Mersin University
Anabilim Dalı

Heykel Anasanat Dalı

Mersin University

101

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beden ve mekan diyalektiğinde öznenin yeri

Mekân ve beden, mutlak tanımları itibariyle nesneldir. Nesnenin nesne ile ilişkisi salt uzam içerisinde düşünüldüğünde yalnızca Öklidyen olgularla tanımlanabilirken, bedeni aracılığıyla mekân ile etkileşime giren özne, kendisini Kartezyen bir anlayışla uzam ve bağlam arayışı içerisinde bulur. Adına, algı, deneyim veya bu rapor kapsamında 'arayış' diyebileceğimiz çoklu etkileşimin amacı, moderni ya da postmoderni yeniden çağırmak değil, beden ve mekân etkileşimindeki öznel gerçekliği aramaktır. Arayış, bedenimin karşılaştığı mekân parçaları ile olası etkileşimler doğrultusunda 'yaşam' ı doğrular. Bu rapordaki arayışlar, beden-mekân-özne üzerine bir triyalektik niteliğinde ifade edilmeye ve irdelenmeye çalışılacaktır. Bu triyalektik durum, üzerindeki karmaşanın devam ettiği, sanatın önemsediği ve filozofların yüz yıllardır akıl yürüttüğü, rahimden itibaren bedenimiz aracılığı ile deneyimlediğimiz, nesneyi özneye eviren başat yapıdır. Bu yapı, öznenin beden ve mekân etkileşimi üzerinden özgürleşme çabalarına yol gösterici olabileceği gibi, politik, siyasal ve sosyolojik manipülasyonlarla birlikte, öznenin birey olma ve birey olarak toplum etkileşimine dahil olabilme çabasına karşıt bir yapıya da dönüşebilir. Mekân, dayatma ve yönlendirmelerden uzak bir biçimde salt öznel deneyimlere bırakılmalıdır. İmlenmek istenen öznel deneyimler, 'mimari olan' ve 'sanat eseri olan' arasındaki kusursuz bir birlikteliği değil, sanat ve mimari arasındaki gerilimli etkileşimi hedefler. Çünkü bugünün eylem ve eylemsi mekân deneyimleri, her ne kadar özneyi tekdüze bir muğlaklığa sürüklüyor olsa da sanat alanı halen bu tekdüzeliğe karşı özgürleştirme olanaklarını içerisinde barındırır. Anahtar sözcükler: Beden, mekân, özne, sanat, mimarlık.

BedenDiyalektikDiyalektik yöntem+5
Deniz Ceyhun Baykan
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanatta beden ilişkisiyle ihtiyacın dönüşümü

İnsanlar varolduğu günden bu yana bedenlerini çeşitli sebeplerden dolayı korumaya almıştır. Bu durumun nedenleri araştırılırken insan fizyolojisinin kendini korumaya alma eyleminin ihtiyaç kavramıyla paralellik içinde olduğu bulgusuyla karşılaşılmıştır. Bununla birlikte araştırma sürecinde ihtiyaç kavramının tarih boyunca nesnelerle olan ilişkisine ait bulgular elde edilmiştir. Tarih boyunca varolan ihtiyaç nesneleriyle ilgili bilimsel ve sanatsal araştırmalar yapılmış ve bu araştırmalar göz önüne alınarak korunma ihtiyacıyla ortaya çıkan nesnelerin zamanla dönüşüme uğradığına tanık olunmuştur. Bu dönüşümün ortaya konduğu argümanlarla yola çıkılan araştırma süreci; barınma, giyinme, beslenme gereksinimlerinin insan fizyolojisinde temel olarak aynı öncelikte olma durumu ve bu temellerin söz konusu dönüşüme uğradığı gözetilerek başlamıştır. Bu doğrultuda tarihsel gelişmelere bağlı olarak fizyolojik gereksinimlerin yanı sıra ihtiyaç kavramının kendisinin de dönüşüme uğradığı kanısına varılmıştır. Söz konusu dönüşümü oluşturan kültürel ve toplumsal gelişmeler, hiyerarşik sınıflamalar, çağ icatları gibi dinamik olguların sebeplerine varılmıştır. Öte yandan belirli bir kronolojik değerlendirmeyle yakın geçmişten başlayarak ihtiyaç nesneleri ve ihtiyaç kavramının günümüzde tüketim olgusuyla beraber bir işleyiş haline geldiği bulguları elde edilmiştir. Bu bulguların sonucunda korunma ihtiyacıyla ortaya çıkan nesnelerin zaman içinde tüketimin oluşturduğu verilerle korunaksız bir olguya dönüşerek yapaylaştığı sonucu elde edilmiştir. Böylelikle yapılan araştırma hem sanat tarihi hem de antropolojik değerlendirmelerle incelenerek sanat perspektifinden uygulamaların konusu olmuştur.

BedenHeykel sanatıKorunma+5
Ece Kibaroğlu
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş sanatta maternal alan

Bu çalışmada insanın ilk mekanı ve ilk ötekisi anne (bedeni) ile olan en erken deneyimlerinin çağdaş sanat üretimlerine ne şekilde yansıdığı, psikanalitik yaklaşımlar eşliğinde ve ilişkiler ile örülen bir "mekan" anlayışı merkeze alınarak irdelenmiştir. Çalışma, rahim içi yaşamdan konuşmanın öğrenilişine uzanan söz öncesini, Julia Kristeva'yı izleyerek, anne bedeni aracılığında dünya ile ilk temasların deneyimlendiği maternal bir alan olarak okur. Bedenin ve ruhun yapılandığı bir mekan olarak anne bedenine, anne ile bebeğin birlikteliğinde oluşmuş ortak bir psişik alana ve aynı zamanda bu psişik alan ile olan ve yaşam boyu kopmadığı öne sürülen bağa gönderme yapan bu çok katmanlı kavram, hatırlanamayan geçmişi tanımlı hale getirerek, şimdideki izlerini görünür kılar. Çalışmanın ilk bölümünde, bir mekan olarak deneyimlenen anne bedeni ile olan duyusal ilişki içinde benliğin kurulduğu bu alandaki deneyimlerin yaşam boyunca algı ve anlamlandırma süreçlerine ve mekânsal deneyimlere ne şekilde yansıdığı sorusu yanıtlanırken, mekanın içinde saklı olan maternal dinamikler de yüzeye çıkar. Çalışmanın ikinci bölümünde çağdaş sanat üretimlerinde mekanı inşa eden bu maternal dinamikler, seçilmiş sanatçıların form, malzeme, teknik, yaklaşım ve amaçlarındaki ortaklıklar temel alınarak irdelenmiştir. Son bölümde yer alan uygulama çalışmaları, insanın mekânsal deneyimlerinin ilişkisel boyutuna ve yaşanan her bir anın geçmişteki tüm yoğun temaslarla örülen bir ağın süzgecinden geçerek anlamlandırıldığına dikkatleri çekerek; erken deneyimlerin insan yaşamındaki önemini, yetişkin çocuklar olarak temel ihtiyaçlarımızın değişmediğinin altını çizerek ele alır. Gerek sanat tarihinden seçilmiş üretimler gerek kişisel uygulamalar "maternal alan"ın kendisine ait özel bir dili ve imgeseli olduğunu göstermiş ve bu özel alanla olan bağın hiçbir zaman kopmadığı yönündeki psikanalitik savı çağdaş sanat üretimlerinde nasıl maddeleştiğini örnekleyerek desteklenmiştir.

BedenHeykel sanatıMekan+3
Elif Tütem Aslan
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Video enstalasyon: Mekan ve görüntü yüzeyleri

''Video Enstalasyon: Mekan ve Görüntü Yüzeyleri'' adlı bu çalışma ile, mekandan beslenerek onu yabancılaştırmak ve mekana öykünmek üzerine geliştirilen çalışmaların teknik ve metinsel içeriğini incelemek hedeflenmiştir. Bu içeriğe paralel ve onun bir parçası olarak, bu çalışmaların altında bulunduğu "Video Enstalasyon" başlığında Türk sanatçıların yaptığı çalışmalara yer verilmiş, Video sanatının Türkiye sanat alanında bir alt disiplin, bir medyum olarak var olmaya ve olgunlaşma çabası içerisine girdiği dönemler incelenmiştir. Bu dönemler içerisindeki farklı perspektif ve konular üzerinden arayışları ile çalışmalar gerçekleştiren sanatçılar incelenerek, yüksek lisans raporuna konu olan çalışmalar üzerinden paralel okumalar yapılmıştır. Araştırmada, Video Sanatı ve hareketli görüntü tarihi hakkında genel bir bilgi edinmek adına kısa bir giriş bölümü yer alır. Bu bölümün devamında ise, mekan üzerine tasarlanan işlerin üretim dinamikleri ve tekniklerinin incelendiği, buna paralel olarak da günümüzde Video Sanatı'na dair iyi bir yerde konumlanmakta olan, ulusal ve uluslararası platformlarda ses getirmiş Türk sanatçılara ve bu isimlerin dışında, belki onlar kadar tanınmayan ama yaptığı çalışmalar ile Türkiye'de Video Sanatı üzerine yenilikçi çalışmalara imza atmış isimlere ve işlerine odaklanılmıştır. Uygulamalar adlı son bölümde ise üç ayrı başlık üzerinden mekanı kendisine yabancılaştırmayı ve mekan-zaman ilişkisini konu edinen çalışmalara yer verilmiştir. Bu sanat çalışması raporu; üretim süreçlerinde enstruman olarak görüntü kayıt etme ve görüntü yazma birimlerini seçen ve bu medyumun sağladığı imkanlar ile pratik alanlarına sözel ve teknik anlatılar aracılığıyla konularını taşıma çabası sergileyen sanatçıların arayışlarını, literatür taraması ve örnek işler üzerinden ortaya çıkarmayı hedeflemektedir.

EnstalasyonGörüntüHeykel sanatı+3
Erinç Ulusoy
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hiçlik kavramının sanatta imgesel inşası

İnsanoğlu dünyaya geldiği andan itibaren hayatın getirdikleriyle biçimlenen ve sosyal yaşam koşullarının izin verdiği ölçüde kendi kişiliğini kurabilecek olan bir canlıdır. Yalnızca toplumsal hayatını sürdürmesi için bile belli başlı kaidelere uyması konusunda sınırlandırılan birey, kendisinden bağımsız olarak oluşmuş çevresel düzen içinde maddi ve manevi bir bütünlük kaybına maruz kalır. İnsanın tahribata uğrayan zihinsel bütünlüğü, nesnel algı deneyimini yitirmesi ve maddi dünyadan kopuk bir zaman-uzam ilişkisine düşmesine yol açar çünkü zaman, mekânsallığı yapılandıran algısal bir unsurdur. Yaşanılan bu durumla beraber insan yaşamdaki konumunu anlamlandıramaz hale gelir, mekân ve yer kavramları soyutluklarıyla tanımsızlaşırlar. İnsan fiziksel çevresinden uzaklaşır, içsel bir alana sığınır. Var olan ve kişiye sunulan dünyadaki negatif anlamlar varlığın değilini, hiçliği getirir. Hiçlik kavramı bir duygu halinde insanın zihnine sirayet eder. Bu raporda, öznel yaratıcı eyleme sonsuz imkân sağlayan bir olgu olarak genelde sanat, özelde ise heykel alanındaki üretimsel araştırma, insanın durumuna dair bir ifade edimini duyumsanır kılmayı amaçlar. Hiçlik kavramı insanın içinde bulunduğu bir nitelik ya da noksanlık, bir durum, bir his, bir açıklık, bir yer ve bir deneyim hali olarak ele alınırken metinsel ve görsel bütünlükte serimlenen özgün uygulamalar, sanat tarihinden çeşitli sanatçıların eserleri ve fikirleri değerlendirilerek desteklenmiştir. Süreç boyunca sindirilen metal malzeme; önceleri biçimci bir tavırda ele alınarak imgesel çalışmalar ortaya konmuş, daha sonra ise imgelerden arınmış bir dille insana yalnızca duyusal olanı çağrıştıran heykellere dönüşmüştür. Bu dönüşümde malzemenin organik doğasındaki işlenme koşulları gözetilerek malzeme ile insan arasında kavramsal açıdan paralellik kurulmuştur.

Heykel sanatıHiçlikSanat+3
Maze Sürer
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Eleştirel bir inşa için heykel sanatının olanaklarını araştırmak

20. yüzyılın ikinci yarısından günümüze kadar devam eden süreçte politik ve eleştirel bir sanat pratiğine ilişkin birçok strateji geliştirilmiştir. Genellikle farklı araçların bir arada kullanıldığı mekâna özgü yerleştirme ve kavramsal sanata ağırlık verilen bu alanda, heykelin olanakları yeterince araştırılmamıştır. Bu çalışmanın amacı, günümüz heykel sanatının olanaklarını, eleştirel bir inşanın gerçekleştirilmesi için harekete geçirecek yeni kavram ve pratikler doğrultusunda genişletmektir. Bu rapor, güvencesiz, kararsız yapıların inşasına ve heykel-yerleştirme ilişkisinin politika üretme olanağının ortaya çıkarılmasına odaklanır. Bunu yapabilmek için, 1960 sonrası ve günümüz heykel sanatı arasındaki ilişkiyi nesne, inşa, yapı, süreç, mekân ve izleyici yaklaşımları açısından araştırır. Heykel sistemine transfer olarak heykelsi nesne haline gelen gündelik nesne, uzamsal kuvvetlerin yeniden dağılımında üstlendiği etkin rol ile heykelin maddi ve kavramsal sınırlarını genişleten politik bir araç olarak önerildi. Kapitalist sermaye birikimi modeli ile kent mekânının üretimi arasındaki bağlantılar araştırılarak kapitalist mekânın dışarıda bırakarak görünmez kıldığı alana yerleşecek strateji ve kavramlar geliştirildi. Yerleştirme Sanatının sınırları gösterilerek heykel ve yerleştirme ilişkisinin daha genişlemiş yeni kavrayışına ait kavramlar tanımlandı. Tanımlanan bu yeni alanda, değişen nesne, mekân, izleyici ilişkileri, heykelsi yerleştirmenin eleştirel politik olanağını ortaya çıkarır. Heykel, içine girdiği mekânın kuvvetleri ile karşılaştığı bu alanı kendi uzamsal politikasının alanına dönüştürür. Anahtar Sözcükler: Heykel, inşa, yapı, nesne, yerleştirme.

HeykelHeykel sanatıNesne
Yasemin Tıgın
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Sanatta oyunsallık ve kurgu

"Sanatta Oyunsallık ve Kurgu" başlıklı bu sanat çalışması raporunda yaratıcı edimseliğin içerisinde barındırdığı oyunsal yönelim, temel bazı kavramlar üzerinden tartışılmaktadır. Bu bağlamda birinci bölümde oyunsal yönelimin nasıl bir davranışsal yapıya sahip olduğu fenomonolojik olarak kısaca ele alınmakta ve tarihsel anlamda bir değerlendirmeye yer verilmektedir. Ayrıca, oyunun doğada ve beşeri alanda nasıl bir varlık biçimine karşılık geldiği ve bu çalışmanın bağlamını oluşturan oyun türünün hangisi olduğu da bu bölümde açıklanmaktadır. İkinci bölümde ise 20. yüzyılın ortalarında geliştirilen oyun kuramı, anlatı yapıları, dil ve göstergebilim alanında yürütülen tartışmalar kapsamında tartışılmakta ve sanat alanında nasıl bir yankıya dönüştüğü bu dönemde ortaya konan sanat hareketleri üzerinden açıklanmaktadır. Bu bölümde sanatta oyunsal dil, fotomontaj, kolaj ve asemblaj tekniğiyle gerçekleştirilmiş çalışmalardan örneklerle açıklanmaktadır. Üçüncü bölümde oyun oynayan sanatçının bilişsel süreçlerinin, imgelem ve düşlem gücü üzerindeki etkisi ve bu zihinsel süreçler sanatçının üretimleri üzerinden örneklenerek açıklanmaktadır. Bu bölümde ele alınan kimi sanat uygulamalarıyla çalışmanın kapsamı derinleştirilmekte ve poetik hayale ait ifade biçimleri oyun kavramı üzerinden tartışılmaktadır. Öte yandan sanatta oyunsal bir kurguya dayalı mekânsal bağlam, düşsel alan tanımının ortaya çıkışıyla tarihsel olarak ele alınmaktadır. Bu süreç, sahne kavramı etrafında ilişkisel estetik anlayışıyla ilişkilendirilerek açıklanmaktadır. Ayrıca teatrallik, drama, temsil, düşsel gerçeklik, kurgu, manipülasyon, metafor ve serbest montaj gibi oyunsal olana özgü kimi kavramlar sanat alanından örneklerle tartışılmaktadır. Anahtar sözcükler: Sanat, oyun, oyunsallık, teatrallik, temsil, gerçeklik, algısal mekan, kolaj, montaj

KurguMekanMontaj+3
Aysel Alver
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Günümüz sanatında dijitalleşme; Posthümanizm bağlamında sanat ve sanatçının yerini alan algoritma: Post-sanatçı

"Günümüz Sanatında Dijitalleşme; Posthümanizm Bağlamında Sanat ve Sanatçının Yerini Alan Algoritma: Post-Sanatçı" başlıklı bu sanat eseri raporu, dijitaleşen kültürün oluşmasıyla birlikte varlığını her geçen gün güncelleştirerek ortaya koyan dijital sanatın bugün geldiği nokta ve yarın varacağı uzamlara odaklanmaktadır. Bu bağlamda Dijital sanat; geldiği noktalara ve varacağı uzamlara posthümanist ve transhümanist felsefeyle ulaşılacağı görüşü üzerinden ele alınmaktadır. Birinci bölümde dijitaleşen kültürün oluşumu üzerinde çıkarımlarda bulunulmuş gelişen teknoloji ile oluşan bu yeni kültürün, dijitalleşme yönündeki sanata etkisinin ve dijital sanatın gelişim ilişkilerinin izleri sürülmeye çalışılmıştır. Ayrıca bu kapsamda "Dijital", "Dijital Kültür", "Dijital Sanat" kavramının sanattaki tarihsel süreci, bu kavramların öncüllerinin getirdiği teknolojik üslubun etkisi, tarihsel süreç kapsamında yapılan araştırmalarla dijial sanatın barındırdğı anlamlar, uygulama örnekleri üzerinden incelenmiştir. Bu tarihsel ilişki içerisinde dijital sanat olarak adlandırılan ve tarihi çok eskiye dayanmayan bu yeni kavramın türleri araçsallık ve ortam kullanımına bağlı olarak ana ve alt başlıklarla örnekler üzerinden açıklanmıştır. İkinci bölümde teknoloji öncesi modern felsefe düşüncesinin temelini oluşturan Hümanizm kavramından, ileri düzey teknolojik gelişimlerle birlikte "Transhumanizm", "Posthumanizm" gibi yeni kavramlara doğru evrilmeye başlayan düşünce biçimleri üzerinde durulmuştur. Birbiri içine geçen bu kavramların tanım ve ayrımları yapılmış, sanata olan bağlantıları üzerinde durularak etkin olacağı öngörülen yapay zekâ ve sanat olguları posthümanizm ideali üzerinden değerlendirilmiştir. Ek olarak konu ve kavram kapsamındaki sanatçılara ve işlerine yer verilmiştir. Örnek teşkil etmesi amacıyla, bu alanda çalışan bir sanatçı ile röporaj yapılarak 21. yüzyılda üretilen sanatsal üretimlerin yansımaları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde, sanat eseri raporunda ele alınmış olan kavramlar ve kuramlar bağlamında oluşturulan uygulamalara iki başlık altında yer verilmişir. Birinci başlıkta, Posthümanizm felsefesinin sanat üretim pratikleri üzerinde yaratabileceği ön görülen, yeni uzamların varlığı, dijital kültür etkilerine bağlı olarak dönüşen insan-sanatçı tanımlamaları ve güncel sanat içerisinde değerlendirilebilecek benzer konular üzerinden ele alınarak uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Dijitalleşen sanatın oluşturduğu yeni kavramlar üzerine oluşturulan bu uygulamalarla birlikte dijital sanatın araçsallık ve ortam amaçlı kullanımı üzerine de çıkarımlarda bulunulmuştur. İkinci başlık da ise, poshümanist fikirin radikal bir kolu olarak nitelendirilen transhümanist bir hareket fikri ile yola çıkılarak sanat-sanatçı kavramları yapay zeka bir algoritma ile ele alınarak, teknik çözümlenmesi, yapım- üretim aşamasından sonra oluşan sanatsal uygulamalar değerlendirilmiş ve yeni, gelecekçi ve ütopik çıkarımlarda bulunulmuştur.

PosthümanizmSayısal kültürSayısal sanat+3
Özgür Ballı
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Heykelde antropomorfik nesneler ve biçim araştırmaları

"Heykelde Antropomorfik Nesneler ve Biçim Araştırmaları" isimli sanat çalışması raporunda gündelik nesneler bağlamında insan- nesne ilişkiselliği kurularak heykel sanatı içerisinde uygulamalar üzerinden araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmaların dayanağı olarak Antropomorfizm kavramının tarihsel kökeninlerinden yola çıkılmıştır. İnsan temelli biçimsellik üzerinden oluşturulan çalışmalar çerçevesinde bir takım kavramlara başvurulmuş (tekinsizlik, güvencesizlik, hibriditasyon vb.), bu kavramlara bağlı antropomorfizm konusunu destekleyici nitelikte olan zoomorfizm, biyomorfizm, metamorfizm gibi alt okumalardan da faydalanılmıştır. Bu çalışmada birinci bölümde Antropomorfizm kavramı üzerinde yoğunlaşılmıştır. Kavrama genel tanımlamalardan yola çıkılarak, anlaşılabilirliği açısından fenomenolojik bir yaklaşımla alt kavramların (hibrit, zoomorfik, biyomorfik, vb.) açıklanması üzerinde durulmuştur. Herhangi bir imgenin Antropomorfik bağlamda nasıl ele alınıp düşünülebilmesi gerektiği ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir. Ayrıca, konu üzerinde çalışmış olan pek çok sanatçı incelenmiştir. İkinci bölümde çağdaş sanat üzerinden yapılan çalışmalarla tasarım ve projeler üreten sanatçılara yer verilmiştir. Ayrıca sanat tarihi açısından kronolojik bir sıra takip edilerek 19, 20 ve 21. yüzyıldaki Antropomorfizm ve sanat kavramı detaylandırılmıştır. Bu arada kavramın vücut sanatı ile olan etkileşimi de incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Antropomorfizm ile ilgilenen sanatçıların heykel alanı üzerinden üretilen yapıtların, geçmiş ile günümüz arasında bir köprü görevi üstlenen durumu kendi sürecimin bağlantılarıyla ilişkileri çok boyutlu olarak açıklanmaya çalışılmıştır.

BiçimHeykelHeykel sanatı+5
Mehmet Kemal İçden
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Sanat yapma eyleminde tekrarlar

"Sanat Yapma Eyleminde Tekrarlar" adlı sanatta yeterlik raporunda tekrar sözcüğü bir kavram olarak detaylı biçimde ele alınmıştır. Sanatta tekrarlama eylemi, tekrarlayan birimler, hareket ve mimikler kapsamlı bir biçimde incelenmiş, örnekler üzerinden değerlendirilmiştir. Sanat tarihinde tekrar içeren eserlerden günümüz sanatına kadar tekrarın nasıl rollere büründüğü, tekrara nasıl anlamlar yüklendiği üzerinde durulmuştur. Sanatçıların aynı basit el işçiliğinin defalarca ve yavaş yavaş tekrarlamasıyla oluşan –tıpkı bir ritüeli gerçekleştirir gibi- uzun soluklu süreçleri ele alınmıştır. Sanatçıların eserleri ile olan bağları, kişisel yaşantıları, el işçiliğinin dikkat çektiği yapıtları üzerinden incelenmiştir. Bir yanıyla obsesif olarak nitelendirilebilen, tutku ile üretilmiş eserler sanatçıların açıklamaları ile birlikte ele alınmıştır. Bu açıklamalarda sanatçıların kendi iç dünyaları, yaratma süreçleri, motivasyonları ile eserleri arasındaki bağlar ortaya koyulmuştur. Psikanalitik açıdan bir yaklaşım ile; tekrarlar ile çalışan sanatçıların yaşantılarında, sanatlarının meditatif ve sağaltıcı etkileri görülmüştür. Bu raporda tekrarlayan eylemler ve birimlerde her bir tekrarda iç dünyada daha da derine inildiği üzerinde durulmuştur. Yapılan uygulamalarda da, tekrarlamaların ritüelistik özellikleri yansıtılmıştır. Anahtar Sözcükler Tekrar, tekrarlamak, zanaat, süreç, psikanaliz

Pozitif psikolojiPsikanalizSanat+6
Elvan Serin
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de soylulaştırma sürecinde yıkılan belleğin sanat eseri üzerinden inşası

Bu yüksek lisans sanat çalışması raporunda, Türkiye'de soylulaştırma sürecinin değiştirdiği kent ve bununla birlikte yok olan toplumsal hafızanın, sanat ve sanatçı üstündeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu hedef doğrultusunda ilk bölümde soylulaştırmanın, kent ve toplum üzerindeki etkisi irdelenmiş ve soylulaştırma hareketinin gelişimi ile birlikte safhaları işlenmiştir. Bu sürecin sonucu olarak; yerinden edilen, mekânsal dışlanma yaşayan kent sakinleri konu bağlamında işlenmiş ve bellek kaybı araştırılmıştır. Bu sonuçlarla birlikte sanatçıların bu süreçteki rolleri incelenmiştir. Sanatçıların, soylulaştırma hareketinde öncü olarak olumlu bir tutum sergilemesinin süreci hızlandırdığı ifade edilirken diğer yandan bu sürece karşı takındıkları negatif tavır da anlatılmıştır. İkinci bölümde, Ankara ve İstanbul'da, soylulaştırma sürecinde yıkılan toplumsal belleğin sanat eserleri ile inşası incelenmiş ve bu konu hakkında, sanat çalışması sürecinde üretilen uygulamalı çalışmalar, bellek, mekân ve sanatçı ilişkileri bağlamında sunulmuştur. Anahtar sözcükler: Soylulaştırma, kent, sosyal bellek, sanatçı, sanat eseri, mekân

KentlerMekanMutenalaştırma+3
Ecevit Emre Ellialtıoğlu
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İfade nesnesi

Yirminci yüzyıla gelindiğinde ifadenin sanat alanındaki anlamının ve içeriğinin değişmeye başladığı görülmektedir. Bunun öncesinde ise ifadenin temsille olan yoğun bir ilişkisi söz konusuydu. Bir konunun başka şeylere başvurularak tasvir edilmesi ve anlatılması ifadeyi tanımlayan bir olgu olarak kabul edilirdi. Ancak, sanat alanında bu ve buna benzer şekilde oluşmuş olan geleneklere karşı getirilen eleştiriler yoluyla temsil ve anlatısallık arasındaki ilişkilerde bir değişim yaşanmıştır. Klasik temsil, resimde yanılsatıcı bir optik uzam algısı yaratan perspektifin reddiyle birlikte biçimin tekrar yüzeyle aynı zeminde tartışılabilir hale gelmesiyle beraber ortadan kaldırılmış olur. Artık resim ve heykelde görünmeye başlayan şey bir konunun temsili olmaktan çok resim ve heykelin kendi koşullarından doğan ve dünya ile doğrudan ilişki kurmaya başlayan yeni bir ifade anlayışıdır. Geleneğin reddinin ardından bu disiplinlerin yapısına dair sorgulamalarla ayrıştırılmaya başlanan sanatın içerisindeki bu çeşitli bileşenlerin her biri yeni bir değer olarak ortaya çıkarılmıştır. Örneğin resimde, yüzeyin biçimle aynı zeminde tartışılmaya başlanmasıyla birlikte renk de artık salt kendi niteliklerini sorgulatan bir olgu olarak varlık göstermiştir. Bu raporun araştırma konusu, bir sanat yapıtının oluşumu için önemli olgulardan birisi olan ifadenin, eylemle ve beraberinde gerçekleşmekte olan bir yaratıcı edimle olan ilişkisi üzerine temellendirilmeye çalışılmıştır. Bu kapsam içerisinde raporun amacını destekler bir biçimde farklı kavramlara da değinilmiştir. Eylemin ifade edici yönünün bir sanat yapıtının oluşumuna katkısı gibi, diğer kavramların da bu süreçteki yeri ve öneminden bahsedilmiştir. Bu yaklaşımdan yola çıkılarak bazı çalışmalar gerçekleştirilmiş, sanatın bir yaratıcı edim olarak ele alınışıyla, sanat alanında yeni ifade yollarının önünü açan sanatçı örnekleri ve sanat yapıtları değerlendirilerek desteklenmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: İfade, eylem, edim, nesne, sanat

EylemHeykelHeykel sanatı+4
Murat Atabek
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özne-arayüz ilişkisi dahilinde imgenin yeni durumu

Öznenin dünyaya fırlatılması ardından tüm çevresel faktörler ile birlikte gerçekleşen etkileşim hali, kaçınılmaz olarak imgeyi de etkisi altına alan bir durumdur. Raporun giriş bölümünde de değinildiği üzere, esasen bu etkileşim halinin imgenin varlık itkilerinden birisi olduğu söylenebilir. "Özne Arayüz İlişkisi Dahilinde İmgenin Yeni Durumu" başlıklı bu raporda, imgenin bugün için, özne-arayüz ilişkisi ekseninde yeni durumları incelenmiştir. Bu inceleme yapılırken, gören gözün neyi nasıl gördüğü ve zaman içinde çeşitlenen görme/görüntüleme yollarının bakış üzerindeki etkisinin izleri sürülmüştür. Bu anlamda teknik görüntülerin nasıl meydana geldiği, zaman içindeki değişimleri ve günümüzdeki konumuna da değinilmiştir. Özetle bir ön/ara sayfa anlamına gelen arayüz, bugün için bir tür teknik görüntü yöntemi gibi duyulsa da rapor dâhilinde öznenin konumundaki diğer tüm etkileri ile birlikte ele alınmak istenmiştir. Birinci bölüm boyunca sözü edilen teknik yollarla üretilen tüm görme/görüntüleme yöntemleri arayüz-imge ilişkisinde birer basamak olarak görülmüştür. Arayüzler, adeta görünmez bir perde gibi imge ile özne arasına giren katmanlar olarak yorumlanırken bu durum imgenin yeni halleri üzerine birtakım soruları da beraberinde doğurmuştur. Rapor kapsamında görüntünün bir zaman sıkışması olarak ele alınması durumu ve zaman deneyiminin özne/makine olarak ayrılması hali uygulamalar ile pekiştirilmiştir. Buradaki temel farklardan birisi bellek gibi dururken bu durum imgenin bugünkü konumuyla birlikte ele alınmak istenmiştir. Anahtar Sözcükler: Arayüz, imge, görüntü, teknik görüntü, zaman sıkışması

ArayüzlerGörüntüZaman+2
Hazel Büşra Kılınç
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bellek metaforu ve dönüşen imgeler

"Bellek Metaforu ve Dönüşen İmgeler" başlıklı raporda; tarih, kültür ve toplumsal verilerden etkilenen varlığın geçmiş süreçlerinde ki, bellek alanları sorgulanmış ve bu bağlamlar göz önünde bulundurularak uygulamalar yapılmıştır. Bu doğrultuda doğduğu andan itibaren nesne ile temas eden varlığın temsili, metaforik olguyla nesne-varlık arasında kalan boşluğun doldurulmasıyla ortaya konulmuştur. Böylelikle nesnelerin sıradanlıktan çıkarılarak sanat alanında ki 'şeylerin' yerini temsil etmesi bellek kavramını sorgulatmıştır. Bu bağlamda, raporun birinci bölümünde; 'bellek' ve 'metafor' kavramlarının tarihsel süreçte nasıl ortaya çıktığı araştırılıp, bellek alanları olarak konumlanan nesnelerin neliği üzerinde durulmuştur. Nesne, unutulmaya yüz tutmuş geçmiş bilgilerini hatırlattığı ve metaforik anlamda bellek alanları yarattığı tespit edilmiştir. İkinci bölümde bireysel ve toplumsal belleğin varlığını sürdürdüğü anlatılar incelendiğinde; travmaların (savaş, yıkımlar) sanatçı çalışmalarının konusu olduğu saptanmış ve gerçeği yansıtamayan geçmiş izlerinin ortaya konulma sürecinin metaforik olguyu ortaya çıkardığı görülmüştür. Böylece metafor, sanatın bir ifade biçimi olduğu gözlemlenmiştir. Üçüncü bölümde ise, benliğin ilk uğrağı olan 'ev' kavramı sorgulanıp içerisine konumlanan nesnelerin hafızası sorgulanmıştır. Sonuç olarak 'varlık' bu raporun ana karakteri olurken, varlığa ulaşmak için uğrakları olan 'şeyler' temsili olarak sanat çalışmasına dönüştürülmüştür. Bu kapsamda varlığa ulaşmak için bellek kavramı sorgulanmış ve orada konumlanmış geçmiş izleri, günümüz sanat diliyle kurgulanmıştır. Anahtar Sözcükler: Bellek, metafor, mekân, nesne, özne, iz, toplumsal hafıza, 'Ben', hatırlama, unutma

BellekHatırlamaMekan+6
Betül Ünlüçoban
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Video performans alanında bedenin kullanımı

"Video Performans Alanında Bedenin Kullanımı" başlıklı rapor kapsamında beden kavramından hareketle "Performans" ve "Video Performans" ilişkisi irdelenmiştir. Bu ilişkinin ortak noktası olan beden kavramının geçmişten günümüze kadar olan süreç içerisinde geçirdiği değişim ve dönüşümler açıklanmaya çalışılmıştır. İlkel dönemlere kadar uzanan bu süreçte beden, sanatın ana konusu olarak var olmuştur. Sanatta bedenin kullanımı farklı biçimler ve farklı anlamlar içerse de her zaman kendisini var etmiş ve modernizmden sonrasına uzanan süreçte özellikle Performans Sanatıyla birlikte bedenini kullanarak mesele edindikleri konuları anlatmak, sorgulamak isteyen sanatçılar için beden, en temel ifade araçlarından biri haline gelmiştir. Videonun sanata sunduğu yeni üretim teknikleri sayesinde, video alanında üretim yapan sanatçılardan farklı olarak performans sanatçıları, Performans Sanatı ile Video Sanatının buluştuğu noktada Video Performans ile kendilerine yeni bir alan yaratmıştır. Video Performans alanında beden, görünmenin gösterilmesiyle birlikte kendisine yüklenen anlamları ve tanımları farklı bir boyutta sorgulanabilir hale getirmiştir. Böylece yüzyıllardır felsefe, sosyoloji, psikoloji, politika ve dinsel inançlar dâhilinde bir tartışma konusu olan ve Performans Sanatıyla birlikte doğrudan sanata dâhil olan beden, video teknolojisi ve bu teknolojinin sunduğu olanaklar sayesinde farklı üretim biçimleriyle yeniden ele alınmış ve sanatsal üretimlerinde bedenini kullanan sanatçılar için beden üzerinden düşünce üretme biçimlerinin çeşitlenmesine yol açmıştır. Bu rapor kapsamında Video Performans aracılığıyla beden üzerinden düşünce üretme biçimleri sorgulanmış ve bu sorgulamalar kişisel çalışmalarla desteklenmiştir.

BedenPerformansPerformans sanatı+2
Candan Simay Gürsel
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Sanatta ölüm kavramının beden ve cinsellik üzerinden deneyimlenmesi

"Sanatta Ölüm Kavramının Beden ve Cinsellik Üzerinden Deneyimlenmesi" başlıklı Sanatta Yeterlik Sanat Çalışması Raporunda; cinselliğin, insanın bilinçaltı ölüm güdüsü ile doğrudan veya metaforik şekilde örtüşmesiyle ilgili görüşlerin açıklaması yapılmış; ölüm kavramının farklı düşünürler tarafından irdelenmesi, toplumsal bir ilişki biçimi bağlamında ele alınarak özgürlüğüne kavuşturulmasının önemi ve tüm bunların sanattaki yansımaları ele alınmıştır. Bu çalışma kapsamında, dişil ve eril unsurların doğal yapı ve özellikleri saptanarak, birbirleriyle olan etkileşimleri, dişil unsurların farklı dönemlerdeki dışlanma şekilleri, bununla birlikte eril unsurların yüceltilmesi araştırılmış; aynı zamanda, dişil ve eril unsurların birbirleriyle olan normal, paranormal, sapkın ve tekinsiz ilişkileri ortaya konmuştur. Sanatta ve yaşamda insan bedeni, bedenin hassas yapısı, katmanları, yaşam boyunca yüzleştiği her olgu, beş duyu ile algılanan her kavrayış veya yanılsama irdelenmiş; acı ve haz, arzu ve korku, şiddet ve şehvet, durağan ve aktif, ölü ve canlı, bakan ve bakılan, örtülü ve şeffaf, iç ve dış, korumasız ve saldırgan, bağımlı ve özgür, izin veren ve zorla alan, yöneten ve boyun eğen vb. gibi karşıt oluşumlar dengelenmeye çalışılmıştır. Tüm bunların ötesinde, varoluşumuzun en etkin, en esas ilkesi olan yaşam ve ölüm gerçeği, insanın hassas yapısının ardındaki güçlü ölüm güdüsü, ilkel geleneklerde ölüm tabusu, bilinç ötesi düzeyinde ölüme duyulan özlem ve sanattaki yaratımları ele alınmış; içinde bulunduğumuz dönemin şizofrenik, kaotik parçalanmalarının sanat ve sanatçı bağlamında psikolojik ve oto-biyografik etkileri araştırılmıştır. Bu sanat çalışması süresince deneyimlenen duyumlardan ve her türlü veriden etkilenerek, estetik olanın ötesindeki kaotik/abject olanın ön plana çıkarılması hedeflenmiş; doğaları gereği, pasif, geri çekilmiş, olmakta olana izin verme eğiliminde olan dişil yapıların, yine doğaları gereği baskın, aktif ve olduran eril yapılar tarafından kurban şekline dönüştürülmelerinin farklı yaklaşımları vurgulanmıştır. Açıklanan tüm kavramlar çerçevesinde gerçekleştirilen uygulamalar figüratif, performatif, bedensel çalışmalarla canlandırılmış; karşıt kavramlar arasındaki kopukluk ve parçalanmalar açığa çıkarılarak, yeniden birleştirilmeye çalışılmıştır.

BedenCinsellikHeykel sanatı+4
İdil Tokdemir
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Günümüz sanatında mikro-ütopik mekân uygulamaları

Her alanda olumlu ya da olumsuz değişim ve dönüşümün yaşandığı günümüz dünyası, sanat alanında da kavram ve biçimlerin hızla değiştiği bir ortamı kaçınılmaz kılmıştır. İnsan, mekân ve nesne kavramları ve birbirleri ile olan etkileşimleri, sanatçılar ve kuramcılar tarafından sıklıkla incelenen ve yeni baştan tanımlanan yapılar haline dönüşmüştür. Bu dönüşüm süreci içerisinde, mimarinin temel konusu olan mekân ve mekân üretimlerine yönelik eğilimler de sanatçılara yeni kavram ve sorunları değerlendirebilecekleri bir alan yaratmıştır. Böylelikle mekân kimi zaman sanatın bir nesnesi, kimi zaman müdahale alanı, kimi zamansa yeniden üretimin bir unsuru olarak, yeni anlamlar ve görüntüler kazanmıştır. Bu yeni yönelimlerde kuşkusuz ölçek de sanatın diğer bir değişkeni olarak yeni biçim ve anlamların arandığı bir unsur haline gelmeye başlamıştır. Mekânın nesnenin belirleyici ve ayırt edici unsuru olan ölçek ve ölçeğin bağlamı üzerine değişen anlamlarla gerçekte mimari bir unsur olan mekân, sanat nesnesi olarak sanat içerisinde yer bulmaya başlamıştır. Günümüzde ölçek sanatçıların yeni bağlamlarla birlikte sıklıkla değişime soktuğu, manipüle ettiği bir olgudur. Bu anlamda, dünyada örnekleri sıkça rastlanan ölçeklendirilmiş ya da göreceli ölçeklerle küçültülmüş mekanlar izleyicinin karşısına çıkar. Mimari, mimarideki maket ve model unsurları ve dioramaların etkisinde gelişen bu tür sanat çalışmaları günümüz dönemi sanatçılarına hem teknik hem bağlam anlamında örnek teşkil etmiştir. Yapıları küçülterek mekanlardan kesitler alan sanatçılar, mekanların sanat içerisinde küçülen ölçekleri ile birlikte mimari yapıları (ev, apartman, şehirleşme vb.) sanat içerisine dahil ederek anılara, düşlemelere, geçmişe-geleceğe yönelik ütopyan veya distopyan kurgulamaları barındıran yeni biçimleri, farklı konu bağlamlarıyla keşfetmeye başlamışlardır. Bu bağlamda çalışmanın temel tezi; merkezinde ev ve oyun öğelerini barındıran küçük ölçekli mekân uygulamalarını, düşlemin etkisi ile kurulan mikro-ütopik mekân üretimleri olarak çözümlemektir. Çalışma süresince oluşturulmaya çalışılan mikro-ütopik mekân kavramı, tekil bireyin yuva olarak adlandırdığı ev ve çocukların oyunlarda kurduğu tekil mekân yaratıları ile birlikte ele alınarak sosyoloji, felsefe ve sanat bağlamında örnekler ile değerlendirilmiştir. Sanatçı örnekleri üzerinden teoride kalan bu okumalar mikro-ütopik mekân uygulamaları başlığı altında pratiğe dönüştürülmüştür. Çalışma raporunda incelenen bir diğer başlık ev/ yuva kavramını kişisel, mikro-ütopik bir alan olarak çözümlemek, bu kavram ve metaforlarının sanat ürünleri ile olan ilişki ve etkileşimini incelemektir. Ayrıca küçük ölçekli mekân çalışmalarında önemli bir etkilenme alanı olarak dioramalar, başlangıcından günümüze değişen anlam ve biçimleri ile kavram ve uygulama sahalarında değerlendirmeye alınmıştır. Anahtar Sözcükler Oyun, Mekân, Küçük Ölçek, Diorama, Mikro-Ütopya, Ev/Yuva

Heykel sanatıMekanMekan temsilleri+3
Mert Barlas
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Performans olarak beden ve doğa diyaloğu

Bu çalışmada insanın var olduğu andan bu güne, kendini ifade etmek için bilinçli ya da bilinçsiz bir algı ile, doğa ile kurduğu her tür yol olan, din, tapınma, primitivizm, sanat gibi kavramlar, günümüz kuramları çerçevesinde bedenin araçsallaştırılarak, sanatın ve üretimin merkezine oturduğu "eylem" olgusu temel alınarak, performans sanatı ve doğa ilişkisi incelenmiştir. Sanat eseri raporunda konunun anlatımına katkı sağlaması için tek bir tanıma sahip olmayan, performans sanatının farklı yazarlar tarafından yapılan, tanımlarına yer verilmiştir. Primitif sanattan başlayarak bedenin; nasıl kutsallaştığı, tarihsel süreç içerisinde varlığı açıklanmaya çalışılmıştır. 20. yy içerisinde sanatsal bir bilinç ile yapılmaya başlanan ve 1960'lara gelene kadar, performans pratiğinin sanat içerisindeki rolünün gerçekleştirilen çalışmalara nasıl yansıdığı anlatılmıştır. Beden sanat ilişkisinin kaçınılmazlığından başlanarak, beden sanatının ortaya çıkmasına kadar olan gelişmelere, ardından rapor çerçevesinde beden ve doğa arasında diyalog kuran sanatçı çalışmalarına yer verilmiştir. Sanatın tarihine bakıldığında beden kavramıyla ilgili binlerce esere rastlanmış; bütün bu eserleri incelemek yerine konunun anlaşılmasına katkı sağlaması açısından bazı dönemler içerisinde önemli çalışmalar incelenmiştir. Çalışma süresince beden kavramıyla doğa arasındaki iletişim geçmiş ve günümüz sanat üretimleri üzerinden karşılaştırmalı bir şekilde örnekler verilerek anlatılmıştır. Örneğin MÖ. 16000 de mağara duvarlarına yapılmış bir el izinin - günümüzde nasıl bir çağdaş sanat eserine dönüştüğünü, bir sanatçıyı etkileyerek ona nasıl ilham aldığı anlatılmıştır. Sanatçılarla ilgili bilgiler, performansı gerçekleştirdiği yeryüzü parçası, vermek istediği mesaj ve yaptığı çalışmalarla birlikte genel olarak sanatçı pratikleriyle ele alınmıştır. Aynı zamanda seçilen sanatçıların çalışmalarına yakın olan diğer sanatçı çalışmaları ile bir bağlam oluşturacak şekilde kronolojik bir sıraya göre ele alınıp, metinler arasında bir akış oluşturulmaya çalışılmıştır. Sanatçıların çalışmalarının ve genel rapor konusunun tam olarak okuyucunun zihninde canlanabilmesi için konuyla örtüşen performanslarının görsellerine ve künyelerine yer verilmiştir. Son bölümdeki metinlerde "Performans Olarak Beden ve Doğa Diyaloğu" başlığı altında yapılan uygulama çalışmalarının, gerçekleştirilme aşamaları, düşünce olarak nereden nasıl beslendiği, hangi yöntemlerle kayıt altına alındığı ve gösteriminde kullanılan tekniklerle ilgili ayrıntılı bilgilere yer verilmiştir. Elde edilen bilgiler, fotoğraflar ve videolarla desteklenmiştir. Son bölümde önceki verilerden referanslar metinlerde ele alınıp, değerlendirilip performans ve doğa sanatçılarının yapmış olduğu çalışmalar ve sanatsal bakış açıları, uygulamaların gerçekleştirilme aşamasında etkili olmuştur. Günümüzde insanın doğadan ve kendinden uzaklaşması, robotik bir hayat sürmesi, içinde bulunduğu duyarsızlığın farkında olmaması ve bu kaotik yaşam içerisinde bilincinden uzak bir şekilde yaşamına devam etmeye çalışması beden ve doğa konulu performans uygulamalarında anlatılmaya çalışılmıştır.

BedenDoğaHeykel sanatı+4
Alper Aydın
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocukluk çağında oyun, sanatta oyun

"Çocukluk Çağında Oyun, Sanatta Oyun" başlıklı bu raporda sanatta oyun ve oyuncak ele alınırken insanoğlunun hayatındaki yeri ve işlevselliği sorgulanarak, çocukluğa doğru giden bir yol izlenmiştir. Çocukluk bizi derinden etkileyen duygularla dolu bir sürecin olgusudur. Bu süreç içerisinde oyun ve oyuncak, çocukların hissettiklerini tanımlama, öğrenme ve yaşantıyı anlayabilmeye aracı olmaktadır. Aynı zamanda çağın kültürel, ekonomik ve toplumsal özelliklerini yansıtır. Oyun aslında bir iletişim yöntemidir. İletişim ise, insanoğlunun ilk toplumsal becerileri arasında oluşuyla oyunun yapı taşlarından biridir ve bizim gibi sosyal canlılar için vazgeçilemez bir şey olduğundan, oyun hayatımızda fark edemediğimiz şekilde yer kaplar. Çocukluğumuz ise oyunu en yoğun şekilde yaşantımızda barındırdığımız dönemdir. Bütün bu iletişim ağı ele alınırken, oyunun nasıl ortaya çıktığı ve geçmişten günümüze nasıl benzerlik veya farklılıkların olduğu araştırılmış, yaşamda oyunun ve oyuncağın ne derece etkisi olduğu sorgulanmıştır. Bununla beraber felsefe, sosyoloji, psikoloji gibi farklı disiplinlerde de oyun kavramı araştırılmıştır. Oyun kavramı birçok disiplinde konu olduğu gibi, sanat akımlarına ve sanatçılara da ilham kaynağı olmuştur. Raporda, geçmişten günümüze doğru sanatçıların oyun dürtüsüyle eserlerini nasıl ürettiği üzerinden örnekler verilmiştir. Oyun ve oyuncak, yaşantıda nasıl bir iletişim aracı olarak ele alınıyorsa sanatta da sanatçının kullandığı bir iletişim yöntemi olması üzerinde durulmuştur. Bu raporda oyun, kişisel çalışmalarla desteklenmiş ve sanatta yeni kişisel arayışlar, yeni anlatım olanakları, yeni bağlamlar bulunması üzerinde durulmuştur. Uygulamalarda oyunun, herkesin kendiyle ve birbiriyle kurabileceği iletişim aracı olduğu yönünde bir bakış açısıyla günümüz sanatına kişisel katkılar sunulmaya çalışılmıştır. Anahtar sözcükler: Oyun, Oyuncak, Çocukluk, İletişim, Bellek, Sanat

BellekOyuncakOyunlar+5
Pelin Yıldız
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mimari unsurlardan sanatsal imgelere

''Mimari Unsurlardan Sanatsal İmgelere'' başlıklı raporda insanın yapı oluşturma eylemi ve bu eylemindeki ihtiyacı karşılayabilmek için kullandığı yaşam malzemelerinin gelişimi ve değişimi sanatsal perspektif doğrultusunda ele alınmıştır. İlk önceleri kendisini doğayla bir gören ya da ayırt edemeyen ve bu durumu kabullenip ona uyum sağlayan insan, belirli bir süre sonra bilinçlenip kendisini özne olarak merkeze alırken, nesnel dünyayı karşısına alıp doğa üzerinde hakimiyet kurma serüvenini başlatmıştır. İnsan çevresini etkileyen ve bulunduğu çevreden etkilenen, sürekli yeni oluşumlar yaratan ve bu oluşumlarda yer alan bir canlıdır. Uygarlığın başlangıcından günümüze mimari malzemelerde yaşanan bu değişim zamanla insanın malzemeyle kurduğu bağı da değiştirmiştir. İlk insanın yaşadığı mağaradan başlayıp, günümüzün devasa gökdelenlerine gelen bu süreçteki değişime en büyük katkıyı sağlayan buharlı makinelerin üretilmesi, sanayileşme ve makineleşme, nesnelere bakış açısının değişmesine neden olmuştur. 20. yüzyıl tüm alanlarda devrim ve dönüşümlerin çağıdır ve bu durum 21. yüzyılda da sürekliliğini korumaktadır. Yeni biçim anlayışlarının ortaya konduğu bu durum, yeni malzeme anlayışını sanatın içerisine dahil ederek, sanatın bütün bileşenlerini yeniden inşa edip, toplumsal üretim anlayışıyla, sanatsal dışavurumun yerine zihinsel tasarım sürecini, işlevsel strüktür ve gelişen teknolojiyle beraber değişen tüm evrenin yeniden inşası, sanatçı faktörünün etkisi üzerinden aktarılmıştır. Bu bağlamda çalışmalarda kullanılan, farklı mimari nesneler ve nesnelerin farklı malzemelerle alınan kalıplarıyla yeni anlamlar ve bağlamlar oluşturulmuştur. Var olan nesnenin anlamından kopartılmasıyla, bağlamının yok edilerek aktarıldığı mimari unsurların sanattaki yansımaları uygulamalarla irdelenmiştir.

EndüstriMimariMimari eserler+5
Gülşah Akdemir
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alternatif alanlarda sanat: Sokak

Kamusal alan, yaşadığımız coğrafyada, özellikle 21.yy Türkiye sinde fazla kullanılmayan ve kamu tarafından tam anlamıyla bilinmeyen ya da yanlış kullanılan bir kavramdır. Dolayısıyla kamusal alanın ontolojisinden önce meydan, park, cadde gibi mekansal karşılığı ilk akla gelmektedir. Siyaset, felsefe, sosyoloji ve iletişim gibi disiplinlerde kullanılan kamusal alan kavramı 20.yy.ın sonlarına doğru sanat alanında da yerini bulmuştur. Aristoteles'e kadar dayanan kamusal alan kavramı ele alan farklı düşünürler olsa da, bu kavramın tarihsel sürecini inceleyip modern anlamını kazandıran Jürgen Habermas'ın ürettiği düşünceler üzerinden yol alınacaktır. Bahsedilen sanat ve kamusal alan ilişkisinin meydan heykelciliği olmadığını belirtmekte fayda vardır. Buradaki ilişkisi 1950lerde başlayıp 21.yy da görünürlük kazanan "sokak sanatı" başlığı altında incelenecektir. İçinde bulunduğumuz hiyerarşik sistemdeki bireyin konumu üzerinden sanatın kamusal alandaki yeri performanslar üzerinden deneyimlenmektedir. Bireyin konumu, başlangıç noktası olarak görülmektedir ve söz konusu konum göç, mahalle, aile gibi kavramlarla örneklendirilerek meşruiyet kavramı üzerinden değerlendirmeler yapılacaktır. Mekansal anlamda kamusal alan kavramını bir ülkenin özeti olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla kamusal alan ile ilgili elde edilmiş bilgilerin, bireysel sanat performansları ve yaşanılan coğrafya arasında kıyaslamalar sonucu çıkarımlar elde edilmesi öngörülmektedir.

GrafitlerHeykel sanatıKamusal mekanlar+6
Alper Ünal
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Günümüz sanatının dönüştürücü, mekânsal ve ilişkisel niteliklerinin düşünümsellik kavramı bağlamında incelenmesi

Özünde yazarın sanat paradigmasını betimleyen bu tez, düşünümselliğin olanağında ortaya çıkmış bir sanat tartışmasıdır. Çalışmada, düşünümsel bakış açısından algılanan Sanat alanının bağıntısal yapısı çözümlenmekte ve nitelikleri ortaya koyulmaktadır. Bu perspektiften belirlenen, sanatın dönüşüm, mekânsallık ve ilişkisellik kavramlarıyla olan zorunlu bağıntısı incelenmektedir. İnceleme sırasında metodik olarak Sanat, Bilim ve Felsefe disiplinlerinin eşgüdümlü çalıştırılmasıyla argümantasyonun doğrulanabilir olması hedeflenmektedir. Bu bağlamda sanat yapıtını anlamlı nesne/faaliyet olarak kavrayan çalışma, sanatsal faaliyeti ise bir yapılandırma olarak ele almaktadır. Böylece sanat yapıtı etrafında şekillendiği düşünülen sanat pratiğinin 'anlam' ve 'bağlam' kavramlarıyla ilişkilendirilmesiyle; sanatsal faaliyetin, dönüştürme eyleminin, mekânın ve ilişkiselliğin birlikte tasarımlandığı bir süreç biçiminde yorumlanması gerektiği savunulmaktadır. Bir bilgi formu olmak bakımından sanatın üreticisi olarak sanatçı yerine, bilginin ve alan pratiklerinin toplumsal-kolektif üretimi bağlamında sanat habitusu önerilmekte, öte yandan bunun karşısında, Sanat alanı aktörlerinin düşünümsel bir sanat habitusunu oluşturması gerektiği iddia edilmektedir.

DönüşümDüşünümsellikGüncel sanat+3
Görkem Demir
Mersin University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Günümüz heykel sanatında varoluşçu etkiler

Günümüz Heykel Sanatında Varoluşçu Etkiler başlıklı bu metin bir Sanatta Yeterlik eser metni olarak hazırlanmıştır. Varoluşçuluk, bir felsefi disiplin olarak İkinci Dünya Savaşı sonrasında, iki dünya savaşı geçirmiş, yıkıntılar içinde ve kendi yarattığı ideallerin yok olduğunu görmüş bir Avrupa'nın ortasında ortaya çıkmış ve köklerini bu coğrafyada salmıştır. Varoluşçuluğu tarihsel olarak ele alan birçok kaynakta akım köklerini, felsefe tarihini devrimsel bir şekilde değiştiren ve insanın dünyada kendini bilmesinin önemine ve nasıl yaşaması gerektiğine dair düşünceleriyle felsefenin yönünü doğadan insana doğru çeviren Sokrates'te bulmaktadır. Elbette Sokrates Varoluşçu bir filozof değildir, ancak düşünceleriyle bu akımın filozoflarını oldukça etkilemiştir. Sokrates gibi aslında Varoluşçu olmayıp bu akımla ilişki kurulan Kierkegaard, Nietzsche, Blaise Pascal gibi pek çok farklı filozof vardır ancak Varoluşçuluğun asıl yeşerdiği yer yukarıda da belirtildiği gibi İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa'dır. Ele aldığı iç sıkıntısı, dünyaya fırlatılmışlık, ölüm karşısında insanın varoluşu, kaygı, absürt gibi kavramlar dönemin toplumsal ve siyasal yaşantısında somut karşılıklar bulduğu için de oldukça popüler bir felsefe akımı olmuş ve etkileri günümüze kadar ulaşmıştır. Etkilerinin bu kadar geniş bir alanda ve zamansal olarak da uzun sürmesinin başka bir sebebi de akımın filozoflarının, diğer felsefe akımları ve disiplinlerinin aksine felsefi düşünce ve kavramlarını daha çok edebi metinler üzerinden aktarmaları ve bu sayede de entelektüel çevrelerde olduğu kadar gündelik yaşantının içinde de ses getirmiş olmalarıdır. Varoluşçuluk bu popülerliği üzerinden oldukça eleştirilmiş, bunalım ve umutsuzluk felsefesi olmakla itham edilmiştir. Varoluşçuluğun etkileri, edebiyat ve tiyatronun sınırlarını aşarak; resim, heykel, sinema, şiir, fotoğraf gibi alanlara da yansımış, bu felsefeden etkilenen ve kendi yaşantısı ve yaratma biçimleriyle bu felsefe arasında ilişki kuran birçok sanatçı olmuştur. Bu metnin konusu olan varoluşçuluk ve heykel ilişkisi de bu yüzden önemlidir. Bu eser metninin eser kısmını oluşturan üretimler, bütün bu kavramlar tarihsel ve felsefi olarak açıklandıktan sonra, varoluşçuluk ve heykel ilişkisine referans olabilecek üretimleri olan günümüz sanatçılarının eserleri üzerinden örneklenerek açıklanmış ve metin bu şekilde tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Varoluş, Heykel, Kaygı, Zaman, İç Sıkıntısı

Figüratif heykelHeykelHeykel sanatı+4
Ahmet Aydın Atmaca
Mimar Sinan Fine Arts University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarihsel gelişim içinde kadın figürünün yorumu

Kadın ilkel ana tanrıçadan, günümüze sanatçıların sık sık kullandığı bir tema olarak tarih boyunca hep gündemde kalmıştır. Daha ilkçağda kadının toplumsal önemi fark edilmiş bereket ve doğurganlık sembolü bir inancın yansıması olan "Ana tanrıçalar" yaratılmıştır. Hıristiyanlık dininin doğuşu ile kucağında İsa'yı taşıyan kadının kutsal imgesi, yüzyıllar boyu süren bir gelenek olmuştur. Resim geleneği dünyasal konulara yönelince, kadın cinsel bir nesne, seyirlik bir varlık olarak resim sanatında yer almaya başlamıştır. Kadın seyirci erkeklerin açlığını gidermek için, çıplaklığını, cinselliğini sunan seyirlik bir nesnedir artık. Kadının modern toplumlara özgü bir kişiliği de yosmanın gerçekliğinden başka bir şey değildir. Güzellik bakımından saf ama hafif meşrep kadınlar erkeği ölüme götürecek güzelliği, bir vampiri simgeler. Ve erotizmin vazgeçilmez unsurudur.

Kadın figürüResimler
Dilek Hasra Çetindere
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1996
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Heykelde özne-nesne

11 SANATTA YETERLİK TEZ OZU HEYKELDE ÖZNE-NESNE Nurbiye UZ Heykel Anasanat Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eylül 2002 Danışman: Prof. Aytaç KATI Özne, bilen varlık, bilme gücüne sahip ve iradesi olan insan; nesne ise, üzerinden fikir üretilen, öznenin bilmesine konu olan, düşünen özneye karşılık düşünülen şey olarak tanım bulur. Bu kavramlar, heykel içinde ve heykelle birlikte değerlendirildiğinde sözcük anlamlarından farklı olabilecek sonuçlar çıkmaktadır. Bu kavramlarla, özne-nesne, öznel-nesnel, öznellik-nesnellik, öznel-nesnel realite ve ide vb. açılımlarıyla insan-heykel iletişim şekli belirlenmektedir. İnsanlaşma sürecinin başlangıcından bu yana, özne-nesne kavranılan, insanın kendisi ve aklı üzerindeki bilgilerine, gelişimlerine, insanın dünyadaki yerine, ilişkilerine, bilincin ve sanatsal bilincin gelişimine ve bilgiye dayalı olarak değişmekte ve gelişmektedir. Sanat yapan varlık olarak insan, bu sayede doğaya üstünlük kurmaya çalışmakta, nesnelere yeni biçimler vererek hakim olma çabasındadır. Binlerce yıllık çalışma faaliyetlerinin sonunda sanat, içinde bulunduğumuz dünyanın estetik bir biçimde kavranılmasının, insanın yaratıcı imgeleminin, fikirlerinin ve duygularının nesne olarak somutlaştırmasını olanaklı kılmıştır.Ill En eski dönemlerde mağara duvarlarında görülen sanat yapıtları, sonraları gün ışığına çıkmaya başlamış, doğadaki nesneler sembolik işaretlere, simgelere dönüşmüş, insan ilk kez kendini yaşamın, çalışmanın, üretimin öznesi olarak görmüş, üretilen sanat eserlerinde kendine de yer vermeye başlamıştır. Bu süreç içerisinde ortaya çıkan estetik ürünlerde, kendi öznelliği ve içinde bulunduğu toplumun sınırlarını aşarak diğer insanların yaşamlarını, estetik duygularım etkilemişler ve yeniden şekillenmesine neden olmuşlardır. Bu süreç içerisinde insanın bilgilerindeki gelişmeler, sanatsal bilgiyi netleştirmelerini sağlamıştır. Heykel sanatında özne-nesne; heykel-insan ilişkisinde, iç-dış algı, öznel-nesnel yaklaşımlar, duygusal-duyarlı davranmak, ontik-grup içinde değerlendirme ve empati kurmak şeklinde belirir. Bu sayede yapıt en doğru anlaşılma olanağı kazanmaktadır. Heykelin öznesi-nesnesi belirlemelerinde sanatçı; içinde bulunduğumuz dünyanın tüm varlıklarını kullanarak, yetenekleri doğrultusunda kendini nesne olarak ifade eden bir öznedir. Amacı, bir duyguyu, düşünceyi, heyecanı vb. yeni ve özgün bir biçimde somutlaştırıp başkalarıyla paylaşmaktır ve bu gereksinmeleri karşılayan aracı kişidir. Buradaki özne-nesne ilişkisi; öznenin nesne olarak yeni anlatımlar sunması şeklindedir. Yani özneyi nesneye, nesneyi özneye bağlayan, bu anlamda öznenin nesneleşmesi nesnenin özneleşmesi şeklindedir. Alıcı olarak ise, yaratılan bu yeni özneyi tarih adına yargılayan, onun yaşayabilirliliğini sağlayan, kararlar veren, onu anlayan öznedir. Yine nesneden özneye, özneden nesneye aktarımlar söz konusudur. Bir sanat nesnesi olarak heykelin kendisi ise, insanın doğaya karşı yaşama savaşı ile başlayan, plastik sanatların en eski uygulamalarındandır. Uzayda yer kaplayan üç boyutlu bu sanat nesnesi, çağlar boyunca bir araç olarak kullanılmış, dini ve mimari bağımlı gelişmiştir. Düşünsel ve biçimsel özgürlüğüne modern sanatla kavuşan heykelde, sanat üzerindeki akim önemi, yerini bilim, psikoloji, doğa, bireysel duygular ve düşüncelereIV bırakmış, yeni denemeler yapılmıştır. Heykelin nesnel değişimine en büyük etken kuşkusuz teknolojidir. Farklı malzeme kullanılarak, heykelde nesne kullanımı gerçekleşmiştir. Sanatçılar, sadece kalıcı iş yapma düşüncesinden uzaklaşıp, gündelik kullanıma yönelik eşyalar, atık maddeler, teknoloji, elektrik, ve bilgisayarla yeni denemeler yapmıştır. Yaşamsal alanlar oluşturulmuş, seyirci yapıtın içine katılarak nesnel parçası haline gelebilmiştir. Heykelin varlığında özne-nesne ilişkisi ise, sanatçının onu yaparken kendine özgü yeni bir dünya yaratmasıyla, yaşayan insan gibi ihtiyaç belirleyici olmasıyla, kendisinin de nesne kullanmasıyla görülür. Kendi özel dünyasındaki belirlemeleri, ihtiyaçları, kullandıkları, diyalogları, aynı zamanda gerçek dünyaya dönerek, gerçek özneye seslenmesiyle, onu nesneleştirmesiyle görülür.

HeykelHeykel sanatıÖzne-nesne ilişkisi
Nurbiye Uz
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Heykel sanatına göstergebilimsel bir yaklaşım

YÜKSEK LİSANS TEZ OZU HEYKEL SANATINA GÖSTERGEBİLİMSEL BİR YAKLAŞIM Ercan YILMAZ Heykel Anasanat Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Mayıs 2002 Danışman: Prof. Şahin ÖZYÜKSEL Geçmişten bugüne sanatlar farklı bilimsel araştırma yöntemleri ışığında incelenegelmektedir. Çağımızdaki bilimsel araştırma yöntemlerinden biri de Göstergebilim'dir. Günümüze değin Göstergebilimsel Yöntem'le Mimarlık, Sinema, Resim, Fotoğraf, Tiyatro, Reklamcılık vb. gibi pek çok sanat disiplini hakkında analitik çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışması da bir sanat disiplini olarak Heykel Sanatı'nı Göstergebilimsel Yöntem'le irdelemeyi ve Heykel Sanatı'nı bir üstdil olarak kurgulamayı amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda birinci bölümde; Göstergebilim'in genel bir tanımı verilerek Heykel Sanatı'nın bu bilimsel yöntemin inceleme nesnesi olabileceği ortaya konmuştur. İkinci bölümde; Heykel Sanatı, Göstergebilim'in temel kavramları ışığında açımlanarak, heykel göstergelerinin biçim (gösteren) ve içerik (gösterilen) boyutlarındaki ilişkileri irdelenmiştir. Üçüncü bölümde; "Bildirişim" kavramından hareketle heykel aracılığı ile insanlararası iletişimin nasıl gerçekleştiği, bu iletişim sonucu ne tür işlevlerin ortaya çıktığı saptanmıştır. Ayrıca her tür bildirişimde temel olan üç açıdan -dizimsel, anlambilimsel ve edimbilimsel- heykel bildirişiminin boyutları açımlanmıştır. Dördüncü bölümde ; "Anlamlama" ve "Anlam" kavramları altında Heykel Sanatı'nda anlam yaratımının nasıl gerçekleştiği, bunun nitelikleri ve nasıl aktarıldığı incelenmiştir. Sonuç olarak görülmüştür ki pek çok sanat disiplini gibi Heykel Sanatı da bir Gösterge Dizgesi'dir. Bu dizge, Göstergebilimsel yöntemle incelenip bir Heykel Göstergebilimi kurulabilir. Böyle bir metodoloji kurgulandıktan sonra ise heykel hakkındaki düşünsel yeti ve yetkinliklerimiz daha derinleşebilir, heykel anlatımının kendine has öz niteliğine daha çok yaklaşılabilirin

Gösterge bilimHeykelHeykel sanatı+1
Ercan Yılmaz
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bellek metaforlarının sanat nesnesine dönüşümü

İnsan olmanın doğal nedenleri kabul edilebilen algı ve sezgi yetilerinin desteğiyle, bellekte yer alan an veya anılar, bir metafora dönüşerek, imgelem ve yaratım sonucunda kendini somut olarak ortaya koyar. Belleği bir bütün olarak ele aldığımızda, aklın kendisinin de bir metafor olduğunu görürüz. Bellekten çağrılan bir şeyin, başka bir zaman dilimine taşınması, dönüştürülmesi ve ona bir biçim dili yüklenmesi, aynı zamanda bir sorgulama eylemidir. Burada sorgulanan ve dönüştürülen şey, izler, kalıntılar, gölgelerdir. Geçmişin kültürel mirası içinde şekillenen ve şimdinin yaşamsal dinamiklerinin de sorgulandığı bu eylem, sanatçının metafizik kavramlar çerçevesinde hafızada yer alan bellek imgelerinin psişik ve travma tik yönlerine ulaşmasını sağlayacaktır. Bu nedenle geçmişin hem hatırlanılmasını, hem de canlandırılması gerekir. Bu sürecin sonunda bellek imgelerinin nesneye aktarımını sağlayacak olan ise metafor/metaforik anlatılar olacaktır. Belleğin açılması ve somut bir nesneye dönüştürülmesi, imgenin kendi gerçekliğinin yanı sıra, hem biçim hem de kavramsal açıdan varoluş biçimleri değişecek, Metafor/metaforik aktarımlar ile birlikte yeni gerçeklere ulaşılacaktır. Anahtar Kelimeler: Bellek, Metafor, Kültür, Miras, Hafıza, Nesne.

BellekHeykel sanatıMetafor+4
Nazan Berk Edis
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Performans sanatında mahremiyeti sergileme

Biyolojik yapısı gereği beden, anatomik ve cerrahi müdahalelerin araştırma alanı olması ile bilimde ve beraberinde sanatın içinde her zaman yer edinmiştir. Bilimin, sanatın ve felsefenin üçgeninde beden sadece formdan ve figürden ibaret olmadığı gibi kavramsal göstergelerin odağı haline de gelmiştir. Aydınlanma çağı ile birlikte aklın, duyguların, ruhun ve zihnin de varlığıyla ele alınan beden, böylelikle metafiziğin ve sosyolojinin de araştırma alanına girmeyi başarmıştır. Bedenin bir hafızaya, hafızanın da bir bireye ihtiyacı olduğunu öznellik alanında göstermiştir. Beden bireysel hafızanın iletişimsel görevini performans ile sağlayarak yeni bir dil olma özelliğini kanıtlamıştır. Davranış biçimleri sayesinde bireyin düşünce, duygu ve mantığı, tutarlı hale gelebilmesi için benimsenen ahlak kurallarına bağlama isteği doğmuştur. Ancak bu kuralların davranış biçimlerine kısıtlama getirdiği için huzursuzlaşan birey ve toplum modelleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Beden kendi biyolojik kültürüyle büyürken, mahremiyet; kimliksizleşen, alansızlaşan ve ortak bir gizliliğe temel hazırlayan bir kavram olmuştur. Bu çalışmada mahremiyet kavramının bireysel rolü performans sanatında sosyolojik ve psikolojik açıdan değerlendirilip kültürel, yapının beden üzerindeki algısı ele alınmıştır. Bu bağlamda çalışmanın birinci bölümünde performans sanatının tarihsel süreçteki gelişimi ve avangard yaklaşımların diğer sanat akımlarıyla etkileşimi kronolojik bir bakışla anlatılmıştır. İkinci bölümde, performatif ifadenin tanımsal ve etimolojik analizi yapılmış, avangard bir yaklaşımla ele alınarak örneklendirilmiştir. Üçüncü bölümde; mahremiyet kavramının inançsal değerler etrafında oluşumunu belirterek, cinsiyetler arası kurulan hâkimiyetin düzenlenmesine yönelik bulgular elde edilmiştir. Kutsal kitaplarda mahremiyet kavramı incelenmiş ve mitsel yanına değinilmiştir. Mahremiyet kavramının modern insanın bedeni ve yaşamı üzerinden ifşası araştırılmıştır ve sanatçının bedeni ile mahremiyeti arasındaki köprünün nerede başlayıp nerede bitiğine dair bir veri elde edilmiştir. Bu veriler nesnesel, mekânsal açılımlarla cinsiyetlere yaklaşımları göstermiştir. Dördüncü bölüm; "Açıklık" terimine Heideggerci bir gözle yaklaşarak, performans sanatıyla mahremiyet düşüncesini bağdaştıran ara mesafeler değerlendirilmiştir. Performatif ifade üzerinden "açıklık", eylem olarak ölçülüp incelenmiştir. Geleneksel sanat disiplinlerinde var olan yaratım kurallarına da karşı çıkarak sanatçının bedeninde kavramsal derinliklere inilmiştir. Öncelikle bedenin sınırları ve performans sanatındaki yeri mahremiyetin toplumsal ve kültürel içeriğinden bağımsız ve sanatsal olma fikrine dayandırılmıştır. Beşinci bölüm ise; "Ara-lık" isimli performans çalışmasında, mahremiyet düşüncesi performatif bir ifade olarak imgesel bir zeminde izleyiciye sunulmuştur. Ev ve yuva imgesinden hareketle mekân ve bedeni bir temsil olarak göstergesel düzleme taşıyarak "performatif" bağlantılara dayalı, nesnel bir değer oluşturulmuştur. Bedenin belleği psiko-sosyal bir farkındalık oluşturma bilincinde bir manzara ya da bir anlatım biçimine dönüşme yolundaki tespitleri kayda değer bulunmuştur. Bedenin bellek ve kimliği iletimsel bir ifade biçimi olarak incelenmiş ve performans sanatı kapsamında mahremiyetin beden üzerinde pürüzsüzleşmesi amaçlanmıştır. Bedenin mahremiyetiyle iç, mahremiyetsizliğiyle de dış gerçeklik sorgulanarak kavramsal bir bağ yaratılmıştır. Sonuç olarak, performans sanatında bir gösterge olarak bedenin, düşünsel ve fiziksel düzeyde ortaya çıkan çatışmalar hem kavramsal temelleriyle hem de bu temellerin göstergelerini taşıyan bedenin mahremiyet kavramı içinde kuralsızlığı, özgürlüğü, inanç ve etik ikileminden sıyrılması ve bedenin etki alanlarının yöntemleri incelenmiştir.

HeykelHeykel sanatıKültür+4
Menderes Öngenç
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Camın heykel sanatına plastik ve estetik katılımları

iiSANATTA YETERLİK TEZ ÖZÜCAMIN HEYKEL SANATINA PLASTİK VE ESTETİK KATILIMLARIRahmi ATALAYHeykel Anasanat DalıAnadolu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Şubat 2006Danışman: Prof.Aytaç KATIBu çalışma camın bir heykel malzemesi olarak kullanılmasını tarihsel, teknik veheykel plastiğine estetik katılımları çerçevesinde ele almaktadır. Bu çalışma yapılırkenbirinci bölüm camın tarihçesi ve malzeme olarak ?cam? ana başlığı altında ele alınmıştır.Bu bölümde camın materyal olarak tarih içindeki varlığı, malzeme olarak kimyasal yapısıve heykel yapımında kullanıma elverişli cam çeşitleri incelenmiştir.Heykel yapımında kullanılan ?Cam Biçimlendirme Teknikleri? başlıklı ikincibölümde; ?Sıcak Biçimlendirme Teknikleri? başlıklar halinde açıklanarak teknik bilgilerşemalar ve fotoğraflarla desteklenmiştir. Bu bölümdeki teknik bilgiler camın heykelmalzemesi olabilirliğini sanatçıların örnek çalışmalarıyla birlikte aktarılmıştır.Soğuk Biçimlendirme Teknikleri ana başlıklı üçüncü bölümde; hazır işlenmiş camınısıl ortam olmadan aşındırma teknikleri başlıklar altında irdelenmiştir.Heykel sanatında cama ilişkin özel yorumlar ve Cam Heykel Plastiğinin EstetikDeğerleri ana başlıklı dördüncü ve son bölümde cam heykel birlikteliğinin estetik ve plastikyansımaları ele alınarak, camın malzeme olarak heykel sanatına kazandırdığı özel efektlerve anlamlar, ölçüler, değerler, tezin özünü oluşturacak biçimde, tek tek ele alınmıştır.Camın hem heykel, hem de görsel estetik iletişime kazandırdığı ?benzersiz? özelliklerörneklerle kanıtlanmıştır.

Rahmi Atalay
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1960 sonrası heykelin sunumu ve sergileme tasarımları

Tarihi boyunca heykelin yapısını temsil eden sunumunun ve heykelin bir sonucu olan sergilenmesinin, 1960 yılından sonraki dönemlerdeki değişimi irdelenmiştir. 1960 yılına kadar olan dönemlerdeki sunum ve sergileme anlayışlarının, neden 1960 yılları ile değiştiği ve farklı bir boyuta ulaştığı araştırılmıştır. 1960 yılında yaşanmış olaylar, toplum yapısı ve sanatsal tutumlar göz önünde bulundurularak bu değişimler örneklendirilmiştir.Sergi ve sergileme eylemlerinin, sanat nesnesinin bir etkinliği olmasına rağmen, izleyicinin ön plana alınması ile birlikte ayrı bir alan olarak değerlendirilmeye başlandığı 1960 sonrası dönemlerle birlikte oluşmaya başlayan yeni anlayışlar ve oluşumlar araştırılmıştır. Sergi etkinliğinin, sanat nesnesinin haricinde bir alan haline gelmesi, bu alanda uzmanlaşan sergi düzenleyicilerinin çalışmaya başlaması ve küratör kavramının oluşmasına değinilmiştir.Araştırmada birçok kaynaktan yararlanılmış, sergi ve sergilemeye ait görseller ile birlikte bunların tasarımları ve düzenlemeleri araştırılmıştır. Sonuç olarak, 1960 sonrasında oluşan, heykelin yeni sunum anlayışları ve sergileme tasarımlarının özellikleri ve yapıları, örneklendirilerek açıklanmıştır. 1960 sonrası sergileme tasarımlarının önemi ve gerekliliği vurgulanmıştır.

HeykelHeykel sanatıHeykel tasarımı+4
Ceylan A. Öztürk
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dünya savaşlarının biçimlendirdiği modern heykel sanatı

İnsanoğlu, sanatı içinde bulunduğu koşullar ve dönem dahilinde, kendini ifade etme aracı olarak kullanmış ve bir çok farklı dil geliştirmiştir. Heykel Sanatı da ilk çağlardan beri var olan bir sanat dalı olarak, değişen insan ile birlikte farklı ifade biçimleri kazanmıştır. Aydınlanma Çağı, Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi ile sosyal ve politik alanlardaki değişim, I. ve II. Dünya Savaşları'nın çıkış nedenlerini oluşturmuştur. Dünya Savaşları süresince ve sonrasında sanatçı, maruz kaldığı ve tanık olduğu olaylar karşısında geliştirdiği sanat dili aracılığıyla kişisel tavrını göstermiştir. II. Dünya Savaşı sonrası değişen güç dengeleri, savaşın sonucunda Amerika'yı sanat merkezi haline getirmiş, New York Paris'in yerini almıştır. Amerikan Soyut Dışavurumculuğunda; bir başka değişle New York Okulu gelişiminde, göç etmiş Avrupalı sanatçıların etkisi büyüktür. Bu araştırma kapsamında, Antik çağdan başlayarak heykel sanatının kronolojik gelişimi; dönemin felsefi, politik ve kültürel değişimleriyle birlikte irdelenmiş, Soyut Dışavurumculuk, New York Okulu sanatçıları ve savaş sonrası heykel örnekleriyle incelenmiştir.

HeykelHeykel sanatıModern sanat
Yeliz Cantekin
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Transparanlığın görsel ve estetk bir öğe olarak modern heykel sanatına yansımaları

Transparanlık, genel anlamı ile ısık geçirgenligine sahip maddeler için kullanılan ve görsel olarak algılanan bir kavramdır. Transparanlık, dogada, bazı canlı ve cansız varlıklarda görülebildigi gibi yapay olarak da olusturulabilmektedir. Bu arastırmada transparanlık, yalnızca 'ısık geçirgenligi' çerçevesinde degil, görsel algı baglamında transparan olarak algılanan bir çok biçim üzerinden de değerlendirilmistir. Transparanlık, fiziksel, görüngüsel, algısal olarak çesitlerine ayrılmıs ve örneklendirilmistir. Transparanlık çesitlerinin görsel algı ile olan iliskisi, görsel algıyı etkileyen yakınlık, benzerlik gibi ilkeler ve algının örgütlenme özellikleri açıklanmıstır. Çalısmanın ikinci bölümünde mimari ve resim alanlarında transparanlık etkisi ve kullanımı örnek eserlerle incelenmistir. Üçüncü ve son bölümde ise transparanlıgın tarihsel süreçte heykele nasıl yansıdıgı, dünya ve sanattaki degisimler ısıgında heykel sanatında olan köklü değisikliklerden bahsedilmistir. Modern kavramının sekillenmesi, malzeme, teknik ve anlayısların değismesiyle baslayan bu süreçte transparanlığın heykele yansımaları, fiziksel, görüngüsel ve algısal çerçevede nasıl farklılastıgı, sanatçılar ve eserleriyle birlikte açıklanarak örneklenerek incelenmistir. Anahtar kelimeler Transparanlık, ısık, algı, heykel, modern

HeykelHeykel sanatıModern sanat+1
Cemre Demirgiller
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Minimalizm ve günümüz heykel sanatında minimalist yaklaşımlar

Tarihsel süreç içerisinde belirli amaçlar doğrultusunda yapılagelen heykel sanatı, 19. yüzyıl sonundan itibaren yaşam koşullarının etkisiyle düşünsel ve biçimsel anlamda değişikler gösterdiği hızlı bir sürecin içerisine girmiştir. Bu değişimler farklı toplum ve kültürlerde farklı düşünce ve biçimler olarak yansımıştır. Heykel sanatı en büyük değişimlerden birini Minimalizm ile yaşamış, bu değişimler ile gelen düşünce ve biçim anlayışı günümüz heykel sanatçılarını da etkilemiştir. Minimalizm, 1960'larda Amerika'da ortaya çıkmış bir sanat akımıdır. 20. yüzyıl başlarında, Rodin ile başlayan heykelde yalınlaşma eğilimi ve Brancusi'nin yaklaşımı ile biçimsel olarak fazlalıklarından kurtulan heykel çok ileri noktalara taşınmış sonrasında pürüzsüz ve yalın bir hal almıştır. Minimalizm ile birlikte heykel, geometrik biçimler ile hiçbir temsil unsuruna ve yanılsamaya yer vermeyen sadece nesne ve mekan odaklı çalışmalara dönüşmüştür. Bu araştırmada heykelin tarihsel süreçteki gelişimi ve Modern Sanat Akımları içerisindeki önemli değişimleri genel hatlarıyla incelenmiş ve 20. yüzyıl sonrasındaki minimalist yönelimler saptanmaya çalışılmıştır. Minimalizm'in getirdiği düşünce ve biçim anlayışının günümüz heykelindeki etkileri belirli sanatçı ve eserler üzerinden değerlendirilmiştir.

HeykelHeykel sanatıMinimal sanat+1
Tuncay Koçay
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Piktogramlar, ideogramlar ve seramik sanatına yansımaları

İnsanlık var olduğu günden bugüne değin iletişim yöntemleri de gelişerek varlığını sürdürmüştür. Basit çizgi ve betimlemelerle başlayan iletişim serüveni bugün çok ileri teknolojiler sayesinde oldukça kolaylaşmış ve insan hayatını her alanda etkilemiştir. İletişimin bu serüveninde semboller önemli rol oynamışlardır. Henüz yazı keşfedilmeden iletişim bu semboller sayesinde sağlanmıştır ve tarihten bugüne ulaşan semboller kullanıldığı çağ ve kültürü hakkında ipuçları vermiştir. Yazının keşfedilmesi ile semboller hayatımızdan çıkmamıştır. Aksine hayatı kolaylaştırmak için en büyük yardımcılardan olmuştur. Günlük yaşamda karşılaştığımız bu semboller piktogram ve ideogramlardır. Bilgi ve uyarı amaçlı olan ya da bir kavram ifade eden bu semboller bize anlattıklarının dışında sanat eserlerinde alternatif bir kullanım sunmaktadır. Sanat alanında ifade aracı olarak bu sembollerin kullanımı çok yaygın değildir. Tez bu bağlamda asıl amacı yön vermek, uyarmak ve bir kavramı betimlemek olan piktogram ve ideogramların seramik sanatına olan etkisini tarihsel süreçte ve modern dönem sanatçılarda kullanımı acısından değerlendirilmiş ve çalışmalar üzerinden yorumlamalar yapılmıştır. "Piktogramlar, İdeogramlar, ve Seramik Sanatına Yansımaları" adlı tezin özgün olmasını sağlayan en önemli unsur ise, günlük hayatta başka amaçlarla kullanılan piktogram ve ideogramların, seramik yapım teknikleri kullanılarak estetik değer taşıyan sanat nesnesi yaratılmasıdır.

PiktogramSembollerSeramik sanatı+2
Nesrin Yeşilmen
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matematik ve geometrinin heykel sanatına etkisi

Diğer canlılardan farklı olarak düşünebilme yetisine sahip olan insanoğlu varoluşundan beri yaşadığı dünyayı anlamlandırmaya ve tanımaya çabalamıştır. Bu bağlamda giderek artan işlevsel düşünceler üretmiş ve bunları aktarmak için çeşitli yollar geliştirmiştir. Matematik ve sanat bu aktarımda önemli bir yer teşkil eden iki ayrı disiplindir. Her ne kadar birbirlerinden farklı gibi görünseler de temelde her ikisi de evreni açıklamaya çalışmaktadır. Bu iki kavramın ana kaynağı doğadır; doğanın araştırılması, çözümlenmesi, soyutlanması ve hatta yeniden sunulmasını hedef almışlardır. Soyut bir yapıya sahip olan bu iki kavramın doğaya olan estetik yaklaşımları da aralarında oldukça önemli bir ilişki sağlamaktadır. Bu tez çalışmasında iki ayrı disiplin olan matematik ve sanat ilişkisini aktarmak amaçlanmıştır. Bu doğrultuda sanatın en eski dallarından biri olan heykel sanatı ile sınırlandırılmış, örnek teşkil edebilecek heykeltıraşlar ve çalışmaları üzerinden değerlendirilmiştir.Bu amaca yönelik olarak birinci bölümde matematik ve geometri kavramları tanımlanmış ve tarihsel gelişim süreci içerisinde incelenmiştir. Bu süreç içerisinde gösterdikleri dönüşümler ve gelişimlerin yanı sıra kullanım alanları da bu bölüm içinde bir alt başlık halinde sunulmuştur.İkinci bölümde matematik ve geometrinin sanatla buluştuğu noktalar matematiksel kavramlar ve oran kanunları ele alınmış, matematik ve geometrinin 20. Yüzyıl sanat akımları ve sanatçılara olan etkileri değerlendirilmiştir.Üçüncü bölümde ise modern heykelde matematik ve geometrinin etkileri ele alınmış, çağdaş heykel sanatçıları ve eserleri üzerinden incelenmiştir.

EstetikGeometriHeykel+2
Aslı İrhan
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Heykel sanatında üç boyutlu baskı teknolojilerinin kullanımı

Heykel Sanatı tarih öncesi çağlardan itibaren üretim tekniklerinin dönemlere uygun olarak değiştiği aşamalara sahiptir. Zaman içerisinde değişen ve evrimleşen teknikler, hey-kelin tasarım ve yapılma sürecine etki etmektedir. Tekniklerde ve kullanılan malzemelerde yaşanan en büyük değişiklikler, Antik Yunan döneminde ve Sanayi devrimi sonrasında oluşan toplum düzeninde sanat kavramının özerkleşmesinden sonra yaşanan Modernizm döneminde gerçekleşmiştir. Sanayi devriminden sonra üretim sistemlerinin de-ğişmesi ve 19. Yüzyıl'dan itibaren yaşanan makineleşme, 20. Yüzyıl'daki teknolojik gelişmelere temel oluşturmuştur. 1970'li yıllarda üç boyutlu yazıcıların ortaya çıkışı ve 2000'li yıllarda ticarileşip insan yaşamına adapte olmaya başlaması ile birlikte heykel sanatında kullanımlarının görülmesi tarihsel süreçte heykele eklemlenen tekniklerin en sonuncusu olarak göze çarpmaktadır. Bu araştırma kapsamında, üç boyutlu baskı teknolojilerinin heykel sanatında tasarım, üretim tekniklerine etkileri sanatçıların eserleri üzerinden sorgulanmaktadır.

Baskı teknikleriHeykelHeykel sanatı+2
Ozan Uygan
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsan doğa ilişkisi bağlamında 1960 sonrası sanatta doğaya yönelimler

1960 sonrası Arazi Sanatı ve Ekolojik Sanatın çıkış noktası ve temelleri doğa felsefesine dayandırılmıştır. Bu sanatların doğa ile kurmuş olduğu bağların çözümünde, doğada süregelen ilişkilerin tümünü kapsayan doğa felsefesinden yararlanılmış, doğa tanımı ile bağlantılı olan, çevre ve ekoloji tanımları yapılmış, insanın doğada yaratmış olduğu tahribatın etkilerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, tarihsel süreçte insan ve doğa ilişkilerinin temelleri çevre sosyolojisi çerçevesinde araştırılmış ve incelenmiştir. Bu araştırmada, tarihsel süreçte toplum ve doğa ilişkilerinin arka planında yer alan üç genel toplumdan söz edilmiştir. Bu toplumlar; avcı toplayıcı (ilkel toplumlar), tarım toplumları (uygar toplumlar) ve endüstriyel toplumlar (modern toplumlar) olarak tanımlanmaktadır. Toplumsal hiyerarşinin doğa algısını nasıl şekillendirdiği ve insan merkeziyetçi toplum düzeninin doğayı nasıl araçsallaştırdığı ortaya çıkmıştır. Derin ekoloji felsefesinde yer alan insan merkeziyetçi bakış açısından yola çıkılarak, insanın doğa üzerinde sömürü ve tahribatıyla paralellik olduğu saptanmıştır. Derin ekoloji, insan ve doğa ilişkisine dair çevre krizleri ve ekolojik felaketleri vurgulayan bir yaklaşım sunmuştur. İlksel değerlere dayanan bu tutum, insan merkeziyetçi yaklaşım ve tek tanrılı dinlerin söylemleriyle ekolojik krizlere dayandırılmıştır. Sanatsal uygulamalara esin kaynağı olan ve birçok kültürün temelinde yatan doğa, toplumsal yaşam biçimleriyle birlikte değişime uğramıştır. 1960 sonrası gelişen sanat anlayışı ve formları doğanın ve insanın sömürülmesine karşı tepkisel bir tutumla şekillenmiştir. Sanatçılar, yeryüzünde farkındalık yaratmak, iyileştirmeler yapmak adına bu eylemlerini doğa üzerinde çalışmalar yaparak gerçekleştirmişlerdir. Bu dönemin toplumsal hareketleri, doğanın bir bütün olduğu bir sistem olarak, çevreye duyarlı kültür ve sanat formlarının bir araya gelmesinde etkili olmuştur. Anahtar Sözcükler: Arazi Sanatı, Ekolojik Sanat, Doğa Felsefesi

Arazi sanatıDoğaHeykel+5
Gizem Türkdoğan
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Heykel sanatında hazır nesne kullanımı

Heykel sanatı, insanlığın varoluşundan itibaren toplumların yaşam koşullarındaki değişimler doğrultusunda maddesel, biçimsel ve düşünsel dönüşümler geçirmiştir. İnsanlık tarihinde her çağın kendi dinamikleri içerisinde yaşamı oluşturan etkenler vardır. Bu etkenlerin birey üzerinde yarattığı etkiler sanata da kaçınılmaz bir biçimde yansır. 20. Yüzyılın başları hızlı gelişen endüstri, sanayi ve üretim ekonomisi, toplumda yeni bir kültür inşa etmeye başlamıştır. Sanayi ve üretim ekonomisinin yaşamın dinamiklerini belirlediği bu çağda, heykel sanatı da bu dönüşümden etkilenmiş ve tarihindeki en büyük kırılmalardan birini yaşamıştır. Modern çağın insanının sorunlarına yeni malzeme ve teknikler ile cevap verme ihtiyacı gündelik yaşamdan nesnelerin heykel sanatına dâhil olmasını gerektirmiştir. Heykel sanatında hazır nesne kullanımı, 20. Yüzyılın başlarında Dada akımı ile başlamıştır. Marcel Duchamp'ın 1913 yılında ilk kez gündelik bir nesneyi sanat nesnesine dönüştürmesinden günümüze geçen süreçte sanatçılar, seri üretim nesnelerin sanattaki olasılıklarını incelemiştir. Endüstri nesnelerinin düşünsel ve biçimsel bağlamda heykel sanatında kullanılması, yeni malzeme, üslup ve tekniklerin gelişmesini sağlamıştır. Heykel sanatında, sanat nesnesini estetik yargı ve değerler açısından dış biçime dayalı alışılmış retinal bir zevk olmaktan çıkaran hazır nesneler, sanat yapıtı kavramının içsel olgularını ele alan çalışmalar ortaya konmasında kullanılmıştır. Bu araştırma kapsamında, hazır nesnenin ortaya çıkmasını sağlayan tarihsel süreç ve heykel sanatında malzeme olarak gündelik nesnelerin sanat nesnesine dönüşümü ana hatlarıyla sanatçıların yapıtları üzerinden incelenerek ele alınmıştır.

Hazır nesneHeykelHeykel sanatı+1
Ufuk Güneş Taşkın
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Heykel sanatında sayısal eserlerin anlatım ve sergileme olanakları

Sanat, tarih boyunca insan uygarlıklarının her dönemine tanıklık etmiş ve içinde geliştiği uygarlığın karakterini yansıtmıştır. Antik Mısır, Antik Yunan ve Roma İmparatorluğu dönemlerinde, bu uygarlıklardaki egemenlerin ve toplumun inanç ve ideolojisini temsil etmiştir. Sanat, Ortaçağ Avrupa'sında da kilise tarafından benzer şekilde desteklenmiştir. Rönesans döneminde ise, aydınlanma ve hümanizma sürecinde, doğa yasalarının eserlerde gerçekçi bir şekilde yansıtılması için kullanılmıştır. Genel sanat tarihi yaklaşımlarına göre 19.yy. sanatın modern döneminin başlangıcıdır. Sanatçılar, geleneksel üretim ve tekniklerin sınırlarını zorlayarak, yenilikçi tarzlar yaratmışlardır. Ortaya çıkan akımlar farklı yaklaşımlarda eserler üretilmesine olanak sağlamıştır. Sanatın evrimi, teknolojinin gelişimiyle birlikte yeni bir döneme girmiştir. Sanatçılar, teknolojinin olanaklarından yararlanarak günümüzde sayısal sanat olarak adlandırılan yeni anlatım olanaklarına sahip olmuşlardır. 1960'larda bilgisayarlar, sanat eserlerinin tasarımında kullanılmaya başlanmıştır. Ancak, sayısal sanatın gerçek potansiyeli, 1980'ler ve 1990'larda gelişen grafik yazılımları ve sayısal görselleştirme teknolojileriyle ortaya çıkmıştır. Sayısal sanat, bilgisayar teknolojilerinin doğması, gelişimi ve yaygınlaşmasıyla birlikte hızlı şekilde sanatsal bir üretim dili haline gelmiştir. Heykel alanında sayısal teknolojilerin üretimlerde kullanımı sayesinde, klasik dönemlerden başlayarak modern ve post modern dönemlerde de kendini gösteren heykelin kapsam, ölçek, kütle, yerçekimi, izleyici ile buluşma alanı gibi çoğu problem ve kısıtlayıcı etkenlerden kurtularak neredeyse sınırsız bir anlatım özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu özgürlüğün önünü açan bilimsel ve teknolojik alandaki ilerlemelerdir. Aynı şekilde, sanat alanının geri dönütleri de bilim alanında yeni araştırmalara ve gelişmelere olanak sağlamıştır.

HeykelHeykel sanatıHeykel tasarımı+5
Barış Kandemir
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanat nesnesinin dönüşümü ve hazır nesne

Gündelik kullanım nesnelerinin var oluşu büyük ölçüde; barınma, savunma, korunma, inanç, ibadet, hayatta kalma, yaşamı kolaylaştırma ve hatta statü yaratma amaçlıdır. Bu nesneler büyük ölçüde; fiziki koşullar, ekonomi, siyaset, teknik gelişmeler, inanış biçimleri, kültürel normlar ve önceden öngörülmesi mümkün olamayan başka birçok faktörün bir araya gelmesi sonucu oluşur ve de sürekli olarak değişir. Olumsuz hava koşullarından korunmaya yarayan kıyafetler, ulaşım ihtiyacını kolaylaştıran araçlar, savunma amaçlı üretilen teknolojik aygıtlar ya da en asgari düzeyde beslenebilmek için tabak ve bardak gibi yeme-içme eylemlerini kolaylaştıran aletler bu kapsamda ilk akla gelenlerdendir. Her yerde/her evde bulunabilen tabak veya bardak gibi porselen, cam ya da seramik malzemelerle belli bir geleneksel beğeni ve biçimsel-estetik anlayışına göre üretilen ve işlevsel araçlar olarak kullanılabilen bu gibi nesneler; aynı zamanda toplumsal, kültürel ve duygusal bağlamlarda önemli bir sembol haline gelir. Nesnelerin anlamı, sadece fiziksel özellikleriyle değil, aynı zamanda insanların bu nesneleri nasıl algıladığı ve kullanmayı tercih ettiği toplumsal ve kültürel faktörlerle de şekillenir. Bu nesneler sanatın sürekli değişime uğrayan tarihsel sürecinin içerisinde devamlı olarak yer almış ve kaçınılmaz olarak dönüşüme uğramıştır. Sanatçılar, gündelik nesnelerin içinde bulundukları anlam ve kullanımlarını aşarak, bu nesnelere sanat alanında yeni anlamlar yükleyerek değişime uğratabilirler. Böylelikle sanatçı tarafından doğrudan kullanımı ya da dönüştürülerek kullanımıyla birlikte nesne yeni anlamlar kazanarak sanat alanında da sanat nesnesi ve sanatçının nesnesi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Nesnenin sanat alanında yaşadığı bu dönüşüm ve sanatın görüneni olduğu gibi aktarma amacı güden taklitçi bir sanat anlayışından izlenimciliğe, dışavurumculuktan kübizme, sürrealizmden Dadaizm'e ya da kavramsal sanata evrilme süreçleri gözlemlenmeye çalışılmıştır. Sanat eserinin oluşturulma süreci, nesnenin geleneksel yapısından ve temsiliyetinden ayrılarak, sıradan günlük mekânından çıkarak sanat alanında varlık bulma sürecine odaklanır. Bu bağlamda, nesne artık sadece bir nesne olarak değil, aynı zamanda sanatçının kendine özgü bakış açısı ve yaratıcı sürecinin bir yansıması olarak ele alınır. Bu dönüşüm, nesnenin yeni anlamlar ve ifadeler yaratma potansiyelini ortaya çıkarır. Bunun yanı sıra sanatın malzeme bakımından geleneksel medyumlarının ve bir süs eşyası ya da yalnızca işlevsel bir araç olma stabilitesinden öteye geçen günlük kullanım nesnelerinin dönüşüm süreçlerine odaklanılmıştır. Tezde sanat üretimlerinde bir ifade aracı olabilme potansiyeli kazanan gündelik kullanım nesneleri ve nesnenin dönüşüm süreçleri; çeşitli sanatçılar, eserleri, bazı akımlar, tarihsel kırılma noktaları ve bireysel üretimler üzerinden gözlemlenmeye ve çözümlenmeye çalışılmıştır.

Görüntü dönüşümleriHazır nesneKentsel mekan+7
Özge Hacıoğlu
Düzce University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş sanatta bir üretim biçimi: Bedenin sanat nesnesi olarak kullanılması

Tez üç ana başlıktan oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde, beden tanımına zemin oluşturmak adına beden; fizyolojik, biyolojik ve kavramsal olarak tanımlanmaya çalışılır. Bunun yanı sıra ilkel çağlardan günümüze kimlik ve aidiyet kavramları ve bu kavramların kökenleri üzerinde durulması amaçlanır. Yine bu bölümde iktidarın beden üzerindeki etkileri gözlemlenmeye çalışılırken Fransız düşünür olan Michel Foucault'un değerlendirmelerine yer verilir. Tezin ikinci bölümü olan '' 20 ve 21. Yüzyılda Sanat ve Beden İlişkisi'' adlı bölümde, ağırlıklı olarak 20 ve 21. Yüzyılda sanat alanında bedenin konu alınış şekli incelenmektedir. Aynı zamanda sanatçıların üretimleri üzerinden iktidar-sanat/iktidar-toplum/iktidar-birey ilişkileri de gözlemlenmeye çalışılır. Bununla ilişkili olarak bedenin biyolojik bir yaşam formu olmaktan ziyade, bir nesne olarak -cinsel/dinsel ya da siyasal bir nesne olarak- şekillenmesi ve dönüşümü yine bu bölümde incelenmektedir. Yine bu bölümde sanatın bu olguların etkisine maruz kalması ile üretimlerin çoğunlukla güncel ve popüler meseleler tarafından şekillendiği vurgulanmaktadır. Tez kapsamında iktidarın çektiği sınırlar içerisinde dolaştığı düşünülen sanat üretimlerinin sistemdeki yararı sorusunu düşündürmek amaçlanırken diğer taraftan bu sınırlar içerisinde özgün/özgür olma durumu incelenir. Tezin "Ben'in Bedeni" adlı üçünde bölümünde de, bedene öznel bir bakış açısı ile yaklaşılıp, kişisel süreç, deneyim ve üretimlere yer verilmiştir.

Can Açıkgöz
Düzce University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20. yüzyıl sonrası kamusal alanda heykel ve çevre ilişkisi

Tezin ilk bölümünde; tarihsel süreç içerisinde heykellerin kentsel ve kamusal alanlarda ne şekilde var olduğu ve ne gibi nedenlerle yer aldığı ele alınmıştır. Kentsel mekanların oluşumu ve kamusal alan kavramlarıyla birlikte tarihsel açıdan nasıl ele alındığı ve günümüzdeki kavramsal değişimleri üzerinden açıklamalar yapılmıştır. Antik dönemle birlikte başlayan süreç ile insanlık kültüründe sıkça görülen heykel, sanayinin hızla ilerlediği modern dönemde de ve günümüz sürecinde de kamusal alanların bir parçası haline gelmesiyle beraber heykel ve sanatın kamusal alanlara nasıl yansıtıldığı üzerinde durulmuştur. Bu açıklamalar çerçevesinde ilk bölümde heykel sanatının kent ve kamusal alandaki çevre ile ilişkisi bağlamında gözden geçirilmiştir. İkinci bölümde Konstrüktivizm sanat akımının etkisi ile birlikte gelişim gösteren kinetik heykelin çevre etkileşimi ve heykele hareket, devinim kazandıran sanatçılar üzerinden örnekler ile açıklamalar yapılmıştı. Teknolojik gelişmeler ve bilgisayar hayatımızı değiştirmesiyle beraber sanat ve heykel alanında da farklı yöntem, teknik ve malzemeler ortaya çıkması kamusal alana yansımıştır. Bilgisayar programlarının gelişmesi ile beraber sayısal yazılımlar dahilinde modelleme ve animasyon gibi yeni teknolojik ifade olanakları üzerinde durularak günümüz teknolojik çağında etkileri üzerinde durulmuştur. Süreç içerisinde heykelin çevre ile ilişkisi bağlamında bireysel çalışmalarım kentsel mekanlar ele alınarak sayısal programlar dahilinde sonuçlandırılmıştır.

Oğuz Yıldırım
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Heykel sanatında malzeme olarak ışık ve anlatım olanakları

Günümüzde ışık teknolojileri, disiplinlerarası bir yaklaşımla heykel sanatında bir malzeme olarak kullanılmaktadır. Bu durum heykel sanatında etkileyici ve çağdaş yeni anlatım olanakları sağlamaktadır. Bu tez çalışmasında heykel sanatında malzeme kullanımının tarihsel gelişimi incelenerek bu süreç içerisinde ışığın nasıl dönüştürücü bir rol aldığı araştırılmıştır. Geleneksel malzemelerden modern malzemelere kadar uzanan bu süreçte gelişen ışık teknolojilerinin heykelin tanımını nasıl genişlettiği ve izleyicileri nasıl dönüştürdüğü irdelenmiştir. Teknolojik gelişim, heykellerde ışığın bilinçli ve dinamik kullanımına olanak tanımıştır. Sanatçılar, eserlerinde ışığı kullanarak duygusal ve estetik derinlikler yaratma becerisiyle heykelin evrimine önemli bir katkıda bulunmuşlardır. Işığı heykellerinin temel bir unsuru haline getiren sanatçılar, bu evrimin bir parçası olarak eserlerindeki ifadeyi zenginleştirmişlerdir. Işık, heykelin formunu değiştirip izleyici ile etkileşime geçen bir güç halini almıştır. Bu evrim, sanatın sınırlarını genişleterek izleyicilere derin düşünce ve duygusal deneyimler sağlamıştır. Bu disiplinlerarası evrim, ışığın doğrudan heykele dönüşmesiyle birlikte, sanatın sınırlarını zorlayarak gelecekte daha heyecan verici ve yenilikçi eserlere kapı aralamaktadır. Bu tez çalışmasında, tarihsel olarak heykel sanatında ışığın malzeme olarak kullanılmasıyla birlikte, anlatım olanaklarına odaklanarak sanatçıların eserlerinde nasıl katmanlar oluşturdukları incelenmiştir. Işığın heykel sanatı içerisindeki tarihsel örnekleri, çağdaş uygulamaları ve teorik temellerini inceleyerek, sanatçıların bu unsurları nasıl kullanarak çalışmalarına anlam katmanları eklediklerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma, fizik ve optik biliminin teknik detaylarına derinlemesine girmeksizin, ışığın heykel sanatında yardımcı bir unsur olarak kullanımından, doğrudan yapıtın kendisine dönüşümüne uzanan süreci belirli dönemsel odaklarla ele alarak sınırlandırılmıştır. Veriler, ağırlıklı olarak literatür taraması yoluyla elde edilmiştir. Konuyla ilgili kaynak kitaplar, akademik dergiler, makaleler, videolar ve daha önce hazırlanmış tezler incelenmiş; ayrıca internet ortamı ve sosyal medyada alanla ilgili oluşturulmuş sayfa ve içeriklerden de yararlanılmıştır.

HeykelIşık
Muharrem Özdemir
Düzce University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Robert Rauschenberg'in imge üretimi ve sanatçı tutumu

Robert Rauschenberg'in söylemiyle, ?sanat ve yaşam arasındaki boşluk içinde? yaşamaktayız. Etrafımızdaki nesneleri olduğu gibi görmeyip onların üzerlerine anlamlar yükleyerek işlevler vermekteyiz. Ve bu boşluk içinde nerede durduğumuzu kavramaya çalışıyoruz.Bu arayışlar içinde, Rauschenberg kendi yaşadığı dönem içindeki böylesi karmaşık sanat çevresinde kendi dünya görüşü ve sıradışı kişiliği bağlamında gündelik hayatın içinden atık nesneler, serigrafi baskılar ve tiyatro performansları şeklinde izleyicilere sanat eserleri bırakmıştır. Yaşamı boyunca herhangi bir sanat disiplinine bağlı kalmadan sadece yaşadığı tarihin kısıtlamaları içinde sonsuz hayal gücü ile birçok denemeler yapmıştır. Özellikle duygularını hiçbir zaman gizlemeyip tam tersi sanat çalışmalarında imgesel bir biçimde korkusuzca sunmuştur. Kendisine ait yöntem ve teknikler ile günün ikonolarını çalışmalarında yansıtmıştır. Günümüz tüketim dünyasının kaybetmiş olduğu nesnel bakış anlayışını, sanat eserlerinde; bir kolleksiyonerin tozlu raftan çıkardığı eserler gibi bizlere göstermiştir. Ve Rauschenberg olanaklarını zorlayarak yaşamına ve hayatta dair anekdotları; pratik, teorik ve düşünsel boyut düzlemlerinde kendi sanat anlayışı ile birleştirerek sanat dünyasına birçok eser katmıştır.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- kolaj tekniği 2- birle?tirme 3- soyut dı?avurumculuk 4- imge 5- tutum

EkspresyonizmKolajRauschenberg, Robert+3
Sercan Başdoğan
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1960 sonrası heykel sanatı ve yeni gerçekçilik

Heykel kavramına yeni bir yaklaşım getiren Rodin, heykeli geleneksel çizgilerinden sıyırmış, kaideden soyutlanan heykeli, anıt mantığından da çıkararak başka bir boyuta taşımıştır. Rodinle gelen bu uyanışın izleri, modernizm dönemine hatta çağdaş sanat akımlarına ve akım sanatçılarına öncülük etmiştir. Rodinle uyanışın ardından Duchamp'ın hazır nesneleri sanat dünyasını derinden etkilemiştir. Seçtiği hazır nesneler ve seri üretim malzemeleriyle heykel kavramına bambaşka bir yorum getirmiştir. İnsan yeteneğine, estetik kaygılara ve el becerisine dayalı sanata karşı bir duruştur bu. Kavramın önemini amaçlayan Duchamp'ın bu tavrı daha sonraları ortaya çıkacak olan Yeni Gerçekçilik, Pop Sanat, Minimal Sanat gibi sanat akımlarına esin kaynağı olacaktır.Yaşanan dünya savaşlarının toplumlar üzerindeki etkileriyle birlikte sanatçılar da bağımsızlığın, özgürlüğün ve özgünlüğün peşinden gitmek istemişlerdir. Teknolojinin egemenliğini kurduğu dünya düzeni içinde yaşayan sanatçılar, hızlanan iletişiminde sağladığı kolaylıklarla daha geniş kitlelere hitap edebilecek imkanları yakalamışlar ve bununla beraber insan olmanın önemini vurgulamışlardır. Sanatın geleneksel çizgilere ihtiyacının olmadığını düşünen sanatçılar artık ne heykeltraş ne de birer ressamdılar, farklı dalların ortadan kalktığı bir sanat düzeni içinde sanatçılar en özgür eserlerini biçimlerin dışında kendi bedenleriyle, seçtikleri hazır nesnelerle veya boş bir odayı sergileyerek sunmuşlardır.1960 sonrası sanat akımlarının etkili bir noktasında bulunan Yeni Gerçekçilik akımını oluşturmak için bir araya gelen sanatçı topluluğu, sanatın değişen yüzüne paralel olarak sanat ve sanatçının haricinde içinde yaşadığımız dünyanın ve gerçekliğin algılanmasını amaç edinmişdir.Bu gelişmelerin ışığında sanat, tavır alan, eleştiren, gündelik gerçeklikle ve sokakla bütünleşen çağdaş sanata evrilmiştir. Sanat artık yeni araçlar yeni malzemeler, yeni sunum teknikleri ve mekanlar kullanmaya başlamıştır ve artık bir galeride, sokakta, çölde, gökte, bedende ve hatta sadece zihnimizde yer alabilen bir konuma gelmiştir.Türkçe Anahtar Kelimer: 1- Modernizm 2- Yeni Gerçekçilik 3- Heykel 4- 1960?larda Sanat 5- Pop Sanatı

HeykelHeykel sanatıModernizm+2
Naim Süleyman Omak
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hans Bellmer yaşamı ve sanatı

Hans BELLMER, Sürrealizm akımına dahil olan çağdaş bir sanatçıdır. BELLMER, ürettiği oyuncak bebeklerin yanı sıra sanatın çeşitli dallarıyla ilgilenmiş çok yönlü bir sanatçıdır.Hans BELLMER, fotoğraf, heykel, grafik, resim ve yazın gibi sanatın çeşitli dallarıyla ilgilenmiş ve başarıya ulaşmış nadir sanatçılardan birisi olmuştur. Sanatını yaşam tarzı şekline dönüştürebilen Hans BELLMER, sanat hayatındaki çıkışını `Bebek Projesi? ne borçludur. Kendi ürettiği bebeklerin irkiltici pozlarda fotoğraflarını çeken BELLMER insan uzuvlarının rahatsız edici görüntüleri üzerine yoğunlaşmış bir sanatçıdır. Bu çalışmada Hans BELLMER? in sanatının gelişim sürecini, düşüncelerini, yapıtlarını, yaşadığı olayların ve dönemin sanatına yansımasını, kullanma şeklini ve geliştirdiği teknikleri araştırılmıştır.

Figüratif heykelHeykel sanatıKreativ fotoğraf
Tülay Çakmak
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2013
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cengiz Çekil yaşamı ve sanatı

Bu çalışmanın amacı, Cengiz Çekil?in sergileme pratiklerine yönelik bir değerlendirme aracılığıyla onun sanatsal üretim yöntemlerini çeşitlilikle kullanan, sorgulayan, araştırmacı tavrının farklı boyutlarıyla açığa vurulması ve bu tavrın, plastik sanatların anlatım dili bakımından belli imkânlar sunan bir sanatsal araştırma pratiği ve yöntemi olarak düşünülebileceğinin gösterilmesidir. Bu yolda ilk olarak, Çekil?in yaşamı ve genel olarak sanat serüveni, onun sanat anlayışının ve sergileme pratiklerine yönelik tavrının biçimlenmesinde etkili olan yönlerine işaret etmek üzere incelendi. Bu incelemenin ışığında sanatçının `Cengiz Çekil? (2010) başlıklı ilk retrospektif sergisinde yer alan bazı heykel yerleştirmelerinin, onun sanatsal üretim mantığının temel bileşenlerini açığa vuran bir görsel analizi ve değerlendirilmesi gerçekleştirildi. Son olarak, bu değerlendirmeler çerçevesinde Çekil?in sanatsal tavrının ve sergileme pratiklerinin özgün yanları tespit edildi ve onun sanatsal üretim yöntemlerini sorgulamanın sunduğu olanaklara işaret edildi. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1-Cengiz ÇEKİL 2-heykel-yerleştirme 3-sergileme pratikleri 4-heykel çalışmaları 5-sanatsal araştırma

Damla İrican
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2013
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Heykelde hazır nesne algısı ve dönüştürme üstüne uygulamalı araştırmalar ve bir sergi

Bir özne içindeki nesneyi tam anlamıyla betimlemek neredeyse olanak dışıdır. Öznenin alanı nesnenin alanından büsbütün farklıdır. Algılama ve bir algılama deneyimi olarak estetik, özne ile nesne arasındaki gerginliği gidermeye yönelik bir tür ilişkidir. Sanat bu ilişkiyi dönüştürmede bir arabulucudur. Seri üretim bir endüstri ürününün bizzat kendisini bitmiş bir iş olarak algılayıp ona hiç müdahalede bulunmadan doğrudan sanat eseri statüsüne taşıyan ilk sanatçı Marcel Duchamp oldu. Kendisi yani bir sanatçı tarafından tüm yerleşik estetik kaygılardan arınmış bir şekilde seçilen ve sanat nesnesi olarak atanan bu nesneyi hazır nesne olarak adlandırdı. Sıradan, günlük bir endüstri ürününe tanınan bu olanak kendisine kadar gelen sanat anlayışlarından büyük bir kopuş olduğu kadar kendisinden sonraki sanat anlayışlarına da karşı koyulamaz bir şekilde kaynaklık etti. Hazır nesne kendini gerçekleştirmiş bir sanat nesnesidir. Sanatçının seçimiyle dönüşümü başlamış ve bitmiştir. Sanat eseri statüsü bu seçimle başlar. Seri üretim endüstri ürünü olan her nesne bir malzeme olarak sanatta kullanılabilir ama hazır nesne değildir. Hazır nesne bir malzemenin adı değildir. Statünün adıdır. Tezin birinci bölümünde tarihsel ve düşünsel arka plan verilerek sanatta özne ve nesne ilişkisinin tarihsel ve düşünsel alanlardaki yolculuğu irdelenmiştir. İkinci bölümde nesneye bakış, hazır nesne algısı ve dönüştürme başlığı altında teknik nesne/estetik nesne ayrımı, bir analiz yöntemi olarak nesne okuma, hazır nesne ve dönüştürme süreçleri ile endüstri ürünü kullanan sanatçılar üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde uygulamalar sunulmuş ve gerçekleştirilen sergideki eserler tanıtılmıştır.

Duchamp, MarcelHeykelNesne
Derya Baran
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alexander Calder ve sanatı

Tez oluşturulurken ?Sanat toplum içindir? gayesi ile izlenen yolda karşılaşılan örnek teşkil edecek unsurlar göz önüne alınmıştır. Bu yolda topluma hizmet etmiş plastik sanatlar bünyesinde, değerli sanatçılar araştırılmış ve Amerikalı heykeltıraş Alexander Calder?in; sanatsal üretimlerine yansıması kaçınılmaz olan, özel hayatı ve sanat hayatı incelenmiştir. 1898 doğumlu, toplum için üreten heyekeltıraşın tercih edilmesinin nedeni yaşamı boyunca içindeki eğlenme arzusunu yok etmeyip, bu hisler içinde eserlerini üretmiş olmasıdır. Ortaya çıkan eğlenceli çalışmaları, savaşın ardında bıraktığı bunalımlı zamana isabet eder ve insanları bir nebze olsun neşelendirir. Sanatçının insanları kahkaya boğan el yapımı sirk performansları, buna en güzel örnektir. Sanatçı aslında etrafında olup bitenlere kayısız kalmamış, tepkilerini, coşkularını duygularını ortaya koymuştur. Çalışmaya Alexander Calder'in yaşam öyküsünden başlanmış, yaşadığı döneme ve sanat çevresine olan büyük katkılarını incelemekle devam edilmiştir. Günümüzde Calder'in eserlerinin bulunduğu sergiler incelenmiş ve bu sergilerde Nathan Carter,Martin Boyce,Abraham Cruzvillegas gibi günümüz sanatçılarında da Calder etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Calder hakkındaki röportajlar ve günümüz sanatçıların eserleriyle Calder?in eserlerinin yan yana çekilmiş fotoğrafları bu etkiyi kanıtlar niteliktedir. Bunun yanı sıra çeşitli Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca kaynaklar incelenmiş, yabancı kaynaklarda gerekli görülen yerler Türkçe'ye çevrilerek sentezlenmiştir. Ayrıca Alexander Calder 'in farklı dönemlerde yaptığı eserlerin fotoğrafları görsel kanıt teşkil etmiştir. Bu görsel kaynaklar onun yaşadığı dönemlerin sanat tarzının aksine, kendine has eşşiz bir tarzının olduğunu gösterir. Etkilenmiş olduğu sanatçılar saptanmıştır. Örneğin Miro'dan oyun ve renk konularında etkilenmiş, Mondrian'dan tek çizgili çalışmalar konusunda etkilenmiştir. Mekanik mühendislik eğitimi onun dengede duran hareket halindeki mobilleri yapmasında fayda sağlamıştır. Sanat dünyasına getirmiş olduğu en büyük yenilik, motorsuz hareket eden heykeller olmuştur. Tel heykellerle başlayan sanat yaşam serüveni çeşitli (takı, kullanım eşyası, sirk, oyuncak, mobil, stabil) gibi tasarımlarıyla devam etmiş, ve sonunda onun anıtlarıyla birleşmiştir.

Heykel sanatıKinetik sanatMobil+1
Sibel Armağan
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk heykel sanatında Hakkı Atamulu

Türk Heykel Sanatında Hakkı Atamulu adlı bu çalışmamda, Cumhuriyet Dönemi Heykeltıraşı olan Hakkı Atamulu'nun yaşamı ve sanatı incelenmektedir. Hakkı Atamulu, Osmanlı Devleti Döneminde doğmuş, Cumhuriyetin ilanına şahit olmuş, Türkiye Cumhuriyetinin ilk yontucularından birisidir. Hakkı Atamulu'nun yaşadığı dönem yaşamı ve sanatına birçok açıdan etki etmiştir. Yontucu Atamulu, 1934 senesinde, bugünkü adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde Mahir Tomruk ve Rudolf Belling Atölyelerinde heykel eğitimini tamamlayıp Almanya da eğitimini devam ettirse de, ikinci Dünya Savaşının Başlamasıyla bu eğitimi çok uzun sürmemiştir. Yurda dönüp birçok anıt heykele imza atan yontucu, 1960 senesinde doğduğu Nevşehir Derinkuyu?ya yerleşmiş ve ölümünde dek burada sanat çalışmalarına devam etmiştir. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- etki 2- kültür park 3- anıt heykel 4- süreç 5- siyaset

Güzel sanatlar
Ayşe Karataş
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2013
00