Kastamonu University
Anabilim Dalı

Sanat ve Tasarım Anasanat Dalı

Kastamonu University

197

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Japon kültürü'nde güncel dönem sumi-e sanatı

Sanatsal yaratılar sürecinde, kültürün ve geleneksel sanat ürünlerinin büyük etkisi vardır. Bu ürünler, Uzak Doğu başta olmak üzere gelenekseli devam ettiren toplumlarda, kültürel miras açısından değerli bir yere ve öneme sahiptir. Uzak Doğu'nun kültürel ve sanatsal yaratımları içerisinde yer alan Sumi-e de içinden çıkmış olduğu kültürün; özellikle dinsel olgu ve inanış sistemlerinin yaratma kaygısına yansımaları çerçevesinde, etken bir sanat anlayışı olarak karşımıza çıkmaktadır. Sumi-e Sanatı ile ilgili olarak geçmişten günümüze gelebilmiş, halen Sumi-e'yi sürdüren ve Türkiye'de Sumi-e sanatını icra eden sanatçılar, eserleriyle birlikte kapsamlı olarak incelenmiştir. Araştırma sürecinde, literatür taraması ve sanatçılar ile röportaj yöntemi kullanılarak betimleyici verilere ulaşılmıştır. Japonya'nın, kültür ve sanat açısından Çin'den etkilendiği ve başka ulusları da etkilediği saptanmıştır. Türk sanatçıların Sumi-e sanatından; malzeme (araç-gereç) ve uygulanış şekli, felsefi faktörler, manasal ifadelerin özümsenerek esere yansıtılmasının önemsenmesi vb. yönlerden etkilenerek, bu sanat yaklaşımı bünyesinde yeni arayış çabaları gözlemlenmiştir. Bu bağlamda araştırma kapsamı, geçmiş ve güncel dönem Çin – Japon ve Türk sanatçılarıyla sınırlandırılmış ve Sumi-e'nin sürdürülebilirliğinin irdelenmesi yönünde çalışmalar yapılmıştır.

Baskı resimJapon kültürüJapon sanatı+6
Özlem Karaosmanoğlu
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hz. Yusuf konulu minyatürlerde kompozisyon düzeni ve sanatsal üretimler

Yusuf kıssası, kutsal kitaplar Tevrat ve Kur'an-ı Kerim'de detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu kıssanın ders niteliğinde vermiş olduğu mesajlar kendisinden Ahsenü'l-Kasas yani, kıssaların en güzeli diye adlandırılmasına neden olmuştur. Bu zengin konu şairler ve yazarlar tarafından sık sık işlenmiştir. Konu zenginliğinden dolayı yazarlar ve şairlerle sınırlı kalmamıştır. Konu yelpazesinin genişliği nedeniyle minyatür sanatçılarının da dikkatini çekmiştir. Bununla ilgili farklı dönemlerde ve farklı sanatçılar tarafından kıssanın birçok minyatürleri yapılmıştır. Kıssayla ilgili minyatürler Hz. Yusuf'un hayatının bütün dönemlerini konu ediniştir. Bu dönemler kıssaya göre; Hz. Yusuf'un rüyasına, rüyasından kardeşleri tarafında kuyuya atılmasına ve kuyudan çıkarılıp Mısır'a Aziz olmasına kadar geçen bütün evreleri içermektedir. Bu bağlamda Hz. Yusuf'un hayatı ele alınarak minyatür sanatında işlenen çalışmaların kompozisyon düzeni açısından değerlendirilmesi yapılmaya çalışılmıştır.

Hz. YusufKompozisyonKıssalar+3
Harun Güven
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seyyahların gözüyle Kars gravürleri

Bu çalışma; dini, tarihi ve coğrafi özellikleri nedeniyle ilk çağlardan itibaren farklı kültürlere ev sahipliği yapmış olan Kars'ın Batılı seyyahların seyahatnamelerinde bulunan gravürlerinin incelenmesini ele almaktadır. Konu kapsamında XVIII. ve XIX. yüzyılda Kars'a gelen seyyahların gravürlerinde betimledikleri yerlerin tespit edilmesi, incelenmesi günümüzdeki durumlarıyla karşılaştırılarak değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Bu kapsamada kültürel açıdan zengin bir mimari dokuya sahip olan kentin incelemesi ve sanatçı gözüyle nasıl betimlendiklerinin analiz edilmesi temel amaç olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda seyyahların yapmış oldukları seyahatlerle ilgili yazmış oldukları kitaplarda bulunan gravürler, nitel tarama yöntemi ile elde edilmiştir. Bu tarama sonunda çok sayıda seyyahın Kars'a geldiği bunlardan sadece dört tanesinin farklı mekânların tasvirinden oluşan 67 gravürü tespit edilmiştir. Bu gravürlerin bugünkü durumları yapılan saha çalışması ile tekrar fotoğraflanmış ve karşılaştırma yöntemi ile analiz edilerek değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda gravür tekniği ile betimlenen yerlerin genellikle sivil ve dini yapılardan, kent görünümleri ve manzaralardan seçildiği görülmüştür. Gravürlere konu olan yerlerin bugünkü durumundan hem teknik hem estetik hem de yapısal açıdan çok büyük farklılıklar gösterdiği görülmektedir.

GravürGravür sanatıKars+2
Recep Ezen
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Resim sanatında yaratıcı bir tavır olarak yapıbozum

20. Yüzyılın sanat ortamının en belirleyici unsuru kuşkusuz hızla gelişmekte olan teknoloji olmuştur. Yaşanan toplumsal siyasal kültürel yapıdaki deformasyonlar sanatta yeni söylemler, yeni kavramlar ve disiplinler-arası etkileşimi de beraberinde getirmiştir. Bu değişim sonucuna bağlı olarak sanatın kendisinden önce devraldığı sanat biçimlerimden koparak, sanat pratiğini ve sanatçının ifade biçimlerini doğrudan etkilemiştir. Postmodernizm ile birlikte kendinin gösteren Derrida'nın yapıbozum yöntemi ve eleştirişi amaç edinilerek, sanat alanlarındaki iletişimi alınmaktadır. Derrida'nın yapıbozumu, alışık olduğumuz okumanın dışarısına çıkıp objektif bir şekilde bakmamızı sağlar. Geleneksel okumaya yönelik bir karşı gelme durumudur. Derrida herhangi bir konuyu anlamanın yolunu yapısöküme uğratmak olduğunu belirtmektedir. Çalışma kapsamı içerisinde yapıbozum yönteminin, sanat eseri üzerindeki dilinin yeniden kurgulanma sürecine odaklanılmaktadır. Göstergeye gösterge ve gösterilenin yöntem üzerinden ilişkilerini, ikilemlerini ve sanatçıların yapıbozum yönteminin üzerine yapmış oldukları yapıtları incelenmektedir. Anahtar kelimeler: Postmodernizm, Yapısalcılık, Derrida, Yapıbozum

Derrida, JacquesPostmodernizmResim sanatı+2
Semih Aytekin
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güncel sanatta atık nesne ve kavramsal çözümlemeler

20.yy. da Kübizm'in parçalayıcı, çok zamanlı anlayışından doğan, kolaj ve asamblaj sanata yeni bir anlayış kazandırmıştır. İkinci Dünya Savaşının ardından yaşanan seri üretim, nesnelerin sanatsal uygulama içerisinde değişimler göstermesine ve de sanata alternatif uygulamaların oluşumuna zemin hazırlamıştır. Nesnelerin kavramlar üreten yapıya dönüşmesini sağlayan Duchamp'ın 'çeşme' çalışmasını, 1960'lı yıllar ile de seri üretime odaklanan Andy Warhol'un çalışmaları takip etmektedir. İronik olarak da Modernizm'i eleştiren felsefi bir süreci başlatan 1960 sonrası sanat, Yüksek kültüre hizmet eden sanatın gerçek hayat ile kopan bağlarını güçlendirmek için sıradan günlük nesnelerin ifade olanaklarından yararlanmıştır. Önce sanatı katı estetikten kurtaran kavramsal sanat, malzemeyi yalnızca araç olarak kullanımını sağlar. Pastiş, ironi ve eklektizm gibi multi-kültürel anlayışa sahip olan postmodernizm, Postprodüksiyon ile de, işlevsel ihtiyaçlar doğrultusunda üretilen nesnelerin sanatçı müdahalesi sonucunda yeni bir üretime dönüşmesi sağlanır. İlişkisel estetiğin belirleyici olduğu Postmodern sanata, Sosyo- kültüel sorunsalların ele alındığı çalışmalarında, kavram üreten malzeme olarak atık nesnenin ifade zenginliği sanatın diyaloğunu genişletmektedir. Atık nesnelerin bu kadar yoğun kullanıldığı Günümüz sanatında nesnenin bugün ki yerini sorgulamak ve açığa çıkarmak gereklidir. Bu araştırmada; 1960 sonrası tüketim toplumunun yarattığı etkiler içerisinde uygulama ve kavram olarak dönüşüm sürecine giren sanatın incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Batılı ve Türk sanatçıların hazır nesne ve atık esne kullanarak ürettikleri çalışmalar ele alınarak incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Güncel Sanat, Kavramsal Sanat, Atık Nesne, Hazır Nesne

Atık nesneGüncel sanatHazır nesne+1
Nuran Aydın
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hz. Süleyman konulu minyatürlerde kompozisyon düzeni

Genel olarak "küçük resim" anlamında kullanılan "minyatür" kelimesinin etimolojik manasını ve kaynaklarda geçen farklı tanımlarını incelediğimiz bu çalışmamızda minyatürün tarihsel değişimi ele alınarak, ait olduğu dönemlerdeki yaklaşımlar açıklanmaya çalışılmıştır. Literatür araştırması kısmında öncelikle minyatürün tanımı, dönemleri geniş pir perspektif ile ele alınmış ve ardından Hz. Süleyman'ın hayatına yer verilmiştir. Hz. Süleyman'ın yaşamında bilinen ve bütün kutsal metinlerde kabul edilen önemli kesitlere yer verilerek Hz. Süleyman konulu minyatürlerde kompozisyon düzeni incelenmiş ve ulaşılan eserlerin kompozisyon düzenleri değerlendirilmiştir. Minyatürler gerek yurtiçi gerekse yurtdışındaki kütüphanelerde olan yazma eserlerden, kitaplardan, makalelerden ve doktora tezlerinden alınarak, genel olarak Hz Süleyman'ın Yahudi ve İslam dinindeki yeri ve önemi üzerinde durulmuştur. Hz. Süleyman'ın insanlara, hayvanlara ve cinlere hükmetmesi gibi konular, Kur'an-ı Kerim'deki ayetlerin yanı sıra tefsirler ve Tevrat'taki bilgilerden de faydalanılarak hazırlanmış olup kompozisyon düzeni bakımından aynı olan çalışmaların biçim, üslup, renk vb. açıdan farklılıkları tezin ilgili bölümlerinde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Hz. SüleymanKompozisyonMinyatür
Hicran Baycan Yılmaz
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çeşitli ülkelerden örneklerle bilimsel bitki illüstrasyonlarının grafik açıdan değerlendirilmesi ve tarihsel süreçte gelişimi

Bilimsel bitki illüstrasyonlarının doğuşu insanların şifa bulma amacıyla bitkileri incelemeye başlamasına dayanmaktadır. Mağara duvarlarında, rölyeflerde, papirüslerde ve günümüze ulaşabilen diğer eserlerde görülen bitki illüstrasyonları ilk başlarda sistematik bir düzen ya da estetik kaygı ile yapılmamıştır. Coğrafi keşiflerle birlikte keşfedilen bitkilerin artışı ile bitki illüstrasyonları bitkilerin kaydedilmesinde belgelenmesinde, sınıflandırılmasında kullanılmaya başlanmıştır. Bitkilerden kesitler alınarak estetik kaygı ve sanatsal bakış açısıyla çizilen bu illüstrasyon çeşidi fotoğraflarla verilemeyen ayrıntıların verilebilmesi bakımından ortak bir dil hâline getirilmiştir. Bu çalışmada nitel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde alan yazını taraması yapılarak dünyada ve Türkiye'de bilimsel bitki illüstrasyonlarının tarihi süreçte gelişimi, alanda yapılan çalışmalar ve alana katkı sağlamış önemli kişiler kronolojik sırasıyla çalışmada ele alınmıştır. Çeşitli ülkelerden seçilen 8 bilimsel bitki illüstrasyonu çalışmanın örneklemi olmuştur. Seçilen bilimsel bitki illüstrasyonu örnekleri bulgular bölümünde aynı zamanda görsel okuryazarlığın da temel ögeleri olan grafik tasarım elemanları ve ilkeleriyle değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuç bölümünde, örnekleme dâhil edilmiş olan 8 bilimsel bitki illüstrasyonuna dair elde edilen bulgular ve araştırmanın tamamına dair elde edilen bulguların sonuçlarına yer verilmiştir. İncelenen bilimsel bitki illüstrasyonlarının doğru form ve biçimlerle verildiği, seçilen renk, çizim yöntemleri ve doğru ışık-gölgenin kullanımı ile gerçekçi illüstrasyon çalışmalarının elde edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Grafik tasarımın diğer ürünlerinde olduğu gibi bilimsel bitki illüstrasyonlarının bitkilerin tanıtılması ve bitkilerle ilgili bilgileri iletmesi açısından resmin değil grafik tasarımın parçası olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Grafik Tasarımı, Bilimsel Bitki İllüstrasyonları, İllüstrasyon, Bitkiler

Bilimsel illüstrasyonBitkilerGrafik tasarımı+1
Hacer Çavuş Beyaz
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kastamonu ilindeki işletme tabelalarının kent estetiği açısından incelenmesi ve düzenlenmesi

Kent estetiği birçok akademik araştırmanın konusu olmuş ve kent estetiğiyle ilgili çeşitli tanımlar ortaya konulmuştur. Akademik anlamda büyük önem taşıdığı kadar o kentte yaşayan insanları da büyük ölçüde ilgilendirmektedir. Kent estetiğinin bir biçimden ibaret olmadığı da yadsınamaz bir gerçektir. Her kentin kendine özgü kültürü ve kendine has değerleri bulunmaktadır. Bu değerin öneminin vurgulanması amacıyla, bu araştırmada tabelanın görsel ve kültürel açılardan kent estetiğine etkileri üzerinde durulmuştur. Nitel özellik taşıyan bu çalışma, tabelalarda bulunan görsel içeriklerin olası saklı bilgilerinin ortaya konmasını amaçlayan görsel çözümleme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Toplanan verilerin içerik analizleri yapılırken görsel okuryazarlık adı altında tartışılmış ve değerlendirilmiştir. Bu aşamada elde edilen bulgular olumlu ve olumsuz yönleriyle incelenmiştir. Görsel okumanın yanı sıra dil kullanımının, insan güvenliğinin ve malzeme kalitesinin de üstünde durulmuştur. Bu bulgular ışığında incelenen ticari tabelaların tasarım özellikleri açısından hatalı olanlardan on yedi örnek üzerinde yeniden tasarım ilkeleri doğrultusunda uygulama çalışması yapılmıştır. Nihai olarak Tarihi Nasrullah Meydanı için araştırmacı tarafından öneri niteliğinde kent estetiğine uyumlu tabela uygulamaları yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Tabela, Grafik Tasarım, Kent Estetiği, Kent Kültürü Tasarım Kirliliği

Grafik tasarımıGörsel kirlenmeKastamonu+4
Mücahit Topkaraoğlu
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü'nde korunan Alanya Müzesi 487 envanter numaralı Kur'an-ı Kerîm'in tezhiplerinin incelenmesi

Tarihte milletlerin kimliklerini kazanmasında etkili unsurlardan birisi de sanattır. Dünya tarihinde; büyük izler bırakan Türklerin İslamiyet'ten önce, geleneksel sanat dallarından olan tezhiple başlayan süreci, İslamiyet'ten sonra büyük gelişim göstermiştir. İlk örnekleri Uygurlarda görülen tezhip sanatını, günümüze taşımışlardır. Tarihin önemli vesikaları olan yazma eserler, dini, ilmi ve edebi konuları içeren hazinelerdir. Bu eserler ait oldukları dönemin sosyal, siyasi ve iktisadi yaşamını yansıtırlar. Tarih boyunca insanoğlu verdiği değerin önemini göstermek için, bu kültürel hazineleri süslemiş ve koruma altına almıştır. Günümüzde bu kültür hazineleri ülkemizde müze, kütüphane ve özel koleksiyonlarda muhafaza edilmektedir. Korunan yazma eserlerden en çok istinsah edilenler arasında Kur'an-ı Kerîm'ler ilk sırada yerini almaktadır. Geçmişimizden emanet aldığımız kültürel mirasımızın nadide parçaları olan yazma eserlerin; hat, cilt ve tezhibinin incelenerek, bilim ve sanat dünyasının hizmetine sunmak ve gelecek nesillere aktarmak, önem arz etmektedir. Bu bağlamda Alanya müzesi 487 envanter numaralı, Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü'nde muhafaza edilen el yazması Kur'an-ı Kerîm'in tezhiplerinin etraflıca incelenerek değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya konu olan Kur'an-ı Kerîm'in tezhipleri üslup, teknik, motif, renk, kompozisyon ve işçilik yönünden incelenmiştir. Elde edilen veriler değerlendirilerek, eserde yer alan tezhiplerin tamamının desen analiz çizimleri yapılmıştır. İstinsah bilgilerine ulaşılamayan Kur'an-ı Kerîm'in, tezhiplerinin incelenerek dönem tayini belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; çalışmada incelenen Kur'an-ı Kerîm'in tezhip bezemeleri Osmanlı dönemi klasik üslubunu yansıttığı düşünülmektedir. Çalışmada ayrıca elde edilen verilerin sanat ve bilim camiasına kazandırılması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kur'an-ı Kerîm, Yazma Eser, Tezhip, Klasik Dönem

Antalya-AlanyaKur'an-ı KerimMüzeler+2
Ummuhan Kaçar
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş Türk resim sanatında Kastamonu taşbaskı motiflerinin tasarımsal kullanımı

"Çağdaş Türk Resim Sanatı'nda Kastamonu Taşbaskı Motiflerinin Tasarımsal Kullanımı" adlı tezde; kültürel öğelerin ve/veya uygulamalarının, gelecek nesillere aktarılmasıyla Türk kültür ve sanatına sağlanabilecek edinimlerin önemi vurgulanmaktadır. Süreç içerisinde ulaşılabilecek değerler itibariyle, ulusal kültüre ve kültürlerarası ilişkilere akademik yaklaşımlar bazında farklı bir kapı aralanması ve yeni bakış açıları kazandırılabilmesi amaçlanmaktadır. Bu araştırma, Kastamonu Taşbaskı motiflerinin geleneksel ve tasarımsal çalışmalarda kullanılmasını kapsamaktadır. Akademik önerilerle ve çalışmalarla desteklenerek fonksiyonel sonuçlara ulaşılabilmesi; Çağdaş Türk Resim Sanatı'na ve kültürel aktarımlara farklı bir yön kazandırabilir. Araştırmanın hipotezini; sanatçının yaşayarak özümsediği ve çıkarımlarını çalışmalarına aktardığı kültürel öğeler ve uygulamalar belirlemektedir. Yabancı ve Türk sanatçıların yanı sıra 'kültürel inanışlara dayalı motifler'e yer vermeleriyle farklılık oluşturan çağdaş Türk sanatçıları da ele alınmıştır. Sanatçılar, ilgili dönem ve günümüze değin ulaşabilmiş eserleriyle sınırlandırılmıştır. Görsel tasarım olarak, resim ve baskı sanatı alanlarına yer verilip diğer sanat alanları dahil edilmemiş ancak gerekli durumlarda dolaylı değinmelerde bulunulmuştur. Tez kapsamındaki konu, literatür taraması ve döküman incelemesi yöntemiyle değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma ve uygulama sürecinde, atölye kapsamında yer alan ürünlerdeki Taşbaskı motifler, farklı malzemeler kullanılarak yeni bir yaklaşımla resim sanatıyla buluşturulmuş ve araştırma, tasarımsal çalışmalarla desteklenerek tez tamamlanmıştır.

Modern resim sanatıMotiflerResim sanatı+3
Hasan Barış Çiçek
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güncel sanat uygulamalarında kendilik stratejileri

Bu tez, sanatçıların otoetnografik bir yaklaşımla ele aldıkları kendilik kavramının sanatsal bir strateji olarak çağdaş sanat pratiğine nasıl dönüştüklerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Yapılan araştırmada, kendilik kavramı ile ilgili olarak çok sayıda sanatçı ve üretiminin olması nedeniyle farklı disiplinden birer sanatçı seçilmiş ve kendiliği bir strateji olarak ele alan en önemli eserleri üzerinden irdelenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda, kendilik stratejisi olarak seçilen kimlik, cinsiyet, otobiyografi, otoetnografi, beden ve nesne kavramları bağlamında ele alınmış ve performans, enstalasyon, video, fotoğraf, famaj, gibi çağdaş sanat pratikleri çerçevesinde kavramsal bir yaklaşımla analiz edilmeye çalışılmıştır. Ele alınan sanatçı ve eserleri literatür taraması ve doküman incelemesi yöntemiyle elde edilmiştir. Elde edilen verilerde sanatçıların Modern dönemde kendilerini temsil etme yaklaşımındaki biçimsel ve estetik ifade biçimi yerine çağdaş sanat pratikleri içerisinde yeni bir temsil biçimi olarak "sunum" nesnesine çevirdikleri tespit edilmiştir. Kendilik stratejisi doğrultusunda kendisini keşfetmek için bir otobiyografi yaklaşımı benimseyen bu araştırma, yeni bir kimlik geliştirme süreci olarak geçişken bir otobiyografik hikâye anlatımı hakkında yeni bilgilerin geliştirilmesi ve kurgulanması için bir deneme alanı olarak görülmesi gereğini önermektedir.

Güncel sanatKendilikModern sanat+2
Sedanur Gür
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesinde korunan 16. yy. a ait el yazması eserlerin ebrularının incelenmesi

Kütüphanelerimizde bulunan yazma eserlerin hem belge niteliği taşıyor olması hem de kitap sanatlarına ilişkin teknik, üslup ve çeşitlilik anlamında birçok bilgiyi araştırmacılara sunması bakımından oldukça önemli olduğu bilinmektedir. Yazma eserlerde görülen tekniklerin, üslupların ve sanat disiplinlerinin günümüzde birçok sanatçıya rehber ve ilham kaynağı olduğu sanat üretimlerinden anlaşılmaktadır. Bu anlamda Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesi, 4000 den fazla nadide yazma eser örneği ile özel bir konumdadır. Kütüphane envanterine kayıtlı ve bu çalışmaya konu olan 103 adet 16. yy. a ait klasik dönem el yazması, Türk kitap sanatlarına ilişkin önemli örnekleri barındırmaktadır. Söz konusu ebrulu eserlerin daha önce herhangi bir bilimsel çalışmaya konu olduğu tespit edilememiş ve alana katkı sağlayacağına inanarak yazma eserlerde kullanılan ebruların renk, çeşit ve teknik özellikleri açısından analizleri yapılmaya çalışılmıştır. Dört bölümden oluşan tezin; birinci bölümünde, konuya ilişkin genel bir bakış açısıyla tanımlamalara ve istatistik verilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, Türk ebru sanatına ilişkin tarihçe, teknik, malzeme ve klasik Türk ebru çeşitlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, Kastamonu yazma eser kütüphanesinde bulunan 16. yy. a ait ebrulu eserlerin renk, çeşit ve teknik bakımından incelenip kataloglarının oluşturulması yapılmıştır. Dördüncü bölümde ise Türk ebru sanatı kapsamında özgün sanatsal çalışmalara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yazma eser, Türk kitap sanatları, ebru

16. yüzyılEbru sanatıKastamonu+2
Mert Coşkun
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Günümüz Kütahya çiniciliğinde Çini sanatçısı Mehmet Koçer

Bu araştırmada Günümüz Kütahya çiniciliğinin önemli isimlerinden olan Mehmet Koçer 'in hayatı ve Kütahya çiniciliğine katkıları incelenmiştir. Ayrıca Mehmet Koçer'in eserleri İznik çinilerinin kompozisyon özellikleri bakımından incelenmiştir. Mehmet Koçer kendine has üslubuyla geliştirdiği eserleri ve eğitimci kimliği ile Kütahya çini sanatının geliştirilmesine önemli katkılar sunmuştur. Koçer, eserlerinde geleneksel çizgileri koruyup geliştirerek özgünlüğü yakalamıştır. Bu nedenle Günümüz Kütahya çini sanatında önemli bir yere sahiptir.

Koçer, MehmetKütahyaKütahya çinileri+3
Ayşe Sema Bardak
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş sanatta bir metafor olarak el imgesi

Bu çalışma; başlangıcından günümüze kadar sanatta ele alınan ve çok sayıda sanatçının eserine konu olan 'el' imgesinin Modern dönem sonrası sanatında ortaya çıkan yeni yaklaşımlarla nasıl temsil edildiğini konu edinmektedir. Konu kapsamında; 1960 sonrası çağdaş sanatta ortaya çıkan temsiliyet bağlamında 'el'in bir metafor olarak ele alınması ve farklı disiplinlinler içinde sunulmasının tespiti önem taşımaktadır. Bu kapsamda el, bir temsil aracı olarak kavramsal bir yaklaşımla geleneksel temsil biçimlerinin dışında farklı malzeme ve teknilerle bir metafor olarak çağdaş sanat pratiği içinde nasıl sunulduğunun tespit edilmesi ve araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda yapılan eserler, yazılı ve basılı kaynaklardan nitel tarama yöntemi ile elde edilmiştir. Tarama sonunda çok sayıda sanatçının konu kapsamında 'el'e çok farkı anlam ve kavram yüklediği ve bir metafor olarak betimlediği tespit edilmiştir. Tespit edilen eserler ele aldığı metaforlara göre sınıflandırılarak dönemlere göre incelenmiş ve değerlendirmesi yapılmıştır. Yapılan değerlendirme sonucunda 'el' imgesinin kavramsal düzeyde yeni bir temsil anlayışı ile sunulduğu görülmüştür.

ElGüncel sanatMetafor+2
Ümmühan Yıldız
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Tüketim kültürü ve tüketim kültürünün güncel sanat pratiklerine yansıması

1950 sonrası süreçte; yaşam biçimlerinde, ekonomik, kültürel, sanatsal gibi birçok alanda değişimler gözlenmektedir. Bu değişimlerin yaşanmasında endüstri devrimi ve endüstri devrimiyle birlikte görülen teknolojik gelişmeler büyük önem arz etmektedir. Dolayısıyla kapitalist sistemin mevcut karekteristik özelliği olan üretim ve tüketim ilişkileri birçok olay, ilişki, kurgu ve söylemlerin oluşmasında önemli belirleyicidir. Kısaca; tüketim olgusunun belirginlik kazanması 1950 sonrası farklı dengelerin hâkim olduğu, farklı eğilimlerin yaşandığı bir süreci kapsamaktadır. Günümüz toplumu tüketim kültürünün hâkim olduğu, her şeyin çabuk değiştiği, tüm kültür ve değerlerin çabuk eridiği bir toplumdur. Gündelik yaşam pratiklerin daha çok bu eğilimler üzerinden okunduğu günümüzde, sanatsal düşünce ve pratikler de bu doğrultuda biçimlenmektedir.1950 sonrasında sanat, sanat eseri ve sanatçıya dair birçok düşünce ve eğilimlerin eleştirilmesine, sorgulanmasına yönelik bir alan oluşmuştur. Günümüzde kitle iletişim araçlarının gelişimiyle reklam ve tasarımın birçok sanatsal kodlardan yararlanarak sanat niteliği kazandığı bir mecraya dönüşmüştür. Ayrıca her şeyin tüketim üzerinden şekillendiği, her şeyin metalaştığı günümüzde, sanat eseri de alınıp satılabilen bir ürüne dönüşmüştür. Dolayısıyla sanat eseri kar sağlayan bir yatırım aracı olarak görülürken aynı zamanda sanatçı ve izleyici için de prestij ve statü göstergesi olarak görülmüştür. Bu durum sanat piyasasını oluşturan ve genişleten birçok alanların ve organizasyonların oluşumuna neden olmuştur.

Güncel sanatKültürKültür endüstrisi+4
Esma Mutlu
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bakır cürufunun aventurin sırlarında kullanım olanaklarının araştırılması

Seramik bünye ve sırlarda kullanılan pigmentler, yüksek maliyetli teknolojik işlemlerden geçirilerek hazırlanmakta ve genellikle ithal edilme yoluna gidilmektedir. Bu durum maliyet artışını beraberinde getirmektedir. Bu nedenle son yıllarda endüstriyel atıkların (metalurjik cüruflar, kırmızı çamur ve silikatça zengin toz ve küller gibi) ticari pigmentlere alternatif olarak kullanımına yönelik çalışmalar artmıştır. Bu atıkların çoğu yüksek oranda SiO2, Al2O3, Fe2O3, CaO, MgO, PbO, TiO2, K2O, Na2O, CuO ve ZnO içerir ve seramik sırlarında veya bünyelerinde kullanılması mümkün görünmektedir. Bu çalışmada bakır cürufunun artistik seramik sırlarından olan aventurin sır reçetelerinde hammadde olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bakır cürufu Eti Küre Bakır Maden İşletmesinden temin edilmiştir. İlk aşamada, bakır cürufunun kimyasal analizi XRF ile gerçekleştirilmiştir. Bakır cürufunun mevcut sırların renklendirilmesinde ve farklı hammaddeler ile ikili ve üçlü sistemlerde sır reçetelerinde %10- 90 arasında değişen oranlarda kullanılmıştır. Yapılan çalışmada bakır cürufu ilaveli farklı sır kompozisyonlarının pişirim ortamındaki aventurin yüzey oluşumları incelenmiştir. Çalışmalar sonucunda etkileyici aventurin sırlar elde edilmiştir. Sonuç olarak reçetelerin, renk, parlaklık ve matlık değerleri incelenmiş bakır cürufunun aventurin sır uygulamalarında demir oksit yerine aventurin sır reçetelerinde hammadde olarak kullanılabilirliği belirlenmiştir. Daha sonra, yüzey özellikleri açısından başarılı bulunan sırlar seramik duvar panolarına uygulanmıştır.

Aventürin sırlarBakır cürufuCüruf+7
Zennur Tığlı Boya
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Plastik sanatlarda yaratım unsuru olarak siberpunk

Siberpunk, tarihi birçok açılım ile geliştirilen ve günümüze kadar özellikle yazın dünyasının önemli bir parçasını oluşturan 19. yy.da ortaya çıkmış bilim kurgunun alt bir türü olarak bilinmektedir. Bu çalışma; teknoloji perspektifi ile tasarlanmış günümüz sanatsal oluşumlarının neliği ve niteliğine ilişkin bazı araştırmalar ışığında, siberpunk teması üzerinden yapılabilecek incelemelerin sanatsal açıdan enteresan sonuçlar doğurabileceğine dair bir fikir temeline dayanmıştır. Nitekim genel bir inceleme sonucunda siberpunk temasından -tıpkı kökeni olan bilim kurgu gibi- salt edebiyat ya da sinema tekelinde eserlerin üretilmediği, plastik sanatlarda da estetik bağlamda birçok eserin günümüzde kurgulandığı veya sergilendiğine dair bulgulara ulaşılmıştır. Bu noktadan yola çıkarak çalışmanın çatısı, siberpunkı esas alarak onun plastik sanatlara olan etkilerinin incelenmesi üzerine kurulmuştur. Siberpunkı incelemek için öncelikle bilim kurgu kavramını ve geçmişini bilmek, tema ve türlerini anlamak gerekmektedir. Dolayısıyla çalışmanın ilk bölümü, bilim kurgunun tarihi, türleri ve sanatsal yaratımları hakkındaki incelemelerden oluşturulmuştur. Sonraki bölümde ise bilim kurgunun siberpunka geçiş aşaması ifade edilmiş ve bu alt türün ortaya çıkışı, tanımı ile kökenleri konusunda çok yönlü araştırmalardan veriler sunulmuştur. Siberpunk temasının edebiyat, çizgi roman ve sinema gibi sanat alanlarına ek olarak video oyunlarına da etkisi büyüktür. Buradan yola çıkarak özellikle video oyunları üzerinden tasarlanan bu alt türün tematik kurgularının da yer alacağı bölümlerde, bazı oyunların sanatsal görselleriyle oyun içeriği hakkında bilgilendirmelere yer verilmiştir. Ayrıca sanatın yeni alanlarını ve hitap ettiği kesimleri araştırmak adına çalışmanın son bölümünde ise dünyada önemli bir yer edinen, ülkemizde de yeni yeni benimsenmeye başlanan "cosplay"in geniş bir ifadesi ve siberpunk teması üzerinden oluşturulan çalışmaların görselleri değerlendirilmiştir.

Dijital illüstrasyonPlastik sanatlarSiberpunk+4
Alkan Bayraktar
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1980-2020 yılları arası resim sanatında gerçeklik arayışı

Resim sanatının tarihi, gerçeklik arayışının da tarihidir. Gerçekliğin arandığı yer ise zamanın sosyal, kültürel ve felsefi yapısına göre şekil alarak resimsel temsillerde anlamını bulur. 20. yy, gerçek ve gerçeklik kavramlarına yüklenen nesnellik, değişmezlik ve algılayan bir zihinden bağımsız oluşunun vurgulandığı yaklaşımların kırılmaya başlandığı bir dönemdir. 21. yüzyıl ise bu yaklaşımların bütünüyle değişime uğradığı ve yeni bir gerçeklik arayışının yaşandığı dönem olmuştur. Bu dönem sanatçıları gerçeği aramada ortaya koydukları yeni yaklaşımlarda, geleneksel temsil anlayışı yerine seçtikleri nesne ya da kullandıkları malzeme ile yeni bir gerçeklik oluşturmaya çalışmışlardır. Yüzyıllar boyu gerçekliği dışsal görüntülerin taklitlerinde arayan resim yaklaşımlarına alternatif olarak; 1980-2020'li yıllarda gerçekliğin çok farklı biçimlerde ele alındığı görülmektedir. Bu tezde; belirlenen zaman dilimi içerisinde gerçekliğin nerede ve nasıl arandığı araştırılmış ve dönem sanatçılarının Foto Gerçekçi, Yeni Dışavurumcu, Yeni Gerçekçi ve Sanal Gerçekçi uygulamalarla gerçekliği bir üst gerçeklik olarak ele aldıkları tespit edilmiştir.

GerçeklikResim sanatıResimler
Turgay Özdinç
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Halk oyunlarında kadın eğitmenlerin performanslarını etkileyen etmenler üzerine bir inceleme (Ankara örneği)

Geçmişten beri Türkiye'de ve Dünya'da, Türk halk oyunlarının, kültürümüzün yaşatılması ve yayılması konusundaki yeri ve önemi büyüktür. Bu çalışmada, Türk halk oyunlarında kadın eğitmenlerin günümüzdeki yeri belirlenmeye çalışılarak performanslarını etkileyen etmenlerin ortaya çıkartılması amaçlanmış ve bu etmenlere yönelik öneriler sunulmuştur. Bu araştırma, nitel yöntemle desenlenmiş, betimsel bir alan araştırmasıdır. Bu araştırmada evren olarak Ankara ili seçilmiştir. Ankara'da halk oyunlarıyla ilgili faaliyet gösteren kamu kurumları, halk oyunları dernekleri ve özel dans okulları belirlenmiş, çalışma gurubu olarak ta bu kurumlarda ders veren kadın halk oyunları eğitmenleri seçilmiştir. Veriler, literatür taraması yapılarak ve uzman görüşü alındıktan sonra hazırlanan 26 soruluk yapılandırılmış görüşme formu çevrimiçi uygulanarak toplanmıştır. Araştırmada veriler, doküman analizi yöntemiyle analiz edilerek katılımcılara ait ifadeler frekans yüzde tablosuna dönüştürülmüştür. Ayrıca açık uçlu ifadelere ait ortak kodlar belirlenerek tablolaştırılmıştır. Sonuç olarak kadın eğitmenlerin halk oyunlarında daha çok yer bulabilmeleri için gerekli adımların atılarak, programların hazırlanması, uygulanması ve takibinin yapılarak halk oyunlarında kadın eğitmenlere daha çok yer verilmesi gerektiği düşünülmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Halk Oyunları, Kadın Eğitmenler, Dans, Performans

AnkaraDansDans eğitimi+5
Bülent Baygör
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kastamonu yerel basınında yer alan âşıklık geleneği

Türk halk müziği içerisinde yer alan ve temeli ozan/kam/baksıya dayanan âşıklık geleneği, bazı illerde hala sürdürülmektedir. Kültür merkezi olarak önemli bir yere sahip olan Kastamonu yöresinde de var olan bu geleneğin zaman içerisinde kaybolmaya yüz tuttuğu görülmektedir. Yöre geçmişinde görülen bu geleneğin ortaya çıkarılması, yöre kültürü ve gelenek açısından önemlidir. Bu çalışmada, Kastamonu yerel basınında yer alan âşıklık geleneği ile ilgili haber ve faaliyetlerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılarak doküman incelemesi ile bulgular elde edilmiştir. Araştırma kapsamında, 1930 ve 2000 yılları arasına ait Açıksöz, Kastamonu, Yeni Kastamonu ve Doğrusöz gazetelerinde yer alan haberlere, köşe yazılarına, şiirlere, destanlara, tekerleme ve taşlama örneklerine ulaşılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, gazete yazılarından elde edinilen bilgiler kapsamında âşıkların hayatta olduğu 1930'lu yıllarda Ozanoğlu ve Yorgansız Hakkı'nın, halkevleri tarafından düzenlenen etkinliklerde yer aldıkları anlaşılmıştır. 1983- 1985 ve 1989 yıllarında farklı yörelerdeki âşıkların katılımı ile şenliklerin yapıldığına dair köşe yazıları ve haberlere ulaşılmıştır. Kastamonu âşıklarının vefatlarının yıldönümü nedeniyle ise gazete yazarlarının, âşıkların hayatlarını ve eserlerini konu alan yazılar yazdıkları görülmüştür. Âşıkların şiir, destan, tekerleme ve manzume tarzında yazmış oldukları eserleri, gazetelerde okuyuculara aktarılmıştır. ANAHTAR KELİMELER:Âşık, Âşıklık geleneği, Basın, Kitle iletişim

Aşıklar(Aşıklık geleneği)BasınGelenekler+5
Merve Öykü İnanlı
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üzeyir Hacıbeyli'nin bestelediği Leyla ile Mecnun operasının, tematik ve müzikal açıdan incelenmesi

Sanat, insan hayatında ruhsal ve zihinsel gelişim sürecinde, bedeni dinlendiren geniş bir kavramdır. Müzik bunu sağlayan önemli araçlardan biri ve sürekli gelişim içerisindedir. Müziği bedensel ve sözel olarak bir arada aktarmamızı sağlayan etkenlerden biri de opera olarak ifade edilebilir. Duygularımızı aktarmaya yarayan opera, her yönüyle hayatımızdan izler taşımaktadır. Çalışmada, müziğin tarihsel gelişimi ele alınarak, sanat çatısı altında önemli bir yere sahip olan opera türü incelenmiştir. Bu bağlamda opera tarihi, Osmanlı dönemi, Cumhuriyet dönemi operası ve komşu ülkemiz olan Azerbaycan operası araştırılmıştır. Azerbaycan operasında değerli bir yere sahip olan Üzeyir Hacıbeyli'nin bestelemiş olduğu Leyla ile Mecnun operası, metinsel yönü ile içerdiği temalar ve melodik açıdan incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma, tarama modelinde betimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Azerbaycan'da sahnelenen, Üzeyir Hacıbeyli'nin ortaya koyduğu Leyla ile Mecnun operasının metin içeriğindeki sözler tematik olarak incelenmiş, esere ait melodi parçalar halinde müzikal özellikleri ile değerlendirilmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak Leyla ile Mecnun'un klaviri ile librettosunun bağlantıları irdelenmiş ve dramatik örgünün nasıl oluştuğu açıklanmıştır. Doğu ve Batı müziğinden etkiler taşıyan müziksel bir dili olduğu sonucuna varılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Opera, Azerbaycan müziği, Azerbaycan operası, Leyla ile Mecnun Operası

AzerbaycanBestekarlarBesteler+4
Esma Gizem Kırmızı
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerli ve yabancı animasyon filmlerinin sosyo-kültürel ve teknolojik açıdan karşılaştırılması

Animasyon filmleri, dünyada hızlı bir şekilde büyüyen ve gelişen film sekt rlerden biridir. Sekt rdeki bu gelişmeler teknoloji alanındaki gelişmelere bağlı olarak kendini geliştirmektedir. Son yıllarda gelişen ve değişen animasyon endüstrisi, sinema sekt rünün nemli bir pazar alanını oluşturmaktadır. Bu araştırmada pek ok kaynaktan animasyon kelimesinin k kenine ve anlamına yer verilmiş ve animasyon filmlerinin dünyadaki ve Türkiye'deki tarihi gelişimi kronolojik olarak ele alınmıştır. Bu bağlamda konuyla ilgili kapsamlı literatür araştırmasına ve film araştırmalarına yer verilmiştir. alışmada Avrupa'da g sterime girmiş 10 animasyon filmi ile Türkiye'de g sterime girmiş 10 animasyon film, sosyo-kültürel ve teknolojik a ıdan karşılaştırılmıştır. Araştırmada 6 alan uzmanı ve 5 psikolog g rüşlerine başvurulmuştur ve asgari ücret gelir tablosu OECD ülkelerine g re incelenmiştir. Sonu olarak alan uzmanlarına g re sosyo-kültürel ve teknolojik anlamdaki gelişmiş olan ülkelerde animasyon endüstrisi gelişim g sterdiğini s yleyebiliriz. Araştırmada elde edilen sonu lar doğrultusunda bu araştırmaya ve animasyon endüstrisinin gelişimine y nelik neriler getirilmiştir.

Animasyon filmlerFilmOECD ülkeleri+4
Ali İlter Açıl
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kübizmden sürrealizme resim sanatında deformasyon

Modernizm aydınlanma dönemini ve devamında kapsadığı yüzyılı bilişsel ve bilimsel yaklaşımlarla ifade eden terimdir. Sanayi devriminin, bilimsel teknolojik ivmelerinin hız kazandığı süreç, kalkınma göstermenin akabinde sanayi toplumunun manevi sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Bu yeniliklerin içinde asimile olmak istemeyen toplumun sesi sanata yansımıştır. Zamanla modernizm kavramı sanatın belli bir zamanına tekabül eden modernlik kavramını tanımlamak için kullanılmıştır. Bu süreçte toplumun bir parçası olan sanatçılar, buluşların ardında yenilik arayışlarına girerek toplum için sanat olgusundan, sanat için sanat olgusunu savunmuş ve gittikçe bireyselleşen özgün tavırlarla yenilik arayışlarına girmişlerdir. Nitekim bunun sonucunda modern sanat akımları adı altında anılacak birçok avangart akımın doğumuna sebep olmuşlardır. 20. yüzyılın o zamana değin hiç görülmemiş bir bollukla içinde barındırdığı akımlar; empresyonizm akımının son dönemlerinden başlayarak biçim üzerinde arayışlara girmiş ve devamında biçimin özünü aramaya, daha sonrasında da biçimin özünün sanatçının iç dünyasına yansımasının dışavurumuna ulaşabilmek için deformasyonlara başvurmuşlardır. Bu araştırmada empresyonizmle başlayarak devam eden modern sanat akımlarının; fovizm, ekspresyonizm, fütürizm, kübizm, soyut resim ve sürrealistlerin başvurdukları tekniklerde deformasyonların yeri irdelenmiş ve anlatılmıştır.

DeformasyonKübizmModernizm+2
Ayşegül Özdoğan
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anadolu Selçuklu Dönemi taş eserlerindeki tasvirlerin geleneksel Türk resim sanatı açısından incelenmesi

Geleneksel Türk resim sanatı, İslamiyet öncesine dayanan ve günümüze kadar süregelen köklü bir geçmişe sahiptir. Kendine has bir biçim ve üslubu olan bu resim türünün önemli örnekleri Anadolu Selçuklu dönemi ve dönem beylerinin hükümdarlığı süresince verilmiştir. Çeşitli malzemelere farklı teknikler ile işlenen eserlerin içerisinde en yoğun kullanım alanı bulan malzemelerden bir tanesi taştır. Taş yüzeylerinde yer alan figürler biçimsel özellikleri ve sembolik anlatımları ile İslam öncesine dayanan ve İslamiyet ile birlikte sentezlenen bir argümanı oluşturmaktadır. Sivil ve dini mimari yapılarda, mezar taşlarında ve birçok müzede yer alan taş eserdeki tasvirlerin içerisinde insan ve hayvan figürleri astrolojik ve mitolojik konulu tasvirler işlenmiştir. Aynı dönem içerisinde üretilmiş olan el yazma eserlerinde de üslup, biçim ve kompozisyon özellikleri bakımından birbirleri ile örtüştüğü anlaşılmıştır. Bu bakımdan Anadolu coğrafyasında hazırlanan el yazma eserler ve taş yüzeylerinde bulunan resimlerin incelenmesi farklı yüzeylerdeki Geleneksel Türk resmi örneklerinin biçimsel özellerinin karşılaştırılması ve mevcut tanımın yeniden ve doğru şekilde içeriklendirilebilmesi açısından önem kazanmaktadır.

Anıt mezarlarAnıtsal taşlarGüzel sanatlar+7
Şerife Soylu
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite web arayüz tasarımlarında çoğul lisanslı temalar kullanımı sonucu doğan özgünlük problemi

Gelişen teknoloji ile birlikte internet kullanımı günümüzde yaygınlaşmıştır. Bu sayede insanlar aradıkları bilgiyi birçok web sitesi üzerinden erişim sağlayarak kolaylıkla elde edebilmektedir. Kullanıcılar web sitelerine girdiklerinde görsel bir düzenleme ile karşılaşmaktadır. Bu görsel düzenlemeler, içerik ve uygulamaları da içeren arayüz tasarımlarıdır. Arayüz tasarımı bir kullanıcının web sayfasına girdiğinde karşısına çıkan görsel bütünlüğün tamamıdır. Web sitelerini oluşturan arayüz tasarımlarının özgün olması kurum-firma kimliği açısından büyük bir önem taşımaktadır. Kuruma veya firmaya özel yapılmayan çoklu lisanslı herkesin çok az bir ücret karşılığında kolay bir şekilde erişebileceği arayüz tasarımları günümüzde oldukça fazla kullanılmaktadır. Grafik tasarım sektöründe hazır logo, broşür, kartvizit tasarımlarını satan stok siteler var olduğu gibi web arayüz tasarım sektöründe de hazır tema satan siteler mevcuttur. Bu temalar herkes tarafından satın alınabilmekte ve bununla birlikte farklı firmalara ait web sitelerinde aynı arayüz kullanılabilmektedir. Temaların herkes tarafından satın alınıp kullanılabilmesi firmanın web sayfasının özgünlüğü açısından olumsuz bir izlenim yaratmaktadır. Bu alanda özgün arayüz tasarımları yaratan çeşitli firmalar olmasına rağmen, arayüz konusunda bilgiye sahip olmayan kişiler tarafından hazır arayüz tasarımları rahatça kurulabilmektedir. Bu da özgün arayüz tasarımları yapan, alanında uzman, firma ve kişileri doğrudan olumsuz etkilemektedir. Hazır tema kullanılmak isteniyorsa tek kişiye satılan lisanslar tercih edilmeli veya firmaya özel özgün tasarımlar yaptırılmalıdır. Bu anlamda ülkemizde bu sektörde eğitim almış yaratıcı tasarımları çıkarabilen firmalar veya kişiler bulunmaktadır. Bu çalışmada Yüksek Öğretim Kurumu'na bağlı 21 üniversitenin kullandığı çoklu lisanslı temalar incelenerek, çoğul lisanslı tema kullanımında ortaya çıkan sorunlara ve tasarım özgünlüğünün kurum kimliğine etkisine değinilmiştir. Özgün bir web arayüz tasarımının önemi hakkında değerlendirmelerde bulunulmuş ve konu ile ilgili öneriler geliştirilmiştir.

Arayüz tasarımıGrafik sanatlarLisans+6
Ahmet Miraç Gündoğdu
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1950 sonrası Türk özgün baskı sanatının gelişimi ve Süleyman Saim Tekcan'ın baskı örneklerinin incelenmesi

İnsanlar var oluşlarından bu güne yaşamlarını devam ettirebilmek için birbirleriyle iletişime ihtiyaç duymuşlardır. Başlangıçta insanlar mağara duvarlarına, kaya parçalarına birbirleriyle iletişim kurabilmek ve kendilerinden sonra gelenlere bir şeyler aktarabilmek için çeşitli sembol ve görsel mesajlar bırakmışlardır. Bu sembol ve görsel mesajlar; mağara resimlemeleri, çeşitli malzemelerle yapılan baskılar, izler, damga ve mühürlerdir. Farklı medeniyetlerde ortaya çıkarılan farklı yüzeylere yapılmış iz, damga ve mühürler ilk baskı örnekleri olarak kabul edilmektedir. İletişimin mağara duvarlarından çıkarak günümüzde kâğıt gibi basılı materyaller üzerinde kullanılmaya başlaması baskı tekniklerinin bulunmasını ve geliştirilmesini de beraberinde getirmiştir. Türkiye'de baskı atölyelerinin kurulmasıyla, Batı'da uygulanan teknikler ülkemizde de uygulanmış ve geliştirilerek günümüze kadar ulaştırılmıştır. Geleneksel olarak devam ettirilen baskı türleri tasarımın da işin içine dâhil edilmesiyle özgün baskı adı altında bir sanat alanı olarak hayat bulmuştur. Türk özgün baskı sanatının önemli isimlerinden biri olan Süleyman Saim Tekcan'da gerek tasarımlarıyla gerek kendi özgün teknikleriyle Türk baskı sanatına büyük katkılar sağlamış, kullandığı baskı tekniklerine yeni bakış açıları getirerek özgün baskı çalışmalarına yön vermiştir. Literatür tarama ve çözümleme yöntemi kullanılarak hazırlanan bu araştırmanın amacı; özgün baskı tekniklerinin tarihsel süreciyle birlikte; 1950 yılı itibariyle Türkiye'deki gelişimini ortaya koymak, özgün baskı sanatının öncü isimlerinden olan Akademisyen Sanatçı Süleyman Saim Tekcan'ın baskı örneklerini, teknik ve kompozisyonları bakımından incelemektir.

Ağaç baskıEl baskısıOfset baskı+7
Alihan Mefa
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Grafik tasarımda kinetik tipografi çalışmaları ve uygulama alanları

Geçmişten bugüne insanlar birbirleri ile iletişim kurabilmek için çeşitli araçlara ihtiyaç duymuşlardır. İletişim kurabilmenin ilk adımları mağara duvarlarına yapılan çizimler olurken daha sonra işaret, ses, duman gibi yöntemler de kullanılmıştır. İletişim, M.Ö. 3200'lü yıllarda, mektup, posta güvercinleri ve ulak ile haberleşme yöntemleri kullanılarak yapılmış, 1600'lü yıllardan sonra ise gazete, dergi, telgraf, daktilo, radyo televizyon ve telefon gibi icatlarla günümüze kadar gelişme göstermiştir. Bireylerin iletişim ihtiyacını karşılamak için kullanılan mesajların çoğaltma yoluyla kitlelere ulaştırılmasını sağlayan grafik tasarım alanı, tıpkı tarih öncesi çağlarda olduğu gibi sembol, görsel, şekil, renk ve yazı öğelerinin kullanıldığı bir iletişim unsurudur. Grafik tasarımın alt dallarından biri olan tipografi, yazının belirli bir form içerisinde düzenlenmesidir. Çeşitli yazılımlar vasıtasıyla tipografiye hareket kazandırılması, metinde yer alan duygu, renk ve dinamizmi harmanlayarak oluşturulan tipografik tasarımlara kinetik tipografi denilmektedir. Tipografinin durağandan hareketliye geçişi görsel iletişim alanında yeni bir alan olarak ortaya çıkmaktadır. Kinetik tipografi, televizyon yayıncılığı, reklam filmleri, video sanatı, müzik klipleri, web tasarımları, portfolyo tasarımları, kurumsal logo sunumları, sosyal medyada ve içerisinde yer alan efektlerde, bilgisayar oyunları tanıtım videoları ve film jenerikleri olarak geniş bir kullanım alanına sahiptir. Bu çalışmanın temel amacı; kinetik tipografinin kullanım alanlarını ortaya koymak ve nasıl uygulandığını incelemektir. Ayrıca; kinetik tipografinin film jeneriği tasarımlarında kullanımı, tarihsel süreç içerisinde ilk örneklerini ortaya koyan sanatçı Saul Bass'ın eserleri hakkında bilgi vermek, bu kapsamda örnek film jeneriği uygulamaları yaparak literatüre katkı sağlamaktır.

Deneysel tipografiGrafik sanatlarGrafik tasarımı+7
Figen Arslan
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern sanatta ifade aracı olarak portre (Psikanalitik bir yaklaşım)

Bu çalışma başlangıcından günümüze kadar birçok sanatçının eserine konu olan portre çalışmalarının, modern dönemde yapılmış olan belli başlı örneklerinden hareketle sanatçının bilinçaltı ile olan ilişkisini sorgulamak ve bunun bir ifade olarak portre çalışmalarına nasıl yansıdığını araştırmayı amaçlamıştır. 19. Yüzyılın ikinci yarısından sonra ortaya çıkan modern sanat anlayışında, sanatçının dış gerçeklikten iç gerçekliğe yönelmesi ile temsil anlayışı diğer alanlarda olduğu gibi portre çalışmalarında da ifadeciliği ön plana çıkarmıştır. Bu yaklaşım ile modern döneme kadar taklit olarak tasvir edilen yüzün, sanatçının geçmiş yaşantısına bağlı olarak bilinçaltı unsurları, sanatçıların farklı üslup ve anlayışlarda çalışmalar üretmesine neden olmuştur. Bu doğrultuda sanatçıların yapmış oldukları portre çalışmaları yazılı ve basılı kaynaklardan nitel tarama yöntemi ile elde edilmiş ve tarama sonunda tespit edilen sanatçı ve portre çalışmaları algısal farklılıklara göre sınıflandırılarak dönemlere göre incelenmiş ve Freud'un psikanalitik çözümleme yaklaşımı ışığında analiz edilmeye çalışılmıştır. Psikanalitik yöntem ile yapılan değerlendirme sonucunda portre çalışmalarının, sanatçının bilinçaltına bağlı olarak özgün bir yaklaşım ortaya koydukları görülmüştür. Böylece portrenin sadece bireyin temsili ve taklidine değil aynı zamanda sanatçının bir ifade aracına nasıl dönüştüğü de ortaya konulmuştur.

Modern sanatModern sanat akımlarıPortre+5
Selcan Kethüdaoğlu
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Surname-i Vehbi minyatürlerinde mekân anlayışı

İlk örneklerini Uygurlar döneminde vermiştir. Osmanlı dönemde yaşamış isimlerden biri Abdülcelil Çelebi'dir. Levni ile hitap edilmesini tercih eden Abdülcelil Çelebi ünlü bir nakkaş olmasıyla birlikte aynı zamanda bir halk şairidir. Levni' nin kendi yazmış olduğu bir çok edebiyat ürünün bulunduğu farklı kaynaklarda söylenmektedir. Resmettiği eserlerde yer alan figürlerde Bursalı tiplerin olmasından dolayı Levni'nin Bursalı olduğu düşünümektedir. Fakat kaynaklarda ise II. Mustafa'nın tahtta olduğu tarihlerde Edirne'de tanınmış bir sanatçı olarak bilinmektedir.Lale devri'nde en parlak zamanını yaşayan sanatçı, dönemin renkli yaşantısınıda eserlerine yansıtarak izleyiciye ulaştırmıştır. Renkli eserler veren sanatçı minyatür sanatında farklı tarz geliştirmesi bakımından önemli yere sahiptir. Sanat tarihi boyunca Batı sanatı tarihini ve minyatür sanatını mekân konusundan farklı iki bakış açısı ile bakılan mekân ile karşılaşırız. Fakat gelişen tarih ile mekân Batı sanatında farklılıklar oluştururken, minyatür sanatında mekân iki boyutlu yüzeyde ve mutlak zaman anlayışıyla ifade edilmesi fikri sabit kalmıştır. Bu durumda minyatür sanatında mekân kavramı ele alınarak, Levni eserlerindeki mekân anlayışı açıklanmaya çalışılmıştır.

El sanatlarıLevniMekan+3
Senem Özdek
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1970-1990 arası Türk komedi sinemasında "Kemal Sunal" film afişlerinin tasarım kriterleri açısından çözümlemesi

Bu çalışmada, Türk sinemasında sanat yaşamı boyunca 82 film yapmış olan Kemal Sunal'ın sanat hayatı, filmlerinin izleyici üzerindeki etkileri, kapsamlı bir biçimde araştırılmıştır. Sanatçının 1970-1990 yılları arası başrolünü üstlendiği filmlerin afişlerinin taraması yapılarak İmge -mesaj bütünlüğünün sağlanamadığı görülen 20 film afişinin, tasarım ilkeleri doğrultusunda incelemesi yapılmıştır. Çalışma, sanatçının başrolde yer aldığı filmler arasında izlenme oranlarına göre seçilen, 20 film afişi ile sınırlandırılmıştır. Bu filmler arasından 10 tane afiş örneklem olarak seçilmiş, orjinalindeki bilgilere sadık kalınarak filmin içerisinden alınan görseller ile; sorun oluşturan öğeleri değiştirilerek, Türk sinemasına ve ilgili araştırmacılara kaynak ve tasarım anlamında katkı sağlamak amacı ile tekrar çalışılarak tasarım önerilerinde bulunulmuştur.

Afiş sanatıAfişlerGrafik tasarımı+5
Zeliha Ebru Keskin
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de sanatın pazar alanı olarak müzayede ve galeriler

Sanatın pazara dönüşümünün temelleri çok eskidir. Milattan önce 5. Y.y'a kadar dayandığı varsayılan bu anlayışın ilk olarak İbraniler, antik yunan ve roma dönemlerinden geldiği bilinmektedir. Sanat pazarının savaş dönemlerinde elde edilen eser ve kıymetli eşyaların açık alanlarda sergilenmesi ve açık artırma yöntemiyle satılmasıyla oluştuğu görülmektedir. Müzayede ve galerilerin geçmişten günümüze şekil değiştirerek geldiği belirtiliyor. Sanatçıların eserlerini daha önce sadece burjuvazinin bilmesi ve eserlerin atölyede bulunduğu için izleyiciye ulaşamaması bu pazarın gelişimini olumsuz etkiledi. Sanat eserleri veya kıymetli malların alınıp satılmasıyla oluşan piyasalar müzayede ve galerilerin ortaya çıkışına yol açtı. Müzayede ve galerilerin bir sanat pazarı olarak Türkiye'ye gelişi Avrupa'ya göre 300 yıl gecikti. Buna rağmen Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması ile ortaya çıkan müzayede evleri sanat piyasasının oluşmasına katkı sağlamıştır. Küreselleşmenin etkisi ile hız kazanan sanat piyasası, sanatın bir yatırım aracı olarak görülmesine neden olmuş ve koleksiyonerlerin yatırım yaptığı bir alana dönüşmüştür. Ancak, sanat eserlerinin sergilenmesi ve yatırım aracı olarak kullanılmasına imkân sağlamak için yeterli yer olmaması nedeniyle bankalar, fuarlar ve bienallerin yanı sıra kar amacı gütmeyen kuruluşlar olarak müzeler sergi alanlarına ev sahipliği yapmışlardır. Bu araştırmada, Türkiye'de yaşayan sanatçıların Avrupa'dan aldıkları eğitim ve yaptıkları gözlemler sonucunda eserlerinin sergilenmeye başlaması ile müzayede ve galerinin gelişimi incelenmektedir.

Müzayede evleriMüzayedelerPazar+5
Gamze Bayar
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesi'nde korunan elli adet yazma eserin şemseli cilt süslemelerinin incelenmesi

El yazması eserler Türk İslam Sanatları açısından bakıldığında birden fazla sanatı içinde barındırır, bulunduğu dönemlerin birer aynası olarak günümüze adeta mesaj verirler ve ışık tutarlar. Bugün ülkemizde pek çok yazma eser kütüphanesi mevcuttur. Bu kütüphanelerde pek çok açıdan incelenecek kıymetli eserlerin sayısı oldukça fazladır. Bunlardan bir kısmı şu an Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesinde korunmaktadır. Bu araştırmada ise Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesi bünyesinde korunan el yazması eserler içerisinden seçtiğimiz elli adet şemseli cilt, tezyini açıdan ele alınarak incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde Türk cilt sanatı ve el yazması eser hakkında kısaca bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesine kısaca değinildikten sonra üçüncü bölümde seçilen şemseli ciltlerin incelenmesi ile ilgili kısım yer alır. Bu kısımda eserlerin üst alt kapak varsa mıklep kısmının fotoğrafları ve üzerinde bulunan şemselerin çizimleri yer alır. Dördüncü bölümde çalışmanın yöntemi anlatılmaktadır. İncelediğimiz eserlerden ilham alarak hazırlanan sanatsal çalışmalar ise araştırmanın beşinci bölümünü oluşturmaktadır. Araştırmanın sonunda ulaşılan bulgular ve çalışmanın detaylı tahlili, altıncı bölüm olarak tez çalışmasının son bölümünü oluşturur. Bu çalışmanın sonucunda incelenen eserlerin çoğunda soğuk baskı tekniğinin kullanıldığı göze çarpmaktadır. Ayrıca alttan ayırma mülemma, mülevven, çarkuşe ve yekşah usulü ile yapılan ciltlerde tezin içerisinde yer almaktadır. Ciltlerin süslemesinde sıklıkla tercih edilen motiflerin hatai, penç gibi bitkisel olduklarını görmekteyiz. Süslemede tercih edilen motiflerden ikinci sırada olanı ise bulut motifleridir. Ardından rumili tasarımları kullanım sıklığı olarak üçüncü sıraya koyabiliriz. Eserlerin genel olarak yıprandıkları gözlenmiştir. Bazı eserlerde mıklep kısmının ise kopuk olduğunu görmekteyiz. Bazı eserlerin ise üst veya alt deffelerinin kopuk olduğunu görmekteyiz. Tez çalışmasına konu olan elli adet eser katalog tarama yöntemi ile çalışmaya dâhil edilmiştir. Ortaya çıkan bulgular Türk cilt sanatının anlaşılması ve yapılacak çalışmalara örnek olması açısından önem arz etmektedir.

Cilt sanatıEl sanatlarıKastamonu+4
Amine Uyanık
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Memlüklüler dönemine ait dört farklı Kelile ve Dimne nüshasında yer alan resimlerin kompozisyon düzeni ve sanatsal üretimler

Genel olarak tezin içeriğinde minyatürün tarihçesi Memlüklü dönemine kadar ele alınıp bu döneme ait resimli el yazmaları tespit edilmiştir. Memlüklüler dönemi Türk resim sanatı araştırma kapsamında fazlaca ele alınmamıştır. Bu nedenle Büyük Selçuklu sonrası Türk resim sanatı hakkında bilgimiz sınırlı olmasından dolayı bu çalışma belirtilen eksikliğin giderilmesine katkı sağlaması açısından önemlidir. Memlüklüler döneminde bilinen minyatürlü "Risalet el-Davet el Tibba(1273 civarında yapıldığı), Makamat (Viyana Milli Kitaplık A.F.9; Oxford, Bodleian Library (Marsh 458), British Museum (Add, 21.114), Londra-British Museum (Or.9718); Kelile ve Dimne (Cambridge, Corpus Christi College, Paris, Milli Kitaplık (Arab 3467), Oxford, Bodleıan Library (Pocock 400), Münich (Arab 616); Kitab el-Hayvan (Milano, Biblioteka Ambrosiana Ar. A.F.140 Inf.); Keşf el-Esrar (Süleymaniye Kala İsmail 565); Hayvan Masaları(Washington, D.C. Freer Gallery Of Art (54.2)" eserleri mevcuttur. Memlüklüler dönemine ait dört adet resimli Kelile ve Dimne "Cambridge, Corpus Christi College, Paris, Milli Kitaplık (Arab 3467), Oxford, Bodleıan Library (Pocock 400), Münich (Arab 616)" nüshaları ile sınırlandırma yapılmıştır. Beydaba'nın yazdığı, birçok dile çevrilen Kelile ve Dimne eseri fabl türü olup hikayelerinde ana tema olarak siyaset, erdem ve eğitim gibi birçok farklı konu ele alınıp resimlendirilmiştir. Dört nüshanın içerisinde toplam 320 adet konulu minyatür bulunmaktadır. Memlüklüler dönemine ilişkin çözümlenmemiş eserlerin çözümlenmesini sağlanması, bu yolla Memlüklüler dönemine ait dört farklı Kelile ve Dimne'nin her nüshası içerisinde bulunan resimler ayrı ayrı incelenip kompozisyon düzenleri açısında değerlendirilip karşılaştırma yapılmıştır.

Ayşenur Ateşgöz
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

9.sınıf grafik tasarım bölümü öğrencilerinin temel tasarım ilke ve öğelerine ilişkin bilgi düzeyleri

Temel tasarım ifadesi, bütün tasarım disiplinlerinde, eğitimde uygulama değişiklikleri gösterse bile, büyük ölçüde önemli olan ve bu öneminin de giderek arttığı gözlenen bir kavramdır. Bu çalışma içerisinde; söz konusu temel tasarım ilke ve öğelerinin grafik tasarım uygulamaları üzerinde durulacak; temel tasarım kavramının grafik tasarım uygulamalarıyla ilişkilendirilecektir. Grafik tasarım uygulamalarında temel tasarım eğitiminde temel tasarım ifadesinin nasıl etkilediği araştırılmıştır. Temel tasarım kavramının incelemesi yapılarak, temel tasarımın tanımı, kavram ile olan ilişkisi, kavramsal terimlerinin tanımları araştırılıp; bulunan bilgiler ekseninde grafik tasarım uygulamalarında, temel tasarım eğitiminin tasarımda kapsadığı büyük önemi anlatılacaktır. Bu tez çalışmasında, temel tasarım ifadesinin tarifinin gerektiği gibi yapılabilmesi, bu kavramın kendi öğeleri, ilkeleri ile birlikte bağlantı kurularak doğru değerlendirilebilmesi, tasarım basamaklarının kavram önderliğinde kurgulandığı takdirde niteliğindeki farklılıklarının izlenebilmesi ve grafik tasarım uygulamalarında doğru düşünme, kavram oluşturma, fikir üretmenin tasarımın gücünü belirtmedeki etkisine değinilecektir. Ek olarak grafik tasarım uygulamalarında, tanımı yapılmış olan temel tasarım kavramı ve tasarımın yerinin belirgin bir şekilde görülebilmesi hedeflenmektedir. Temel tasarım dersinin temel hedeflerinden biri yaratıcı tasarımlar ortaya çıkarmaktır. Temel Tasarım, öğrencinin gözlemleme, duyumsama, algılama, inceleme, araştırma, yaratma, bilgilenme, eleştirme, fikir üretme, düşünme, değerlendirme gibi duygu ve duyumlardan başlayarak tüm duygusal ve düşünsel süreçleri bütünüyle çalıştırmayı hedefler. Çalışmanın en temel amacı, temel tasarım ilke ve öğelerinin eğitim süresince öğrencilere müfredat ile birlikte verilmeye çalışılan bilgiler ve bunların öğrenciler üzerindeki etkilerinin bilgi düzeyine aktarılmasıdır.

Tilbe Karadağ
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Türk ebru sanatında çağdaş bir tasarım öğesi olarak elibelinde motifi

Türk kültür ve sanat yaşamı, içinde bulunduğu farklı coğrafyalar ve kültürel kimlikler ile bir iletişim içinde olmuş bununla birlikte binlerce yıldır sürdürdükleri kendi öz kültürel ve düşün dünyalarını varlık gösterdikleri tüm coğrafyalarda göstermiş ve bulundukları yörelerin kültürlerini de özümseyerek daha zengin bir kültür ortaya koymuşlardır. Türklerin kültür ve inanç sistemleri içinde var olan olgu ve ritüellerin yer aldığı yeni kültürel yapıya uygun olarak dönüşmüş ve devamlılığını sürdürmüştür. Özellikle de Atalar Kültü ile biçimlenmiş Şamanist inanç sistemi içinde var olan çeşitli tanrılar, ongunlar ve ritüeller farklı isim, söylem ve mitlerle toplumsal yaşamın ayrılmaz bir parçası olmuştur Bu bağlamda Orta Asya Türk toplumlarının kültür ve sanatında karşılaşılan önemli etkenlerden biri de Umay Ana kültü/Ana Tanrıça Kültü'dür. Türk sanatında "Elibelinde" motifi olarak isimlendirilen ve ortak biçimsel benzerlikler taşıyan bir sembolizmle görselleştirilen Umay Ana kültü mimaride, yapıların ahşap aksamlarında, seramik öğelerde çini uygulamalarında, diğer tezyini sanatlarda ve özellikle düz dokuma yaygılarda birçok farklı kompozisyonda hem detay hem de ana anlatım unsuru olarak kullanılmıştır. "Türk Ebru Sanatında Çağdaş Bir Tasarım Öğesi Olarak Elibelinde Motifi" isimli Sanatta Yeterlik Tez çalışması Türk Kitap Sanatları içinde özel bir yere sahip olan Ebru Sanatı ile kültürel tarihimizde sürekliliğini çeşitli formsal değişiklik, ekleme ve çıkarmalara rağmen sürdüren Elibelinde Motifi'nin modern dünyada ve çağdaş sanat süreci içerisinde kendine özgü bir anlatı dili ve tasarım öğesi olarak kullanılabileceğini göstermesi amacıyla ortaya konulmuştur. Zira her biri farklı iki unsurun -Elibelinde Motifi'nin ve Ebru Sanatı'nın- Türk Kültür Tarihi içinde farklı amaçlara hizmet eden öğeler olmasına rağmen kültürel ve sanatsal devamlılığın içerisinde bir araya gelebileceği, faklı söylem ve düzenlemelerle bundan sonraki yapılacak sanatsal çalışmalara yol gösterebileceği, kültürel öğelerin zamanın yıpratıcı etkisi içerisinde yozlaşmasına ya da yok olmalarına göz yummak yerine yaşanılan dönemin beğenilerinin de göz önünde bulundurularak sürekliliğinin sağlanabileceğinin gösterilmesi hedeflenmiştir.

Ebru sanatıEl sanatlarıGeleneksel tasarım+4
İbrahim Mustafa Vuslat Noyan Güven
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2015
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Erzurum'da Osmanlı Dönemi kuyumculuk eserlerinin tespiti ve geleneksel süsleme tekniklerinin çağdaş eserlerde yorumlanması

Toplumlar kültürlerini etnografik eserler aracılığıyla yayar ve tanıtır. Anadolu'nun kültürünü ortaya koymada etnografik eserler içinde yer alan kuyumculuk örnekleri oldukça önemlidir. Etnografik kuyumculuk örnekleri gerek kullanılan malzemeler, uygulanan teknikler ve kullanım yerleri yönünden; gerekse formları yönünden uygulandıkları dönemin dikkat çekici zengin özelliklerine sahiptir. Bu araştırma Erzurum'da bulunan Osmanlı Dönemine ait etnografik kuyumculuk eserlerini incelemek, bu eserlerde yer alan desen ve motifleri çizimler yardımıyla ortaya çıkarmak, kullanılan süsleme teknikleriyle geleneğe bağlı kalarak eserlerin yeniden üretim (Reprodüksiyon) çalışmalarını yapmak, çağdaş tasarımlar yaparak eserlerde kullanılan süsleme tekniklerini güncel kuyumculuk eserlerinde yeniden canlandırmak, buna dayalı olarak yeni kaynaklar ve uyarlamalar yapılmasına katkıda bulunmak amacıyla planlanarak yürütülmüştür. Göçebe Türk topluluklarının yerleşik hayata geçerek İslam dinini kabul etmelerinden sonra yaptıkları maden sanatı örneklerinde çoğunlukla İslam sanatının etkileri görülmüştür. Selçuklular döneminde bu etkinin olgunlaşarak özgün ve nitelikli eserler üretildiği dikkati çekmektedir. Osmanlılarla birlikte ise geleneksel sanatların tüm kollarında olduğu gibi maden sanatı ve kuyumculuk alanında da yüksek kalitede eserler üretilmiştir. Erzurum Osmanlı dönemi kuyumculuk eserleri açısından yüksek kaliteli örneklerin bulunduğu bir yöredir. Fakat 19. yüzyılla birlikte Osmanlı sanatında gözlenen batılılaşma eğiliminden kuyumculuk sanatı da olumsuz yönde etkilenmiş ve yörede bulunan kuyumculuk eserlerinin de gün yüzüne çıkarılmaması bu bölgede üretilen kuyumculuk eserlerinin geleneksel yapısında bozulmaların meydana gelmesine sebep olmuştur. Bu bozulmaların önüne geçmek için araştırmanın amacı doğrultusunda Erzurum'da bulunan antikacılar, kuyumcular ve Oltu taşı işlemeciliğiyle uğraşan atölyelerde 18 adet kuyumculuk eserine ulaşılmış, Erzurum Yakutiye Etnografya Müzesi ve Erzurum Arkeoloji Müzesi'nde ise toplamda 68 adet kuyumculuk eseri tespit edilmiş ve bu eserlerin gözlem formları oluşturularak değerlendirmeye alınmıştır. Şüphesiz ki Türkiye'de bulunan birçok müzede Osmanlı Dönemine ait çok sayıda eşsiz eser bulunmaktadır. Fakat bu müzeler arasında Erzurum Yakutiye Etnografya Müzesi ve Erzurum Arkeoloji Müzesi'nin önemi büyüktür. Tezde yer alan etnografik kuyumculuk eserlerinden %70'inin bu müzelerde bulunmuş olması yukarıda belirmiş olduğumuz görüşü destekler niteliktedir. Gün yüzüne çıkarılan bu eserler kuyumculukla uğraşanlara kaynak niteliğinde olacaktır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bilgilere göre Osmanlı Döneminden günümüze çeşitli ve oldukça önemli kuyumculuk eserlerinin kaldığı görülmektedir. Yakutiye Etnografya Müzesinin teşhir salonlarında sergilenen kuyumculuk eserlerinin yanı sıra müze depolarında da çok sayıda kuyumculuk eseri bulunmaktadır. Erzurum genelinde incelenen kuyumculuk eserlerinin çoğunluğunu kemer ve kemer tokalarının oluşturduğu görülmektedir. Bu bilgiler doğrultusunda Anadolu halk takılarının arasında kemerlerin yaygın olarak kullanıldığını söylemek mümkündür. Araştırmada elde edilen bilgilere göre, incelenen eserler içinde 19.yy. ait kuyumculuk eserlerinin daha fazla yer aldığı görülmektedir. Eserlerin çoğu gümüş ve bakır madenlerinden yapılmış, süslemede yarı değerli taşlar kullanılmıştır. Süsleme tekniklerinden telkâri, savatlama ve güherse tekniği yoğun olarak kullanılmıştır. Takılarda bitkisel motiflerden kıvrık dallar ve yapraklar, geometrik bezemeler ve geleneksel formlardan Osmanlıyı ve padişahları temsil eden tuğralar dikkati çekmektedir. Yapılan bu gözlem ve incelemeler neticesinde elde edilen verilere göre, kuyumculuk eserlerini; kemerler, kolyeler, yüzükler, küpeler, bilezikler, tepelikler v.b. olmak üzere kullanım yerlerine göre gruplandırılmıştır. Anahtar kelimeler: Etnografi, El Sanatları, Kuyumculuk, Aksesuar, Takı.

AksesuarDeğerli taşlarErzurum+7
Yusuf Parlak
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2015
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Erzurum halılarının renk, motif ve kompozisyon özellikleri incelenerek yeni tasarımların yapılması

Bu tez çalışmasında, Erzurum ili, ilçe ve köylerinde tespit edilen el dokuma halılarının renk, motif ve kompozisyon özellikleri ayrıntılı olarak analiz tablolarıyla birlikte incelenmiştir. Tezin giriş bölümünde halı sanatına genel bir giriş yapılarak, çalışmanın amacı ile çalışmada izlenen yöntem belirtilmiştir. Birinci bölümde; "halı" hakkında genel bilgi, Türk halı dokuma sanatının kısa bir tarihçesi, Erzurum'un tarihi, coğrafyası ve sosyo-kültürel yapısı hakkında genel bilgiler verildikten sonra Erzurum halı dokuma sanatının tarihi gelişimi, teknik özellikleri, halının içerisinde yer alan hammadde ve ipliğin elde edilmesi, boyama, boyamanın elde edilmesi, mordanlamanın yapılışı, yün boyamada kullanılan araç ve gereçlere ayrıntılı bir şekilde yer verilmiştir. Ayrıca bu bölümde, dokuma tezgâhı-araç gereçleri, çözgü hazırlama, düğüm teknikleri ve dokuma gibi konular anlatılarak fotoğraflarla detaylandırılmıştır. Tezin İkinci bölümünde; tespit edilen yaklaşık 70 halının renk, kompozisyon ve motif özellikleri, tablo analizleri, fotoğraflarla birlikte anlatılmaktadır. Erzurum halılarında tespit edilen motiflerin türlerine göre sınıflandırması yapılarak, simgesel yorumları ve anlamları da açıklanıp çizimleri ile birlikte sonuçlandırılmıştır. Yine bu bölümde Erzurum halılarının, kullanım türlerine göre sınıflandırılması, "taban halısı (sedir halısı), namazlık (seccade), yastık ve minder halılar ve heybe" yapılmıştır. Son olarak ikinci bölümde günümüz Erzurum halı dokumacılığının durumu tablo ve fotoğraflarla anlatılmaktadır. Tezin üçüncü ve son bölümü olan bu bölümde; Erzurum yöresinde tespit edilen halıların katalog kısmına yer verilmektedir. Yine bu bölümde, bu alanda tespit edilen halıların fotoğrafları, katalog analiz tablosu ve yorumları bulunmaktadır. Son olarak bu bölümde, mevcut dokuma örneklerinden faydalanılarak yeni tasarımlar yapılmış katalog kısmına eklenmiştir. Araştırmanın sonunda, Erzurum Halıcılığı hakkında genel bir değerlendirme ve sonuç yapılarak, halıcılık alanında kullanılan terimlere ve kaynaklara yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Erzurum, Halı, Kilim, Dokuma, Motif

DokumalarEl dokumalarıErzurum+7
Mevlüt Kaplanoğlu
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2016
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Rezerve boyama teknikleri ile indigo, kökboya, kekik posasının giysi koleksiyonunda kullanılması

Boyama işlemi, tekstil hammaddesine uygun olarak seçilmekte ve üretim esnasında farklı aşamalarda uygulanabilmektedir. Ürüne istenilen desenin ve rengin kazandırılmasında uygulanan en önemli boyama tekniklerinden biri de rezerve boyamadır (resist dyeing). Rezerve boyama işlemi, kumaş veya iplik üzerinde istenilen bölgelerin uygun rezerve yöntemleri ile saklanarak, boyanın kumaşa veya ipliğe nüfuz etmesi engellenmek sureti ile yapılmaktadır. Tekstil materyaline ve boyarmaddelere göre farklılık gösteren tekniklerin temelinde benzer uygulama özellikleri bulunmaktadır. Coğrafi bölgeler, boyarmadde kaynakları ile desen özelliklerine göre farklı isimler alan rezerve boyama teknikleri, kumaşa ve ipliğe uygulanan yöntemler olarak temelde iki başlık altında detaylı olarak incelenerek, ipek kumaşlar üzerine indigo (Indigofera tinctoria L.), kökboya (Rubia tinctorum L.), kekik (Origanum onites L.) posası kullanılarak uygulamalar yapılmıştır. Geleneksel olarak yüzlerce yıldır uygulanan rezerve boyama teknikleri, maalesef boya uygulamaları konusunda sentetik boyaların esiri olmuş durumdadır. Ortaya çıkan tekstil ürününün özgün değeri bir bütün olarak ele alınmalı ve bütünün en büyük parçası olan doğal boyalar ihmal edilmemelidir. Bunun yanı sıra, sağlık, ekoloji açısından doğal boyaların standardizasyonu ve endüstriyel kullanımı üzerine çalışmalar yapmak, sentetik boyaların kullanımından doğan olumsuzlukları ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalardan daha önemlidir. Bu bağlamda, doğal boya çalışmalarını güncel tutarak bir adım daha ileriye taşımak amacı ile indigo, kökboya ve kekik posasının kullanılması uygun görülmüştür. Bu çalışma Akdeniz Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi tarafından desteklenmiştir. Proje Numarası: SSY-2015-555. Yaptığımız literatür taramaları, Türkçe kaynak eksikliğini ve terminoloji problemlerini ortaya çıkarmıştır. Çalışmamız özgün bir kaynak olmanın yanı sıra, terminoloji konusunda da sorunlara çözüm olmak adına önemli bir adım teşkil etmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğal Boyama, İndigo, Kökboya, Kekik Posası, Rezerve Boyama Teknikleri

BoyalarBoyamaBoyama teknikleri+6
Menekşe Suzan Teker
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara Güdül kaya resimlerinin grafiksel analizi ve turizm sektöründe kullanılmasının araştırılması

Ankara'nın Güdül ilçesi Salihler köyünde bulunan kaya resimleri, Türklerin yaklaşık 5000 yıl öncesinde Anadolu'nun ortasında kurmuş oldukları uygarlığı, düşünce yapılarını ve yaşam tarzlarını günümüze yansıtan somut belgelerdir. Bu sayede ön Türklerin sanat anlayışlarını, sosyal, dini ve kültürel değerlerini anlamamız için katkı sağlayan önemli kanıtlardır. Yapılan bu tez ve proje çalışmasında Ankara-Güdül ilçesinde bulunan kaya yüzeylerine yapılmış olan tasvirler, yer aldıkları dönem içerisinde sanatsal üslup ve öğeleri irdelenerek örneklerle ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca tasvirler, dijital ortamda grafik sanat öğelerine bağlı kalınarak ülke tanıtımı için yeniden yorumlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde Güdül'ün tarihçesi ve öneminden kısaca bahsedilmiştir. Ayrıca bu bölgede tarih öncesi çağlardan günümüze kadar hangi alanlarda, kimler tarafından yerleşimler olmuş, hangi uygarlıklar kurulmuş ve bu uygarlıkların oluşturdukları sanat eserleri hakkında kısaca bilgi verilmiştir. İkinci bölümde; Erken dönem Türk kaya resimleri genel olarak ele alınmış, tarih öncesinde Türk kültür ve sanatının ortaya çıkışı ve bununla paralel olan bozkır kültüründen bahsedilmiştir. Ayrıca Erken devirlerde yapılmış olan Türk kaya resimlerinin nerelerde bulunduğu, yayılım alanları genel bir anlatım ile ortaya konmaya çalışılmış, Güdül bölgesinde bulunan kaya resimleri hakkında genel bilgiler verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde kaya resimlerindeki hayvan tasvirleri, dinsel sahneler, av ve savaş sahneleri hakkında genel bilgiler verilmiş, bu tasvirlerin Türk kültürü içerisindeki anlam ve önemine değinilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise Güdül bölgesinin Salihler köyündeki kaya resim tasvirleri ise detaylı biçimde sanatsal ögeleri, içerikleri hakkında analiz edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca çözümlemeleri yapılmış olan kaya resimlerinin ülke tanıtımı için turizm sektör tasarımları dijital ortamda grafik tasarım yoluyla düzenlenmiş ve çalışılmıştır. Güdül bölgesinde en fazla rastladığımız hayvan tasvirleri sırası ile at tasviri, dağ keçisi ve geyik tasvirleridir. Anahtar Kelimeler: Ön Türkler, Erken Devir, Kaya Resimleri, Grafik Tasarım, Ankara-Güdül

Ankara-GüdülEski TürklerGrafik tasarımı+2
Hatice Özer
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel Tokat evleri: Kültür konutunun iç mekan açısından incelenmesi

Tarihsel gelişimi içinde ilk olarak yaşadığı Bozkır Kültürünün bir yansıması olan çadır (yurt-oba) formlu yaşam alanlarından, cumbalı, bahçeli ve çoğunlukla Haremlik ve Selamlık bölümlerini de içinde barındıran ev formuna kadar çeşitli evrelerden geçerek oluşan Türk tipi ev planları, coğrafi bölge, inanç sistemleri ve en önemlisi etkilendiği-iletişimde olduğu toplumların ve kültürel yapıların etkisiyle biçimlendiğini gözlemlediğimiz bir yapı formudur. Türk evi, Osmanlı İmparatorluğunun fethettiği sınırlar içersin de özellikle Rumeli ve Anadolu taraflarında gelişerek yayılmış ve beş yüzyıl kendine has özellikleriyle hüküm sürmüş bir ev tipidir. Zira oda ve sofanın önemli ayraç olduğu Türk konut planında, Türklerin bağımsız hayat tarzlarının ev içindeki birimi olan oda ve göçebe kültürdeki çadır formu arasında düzen ve plan örtüşmesi apaçık göze çarpmaktadır. Özellikle inançsal etkilerin ve kültürel algıların katkısıyla şekillenen aile mahremiyeti düşüncesi de göz önünde bulundurarak biçimlenen Geleneksel Türk evi planı, sofasız plan, dış sofalı plan, iç sofalı plan, orta sofalı plan olarak dört grup içeresinde incelenmektedir. Oluşturulan bu plan yapıları, yapının üzerine kurulduğu arazinin ve içinde yer aldığı meskûn mahallin sağladığı olanaklar çerçevesinde biçimlenmiş ve asırlarca Türk insanının gereksinimlerine cevap vermiş konut tipi olarak inşa edilmiştir. Geleneksel Türk konut mimari özelliklerini yansıtan Tokat evleri genellikle iki katlı olmakla birlikte özellikle üzerine inşa edileceği arazinin ve çevresel, mahalli koşulların etkisiyle şekillenmiştir. Yapılar, olanaklar çerçevesinde üst katlarda mekân kazanımına olanak sağlayan çıkmalar ile dikkat çekmektedir. Ancak çoğunlukla yapım yılı ve yapıcısının, mimarının adına rastlanılmayan Tokat evleri, çevresinde yer alan ve hakkında bilgi ve belge bulunan diğer yapılardaki yapı elemanları ve süsleme – bezeme unsurları ile göstermiş olduğu benzerlikler ile karşılaştırma yapılarak tarihlendirilmeye çalışılmaktadır. Geleneksel Tokat Evleri '' Kültür Konutunun İç Mekân Açısından İncelenmesi'' isimli bu Yüksek Lisans tezinde bölgede Papaz Hanı şimdiki adı ile Kültür Evi olarak adlandırılan yapı bağlamında Tarihi Tokat evleri ve Geleneksel Türk konut tipleri incelenmiş, yapının mimari, süsleme ve yapı elemanları çerçevesinde literatüre kazandırılması amaçlanmıştır.

EvlerGeleneksel konutGeleneksel konut mimarisi+6
Serhat Gülebenzer
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2016
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Boynuz figürünün seramik formlara dönüştürülmesi ve uygulama örnekleri

Boynuz figürünün seramik formlara dönüştürülmesi ve uygulama örnekleri adlı tez için yapılan araştırmada, boynuz figürünün kült obje olma niteliğinin öne çıktığı görülmektedir. Araştırma sürecinde ulaşılan bilgiler, boynuz figürünün en fazla mitolojiye konu olduğunu göstermektedir. Bu nedenle elde edilen bilgiler ışığında birinci bölümde kült, mitoloji, figür, sembol, totem ve ongun gibi kelimelerin anlamlarına yer verilmiştir. Yine aynı bölümde farklı toplum mitolojilerinde, boynuzlu hayvanların ve boynuz figürünün kullanımına dair örnekler sunulmuştur. Makale, süreli yayınlar, bildirilerden yararlanılmış ve referans verilmiştir. İkinci bölümde Türk mitolojisinde yer alan boynuz ve boynuzlu hayvan figürleri ile ilgili bilgiler yer almaktadır. İlk insanın yaratılması, tanrılar ve evrenle ilgili konularla ilgilenmiş olan Türkler, mitolojik anlatılarında boynuz ve boynuzlu hayvan figürüne oldukça geniş yer vermişlerdir. Yaşadığı coğrafyanın iklim koşulları, bitki örtüsü ve hayvan popülasyonu, günümüze kadar ulaşan söylencelerinin konu ve kahramanlarını oluşturmaktadır. Üçüncü bölümde ise boynuz figürünün seramik formlara dönüştürülmesi ve uygulama çalışmalarına yer verilmiştir. Tasarım ve uygulama çalışmalarında hem Türk, hem de farklı toplum mitolojilerinde görülen boynuz figürlü kült objelerden esinlenilmiştir.

BiçimBoynuzFigür+4
Filiz Öztürk
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hafif mental retarde bireylerin sanatsal uygulamalarındaki elemanların araştırılması ve çözümlenmesi

Çeşitli sebeplerle eğitim yeterlilikleri ve bireysel özellikleri açısından akranlarından beklenen düzeyden anlamlı farklılıklar gösteren bireyler özel gereksinimli bireylerdir. Özel gereksinimi olan bireyler terimi öğrenmede zorluk çeken bireyleri kapsadığı gibi üstün performans gösterenleri de kapsar. Özel eğitim ise, bu bireylerin eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için özel olarak yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim programları ve yöntemleri ile onların özür ve özelliklerine uygun ortamlarda sürdürülen eğitim'dir. Özel gereksinimli bireyler için ilk eğitim kurumu 1831 yılında Fransa da açılan Bıcetre ve Salpetriere okullarıdır. Ülkemizde ise 1889 yılında İstanbul Ticaret Mektebi bünyesinde işitme engelli okulun açılması ile başlanmıştır. ICD-10 (International Statistical Classification of Diseases and Related Problems) zihinsel engelliği; gelişim sürecinde ortaya çıkan, zihnin yetersiz gelişmesi hali, bilişsel ve dille ilgili yeteneklerdeki bozukluklar, Amerikan Psikoloji Birliği; genel zihinsel işlevlerde fark edilebilir derecede sınırlılık, zihinsel işlevlerdeki sınırlılıkla beraber uyumsal işlevlerde sınırlılık, 22 yaşından önce zihinsel ve uyumsal sınırlılıkların ortaya çıkması, Dünya Sağlık Örgütü (WHO);zihinsel işlevlerde gerilik, uyumsal davranışlarda yetersizlik, durumun gelişim süreci içerisinde görülmesi, AAIDD (Amerikan Zihin ve Gelişimsel Yetersizlikler Birliği); gelişim sürecinde ortaya çıkan genel zihin fonksiyonları önemli derecede normal altı ve uyum davranışlarında yetersizlik göstermesi, Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) tarafından yayınlanan Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı olan DSM-V'te ise zihinsel engellilik, anlıksal (entelektüel) yetersizlik olarak geçmektedir. Zihinsel açıdan özel gereksinimliliğe yol açan nedenler ikiye ayrılır. Bunlar, genetik nedenler ve çevresel nedenlerdir. Çevresel nedenler de kendi içinde üçe ayrılır. Doğum öncesi nedenler, doğum sırası nedenler ve doğum sonrası nedenlerdir. Zihinsel açıdan özel gereksinimli bireyler, Amerikan Psikiyatri Birliği'nce DSM IV tanı ölçüleri el kitabı'nda hafif zihinsel engel (zeka bölümü 50-55 ile 70 arası), orta derecede zihinsel engel (35-40 ile 50-55 arası), ağır zihinsel engel (20-25 ile 35-40 arası), ileri derecede zihinsel engel (20-25'in altında) olarak dörde ayrılır. Özel gereksinimli bireyler ağırlık derecelerine göre ise iki farklı şekilde sınıflandırılmaktadır. Bunlardan birincisi psikolojik sınıflandırma yaklaşımı, ikincisi eğitsel sınıflandırma yaklaşımıdır. Bireyin gelişiminde sanatsal üretimin ilk evresi, çizgilerle başlar. Çocuğun ruhsal, bedensel, zihinsel ve toplumsal alanlardaki gelişimi çizgisel gelişimine de yansır. Sanatsal faaliyetler, özel gereksinimli bireylerin sosyal ve zihinsel gelişimini olumlu yönde desteklediği gibi bireyin kendi yeterliliğini fark edebilmesinde, daha olumlu benlik kavramı geliştirmesinde, el-göz koordinasyonunu ve motor becerilerini geliştirmede etkin bir çalışmadır. Özel gereksinimli bireylerin gelişim özellikleri dikkate alındığında sanatsal gelişim evreleri, bulundukları yaşlardaki durumlarına göre karalama dönemi (2-4 yaş), şema öncesi dönem (4-7 yaş), şematik dönem (7-9 yaş), gerçeklik dönemi (9-12 yaş) ve mantık dönemi (12-14 yaş) olmak üzere beşe ayrılır. Tezimde, çalışmaya konu olan hafif mental retarde bireylerin resim uygulamalarında tespit edilen görsel sanat elemanları ve özellikleri bireylerin özel durumlarına göre analiz edilerek; iç dünyalarındaki duygular anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma ile özel eğitim gören hafif mental retarde bireylerin iç dünyalarının keşfinden faydalanarak, sanatsal eylemlerinden elde edilen bu bilgilerin onların eğitim sürecinde etkin bir şekilde kullanılması amaçlamaktadır. Hafif mental retarde bireylerin uygulama çalışmalarındaki görsel tasarım elemanlarının (çizgi, şekil, nokta, leke, fon rengi, renk) ve yaş, cinsiyet, sınıf, şube ve IQ puanlarına göre grafiksel yüzde dağılımları yer almaktadır. Uygulamaya katılan bu bireylerin bilgi, tecrübe, davranış, cinsiyet, yetenek, yaş gibi belirleyici bireysel farklılıkları ile bölgesel farklılıkları göz önünde tutularak, bulgular değerlendirilmiştir. Tezimde araştırma modeli olarak nitel ve nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Nitel araştırma yönteminde; betimsel analiz ve doküman analizi, nicel araştırma yönteminde ise anket kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: hafif mental, zihinsel, özel gereksinimli, çizgisel evre, tasarım elemanları, renk

Görsel sanatlarResim sanatıResimler+4
Ayşe Sayın
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Klasik Osmanlı Dönemi (16.YY) revzen pencerelerinin modern cam teknikleri ile yeniden yorumlanması

Anadolu‟da Ortaçağ‟dan Endüstri Devrimi‟ne kadar olan dönem içindeki cam üretiminin tarihçesi, yapısal özellikleri ve teknolojisi çok az bilinmektedir. Bunun nedeni bu konuda sistematik çalışmaların azlığıdır. Bugüne kadar gerçekleştirilen sınırlı sayıdaki çalışmalarda, Selçuklu ve Osmanlı Dönemleri‟ne ait cam buluntuların sadece görsel özelliklerinin arkeoloji ve sanat tarihi yöntemleri ile incelenmesi ve değerlendirilmesi yapılmış, ancak güzel sanatlar uzmanlığında bu buluntular değerlendirilmemiştir. Bu araştırmanın konusu; 1500-1600 yılları arasında yapılmış Klasik Osmanlı Dönemi camilerine ait nakışlı pencereleri araştırarak, cam sanatı kapsamında incelemek ve yapılan bu incelemeler doğrultusunda kullanılan geleneksel motif ve teknikleri, modern yöntemler aracılığıyla uygulamaktır. Konunun özgünlüğü gerekli literatürler taranarak seçilmiştir. Kültürel bir miras olan geleneksel yapıdaki sanat eserlerimiz, cam sanatı kapsamında incelenmek üzere oldukça nadir ele alınmıştır. Bu bağlamda tercih edilen araştırmanın, gelecek araştırmacılara katkı sağlaması ve üretilen eserlerin, tarihteki örneklerine de ışık tutması amaçlanmaktadır

16. yüzyılCam sanatıOsmanlı Dönemi+2
Seray Tok
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2016
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Kuzey Kafkasya Karaçay Balkar giyim kuşam tasarımları belgeleme ve yorumlar

Bu çalışmada Kuzey Kafkasya Karaçay Balkar Giyim Kuşam Tasarımları incelenmiştir. Çalışmada, Kuzey Kafkasya Karaçay Balkar Giyim Kuşamlarını belgelemek, kadın ve erkek giyim kuşamlarını ayırmak, giyim kuşamları kimlerin ne şekilde kullanıldığını belirlemek, sosyal statü ve dönemsel dağılımlarını saptamak ve giyim kuşam geleneğini açıklayarak, Kuzey Kafkasya Karaçay Balkar giyim kuşamına dair yeni yorumlamalar ile özgün bir koleksiyonun hazırlaması amaçlanmıştır. Çalışmanın bölgesel kapsamı Kuzey Kafkasya olarak belirlenmiştir. Kuzey Kafkasya Karaçay Balkar Giyim Kuşam geleneği konusunda bilgi alınabilen, Karaçay Balkarlar'a ait "Nart Destanı" ve "Özden Adet" adındaki kanun (töre) kitabı, bilimsel yayınlar, kaynaklar, dil, hukuk, gelenek ve görenekler, alışkanlıklar, etik kurallar, ahlaki değerler, arkeolojik bilgiler, müze ve arşiv kayıtları, eserler, resimler, çizimler, örnekler, fotoğraflar ve özel aile arşivleri incelenerek birçok konuda bölge insanına ait önemli bilgiler ortaya konmuştur. Sonuca ulaşabilmek için Kuzey Kafkasya Karaçay Balkar Giyim Kuşamı tarihsel ve kültürel çerçevede ele alınmıştır. Giyim kuşam fonksiyonları tanımlanarak onların sosyokültürel ortamda kullanılması ve bedensel işlevlerinin giyim kuşam üzerinde incelemesi yapılmıştır. Etnik tarih bağlamında, Karaçay Balkar maddi kültür özellikleri belirlenerek araştırılmış; giyim kuşamlarındaki dinî, mitolojik, estetik ve sanat fikirlerini yansıtan renkler ve süslemeler incelenmiştir. Kuzey Kafkasya halklarının giyim kuşam kültürünün, Sarmat ve Hun dönemlerinden beri süregelen göçlerden ve Proto-Türk göçebelerinden geldiği bilinmektedir. Bu nedenle "Kuzey Kafkasya Moda"sında güçlü bir Türk etkisi görülmektedir ve giyim kuşamda bir standart oluşturmak için Türk örneklerinden esinlenildiği görülmektedir. İki kültür akışı (göçebe bozkır ve yerel Kafkas kültürleri), Karaçay Balkar giyim kuşam şekillerine yansımış ve takı ile süslerde de kendi özelliklerini koruyabilmiştir. Giyim kuşamda bulunan metalik takı ve süslemelerin (göğüs düğme ve düğme ilikleri, asmalı çıngırdaklar ve vb.) kökenleri Erken Dönem Kafkasya kültürüne; altın sırma işçiliği, nakış ve aplike tekniklerinin de göçebe bozkır kökenine dayandığı bilinmektedir. Karaçay Balkar kadın giysilerinde kullanılan altın sırma işçiliğinin temelinde Türk geleneksel maden işlemeciliği ve kumaş işlemeciliğinin etkisi olduğu bilinmektedir. Sonuç olarak tüm dünyaca bilinen Kuzey Kafkasya Karaçay Balkar giyim kuşamının, eski zamanlarda olduğu gibi günümüzde de son derece zengin bir giyim kuşam geleneğine sahip olduğu bilinmektedir. Kuzey Kafkasya bölgesine has olan Karaçay Balkar giyim kuşam geleneği, o bölgenin kültürünü ön plana çıkartmaktadır. Hatta, Kuzey Kafkasya'da modayı belirleyen Türklere, zarif giyim tarzlarından dolayı "dağ aristokratları" denmiştir. Buna dayanarak Kuzey Kafkasya Karaçay Balkar giyim kuşamı incelenmiş ortaya çıkan bilgilerden esinlenerek, giyim kuşama güncel yorumlar getirilmiş ve özgün bir koleksiyon hazırlanmıştır. Bu çalışma, Akdeniz Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi tarafından desteklenmiştir. Proje Numarası: SSY-2016-1024.

Balkar TürkleriGiyimGiysi tasarımı+4
Marıyam Yezıyeva
Akdeniz University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anadolu kilim motiflerinin çağdaş türk sanatındaki etkisi ve medya araçları ile yeniden yorumu

Geleneksel Anadolu kilim motifleri, toplumsal belleğin, kimliğin ve kültürel anlatımın önemli bir yansıtıcısı olmuştur. Ancak çağımızda gelişen teknolojiler ve küreselleşmenin etkisiyle görsel kültürdeki yerini zamanla kaybetmeye başlamıştır. Bu durum, kültürel sürekliliğin kesintiye uğramasına ve geleneksel simgelerin çağdaş sanat pratiklerinden dışlanmasına neden olmuştur. Söz konusu problem, yalnızca motiflerin estetik değerini değil, aynı zamanda taşıdıkları sembolik ve tarihsel anlamların da kaybolasına yol açmaktadır. Bu tez çalışasının amacı, Anadolu kilim motiflerinin kültürel ve simgesel değerini koruyarak, bu motiflerin çağdaş Türk sanatındaki temsillerini incelemek ve sayısal medya araçları ile nasıl yorumlanabileceğini ortaya koymaktır. Bu çalışmada geleneksel kilim sanatı ve hem Türkiye'de hem de dünyada çalışmalarında geleneksel sanatı kullanan sanatçıların eserleri amaçlı örneklem yöntemi ile belirlenmiş, tarihsel süreci, sembolik ve kültürel değerler bağlamında ele alınarak, analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda veri toplama yöntemleri, Feldman Yöntemi, Panofsky Yöntemi ve Kültürel Analiz Yöntemleri kullanılmıştır.

Arzu Kantemir
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1960 sonrası Türk Resim Sanatında konu ve figür bağlamında Neşet Günal

Bu çalışmada 1960'dan günümüze kadar olan süreçte Türk Resim Sanatında temalar ve figüratif yaklaşımlar, sanat yapıtları ve sanatçılar üzerinden incelenmiştir. Tarihsel süreç göz önünde tutularak yapılan bu incelemede öncelikle konu ve figür kavramları incelenmiştir. Daha sonra Türk Resim sanatının da öne çıkan konu ve figürlere değinilip 1960'a kadar olan süreçte başlayan gruplaşma hareketlerinin ve II. Dünya Savaşı'nın etkileriyle bu dönemde konu seçimi ve figür kullanımı değerlendirilmiştir. 1960'tan sonraki süreçte Türk toplumunun, yeni kültürel kimlik oluşturma sürecinin en yoğun yaşandığı dönem olarak nitelendirilebilir. Bu dönemde düşünsel, sanatsal, toplumsal ve siyasal anlamda yaşanan olayların Türk Resmini konu ve figür seçimi olarak yeni bir döneme taşıdığı görülmektedir. Yaşanan gelişmelere kayıtsız kalamayan sanatçılarımız farklı konu ve figür arayışları içerisine girmiş ve toplumcu gerçekçi, gerçeküstücülük ve dışavurumculuk gibi akımlarda ortaya eserler üretmişlerdir. 1980 sonrası dönemde de yine toplumda yaşanan kültürel, toplumsal ve siyasal gelişmeler sanatın yönünü etkileyip sanatçıların farklı konulara ve figürlere yönelmesini sağlamıştır. Geçmişten günümüze kadar sanat tarihçileri, sanat eleştirmenleri, filozoflar ve sanatçılar tarafından en çok sorgulanan ve üzerinde düşünülen alan, konu ve figür seçiminin kuramsal çerçeve içerisinde ele alınması olmuştur. Son olarak araştırmadan elde edilen bilgilerden yola çıkılarak toplumsal gerçekçi sanatçıların Türk resmine katkıları üzerinden Neşet GÜNAL' ın hayatı, sanat anlayışı ve eserleri hakkında bir değerlendirme yapılarak araştırma kapsamı örneklendirilerek geliştirilmiştir.

1960 sonrasıFigürGünal, Neşet+5
Dursun Arslan
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş sanatta sanatçı öznesi ve arkaik vizyon

Arkaik Vizyon kavramı, Çağdaş Sanat bağlamında sanatçı öznesinin çağın önerdiği üretim pratiklerinden ziyade, kolektif bilinçdışındaki arkaik zamandan gelen üretim pratiklerine yönelmesi durumudur. Buradaki vizyon kavramı bakış açısı anlamındadır. Çağdaş sanatçı pratiğini belirlerken, arkaik insanı bilimsel bir bakış açısıyla çözümlemek, izlemek ve taklit etmek yerine, ruhsal bir bakış açısıyla anlamlandırıp kendi öznesiyle özdeşlikler kurarak zamanlar-arası bir durum yaşamaya yönelebilir. Jung'a göre, her insanın ruhunun derinliklerinde bir arkaik insan vardır ve temelde hepimiz ortak bir bilinçdışına (kolektif bilinçdışı) sahibizdir. Aby Warburg bu durumu sanat tarihi bağlamında 'pathosformel' kavramı ile çözümlemiştir. Arkaik insan, ölüm olgusuyla karşılaştığında ilk büyük trajedisini yaşamış, hayatı anlamlandırabilmek ve korkularıyla baş edebilmek için salınım ihtiyacı duymuştur. Bu nedenle mit ve ritüellere başvurmuştur. Bizi büyüleyen Üst Paleolitik dönemin mağara resimleri bu çıkışla üretilmiştir. Arkaik insanın bahsettiğimiz bu yaşam deneyimleri, sonrasında 'Primitif sanat' olarak adlandırılmıştır. Bu bağlamda sanat da sanatçı da bir kurgudur. Uygarlaşmayla birlikte modern ve postmodern zamanlarda özne, gerçekliğini yitiren, aşırı üretim yüzünden, ne istediğini bilemeyen, sahip olduklarıyla bağ kurmakta zorlanan yılmış bir bireydir. Bu bağlamda çağdaş sanatçı ise içselleştirmediği, basmakalıp eserler üretme yoluna girebilir. Ancak sanatçı öznesi yaşadığı çağın ona önerdiği deneyimleri yaşamaktansa, kendi bilinçdışının en temel uyaranlarına cevap vermeyi başarabilir ve dilerse zamanlar-arası deneyimler yaşayabilir. "Çağdaş Sanatta Sanatçı Öznesi ve Arkaik Vizyon" adlı bu tez çalışmasının bir ürünü olarak gerçekleştirilen ''Günce'' adlı proje, bahsedilen kavramlar ışığında, şekillenmiştir. Proje, yanmış odunun kömüründen elde edilen füzen malzemesiyle ve resim tekniği kullanılarak yapılmıştır. Bu teknik, genellikle duvarlara ve geniş yüzeylere uygulanmaktadır. "Günce" projesi, kendine özgü bir imge sözlüğüne de sahiptir ve söz konusu bu resimler aynı zamanda bilinç akışı performatif bir pratiğin ürünüdür. Anahtar kelimeler: sanatçı öznesi, arkaik, primitif, pathosformel, kolektif bilinçdışı, Llhuros Uygarlığı, Onur Fındık.

Arkaik DönemArkaizmFındık, Onur+7
Zekiye Buğurcu
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Güncel sanat pratiklerinde kurgusal mekân ve yeni öykü kurma stratejileri

Mekânı deneyimleme biçimlerimiz ile dili kullanma becerilerimiz arasında bir benzerlik vardır. Sözcükleri seçmek, konumlandırmak, anlamı oluşturmak, bazense bozmak ve farklılaştırmak arayışındaki dil oyunları, tıpkı mekân deneyimlerine benzer şekilde duraksamalar, hareketlilikler, sıçramalar ya da kopuşlar yaratmaktadır. Bu nedenle öykü ve mekân deneyimleri aşağıda adımların bir araya geldiği ve dağıldığı güzergahlarda başlar. Bu güzergahlarda mekânı ören ve ona kimlik kazandıran adımlar, tıpkı bir metni ören sözcükler gibi yan yana dizilerek anlamı inşa etmeye soyunmaktadırlar. Dil ve imge düzeyinde mekânı aramak ise mekanla kurulan fiziki bağın düşsel olana geçit verdiği bir aralık sunmaktadır. Sözcüklerin sayfaya yerleşerek mekanlarını bulması gibi imge de tuval yüzeyi, sanatçının atölyesi, galeri mekânı ya da kamusal alan ve doğa mekânı gibi ortamlara yerleşerek bu ortamları anımsamalar ve bellekle ilişkilenen yerlere dönüştürmekte bir anlamda onları mekânlaştırmaktadır. Mekânın dünyadaki fiziki varlığımıza yer açıyor oluşu gibi sanat eserleri de mekanlar aracılığıyla varlık sınırlarını belirlemekte ve böylelikle gündelik hayatın akışındaki yerini alabilmektedir. Gündelik dile sızan ve burada farklı anlam oyunları üreten sanat eseri, mekanlardan anlatılara taşınarak, eserin çoğul bir dil üstlenmesini sağlamaktadır. Anlatının mekânı bu çoğullaşmayı sağlayan ve eseri farklı okumalara maruz bıraktıran yer olarak belirmektedir. Anlatı düzlemi, galeri mekânı, sanal ortam gibi farklılaşan mekân kurgularıyla çoğullaşan eser her yeni aktarımda farklı bir dil kurgusuna kavuşmaktadır. Böylelikle kendi varlık alanını canlı tutabilen eser, gündelik hayatın bir parçası olarak sosyolojik bir nesne konumuna da kavuşmaktadır.

DilGüncel sanatHikaye+7
Özge Yağcı
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş Sanat ve mekânsallık olgusu bağlamında mimarlık ve fotoğraf etkileşimi

Çağdaş Sanatta 'Mekânsallık' günümüzde çok önemli bir kavram haline gelmiş, farklı disiplinlerin bir aradalığıyla izleyicide farklı duyumlar yaratma çabaları sanatın esas amacı olmaya başlamıştır. Çağdaş sanatı dünyaya getiren kültürün merkezinde maddi manevi insanın yer alması disiplinlerarası çok katmanlı bir alanda çalışmayı gerekli kılmış, bu da tezimizin ana savını oluşturmuştur. Lucio Fontana, 20. yüzyıl sanatına damgasını vurmuş olan, soyut heykel ve resim çalışmalarıyla bugün bile pek çok sanatçının ilham kaynağı olmaya devam eden, İtalya'nın en etkin ve yaratıcı sanatçılardan biridir. Çalışmalarına mekânı da dahil ederek kendi dönemi için avangard bir çıkış yapması ve bu çıkışının günümüzde güncelliğini yoğun bir şekilde koruyor olması, bu tezin başlangıcında kendisini tanımamızı zorunlu kılmıştır. Bu tezde Lucio Fontana'ın Spazialismo'sundan yola çıkarak onun kültürel mirası üzerinden önce çağdaş sanattaki temsilcileri incelenmiş, ardından mimarlık fotoğraf ilişkisi bağlamında mimar ve fotoğrafçıların mekânsallık olgusunu ele alışları sanatçıların özelinde detaylandırılmıştır. Tüm bu kuramsal araştırmalar ve saptamalarım ışığında temellendirilen proje çalışmam olan 'Arada - In Between', mekânsallık bağlamında değerlendirilerek gerçekleştirilmiştir.

EtkileşimFontana, LucioFotoğraf+5
Liane Linda Bencuya
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güncel fotoğrafta mimari ve kent soyutlamaları : Murat Germen

Günümüzde teknolojinin gelişimiyle dijital süreçlerin özgürleştirdiği fotoğraf; soyutlama niteliğinde, deneysel, kavramsal ve kurgusal yaklaşımlara olanak vermektedir. Dijital imgelerin gerçeğin yerini aldığı ve manipülasyonlara açık olduğu bu ortam sanatçıları çalışmalarında gerçeği doğrudan ifade etmek yerine sunulan gerçeğin ne olduğunu sorgulamaya yöneltmiştir. Mimari, kent ve yaşama dair meseleleri olan sanatçılar kişisel deneyime önem veren, görünenin "ötesini" keşfetmeye yönelik yaklaşımlarda bulunarak yeni ifade dilleri geliştirerek öznel dünyalarını kurgulamışlardır. Görmenin yeni yollarının arandığı bu süreçte yaratıcılığın önü açılmıştır. Sanatçılar duygularını izleyiciye aktarmada kullandıkları yabancılaştırma yöntemleri ile algıyı harekete geçirmeye çalışarak bizleri düşünmeye davet etmektedirler. Çağdaş Türk fotoğrafının önemli isimlerinden Murat Germen, şehir plancısı, mimar ve fotoğrafçı kimliklerinden oluşan geniş vizyonu ile mekânı ve kenti merkeze alarak yaratıcı düşünme pratiğini fotoğraf ile birleştirerek "anlatı" içeren kurgular yaratmaktadır. Günümüz dünyasının teknolojik gelişmeler ve hız karşısındaki kentsel, çevresel, toplumsal ve bireysel sorunlarına yoğunlaşarak izleyicinin normalleşen algısını bozmaya yönelik çalışmalarıyla sorunlara ayna tutarak izleyici ile yüzleştirmektedir. Her bir fotoğraf serisinde ayrı bir "meselesi" olan sanatçı izleyiciyi bu katmanlaşmış yapıya dahil ederek katmanların ardındaki "öze" ulaşmasını talep etmektedir. Sanatçı yaşadığı dünya ve kendisi arasındaki çatışmayı yeni bir evren kurgulayarak, fotoğraflarıyla teknolojiyi buluşturarak, disiplinler arası bir ortamda sunmaktadır. Fotoğraflarında yaptığı başkalaşım ve dönüşümlerle mekânları tekrar üretmektedir. Görme biçimlerine odaklanan Murat Germen farklı konum-lardan çekilen fotoğrafları tek bir yüzey üzerinde bir araya getirerek zamanın olağan akışını bozarak akışkanlık ve devinim içeren özgün, sofistike bir ifade dili yaratmaktadır.

Figüratif soyutlamaFotoğraf sanatıGermen, Murat+4
Müge Yorgancıoğlu
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00