Recently Added Theses
View AllFarklı döşeme sistemine sahip betonarme yapıların değişik analiz parametrelerine ve diğer ülke yönetmeliklerine göre bazı imalat maliyetlerinin karşılaştırılması
Yapılar tasarlanırken kullanım amaçları, ekonomik koşullar ve inşa edildikleri bölgenin depremsellik durumu yapı maliyet koşullarını önemli ölçüde etkilemektedir. Ülkemiz dünya üzerinde aktif olan fay kuşakları üzerinde yer alan sürekli depremlere maruz kalan ve deprem gerçeği ile yüz yüze bulunan bir ülkedir. Bu yüzden depremler, kullanılan yapı sistemleri ve yapı kullanım amaçları yapı maliyetlerini önemli ölçüde etkilemektedir. Yapıları depreme dayanıklı inşa etmek için deprem tehlikesi etkisinde bulunan ülkeler asgari koşulları içeren kendi yönetmeliklerini kullanmaktadırlar. Buna göre Avrupa topluluğu içerisinde yer alan ülkeler, birlikteliği sağlamak için depreme dayanıklı yapı tasarımı koşullarını içeren norm olan Eurocode 8'i kullanmaktadır. Eurocode 8 depreme dayanıklı yapı inşası için genel koşulları içermektedir. Yüksek depremselliğe sahip alanlarda Eurocode 8'e göre bazı deprem parametreleri ulusların kendi otoritelerine bırakılmıştır. Ülkemizde kullanılan deprem yönetmeliği ile Eurocode 8 depreme dayanıklı yapı tasarımının felsefesi açısından büyük benzerlikler taşımaktadır. Bu çalışmada ilk olarak yapısal tasarıma etki eden bina önem katsayısı, deprem bölgesi, döşeme sistemi değişimi ve bina katsayısının değişiminin yapı maliyetine etkisi araştırılmıştır. İkinci olarak ise Eurocode 8 ve TDY 2007 yönetmeliği tasarım koşullarına göre yapılan SDY betonarme çerçeveli bir sistemin iki farklı paket programa göre metraj ve maliyetlerinin karşılaştırılması yapılmıştır. Parametrik çalışmaya konu olan bina modelinde en uygun maliyetli döşeme sistemi kirişli döşeme sistemi, en fazla maliyetli döşeme sistemi ise kirişli döşemeye nazaran yaklaşık % 20'lik bir maliyet fazlasıyla kirişsiz döşeme olmuştur. Bina önem katsayısında en önemli yapı ile en önemsiz yapı arasında tüm döşeme sistemlerinde kalıp ile beton miktarında önemli bir atış meydana gelmemiş ancak donatı miktarında % 10-17'lik bir artış olmuştur. Deprem bölgesi değişikliğinde ise 1. ve 4. Derece deprem bölgeleri arasında özellikle donatı metrajında yaklaşık %10-30 arasında artışlar meydana gelmektedir. Yönetmeliklere göre maliyetlerin karşılaştırılmasını içeren tezin ikinci kısmında ise Eurocode 8'e göre hesaplanan binanın maliyetleri bizim yönetmeliğimize göre hesaplanandan daha fazla çıkmaktadır. Betonarme binaların depreme dayanıklı hesap kuralları açısından Eurocode 8'in bizim yönetmeliğimize göre daha kapsamlı bir yönetmelik olduğu söylenebilir.
Tarihi yapılarda taşıyıcı sistem özellikleri, hasarlar için onarım ve güçlendirme teknikleri, Zenburi mescidi'nin model analizi
Ülkemiz kültürel ve tarihi açıdan çok önemli ve değerli tarihi yapı envanterine sahiptir. Bu yapılar geçmişin binlerce yıllık kültür birikiminin ve medeniyetlerin emarelerini taşımaktadır. Ülkemizdeki tarihi yapılar o bölgedeki coğrafi, jeopolitik, sosyolojik, malzeme vb. birçok unsurdan etkilenerek yapılmıştır. Çoğu yığma yapı olarak inşa edilen yapıların günümüze kadar doğa ve insanoğlunun yıpratıcı etkilerine karşı ayakta kalmaya çalışmaktadır. Tarihi yapıların bu yıpratıcı etkilerden korunması gelecek nesillere güvenli bir şekilde aktarılması gerekmektedir. Çalışmamıza örnek teşkil edecek tarihi yapı; yüzyıllardır medeniyetlerin buluştuğu Anadolu Selçukluların payitahtı Konya ilindeki 13. yy. Selçuklu yapısı Zenburi mescididir. Mimarı açıdan kesit ve iç tasvir olarak kare bir plan üzerinde tek mekanlı, son cemaat yeri olan tuğla örgülü ve motifli büyük bir kubbeye sahip olan mescitte taşıyıcı sistemin durumu, kullanılan malzemelerin özellikleri, oluşan hasarların değerlendirilmesi, mevcut durumunun tespiti, uygun onarım – güçlendirme önerisinin yapılarak gelecek nesillere aktarılması, gerekli parametrelerin tartışılarak çözüm önerilerinin ortaya konması amaçlanmaktadır.
Meteorolojik verileri kullanarak aylık tava buharlaşmasını tahmin etmek için yapay zeka metotlarının uygulanması
Bu çalışmada aylık açık yüzey buharlaşma tahmini amaçlanmıştır. Aylık buharlaşmayı tahmin etmek için, Türkiye'deki Konya Kapalı Havzası'nda Devlet Meteoroloji İşleri tarafından işletilen üç istasyonun (Konya, Karaman, Aksaray) toplam yağış, ortalama sıcaklık, minimum sıcaklık, maksimum sıcaklık, ortalama rüzgâr hızı, ortalama nispi nem, ortalama buhar basıncı ve ortalama atmosferik basınç meteorolojik verileri yapay zeka tekniklerine input olarak kullanılmıştır. İstasyonların aylık buharlaşma tahmini için, MLP-SCG, MLP-GDX, RBNN, GRNN, ANFIS, ε-DVR'yi içeren yapay zeka metodları kullanılmıştır. Sonuçlar, FAO-Penman-Monteith, Priestley-Taylor, Meyer ve Romanenko ampirik denklemlerinin sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Geliştirilen modellerin uygulanabilirliğini değerlendirmek için, Nash-Sutcliffe etkinlik katsayısı (NSE), ortalama mutlak hata (MAE) ve karekök ortalama karesel hata (RMSE) kullanılmıştır. Üç istasyonun sonuçlarına göre, en başarılı yapay zeka metodu, Karaman ve Aksaray istasyonlarında ε-DVR, Konya istasyonunda ise MLP-SCG modeli olmuştur. Buharlaşma tahmini için, kullanılan yapay zeka metotları arasında en kötü performans, Karaman ve Konya istasyonunda GRNN, Aksaray istasyonunda ise ANFIS metotlarında elde edilmiştir. Kullanılan ampirik denklemlerin sonuçları, FAO-Penman-Monteith denkleminin üç istasyonda da diğer ampirik denklemlerden daha başarılı olduğunu göstermiştir. Uygulanan modeller karşılatırıldığında ise buharlaşma tahmini için yapay zeka metotlarının ampirik denklemlere oranla daha başarılı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Buharlaşma, İklim Değişikliği, Konya Kapalı Havzası, Yapay Zeka Metotları.
Boron fosfat destekli pbı bazlı kompozit membranların hazırlanması ve özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada boron fosfat destekli (BPO4) PBI (polibenzimidazol) bazlı fiber ve döküm kompozit membranlar hazırlanması amaçlanmıştır. Polibenzimidazoller; hidroksamoil klorür ve diamino monomerlerlerinden DMF''li (dimetilformamid) ortamda 150 ᵒC'de katalizörsüz olarak hazırlanmıştır. Fiber için, % 20'lik polibenzimidazol çözeltisi sol-jel yöntemiyle DMF/aseton çözücü çifti kullanılarak PVDF (polivinilidin florür), BPO4 PBI-1 (1:1:1) oranlarında homojenizatörde hazırlanmıştır. Elektrospinle fiber eldesi için; 20 kV gerilim ve 15 cm aralıklı Al folyo üzerine yarım saatlik fiber biriktirmesi yapılmıştır. Çalışmamızda ayrıca PVDF/BPO4/PBI-1:(PBM-1); PVDF/BPO4/PBI-2:(PBM-2); PVDF/PBI-1:(PM-1) ve PVDF/PBI-2:(PM-2) döküm kompozit membranlar sentezlenmiştir. Fiber ve döküm kompozit membranlar için su tutma ve iyon değişim kapasiteleri hesaplanmış, taramalı elektron mikroskobu (SEM), yüzey temas açısı ölçümü, proton iletkenlik ölçümü, fourier transform infrared spektroskopisi (FTIR), diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) ve termogravimetrik (TGA) analizleri yapılmıştır. PBFM-1, PBM-1vePBM-2 membranlar için BPO4 varlığı X-ışını difraktometresi (XRD) analizinde doğrulanmıştır. Ayrıca PBFM-1 membranının atomik kuvvet mikroskobu (AFM) ile fiberin RMS değeri 113.404 nm olarak bulunmuştur. Farklı sıcaklıklarda proton iletkenlik ölçümleri yapılarak en iyi sonuç PBM-2 döküm membranında 120 °C'de (7.1×10-2 1/Ω×cm) olarak elde edilmiştir. İyon değişim kapasiteleri 3.12-5.68 mmol/g arasında değişmiştir. Bulunan değerlerin Nafion membran için elde edilen değerlerden (0.91 mmol/g) yüksek olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Boron fosfat, Kompozit membran, PBI hibrit,
Akrilamid esaslı hidrojel kompozitlerin hazırlanması ve özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada farklı bileşimlerde akrilamid (Aam) esaslı hidrojeller hazırlanmıştır. Çalışmada Aam ek olarak N-vinil-2-pirolidon (NVP), potasyum hümat (KHümat), polietilenglikol (PEG) kullanılarak hidrojeller hazırlanarak özellikleri araştırılmıştır. Aam-NVP kompozit hidrojeli radikalik polimerizasyon yöntemine göre iki monomerin çapraz bağlanmasıyla (kopolimer hidrojel) elde edilmiştir. Yarı IPN yapı elde etmek için farklı miktarlarda PEG ilave edilmiştir. Dolgu maddesi olarak potasyum hümat (KHümat) yapıya eklenmiştir. PEG miktarlarının ve yapıya eklenen dolgu maddesinin hidrojelin şişme davranışı ve termal özelliklerine etkisi incelenmiştir. Hidrojellerin karakteristik özellikleri Denge şişme yüzdesi, Fourier dönüşümlü kızılötesi (FTIR) analizi, Taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizi, Termogravimetrik analiz (TGA) ve Ultraviyole (UV) spektrofotometresiyle adsorpsiyon analizi ile belirlenmiştir. Farklı miktarlarda PEG eklenerek elde edilen yarı IPN hidrojellerde %10' luk PEG çözeltileri kullanılmıştır. En yüksek şişme değeri %1792,45 yarı IPN hidrojelde gözlenmiştir. En yüksek şişme kapasitesine sahip olan yarı-IPN hidrojel, metilen mavisinin adsorpsiyon uygulamasında adsorban olarak kullanılmıştır. Adsorpsiyon çalışmalarında optimum şartlardaki boyar madde giderim yüzdesi %86,03 olarak belirlenmiştir. Dolgu maddesi olarak KHümat'ın kullanıldığı hidrojel kompozitlerde ise en yüksek şişme değeri %1703,7 olarak gözlenmiştir. Kompozit hidrojellerde yapılan adsorpsiyon çalışmalarında ise optimum şartlardaki boyar madde giderim yüzdesi %83,56 olarak belirlenmiştir. Elde edilen hidrojellere yapılan analizlerden; Aam/NVP/PEG yarı IPN hidrojeli ve Aam/NVP/PEG/KHümat kompozit hidrojellerin metilen mavisi adsorpsiyonunda adsorban olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Akrilamid, Hidrojel, Metilen Mavisi, N-Vinil-2-Pirolidon, Polietilen Glikol, Potasyum Hümat, Yarı IPN
Preparation of fly ash-epoxy composites and investigation of propertios
Bu çalışmada termik santral atığı olan saf uçucu kül epoksi matrisli kompozit malzemelerde dolgu maddesi olarak kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan uçucu kül hem saf haliyle hem de quaterner amonyum tuzlarıyla modifiye edilerek kullanılmıştır. Dolgu maddesinin türü, miktarı ve polietilen glikol (PEG) ilavesinin kompozit malzemelerin fiziko-mekanik ve termal özellikleri üzerine etkisi incelenmiştir. Kompozit malzemelerin özellikleri X-ışını kırınım (XRD) analizi, Taramalı Elektron Mikroskob (SEM) analizi, Termogravimetrik Analizi (TGA), çekme dayanımı, sertlik değeri, korozyon direnci, % adhezyon testi ve su sorpsiyon testi ile belirlenmiştir. Elde edilen ürünlerin analiz sonuçları birbiri ile ve saf epoksi reçinesi ile karşılaştırılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda çekme dayanımı en yüksek %20 saf uçucu kül ve %20 modifiye uçucu kül içeren kompozit malzemelerde sırasıyla 32,88 MPa ve 41,63 MPa olarak belirlenmiştir. %20 uçucu kül ve %20 modifiye uçucu kül içeren kompozit malzemelere PEG ilavesiyle en yüksek çekme dayanımı %5 uçucu kül ve %5 modifiye uçucu kül içeren kompozit malzemelerde sırasıyla 29,59 MPa ve 22,02 MPa olarak belirlenmiştir. Sertlik değeri en yüksek %20 uçucu kül ve modifiye uçucu kül içeren kompozit malzemelerde 89 Shore D, en düşük ise PEG ilaveli %15 modifiye uçucu kül içeren kompozit malzemede 78 Shore D olarak belirlenmiştir. Kompozit malzemelerin tamamının korozyona karşı dirençli oldukları tespit edilmiştir. Adhezyon test sonuçları ise %100 çıkmıştır. %20 uçucu kül içeren kompozit malzeme ile saf epoksi reçinenin su sorpsiyonu %0,7 çıkmıştır. Dolgu maddesinin modifikasyonuyla kompozit malzemelerin % su sorpsiyonunun azaldığı görülmüştür. SEM görüntülerinde dolgu maddesi ve PEG'in epoksi reçine içerisinde homojen dağılım göstermemesinden dolayı yüzey görüntüleri pürüzlü olarak görülmüştür. Kompozit malzemeye ilave edilen uçucu kül malzemenin %50 bozunma sıcaklığına kadar azda olsa olumsuz bir etki göstermiştir.
