları ile yetki alanları irdelenmiş ve Avrupa Birliğine üye ülkelerdeki Lisanslı bürolarla karşılaştırılmıştır. Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Yönetmelik gereği Lisanslı Büroların görev, yetki ve sorumlulukları ile personel ve donanım durumları incelenerek Aksaray Kadastro Müdürlüğü çalışma alanında değerlendirilmesi yapılmıştır. Araştırmada, Aksaray kadastro müdürlüğü yetki alanında faaliyet gösteren iki adet lisanslı büroya 2013 yılında hizmet alımı amacıyla başvuruda bulunan talep sahiplerinin, Lisanlı bürolara ve faaliyetlerine bakışı, lisanslı bürolar tarafından yürütülen hizmetlerin ve hizmet alanlarının yeterlilikleri ile müşteri memnuniyeti anketleme yöntemiyle irdelenmiştir. Araştırma ile, talebe bağlı teknik hizmetlerin LİHKAB'lar tarafından yapılması ile TKGM' nin yol gösteren ve denetleyen konumda olduğu, kadastro bilgilerinin güncellenmesi ve sürdürülmesi gibi asıl yapması gereken faaliyetlere yönelmiş olmasının yanında, özel sektörün katılımının yoğun bürokrasi nedeniyle hantal işleyen devlet yapısını değiştirdiği ayrıca hizmetlerin kadastro müdürlükleri yerine LİHKAB' lar tarafından yürütülmesinin, hem kurum hem de hizmeti alan vatandaşlar açısından verimli olduğu sonucuna varılmıştır. 2014, 64 Sayfa Anahtar Kelime : Lisans, Özel Sektör, Talep, Anket

Fuat Güler
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arazi toplulaştırma çalışmalarında kullanılan harita üretim tekniklerinin karşılaştırılması

Köprü, baraj, yerleşim alanı planlaması, yol, imar planları, ulaşım projeleri gibi birçok mühendislik çalışmasının zeminini teşkil eden ve jeodezik altlık olarak kullanılan halihazır haritalar, yersel teknikler, uzay teknikleri ve fotogrametrik yöntemlerle üretilmektedir. Bir çalışma alanı için üretilen halihazır haritalarda nirengi, poligon ve nivelman noktaları, binalar, binaların kat adedi, kaldırımlar, yollar, sokaklar dışında kalan yerlere ait yükseklik eğrileri, ağaçlar, doğal su kaynakları, akarsular, denizler, ormanlar, elektrik direkleri, ada ve parsel numaraları ve sınırları vb. her şey gösterilir. Halihazır haritalar aynı zamanda toprakla ilişkili olarak yapılacak her türlü projelerin altyapısını oluşturan bir harita mühendisliği çalışmasıdır. Arazi toplulaştırma çalışmalarında, halihazır haritalar önemli bir proje altlığı olarak kullanılmaktadır. Arazi toplulaştırma çalışmalarında, çalışılan alanların çok büyük olması ve arazilerin değerli olması nedeniyle oluşturulacak jeodezik altlığın önemi büyüktür. Bu çalışmada, Konya Bölgesinde yapılan arazi toplulaştırma çalışmalarında jeodezik altlık olarak kullanılan halihazır haritaların, uydu bazlı ve fotogrametrik yöntemlerle üretimi maliyet, süre ve doğruluk yönünden karşılaştırılmıştır Anahtar Kelimeler : Arazi toplulaştırma, Halihazır harita, Harita üretimi, Yersel teknikler, Uzay teknikleri, Fotogrametrik yöntem, Jeodezik altlık

Hülya Tuşat
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konya Kapalı Havzası'nda uzaktan algılama ve CBS teknolojileri ile iklim değişikliği ve kuraklık analizi

Konya Kapalı Havzası (KKH)'ndaki doğal kaynakların etkin ve sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasını ve tarım faaliyetlerinde sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla bu proje kapsamında; Landsat 5-TM görüntüleri yardımıyla 28 yıllık bir periyotta bölgenin yüzey sıcaklık, kuraklık haritaları oluşturulmuştur. Ek olarak havzadaki 10 adet meteorolojik istasyon ve yeraltı su seviye verileri kullanılarak Coğrafi Bilgi Sistemleri yardımıyla iklimsel değişimin bölgeye etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tez kapsamında 1984, 1989, 1998, 2003, 2007 ve 2011 yıllarına ait 29 adet Landsat-5 TM uydu görüntüsü temel veri kaynağı olarak kullanılmıştır. Bu uydu görüntüleri öncelikle geometrik ve radyometrik olarak düzeltilmiştir. Birbirleri ile karşılaştırılabilen hale gelen 5 tam çerçeve TM görüntüleri kullanılarak 6 yıla ait mozaik uydu görüntüleri elde edilmiştir. Daha sonra kuraklığın belirlenmesi için Arazi Yüzey Sıcaklığı (AYS), Sıcaklık-Bitki İndeksi (SBİ), Bitki Durum İndeksi (BDİ) Haritaları üretilmiş bunlara ek olarak Standart Yağış İndeks bilgileri de kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, KKH'nda 1984 ve 2011 yılları arasında yüzey sıcaklık değerlerinin 2.00-3.00°C arasında yükseldiğini göstermektedir. BDİ'ne göre belli bölgelerde yaz kuraklığı etkisinde artış olmakta, SYİ'ne göre ise meteorolojik kuraklık belirli periyotlarla kendini göstermektedir. Bu olumsuz etkenlere ek olarak, bölgedeki yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının plansız şekilde kullanımı ve bir yönetim planlamasının olmayışı, bölgenin en önemli problemi olarak görülmektedir.

Osman Orhan
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Web üzerinden coğrafi verilerin sunulması: Kapadokya Bölgesi turizm haritası örneği

Coğrafi veriler, ticari veya açık kaynak kodlu yazılımlarla yaygın olarak web üzerinden Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile sunulabilmektedir. Turizm bilgileri de web üzerinden CBS ile etkin bir şekilde kullanıcılara ulaştırılması gerekmektedir. Günümüzde, bu bilgilerin açık kaynak kodlu yazılımlarla Web CBS ile sunulmasının yanında sorgulama ve analizi işlemlerinin de geliştirilmesi mümkündür. Bu çalışmada ülkemizdeki turizm gelişim alanlarına uyarlanmak üzere turistleri yöreye ilişkin bilgilendirmeye yönelik oluşturacak internet tabanlı ve CBS-Multimedya destekli bir veri tabanına örnek teşkil edecek bir örnek model geliştirilmiştir. Bu model, sunucu ya da sunuculara bağlı olarak istemciler yardımıyla turistlere, bölgeye ilişkin bilgileri CBS ortamında sorgulama imkânı sunacak açık kaynak kodlar ile yazılmıştır. Bu tez çalışmasında, Kapadokya bölgesinin tarihi ve turistik özellikleri ile yerli ve yabancı turist sayısı dikkate alınarak pilot bölge olarak seçilmiştir. Bu çalışma ile bölgeye ait ilgili bilgilere ulaşmak isteyen kullanıcıların internet üzerinden ulaştıkları bilgileri görsel olarak görüntülemesi imkânı verecek, bunun yanı sıra aynı veritabanının turizm yönetim hizmetlerinin etkinleştirilmesi, ayrıca hazırlanan verilerin internette yayınlanması nedeniyle tüm dünyada internet üzerinde ülke tanıtımının sağlanmasına yardımcı olacaktır. Bu kapsamda sunucuda oluşturulan ve sürekli güncelleştirilen CBS destekli grafiksel ve öznitelik veri, internet aracılığıyla aktarılacak ve bilgi almak isteyen kullanıcıların internet üzerinden istedikleri bilgileri görüntüleyebilme, sorgulama ve analiz edebilme imkânı olacaktır. Açık kaynak kodlu web uygulamasının internet ortamında sunulacak olan bilgilerin hangi platformlarda ve hangi kriterler dikkate alınarak sunulması gerektiği çok büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada özellikle, konumsal bilgilerin web ortamındaki sunum esasları, haritaların sunumu esnasında izlenecek yöntem ve teknikler irdelenmiştir.

İsa Koç
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ulusal heyelan haritaları için coğrafi veri modelinin geliştirilmesi ve afet yönetiminde kullanılması

Ülkemiz jeolojik, topoğrafik ve iklim özellikleri nedeniyle doğal afetlerin sıkça yaşandığı ve buna bağlı can ve mal kayıplarının çok fazla olduğu ülkelerden birisidir. Bu konudaki istatistikî verilere göre, doğal afetlerin her yıl gayri safi milli hâsılanın %5-7'si oranında doğrudan ekonomik kayba yol açtığı belirtilmektedir. Ülkemizde doğal afetlerin yaklaşık % 15'ini heyelanlar oluşturmaktadır. Gerek can kayıplarının azaltılması gerekse büyük miktarda ekonomik kayıpların önüne geçilebilmesi ve daha planlı yaşam alanlarının oluşturulması için heyelanların araştırılarak çıkan sonuçlar ışığında gerekli önlemlerin alınması önem taşımaktadır. İnsan hayatını ve ilgili olduğu çevreyi tehdit eden doğal afet risklerinin azaltılması, kırsal ve kentsel alanları da kapsayacak şekilde ulusal ölçekte doğal afet tehlike alanlarının belirlenerek haritalanması gerekmektedir. Bu kapsamda, afet yönetimindeki en önemli adımlardan birisi, afet öncesi çalışmalar için doğru, güncel ve dinamik doğal afet haritalarının üretilmesi ve planlama çalışmalarına altlık olarak sunulmasıdır. Ülkemizde benzer özellikteki verilerin farklı kurumlar tarafından tekrarlı üretimi, verilerin belirli bir standartta olmaması, kurumlar arası veri paylaşımından kaynaklanan problemler ve mevzuatın karmaşık yapısı afet tehlike haritalarının üretilmesini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, heyelan tehlike haritalarının üretilmesi ve planlama çalışmalarında kullanılması için öncelikle ulusal ölçekte coğrafi veri modelinin (CVM) oluşturulması gerekmektedir. Coğrafi veri modelinin oluşturulması ile afet tehlike haritalarına yönelik veri tabanı tasarımı, veri standartları, hızlı ve doğru veri toplama, tehlike haritası üretme ve kullanıcılara sunulması gibi temel işlemler yerine getirilmiş olacaktır. Bu çalışmada Rize ili pilot bölge seçilerek, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) teknikleri kullanılarak heyelan tehlike haritaları için ulusal bazda Coğrafi Veri Modeli geliştirilmiştir. Bu modelin oluşturulabilmesi ve tüm kullanıcılar tarafından kullanılabilmesi için veri standartları belirlenmiştir. Heyelan afetleri için gerekli olan veriler CVM ile bütünleştirilerek duyarlılık haritaları Analitik hiyerarşi yöntemi kullanılarak oluşturulmuştur. Duyarlılık haritaları ile birlikte istatistiki çalışmalar yapılarak üretilen senaryolar için tehlike ve risk haritaları oluşturulmuştur. Duyarlılık haritalarının planlama sürecinde etkin bir şekilde kullanılabilmesi için de gerekli mevzuat altyapısı irdelenmiştir.

Afet yönetimiCoğrafi bilgi sistemleriHeyelan+2
Süleyman Sefa Bilgilioğlu
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konya Kapalı Havzası'nda arazi örtüsü/kullanımı zamansal değişimlerinin uydu görüntüleri ile belirlenmesi

Türkiye'nin en geniş kapalı havzası olan Konya Kapalı Havzası'nda (KKH) meydana gelen arazi değişikliklerinin incelenmesi, hem havzanın, hem de havza içerisinde bulunan sulak alanların (özellikle Tuz Gölü) geleceği açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı Konya Kapalı Havzası'nda arazi örtüsü/kullanımı zamansal değişimlerinin uydu görüntüleri yardımıyla belirlenmesidir. Bu amaç için; 1984, 1990, 2002, 2007, 2011 yılları için elde edilmiş LANDSAT sayısal uydu görüntüleri kullanılmıştır. Bu görüntüler ARCGIS ve ERDAS yazılımlarında işlenmiştir. Görüntü İşleme aşamasında görüntü zenginleştirme, geometrik, radyometrik düzeltme, görsel yorumlama yapmak için sınıflandırma, değişim analiz tablosu (değişim matrisi) oluşturulması ve yorumlanması işlemleri gerçekleştirildi. Arazi örtüsü/ kullanımı zamansal değişimleri değişim matrisleri ile elde edilmiştir. Elde edilen doğruluklar 1984 yılı için % 80.14, 1990 yılı için % 78.79, 2002 yılı için % 79.22, 2007 yılı için % 77.60, 2011 yılı için % 76.87 dir. Elde edilen değişim matrislerine göre, Havzadaki tüm sulak alanlarda daralmalar olduğu tespit edilmiştir. Havzadaki en önemli sulak alan olarak ifade edebileceğimiz Tuz Gölü iç kısmındaki ve gölün çevresindeki tuzla kaplı alanlarda artış, suyla kaplı alanlarda ise azalma tespit edilmiştir. Diğer taraftan, KKH sınırları içerisinde açık alanlarda büyük bir oranda azalış olduğu elde edilmiştir. Bu azalışın sebebi Konya Kapalı Havzasındaki yeşil bitki örtüsünün artmasındandır.

Raziye Hale Topaloğlu
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de emlak vergi sistemine küme değerleme ile yaklaşım

Taşınmazların ekonomik faaliyete konu olan alım-satım, trampa, irtifak hakkı tesisi, kiralanması, tapuda ayni ve sınırlı hak tesis edilmesi ve taşınmazların kamulaştırılması gibi pek çok uygulamalardan vergi ve harç alınabilmesi taşınmazların değerinin bilinmesine bağlıdır. Ülkemizde taşınmaz değerleme çalışmaları, farklı kurum ve kuruluşlarca yürütülmekte, standartları ve metodolojileri belirsiz ve farklı olmaktadır. Vergilendirme amaçlı yapılan uygulamalarda genellikle politik bakış hakim olmaktadır. Bu yüzden emlak vergi sisteminde önemli ölçüde vergi kayıpları oluşmaktadır. Bu çalışma kapsamında, özellikle emlak vergi sisteminin teknik boyutu irdelenmiş, seçilmiş ülkelerde uluslar arası durum ile tekil değerleme ve küme değerleme arasındaki farklar incelenmiştir. Ülkemizde mevcut yapı stokunun önemli bir kısmı kentsel dönüşüm bölgesi kapsamında yenilenmesi amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında kentsel dönüşümlerin uygulandığı nitelikte bir yerleşim birimi seçilerek vergilendirme amaçlı küme değerlemesi yapılmıştır. Bu çalışma sonucunda taşınmaz değerlemesinde istatistiksel teknikler sayesinde, değerlemecinin düşüncelerine dayanan tahminlerin dışında, taşınmaz değerinin doğruluğunu veya pazar değerine yaklaşımı destekleyen veriler sunulabilmekte, bu veriler sayesinde de analiz edilebilir, güncellenebilir düzeyde taşınmaz değeri tahmin edilebilme imkanı sağlamaktadır. Vergilendirme amaçlı küme değerleme ile üretilen verilerin diğer amaçlarla yapılacak taşınmaz değerleme faaliyetlerinde de kullanılabileceği görülmüştür.

Sadık Yıldırım
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Baraj kamulaştırmalarında yaşanan sorunlar: Kayseri Gümüşören Barajı örneği

Ülkemizde, tarımsal sulama, içme suyu, enerji ve taşkın koruma amaçlı olarak yapılan baraj inşaatı çalışmaları maliyeti yüksek projelerdir. Baraj maliyetini yükselten başlıca harcama kalemi kamulaştırmadır. Günümüzde baraj yapımı için yetkili olan kamu kurumlarının başında Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü gelmektedir. Ülkemizde yatırımlar için ayrılan bütçenin büyük bir kısmını kullanan DSİ, kendisine ayrılan bu bütçenin önemli bir kısmını kamulaştırma harcamaları için kullanmaktadır. Bu çalışmada, DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan Kayseri İli, Develi İlçesi Gümüşören Barajı uygulama alanı olarak seçilmiş olup, projedeki kamulaştırma faaliyetleri her boyutuyla ayrıntılı olarak araştırılmıştır. Uygulama bölgesinde yapılan kamulaştırma faaliyetleri, darboğazlar ve çözüm yolları incelenmiş, baraj havzasında kalan yerleşim yerleri için nasıl bir kamulaştırma faaliyeti geliştirildiği ve oluşan yargı kararları ayrıntılı olarak irdelenmiştir. Tez çalışmasının temel amacı, baraj inşaat çalışmalarının gecikmesine neden olan kamulaştırma sürecinin her boyutuyla incelenerek yeni yapılacak projelere ışık tutulmasını sağlamaktır. Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın ilk bölümünde kamulaştırmanın tanımı ve tarihsel gelişimi, kamulaştırma mevzuatları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde kamulaştırma nedeniyle açılan davalar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde kamulaştırma hakkında yapılmış araştırmalar hakkında literatür taraması yapılmıştır. Üçüncü bölümde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nde kamulaştırma faaliyetleri hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca kamulaştırma projelerinde işlem adımları hakkında detaylı bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde tez konusu olan Gümüşören Barajı Projesi hakkında genel bilgiler ve kamulaştırma faaliyetleri hakkında bilgiler verilmiştir. Beşinci bölümde Gümüşören Barajı Projesi kamulaştırma aşamalarında karşılaşılan sorunlar ve bu sorunlara çözüm önerileri sunulmuştur. Sonuç bölümünde ise bu proje aşamasında kamulaştırma çalışmalarının nasıl daha verimli, hızlı, yöre insanının sosyo - ekonomik yapısını bozmadan baraj bölgesinde kurulan sosyal dengeyi daha ileri seviyeye çıkararak, işin en az maliyetle, kamulaştırma davalarını asgariye indirerek ve devlet vatandaş ilişkisine zarar vermeden gerçekleştirileceği konusunda çözüm önerileri sunulmuştur.

Emin Kurt
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yapay arı koloni algoritmasının tarım alanlarının sınıflandırılmasında kullanılabilirliğinin irdelenmesi

Türkiye tarım alanları bakımından zengin bir ülke konumundadır. Bu nedenle tarım alanlarının kullanımı hakkında bilgi edinilmesi önem arz etmektedir. Uzaktan algılama ile görüntü sınıflandırma işlemleri uydu görüntülerinden bilgi çıkarımı konusunda büyük bir öneme sahiptir. Tarım alanlarının uydu görüntüleri üzerinden sınıflandırılması, bu alanlar hakkında bilgi edinme açısından çeşitli kolaylıklar sunmaktadır. Uydu görüntüleri üzerinden tarımsal nitelikteki alanları belirlemek ve ürün çeşitlerinin alansal dağılımı hakkında bilgi çıkarımı yapmak mümkündür. Bu amaçla uzaktan algılama görüntü sınıflandırma işlemlerinde birçok yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntemler başlıca, en yakın mesafe, maksimum benzerlik, paralelkenar yöntemi vb. olarak sıralanabilir. Bu yöntemlere ek olarak son zamanlarda ortaya çıkan yapay zeka optimizasyon algoritmaları, klasik yöntemlere alternatif olma özelliği göstermektedir. Bu tez çalışmasında çok yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri yapay arı koloni algoritması (YAKA) kullanılarak sınıflandırılmıştır. Böylece YAKA'nın sınıflandırma doğruluklarının araştırılmasına yönelik irdelemeler gerçekleştirilmiştir. Araziden ve hava fotoğraflarından yararlanılarak gerekli olan yer kontrol noktaları ve eğitim verileri toplanmıştır. Çalışma alanı olarak, bitki örtüsü, arazi topoğrafyası ve tarım alanları göz önüne alınarak, Rize ili pilot bölge olarak seçilmiştir. Uygulama sonucunda Yapay Arı Koloni Algoritması ile elde edilen doğruluk değerleri yapay sinir ağları ve en çok benzerlik algoritması ile karşılaştırılarak değerlendirilmiş ve YAKA ile elde edilen doğruluk diğer sınıflandırma algoritmalarına nazaran daha iyi sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir.

Ahmet Tarık Torun
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gnss gözlem sürelerinin baz çözümlerine etkisinin araştırılması

GNSS/GNSS ağlarında baz bileşenlerinin ve noktaların konum doğruluğu, çevresel ve aletsel hata bileşenlerinin en uygun şekilde modellendiği varsayımıyla bazın uzunluğuna ve ölçme zamanına, başka bir deyişle bazı sınırlandıran noktalardaki eş zamanlı gözlem süresine bağlıdır. Gözlem süresi için yapılan bir seçim, jeodezik ağların duyarlılığı açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada, yerel bir ağda GNSS gözlem sürelerinin baz çözüm sonuçlarına etkisinin ticari ve bilimsel yazılım kullanılarak araştırılması amacıyla Aksaray mücavir alan sınırları içinde kalan çalışma bölgesinde Aksaray Üniversitesi Kampüsü içerisinde pilye olarak tesis edilmiş olan 8 nokta,1 Türkiye Ulusal Sabit GPS Ağı-Aktif noktası ve 3 adet Türkiye Ulusal Temel GPS Ağı (TUTGA) noktaları kullanılarak eş zamanlı olarak 3 ayrı günde Statik ölçü yöntemi ile 360 dakika ölçü yapılmıştır. Farklı günlerde gerçekleştirilen 6 saatlik GNSS gözlemleri 20, 40, 60, 120, 240, 360 dakikalık ölçü gruplarına ayrılmıştır. Ölçülerin değerlendirilmesinde ticari bir yazılım olan Leica Geo Office'in (LGO) son sürümü olan 8.3 versiyonu ile ücretsiz bir bilimsel yazılım olan GAMIT/GLOBK kullanılmıştır. Değerlendirmeler sonucunda, gözlem süresinin ağdaki baz çözümlerine etkisi elde edilmiş ve sonuçlar karşılaştırılmıştır.

Cemil Gezgin
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uzaktan algılanmış görüntülerden faydalanılarak obje-tabanlı sınıflandırma yöntemi ile kent merkezlerindeki detayların çıkarımı

Günümüzde, kentlerin, kaçak, çarpık ve hızlı yapılaşmasının önüne geçmek, planlama ve karar verme süreçlerini hızlandırmak gibi nedenlerle gerekli referans haritalarının sürekli güncellenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, son yıllarda, sınıflandırma yöntemlerinde ve uydu görüntülerinde bu hızlı ve doğru veri üretimi ihtiyacına yönelik önemli gelişmeler olmuştur. Santimetre hassasiyetinde konumsal doğruluk veren görüntüler ve bu görüntülerin sınıflandırılmasında yüksek doğruluk veren yeni görüntü sınıflandırma teknikleri geliştirilmiştir. Yüksek çözünürlüklü bu görüntülerden yüksek doğrulukta ve hızlı bir şekilde çıkarım yapabilen yöntemlerden biri obje tabanlı sınıflandırma yöntemidir. Bu tez çalışmasında aynı çözünürlüklere sahip ortofoto ve WorldView-3 çok yüksek çözünürlüklü uydu görüntüsü kullanılarak kentsel alanlara ait detayların (bina, yol, yeşil alan) obje tabanlı sınıflandırma yöntemi ile doğru ve hızlı bir şekilde üretilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca her iki görüntüden elde edilen sonuçların Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ortamında büyük ölçekli uygulamalarda vektör formatında kullanılabilirliği bina detay sınıfı dikkate alınarak irdelenmiştir. Bu amaçla obje tabanlı sınıflandırma sonuçlarına genelleştirme işlemi uygulanan bina detayları, mevcut halihazır harita ve uydu görüntüsü üzerinden elle sayısallaştırmadan üretilenlerle, istatistiki olarak karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda, WorldView-3 uydu görüntüsü sınıflandırma sonuçlarının ortofoto sınıflandırmasına göre üretici doğruluğunda %6, kullanıcı doğruluğunda %5, genel doğrulukta %6 ve kappa değerinde %7 daha doğru sonuç verdiği görülmüştür. Bununla birlikte, Worldview-3 görüntüsünden seçilen 20 adet binanın halihazır harita ve elle sayısallaştırma sonucu elde edilen binalara ait koordinat değerleri istatiksel analizi sonucunda belirlenen güven aralığı içerisinde tespit edilmiştir. Bu durum obje tabanlı sınıflandırma yönteminin görüntülerdeki spektral yansıma değeri ile konumsal çözünürlüğün yükselmesi durumunda bina detaylarının otomatik olarak belirlenmesine oldukça pozitif katkı verebileceği sonucunu ortaya koymaktadır.

Coğrafi bilgi sistemleriGörüntü sınıflandırmaSayısal görüntü işleme+1
Burhan Baha Bilgilioğlu
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üç boyutlu CBS ile tarihi eserlerin modellenmesi

3B Coğrafi Bilgi Sistemi çalışmalarının en önemli amaçlarından birisi gerçek yeryüzünün 3 boyutlu (3B) modelinin oluşturularak, 2 boyutta (2B) yapılan sorgulama ve analizlerin gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Bu kapsamda doksanlı yılların başından beri 3B ortamların temsilinde kullanılmak üzere veri modelleri geliştirilmiştir. Özellikle 2000'li yılların ortalarından itibaren 3B CBS'ye yönelik çalışmalar hız kazanmıştır. Günümüzde 3B CBS ile çok katlı binalara dönük simülasyon, navigasyon ve konum belirleme gibi işlemler yapılabilmektedir. Ancak, 3B CBS'de grafik veriler ile öznitelik verilerinin ilişkilendirilmesi mümkün olmakla beraber, bir veri tabanı mantığında öznitelik verilerinin işlenmesi henüz istenilen seviyede yapılamamaktadır. Bu nedenle, 3B CBS'de grafik objeler modellenirken, sorgulama ve analiz çalışmaları için gerekli olan öznitelik verilerinin de bu model ile entegrasyonunun sağlanması gerekmektedir. Bu tez çalışmasında, Cityengine yazılımı kullanılarak tarihi yapılara ait iç ve dış mekânlar 3B CBS ortamında öznitelik bilgileriyle bütünleştirilerek modellenmiştir. Bu kapsamda çalışma alanı olarak Kastamonu kentinde tarihi yapıların yoğun olduğu bir pilot bölge seçilmiştir. Bu pilot bölgede hava fotoğrafları, halihazır harita ve çalışma alanı içinde yer alan tarihi yapıların rölöveleri yardımıyla 3B modeller oluşturulmuş ve bu modellerin mekânsal sorgulama kapasitesi irdelenmiştir. Çalışma sonucunda, 2B ArcGIS verilerinin konum ve öznitelik olarak 3B modellere entegre edilebildiği, mekân içi ve mekân dışına ait mekânsal sorgulamaların yapılabildiği görülmüştür.

Burak Pelendecioğlu
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Baraj göllerindeki sediment birikimlerinin zamansal değişimi ve CBS ile görselleştirilmesi

Dünya üzerinde su temini konusu hayati bir öneme sahiptir. Bu sebeple ülkeler kendi su potansiyellerini muhafaza etme ve ergonomik kullanma amacına göre projeler geliştirmektedirler. Geliştirilen projelerin başında barajlar gelmektedir. Muhafaza görevi gören barajların zaman içerisinde rezervuarında kıyı erozyonu ve rezervuarı besleyen akarsuların taşımış olduğu malzemelerin çökelmesi ile sedimentler oluşur. Sedimentin oluşması ile rezervuar tabanı yükselir ve depolama kapasitesinde hacim kaybına neden olur. Bu kayıp barajların ekonomik ömürlerini azaltmakta, taşkın önleme, hidroelektrik enerji üretimi, sulama, içme suyu temini ve rekreasyon vb. işlevleri olumsuz etkilemektedir. Barajların ekonomik ömürlerinin azalması, yeni barajların inşa edilmesini akla getirmektedir. Ancak yeni barajların yapım süresi, maliyeti ve yapının yapılabileceği coğrafik alanların az olması nedeniyle bu tercihi etkin kılmamaktadır. Bu tez çalışmasında; rezervuarların ekonomik ömrünü azaltan sediment birikimi problemi ve barajların ekonomik ömürlerinin yeniden kazanabilmeleri için sedimentin kontrol edilmesi ile ilgili olarak ayrıntılı bilgi verilmiştir. Ayrıca, Osmaniye ili, Sumbas ilçesi sınırları içerisinde bulunan Kesiksuyu (Mehmetli) Barajının 1963 ve 2007 yıllarındaki verileri kullanılarak bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Sediment birikimi Ortalama Sonlu Alan Yöntemi ile belirlenmiştir. 44 yılda %17.20 hacim kaybının gerçekleştiği tespit edilmiştir. Elde edilen zamansal değişim haritaları Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ile görselleştirilmiştir.

Mehmet Ardiç
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The identification of the behaviours in tide gauges with time series analysis: Example of TUDES tide gauges stations

It is important to determine the sea level for the scientific fields that study the earth such as Geodesy, Geophysics, Geodynamics, Hydrology and Oceanography. Determination of the sea level is used in geodetic studies especially to determine the vertical datum required for height systems; to identify Mean Sea Level (MSL) together with Sea Surface Topography (SST) and the movement of vertical crustal areas near the tide gauge stations. Changes in the sea surface occur as a result of sudden land displacements triggered by earthquakes and tectonic movements that are caused by the gravity effect of the sun and the moon. Changing in the sea levels can be specified by using satellite altimetry technique or obtained data from tide gauges established on coastlines. In this thesis study, monthly mean sea level data of 10 tide gauges of Turkish National Sea Level Monitoring System (TUDES) are used for determining sea level changes between 1984-2009. Time series analysis has been used to determine the long-term changes of the sea level in tide gauges. In time series analysis, Trend Component Analysis is performed using Least Squares (LS) and Periodic Component Analysis is performed using Fast Fourier Transform (FFT).

Aslıgül Çakıcı
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadastro paftalarının yenilenmesinde karşılaşılan sorunlar: Konya/Ereğli örneği

İnsanlar sürekli ihtiyaç duydukları araziye sahip olmak ve üzerinde egemenlik kurmak istemişlerdir. Arazi üzerinde mülkiyet hakkına sahip olmak ve sahip oldukları mülkiyet hakkını devlet güvencesi ile korumak insanların en büyük amacı olmuştur. Mülkiyet ve ona ait hususlar her toplumda farklı hukuk kuralları ve dini kurallar çerçevesinde yönetilmiştir. Taşınmaz malların yönetim, denetim ve korunması taşınmaz mal mülkiyeti ve kadastro kavramlarını oluşturmuştur. Günümüze kadar ülkemizde yapılan kadastro çalışmaları, farklı zamanlarda ve farklı alanlarda farklı ölçü aletleri, farklı ölçü yöntemleri ve farklı koordinat sistemleri kullanılarak farklı hukuki ve teknik mevzuatla yapılmıştır. Bu farklılıklardan dolayı kadastro paftaları zemini yansıtmaktan, günün sorunlarına ve geleceğin gereksinimlerine cevap vermekten uzaktır. Gelişen teknolojinin getirdiği yenilikler kadastro çalışmalarında kullanılırken, eski teknoloji ve yöntemlerle üretilen kadastro ürünlerinin entegrasyonu sağlanamamıştır. Kadastro çalışmalarında üretilen verilerin ve kadastro paftalarının büyük kısmının eski ve kullanılamaz olması, kadastro paftalarının koordinatsız veya ülke koordinat sistemine bağlı olmaması vb. nedenlerden dolayı kadastro taşınmazların geometrik ve hukuki yönden güvence altına alınması görevini tam olarak yerine getirememektedir. Bu haliyle yatırım ve mühendislik hizmetlerine altlık olmaktan ve sosyal problemlerin çözümüne katkı sağlamaktan uzaktır. Ülkemizde kadastro haritalarının hatalarının giderilmesi ve yenilmesi amacıyla farklı kanun ve mevzuat çerçevesinde çalışmalar yapılmaktadır. Yapılan yenileme çalışmalarının hukuki, teknik ve sosyal açıdan sorunları, kapsam ve içerik olarak eksiklikleri vardır. Yenileme çalışmalarının ikinci kadastroya entegre edilebilecek şekilde kapsam ve içeriği genişletilerek sürdürülmesi gerekmektedir. Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma on bir bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümlerinde kadastro kavramı, Türkiye kadastrosu, kadastro teşkilatının tarihsel gelişimi ve ülkemiz kadastrosunun mevcut durumu hakkında bilgi verilerek bu konuda yapılan bilimsel çalışmalar hakkında literatür taraması yapılmıştır. Tez çalışmasının gelişme bölümlerinde kadastronun çeşitleri, ülkemiz kadastrosunun sorunları ve ülkemizde uygulanan yenileme çalışmaları anlatılmıştır. Sonuç bölümlerinde ise tezin konusu olan Konya/Ereğli 3402/22-a uygulaması, uygulamada karşılaşılan durumlar, uygulamanın pozitif ve negatif yönleri anlatılarak ikinci kadastro kapsamında yenileme çalışmalarının kapsam ve içeriğinin genişletilmesi, karşılaşılan sorunlar ve eksiklikler hakkında çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kadastro, Kadastro Paftaları, Yenileme, İkinci Kadastro

Harun Reşit Oğur
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yakın resim fotogrametrisinde cep telefonu kameralarının kullanımının araştırılması

Sayısal yakın resim fotogrametrinin temel girdisi sayısal görüntülerdir. Yakın resim fotogrametrisi çalışmalarında sayısal görüntüler, günümüzde doğrudan doğruya sayısal kameralarla elde edilir. Bu alanda en çok kullanılan kamera türü ise DSLR (Digital single-lens reflex) resim çekim makinalarıdır. Fakat bu tür makinalar içerdikleri mercek ve aynalardan dolayı ağır ve pahalıdırlar. Bundan dolayı bu makinalara her an ulaşmak mümkün olmamaktadır. Diğer yandan cep telefonları ise her daim yanımızda bulunmaktadır. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak cep telefonu kameraları da gelişim göstermiş ve ilerleyen zamanlarda daha da gelişeceği düşünülmektedir. Günümüzde kamera geometrik çözünürlüğü 41 mp olan cep telefonları bile mevcuttur. Bu çalışmada, günümüz cep telefonu kamera görüntülerinin fotogrametrik uygulamalarda kullanılabilirliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla iki farklı uygulama gerçekleştirilmiştir. İlk uygulamada, yaklaşık 1x1 m. boyutlarında 84 noktalı ve değişik yüksekliklerde 3 boyutlu koordinatları bilinen bir test alanı hazırlanmış ve bu test alanı kullanılarak altı farklı cep telefonu kamerasının ve iki farklı sayısal kompakt resim çekme makinasının karşılaştırmaları yapılmıştır. Karşılaştırmada doğruluk, prezisyon ve resim koordinat düzeltmeleri gibi parametreler kullanılmıştır. Değerlendirme sonucunda, yaklaşık bir metreden alınan cep telefonu kamera görüntüleriyle mm düzeyi altında doğruluklar elde edilmiştir. İkinci uygulamada ise, her üç karşılaştırma ölçütü içinde en iyi sonucu veren cep telefonu modeli Samsung S4 cep telefonu kamerası kullanılarak Kayseri'de bulunan tarihi Sırçalı Kümbet'in 3 boyutlu fotogrametrik modellemesi gerçekleştirilmiştir. Fotogrametrik değerlendirmede, konvergent durumda çekilmiş toplam 54 resim ve 133 kontrol noktası kullanılmıştır. Her iki uygulamanın sonuçları değerlendirildiğinde günümüz cep telefonu kameralarının fotogrametrik uygulamalarda rahatlıkla kullanılabileceği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Fotogrametri, Sayısal kameralar, Cep telefonu kameraları, Kamera kalibrasyonu, Doğruluk, Prezisyon.

Ali Ersin Gürbak
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

GPS/IMU sistemlerinde konum belirleme tekniklerinin karşılaştırılması

Teknolojinin hızla gelişmesi jeodezik ölçmeler konusunda da büyük değişiklikler göstermiştir. Özellikle Global Navigation Satellite System (GNSS) teknolojisinin jeodezik çalışmalarda sıkça kullanılmaya başlanması, uydu bazlı ölçme yöntemlerini jeodezinin en önemli konularından birisi haline getirmiştir. GNSS ile konum belirleme alanında birçok yöntem geliştirilmiştir. Harita üretiminde ve mühendislik projelerinde kullanılabilecek doğrulukta konum bilgisine ulaşmak için genellikle göreli konum belirleme yöntemleri kullanılmaktadır. Ancak bu yöntemde fazla sayıda GNSS alıcısına ihtiyaç duyulmaktadır. GNSS ile ölçme yöntemlerindeki gelişmeler tek GPS/GNSS alıcısı ile yüksek doğrulukta konum bilgisi üretme yönünde ilerlemektedir. Tek GNSS alıcısı ile yüksek doğrulukta konum bilgisi üretmek amacıyla geliştirilen "Hassas Konum Belirleme (PPP) yöntemi ölçü esnasında kullanılan uyduların hassas yörünge ve saat bilgilerine ilişkin düzeltme yapılması temeline dayanmaktadır. Sanal referans istasyonu sisteminde (VRS) ise temel çözüm; sürekli gözlem yapan referans istasyonları yardımıyla bir sanal referans istasyonunda iyonosfer, troposfer ve efemeris hatalarının modellenmesine dayanmaktadır. Bu çalışmada, yüksek doğruluklu konum bilgisi üretmek için GPS/IMU sistemlerinin bileşeni olan kinematik GPS verilerinin değerlendirilmesinde, sabit referans noktaları, sanal referans noktaları (VRS) ve PPP yöntemlerinin karşılaştırılarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Tez kapsamında elde edilen sonuçlar, GPS/IMU sisteminin bileşeni olan kinematik GPS değerlendirmelerinde, ulusal GNSS ağlarından üretilecek VRS noktalarının, uçuş bölgesinde sabit GNSS/GPS alıcısı yerine kullanılabileceğini göstermektedir. Ayrıca, gerçek zamanlı kinematik ağ uygulamalarında, veri iletişim sorunları yaşanılan durumlarda kinematik ölçü yöntemiyle toplanacak verilerin daha sonra oluşturulacak VRS referans noktaları ile değerlendirilmesinin de mümkün olduğu düşünülmektedir. PPP tekniğinin tez çalışmasında kullanılan diğer değerlendirme tekniklerine göre daha düşük doğruluklu sonuçlar vermesi nedeniyle fazla doğruluk gerektirmeyen uygulamalarda kullanılabileceği düşünülmektedir.

İbrahim Cankurt
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye için çok amaçlı kadastro yaklaşımı

Türkiye'de kadastro çalışmalarının tamamlanma noktasına gelmesiyle birlikte eskiyen, güncelliğini kaybeden, istenilen duyarlılıkta olmayan ve zemine aplikasyonunda sorun yaşanan kadastro paftalarının yenilenmesi yapılmaktadır. Bu çalışmada; Türkiye kadastrosunun tarihsel gelişimi, mevcut durumu, mevcut durumdaki ve yenileme çalışmaları sonrasındaki sorunları ve günümüz kadastrosundan beklenenler ifade edilmiştir. Türkiye kadastrosunun mevcut problemleri Aksaray ili sınırları içerisindeki paftalaması grafik ve fotogrametrik yöntemlerle yapılan birimler seçilerek incelenmiştir. Çalışma yapılan köylerde görüldüğü üzere kadastro yenileme çalışmaları kadastro paftalarının sayısal formata dönüştürülmesinin ötesine geçememiştir. Harici taksimler ve intikal işlemleri yenileme kapsamında yapılamamaktadır. Hazine taşınmazlarının tamamına yakınınım komşu parsel sahipleri tarafından işgal edilmiş olduğu görülmüştür. Bu alanlarda Milli Emlak Müdürlüğü tarafından yapılan tespitlerle de ecrimisil tahakkuk ettirilirken söz konusu taşınmazların işgalcilere satışı yapılmaktadır. Meralarda ve kadastro harici yerlerde de benzer işgallerin olduğu ortaya konmuştur. Diğer taraftan çalışma alanlarının tarımsal ve hayvancılık amaçlı kullanılmasına rağmen ilgili kurumlar tarafından üretilen verilerin mülkiyetle ilişkilendirilmesi bakımından zorluklar yaşanmaktadır. Kadastro çalışmalarında çok amaçlı kadastro verilerinin toplanmasında mülkiyet ve değeri başta olmak üzere, toprak sınıfı, ürün deseni ve ilgili birimlerde kamu kurum ve kuruluşları tarafından üretilen grafik ve öznitelik verilerinin toplanması sağlanmalıdır. Özel sektör marifetiyle mevcut verilerin toplanmasında uzaktan algılama, ortofoto veriler ve yersel ölçüm yöntemlerinin kullanılması büyük bir hız ve kolaylık sağlayacaktır. Sürdürülebilir arazi yönetimi kabiliyetleri için bu çalışmaların ikinci kadastro kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

Hakan Eraslan
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00