
3.299
Arşivlenen Tez
67
DOI Atanmış
2%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinde madde kullanma eğilimine neden olabilecek bazı psikolojik parametrelerin incelenmesi
Araştırmanın amacı, Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin yaşam doyumu, umutsuzluk, algılanan sosyal destek ve depresyon durumlarının madde kullanma eğilimi üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmamızın evrenini Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemi ise basit rastgele örnekleme yöntemi uygulanarak hata payı (alpha) = 0.005, hoşgörü miktarı (d) = 0.05 ve kitledeki kişi sayısı (N) = 935 (Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğrenci Sayısı) olarak alınarak örneklem çapı (n) = 420 olarak belirlenmiştir. Çalışmada 220'si kadın 202'si erkek olmak üzere 422 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Umutsuzluk Ölçeği ve Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. İlgili literatürde, değişkenlerin basıklık çarpıklık değerlerine ilişkin sonuçların +1.5 ile -1.5 (Tabachnick ve Fidell, 2013), +2.0 ile -2.0 (George, ve Mallery, 2010) arasında olması normal dağılım olarak kabul edilmektedir. Büyük sayılar kanunu ve merkezi limit teoremine göre örneklem olarak yeterli seviyede olmasından dolayı dağılımın normal olduğu varsayılarak analizlere devam edilmiştir (Harwiki, 2013, s.879; İnal ve Günay, 1993; Johnson ve Wichern, 2002). Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek yönlü (Oneway) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearson korelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda yaşam doyumu ile madde kullanma eğilimi, umutsuzluk ile madde kullanma eğilimi, gelecekle ilgili duygular ile madde kullanma eğilimi, motivasyon kaybı ile madde kullanma eğilimi, gelecekle ilgili beklentiler ile madde kullanma eğilimi arasında pozitif bir ilişki olduğu belirlenirken, aileden algılanan sosyal destek ile madde kullanma eğilimi arasında ve arkadaştan algılanan sosyal destek ile madde kullanma eğilimi arasında negatif bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bunların yanında yaşam doyumunun madde kullanma eğilimini azalttığı, umutsuzluğun madde kullanma eğilimini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu artışta umutsuzluk alt boyutlarından motivasyon kaybının etkili olduğu belirlenmiştir. Algılanan sosyal desteğin madde kullanma eğilimi üzerine etkisine ilişkin aileden algılanan sosyal desteğin madde kullanma eğilimini azalttığı sonucuna ulaşılırken, özel insandan algılanan sosyal destek ve arkadaştan algılanan sosyal desteğin madde kullanma eğilimi üzerine etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Depresyonun madde kullanma eğilimini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Madde kullanma eğiliminin kadınlarda erkeklere göre yüksek olduğu sonucuna ulaşılırken, madde kullanma eğiliminin yaş, medeni durum, bölüm, ortalama gelir ve sınıftan bağımsız olduğu belirlenmiştir.
Türk futbolunda alt yapı sorunsalı: Bir sistem arayışı
Bir futbol alt yapısı ve bu alt yapıdan istikrarlı şekilde yetişen futbolcuların eksikliği Türk futbolunun varoluşundan günümüze kadar gelmiş en büyük sorun olmuştur. Türkiye'nin çeşitli liglerinde ve seviyelerinde mücadele eden birçok futbol takımının dış transferlerle takım yapısı oluşturması ekonomik açıdan ciddi yük getirmektedir. Buna karşın, Avrupa futbolunda başarılar elde eden takımların alt yapılarının güçlü olduğu bilinmektedir. Bu araştırmanın amacı, Barselona Futbol Kulübü, Liverpool Futbol Kulübü ve Ajax Futbol Kulüplerinin alt yapılarını, alt yapıdaki mevcut futbolcu sayıları, kulüp tarihinde yetiştirilen futbolcular, bu futbolcuların piyasa değerleri ve en yüksek piyasa değerleri, kulüp kariyerlerinde attıkları goller ve oynadıkları maç sayıları, kulüplerin alt yapıya antrenör seçimi, tesisler, diğer kurumlarla eğitim açısından iş birliği ölçütler açısından inceleyerek Türk futbolu için bir sistem önerisi sunmaktır. Araştırma kapsamında FC Barcelona, Liverpool FC ve Ajax FC takımlarının gençlik yapılanması ve alt yapı sistemleri incelenmiştir. Kulüplerin resmi internet sitelerinde, basında ve bilimsel çalışmalarda yer alan alt yapıya ilişkin bilgiler belirlenen ölçütlere göre incelenmiştir. İngiliz akademi modelinde akademi koordinatörlüğünün aldığı kararların tüm kulüpleri bağladığı, dört farklı kategoride akademiden sporcu yetiştirildiği tespit edilmiştir. Liverpool futbol kulübü sporcunun yanında antrenör yetiştirme sistemine de sahiptir. Alman modelinde ise oyuncuların performansını artırmak için akademi düzeyinde yabancı oyuncu transferi serbest bırakılmıştır. İspanya'da Barselona Futbol Kulübü özeline bakıldığında, tüm sporcuların "Barselona Kimliği" altında takip edildiği, eğitimlerinin her kademede desteklendiği görülmüştür. Bulgular doğrultusunda, Türkiye'deki çeşitli sistemlerde incelenerek "Türk Futbolcusu," "Türk Futbol Sistemi" ve "Türk Futbol Anlayışı" geliştirilmesine katkı sağlayacak bir sistem önerilirmiştir. Araştırmada, bir futbol alt yapısının iyi bir yönetim yapısına ihtiyacı olduğu, sporcu seçme ve yetiştirme sisteminin gerektiği, alt yapıya belli sayıda yabancı transferinin serbest bırakılmasının uygun olduğu, tesislerin yenilenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Spor bilimleri öğrencilerinin okul iklimi algılarını yordayan faktörlerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, spor bilimleri fakültelerinde lisans eğitimi alan öğrencilerin okul iklimi algılarını yordayan faktörlerin incelenmesidir. Araştırma, eğitim biliminde sıklıkla kullanılan bir durum tespiti çalışmasıdır. Betimsel bir çalışma desenine sahip olan bu araştırma, anket tekniği ile elde edilen sayısal verilerin analiz edilmesi ile sonuçların yorumlandığı nicel bir çalışmadır. Türkiye evrenindeki spor bilimleri fakültelerinde öğrenim gören tüm öğrencileri temsil edebilecek bir örnekleme ulaşılması hedeflenen araştırma, küresel salgın sebebiyle Muğla ili ile sınırlandırılmıştır. Bu bağlamda araştırmanın çalışma evrenini uygun örnekleme tekniği gereği küresel salgın nedeniyle kısıtlı imkânlarla belirlenen Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi çatısı altında lisans eğitimlerini sürdüren 1239 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Araştırma uzaktan eğitim vasıtası ile ulaşılabilen 436 gönüllü öğrenciden elde edilen veriler ile gerçekleştirilmiş olup bu sayı çalışmanın örneklem büyüklüğü olarak kaydedilmiştir. Cinsiyet, sınıf, bölüm ve öğretim türü değişkenlerinin yazar tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ile tespit edildiği çalışmada temel veri toplama aracı olarak Terzi (2015) tarafından geliştirilen Üniversite Öğrencilerine Yönelik Okul İklimi Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada ayrıca öğrencilerin spora yönelik tutumları ve üniversiteye duydukları güvenin belirlenmesi için Şentürk (2015) tarafından geliştirilen Spora Yönelik Tutum Ölçeği ile Özdoğan ve Tüzün (2007) tarafından geliştirilen Üniversiteye Güven Ölçeği'nden yararlanılmıştır. Normal dağılım gösteren ve yüksek derecede güvenilir olduğu tespit edilen verilere uygulanan parametrik testler sonucunda ortaya çıkan bulguların ışığında öğrencilerin spora yönelik tutumları ile üniversiteye duydukları güvenin, okul iklimi algılarını olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Aynı zamanda öğrencilerin spora yönelik tutumları ile üniversiteye duydukları güvenin, birlikte, okul iklimi algıları üzerinde önemli birer yordayıcı (%60) oldukları tespit edilmiştir. Sonuç olarak, spor bilimleri fakültelerinde öğrenim gören öğrencilerin okul iklimi algılarının artırılması için spora yönelik tutumlarının ve üniversiteye duydukları güvenin, akademik ve idari personeller tarafından olumlu yönde desteklenmesinin uygun olacağı önerilmiştir.
Yüzme sporu yapan çocukların antropometrik özellikleri, bazı fiziksel uygunluk parametreleri ve yüzme performansları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, yüzme sporu yapan çocuklarda antropometrik özellikler, bazı fiziksel uygunluk parametreleri ve yüzme performansları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada araştırma grubunu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübünde düzenli olarak yüzme antrenmanlarına devam eden, yaş ortalamaları 10,00±0,83 yıl olan 24 kız çocuk ile yaş ortalamaları 9,91±0,82 yıl olan 24 erkek çocuk olmak üzere toplam 48 lisanslı yüzücü çocuk oluşturmuştur. Araştırma kapsamında, yüzücü çocukların antropometrik özellikleri (boy uzunluğu, vücut ağırlığı, kulaç sıklığı, oturma boyu uzunluğu, kulaç boyu uzunluğu, el uzunluğu, el genişliği, ayak uzunluğu), bazı fiziksel uygunluk özellikleri (sağ ve sol el kavrama kuvvetleri, esneklik, denge ve durarak uzun atlama) ve 50 metre yüzme performansları ölçülmüştür. Araştırmaya katılan, yaş ortalamaları 10,00±0,83 yıl olan kız çocukların, vücut ağırlıkları 35,35±8,25 kg ve boy uzunlukları 142,29±8,57 cm; yaş ortalamaları 9,91±0,82 yıl olan erkek çocukların, vücut ağırlıkları 36,25±8,25 kg ve boy uzunlukları 140,91±6,92 cm olarak tespit edilmiştir. Kız ve erkek yüzücü çocukların, antropometrik özellikleri arasında istatiksel açıdan herhangi anlamlı bir farklılık bulunamazken (p>0,05), fiziksel uygunluk özellikleri açısından sadece esneklik değerleri arasında anlamlı bir farklılık (p<0,05) tespit edilmiş, yüzme performansları ve diğer fiziksel uygunluk özellikleri arasında istatiksel açıdan herhangi anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır (p>0,05). Kız çocukların, 50 metre serbest stil yüzme performansı ile kulaç uzunluğu, oturma yüksekliği, el uzunluğu, el genişliği ve ayak uzunluğu değişkenleri arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunurken (p<0,05), ayak genişliği ile 50 metre yüzme performansı arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır (p>0,05). Kız çocukların, 50 metre serbest stil yüzme performansı ile sağ el kavrama kuvveti, sol el kavrama kuvveti, esneklik, durarak uzun atlama ve denge arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). Kız çocukların, sağ el kavrama kuvveti ile kulaç uzunluğu, oturma yüksekliği, el uzunluğu, el genişliği, ayak uzunluğu ve ayak genişliği arasında pozitif yönde; sol el kavrama kuvveti ile kulaç uzunluğu, oturma yüksekliği, el uzunluğu, el genişliği, ayak uzunluğu ve ayak genişliği arasında pozitif yönde; denge ile kulaç uzunluğu, oturma yüksekliği, el uzunluğu, el genişliği ve ayak uzunluğu değerleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). Araştırmaya katılan erkek çocukların, 50 metre serbest stil yüzme performansı ile kulaç uzunluğu arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken (p<0,05), diğer antropometrik özellikler ile 50 metre yüzme performansı arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır (p>0,05). 50 metre serbest stil yüzme performansı ile durarak uzun atlama değerleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Erkek çocukların, sağ el kavrama kuvveti ile kulaç uzunluğu, el uzunluğu, el genişliği ve ayak uzunluğu arasında pozitif yönde; sol el kavrama kuvveti ile kulaç uzunluğu, el uzunluğu ve ayak uzunluğu arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, araştırmadan elde edilen bulgulardan hareketle, bu yaş grubu yüzücü çocuklarda antropometrik özellikler ile bazı fiziksel uygunluk özelliklerinin yüzme performansı üzerinde belirleyici rol oynadığı, yapılacak antrenmanlarda bu özelliklerin gelişimi üzerine düzenli şekilde uygulanacak çalışmalarla yüzme performansında da istenilen yönde bir gelişim sağlanabileceği söylenebilir. Anahtar Kelimler: Yüzme, Antropometri, Fiziksel Uygunluk, Performans.
Bireysel yenilikçiliğin X, Y, Z kuşağı spor tüketicilerinin ekolojik ayak izi farkındalıkları ve yeşil satın alma davranışları üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, bireysel yenilikçiliğin X, Y, Z kuşağı spor tüketicilerinin, ekolojik ayak izi farkındalıkları ve yeşil satın alma davranışları üzerine etkisini araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini Ege Bölgesinde yaşayan X kuşağı (1965-1979), Y kuşağı (1980-1999) ve Z kuşağı (2000-2019) yaş skalasında olan spor tüketicileri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Ölçme araçları olarak, Türkçe uyarlaması Kılıçer ve Odabaşı (2010) tarafından yapılan Bireysel Yenilikçilik Ölçeği, Coşkun ve Sarıkaya (2014) tarafından geliştirilen Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği ve Uyar (2019) tarafından geliştirilen Yeşil Satın Alma Davranışı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, bilgisayar ortamında SPSS 22,0 istatistik programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan spor tüketicilerinin tanımlayıcı özelliklerinin belirlenmesinde frekans ve yüzde analizlerinden, ölçeğin incelenmesinde ortalama ve standart sapma istatistiklerinden faydalanılmıştır. Araştırma değişkenlerinin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek üzere Basıklık ve Çarpıklık değerleri incelenmiştir. Değişkenlerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Verilerin analizinde parametrik yöntemler kullanılmıştır. Bağımsız gruplarda kategorik değişkenlerin oranları arasındaki farklar Ki-Kare testi ile analiz edilmiştir. Spor tüketicilerinin ölçek düzeylerini belirleyen boyutlar arasındaki ilişkiler Pearson Korelasyon ve Lineer Regresyon analizleri aracılığıyla incelenmiştir. Spor tüketicilerinin tanımlayıcı özelliklerine göre ölçek düzeylerindeki farklılaşmaların incelenmesinde bağımsız t-testi (Independent Samples t Test), tek yönlü varyans analizi (Anova) ve post hoc (Tukey, LSD) analizlerinden faydalanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak, X, Y, Z kuşağı spor tüketicilerinin, bireysel yenilikçilik düzeylerine göre, X ve Y kuşaklarında ekolojik ayak izi farkındalığının daha yüksek olduğu ve bireysel yenilikçiliğin X kuşağında yeşil satın alma niyeti ve yeşil satın alma davranışı üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Yetişkinlerde online yapılan kuvvet geliştirme egzersizlerinin fiziksel uygunluk, kas gelişimi ve bazı fizyolojik özellikler üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, dünya genelinde pandemi nedeniyle insanların evlerinde uzun süre kapalı bir ortamda kalma zorunlulukları, egzersiz yapmak istenilse bile birçok spor tesisinin kapalı olması, kalabalık ortamda egzersiz yapmanın bulaş riskini arttırması gibi birçok faktör dikkate alındığında hareketsiz devam eden bir yaşamın insanları gerek fizyolojik gerekse psiklojik açıdan önemli ölçüde yıprattığı düşünülmektedir. Bu nedenle pandeminin olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla yetişkin bireyler için hazırlanmış bir egzersiz protokolünü ev ortamında uygulayarak onlara daha sağlıklı bir yaşam sunmaya çalışmaktır. Bu çalışmaya Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı bünyesinde çalışan yetişkin kadın (12) ve erkek (9) olmak üzere toplam 21 güvenlik görevlisi dahil olmuştur. Güvenlik görevlilerine 12 hafta süreyle haftada 3 gün ve günde 1 saat elde bir çift dambıl (erkekler için 5 kg kadınlar için 3 kg) ve kendi vücut ağırlıklarıyla uygulanan kuvvet geliştirme egzersiz programının güvenlik görevlilerine 12 hafta süreyle haftada 3 gün ve günde 1 saat olmak üzere kendi vücut ağırlıkları ve bir çift dambıl kullanarak uygulanan kuvvet geliştirme egzersiz programının fiziksel uygunluk, kas gelişimi ve bazı fizyolojik özellikler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Yapılan çalışmada kontrol grupsuz ön test- son test yarı deneysel yöntem uygulanmıştır. Kadın ve erkek güvenlik görevlilerine 12 hafta uygulanan kuvvet geliştirme egzersiz programı öncesi ve sonrasında Brockport Fiziksel Uygunluk Test Bataryasından alınan 5 fiziksel uygunluk testi (el kavrama kuvveti, sırt kuvveti, bacak kuvveti esneklik, dikey sıçrama) ve mezura ile vücut ölçü parametreleri alınmıştır. Kuvvet geliştirme egzersiz programı haftada 3 gün, günde 1 saat uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 23.0 paket programına girilerek, analizler bu program dahilinde yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler tanımlayıcı istatistik kullanılarak, bu değerlerin aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları bulunmuştur. Yapılan çalışmanın amacı doğrultusunda oluşturulan hipotezleri test etmek için Paired Samples T analizinden faydalanılmıştır. Çalışma grubunu oluşturan yetişkin kadın ve erkek güvenlik görevlilerinin ön test ve son test parametreleri incelendiğinde el kavrama kuvveti, sırt kuvveti, bacak kuvveti, dikey sıçrama, esneklik, sağ ve sol kol, omuz, göğüs, karın ve kalça genişlikleri parametre değerlerinde istatiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilirken (p<0.05), beden kütle indeksi ve vücut ağırlığı parametrelerinde anlamlı farklılık görülmemiştir (p<0.05). Çalışma bulgularına göre evde bir çift dambıl ile yapılan, temel basit hareketlerden oluşan, kuvvet geliştirme egzersiz programının yetişkin kadın ve erkek güvenlik görevlilerinde fiziksel uygunluk, kas gelişimi ve bazı fizyolojik özellikler üzerine olumlu etkileri olduğu söylenebilir. Ayrıca katılımcıların gerek pandemi gerekse normal koşullarda bu tür egzersiz protokollerini bir yaşam tarzı haline dönüştürmeleri önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: "Pandemi", "Covid-19", "Fiziksel Uygunluk", "Kas gelişimi", "Kuvvet Geliştirme"
Beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştirme programlarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi: Türkiye – Çekya örneği
Bu çalışmanın amacı, Türkiye ve Çekya'daki Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni yetiştirme programlarında yer alan benzerlik ve farklılıklarının belirlenen iki üniversite üzerinden ortaya konulmasıdır. Bu bağlamda, Çekya'daki Palacky Üniversitesi ile Türkiye'deki Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nin Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümlerinin öğretim programları değerlendirilerek benzeyen ve farklılaşan yönler üzerinden, müfredatta yer alan dersler incelenerek analiz edilmiştir. Araştırmanın verilerine ulaşabilmek için çalışmanın Türkiye ve Çekya ayağını oluşturan programlarındaki mevcut bulunan kayıtlar ve dökümanlar incelenmiş, bu çerçevede yürütülen betimsel araştırmada, karşılaştırmalı yöntemden yararlanılmıştır. Çekya'daki Palacky Üniversitesi Physical Culture Fakültesi ile Türkiye'deki Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümlerinin öğretim programlarında yer alan dersler incelendiğinde, her iki müfredatta yer alan; teorik dersler açısından, anatomi, iletişim, İngilizce, hukuk, psikoloji, sporun temelleri, beden eğitimi ve spor tarihi, ilk yardım, beslenme, araştırma yöntemleri gibi konulardaki derslerin benzerliği gözlemlenirken, diğer tarafttan uygulamalı dersler açısından ise, cimnastik, takım sporları, atletizm, ritim eğitimi, yüzme, savunma sporları, eğitsel oyunlar, öğretmenlik uygulaması gibi konulardaki derslerin benzerliği ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği programından mezun olma şartı en az 240 AKTS iken Çekya'da 180 AKTS'dir. Her iki müfredattaki seçmeli ders sayılarına bakıldığında, Türkiye'deki seçmeli ders sayısının Çekya'daki seçmeli ders sayısından fazla olduğu, ancak Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni adayı bir öğrencinin eğitimi boyunca alması gereken tüm derslerin içerisindeki oranlarına bakıldığında Çekya'da bu oranın %39,77, Türkiye'de ise %31,34 olduğu tespit edilmiştir. Müfredatlar içinde zorunlu derslerin oranları ise Türkiye'de %68,66; Çekya'da ise %60,23 olarak tespit edilmiştir. Diğer taraftan, Türkiye'de Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni adayı bir öğrencinin program müfredatında yer alan derslerin %75,44'ü teorik eğitim ders saatlerinden meydana gelirken, bu oran Çekya'da %51,23 olarak bulunmuştur. Bu noktadan hareketle, teorik ve uygulama ders saatlerinin Çekya'da birbirine çok yakın oranlarda olduğu, ancak Türkiye'de büyük çoğunluğunu teorik ders saatlerinin oluşturduğu söylenebilir. Sonuç olarak, her iki ülkenin Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği programlarında yer alan hem seçmeli hem de zorunlu alana özgü bazı temel derslerin benzer ya da farklı isimler altında da olsa içerik, derslerin amaçları ve kazanımları bakımından benzerlik gösterdiği söylenebilir.
Ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi ve spor dersi yatkınlık düzeyleri ile ihtiyaç destekleyici öğretim stili algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi ve spor dersi yatkınlık düzeyleri ile ihtiyaç destekleyici öğretim stili algıları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma ilişkisel tarama modelinde olup kullanılan veri çifti ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi ve spor dersi yatkınlık düzeyleri ve beden eğitimi ve spor dersinde ihtiyaç destekleyici öğretim stili algılarıdır. Çalışmaya 2020-2021 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 166 kadın, 160 erkek olmak üzere 326 ortaokul öğrencisi dâhil edilmiştir (yaş ortalaması 12.55±1.15). Araştırmada veriler 'Beden Eğitiminde İhtiyaç Destekleyici Öğretim Stili Ölçeği' ve 'Beden Eğitimi Dersi Yatkınlık Ölçeği' kullanılarak elde edilmiştir. Veri analizinde tanımlayıcı istatistik yöntemleri ile parametrik olmayan veri analiz yöntemleri uygulanmıştır. Bulgular ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi ve spor dersi yatkınlık düzeyleri ile ihtiyaç destekleyici öğretim stili algıları arasında orta düzeyde pozitif ilişki olduğunu göstermiştir (p<0.05). Bu araştırmada beden eğitimi ve spor dersi yatkınlık düzeyleri ve ihtiyaç destekleyici öğretim stili algıları cinsiyet ve sınıf değişkenine göre fark göstermezken, okul spor takımlarında yer alan öğrencilerin beden eğitimi dersi yatkınlık ölçeği toplam puanı ve beden eğitimi dersine yönelik algılanan yetenek boyutu puanı ile beden eğitiminde ihtiyaç destekleyici öğretim stili ölçeği bağlılık boyutu okul takımlarında yer almayanlardan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sonuçlar, okul takımında yer alan ve beden eğitimi dersinde başarı gösterebileceğine inanan öğrencilerin öğretmenlerden algıladıkları desteğin yükseldiğini göstermektedir.
Tandem (Yamaç paraşütü) sporcularının biyomotorik özellikleri, irtifaya bağlı bazı hormonal düzeyleri ve kan parametrelerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı tandem-yamaç paraşütü pilotlarının biyomotorik özellikleri, irtifaya bağlı kan parametreleri ve bazı hormon düzeylerinin akut ve kronik olarak incelenmesidir. Çalışmaya yaşları 20 ve üzeri olan, 18 profesyonel sporcu katılmıştır. İstatiksel hesaplamalar SPSS (version 22.0) programında yapılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini anlamak için Shapiro-Wilk testi kullanılmıştır. Akut olarak uçuş öncesi ve uçuş sonrası, kronik olarak ise sezon başlangıcı ve sezon sonu (4 ay) test verileri incelendiğinde bu süre içerisinde meydana gelen değişimleri belirlemek için tekrarlayan ölçümlerde normallik dağılımlarına göre Paired Sample T Testi ve Wilcoxon test yöntemleri kullanılmıştır. Dönem farklılıklarının etki derecesini karşılaştırmak için normal dağılan değişkenler bağımlı örneklemler için (paired) t-testi, normal olmayanlar için ise Wilcoxon rank testi kullanılmıştır. Yaş, tandem deneyimi (yamaç paraşütü) ve sezon boyunca gerçekleştirilen uçuş sayısı değişkenleri ile kan ve hormon değerleri arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemek için Pearson Korelasyon anaizi yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Sırt kuvveti, sol el kavrama kuvveti ve bacak kuvveti değerlerinde 4 ay süren çalışmalar sonunda anlamlı düzeyde artışlar saptanmıştır. Hematolojik parametrelerin akut ve kronik incelemesinde, eritrosit, trombosit, lökosit ve bazı alt gruplara ait parametrelerde anlamlı değişimler tespit edilmiştir. İnsülin, kortizol ve TSH hormon düzeylerinde akut olarak anlamlı bir fark görülmezken, kronik etkilerin değerlendirilmesinde sezon sonu uçuş sonrası insülin düzeylerinde ve sezon sonu uçuş öncesi kortizol hormon düzeylerinde anlamlı azalmaların olduğu belirlenmiştir. Kalp atım hızı (KAH) verilerinin akut etkisi incelendiğinde sezon sonu uçuş sonrası değerler uçuş öncesi değerlere göre anlamlı düzeyde artış gösterirken, kronik süreçte sezon sonu uçuş öncesi değerlerde sezon başlangıcı uçuş öncesi değerlere göre anlamlı düzeyde azalmalar görülmüştür. Sistolik ve diastolik kan basıncı verilerinin akut değerlendirmesine göre sezon sonu uçuş sonrası değerlerinde uçuş öncesi değerlere göre anlamlı artış gözlemlenmiştir. Kronik süreçte ise, sezon sonu uçuş öncesi diastolik kan basıncı değerlerinde sezon başlangıcı uçuş öncesi değerlere göre anlamlı azalmalar bulunmuştur. Hangi dönemin etki derecesinin daha büyük olduğunu belirlemek için yapılan karşılaştırmada, kronik egzersiz sürecinde uçuş öncesi ve uçuş sonrası ölçülen değişkenlere ait değerler arasındaki farkların, akut egzersiz sürecinde ölçülen uçuş öncesi ve uçuş sonrası değişkenlere ait değerler arasındaki farklara göre daha yüksek skorlara sahip olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar ile kronik egzersiz sürecinin akut egzersiz sürecine göre etki derecesinin daha büyük olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, kronik etkiye bağlı uçuş egzersizinde biyomotorik özellikler, kortizol ve insülin düzeylerinde olumlu yönde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Kan parametreleri ve kardiyovasküler parametrelerde ise hem akut hem de kronik egzersiz sürecinde anlamlı farkılıklar bulunmuştur. İncelenen parametrelerde elde edilen sonuçların gelecekte yapılacak diğer bilimsel çalışmalara kaynak teşkil edebileceği düşünülmektedir.
Ergenlerde öğrenme stili, bedensel zekâ ve spora yönelik tutum ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, lise eğitimi gören 14-18 yaş arası ergenlerin kinestetik öğrenme stilleri ile kinestetik zeka alanlarının baskınlıklarını inceleyerek spora yönelik tutumları ile ilişkilendirmektir. Araştırmanın problem cümlesi; "Ortaöğrenime devam eden 14-18 yaş arası ergenlerin kinestetik öğrenme stilleri ile kinestetik zeka alanlarının, spora yönelik tutumlarına etkisi var mıdır?" şeklinde oluşturulmuştur. Çalışmanın genel evrenini Köyceğiz ilçesinde ortaöğretim çağındaki tüm ergenler oluştururken, çalışma evrenini ise ilgili okullarda öğrenime devam eden ergenler oluşturmaktadır. Bu doğrultuda araştırmaya, veri toplanılması planlanmış olan okullarda eğitim görmekte olan 812 öğrenciye ulaşılmış olup, çalışmaya 695 öğrenci gönüllü olarak katılım sağlamıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Gökdağ tarafından 2004 yılında geliştirilmiş olan Öğrenme Stilleri Ölçeği'nin kinestetik stil alt boyutu (α=,80), Saban (2001) tarafından geliştirilmiş Çoklu Zeka Envanteri'nin kinestetik zeka alanı alt boyutu (α=,73) ve Şentürk (2015) tarafından geliştirilen Spora Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Pandemi şartlarında çevrimiçi toplanabilen verilere güvenirlik, normallik, sıklık ve parametrik karşılaştırma, ilişki ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre örneklem grubundaki öğrencilerin fiziksel aktivite sıklıklarının, akademik başarıları ile doğru orantılı olarak arttığı görülmüştür. Düzenli fiziksel aktivitenin akademik başarıyı olumlu yönde desteklediği çalışmanın ortaya çıkardığı önemli sonuçlardan bir tanesi olarak göze çarpmaktadır. Çalışmanın problem cümlesine ilişkin olarak ortaya konan sonucu, kinestetik öğrenme stili ve kinestetik zeka alanı baskın olan ergenlerin, aynı doğrultuda spora yönelik tutumlarının da yüksek düzeylerde olumlu sonuçlar oluşturmasıdır. Sonuç olarak ergenlerde kinestetik zeka ve kinestetik öğrenme stilinin baskınlığı, spora yönelik tutumları oldukça yüksek bir oranda olumlu yönde etkilemektedir. Sadece beden eğitimi ve spor derslerinde değil, tüm derslerde kinestetik zeka alanı ve öğrenme stili baskın öğrencilere sınıf içi bedensel görev ve sorumluluklar verilerek hem doğal liderler yaratılmış hem de ilgili öğrencilerin öğrenme motivasyonları üst seviyeye çekilmiş olacaktır. Anahtar Kelimeler:"Ergen", "Bedensel zeka", "Öğrenme stili", "Spora yönelik tutum", "Kinestetik"
Basketbolcularda Kettlebell egzersizlerinin şut performansına etkisinin incelenmesi
Amaç: Günümüzde sporcuların istenen atletik performansa ulaşabilmesine yardımcı olacak alternatif ve etkili antrenman metotlarını oluşturmak. Bu çalışmada, Kettlebell egzersizleri ile basketbolcularda kuvvet, hız ve teknik parametrelerinin gelişim incelemesi amaçlanmıştır. Materyal ve metot: Çalışmaya, 16 erkek basketbolcu dahil edildi. Basketbolcular deney (n=8) ve kontrol (n=8) grubu olarak iki farklı gruba randomize şekilde ayrıldı ve deney grubu 16 birimden (8 hafta x 2 gün) oluşan antrenman sürecine dahil oldu. Araştırma öncesi ve bitiminde uygulanan genel vücut kompozisyon, bacak-sırt kuvveti, pençe kuvveti, itme kuvveti, dikey sıçrama, esneklik, 5-10-20 metre sprint koşu, illinois çeviklik testi, knox dribbling testi ve 2-3 sayılık zig-zag şut testi değerleri ölçüldü. Veriler IBM SPSS Statistics 25 programı ile analiz edildi. Verilerin karşılaştırılmasında eşleştirilmiş örneklem t-testi ve iki grubun karşılaştırılmasında ise bağımsız örneklem t-testi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya dahil edilen gruplar arasında antrenman öncesinde genel vücut kompozisyon ölçümleri ve hiçbir test performans değerinde anlamlı bir fark tespit edilmedi (p>0.05). Ön test ve son test performans sonuçları incelendiğinde deney grubunun tüm sprint ve çeviklik performans ile kuvvet, sıçrama performansları açısından son testler lehine olumlu istatistiksel farklılık olduğu tespit edildi (p>0.05). Ayrıca uygulanan antrenmanlar sonucunda 2 sayılık ve 3 sayılık zig-zag şut isabet oranında deney grubu lehine olumlu gelişim sağlandığı gözlemlendi. Sonuç: Kettlebell egzersizlerinin basketbol genel antrenmanlarına destek olarak sporculara uygulanması, kuvvet, hız, çeviklik ve basketbolun şut atma ve top sürme gibi teknik konularında katkı sağlayacağı söylenebilir.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojilerine yönelik tutumlarının öğretmenlik mesleği üzerindeki etkisinin incelenmesi
Amaç: Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenlerinin Bilgi ve İletişim Teknolojilerine yönelik tutumlarının düzeylerini belirlemek ve Öğretmenlerin mesleki tutumları ile Bilgi iletişim teknolojileri tutumları arasındaki ilişkiyi saptamak amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Bu çalışma ilişkisel tarama modeli niteliğindedir. Çalışmada; ''Öğretmenlerin Öğretmenlik Mesleğine ilişkin Tutum Ölçeği'' ile Türkçe'ye uyarlanan ''Bilgi ve İletişim Teknolojilerine Yönelik Tutum Ölçeği'' kullanılmıştır. Çalışmanın evreni; İstanbul ili Avrupa ve Anadolu yakasında çalışan (n=4216) Beden eğitimi ve spor öğretmenleri oluştururken, örneklemini ise, Random yöntemiyle seçilmiş (n=376) Beden eğitimi ve spor öğretmenleri oluşturmuştur. Çalışmanın verileri SPSS.22 programı ile analiz edilmiştir. Kolmogorov-Smirnov testi ile basıklık çarpıklık değerlerine bakılmıştır. Normal dağılım gösteren gruplamalar için parametrik testler kullanılmıştır. Çoklu grupların karşılaştırılmasında non-parametrik testler uygulanmış olup, anlamlılık düzeyi p≤0,05 olarak kabul edilmiştir, Ölçekler arasındaki korelasyona bakılmıştır. Bulgular; Öğretmenlerin Öğretmenlik Mesleğine İlişkin Tutum Ölçeği alt boyutlarından; Değer verme, Mesleki Tükenmişlik ve İlgisizlik Boyutlarında BİT'e yönelik öğretmen tutum ölçeği puanları arasında pozitif yönde düşük düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir, Mesleki Gelişime Açıklık boyutu ile BİT'e yönelik öğretmen tutum ölçeği puanları arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir (r=0,388, p<0,01). Sonuç: BİT'e yönelik Öğretmen Tutum Ölçeği puanları, Öğretmenlerin Öğretmenlik Mesleğine İlişkin Tutum puanlarının anlamlı bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Genel olarak, BİT'e yönelik öğretmen tutum ölçeği puanları ile öğretmenlerin mesleki tutumları arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişkiler bulunmuştur. Anahtar Kelimeler; Spor, Spor Teknolojileri, Beden Eğitimi ve Spor, Öğretmenlik Mesleği
Boş zaman ilgileniminin boş zaman tatmini ve sadakati üzerine etkisi: Eskişehir'deki fitnes merkezleri üzerine araştırma
ÖZET Gelişen teknoloji ile birlikte insanların ihtiyaçları ve beklentileri de değişmektedir. Bu ihtiyaç ve beklentiler özellikle kişiden kişiye değişmekte olduğundan bireylerin ilgilenim profillerini belirleyebilmek önem kazanmaktadır. Özellikle yoğun bir rekabet ortamı içerisinde bulunan fitnes sektöründe, fitnes merkezlerinin ayakta kalabilmesi için müşterilerin bireysel ilgilenim profillerini belirlemek oldukça önemli bir hal almaktadır. Çünkü ilgilenim, oluşturulmak istenen sadakatin öncülerinden biri olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı fitnes merkezine üye olan bireylerin boş zaman ilgilenimlerini etkileyen faktörleri ortaya koyarak bu faktörlerin boş zaman tatmini ve boş zaman sadakatleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Elde edilen bulgular, fitnes merkezlerine üye olan bireylerin boş zaman ilgilenimlerinin, boş zaman tatminleri ve boş zaman sadakatleri üzerinde olumlu etkisi olduğuna işaret etmektedir. Ayrıca bulgular fitnes merkezi katılımcılarının demografik özelliklerine göre farklılık göstermektedir. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar, fitnes merkezi işletmecileri ve boş zaman araştırmacıları için bireysel ilgilenimleri belirleyebilmek adına yol gösterici çıkarımlar sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: boş zaman, boş zaman ilgilenimi, fitnes merkezi, boş zaman tatmini, boş zaman sadakati
Boş zaman eğitiminin benlik saygısı ve öznel iyi oluş üzerine etkisi
ÖZET Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin boş zaman eğitim düzeylerini belirlenmesi, boş zaman eğitimi ile öznel iyi oluş ve benlik saygısı arasındaki ilişkilerin araştırılmasıdır. Araştırmanın çalışma grupları, pilot çalışma için Anadolu Üniversitesi'nde örgün eğitim gören 711 öğrenciden, asıl uygulama için Anadolu Üniversitesi'nde örgün eğitim gören 1104 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın temel amacı çerçevesinde birbirini izleyen iki çalışma gerçekleştirilmiştir. Pilot çalışma olarak ele alınan Çalışma I'de, "Boş Zaman Eğitimi Ölçeği (BZEÖ)"nin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Ölçek geliştirme süreci, madde havuzu oluşturmaya yönelik odak grup çalışması, BZEÖ faktör yapısının belirlenmesi ve ölçme modelinin test edilmesi, geçerlik ve güvenirlik testlerinden oluşmuştur. Ölçek geliştirme sürecini izleyen Çalışma II'de (nihai uygulama) ise, pilot çalışma sonucunda elde edilen BZEÖ faktör yapısının, benzer ve daha büyük bir örneklemde sınanması ve boş zaman eğitimi, öznel iyi oluş ve benlik saygısı değişkenleri arasındaki ilişkilere yönelik yapısal modelin test edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma I kapsamında psikometrik niteliklerine ilişkin deneysel kanıtlar ortaya konularak 36 madde ve 7 faktörden oluşan Boş Zaman Eğitim Ölçeği geliştirilmiştir. Bu 7 faktör, farkındalık, içsel motivasyon, dışsal motivasyon, sosyal etkileşim becerileri, can sıkıntısı, zaman yönetimi ve problem çözme olarak isimlendirilmiştir. Çalışma II kapsamında yapılan nihai uygulama analiz sonuçlarına göre, BZEÖ'nin Türk popülasyonunda yer alan üniversite öğrencileri için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu ortaya çıkmıştır. Önerilen hipotetik modele ilişkin analiz sonuçlarına göre, temel yapısal modelin iyi düzeyde doğrulandığı, boş zaman eğitiminin benlik saygısı ve öznel iyi oluş üzerinde pozitif yönlü etkisinin olduğu, benlik saygısının da ve öznel iyi oluş üzerinde pozitif etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: boş zaman eğitimi, öznel iyi oluş, benlik saygısı.
Genç sporcularda takım sargınlığı ve kolektif yeterlik inançlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, genç sporcularda takım sargınlığı ve kolektif yeterlik inançlarının incelenmesidir. Araştırmaya takım sporları (basketbol, voleybol ve futbol) altyapı liglerinde mücadele eden 180 erkek (yaş: 15.41±1.15) ve 70 kadın (yaş: 14.70±1.09) sporcu olmak üzere toplam 250 sporcu (yaş: 15.10±1.16) katılmıştır. Sporcuların kolektif yeterlik inançlarını değerlendirmek üzere Kolektif Yeterlik Ölçeği kullanılırken, takım sargınlığı algıları için ise Genç Spor Çevre Envanteri kullanılmıştır. Envanter, iki boyutta yer alan 16 madde ve geçersiz yanıtları tespit etmek amacıyla yer verilmiş 2 olumsuz madde olmak üzere toplam 18 maddeden oluşmaktadır. Genç Spor Çevre Envanteri araştırmacı tarafından Türkçe'ye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Genç Spor Çevre Envanterinin iç tutarlığına ilişkin Cronbach Alpha güvenirlik katsayıları, envanterin tümü için .89 olarak, görev ve sosyal sargınlık boyutları için .87 olarak; Kolektif Yeterlik Ölçeğinin iç tutarlığına ilişkin Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ise .72 olarak hesaplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde tanımlayıcı istatistikler, doğrulayıcı faktör analizi, madde toplam korelâsyonu analizi, T-testi, tek faktörlü MANOVA, tek yönlü ANOVA ve korelâsyon analizlerinden yararlanılmıştır. Sonuçlar değerlendirildiğinde, takım sargınlığının görev ve sosyal boyutlarında cinsiyete göre anlamlı bir farklılık olduğu (p<.05), ancak kolektif yeterlik inançlarının farklılaşmadığı gözlemlenmiş (p>.05), sporcuların takımda bulunma sürelerine göre takım sargınlığı ve kolektif yeterlik inançlarının farklılaşmadığı görülmüştür (p>.05). Son olarak, araştırmaya katılan sporcuların takım sargınlığı ve kolektif yeterlik inançları arasında negatif bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Buna göre, genç sporcularda yüksek düzeyde takım sargınlığı algısı, sporcuların kolektif yeterlik inançlarının zayıflamasına neden olabilmektedir. Bu bağlamda takım sargınlığı ve kolektif yeterlik arasındaki negatif ilişkiyi etkilediği düşünülen faktörler tartışılmıştır.
Terapatik rekreasyonel aktivitelere katılımın yaşlıların algıladıkları boş zaman tatmini, yaşam tatmini ve yaşam kalitesine etkisi
Bu çalışmada ülkemizdeki yaşlıların terapi niteliğindeki boş zaman aktivitelerine katılımları sonucu algıladıkları boş zaman tatmininin yaşam tatmini ile ilişkisi ve algılanan yaşam tatmininin de yaşam kalitesi ile olan ilişkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca yaşlılara yönelik boş zaman katılımı, boş zaman tatmini, yaşam tatmini ve yaşam kalitesi ile ilgili alt boyutların ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu amaçlara ilave olarak çalışmaya katılım gösteren yaşlıların demografik ve sosyo-ekonomik özelliklerine göre farklılıklar belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada Eskişehir ilinde yaşayan 60 yaş ve üstü yaş gruplarında yer alan 608 katılımcıya Boş Zaman Katılımı, Boş Zaman Tatmini, Yaşam Tatmini ve Yaşam Kalitesi Ölçekleri kullanılarak oluşturulan anket uygulanmıştır. Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ile faktörler belirlenmiş, yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile de araştırma modeli ortaya konulmuştur. Elde edilen model ile terapatik nitelikte boş zaman aktivitelerine katılımın boş zaman tatmini ile, algılanan boş zaman tatmininin yaşam tatmini ile ve algılanan yaşam tatmininin yaşam kalitesi ile ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Boş zaman katılımı ile yaşam kalitesi arasında direkt bir ilişki bulunamadığından dolaylı bir ilişkinin olabileceği belirtilmiştir. Ayrıca demografik ve sosyo- ekonomik özelliklere göre tatmin algılamalarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara bağlı olarak ülkemizdeki yaşlıların yaşam kalitelerini iyileştirmeye yönelik terapatik programların oluşturulması ve yaşlıların tatmin algılarını yükseltecek faktörlerin incelenmesi ile ilgili araştırma önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: terapatik rekreasyon, yaşlı, boş zaman katılımı, boş zaman tatmini, yaşam tatmini, yaşam kalitesi, yapısal eşitlik modeli.
Örgütsel değişim ve Türkiye Futbol Federasyonu'nda altı sigma yönetim modeli'nin uygulanabilirliği
Bu araştırmanın temel amacı Altı Sigma Yönetim Modelini ve Araçlarını Türkiye Futbol Federasyonu'nda uygulamaktır. Türkiye Futbol Federasyonu'nu en iyi temsil ettiği düşünülen Türkiye A Milli Futbol Takımı'nın 2012 ve 2013 yıllarında yapmış olduğu 24 müsabaka araştırmanın örneklemi oluşturmaktadır. Araştırmada TÖAİK yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin istatistiksel çözümlemesi için IBM SPSS 18.0 for Windows, Minitab 17 ve Sigma Plot 13 istatistik paket programları kullanılmıştır. İstatistiksel teknikler olarak altı sigma araçlarından beyin fırtınası, balık kılçığı, ki-kare ilişki analizi, spearman korelasyon testi, çoklu uyum analizi, süreç yeterlilik analizi ve kontrol grafikleri kullanılmıştır. Elde edilen sayısal değerler p<0.01 ve p<0.05 anlamlılık seviyeleri ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda Türkiye A Milli Futbol Takımının müsabaka sonucu ile oyun sistemi (p=0.04), FİFA Dünya Sıralaması (p=0.02), şut olumlu oranı (p=0.03), I. bölgede savunma olumlu oranı (p=0.00) ve II. bölgede savunma olumlu oranı (p=0.00) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca oyun sistemi ile yenilen gol (p=0.01), oyun sistemi ile I. bölgede savunma olumlu oranı (p=0.02), I. bölgede savunma olumlu oranı ile yenilen gol (p=0.00), II. bölgede savunma olumlu oranı ile atılan gol (p=0.01), II.bölgede savunma olumlu oranı ile yenilen gol (p=0.02), merkez hücumlar olumlu oranı ile atılan gol (p=0.00), uzun pas olumlu oranı ile atılan gol (0.01), kısa pas olumlu oranı ile atılan gol (p=0.04), sarı kart ile yenilen gol (p=0.04) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Altı Sigma, Futbol, TÖAİK, Korelasyon.
Beden Eğitimi ve spor öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik beceri düzeylerinin incelenmesi: Anadolu Üniversitesi örneği
Kişinin kendisini bir başkasının yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini anladığını ona doğru bir şekilde ifade etme sürecine empati denir. Empatik eğilim, bireyin empati kurma potansiyeli, empatik beceri ise; bireyin karşısındakinin duygularını anladığını ona hissettirebilme becerisidir. Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik becerileri düzeylerini incelemektir. Araştırmanın katılımcılarını 2015-2016 güz öğretim döneminde Anadolu Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıfında öğrenim gören toplam 141 (60 bayan, 81 erkek) öğrenci oluşturmuştur. Betimsel nitelikteki araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Empatik Eğilim Ölçeği" ve "Empatik Beceri Ölçeği-B Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde "aritmetik ortalama", "standart sapma", iki grubun karşılaştırılmasında "t testi", çoklu karşılaştırmalarda "tek yönlü varyans analizi" ve öğretmen adaylarının empatik eğilim düzeyleri ile empatik beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin yorumlanması amacıyla "pearson korelâsyon analizi" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik beceri puanları orta düzeydedir. Öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik beceri puanları arasındaki ilişkinin düşük negatif yönlü (r=-.073) ve anlamsız olduğu saptanmıştır. Öğretmen adaylarının empatik eğilim düzeyi ölçeğinden aldıkları puanların cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim ve meslek durumları, aktif olarak spor yapma durumu, spor yapma düzeyi ve öğretmenlik mesleğinde empatinin önem durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın oluşmadığı, bölümü isteyerek seçip seçmeme değişkenine göre anlamlı farklılığın olduğu bulunmuştur. Öğretmen adaylarının empatik beceri düzeyi puanlarını ile cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim ve meslek durumları, aktif olarak spor yapma durumu, spor yapma düzeyi, bölümü isteyerek seçip seçmeme ve öğretmenlik mesleğinde empatinin önem durumu değişkenleri arasında anlamlı farklılıklar bulunamamıştır. Öğretmenlik mesleği düşünüldüğünde, öğretmen adaylarının empatik becerilerinin yetersiz olduğu ve geliştirilmesi için uygun empati eğitiminin verilmesinin gerektiği söylenebilir.
Tüm beden vibrasyonunun bazı tenis performans parametreleri üzerine etkisinin araştırılması
Tüm Beden Vibrasyonunun (TBV) kas iğcikleri ve golgi tendon organlarına etki ederek kas içi ve kaslar arası koordinasyonu arttırdığı ve buna bağlı olarak kuvvet, sürat, esneklik gibi motorik özelliklerde olumlu gelişmeler sağladığı bilinmektedir. Bu araştırmada, TBV'nin International Tennis Number (ITN) skorları, servis hızı, reaktif çeviklik (raketli-raketsiz), 5m, 10m, 20m sprint değerleri olarak belirlenen bazı tenis performans parametreleri üzerine etkisinin ve servis hızı ile izokinetik kuvvet parametreleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 9 kişi antrenman grubu (yaş: 21,55±2,69 yıl, antrenman yaşı: 32,44±13,42 ay, boy: 171,44±8,06 cm, vücut ağırlığı: 63,66±12,62 kg) ve 10 kişi kontrol grubu (yaş: 21,40±2,59 yıl, antrenman yaşı: 37,30±21,74 ay, boy: 172,10±9,82 cm vücut ağırlığı: 64,90±11,22 kg) olmak üzere toplam 19 tenis oyuncusu gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada ITN testindeki insan faktörünün ortadan kaldırılması için bazı düzenlemeler yapılmış ve servis hızları da radar cihazı ile ITN testi içerisinde tespit edilmiştir. Reaktif çeviklik ve sprint testleri elektronik zamanlama sistemi kullanılarak ölçülmüştür. İzokinetik kuvvet değerleri (konsantrik/konsantrik) diz fleksiyon/ekstansiyon, kalça fleksiyon/ekstansiyon ve omuz 900 abdüksiyonda iken internal/eksternal rotasyon olmak üzere toplam 3 eklem için alınmıştır. Sporcuların sadece dominant kol ve bacakları 600.sn-1 açısal hızda ve 3 maksimal tekrar şeklinde test edilmiştir. Ölçüm prosedürlerinden sonra antrenman grubu 8 hafta boyunca, haftada 3 kez ve 1'den 4'e kadar değişen performans seviyelerini her 2 haftada bir seviye olacak şekilde uygulamışlardır. Veriler normal dağılım sergilediğinden parametrik testlerden Bağımsız iki örnek T testi (Independent-Samples T-Test) antrenman ve kontrol grubu karşılaştırmaları için ve Bağımlı örneklem T testi (One-samples T-Test) her bir grup için ön test-son test değerlerinde, belirlenen bağımsız değişkenlerde fark olup olmadığının analizi için kullanılmıştır. Antrenman ve kontrol grubuna ait izokinetik kuvvet değerleri ile servis hızı değerlerinin ilişkisini incelemek için ise Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi tüm testlerde p<0.05 olarak alınmıştır. Vibrasyon antrenmanı grubunda belirlenen parametrelerin tümünde değişik oranlarda yüzdelik artış görülmüştür. Servis hızı ile izokinetik kuvvet değerleri arasında düşük düzeyde bir ilişki saptanmış ve antrenman grubu son ölçümlerde kontrol grubuna göre istatiksel olarak (p<0.05) daha yüksek oranda artış göstermiştir. Sonuç olarak; bu araştırmada TBV antrenmanının tenis oyuncularının belirlenen parametrelerinde artış sağladığı ortaya konulmuştur. İzokinetik kuvvet ile servis hızı ilişkisinin daha iyi anlaşılabilmesi için ise görüntü analizi, elektromiyografi ve kuvvet platformu sistemlerinin bir arada kullanıldığı ve farklı açısal hızlar içeren ayrıntılı çalışmalara ihtiyaç duyulduğu belirlenmiştir.
Spor etkinliklerinde gönüllü motivasyonu: 2011 Avrupa Gençlik Olimpiyatları örneği
Bu tez çalışmasında, gerek dünya çapında, gerekse ülkemizde önemi her geçen gün artan "etkinlik yönetimi" kavramı ile özellikle spor etkinliklerinde görev alan gönüllülerin yönetimi konusu temel alınmıştır. Bu sayede, ilerleyen yıllarda gerçekleştirilmesi kesin ya da planlanan spor etkinliklerinin başarısına katkı sağlanması amaçlanmıştır. Spor etkinliklerinin başarısında önemli role sahip olan gönüllülerin hangi motivasyonel faktörler sonucunda etkinliklere katılmayı tercih ettikleri sorularının yanıtlarına cevap aranmıştır. Bu amaçla, temel motivasyon kaynaklarını belirleyebilmek için, öncelikle Erzurum Universiade 2011 Kış Oyunlarında görev alan 108 gönüllü üzerinde bir pilot çalışma yapılmış, açıklayıcı faktör analizi kullanılarak, çalışmanın faktörleri belirlenmiştir. Bu sayede son halini alan anket formu, Trabzon 2011 Avrupa Gençlik Olimpiyatları'nda görev alan 540 gönüllüye uygulanarak, araştırmanın veri toplama ayağı gerçekleştirilmiştir. Elde edilen nicel verilerin analiz aşamasında ilk olarak gönüllülerin cinsiyet, yaş, eğitim ve medeni durum gibi demografik özellikleri betimleyici istatistikler yardımıyla ortaya konmuştur. Daha sonra, çalışmanın gerçekleştirileceği etkinliğin özelliklerine uygun seçilen Gönüllü Motivasyonu Ölçeği ile demografik özellikler arasında anlamlı bir istatistiksel ilişkinin varlığı öncelikle ki-kare testi olmak üzere bağımsız örneklem t-Testi ve tek yönlü varyans analizi (One-way Anova) kullanılarak araştırılmıştır. Ayrıca, insanların spor etkinliklerine gönüllü olarak katılmasının ardındaki motivasyonların temelinde yatan boyutları belirlemek amacı ile de Açıklayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Bununla birlikte gözlem yöntemiyle elde edilen nitel veriler yorumlanarak, spor etkinliklerindeki gönüllü yönetiminin gerçekleşme süreci irdelenmiştir.
Alt beden elektromyostimülasyon antrenmanı ve detraining'in performansa etkileri
Elektromyostimülasyon (EMS), kas ya da sinir bölgelerine dışsal olarak uygulanan elektriksel akımlarla kassal aktivasyon elde etme ve bu yolla istemli olarak aktive edilmesi zor olan hızlı motor ünitelerin yavaş motor ünitelerle beraber senkronize katılımıyla antrene edilerek sportif performansta fonksiyonel artışlar elde etme amaçlı kullanılan konvansiyonel olmayan bir antrenman metodudur. Bu çalışmanın amacı 6 haftalık alt beden EMS antrenmanının ve takip eden 4 haftalık detraning periyodunun performansa etkilerini araştırmaktır. Çalışmada yarışmacı sporcu olmayan fiziksel olarak aktif 38 gönüllü katılımcı (yaş: 21.5±2.5yıl, boy uzunluğu: 175±6.5cm, vücut ağırlığı: 67.7±7.7kg, beden kütle indeksi: 21.7±1.9kg/m2, vücut yağ yüzdesi: %14.4±5.3) EMS grubu (EG, n=16) ve istemli grup (İG, n=22) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Antrenman öncesi, sonrası ve detraining sonrası antropometrik ve vücut yağ yüzdesi ölçümleri, skuat ve aktif sıçrama, 40m sprint, izokinetik kuvvet (60, 180 ve 300o.s-1 açısal hızlarda diz ekstansiyon-fleksiyonu), anaerobik güç ve kapasite testleri yapılmıştır. EG, 6 hafta boyunca haftanın 2 günü 110-120o diz eklem açı aralığında maksimal istemli izometrik kasılmalarla senkronize olacak şekilde baldır, uyluk ve kalça bölgesi majör kaslar üzerine yerleştirilen şerit elektrotlar aracılığıyla uygulanan EMS antrenmanına katılmıştır. İG ise EG grubuyla aynı uygulamayı EMS olmadan yapmıştır. Takip eden detraining süreci boyunca katılımcıların hiçbiri herhangi bir alt beden egzersizine katılmamıştır. Antrenman öncesi, sonrası ve detraining sonrası yapılan test ve ölçümler arasında fark olup olmadığı tekrarlı ölçümlerde iki yönlü varyans analiziyle incelenmiştir. Normal dağılım göstermeyen verilere logaritmik dönüşüm uygulanmıştır. ANOVA testi sonucunda anlamlı fark gösteren ortalamaların belirlenmesinde post-hoc testlerinden LSD (En küçük önemli fark) testi kullanılmıştır. Antrenman süreci ve bunu takip eden detraining sonrası skuat sıçramada gruplararası (p=0.043) ve grupiçi (p=0.034) anlamlı fark bulunmuştur. Antropometrik ve vücut yağ yüzdesi ölçümleri, aktif sıçrama, 40m sprint, 60, 180 ve 300o.s-1 açısal hızlarda sağ ve sol diz ekstansiyon ve fleksiyon izokinetik kuvveti, anaerobik güç ve kapasite değişkenlerinde ise gruplararasında istatistiksel anlamlı fark bulunmamıştır. Bu bulgular skuat sıçrama haricindeki diğer tüm değişkenler açısından 6 haftalık alt beden EMS antrenmanının ve 4 haftalık detrainingin performansa etkisi olmadığını göstermiştir. Sonuç olarak maksimal izometrik kasılmalar üzerine maksimal tolere edilebilen akım şiddetinde uygulanan alt beden EMS antrenmanının yarışmacı sporcu olmayan fiziksel olarak aktif bireylerde konvansiyonel antrenmanlardan daha etkili olmadığı ve farklı protokollerle daha ayrıntılı çalışmalara gereksinim olduğu belirlenmiştir.
Üniversite öğrencilerinin spora dayalı fiziksel aktivitelere katılımları ve yaşam kalitelerinin akademik başarı ve sosyalleşme üzerine etkisi (Eskişehir Osmangazi Üniversitesi örneği)
Bu çalışmanın amacı; Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde 2. ve daha üst sınıflarda öğrenim gören öğrencilerin spora dayalı fiziksel aktivitelere katılımları ve yaşam kalitelerinin akademik başarı ve sosyalleşme üzerine etkilerinin değerlendirilmesidir. Araştırmaya 2013-2014 eğitim-öğretim yılında 2. ve daha üst sınıflarda farklı programlarda öğrenim gören 1057 gönüllü öğrenci katılmıştır. Katılımcıların spora dayalı fiziksel aktivitelere katılım düzeylerinin belirlenmesi için Cooper fiziksel aktivite ölçeği, yaşam kalitelerini belirlemek için WHOQOL BREF ölçeği, akademik başarılarını belirlemek için genel not ortalamaları, sosyalleşme durumlarını belirlemek için ise spora dayalı fiziksel aktiviteyle sosyalleşme ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 18.0 ve LISREL 8.80 paket programlarından yararlanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde ilk aşamada kayıp değerler, uç değerler ve verilerin normal dağılımı belirlenmiştir. Demografik özellikler (cinsiyet, yaş, aylık harcama miktarı, barınma biçimi, eğitim görülen alanlar ve sınıf) için frekans ve yüzde tablolarından, güvenirlik testlerinden (Cronbach Alpha), yaşam kalitesi ve spora dayalı fiziksel aktiviteyle sosyalleşme ölçeklerinin geçerliliğini tespit etmek için açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizlerinden yararlanılmıştır. Demografik özelliklere göre spora dayalı fiziksel aktivitelere katılım düzeyi, yaşam kalitesi, akademik başarı düzeyi ve spora dayalı fiziksel aktiviteyle sosyalleşme değişkenleri arasındaki farklılığı belirlemek için t testinden, ki-kare bağımsızlık testinden, tek yönlü varyans analizinden (ANOVA), çoklu karşılaştırma testlerinden (Tukey HSD ve Tamhane T2), araştırma modelinde yer alan spora dayalı fiziksel aktivitelere katılım, yaşam kalitesi ve alt boyutları, akademik başarı, spora dayalı fiziksel aktiviteyle sosyalleşme ve alt boyutları arasındaki ilişki düzeyini belirlemek için korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda spora dayalı fiziksel aktivitelere katılım ile yaşam kalitesi arasında (0.57), spora dayalı fiziksel aktivitelere katılım ile akademik başarı arasında (0.43), spora dayalı fiziksel aktivitelere katılım ile sosyalleşme arasında (0.31), yaşam kalitesi ve akademik başarı arasında (0.31), yaşam kalitesi ve spora dayalı fiziksel aktiviteyle sosyalleşme arasında (0.44) düzeyinde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki (p<0.01) olduğu tespit edilmiştir.
Algılanan taraftar odaklılık ve ilişki kalitesinin taraftar tüketim davranışı üzerine etkisinin incelenmesi
Araştırma ülkemizde futbolda taraftar odaklılığı betimleyen boyutların ve futbol kulübü ile futbol taraftarı arasındaki ilişki kalitesi boyutlarının ortaya konmasını amaçlamaktadır. Ayrıca araştırma, futbol taraftarı tüketim davranışını ortaya koyan unsurların belirlenmesi ve futbolda taraftar odaklılığın ilişki kalitesi üzerine etkilerini ortaya koymanın yanı sıra ilişki kalitesinin taraftar tüketim davranışına etkisini, taraftarların stadyumda ve deplasmanda maçlara katılım düzeylerini ortaya koymayı ve stadyumlarda maç izleyen, takımlarını medya aracılığıyla takip eden ve takımlarının lisanslı ürünlerini satın alan taraftarın demografik özelliklerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubu, Beşiktaş, Eskişehirspor, Fenerbahçe ve Galatasaray Spor Kulüplerinin stadyumlarında takımlarının maçlarını izleyen, lisanslı ürünlerini tüketen ve takımlarını medyadan takip eden 1461 futbol taraftarından oluşmaktadır. Araştırma kapsamında psikometrik niteliklere ilişkin kanıtlar ortaya konularak kültürümüze uygun 10 madde ve 4 boyuttan oluşan Futbol Kulübü Taraftar Odaklılık (F-ORIENT) Ölçeği geliştirilmiştir. Bu boyutlar stadyum hizmetleri, taraftar istek ve şikayetleri, kampanya ve etkinlikler ve tanıtım olarak isimlendirilmiştir. Ayrıca, araştırmada futbol taraftarı ve futbol kulübü arasındaki ilişki kalitesi boyutlarının belirlenmesini ortaya koymak amacıyla dilimize uyarlanan 19 ifade ve 5 boyuttan oluşan Futbol Kulübü-Futbol Taraftarı İlişki Kalitesi Ölçeği ve futbol taraftarlarının tüketim davranışını ortaya koyan unsurların belirlenmesi adına dilimize uyarlanan 11 ifade ve 4 boyuttan oluşan Futbol Taraftarı Tüketim Davranışı ölçeği geliştirilmiştir. Araştırma kapsamında bu üç ölçeğin ilişkisini ortaya koyan kuramsal modele ilişkin analiz sonuçları yapılmış ve modelin iyi düzeyde doğrulandığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: sporda müşteri ilişkileri yönetimi, taraftar ilişkileri yönetimi, taraftar odaklılık, ilişki kalitesi, taraftar tüketim davranışı
Beden eğitimi ve spor dersinde farklılaştırılmış öğretim yaklaşımının uygulanması: Bir eylem araştırması
Bu araştırma, ortaokul beşinci sınıf Beden Eğitimi ve Spor dersinde farklılaştırılmış öğretim yaklaşımının uygulanabilirliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu nedenle araştırma eylem araştırması olarak desenlemiştir. Araştırma, 2014-2015 öğretim yılı bahar döneminde, 26.02.2015-28.05.2015 tarihleri arasında 11 hafta süreyle Eskişehir Tepebaşı İlçesindeki Ticaret Odası Ortaokulu 5-B sınıfı Beden Eğitimi ve Spor dersinde uygulanmıştır. Uygulama tüm sınıfta gerçekleştirilmiş; ancak belirlenen 8 odak öğrencinin verileri daha yoğun olarak kullanılmıştır. Araştırmada farklılaştırılmış öğretim yaklaşımında kullanılan "merkezler" ve "istasyon" stratejilerinden yararlanılmıştır. Araştırmada, nitel veriler "video kayıtları", "yansıtıcı günlük", "öğrenci günlükleri", "yarı yapılandırılmış görüşmeler" ile nicel veriler de "Beden Eğitimi Dersi Tutum Ölçeği" yoluyla toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde "SPSS for Windows 22" paket programından yararlanılmış, nitel verilerde ise betimsel analiz uygulanmıştır. Araştırmanın nicel analizleri sonucunda öğrencilerin "Beden Eğitimi ve Spor dersi" ne karşı tutumlarında son test puanları lehine anlamlı bir artış olduğu gözlenmiştir. Nitel verilerden elde edilen bulgulara göre ise öğrencilerin derse etkin katılımlarının sağlandığı, hareket sayılarının arttığı, grupla çalışma alışkanlıklarının ve sosyal etkileşimlerinin geliştiği, bağımsız çalışma alışkanlığı kazanıldığı, öğrencilerin sınıf kurallarına uyduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunların yanı sıra öğrenci paylaşımlarının ve sorumluluk bilincinin arttığı gözlenmiş ve öğrencilerin farklılıklara karşı saygı göstermeleri gerektiği konusunda olumlu tutum geliştirdikleri görülmüştür. Ayrıca ürün ve süreç değerlendirmesinden yararlanılmasının olumlu sonuçlar yarattığı gözlenmiştir. Süreç değerlendirmenin sonraki derslerin planlanmasında olumlu katkılar sağladığı görülmüştür. Gerçekleştirilen bu araştırmanın sonucunda farklılaştırılmış öğretim yaklaşımının Beden Eğitimi ve Spor dersinde uygulanabileceğinin olanaklı olduğu ve öğrenme öğretme sürecinin farklı stratejiler kullanılarak yaklaşıma uygun olarak düzenlenebileceği ortaya konmuştur.
Spor tesis çevresi faktörleri: Memnuniyet ve ağızdan ağıza iletişim (WOM) üzerine etkisi
Spor tesis çevresini oluşturan fiziksel faktörler, tesiste müsabaka izlemek için bulunan katılımcıların memnuniyetini doğrudan etkileyen unsurlardır. Bu unsurların etkili ve verimli olarak yönetilmesi, gerektiğinde iyileştirme ve düzenlemelerin yapılması, katılımcıların memnuniyet düzeylerine olumlu yönde etki edecektir. Memnun olan katılımcıların, memnuniyetlerini potansiyel katılımcılarla paylaşmaları beklenen bir durumdur. Mevcut bu duruma bağlı olarak çalışmanın öncelikli amacı; spor tesis çevresi faktörlerini belirlemek, ortaya çıkan faktörlerin, seyircilerin tesisten elde ettikleri memnuniyet düzeyleri ve WOM üzerinde etkilerini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda yapılan analizler sonucunda, spor tesis çevresini etkileyen yedi faktör ortaya çıkmıştır. Bu faktörler; tesis estetiği, mekan içi erişilebilirlik, koltuk konforu, skorbord kalitesi, otopark, işaretler ve yönlendirme levhaları, davranışsal niyet olarak isimlendirilmiştir. Ortaya çıkan yedi faktörden davranışsal niyet faktörü hariç diğer tüm faktörlerin tesisten elde edilen memnuniyet üzerine bir etkiye sahip olduğu, WOM üzerinde ise tüm faktörlerin etkisinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, spor tesisinden elde edilen memnuniyetin WOM üzerinde güçlü bir etkisinin olduğu da bulgular arasında yer aldığı belirlenmiştir. İkincil amaç olarak, araştırmaya katılan basketbol izleyicilerinin demografik özellikleri ve müsabaka izleme sıklıkları belirlenmiş, ortaya çıkan spor tesis çevresi faktörlerinin, tesisten elde edilen memnuniyetin ve WOM'un katılımcıların demografik özelliklerine ve müsabaka izleme sıklıklarına göre farklılaştığı tespit edilmiştir.
Bursa birinci amatör ligindeki futbolcuların özyeterlik ve saldırganlık düzeylerinin incelenmesi
Öfkenin saldırganlığa dönüşmesi kişilere maddi ve manevi zararlar vermektedir. Bir spor dalı ile meşgul olmanın saldırgan davranışlar üzerinde etkisi olduğunu inceleyen pek çok araştırma yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı; amatör futbolcuların özyeterlik inançlarının ve saldırganlık düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini, 2012-2013 sezonunda Bursa ilinde amatör ligde futbol oynayan bireyler, örneklemini ise Bursa ili merkez ilçesinde 1. amatör liginde futbol oynayan 17-25 yaş arası, %33.3 17 yaş 37 kişi, %11.7 18 yaş 13 kişi, %9.0 19 yaş 10 kişi, %5.4 20 yaş 6 kişi, %8.1 21 yaş 9 kişi, %32.4 21 yaş ve üzeri 36 kişi olmak üzere, %9.9 1-2 yıldır spor yapan 11 kişi, %9.0 3-4 yıldır spor yapan 10 kişi, %18.0 5-6 yıldır spor yapan 20 kişi, %22.5 7-8 yıldır spor yapan 25 kişi, %40.5 8 yıl ve üzeri spor yapan 45 kişi olmak üzere 1-10 yıldır spor yapan, amatör futbolculardan oluşan 111 denek oluşturmaktadır. Yöntemsel olarak çalışma evreni, basit tesadüf güvenlik esasına bağlı alındı. Araştırmada Riggs ve arkadaşları tarafından geliştirilen (2002) "Özyeterlik İnancı" ve Kiper tarafından geliştirilen (1984) "Saldırganlık Envanteri" kullanılmıştır. Veriler SPSS 21 paket programı ile analiz edilmiştir. Analizde yapılan tüm çalışmalar 0.05 anlamlılık düzeyinde sınanmıştır. Bu çalışmada elde edilen veriler, Tanımlayıcı İstatistik, Korelasyon, Anova, Manova ve Regresyon Analizi ile incelenmiştir. Araştırma da özyeterliğin yıkıcı saldırganlık ve edilgen saldırganlık üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı, atılgan saldırganlık üzerinde anlamlı ve negatif yönlü bir etkisi olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda öz yeterliğin atılgan saldırganlık üzerinde olan etkisini incelemek için yapılan basit doğrusal regresyon analizinde öz yeterliğin atılgan saldırganlık üzerinde anlamlı ve negatif yönlü bir etkisi olduğu görülmüştür. (p=.001, p<.05). Diğer bir ifade ile örneklem grubuna yer alan futbolcuların öz yeterlik düzeyleri arttıkça atılgan saldırganlık düzeyleri düşmektedir. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, Öz Yeterlik, Futbol, Spor.
Futbolda erkeklik ve şiddet: Nefer taraftar grubu örneği
Bu çalışmanın amacı; futbol taraftarlarının (saha içi ve saha dışındaki futbol ile ilişkili faaliyetlerde) erkeklik kültürünün, gözlenen şiddet ile olan ilişkisini araştırmaktır. Araştırmanın örnekleminin oluşturulmasında yargısal örnekleme yöntemiyle Eskişehirspor taraftar gruplarından biri olan Nefer grubu seçilmiştir. Nefer taraftar grubuna üye taraftarlar arasında kolayda örnekleme yöntemiyle 348 taraftara internet ortamında Google Drive formları aracılığıyla ulaşılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, BEM Cinsiyet Rolü Envanteri ve Şiddet Kültürü Ölçeklerinden yararlanılmıştır. Verilerin bilgisayar ortamına aktarılması ve analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçlarının geçerlik ve güvenirlik analizleri için Açımlayıcı Faktör Analizi(AFA) yapılmış ve Cronbach alpha katsayıları hesaplanmıştır. Elde edilen verilerin analiz edilmesinde t-testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon analizlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde; erkeklik kültürü ile şiddeti onaylama arasında ve şiddete maruz kalma ile şiddeti onaylama arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bunun yanında katılımcıların şiddeti onaylama düzeyleri yaş gruplarına ve eğitim durumlarına göre anlamlı şekilde farklılaştığı ortaya konulmuştur. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, Türkiye'deki futbol ile ilintili şiddetin anlaşılması ve önlenmesi hususunda yararlı olabilecek teorik öngörülerin, pratik bulgular ile de desteklenebileceği sonucuna katkı sağlamıştır.
Farklı klasmanlardaki futbol hakemlerinin denge, propriosepsiyon ve fiziksel performans parametrelerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı; farklı klasmanlardaki futbol hakemlerinin propriosepsiyon ve denge değerleri ile bazı fiziksel performans değerlerinin ilişkilerinin incelenmesidir. Araştırmaya; Türkiye Futbol Federasyonuna bağlı olarak hakemlik yapan 60 erkek futbol hakemi gönüllü olarak katılmıştır. Hakemler klasmanlarına göre 3 gruba (klasman hakemleri n=20, il hakemleri n=20, aday hakemler n=20 ayrılmıştır. Futbol hakemlerine; antropometri, propriosepsiyon (omuz eklemi 30°, 80°, 130°) denge, esneklik, sıçrama ve çeviklik testleri uygulanmıştır. Verilerin analizi için One Way Anova testi uygulanmıştır. Post hoc Tukey testi ile gruplar arası farkın hangi gruptan kaynaklandığı araştırılmıştır. Klasman hakemlerinin hakem ve yardımcı hakem arasındaki farkları Mann Whitney U testi ile incelenmiştir. Esneklik testi değeri klasman hakemleri için 27.43±10.95, il hakemleri için 28.40±7.64 ve aday hakemler için 34.85±6.05 olarak bulunmuştur. Aday hakemler, il hakemleri ve klasman hakemlerinden istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha esnek bulunmuştur (p=0.015*). Çeviklik testi değeri klasman hakemleri için 2.44±0.10, il hakemleri için 2.58±0.13 ve aday hakemler için 2.51±0.14 olarak bulunmuştur. Klasman hakemleri, il hakemlerinden istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha çevik bulunmuştur (p=0.004*). Boy uzunluğu ile yaş arasında (r=0.343**, p=0.007), vücut ağırlığı ile boy uzunluğu arasında (r=0.581**, p=0.000), vücut ağırlığı ile vücut kütle indeksi arasında (r=0.839**, p=0.000), vücut ağırlığı ile vücut yağ yüzdesi arasında (r=0.714**, p=0.000), vücut ağırlığı ile antrenman yaşı arasında (r=0.264*, p=0.042), vücut ağırlığı ile yaş arasında (r=0.394**, p=0.002), vücut kütle indeksi ile vücut yağ yüzdesi arasında (r=0.811**, p=0.000), antrenman yaşı ile kinestetik denge arasında (r=0.286* p=0.027), antrenman yaşı ile yaş arasında (r=0.702**, p=0.000) istatistiksel olarak pozitif yönlü ilişki vardır. Vücut ağırlığı ile esneklik arasında (r=-0.292*, p=0.024), vücut yağ yüzdesi ile esneklik arasında (r=-0.278*, p=0.032), yaş ile esneklik arasında (r=-0.409**, p=0.000) istatistiksel olarak negatif yönlü ilişki vardır. Sonuç olarak çeviklik ve reaksiyon egzersizlerinin daha çok uygulanması ve antrenman içeriğinin bir parçası olması sonucuna bağlı olarak klasman hakemlerinde daha iyi çeviklik sürelerine ulaşılmıştır. Propriosepsiyon yaralanmaları önleme programında etkili bir yöntemdir. Propriosepsiyon egzersizleri ile hakemin çevre kontrolü ve saha algısının da gelişebileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Futbol hakemliği, propriosepsiyon, kinestetik denge, çeviklik.
Aktif video oyunlarının oksijen tüketimine ve enerji tüketimine etkisinin cinsiyetler arası karşılaştırılarak incelenmesi
Bu araştırmanın temel aldığı amaçlar (1) farklı aktif video (AV) oyunlarının bazı fizyolojik değişkenlere etkisini incelemek, (2) farklı AV oyunlarının fizyolojik etkilerini klasik egzersizle kıyaslamak ve (3) farklı AV oyunlarının fizyolojik etkilerini cinsiyetler arasında karşılaştırmaktır. Çalışmaya 43 (n=22 erkek, n=21 kadın) gönüllü katılımcı dâhil edilmiştir. Beş farklı koşulda (dinlenirken, televizyon seyrederken, tempolu yürüyüş sırasında, AV dans oyunu ve AV dövüş oyunu oynarken) oksijen tüketimi (VO2) ve karbondioksit üretimi (VCO2) ile kalp atım hızı (KAH) ölçülmüştür. Bunun yanı sıra enerji tüketimi (ET), metabolik eşdeğer (MET) ve solunum değişim oranı (SDO) hesaplanmıştır. Algılanan zorluk derecesi (AZD) ile eğlence puanı beş farklı koşulda kaydedilmiştir. Farklı koşulda kaydedilen VO2, KAH, ET, SDO ve MET değerleri istatistiksel açıdan farklı bulunmuştur (p<0,01). Bunun yanı sıra SDO hariç incelenen diğer fizyolojik değişkenler için grup x ölçüm etkileşimi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş olup gruplar arasında önemli fark kaydedilmiştir (p<0,01). AZD ve eğlence puanı (dinlenik durum hariç) kadın ve erkek katılımcı grupları arasında karşılaştırıldığında gruplar arasında önemli fark bulunmamıştır (p>0,05). Bunun yanı sıra kadın ve erkek katılımcı gruplarında farklı koşullarda kaydedilen AZD ve eğlence puanları istatistiksel açıdan farklı bulunmuştur. Sonuç olarak AV dans oyunu ve AV dövüş oyunu yüksek şiddetli egzersiz kriterlerini sağladığı gösterilmiştir (>6 MET). Bundan dolayı AV oyunları ile fiziksel aktivite önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Aktif video oyunları, Fiziksel aktivite, Enerji tüketimi, Oksijen tüketimi, Kalp atım hızı
Tenis antrenörlerinin iyi oluş (WELL-BEING) durumlarının iş bağlılığına etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Türkiye Tenis Federasyonu (TFF)'na bağlı tenis antrenörlerinin iyi oluş (well-being) durumlarının iş bağlılıkları üzerine etkilerinin incelenmesidir. Bu kapsamda araştırmada; iyi oluş (well-being) ölçeğinin boyutlarını belirlemek amacıyla analizler yapılmış, Türkiye Tenis Federasyonuna (TTF) bağlı tenis antrenörlerinin iyi oluş (well-being) düzeylerinin iş bağlılığı üzerine etkileri belirlenmiş ve bu boyutların antrenörlerin demografik özelliklerine göre farklılaşma durumlarını incelenmiştir. Araştırma kapsamında oluşturulan anket formu internet ortamında tenis antrenörlerine gönderilmiştir. TTF'ye kayıtlı 1208 tenis antrenörünün 308'i bu çalışmaya katılmıştır. Katılımcıların verdikleri yanıtların demografik değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla T-testi ve ANOVA testlerinden yararlanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçlarının, geçerlilik-güvenirlilik analizlerinin yapılması, ölçeklere ilişkin boyutların ortaya konulması için de SPSS 22 ve AMOS 20 paket programları kullanılmış, bu kapsamda açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizlerinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda tenis antrenörlerinin iyi oluş durumlarının iş bağlılığı üzerine pozitif etkisinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, katılımcıların iyi oluş ve iş bağlılığı algılarının demografik değişkenlere bağlı farklılık göstermediği sonucuna varılmıştır.
Spor organizasyonlarında organizasyonel öğrenme yeteneği, entelektüel sermaye ve iş tatmini ilişkisi
Spor organizasyonlarının sahip oldukları organizasyonel öğrenme yeteneği öğrenen bir organizasyon yaratmada önemli bir kaynaktır. Bu kaynağın etkili ve verimli bir şekilde yönetilmesi organizasyonun başarısında anahtar rol oynamaktadır. Organizasyonel öğrenme süreci sonunda ortaya çıkan değerlerin doğru anlaşılması ve gerektiğinde düzeltmelerin yapılarak daha etkili duruma getirilmesi organizasyonlar açısından bir gerekliliktir. Öğrenme süreci sonunda ortaya çıkan ve değer yaratan entelektüel varlıklar öğrenen organizasyonların en önemli kaynaklarıdır. Bu kaynakların yarattığı olumlu ve motivasyonel ortamın çalışanların performansına etki etmesi beklenen bir durumdur. Mevcut bu beklentiler ışığında bu çalışmanın ilk amacı; spor organizasyonlarının organizasyonel öğrenme yeteneklerini belirlemek, bu yeteneğin entelektüel sermaye ile olan ilişkisini açıklamak ve bu ilişkinin çalışanların iş tatmini düzeylerine etkisini ortaya koymaktır. Yapılan analizler sonucunda organizasyonel öğrenme yeteneği faktörleri olan öğrenme bağlılığı, sistem anlayışı, açıklık ve deneyleme ve bilgi transferi faktörlerinin entelektüel sermaye bileşenleri ile arasında anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca analizler sonucunda entelektüel sermaye bileşenleri olan insan sermayesi, yapısal sermaye ve ilişki sermayesi ile çalışanların iş tatmini seviyeleri arasında anlamlı ilişkiler tespit edilirken; organizasyonel öğrenme yeteneği ile iş tatmini arasında anlamlı ilişkiler tespit edilememiştir. Araştırmanın diğer amacı ise; katılımcıların organizasyonel öğrenme yeteneği, entelektüel sermaye ve iş tatmini algılarının demografik özellikler, deneyim süresi ve çalıştıkları kuruma göre farklılaşma durumunu belirlemektir. Bu doğrultuda yapılan analizler sonucunda, katılımcıların organizasyonel öğrenme yeteneği, entelektüel sermaye ve iş tatmini algıları aylık ortalama gelir düzeyleri ve çalıştıkları kuruma bağlı olarak farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir.
Futbolda küçük alan oyunları ve süratte devamlılık antrenman yöntemlerinin bazı performans parametreleri üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı; genç futbolcularda küçük alan oyunları, süratte devamlılık ve kombine (küçük alan oyunu + süratte devamlılık koşusu) antrenman yöntemlerinin performans parametreleri üzerine etkisini ve bu antrenman yöntemlerinin performans gelişim yüzdeleri arasındaki farklılıkları araştırmaktır. Araştırmaya 14-16 yaş aralığında 41 genç futbolcu (boy uzunluğu: 174,02±7,47 cm, vücut ağırlığı: 59,69±9,50 kg, yaş:14,58±0,49 yıl, antrenman yaşı: 7,39±0,62 yıl) katılmıştır. Antrenmanlara başlamadan önce futbolculara, 4 hafta boyunca haftada 5 gün aerobik temelli antrenmanlar yaptırılmıştır. Antrenman sürecinden sonra futbolcuların antropometrik ölçümleri, sıçrama, sprint, dripling, çeviklik, tekrarlı sprint testi, anaerobik güç testi ve Yo-Yo aralıklı toparlanma testi seviye1 ve 2 (Yo-Yo AT1 ve 2) testleri gerçekleştirilmiştir. Ön testler tamamlandıktan sonra, futbolcuların Yo-Yo AT1 testi ön test sonuçları göre; küçük alan oyunu grubu (KAOG), süratte devamlılık koşusu grubu (SDKG), kombine antrenman grubu (KAG) (küçük alan oyunları + sürat koşusu) ve kontrol grubu (KG) olarak 4 gruba ayrılmıştır. Gruplar oluşturulduktan sonra 6 hafta süresince her bir grupta haftada 5 gün süreyle yapılan antrenmanların iki gününde küçük alan oyunları, süratte devamlılık koşuları ve kombine antrenmanları yaptırılmıştır. Kontrol grubu ise düşük yoğunluk ve şiddette teknik ve taktik antrenmanlar yapmışlardır. 6 haftalık antrenmanlar sonunda grupların son testleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmada dört gruba ait ön test performans değerleri arasında ve son test performans değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olup olmadığı ''Çok Değişkenli varyans analizi (MANOVA)'' ve Eşleştirilmiş iki grup testi (Paired-samples t test) kullanılarak belirlenmiştir. İstatistiksel analizlerde 0,05 anlamlılık düzeyi kullanılmıştır. Tüm istatistiksel işlemler SPSS 18.0 paket programında yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda KAOG, SDKG ve KAG'de antrenmanlarının Yo-Yo AT1 ve 2 testlerinde her üç grubunda istatistiksel olarak anlamlı artışlar belirlenirken (p<0,05), KAOG'den farklı olarak SDKG ve KAG'de aktif sıçrama, çeviklik, Yo-Yo AT1 ve 2 testlerinde istatistiksel olarak anlamlı artışlar belirlenmiştir (p<0,05). KG'de ise sadece Yo-Yo AT1 testinde anlamlı bir artış bulunmuştur(p<0,05). Bununla birlikte, gruplar arasında 6 hafta sonrası gelişim yüzdeleri incelendiğinde KAG antrenmanlarının Yo-Yo AT1 ve 2 testlerinde KG den istatistiksel olarak daha fazla bir gelişim yüzdesine sahip olduğu bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak çalışma bulguları 6 hafta boyunca yapılan KAOG, SDKG ve KAG antrenmanların farklı performans özelliklerinde iyileşmeye sebep olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, antrenörler aerobik ve anaerobik özelliklerin oyunsal formatta gelişimi hedefleniyor ise kombine antrenmanları kullanmaları önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Küçük Alan Oyunları, Süratte Devamlılık Koşuları, Kombine Antrenmanlar,
Futbolda 3x3, 6x6 küçük alan oyunları ile 11x11 oyununun fiziksel kondisyona ve teknik parametrelere akut etkisi
Bu çalışmada 3x3, 6x6 küçük alan oyunları ile 11x11 oyun esnasındaki sürat, çeviklik, güç ve teknik testlerin akut etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 12 genç futbolcu (yaş 16,5±0,5 yıl, boy uzunluğu 175,16±4,74 cm, vücut ağırlığı 64,25±2,34 kg) katılmıştır. 3x3 ve 6x6 küçük alan oyunları (kalecili) 4 dakika oyun 4 dakika aktif dinlenme olacak şekilde 10 set oynanmıştır. 11x11 oyun ise her bir set 40 dakika olacak şekilde 2 set ve set arası 15 dakika ara verilerek oynanmıştır. 3 farklı oyun uygulamasının öncesinde, arasında ve sonrasında dört adet saha testi (30m sprint, uzun pas, çeviklik, yatay sıçrama) gerçekleştirilmiştir. Normallik testi olarak Shapiro-Wilk ve küreselliğin belirlenmesi için Mauchly's Sphericity testi kullanılmıştır. Parametrik varsayımların yerine gelmesi durumunda tekrarlı ölçümlerde Tek Yönlü Varyans Analizi ve takibinde Bonferroni Post-Hoc düzeltmesi, parametrik varsayımların yerine gelmemesi durumunda Freidman Tek yönlü Varyans Analizi ve takibinde Wilkoxon eşleştirilmiş iki örnek testi uygulanmıştır. 3x3 oyunlarda 6x6 ve 11x11 oyunlarına göre kalp atım hızı değerlerinin daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir (p<0,05). 6x6 ve 11x11 oyunlarda oyuncular daha çok kısa pas, uzun pas, kafa vuruşu ve top kazanma davranışları sergilemelerine karşın (p<0,05) 3x3 küçük alan oyunları esnasında şut, top sürme ve gol sayıları anlamlı bir şekilde daha yüksek oluşmuştur (p<0,05). 3x3 küçük alan oyunlarından sonra sürat ve çeviklikte önemli bir düşüş olurken (p<0,05), 6x6 küçük alan oyunlarından sonra yatay sıçrama performanslarında önemli değişiklikler gözlenmiştir (p<0,05). Bu çalışmanın sonuçları 3x3 küçük alan oyunlarının fiziksel kondisyon ve teknik gelişme açısından 6x6 küçük alan oyunlarından daha yüksek uyarıcı sağladığını ve genç futbolcuların eğitimi için tavsiye edilebileceğini göstermiştir.
Türkiye'de spor endüstrisi ve spora katılım profilinin belirlenmesi
Spor endüstrisinin son yıllarda yaratmış olduğu üretim boyutu ve istihdam oldukça dikkat çekmektedir. Endüstri içinde spor talebi aktif ve pasif spor talebi olarak sınıflandırılabilir. Spora aktif ve pasif katılımın büyüklüğü ve yarattığı ekonomik değer spor endüstrisinin spor talebi açsından değerlendirilmesi gereken temel parçalarını oluşturur. Bir toplumda spora katılımın araştırılması hem spor endüstrisinin boyutlarını anlamada hem yaratılan ekonomik büyüklüğü değerlendirmede hem de gelecek nesillerin spor katılım konusunda tutumlarının değerlendirilmesi açısından oldukça önemli stratejileri ortaya koyar. Bu araştırmanın amacı, seçilmiş değişkenlere bağlı olarak spora aktif ve pasif katılım profilinin Türkiye ölçeğinde belirlenen illerde ortaya koymaktır. Araştırma sürecinde seçilmiş değişkenlere bağlı olarak spora aktif ve pasif katılımı nelerin belirlediğini ortaya koymak araştırmanın temel amacıdır. Değişkenler; fizyolojik özellikler, mekânların durumu, sosyal etkileşim, psikolojik-rahatlama/stres, ekonomik faktörler, deneyim arama, katılım biçimi, heyecan arama ve kültür öğelerinin spor katılımına etkisini değerlendirmek üzere gruplandırılmıştır. Türkiye'de spora katılım profilini tanımlayan araştırma ve verinin bulunmaması, bu araştırmanın özgün değerini ortaya koymaktadır. Araştırma kapsamında Türkiye İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması esas alınarak 28 il belirlenmiş ve 3555 kişi ile yüz yüze görüşme yapılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizi SPSS (Statististical Package For Social Sciences) 21.0 paket programı kullanılarak, üç farklı analiz tekniğinden (tanımlayıcı istatistikler, t-testi ve ANOVA) yararlanılmıştır. Bu araştırmanın Türkiye'de özellikle spora katılım profilinin ortaya konması açısından spor literatürüne katkı sağlamanın yanı sıra, uygulama alanında çalışan spor yöneticileri, spor pazarlama uzmanları, iletişim uzmanları gibi bireylere ve kurumlara spor ile ilgili politika geliştirme şansı vereceği düşünülmektedir. Ayrıca bu araştırma sonucunda elde edilen veriler üniversiteler, özel sektör, firmalar ve kamu politikasında karar alıcılar için gerek Türkiye'de spor endüstrisinin kavramsal yapısının anlaşılması gerekse de Türkiye'de spora katılım profiline yönelik bir farkındalık yaratacaktır.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin mesleğe yönelik davranış ve yaşantı modellerinin belirlenmesi ve bazı değişkenler açısından incelenmesi (Eskişehir ili örneği)
Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin mesleğe yönelik davranış ve yaşantı modellerini belirlemek ve farklı değişkenler açısından incelemektir. Çalışmaya 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Eskişehir'de görev yapan 149'u (%61.8) erkek, 82'si (%38.2) kadın öğretmenden oluşan toplam 241 beden eğitimi ve spor öğretmeni katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Mesleğe Yönelik Davranış ve Yaşantı Modelleri Ölçeği" kısa formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler: Doğrulayıcı Faktör Analizi, Güvenilirlik Analizi, Tanımlayıcı Analiz, Bağımsız Örneklem t Testi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi ile değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan beden eğitimi öğretmenlerin 117'si (%48.5) Tip "G" (Güzel Sağlık), 14'ü (%5.8) Tip S (Sakınmacı Davranış), 80'i (%33.2) Tip A (Aşırı Bağlılık) ve 30'u (%12.4) Tip B (Burnout-Tükenmişlik) davranış ve yaşantı modelindedir. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin mesleğe yönelik davranış ve yaşantı modelleri, çalıştıkları kademeye göre fark gösterirken; yaş ve mesleki deneyim ile ilişki göstermektedir.
Otizm spektrum bozukluğundan etkilenmiş bireylerin (13-18 yaş) motor performans, fiziksel uygunluk ve yaşam kalitelerinin incelenmesi
Otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan bireyler sosyal etkileşim ve iletişimde sınırlılıklar sergilemekte, tekrarlı-yineleyici davranış örüntülerine sahip olmakta ve bu özellikleri yaşamın diğer alanlarını da olumsuz etkileyebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, OSB olan bireylerin, OSB'den etkilenme dereceleri ile motor beceri, fiziksel uygunluk, yaşam kalitesi ve günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlık (GYAB) düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmaya; yaşları 13-18 arasında olan, OSB tanısı almış 31 birey katılmıştır. Katılımcıların OSB'den etkilenme dereceleri ile motor beceri, fiziksel uygunluk, GYAB ve yaşam kalitesi düzeylerini belirlemek için sırasıyla Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği 2 – Türkçe Versiyonu, Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlik Testi 2, Brockport Fiziksel Uygunluk Testi, Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği ve Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler Pearson Korelasyon Analizi, Kısmi Korelasyon Analizi ve Bağımsız Gruplar İçin T-Testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda OSB'den etkilenme derecesi ile motor performans (r= -,61, p<0,05), fiziksel uygunluk (r= -,47, p<0,05, r= -,38, p<0,05, r= -,42, p<0,05, r= -,42, p<0,05, r= -,12, p>0,05, r= -,33, p>0,05), GYAB (r= -,65, p<0,05) ve yaşam kalitesi (r= -,61, p<0,05,) arasında ilişki tespit edilmiştir. Ek olarak OSB'den etkilenme düzeyleri farklı olan bireyler arasında motor performans (t=-2,57, p<0,05), bazı fiziksel uygunluk parametreleri (t=-3,10, p<0,05, t=-2,07, p<0,05, t=-3,39, p<0,05), GYAB (t=-3,08, p<0,05) ve yaşam kalitesi (t=-2,77, p<0,05) açısından farklılıklar tespit edilmiştir. OSB olan bireylerin günlük aktivite programlarında motor performans, fiziksel uygunluk, bağımsızlık ve yaşam kalitelerini arttıracak aktivitelere yer verilmelidir.
Zihinsel yorgunluk ve farklı şekerleme sürelerinin voleybol performansı ve beyin aktivitesi üzerindeki etkileri
Amaç: Zihinsel yorgunluğun voleybolcularda çeviklik performansı, sıçrama performansı ve elektroensefalografik (EEG) aktivite üzerindeki etkilerini incelemek ve farklı şekerleme sürelerinin (20, 40, 60 ve 90 dakika) bu etkileri azaltmadaki rolünü değerlendirmektir. Materyal ve Metot: Araştırmaya yaş ortalaması 20,60±0,97 yıl olan 10 erkek voleybolcu gönüllü olarak katılmıştır. Çalışma, randomize çapraz geçişli tekrarlı ölçümler deneysel deseninde yürütülmüştür. Katılımcılar kontrol (KON), zihinsel yorgunluk (ZY), 20 dakikalık şekerleme (ŞEK20), 40 dakikalık şekerleme (ŞEK40), 60 dakikalık şekerleme (ŞEK60) ve 90 dakikalık şekerleme (ŞEK90) olmak üzere altı farklı protokolü tamamlamıştır. Zihinsel yorgunluk 15 dakikalık Stroop Testi ile oluşturulmuştur. Performans değerlendirmelerinde Voleybola Özgü Çeviklik Testi (VÇT) ve Karşı Hareket Sıçraması (CMJ) kullanılmıştır. EEG verileri Emotiv EPOC Flex sistemi ile Fz, Cz, Pz, O1 ve O2 elektrotlarından kaydedilmiş, veriler Friedman ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testleri ile analiz edilmiştir. Bulgular: Zihinsel yorgunluk, VÇT süresini 7,09 ± 0,46 sn'den 8,02 ± 0,52 sn'ye artırarak çeviklik performansını olumsuz etkilemiştir (p<0,001). Tüm şekerleme protokollerinde çeviklik performansı, zihinsel yorgunluk koşuluna kıyasla daha iyi bulunmuş ve ikili karşılaştırmalarda anlamlı farklılıklar saptanmıştır (p<0,05). CMJ performansı zihinsel yorgunluk sonrasında 55,98 ± 1,64 cm'den 52,65 ± 1,32 cm'ye düşmüştür (p<0,05). Yalnızca 20 dakikalık şekerleme protokolü, sıçrama yüksekliğini 57,56 ± 2,71 cm'ye yükselterek anlamlı toparlanma sağlamıştır (p<0,05). EEG analizlerinde frontal, parietal ve oksipital bölgelerde delta ve alfa bantlarında, ayrıca bazı protokollerde Theta/Alfa ve Theta/Beta oranlarında anlamlı değişiklikler belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç: Zihinsel yorgunluk voleybola özgü çeviklik ve sıçrama performansını olumsuz etkilemektedir. Şekerleme uygulamaları özellikle çeviklik performansının iyileştirilmesinde etkili görünürken, sıçrama performansındaki toparlanma şekerleme süresine bağlı olarak değişmektedir. EEG bulguları ise kısa süreli şekerleme sonrasında bazı kortikal bölgelerde gözlenen değişimlerin performans bulgularını destekleyebileceğini düşündürmektedir.
Beden eğitimi dersinde mutluluk ile sosyal dışlanma arasındaki ilişkide umut ve okul doyumunun aracı rolü
Amaç: Araştırma, beden eğitimi dersinde öğrencilerin yaşadığı mutluluk ile sosyal dışlanma arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide umut ve okul doyumunun aracı rolünü incelemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve metot: Çalışma, Malatya ilindeki ortaokullarda öğrenim gören 987 öğrenciyle ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Veri toplama araçları olarak Beden Eğitimi Dersi Mutluluk Düzeyi, Sosyal Dışlanma, Çocuklarda Umut ve Okul Doyumu ölçekleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde, değişkenler arasındaki ilişkileri ortaya koymak amacıyla korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla regresyon analizleri uygulanmış, bunun yanı sıra beden eğitimi dersinde mutluluk düzeyinin sosyal dışlanma üzerindeki etkisinde çocuklarda umut ve okul doyumunun aracı rolünü test etmek amacıyla Hayes tarafından geliştirilen PROCESS Macrosu aracılığıyla test edilmiştir. Aracı değişkenlerin etkileri, 5.000 önyükleme yöntemiyle sınanmış ve güven aralıklarının sıfır değerini içermemesi anlamlılık ölçütü olarak belirlenmiştir. Bulgular: Araştırmadan elde edilen bulgular, öğrencilerin beden eğitimi derslerindeki mutluluk düzeyleri ile okul doyumları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Bulgular, mutluluğun erkek öğrenciler, okul doyumunun ise kadın öğrenciler lehine olduğunu göstermiştir. Analiz sonuçlarına göre mutluluk ve umut düzeyleri arasında pozitif bir korelasyon saptanmıştır. Modelde mutluluk düzeyinin sosyal dışlanma üzerindeki doğrudan etkisi negatif ve anlamlı bulunmuştur. Okul doyumu ile sosyal dışlanma arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki görülmüştür. Analizleri sonucunda, mutluluk düzeyinin umut aracılığıyla sosyal dışlanma üzerinde negatif ve anlamlı bir dolaylı etkisi olduğunu göstermiştir. Sonuç: Sonuç olarak bu çalışma, ortaokul öğrencilerinde beden eğitimi dersinde algılanan mutluluğun sosyal dışlanma algısını hem doğrudan hem de umut düzeyi aracılığıyla negatif yönde yordadığını; okul doyumunun ise bu ilişkide aracı rol üstlenmediğini göstermiştir. Bulgular, mutluluğun dışlanma algısını azaltıcı etkisinin önemli bir bölümünün umut üzerinden işlediğine işaret etmekte ve okul temelli önleme çalışmalarında umudu güçlendirici uygulamaların öncelikli hedef olabileceğini düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi, Umut, Okul Doyumu, Sosyal Dışlanma, Mutluluk
Öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine karşı tutumları ile motor gelişim düzeylerinin karşılaştırılması
Amaç: Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumları ile bazı motor gelişim performans özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Materyal ve Metot: Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre yürütülmüştür. Çalışma grubunu 2025–2026 eğitim-öğretim yılında Malatya ili Battalgazi ilçesindeki devlet okullarında öğrenim gören 196 kadın ve 188 erkek olmak üzere toplam 384 ortaöğretim öğrencisi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu ve Güllü ve Güçlü (2009) tarafından geliştirilen "Ortaöğretim Öğrencileri İçin Beden Eğitimi Dersi Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Öğrencilerin motor gelişim performans düzeylerini belirlemek amacıyla flamingo denge, otur-uzan esneklik, Nelson el reaksiyon, 10×5 metre çeviklik ve sırt-bacak dinamometresi testleri uygulanmıştır. Veriler analiz programında analiz edilmiş; tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Fiziksel aktiviteye katılan ve spor kulübünde lisanslı olarak spor yapan öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutum puanlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Düzenli fiziksel aktiviteye katılan öğrencilerin çeviklik, kuvvet, denge ve esneklik performanslarının daha iyi olduğu görülmüştür. Ayrıca beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutum puanları ile denge, esneklik ve çeviklik performansları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Yaş değişkenine göre tutum puanları ile bazı motor gelişim performans ölçümlerinde anlamlı farklılıklar bulunduğu saptanmıştır. Sonuç: Öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine yönelik olumlu tutumlarının motor gelişim performans düzeylerini olumlu yönde etkileyebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda öğrencilerin düzenli fiziksel aktiviteye yönlendirilmesi, spor etkinliklerine katılımlarının artırılması ve beden eğitimi derslerine aktif katılımlarının desteklenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi, Motor Beceri, Motor Gelişim Özellikleri, Ortaöğretim, Tutum
11-14 yaş grubu hentbolcuların spora başlama nedenleri ve yaşam doyumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ilköğretim okulları ikinci kademede okuyan hentbolcuların spora başlama nedenleri ve yaşam doyumlarını bazı değişkenlere göre incelemektir.Araştırmada veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan anket formu uygulanmıştır. Birinci bölüm: 14 sorudan oluşan kişisel bilgi formu, ikinci bölüm: Türkçe' ye uyarlaması Yetim (1993) tarafından yapılan Yaşam Doyum Ölçeği (Diener and other 1985) ve üçüncü bölüm: Türkçe uyarlaması Mülazımoğlu (2001) tarafından yapılan Katılım Motivasyonu Envanterinden (Gill, Gross, Huddleston, 1983) oluşmuştur. Araştırmada ikili karşılaştırmalar için ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında Kruskal Wallis varyans analizi, grupların ikili karşılaştırılmalarında ise Bonferroni Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Spor katılım güdüsü ile yaşam doyumu arasındaki ilişki düzeyi için ise Sperman Korelasyon analizi yapılmıştır.Çalışmanın evrenini Türkiye'nin yedi bölgesinden ve bölgenin nüfus bakımından büyük iki ile alınarak seçilen 14 il oluştururken, örneklem grubunu 11-14 yaş arasındaki 350 kız ve 350 erkek toplamda 700 hentbolcu ilköğretim öğrencisi oluşturmuştur. Örneklem grubunda 11 yaşında 127 kişi (% 18,1), 12 yaşında 190 kişi (%27,1), 13 yaşında 238 kişi (% 34,0), 14 yaş ve üzerinde 145 kişi (% 20,8) bulunmaktadır. Eğitim kademelerine bakıldığında 6. Sınıf öğrencisi 223 kişi (% 31,9), 7. Sınıf öğrencisi 241 kişi (% 34,4), 8. Sınıf öğrencisi 236 kişi (% 33,7) bulunmaktadır. 11-14 yaş arasındaki ilköğretim hentbolcularının spora katılım alt boyutları incelendiğinde; cinsiyet, bölge, ebeveyn eğitim düzeyi, kardeş sayısı, ilerde seçmeyi düşündükleri meslek ve gelir durumu değişkenleri anlamlı (p<0.05) görülmüş, yaşam doyum puanlarının dağılımı incelendiğinde; bölge, anne eğitim düzeyi ve gelir durumlarında (p<0.05) anlamlılık görülmüş, spora katılımları ve yaşam doyumları arasındaki ilişki incelediğinde ise bütün alt boyutlarda zayıf yönlü, anlamlı ve ters bir ilişkinin olduğu görülmüştür.Sonuç olarak İlköğretim hentbolcuların spora eğlence amaçlı katıldıkları, yaşam doyumlarının orta seviyede olduğu ve spora katılımları ile yaşam doyumları arasında çok zayıf ters yönlü, anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Yaşam doyumu yükselirken spora katılımın düştüğü görülmüştür.Anahtar Kelimeler: İlköğretim, Hentbol, Yaşam Doyumu, Spora Katılım
Aerobik egzersizin sedanter bayanlarda vücut kompozisyonu, bazal metabolizma hızı, total oksidan ve antioksidan kapasite üzerine etkisinin incelenmesi
ÖZETAEROBİK EGZERSİZİN SEDANTER BAYANLARDA VÜCUT KOMPOZİSYONU, BAZAL METABOLİZMA HIZI, TOTAL OKSİDAN VE ANTİOKSİDAN KAPASİTE ÜZERİNE ETKİSİNİN İNCELENMESİBu çalışma 8 haftalık aerobik egzersizin sedanter bayanlarda vücut kompozisyonu, bazal metabolizma hızı, toplam oksidan ve antioksidan kapasite üzerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı.Araştırmaya katılan 40 gönüllü, yaş ortalaması 40.30±4.47 olan kontrol grubu (KG) (n=20) ve yaş ortalaması 41.05±3.26 olan egzersiz grubu (EG) (n=20) olmak üzere random yöntemiyle iki gruba ayrıldı. Kontrol grubuna egzersiz yaptırılmazken, egzersiz grubuna 8 hafta süresince, haftada 3 gün, günde 1 saat aerobik-koş-yürü egzersizleri yaptırıldı. Tüm deneklerin çalışma öncesi ve sonrası vücut kompozisyonu, bazal metabolizma hızı (BMH), toplam oksidan kapasite (TOK) ve toplam antioksidan kapasite (TAK) ölçümleri alındı. EG ve KG arasında yaş, boy ve kilo bakımından fark olup olmadığının belirlenmesi amacıyla Mann ? Whitney U testi kullanıldı. Verilerin normal dağılıma uygun olup olmadığı Kolmogorov Smirnov testi ile incelendi. Ön test?son test değişiminin EG ve KG'ye göre karşılaştırılması için tekrarlı ölçümlerde iki yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanıldı. Tüm istatistik analizler SPSS paket programında yapıldı ve anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alındı.Bulgulara göre kilo, vücut kitle indeksi (VKİ), vücut yağ yüzdesi (VYY), yağsız vücut kitlesi (YVK), çevre ölçümleri, bel kalça oranı (BKO), segmental vücut kompozisyonu, deri kıvrımı kalınlığı, BMH, TAK ve TOK ölçümlerinin tümünde son test ölçümlerine göre EG lehine anlamlı farklılık bulundu (p<0.05). VKİ değerinin EG' nda 29.62±3.78 kg/m2'den, 28.47±3.74 kg/m2'ye düştüğü tespit edildi ve ön test sonuçlarına göre EG' nda % 3.11 oranında azalma, KG' nda ise % 0.38 oranında artış olduğu saptandı. YVK değeri EG' nda 50.62±5.41 kg'dan 51.55±5.95 kg'a, BMH değeri 1308±201.8 kcal' den 1409±218.3 kcal' e yükseldi. TAK değeri EG' nda 2.10±0.01 ?mol' den, 2.35±0.06 ?mol' e çıkarken, KG' nda anlamlı bir değişim oluşmadı. TOK değerinde ise KG' nda 5.95±1.41 mmol' den 5.64±1.67 mmol' e düşerken, EG' nda 6.33±1.23 mmol' den 3.48±1.94 mmol' e düşerek anlamlı bir değişim tespit edildi (p<0.05).Sonuç olarak 8 haftalık, koş-yürü tarzı aerobik egzersizlerin, sedanter bayanlarda vücut kompozisyonu parametrelerini olumlu yönde değiştirdiği, bazal metabolizmayı hızlandırdığı, toplam oksidan ve antioksidan kapasite değerlerini de anlamlı yönde değiştirdiği söylenebilir.Anahtar kelimeler: Sedanter Bayan, Aerobik Egzersiz, Vücut Kompozisyonu, Bazal Metabolizma Hızı, Toplam Oksidan Kapasite, Toplam Antioksidan Kapasite.
Türkiye'de 1990-2010 yılları arasında spor yönetiminde meydana gelen gelişmeler
ÖZETBu araştırmada, Türkiye'de 1990 - 2010 yılları arasında spor yönetimindemeydana gelen mevzuat ve sayısal gelişmeler incelenmiştir. Bu anlamda Türkiye'deanayasa, yönetmelik, hükümet programları, siyasi parti programları ve kalkınmaplanları ile spor bütçesi, sporcu ve spor adamı sayısı, spor tesislerindeki sayısal artışlarkonunun kapsamına alınmıştır.Bu araştırmayla, Türkiye'de spor yönetiminde meydana gelen gelişmeleri belirlemek,spor alanında araştırma yapan uzman ve bilim adamlarına rehberlik yapmakve spor yönetimi alanında ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri sunmak amaçlanmıştır.Verilerin toplanması ve değerlendirilmesinde literatür taraması yapılmış, sayısalverilerin toplanmasında ise konu ile ilgili yayın, resmi kurum ve kuruluşlardaarşiv taraması yapılmıştır. Metot olarak tarihsel ve karşılaştırma metodu uygulanmıştır.Mevzuatta; devletin spor konusundaki ödevini açıkça ifade ettiği 59. Maddeye,2011 yılında 6214/1 madde ile sporda anlaşmazlıkların çözümünde tahkim kurulununoluşmasını ön gören ek fıkra eklenmiştir. Ayrıca, hükümetlerin pek çoğunda,siyasi partilerde ve kalkınma planlarında spora yer verildiği tespit edilmiştir. Araştırmanınkapsadığı yılları içerisinde 4 kanun, 1 Kanun Hükmünde Kararname ve 84de yönetmelik çıkarılmıştır. Devletin Konsolide Bütçeden spora ayırdığı ödenek debir önceki yıla göre sürekli bir artış (2005 ile 2006 yılı arası hariç) olmuştur. Sayısalverilerde, spor tesisi ve sporcu ve spor adamları sayılarında sürekli bir artışın yaşandığıtespit edilmiştir. Durum, Türkiye'de sporun ve spor yönetiminin gelişme kaydettiğininönemli bir göstergesi olarak ortaya çıkmıştır.Devlet 1990 - 2010 yılları arasında yapmış olduğu bu değişikliklerle, sporave onun yönetimine yeni ve çağdaş bir bakış açısı getirmiş ve bunu uygulamak içingerekli mekanizmalarını da hayata geçirmeye çalışmıştır.Anahtar Kelimeler: Spor Yönetimi, Türkiye'de Spor Yönetimi, Spor veYönetim, Türkiye'de Spor Organizasyonu, Spor Mevzuatı
Takım sporları ve doğa sporları yapan erkek sporcuların liderlik özelliklerinin incelenmesi
Bu araştırma, takım sporları ve doğa sporları yapan erkek sporcuların liderlik özellikleri arasındaki ilişkiyi çeşitli değişkenler açısından incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evreni Elazığ ve Malatya illerinde aktif olarak takım sporu ve doğa sporu yapan 51 erkek adaydan oluşmaktadır. Ayrıca liderlik ölçeğinin geliştirme sürecinde takım sporuyla uğraşan 99 kişiye ölçek taslağı uygulanmıştır. Veri analizlerinde non-parametrik testler tercih edilmiş, ikili karşılaştırmalar için Mann Whitney U testi ve çoklu karşılaştırmalar için Kruskal Wallis H testi uygulanmıştır (?=0.05). Araştırmada liderlik davranış özelliklerini belirlemek için doğa sporu ile uğraşan erkek katılımcılara 40 sorudan oluşan Doğa Sporları Liderlik Ölçeği ve takım sporları ile uğraşan erkek katılımcılara 16 sorudan oluşan Takım Liderliği Özellikleri Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre takım sporları ile uğraşan erkek sporcuların kaptanlık yapma ve spor yapma yıllarına, gelir düzeylerine, eğitim durumlarına, yaşlarına, spor yaptıkları illere ve spor branşlarına göre anlamlı bir fark bulunamamasına rağmen doğa sporları ile uğraşan erkek sporcuların yaş grupları arasında Öğretici Davranış, Model Olma ve Risk Alma değişkenleri içerisinde anlamlı bir fark olduğu, medeni durumlarına göre liderlik davranış puanları arasında Model Olma değişkeninin farklılaştığını ve yaşadıkları illere göre liderlik davranışı puanlarında Demokratik Karar Verme değişkeninde fark olduğu bulunmuş, spor yapma yıllarına, gelir düzeylerine ve eğitim durumlarına göre anlamlı bir fark bulunamamıştır. Sonuç olarak, takım sporları ile uğraşan erkek sporcularda araştırılan değişkenlere göre liderlik davranış özellikleri arasında hiçbir fark olmadığı, doğa sporları ile uğraşan erkek sporcularda ise Demokratik Karar Verme, Model Olma, Öğretici Davranış ve Risk Alma değişkenlerine göre liderlik davranış özellikleri arasında fark olduğu bulunmuştur.
Beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümlerinin yeterliliği hakkında öğretmen görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümlerinin yeterliliği hakkında öğretmen görüşlerini incelemektir. Araştırma modeli olarak nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin aynı zamanda kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırma yöntemleri nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni benimsenirken nicel araştırma yöntemlerinden ise betimsel yöntem benimsenmiştir. Araştırma grubunu, nitel araştırmalar için maksimum çeşitlilik örneklemesine göre Malatya ilinde Milli Eğitim İl Müdürlüğünde görev yapan 20 beden eğitimi öğretmeni oluştururken nicel araştırmalar için 283 beden eğitimi öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak nitel veri toplamada, araştırmacı tarafından geliştirilen 18 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılırken nicel veri toplamada ise araştırmacı tarafından geliştirilen ?Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümlerinin Yeterliliği Ölçek (BESÖBYÖ)? kullanılmıştır. Ölçek öğretim programı yeterliliği, öğretim elemanı yeterliliği ve tesis yeterliliği olmak üzere 3 alt boyuttan meydana gelmiştir. Veri analizlerinde nitel veriler için içerik analizi yapılmışken nicel veriler için Kruskal Wallis H testi ve Mann Whitney U testi yapılmış ve anlamlılık düzeyi olarak ?=0,05 seçilmiştir. Araştırmanında nitel bulgularında beden eğitimi öğretmenlerinin beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümlerinin yeterliliği ile ilgili görüşleri öğretim programı yeterliliği, öğretim elemanı yeterliliği ile tesis ve sosyal imkân yeterliliği olmak üzere üç ana kavram altında toplanmıştır. Araştırmada ?Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümlerinin Yeterliliği Ölçeği (BESÖBYÖ)? geliştirilmiştir. Ölçeğin Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) sonuçlarına göre ölçek, öğretim programı yeterliliği, öğretim elemanı yeterliliği ve tesis yeterliliği olmak üzere üç alt boyutlu olduğu anlaşılmıştır. Araştırmanın nicel bulgularında beden eğitimi öğretmenlerin yaşlarına, mezun oldukları yıllarına, öğretmenlik hizmet yıllarına ve okullarındaki beden eğitimi öğretmen sayılarına göre beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölüm yeterliliklerine ilişkin puanları arasında istatistikî anlamda fark (p<0,05) bulunurken öğretmenlerin cinsiyetlerine, eğitim durumlarına ve okullarındaki öğrenci sayılarına göre beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölüm yeterliliklerine ilişkin puanları arasında istatistiki anlamda fark (p>0,05) bulunmamıştır. Sonuç olarak beden eğitimi öğretmenleri mezun oldukları beden eğitimi ve spor öğretmenliği programının Milli eğitim bakanlığı okulları şartlarıyla paralellik göstermediğini düşünmektedirler. Öğretmenler, öğretim elemanlarını, sayısal ve nitelik bakımından yetersiz görmektedirler. Beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümlerinin tesis ve sosyal imkânlar açısından problemlerin var olduğu tespit edilmiştir.
Türkiye'deki güreş hakemlerinin iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin çeşitli faktörler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; Türkiye?deki güreş hakemlerinin iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin çeşitli faktörler açısından incelemektir. Araştırmanın yöntemi betimsel yöntemdir. Araştırma grubunu Türkiye genelinde 2010-2011 güreş sezonunda görev yapan 126 Uluslararası ve Milli güreş hakemi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu; Kişisel Bilgi Formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Minnesota İş Doyumu Ölçeği olarak üç kısımdan meydana gelmiştir. Verilerin çözümlenmesinde ikili karşılaştırmalar için Mann- Whitney U Testi ve çoklu karşılaştırmalar için Kruskal-Wallis H Testi, Bonferroni düzeltmeli Mann-Whitney U Testi ve ilişki çözümlemelerinde Spearman korelasyonu analiz yöntemleri kullanılmıştır. Anlamlılık değeri için ?=0.05 değeri kritik nokta olarak belirlenmiştir. Araştırma bulgularında güreş hakemlerinin hakemlik kategorilerine göre duyarsızlaşma tükenmişlikleri arasında istatistiki açıdan anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Yine güreş hakemlerinin aylık ortalama gelirlerine ve hakemlik görevlendirmelerinin asli mesleklerine etkileme görüşlerine göre duygusallık tükenmişlikleri arasında istatistiki açıdan anlamlı farklar bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca güreş hakemlerinin hakemliğin maddi getirisi görüşlerine ve hakemliğin sosyal statüsüne göre iş doyumları arasında anlamlı bir farklar bulunmuştur (p<0,05). Bunlarla birlikte güreş hakemlerinin yaşlarına, medeni durumlarına, asli mesleklerine, eğitim düzeylerine, güreş yapma durumlarına, görev yaptıkları coğrafi bölgelere, hakemlik yıllarına, bir sezonda görev aldıkları müsabaka sayısına ve başka spor dallarında hakemlik yapmalarına göre iş doyumları ve mesleki tükenmişlikleri arasında istatistiki açıdan anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0,05). Ayrıca güreş hakemlerinin iş doyumları ile duygusal tükenmişlik arasında ters yönlü anlamlı zayıf bir ilişki (r= -0,255, p<0,01); duyarsızlaşma arasında ters yönlü anlamlı zayıf bir ilişki (r= -0,97, p<0,01); kişisel başarı arasında doğru yönlü anlamlı zayıf bir ilişki (r= 0,341, p<0,01) olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak, Uluslar arası ve Milli güreş hakemlerinin iş doyumları ve mesleki tükenmişlikleri çevresel ve kişisel özellikleri ile fazla etkilenmemekte; ayrıca hakemlerin iş doyumları ile mesleki tükenmişlikleri arasında zıt yönlü bir ilişki vardır. Anahtar Kelimeler: Güreş, Hakem, Meslek, iş doyumu, mesleki tükenmişlik
Sutopu sporcularının atılganlık düzeylerinin belirlenmesi
Atılganlık; diğer insanları hor ve hakir görmeden, onların haklarına saygı göstererek kendi haklarını savunma, toplumda yer edinme, saygınlık elde etme, söze başlama, devam ettirme ve bitirme yetisi olarak tanımlanmaktadır. Sporcuların bulundukları konumlarından dolayı atılgan bireyler olması beklenmektedir. Bireylere özgürlük kazandıran spor; aynı zamanda zihinsel yeteneklerini, karar verme kabiliyetini, enerjisini ve toplumsal nitelikleri en üst seviyede kullanmayı da öğretmektedir. Bu doğrultuda sutopu; gerek fiziksel yetileri kullanma, gerek zihinsel becerileri kullanabilme kabiliyetinden dolayı sporun en özel alanlarından birini oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı büyük sutopu sporcularının sosyodemografik özellikleri atılganlıkları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Aynı zamanda sutopu sporcularının atılganlık düzeylerini belirlemektir. Bu araştırmanın evrenini Türkiye Sutopu Federasyonu tarafından düzenlenen Büyük Erkekler Türkiye Şampiyonası'na katılmaya hak kazanan Türkiye'nin farklı kulüplerinde sutopu oynayan 191 sutopu sporcusu ile 268 spor yapmayan öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya katılan sporcu ve öğrenciler 18 yaşından büyüktür. Bu araştırmada, uygulamalı araştırmalarda kullanılan yöntemlerden anket yöntemi tercih edilmiştir.Araştırmada veri toplama aracı iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' ve ikinci bölümde ise Rathus (1973) tarafından geliştirilen 'Rathus Atılganlık Envanter' kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunlukları Kolmogorov Smirnov normallik testi ile sınanmıştır. Normal dağılımdan uzaklaşmadığı sonucuna varıldığından, ikili grupların karşılaştırılmasında t testi ile üç ve daha fazla gruplarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Sutopu sporcularının Rathus Atılganlık Envanteri'ne ait ortalama değeri 16,95 iken, öğrencilerin ortalama değerinin 2,38 olduğu belirlenmiştir. Sporcuların %38,7'si atılgan olmayan davranışa sahip iken, %61,3'ü atılgan olan bir davranış biçimine sahip oldukları belirlenmiştir. Öğrencilerin (Kontrol Grubunun) %39,2'si atılgan olmayan davranış biçimine sahip iken %60,8'i atılgan olan davranış biçime sahip oldukları belirlenmiştir. Sutopu sporcularının atılganlık düzeyleri spor yapmayan bireylere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sutopu sporcularının ve öğrencilerin Sosyo demografik veriler (yaş, okul türü, spor yapma yılı, anne ve baba eğitim durumu, kardeş sayısı) ile atılganlık arasında istatistiksel olarak herhangi bir anlamlılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Rathus atılganlık envanteri, Spor, Sutopu.
Sportif faaliyetlerin 13-14 yaşındaki bireylerin özgüven düzeylerine etkisi
Bu çalışma sportif faaliyetlerin 13-14 yaşındaki bireylerin özgüven düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Özgüven oluşumu özellikle 13-14 yaşlarında oluşmakta ve kişilerin başarılarını etkilemektedir. Bu nedenle sportif faaliyetlerin özgüven üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığı ve demografik özelliklerin özgüveni etkileyip etkilemediği çalışmamızda incelenmiştir. Bu araştırmaya 2018-2019 sezonunda Samsun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından sportif faaliyetler kapsamında hizmet veren İlkadım, Çarşamba ve Bafra Gençlik Merkezlerinde sportif faaliyetlere katılan 159 birey ve sportif faaliyetlere katılmayan 113 olmak üzere toplamda 272 birey gönüllü olarak katılmıştır. Bu araştırmada, uygulamalı araştırmalarda kullanılan yöntemlerden anket yöntemi tercih edilmiştir. Veri toplama aracı olarak iki bölümden oluşan anket formu uygulanmıştır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılmıştır. kişisel bilgi formunda baba iş durumu, anne iş durumu, anne ve baba medeni durumları, kardeşlerin sayıları ve aile gelir durumları demografik bilgileri yer almaktadır. İkinci bölümde ise Akın (2007) tarafından geliştirilen 'Özgüven ölçeği' kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı yardımı ile %95 güven düzeyinde test edilmiştir ve anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir. Çalışmadaki veriler ışığında istatistiksel analize başlamadan önce normallik varsayımı ve homojenlik testleri uygulanmış, yapılan Kolmogorov – Smirnov ve Levene testleri sonucunda verilerin normal dağılıma sahip olduğu tespit edilmiştir (p>0,05). Veriler normal dağılım gösterdiği için parametrik analiz yapılmasında karar verilmiştir. Grupların karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü Anova analizi kullanılmıştır. Elde edilen veriler ile yapılan analizlere göre sportif faaliyetlere katılan bireylerin baba iş durumu, anne iş durumu, anne ve baba medeni durumları, kardeşlerin sayıları ve aile gelir durumuna göre iç ve dış özgüven puanlarının karşılaştırılması neticesinde anlamlı bir farklılık bulunamadığı sonucuna varılmıştır Cinsiyet değişkeninde ise iç özgüven alt boyutunda anlamlı farklılık bulunmazken, dış özgüven alt boyutunda erkeklerin kadınlara göre puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca sportif faaliyetlere katılanların, sportif faaliyetlere katılmayanlara göre özgüven düzeylerinin istatistiksel olarak yüksek olduğu görülmüştür (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Faaliyet, Özgüven, Spor
Seçilmiş bazı ilköğretim okulu öğrencilerinin Tgmd-II testine göre temel motor özelliklerinin araştırılması
KESKİN, Esin Çağla. Seçilmiş Bazı İlköğretim Okulu Öğrencilerinin TGMD-II Testine Göre Temel Motor Özelliklerinin Araştırılması, (Yüksek Lisans Tezi), Çorum, 2019. Bu çalışmada, seçilmiş bazı ilköğretim okulu öğrencilerinin (7-9 yaş) TGMD-II testine göre temel motorik özelliklerinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmamızda 199 erkek ve 234 kız çocuk olmak üzere toplamda 433 çocuk denek olarak kullanılmıştır. Ölçüm yapılması belirlenen çocuklar gönüllü olarak katılım sağlamıştır. Temel motorik özellikleri ölçmede güvenirliliği yüksek düzeyde olan TGMD-II testi kullanılmıştır. Çocukların yaş, cinsiyet, ebeveyn öğrenim durumu ve meslekleri, kırsal, merkez okulda öğrenim görmesiyle ilişkili olarak temel motor gelişim düzeylerini belirleyebilmek amacıyla ölçümler yapılmıştır. Çocukların temel motor gelişim düzeyi ölçüm derecelerine Bruininks-Oseretsky ve TGMD-II testleri öncelikli olarak normallik testi uygulanmıştır. Normallik testinin ardından çocukların yaş, cinsiyet, ebeveyn öğrenim durumu ve meslekleri, kırsal, merkez okulda öğrenim görmesi gibi değişkenlerine göre yer değiştirme becerileri, nesne kontrol becerileri ve BKMGT-2 toplam puanlarının anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği tek yönlü varyans analizi (ANOVA) aracılığıyla incelenmiştir. ANOVA sonuçlarının anlamlı olması durumunda varyansların homojenliği varsayımının karşılanması durumunda işlem sonrası Bonferroni testi gerçekleştirilmiştir. Varvansların homojenliği varsayımı karşılanmadığında ise Welch F testi ve işlem sonrası Games-Howell testi kullanılmıştır. Tüm istatistiksel analizlerde anlamlılık düzeyi p<.05 olarak kabul edilmiştir. Bu araştırmada ele edilen sonuçlara göre; cinsiyete göre yer değiştirme becerilerinde anlamlı bir farklılık göstermezken, nesne kontrol ve kaba motor becerilerinde kız çocuklarının daha iyi olduğu bulunmuştur (t(431)= -2.40, p< .05). Kırsal ve merkez olarak ele aldığımızda nesne kontrol, yer değiştirme ve kaba motor becerilerde merkez kesimde okuyan çocuklarda anlamlı farklılık görülmüştür (t(431)= 5,61, p< 0,001). Yaşlara göre incelediğimizde ise nesne kontrol ve kaba motor becerilerinde anlamlı bir farklılık bulunurken (F(2, 430)= 4,22, p<0,05), yer değiştirme becerilerinde bir farklılık görülmemiştir. Ebeveyn öğrenim durumunda; anne öğrenim durumu ele alındığında nesne kontrol ve kaba motorda bir farklılık bulunmazken, yer değiştirme becerilerinde lise mezunu annelerin çocukları anlamlı bir farklılıkla daha iyi olduğu ortaya çıkmıştır( F(2, 430)= 5,95, p<0,05). Baba öğrenim durumunda ise babası üniversite mezunu olan çocukların kaba motor, nesne kontrol ve yer değiştirme becerileri diğer çocuklara göre daha anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir(F(2, 430)= 22,35, p<0,05). Ebeveyn mesleği ele alındığında; anne mesleğinin bir önemi olmadığı, baba mesleğinde ise babası memur olan bireylerin yer değiştirme, nesne kontrol ve kaba motor becerilerinin daha yüksek olduğu sonucu bulunmuştur. (F(3, 429)= 5,20, p<0,05). Anahtar Kelimeler: Çocuk, Kırsal, Merkez, TGMD-II
Kadın futbolcularda antrenmanın algılanan stres, sporda güdülenme, sürekli öfke ve öfke tarzı düzeylerine etkisi
Bu çalışmanın amacı kadın futbolcularda antrenmanın algılanan stres, sporda güdülenme, sürekli öfke ve öfke ifade tarzı düzeylerine etkisini incelemektir. Araştırmaya 19'u birinci ligde, 19'u ise ikinci ligde oynayan toplamda 38 kadın futbolcu katılmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği, Sporda Güdülenme Ölçeği ve Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler hazırlık kampı antrenmanları öncesinde ve hazırlık kampı sonrası uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS 21 yazılımı kullanılmıştır, normallik düzeyine Kolmogorov-Smirnov, varyans eşitliğine ise Levene testi ile bakılmıştır, istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir, Paired Sample t, Independent Sample T, tek yönlü varyans analizi ANOVA ve post-hoc Scheffe testi uygulanmıştır. Lig değişkenine göre puan ortalamaları incelendiğinde yetersiz öz yeterlik algısı, içsel güdülenme, dışsal güdülenme, güdülenmeme, sürekli öfke, öfke dışa vurumu ve öfke kontrolü alt boyutlarında istatistiksel farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Birlikte yaşanılan kişi değişkenine göre puan ortalamaları incelendiğinde içsel güdülenme ve dışsal güdülenme alt boyutlarında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık görülmüştür (p<0,05). Spor deneyim yılı değişkenine göre puan ortalamaları incelendiğinde güdülenmeme ve öfke kontrolü alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Kadın futbolcularda hazırlık kampı antrenmanları öncesinde ve hazırlık kampı sonrasında algılanan stres düzeyi, sporda güdülenme düzeyi ve sürekli öfke ve öfke tarzı düzeyi puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Kadın futbolcularda hazırlık kampı antrenmanlarının algılanan stres, içsel güdülenme, dışsal güdülenme, güdülenmeme, sürekli öfke, öfke içe vurumu, öfke dışa vurumu ve öfke kontrolü düzeylerini etkilemediği sonucuna varılmıştır. Kadın futbolcuların hazırlık kamplarında spor psikoloğu bulundurulması önerilmektedir. Hazırlık kamplarında psikolog bulundurmayan takımların teknik heyeti psikolojik anlamda futbolcularına destek olmalıdırlar. Kadın futbolcuların stres düzeyleri, güdülenme durumları ve öfke düzeyleri ligin başlangıcında, devre arasında veya ikinci devre başında da kontrol edilmelidir. Benzer çalışmalar farklı lig düzeylerindeki veya değişik branşlardaki kadın sporcular ile yapılabilir. Anahtar Kelimeler: Antrenman, Güdülenme, Kadın Futbolcu, Öfke, Stres
Beden eğitimi öğretmenlerinin çalışma şartlarına göre beden eğitimi dersini nasıl işlediklerinin değerlendirilmesi (Malatya il örneği)
Bu çalışmanın amacı beden eğitimi öğretmenlerinin çalışma şartlarına göre beden eğitimi dersini nasıl işledikleri konusunun değerlendirilmesidir. Bu amaçla beden eğitimi öğretmenlerine 24 sorudan oluşan bir anket formu uygulanmıştır. Anket formunda beden eğitimi öğretmenlerinin cinsiyeti, yaşı çalışma yılı gibi soruların yanında beden eğitimi dersini nasıl işledikleri, şiddete başvurup baş vurmadıkları, antrenörlük yapıp yapmadıktan gibi sorular yöneltilmiştir. Anket formları beden eğitimi Öğretmenlerine bire bir uygulandığı için verilen cevapların samimi ve gerçekçi olduğuna inanılmıştır. Anket formu Malatya il genelinde değişik okullarda çalışan ve ulaşılabilen 147 beden eğitimi öğretmenine uygulanmıştır. Beden eğitimi öğretmenlerinin verdikleri cevaplara göre istatistiksel işlemler yapılmıştır. Çıkan sonuçların daha iyi anlaşılması için tablolardan yararlanılmıştır. İstatistiksel işlemler sonucunda öğretmenlerin etkilenme oranlan; cinsiyetlerine ve yaşlarına göre yüzdeler halinde verilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin sorulara verdikleri cevap oranlan arasında fark olup olmadığım anlamak için 0.05 düzeyine göre kay-kare testi uygulanmıştır. İstatistiksel karşılaştırmalar sonucunda öğretmenlerin verdikleri cevapların tamamında anlamlılık düzeyine göre fark olmadığı görülmüştür (p>0,05).Anahtar Sözcükler 1 -Eğitim: 2-Beden Eğitimi Dersi 3-Beden Eğitimi Öğretmeni