
613
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
5
Enstitü
0%
DOI Oranı
Son Eklenen Tezler
Tümünü GörPiridin-2,6-dikarboksamid NNN kıskaç tipi ligandların paladyum kompleksleri: Sentez, karakterizasyon ve katalitik uygulama
Kıskaç yapılı ligandların keşfinden bu yana, kıskaç yapılı ligand omurgasına sahip çok çeşitli geçiş metal kompleksi sentezlenmiş ve bu kompleksler sahip oldukları üstün özellikler nedeniyle daha fazla ön plana çıkarak, çok farklı uygulama alanlarında kapsamlı yer edinmiştir. Özellikle paladyum metali ile sentezlenen kıskaç yapılı komplekslerin eşleşme reaksiyonlarında katalizör olarak aktif rol oynaması, farklı yapılarda paladyum komplekslerinin geliştirilmesini ve bu reaksiyonlarında katalizör olarak kullanılmasını son derece yaygın hale getirmiştir. Gerçekleştirilen bu doktora tez çalışmasında piridin-2,6-dikarboksamid yapılı NNN kıskaç tipi iskelete sahip dokuz adet özgün ligand ve bu ligandların paladyum kompleksleri sentezlenmiştir. Sentezlenen tüm bileşiklerin yapıları 1H NMR, 13C NMR, COSY, HMQC, FT-IR ve UV-Görünür bölge teknikleri ile karakterize edilmiştir. Ayrıca X-ışını tek kristal kırınımı analizine uygun kristalleri elde edilen ligand ve komplekslerin kristal yapıları X-ışını tek kristal kırınımı metodu ile analiz edilmiştir. Çeşitli karakterizasyon teknikleriyle yapıları doğrulanan paladyum komplekslerinin katalitik aktiviteleri, 4-bromotoluen, 1-bromo-4-izobutilbenzen ve 2-bromo6-metoksinaftalen substratlarının fenilboronik asit ile Suzuki-Miyaura karbon-karbon çapraz eşleşme reaksiyonu üzerinden test edilmiştir. Yapılan katalitik aktivite analizi sonucunda paladyum komplekslerinin katalizörlüğünde, her üç substrat ile kısa sürelerde yüksek dönüşüm oranları ve eşleşme ürünleri elde edilmiştir. Katalizör olarak aktiviteleri incelenen paladyum kompleksleri arasında [Pd(H2L 9 )] kompleksinin en yüksek aktivite sahip olduğu tespit edilmiştir. [Pd(H2L 9 )]'un katalizör olarak kullanıldığı reaksiyonlarda; 4-bromotoluen substratı ile bir saatte %99'dan fazla dönüşüm ve %99'dan fazla verim, 1-bromo-4-izobutilbenzen substratı ile bir saat sonunda %98'den fazla dönüşüm ve %98'in üzerinde verim elde edilmiştir. 2-Bromo-6-metoksinaftalenin substrat olarak kullanıldığı reaksiyonda ise bir saat sonunda %100 dönüşüm ile birlikte %99'dan fazla verim sağlandığı belirlenmiştir. Katalizörün doğasını tespit etmek amacı ile civa testi yapılmıştır. Yapılan civa testi sonuçlarına göre civanın aktiviteyi tamamen sönümlemese de, katalizörlerin aktivitelerinde değişen oranlarda düşüşe neden olduğu tespit edilmiştir. Civa testi sonuçlarına göre, aktvitesinde en fazla düşüş gözlemlenen kompleks olan [Pd(H2L 8 )]'in reaksiyonundan elde edilen siyah amorf yapılı partiküllerin, aktvitelerinin test edilmesi amacı ile bir tekrarlanabilirlik testi yapılmıştır. Yapılan tekrarlanabilirlik analizinde, dört reaksiyon gerçekleştirilebilmiştir. İlk reaksiyonda %87 dönüşüm sağlanırken, dördüncü reaksiyonda bu dönüşüm miktarının %34'e düştüğü belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Piridin-2,6-dikarboksamid türevi bileşikler, NNN kıskaç tipi ligandlar, Paladyum komplek
On Kawara'nın çalışmaları bağlamında malzemenin olanakları
Bu tez, yüksek lisans tezimin devamı niteliğindedir. Resim sanatı tarihi düşünüldüğünde sanat pratiği olarak malzemeyi ele alış sürecinde 3 aşama saptanmıştır. İlk iki aşama alan araştırmasına uygun olarak Resim Sanatında Dokunsal Etkinin Malzeme Deneyimi İle İlişkilendirilmesi başlıklı yüksek lisans tezimde irdelenmiştir. Tezde iki ve üç boyut içerisinde yer alan malzemelere dair saptamalar yapılmıştır. Sanatta yeterlik sürecinde ise üçüncü aşamaya yer verilmiş, düşüncenin çok çeşitli katmanlarca kuşatıldığı sanatsal üretimlere değinilmiştir. Bedenin işin içerisine girdiği performatif yapılar, sanat-hayat çizgisindeki yok-oluş ve toplumsal ilişkilerin sanat nesnesine dâhil olması ile ortaya çıkan kavramsal çerçeve, bu tezin ana aksını oluşturmuştur. Sanatta malzemeyi odağına alan bu çalışma, Japon sanatçı On Kawara'nın üretimlerinden beslenmektedir. Kawara'nın çalışmaları, başlangıçta figüratif olsa da zamanla Kavramsal Sanat hareketi içerisinde anılmaya başlamıştır. Çalışma için Kawara'nın seçilme nedeni, sanatçının sanat tarihini özetler nitelikte üç farklı malzeme türünü de deneyimlemiş olmasıdır. Boyar madde, boyanın dışındaki malzeme ve yazı olmak üzere üç katman ve deneyim alanı üzerinden Kawara'yı incelemek, bu tezin amaçlarından biridir. Sanatı ile yaşamını iç içe deneyimlemiş bir sanatçı olan Kawara, sanatsal üretimlerini ölüm teması ile ilişkilendirmiştir. Ülkesinin içerisinde bulunduğu zorlu durumlardan etkilenip, tüm sanat pratiğini bu etkilenme üzerinden oluşturmuştur. Birinci bölümde sanat tarihinde malzeme ve malzeme algısı üzerinde durulmuş; Kavramsal Sanat ve malzeme ilişkisi kurulmuştur. İkinci bölümde malzeme olarak boyar madde, boyanın dışındaki malzeme ve malzeme olarak yazı başlıkları altında sanatçının çalışmaları konumlandırılmaya çalışılmıştır. Özellikle malzeme olarak yazının, diğer her iki malzeme türünü de kapsadığı görülmüştür. Yazının gerek boyar madde gerekse de boyanın dışındaki malzemeler kullanılarak üretilen çalışmalarda yer alması, zorunlu olarak yazının plastik sanatlardaki temsil olanaklarının incelenmesine ve yazı-resim ilişkisinin kurulmasına neden olmuştur. Ayrıca, sanatçının çalışmaları katmanlı yapı, katmanlaşma vb. terimler aracılığıyla irdelenmeye çalışılmıştır. Burada malzemelerin katmanlaşması, medyumların katmanlaşması gibi durumlar söz konusu olup; birim tekrarlar üzerinden çalışmalara yaklaşılmıştır.
Sahiplik yapısının sermaye yapısı kararlarına etkisi: Pay senetleri BİST'te işlem gören firmalar üzerine bir inceleme
Sermaye yapısının belirlenmesinde etkili olan teoriler; klasik ve modern sermaye yapısı teorileri olarak ikiye ayrılmaktadır. Net gelir yaklaşımı, net faaliyet geliri yaklaşımı, geleneksel yaklaşım ve Modigliani-Miller yaklaşımı klasik sermaye yapısı teorileri içerisinde yer almaktadır. Dengeleme teorisi, finansman hiyerarşisi teorisi, temsilci maliyetleri teorisi ve sinyal etkisi teorisi ise modern sermaye yapısı teorileri içerisinde incelenmektedir. Çalışma kapsamında, BİST'te Ekim 2020 itibarıyla işlem gören 133 imalat sanayi firmasının 2010–2019 dönemine ait finansal verileri araştırmaya konu edilmiştir. Söz konusu imalat sanayi firmaları, ortaklık yapısı dikkate alınarak hissedarların %50'den fazlası yerli ya da yabancı olacak şekilde iki gruba ayrılarak iki inceleme grubu oluşturulmuştur. Çalışmada kullanılacak sermaye yapısını belirleyen firmalara özgü faktörler bağımlı değişken olarak toplam borçlar/toplam varlıklar, bağımsız değişkenler olarak amortisman giderleri/toplam varlıklar, satışlardaki yüzde değişme, faaliyet karındaki yüzde değişme, faiz ve vergi öncesi kar/toplam aktifler, cari oran, duran varlıklar/toplam varlıklar, uzun dönem borçlar/toplam borçlar, öz kaynak karlılığı, net satışlar, alacak devir hızı ve amortisman tutarlarına ilişkin verilerdir. Söz konusu verilerin, anılan firmaların sermaye yapıları üzerindeki etkilerinin, ortaklık yapıları dikkate alınarak incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ekonometrik yöntem olarak panel veri analizi kullanılmıştır. Yapılan genelleştirilmiş momentler metodu analizi sonucu bağımlı değişken olan kaldıraç oranı ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişki yorumlanmıştır. Çalışmanın sonuçları incelendiğinde; firmaların borçlanma davranışlarının literatürdeki çalışmaların geneli ile uyumlu şekilde Finansman Hiyerarşisi Teorisi'yle uygunluk gösterdiği, YERLİ grubundaki firmaların sermaye yapısını en fazla faiz ve vergi öncesi kar/toplam aktifler oranının, YABANCI grubundaki firmaların sermaye yapısını ise en çok duran varlık yatırımlarının etkilediği anlaşılmıştır.
D-Pinitol ve L-Pinitol'ün yeni bir yöntemle sentezi
Son yıllarda, gıda takviyeleri ve ilaç içeriklerinde doğal biyoaktif bileşenlerin kullanımı yan etkileri azaltmak veya önlemek amacıyla daha fazla tercih edilmektedir. Bu nedenle biyoaktif doğal ürünlerin ve bunların türevlerinin toplam sentezi birçok araştırmacı tarafından büyük ilgi görmektedir. Doğal bir molekül olan D-Pinitol, antioksidan, antienflamatuar, antikanser ve antidiyabetik özellikler göstermesinin yanı sıra; birçok önemli biyolojik süreçte de yer almaktadır. Ayrıca farmasötik kimya, kimya ve tıp gibi alanlarda çalışan bilim insanları, diyabet ve diyabete bağlı birçok hastalık için potansiyel bir koruyucu olarak kabul edilen ve biyoaktif moleküllerin sentezinde önemli bir öncü olan D-Pinitol üzerindeki çalışmalarını sürdürmektedir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, D-Pinitol ve biyolojik değerlendirmelerde kullanılan enantiyomeri L-Pinitol'ün sentezi için yeni yöntemlerin geliştirilmesine yönelik araştırmalar büyük önem kazanmıştır. Bu tez kapsamında, D-Pinitol ve L-Pinitol'ü elde etmek için literatürde bilinen yöntemlere alternatif olabilecek yeni bir asimetrik yöntem geliştirilmiştir. Bu yöntemin temel adımında, konduritol B türevlerinin enantiyomerlerini elde etmek için, rasemik konduritol B türevinin Pd-katalizli dinamik kinetik çözünürlük tepkimesinden yararlanılmıştır. Bu sentetik yol, konduritol E türevlerinin enantiyomerik olarak saf formlarını elde etmek için konduritol B'nin iki alilik grubunun ters çevrilmesi yoluyla ilerlemektedir. D-Pinitol ve L-Pinitol'ün sentezi, konduritol E enantiyomerlerinin epoksidasyonu ve ardından konduritol E oksiranların stereo ve bölge seçici halka açılmasıyla stereoselektif olarak gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, D-Pinitol ve L-Pinitol'ü elde etmek için yapılan bu toplam sentez, ticari olarak temin edilebilen, ucuz ve akiral p-benzokinon'un başlangıç maddesi olarak kullanıldığı yeni bir yaklaşım sağlamaktadır.
Yavaş salınımlı zeolit bazlı gübre hazırlanması ve karakterizasyonu
Bu çalışmada, bitkiler için oldukça faydalı olması dolayısıyla bitki beslemede sıklıkla kullanılan amonyum nitrat gübresi ile ülkemizde rezervi yüksek olan, ucuz, ulaşılması kolay, toksik olmayan, tarımda genellikle toprak düzenleyici olarak kullanılan zeolit minerali kullanılarak yavaş salınımlı zeolit bazlı gübre hazırlanmıştır. Doğal zeolit Manisa Gördes yöresinden temin edilmiş olup, kimyasal ve minerolojik yapısı TGA/DTA, FTIR, BET, XRD, SEM-EDS ve ICP-OES karakterizasyon teknikleriyle aydınlatılmıştır. ICP-OES sonuçlarına göre zeolitin içerdiği Si/Al oranı 4.78, SEM-EDS analiz sonuçlarına göre Si/Al oranı 4.50 ve XRD analiz sonucuna göre Si/Al oranı 4.90 olarak tespit edilmiş olup doğal zeolitin türünün klinoptilolit olduğu, içeriğinde sanidin ve kuvars safsızlıklarının bulunduğu belirlenmiştir. Doğal zeolit ve amonyum nitrat kullanılarak elde edilen zeolitli gübrede, hazırlama sonrası yıkanma sayısı, farklı zeolit:amonyum nitrat katı:katı oranları, uygulama sıcaklığı, reaksiyon süresi ve zeolitin farklı boyut parametreleri optimizasyon çalışmaları kapsamında incelenmiştir. Optimum zeolitli gübre 0-200 µm zeolit boyutu kullanılarak 1:4 zeolit:amonyum nitrat katı:katı oranında, 200 °C'de sekiz saat sentez süresinde elde edilmiştir. Optimum koşullarda elde edilen zeolitli gübrenin elementel azot analiz sonuçlarına göre %N içeriği %5.06 olarak tespit edilmiştir. Zeolitli gübrenin karakterizasyonu doğal zeolitte olduğu gibi TGA/DTA, FTIR, BET, XRD, SEM-EDS teknikleriyle yapılmış ve suda 15 günlük yavaş salınımı incelenmiştir. Doğal zeolite amonyum nitrat adsorpsiyonu zeolit yapısını önemli ölçüde değiştirmemiş, TGA analizinde yapı doğal zeolite göre daha fazla kütle kaybına uğramış, FTIR analizinde nitrat piklerinin varlığı tespit edilmiş, XRD analizi sonucuna göre zeolit kristal yapısı korunmuştur. BET analizine göre amonyum nitrat adsorpsiyonu zeolitli gübrenin yüzey alanını azaltmış ve SEM görüntülerinde yapının agregatlaştığı tespit edilmiştir. Zeolitli gübrenin 15 günlük yavaş salınımında yapısından suya salınan NO3⎺ ve NH4+ iyonları IC cihazıyla tayin edilmiştir. Yavaş salınım sonrası zeolitli gübrenin karakterizasyonu doğal zeolit ve zeolitli gübrede olduğu gibi TGA/DTA, FTIR, BET, XRD, SEM-EDS teknikleriyle yapılmış, böylece doğal zeolit ve zeolitli gübreye göre meydana gelen değişimler izlenebilmiştir. Zeolitli gübrenin yavaş salınımı sonrası %N içeriği %1.58 olarak tespit edilmiş, TGA analizinde kütle kaybı zeolitli gübreye göre azalmış, FTIR analizinde nitrat piklerinin kaybolduğu gözlemlenmiştir. BET yüzey alanı zeolitli gübreye göre yapısındaki iyonları saldığı için yeniden artmış, SEM görüntülerinde yapının yeniden doğal zeolit görüntülerine yakın bir görünüm aldığı gözlemlenmiştir. XRD analizi ile EDS kimyasal analizlerine göre yavaş salınım sonrası zeolitli gübrede N elementi dışındaki diğer elementlerin miktarları doğal zeolit ve zeolitli gübre ile benzerlik göstermektedir. Detaylı karakterizasyon analiz sonuçlarına göre elde edilen bilgiler birbirleri ile uyumlu olup elde edilen zeolitli gübre yavaş salınımlıdır ve yavaş salınım 15. güne kadar devam etmiştir. Bu metotla elde edilen zeolitli gübrenin yavaş salınımlı zeolitli gübre olarak kullanılabileceği, ticarileştirilebileceği ve entegre gübreleme programlarına dahil edilerek bitkisel verimin arttırılmasında etkili olabileceği düşünülmektedir.
Kent yoksullarının hayatta kalma stratejileri ve maliyetleri: Gaziantep örneği
İşgücü piyasasının dışında kalan ya da kayıt dışı çalışmak zorunda kalan, beslenme, barınma, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve toplumsal eşitsizliği derinden hisseden yoksullar artan yoksullukları karşısında hayata kalmak, yaşam koşullarındaki bozulmanın etkilerini azaltmak ve günlük varoluşlarının zorluklarını aşmak amacıyla hane içi ya da hane dışı; uzun ya da kısa vadeli çeşitli hayatta kalma stratejileri geliştirmektedirler. Bu çalışmada amaç; yoksulların geliştirdiği hayatta kalma stratejilerini ortaya koymak, bu stratejilerin hane üyelerinin yoksulluk deneyimlerini nasıl etkilediğini açığa çıkarmak ve uzun ya da kısa vadede yoksullar üzerindeki maliyetlerini hem birey hem de hane açısından incelemektir. Araştırmanın yöntemi yorumsamacı perspektife dayalı nitel araştırma yöntemidir. Gaziantep'in Şehitkamil ilçesinde yaşayan, alt sosyoekonomik düzeye sahip, işsiz, sosyal güvencesiz ve düzenli geliri olmayan kırk yoksul haneye odaklanmış ve her hanede bir hane reisi olmak üzere yirmi sekiz kadın, on iki erkek toplamda kırk kişi ile görüşülmüştür. Veriler yarı yapılandırılmış bir görüşme formu aracılığıyla derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda yoksulların hayatta kalma stratejileri salt kendi bireysel kararları değil aynı zamanda yapısal faktörlerin de önemli etkisinin olduğu ortaya çıkarılmıştır. Yoksulların geliştirdiği stratejiler her ne kadar yoksulların "günü kurtarmasına" ve hayatta kalmasına destek olsa da uzun vadede hanenin üyelerine ağır maliyetleri olmaktadır. Bu durumun hane üyeleri üzerinde ciddi sorunlar yarattığı ve yoksulluğu kalıcı hale getirerek, yoksulluğun yeniden üretilmesine sebep olduğu açığa çıkarılmıştır.