
1.987
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
İngilizce öğretmenlerinin anadil ve hedef dil kullanımının ilkokul 2. sınıflarda öğrenmeye etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, ilkokul 2. sınıflarda İngilizce öğretimi sırasında öğretmenlerin anadili ya da ikinci dil kullanımının öğrencilerin öğrenme süreçlerine olan etkisini incelemektir. Bu doğrultuda öğretmenlerin, sınıf içerisinde anadili veya ikinci dili kullanma yaklaşımlarına ilişkin görüşleri değerlendirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları, Adana ili Seyhan, Yüreğir ve Çukurova ilçelerinde görev yapan ve toplamda 205 kişiden oluşan ilkokıul 2. sınıf İngilizce öğretmenleridir. Araştırmada kullanılan model, İngilizce derslerinin yalnızca İngilizce, yalnızca Türkçe veya her iki dilin birden kullanılarak işlenmesinin öğrencilerin öğrenme üzerindeki etkisini, öğretmenlerin görüşlerine dayanarak belirlemeyi amaçlayan tarama modeline dayalı betimsel bir çalışmadır. Bu süreçte, veri toplama aracı olarak Şevik (2007) tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları ile anketlerden yararlanılmıştır. Günümüzde yabancı dil eğitimi, eğitim sistemlerinin ayrılmaz bir unsuru haline gelmiştir. Özellikle İngilizce, dünya çapında en yaygın öğrenilen dillerden biri olarak ön plana çıkmaktadır. Ancak İngilizce derslerinde Türkçe kullanımının öğretmen ve öğrenciler üzerindeki etkisi sıklıkla tartışılmaktadır. Bu bağlamda Türkçe kullanımının, dersin verimliliğine etkisi anket sonuçları ve katılımcıların görüşleri ışığında değerlendirilmiştir. Anket sonuçlarına göre, yalnızca İngilizce kullanıldığında daha fazla verim alındığını ifade eden katılımcıların büyük bir çoğunlukta olduğu görülmüştür. Bu durum, öğrencilerin tamamen İngilizceye odaklanarak dil becerilerini geliştirme fırsatı bulduklarını göstermektedir. İngilizce derslerinde yalnızca İngilizce iletişim kurmanın, özellikle dil öğrenimi ve dinleme-anlama becerilerinin gelişimi açısından etkili olduğu düşünülmektedir. Öte yandan, derslerde hem İngilizce hem de Türkçe kullanıldığında belirli bir verimliliğin sağlandığı da anlaşılmaktadır. Türkçe ile İngilizce arasında yapılan geçişlerin bazı öğrencilerin konuları daha iyi anlamalarına yardımcı olduğu ve öğrenilen bilgilerin kalıcılığını artırabileceği belirtilmektedir. Buna karşın, anket sonuçlarında Türkçe konuşarak İngilizceyi daha iyi anladığını ifade eden öğrencilerin oranının oldukça düşük olduğu görülmektedir. Bu durum, İngilizce derslerinde Türkçe kullanımının öğrencilere sınırlı ölçüde fayda sağladığını ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, yalnızca İngilizce kullanımının ders verimliliğini artırdığı, ancak Türkçe kullanımının bazı durumlarda öğrencilerin anlamalarını kolaylaştırdığı söylenebilir. Eğitimcilerin bu durumu göz önünde bulundurarak ders planlarını öğrencilerin ihtiyaçlarına göre şekillendirmeleri önem taşımaktadır. Dil öğrenimi sürecinin, kullanılan yöntem ve iletişim biçimlerinin dikkatli bir şekilde değerlendirilmesini gerektiren dinamik bir yapıya sahip olduğu unutulmamalıdır. Anahtar Kelimeler: Dil, anadil, yabancı dil, hedef dil, ikinci dil
Matematik öğretimi etkinlik uygulamalarında karşılaşılan öğrenci zorluklarının nedenleri ve öğretmen müdahale türleri
Bu tezin amacı matematik dersi etkinlik uygulamaları sırasında ortaya çıkan öğrenci zorluklarının nedenlerini ve zorluklar karşısındaki öğretmen müdahale türlerini belirlemektir. Bu çalışma nitel bir araştırma olup deseni durum çalışmasıdır. Çalışma kapsamında 5 ilköğretim öğretmeninin (sınıf ve matematik öğretmenleri) toplam 6 matematik dersi karşılaşılan öğrenci zorluklarının nedenlerini ve zorluklar karşısındaki öğretmen müdahale türlerini belirlemek amacıyla videoya çekilmiş ve elde edilen video kayıtları analiz edilmiştir. Öğrenci zorluklarının nedenleri ve öğretmen müdahale türlerinin belirlenmesi için kategoriler oluşturulmuş ve bu kategorilere dayalı olarak analizler yapılmıştır. Analizler etkinlik uygulama sırasındaki öğrenci zorluklarının oluşmasında öğrenci kaynaklı nedenlerle birlikte öğretmen müdahalelerinin, etkinlik yönergelerinin ve kullanılan araçların önemli ölçüde rol oynadığını ortaya koymuştur. Öğretmen müdahalelerine ilişkin analizler ise öğretmenlerin karşılaşılan zorluklar için ihmal etme, doğruyu söyleme, ikaz etme, soru ya da açıklamayı tekrar etme, soru sorma ve sınıf tartışmasına sunma müdahale türlerini kullandıklarını göstermiştir. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgular öğrenci zorluklarının oluşmasında öğrencilerden kaynaklanan nedenlerin yanında öğretmenlerin de önemli derecede rol oynadıklarını göstermektedir. Öğretmenlerin kullandıkları araçlarla, verdikleri yönergelerle ya da süreç içerisindeki müdahaleleri ile öğrenci zorluklarının oluşumunda pay sahibi olabilecekleri bu çalışma özelinde elde edilen bulgularla ortaya konulmaktadır. Bulgular ayrıca öğretmenlerin zorluklar karşısındaki müdahalelerinin diğer müdahale türlerinin tercih edilmesinin yanında ihmal etme ve doğruyu söyleme üzerinde yoğunlaştığını da göstermektedir. Yenilenen programla birlikte önemi vurgulanan etkinlik uygulamalarının süreç içerisinde ortaya çıkan öğrenci zorlukları ve zorluklar karşısındaki öğretmen müdahaleleri açısından araştırılmasının etkin sınıf içi uygulama ortamlarının oluşması yönünde kazandıracağı farkındalığın son derece önemli olduğu düşünülmektedir.Anahtar kelimeler: Etkinlik Tasarımı, Öğrenci Zorlukları, Öğretmen Müdahale Türleri, Mesleki Gelişim
Matematiksel etkinliklerin uygulanması sırasında ortaya çıkan öğretmen ve öğrenci rolleri
Bu tez çalışmasında öğretmenlerin etkinlik uygulama sırasında ne tür roller üstlendiklerini, üstlenmiş oldukları bu rollerin öğrenci rollerini nasıl etkilediğini ortaya çıkarmak amaçlanmakta ve bu rollerin etkinlik uygulamasına olan etkileri incelenmektedir. Bu araştırma nitel bir araştırma olup durum çalışması yaklaşımı kullanılmaktadır. Çalışmada sınıf ve matematik öğretmenlerinin ders video kayıtları ve hazırladıkları ders planları incelenmektedir. Yapılan analizler ve sonucunda ortaya konulan bulgular etkinlik uygulama sürecinde öğretmen ve öğrenci rollerinin karmaşık bir takım dinamiklerle belirlendiğini ve sürecin anlaşılmasının uygulamanın başarısı için önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Bu tez çalışmasında öğretmenlerin etkinlik uygulama sürecinde üstlendikleri rolü etkileyen birçok farklı faktörün olduğu görülmektedir. Bu faktörler arasında, sınıf ortamında etkinlik uygulama sırasında ortaya çıkan karşılıklı etkileşimler, seçilen etkinliğin doğası, öğretmenin sahip olduğu oryantasyon (ya da pedagojik yaklaşım) ve etkinlik için ayrılan zamanın nasıl kullanılacağı konuları yapılan analizlerde özellikle karşımıza çıkmaktadır. Öğretmen ve öğrenci rolleri etkinlik uygulaması sırasında ortaya çıkan ve uygulamayı derinden etkileyen bir unsur olmaktadır. Öğrencilerin sürece aktif katılımını sağlayacak rollerin belirlenmesi etkinliğin başarılı bir biçimde uygulanması açısından önemli görülmektedir.
Sınıf içi normlar alanında hazırlanan bir mesleki gelişim programının öğretmenlerin matematik dersi uygulamalarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, sınıf içi normlar alanında hazırlanan bir mesleki gelişim programının, öğretmenlerin matematik dersi uygulamalarına olan etkisini incelemektir. Bu amaçla, sınıf içi normlar alanında verilen bir mesleki gelişim programına katılan 45 öğretmenden, 4'ünün sınıf içi uygulama verileri incelenmiştir. Veriler, 4 öğretmene ait mesleki gelişim programına katılmadan önce ve katıldıktan sonra çekilen videolardan elde edilmiştir. Videolar, öğretmenlerin sınıf içi uygulamalarında alternatif çözüm üretme, gerekçe ve açıklama isteme, cevapların sorgulanması ve birbirini dinleme normlarını ne ölçüde yerleştirmeye çalıştığını belirlemeye yönelik geliştirilen `sınıf içi normlar analiz çerçevesi' ile değerlendirilmiştir. Ayrıca sınıflarda öğretmen-öğrenci diyalogları açısından ortaya çıkan farklılıkları belirlemek amacıyla diyalog haritaları oluşturulmuştur. Sonuçlar öğretmenlerin eğitimlerden sonra, öğrencileri daha çok alternatif çözüm üretmeye teşvik ettikleri ayrıca verilen cevapların yanında gerekçe/açıklama istediklerini ortaya koymuştur. Bununla birlikte eğitimlerden sonra öğretmenlerin çözümlerin diğer öğrenciler tarafından sorgulanmasına daha fazla yer verdikleri ve öğrencilerin birbirlerini dinlemelerini daha çok teşvik ettikleri görülmüştür. Ayrıca eğitimler öğretmen-öğrenci diyalogları açısından da önemli farklılıklara yol açmıştır. Mesleki gelişim programına katılmadan önce, soru-cevap etkinlikleri şeklinde gerçekleşen sınıf içi diyaloglar, eğitimlerden sonra, bir konu üzerinde tartışılan, ortaya konulan fikirlerin eleştirildiği ve sınıfta daha çok öğrenciyi aktif hale getiren diyaloglar haline dönüşmüştür. Sonuç olarak öğretmenlerin yeni ilköğretim programının hedeflerine uygun sınıf ortamları kurma çabası içerisinde oldukları belirlenmiştir.
Matematiksel problem çözme ve üstbiliş üzerine hazırlanan bir mesleki gelişim programı ve bu programın etkililiği
Bu tez çalışmasında, matematiksel problem çözme ve üstbilişsel düşünme becerisi üzerine hazırlanan bir mesleki gelişim programının, öğretmenlerin bilgi düzeylerinin gelişimi noktasında ne tür etkilere sahip olduğu ve öğretmen gelişiminin öğrencilerin problem çözme adımlarına ilişkin kavrayış ve farkındalıklarında nasıl yanılsamaları olduğu incelenmiştir. Araştırmaya Gaziantep ilinde görev yapan 15 sınıf ve 15 ilköğretim matematik öğretmeni ve bu öğretmenlerin birer uygulama sınıflarında yer alan eğitim öncesinde 761, eğitim sonrasında ise 550 ilköğretim öğrencisi katılmıştır. Katılımcılara 4 haftalık (toplamda 16 saat) bir mesleki gelişim programı sunulmuştur. Araştırmanın öğretmen gelişimine ilişkin verileri: açık uçlu sorulardan oluşan anketler ve yapılan video kayıtlarıyla toplanmıştır. Öğrenci gelişimine ilişkin veriler ise eğitim öncesinde ve eğitim sonrasında uygulanan açık uçlu sorulardan oluşan bir anketle toplanmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen verilerin analizi sonucunda, hazırlanan mesleki gelişim programının öğretmenlerin problem çözme ve üstbilişsel düşünme becerilerine ilişkin kavrayış ve farkındalıklarının gelişimine, diğer yandan ise bu gelişimlerin öğrencilerin problem çözme adımlarına ilişkin kavrayışlarındaki gelişimlerine katkı yaptığı görülmüştür. Program sonunda öğretmenlerin problem çözme aşamaları ve problem çözme stratejileri bilgilerinde, üstbilişsel düşünme becerisinin problem çözmedeki rolü ve önemi hakkındaki bilgi yapılarında önemli gelişimler görülmüştür. Öğrencilerin programın sunulmasının hemen öncesinde sadece % 6,8'i problem çözmenin 4 aşamasından bahsedebilirken, programın sonrasında su oran % 38,8'e çıkmıştır. Öğretmenlerin ve öğrencilerin sergilemiş oldukları bu gelişimde, hazırlanan mesleki gelişim programının sahip olduğu özelliklerin belirleyici bir role sahip olduğu görülmüştür.
İlköğretim düzeyinde matematik öğretimini destekleyici e-öğrenme portallarının kritik özelliklerinin belirlenmesi
Bu tezin amacı, ilköğretim düzeyinde matematik öğretimi içerikli bir E-Öğrenme Portalının sahip olması gereken özelliklerin neler olduğunu belirlemektir. Bu özellikler belirlenirken, alan yazını üzerine yapılmış çalışmaların bulguları ile ilköğretim düzeyinde matematik derslerini yürüten öğretmenlerin görüşlerinin bir sentezi oluşturulmaya çalışılmıştır.Araştırmanın evreni, Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil merkez ilçelerinde bulunan, 15 farklı ilköğretim okulunda görev yapan sınıf öğretmenleri ve matematik öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise söz konusu okullarda görev yapan ve rastgele seçilen 185 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Veri toplama aracı, iki bölümden oluşmakta olup, birinci bölümde kişisel değişkenlerin elde edilmesine yönelik üç soru yer almakta; ikinci bölümde 27 maddeden oluşan likert tipi bir ölçek yer almaktadır.Araştırma verilerinin çözümlenmesi, SPSS for Windows programı ile yapılmıştır. Frekans, yüzde, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi tekniklerinden yararlanılmış, anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda, alan yazını üzerine yapılmış çalışmaların bulgularını ve öğretmenlerin görüşlerini temsil eden 22 adet özellik elde edilmiştir. Bu özellikler elde edilirken alan yazını üzerine yapılan çalışmalarla öğretmen görüşlerinin birebir paralellik göstermediği tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin görüşleri arasında cinsiyet, kıdem yılı ve branş gibi kişisel değişkenlere göre anlamlı farklılıklar saptanmıştır.
Etkinlik tasarım prensipleri çerçevesinde 7. sınıf matematik ders kitabı etkinliklerinin değerlendirilmesi
Bu tezde ilköğretim 7. Sınıf Matematik ders kitabındaki etkinliklerin etkinlik tasarım prensipleri çerçevesinde değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla gerçekleştirilen araştırmada doküman incelemesi yoluyla Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları'nın 2009 tarihli 7. Sınıf için hazırlamış olduğu ?Matematik Ders Kitabı?ndaki 90 adet etkinlik incelenmiştir. Verilerin analizinde betimsel analiz tekniği benimsenmiştir. Araştırma sonucunda ders kitabında yer alan etkinliklerin genel olarak etkinliğin amacı, öğrencilerin ön bilgileri, kullanılacak araç-gereçler, öğretmen-öğrenci rolleri ve ölçme ve değerlendirme gibi etkinlik tasarım prensiplerine dikkat edilerek tasarlandığı görülmüştür. Ancak bunun yanında etkinlik tasarımında önem arz eden sınıf yönetimi, etkinliğin birden fazla başlangıç noktasına sahip olması ve öğrenci zorluk ve yanılgıları gibi tasarım prensiplerine yeterince dikkat edilmediği görülmüştür. Yeni program kapsamında öğretim alanlarının etkinliklerle zenginleştirilip öğrenmelerin daha anlamlı ve kalıcı olması hedeflenmektedir. Dolayısıyla ders kitabında yer alan etkinliklerin etkinlik tasarım prensipleri göz önünde bulundurularak hazırlanması, etkinlikler yardımıyla gerçekleştirilen öğretimin kalitesini artırıp öğrenmelerin daha anlamlı ve daha kalıcı olmasına katkı sağlayacaktır.
İlköğretim öğretmenlerinin matematiksel problem çözme aşamalarını ve üstbilişsel düşünme becerilerini uygulama süreçlerinin değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasında görev yapmakta olan sınıf ve ilköğretim matematik öğretmenlerinin problem çözme odaklı bir hizmet içi eğitim öncesi ve sonrası matematiksel problem çözme aşamalarını ve üstbilişsel düşünme becerilerini uygulama süresince genel anlamda nasıl bir strateji sergilediklerini ve eğitim öncesi ve sonrası ders uygulamalarında nasıl bir gelişimin kaydedildiğinin ortaya konması amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde TÜBİTAK (#108K330) tarafından desteklenen bir proje kapsamında eğitime alınan öğretmenler arasından bir sınıf ve bir ilköğretim matematik öğretmeninin hizmet içi eğitimi öncesi ve sonrası matematik dersleri video kaydına alınmıştır. Problem çözme aşamalarını uygulama süreçlerini ortaya koyan video kayıtları transkript edilerek yazılı doküman haline getirilmiştir. Öğretmenlerin ders video kayıtları ve yazılı dokümanları üzerinde analizler yapılarak öğretmenlerin problem çözme aşamalarını ve üstbilişsel düşünce becerilerini uygulama süreçleri dakikalara ayrılmış ve öğretmenlerin öğrencilere yönelttikleri üstbilişsel düşünmeye yönelik sorularla problem çözmenin hangi aşamalarına vurgu yaptıkları belirlenerek öğretmenlerin problem çözme sürecinde sergiledikleri yaklaşımlar tablolar halinde sunulmuştur. Elde edilen bulgular sonucunda, hizmet içi eğitim öncesi öğretmenlerin problem çözme sürecinde ve öğrencilere problem çözme becerisini ve bu süreçte sıklıkla başvurulan üstbilişsel düşünme becerilerini kazandırmada yetersiz kaldıkları; ancak hizmet içi eğitim sonrası yaşanan bu aksaklıkların giderildiği ve hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin bu süreçle ilgili farkındalıklarını ve yeterliliklerinin arttığı saptanmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin matematik öğretim sürecinde karşılaştıkları öğrenci zorlukları ve kullandıkları müdahale türleri
Bu tezin amacı sınıf öğretmenlerinin matematik öğretim sürecinde karşılaştıkları kavram yanılgılarının nedenlerinin ve sınıf öğretmenlerinin müdahale türlerinin belirlenmesidir. Bu çalışma nitel bir araştırma olup, deseni durum çalışmasıdır. Çalışma kapsamında dört sınıf öğretmeninin eğitim öncesi ve eğitim sonrası derslerinden birer adet olmak üzere toplamda sekiz adet matematik dersi videoya çekilmiş ve bu videolar da öğrenci zorluklarının nedenleri ve öğretmen müdahale türleri belirlenip, videolar eğitim öncesi ve sonrası değişiklikleri karşılaştırmak amacıyla analiz edilmiştir. Öğrenci zorluklarının nedenleri ve öğretmen müdahale türleri ile ilgili kategoriler oluşturulmuş ve bu kategorilere dayalı analizler yapılmıştır. Analizler öğrenci zorluklarının nedenleri açısından incelendiğinde, eğitim öncesinde ve sonrasında öğrenci zorluklarının oluşmasında, öğrenci kaynaklı nedenlerle birlikte öğretmen müdahalelerinin ve yönergelerinin de etkili olduğunu ortaya koymuştur. Öğretmen müdahalelerine ilişkin analizler ise öğretmenlerin eğitim öncesi ve sonrasında öğrenci zorlukları karşısında ikaz etme, soru ya da açıklamayı tekrar etme, doğruyu söyleme, soru sorma, sınıf tartışmasına sunma ve ihmal etme müdahale türlerini kullandıklarını ortaya koymuştur. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgular öğrenci zorluklarının oluşmasında özellikle öğrencilerden kaynaklanan nedenlerin rol oynadığını göstermektedir. Bunun yanında öğretmenlerin süreç içerisindeki müdahalelerinin ve verdikleri yönergelerinin de etkili olduğu tespit edilmiştir. Bulgular ayrıca eğitim öncesinde öğretmenlerin zorluklar karşısında diğer müdahale türlerini kullanmanın yanında özellikle ihmal etme, doğruyu söyleme ve sınıf tartışmasına sunma üzerinde yoğunlaştıklarını göstermektedir. Ancak eğitim sonrasında bu durum değişikliğe uğramış olup, kullanılan müdahale türü olarak doğruyu söyleme ile soru ya da açıklamayı tekrar etme üzerinde yoğunlaşıldığı görülmektedir.
Öğrenci zorlukları konusunda geliştirilen bir mesleki gelişim programının matematiksel öğrenci zorluklarına gösterilen öğretmen müdahale türlerine etkisi
Bu tez çalışmasında öğrenci zorlukları konusunda geliştirilen bir mesleki gelişim programının matematiksel öğrenci zorluklarına gösterilen öğretmen müdahale türlerine olan etkisi incelenmiştir. Araştırmaya Gaziantep ilinin farklı ilköğretim okullarında görev yapan 3'ü sınıf; 3'ü ilköğretim matematik öğretmeni olan toplam 6 öğretmen katılmıştır. Katılımcılara 4 hafta (toplam 16 saat) süren bir eğitim verilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin matematik dersleri mesleki gelişim programından önce ve sonra olmak üzere düzenli olarak video kaydına alınmıştır. Video kayıtları çözümlenerek yazılı dokümanlar elde edilmiştir. Öğrenci zorluklarının yaşandığı kesitler belirlenerek bu bölümlerdeki öğretmen müdahale türleri i) göz ardı etme, ii) ikaz etme, iii) doğruyu söyleme, iv) ipucu verme, v) soruyu tekrar etme, vi) açıklama yapma, vii) bilişsel çatışma oluşturma, viii) zorluğu sınıf tartışmasına sunma, ix) soruyu başka öğrencilere yöneltme, x) zorluğun nedenini sorgulama ve xi)diğer kategorileri altında incelenmiştir. Araştırma verileri genel olarak incelendiğinde mesleki gelişim programından önce öğretmenlerin en çok ikaz etme, ipucu verme ve açıklama yapma müdahalelerini kullandıklarını, ortaya çıkan zorlukların arkasında yatan nedenleri ihmal etme ve zorluğun ortadan kaldırılmasında sorumluluğu genellikle zorluğu yaşayan öğrenciye yükleme eğiliminde olduklarını göstermektedir. Mesleki gelişim programından sonra ise soruyu başka öğrencilere yöneltme, zorluğu sınıf tartışmasına sunma ve bilişsel çatışma oluşturma gibi alternatif müdahale türlerinin kullanım sıklığında artış gözlenmiştir. Dolayısıyla mesleki gelişim programının öğretmenlerin öğrenci zorlukları konusunda farkındalık kazanmaları, kullandıkları müdahale türlerinin çeşit ve sayısını artırmaları yönünde etkili olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Matematiksel Öğrenci Zorlukları, Öğretmen Müdahaleleri, Mesleki Gelişim Programı.
MEB Vitamin ilköğretim portalı hakkındaki öğretmen görüşlerinin ve öğrenci tutumlarının incelenmesi
Bilgisayar destekli eğitim öğrenci öğrenmesini desteklemektedir. Son yıllarda bu tür eğitimler internet üzerinden verilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı, MEB Vitamin İlköğretim portalını öğrenci ve öğretmenlerin hizmetine sunmuştur. Bu portal ilköğretim seviyesindeki 4-8. sınıf düzeylerindeki Matematik, Türkçe, Fen ve Teknoloji ile Sosyal Bilgiler derslerini içermektedir. Bu araştırmada MEB Vitamin İlköğretim portalının öğretmenler ve öğrenciler tarafından kullanılma sıklıkları bu portal kullanılmıyorsa kullanılmama nedenleri incelenmiştir. Ayrıca MEB Vitamin İlköğretim portalı hakkındaki öğrencilerin tutumlarının çeşitli değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve öğretmenlerin görüşleri araştırılmıştır. Bu araştırma 2009-2010 eğitim-öğretim yılı içerisinde, Gaziantep il merkezi ile Araban ilçe merkezi ve köylerinde görev yapan 160 öğretmen ve 688 öğrenci ile yürütülmüştür. Bu araştırmada betimsel araştırmanın tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmadaki veriler araştırmacı tarafından geliştirilen öğretmen ve öğrenci anketleri ile toplanıp, SPSS paket program ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları ışığında öğrencilerin tutumlarında cinsiyetlerine, sınıflarına ve annelerinin bilgisayar kullanma durumlarına göre kız öğrencilerin, 5.sınıfların ve annesi bilgisayar kullanmayanların lehine anlamlı farklara rastlanmıştır. Araştırma bulguları sonucunda öğretmenlerin ve öğrencilerin neredeyse yarısının MEB Vitamin İlköğretim portalını hiç kullanmadıkları ortaya çıkmıştır. Öğrenciler, bilgisayarlarının ve internetlerinin olmaması ile portalın okul dışında ücretli olmasını; öğretmenler ise alt yapı yetersizliğini, portala gerek duymamalarını ve portalın öğretmenlerin okuttukları sınıf düzeyleriyle ve branşlarıyla ilgili olmamasını MEB Vitamin İlköğretim portalını kullanmama nedeni olarak öne sürmüşlerdir.
İlköğretim matematik etkinliklerinde hesap makinesi kullanımının öğrenci başarısı üzerine etkisi
Çalışmada, ilköğretim matematik etkinliklerinde hesap makinesi kullanımının öğrenci başarısı üzerine etkisi incelenmiştir. Bu etkinin değerlendirilmesi için yarı - deneysel bir yönteme başvurulmuş, kontrol gruplu öntest?sontest deneme modeli kullanılmıştır. Ayrıca bu çalışmada öğrencilerin matematik etkinliklerinde hesap makinesi kullanımı ile ilgili görüşlerindeki farklılıkları gözlemlemek için deney grubundaki öğrencilere anket yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Gaziantep ili Şehitkâmil ilçesindeki bir ilköğretim okulunda 2009?2010 Eğitim ve Öğretim Yılı'nda 8. sınıfta okuyan 30 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrenciler, kontrol ve deney gruplarına dağıtılarak kendi içlerinde heterojen iki denk grup oluşturulmuştur. Yapılan çalışmada üslü sayılar, kareköklü sayılar ve üçgenlerde ölçme konularına uygun 3 farklı etkinlik için haftada 4 saat olmak üzere 3 haftalık süre ayrılmıştır. Eğitimler sırasında deney grubundaki öğrenciler etkinliklerde hesap makinesi kullanırken; kontrol grubundaki öğrenciler hesap makinesi kullanmamıştır. Konuların işlenmesini takiben yapılan öntest ve sonteste ait sonuçlar SPSS programı ile analiz edilmiştir. Öğrenci görüşleri ile ilgili anket ise frekans tablolarından yararlanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, matematik etkinliklerinde hesap makinesi kullanan grubun, hesap makinesi kullanmayan gruba göre daha başarılı olduğunu göstermiştir. Ayrıca deney grubundaki öğrencilerin hesap makinesi kullanımı konusundaki düşüncelerinin olumlu yönde geliştiği, hesap makinesini kullanmaya isteklerinin ve ilgilerinin arttığı gözlenmiştir. Çalışmanın bütünü ele alındığında ilköğretim matematik etkinliklerinde hesap makinesi kullanımının öğrencilerin genel matematik başarılarını arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar kelimeler: Matematik etkinlikleri, Hesap makinesi, Öğrenci başarısı
Sınıf ve ilköğretim matematik öğretmenlerinin tercih ettikleri soru türlerinin incelenmesi
Bu tez çalışmasının amacı öğretmenlerin sınıf içi uygulamaları sırasında hangi tür soruları tercih ettiklerini, hangilerini ihmal ettiklerini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda 3 ilköğretim matematik ve 3 sınıf öğretmeninin 1200 dakikalık matematik derslerinin videoları incelenmiştir. Veri analizinde Graesser, Person ve Huber (1992) tarafından belirlenen soru türleri kullanılmıştır. Bunlar kısa cevap, uzun cevap ve derin kavrayış gerektiren sorular olmak üzere 3 kategoride toplanan 10 farklı soru türüdür. Öğretmenler konu öğretimi ve konu tekrarı sırasında soru-cevap yöntemine sıklıkla yer vermektedir. Sorular ölçme değerlendirme dışında öğrencileri dersin merkezine almak, öğrenciyi motive etmek, eksik öğrenmeleri ve kavram yanılgılarını belirlemek, sınıfta tartışma ortamı yaratmak gibi birçok önemli amaçla kullanılmaktadır. Bu sebeple öğretmen soruları önem kazanmaktadır. Derslerde kullanılan soruların sıklığı kadar soruların niteliği de önemlidir. Bu tez çalışmasından elde edilen sonuçlar öğretmelerin en çok kısa cevap gerektiren soruları tercih ettiğini, uzun cevap ve derin kavrayış gerektiren soruları ihmal ettiğini göstermiştir. Ayrıca öğretmenlerin kullandıkları soru türleriyle ilgili alışkanlıkları olduğu da gözlenmiştir. Bir ya da birkaç soru türünde yoğunlaştıkları ve bu soru türlerinin de öğretmenler arasında benzerlik gösterdiği belirlenmiştir.
Sınıf öğretmenlerinin Milli Mücadele Dönemi konusuna ilişkin pedagojik alan bilgileri
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersindeki `Milli Mücadele Dönemi' konusuna ilişkin Pedagojik Alan Bilgilerini incelemektir. Araştırma, nitel araştırma metodolojisi desenlerinden durum çalışması ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu görev süresi 2 ile 3 yıl arasında değişen 4 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verilerini toplamak için öğretmenlerin dersleri gözlenmiş ve öğretmenlerle bireysel görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin konu alan bilgilerinin ve pedagojik alan bilgisinin alt boyutlarını oluşturan müfredat bilgisi, öğretim bilgisi, öğrenciyi anlama bilgisi, ölçme ve değerlendirme bilgisinde eksiklikleri olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin pedagojik alan bilgilerini ilgili bilgilerini de sınıf içi uygulamalarda yeterince kullanamadıkları görülmüştür.
Somut materyallerin ve Geometer's Sketchpad yazılımının derslerde kullanımının öğretmen adaylarının geometri başarılarına etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada somut materyallerin ve dinamik geometri yazılımlarının ilköğretim matematik öğretmenliği bölümü öğrencilerinin geometri başarılarına etkisi araştırılmıştır. Araştırma 2010-2011 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği bölümü birinci sınıfta öğrenim gören 156 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar SM-1 (Somut Materyal 1. Öğretim), SM-2 (Somut Materyal 2. Öğretim), GSP-1 (Geometer's Sketchpad 1. Öğretim) ve GSP-2 (Geometer's Sketchpad 2. Öğretim) olmak üzere dört gruba ayrılmışlardır. Gruplara öncelikle öğretim etkinliklerini yürüten iki öğretim üyesi tarafından hazırlanan ?geometri başarı testi? ön test olarak uygulanmış, daha sonra 8 hafta boyunca geometri öğretim etkinlikleri yapılmıştır. Öğretim sürecinin ardından tüm katılımcılara geometri başarı testi son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler betimsel ve yordamsal olarak analiz edilmiş, yüzde değerleri ile karşılaştırılmıştır. Sonuçta yordamsal analizlerde başarı değerlerinde SM ve GSP grupları arasında anlamlı düzeyde bir farklılık görülmemekle beraber hem somut materyal hem de Gometer's Sketchpad destekli öğrenim gören gruplardaki katılımcıların pozitif yönde başarılarının değiştiği görülmüştür. Ayrıca birinci öğretim katılımcıların ikinci öğretim katılımcılardan daha başarılı oldukları elde edilen sonuçlardan birisidir. Betimsel analizlerde ise geometri başarı testindeki her bir soru için karşılaştırmalar yapılmış olup 1, 4, 6 ve 8. sorularda GSP gruplarının; 2, 5 ve 10. sorularda ise SM gruplarının göreceli olarak daha başarılı oldukları elde edilmiştir. Ancak bu başarı farkı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde değildir.
Otoriter ve diyalojik öğretmenlerin öğretmen-öğrenci rollerine dair beklenti ve inançları
Bu çalışma Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK, proje no: 108K330) tarafından desteklenen bir projenin ürünüdür. Bu çalışmanın amacı otoriter ya da diyalojik söylemi kullanan öğretmenlerin öğretmen-öğrenci rollerine dair beklenti ve inançlarının neler olduğunu araştırmaktır. Çalışmanın bir diğer amacı ise, otoriter ve diyalojik söylemin ortaya çıktığı sınıf ortamlarının karşılaştırılarak aralarındaki farklılıkların ortaya konmasıdır. Çalışmaya fen ve teknoloji alanından 15 öğretmen katılmış ve bu öğretmenler altı aylık bir hizmet-içi eğitim kursuna katılmışlardır. Bu öğretmenlerden çoğunlukla diyalojik ve çoğunlukla otoriter olan iki öğretmenin sınıf-içi uygulamaları bir video kayıt cihazı ile kaydedilmiş ve bu kayıtlar yazıya dökülerek içerik analizleri yapılmıştır (Patton, 2002). Araştırma sonunda, otoriter öğretmene göre öğretmen, bilginin kaynağı; öğrenci ise doğruyu bulmaya çalışan ve öğretmeni onaylayan kişi olarak görülmüştür. Buna karşılık, diyalojik öğretmene göre öğretmen, öğrencilerin farklı fikirlerini önemseyen, onları dinleyen, yargılamayan ve yeni fikirler üretmeleri için onları cesaretlendiren; öğrenci ise fikir üreten, başkalarının fikirlerini önemseyen, dinleyen ve tartışan kişidir.Anahtar Kelimeler: Otoriter Söylem, Diyalojik Söylem, Öğretmen Beklenti ve İnançları.
Küme kavramına ilişkin öğrenci, öğretmen algısı ve ders kitaplarında küme kavramının ele alınış biçimi
Bu tez çalışmasında küme kavramına ilişkin, öğrenci ve öğretmen algıları ile ders kitaplarında küme kavramının ele alınış biçimi incelenmiştir. Çalışmaya 24'ü matematik öğretmeni ile 347 öğrenci katılmıştır. Bu katılımcılar Türkiye'nin doğu ve güneydoğu bölgelerindeki üç farklı ilde çalışan/öğrenim gören öğretmen ve öğrenciler arasından seçilmiştir. Katılımcıların 56'sı altıncı sınıf öğrencisi, 92'si dokuzuncu sınıf öğrencisi, 38'i on ikinci sınıf öğrencisi, 126'sı matematik öğretmenliği bölümünde okuyan üniversite birinci sınıf öğrencileri, 35'i ilköğretim matematik öğretmenliği bölümünde okuyan üniversite dördüncü sınıf öğrencileri ve 24'ü matematik öğretmeni olmuştur. Ayrıca ilköğretim, ortaöğretim ve üniversitede ders kitabı olarak kullanılan (okutulan) 6 matematik kitabı küme kavramının ele alınış biçimine göre analizi yapılmıştır. Araştırmanın öğrenci ve öğretmenlerin küme algısına ilişkin verileri; açık uçlu sorulardan oluşan anketler aracılığıyla toplanmıştır. Öğrenci ve öğretmen algılarının belirlenmesi için kategoriler oluşturulmuş ve bu kategorilere dayalı olarak analizler yapılmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen verilerin analizi sonucunda, öğrencilerin ve öğretmenlerin küme kavramını kavramada zorlandıkları tespit edilmiştir. Küme kavramına ilişkin algıların, bu zorlukların oluşmasında önemli ölçüde rol oynadığı görülmüştür. Öğrenci ve öğretmenlerin verdikleri küme örneklerinin büyük bir bölümünün topluluk ve ortak özelliğe göre oluşmuş küme örnekleri olması algıların eğiliminin hangi yönde olduğunu göstermiştir. Bu algıların oluşmasında ders kitaplarında küme kavramı tanımının bilgilendirici bir şekilde ele alınmaması ile aynı türden örneklerin (ortak özellik) seçilmesinin belirleyici bir role sahip olduğu düşünülmektedir.
İlköğretim 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin çevre, geri dönüşüm, plastik ve plastik atıklar konusundaki bilişsel, duyuşsal ve psikomotor tutumlarının belirlenmesi
Canlılar için hayati öneme sahip çevre, vazgeçilmezdir. İnsan, yaşam formu değişen ve gelişen tek canlı türüdür. Bu nedenle insan ile çevre arasındaki etkileşim, değişkenlik arz etmektedir. Bu açıdan insan tutumları çevre üzerinde olumsuzluklara sebep olabilmektedir. İnsanların olumsuz tutumlarının sebeplerinin eğitim açısından incelenerek, önlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada; İlköğretim 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin çevre konularındaki tutumları sorgulanmaktadır. Araştırmanın evrenini Kastamonu İl merkezindeki ilköğretim okulları, örneklemi ise 2010-2011 öğretim yılı bahar döneminde seçilen ilköğretim okullarındaki, 6, 7 ve 8.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma 11 okulda 1492 öğrenciyle survey (tarama) tipinde yapılmıştır. Ölçme aracı olarak 35 sorudan oluşan Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS-15 programıyla analiz edilerek sonuçlara ulaşılmıştır. Sonuç olarak; cinsiyet açısından bakıldığında kız öğrencilerin çevre konusunda duyuşsal tutumları erkek öğrencilere göre daha olumludur. Sınıf açısından bakıldığında bilişsel ve duyuşsal olarak 7. sınıfların tutumları 6 ve 8. Sınıflara göre daha olumludur. Psikomotor olarak 6. sınıfların tutumları 7 ve 8. sınıflara göre daha olumlu, 7. sınıfların tutumları da 8. sınıflara göre daha olumlu bulunmuştur. Bu sonuçlardan yola çıkılarak çevre ve çevre eğitimi hakkında önerilerde bulunulmuştur.
Bilim ve sanat merkezi öğrencilerinin plastik atıkların geri dönüşümü ve çevreye etkisi konusundaki tutumlarının belirlenmesi (Batı Karadeniz Bölgesi örneklemi)
Geçmişten günümüze artarak devam eden çevre sorunları, insanların yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir. Çevre sorunlarının çözümü için çevre eğitimi ile toplumun tüm kesimlerinin bilinçlendirilmesi gerekir. Üstün yetenekliler bir toplumun küçük bir kesimini oluşturmasına rağmen; kıymetli bir maden gibi işlendiklerinde bir ülkenin geleceğine şekil verebilir dahası bütün insanlığa yararlı olabilirler. Bu öğrencilere verilecek olan çevre eğitiminin hem ülkemizde hem de küreselleşen dünyada artan çevre sorunlarının çözümünde büyük önem arz edeceği düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, 2011-2012 öğretim yılı ikinci döneminde Batı Karadeniz Bölgesinde bulunan Bilim ve Sanat Merkezlerinde öğrenim gören 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin plastik atıkların geri dönüşümü ve çevreye etkileri konularında tutumlarını incelemektir. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan anketin birinci bölümünde kişisel bilgiler, ikinci bölümünde ise Avan vd. (2011) tarafından hazırlanan ilköğretim öğrencileri için 'Çevre Tutum Ölçeği (ÇTÖ)' bulunmaktadır. Ölçek tutumun bilgi, duygu ve davranış boyutlarını ölçmektedir. Anket geliştirme çalışmalarında bilgi ölçeğinin üç faktörlü, duygu ölçeğinin dört faktörlü, davranış ölçeğinin ise beş faktörlü olduğu tespit edilmiştir. BİLSEM öğrencilerinin tutumlarının cinsiyete göre karşılaştırılmasında bağımsız örneklemler için t testi; sınıf düzeyi, anne, babanın öğrenim durumu, ailenin ortalama aylık gelir durumu değişkenine göre anlamlı farklılığın olup olmadığını belirlemek için 'Tek Yönlü Varyans Analizi' kullanılmıştır. Sonuç olarak BİLSEM öğrencilerinin tutum puanlarının olumlu düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca BİLSEM öğrencilerinin plastik atıkların geri dönüşümü ve çevreye etkileri konusunda tutumları 'cinsiyet', 'sınıf seviyesi' ve 'baba öğrenim durumu' değişkenleri açısından bazı faktörlerde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterirken; 'anne öğrenim durumu' ve 'ailenin ekonomik geliri' açısından anlamlı farklılık göstermemiştir. Anahtar kelimeler: Bilim ve sanat merkezi, çevre eğitimi, çevre tutum ölçeği, geri dönüşüm, plastik atıklar, üstün yetenekli öğrenci
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin eğitim denetmenlerinin teftiş ve rehberlik etkinlilerine yönelik görüşlerinin değişkenler açısından incelenmesi (Kastamonu ili örneği)
Son yıllarda okulların sayısının hızla artması bu okullar arasındaki eş güdümü zorunlu kılmıştır. Eğitim Bilimlerinin öğretmenlere sunduğu bilgi, yöntem ve tekniklerin çoğalması, bunların iş başında öğrenilmesini gerektirmiştir. Eğitim alanında yasa ve yönetmeliklerle getirilen ilke ve kuralların artması, okulların bunlara uygun işleyip işlemediğini izleme gerekliliğini beraberinde getirmiştir. Bütün bu eşgüdümleme, işbaşında yetiştirme, öğretmenlere kılavuzluk etme, işleyişi izleme gibi görevler, eğitim yönetiminin yanı sıra eğitim denetmenini görevlendirilmesini zorunlu kılmıştır (Başaran, 1999).Eğitim Denetmenlerinin bu görevleri etkili biçimde yerine getirebilmeleri için sahip olmaları gereken niteliklerin yanı sıra öğretmenler üzerinde oluşturdukları algıların öneminin her geçen gün arttığı söylenebilir. Bu çalışma, Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin Eğitim Denetmenlerinin teftiş ve rehberlik etkinliklerine yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılarak ders denetiminin uygulanması, rehberlik, mesleki yardım ve iş başında yetiştirme, denetmenlerin davranışlarına ilişkin öğretmen görüşleri ortaya konulmuştur. Bununla birlikte; Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin; cinsiyet, yaş, kıdem yılı, mezun olunan alan, geçirilen denetim sayısı, bulunulan okuldaki çalışma yılı, alınan hizmet içi eğitim kurs-seminer sayısı ve çalışılan okulun yerleşim yeri değişkenlerine göre öğretmen görüşleri arasında anlamlı farklılık olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır.Çalışmada, Yıldırım (2007) tarafından geliştirilen ?Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin Ders Denetimine İlişkin Görüşleri? ölçeği uygulanmıştır. Uygulama sonucu elde edilen veriler SPSS 13 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizi ve yorumlanmasında verilerin frekansı, yüzde dağılımı, aritmetik ortalaması ve standart sapması hesaplanmış, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Bu çalışma 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Kastamonu il merkezi, ilçeleri ve köylerinde ilköğretim okullarında görev yapan Sosyal Bilgiler Öğretmenleri ile yürütülmüştür. Araştırmaya konu olan alt problemler kapsamında, Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin, ders denetimi uygulamaları, rehberlik ve mesleki yardım ve ders denetimi sırasında denetmenlerin sergiledikleri davranışlarına yönelik üç boyuttaki görüşleri değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda, öğretmenlerin denetmenler tarafından gerçekleştirilen teftiş ve rehberlik etkinliklerini kısmen onayladıkları görülmüştür. Öğretmenlerin görüşleri mesleki kıdemlerine göre rehberlik ve mesleki yardıma ilişkin anlamlı farklılık gösterirken, diğer bağımsız değişkenlere göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir.
İlköğretim matematik öğretmenliği birinci sınıf öğrencilerinin bazı iki boyutlu geometrik kavramların tanımları ve şekillerine dair bilgilerinin incelenmesi
Bu tezde ilköğretim matematik öğretmenliği birinci sınıf öğrencilerinin iki boyutlu geometrik kavramların tanımları ve şekillerine dair bilgileri incelenmiştir. Bu amaçla 2010 - 2011 eğitim öğretim yılında Türkiye'nin güneyinde yer alan bir üniversitenin ilköğretim matematik öğretmenliği bölümünde eğitimlerinin birinci yılına devam eden toplam 151 katılımcıya temel geometrik kavramları içeren bir bilgi toplama formu kullanılmıştır. Katılımcılardan bu formda bulunan geometrik kavramlar için tanım yapmaları ve ilgili kavrama ait şekli çizmeleri istenmiştir. Bu çalışma kapsamında formdaki kavramlardan iki boyutlu olanların verileri nitel olarak analiz edilmiştir. Katılımcıların hiyerarşik yapıdan veya başka bir kavramdan yararlanarak tanım yaptıkları görülmüştür. Tanımlar yapılırken çoğu zaman kısmen doğru olacak şekilde bir ifade kullanılmıştır. Katılımcıların bir kısmı geometrik kavramlara ait şekilleri eksik ve/veya hatalı çizmişlerdir. Ancak genel olarak bakıldığında doğru çizim yapan katılımcı sayısının doğru tanım yapan katılımcılara göre daha fazla olduğu gözlenmiştir. Diğer taraftan, katılımcıların kullandıkları matematiksel dile ve seçtikleri terimlere dikkat etmedikleri, belirsiz ifadelerle veya yanlış terimler kullanarak tanım yaptıkları görülmüştür. Özellikle yanlış veya kısmen doğru kategorisinde değerlendirilen tanımlardan katılımcıların alan bilgisinin eksik olduğu anlaşılmaktadır.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının çevre etiği algıları üzerine bir araştırma
Bu çalışmada fen bilgisi öğretmenlerinin sahip olduğu çevre etik algılarını belirlenmesi ve ?Çevre Bilimi? dersinin, bu dersi alan öğretmen adaylarının algılarına etkisinin araştırılması amaçlanmıştır.Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden özel durum yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini 2011 ? 2012 öğretim yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Fen Bilgisi Öğretmenliği Anabilim Dalı'nda öğrenim görmekte olan lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma bir özel durum çalışması olduğundan, amaçlı örnekleme yöntemi ile örneklem oluşturulmuştur. Araştırmada iki örnekleme ihtiyaç duyulmuştur. Yirmi Fen Bilgisi üçüncü sınıf öğretmen adayına hazırlanan taslak form uygulanmıştır. Geçerlik ve güvenirlik bu şekilde sağlamış ve 5 açık uçlu sorudan oluşan form 167 öğretmen adayına uygulanmıştır. Elde edilen veriler için içerik analizi yapılmıştır ve kategoriler oluşturularak tablolar halinde sunulmuştur.Araştırma sonuçlarına göre genel olarak Fen Bilgisi öğretmen adaylarının çevre etiği algısına yönelik görüşleri, bireylerin yaptığı işlemler sonucunda canlıların yaşamına zarar verdiği ancak bu durumun bilinçlendirme ile giderilebileceği yönündedir. Bu bağlamda öğretmen adaylarının çevreye yönelik algılarının insan haklarından ziyade, canlıların yaşamlarını olumlu yönde etkileyecek boyutta olduğu söylenebilir. Ayrıca ikinci ve dördüncü sınıf öğretmen adaylarının algıları karşılaştırıldığında, her iki gruptaki öğretmen adayının görüşlerinin paralellik göstermesi, ?Çevre Bilimi? dersinin bu görüşleri çok fazla etkilemediği görülmektedir. Araştırma sonunda çevre etiği konularının fen ve teknoloji derslerinde ele alınması, bunun sadece ilköğretimle değil ortaöğretim ve yükseköğretim derslerinde de dikkate alınması ve çevre için etik konusunda öğretmenlere hizmet içi eğitimlerin düzenlenmesi gibi çeşitli öneriler yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Çevre etiği, çevre eğitimi, fen bilgisi öğretmen adayı
İlköğretim 5. sınıf öğrencileri ve öğretmenlerinin özetleme stratejilerinin değerlendirilmesi:Türkçe dersi örneği
Okumanın en temel amacı okuduğunu anlamaktır. Okuduğunu anlama düzeyini artırmak için bazı stratejiler kullanılabilir. Bu stratejilerden biri de özetlemedir. Özetleme, okuma sonrasında okuyucunun metindeki ana fikri bulması, gereksiz ayrıntıları çıkarması, metnin yapısını ve düşünce akışını bozmadan kendi kelime ve cümleleriyle metni kısaltmasıdır. Okuyucu orijinal metin üzerinde bazı stratejiler kullanarak özet yapmalıdır.Özetleme formal eğitim süreci içinde bulunan öğrenciler tarafından öğrenilmeli ve kullanılmalıdır. Çünkü öğrenciler birçok alanda ve çok miktarda bilgiyle karşılaşmaktadırlar. Özetleme bu bilgilerin hatırlanmasını kolaylaştıracak bir stratejidir. Ayrıca bu strateji öğretmenler tarafından öğrencilere öğretilmelidir. Bu nedenle bu araştırmada ilköğretim beşinci sınıf öğrencileri ile onların sınıf öğretmenlerinin farklı metin türlerinde yazdıkları özetler ile bu özetleri yazarken kullandıkları özetleme stratejileri arasındaki benzerlik ve farklılıkların neler olduğunu tespit etmek amaçlanmıştır. Bu genel amaç doğrultusunda hem nitel hem nicel veriler eş zamanlı olarak toplanmıştır. Bu nedenle araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu ölçüt örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Çalışma grubu 561 ilköğretim beşinci sınıf öğrencisi ve bu öğrencileri okutan 17 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak hepsi araştırmacı tarafından geliştirilen ?Hikâye Edici Metinler İçin Özet Değerlendirme Formu, Bilgi Verici Metinler İçin Özet Değerlendirme Formu, Okuduğunu Anlama Testi, Yarı Yapılandırılmış Öğrenci Görüşme Formu ve Yarı Yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu? kullanılmıştır. Verilerin analizinde nicel veriler için frekans, yüzde, korelasyon analizi ve t-testi yapılırken, nitel veriler için içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçları şunlardır:Öğrenciler hikâye edici türdeki metinleri özetlemede bilgi verici metinlere göre daha başarılı olmuşlar ve bu metinlerin özetini yazarken özetleme stratejilerini bilgi verici metinlerle karşılaştırıldığında daha çok kullanmışlardır. Öğrencilerin okuduğunu anlama puanları ile özet değerlendirme formundan elde ettikleri puanlar arasında anlamlı bir farklılık vardır. Ayrıca öğrencilerin okuduğunu anlama testinin hikâye edici metinle ilgili bölümünden aldıkları puanlar ile hikâye edici türdeki metinleri özetlerken kullandıkları özetleme stratejileri sayısı arasında yüksek düzeyde ilişki vardır. Öğrencilerin okuduğunu anlama testinin bilgi verici metinle ilgili bölümünden aldıkları puanlar ile bilgi verici türdeki metinleri özetlerken kullandıkları özetleme stratejileri sayısı arasında ise orta düzeyde ilişki bulunmuştur. Bunun yanında öğrencilerin özetledikleri hem hikâye edici metni hem de bilgi verici metni okuma sayıları ile bu metinlere ilişkin özet değerlendirme formundan aldıkları puanlar arasında düşük düzeyde ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Öğretmenlerin farklı türdeki metinlerle ilgili yazdıkları özetlerde özetleme kriterlerini karşılama açısından metin türüne göre değişiklik bulunmamıştır. Öğretmenlerin hikâye edici metinler özetlerken bilgi verici metinlere göre daha çok özetleme stratejisi kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır.Araştırmanın nitel boyutundan elde edilen bulgular özetleme ve özetleme stratejilerinin kullanılması ile ilgili alanyazındaki teorik bilgileri desteklemektedir. Ayrıca öğretmen ve öğrenci cevapları da büyük ölçüde tutarlılık göstermektedir.Öğretmenlerin çoğu öğrencilerine düzenli olarak özet yazdırdıklarını ve bu özetlere en çok üzerinde düzeltme yapma ya da not yazarak dönüt verdiklerini belirtmişlerdir. Öğretmenler özetlemenin en çok yazılı anlatımı geliştirdiğini ve öğrencilere noktalama işaretlerinin kullanım yerlerini öğrettiğini belirtmektedirler. Ayrıca öğretmenlerin çoğu özetlemeyle ilgili hiçbir öğretim kademesinde eğitim almadıklarını belirtirken, öğretmenlerden hiçbirinin özetlemeyi öğrencilerine bir yöntemle ya da uygulamalı olarak öğretmedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bunlara ek olarak öğretmenlerin programda özetlemeyle ilgili kazanımlarla ilgili bilgi sahibi olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır.İlköğretim beşinci sınıf öğrencileri özetlerinin öğretmenleri tarafından sadece imzalandığını, okutturulduğunu, kendilerinin okuduğunu ya da anlattıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca özet yazmanın en çok hatırlamayı kolaylaştırdığını ifade etmişlerdir. Öğrenciler öğretmenlerinin öğrencilerine özet yazma stratejileri hakkında bilgi vermediklerini, aynı zamanda uygulamalı örnek özet yazma çalışması yapmadıklarını belirtmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Okuduğunu anlama, okuduğunu anlama stratejileri, özetleme, özetleme stratejileri.
Matematik derslerinde akıllı tahta kullanımının öğrencilerin dönüşüm geometrisi üzerindeki başarılarına etkisi
Yapılan araştırmada matematik derslerinde akıllı tahta kullanımının öğrencilerin dönüşüm geometrisindeki akademik başarılarına etkisi incelenmiştir. Onuncu sınıf geometri müfredatından dönüşüm geometrisindeki öteleme, yansıma ve döndürme konuları seçilmiştir. Araştırmada eşleştirilmiş kontrol gruplu son-test yarı deneysel desen kullanılmıştır.Araştırma 2011-2012 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde Ankara ili içerisinde bir lisede gerçekleştirilmiştir. Araştırma 4 hafta boyunca 15 kontrol, 16 deney grubu olmak üzere toplam 31 öğrenciyle yürütülmüştür. Öğrenciler, dönem sonu geometri notları analiz edilerek eşleştirilmiştir. Öğrencilerin başarıları uzman görüşü alınarak geliştirilen başarı testiyle ölçülmüştür. Dersler akıllı tahtayla dinamik geometri programı kullanılarak yürütülmüştür. Hazırlanan başarı testi deney ve kontrol gruplarına son test olarak uygulanmıştır. Ayrıca geliştirilen başarı testi deney grubuna ön test olarak uygulanmıştır. Deney grubundaki öğrencilerin verdikleri ön testte ve son testte verdikleri cevaplar nitel olarak analiz edilmiştir. Öğrencilerle görüşmeler yapılıp bu görüşmeler nitel olarak analiz edilmiştir. Veriler, bağımlı ve bağımsız t testi ve betimsel istatistik yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmada akıllı tahta kullanımının öğrencilerin matematik derslerindeki akademik başarıları üzerine anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca öğrencilerin verdikleri cevapların doğruluğunda önemli bir artış vardır.Anahtar Kelimeler: Akıllı tahtalar, dönüşüm geometrisi, matematik eğitimi
Ebeveynlerin okul öncesi eğitim ile ilgili görüşleri ve bu eğitimden beklentileri: Devrek ilçesi örneği
Araştırmanın amacı ebeveynlerin okul öncesi eğitime ilişkin görüş ve beklentilerini çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Araştırmanın örneklemini 2011-2012 öğretim yılında Zonguldak ili Devrek ilçesindeki 7 resmi ilköğretim okulu bünyesinde bulunan 12 anasınıfına (5-6 yaş) devam eden 231 çocuğun ebeveyni oluşturmuştur. Ebeveynlerin okul öncesi eğitim hakkındaki görüş ve beklentilerine ait veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen anket ile toplanmıştır. Ankette ebeveynlerin demografik bilgileri ile onların okul öncesi eğitime ilişkin görüş ve beklentilerine yönelik sorular yer almıştır. Araştırma verilerinin yüzde ve frekanslarına bakılmış, değişkenler arası ilişki için de ki-kare analizi yapılmıştır.Örneklemi oluşturan ebeveynlerin çoğunluğu ev hanımı annelerdir. Ebeveynlerin büyük çoğunluğu, okul öncesi eğitimin gerekli olduğunu, bu eğitimin devlet tarafından ücretsiz olarak sunulması ve zorunlu olması gerektiğini düşünmektedir. Çoğunluğu, çalışsalar da çalışmasalar da çocuklarını anasınıfına göndereceklerini belirtmiştir. Okul öncesi eğitimin önemine ve gereğine inanan ebeveynler, çocuğu ilkokula hazırlamasını ve sosyal beceriler kazandırmasını beklemektedir.Eğitim kurumundan okul binasının ve anasınıfının fiziksel ve donanımsal özelliklerine ilişkin beklentileri yüksektir. Ebeveynler, öğretmen ile ilgili yüksek beklentilere sahiptir. Çocuğa ve kendilerine karşı tutumunu ve öğretmenlik ile ilgili eğitim ve deneyimini önemsemektedirler. Uygulanan eğitim programından çocuğun eğitimine yönelik konularda beklentileri daha yüksek iken özellikle okul ve sınıf içi aile katılımı gerektiren konularda biraz daha düşüktür. Çocuktan beklentilerin çok yüksek olduğu, ebeveynlerin en çok okul öncesi eğitimin çocuklarına kazandırdıklarını önemsediği görülmektedir.Araştırma sonuçlarına göre ebeveynlerin görüş ve beklentileri, bütün değişkenlerden bağımsız olarak okul öncesi eğitimin önemli ve gerekli bulunduğunu; kurumdan, öğretmenden, programdan ve çocuktan beklentilerin yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.Anahtar Kelimeler: okul öncesi eğitim, ebeveynlerin okul öncesi eğitim görüşleri, ebeveynlerin okul öncesi eğitimden beklentileri, anasınıfı
Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 4-6 yaş çocukların kişilerarası problem çözme becerileri ve bakış açısı alma becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 4- 6 yaş grubu çocuklarının Okul Öncesi Kişiler Arası Problem Çözme Becerileri (OKPÇ) ve Bakış Açısı Alma Becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2010- 2011 eğitim- öğretim yılı Ankara ili alt- orta- üst sosyo ekonomik düzeyde bulunan, 4, 5 ve 6 yaş grubundaki 180 çocuk oluşturmuştur. Her yaş grubundan 20 şer, her sosyo ekonomik düzeyden ise 60 ar çocuk ile çalışılmıştır. Çalışmada, Okul Öncesi Kişiler Arası Problem Çözme Becerileri (OKPÇ) (Dinçer, 1995) ve Bakış Açısı Alma Becerisi (Şener, 1996) ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde, çocukların OKPÇ Becerileri ve Bakış Açısı Alma Becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi için, Pearson Korelasyon kullanılmıştır. Çocukların yaş ve sosyoekonomik düzeylerinin, OKPÇ Becerileri ve Bakış Açısı Alma Becerileri ile ilişkisine, tek yönlü varyans analizi ile bakılmıştır. Çocukların cinsiyet ve kardeşi olma durumlarının, OKPÇ Becerileri ve Bakış Açısı Alma Becerileri ile ilişkisi ise T Testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, çocukların Okul Öncesi Kişiler Arası Problem Çözme Becerileri ile Bakış Açısı Alma Becerileri (Algısal, Bilişsel, Duygusal) puanları arasında orta düzeyde pozitif yönde anlamlı bir ilişki görülmüştür (p<.05).
Fen bilgisi öğretmen adaylarının bilimsel süreç becerilerinin nitel ve nicel analizi
Bu çalışmada nicel ve nitel araştırma yöntemi kullanarak Fen Bilgisi öğretmen adaylarının bilimsel süreç becerileri yeterliliklerine akademik başarı, fen öğretimine yönelik tutum ve bilişsel gelişim gibi bağımsız değişkenlerin dolaylı veya dolaysız etkilerini,öğretmen adaylarının bilimsel süreç becerileri yeterliliklerini ile bazı bağımsız değişkenler açısından önemli bir istatistik farkın olup olmadığı araştırmak ve öğretmen adaylarının bilimsel süreç becerileri yeterlilikleri hakkındaki görüşlerinin değerlendirmek amaçlanmıştır.Araştırmanın nicel kısmının evrenini, Türkiye?deki Eğitim Fakültelerinde öğrenim gören Fen Bilgisi öğretmen adayları; örneklemini ise, altı farklı üniversitenin Eğitim Fakültelerinde öğrenim gören 355 dördüncü sınıf fen bilgisi öğretmen adayları oluşturmuştur. Araştırmanın nitel verileri ise iki üniversitede öğrenim gören 8 Fen Bilgisi öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmanın nicel verileri sonucunda; bilimsel süreç becerileri düzeyini fen derslerinde kendi başarılarını algılama durumunun büyük etkiye, anne öğrenim durumu ve baba öğrenim durumunun orta düzeyde bir etkiye, öğrencilerin mezun oldukları lise ve cinsiyetin küçük düzeyde bir etkiye neden olduğu tespit edilirken; bilimsel süreç becerileri ile fen öğretimi tutum arasında yüksek düzeyde pozitif, bilişsel gelişim arasında pozitif orta düzeyde ve genel not ortalaması ile pozitif orta düzeyde bir ilişki olduğu fakat fen öğretimi tutum, bilişsel gelişim ve akademik başarının ortak etkisine bakıldığında bilişsel gelişim ve fen öğretimi tutumun bilimsel süreç becerilerini doğrudan yordadığına ve akademik başarının ise doğrudan bir yordayıcısı olmadığı tespit edilmiştir. Nitel veriler sonucunda öğretmen adaylarının bütünleştirilmiş süreç becerilerinin alt boyutu olan; hipotez kurma ve yorumlama, değişkenleri belirleme, grafiği okuma ve yorumlama, deney tasarlama, deney sonuçlarını yorumlama, işevuruk tanımlama ve deney verilerini kaydetme gibi alt boyutlarda iyi düzeyde iiibeceriye sahip olduğu düşünülebilir. Fakat bağımlı, bağımsız ve kontrol edilen değişkenlerin tanımlanmasında ve belirlenmesinde sıkıntı yaşadıkları düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Bilimsel süreç becerileri, bilişsel gelişim, fen bilgisi öğretmenliğ
Öğrencilerin matematik dersine ve matematik öğretmenine yönelik algılarının metaforlar yardımıyla belirlenmesi
Araştırmada öğrencilerin genellikle başarmakta zorlandıkları bir ders olan matematik dersi ve matematik dersinin öğretilmesinde en önemli faktör olan matematik öğretmenine yönelik öğrenci algılarının metaforlar yardımıyla belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2011-2012 eğitim-öğretim yılı Ankara ili merkez ilçelerine (Çankaya, Keçiören, Yenimahalle, Gölbaşı, Mamak) bağlı 10 farklı özel eğitim kurumunda(dershane) öğrenim gören 640 öğrenci oluşturmaktadır. 10 farklı eğitim kurumuna 640 sayısından fazla anket dağıtılmıştır. Ancak yapılan incelemeler sonucunda 640 kişi araştırmaya dâhil edilmiştir. 640 öğrenciden 344'ü 8. sınıf, 235'i 7. sınıf, 61'i 6. sınıf öğrencisi; 347'si kız, 293'ü erkek öğrencidir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu kullanılmıştır. Kullanılan anket dört bölümden oluşmaktadır. 1. bölümde öğrencilerin kişisel bilgileriyle (okul, sınıf, cinsiyet, aylık gelir durumu vb.) ilgili sorular; 2. bölümde öğrencilerin matematik algılarını ölçmeye yönelik yedisi boşluk doldurma, biri açık uçlu olmak üzere sekiz adet soru; 3. bölümde öğrencilerin matematik öğretmenini algılayış şekli ile ilgili dördü boşluk doldurma, ikisi açık uçlu olmak üzere altı adet soru bulunmaktadır. 4. bölümde ise öğrencilerin matematik ve matematik öğretmeni denince akıllarına gelenleri çizmelerinin istendiği iki adet soru bulunmaktadır. 2. ve 3. bölümdeki açık uçlu sorular dışındaki sorular "Matematik ...dır; çünkü ..." şeklinde boşluk doldurma sorularıdır. Araştırmada toplanan veriler üzerinde nitel veri analizi yöntemi olarak içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmacı toplanan verilerin analizinde sırasıyla eleme ve kodlama, verilerin Excell programına girişi, ayıklama ve gruplama, nicel verilerin analizi aşamalarını takip etmiştir.Araştırmanın sonucunda matematik dersine yönelik algıların belirlenmesi ile ilgili her soruda oluşan gruplar "aşamalı bir ders olarak matematik", "birçok konuyu içeren bir ders olarak matematik", "kolay-eğlenceli bir ders olarak matematik", "zekâ gerektiren bir ders olarak matematik" ve "zor-sıkıcı bir ders olarak matematik" temalarına aittir. Genel olarak en çok tercih edilen temanın ise "zor-sıkıcı bir ders olarak matematik" teması olarak görülmektedir. Matematik öğretmenine yönelik algıların belirlenmesiyle ilgili her soruda oluşan gruplar "iyi bir insan olarak matematik öğretmeni", "kötü bir insan olarak matematik öğretmeni" ve "zeki bir insan olarak matematik öğretmeni" temalarına aittir. Öğrencilerin bu gruplardan daha çok "zeki bir insan olarak matematik öğretmeni" temasına odaklandıkları görülmektedir. Yapılan ki- kare sonuçlarına göre matematik ve matematik öğretmenini algılayış şeklinin sınıf düzeyi ve baba eğitim seviyesi artıkça olumsuzlaştığına dair sonuçlar elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Matematik, Matematik Öğretmeni, Metafor
Akıcı konuşma problemi yaşayan ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin konuşma becerilerinin geliştirilmesi
İletişim kurmak, insanoğlunun var olduğundan beri en temel ihtiyacıdır. İnsanlar tarih boyunca bu ihtiyacı çeşitli yollarla karşılamışlar ancak tercih ettikleri en kolay ve etkili yol çoğu zaman ?konuşma? olmuştur. Güzel ve etkili konuşmak, küçük yaşlarda kazandırılması gereken bir beceridir. Eğitim kurumları bu beceri üzerinde önemle durmalıdır. Akıcı konuşma becerisi; doğru telaffuz, geniş kelime hazinesi, konuşmaya eşlik eden davranışların kontrolü, konuşma kurallarının bilinmesi, konuşmaya odaklanabilme, dinleyiciler hakkında fikir sahibi olma, konuşulacak konu hakkında ön bilgilere sahip olma gibi hususları beraberinde getirmektedir. Bu hususların devamlılığıda konuşma becerisinin göz ardı edilmemesi ile sağlanabilir. Bu araştırmada, akıcı konuşma problemi yaşayan öğrencilerin, konuşma becerilerinin, araştırmacı tarafından belirlenen etkinlikler ile geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Yenimahalle ilçesi Atakent İlköğretim Okulunda 4. sınıf öğrencileri ile ön görüşmeler ve ders esnasında gözlemler yapılmış; görüşmeler araştırmacının haricinde iki uzman tarafından izlenmiş ve puanlanmıştır. Puanlamalar sonucunda 10 öğrencinin akıcıkonuşma problemi yaşadığı tespit edilmiştir. Belirlenen öğrenciler için sınıf öğretmenleri ve okul rehberlik öğretmenleri ile görüşülmüştür. Görüşmeler sonucunda öğrencilerin herhangi bir fiziksel veya zekâ özürlerinin olmadığı, herhangi bir alanda özel eğitime ihtiyaç duymadıkları ve sadece akıcı konuşma problemi yaşadıkları onayıalınmıştır. viiAraştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin çözümlenmesinde içerik analizi yöntemi; nicel verilerinin çözümlenmesinde ise deney öncesinde, deney sırasında ve deney sonrasında farklılık olup olmadığının belirlenmesi amacıyla Mann Whitney U, Wilcoxon testi kullanılmıştır. Belirlenen 10 öğrenci ile 60 saatlik akıcı konuşma becerisini geliştirici etkinlik dizisinden oluşan bir program uygulanmıştır. 60 saatlik etkinlik dizisi sonrasında öğrencilerin, dakikada kurdukları cümle sayılarında, kelime sayılarında ve hece sayılarında artış olduğu; dakikada kullandıkları gereksiz kelime sayılarında, devrik cümle sayılarında, yarım bıraktıkları cümle sayılarında, harflerini atladıkları cümle sayılarında ve yarım bıraktıkları kelime sayılarında azalmalar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin cümlede kullandıkları ortalama kelime sayılarında, hece sayılarında, kelimede kullandıkları hece sayılarında artış olduğu; cümlede kullandıkları ortalama gereksiz kelime sayılarında ve harflerini atladıkları kelime sayılarında da azalma olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: konuşma, akıcı konuşma, akıcı konuşma becerisi geliştirme viii
Diyaloğa dayalı öğretim stratejilerinin okuma tutum ve becerilerini geliştirmeye etkisi
Bu araştırmanın amacı, 4. sınıf öğrencilerine Türkçe dersinde diyaloğa dayalı öğretim stratejilerini uygulayarak okuma, okuduğunu anlama, akıcı okuma becerilerindeki gelişmeleri ve okumaya yönelik tutumlarını, öğretmen ve öğrencilerin diyaloğa dayalı öğretim stratejilerine ilişkin görüşlerini belirlemektir.Anahtar Kelimeler: Diyaloğa dayalı öğretim stratejileri, okumaya yönelik tutum, okuma becerileri.
İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin bilimsel süreç, eleştirel düşünme ve yaratıcı düşünme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinde bilimsel süreç, eleştirel düşünme ve yaratıcı düşünme becerileri arasındaki ilişkiyi belirlemek ve bu becerileri çeşitli değişkenler (cinsiyet, anne ve babanın öğrenim durumu, kardeş sayısı, kendine ait çalışma odasının olup olmaması, bilgisayara sahip olma durumu ve internetten yararlanma durumu) açısından incelemektir. Tarama modelindeki çalışmanın örneklemini Ankara ili Çankaya, Yenimahalle ve Keçiören ilçelerinde bulunan MEB?e bağlı 8 ilköğretim okulunun 8. sınıflarında, 2010-2011 eğitim öğretim yılı bahar yarıyılında öğrenim gören toplam 235 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Kişisel Bilgiler Formu, Cornell Eleştirel Düşünme Testi Düzey X (CEDTDX), Torrance Yaratıcı Düşünme Testi (TYDT) Şekilsel A Formu ve araştırmacı tarafından geliştirilen Bilimsel Süreç Becerileri Testi (BSBT) kullanılmıştır. Güvenirlik tespiti için BSBT farklı sosyoekonomik düzeydeki okullarda uygulanmış; testin güvenirliğinin çok yüksek olduğu (Cronbach alfa değeri = 0.93) belirlenmiştir. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 13.0 paket programı kullanılarak Kolmogrov-Simirnov testi, t testi, tek faktörlü varyans analizi (ANOVA), Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, öğrencilerin BSBT?nin temel beceriler boyutundaki başarıları %63, birleştirilmiş becerilerdeki başarıları ise %52 bulunmuştur. Öğrencilerin BSB düzeyleri arasında çeşitli boyutlarda cinsiyete, anne ve babanın öğrenim durumunave internet kullanımına bağlı olarak istatistiki açıdan anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu farklılıklar, kız öğrencilerin, anne ve babasının öğrenim durumu üst düzeyde olan ve internetten yararlanan öğrencilerin lehine olmuştur. Diğer değişkenleranlamlı farklılık oluşturmamıştır.vÖğrencilerin eleştirel düşünme becerilerine bakıldığında, CEDTDX?in tüm alt boyutlarında ve toplam testte %51,59 başarı elde etmişlerdir. Öğrencilerin eleştirel düşünme beceri düzeyleri arasında CEDTDX toplam ve gözlemlerin ve kaynakların güvenirliği alt boyutunda kız öğrencilerin lehine, CEDTDX toplam puanları arasında da babası üniversite mezunu öğrenciler lehine anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Diğer değişkenlere göre eleştirel düşünme becerileri arasında anlamlı farklılık saptanmamıştır. Seçilen alt örneklemin küçüklüğü nedeniyle, öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerine yönelik bağımsız değişkenlere göre analiz yapılmamıştır. Yaratıcı düşünme becerileri ilişkisel analiz amacıyla incelenmiştir. Üç temel becerinin birbiriyle ilişkisine bakıldığında, bilimsel süreç ve eleştirel düşünme becerileri arasında orta düzeyde anlamlı ilişki olduğu; ancak yaratıcı düşünme becerilerinin bu iki beceri ile varsayımları tanımlama boyutu dışında, anlamlı düzeyde ilişkili olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bilimsel süreç becerileri, eleştirel düşünme becerileri, yaratıcı düşünme becerileri, sekizinci sınıf öğrencileri
8. sınıf öğrencilerinin vatandaşlık bilinci düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin vatandaşlık bilinci düzeylerinin bilişsel, duyuşsal ve davranışsal açından bir değerlendirmesini ortaya koymaktır. Araştırmanın nicel bölümünde kişisel bilgi formu, açık uçlu soru ölçeği, duyuşsal eğilimler ölçeği ve davranış ölçeği olmak üzere 4 boyuttan oluşan ?Vatandaşlık Bilinci Ölçeği? ortaokul 8. sınıfa devam eden 1178 öğrenciye uygulanmıştır. Ardından nitel bölümde ise ortaya çıkan sonuçlar ve öğrencilerde vatandaşlık bilincine etkisi olan faktörleri derinlemesine belirlemek amacıyla lisansüstü eğitim yapmış veya yapmakta olan ve Milli Eğitim Bakanlığı?nda öğretmen olarak çalışmış veya çalışan toplam 11 Sosyal Bilgiler öğretmeni ve öğretim elamanı ile görüşme formu yaklaşımı kullanılarak bilgiler toplanmıştır. Nicel verilerin analizi SPSS 17.0 paket programı kullanılarak yapılmış, verilerin analizinde betimsel istatistik, Kolmogorov Simirnov testi, Levene testi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis testi, bonferoni düzeltme yöntemi ve basit korelasyon kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Öğrencilerin vatandaşlık bilinci düzeyleri vatandaşlık bilinci ölçeğini oluşturan açık uçlu soru ölçeği, duyuşsal eğilimler ölçeği ve davranış ölçeğine verdikleri cevaplar karşısında aldıkları puanlara göre hesaplanmıştır. Araştırmanın nicel veri toplama aracından elde edilen sonuçlar şu şekilde sıralanabilir: ? Öğrencilerin vatandaşlık bilincine ilişkin bilgilerinin orta düzeyde, duyuşsal eğilimlerinin ve davranış eğilimlerinin ise yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ? Vatandaşlık bilincini oluşturan bilişsel, duyuşsal ve davranışsal alan arasındaki ilişkiye bakıldığında; bilgi ve duyuş arasında pozitif yönde alt sınıra yakın orta düzeyde anlamlı bir ilişki, bilgi ile davranış arasında pozitif yönde alt sınıra yakın orta düzeyde anlamlı bir ilişki, duyuş ile davranış arasında pozitif yönde alt sınıra yakın orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. ? Kız öğrencilerin vatandaşlık bilincine ilişkin bilgilerinin, duyuşsal eğilimlerinin ve davranış eğilimlerinin erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. ? Anne ve baba eğitim seviyeleri yükseldikçe, öğrencilerin vatandaşlık bilincine ilişkin bilgilerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. ? Öğrencilerin vatandaşlık bilincine ilişkin bilgileri anne mesleğine göre anlamlı bir farklılık göstermemiş; ancak baba mesleğine göre öğrencilerin puanları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Baba mesleği memur, serbest meslek, işçi ve emekli olan öğrencilerin puanları babası çiftçi olan öğrencilere göre ve baba mesleği memur ve emekli olan öğrencilerin puanlarının babası işsiz olanların ortalamalarına göre daha olumlu olduğu görülmüştür. ? Aylık gelir durumuna göre öğrencilerin vatandaşlık bilincine ilişkin bilgileri anlamlı bir fark oluşturmuştur. Ailesinin aylık geliri 1501-2501 ve 751-1500 TL arası olan öğrencilerin ortalamaları ailesinin aylık geliri 750 TL?den az olan öğrencilerin ortalamasına göre daha yüksek çıkmıştır. ? Anne ve baba mesleğine göre öğrencilerin vatandaşlık bilincine ilişkin duyuşsal eğilimleri arasında anlamlı bir farklılık oluşmadığı görülmüştür. ? Anne ve baba eğitim durumuna göre öğrencilerin vatandaşlık bilincine ilişkin davranışları arasında anlamlı bir farklılık oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. ? Anne mesleğine göre öğrencilerin vatandaşlık bilincine ilişkin davranışları arasında anlamlı bir fark oluşmadığı görülmekteyken; baba mesleğine göre öğrencilerin puanları arasında anlamlı bir fark oluştuğu görülmüş, babası memur olan öğrencilerin ortalaması, babası çiftçi, serbest meslek ve diğer olan öğrencilere göre daha olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda öğretmenler ile yapılan görüşmelerden sonra şu sonuçlara ulaşılmıştır: ? Öğretmenler genel olarak Sosyal Bilgiler 6. ve 7. sınıf programı içerisinde vatandaşlık bilincine ilişkin değerlerin ve kazanımların olduğunu ancak bunların yeterli seviyede olmadığını ifade etmişlerdir. Ayrıca programın ders kitabına yansıması konusunda da öğretmenler ders kitabını yetersiz görmüşlerdir. Özellikle kitaplarda yer alan vatandaşlık konularının soyut kalması ve günlük hayat ile yeterince ilişkilendirilmemesi öğretmenler tarafından vurgulanan sorunlar arasında yer almaktadır. ? Öğretmenler tarafından özellikle sınav sisteminin (SBS) vatandaşlık eğitimi açısından büyük bir engel teşkil ettiği görüşü dile getirilmiştir. Katılımcılar, veliler ve okul yönetiminin öğrencilerin netlerini yükseltmeleri konusunda kendilerine baskı yaptığını ifade etmişlerdir. Öğretmenler iyi vatandaş yetiştirmekten ziyade, çok net yapan vatandaş yetiştirdiklerine değinmişlerdir. Ayrıca akademik başarı ile öğrencilerin iyi vatandaş olmaları arasında bir bağlantı olmadığı tespitinde bulunmuşlardır. ? Öğretmenlerin çoğunluğu Sosyal Bilgiler dersi içerisinde geçen vatandaşlık ve insan hakları konularına öğrencilerin büyük ilgi gösterdiklerini, özellikle konuların günlük hayattan seçilmesi durumunda ilgilerinin çok daha yüksek olduğunu ifade etmişlerdir. ? Katılımcılar kendi ifadeleri ile sınıf dışı etkinlikler için kendilerini yetersiz gördüklerini belirtmişlerdir. ? Ailelerin vatandaşlık eğitimi konusunda yetersiz ve ilgisiz kaldığı öğretmenler tarafından vurgulanmış ve öğretmenlerin tamamı iyi vatandaş yetiştirmenin aileleri eğitmekten geçtiğini ifade etmişlerdir.
Bilgisayar destekli öğretimin, ilköğretim 7.sınıf öğrencilerinin matematik dersi, "Tablo ve Grafikler" alt öğrenme alanındaki akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi
Bilgisayar teknolojisindeki ilerlemelere paralel olarak, eğitimde hızlı gelişmeler yaşanmaktadır. Öğrencilerin derse olan ilgilerini artırmak ve aktif katılımını sağlamak için bilgisayar destekli eğitime verilen önemin hızla arttığı gözlenmektedir. Bu araştırmanın amacı, bilgisayar destekli öğretimin, ilköğretim yedinci sınıf öğrencilerinin matematik dersi, ?Tablo ve Grafikler? alt öğrenme alanındaki akademik başarılarına ve tutumlarına etkisini incelemektir. Bu etkiyi belirlemek amacıyla, ön test, son test kontrol gruplu deneysel yöntem uygulanmıştır. Bu araştırma, 2011-2012 eğitim-öğretim yılının birinci yarıyılında Ankara ilinde bulunan bir devlet okulunda yapılmıştır. Deney grubunda 17 öğrenci ve kontrol grubunda 20 öğrenci olmak üzere, toplam 37 öğrenci araştırmaya katılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen 25 maddelik matematik başarı testi gruplara, öğretimler öncesinde ön test, 8 ders saatlik öğretim sonrasında son test olarak uygulanmıştır. Ayrıca uygulama öncesinde ve sonrasında öğrencilerin matematik dersine yönelik tutumlarını belirlemek için matematik tutum ölçeği uygulanmıştır. Deney grubu ?Tablo ve Grafikler? alt öğrenme alanını, MEB Vitamin yazılımı ile bilgisayar destekli işlerken, kontrol grubu ise mevcut sınıf ortamında, geleneksel öğretim yöntemi ile işlemiştir. Araştırmanın bulgularına göre, bilgisayar destekli öğretim gören deney grubunun akademik başarısı, geleneksel öğretim gören kontrol grubunun akademik başarısından daha fazla artış göstermiştir. Matematik dersine yönelik tutumlarında ise deney ve kontrol grubu arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar destekli öğretim, MEB Vitamin yazılımı, Tablo ve Grafikler, Geleneksel öğretim yöntemi.
Atom ve molekül konusunda kavram yanılgıları ve bunları iyileştirmek için örnek etkinlikler
Bu araştırmanın amacı; ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerinin maddenin parçacıklı yapısıyla ilgili başarı düzeylerini belirlemek ve bu konudaki öğrenme zorluklarını (kavram yanılgılarını) iyileştirmek için, modele dayalı etkinliklerin etkisini araştırmaktır. Maddenin parçacıklı yapısı konusunda literatürde verilen çalışmalar incelenerek, diğer ülkelerdeki öğrencilerin bu konuyla ilgili ne tür kavram yanılgılarına sahip oldukları belirlenmiştir. Araştırmada öğrencilerde var olan kavram yanılgılarının belirlenmesinde iki test kullanılmıştır. İlk test MPYDT (Maddenin Parçacıklı Yapısını Değerlendirme Testi), ikinci test ise MPYKT (Maddenin Parçacıklı Yapısı Kavram Testi) olarak adlandırılmıştır. Her iki test ?135? 9. sınıf öğrencisine uygulanmış ve yeterli güvenirliğe sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca, öğrencilere MDYT (Mantıksal Düşünme Yeteneği Testi) uygulanmıştır. Araştırma 2009-2010 öğretim yılının ikinci döneminde, Denizli il merkezinden rastgele seçilen bir ilköğretim ve ortaöğretim okulunda yürütülmüştür. İlköğretimin 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıflarından, her sınıftan seçilen ikişer şubede bulunan toplam 278 öğrenci ve ortaöğretimin 9, 10, 11 ve 12. sınıflarından, her sınıftan seçilen ikişer şubede bulunan toplam 207 öğrenci, tarama grubu olarak belirlenmiştir. Bu gruba uygulanan testler sonucunda öğrencilerin maddenin parçacıklı yapısı ile ilgili kavram yanılgılarına sahip oldukları bulunmuştur. Öğrencilerde bulunan kavram yanılgılarının, öğrencilerin öğretim seviyesine, öğretim kademesine, bulundukları sınıfa ve bilişsel gelişim dönemlerine bağlı olduğu tespit edilmiştir. Kavram yanılgılarının bulunma oranı açısından kız ve erkek öğrenciler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Araştırmada ayrıca, modele dayalı etkinliklerin maddenin parçacıklı yapısı ile ilgili kavram yanılgılarının giderilmesindeki etkisini belirlemek üzere, tek grup öntest- sontest modeli kullanılmıştır. Öğrencilerde var olan kavram yanılgılarının iyileştirilmesi için, modele dayalı etkinlikler deney grubunu oluşturan ?166? ilköğretim öğrencisine uygulanmıştır. Sonuç olarak modele dayalı etkinliklerin uygulanmasından sonra öğrencilerin bazı kavram yanılgılarının iyileştiği görülmüştür. Ancak bazı kavram yanılgılarının ise, modele dayalı etkinliklerden sonra giderilemediği belirlenmiştir. Ayrıca deney grubundan seçilen on öğrenci ile yapılan mülakatlarda, kavram yanılgılarının ders kitaplarındaki bazı anlatım tarzları ve gösterimlerden de kaynaklandığı tespit edilmiştir. Araştırmada kullanılan, öğrencilerin günlük hayatta sık karşılaştıkları maddelerin taneciklerini temsil eden renkli boncuk modellerin ve bilgisayar aracılığıyla gösterilen üç boyutlu modellerin, kavram yanılgılarının giderilmesinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Mülakatlarda, öğrencilerin derslerde yapılan modele dayalı etkinlikleri sevdikleri ve dersin işlenişinden zevk aldıkları da belirlenmiştir. Bu araştırma fen bilgisi ve kimya eğitimi için önemli sonuçlar içermektedir. Araştırma sonuçları öğrencilerde atom ve molekül kavramıyla ilgili bulunan kavram yanılgılarını gelişim dönemlerine ve yaşlarına bağlı olarak ortaya koyması açısından önemlidir. Araştırma sonuçları öğretmenlerin atom ve molekül kavramlarının öğretiminde, modele dayalı etkinlikleri kullanmalarını teşvik etmesi açısından da önemlidir.
7. sınıf sosyal bilgiler dersinde işbirliğine dayalı öğretim yönteminin kullanılmasının öğrencilerin akademik başarı ile demokratik tutum ve insan hakları algılarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, sosyal bilgiler dersinde işbirliğine dayalı öğretim yönteminin öğrencilerin akademik başarılarına, demokratik tutum ve insan hakları algılarına etkisini belirleyebilmektir. Araştırmanın deneysel uygulaması 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Ankara İli Yenimahalle İlçesi?nde bulunan Şüküfe Nihal İlköğretim Okulundaki 7/B ve 7/C şubelerinde bulunan 67 öğrenci gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda 33, kontrol grubunda 34 öğrenci yer almıştır. Araştırma ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel desen ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri 23 maddeden oluşan ?Demokratik Tutum Ölçeği?, 20 maddeden oluşan ?Akademik Başarı Testi? ve öğrencilerin insan haklarına yönelik algılarını ölçmek amacıyla geliştirilen değerlendirme formu ile toplanmıştır. Akademik başarı testi ve tutum ölçeklerinden elde edilen veriler SPSS 16,0 programında bağımsız gruplar için t-Testi ve tekrarlı ölçümler için iki faktörlü ANOVA ile değerlendirilmiştir. Öğrencilerin insan hakları algılarını değerlendirmeye yönelik hazırlanmış forma cevap veren öğrencilerin cevapları nitel araştırma yöntemleri ilkeleri doğrultusunda doküman değerlendirme teknikleriyle değerlendirilmiş ve öğrencilerin bu konuya yönelik ortak görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın nicel sonuçlarına göre, deney ve kontrol gruplarının sosyal bilgiler dersindeki akademik başarı düzeylerini belirlemek için yapılan ön test sonucunda gruplar arasında anlamlı farklılık olmadığı belirlenmiştir (t(65)=.184, p>.05). İki ayrı yöntemle sosyal bilgiler dersi gören grupların akademik başarı puanlarının deney öncesinden sonrasına anlamlı farklılık gösterdiği, farklı öğretim yöntemlerinin kullanıldığı gruplar ile tekrarlı ölçümler faktörlerinin sosyal bilgiler dersi akademik başarı puanları üzerindeki ortak etkilerinin anlamlı olduğu bulunmuştur [F(1-65) = 34,871, p<.01)]. Deney ve kontrol gruplarının demokratik tutum puanlarını belirlemek için yapılan ön test sonucunda gruplar arasında anlamlı farklılık olmadığı belirlenmiştir (t(65)=.492, p>.05). İki ayrı yöntemle sosyal bilgiler dersi gören grupların demokrasiye yönelik tutum puanlarının deney öncesinden sonrasına anlamlı farklılık gösterdiği fakat farklı öğretim yöntemlerinin kullanıldığı gruplarda olmak ile tekrarlı ölçümler faktörlerinin demokratik tutum puanları üzerindeki ortak etkilerinin anlamlı olmadığı bulunmuştur [F(1-65)=1,093, p>.05)]. Görüşme formundan elde edilen verilerde ise öğrencilerin büyük bir bölümünün insan haklarını açıklarken eşitlik ve özgürlük üzerine vurgu yaptığı belirlenmiştir. Kanun önünde eşitlik ve düşüncelerini özgürce açıklayabilme öğrenciler için oldukça önemlidir ve insan hakları kavramının olmazsa olmazıdır. Öğrencilerin neredeyse tümünün insan haklarına örnek olarak eğitim hakkını birinci sıraya yazdıkları ve onu seçme ve seçilme hakkının takip ettiği görülmektedir. Öğrencilerin eğitim-öğretim ortamında eşitliğin ne denli önemli bir kavram olduğunu anlamış olmaları ve bu yönde eleştiride bulunmaları dikkat çekicidir. İnsan haklarının demokrasi ile ilişkisine yönelik yapılan analizde öğrencilerin demokrasi kavramı ile insan hakları kavramlarının birbiriyle ilişkili ve birbirinin ön koşulu olduğu anlamına gelen görüşler bildirdikleri görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal bilgiler, demokrasi ve insan hakları, demokratik tutum, işbirlikli öğretim yöntemi.
Sınıf öğretmeni adaylarının elektronik ortamlarda okuma becerilerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada genel olarak sınıf öğretmenliği adaylarının yeni okuryazarlık becerileri üzerine odaklanılmıştır. Özel olarak da bilgiye ulaşma, bilgiyi analiz etme, elde edilen bilginin sentezlenmesi ve çoklu İnternet ortamlarını kullanarak bilgiyi iletme gibi elektronik ortamlarda okuma becerileri üzerinde durulmuştur.Bu araştırma nitel araştırma geleneğinde, durum çalışması modelinde bir çalışma olarak yürütülmüştür.Bilgiyi kazanmanın ve kullanmanın merkezinde yer alan öğrencilere bu becerileri kazandırmada öğretmen adaylarının etkili olduğu düşüncesinden hareketle ?Sınıf öğretmeni adaylarının elektronik ortamlarda okuma becerileri? araştırmaya konu edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu sınıf öğretmenliği ana bilim dalında öğrenim gören on iki kız, on iki erkek olmak üzere toplam 24 öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmaya katılan adaylar amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Adayların seçiminde gönüllülük ilkesi esas alınmıştır. Araştırma kapsamında veri toplama sürecinde,yeni okuryazarlık stratejilerini belirlemeye yönelik Camtasia Studio video kayıtları, video kayıtlarını değerlendirmede kullanılan gözlem formu, yeni okuryazarlık stratejilerinin ne sıklıkla uyguladığını belirlemeye yönelik anket ve elektronik ortamlarda okuma stratejileri kontrol listesi ve uygulama sürecindeki katılımcıların görüşlerini belirlemek için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır.Verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi tekniklerinden faydalanılmıştır. Araştırmanın genel sonucu sınıf öğretmeni adaylarının elektronik ortamlarda okume becerilerinin yeterli olmadığı, yeni okuryazarlıkla ile elektronik ortamlarda okumanın bir bütün olarak ele alınması gerektiği ve sürecin en önemli boyutlarından birinin öğretmen eğitimi olduğudur. Bu bağlamda araştırma problemleri temelinde ulaşılan diğer sonuçlar şu şekildedir: Araştırmada; 1) Erkek öğretmen adaylarının yeni okuryazarlık stratejilerini uygulamada kızlardan daha başarılı oldukları, adayların İnternet kulanım sıklığı ve akademik başarıları ile yeni okuryazarlık stratejilerini uygulayabilme becerileri arasında doğrusal bir ilişki olmadığı, sınıf düzeyi arttıkça stratejilerin uygulanma düzeylerinin de arttığı, 2) Elektronik ortamlarda okurken en fazla kullanılan stratejiler arama motoru kullanma, göz gezdirme ve karşılaştırarak okuma olurken bunları; anahtar kelimelerle arama yapma, metin türüne dikkat ederek seçme, soruları anlama stratejilerinin izlediği, 3) Hiçbir katılımcının ulaştıkları ve okumaları gereken sayfaların çıktısını almayı tercih etmedikleri, cevabın birden fazla kaynak kullanılarak ve metinler arası okumalar yaparak oluşturulması gereken soruda çok zorlandıkları ve konuya özgü ön bilgilerine dayanarak soruyu cevaplandırdıkları, 4) Öğretmen adaylarının birçoğunun bilgiyi analiz etmede başarılı stratejileri kullanamadıkları, ulaştıkları bilgileri yüzeysel olarak okudukları ve ilk okudukları kaynaktan cevapları oluşturma eğilimi gösterdikleri, 5) Katılımcıların üçte birinin cevaplarını oluştururken ön bilgileri ile internetten elde ettikleri bilgileri, ilişkilendirme, birleştirme, düzenleme ve kendi cümleleriyle ifade etme gibi davranışları gösterirken, üçte ikisinin ise sorunun cevabı olduğunu düşündükleri ilk cevabı kopyalayarak cevaplarını oluşturdukları, 6) Öğretmen adaylarının bu süreç boyunca teknolojik, bilgiyi erişim ve bilgiyi seçmede problemler yaşadıklarını 7) On sekiz katılımcının basılı materyallerden okumayı elektronik okumadan daha avantajlı olarak algıladığı, 8) Öğretmen adaylarının sorulara verdikleri cevapları sınıf düzeyine göre doğrusal şekilde ilerlemediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Soruları cevaplamada en başarılı üçüncü sınıf öğretmen adayları olurken; en başarısız ise ikinci sınıflar olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Basılı metinlerden okuma, elektronik ortamlardan okuma, sınıf öğretmeni adayları, yeni okur yazarlıklar.
Kastamonu il merkezi ilköğretim öğrencilerinde obezitenin sebepleri, akademik başarıyla ilişkisi ve fen dersleri müfredatının beslenme bilgi düzeylerine etkisi
Bu araştırmada Kastamonu ilinde öğrenim gören ilköğretim öğrencilerinde obezite sıklığının belirlenmesi ile beslenme alışkanlığı ve akademik başarıları arasındaki ilişkinin belirlenmesi hedeflenmiştir.Araştırma toplam 480 öğrenci üzerinde beden kitle endeksi ölçümleriyle yapılan hesaplamada öğrencilerin %46,5'i zayıf, %41,9'u normal, 10,4'ü fazla kilolu ve %1,3'ü obez olarak bulunmuştur. Yapılan istatistikî analiz sonucunda öğrencilerin oranı 5. sınıflarda, ailesinde obez birey olanlarda, çikolata ve cips tüketenlerde, aktivitesi az olanlarda, annesi tarafından yemek yemesi için baskı görenlerde obezite oranı daha fazladır. Öğrenciler sevinç durumunda daha fazla gıda tüketmekte ve öğün atlama nedeni olarak canının istemediğini belirtmektedir.Öğrencilerin beslenme bilgisi ile kilo arasında negatif bir ilişki bulunmuş, akademik başarı arttıkça obezite oranının arttığı normal kilolu, fazla kilolu ve obez öğrenciler zayıflardan daha başarılı olduğu belirlenmiştir. Fazla kilolu ve obez öğrencilerin zayıf ve geçer not almadıkları tespit edilmiştir. Fen ve Teknoloji dersinin beslenme bilgileri üzerinde etkili olduğu söylenebilir.
İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin biyoteknoloji ile ilgili yaklaşımları ve bilgi seviyelerinin ölçülmesi
Yirmibirinci yüzyıldaki baş döndürücü gelişmeler teknolojik alanda özellikle de biyoteknolojik alanındaki hızlı gelişmeler, insan ve toplum hayatını çok yakından ilgilendirmekle birlikte biyoteknolojiye olan ihtiyacın önemi gün geçtikçe daha da önem arz ettiği görülmektedir.Bu çalışma, ülkemizin ilerde biyoteknolojik gelişmeleri yakından takip ederek, geleceği şekillendirecek ve teknolojiye yön verecek olan öğrencilerimizin biyoteknolojiye karşı olan ilgilerini, yaklaşımlarını ve bilgi seviyelerinin ne düzeyde olduğunu tesbit etmek amacıyla hazırlanmıştır.Bu amaç doğrultusunda, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin biyoteknolojiye olan ilgi ve yaklaşımlarını ölçmek için biyoteknoloji görüş anketi, öğrencilerin başarılarını ölçmek amacıyla biyoteknoloji başarı testi uygulanmıştır. Ayrıca öğrencilerin yaklaşımlarının; öğrencilerin cinsiyetlerine, ailelerinin gelir, eğitim ve çalışma durumlarına, yaşadıkları çevreye göre, derste ayrılan zamana göre, öğretmenin günlük hayatta biyoteknoloji ile ilgili verdiği örneklere ve biyoteknoloji hakkındaki görüşüne göre, diğer derslerde biyoteknolojiye örnek verilip verilmediğine göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir.Yapılan değerlendirmeler sonucunda ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin biyoteknolojiye ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin biyoteknolojiye ilişkin görüşlerinin, cinsiyetlerine, aile gelir durumlarına, anne-babalarının eğitimlerine, yaşadıkları yere, öğretmenlerinin görüşlerine ve babalarının mesleklerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Bunun yanında öğrencilerin annelerinin mesleklerine, biyoteknoloji konusuna kaç saat ayrıldığına ve diğer derslerde biyoteknolojiye ilişkin örnekler verilip verilmediğine göre incelendiğinde aralarında anlamlı bir ilişkinin varlığı gözlemlenmiştir. Aynı zamanda öğrencilerin biyoteknolojiye ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu ancak konunun önemi dikkate alındığında ders kitaplarında daha fazla yer verilmesi ve daha fazla ders saati ayrılmasının yerinde olacağı kanaati oluşmuştur.
7. sınıf öğrencilerinin `doğrular ve açılar' konusundaki hata ve kavram yanılgılarının Van Hiele geometri anlama düzeyleri açısından analizi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin `Doğrular ve Açılar' konusunda ne tür hata ve kavram yanılgılarına sahip olduğunu tespit etmek ve bunların Van Hiele geometri anlama düzeylerine göre dağılımını belirlemektir. Matematiğin temel öğrenme alanlarından geometri öğrenme alanına ait konularda sıklıkla güçlük yaşanması, geometri konularındaki hata ve kavram yanılgılarının belirlemesi ve giderilmesi için araştırmalar yapılmasını önemli kılmıştır. İlköğretim 7. sınıf öğretim programında geometri konularının ilki ve temeli olan ?Doğrular ve Açılar? konusuna ait kavram yanılgılarının belirlenmesi ve analizinin diğer geometri konularının da doğru öğrenilmesine katkı sağlayacağı düşünülmüştür.Araştırmanın örneklemini; Düzce iline bağlı üç ilköğretim okulundan toplam 60 adet 7. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından `Doğrular ve Açılar' konusuna ait hata ve kavram yanılgıları teşhis testi hazırlanmıştır. Teşhis testi hazırlanırken soruların kazanımlara eşit dağılımına dikkat edilmiş ve her kazanımla ilgili 5'er soru olmak üzere toplam 15 açık uçlu soru hazırlanmıştır. Ayrıca, öğrencilere Usiskin'in 1982'de geliştirdiği ve Baki tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan, 25 sorudan oluşan Van Hiele Geometri Anlama Düzeyleri Sınavı uygulanarak öğrencilerin geometri anlama düzeyleri ölçülmüştür.Araştırma verileri SPSS 17.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizi aşamasında yüzde ve frekans tablolarından yararlanılmıştır. Ayrıca her soru için hata ve kavram yanılgısı olan öğrencilerin ne tür hata ve kavram yanılgılarının olduğu tespit edilerek kategorilere ayrılmıştır.`Doğrular ve Açılar' konusuna ait teşhis testi ile tespit edilen hata ve kavram yanılgılarının Van Hiele geometri anlama düzeylerine göre dağılımları incelenmiştir. Genel olarak 1 ve 2 düzeyindeki öğrencilere göre, hiçbir düzeyde olmayan ve 0 düzeyindeki öğrencilerde daha fazla hata ve kavram yanılgılarına rastlanmıştır.
Probleme dayalı öğrenme yaklaşımının denklem kavramının öğretiminde etkisi
Bu araştırmada ilköğretim 6. sınıflarda denklem kavramının, probleme dayalı öğrenme yaklaşımıyla öğretiminin öğrenci başarısı üzerinde etkisinin olup olmadığı incelenmiştir.Araştırma 2009?2010 öğretim yılının ikinci döneminde Kastamonu ili Merkez ilçesinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bir ilköğretim okulunun 6/B, 6/C, 6/D ve 6/E sınıflarındaki 83 öğrenci ile yapılmıştır.Araştırmada gerçek deneme modellerinden öntest?sontest kontrol gruplu deneme modeli kullanılmıştır. Kontrol ve deney grupları oluşturulurken çalışma grubu olarak seçilen öğrencilerin 2009?2010 eğitim öğretim yılının 1. döneminde aynı öğretmen tarafından verilmiş matematik dersine ait not ortalamalarına bakılmıştır. Ve yansız atama yöntemiyle deney grubu olarak 6/C ve 6/D sınıflarında bulunan 42 öğrenci, kontrol grubu olarak ise 6/B ve 6/E sınıfında bulunan 41 öğrenci seçilmiştir.Araştırma kapsamında deney grubuna probleme dayalı öğrenme yaklaşımı prensiplerine göre hazırlanan bir öğretim yöntemi, kontrol grubuna ise MEB programında uygulanan (yapılandırmacı, etkinliğe dayalı, kavramsal yaklaşım) geleneksel yaklaşım prensiplerine göre düzenlenen bir öğretim yöntemi eş zamanlı olarak uygulanmıştır. Çalışma, araştırmacı tarafından yapılmış ve 10 ders saati sürmüştür.Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından 20 soruluk bir başarı testi geliştirilmiştir. Çalışmanın son aşamasında kontrol ve deney grubu öğrencilerine eş zamanlı olarak sontest uygulanmış ve elde edilen veriler analiz edilerek bağımsız t- testi sonuçları yorumlanmıştır.Yapılan araştırmada elde edilen sonuçlara göre; probleme dayalı öğrenmenin uygulandığı deney grubu ile geleneksel yöntemin kullanıldığı kontrol grubu arasında uygulama sonrası akademik başarı düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (t=-,842; p>0,05).
Plastik ve plastik atıkların, geri dönüşümü ve çevreye etkileri konularında öğrenci tutumlarının belirlenmesi
Bu araştırma, çevre, geri dönüşüm, plastik ve plastik atıklar konularında öğrenci tutumlarının belirlenmesini amaçlamaktadır. Bu amaçla tutumun üç temel boyutu olan bilgi, duygu ve davranışı içeren tutum ölçeği hazırlanmıştır. Hazırlanan tutum ölçeği Kastamonu il merkezindeki dokuz ilköğretim okulunda 492 altıncı sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Yapılan istatistiksel çalışmalar ile tutum ölçeğine son şekli verilmiştir. Sonuç olarak, ölçeğin öğrencilerin çevreye yönelik düşünce, duygu ve davranış tutumlarının belirlenmesinde kullanılabileceği tespit edilmiştir.Cinsiyet, rezidans ve gelir durumlarına göre değerlendirmeler yapılmıştır. Kız öğrencilerin çevreyi koruma konusunda daha duyarlı olduğu, erkek öğrencilerin ise bu konuya sadece ekonomik açıdan baktığı belirlenmiştir. Sitede yaşayanların ise müstakil evde yaşayanlara göre daha duyarlı olduğu saptanmıştır. Gelir düzeyi arttıkça çevreye duyarlılığın arttığı da tespit edilen diğer bir sonuçtur.
İlköğretim 7. sınıflarda cebirsel ifadeler ve denklemlerin öğretiminde probleme dayalı öğrenmenin etkisi
Bu çalışmanın amacı ilköğretim 7. sınıflarda probleme dayalı öğrenme yaklaşımının ``Cebirsel ifadeler ve denklemler'' konularının öğretimine etkisini incelemektir. Araştırmanın modeli, ön test-son test kontrol gruplu deneme modelidir. Araştırmanın çalışma grubunu 2009-2010 öğretim yılında, Kastamonu İli, Devrekani İlçesine bağlı bir ilköğretim okulunda 7. sınıfa devam eden 46 öğrenci oluşturmaktadır. Deney ve kontrol gruplarında eşit sayıda öğrenci bulunmaktadır. Deney grubuna probleme dayalı öğrenme modeline uygun, kontrol grubuna ise geleneksel yaklaşıma uygun ders işlenmiştir. Araştırmada nicel ve nitel yöntemler kullanılmıştır. Her iki konu için hazırlanan 30'ar soruluk iki ön test SPSS 15.0 paket programında değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda öğrencilerin oluşturdukları grupların kendilerini, öğretmeni ve PDÖ sürecini değerlendirmelerine yönelik formlar dağıtılmıştır. Araştırmanın sonucunda deney ve kontrol gruplarının son test başarılarında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Ayrıca süreç sonunda öğrencilerin matematik dersine katılımlarının olumlu yönde arttığı gözlemlenmiştir. Öğrenciler, düşüncelerini değerlendirme formlarında ifade ederek süreci değerlendirmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Cebirsel ifadeler, denklemler, probleme dayalı öğrenme.
Probleme dayalı öğrenme yaklaşımının ilköğretim 7. sınıflarda çevre ve alan kavramı öğretiminde öğrenci başarısına etkisi
Son yıllarda bilimde yaşanan yenilikler günlük hayata hızlı bir şekilde yansımakta ve dünyanın sosyal düzenini değiştirmektedir. Bireylerin bu değişime uyum sağlamaları yaşam kaliteleri ve toplumsal düzen bakımından önem taşımaktadır. Değişimin sürekliliği çağımızın insanlarında aranılan nitelikleri (belirli kalıplara bağlı kalmayan, esnek düşünme becerilerine sahip vb.) etkilemektedir. Bu niteliklerin kazandırılması için eğitim programları gözden geçirilerek ele alınan bilgi, beceri ve öğretim yöntemlerinde değişiklikler yapılmaktadır.Ülkemizde 2005-2006 eğitim-öğretim yılından bu yana yapılandırmacılık yaklaşımına göre düzenlenen ders programları uygulanmaktadır. Yapılandırmacılık farklı öğrenme stratejilerini içermektedir. Bunlardan biri olan ?Probleme Dayalı Öğrenme? öğrencilerin merakını uyandıracak problemler etrafında öğrenme etkinliklerini oluşturur. Probleme Dayalı Öğrenme, öğrencilerin problemin çözümünü farklı stratejiler ve beceriler kullanarak ulaşmasını ve böylece çağın gereksinimlerine uygun niteliklere sahip olmasını hedeflemektedir.Bu araştırma ile ilköğretim 7. sınıf matematik dersinde ?alan ve çevre? kavramı öğretiminde Probleme Dayalı Öğrenmenin öğrencilerin akademik başarısına ve geometriye yönelik tutumlarına etkisini belirlemek amaçlanmıştır.Araştırmada ön-test, son-test deney kontrol gruplu deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırma, 2009-2010 öğretim yılı 7. sınıfta öğrenim gören 47 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. 7. sınıf matematik programında yer alan ?Dörtgenlerde Alan ve Çevre? ünitesi 23 öğrenciden oluşan kontrol grubunda Geleneksel Öğretim Yaklaşımı, 24 öğrenciden oluşan deney grubunda ise Probleme Dayalı Öğrenme yaklaşımıyla işlenmiştir. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yaklaşımları benimsenmiştir. Yapılandırmacı ve probleme dayalı bir ders modeli geliştirilerek öğrencilerin alan ve çevre konusunda işlemsel ve kavramsal anlamalarını, problem çözme becerilerini ve matematiğe yönelik tutumlarını geliştirilmesi amaçlamıştır. PDÖ' nün etkisi, hazırlanan ders modelinin sonunda öğrencilere uygulanan başarı testi ve tutum ölçeğinin sonuçları ile irdelenmiştir. Araştırma verileri, Geometri Başarı Testi ve Geometriye Karşı Tutum Ölçeği ile toplanmıştır.Elde edilen nicel veriler SPSS 11.5 paket programı ile çözümlenmiştir ve verilerin analizinde Aritmetik Ortalama, Standart Sapma, Varyans Analizi, t-Testi kullanılmıştır.Verilerin analizinden elde edilen sonuçlara göre, uygulanan iki yaklaşımın arasında akademik başarıda ve geometriye yönelik tutumda istatistiksel olarak anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Ancak deney grubu üzerinde elde edilen izlenimler ve nitel veriler Probleme Dayalı Öğrenmenin katkılarıyla ilgili olumlu yorumlara olanak sağlamıştır.
İlköğretim 6-8. sınıflar fen ve teknoloji etkinliklerinde öğrencilerin karşılaştıkları sorunlar
Bu araştırma, İlköğretim 6, 7 ve 8. öğrencilerinin Fen ve Teknoloji dersindeki etkinliklere ilişkin görüşleri belirlemek ve görüşler arasında bazı değişkenler açısından anlamlı farklılıkların olup olmadığını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu doğrultuda araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden tarama, nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır.Araştırmanın örneklemini 2010-2011 Eğitim-Öğretim yılında Kastamonu merkez ilçedeki 3 ilköğretim okulunda eğitim gören toplam 546 öğrenci ve görüşme yapılan 18 öğrenci oluşturmaktadır.Verilerin analizi sonucu; ilköğretim Fen ve Teknoloji dersindeki etkinliklere ilişkin öğrenci görüşleri arasında, cinsiyet, sınıf, Fen ve Teknoloji dersini sevme, etkinliklerin hepsini yapabilmede .05 düzeyinde anlamlı farklılık tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: Fen eğitimi, sorun, ilköğretim, etkinlik
İlköğretim 8.sınıf öğrencilerinin enerji ve enerji kaynakları konusundaki bilgi düzeylerinin araştırılması
Bu çalışmada, ilköğretim ikinci kademe 8.sınıf öğrencilerinin enerji ve enerji kaynakları konusunda bilgi düzeylerinin araştırılması amaçlanmıştır. Enerjinin verimli kullanılması, enerji tasarrufu konuları milli eğitimin ilk ve ortaöğretim müfredatlarında yer almakta ve daha çocuk yaşlardan itibaren enerji ve enerji kavramı sistematik olarak verilmeye çalışılmaktadır.Bu konuların gerçekte amacına ne kadar ulaştığı, öğrencilerin bu konuları ne düzeyde algıladıkları ve öğrencilerin ne düzeyde önem verdiğini tespit etmek amacıyla 30 sorudan oluşan başarı testi hazırlanmıştır. Araştırma örneklemini 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Kastamonu ilinde bulunan 13 ilköğretim okulunda öğrenim gören 410 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın bulgularına göre sitelerde yaşayan öğrencilerin başarı puanları müstakil evde oturan öğrencilere göre daha yüksek olduğu, öğrencilerin ailelerinin eğitim seviyesi yükseldiğinde öğrencilerin de başarı puanlarının arttığı görülmüştür. Dershaneye giden veya özel ders alan öğrencilerin başarı puanları ise hiçbir ders yardımcısı bulunmayan öğrencilere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Çokgenler konusunun ilköğretim 7. sınıf öğrencilerine vee diyagramları ve zihin haritaları kullanılarak öğretimi
Bu çalışmanın amacı İlköğretim yedinci sınıf matematik dersi kapsamındaki ?Çokgenler? konusunun Vee diyagramları ve Zihin haritaları kullanılarak öğretiminin öğrenci başarısına ve bilgilerin kalıcılığına etkisini araştırmaktır. Çalışmada ön test son test kontrol gruplu desen uygulanmıştır.Çalışma 2010?2011 eğitim öğretim yılında 39 7. sınıf öğrencisi arasından yansız atama ile belirlenmiş iki grupta gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda Çokgenler konusu Vee diyagramları ve Zihin haritaları kullanılarak, kontrol grubunda ise aynı konu geleneksel yöntem (7. sınıf ders kitabındaki müfredata uygun) ile işlenmiştir.Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından 35 soruluk bir başarı testi geliştirilmiştir. Çalışma öncesi yapılan pilot uygulama sonuçlarına ve uzman görüşlerine dayanılarak soru sayısı 25'e indirilmiştir.Öğretimin sonunda her iki gruba da son test uygulanmış olup, grupların ön test- son test puanları arasındaki ilişki tekrarlı ölçümler için iki faktörlü ANOVA testi ile belirlenmiştir. Süreç sonunda deney grubu öğrencilerinin Zihin haritalama ve Vee diyagramlama tekniklerine yönelik görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Uygulamadan 40 gün sonra deney ve kontrol grubuna ön ? son test sorularını içeren bir kalıcılık testi uygulanmıştır. Kalıcılık testi puanları arasındaki ilişkiye tekrarlı ölçümler için iki faktörlü ANOVA testi bakılmıştır.Ön test sonuçlarına göre gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamasına rağmen (p>0,05), son test sonuçları deney grubu lehine, gruplar arasında anlamlı bir farklılığın olduğunu göstermiştir (p<0,01 ). Kalıcılık için yapılan testin sonuçları gruplar arasında anlamlı bir farklılığın olduğunu göstermiştir(p<0,05 ). Çalışmadan elde edilen sonuçlar, Zihin haritalama ve Vee diyagramlama tekniklerinin, geleneksel öğretime göre daha etkili olduğunu ve ayrıca kalıcılığa da etkisi olduğunu göstermiştir.
İlköğretim ikinci kademe fen ve teknoloji öğretiminde bilimsel süreç becerilerine dayalı ev laboratuarı uygulamaları ve madde konusu ile ilgili örnek etkinlikler
Bu çalışmada, ilköğretim ikinci kademe fen ve teknoloji dersi öğretimi kapsamında, öğrenci merkezli eğitim-öğretim yaklaşımına uygun, öğretmeni daha iyi bir rehber konumuna ve öğrenciyi de daha aktif bir öğrenme sürecine sokacak, bilimsel süreç becerilerine dayalı, okul ortamı dışında uygulanabilecek çeşitli etkinlikler tasarlanmış ve bu etkinliklerden oluşan ?Öğretmen Etkinlik Kılavuzu? ve ?Öğrenci Etkinlik Kılavuzu? oluşturulmuştur. Her etkinlikte, hem deneysel hem de temel süreçlerin tamamına veya tamamına yakın sayıda yer verilmeye çalışılarak, bu becerilerin etkili bir şeklide kazandırılması hedeflenmiştir.
7. sınıf öğrencilerinin birinci dereceden iki bilinmeyenli denklem ve eşitsizlik grafiği bilgisi oluşturma süreçleri
Bu çalışmada ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin birinci dereceden iki bilinmeyenli denklem ve eşitsizlik grafiği bilgisi oluşturma süreçleri incelenmiştir. Uygun öğrenme-öğretme ortamlarının tasarlanması için sonuçla birlikte, süreçle de ilgilenilmelidir. Öyle ki süreçte yaşanan sıkıntı ve noksanlıklar daha açık bir şekilde belirlenebilirse ve buna uygun çözümler üretilirse oluşan bilginin birey için daha da anlamlı olacağı açıktır.Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden bir örnek olay çalışmasıdır. Çalışma video kamera ile kayıt altına alınmıştır. Araştırmada ayrıca gözlem ve doküman analizi yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma biri pilot olmak üzere 3 okuldan 3 er öğrenci toplam 9 öğrenciyle yürütülmüştür. Çalışmaya katılacak öğrencileri belirlemek için katılımcı belirleme sınavı yapılmış, ayrıca öğrencilerin karne notları, SBS başarıları ve öğretmen görüşü gibi etkenler de göz önünde tutulmuştur.Elde edilen verilerden bilgi oluşturma sürecinin çok yönlü olduğu, süreçte gözlenebilen eylemlerin birbiriyle iç içe olduğu ve kişiden kişiye değiştiği, süreçte bireylerin birbirinden farklı hızlarda yollar aldığı belirlenmiştir. Genel anlamda başarılı öğrencilerin soyutlama basamağına ulaşmada zorlanmadıkları, fakat bir grup öğrencinin yalnızca kısmen doğru bilgi yapıları oluşturabildikleri görüldü. Ayrıca grup etkileşiminin fazla olduğu gruptaki bireylerin diğer gruplara oranlara daha hızlı yol aldığı belirlenmiştir.
8. sınıf öğrencilerinin geometrik ispat süreci ve eğilimleri
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin geometrik ispat ve akıl yürütme sürecini ve ispat temsil şekillerine olan eğilimlerini tümevarım ve tümdengelimsel muhakeme doğrultusunda incelemektir. Bu araştırmanın, ülkemizin matematik öğrenme alanında ispat yapmaya ilişkin ihtiyaçlarının belirlenmesine ve bu anlamda öğrencilerde ispat yeteneğinin gelişimi için izlenecek stratejinin belirlenmesine, öğretmenin bu aşamadaki yeri ve rolüne, öğretmenin belirlenen stratejiye uygun tasarlayacağı sınıf içi yaşantılara katkı sağlayacağı düşünülmüştür.Araştırmanın örneklemini; Bursa iline bağlı iki ilköğretim okulundan 8. sınıftan toplam 154 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmacı tarafından 6. ve 7. sınıf geometri öğrenme alanı ve kazanımlarına uygun, geometri temelli, üçgen ve açıların daha ön planda tutulduğu toplam 8 açık uçlu soru hazırlanmıştır.Geometride ispat Öklid' ten başlayarak günümüze kadar başka bilim dallarında da uygulanmaktadır. Bu anlamda, (Bell 1976), (Stylianides 2007) kaynakları da bizim çalışmalarımıza ışık tutan önemli kaynaklar olmuştur.Verilerin analizi aşamasında yüzde ve frekans tablolarından yararlanılmıştır. Bu araştırmayı yaparken, verilen cevaplar Bell' in (1976) belirlediği ispatın matematiksel anlamının taşıdığı üç boyut (doğrulama, açıklama ve sistematikleştirme) dikkate alınmıştır. Ayrıca alt problemler belirlenirken, Stylianides' in, 2007 de, sınıf içinde yapılan ispatlama etkinliklerine ilişkin ispat için ortaya koyduğu iki özellik (ispatlama yolları ve ispat temsil şekilleri) göz önünde bulundurulmuştur.Sonuçlar, genel olarak, bilinen doğrulardan yeni bir doğru çıkarma durumunun az da olsa gerçekleştiğini gösterirken, doğruya dolaylı yollardan (olmayana ergi yöntemi, çelişki bulma yöntemi) ulaşma durumunun neredeyse hiç gerçekleşmediğini, öğrencilerin geçerli bir ifadenin doğrulamasını yapabilmelerine rağmen, geçersiz ifadeyi çürütme yollarını (ters örnek bulma, çelişki bulma yöntemi) bilmediklerini, en çok tercih edilen ispat türü sayısal örnekleme ve görsel ispat, en az tercih edilen ispat türünün cebirsel ispat olduğunu göstermiştir.
İlköğretim 7. sınıf sosyal bilgiler öğretim programında yer alan değerlerin öğrenci boyutunda kazanım düzeylerinin değerlendirilmesi
Bu araştırma; 7.sınıf Sosyal Bilgiler Öğretim Programı'nda yer alan değerlerin öğrenci boyutunda kazanım düzeylerinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın çalışma grububu Kastamonu ili merkez ilçesindeki 505 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma tek gruplu ön test son test modelindedir. Öğretim yılı başında (Ön Test) ve sonunda (Son Test) ölçümler yapılmıştır. Araştırmada bilgi toplamak için (a) ?Kişisel Bilgi Formu? ve ?7.Sınıf Sosyal Bilgiler Öğretim Programında Yer Alan Değerlere Yönelik Hazırlanan Tutum Ölçeği? kullanılmıştır. Verilerin faktör analizi için uygunluğu Kaiser-Mayer-Olkin (KMO) katsayısı ve Barlett Testi ile belirlenmiş, geliştirilen ölçekle ilgili güvenirlilik ve geçerlik çalışmaları yapılmıştır. Ön denemede ölçeğin (KMO) katsayısı .80 olarak bulunmuştur. Uzman görüşleri dikkate alınarak ölçeğe son şekli verilmiş, ölçeğin yapı geçerliliğinin belirlenmesi amacıyla da faktör analizi yapılmıştır. Faktör analizi sonucunda ölçeğin tek faktörlü olduğu tespit edilmiştir. Ölçekte yer alan maddelerde madde-toplam korelasyon değerlerinin .38 ile .81 arasında değiştiği görülmüştür. Tutum ölçeğinin Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı .93, iki yarı test kolerasyonu ise .92 olarak bulunmuştur. Asıl uygulamaya hazır hale getirilen ölçek çalışma grubuna uygulanmıştır.