Marmara University
Institute

Institute of Graduate Studies in Science

Marmara University

62

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Tez
DoctorateOpen AccessTR

Pseudomonas aeruginosa quorum sensing inhibitörü liken sekonder metabolitlerinin ve inhibisyon mekanizmalarının belirlenmesi

Fırsatçı patojen Pseudomonas aeruginosa'nın patojenitesinin, çevresindeki organizmalar tarafından algılanabilecek moleküller ile iletişimine dayalı "salt çoğunluk algılama" (Quorum Sensing, QS) ile düzenlendiği bilinmektedir. Bakterileri öldürmeden QS sistemlerini inhibe ederek onları etkisiz ve savunmasız halde bırakmak "quorum quenching" (QQ) olarak isimlendirilmekte ve anti-virulans yaklaşımlar arasında önemli bir yol olarak kabul edilmektedir. Yeni QS inhibitörü metabolitlerin araştırılmasında çoğunlukla doğal kaynaklar kullanılmaktadır. Likenler, geniş ve kendilerine özgü sekonder metabolitleri ile bu bağlamda yüksek potansiyele sahiplerdir. Bu çalışmanın amacı ülkemiz liken türlerine ait özütlerin P. aeruginosa üzerindeki QQ etkilerini belirlemek, etkili türlerin sekonder metabolit içeriklerini analiz etmek, baskın olarak bulunan sekonder metabolitlerin seçilerek QS bağlantılı virulans faktörleri üzerindeki etkilerini incelemek ve P. aeruginosa transkriptomunda meydana gelen değişiklikleri araştırmaktır. Çalışmada farklı bölgelerden 17 liken türüne ait 34 örnek toplanmış, referans ve GFP temelli biyomonitör suşlar kullanılarak QS ve biyofilm inhibitörü içerebilecek etkili örnekler belirlenmiştir. Kromatografik yöntemler ile etkili özütlerin içerikleri analiz edilmiştir. Seçilen atranorin ve psoromik asit saf metabolitlerin P. aeruginosa QS, biyofilm ve virulans faktörlerine karşı inhibisyon miktarları monitör suşlar, biyokimyasal analizler ve kRT-PZR yöntemleri kullanılarak kantitatif olarak belirlenmiştir. İki metabolitin de uygulanan konsantrasyonlarda yüksek virulans inhibisyonu gerçekleştirdiği anlaşılmıştır. Ayrıca, insan fibroblast hücre hattında canlılığa olan etkileri araştırılmış ve atranorinin canlılığı %50 kadar azalttığı tespit edilmiştir. Psoromik asit uygulaması yapılan P. aeruginosa transkriptomunda gerçekleşen tüm değişimler yeni-nesil RNA sekanslama aracılığı ile incelenmiştir. Sonuçlara göre QS bağlantılı genler dahil toplam 533 genin aşağı-regüle, 664 genin ise yukarı regüle olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, likenlerin QS inhibisyonu için önemli bir kaynak olabileceğini ve psoromik asit metabolitinin P. aeruginosa'ya karşı bu amaçla kullanılabileceğini öne sürmektedir.

Barış Gökalsın
Marmara University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Klasik ve modern kontrol metotlarının performansını karşılaştıran gerçek zamanlı deney düzeneği tasarımı

Mühendislik bölümlerinin lisans ve lisans sonrası eğitim seviyelerinde, kontrol sistemleri eğitimi önem arz etmektedir. Elektronik, bilgisayar ve makine bölümlerinde verilen bu alandaki derslerin amacına ulaşabilmesi için teorinin yanında uygulama destekli olması gerekmektedir. Teori odaklı mühendislik eğitiminde uygulamaya da yer verilmesi, mühendislik öğrencilerine farklı sektörlerdeki problemlerini çözme kabiliyeti kazandıracaktır. Bu çalışmada kontrol deney düzeneği ve deney tasarımı yapılması üzerine çalışılacaktır. Kurgulanan deney düzeneğinde temel problemleri basit ve açık şekilde göstermesi dersin başarısı açısından önemlidir. Bu tez çalışması DC motor hız kontrol ve sıcaklık kontrol problemini sayısal kontrol yöntemleri kullanarak modern ve klasik kontrol yöntemlerinin birbirlerine göre avantaj ve dezavantajlarını mühendislik öğrencilerinin görmelerini sağlamaktadır. Ayrıca yeni bir metot geliştiren araştırmacıların mevcut sonuçlarla kendi sonuçlarını karşılaştırabilmelerine imkân sağlayacaktır. Çalışmada ilk olarak deney sistemindeki malzemelerin davranış özellikleri kullanılarak sistem matematiksel modeli çıkartıldı. Çıkarılan matematiksel model kullanılarak ve/veya matematiksel modeli çıkartılamayan sistemler için klasik ve modern kontrol metotlarıyla kontrol sistemi tasarlanmıştır. Tasarlanan kontrol sisteminin benzetim programıyla davranışı çıkartılacak, son olarak DC motor veya sıcaklık kontrol deney düzeneği üzerinde çalıştırılmıştır. Son olarak deney düzeneğini kullanan mühendislik öğrencileri üzerinde anket çalışması yapılarak, deney sisteminin öğrenimlerine etkileri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kontrol sistemleri eğitimi, PID denetim, PID kat sayı belirlenmesi, Deney düzeneği tasarımı

Akım kontrolüGerilim kontrolüHata kontrol kodlaması+7
Erdi Şenol
Marmara University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Hazop çalışmasından sonra ham petrol boru hattı pompa istasyonunda SIS uygulaması

SIS APPLICATION AT A PETROLEUM CRUDE OIL PIPELINE PUMP STATION AFTER HAZOP STUDY With the continuous increase of the world population and technological needs, energy consumption dramatically increases in the world. The most used energy source, even though new investments are made to renewable energy sources, is still the petroleum crude oil. Because of the continuous increase in demand, safe and reliable transportation of crude oil becomes a priority. The easiest, safest, and cheapest method of petroleum transportation is transportation by pipelines. Although the initial cost of installation is high. In addition, no matter how safe a pipeline is built, we can never reduce the risk of accidents to zero. When we look at the results of our study, 248 risks were identified for only one pump station, although it is built safely. Of course, considering the number of stations on the oil pipeline and the length of the pipe, it is evident that the number of risks is quite high when we retake a look at the numerical data in our study. For the Crude Oil Pump Station, 134 deviations identified, 319 causes of these deviation and 892 results of the causes and the deviations were determined. In order to control these negative situations, 983 barriers were detected in the station, and 84 recommendations were given for the cases where these barriers were insufficient. Although it was planned to perform SIS application after HAZOP analysis, it was determined that an SIS was performed for the pump station, which was taken as a sample, during the design and construction phase. As a result of this SIS, it was determined that the pumping station was built with all necessary safety instrumentation. Therefore no additional SIS could be performed.

Mehmet Orhan Kılınç
Marmara University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çekirdek kabuk tipi poliakrilat hidroksi apatit ilaç taşıyıcıların kontrollü polimerizasyon ile sentezi ve karakterizasyon çalışmaları

Mezo gözenekli hidroksiapatitin (MHAp), mükemmel biyouyumluluk, biyobozunurluk ve biyoaktiviteye gibi üstün özelliklere sahip olmasının yanında toksik olmama, geniş yüzey alanı, yüksek yükleme kapasitesine sahip olması da onları iyi bir ilaç taşıyıcısı olarak sistem haline getirmektedir. Fakat MHAp'in kırılgan yapısı onun kullanım alanlarını sınırlandırmaktadır. Biyouyumlu polimerler ile çeşitli modifikasyon işlemleri uygulanarak elde edilen kompozit MHAp, sert ve kırılgan yapısının oluşturduğu dezavantajları ortadan kaldırmaktadır. Yapılan bu tez çalışmasında, hidrotermal yöntem kullanılarak sentezlenen MHAp kontrollü polimerizasyon yöntemi olan atom transfer radikal polimerizasyonu (ATRP) ile modifiye edildi. Öncelikle, MHAp bir ATRP makro-başlatıcısına dönüştürüldü. 3-aminopropil trietoksisilan ile bromoisobütiril bromür arasında reaksiyonla elde edilen bi-fonksiyonel başlatıcı hem MHAp yüzeyine bağlandı hem de ucundaki C-Br bağı üzerinde kontrollü polimerizasyon gerçekleştirildi. Çalışmanın ikinci kısmında, poli(etilenglikol)metakrilat (PEGMA), N-[3-(dimetilamino)propil]metakrilamit (DMAPMA), floresin-o-metakrilat (FMA) monomerlerinin MHAp yüzeyinde başlatılan ATRP ile modifikasyonu gerçekleştirildi. Sentezlenen tüm yapıların yapısal, termal, morfolojik karakterizasyonu için FT-IR, XPS, SEM, DLS, Zeta potansiyel ve TGA analizleri yapıldı. Yapılan analizler sonucunda modifikasyon işlemlerinin başarılı bir şeklide gerçekleştirildiği kanıtlandı. Son kısımda, hücre kültürü ve ilaç salınım çalışmaları gerçekleştirildi. Model ilaç olarak kemoterapite tedavisinde kullanılan bir anti-kanser ilacı olan doksorubisin (DOX) kullanıldı. Hücre kültürü çalışmalarında saos-2 insan osteosarkoma hücre hattı kullanıldı. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda poliakrilat-hidroksiapatit doku iskelelerinin DOX için iyi bir ilaç taşıyıcı sistem olduğu belirlendi.

Gamze Koçal
Marmara University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tuşa basış dinamikleri, akselerometre ve jiroskop verileriyle mobil cihazlarda davranışsal biyometrik kimlik doğrulama

Günümüzde sıkça kullandığımız ve birçok ihtiyacın karşılanabildiği mobil cihazlarda, bilinen anahtarla yani şifreyle kimlik doğrulama yöntemine ek olarak veya doğrudan bu yöntemin yerine, parmak izi ve yüz tanıma sistemleri gibi biyometrik kimlik doğrulama yöntemleri yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bu kimlik doğrulama yöntemleri güvenilir görünseler de doğrulamayı sağlayan biyometrik veriler gizlenememektedir. Parmak izi, ses ve yüz gibi fiziksel biyometrik veriler sürekli olarak bir yerlerde bırakılmaktadır veya başkalarından saklanamamaktadır. Başka bir deyişle herkes tarafından görülen, duyulan, ulaşılabilen ve değiştirilemeyen verilerle kimlik doğrulama işlemleri gerçekleştirilmektedir. İleride bu verilerin çalınarak ya da kopyalanarak, doğrulama sistemlerinin kolayca atlatılamayacağı meçhul. Bu yöntemlerin yerine veya tercihe bağlı olarak bu yöntemlere ek olacak şekilde kullanılabilecek davranışsal biyometrik kimlik doğrulama yöntemleriyle, kullanıcıyı ek bir doğrulama adımıyla uğraştırmadan, arka planda yapılan davranış analizleri sayesinde belirli başarı yüzdeleriyle kimlik doğrulama yapılabilmektedir. Bu çalışmada, çalınması ve taklit edilmesi çok daha zor gözüken, arka planda transparan bir şekilde çalıştığı için de kullanıcı deneyimi açısından daha verimli olan 'tuşa basış dinamikleri ve mobil cihazlarda bulunan akselerometre ve jiroskop sensörleriyle elde edilen üç boyutlu uzaydaki tuşlama esnasındaki cihaz pozisyonu verileriyle' davranışsal biyometrik kimlik doğrulama çözümü ele alınmıştır. Analizler birden fazla makine öğrenmesi algoritması ve farklı veri seti kombinasyonları kullanılarak yapılmıştır. Ortalama sonuçlara göre en iyi %1.30 eş hata oranı (EER) Rastgele Orman sınıflandırıcı elde edilmiştir.

Umut Berhan Balkır
Marmara University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Elektrik şarj istasyonu kurulumu ve İstanbul'da uygulama

It is common knowledge that transportation systems are one of the major cause of environmental problems. For reducing the negative impact of the conventional vehicles on the environment, the alternative fuel vehicles have been introduced to the drivers around the world. Alternative fuel vehicles have been gaining popularity with the help of the less pollution and greenhouse gas emission systems. However, the biggest problem with the alternative fuel vehicles is lack of recharging stations. In the developing countries, the advancement of alternative fuel vehicles are quiet slowly. Turkey is one of these countries, where the development of alternative fuel vehicles is slow. In Turkey, it is not possible to drive electric alternative fuel vehicles fo a long distance due to lack of recharging stations. Thus, in this thesis, I proposed a location selection model for charge stationss of electric vehicles in Asian part of Istanbul. In order to find a solution to our problem, a mixed integer linear programming model based on flow-refuelling model is presented. Sensivity analysis is performed in order to test the system performance.

Fuelling stationsSite selection
Büşra Gülnihan Daşcıoğlu
Marmara University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çevik yazılım geliştirme üzerine bir sistematik literatür taraması: Sosyal ağ analizi ile bir üçüncül çalışma

Çevik yazılım geliştirme, çevik yazılım geliştirme manifestosu ve arkasındaki 12 ilkede ifade edilen değer ve ilkelere dayanan bir dizi yöntem ve uygulama için kapsayıcı bir terim olarak tanımlanır. Scrum, Extreme Programming veya Özelliğe Dayalı Geliştirme gibi uygulamalar içerir. 2001 yılında bir grup yazılım geliştirme uzmanı tarafından Çevik Manifesto'nun ilan edilmesinin ardından pek çok araştırmacı çevik yazılım geliştirme konusunu incelemiş ve çeşitli yayınlar üretmiştir. Yayın sayısının artması, çevik yazılım geliştirme alanında kaydedilen ilerlemeyi bütüncül bir halde inceleme ihtiyacını doğurmuş ve araştırmacılar öncelikle ikincil ardından üçüncül çalışmalar yapmaya yönelmişlerdir. İkincil çalışmalarda mevcut birincil çalışmalar sistematik olarak analiz edilirken, üçüncül çalışmalarda ise ikincil çalışmalar sistematik olarak incelenmektedir. Öte yandan sosyal ağ analizi 1937 yılında sosyogram kavramının tanıtılmasıyla başlamıştır ve sosyal yapıları ağlar ve graf teorisi ile incelenmesi işlemidir. Sosyal ağ analizinin amacı, onları bir ağ olarak birbirine bağlayan ilişkileri haritalandırarak ve daha sonra anahtar bireyleri, ağ içindeki grupları ve / veya bireyler arasındaki ilişkileri ortaya çıkararak anlamaktır. Günümüzde bilgisayar teknolojisinin gelişmesi ve güçlü sosyal ağ analizi araçlarının ortaya çıkmasıyla beraber, sosyal ağ analizi mühendislik alanında da büyük ilgi görmektedir. Bu çalışmanın amacı 2013-2018 yılları arasında Çevik Yazılım Geliştime alanında yayınlanan Sistematik Literatür Taramalarını inceleyerek bir üçüncül çalışma ortaya koymak ve incelenen ikincil çalışmalar arasındaki ilişkileri sosyal ağ analizi yardımıyla incelemektir. Çalışma kapsamında uygulanan iki aşamalı araştırma yöntemiyle; (1) çevik yazılım geliştirme alanında yayınlanmış sistematik literatür taramaları Web of Science, Science Direct, Scopus ve IEEE akademik veri tabanlarından elde edilip, incelenmiş ve (2) incelenen yayınlar VOSviewer ve Gephi sosyal ağ analizi araçları ile görselleştirilerek alandaki araştırma, araştırmacılar, kurumlar, yayın kaynaklar ve ülkeler arasındaki ilişkiler ortaya konmuştur. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular gelişmekte olan ülkelerin konu hakkında daha çok çalışması olması, alıntılanan yayınların ise çoğunlukla gelişmiş ülkelerden olması, beklenenin aksine yakın ülkelerin değil uzak ülkelerin daha çok iş birliği içinde olması, çıkarılan yayın sayısı ile alıntılanmanın doğru orantılı olmadığı şeklinde özetlenebilir.

Egemen Bayram
Marmara University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çatı tipi klimalarda r-410a alternatifi soğutucu akışkanların kullanımının analizi

Küresel ısınmanın Dünya üzerindeki etkileri her geçen gün artmaktadır. Hükümetler ve sivil toplum kuruluşları bunu önlemek ya da en azından etkilerini yavaşlatmak için çalışmaktadır. Küresel ısınmanın hızlanmasını önlemek için regülasyonlar yayınlanmakta ve bu regülasyonlarla üretici firmaların ürünlerini geliştirmeleri ve alternatif çözümler bulmaları amaçlanmaktadır. Bu regülasyonlarla şirketlerin Dünya'daki çevre kirliliği üzerindeki etkilerini azaltmaları ve aynı zamanda ürünlerinin verimliliklerini arttırmaları için çözümler bulmaları amaçlanmaktadır. Bu tez çalışmasında çatı tipi klimlarda R-410A, R-452B, R-454B ve R-32 soğutucu akışkanların kullanımının teorik performans analizlerinin karşılaştırılması amaçlanmaktadır. R-410A şu anda çatı tipi klimalarda en yaygın olarak kullanılan soğutucu akışkandır. Ancak, yüksek GWP değerinden dolayı yakın gelecekte 517/2014 numaralı EU regülasyonuna göre kullanımı sınırlandırılacaktır. R-410A soğutucu akışkanının yerini alma ihtimali en fazla olan düşük GWP değerine sahip alternatif soğutucu akışkanlar R-452B, R-454B ve R-32'dir. Bu nedenle bu soğutucu akışkanların sezonsal verimlilikleri Commission Regulation (EU) 2016/2281 de dikkate alınarak, EN 14825'e göre hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, R-32 soğutucu akışkanlı çatı tipi klimanın diğer soğutucu akışkanlı çatı tipi klimalar ile karşılaştırıldığında, en yüksek SEER ve SCOP değerlerine sahip olduğu görülmüştür. SEER ve SCOP değerleri R410A soğutucu akışkanlı sistem ile karşılaştırıldığında sırası ile %3,37 ve %4,08 daha büyüktür. Buna ek olarak soğutma ve ısıtma kapasiteleri sırası ile %6,67 ve %4,96 artmıştır. Ayrıca bu performas soğutucu akışkan miktarı %19,66 azaltılarak elde edilmiştir.

Mehmet Onur Okudan
Marmara University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Korelasyona dayalı aykırılık saptama ve kestirimci bakım

Üretim ekipmanları genellikle planlı bir bakım yaklaşımı olmadan kullanılmaktadır. Böyle bir strateji, beklenmeyen arızalar nedeniyle sıklıkla planlanmamış aksama sürelerine neden olur. Zamanlanmış bakım, beklenmeyen ekipman durmalarını önlemek için bileşenleri sık sık değiştirir, ancak makinenin çalışmaması ve bakım maliyeti ile ilişkili süreyi artırır. Endüstri 4.0 ve akıllı sistemlerin ortaya çıkması, aksama süresini azaltabilecek ve imalat ekipmanının kullanılabilirliğini (kullanım oranını) artırabilecek olan kestirimci bakım, ya da Kestirimci Bakım (Predictive Maintenance - PdM) stratejilerine artan ilgi gösterilmesine yol açmaktadır. Kestirimci Bakım (Predictive Maintenance - PdM) son yıllarda yaygın olarak kullanılmakta olan bir uygulamadır, veri analizi ile cihazlarda daha sorun oluşmadan önce, durumu izleyen ve arıza çıkarma ihtimallerini değerlendirip, önlem alan bir bakım metodudur. Arıza olasılığını azaltmak için normal çalışma sırasında ekipmanın performansını ve durumunu izler. Kestirimci bakım ayrıca, bileşenlerin kullanım ömrünü en üst düzeye çıkararak üretimde sürdürülebilir uygulamaları geliştirme potansiyeline sahiptir. Üretim, altyapı, sağlık ve enerji gibi çeşitli endüstrilerde verimliliği artırmak ve işletme maliyetlerinden tasarruf sağlayabilmek için kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında sık kullanılan regresyon metotları yerine yapay sinir ağları kullanılarak sonuçlar gözlemlenmiş ve bunların diğer regresyon modelleri ile performans açısından karşılaştırılması gösterilmeye çalışılmıştır.

Kestirimci bakım sistemleri
Anıl Eladağ
Marmara University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Fotogerçekçi imaj sentezleme için uyarlanabilir yöntemler

Efficient sampling in light transport simulation algorithms used for photorealistic image synthesis remains an unsolved problem. In this thesis, we first explain the basics of light transport simulation and main challenges that prevent efficient sampling. We emphasize adaptive importance sampling, which is a promising approach to overcome these challenges. Thus, we review previously published light path guiding methods that enable adaptive importance sampling. We state that most of these guiding methods only approximate incident radiance at points of scene's surfaces and generate samples according to this approximation. This approach works relatively well for diffuse surfaces. However, samples generated in this way at points on glossy surfaces may become invalid, since only a subset of incident light is reflected as glossy materials are view-dependent. In this thesis, we propose a simple extension to a previous tree-based guiding method to make it aware of view-dependent light transport. As in the previous work, spatial domain of the scene is adaptively partitioned into regions. To each of these regions, a quadtree that records incident radiance is attached. In our method these quadtrees are used only for diffuse surfaces. We attach to each spatial region an additional quadtree that partitions the space of view directions and stores quadtrees that record incident radiance. These quadtrees are then used for glossy surfaces. With our extension, we observe improvements in scenes with many glossy surfaces and minimal memory overhead in scenes without view-dependent light transport.

Computer graphics
Muhammet Sencer Çavuş
Marmara University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00