
6
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Deli Halil (Osmaniye) bazaltik pomzalarının cam seramik yapımında kullanım olanakları ve karakterizasyonu
Doğal kaynakların tüketimi sonucu artan hammadde ihtiyacı, çeşitli malzemelerin üretiminde atık malzemelerin ve doğal kayaçların alternatif hammadde olarak değerlendirilmesini kaçınılmaz kılmaktadır. Bu çalışmada, cam-seramik malzemelerin üretiminde kullanılabilecek alternatif hammadde kaynağı olabileceği düşünülen ve doğal kayaç grubunda yer alan; Doğu Akdeniz Bölgesi'nde geniş bir alana yayılmış yerüstü rezervine sahip bazaltik pomzanın cam seramik yapımında kullanılabilirliği araştırılmıştır.1450oC'de 3 saat bekletilerek dökülen cam örneğine diferansiyel termal analiz yapılmış, elde edilen sonuçlar doğrultusunda, çekirdeklenme ve ısıl işlemler uygulanmıştır. Uygulanan ısıl işlem koşullarında meydana gelen faz dönüşümleri ve mikroyapıları diferansiyel termal analiz (DTA), x-ışınları difraksiyonu (XRD) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile belirlenmiştir. Bazalt cam-seramiklerinin yoğunluk, sertlik ve eğilme dayanımı gibi fiziksel özelliklerinin yanısıra kimyasal özellikleri de tespit edilmiştir. Aynı işlemler belirli oranlarda (%2-%6) TiO2 çekirdeklendirici katkı maddesi ilave edilmiş bazalt camlarına da uygulanmıştır.Yapılan çalışmalar sonucunda bazaltik pomzadan camlaşma özelliği yüksek, homojen siyah renkli bazalt camları elde edilmiş; uygun ısıl işlemler sonucunda katksız bazalt camı ve %2-%4 TiO2 katkılı bazalt camlarının kristallendirilmesi ile piroksen fazı oluşmuştur. %6 TiO2 katkılı bazalt camlarının kristallendirilmesi ile de piroksen fazına ilaveten hematit fazı oluşmuştur. Çekirdeklenme ve kristal büyütme uygulanmış katkısız ve katkılı bazalt cam-seramiklerinin kimyasallara dayanımları oldukça iyi olup sertlik değerleri 615 ile 740 kg/mm2 (HV01) arasında, üç nokta eğilme dayanımları da 53-206 MPa arasında değişmiştir.
Gümüşköy (Kütahya) Ag yatağı çevresindeki sularda arsenik kirliliğinin incelenmesi
Bu çalışmada, Kütahya İli Gümüşköy Ag madeni çevresindeki sularda arsenik kirliliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda bölgede gözlenen 21 adet su kaynağından haziran ve ekim (2017) aylarında su örnekleri alınmıştır. Bu örneklerde hem katyon hem de anyon analizleri yaptırılmıştır. Alınan su örneklerinin anyon analizleri Elazığ İl Özel İdaresi Analiz laboratuvarındaki iyon analizöründe, katyon analizleri ise Acme (Kanada) Analiz Laboratuvarı'ndaki ICP-MS'de yapılmıştır. Bu analiz sonuçlarına göre yöredeki suların sınıflaması yapılmış ve buna göre bölgedeki suların Ca+2 ve HCO3- 'ca zengin sular olarak sınıflandırılmıştır. Bu çalışmada yöredeki suların arsenik kirlilik potansiyeli ortaya çıkarılmış ve bölgenin çok yoğun bir şekilde arsenik kirliliğine maruz kaldığı gözlenmiştir. Bölgedeki kuyuların ortalama 301 ppb, en yüksek ise 1735 ppb arsenik içerdiği saptanmıştır. Bölgedeki 21 suyun 11'inde WHO standartlarının (10 ppb) üzerinde arsenik değerleri saptanmıştır. Yöredeki arsenik kirliliği, Tavşanlı Volkanitleri içerisinde gözlenen sülfürlü cevherleşmelerle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Yöredeki yeraltı suları Piper diyagramı ile sınıflandırılmış ve bu sular Ca ve HCO3' ca zengin sular olarak tanımlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kütahya, Gümüşköy, arsenik kirliliği, yeraltı suları,
Guleman (Elazığ) krom yatağı çevresindeki sularda Lemna gibba L. ve Lemna minor L. kullanılarak Cr, Ni ve Co alım kapasitelerinin incelenmesi
Sucul bitkiler maden sularındaki ağır metalleri gidermek için oldukça ucuz ve etkilidir. L. gibba ve L. minor bitkilerinin Guleman krom yatağından gelen maden suları içerisindeki Cr, N ve Co metallerinin kaldırma kapasiteleri incelendi. L. gibba and L. minor bitkileri botanic bahçesinden toplandı daha sonra maden sularının bulunduğu gölalanı içerisine 8 gün boyunca yerleştirildi. Bu bitkiler her gün düzenli olarak hasat edildi ve laboratuvara taşındı. Laboratuvarda, bitkiler yıkandı, kurutuldu ve Acme Analiz Laboratuvarında (Kanada) Cr, Ni ve Co için ICP-MS'de analiz edildi. Analiz sonuçlarına göre; Cr için L. minor 8. günde % 398, L.gibba'da ise 8. günde % 196; Ni için L.minor 8. günde % 1473, L. gibba'da ise 8. günde % 307; Co için L. minor 8. günde % 223, L. gibba'da ise 8. günde % 166 gibi akümülasyonlar gözlendi.
Keban galeri suyunda Lemna gibba ve Lemna minor kullanılarak Ag ve Mn'ın giderilmesi
Bu çalışmada, Lemna gibba ve Lemna minor bitkilerinin galeri çıkış suyundaki Ag ve Mn giderim kapasiteleri incelenmiştir. Bu amaçla Lemna gibba ve Lemna minor bitkileri galeri çıkış suyuna yerleştirilen ve kesintisiz olarak beslenen reaktörlere adapte edilmiştir. Çalışma süresince (8 gün) günlük alınan su örneklerinde sıcaklık, pH ve elektrik kondüktivite değerleri (EC) anlık olarak ölçülmüş, bitkiler ise yıkanmış, kurutulmuş ve 300 oC' de etüvde 24 saat süre ile yakılmıştır. Kül örneklerindeki Ag ve Mn miktarları Acme (Kanada) analiz laboratuvarında ICP-MS ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre elde edilen veriler şöyledir: Ag için L.gibba 2. günde % 11439, L.minor ise 2. günde % 4770; Mn için L.gibba I. günde % 200, L.minor ise 2. günde % 155 gibi akümülasyon performansı göstermiştir. Ayrıca bu bitkilerin en ideal hasat zamanlarında ise L.gibba 5262 lt, L.minor ise 4484 lt sudan Ag gidermiştir. Aynı zamanda, L.gibba deneyin ilk gününde 185 lt, L.minor ise deneyin ikinci gününde 2190 lt sudan Mn akümüle etmiştir Anahtar Kelimeler: Akümülasyon, Lemna gibba, Lemna minor, ağır metal, galeri suyu, Keban
İkincil jipsler ve türedikleri sülfürlü cevherleşmeler arasındaki jeokimyasal ilişkiler
Sülfürlü cevherleşmelerin oksidasyon zonlarında ve maden işletme atıklarında; kükürdün oksidasyonu, sülfürik asit oluşturması ve Ca içeren litolojilerle etkileşimi şeklindeki zincirleme reaksiyonlar sonucu ikincil jipsler yaygın olarak oluşmaktadır. Benzer oluşumlar yüzeylenmemiş sülfürlü oluşumlardan sızan asidik maden suları akış yolları boyunca da gözlenebilmektedir. Kuramsal olarak, ikincil jipslerin türedikleri cevherleşmelerin jeokimyasal izini taşıması ve bu özelliği nedeniyle prospeksiyon çalışmalarında kolay erişilebilir, düşük maliyetli ve yüzeylenmemiş cevherleşmeler için bir araç olması beklenir. Bu tez çalışması kapsamında; başta Keban Batı Fırat sektöründe gözlenen geniş ikincil jips oluşumu olmak üzere, Keban Fluorit işletme alanlarında, Keban Doğu Fırat eski Pb-Zn işletmesi pasa ve galeri ağzı çevresinde, Maden Anayatak pasa alanlarında oluşmuş ikincil jipsler sistematik olarak örneklenmiştir. İkincil jipslerin mineralojisi ve jeokimyası; mikroskobik, XRD, XRF, ICP-MS, ICP-ES yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Bu araştırma ikincil jipsler ve türedikleri cevherleşmeler arasındaki yakın jeokimyasal ilişkiler olduğunu kanıtlamaktadır. Pb-Zn cevherleşmelerinden türeyen ikincil jipslerde Pb, Zn, Ag ve Cd içerikleri sırasıyla Pb:739, Zn:2573, Ag:1.3, Cd:18 ppm kadar ulaşabilmektedir. Maden Bakır yatağındaki ikincil jipslerde Cu içeriği 275 ppm kadar yükselmektedir. İkincil jipsler konusunda yapılan mevcut çalışmalar daha çok bunların çevreye etkileri konusundadır. Bu çalışma ikincil jipsleri jeokimyasal prospeksiyon aracı ve yöntemi olarak inceleyen ilk çalışma olacaktır.
Şırnak ili, merkez ve silopi ilçeleri sınırları dahilindeki asfaltit ocaklarının jeolojisi ve çevresel etkileri
Bu yüksek lisans tezinde, Şırnak ili Merkez ve Silopi ilçeleri sınırları içerisinde yer alan asfaltit ocaklarının jeolojik özellikleri, rezerv potansiyeli ve çevresel etkileri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Yaklaşık 150 km²'lik çalışma alanında, 1/25.000 ölçekli topografik paftalar kullanılarak yapılan haritalama çalışmalarında, İnsansız Hava Aracı (İHA) teknolojisi yardımıyla ortofoto ve nokta bulutu verileri elde edilerek sayısal haritalar oluşturulmuştur. Bu haritalar üzerine jeolojik veriler ve sondaj bilgileri işlenmiş, Avgamasya filonu için yapılan rezerv hesaplamaları sonucunda toplam 6.996.105 ton asfaltit rezervi tespit edilmiştir. Asfaltitlerin kalorifik değerleri 3.000–6.000 kcal/kg aralığında değişmekte olup, enerji üretiminde önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Türkiye genelinde Maden Tetkik ve Arama (MTA) tarafından belirlenen toplam asfaltit rezervi yaklaşık 82 milyon ton olarak bildirilmektedir. Çalışma kapsamında Avgamasya filonundan alınan 4.384 kg ve 3.400 kg ağırlığındaki numuneler laboratuvar ortamında analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda asfaltitin nem içeriği %1–2, kül oranı %35–44 ve kükürt oranı %4–7 arasında tespit edilmiştir. Termik kullanım açısından başlangıçta 30 MJ/kg olan kalorifik değer, uygulanan zenginleştirme yöntemleri sonucunda 36.26 MJ/kg seviyesine çıkarılmıştır. Çevresel etkileri azaltmaya yönelik olarak uygulanan işlemler arasında; flotasyon yöntemi ile kül oranı %32.95'e, aglomerasyon yöntemi ile %27'ye düşürülmüştür. Kimyasal liç uygulamalarında, özellikle %5 NaOH ve %40 HF çözelti kombinasyonu kullanılarak kül içeriği %13.89'a, kükürt içeriği ise %2.49'a kadar azaltılmıştır. Gravite ve yüzdürme yöntemleriyle ise %75 oranında yanıcı madde geri kazanımı sağlanmıştır. Asfaltitin çevresel etkileri değerlendirildiğinde; su kaynakları ve hava kalitesinin kullanım sırasında olumsuz etkilendiği belirlenmiştir. Sahadan alınan su numunelerinde kimyasal kirlenme gözlemlenmiş, kükürtdioksit (SO₂) emisyonunun ise yürürlükteki yönetmeliklerde belirtilen 350 µg/m³ sınır değerini aşma riski taşıdığı saptanmıştır. Ayrıca, asfaltit külleri içerisinde 2.118 ppm molibden, 2.447 ppm nikel, 231 ppm bakır ve 31 ppm selenyum gibi ağır metallerin bulunduğu belirlenmiştir. Şırnak-Silopi bölgesinde faaliyette olan 405 MW kapasiteli termik santral, asfaltitin enerji kaynağı olarak kullanımının önemli bir örneğini oluşturmaktadır. Bunun dışında asfaltit; asfalt yapımı, boya, yalıtım malzemesi, oto lastiği, mürekkep ve amonyak üretimi gibi çeşitli sanayi alanlarında da kullanılmaktadır. Sonuç olarak, Şırnak bölgesinde bulunan asfaltit yatakları enerji üretimi açısından büyük bir potansiyel taşımaktadır. Ancak yüksek kül ve kükürt içeriği nedeniyle çevresel etkiler göz önünde bulundurulmalı; asfaltitin temizlenmesine yönelik işlemler uygulanmalı ve bu doğrultuda çevreci üretim yöntemleri benimsenmelidir. Ayrıca, rezerv bazlı planlamaya geçilmesi, kapalı işletme yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve iş sağlığı-güvenliği standartlarının artırılması önerilmektedir. Tez kapsamında, asfaltitin enerji kaynağı olarak kullanımından doğan çevresel etkilerin azaltılmasına yönelik mevcut ve önerilen yöntemler ayrıntılı şekilde açıklanmıştır.