Kastamonu University
Discipline

Sanat ve Tasarım Anasanat Dalı

Kastamonu University

283

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Cins–tür ilişkisi bağlamında sanat kavrayışı analizi

Bu çalışma, cins–tür ilişkisi bağlamında sanat kavrayışı üzerine bir araştırmadır. Araştırma problemi "sanatın yakın cinsi nedir?" ve "sanatın türsel ayrımı nedir?" olarak ifade edilebilir. Bu problemlerin çözümlenmesiyle sanatı tanımlamak için gerek ve yeter koşulların elde edildiği düşünülmektedir. Araştırmada kavramların cins–tür ilişkisine göre sınıflandırılması yöntemi temel alınmaktadır. Kavramların cins–tür ilişkisine göre sınıflandırılması yöntemi temel mantık ilkelerine dayanır. Cins, türe göre bir üst kavramdır ve ortak özellikleri olan kavramları kapsayan genel kavram olarak tanımlanmaktadır. Tür ise cinsin altında sıralanan ve özsel olarak cinse ait olan kavram olarak tanımlanmaktadır. Araştırmanın ikinci bölümü sanatın ait olduğu cins üzerinedir. Bu bölümde sanatın ait olduğu cins "kavrama etkinliği" olarak belirlenmektedir. Bu cinse ait diğer türler ise bilim ve felsefe olarak kabul edilmektedir. Sanatın, "kavrama etkinliği"nin bir türü olarak sınıflandırılmasının gerekçesi, onun en genelde kavramsal bir etkinlik olduğu varsayımına dayanır. Bu varsayımın temel dayanağı Kavramsal Sanattır. Kavramsal Sanat bağlamında sanat düşünsel bir etkinliktir. Bu nedenle sanatın evrene yönelik bir kavrayışı temsil ettiği düşünülmektedir. Sanat, "kavrama etkinliği" cinsinin bir türü olarak sınıflandırıldığında cins–tür ilişkisine göre şu şekilde tanımlanabilir: sanat, bir kavrama etkinliğidir. Sanat, bir kavrama etkinliği türü olarak tanımlandığında bu bütün sanat etkinlikleri için geçerli bir koşul haline gelir. Bu koşul bağlamında herhangi bir etkinliğin sanat etkinliği sayılabilmesi için o etkinliğin en genelde kavrama etkinliği olması gereklidir. Şu halde sanatçı da en genelde kavrama etkinliği gerçekleştiren kişi olarak belirtilebilir. Sanat nesnesi ise sanatçının gerçekleştirdiği etkinliğin eşlendiği nesne olarak kabul edilmektedir. Diğer bir deyişle sanat nesnesi, sanatçının gerçekleştirdiği sanat etkinliğinin bir belgesidir. Kavrama etkinliği, tümel bilgi sonuçlanan, başka bir deyişle kavram ile sonuçlanan düşünsel bir etkinliktir. Kavram ise altına düşecek nesnelerin doğruluk değerini belirleyen fonksiyon bağıntılarına karşılık gelmektedir. Araştırmanın üçüncü bölümü sanatın türsel ayrımı üzerinedir. Sanatın tam olarak ne türden bir kavrama etkinliği olduğunun kesinlenmesi için, ait olduğu cins altında sıralanan diğer türlerden, başka bir deyişle bilimden ve felsefeden nasıl ayrıldığını belirlemek gereklidir. Kavramsal Sanata göre sanat etkinliği çözümsel bir etkinliktir. Bu bağlamda sanat kendi yapısını anlamaya yönelik totolojik bir etkinlik olarak kabul edilmektedir. O halde sanatın türsel ayrımı, kendi koşullarını kavramaya yönelik bir nitelik olarak belirlenebilir. Başka bir deyişle sanat, kendini çözümlemeye yönelik bir kavrama etkinliği olarak biçimlendirilebilir. Son çözümlemede sanat cins–tür ilişkisine göre şöyle tanımlanabilir: sanat, kendi koşullarını anlamaya yönelik bir kavrama etkinliğidir. Anahtar kelimeler: Cins, tür, kavram, kavrama etkinliği, sanat, totoloji.

KavramlarSanatTür
Tayfun Akdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Jack Lenor Larsen örneği üzerinden iç mekan tekstil ürünlerinin önemi ve tekstil ürünleri için deneysel tasarım araştırmaları

Geçmişten günümüze kadar insan kendisi için barınma, kendini güvende hissetme gibi yaşamın en temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına sınırları olan "boşluk"lar belirlemiştir. Temeli "barınma" olan bu sınırlı alanlar, zaman içerisinde evrilen ve değişim gösteren ekonomik, sosyal, kültürel çevrenin etkisiyle insanın kendi kişisel mekanlarını yaratma amacıyla farklılaşmıştır. Artık mekan, bir sığınaktan çok insanın sosyal statüsünü belirleyen, kimlik arayışlarını yansıtan ve çağın moda eğilimlerine ayak uydurmaya çalışan ya da kendi kimliğini ortaya koyan kişinin "Özel Alan"ı haline dönüşmüştür. İnsanların kendilerini yaşadıkları mekanlarla özdeşleştirmeleri ve bu mekanları fiziksel ve duyusal olarak kavramaları önem kazanmıştır. Özellikle iç mekan bazında özel kullanım alanlarımıza baktığımızda her kültürün oluşturduğu dil farklı olmakla birlikte aynı kültürdeki insanların ihtiyaçları ve istekleri de farklı olabilmektedir. Bireysel tercihler ve kişisel mekan algıları insanları mekanda doğru örgütlenmeyi bulma kaygısıyla yönlendirmektedir. Tekstiller, işlevsel özellikleri ve estetik unsur olarak iç mekanların tamamlayıcı öğelerinden olmakla birlikte, iç mekana duyusal bir nitelik katmak ya da karşıtlık yaratmak için tekstil yüzeylerinden büyük ölçüde yararlanılmaktadır. Doku, renk ve desen bazında oldukça geniş bir yelpazeye sahip olması tekstilleri iç mekan tasarımında hatırısayılır bir konuma getirmiştir. Bu durum ise tekstilleri kişiye özel tasarım açısından öne çıkarırken, tasarımcının iyi bir gözlem yeteneğine, çevresine ve dünyadaki gelişmelere duyarlı olma gibi niteliklere sahip olması beklenmektedir. Bu beklentiler doğrultusunda, tasarım alanında önemli adımların atıldığı tasarım okulu Bauhaus'un etkilediği tasarımcılardan olan Jack Lenor Larsen'in iç mekan tekstilleri ile ilgili yapmış olduğu çalışmalar dikkat çekmektedir. Larsen, 1950'lerdeiç mekan tekstilleriyle ilgili yaptığı çalışmalarıyla çağının iç mimarisi ile tekstilin mükemmel uyumunu yakalamıştır. Yaptığı çalışmalarla avant-garde bir tasarımcı konumundadır. Gelenekselden kopmayarak teknolojik imkanlar ile geliştirdiği yöntemler bugün birçok tasarımcıya ilham kaynağı olmaktadır. İnsan psikolojisini etkileyen faktörleri de ön planda tutan tasarımları, kendisini birçok tasarımcıdan ayırır niteliktedir. Larsen, dokumanın sınırlarını zorlayan tasarımlar yaparak, karşılaştığı sorunlara ürettiği çözümlerle de tekstil alanına önemli katkılarda bulunmuştur. Bu çalışmada, mekanda bütünselliğe vurgu yapan tekstil tasarımcısı Larsen'in tasarımları ışığında iç mekan tekstillerinin önemi irdelenerek, iç mekan tekstilleri için uygulamalar yapılmıştır. Ayrıca çalışmada bu alanda çalışmak isteyen tasarımcılar için farkındalık yaratmak amaçlanmaktadır. Anahtar kelimeler: Jack Lenor Larsen, iç mekan, tekstil, tasarım.

Deney tasarımıLarsen, Jack LenorTasarım+3
Hale Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin tasarım ürününe ilişkin estetik yaklaşımlarının belirlenmesi: Kahve bardağı örneğinde bir ön test çalışması

Günlük yaşantımızın neredeyse tamamında kullandığımız, hayatımızı kolaylaştıran her türlü ürün, hayatımıza yenilik ve kolaylık sağlayan, estetik duyularımıza seslenen objeler, kullanımımıza sunulan eşyalar endüstriyel tasarım ürünleridir. Su içtiğimiz bardak, yemek yediğimiz tabak okuduğumuz gazete, her tür medya, giysilerimizin modelleri, desenleri, telefonumuz, sandalyemiz, arabamız, trafik levhaları, ürün logoları, oyuncaklar… Farkında olmasak da, fonksiyonellik, kullanım kolaylığı, ergonomi gibi özellikler taşıyan eşyalarımız sadece yaşamımızı kolaylaştırmazlar, görünümleriyle de estetik yaşantıyı deneyimlememize katkı sunarlar. Estetik özlemler insan psikolojisinin ayrılmaz parçalarıdır. Kişinin pratik işlev ile yetinmeyip, nesnenin biçimsel niteliklerini güzellik kavramlarıyla uyuşturmaya yönelmesi bu özlemler sonucudur. Bu bağlamda düşünüldüğünde estetik olabilme niteliği, teknoloji ve sanat arasında önemli bir ayrıcalığı da ortaya koymaktadır. Ürün tasarımının ürün tercihleri üzerinde yaratacağı etki farkındalığının artmasına rağmen, insanların tasarıma nasıl tepki verdiklerini veya estetik yanıtların nasıl oluştuğunu anlamamıza yardımcı olan tasarım veya estetik kuramın şaşırtıcı derecede az olduğu söylenebilir. Bu sorunun nedenlerinden birisi tüketici davranışlarını ve taleplerini araştırmanın daha çok pazarlama bilgi alanın konusu olduğu varsayımıdır. İkinci neden ürün estetiğinin, ürün tasarımında çok önemli olmasına rağmen, felsefe, sanat eleştirisi, sanat tarihi, psikoloji, antropoloji, deneysel estetik gibi disiplinlerdeki ürün estetiği çalışmalarının tasarım estetiğine saygı duymakla birlikte, uzun yıllar boyunca tutarlı bir teori oluşturmamasıdır. Bir başka neden tasarım ve estetik ilişkisindeki ilkelerin belirsizliğiyle ilişkilidir. Öncelikle, "iyi" tasarımın oldukça keyfi bir mesele olduğu izlenimini veren söylem tasarımcılar tarafından da kabul edilmektedir. Ayrıca tasarlayan-tüketici-ürün ilişkisi karmaşık bir ilişkidir. Bu karmaşa, günlük olarak etkileşime girdiğimiz ürünler daha karmaşık hale geldiğinden, gittikçe de artmaktadır. Bu araştırma üstesinden gelinmesi gereken bir takım engeller olmasına rağmen, tüketicinin estetik deneyimlerinin belirlenmesine yönelik araştırmaların ürün tasarımı çalışması yapan disiplinlerin katkısı olmadan eksik kalacağı ya da çok disiplinli yapılmasının daha verimli sonuçlar doğuracağı görüşünü benimsemektedir. Pazarlama bilgi alanının araştırma deneyimlerinden de yararlanan bu araştırmada tüketici- ürün bağlamı üniversite öğrencileri ve kahve bardağıdır. Farklı estetik yaklaşımlarla tasarlanan bardaklar öğrencilerin yoğun olarak bulunduğu kafelerde kullanıma sunulmuş ve onların tercihlerinin hangi biçimsel/estetik özelliklere yönelik olduğu ve bu yönelimi sağlayan koşulların belirlenip belirlenemeyeceği incelenmiştir.

BardaklarEstetikEstetik duyarlılık+6
Bilge Uğur Sivuk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal algı bağlamında grafik tasarım ürünlerinde tasarlama yaklaşımlarının incelenmesi

Gelişen teknoloji, insanların beklentilerinin, değer yargılarının değişmesi ve firmalar arası artan rekabet tasarım dünyasını etkilemiş ve tasarım alanında kullanıcıların ihtiyaçlarının anlaşılması önemli hale gelmiştir. Bu durum tasarım alanında farklı araştırmalar yapılmasına sebep olmuştur. Bu araştırmalar sonucunda kullanıcının/ hedef kitlenin, somut ihtiyaçlarının (kullanılabilirlik ve işlevsellik gibi) yanında soyut ihtiyaçlarının da (duygular ve değerler) önem kazandığı, kullanıcıyı ve kullanıcı deneyimini merkez alan yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşımlardan bazıları günümüzde; Kullanıcı Deneyimi (User Experience, UX), Deneyim Tasarımı (Experience Design, ED), Kullanıcı Deneyimi Tasarımı (User Experience Design, UXD), Kullanıcı Odaklı Tasarım (User Centered Design, UCD), İnsan Odaklı Tasarım (Human Centered Design, HCD) vb. olarak tanımlanmaktadır. Sıralanan yaklaşım biçimlerinden biri olan Kullanıcı Deneyimi (User Experience UX) başlığı altında yer alan Kullanıcı Odaklı Tasarım (User Centered Design, UCD), bir ürünün planlanması, tasarlanması ve geliştirilmesi yoluyla kullanıcılara odaklanan tasarım yaklaşımıdır. Süreçleri ve stratejileri, tasarım projesinin türüne bağlı olarak değişir, ancak genellikle araştırma ve UX tasarım faaliyetlerinin bir kombinasyonuna dayanır. Kullanıcı Odaklı Tasarımın, kullanılabilirlik ve işlevselliğin yanı sıra duygusal beklentileri de karşılamaya yönelik bileşeni Duygusal Tasarım (Emotional Design) yaklaşımı olarak tanımlanmaktadır. Duygusal Tasarım, tasarım ürünlerinin tüketiciler üzerinde yaratabileceği duygusal etkilere ve tasarlama süreçlerinde bu etkiyi yaratabilecek duygusal ihtiyaç ve beklentilere odaklanan bir yaklaşımdır. Duygusal etkilerin tasarlama sürecine dahil edilmesi her ne kadar Duygusal Tasarım yaklaşımıyla birlikte bugün literatürde tanımlanmış olsa da, tasarımcılar sezgisel bir şekilde, tarihsel süreçte duygusal etkileri kullanmış ve hatta bu etkilerle oluşturulan tasarım ürünleriyle algı yönetimi yapabilmişlerdir. Grafik tasarım disiplini, tasarım elemanları ve ilkeleriyle oluşturulan tasarım ürünlerinde yer alan mesajın yarattığı duygusal etkilerle algı yönetimi yapılabilen bir alandır. Yukarıda açıklanan tasarım yaklaşımları ile tasarlama süreçlerindeki yenilikler ve bu yeniliklerin tasarım alanlarındaki önemine ilişkin güncel bir Türkçe kaynak oluşturulması amacıyla "Duygusal Algı Bağlamında Grafik Tasarım Ürünlerinde Tasarlama Yaklaşımları" başlıklı bu tez çalışmasının yapılması gerekli görülmüştür. Tezin birinci bölümünde çalışmanın problemine, amacına ve önemine yer verilmiştir. İkinci bölümünde; Duygusal tasarım yaklaşımı, duygusal algı, algı kavramı, duygu kavramı, duygusal çekicilikler ve algı yönetimi incelenmiştir. Üçüncü bölümünde, grafik tasarımda ürün tasarlama süreci grafik tasarım ilke ve elemanları incelenmiştir. Dördüncü bölümünde ise; tarihsel süreçte duygusal etkiyle algı yönetimi yapıldığı düşünülen bazı tasarımlara yer verilmiştir.Bu başlıklar altında hazırlanan tez çalışmasında sonuç olarak; günümüzde birçok tasarım alanında oldukça önemli hale gelen Duygusal Tasarım yaklaşımının duygusal algı bağlamında grafik tasarım ürün oluşturma sürecine etkisi araştırılmış, çekicilikler ve grafik tasarım ilkelerinin bu tasarım yaklaşımıyla kullanım ölçütleri belirlenmeye çalışılmıştır.

DuyguDuygudurumDuygusal tutum+4
Burçak Salman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Seramik kaplama malzemelerinde volkanik kayaçların boyar madde olarak kullanımı ve doku olanaklarının deneysel tasarım araştırmaları

Türkiye'de piroklastik kayaçlar yaygındır. Petrografi ve jeokimya açısından ele alınmışlardır. İgnimbirit, proklastik kayaçlar grubunun bir üyesi olup, kaynaklaşmış volkan camını tanımlarken, bazen de proklastik akmalar sonucu meydana gelmiş çökel anlamında kullanılmaktadır. İgnimbirit terimi birçok araştırmacı tarafından farklı biçimlerde yapılmıştır. İç Anadolu Bölgesi jeolojik yapısı nedeniyle, bölgede yoğun volkanik faaliyetler sonucunda Nevşehir ilinin ekonomik zenginlikleri arasında yer alır. Çalışmada kullanılan İgnimbiritler Kayseri ilinin Tomarza ilçesinin yakınlarındaki Kaptaş A. Ş. Maden Yataklarından alınmıştır. Doğal yapısında yüksek düzeyde volkanik cam bulunan İgnimbiritler volkanizma nedeniyle demir silikat grubu boyar maddelerin ana fikrini oluşturmaktadır. Demir oksit oranı ve mineralleri ise çalışmanın boyar madde olarak kullanabileceğini ortaya koymuştur. Malzemenin doğal yapısı irdelendiğinde çeşitli metal oksit katkıları ile bir grup renk için boyar madde olarak geliştirilmeye açık malzemeler olduğu saptanmıştır. Seramik Kaplama malzemelerinde Kuru Dijital Baskı uygulamaları ile deneysel çalışmada elde edilen dokusal ve görsel etki çok yakın benzerlik göstermektedir. Boyar maddelerin parçacık boyutlarının dijital kuru baskı kafalarında kullanılabilmesi için Nanometrik boyuta getirilmesi gerekmektedir. Çalışmanın sürdürülebilir olması durumda Seramik sektöründe sürekli olarak yurt dışından ithal edilen belirli bir grup renklerin İgnimbiritlerle elde edilebileceği saptanmıştır. Boyar maddelerin geliştirilmesiyle ithalatın azaltılacağı ön görülmektedir.

BoyalarBoyar maddelerSeramik kaplama+3
Deniz Yardımcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Ana fikrin mekân tasarımına aktarılma sürecinin irdelenmesi

Mekân tasarımında ana fikir ve ana fikrin tasarım sürecine aktarılma sürecinin irdelendiği bu çalışmada ana fikrin öneminin mekân tasarımı özelinde vurgulanması amaçlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde; çalışma problemi, amaçları, önemi ve sınırlılıklar yer almaktadır. İkinci bölümde öncelikle ana fikrin tanımı, kavram ve konsept ile ilişkisi, ana fikrin belirlenmesine kılavuzluk eden tasarımcı, problem, işlev, kullanıcı, çevre ve mekân verileri ve zihindeki fikirlerin dışavurumunun sağlanmasında kullanılan aktarım araçları irdelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde sırasıyla; ana fikrin tanımlanması, konsepte dönüşümü, ana fikrin ifadesinde strüktür, biçim, malzeme, renk, doğal ışık ve doku odaklı tasarım yaklaşımları, tasarım sürecinde ana fikrin tutarlılığı, gelişimi ve uygulanması konuları nitelikli iç mekân tasarımlarıyla örneklendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde kurgulanan alan çalışmasının yöntemiyle ilgili açıklamalarda bulunulmuştur. Alan çalışmasının amacı, proje konusunun belirlenmesi, stüdyo yönetimi, örneklem grubunun belirlenmesi, çalışma kapsamında toplanan verilerin nitelikleri, tasarım süreçlerinin değerlendirilmesi ve ana fikrin tasarıma aktarılma süreç diyagramı açıklanmıştır. Çalışmanın beşinci bölümünde, alan çalışması kapsamında yürütülen uygulamaların analizlerine yer verilmiştir. İki gruba ayrılan örneklemde birinci grupta yer alan 15 öğrencinin tasarım süreci kavram, tanım, diyagram, çevre, strüktür, mekân kurgusu, malzeme, renk, doku ve ana fikrin uygulanması konuları çerçevesinde ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. İkinci grupta yer alan öğrencilerin uygulamaları ise ana fikir-mekân tasarımı özelinde değerlendirilmiştir. Çalışmanın altıncı ve son bölümünde ise, analizi yapılan uygulamaların genel değerlendirmelerinde bulunulmuş, elde edilen bulgular ışığında sonuç ve konuyla ilgili yapılacak ileriki çalışmalarla ilgili önerilerle çalışma sonuçlandırılmıştır. Anahtar kelimeler: Ana fikir, mekân, tasarım, kavram, konsept

Ana fikirKavramlarKonsept tasarım+3
Kemal Sakarya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Mekân ve ziyaretçi arasındaki etkileşimin Fransa Mimarlık ve Milli Miras Müzesi özelinde değerlendirilmesi

Mekân ve ziyaretçi arasındaki etkileşimin Mimarlık Müzeleri özelinde ele alındığı bu çalışmada, mekân kurgusunun ziyaretçi davranışı üzerindeki etkileri saptanmaya çalışılmıştır. Altı bölümden oluşan çalışmanın giriş niteliğindeki birinci bölümünde; problem, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi ve sınırlılıklar açıklanmıştır. Müze kavramı ve Mimarlık Müzeleri odaklı ikinci bölümde; müze kavramı ve müzecilik açıklanmış, mimarlık müzesinin tanımı yapılarak dünyadaki mimarlık müzelerinden örnekler verilmiştir. Gidilerek yerinde inceleme yapılan mimarlık müzeleri kapsamında olan bu örnekler, çalışmada yer verildiği sırayla: Schusev Devlet Mimarlık Müzesi-MA (Schusev State Museum of Architecture), Finlandiya Mimarlık Müzesi–MFA (Arkkitehtuurimuseo), Alman Mimarlık Müzesi-DAM (Deutsches Architektur Museum), İsviçre Mimarlık Müzesi-SAM (Schweizerisches Architektur Museum) ve Fransa Mimarlık ve Milli Miras Müzesi (Cite de l'architecture et du Patrimoine) şeklindedir. Bölümün son kısmında ise, Türkiye'de mimarlık müzesi hakkında yapılan çalışmalara değinilmiştir. Çalışmanın kuramsal bölümlerinden biri olan üçüncü bölümde mekân-insan etkileşimi üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda, mekânsal algı, mekânsal biliş, mekânsal davranış ve çevre psikolojisi gibi kavramlar çalışmanın konusuyla ilişkilendirilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde, mimarlık müzelerinde mekân-ziyaretçi etkileşimi irdelenmiştir. Öncelikle, mimarlık müzelerinde sergilenen ürün ve mekân ilişkisi ve mimarlık müzelerinde ziyaret deneyimi ortaya koyulmuştur. Ardından, müzelerde ziyaretçilerin sergiledikleri davranışların başında gelen yön bulma davranışı araştırılmış ve yön bulmayı etkileyen kişisel ve çevresel etkenler incelenmiştir. Yöntem ve alan çalışmasının yer aldığı beşinci bölümün ilk aşamasında mekân dizim analizi yöntemi açıklanmıştır. Bu kapsamda; mekansal dizim kuramı ve kurama ait kavramlar, analizin kullanım alanları konu edilmiştir. Bölümün ikinci aşamasında, Fransa Mimarlık ve Milli Miras Müzesi 'nde (Cité de l'Architecture et du Patrimoine) yürütülen alan çalışmasının amacı, kapsamı, çalışmada izlenen süreç ve müze hakkında detaylı bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü aşama, alan çalışmasına ait gözleme dayalı analizlerin bulunduğu bölümdür. Dördüncü aşamada ise; agraph ve depthmap yazılımları aracılığıyla geçirgenlik ve görünür alan analizleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın altıncı ve son bölümü olan sonuç bölümünde ise, çalışmada yer verilen kuramsal bilgilerle yapılan tüm gözlem ve analizlerin sonuçları yorumlanarak, önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Mimarlık müzesi, Cité de l'Architecture et du Patrimoine, Mekan dizim analizi, Depthmap yazılımı, Agraph yazılımı

FransaMekanMimarlık müzesi+4
Gözde Altıparmakoğlu Sakarya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Porselen karolarda dijital baskı için kuru granilya üretimi

Son yıllardaki teknolojik gelişmelerin hızlı büyümesi nedeniyle seramik kaplama malzemelerinin dijital baskı yöntemiyle dekorasyonu büyük bir önem kazanmıştır, ancak dijital baskı için kullanılan gerek solvent ve su bazlı mürekkepler, gerekse de kuru granilyanın özellikleri ve termal davranışları hakkındaki bilimsel çalışmalar oldukça azdır. Ayrıca Türkiye'de granilya üretimi olmadığı için yer ve duvar karosu üretimi yapan fabrikalar granilya tedariğini ithal ederek kullanmaktadır. Bu çalışmada ülkemizde üretim yapan seramik fabrikalarına dekorasyon için mat ve parlak kuru granilya üretimi yapılmış ve üretilen granilyanın porselen karo yüzeylerinde tek pişirimde uygulanabilirliği araştırılmıştır. Çalışma sonucunda porselen karo üzerinde mat ve parlak görünümlü yüzeyin gelişimini gözlemek ve son ürünü karakterize etmek için, geliştirilen mat ve parlak granilyaların lazer tanecik boyut analizi, taramalı elekron mikroskobu (SEM) ve X- ışınları Difraksiyonu (XRD), (XRF) ile incelemeleri yapılmıştır. Üretilen yeni ürünlerin endüstriyel koşullarda uygulamaları yapılarak sorunsuz ve dekoratif açıdan etkili yüzeyler elde edilmiştir.

DekorasyonGranilyaPorselen+2
Güven Koç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı modüler yapıda seramik aydınlatma elemanları tasarımı

Dekorasyon ürünlerinden biri olan seramik aydınlatma ürünleri, evler, oteller ve ayrıca restoranlar için oldukça uygundur. Farklı teknikler ve süslemelerle uygun bir dekorasyon elde etmek, seramik aydınlatma ürünlerinin tasarım ve üretim süreci için temel amaçtır. Tasarım dergilerinde, tasarım içerikli internet sitelerinde endüstriyel ürünler sınıfında yer alan seramik aydınlatma elemanlarına (aksesuarlarına) rastlamak mümkündür. Çalışmanın tasarım sürecinde, doğadaki çeşitlilikten faydalanıp canlılardan, denizden, ağaçtan, denizden, denize hayat katan dalgalardan esinlenilmiştir. Bu çalışmada, seramik aydınlatma elemanlarının tasarım önerisine yönelik araştırmalarının yapılması, tasarım önerisinin geliştirilerek akademik ölçekli olarak yazılı kaynak haline getirilmesi amaçlanmıştır.

AksesuarAydınlatma ekipmanlarıDekorasyon+6
Mürüvet Sızlı
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Gereksiz ve işlevsiz bir varlık hali olarak değerli nesne: Çağdaş mücevher alanında değerlilik algısı oluşturma sürecine malzeme ve biçimlendirme tekniklerinin etkisi

Mücevher tarih boyunca altın, gümüş, mücevher taşları gibi çeşitli ve değerli olduğu vurgulanan malzeme ile üretilmiş, üretim sürecinde mücevher tarihine has özel uzmanlık yöntemleri kullanılmış, bağlamını toplumların kültürel ve karma kültürel birikimlerinden oluşturmuş nesnelerin varlık alanıdır. XX. yüzyıl ve sonrasında özellikle malzeme kaynaklı kabullenişlerin bir değişime uğradığı gözlenmektedir. Mücevhere talebin seçkinlerden kitlelere yayılması ve iki dünya savaşının getirdiği ekonomik daralmalardan kaynaklanan bir ortamda, gelişen bilim ve teknolojiye bağlı olarak yeni malzemelerin de bağlama girdiği, borsa değeri düşük ya da değersiz malzemelerden geleneksel yöntemlerin dışında üretim biçimleri ile düzenlenmiş nesneler çağdaş mücevherin dağarcığına katılmıştır. Geçmişin deneyimini oluşturan, zanaat alanlarına has teknik ve malzemenin çağdaş mücevher dünyasında yeni bir anlam bulduğu, nesneyi yorumlamakta yeni ve güçlü ifadeler oluşturduğu örnekler son yıllarda bu dağarcığı zenginleştirmektedir. Bu ham ve yarı mamul maddelerden düzenlenmiş nesneler doğal olarak değerlilik özelliği taşımasa da ortaya çıkan nesneler değerlilik algısını canlandırmakta, tasarımcı ve sanatçıların araştırma konusu olmaktadır. Değerlilik bir nesnenin işlevi ve gerekliliğine bağlı olarak algılanmaktadır. İnsan yaşamında ve doğada var olan her şey uygarlıklardaki işlevleri ve duyulan gereksinimin boyutuna göre değerli kabul edilmişlerdir. Bir dönem değerli olarak görülen bir nesne bir sonraki dönemin değersizi olabilmiştir. Mücevher nesnesi de hemen her dönemde değerlilik sıralamasında en üst düzeyde takdir edilmiştir. Mücevher nesnesi bir değerlilik göstergesi olmasına karşılık her değerli olan da mücevher kapsamına girmez. Değerlilik üzerine irdelemeler değerin takdirinde çelişik sonuçlara ulaşmaya neden olmaktadır. Değerlilik algısının malzemeye özgü bir hak edişten mi ya da malzemeyi biçimlendirme sürecinde seçilmiş olan özel yöntemlerden mi kaynaklandığı açık değildir. Değerliliğin bahsedilen niteliklerin yanında ortaya çıkan varlık iddiasındaki nesnenin bizzat kendisinin bir gösterge oluşundan kaynaklanan irdelemeler sonucu mu olduğu konusunda pek de açık olmayan, mücevher nesnesinin kimliğine yönelik tartışmalarda şüpheli ya da hatalı temellendirmelerin doğurduğu kararsızlıklar bulunmaktadır. Yukarıda değinilen konular ışığında mücevher nesnesinin bir varlık hali olarak tüm nitelikleriyle gözden geçirilmesi, işlevsiz ve gereksiz olmasına rağmen değerliliğini hangi niteliklerinden dolayı kazandığının, bu niteliklerin mücevher nesnesinin bünyesine katılan hangi özellikler ya da süreçlerden kaynaklandığının araştırılması gereği duyulmuştur. Mücevher tasarımı ve üretimi bağlamına yönelik kişisel deneyimlerin manifestosu olan bu çalışma izleyen soru ve saptamaların işaret ettiği tartışma ve iddialar üzerine geliştirilmiştir: • Mücevherin, bir varlık hali olarak, işlevi ve gereği olmadan nasıl değerli olduğu • Malzeme ya da biçimlendirme yöntemlerinin mücevherin değerine katkısı ve bu katkının nasıl gerçekleştiği • Değerli nesneler arasında, mücevher olarak algılanan nesnelerin bu niteliği hangi özellikleriyle kazandığı • Mücevher bağlamında karşılaşılan değerli metaller ve minerallerin değerliliklerini hangi özelliklerine göre kazandığı ve bu özelliklerin kalıtsallığı ya da buyrultusallığı • Bir gösterge olarak değerlilik halinin altyapısı • Kültürel birikimin mücevher nesnesine ait değerliliği algılamakta nasıl bir rolü olduğu bu tez kapsamı içinde tartışılmaktadır. Kendi başına bir varlık olarak mücevher nesnesinin değerlilik kimliğine yönelik kapsamlı bir sorgulama, araştırma yapılmamıştır. Altın, platin, gümüş, elmas gibi borsa değeri olan metaller ve minerallerin dışında ya da bu metallerin çok düşük oranlarda kullanıldığı alaşımlar mücevher nesnesinin değerlilik niteliğine katkıda bulunmasa da mücevher nesnesi bu algıyı taşımaktadır. Bu araştırmanın bahsi geçen algıyı kavramakta önemli katkısı olacağı düşünülmektedir. Değerliliğin salt malzemeye bağlı bir nitelik olmadığı, ancak malzemenin uygun yöntemler ve form – kompozisyon araştırmaları ile ortaya çıkarılan bir kendine özgü varlık hali, dil ötesi anlatım özelliği, gösterge değeri kazanışı gibi olgular ile mücevher nesnesinin bir sanat formu, özgün bir sentaks oluşturduğu görülebilecektir. Araştırmayı destekleyen uygulamalar yukarıda değinilen sorunları gözden geçirmeye yönelik bireysel mücevher deneyleri ile sağlanmıştır. Mücevherin biçimlendirilmesi sürecinde, sürecin gerektirdiği geleneksel ve çağdaş tüm stüdyo olanakları kullanılarak hedeflenen malzeme ve tekniklere yönelik deneysel çalışmalar ve mücevher uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Bu deneyler sırasında değerlilik olgusu malzeme, üretim süreci ve biçimlendirme yöntemleri bakımından araştırılmıştır. Çalışmalar içinde geleneksel değerli metal işleme atölye ve yöntemlerine ek olarak dijital ortam modellemeleri ve ileri teknoloji üretim olanakları da kullanılmıştır. Böylelikle sanatçının modelleme, üretim ve vitrine (sergiye) hazırlama aşamalarındaki ayırt edici süreç ve unsurlar da gözden geçirilmiştir.

DeğerlilikKıymetli madenlerModelleme+3
Nevzat Kürşat İnan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanat malzemesi olarak denimin iki ve çok boyutlu deneysel tasarımlarda kullanımı

"Sanat Malzemesi Olarak Denimin İki ve Çok Boyutlu Deneysel Tasarımlarda Kullanımı" başlıklı çalışmada tekstil malzemelerinin arasında yaygın olarak kullanılan malzeme türlerinden biri olan denim kumaşı ele alınmıştır. Fiziksel ve kimyasal yapısı gereği diğer kumaşlardan farkı incelenip, sanat objesi oluşturma aşamasında tek başına ya da destekleyici malzemeler ile birlikte sanatçıya sağlayacağı kazanımları araştırmak adına, deneyler yapılarak hangi işlemler ile nasıl sonuç alınacağı tespit edilip raporlanmıştır. Bu deneyler sonucunda elde edilen verilerden yararlanarak, denim kumaşı ana malzeme olacak şekilde, deneysel tasarımlar oluşturulması hedeflenmiştir. Tez, altı ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm olan giriş bölümünde tezin problemi, amacı ve sınırlılıklarından söz edilmiştir. Uygarlık tarihinde insanlığın temel gereksinimlerine bakıldığında ilk sırada yiyecek ikinci sırada örtünme gelmektedir. Her iki ihtiyacı karşılamak için doğadan yararlanılmıştır. İnsanoğlu avcı toplayıcı dönemde yiyecek olarak tükettiği hayvanların postlarını örtünme amacıyla kullanmış ve daha sonra doğadaki bitkilerden ipler ve yüzeyler oluşturulmasıyla tekstil yüzeyi, insanlık tarihinde yerini almaya başlamıştır. Tezin ikinci bölümünde, tekstil malzemelerinin insanlık tarihindeki yeri ve önemi konusunda yapılan araştırmalar sonucunda, yabancı kaynaklardan doğadaki elyaf oluşumu ve ipliğe dönüşümü, tunç çağının başlangıcı ile tekstil liflerini boyayan ilk boyarmaddelerin keşfi gibi bilgilere rastlanmıştır. Bu bilgiler ışığında çeviri yapılarak literatüre kazandırılmak üzere ikinci bölümde kısaca yer verilmiştir. Deneysel tasarımları oluştururken tekstil yüzey oluşturma ya da biçimlendirme tekniklerinden yararlanılacağı için, geleneksel tekstil biçimlendirme teknikleri ayrı başlıklar altında incelenmiş ve tekstile hammadde yönünden bakılarak elyaf türlerine değinilmiştir. Bu başlıklar altında indigo boyarmaddesinin tarihçesi ve boyama tekniği, tezin ana konusu olan denimle birinci derecede yakınlığı nedeniyle, incelenip aktarılmıştır. Sanat objeleri oluşturma aşamasında ana malzeme denim kumaşıdır. Denimin yapısal ve kimyasal özelliği, tarihsel ve gelişimsel süreci, bu süreçteki işçi giysisi, askeri giysi ve günlük giysi biçiminde modaya yansıması evrelerine geniş yer verilmiştir. Denim kumaşının bu aşamalarda moda piramidinde devrimsel nitelik taşıyan bir özelliği bulunmaktadır. Moda piramidinde yerleşik olan işleyişte; moda ikonu dediğimiz kavram; nesne, giysi, tasarımcı ya da kişi olabilmektedir. Bu kavram ilk ortaya çıktığında moda piramidinin sosyo-ekonomik açıdan en güçlü kesimin bulunduğu tepe noktasında tüketime hazır bir şekilde yerini alır ve zamanla toplumun alt kesimlerinin bulunduğu piramidin en alt katmanlarına doğru yayılarak moda olma özelliğini sürdürmektedir. Sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel olarak toplumun alt tabakasından oluşan kitlenin bulunduğu piramidin tabanına indiğinde artık güncelliğini ve değerini yitirmiş olup yok olma evresine geçer. Ancak denim; kumaş olarak, piramidin en alt tabakasında 16.yüzyılda branda bezi olarak kullanılmaya başlanmış olup, daha sonra 1850'li yıllarda işçi giysisi olarak toplumda yerini almıştır. Daha ileri yıllarda piramidin en tepe noktasına kadar tırmanıp haute-couture defilelerde de yerini almış ve 2021 yılında dahi güncelliğini ve moda olma özelliğini koruyan ilk ve tek tekstil ürünü olmuştur. Bu özelliğinden dolayı denimin tekstil ve moda tarihinde devrimsel bir özelliği bulunmaktadır. Kumaş olarak diğer tekstil ürünlerinden farkını, sanatçılar arasında da gösteren denim, dünyanın farklı noktalarında birkaç sanatçının ana malzemesi durumuna gelmiş ve sergi salonlarında yerini almıştır. Bu bağlamda denimin plastik sanat alanındaki yerini incelemek üzere ikinci bölüm oluşturulmuştur. Üçüncü bölüme, plastik sanatlar, tekstil sanatı ve denim başlığı ile başlanmıştır. Tekstil malzemesi olarak denimin, plastik sanatlardaki yeri araştırılırken iki farklı disiplinler olan tekstil sanatları ve plastik sanatlar tarihten günümüze kronolojik olarak incelenmiştir. Modern sanat ile başlayan, post modern sanat anlayışı ile 2021 yılına kadar sanatçıların farklı malzeme ve anlatım arayışlarını kapsayan, tekstilin plastik sanatlarda kullanılmaya başlanması ile ilgili önemli dönemler, sanat hareketleri, akımları ve sanatçılarına değinilmiştir. Disiplinler arası etkileşime örnek olan sanatçıların eser görselleri ile desteklenerek, tekstilin plastik sanatlardaki yeri ve önemi incelenmiştir. Bu araştırmalar sırasında denimi malzeme olarak kullanan sanatçıların özgeçmiş ve eser görsellerine değinilmiştir. Dördüncü bölümde denim kumaşı ele alınarak; yapıştırıcı ve diğer kimyasallar kullanılarak denime; hacim kazandırmak ve dikim- kalıp tekniklerni kullanarak iki ve üç boyut kazandırmak ayrıca iki boyutlu denim yüzeyinde renk denemeleri ile denim malzemesinin tek başına ve yardımcı malzemeler ile form ve yüzey şekillendirme deneyleri rapor biçiminde sunulmuştur. Beşinci bölümde elde edilen bulgular ve yapılan araştırmalardan ilham alınarak, denim kumaşının ana malzeme olarak kullanıldığı deneysel tasarımlara yer verilmiştir. Altıncı ve son bölümde tüm çalışmaları kapsayan sonuç ve öneriler bölümü yer almaktadır. Öneriler kısmında, oluşturulan tasarımların değişik boyutlarda değişik mekânlardaki varsayımsal sunumları dijital ortamda oluşturulmuş görseller şeklinde sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tekstil, denim, indigo, lif sanatı, disiplinler arası sanat.

Deney tasarımıDeneysel sanatDisiplinlerarası+7
Hande Bilvar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between murals and revolutions: Iraq as example

Political and artistic history tells us that murals often have a vital message as a form of claiming rights and as a form of social and political criticism; In addition to the fact, murals play a very active role in expressing the rights of people, it also aims to show how mural art can be an act of protest, that is a visual expression of the demands for freedom, equality and a cessation of violence. The literature review shows that there are no studies examining Iraqi murals in the context of their relationship with the revolution. The lack of work on this subject is a problematic situation in terms of understanding the demands of Iraqi artists and understanding the murals produced in Iraq. Depending on this problem, the answers to the following questions will be sought: How relevant are Iraqi murals to revolutions? What social and political issues do Iraqi murals focus on? How do Iraqi murals express social and political problems? The study aims to investigate, clarify and shed light on the importance of revolutionary murals in communicating the issues of the Iraqi people. However, at the stage of conceptual discussion and literature review, the researcher will try to explain the relationship between murals and revolutions by examining the murals from different countries and societies in this context. This study was planned as qualitative research. Qualitative research methodology plans to examine and interpret social phenomena within the social context they are connected to, with an approach based on theorizing. The study is consists of four parts: In the first part; The problem, purpose, method, importance and limitations of the study will be described. In the second part, the theoretical framework is created: The history and development of mural art and different murals techniques are examined. In addition, masterpieces and pioneering artists focusing on revolutions, social crises, social and political criticism will be examined. In the third chapter, the history of and tradition of the Iraqi mural is examined. The fourth chapter focused on murals produced in Iraq after 25 October 2019. After the aforementioned date, e-mail, phone calls and face-to-face semi-structured interviews hold with the 10 (ten) most influential young artists living in Iraq. The data obtained through the interviews is dictated and the meanings attributed to the murals by Iraqi artists are determined by analyzing the content of these texts. The fifth chapter included study results and recommendations from data collection and analysis. The findings show that there is a relationship between murals and revolutions and the artists chose the wall to express their thoughts freely, to serve the revolution and to have a role in the liberation of the country. The murals had a positive impact on the square and the protesters alike by turning the square into an art gallery full of life and making the protesters claim for change for the better, by spreading cultural, political and social awareness among people. Keywords: Mural, Iraqi art, Iraqi October Revolution, Iraqi muralists.

RevolutionsWall paintingsWalls+4
Rıam Muayad Issa Al Khalıdı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Seramik malzemeler ile üç boyutlu modellemeler kullanılarak temel fen bilimleri derslerine katkılarının irdelenmesi

Bilim ve Sanatın temelinde doğayı anlama çabası yatmaktadır. İnsanın, doğa karşısında yerini bulma ve hakim olma kaygısı, insanın gelişim ve değişim sürecine etki etmiş günümüz teknolojilerinin oluşmasında ki en önemli gücü oluşturmuştur. Bu arayışta ilk kullandıkları araç toprak olmuştur. Toprak, kil olarak seramik malzemenin ana hammaddesini oluşturmaktadır. Bunun içindir ki, öğrenim çağındaki her öğrencinin bilim ve sanatın temel yapılarını öğrenirken kendi zekalarına uygun alanları tanımalarını sağlayıp, bireysel farklılıklarını ortaya koyarak, bireysel gelişimlerine katkı sunabilecek en uygun sanat malzeme seramiktir. Seramik malzeme, plastiklik özelliğiyle değişime ve dönüşüme en uygun olan malzemedir. Bu malzeme, doğada kolayca bulunması ve biçimlendirmelerde yalın ve kolay anlatımıyla öğrenmeleri destekleyici, öğrenmelerin bütünleyici bir parçası olarak uygulamada yer almaktadır. Seramik malzemenin biçimlendirmelerde sağladığı kolaylık, sanatsal olarak yaratıcılığı desteklemekte ve öğrencilerin bireysel farklılıklarını ortaya çıkarmaya yardımcı olmaktadır. Bu çalışmanın öğrencilerin bilgi ve becerilerini geliştirmeyi eğitim aldıkları diğer derslerle bağ kurmalarını sağlayıp, algılama ve kavrama düzeylerini yükseltmelerine yardımcı olarak, temel fen bilimleri derslerine katkılarının irdelenmesine yönelik uygulama çalışmasına kaynaklık edeceği düşünülmektedir.

Eğitim araçlarıFen bilgisiFen bilgisi dersi+7
Hanife Güvenç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal eleştiri aracı olarak feminist temellük uygulamaları

Bu tez çalışmasının temel amacı, sanatın bilinen ilk çağlarından bu yana kadınlık rollerinin, feminist kadın sanatçıların incelenmesi ve sosyal eleştiri aracı olarak feminist temellük uygulamaları yapmaktır. Toplumsal yapı içerisinde cinsiyete çeşitli roller atfedildi. 19. yüzyılın sonundan itibaren biçimlenmeye başlayan feminist hareket, toplumsal cinsiyet rollerini sorgulayan önemli siyasal ve düşünsel hareket oldu. Dahası kadının sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamda daha görünür olmasında önemli bir rol oynadı. Feminizm, günümüze kadar dört dalga hareketi olarak ele alındı. Sanat, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin etkilerini taşıyan alanlardan biridir. Feminist hareketler; kadınların sanat alanındaki rollerde çok büyük bir değişime neden oldu ve daha fazla kadın sanatçı sanat alanına dahil olmaya başladı. 1960'lı yılların sonundan itibaren de feminist sanat biçimlenmeye başladı. Feminist sanatçılar için cinsiyet kimliğinin ve cinsiyet rolünün temel bir parçası olan beden sunumu önemli bir yere sahiptir. Judy Chicago, Jenny Saville, Kiki Smith, Louise Bourgeois, Cindy Sherman gibi birçok feminist sanatçı; kadın bedenine ilişkin çalışmalar üretti. Bu çalışmada, söz konusu feminist sanatçıların çalışmalarını daha detaylı incelemem gerekti. Ayrıca bu süreçte günümüz kadınlarına atfedilen cinsiyet rollerini de sorgulamam gerekti. Özellikle; temizlik, bulaşık gibi işlerin kadınların görevi olarak belirtilmesini, aynı zamanda kadınların çekici, bakımlı olmalarını dahası modaya uygun davranıp modaya göre kıyafetler seçmelerinin sebeplerini irdeledim. Bu süreçte çeşitli teknik ve boyutlarda toplam 210 tane çalışma yaptım. Yaptığım resimlerden 81 tanesi ile amacıma ulaştığımı düşünüyorum. Bu çalışmada 51 tane resmimin görseli yer almaktadır.

EleştiriFeminist kuramFeminizm+6
Özge Saldıray
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Kullanıcı ve deneyim odaklı bir tasarlama yaklaşımı olarak deneyimsel grafik tasarım

Deneyim, son yıllarda adını sıklıkla duyduğumuz, hayatımıza hemen her alanda yön veren ve büyük bir ekonomik hacim yaratan önemli bir kavramdır. Günümüzde kitleler yaşam tarzlarını, satın alım tercihlerini iletişim gereksinimlerini yaşadıkları deneyimlerin niteliğine göre şekillendirmektedirler. Kitlelere arz edilen hizmetlerde ve ürünlerde nitelikli deneyimleri oluşturmanın önemli paydaşlardan biri de Grafik Tasarımdır. Çağımızın dinamik iletişim dünyasında bahsedilen bu nitelikli deneyimlerin oluşturulmasında Grafik Tasarım, Deneyim Tasarımı, Kullanıcı Deneyimi Tasarımı, Duygusal Deneyim Tasarım gibi kullanıcı odaklı tasarım yaklaşımları ile iş birliğine girmektedir. Bu işbirliği Grafik Tasarımı geçmişe kıyasla çok daha fazla kullanıcı merkezli hale getirmiş, geleneksel yapısını değiştirmeye başlamış, tasarım süreçlerine yeni sorunsallar ve tasarım ilkeleri kazandırmıştır. Bu değişimin neticesi olarak bugün kullanıcı ve deneyim merkezli bir tasarım yaklaşımı olarak Deneyimsel Grafik Tasarımın tanımını yapmaktayız. Çalışmanın birinci bölümü, araştırmanın amacı, gerekçesi, yöntemi, sınırlılıkları ve sayıltılarından oluşmaktadır. İkinci bölümde; Deneyim kavramına açıklık getirilmekte ve Deneyimsel Grafik Tasarımın iş birliği içinde olduğu Deneyim Tasarımı, Kullanıcı Deneyimi Tasarımı, Duygusal Tasarım başlıkları incelenmektedir. Üçüncü bölümde Deneyimsel Grafik Tasarımın tanımı, yapısı ve üretim alanları irdelenmektedir. Dördüncü ve son bölümde Deneyimsel Grafik Tasarım çatısı altında yer alan Arayüz Tasarımı örnek bir mobil uygulama prototipi üzerinden somut kullanıcı verilerine dayalı olarak gerçekleştirilmiştir.

DeneyimDeneyim tasarımıGrafik sanatlar+1
Mustafa Can Kızgındemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Fark ve tekrar kavramları olanağında günümüz temel sanat ve tasarım eğitimine yönelik bir inceleme

Bu tez, 19.yy'ın sonu ve 20.yy'ın başında sanatta ve sanat eğitimindeki eş zamanlı değişim ve dönüşümlerin kültür ve sanat disiplinlerinin kavramsal arka planında gerçekleşen 'fark' ve 'tekrar' kavramlarını, sanat ve tasarım eğitimi içerisinde güncellemeye çalışmıştır. Çalışma, 20.yy Batı Sanatı'ndaki kırılmalarla belirginleşmiş sorunları da inceleyerek söz konusu bağlamın yeniden güncellenmesini ve bu içerikle şekillenmiş özgün bir çözümleme sunmayı hedeflemektedir. Temel Sanat Eğitimi ve Temel Tasarım bölümleri, elemanter sistemde verilen eğitimlerin olanağında ortaya konulan karmaşık, sentetik yapılar, özellikle Bauhaus ekolü etkileriyle birlikte ortak bir payda uzlaşısı içerisinde geliştirilen yapılar toplamı olarak tanımlanabilir. Tüm disiplinlerin medyumu odağında gerçekleştirilen bu sistem, bu çalışma içeriğinde ve tez bağlamının ana yapısını oluşturan 'fark ve tekrar' kavramları odağında Temel sanat öğelerini yeniden ele almaktadır. Gilles Deleuze'ün 'Fark ve tekrar' kavramını ele alışı, bu çalışmanın kavramsal çerçevesinin yaslandığı felsefi bağlamını oluşturmaktadır. Aynı, benzer, tekrar, fark kavramları; mekan ve zaman kavramları üzerinden irdelenmektedir. Sanatsal üretim aşamasında bu kavramlar ve onların potansiyelleri, tezin ana konusunu oluşturmaktadır. Ayrıca bu içerikler, kendi aralarında kurdukları ilişkiler, üretim bağlamlarına mekansal ve zamansal süreçler olarak dahil olduğunda, katmanlaşan yapıların üst üste binen içeriklerinin oluşmasına neden olmaktadır. Mekana dayalı tekrarlar ilgili medyumlardan enstalasyona veya zamana dayalı tekrarlar ise video sanatına, her ikisinin birlikte kurucu olduğu melez yapılarda ise performans sanatına dönük bir sanat ontolojisi oluşturduğu görülmektedir. Tüm bu uygulamaya dayalı ve tekrarın bağlamında kurulan yapılardan ortaya çıkan farklar, görünür niteliğin bir kanıtından çok estetik bir problem olarak kendini var eder. Diğer bir deyişle fark kavramı, ilgili medyumun ortaya koyduğu üst bir dil niteliğinde yer almaktadır. Dolayısıyla tüm bu yapılardan elde edilen veriler, aynı zamanda Temel sanat eğitimi ortamına yeni bir bakış açısı sağlayacak nitelikte durmaktadır. Günümüz sanatı bu kavram ikilisi olanağında ele alınarak, sanatçı pratiklerinin incelenip birer eğitim modeli olabilmesine yardımcı olabilecek paradigmatik bir yaklaşım gösterilmeye çalışılmaktadır. Sanat üretiminin içerisinde yer alan ögeler, sanatsal üretimin bizatihi kendi dili olarak evrilmiştir. Bu çalışmanın kavramsal çerçevesi felsefe diline yaklaştırılarak, söz konusu kavramların sanat ile kurduğu ilişkinin farkındalık düzeyi oluşturulmaktadır. Anahtar kelimeler: Aynı, fark, tekrar, sistem sanatı, temel tasarım, özyineleme, örüntü,

Nida Mert
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Çağdaş sanatta göndermeler: Modern ve postmodern sanat ayrımında temellük ve gönderme kavramlarına yönelik bir inceleme

Bu araştırmada çağdaş sanatta göndermeler olgusu ele alınmaktadır. Yapıtlar arası ilişkiler, bağlantılar, göndermeler bakımından sanat tarihi sayısız örnekle doludur. Birçok sanat yapıtı kendinden önce yapılmış başka sanat ürünlerini yeniden ele alan bir yeniden üretim biçiminde çıkar karşımıza. Ancak özellikle 90'lı yıllardan günümüze çağdaş sanatta başka sanat ürünlerine göndermelerin belirgin bir biçimde artmış olduğu gözlemlenmekte ve çoğu yazar tarafından da bu durum özellikle belirtilmektedir. Araştırma bu durumu bağlı olduğu diğer değişkenlerle birlikte ele alarak nedenselliklerini göstermeyi amaçlamaktadır. II. Bölümde modernizm ve avangard sanatın hangi tarihsel, toplumsal koşullara karşılık geldiği ve ütopyacı anlayışlarla, yeni bir toplum inşa etme girişimlerinin avangard sanatla bağı üzerinde durulmuştur. Yaklaşık 20. yüzyılın başlangıcından II. Dünya Savaşına uzanan dönemde avangard sanatın etkisini kaybetmesinin nedenlerine değinilmiştir. Postmodernizmin sanatın, tarihin, modernizmin vb. sonu olarak öne sürdüğü argümanların Neo liberal ekonomik siyasa ve postyapısalcı felsefe ile bağına değinilerek liberalizmin aynı zamanda bir eğretileme olarak sanatta da göreciliği ve eklektik tutumu meşrulaştıcı özelliğine vurgu yapılmıştır. Günümüz sanatında geçerliliğini sürdüren postmodern durum içerisinde, tarihe yönelme ve geçmişin sanat ürünlerini ya da üsluplarını alıntı, referans, pastiş, temellük, postproduction gibi yöntemlerle yeniden üreten sanatsal çalışmalar, ütopyası olmayan bir tarihsel-toplumsal aralığın muhafazakarlaşan görünümü olarak ele alınmıştır. Postyapısalcı felsefe açısından metinlerarasılık kuramının her metnin başka metinleri referans aldığı, hatta, sözcüklerin kişisellik barındırmayan işaretler olduğu ve bağlı olarak sanatta da özgün bir dilin ya da ürünün olamayacağına vurgu yaparak bir yandan da dolaylı olarak bireyin-sanatçının özne olma konumunu elinden alan anlayışı tartışılmaktadır. III. Bölüm de sanat tarihsel göndermelerle, temellük sanatı olarak adlandırılan uygulamaların farklılkları gösterilerek temellük sanatınının teorize edilmesi bakımından postmodernizm, postyapısalcılık ve metinlerarasılık kavramlarının konuya etkileri tartışılmaktadır. Günümüzde genelleştirilmiş bir ifade içinde sanat tarihsel referanslara dayanan çalışmalar için kullanılan temellük kavramıyla, feminist sanatın bir kolu olarak ele alınan temellük sanatı arasındaki farklılklar ele alınmıştır. Ayrıca temellük sanatının çağdaş sanatta farklı kullanım biçimleri değerlendirilmiştir. IV. Bölümde uygulama çalışmaları ele alınmıştır. Bu araştırma için seçilen uygulama çalışmaları araştırmacının 90'lı yılların başından günümüze değin sanatsal üretimlerinde sıklıkla kullandığı sanatsal göndermeler ve referansların kullanımına yönelik bir döküm oluşturmaktadır. Söz konusu çalışmalar birer sanatsal temellük ya da temellük sanatı örneğini oluşturmazlar. Araştırmacı ürünlerinde yaptığı doğrudan ya da dolaylı göndermeleri kendi sanatsal izleği bağlamında ele alır. Bu çalışmalarda amaç öncelikli olarak gönderme yapmak, atıfta bulunmak, referans almak ya da temellük etmek vb. değildir. Araştırmacı konusu ne olursa olsun çalışmalarında kişisel deneyim ve birikimleri ölçüsünde sanat tarihi ile bağını çağrışımsal uyaranlar olarak, sanat ürünleri ya da sanatçılarla söyleşimcilik bağlamında kullanmıştır. Bu çağrışımsal uyaranlar yalnızca plastik sanatlar alanıyla değil, sinema, tiyatro, şiir, öykü gibi diğer sanat disiplinleriyle ilgili olabildiği gibi, sanat kuramı, tarih, felsefe, vb. çok farklı alanlardan olabilmektedir.

Cem Demir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Paul Ricoeur'ün zaman ve anlatı incelemesindeki kavramların sanat ürünü oluşturma pratiği açısından uygulanabilirliğinin araştırılması

Bir anlam üretme alanı olarak sanat, zaman ve anlatının kesiştiği bir alanda konumlanır. Sanat ürünü bir üretim eylemi olarak gerçek bir zamana aittir. Bir sanatçı, sanat ürünü ve izleyici arasında geçişkenlik sağlayan anlatının bağıntısını konu edinen bu araştırma, Ricoeur'ün anlatının zamansal işlevlerini açımlamak üzere kullandığı kavramların, özgün bir deneyimin yeniden-biçimlendirilmesi için yeni bir olanak; sanatsal üretimlere yönelik bir açılım sağlayacağı öngörüsüyle belirlenmiştir. Bu araştırmaya konu olan Paul Ricoeur, yirminci yüzyıl düşünürleri arasında en dikkat çeken isimlerden birisidir. Hermeneutikten fenomenolojiye, etikten estetiğe birçok alan üzerine düşünce üretmiş olan Ricoeur'ün, özellikle anlatı üzerinde geliştirdiği kuram ekseninde yoğunlaşılmıştır. Bu kurgu, Ricoeur'ün anlatıya ilişkin çözümlemelerinin görsel sanatlar alanında üretimlerini sürdüren birisi olarak benim, ürün oluşturma süreç ve yöntemlerimi açığa çıkaracağı, ayrıca bir sanat ürününü anlama ve anlamlandırma olanaklarımı zenginleştireceği öngörüsüyle oluşturulmuştur. Anahtar kelimeler: Anlatı, mimesis, üretici hayalgücü, sanatsal pratik

AnlatıHayal gücüKavramlar+5
Ezgi Yüksel Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Mustafa Okan ve modern postmodern aralığında gerçekçilik kültürü

Mustafa Okan metinleri genel olarak incelendiğinde "gerçekçilik/gerçeklik" temasının sıklıkla üzerinde durulduğu fark edilebilir. Okan, gerçekçilik kültürünün tarihsel birikiminden yararlanarak sanat üretimini düşünsel düzeyde anlama yoluna yönelir. Mustafa Okan'ın bu tavrı, sanat yaşam öyküsünü anlamada çok boyutlu araştırmayı zorunlu kılar. Bu kapsamda çalışmanın ilk bölümünde Mustafa Okan'ın gerçeklik/gerçekçilik kültürüne dair bakış açısı geniş bir tarihsel aralık temel alınarak incelendiği ifade edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünün ilk başlığında Mustafa Okan'ın ideolojiyi tarihsel evrimi içinde nasıl anlamlandırdığı temasını içermektedir. Bu başlıkta Okan'ın ideolojiyi ele aldığı metinleri incelenmenin yanı sıra ideoloji kavramının tarihsel değişim süreçleri araştırılmıştır. İkinci başlıkta Mustafa Okan ve Marksizme Yaklaşımı araştırılmıştır. Marksist yaklaşım kapsamında Mustafa Okan'ın öne çıkardığı egemen ideoloji, dil ve bilinç temaları incelenmiştir. İkinci bölümün İkinci başlığında Mustafa Okan'ın estetik ideoloji tarihi içinde hangi kaynaklardan yararlandığı araştırılmıştır. Araştırma Okan'ın kaynakçalarında yer alan düşünürler incelenerek, Marksist estetik ideoloji bağlamında sürdürülmüştür. Mustafa Okan'ın sanatçı tutumunun genel çerçevesi, ideolojik bağlamın yanı sıra Okan'ın sanat tarihinden verdiği örnekler yoluyla oluşturulmuştur. Daha sonra Okan'ın sanatçı tutumunun düşünsel düzeyde belirleyicisi olan diyalektik yöntem örneği olarak Gerçekçilik Kültürü İçin Notlar metni incelenmiştir. Son olarak Başka Bir Sanat Tarihi yazımı başlığı altında Okan'ın sanat tarihine dair eleştirileri yer almıştır. İkinci bölümün üçüncü başlığında Okan'ın gerçekçilik kültürü tanımlamalarını ve dönemin gerçekçilik tartışmalarını içermektedir. Bu başlık aynı zamanda modernliğin ve marksizmin Okan'ın bakış açısıyla nasıl bir tarihsel ilişki içinde olduğunu irdelemektedir. Bu başlıkta Mustafa Okan'la hemen hemen aynı dönem düşünsel üretimlerini sürdüren ve kendini modernist olarak tanımlayan Jürgen Habermas ele alınmıştır. Böylece Okan ve Habermas'ın modernizme bakış açılarında ortaklıklar ve farklılıklar bulunmuştur. İkinci bölümün dördüncü başlığında, Okan'ın gerçeklik ile ifade ettiği hakikatin modern felsefede yansımaları araştırılmıştır. Modern felsefede yer alan ve Okan'ın kaynakçalarında adı geçen kimi düşünürlerin hakikat kavramına yaklaşımları araştırılmıştır. Bu başlığın devamında Okan'ın sıklıkla eleştiri sunduğu postmodern teori ve hakikatin önemsizleşmesi ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümü Aydınlanma Diyalektiği, Tarihsel Materyalizm ve Marksist Estetik'le içerik kazandırılan gerçekçilik kültürünün, O'nun sanat yapıtlarında ve sanatsal biçeminde nasıl görünür hale geldiğini anlama çabasıdır. Bu amaçla Okan'ın modernizmin estetik yaklaşımını koruyarak, 'Marksist Gerçekçi' düşünce dünyasını izleyicisi ile paylaşabilme için seçtiği yolun Bertolt Brecht'in epik / diyalektik tiyatrosu ve öykülerindeki gerçekçilik savıyla nasıl örtüştüğü incelenmiştir. Bu bölümde Mustafa Okan'ın Aloşname, Christo ve Jeanne Claude'un Yüzleşme Çağrısı: Paketlenmiş Reichstag ve Mustafa Ata: Gizlenemez Gövde metinlerinde gözlemlenen yaklaşımın, Brecht'in yabancılaştırma yöntemine benzerliğine dair vurgu yapılmıştır. Sonuç olarak, bugünün gerçekçilik tartışmalarını Türkiye sanat tarihine bakarak anlamak için Okan'ın işaret ettiği önemli durakları ortaya koymak çağdaş sanat anlayışını incelemede önemli bir boşluğu dolduracaktır. Bu boşluk piyasa zemininde gelişen sanatçının, yeni bir dünya hayal etme ve inşa etme isteğinin sönümlenmesidir. Mustafa Okan üzerine yazdığım tezde, yeni bir dünya hayal etme isteğinin, tarihsele bağlanma, belirli bir tarihsel içerik taşıma zorunluluğu vardır. Dolayısıyla Okan'ın işaret ettiği ideoloji, modernizm, postmodernizm gibi kavramların belirli bir tarihsel birikime sahip olduğu unutmadan araştırma yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Mustafa Okan, gerçeklik, gerçekçilik, modern, postmodern.

ModernOkan, MustafaPostmodern+1
Özlem Ekin Teker
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Kent imgesinin kentsel bellekteki sürdürülebilirliği açısından illüstrasyon: Adana üzerine bir uygulama

Bu çalışmanın amacı, kentsel imgenin kent belleğindeki sürdürülebilirliğinin illüstrasyon yoluyla nasıl sağlanabileceğini tartışarak bu doğrultuda illüstrasyon uygulamaları gerçekleştirmektir. Kentler, bireylerin bir arada yaşadıkları ve ortak deneyimlerini paylaşarak yaşamlarını sürdürdükleri önemli mekanlardır. Kamusal olan bu mekanlarda bireyin gerçekleştirdiği her türlü tekil ve kolektif deneyim, o bireyin belleğinde deneyime ve mekana yönelik bir anıya dönüşür. Kolektif deneyimlerle bir öze sahip olmaya başlayan mekan böylelikle belleklerde de bir yer edinir ve kent belleği denilen büyük hafıza meydana gelir. Kentsel belleği oluşturan, temelde kente yönelik deneyimler ve imgelerdir. Söz konusu imgeler kente yönelik mekanlarda bulunan irili ufaklı pek çok kentsel bileşenin imgesidir. Kente yönelik bütüncül bir görüntünün meydana gelmesini sağlayan bu imgelerin toplamına da kent imgesi denilmektedir. Kent imgesi, kent mekanında bulunan pek çok unsurdan oluşur. Mekanı şekillendiren temel unsurun kentte tasarlanmış olan yapılar olduğu varsayıldığında; bu unsurları mimari ögeler, kentsel donatı elemanları, toplu taşıma araçları ve görsel iletişim ögeleri olarak sayabilmek mümkündür. Mekanı oluşturan bütün bu tasarım unsurları kentin imgesini de oluştururlar. Ancak bu unsurların, her zaman kentteki konumlarında bulunmaya devam edebilmeleri söz konusu değildir: Kent mekanında gerçekleşecek değişim ve dönüşümler mekanı etkilediği gibi kentin imgesini de etkilemekte, dolayısıyla kentin belleği de değişime uğrayabilmektedir. Bu çalışmada, söz konusu değişimlerin kentsel belleği dönüştürdüğü varsayımından hareketle kent imgesinin kent belleğinde sürdürülebilir olmasını sağlamak amaçlanmıştır. Bu doğrultuda ilgili kavramlara yönelik kuramsal tartışma yürütülmüş, Adana kent merkezinde kent imgesinin parçası olduğu düşünülen yapıların tespit edilmesi için görüşmeler gerçekleştirilmiş 8 adet illüstrasyon çalışması yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Kent belleği, kent imgesi, illüstrasyon, sürdürülebilirlik, Adana.

Cihangir Eker
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Görmenin teknik aracı olarak yeni medya ve resim sanatı ilişkisi

Günümüz teknolojisini oluşturan yeni medya araçları; toplumsal, kültürel ve ekonomik etkilerinin yanı sıra içinde bulunduğumuz zamanın da görme pratiklerini etkilemektedir. Yeni medya araçları görmenin ve göstermenin teknik strateji araçlarıdır. Teknik araçların görme ve gösterme üzerine olan stratejik niteliği önce ilk çağ optik teorileri, perspektif, camera obscura ile ilerlemiştir. Sonrasında ise fotoğraf makinası, sinema, televizyon ve video'nun, teknik araç olarak kullanımı ile devam etmiştir. Dolayısıyla görme ve görsellik teknik araçların stratejisi ile günümüz yeni medyası olan bilgisayar ve yeni ekran teknolojilerine dek sürmüş bulunmaktadır. Yaşadığımız dünyanın görme ve görsellik üzerine olan ilk bilgileri, ilkçağ doğa filozoflarının optik teorilerine dayanmaktadır. Bu teoriler ilk çağ kültürünü oluşturmuştur. Görme üzerine öne sürülen gözden ışın çıktığı düşüncesi bakmayı kötü bir eylem olarak yaymıştır. Ancak Rönesans düşüncesiyle geçmişin bu bakışı, optik teoriler ile birlikte bir resim teorisi ve perspektif tekniğine ve bu sayede de gözü bakışa kuran bir stratejiye dönüşmüştür. Perspektif ve bakışa kurma stratejisi ve bu gelişmelere paralellik gösteren matbaanın, yazı ve bilginin yaygınlaşması ile görsellik kültürü yapılanmıştır. Ardından camera obscura, fotoğraf makinası, sinema, televizyon, video, yeni medya araçları, görmenin ve göstermenin teknik araçları olarak görsel kültürün parçası olmuşlardır. Bu çalışma görmenin ve göstermenin teknik araçları üzerinden ele aldığı kavramlarla bu sürecin resim sanatı ilişkilerini ortaya koymaktadır. Özellikle 1960'lı yıllarda başlayan bilgisayarın sanatsal üretimde bir araç olarak kullanılması Kawano, Labosky, Leon Harmon ile Ken Knowlton'un çalışmaları üzerinden ele alınmıştır. Jeff Koons, Dan Hays, Brian Alfred ve Julian Opie'nin günümüz medya olanağında üretmiş olduğu işler yeni görme ve gösterme olanakları yaratmış aynı zamanda da yeni ifade biçimlerinin ortaya çıkmasına olanak sağlamıştır.

İbrahim Tokaslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Şamanist yaşam felsefesi bağlamında dört element kavramının seramik uygulamalarla yorumu

Bu tez çalışmasında, yaşamın özü olarak kabul edilen dört element kavramı ve doğadaki devinimi Şamanist bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Dolayısıyla çalışmanın sanatsal değerlendirme aşamasında da dört element ve devinimi irdelenerek animist felsefe üzerine kurulan bir özdeşleyim sürecinden geçilmiştir. Çalışma sürecinde dört element kavramı ve Şaman yaşam felsefesi üzerine ayrı ayrı literatür araştırmaları yapılmıştır. Elde edilen veriler, teorikte başlık ve içeriğe uygun olarak sentezlenip, uygulamada sanatsal ve estetik değer olarak içerik-biçim ilişkisi açısından, formun oluşumu ve düşünsel boyutunu ifade etmek için kullanılmıştır. Tez çalışmasının sanatsal değerlendirmesi yapılırken, gerek içerik, gerek se uygulamada seçilen sanat nesneleri ve kullanılan malzeme itibariyle bütünsellik açısından her şeyiyle doğadan olması dikkate alınarak yapılmıştır. Tez çalışması altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; problem ve gerekçe, amaç, önem, yöntem ve konu ile ilgili olarak daha önce yapılmış yakın çalışmalar mevcuttur. İkinci bölümde; Şamanizm inancına etimolojik ve tarihsel açıdan genel bakış, yaşam felsefesi, Şaman toplumu için dört element ve doğa kavramı üzerine genel bilgiler verilmiştir. Alt başlıklarda; dört elementin kavramsal olarak varoluş süreci, devinimi ve dört element kavramına farklı disiplinlerin yaklaşımı konu edilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde; Şamanist felsefeyi bugünün imkân ve teknolojik gelişmeleri doğrultusunda, düşünsel ve kavramsal olarak anlamlandırıp, dört element ve devinimini Şamanist felsefeyle ilişkilendirerek sanatsal üretim sürecinde değerlendirilmek üzere kavramsal açıklamalar yapılmıştır. Bu bağlamda konu başlığı olarak; animist yaklaşım, enerji, frekans, titreşim, aura kavramları ve özdeşleyim kavramları teorik olarak irdelenmiştir. Dördüncü bölüm; dört element ve Şamanist yaklaşım ile ilgili çağdaş sanat çalışmalarından seçkilerle oluşturulmuştur. Beşinci bölüm; tez uygulama çalışmalarının pişirim öncesi ve 2.pişirim sonrası görsellerinden oluşmaktadır. Altıncı bölüm ise; yapılan tez çalışmasının, süreç sonunda hem teorik anlamda hem uygulama çalışmaları ile sanatsal anlamda literatüre katkıları hakkında görüş bildiriminden oluşmaktadır.

Müjgan Özben
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Tasarlama eyleminin dijital ekosistem düzeyinde irdelenmesi ve biyomimetik arakesitte süreç odaklı iç mimari tasarım yöntemi önerisi

Tasarım kavramının, tasarım sürecinin teorik ve pratik yönlerini derinlemesine ele alan bu çalışma, biyomimetik tasarım, ekosistem ve yenilikçi tasarım yaklaşımları üzerine kapsamlı bir araştırma sunmaktadır. Öncelikle, geleneksel tasarım yaklaşımlarının temel prensipleri ve tarihsel gelişimi ele alınmış, tasarımın estetik ve işlevsellik arasındaki dengesinin nasıl kurulduğu üzerinde durulmuştur. Devamında biyomimetik tasarım kavramı ayrıntılı olarak incelenmiş, doğanın mühendislik ve tasarım süreçlerine ilham kaynağı olma potansiyeli değerlendirilmiştir. Biyomimetik tasarım seviyeleri, doğal ekosistemlerin prensipleriyle karşılaştırılarak, bu seviyelerin tasarıma ve dijital ortama nasıl entegre edilebileceği ve uygulanabileceği konusu araştırılmıştır. Biyomimetik tasarımın ekosistem düzeyi bağlamında, tasarım sürecinin doğrusal değil, döngüsel ve geri beslemeli bir yapıya sahip olduğu, çeşitli aktörlerin etkileşimlerinin ve bilgi paylaşımının bu sürecin etkinliği üzerindeki olası katkıları değerlendirilmiştir. Çalışmada ayrıca, iç mimari tasarım ekosisteminin altyapısının oluşturulması ve bu altyapının tasarım süreci üzerindeki öngörülen katkıları ele alınmıştır. Dijital platformlar aracılığıyla müşteri, tasarımcı ve sürece etkisi olan diğer değişkenler arasındaki iletişimin optimize edilmesi, veri analizi ve yapay zeka destekli karar mekanizmaları ile sürecin optimize edilerek yeniden tanımlanması konuları ele alınmıştır. Tez çalışmasının birinci bölümünde araştırma problemi, araştırmanın amacı ve önemi varsayımlar, sınırlılıklar ve araştırmanın yöntemi ile ilgibi bilgiler yer almaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde tasarım kavramı derinlemesine incelenerek tasarım kavramı ile ilişkili diğer konular araştırılarak sunulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümü tasarım kavramı özelinde bir derleme çalışması niteliğindedir. Üçüncü bölümde biyomimetik tasarım ve ilişkili diğer konular ele alınarak çalışmanın dayanak noktası olan ekosistem seviyesi üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölüm ekosistem kavramının araştırılması ve irdelenmesini içermektedir. Çalışmanın beşinci bölümünde iç mimarlık alanına yönelik olarak bir tasarım ekosistemi altyapısı geliştirilmeye çalışılmıştır. Devamında sözkonusu altyapı ile ilgili analizler ve altyapıya yönelik destekleyici çalışmalar yapılmıştır. Çalışma sonuç ve önerilerin ifade edilmesi ile sonlanmaktadır.

İç mekan tasarımı
Emre Pınar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Arayüz tasarımlarında karanlık örüntüler (dark patterns) ve kullanıcı deneyimleri üzerine bir araştırma

Bu araştırmada, bilişsel önyargılar ve ikna edici teknolojiler kullanılarak hazırlanan karanlık örüntülerin, kullanıcıların tutum ve davranışları üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, karanlık örüntülerin oluşum süreci, grafik arayüz tasarımlarındaki fiziksel ve yapısal dönüşümlerden başlanarak tüm bağlantıları ile incelenmiştir. Bu bağlamda ilk olarak grafik tasarımın günümüz koşullarında evrildiği çok boyutluluk, grafik tasarımın UX (Kullanıcı Deneyimi) ve UI (Kullanıcı Arayüzü) gibi yeni uzmanlık alanları, yapay zekâ teknolojisi ile etkileşimi, video, 3D, ses gibi multimedya araçları ile olan ilişkisi; eko tasarım, sürdürülebilir tasarım gibi kavramlar ile grafik tasarımın işlevindeki dönüşümler irdelenmiştir. Sonrasında grafik tasarımın sadece bir iletişim aracı olmanın ötesine geçtiği ve pazarlama, finans, psikoloji gibi disiplinlerle nasıl birlikte kullanıldığı ele alınmıştır. Ayrıca, medyanın ve reklamcılığın ihtiyaçların manipülasyonu gücü ve Post-Truth çağı ile tasarımın ilişkisi bağlamında, bu araştırmanın neden gündeme alındığı belirtilmiştir. Reklamcılık sektöründe kullanılan tasarımların iyi ve başarılı olarak nasıl tanımlanabileceği, evrensel standartlarının neler olabileceği ve taraflara göre nasıl değişkenlik gösterebileceği incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda, iyi tasarımın en önemli niteliği olan ikna ediciliğin etik çerçevesi araştırılmış ve günümüzde bu sınırların ötesine geçen ikna edici tasarımlar tespit edilmiştir. Tasarımlar, evrensel etik anlayışı doğrultusunda incelenmiş ve kullanıcıların rasyonel kararlarını manipüle eden karanlık örüntü tekniklerine hangi ölçülerde maruz kaldıkları araştırılmıştır. Böylelikle, kullanıcıların literatürde tanımlı olan hangi karanlık örüntü türüyle hangi sıklıkla karşılaştığı, karanlık örüntülerin tüketicilerin kararlarını etkileyip etkilemediği, karanlık örüntülerin gerçekliğine tüketicilerin hangi oranda inanıp inanmadığı; demografik özelliklerin karanlık örüntülerle ilişkisinin olup olmadığı gibi veriler niceliksel olarak elde edilmiştir. Nicel araştırma desenlerinden biri olan betimsel araştırmaya göre planlanan bu çalışmada, veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmıştır. Surveymonkey.com üzerinde oluşturulan çevrim içi anket, Türkiye'nin farklı bölgelerinde yer alan üniversitelere gönderilmiş ve çoğunluğunu akademisyen, memur ve öğrencilerin oluşturduğu 405 katılımcıdan veri toplanmıştır. Anket formu, yabancı literatürde araştırmacılar tarafından ortak paydada buluşarak tanımlanan ve sıklıkla kullanılan karanlık örüntü tiplerinden örnekler alınarak hazırlanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, katılımcıların neredeyse tamamının birçok platformda karanlık örüntülere maruz kaldığı belirlenmiştir. Ağırlıklı olarak web sayfaları ve mobil uygulamalar olmak üzere; kullanıcıların oyun konsolları, televizyon, gazete, mağaza vitrinleri ve basılı yayınlarda karanlık örüntüleri deneyimledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların karanlık örüntülerde sunulan içerik bilgisine yönelik görüşleri değerlendirilmiş ve sunulan bilgilerin doğruluğuna yönelik eğilimin kararsız olma yönünde olduğu görülmüştür. Takip eden eğilimler ise, bilgilerin doğruluğuna inanmama ve doğruluğuna inanma olmuştur. Karanlık örüntülerin, katılımcıların kararlarını etkileme durumlarına yönelik sonuçlar değerlendirildiğinde ise, çoğu katılımcının kararlarının etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda, bu çalışmanın temel aldığı problem olan "karanlık örüntülere karşı kullanıcılara farkındalık kazandırılması" gerekliliği araştırma sonuçlarına göre nicel bulgularla desteklenmiştir. Anahtar kelimeler: Grafik tasarım, kullanıcı arayüz ve deneyim tasarımı, ikna edici teknolojiler, bilişsel önyargılar, davranışsal iktisat, karanlık örüntüler.

Ömer Erdem
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

İnorganik katı atıkların mısır pastası üretiminde değerlendirilmesi ve karakterizasyonu

Artan nüfus ile birlikte inorganik katı atıkların farklı sektörlerde değerlendirilmesi popüler olmuştur. Bu çalışmada inorganik katı atıkların türü, katkı miktarı, tane boyutu ve form büyüklüğünün Mısır pastası üretimine etkileri 950℃ ve 1050℃ sıcaklıklarda araştırılmıştır. Kırma-öğütme-eleme işlemlerinden geçirilen tane büyüklüğü 0,5mm, 1mm ve 4mm boyutlarına getirilen cam ambalaj atıklarından beyaz meyve suyu şişesi, mavi soda şişesi, yeşil soda şişesi, araba camı, kahverengi bira şişesi ve yeşil şarap şişesi camı tozları ağırlıkça %40-%55 oranında hazırlanan Mısır Pastası reçetelerine ilave edilmiştir. Ayrıca metal atıklardan demir, pirinç, alüminyum ve anahtar tozu Mısır Pastası reçetelerine ağırlıkça %5 ilave edilmiştir. İnorganik katı atıklardan cam atığı ve metal atığı katkılı 950C'de en iyi erime gösteren ve verilen şekli koruyan 6 adet Mısır Pastası örneği seçilerek Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile mikroyapısal, Enerji Dağılımlı Spektrometre (EDS) ile mikrokimyasal özellikler açısından incelenmiştir. Mısır pastası uygulamalarında çiçeklenme yöntemi kullanılmıştır. Atık katkılı Mısır pastalarının şekillendirilmesinde alçı ve silikon kalıp; ayrıca serbest el ile şekillendirme yöntemleri kullanılmıştır. Bu çalışmada kullanılan farklı cam ambalaj atıkları ve metal tozlarının 950 C'de Mısır pastası üretimine uygun olduğu görülmüş, 5 cm üstünde formlar üretilmiştir.

Özlem Sağlıyan Sönmez
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Grafik tasarım ve matematiksel düşünme diyalektiği üzerine bir dijital eğitim materyali önerisi

Farklı disiplinlerin kesişiminde gelişen tasarım disiplini, 21. yüzyılın bilişsel ve teknolojik dönüşümlerine paralel olarak matematiksel düşünme ile yeni bağlar kurmaktadır. Grafik tasarım ve matematiğin ortak düşünsel yapıları, disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alınarak bu çalışmada dijital bir eğitim materyaline dönüştürülmüştür. Giriş bölümünde grafik tasarımın yalnızca estetik değil, aynı zamanda bilişsel, işlevsel ve analitik süreçleri kapsayan çok katmanlı bir yapı olduğu belirtilmiş; matematiksel düşünmenin problem çözme, örüntü kurma, genelleme ve mantıksal akıl yürütme süreçleriyle tasarımla örtüştüğü tartışılmıştır. Kuramsal çerçevede problem türleri, bilgi ve düşünme ilişkisi, farklı zeka türleri ile yaratıcı ve matematiksel problem çözme süreçleri incelenmiştir. Sonraki bölümlerde matematiksel düşünmenin aşamaları, yöntemleri, türleri ve tutumları; grafik tasarımın tarihsel gelişimi, kavramsal çerçevesi ve ürün geliştirme süreçleriyle ilişkilendirilmiştir. İki disiplinin ortak kavramsal yapı taşları — oran, denge, hizalama, örüntü ve sistematik düşünme — üzerinden kurulan diyalektik, teorik bağlamı güçlendirmiştir. Uygulama bölümünde geliştirilen dijital eğitim materyalinin (e-kitap) tasarım süreci, hedef kitlesi, bilgi mimarisi ve görsel düzenleri ele alınmıştır. Sonuç olarak, grafik tasarım ve matematiksel düşünmenin birbirini besleyen yapıları vurgulanmış; geliştirilen materyalin tasarım eğitiminde problem kurma ve düşünme becerilerini destekleyici katkılar sunacağı ortaya konmuştur.

Kavramsal düşünmeMatematiksel düşünmeTasarım odaklı düşünme
Burçak Salman Kızılok
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Özgün form ve yüzeylerde ignimbrit hammadesiyle renk ve doku arayışları

Seramik sanatında renk ve doku, formun ifadesini güçlendiren temel unsurlar arasında yer almaktadır. Renk, pişirme sürecinde malzemenin kimyasal ve fiziksel tepkimeleriyle oluşurken, doku ise yüzeyin algılanabilir fiziksel özelliklerini belirlemektedir. Bu çalışmada, ignimbrit hammaddesi kullanılarak seramik yüzeylerde alternatif renk ve doku etkileri araştırılmıştır. İgnimbrit, volkanik kökenli bir malzeme olup içerdiği demir oksit ve silikat mineralleri sayesinde seramik yüzeylerde doğal pigment olarak işlev görmektedir. Çalışmada, Kayseri-Tomarza bölgesinden temin edilen ignimbrit hammaddesi, iki ve üç boyutlu özgün seramik formların yüzeylerinde renk ve doku oluşturmak amacıyla kullanılmıştır. Seramik formlar, 900 ℃'de bisküvi pişirimi yapılmış, ardından ignimbrit boyar maddesi yüzeye püskürtülerek 1200 ℃'de 2. pişirim gerçekleştirilmiştir. Bu süreç sonucunda, ignimbritin seramik yüzeylerde noktasal dokular oluşturduğu ve renk geçişlerinde doğal bir varyasyon sağladığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, döngü kavramı çerçevesinde ele alınan özgün formlar, malzemenin dönüşüm sürecini ve seramik sanatındaki estetik ve kavramsal derinliği vurgulamaktadır. Çalışma, ignimbrit hammaddesinin seramik sanatındaki potansiyelini ortaya koyarken, doğal malzemelerle alternatif yüzey arayışlarına katkı sağlamaktadır.

Deniz Kurtay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yaratıcı endüstrilerde yeni bir yaklaşım Metaverse; NFT konsept tasarımları.

Yaratıcılık, insanın doğasında yer alan, sanat, müzik ve edebiyat gibi alanlarda kendini en güçlü şekilde ifade ettiği bir kavram olmuştur. Psikoloji ve bilişsel kapsamda yaratıcılık, genellikle esneklik, özgünlük, akıcılık ve problem çözme becerileri ile ilişkilendirilmektedir. Bunun haricinde yaratıcılık; sanat, bilim, mühendislik, iş dünyası ve günlük yaşam gibi çeşitli alanlarda da kendini göstermektedir. Bu kavram, bireylerin ve toplumların gelişiminde kritik bir rol oynamaktadır, zira yenilik ve ilerleme genellikle yaratıcı düşüncenin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Yaratıcılık yalnızca kişilerin ve toplumların soyut merkezli üretimlerinde değil; aynı zamanda istihdam sağlayıp, ekonomik gelirlerini elde ettikleri birçok disiplinde de kendini göstermektedir. Yaratıcı endüstriler başlığı da tam bu birleşimde ortaya çıkmaktadır. Yaratıcı endüstriler merkezinde sanat, medya, tasarım ve yazılım teknolojileri gibi çeşitli meslek dallarını barındıran 1990'larda Avrupa'da özellikle İngiltere'de oluşumlanmış bir istihdam politikasıdır. Bu politika bahsedilen alanlarda inovasyonu ve yaratıcılığı teşvik ederek, hem bireylerin hem de toplumların yaratıcı potansiyellerini gerçekleştirmelerine olanak tanımaktadır. Bu endüstriler, sanat, tasarım, medya, reklamcılık, yazılım geliştirme ve eğlence gibi alanlarda yoğunlaşarak, bireysel yaratıcılığı toplumsal ve ekonomik katma değere dönüştürmektedir. Yaratıcı endüstriler, bireylerin estetik ve entelektüel yeteneklerini ticari ürün ve hizmetlere entegre ederek, inovasyonu teşvik eder ve kültürel zenginliği artırmaktadır. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte dijital dünyada da kendini güçlü bir şekilde göstermektedir. Bu dijitalleşme, yaratıcı endüstrilerin de dönüşümüne yol açmıştır. Sanat eserleri dijital platformlarda sergilenmekte, müzik dijital olarak dağıtılmakta, filmler ve oyunlar dijital platformlarda tüketilmektedir. Ancak, bu dijital dönüşümün en heyecan verici yönlerinden biri, Metaverse adı verilen yeni bir dijital evrenin yaratılmasıdır. Metaverse, geleneksel internetin ötesine geçen, 3D sanal dünyaların bir araya gelmesiyle oluşturulan geniş ve etkileşimli bir dijital evrendir. Bu evrende insanlar, gerçek dünyadaki gibi etkileşimde bulunabilir, işbirliği yapabilir, eğlenebilir ve hatta ticaret yapabilirler. Yaratıcı endüstriler için Metaverse, yeni ve heyecan verici fırsatlar sunar. Sanat galerileri ve müzeler, sanal gerçeklik teknolojisi sayesinde ziyaretçilere eserlere daha derinlemesine bir şekilde bakma fırsatı sunabilir. Canlı performanslar, sanal mekanlarda gerçekleştirilebilir ve izleyiciler dijital avatarları aracılığıyla etkileşime geçebilirler. Film ve televizyon yapımcıları, izleyicilere hikayelere katılma ve etkileşimli deneyimler yaşama fırsatı sunarak yeni türler deneyebilirler. Bu yeni dijital evren, sanat eserlerinin NFT (Non-Fungible Token / Nitelikli Fikri Tapu) olarak tapulaştırılmasını, sanal konserlerin ve sergilerin düzenlenmesini ve kullanıcıların kendi içeriklerini yaratıp, ticaretini yapmalarını mümkün kılmaktadır. Örneğin, dijital sanatçıların eserlerini NFT olarak satması, sanat piyasasında yeni bir paradigma oluşturmakta ve sanatçıların eserlerinden doğrudan gelir elde etmelerini sağlamaktadır. Bu açıdan düşünüldüğünde Metaverse'ün içindeki NFT başlığı yaratıcı endüstriler ile yakından alakalıdır. NFT'leri yaratıcı endüstriler ile bağlantılı hale getiren bir başka başlık ise konsept tasarımı olmuştur. Konsept tasarımı; bir eserin veya ürünün görsel ve işlevsel temellerini belirleyen yaratıcı süreci ifade eder. Bu süreçte, karakterlerin, mekanların, objelerin ve diğer görsel unsurların tasarımı, eserin estetik ve anlatısal bütünlüğünü sağlamaktadır. Konsept tasarımı genel olarak, çizgi film ve animasyonlarda, dijital oyunlarda, sinema filmlerinde ve kurgusal projelerde kullanılmaktadır. Bu aşamadan geçen projeler genellikle izleyicisi veya alıcısıyla çok daha kolay bağ kurabilmekte; bundan dolayı ekonomik kazanç anlamında daha büyük başarılar elde etmelerine yol açmaktadır. Metaverse'de de içerik bakımından derinliği sağlanan görseller; NFT olarak satışa sunulduğunda alıcıların daha kolay bağlantı kurmasını sağlayabilir ve satışlarında daha fazla gelir elde etmesi beklenebilir. Hem yaratıcı ve yenilikçi yanının ağır basıyor oluşundan ötürü, hem de ekonomik faydaları göz önüne alındırıldığında; yaratıcı endüstriler kapsamında yeni bir yaklaşım olan Metaverse'ün sanatsal üretim alanı olan, NFT'lerde konsept tasarımı süreci araştırmaya değer bir alan olarak önem arz etmektedir.

Orhan Tutaysalgır
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Temel sanat eğitimi bağlamında plastik üretim ve kavramsal üretim ikiliği üzerine bir çözümleme

Bu çalışma, çağdaş temel sanat eğitiminde süregiden plastik üretim-kavramsal üretim ikiliğini uzlaştırmayı amaçlar. Bu ikilemin, geleneksel ve kavramsal sanat araçlarını kendi belirlediği 'yapım' anlayışında yorumlayarak plastik odaklı sonuçlar üreten, bunu yaparken kavramsal sanatçı-eğiticilerin önerdiği 'Sanat Dil' ekolünü göz ardı eden 'Sanat Yapımı' ekolünden kaynaklandığını ileri sürer. 'Sanat Dil' ekolünün de sanatı, geleneksel sanatların üst dili olarak yorumladığı halde geleneksel olanların dilsel doğasının ne anlama geldiğini açıklamayarak bu ikileme katkıda bulunduğunu ekler. Bu çerçevede, her iki ekolün de 1960'lı yıllarda, erken modernist sanatın mantıkçı pozitivistlere özgü indirgemeci yaklaşıma tabi tutulmasıyla ortaya çıkan formel ve kavramsal sanatın temel eğitim modelleri olduğunu gösterir. Buradan hareketle, plastik üretim-kavramsal üretim ikiliğini uzlaştırmak üzere, 'Sanat Yapımı' ve 'Sanat Dil' yerine, her birinin kökeni niteliğindeki Bauhaus Vorkurs'una (Ön Kurs) ve Marcel Duchamp'ın readymade anlayışına başvurur. Ve bunları, Immanuel Kant'ın Saf Aklın Eleştirisi metninde sunduğu duyma yetisi ile anlama yetisi olanaklılığını dışsallaştıran çalışmalar yaptıkları şeklinde çözümler. Böylece, temel sanat eğitimindeki plastik üretim-kavramsal üretim ikiliğinin, temel sanat araçlarının insan deneyiminin koşullarını dışsallaştıran dilsel (temsili) düzlemler olduğu gösterildiğinde aşılabildiği sonucuna erişir. Anahtar kelimeler: Temel sanat eğitimi, saf aklın eleştirisi, ön kurs, hazıryapım.

Elif Kılıçdoğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanatın zihinsel bir etkinlik olarak tanımlanabilmesinin koşullarını zihin felsefesi bağlamında anlamaya yönelik bir araştırma

Bu tez çalışması "sanat zihinsel bir etkinliktir; fakat bütün zihinsel etkinlikler sanat değildir; o halde hangi zihinsel etkinlikler sanat olarak tanımlanabilir?" biçimindeki akıl yürütmeden türemektedir. "Hangi zihinsel etkinlikler sanat olarak tanımlanabilir?" sorusu bizi doğrudan "zihinsel etkinlik" deyiminin nasıl tanımlanması gerektiği biçimindeki zihin felsefesi problemine götürmektedir; "zihinsel etkinlik" deyiminin nasıl tanımlandığına bağlı olarak, sanatın zihinsel bir etkinlik olarak tanımlanabilmesinin koşulları da değişmektedir. Şimdi "sanat zihinsel bir etkinliktir." önermesi, zihinsel durum ve süreçlerin deney ve gözlem olanaklarının ötesinde bir şeymiş gibi görünmesi dolayısıyla fizikselliğin ardında bir tür hakikate gönderme yapar. Öyle ki bu hakikatte "fiziksel olan" ile "fiziksel olmayan" arasındaki ayrım belirleyici olur; bu belirleyici koşul sanat etkinliğinin varlığına ilişkin sorgulamaları ortak biyolojik eğilimlerin söz konusu olduğu veya olabileceği bir düzlemden koparır. Fakat halk psikolojisi bu ontolojik kopuşun karşısında konumlanır ve sanatın gayri-maddi olduğu varsayılan muhtevasının kamusal düzeyde paylaşılabilmesinin bir imkanını yaratır. Halk psikolojisi kavramlarının nörofizyolojik göstergelere indirgendiği senaryoda ise sanat etkinliği yaşanması muhtemel bir ontolojik belirsizlikten kurtulmaktadır. Bu kurtuluşta baskın kodifikasyon, sanat etkinliğinin nörofizyolojik göstergeler üzerinden tanzim edilebileceği yönünde nörobilim tarafından gerçekleştirilir. Fakat bu devinimde nörofizyolojik göstergelerin sanat etkinliği olduğu varsayılan fenomenal durumlar ile ne ölçüde eşlenebileceğinin saptanamaması, epistemik düzeyde bir belirsizlik yaratmaktadır. Fenomenal durumların doğrudan değil, ancak dolaylı olarak okunabileceği kısıtlığı bu epistemik belirsizliğin temel nedenidir ve nihayetinde bu neden, sanat etkinliğinin fenomenal karakterinin erişimsizliği ile neticelenmektedir. Davranışçılık bu epistemik boşluğun doldurulmasına "bir düzey" yardımcı olur; "davranış pekiştirme öyküsü" ve "kültürel öğrenme süreçleri" gibi ölçekler sağduyunun aşıldığı durumlarda evrimsel biyoloji ile hizalı bir paradigma yaratılmasına imkân verir. Fakat davranışçı metodolojiye ait "kişi" referansı, güvenilir bir nihai bilgi şematize edilmesine öyle ki engeldir. Sonuç olarak karmaşık beyin aktivasyonlarının birlikteliğinden türeyen çok boyutlu fenomenal durumların içeriği ile bu durumların nörofizyolojik göstergesi arasındaki epistemik boşluk, "hangi zihinsel etkinlikler sanat olarak tanımlanabilir?" sorusuna bir yanıt üretmeyi güçleştirmektedir. Bu nedenle halk psikolojisi, mevcut bir nörobilimsel açıklamanın imkansızlığı dolayısıyla, "sanat zihinsel bir etkinliktir." önermesinin anlam inşasında ve bu anlamın kamusal düzeyde paylaşılmasında vazgeçilmez bir pragmatik kuram olma rolü üstlenmektedir.

Güzel sanatlarSanat felsefesiZihin felsefesi
Tayfun Akdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş portre sanatında lifin materyal olarak kullanılmasına yönelik uygulamalar

İplik günümüzde sanatçılar için oldukça ilgi çekici bir malzeme haline geldi. Sanatçılar ipliğin farklı niteliklerini ön plana çıkararak eserlerinde değişik anlatım yollarına gittiler. İplik çizgi olarak kullanıldığı gibi ipliğin hissedilebilir yapısı, rengi, dokusu, kalınlığı, sertliği ya da yumuşaklığı gibi özellikleri ipliği; sanatçılar için cezbedici kıldı. İpliğin tarihine bakıldığında ilk kullanımına dair net bir bilgi olmamakla beraber, insanların liflerden ip yaparak ipi dokuma işini icat ettiği görülmektedir. Böylece insanlar ipliği hem giyeceklerinde kullandılar hem de barınaklarının yapımında kullandılar. Hayvan kemiklerinden yaptıkları iğnelerle deri ve kürkleri birleştirerek dokuma giysiler elde ettiler. M.Ö. 7.000 yılına tarihlendirilen en eski dokuma giysi Türkiye'de bulunurken M.Ö. 6.500 yılına tarihlendirilen en eski iğne işi ise İsrail'de bulundu. 18. Yy.'da Sanayi Devrimi ile fabrikasyon üretim başladı. Sanayi Devrimiyle beraber el sanatlarının da yok olmaya yüz tutmasıyla buna tepki olarak İngiltere'de Art&Craft hareketi doğdu. 20. Yy ile sanatçılar farklı anlatım yollarını tercih etmeye başladılar. Bauhaus Okulunun yaratıcılık ve tasarım kavramlarını benimsemesiyle goblen, kumaş ve iğne işine önem verildi. Böylece nakış zanaat kimliğinden sıyrılarak sanatsal kimliğine kavuştu. 1. Lozan Tepestry Bienali'ne katılan Gunta Stölz, Anni Albers ve Otto Berger, lif sanatının oluşumuna katkı sağlamış Bauhaus ailesine mensup sanatçılardır. Magdalena Abakanowicz, Sheila Hicks, Claire Zeisler ve Lenore Tawney gibi çağdaş sanatçıların lif sanatına katkıları da bu alanın sanatta kendine daha sağlam yer kazanmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada portre sanatı, sanatçıları, çağdaş portre sanatı ve çağdaş portre sanatında lifin kullanıldığı çalışmalar incelenmiştir. Bu çalışma; inceleme sürecinde elde edilen bulgular ışığında kendi sanatsal dilimin oluşması bağlamında, kişisel sanat üretimlerimin gelişimini ve dönüşümünü, üretimlerimle beraber gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.

Nihan Karadeniz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Oryantalist resimlerde ötekinin temsili olarak Türk imgesi

Bu tez, Oryantalist ressamların eserlerine konu olarak seçtikleri Türk/Osmanlı imgesini nasıl betimlediklerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Varlığı Doğu ile Batının varlığı kadar eskiye dayandırılabilecek Oryantalizm disiplini, temelde Doğu ve Batı dünyaları arasında hüküm sürdüğü düşünülen bir hâkimiyet mücadelesi ve çatışma üzerine kurulmuştur. Bugün kullanılan anlamda Oryantalizm/Şarkiyatçılık çalışmaları, başlangıçta Doğu ve İslam dünyasını keşfetme amaçlı akademik bir disiplin olarak ortaya çıksa da zamanla değişikliğe uğramış ve Oryantalistlerin seyahatnamelerdeki yazıları yanında yaptıkları resimlere de yansımıştır. Oryantalist resimler, önceleri batının doğuyu keşfetme aracı olarak kullanılsa da zaman içerisinde doğuya gitmeden ve doğuyu görmeden resimlerde "hayali bir doğu" imajı yaratılmıştır. Yaratılan hayali doğu içerisinde Oryantalist sanatçılar tarafından sosyal yaşam içerisinde sıklıkla ele alınan konuların başında gelen Türk imajı, sosyal bir gerçekliği temsil ederken sanatçıların bilinçaltı yaklaşımlarına bağlı olarak yeni bir gerçeklik olarak ortaya çıkmıştır. Batılı sanatçının kendi öznel tavırları üzerinden yaratılan bu imajlar, özne ve nesne ya da "merkez" ve "öteki" olarak iki farklı temsilin var olması üzerine inşa edilmiştir. Oryantalizmin söylem ve pratiğinin Türk imajı üzerinden ele alındığı bu konu öncelikle kavramsal açıdan ele alınmış daha sonra tespit edilen resimler irdelenmeye çalışılmıştır. Özellikle oryantalist resimlerde bir ötekileştirme olarak ele alınan ve tasvir edilen Türkler "Barbar/Korkunç, Tembel/aylak, Cahil, Müslüman, Şehvetli/kösnül olarak sınıflandırılmış ve Said'in örtük oryantalizm felsefi düşüncesi kapsamında analiz edilmiştir. Yapılan analizlerde Oryantalist resimler içerisinde tasvir edilen Türk imajının Batı'da olumsuz şekilde oluşmasına ve yerleşmesine neden olduğu anlaşılmaktadır.

OryantalistOryantalizmResim sanatı+5
Kimray Baş
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Tipografi mekân ilişkisi üzerine alan kurgu ve deneysel uygulama örnekleri

Sanatçının eseriyle, izleyicisiyle ve mekânıyla beraber iletişim sürecinin irdelendiği 'katılımcı-izleyici' kavramının ortaya çıkması, yakın geçmiş ve günümüzde hayli önem kazanmıştır. Bu bağlamda, eser; çevresiyle, sergilendiği mekânla bütünleşen, anlam kazanan bir duruma gelmiştir. Tipografi de bu ortam içerisinde önemli bir yere sahip olan tasarım unsuru ve etkili bir iletişim elemanıdır. Tipografi mekân ilişkisinin etkisini ve o etkinin potansiyelini açığa çıkarmak için yapılan bu araştırma; alan kurgularında, tipografik unsurların önemini ortaya koymak ve tipografik yerleştirmeler yoluyla katılımcılar ile sessiz bir iletişim kurulabileceğini göstermek adına deneysel bir yerleştirme uygulamasıdır. Araştırmanın amacı; yazıya boyut, hareket, renk, ışık, fotoğraf, video gibi olgular ekleyerek fikrin, durumun, özetle farkındalığın arttırılmasını sağlamaktır. Araştırmanın ilk üç bölümünde, tipografi ve enstalasyon kavramları ele alınmış, tipografik alan kurgular üzerine çalışan örnek sanatçı ve eserleri incelenerek, üç boyutlu bir mekânda, tipografi ile enstalasyon arasındaki ilişki saptanmaya çalışılmıştır. 'Algısal deneyimi' konu alan, enstalasyonu diğer sanatlardan ayıran en önemli faktörlerden biri 'mekân' kavramıdır. Mekân ve zaman kavramına, araştırmanın dördüncü bölümde; Tipografi ve alan kurguda sanatsal pratiklerinin alt başlıkları içerisinde yer verilmiştir. Tipografi ve enstalasyon arasında birbirini tetikleyen, geliştiren, büyüten ilişki, araştırmanın odak noktasıdır. Araştırma konusunun oluşumunda, tipografi gibi güçlü bir iletişim kanalı ile izleyicide, derin ve kalıcı izler bırakarak, onların sosyal olaylara farkındalık yaratma çabasına girmelerini sağlamak düşüncesi etken olmuştur. Çalışmanın beşinci bölümünde çalışmanın deneysel içeriğini oluşturan; kadına şiddet konulu tipografik alan kurgu denemesi için üretilen eserlerin yer aldığı sergi düzenlemesine yer verilmiştir. Yerleştirmeler ile tipografi ve enstalasyon arasındaki etkili iletişim gücü bağlamında, ortaya konulan eserler üzerinden son yıllarda daha da artan bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıkan kadına şiddet konusunda farkındalık yaratılması amaçlanmıştır. Araştırmacı tarafından 10 adet tipografik eser üretilerek, Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi içerisinde kurgusal düzenlemeyle 16-19 Şubat 2023 tarihleri arasında izleyicinin dikkatlerine sunulmuştur.

Alan kurguEnstalasyonGrafik tasarımı+3
Tuba Bilirdönmez
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kastamonu Yılanlı Külliyesi taş süslemelerinin çini mozaik tekniği ile özgün tasarımlara uygulanması

Araştırma kapsamında Kastamonu Yılanlı Külliyesi taç kapıda bulunan taş tezyinatı ele alınmıştır. Yapılan alan yazın taramalarında; XIII. yüzyıl taş bezeme özelliklerini gösteren kitabenin yanı sıra geometrik, bitkisel ve rumi kompozisyonlardan oluşan süslemelerin yoğun kullanıldığı gözlemlenmiştir. Yapılan uygulamalar ve Yılanlı Külliye Taç kapı tezyinatında bulunan XIII. yüzyıl taş isçiliği Anadolu Selçuklu Dönemi sanatını yansıtmaktadır. Tez kapsamında yapılan çalışma Yılanlı külliyesi taç kapı süslemeleri ile sınırlandırılmıştır. Bu bağlamda, Selçuklu sanatından günümüze kadar Yılanlı külliyesi taç kapıda yer alan taş süslemelerin; kompozisyon, malzeme, teknik ve boyut bakımından mozaik tekniğinde uygulamaları yapılmıştır. Uygulamalar, taş malzeme ve geleneksel desenin çini malzeme yüzeyine uygulanması, sanatta deneysel sürecin işletilmesi ve gözlemlenmesi açısından önemlidir. Çalışmaya konu olan, Yılanlı Külliyesi taç kapı tezyinatı örneği üzerinden, tabak ve silindir formlar, döküm tekniği ile üretilmiştir. Üretilen formlar üzerine mozaik tekniği, Sır kazıma (sahte mozaik) tekniği ve kakma mozaik tekniğiyle uygulama yapılmıştır. Uygulanan sanatsal çalışmalar, günümüz geleneksel Türk sanatına örnek ve kaynak oluşturması amacı ile tez kapsamında üretilmiştir.

DarüşşifaKastamonuKülliyeler+5
Nihal Köse
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş resim sanatında desen ve deformasyon

Sanat insanın kendini en iyi ifade etme biçimi olarak tarihsel gelişimi içerisinde farklı anlayış ve kavramlar üzerinde meydana geldiği bilinmektedir. Buna bağlı olarak sanat tarihinin başlangıcından itibaren insanlar, iletişim aracı olarak yazıdan önce çizgi, sembol ve şekilleri kullanmıştır. Mağara duvarlarına ve yüzeylerine yapılan bu desenler, modern dönemin ikinci yarısına kadar olan süreçte sanatçılar tarafından boya resminin bir ön taslak, eskiz ve hazırlık aşaması olarak kalmıştır. Desen sanatçıların kişisel üslup arayışlarıyla birlikte gözlemlerini aktarırken duygu ve düşüncelerini ifade etmek istemeleri sonucu gelişim göstermeye başlamıştır. Bundan kaynaklı sanatçının doğada var olan nesneleri ve imgeleri duygusal yönden algılayıp tekrar biçimlendirmesi sonucu deformasyonlar da ortaya çıkmaya başlamıştır. Sanatçıların üslup arayışlarına girmeleri, zaman içerisinde gelişen toplumsal olayların var olması, teknolojinin gelişmesi ve günümüz sanatında sınırsız malzemenin sanata dahil edilmesi ile desen ifade aracı olarak ele alınmıştır. "Çağdaş Resim Sanatında Desen ve Deformasyon" konulu bu tezde, desenin ilk oluşumundan günümüz resim sanatına kadar sanatçıların, yeni üslup arayışları ve yaratma olguları bağlamında farklı disiplinler açısından ele alınmıştır. Bu doğrultuda yaratıcı bireylerin, "deformasyon (biçim bozma)" yaratım sürecine etkisi ve çizilen formların deformasyon yoluyla betimlenmesi bu tezin özünü oluşturmaktadır. Ortaçağ temel alınarak, modern döneme kadar sanatçıların biçimleri, biçim bozumuna uğratmaları, örnek desenler üzerinden incelenmiştir. Desen, çağdaş sanatın getirmiş olduğu olanaklarla, yaratıcı bireylerin farklı malzemeleri ifadeyi daha güçlü hale dönüştürmek için kullandığı bilinmektedir. Bu doğrultuda, sanatçıların biçimleri estetik kaygı gütmeden çizmeleri, beraberinde deformasyonunda kullanımını arttırmış, düşünceler ve kavramlar eserlerde daha ön planda tutulmuştur. Çağdaş sanatta, desen ve desende deformasyon, sanatçıların bazı çizimleri üzerinden akımlar göz önünde bulundurularak araştırılmıştır.

DeformasyonDesenModern resim+4
Büşra Nur Cengiz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Peyzaj resminde soyut ve soyutlama

Sanat, tarih boyunca insanların kendilerini ifade etmelerinde bir araç görevi görmüştür. Resim sanatının süreci, doğada bulunan nesnelerin taklidiyle başlamıştır. İlkel çağlarda resim, somut olandan yola çıkılarak görülen olgu ve nesnelerin yüzeye aktarıldığı bir eylem niteliği taşımıştır. İnanç, kültürel oluşum, politik yapı, teknolojik gelişmeler resim sanatını etkileyen unsurlar olmuştur. Süreç içerisinde yaratıcı eylem içinde olan bireylerin artan bilgi ve deneyimleriyle gelişen sanat, içinde yer aldığı toplumların düşünce biçimlerinden farklı şekillerde etkilemiştir. Sanatçılar, gelişen toplumsal ve sosyolojik durumlara paralel olarak gerçeği olduğu gibi aktarmak yerine, nesnenin özünü açığa çıkarmak istemişlerdir. Bu motivasyon tasvir edilen sahnelerin realizmden uzaklaşarak stilize ve deforme etmeye, nihayetinde de soyutlamaya ve soyuta doğru evrilmesine zemin oluşturmuştur. Ancak öze ulaşma kaygısıyla ortaya konulan soyut veya soyutlama resimlerin ayırt edilebilirliğinin sağlanması açısından, bu kavramlarındaki anlam karmaşıklığının giderilmesi bir gereklilik haline gelmiştir. Bu nedenle, bu tez çalışması kapsamında sıklıkla karıştırılan soyut ve soyutlama kavramları felsefi açıdan değerlendirilmiş ve ilgili kavramlar sanat akımları üzerinden açıklanmıştır. Doğadan yola çıkılarak ve nesneyle bağlantısını tam kesmeden oluşturulan soyutlama eylemleri, sanatçıların dünyayı algılama biçimlerine göre şekillenmiştir. Zamanla ressamların, peyzaj unsurlarını yorumlama tavırlarına bağlı olarak kompozisyonlar, soyutlamadan soyuta evrilerek nesneye olan bağımlılıktan kurtulmuştur. Figüratif resimden peyzaja kadar geniş bir skalada ortaya konulan soyut ya da soyutlama resimler ele alınan konu çerçevesinde kendi olgusunu oluşturmuştur. Ancak peyzaj resimlerde soyutlama kaygısı, onu tanımlama da yararlanılan betimlemelerden dolayı üzerinde çokça tartışılan bir çalışma süreci olarak görülmektedir. Özellikle sanatçılar için soyutlama peyzaj unsurları, kendi düşün dünyalarını ifade etmekte taşıyıcı bir niteliğe sahip olmuştur.

PeyzajResim sanatıResimler+2
Sibel Öksüz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Japon sumi-e sanatında Zen Budizm etkileri ve minimalist yaklaşımlar

Sanat tarihin her döneminde var olmuş; inanışlar, kültürel ögeler ve düşünsel farklılıklar etkisiyle şekillenmiştir. Uzak Doğu sanatsal yaratımlarını, kültürlerini oluşturan felsefeler bağlamında ortaya koyarak gelenekselleştirmiştir. Japonya'nın kültür ve sanatsal kaygılarını kadim uygarlıklardan Çin'in etkisi ile inşa edip zamanla özümsediği görülmektedir. Uzak Doğu sanatının (özellikle Çin) geleneksel ifade biçimlerinden biri olan sumi-e sanatı, Japon sanatında Zen Budizm düşünce sisteminin etkisi ile farklı bir yapılanma oluşturmuştur. Sumi-e sanatı; tarihsel gelişimi, kullanılan malzemeleri, ilk dönem sanatçıları incelenerek Zen Budizm felsefi düşünce sistemiyle bağlantısı irdelenmiştir. Zen Budizm öğretisinin yansıması Japonya'da yaşam ve sanatların iç içe olduğunu göstermiştir. Zen Budizm etkisi ile sumi-e sanatında minimalist yaklaşımlar görülmüş, Batı sanatında 1960'lı yılların sanat akımı olarak bilinen Minimalizm ile farklı bir oluşum içerisinde olduğu saptanmıştır. Batı sanat yapılanması içerisinde yer alan minimalizm akımı ve sumi-e sanatındaki minimalist yaklaşımlar incelenerek aralarındaki etkileşim araştırmada sunulmuştur. Araştırma literatür taraması ve kaynak incelemesi yöntemi ile ele alınmıştır. Yapılan çıkarımların kaynakça sınırlı olan sumi-e sanatı ile ilgili sağlıklı veriler sunması ve alana katkıda bulunması amaçlanmıştır.

BudizmJapon sanatıMinimalizm+3
Neslihan Ayhan Karaahmetoğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

2020-2022 yılları arasında gösterime giren animasyon film jeneriklerinin tipografi bağlamında incelenmesi ve bir animasyon film jeneriği uygulama önerisi

Endüstri devrimi olarak adlandırılan 20. yüzyıl, teknolojik gelişmelerin yaşandığı, sanat ve tasarım disiplinlerinin irdelendiği ve yeniden şekillendiği bir dönem olmuştur. Sanatçı ve tasarımcılar makineleşme karşısında, içinde bulundukları yaşam koşullarına ve sanat biçimlerinin herkes tarafından kabul gören estetik anlayışına tepki göstererek, yenilikçi bir yaklaşımla kendilerini ifade etmeye çalışmışlardır. Bu dönemde sanattan ayrıştırılan grafik tasarım, basılı yayınların hız kazanmasıyla birlikte ön plana çıkan bir disiplin olmuştur. Özellikle görsel iletişimi sağlayan tipografi tekniği, sanatçı ve tasarımcıların çalışmaları üzerinde büyük bir rol oynamıştır. Anlam itibariyle tipografi, harflerin belirli çerçevede düzenlenmesiyle oluşturulan, işlevsel ve sanatsal özelliklerle kurgulanan bir tasarım tekniğidir. Günümüzde teknolojinin sunduğu olanaklarla kullanım alanı genişleyen tipografi, durağan yapıdan sıyrılarak kinetik bir yapıya dönüşmüştür. Kinetik tipografi, tipografinin hareketli bir formudur ve tipografik ögelerin zaman içindeki hareketi ile karakterize edilir. Bu teknik, ses, müzik animasyon ve hareketli grafikler ile birlikte, bilgisayar programları üzerinde tasarlanır ve izleyiciye etkileşimli bir deneyim sunar. Kinetik tipografi, modern dijital dünyanın popüler bir trendi haline gelmiştir. Kısa sürede, jeneriklerden, bilgisayar oyunlarına, müzik kliplerine, eğitici videolara ve dijital medyaya kadar yaygınlaşarak birçok alanda kendine yer edinmiştir. Sinema teknolojisiyle birlikte ilerleme kaydeden jenerikler, kinetik tipografinin etkin olarak kullanıldığı bilgilendirici içeriklerden biridir. Jenerikler, filmin başlangıcında veya sonunda gösterilir ve filmin öyküsüne iletişimsel açıdan katkı sağlar. Bu çalışmanın amacı son zamanlarda artış gösteren animasyon filmlerinin jeneriklerinde kullanılan kinetik tipografilerin; önemini, etkisini ve gelişimini irdelemek ve bir uygulama önerisi getirerek literatüre katkı sağlamaktır.

Animasyon filmlerCanlandırmaGrafik tasarımı+3
Esra Akova
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dısney Pıxar animasyon film afişlerinin grafik tasarım bağlamında incelenmesi

İnsanoğlunun yazma, çizme ve tasarlama isteğini tarih boyunca içselleştirmesi ve kendini ifade ediş biçimi olarak yansıtması, grafik tasarımın temellerini oluşturmuştur. Zaman içerisinde; iletişim kavramının öneminin artması ile birlikte grafik tasarım alanında da birçok yenilik ortaya çıkmıştır. Grafik tasarımın yapı taşlarını oluşturan, tasarım ilke ve unsurları tasarıma yön vererek tasarımcıya ışık tutmaktadır. Grafik tasarımda; üretme ve çoğaltma isteği matbaanın icadı ile hız kazanmış, tüm sektörlerde olduğu gibi sinema sektörü de bu hızlı gelişimin sonuçlarından olumlu yönde etkilenmiştir. Yapılan filmlerin tanıtımında önemli bir rol üstlenen afiş tasarımları, grafik tasarımın etkili iletişim araçlarından biridir. Bu anlamda sinema endüstrisinde, son yıllarda artan bir ivmeyle varlığını sürdüren animasyon filmleri için yapılan afiş tasarımları da gerek hedef kitlesinin genişliğini gerekse tasarım ve uygulama özellikleri bakımından öne çıkmaktadır. Bu araştırmanın amacı; grafik tasarım bağlamında, Pixar animasyon film afişlerini incelemektir. Literatür taraması çalışmanın nitel verilerini oluşturmak için kullanılmıştır. Araştırmada ele alınan afişler temel tasarım ilkeleri doğrultusunda çözümlenerek, değerlendirilmelerde bulunulmuştur. Buna göre Disney Pixar animasyonları için hazırlanan araştırma kapsamı ve sınırları içerisindeki afiş tasarımları incelendiğinde; genel anlamda tasarım ilke ve elemanları çerçevesinde hazırlanmış olduğu görülmüştür. Animasyon film sahnelerindeki kareler, filmlerin başkahramanları ve filmlerin ana temalarının afişlere yansıtıldığı gözlemlenmiştir. Afişlerde açık kompozisyon kullanılarak derinlik hissi verilmiştir. Afişlerdeki renk kontrastları ile tasarımlar ön plana çıkarılmıştır. Valör kullanımı; tasarıma derinlik, dolgunluk verirken, afişte yer alan nesnelerin ve kahramanlar arasındaki mesafelerin, yakınlık-uzaklık ilişkisi ışık gölge ve renk pigmentleriyle ayarlanmıştır. Afişlerde yakınlık-uzaklık ilişkisi kurularak bir denge sağlandığı görülmektedir. Afişlerdeki boşluk-doluluk oranının doğru ve dengeli kullanımı tasarımı rahatlatmakta, izleyicinin gözünü yormamaktadır.

AfişlerAnimasyon filmlerCanlandırma+5
Aysel İnanç
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yaran kültürü ve bu kültüre ait müzikal özelliklerin inclenmesi (Kastamonu-Tosya örneği)

Seyirlik oyunların oynandığı, halkın hep birlikte yemekler yediği, hoş sohbetlerin edildiği ve yaranlar tarafından oluşturulan bu topluluk Kastamonu'nun Tosya ilçesinde de varlığını sürdürmektedir. Kastamonu'nun Tosya ilçesinde varlığını 700 yıldır sürdüren bu gelenek, gerekli kültürel alt yapı sağlandıktan sonra 2009 yılından itibaren Yaran meclisleri kurularak aktif hale getirilmiştir. Bu çalışmada, Kastamonu Tosya ilçesinde yer alan yaranlık geleneğinin temel yapısını, sürdürülebilirliğini ortaya çıkarmak ve müzikal açıdan incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden katılımcı gözlem modeli kullanılarak bulgular elde edilmiştir. Araştırma kapsamında Tosya yöresinde bulunan 6 katılımcı ile görüşülerek, yaran geleneği hakkında bilgi, nota ve görsellere ulaşılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, yaran geleneğinin Tosya ilçesinde toplumsal yapıyı güçlendirdiği, ahlaki ve sosyal kuralları yazılı olmadan topluma benimsettiği görüşülmüştür.

Halk kültürüKastamonu-TosyaKültür+6
Arzu Öznalbant Gün
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk mitolojisindeki "Kadın" konulu efsanelerin yüksek baskı tekniğine yönelik kompozisyon ve baskı uyarlamaları

Mitler toplumların içerisinde bulunduğu duruma göre değişiklik göstermiştir. İlk çağlarda insanlar arası iletişim kısıtlıyken zamanla yeni yöntem ve tekniklerle gelişmiştir. Bu gelişim süreci birçok efsanenin günümüze ulaşmasını sağlamıştır. Efsanelerin nerden geldiği, nasıl oluştukları, farklı kültürlerdeki benzerlik veya farklılıklarını araştıran bilim dalına mitoloji denir. Milletlerin kendine has mitolojik anlatıları bulunmaktadır. Türk mitolojisi de anlatılarıyla zengin bir alandır. Anlatıların derinine inildiğinde kadının Türk mitolojisi için ne ifade ettiği önemli bir husus olmuştur. Türk mitolojisindeki efsanelerin içerisinde kadının karakteristik yapısının ve özelliklerinin nasıl olduğu, ailede hangi konumlarda yer aldığı ve üstlendiği görevlerin ne olduğu, erkek karakterler ile arasındaki benzerlik ve farklılıklar bize Türk tarihi ve mitolojisinin kadına bakış açısını göstermektedir. Türk mitinde kadın kutsal bir varlık olarak nitelendirilmiş ve kadınsız ne devlet ne de aile işleri yürümemiştir. Kadın karakterler de erkek karakterlerin yapabildiği işleri yapabilmiş hatta onlardan da üstün geldiği zamanlar olmuştur. Bu araştırmada Türk mitolojisi ekseninde "Kadın" konulu efsaneler araştırılarak belirlenen anlatılar için disiplinler arası bir yaklaşımla yüksek baskı tekniğine yönelik kompozisyon düzenlemeleri ve baskı uygulamaları yapılmıştır.

Baskı teknikleriEfsanelerKadınlar+5
Esra Atacan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

2015-2020 arası Emrah Yücel film afişlerinin grafik tasarımı açısından incelenmesi

Grafik tasarım görsel aktarım sürecinde etkin rol oynamaktadır. Diğer görsel aktarım süreçlerinin başlangıcını oluşturan grafik tasarım iletişim ihtiyacının basit ve karmaşadan uzak biçimde aktarılmasını sağlamaktadır. Eski dönemler yeni istek ve ihtiyaçların doğmasıyla şekillenirken iletişim kurma ihtiyacı ise insanoğlunun var olduğu her dönemde kendini göstermiştir. Afiş kullanımı ise iletişim ihtiyacının karşılanmasında aktif olarak kullanılan görsel aktarım biçimidir. Afişler sembollerle eşgüdümsel olarak aynı görevi üstlenmektedirler. Anlatım ve aktarım yüzdeleri oldukça yüksek olan afişler sektörler arası da yaygın olarak kullanılmaktadır. Pazarlama, tanıtım, bilgi aktarımı süreçlerinde ilk sırada kullanılan grafik elemanıdır. Tez kapsamında iletişim ihtiyacının veya iletim sürecinin kısa ve öz biçimde aktarılması noktasında afiş kullanımı azımsanmayacak derecede çoktur. Bu sürecin aktarımında estetik görüntünün de süreci etkilemesinden yola çıkılarak afiş tasarım sürecinde yüzey üzerinde konumlandırılan görsellerin estetik bütünlük ve ahenk içerisinde tasarımda kullanılması için kılavuz görevi gören grafik tasarım ilke ve elemanlarından faydalanılmaktadır. Sürece dahil olan elemen ve ilkeler mesajın etkileyici ve vurucu olması ayrıca amaca hizmet noktasında tasarıma yön vermektedir. İletişim ve aktarım sürecini bünyesinde barındıran afişler birçok alanda kullanılarak satın alma ve karar vermede etkin rol oynamaktadır. Yoğun olarak görsel tabanlı kullanılan afiş, zihinde canlandırma sürecine de büyük katkı sağlamaktadır. Ayrıca afişler görsel tabanlı diğer alanlarda da kullanılmaktadır. Bu alanların başında sinema sektörü gelmektedir. Sinemada da kullanılan afişler izleyicinin karar vermesini ve film hakkında fikir sahibi olmasını amaçlayacak görsel ve metinsel ifadelerle tasarlanmaktadır. Birçok teknik ve görsel ifadelerin bulunduğu afişleri estetik bütünlük çerçevesinde sunmak için grafik tasarım eleman ve ilkeleri kullanılmaktadır. Vurguyu destekleyen grafik tasarım eleman ve ilkeleri film ve tasarım arasında köprü görevi görmektedir. Tez kapsamında yer alan Emrah Yücel'in tasarladığı film afişleri iletişim ve aktarıma kulak vermektedir. Birçok materyalin bir araya gelmesiyle oluşan bu afişler grafik tasarımı açısından analiz edilerek değerlendirilecektir.

Serenay Çetindağ Bozkurt
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ekolojik sanat yaratımında malzeme olarak atık camların kullanımı

İnsanlar tarihin başlangıcından bu yana doğa ile insan iç içe yaşamlarını sürdürmüş, insanlar hayatlarının her alanında doğadan faydalanmışlardır. Doğanın bütün güzelliklerinden faydalanan insanoğlu, zamanla doğayı tahrip ederek ekosistemi olumsuz yönde etkilemiştir. Sanayinin gelişim göstermesi çevrede büyük tahribata yol açmış, çevreye verilen zarar sanatçılar tarafından ele alınarak, yapılan sanatsal çalışmalar ile birlikte doğaya karşı duyarlı bir tavır sergilemişlerdir. 1960'lı yıllarda sanatçıların ekolojik sanat çatısı altında üretmiş oldukları çalışmalar ile birlikte ekolojik bilinç temalı sanatsal çalışmalar artış göstermiştir. Bununla birlikte gelenekseli reddetmiş, yapmış oldukları çalışmalarda hazır nesne ve atık nesneleri kullanarak düzenlemeler oluşturmuşlardır. Kimi sanatçılar ise, çalışmalarını doğrudan doğa üzerinde düzenlemeler yaparak meydana getirmiştir. Tüketimin kültürünün değişim göstermesi ve üretimin hızla artış sağlaması atık problemini beraberinde getirmiş, pek çok sanatçı atık nesnelerden kompozisyonlar kurarak eserler ortaya koymuşlardır. Atık nesneler arasında çevreye en çok zarar veren maddelerden birisi olan cam, ekolojik sanat bağlamında sanatçılar tarafından sıklıkla kullanılmaktadır. Camın sanatsal olarak ele alınması ilkel tarihlere kadar dayanmaktadır ve bu durum cam malzemenin sanatsal yaratıcılıkta önemini ortaya koymuştur. Günümüz sanatında çevre kirliliği ve cam atıkların artış göstermesi sanatçıların yaratıcı eserleri ile birleşerek, çalışmalar ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çalışmasının kapsamında ekolojik sanat ve atık cam malzemelerin sanatsal dönüşümleri ele alınmış, atık cam kullanan sanatçılar ve sanatsal uygulamalar ile desteklenmiştir.

Özay Kurt
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Patafizik kavramı bağlamında postmodern sanatta nesne

20.yy'da ciddi bir ilerleme gösteren teknoloji, bilginin yayılmasını da kolaylaştırmış, her şey herkes tarafından sorgulanabilen bir durum haline gelmiştir. Zira doğa bilimleri sadece fen alanlarını ilgilendiren bir durum olmaktan çıkmış, görsel ve edebi alanlarında ilgisini çekmeye başlamıştır. Uzun zamandır sanatçılara ilham veren; madde, mevcudiyet ve varoluş kavramları bünyesinde irdelenen bir durum halini almıştır. Birçok alanda ele alınan maddenin gizemli hali, paramparça edilmiş ve daha karmaşık bir hale getirilmiştir. Bu noktada kimileri için kırıntılarla oynanan bir oyun olarak nitelendirilen postmodernizm ortaya çıkmıştır. Süreç içerisinde sanatçıların zihninde yaratıcılığın sınırlarını da zorlayan bir oluşum için aktif rol oynayan fen bilimleri, postmodern dönem ile birlikte boyut değiştirmiş patafizik denilen yeni bir sanat formu ortaya koymuştur. Bahsedilen yeni sanat formu içerisinde atom, kuantum, entropi, kaos gibi olgular bulunurken, bu sorgulamaların tümü patafiziği yani istisnalar bilimini kapsamaktadır. Aynı zamanda teknoloji imkânlarının yaratım süreçlerine etkisi bazında postmodern sanatta yeni kavramlar sanat alanına girmiştir. Bunlar; pastij, parodi, temellük gibi kavramlar olurken temelde ortaya konulan durum öykünme ve kopyadır. Çeşitli postmodern sanatçılar tarafından kullanılan bu yöntemler sanatta yeni bir algı oluşturmuştur. Bu algı, özgünlükten ziyade tasarı üzerinden yaratı olması durumudur. Bu tezde, postmodern dönemde patafiziğin varlığı, alanı ve referans olduğu kuram ve sanatçılar üzerinde durulurken, sanatta nesnenin aldığı yeni anlam irdelenmiştir.

KaosNesnePostmodern sanat
Merve Mehtap Bulut
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Manga ve anime çizimlerinde figür

Manga, Japonya'dan başlayıp geçmişten bugüne kadar gelişen, çevirisi yapılıp dağıtılan, her türden çizgi romana verilen isimdir. Anime, Japonya'da üretilen bir animasyon türüdür. Manga ve anime çizimlerinde figürler önem kazanmıştır. Figüre gerçekçi yaklaşılan dönemlerden günümüz manga ve anime karakterlerine kadar olan süreçte, karakter tasarımlarında büyük ölçekte değişimler meydana gelmiştir. Manga, ortaya çıktığı yıllarda çizgi roman kategorisinde kendisine has bir anlatım oluşturmuştur. Manga ve animede kullanılan dil ve tasarlanan karakterler her yaştan insana hitap etmeye başlamıştır. Böylelikle anime ve mangalara olan ilgi artmıştır. Manga ve anime karakterleri, yaşam tarzından fiziksel özelliklerine kadar her alanda bütün detayları görülebilecek şekilde çizilerek, bir anlatım dili oluşturulmuştur. Bu da manga ve animede görselliği daha güçlü bir duruma getirmiştir. Okuyucu kitlesinde olduğunu gibi izleyici kitlesinde de önemli bir yere sahip olan karakter tasarımları, son yıllarda teknolojinin gelişimi ile birlikte animasyon filmlerine de ilgiyi giderek arttırmıştır. Yerelden çıkıp evrensele yayılan anime filmlerinin eğlence sektörlerinde de yerini aldığı görülmektedir. Manga ve anime sanatının etkilerini günümüz animasyon ve çizgi romanlarında görmek mümkündür.

Berfin Arzu Arslan Özer
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yavuz Durak eserlerinin çocukların benlik saygısına etkisi (Atam- Yanlış Masal-Bana Bir Şarkı Söyle örneği)

Çocuk şarkılarının, çocukların bilişsel ve duyuşsal olmak üzere tüm gelişimsel süreçlerine destek olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada Yavuz Durak eserlerinin çocukların benlik saygısına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntem deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda yapılandırılmış görüşme formu, nicel boyutunda ise ön test ve son test kontrol grupsuz yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma grubunu KASMEK 9-12 yaş aralığında bulunan toplam 50 kişilik çocuk korosu öğrencileri oluşturmaktadır. Veriler, Rossenberg benlik saygısı ölçeği ve 10 sorudan oluşan yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler, SPSS 13 programı ile frekans ve yüzde tablosuna dönüştürülmüştür. Katılımcılardan elde edilen açık uçlu sorular ise kod ve kategori halinde tablolaştırılarak sunulmuştur. Yapılan araştırma sonucunda çocukların ön test ve son test puanları baz alınarak benlik saygılarının yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bilgiden yola çıkılarak, şarkıların çocukların benlik saygısına etkisi olmadığı saptanmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda ise çocukların bakış açıları ve görüşleri üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Yapılan deneysel işlemde Yavuz Durak'a ait Atam, Yanlış Masal, Bana Bir Şarkı Söyle eserlerinin, çocukların kendi benliklerine ait bakış açılarında olumlu görüş geliştirmeye faydalı olduğu tespit edilmiştir

Canan Pirci
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk müziğinde çalgı yapım geleneğini yaşatan kültür temsilcileri (Kastamonu ili örneği)

Müziğin önemli yapı taşlarından olan çalgı, Türk müziğinde 'de önemli bir önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada müziği oluşturan unsurlardan birisi olan çalgı yapımı hakkında bir araştırma yapılarak müziğin doğuşundan günümüze kadar olan süreçteki çalgı yapımın tarihi ve gelişim evresi incelenmektedir. Bu incelemeler yapılırken birçok başlık incelenmiş ve çalgı yapım ile ilgili olan başlıklar tezin kuramsal çerçevesine alınarak literatüre en iyi şekilde katkı sağlaması amaçlanmıştır. Çalgı yapım sanatının bir bilim dalı olduğu ve çalgı yapımın en ince detayına kadar inceleyen bu bilim dalı insanlık tarihinin başlangıcındaki haberleşme, eğlence vb. gibi etkinlikte ses çıkartmak amaçlı yapılan tüm aletlerden günümüz teknolojisinin gelişim göstermesiyle birlikte insan eli değmeden yapılan çalgıları anatomik, fiziksel ve akustik açısından incelenmesini sağlamıştır. Bu bilim dalının en büyük temsilcisi "Preatorius" olmuştur preatorius yazmış olduğu kitabının ikinci cildine vermiş olduğu "De Organographia" ismi ile çalgı bilimi olan Organoloji'nin isim babası olmuştur. Ülkemizde yapılan ilk organoloji çalışmaları 19.yy da derleme çalışmaları sırasında çalgılarında kaydedilmesi ile başlamıştır. O zamandan günümüze akademik çalışmalar ile organoloji çalışmaları sürmektedir. Ülkemizin neredeyse her ilinin müzik kültürü olsa da bu farklılıklar çalgılara da yansıyarak birçok bölgeye has çalgılar imal edilmekte ve çalınmaktadır. Bu araştırmada Kastamonu ilinde oluşan müzik kültürü ve bu müziklere eşlik eden enstrümanları araştırmanın yanında çalgı yapım ustaları da incelenmiştir. Bu incelemeler sonucun da Kastamonu yöresinde genellikle kıyı kesimlerinde gelenek olarak literatürde Klasik Kemençe olarak bilinen çalgının yöresel olarak Tırnak Kemane adını almış ve her türlü eğlencelerde Tırnak kemane olmazsa olmaz haline gelmiştir. Tırnak kemane eşliğinde yapılan müziğe geleneksel köçeklik geleneği eşlik ederek renkli bir kültür yaşanmaktadır. Kastamonulu Çalgı yapım ustalarının geneli Tırnak kemane çalgısı imal etmektedirler ve bunun yanında Bağlama çalgısının imalatı ile uğraşan ustalarda yoğun olarak görülmektedir. Genel olarak bakıldığında Kastamonu genelinde Halk müziği çalgılarının imalatı yoğun olarak görülmektedir. Halk müziği çalgılarının yanında Türk müziği ince sazlarının yapımı ile uğraşan ustalarda bulunmaktadır.

Sait Demir
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Âşıklık geleneği ve Cem evlerindeki müziklerin analizi (Tokat ili Zile ilçesi örneği)

Müziğin söz ve hareket unsurlarıyla birlikte nesilden nesile aktarılması geleneği, küreselleşme olgusunun da olumsuz etkisiyle yok olma tehdidi altındadır. Dolayısıyla müziğin nesilden nesile aktarılması küreselleşen dünyada kültürel kalıt elde etme açısından önemlidir. Âşıklık geleneği ve cem evlerindeki müzik kültürü, kendine has özellikleri ve üslubu ile birlikte asırlarca yaşatılmış ve korunabilmiştir. Çalışmada, Tokat İli Zile İlçesi âşıklık geleneği ve Cem evleri müziklerinin oluşum aşamalarını, bilinmeyen yönlerini ortaya çıkartmak, geleneksel müzik kültürünü temsil eden kültürel ve müzikal unsurları analitik ve kültürel bağlamda tespit etmek amaçlanmıştır. Tokat İli Zile İlçesi âşıklık geleneğinin ve Cem evi inancının yaşatıldığı yörelerden birisidir. Çalışmada Tokat İli Zile ilçesinde yaşayan âşıklık ve Cem geleneğini sürdüren katılımcılar ile görüşmeler yapılmış, elde edilen bulgular nitel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışmada betimsel analiz modeli kullanılmıştır. Çalışma, Tokat Zile yöresindeki âşıkların ve Cem evlerindeki müziklerin çeşitliliğini gün yüzüne çıkartması açısından önem taşımaktadır. Çalışmanın sonucunda, âşıklık geleneği ve Cem ritüellerinin söz ve müzik aracılığı ile geçmişin kültürel birikimini günümüze yansıttığı görülmektedir. Âşıklık ve Cem geleneğinde kullanılan müzik kültür ve sanatının, yöre ve kültürel yapıdaki farklılıklarla beraber çeşitlilik gösterdiği görülmektedir. Cem ritüellerinde üç etek, kuşak gibi kıyafetler giyilmekte, temel çalgı aleti olarak bağlama ve ardından keman kullanılmaktadır. Âşıkların söz ve müziklerinin içeriğinde tasavvuf ilmi ve Ehl-i Beyt sevgisi konuları ön plandadır. Sözün taşıyıcısı olan âşıklık geleneği ezgilerinin ve Cem ritüellerinde kullanılan müziklerin halkın üstünde yaptığı etki, söz ile müzik birleşince daha güçlü olmaktadır. Farklı yörelerde âşıklık ve Cem geleneklerinin uygulama şekli farklılaşmakla birlikte, Tokat Zile ilçesinde belli başlı geleneksel uygulamalar devam etmektedir.

Arslan Akyüz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş koruma prensipleri çerçevesinde 1960'lardan günümüze Türkiye'de yazma kitap konservasyon ve restorasyon uygulamaları: Kitap Şifahanesi

Sanat ve bilim dünyasının bilgi kaynaklarının en başında el yazmaları gelmektedir. Zamanlarının din, tarih, felsefe, dil, coğrafya, fen bilimleri, astroloji gibi çeşitli konularını kapsayan bu eserler, geçmişten bugüne değerli bilgileri aktarmaktadırlar. Türkiye, Selçuklu ile çoğunluğu Osmanlı zamanlarına ait zengin bir el yazması koleksiyonuna sahiptir. Bu çalışmada ilk bölümde, el yazmalarının yazının bulunuşundan günümüze kadar olan evrimi incelenmiştir. Yazı malzemelerinin ve üretim süreçlerinin tarihi süreç içinde nasıl geliştiği ele alınmıştır. İkinci bölümde Süleymaniye Kütüphanesinin oluşumu ve yazma eserler kitap patolojisinin ortaya çıkısı, bölümleri ve işleyişi anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, çeşitli nedenlerle hasar gören el yazmalarının korunması ve eski haline getirilmesi için hangi önlemlerin ve işlemlerin uygulandığı açıklanmıştır. Bu bölümde, hasar gören yazmaların hangi koşullarda saklandığı ve zarar görenlerin nerede restore edildiği veya bunun mümkün olup olmadığının belirlenmesi için çalışmalar yapılmıştır. Sonuç bölümünde, el yazmalarının korunması ve restorasyonu konusunda yapılan çalışmaların değerlendirilmesine yer verilmiştir. Tezin, el yazması olan eserlerin korunması ve onarılması alanında farklı yaklaşımlar sunulması hedeflenmiştir.

Serpil Kaya
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya Vahid Paşa Kütüphanesinde korunan 3313 numaralı el yazması Kur'an-ı Kerim'in koruma ve onarım çalışmaları

Kütahya Vahid Paşa Yazma Eser Kütüphanesi, Vahid Paşa Koleksiyonu'na ait 3313 envanter numaralı Özbek Han için yazılmış olan Kur'an-ı Kerim'in koruma ve onarım çalışmaları tez çalışmasının konusunu oluşturmaktadır. Tez kapsamında, ele alınan eserin Kur'an olmasından dolayı ilk olarak Kur'an'ın tarihçesinden bahsedilmiştir. Kur'an sayfalarının bir araya getirilmesinden sonra insanların Allah kelamı olan Kur'an'a olan bağlılıkları ve hürmetinden dolayı oluşturdukları süslemeler, bezemler dönemin toplumsal yapısı konusunda bizleri bilgi sahibi yapması konusundaki öneminden bahsedilmiştir. Daha sonra geçmiş dönemler hakkında bizleri aydınlatan bu yazmaların birer tarihi belge niteliğinde olduğuna değinilmiş ve insanların çok eski zamanlardan beridir bağ kurdukları ve önem verdikleri tüm nesneleri koruma eğiliminde olduklarına değinilmiştir. Bu koruma isteğinden doğan koruma çalışmalarının her biri koruma ve onarım çalışmalarının temelini oluşturmaktadır. Buradan yola çıkılarak koruma ve onarım çalışmalarından bahsedilmiş, ülkemizde koruma ve onarımın tarihsel gelişimi anlatılmıştır. Koruma ve onarım çalışmalarının anlatılacağı eserin yer aldığı ve bağlı olduğu kütüphaneler hakkında bilgi verilmiştir. Çalışma kapsamında eserin adına yazılmış olduğu hükümdarı, müellifi ve içeriği hakkında bilgi verilmiştir. Çalışma süresince yapılan belgelemeler, analizler, konservasyon çalışmaları ve eserin konservasyon öncesi-sonrası durumları hem yazılı hem de görsel olarak anlatılmıştır. Bu çalışma ile bir eserin maruz kalmış olduğu bozulmalar karşısında nasıl ele alınması gerektiği, ne tür uygulamalardan geçtiğinin anlaşılması ve aktarılması amaçlanmıştır. Eserin bütün konservasyon çalışmaları Türkiye Yazma Eserler Kurumu Kitap Şifahanesi ve Arşiv Dairesi Başkanlığı'nda yapılmıştır.

Elif Özyalçın
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00