3
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Doğu Akdeniz Bölgesi enerji potansiyelinin ekonomi politik analizi
Doğu Akdeniz bölgesinin zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip Orta Doğu ve Kuzey Afrika'ya yakınlığı sebebiyle uzun yıllar hatırı sayılır hidrokarbon rezervleri içerdiği düşünülmüştür. Bu kanaat doğrultusunda uzun yıllar bölgedeki ülkeler denizel alanlarında petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri yürütmüştür. Yıllar süren arama faaliyetleri sonrasında teknolojinin de gelişmesi ile bölgede 2000'li yıllardan itibaren yüksek miktarda doğal gaz rezervi bulunmaya başlamıştır. Doğu Akdeniz doğal gaz keşifleri bölgedeki ülkelerin kendi ekonomileri açısından büyük bir önem taşıdığı gibi bölge enerji sektörü açısından da önemli bir potansiyel taşımaktadır. Bunun yanında rezervlerin bölge ülkeleri arasında işbirliğine ve yakınlaşmaya sebep olması, hatta bölgede uzun süredir var olan politik uyuşmazlıkların giderilmesine de katkı sunması beklenmektedir. Çalışmamızda Doğu Akdeniz doğal gaz rezervlerine ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Değerlendirme yapılırken muteber enerji ajanslarının ve enerji şirketlerinin yayınladığı güncel verilere başvurulmuş; ayrıca enerji uzmanlarının konuya ilişkin yaptıkları değerlendirmelerden yararlanılmıştır. Bunun yanında Doğu Akdeniz enerji kaynaklarına ilişkin gelişmeler, önde gelen haber ajanslarından veya enerji portallarından takip edilerek kaynaklara ilişkin çalışmaların gelişimine ve seyrine dair bilgiler verilerek bütüncül olarak ve en güncel haliyle ele alınmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda Doğu Akdeniz rezervleri tarihi, siyasi ve ekonomik boyutlarıyla tartışılmıştır.Çalışmanın amacı, genelde Doğu Akdeniz doğal gaz rezervlerinin dünya enerji görünümündeki yerini tespit etmek, özelde ise söz konusu rezervlerin Türkiye açısından değerlendirilmesidir. Bu anlamda çalışmanın asıl amacı rezervlerin Türkiye bakımından ekonomik ve politik perspektiften değerlendirmek olmuştur. Ekonomik yönden, bölgedeki rezervlerin Türkiye ve ekonomisi açısından ne anlama geldiği tespit edilmeye çalışılmış; politik yönden ise rezervlerin varlığının ve kullanımına yönelik planların Türkiye'nin bölgedeki konumunu ne suretle etkilediği mercek altına alınmıştır.
Necmettin Erbakan dönemi İsrail-Türkiye ekonomik ilişkileri (1996-1997)
İsrail coğrafi olarak Asya ile Afrika kıtalarının birleşme notasında yer alan bir Ön Asya ülkesidir. Birleşmiş Milletler Topluluğunun kararıyla İngiltere mandası altında olan Filistin toprakları üzerinde 1948 yılında kurulmuş bir Musevi-Yahudi devletidir. İsrail'in Müslüman Filistin topraklarında kurulmuş olması, bölgedeki Arap ülkeleri ve Müslüman Türkiye ile sorunlar yaşamasına neden olmuştur. Özellikle İsrail- Filistin sorunu Türkiye-İsrail ilişkilerinin şekillenmesinde önemli ölçüde etkili olmuştur. Bu nedenle iki ülke arasındaki ilişkiler yaşanan krizlere göre inişli-çıkışlı olmuştur. Sosyal, siyasi ve ekonomik görüşleri "Millî Görüş" fikrine göre şekillenen Necmettin Erbakan, Haziran 1996'da Türkiye'de bir hükümet kurmuştur. Erbakan'ın Millî Görüş" fikrinin esasını "ümmetçilik" oluşturmaktadır. Siyonizm, kapitalizm ve çeşitli adlar altında mazlum ülke ve milletlere zulmedenlerle mücadeleyi gaye edinmiştir. Erbakan İsrail'i zulmeden ve ekonominin çeşitli araçları ile ülkeleri sömüren Siyonist bir ülke olarak tanımlamaktadır. Çalışmanın esas amacı, İsrail hakkında olumsuz görüşlere sahip olan Erbakan'ın iktidara geldiği zaman İsrail ile nasıl ilişkiler içine girdiği ve bu ilişkilerin ticarete olan etkilerinin ne olduğunu incelemektir. Bu çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılarak, Türkiye ve İsrail'in ekonomik verilerinden, Necmettin Erbakan ve dönemini analiz eden kaynaklardan yararlanılmıştır. Çalışmada, Erbakan döneminde İsrail ile olan ilişkilerin ekonomik ilişkiler üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı, bilakis ekonomik ve askeri alanlarda yeni anlaşma ve protokollerin imzalandığı ve ticari ilişkilerin artarak büyümeye devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
Afganistan'ın ekonomik büyümesinde tarımın rolü 2012-2016
Dünya genelinde ve bölge bazında değerlendirildiğinde Afganistan, bir tarım ülkesi olarak kabul edilir. ABD Uluslararası İşbirliği Ajansı (USAID) ve tarım istatistiklerine göre, Afganistan halkının %80'i tarım ve hayvancılık alanında faaliyet göstermektedir. Afganistan'ın gayri safi milli gelirinin %52'si tarım sektöründen sağlanmaktadır. Ülke ihracatında tarım ve hayvancılık sektörü önemli bir paya sahiptir. Afganistan gerek coğrafi konumu gerekse toprakları yönüyle avantajlı bir bölge olmasına karşın bölgede güncel tarım teknolojisinden yararlanılmamaktadır. Ayrıca yeterli sayıda soğuk depo odaları ve ambalajlama sistemi de mevcut değildir. Ancak Afganistan'ın tarım için ayrılan topraklarda güncel tarım teknolojisi olarak belirtilen ilaçlama sistemi, ambalajlama sistemi, lojistik transport sistemi gibi imkanlardan yararlanarak üretim gerçekleştirmesi ve bu üretimle elde edilen tarımsal ürünleri dünya pazarlarına ulaştırılması gerekmektedir. Bu şekilde ülkenin problemleri olan işsizlik, gelir düzeyinin düşük olması, yasa dışı insan göçü ve mülteci sorunlarına önemli ölçüde çözüm sağlanmış olur. Ayrıca toprakların önemli bir kısmı tarım için aktif kullanıldığında uyuşturucu ekimi azalacağı için muhalif güçlerin de gelir kaynağı azalmış olacaktır. Bu bağlamda ülke genelinde barış, nispeten sağlanacaktır.