Muğla Sıtkı Kocman University
Anabilim Dalı

Maden Mühendisliği Anabilim Dalı

Muğla Sıtkı Kocman University

626

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Leaching behavior of a low grade gold ore: A performance comparison of column and tank leaching

Today, with the rise of gold prices, exploration activities in Turkey have increased. As a result of this increase, the number of gold mines opened has increased day by day, and gold production has gained a great speed. As a result of these, the start of the operation of low-grade gold mines has also come to the agenda. The operation of low-grade or high-grade gold mines is made possible by the application of many chemical processes. This study was conducted by taking samples from Balıköy area of Tavşanlı District of Kütahya. Firstly, samples were sent to MTA laboratories for mineralogical-petrographic analysis in order to determine mineralogy. According to the laboratory results, the particle size ranges of which gold is heavily present were determined as -1000+500, -500+300 and -212+106 µm. In order to study the behavior of low-grade gold reserves belonging to the region in leaching tests, 2 different laboratory tests were applied and these were compared. These tests were column and tank leaching tests and examinations were carried out for different particle sizes. Column tests were applied for -20 mm and -12.5 mm breaking particle size and tank leaching tests were applied for -0.075 mm. NaCN was used in the leaching tests and Ca(OH)₂ (slaked lime) was preferred as the pH regulator. As a result of tests performed in different particle sizes, consumption values for both chemicals were calculated and comparisons were made. As a result of this research, gold recovery rates for low-grade gold ore were calculated and the maximum gold yield was realized at a particle size of -0.075 mm. As a result of this research, leaching behavior in different tests for low-grade ore was examined and appropriate methods were proposed for the gold acquisition process to be applied. Keywords: Gold Ore, Column Leaching, Tank Leaching, NaCN, Ca(OH)₂, Recovery.

Göksel Kaygısız Şendur
Muğla Sıtkı Kocman University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yeraltı maden ocaklarında doğal havalandırma sisteminin yapay sinir ağları ile değerlendirilmesi

Yeraltı maden işletmelerinde havalandırma çalışanlar için uygun atmosferik koşulları oluşturmada kullanılan hayati bir unsurdur. Havalandırma mekanik, doğal ve bu ikisinin kombinasyonu ile gerçekleştirilir. Metan geliri olmayan yeraltı madenlerinde mevzuatımız gereği sadece doğal havalandırma kullanılabilmektedir. Doğal havalandırmanın gücüne etki eden faktörler ocağın giriş ve çıkış noktaları arasındaki kot farkı, hava sıcaklığı, basıncı, nispi nem ve rüzgâr hızı olarak söylenebilir. Doğal hava akımının gücü dış atmosferik hava koşullarından direkt olarak etkilendiğinden dolayı mevsimlere göre değişkenlik göstermektedir. Bu durum ocak içi hava akış hızında ciddi farklılıklar oluşturmaktadır. Bu farklılıklar mevzuatımızda geçen hava hızı sınır değerlerinin altında kaldığında mekanik destek sağlanarak havalandırma gerçekleştirilmektedir. Tez kapsamında Çanakkale'de faaliyet gösteren bir metal madeninin 4 hava ölçüm istasyonundan 1080'er adet hava hızı değerleri alınmış ve bu hız değerleri ile meteorolojik veriler arasındaki ilişki Matlab yapay sinir ağları (YSA) modülü kullanılarak araştırılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda kurulan farklı modeller içinde en yüksek korelasyonun (R=0,8999) meteorolojik veriler, aylar, hava yolu kesit alanı ve mevsim parametreleri kullanılarak elde edildiği görülmüştür. En yüksek korelasyonun bulunduğu model parametrelerinin doğal hava hızına etki etme düzeyleri de SPSS programında YSA modülü kullanılarak araştırılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda her bir istasyon noktasında doğal hava akımına etki eden parametrelerin önem düzeyleri belirlenmiştir. Aylar ve sıcaklık parametrelerinin en önemli değişkenler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tamamen doğal yolla havalandırılan yeraltı madenlerinde doğal hava akışının aylık olarak değişkenlik gösterdiği, hava yolu kesit alanının hava hızı üzerinde etkili olduğu ve meteorolojik verilerden de sıcaklığın doğal hava akımının hızı üzerinde belirgin etkiye sahip olduğu söylenebilir.

Yer altı madenciliği
Burcu Demir İroz
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tam cephe tünel açma makinasının kazı performansının bulanık mantık yaklaşımıyla tahmini

Ülkemizde ve dünyada artan nüfusla birlikte özellikle şehirleşmenin yoğun olduğu bölgelerde ulaşım amaçlı açılan tünellerin sayısı giderek artmaktadır. Tünel açma işlemlerinde tam cephe tünel açma makinaları (TBM) yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bir TBM'nin kazı performansını önceden belirleyebilmek oldukça karmaşık bir süreçtir. Bunun nedeni, TBM kazı performansını belirleyen gerek kaya kütlesiyle gerekse makineyle ilgili birçok faktörün etkili olmasıdır. Bu nedenle, TBM'lerin kazı performansının belirlenmesi için kullanılan teorik, ampirik ve akıllı modeller sıklıkla başvurulan yöntemlerdir. Bu çalışmada, Halkalı-İstanbul Havalimanı metro tünelinde kullanılan pasa basınçlı tünel açma makinesinin (EPB TBM) kazı performansı (ilerleme hızı, İH) 2 yıl süreyle takip edilmiştir. Ayrıca; kazı sırasında kesici kafa dönüş hızı (KDH), penetrasyon (P), itme kuvveti (İ) gibi makineyle ilgili veriler ölçülerek kayıt altına alınmıştır. Bununla birlikte, kazılan formasyonların kaya kütlesi sınıflama puanı (RMR), kayaçların tek eksenli basınç dayanımı (TEBD) ve ayrışma dereceleri (AD) gibi kaya kütlesi ile ilgili saha verileri de toplanmıştır. Bu veriler kullanılarak, çoklu regresyon analizi yapılmış ve çok değişkenli bir tahmin eşitliği elde edilmiştir. Ayrıca, Mamdani algoritmasını kullanan bir bulanık tahmin modeli oluşturularak EPB TBM'nin ilerleme hızı tahmin edilmiş ve elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Buna göre; çoklu regresyon analizinden elde edilen tahmin eşitliğinin korelasyon katsayısı r=0.61, bulanık tahmin modelinden elde edilen ilerleme hızı ile gerçek saha ölçümleri arasındaki korelasyon katsayısı r=0.63 olarak bulunmuştur. Bu sonuç, bulanık mantık kavramını kullanan akıllı modellerin TBM kazı performansının tahmininde başarılı bir şekilde kullanılabileceğini ortaya koymaktadır.

Mehmet Alphan Bayraktar
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kromit zenginleştirme tesis verilerinin benzetim çalışmalarında kullanılmasının araştırılması

Kromit, modern endüstriyel uygulamalarda vazgeçilmez bir mineraldir. Paslanmaz çelik üretiminden metal kaplamaya, ahşap korumadan katalizör üretimine kadar birçok alanda kritik bir rol oynamaktadır. Yüksek dayanıklılık, korozyon direnci ve kimyasal kararlılık gibi özellikleri nedeniyle kromit, sanayinin birçok alanında temel bir bileşen olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, kromit madenciliği ve işlenmesi, dünya ekonomisi ve endüstrisi için büyük öneme sahiptir. Cevher zenginleştirme tesislerinin verimliliğini ve performansını artırmak için düzenli ölçümler yapılmalı ve bu ölçümler sürekli olarak analiz edilmelidir. Performans göstergeleri, tesisin zayıf noktalarını ve iyileştirme fırsatlarını belirlemek için kullanılabilir. Bu analizler, proses optimizasyonu, enerji verimliliği, maliyet azaltma ve çevresel etkilerin yönetimi gibi alanlarda stratejik kararların alınmasına yardımcı olmaktadır. Bu nedenle, cevher zenginleştirme tesislerinde ileri teknoloji ve otomasyon sistemlerinin kullanımı, eğitimli personelin istihdamı ve sürekli iyileştirme yaklaşımlarının benimsenmesi önemlidir. Bu adımlar, tesislerin rekabet gücünü artıracak ve sürdürülebilir bir şekilde faaliyet göstermelerini sağlayacaktır. MODSIM'ın cevher zenginleştirme çalışmalarında kullanımı, proseslerin detaylı bir şekilde analiz edilmesini ve optimize edilmesini sağlamaktadır. Bu, işletme verimliliğini, maliyet etkinliğini ve çevresel sürdürülebilirliği artırmaktadır. Ayrıca, operatörlerin ve mühendislerin eğitimini ve gelişimini desteklemekte, riskleri minimize etmekle ve stratejik karar verme süreçlerini güçlendirmektedir. Bu çalışmanın amacı, kromit zenginleştirme tesisinde kullanılan JIG ünitesinde farklı ayırma yoğunlukları çalışması gerçekleştirilmesi sonucu JIG'in çalışma verimliliği değerlendirilmiştir. Bununla birlikte tesis verileri kullanılarak MODSIM'de JIG çalışmalarında kullanılan farklı ayırma yoğunlukları üzerinde benzetim çalışmaları yapılmıştır. Elde edilen veriler ışığında JIG üzerinde değiştirilen parametrelerin ayırmaya çok fazla bir etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Ancak MODSIM'de parametre değişikliğinin JIG benzetimine etki ettiği bu çalışmayla ortaya konmuştur.

Betül Güvenkaya
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Fonolitten lösit kazanımı ve seramik uygulamalarda kullanımının araştırılması

Bu tez, volkanik bir kayaç olan fonolitten, doğal lösit mineralinin kazanımı sonrası, dental seramik alanında lösit mineralinin doğrudan kullanım potansiyelinin araştırılmasını amaçlamaktadır. Bu kapsamda, öncelikle Afyon ili Şuhut ilçesinden temin edilen fonolit kayacından, cevher zenginleştirme yöntemlerinden biri olan kuru manyetik ayırma (Permoll) kullanılarak istenen niteliklerde lösit minerali elde edilebilirliği araştırılmıştır. Manyetik ayırma öncesinde, fonolit kayacı çeneli kırıcı, merdaneli kırıcı ve eleme işlemlerinden geçirilerek, iki farklı tane boyut dağılımında (-1000+400 μm ve -400+100 μm) deneysel çalışmalarda kullanılmak üzere hazırlanmıştır. Ayırma işlemi öncesi, kayaç üzerinde, kimyasal ve mineralojik analizler gerçekleştirilmiştir. Manyetik ayırma çalışmalarında, iki farklık boyut aralığında besleme hızı (m/sn), bıçak açısı (°) ve bant hızı parametrelerinin etkileri, deney tasarımı (DOE) kullanılarak oluşturulan 54 farklı deney kurgusu çerçevesinde incelenmiştir. Her bir deney sonucu elde edilen, manyetik, ara ve manyetik olmayan ürünlerin kimyasal ve mineralojik analizleri gerçekleştirilmiş ve sonuçlar özellikle %Fe2O3 ve %K2O göz önüne alınarak değerlendirilmiştir. Manyetik ayırma çalışmaları sonuncunda %Fe2O3 ve %K2O göz önüne alındığında, dental seramik uygulamalarda kullanılabilecek en uygun ürünün, LM5NM2 kodlu, manyetik olmayan ürün olduğu belirlenmiş ve izleyen dental seramik uygulamaları bu ürün üzerinde gerçekleştirilmiştir. Dental seramik uygulamalarında, dört farklı dental seramik reçetesi hazırlanmıştır. Geleneksel dental seramik uygulamalarında kullanılan reçetelerde sinterleme esnasında tepe sıcaklığından sonra kristal lösit fazı elde etmek amacıyla fritleştirilme süreci kullanılmaktadır. Bu çalışmada, lösit mineral hali hazırda doğal elde edildiğinden, fritleştirme sürecine gerek olmadığına karar verilmiş ve bu süreç ortadan kaldırılmıştır. Hazırlanan dört farklı dental seramik reçetesi sonucu elde edilen numuneler üzerinde sırasıyla, kimyasal ve mineralojik analizler, ısı mikroskobu ile ısıl davranış incelemeleri, tane boyut dağılımı analizleri, SEM görüntüleme ve Vickers sertlik ölçümleri gerçekleştirilmiştir.

Cam seramiklerCevher hazırlamaMaden mühendisliği+1
Yasemin Kara
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Galeri tahkimat tasarımında kullanılan kaya kütlesi sınıflama sisteminin sonlu elemanlar yöntemiyle analizi

Bu çalışmada, madencilikte kullanılan yeraltı açıklıklarının tahkimat tasarımında yaygın olarak kullanılan deneysel sistemlerinden (RMR) kaya kütlesi sınıflama sisteminin gözden geçirilmesi ve sistemce önerilen tahkimat tasarımı önerilerinin revizyonu amaçlanmıştır.Bunun için açıklık duraylılığı ve tahkimat performansı hakkında miktarsal bilgiler veren sayısal modelleme tekniği kullanılmıştır.Bu tez çalışmasında farklı araştırmacılar tarafından yürütülen, zayıf ve orta kalite kaya kütleleri gibi farklı koşulları içeren, inşaat ve maden mühendisliği projelerinin sonuçları saha verileri olarak kullanılmıştır. Bu saha verileri ile farklı derinliklerde ve hidrostatik gerilme koşulları altında oluşturulan yeraltı açıklıklarının sayısal modellemeleri yapılmış ve bu açıklıklar etrafında oluşacak olan deformasyonlar elde edilmiştir. Kullanılan sayısal modellere ve elde edilen deformasyonlara bağlı olarak açıklık duraylılığı ve tahkimat performanslarına dair değerlendirmeler yapılmıştır.Bu yüksek lisans tez çalışması sonucunda RMR sistemince önerilen tahkimat tasarımındaki eksiklikler tespit edilmiş ve iyileştirici öneriler getirilmiştir.

Kaya kütlesiSonlu elemanlar yöntemiTahkimat tasarımı
Ertuğrul Karakaplan
İnönü University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mekanik aktivasyonun jipsin (CaSO4.2H2O) ısıl davranışına etkisi

Jips (CaSO4.2H2O), doğal olarak bulunan ve kristal yapısında iki mol su bulunduran bir kalsiyum sülfat mineralidir. Jipsin bünyesinde yarım mol su kalacak şekilde ısıtılmasıyla alçı (CaSO4.1/2H2O) elde edilir. Toz alçı suyla karıştırılınca tekrar katılaşarak bağlayıcılık özelliği taşıyan bir yapı malzemesine dönüşür. Jips ısıtma sıcaklığı artarsa anhidrit (CaSO4) elde edilir.Bu tez çalışmasında, mekanik aktivasyon yardımı ile jips mineralinin alçı ve anhidrite dönüşüm kalsinasyon sıcaklığının düşürülmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda alçı taşı, tungsten karbür öğütme ortamlı gezegensel bilyalı değirmen kullanılarak aşırı öğütmeye maruz bırakılmıştır. Öğütülmemiş ve çeşitli sürelerde öğütülerek elde edilen örnekler BET yüzey alanı analizi, SEM (taramalı elektron mikroskobu), XRD (x-ışını difraktometrisi), PSD (tane boyu dağılımı), IR (infrared spektroskopisi), TG (termogravimetri) ve DSC (diferansiyel tarama kalorimetresi) analizleri yardımıyla yoğun bir biçimde karakterize edilmiştir.Toz karakterizasyonu için gerçekleştirilen çalışmaların sonuçlarının değerlendirilmesiyle şu bulgular elde edilmiştir: PSD ve SEM analizleri yardımıyla, 15 dakika öğütme süresine kadar numunelerin tane boyunda önce azalma, daha uzun sürelerde ise, ince tanelerin agregasyonuna bağlı olarak artış olduğu belirlenmiştir. Öğütülmüş örneklerin BET yüzey alanı, öğütme süresine paralel olarak artmıştır. Az da olsa mekanik aktivasyona sebep olacak kadar bazı XRD kristal yapı bozukluklarına rastlanmıştır. TGA sonuçları jipsin alçıya ve alçının anhidrite dönüşüm sıcaklık bölgeleri daha düşük sıcaklık bölgelerine kaydığını göstermektedir. DSC analizi sonuçlarına göre, 15 ve 18 dakika öğütme sonunda, jipsin tamamıyla anhidrite dönüşümü için gereken toplam spesifik enerji miktarında anlamlı bir azalma olduğu belirlenmiştir.Sonuç olarak, başlıca düşük Mohs sertlik değeri ve yapısal su içeriğine bağlı olarak uzun süreler öğütülmesi çok zor olmasına rağmen, jipsin mekanik aktivasyonunun olanaklı ancak çok zor olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Alçı taşıCevher hazırlamaKalsinasyon+3
Muhammed Şener
İnönü University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Su içerisindeki ağır metal iyonlarının kuluncak (Malatya) vermikülitleri üzerine adsorpsiyonu

Adsorpsiyon uygulamalarındaki ucuz sorbent arayışı, kil minerallerinin ağır metal iyonlarını tutabilme özelliğinin araştırılmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada, atık sulardaki Zn2+, Pb2+ ve Cr3+ iyonlarının Kuluncak (Malatya) vermikülitleri üzerine adsorpsiyon mekanizması belirlenmiştir. Bu amaçla, değişik koşullarda kesikli adsorpsiyon deneyleri yapılmış olup, optimum proses parametreleri belirlenmiştir. Elde edilen veriler bilinen adsorpsiyon modellerine uyarlanmıştır.Zn+2, Pb+2 ve Cr+3 iyonlarının vermikülit ile gideriminde; adsorban dozajı, karıştırma süresi, metal iyon derişimi, pH, gibi parametrelerin etkileri araştırılmıştır. Ayrıca çökelmenin adsorpsiyon ve metal iyon giderimi üzerine etkisi incelenmiştir. Bu ağır metal iyonlarının vermikülit ile giderimi için izoterm çalışmaları yapılmış ve elde edilen adsorpsiyon verilerinin Langmuir izoterm modeline uyduğu belirlenmiştir.Deneysel çalışmalar sonucunda 100 mL toplam çözeltideki optimum adsorban miktarı 1 g, karıştırma süresi 2 saat ve pH; çinko için pH 7, kurşun ve krom için ise pH 5,5 olarak belirlenmiştir. Buna göre maksimum adsorplama kapasitesi; çinko için 15,32 mg/g, kurşun için 29,59 mg/g ve krom için ise 27,70 mg/g olarak bulunmuştur.Sonuç olarak optimum şartlar sağlandıktan sonra vermikülit minerali diğer adsorbanlarla karşılaştırıldığında, Kuluncak vermikülitlerinin adsorban olarak kullanılabileceği tespit edilmiştir

Adsorpsiyon
Turan Uysal
İnönü University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Mermer sanayi atıklarından yapay kalsiyum silikat üretiminde aşırı öğütmenin etkilerinin seramik malzemeler üzerinde araştırılması

Bu tezde, mermer işleme sanayi atık çamurlarından sağlanan kalsiyum karbonat (CaCO3) ve kuvars kumundan sağlanan kuvars (SiO2) kullanılarak, kalsiyum silikat minerallerinden birisi olan vollastonitin (CaSiO3) ısıl işlemle yapay olarak üretilmesi üzerinde durulmuştur. Atık mermer tozunun vollastonit oluşturmak üzere kuvars kumu ile birlikte kavrulması işleminden önce her iki hammaddenin bir arada aşırı sürelerde öğütülmesinin vollastonitin oluştuğu sıcaklık üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Mermer işleme sanayi atık depolama alanlarından sağlanan beyaz renkli mermer tozları, farklı stokiyometrik oranlarda kuvars kumuyla karıştırılmış ve karışımlar bilyalı jet değirmen kullanılarak çeşitli sürelerde öğütülmüşlerdir. Elde edilen öğütülmüş karışımlar, tane boyu dağılımı analizi (PSD), X-ışınları kırınım difraktometrisi (XRD), taramalı elektron mikroskobu (SEM ve EDX), termal gravimetrik analiz (TGA), diferansiyel termal analiz (DTA) gibi çeşitli fiziksel ve fizikokimyasal analiz yöntemleri kullanılarak karakterize edilmiş ve bulunan sonuçlar öğütülmemiş karışımların özellikleriyle karşılaştırılmışlardır. Öğütülmemiş ve öğütülmüş karışımlar 900°-1200°C aralığında çeşitli sıcaklıklarda kavrularak çok sayıdaki karışım örneği için mermer tozundaki CaCO3'dan CaO oluşturma sıcaklıkları ve CaO'un kuvars kumundaki SiO2 ile sinterleşerek CaSiO3 oluşturma sıcaklıkları, aşırı miktarda XRD analizleri uygulanarak belirlenmiştir. Elde edilen kavurma ürünleri özellikle XRD ve SEM kullanılarak karakterize edilerek vollastonit içerikleri ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca, üretilen yapay vollastonitin geleneksel yer karosu seramiklerindeki davranışı, doğal vollastonitle karşılaştırmalı olarak ortaya çıkarılmıştır. Ağırlıkça %5-20 aralığında çeşitli miktarlarda yapay vollastonit eklenen geleneksel yer karosu seramik çamurları 1000°-1200°C aralığında çeşitli sıcaklıklarda pişirilmiş; elde edilen seramiklere, su emme analizi, pişme küçülmesi analizi, renk değeri ölçümü, ısıl genleşme davranışı, mineralojik faz analizi, mikroyapı karakterizasyonu, otoklav testi ve asit ve baza dayanım testi gibi çok çeşitli testler uygulanmıştır. Üretilen yer karosu seramik tabletleri ayrıca sırlanarak yeniden pişirilmiş ve sır tutma özellikleri saptanmıştır. Böylece, üretilen vollastonit ve diğer kalsiyum silikat katkılarının yer karolarının teknik özellikleri üzerindeki etkileri karşılaştırmalı olarak ortaya çıkarılmıştır. Bu tezde gerçekleştirilen çalışmaların sonucunda, kavurma işlemi öncesinde gerçekleştirilen aşırı öğütme işleminin mermer atık tozu ve kuvars kumu kullanılarak vollastonit üretiminde mermer tozundaki CaCO3'tan CaO oluşum sıcaklığında ve CaO ile SiO2 nin sinterleşme sıcaklığında düşüşe yol açacak kadar bir mekanik aktivasyona neden olduğu belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Mermer atıkları, aşırı öğütme, mekanik aktivasyon, yapay vollastonit, seramik malzeme

Meryem Göktaş
İnönü University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modifiye flotasyon kolonu ve jameson hücresinde kömür flotasyonunda çalışma parametrelerinin flotasyon kinetiğine etkisi

Flotasyon tanelerin yüzey özelliklerinden yararlanarak zamana bağlı olarak yapılan kinetik bir işlemdir. Hava akış hızı, yüzey aktif madde miktarı, katı oranı gibi çeşitli parametrelerin etki ettiği flotasyon kinetiğini etkileyen en önemli parametrelerden birisi de tane boyutudur. İri ve ince tane boyutlarında flotasyon performansının düştüğü mekanik hücrelere nazaran flotasyon kolonu ve Jameson hücresi zenginleştirilecek kömüre daha geniş bir boyut aralığı sunmaktadır. Bu amaçla kül içeriği yüksek, tüvenan linyit kömürünün kullanıldığı bu çalışmada, tane boyutunun flotasyon kolonu ve Jameson hücresi kinetiğine etkisi araştırılmıştır. Kinetik flotasyon deneylerinden önce malzemenin yıkanabilirlik özelliklerini belirlemek amacıyla +18, -18+10, -10+0.5 mm boyut gruplarında yüzdürme-batırma deneyleri gerçekleştirilmiştir. 23 tam faktöriyel deney tasarım yöntemi kullanılarak yapılan flotasyon deneylerinde toplayıcı miktarı, bias hızı ve tane boyutunun, flotasyon kolonu ve Jameson hücresi kinetiğine etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla deneyler -500+300, -300+212 ve -212+106 µm boyut gruplarında gerçekleştirilmiştir. Flotasyon kolonu ve Jameson hücresinde ayrı ayrı gerçekleştirilen deneylerden elde edilen veriler yardımıyla bu üç parametrenin yanabilir verim, kül içeriği ve flotasyon hız sabitine olan etkileri, Design Expert 10.0.6 programı kullanılarak matematiksel modeller haline getirilmiştir. Modele göre bağımlı parametreleri etkileyen en önemli parametrenin tane boyutu olduğu belirlenmiştir. Yapılan çalışmalara göre, Jameson hücresinin flotasyon kolonuna kıyasla daha hızlı çalıştığı belirlenmiştir. Jameson hücresinde mikro olayların hızlı bir şekilde gerçekleşmesi ve tane kalma süresinin az olması nedeniyle, flotasyon hızının oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Flotasyon kolonuna nazaran flotasyon hız artışı, -500+300 µm boyutunda iki katı oranında iken, bu artışın -212+106 µm boyutunda yaklaşık altı kat oranında olduğu belirlenmiştir.

Sevgi Karaca
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eti Maden Kırka Bor İşletmeleri, boraks penta fabrika birimlerinin risk analizinin mukayeseli olarak yapılması

Ülkemiz yeraltı ve yerüstünde çeşitli maden yataklarına ev sahipliği yapmaktadır. Sahip olduğu bu yataklar göz önünde bulundurulduğunda madencilik, ülkemizin kalkınması ve gelişmesi açısından önemli bir sektördür. Tüm dünya ile paralel madencilik sektörünün ülkemizde gelişmesi ile üretim artmış ve beraberinde maden işyerlerinde istenmeyen çeşitli iş kazalarına sebebiyet verilmiştir. Yaşanan iş kazaları neticesinde ölümler, yaralanmalar, yanmalar, uzuv kayıpları vb. durumlar ortaya çıkmış ve maalesef halende benzer durumlar yaşanmaktadır. Meydana gelen iş kazaları, iş sağlığı ve iş güvenliğinin işyerlerindeki önemini vurgulamaktadır. İş kazalarının sebepleri araştırılıp, bu kazaların hiç olmaması veya iş kazasının minimum seviyede tutulması gerekmektedir. İş sağlığı ve güvenliği kültüründe, iş kazalarının en az seviyeye indirilmesi için öncelikle çalışılan işletmede bütün tehlike ve risklerin belirlenerek, bu tehlike ve risklerin derecelendirilmesi gerekmektedir. Derecelendirilen tehlike ve riskler, öncelik sırasına göre tespit edilmeli ve gerekli önleyici-koruyucu tedbirler ile çalışanları ve işletmeyi korumak temelde esas alınmalıdır. Belirlenen tehlike-riskler hakkında işyeri genelinde tüm çalışanlar bilgilendirilmeli, gerekli eğitimler verilmeli, işyeri dâhilinde güvenlik kültürünün oluşması sağlanarak yapılan çalışmalar neticesinde işletmede, iş kazası ve meslek hastalıklarının minimum seviyeye indirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, Eti Maden Kırka Bor İşletmesi'nde ki Boraks Penta 1 ve Dekahidrat Fabrika Birimi ile Boraks Penta 5 Fabrika Birimi'nin risk analizi çalışmaları yapılmış, gerekli koruma önlemleri belirtilmiş, matris yöntemi ve çok değişkenli matris risk analizi yöntemleri kullanılarak karşılaştırılması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Madencilik, tehlike, risk analizi, yöntem, risk, matris

Nilüfer Yavuz
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mikrodalga ile ısıl aktivasyon, toplayıcı ve köpürtücü miktarlarının linyit flotasyonuna etkisinin istatistiksel deney tasarımı yöntemiyle saptanması

Bu çalışmada, Tunçbilek ve Çayırhan linyitleri kullanılarak yapılan bu çalışmanın amacı, numuneler üzerinde, mikrodalga ile ısıl aktivasyonun, toplayıcı ve köpürtücü miktarının flotasyon verimi ve kül uzaklaştırma üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmaktır. Tam faktöriyel deney tasarımıyla gerçekleştirilen çalışmada, flotasyonda etkili olan parametreler belirlenmiş ve optimizasyon için de bir alt yapı oluşturulmuştur. Çalışmada, iki farklı yöreden kömürlerle, flotasyon verimini sağlamak için, mikrodalga ile ısıl işleme tabi tutmadan ve tutularak en uygun toplayıcı ve köpürtücü oranlarını tespit etmek amacıyla deneyler gerçekleştirilmiştir. Yapılan deneylerin sonuçlarına göre, Tunçbilek ve Çayırhan yöresi kömürleri için en uygun toplayıcı miktarı 4290 gr/t ve köpürtücü miktarı 20ppm olarak tespit edilmiştir. Mikrodalga ile ön ısıtmanın, flotasyon verimi üzerinde etkin bir parametre olmasına karşın, toplayıcı ve köpürtücü reaktifler kadar etkin olmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca, yanabilir verimin en yüksek olduğu koşulları oluşturan en etkin parametre toplayıcıdır. Yapılan deneyler sonucunda, Tunçbilek yöresi kömür numunesinin kül içeriği %20'ye düşürülerek, %93 yanabilir verim elde edilmiştir. Çayırhan kömür numuneleri için kül içeriği %49 yanabilir verimle %16'ya düşürülmüştür. Anahtar Kelimeler: Flotasyon, mikro dalga ile ısıl aktivasyon, toplayıcı, köpürtücü, mekanik hücre.

Ozan Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tr33 bölgesi mermer plaka uygulamaları ve sektör çalışanlarının mesleki analizi

Ülkemiz dünyanın en zengin mermer rezervlerinin olduğu Alp kuşağında yer almaktadır. Ham madde bolluğu, çeşit ve rezerv zenginliğinin yanında deniz ulaşımında nakliye kolaylığı, sektör deneyimi, dinamik sektör yapısı ve kullanılan yeni teknolojiler ile dünya doğal taş piyasasında önemli bir yere sahiptir. Dünya doğal taş rezervinin yaklaşık 1/3'ü ülke topraklarımızda bulunmakta olup gün geçtikçe dünya ihtiyaçlarının artmasına paralel olarak gelişen teknolojiyle bu rezerv miktarı hızla azalmaktadır. Bu sebepten önemli mermer rezervlerinin bulunduğu TR33 Bölgesini (Afyonkarahisar, Kütahya, Manisa, Uşak) ülke ekonomisine en verimli şekilde kazandırılması için bir mermer fabrikasındaki farklı tip blok mermerler üzerinde uygulamalar yapılmıştır. Bu uygulamalar ile mermer sektöründe otomasyon geçiş sistemlerine altyapı sağlanması amaçlanmıştır. TR33 bölgesi için yaptığımız araştırmaların sonucunda literatür bakımından kaynak yetersizliği olduğu görülmektedir. Afyonkarahisar, Kütahya, Manisa ve Uşak illerindeki mermer haritaları ve mermer potansiyeli derlenerek bu bölge için ileride yapılacak olan çalışmalara bir kaynak oluşturulmuştur. Bu çalışmalara ek mermer ocakları için bir anket çalışması yapılarak yapılan araştırmalar desteklenmiştir. Likert tipi anket tekniği kullanılarak yapılan anket çalışmasında; mermer sektöründe bulunan ve ocak işletmeciliğinde çalışan işçi, operatör, idari çalışan ve mühendislerin katkılarıyla elde edilen bilgiler değerlendirilmiştir.

Mermer sektörü
Berker Kılıçarslan
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kiremit bünyelerde fosfat ve borlu su kullanılabilirliğinin araştırılması

Bu çalışmada kiremit bünyelerin fiziksel, mekanik ve ısıl özelliklerinin iyileştirilmesine çalışılmıştır. Bu amaçla yapılan deneysel çalışmalar dört aşamada yürütülmüştür. Deneylerin ilk aşamasında kiremit bünyelere yoğrulma suyu olarak borlu su kullanımının etkileri araştırılmıştır. Bu deneylerde yoğrulma suyu olarak; şebeke suyu, %1, %2 ve %3 oranlarında borik asit içeren borlu sular ve Emet Kolemanit Tesisi Espey atık barajından alınan borlu atık su kullanılmıştır. Belirlenen oranlarda kil ve %25 oranında yoğrulma suları ile karıştırılan çamurlar şekillendirilip kurutulduktan sonra 1000ºC, 1050ºC, 1100ºC ve 1150ºC sıcaklıklarda sinterlenmiştir. Deneylerin ikinci aşamasında kiremit kiline fosfat katkısının etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla kiremit kiline %5, %10, %15 ve %20 oranlarında fosfat ilave edilerek yeni kiremit bünyeler hazırlanmıştır. Deneylerin üçüncü aşamasında ise ikinci aşamada seçilen fosfat ve kiremit kili karışımına (%95 kiremit kili+%5 fosfat) yine borlu sular ilave edilmiş ve bu bünyelerde borun etkisi araştırılmıştır. Deneylerin dördüncü ve son aşamasında ise 1., 2. ve 3. deney aşamalarından elde edilen tüm kiremit bünyeler, fabrikada Hoffman fırında sinterlenmiştir. Böylece laboratuvar ve fabrika şartları arasındaki farklılıklar belirlenmiştir. Her aşamada elde edilen bünyelerin toplu küçülme, pişme mukavemeti, su emme, porozite ve renk ölçümleri yapılarak sonuçlar değerlendirilmiştir. Deneyler sonucunda optimum sonuçların elde edildiği bünyeler 1100ºC'de 60 dakika sinterlenen KB2 ve B2 bünyeleri olarak saptanmıştır. KB2 bünyesinin kırılma yükü TS EN 1304 standartında belirtilen minimum değerin yaklaşık % 60'ı kadar, B2 bünyesininki ise yaklaşık %75'i kadar daha fazla elde edilmiştir. Su emme değerleri ise sınır değerlerin altında saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kiremit, Bor, Fosfat

Saadet Öncü
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yüksek kükürt içeren Kütahya–Gediz yöresi kömürlerinden aktif karbon üretilmesi ve özelliklerinin belirlenmesi

Bu tez çalışmasında, yüksek oranda kükürt içeren Kütahya-Gediz yöresi kömürlerinin alternatif kullanım alanı olarak aktif karbon üretilmeye çalışılmış bu amaçla fiziksel ve kimyasal aktivasyon yöntemleri uygulanmıştır. Yöre kömürleri önce çeşitli karakterizasyon çalışmalarına tabi tutulmuştur. Bu çalışmalarda Gediz yöresi kömürlerinin %3,55 oranında pritik kükürt, %2,89 oranında organik ve %0,62 oranında sülfat kükürdü içerdiği, pritik kükürdün ise yapılan mikroskobik incelemeler sonucunda 1-5 mikrometre serbestleşme boyutuna sahip olduğu belirlenmiştir. Aktif karbon üretmek amacıyla uygulanan fiziksel aktivasyon testlerinde, aktifleştirici reaktif olarak N2 ve CO2 gazları kullanılmış, en uygun aktif karbon üretim parametrelerinin belirlenmesi amacıyla karbonizasyon sıcaklığı, karbonizasyon süresi ve tane boyutunun etkileri araştırılmıştır. Kimyasal aktivasyon testlerinde ise aktifleştirici reaktif olarak ZnCl2 ve KOH kullanılmış ve en uygun aktif karbon üretim parametrelerinin belirlenmesi amacıyla kömür-kimyasal oranı, emdirilme (empregnasyon) süresi ve tane boyutunun etkileri araştırılmıştır. Elde edilen aktif karbonların absorbsiyon kabiliyetlerinin belirlenmesi amacıyla 0,5 ppm Cu+2 içeren çözelti kullanılmıştır. Elde edilen aktif karbonların çözeltiden uzaklaştırdığı Cu+2 miktarı dikkate alınarak en uygun çalışma şartları belirlenmiştir. Fiziksel aktivasyon yöntemlerinde N2 gazı kullanılarak üretilen aktif karbon ile çözeltideki Cu+2'ın %96,8'i, CO2 gazı ile çözeltideki Cu+2'ın %96'sı uzaklaştırılabilmiştir. Kimyasal aktivasyon yöntemlerinde ise ZnCl2 kullanılarak üretilen aktif karbon ile çözeltideki Cu+2'ın %99'u uzaklaştırılırken, KOH ile Cu+2'ın %99,6'sı uzaklaştırılabilmiştir. Elde edilen aktif karbonların BET yüzey alanları incelendiğinde N2 ile 510 m2/gr, CO2 ile 618 m2/gr, ZnCl2 ile 733 m2/gr ve KOH ile 792 m2/gr olarak tespit edilmiş, elde edilen aktif karbonlar BET yüzey alanı 1100 m2/gr olan Chemviron marka aktif karbon ile kıyaslanmıştır. Anahtar Kelimeler: Aktif karbon, Fiziksel aktivasyon, Kimyasal aktivasyon, Yüksek kükürtlü Kütahya-Gediz yöresi kömürü.

Sezer Elbinsoy
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Açık ocak işletmelerinde iş güvenliği uygulaması - örnek ocak çalışması

Dünya nüfusuna paralel olarak, insanoğlunun daha kaliteli yaşama olan talebinin artması, hammadde ve mamul maddelerin üretiminin artmasına neden olmuştur. Bilindiği üzere pek çok hammadde; yeraltı ve yerüstü kaynaklarının madencilik aktiviteleri ile kazanımı sonucu elde edilmektedir. Üretimin sayısal olarak büyük bir kısmı, açık işletme madenciliği ile gerçekleştirilmektedir. Bu işlemler sırasında, iş sağlığı ve güvenliği açısından önemli risk ve tehlikeler ile karşılaşılmakta ve işin yürütülmesi sırasında proaktif yaklaşımlar ortaya konularak çalışan işçilerin kazaya uğrama riskinin minimuma indirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Magnesit A.Ş (Eskişehir)'e bağlı açık ocak işletmesinde, delme–patlatma, yükleme-taşıma gibi madencilik faaliyetleri çeşitli risk değerlendirme yöntemleri (Çeklist metodu, L Tipi Matris Yöntemi) ile irdelenmiş ve risk teşkil eden durumların kabul edilebilir seviyeye indirilebilmesi için alınması gereken önlemler belirlenmiştir.

Recep Erdi Şafak
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çimento esaslı yapıştırıcı harçlarda sepiyolit katkılı malzeme geliştirilmesi

Bu tez, çimento esaslı yapı kimyasalı ürünlerinde kullanılan ve kritik bir öneme sahip olan "su tutucu" katkı malzemesine alternatif yerli yeni bir malzeme geliştirilmesi için gerekli çalışmaları kapsamaktadır. Çimento esaslı yapı malzemelerinde mekanik performansı belirleyici mekanizma olan hidratasyon reaksiyonu sırasında çimentonun suyla olan etkileşimine en büyük oranda etki eden bileşenler ‟su tutucu" malzemelerdir. Günümüzde çimento esaslı yapıştırma harçlarında yaygın olarak kullanılan su tutucu malzemeler selüloz eterleridir. Bunun yanı sıra, standart bir yapıştırıcı formülündeki selüloz eteri oranı ağırlıkça %1'den küçük olmasına rağmen bu katkının maliyeti toplam reçete maliyetinin yaklaşık %25'ini oluşturmaktadır. Doğal bir kil minerali olan sepiyolit, içerdiği lif demetleri, kanallı yapısı ve yüzeyindeki silanol ve hidroksil grupları nedeniyle yüksek oranda su tutma kabiliyetine sahiptir. Bu sebeple çimentolu ürünlerde su tutucu malzeme olarak kullanılmaya aday olmasıyla beraber etkin yöntemlerle yapısında bulunan safsızlıklardan uzaklaştırılması, demetler halinde bulunduğu liflerinden ayrılması ve yüzeyinin uygun kimyasallarla ( silan bileşikleri, guar sakızları vs. ile) modifiye edilmesi gerekmektedir. Bu tez kapsamında çalışmalar dört ana başlık altında toplanmıştır: 1) Ticari sepiyolit ürünlerinin kimyasal ve fiziksel karakterizasyonu ile bunların çimentolu ürünlerdeki performans testleri 2) Uygun sepiyolit kaynağının araştırılması ve bu kaynaktan çıkarılan sepiyolitin safsızlaştırılması işlemi 3) İlk iki aşamanın sonuçları ışığında fiziksel ve/veya kimyasal yollarla ham sepiyolitin katkılandırma çalışmaları 4) Katkılandırılmış sepiyolit kullanılarak geliştirilmiş çimentolu ürünlerde reçete optimizayonu çalışmaları.

ReolojiYapı malzemeleriÇimento üretimi
Gafure Ersever Angur
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüvenan gümüş cevherinden gümüş kazanılmasında mikrodalga enerjisinin liç performansına etkisinin araştırılması

Bu tez çalışması kapsamında, mikrodalga enerji, gümüş cevherinden gümüşün siyanür liçi ile kazanılmasında ön işlem olarak kullanılmış ve mikrodalga enerjinin gümüş kazanma verimi üzerine etkileri araştırılmıştır. Yapılan çalışmalarda, farklı siyanür liçi parametreleri değerlendirilerek en az miktarda siyanür kullanımı, en kısa süreli liç işleminde en yüksek verimin elde edilmesi hedeflenmiştir. Mikrodalga enerji ile ön ısıl işlemin, liç performansına etkisinin belirlenmesi amacıyla 120-700 W arasında mikrodalga güç seviyesi ve 2, 5 ve 10 dakika mikrodalga işlem sürelerinde deneyler tesis şartları dikkate alınarak (%32 pülpte katı oranı, 2 gr/lt NaCN, 48 saat liç süresi) gerçekleştirilmiştir. Mikrodalga güç seviyeleri ve işlem süresinin etkisinin belirlenmesinden sonra tane boyutunun etkisinin belirlenmesi amacıyla farklı tane boyutlarında mikrodalga ön işlem uygulanmıştır. 75, 45, 38, 25 ve 10 mikrometre boyutlarına öğütülen gümüş cevheri, belirlenen mikrodalga güç ve sürelerinden ön ısıl işleme tabi tutulmuş ve akabinde tesis şartlarında liç işlemine alınmıştır. En yüksek oranda gümüş kazanımının elde edilebilmesi amacıyla mikrodalga güç seviyesi, işlem süresi ve tane boyutunun etkisinin belirlenmesinden sonra tesis şartlarının iyileştirilmesi ile birlikte liç süresi ve siyanür miktarının azaltılması amacıyla bir seri deney gerçekleştirilmiştir. Tesis çalışma şartlarında 48 saat olan liç süresinin daha kısa sürelere indirilebilmesi amacıyla 6-72 saat sürelerde deneyler gerçekleştirilmiş, devamında NaCN miktarının daha düşük seviyelere indirilmesi amaçlanmış ve 1-8 gr/l aralığında deneyler gerçekleştirilmiştir. Tesis şartlarında gerçekleştirilen deneylerden %43,1 olan gümüş kazanma verimi, 350 W 10 dakikalık mikrodalga ön işlem sonrasında %63,51 seviyelerine yükselmiştir. Ayrıca 350 W 10 dakikalık mikrodalga ön işlem ile tesis şartlarında elde edilen gümüş kazanma verimi 1 gr/lt siyanür miktarı ve 6 saatlik liç süresinde elde edilebileceği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gümüş, Mikrodalga, Siyanür

Ali Onur Bozkır
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gökırmak bakır madeni sahasında patlatma çalışmalarının planlanması

Bu çalışmada, Gökırmak Bakır Maden Sahasındaki yapılacak olan patlatmalar ele alınmış ve saha ile ilgili mevcut durumlar için hazırlanmış çalışmalar incelenip jeolojik ve jeofizik vb veriler doğrultusunda saha için çeşitli patlatma patern planlamalar yapılmıştır. Sahada patlatma ile ilgili işlemleri etkiliyici birçok faktör vardır. Bu çalışmada belirtilen faktörler tek tek ele alınmıştır. Etkilerine yönelik, çeşitli kaynaklar ve patlatma sektörü öncü firmalarında alınan bilgiler doğrultusunda patlatma tasarımı yapılmıştır. Gökırmak Bakır Madeni Projesi için patlatma etkin bir sorun olması muhtemel su problemine uygun patlatma patern tasarımı, şev duraylılığı sorunu olabilecek yerler için patlatma patern tasarımı, sülfürlü cevherleşmeler (reaktif zemin) için ayrı ayrı ve genel patlatma patern tasarımları önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Açık Ocak İşletmeciliği, Reaktif Zemin, Delme ve Patlatma, Şev Duraylılığı Patlatma Tasarımı.

Kaya Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yer altı madenciliğinde simülasyonla eğitim verilmesi: Yer altı maden eğitim simülasyonu

Bu çalışmada maden mühendisliği öğrenimine destek olabilmesi, sahada ise mühendis, tekniker ve işçiler için acil durum eylem planlarının uygulamalı olarak gösterilerek eğitim verilebilmesine imkan sağlamak maksadıyla geliştirilen, bir bilgisayar programı tanıtılmaktadır. YERALTI MADEN EĞİTİM SİMÜLASYONU adı verilen bu program, kullanıcının kolayca kullanabilmesi için görsel dillerden olan Visual Basic 6 kullanılarak geliştirilip derlenmiştir. Görselliği üçüncü boyuta taşımak için OpenGL(Open Graphics Library) kullanılmıştır. Yazılım üzerinde bulunan bir pencerede yeraltı maden ocağının üç boyutlu (3D) görüntüsü oluşturulmaktadır. Kullanıcı bu görüntü üzerinde her türlü eğitimi gerçekleştirmektedir. Kullanıcının, olabildiğince fazla sayıda senaryo uygulayabilmesi ve hatta kendi senaryolarını üretebilmesi sağlanmıştır. Bu sayede daha gerçekçi ve çok sayıda eğitim verilebilmektedir.

Eğitim araçlarıEğitim yazılımıGörsel simülatör
Mustafa Onur Kaya
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çanakkale-Ayvacık bölgesinde bulunan volkanik tüfün katkılı çimento üretiminde kullanılabilirliğinin incelenmesi

Çimento, Dünya'da birçok alanda kullanılan ve milyarlarca ton tüketimi olan yarı mamül bir yapı malzemesidir. Çimento; kil, marn ve kalker gibi hammaddelerin belli işlemlerden (kırma-eleme-öğütme vb. gibi) geçirildikten sonra yüksek sıcaklıkta (1300°C – 1600°C) pişirilmesiyle elde edilmektedir. Proses sıcaklığını elde etmek için yüksek enerji maliyetleri gerekmektedir. Bu enerjiyi elde etmek için uygulanan yanma sonucunda çevreye yüksek oranda karbon ve bazı zararlı gazlar salınmaktadır. Enerji maliyetini ve zararlı gaz salınımını düşürebilmek için çimento üretimi esnasında tüf, kül, silis tozu ve cüruf gibi puzolan özelliği olan maddeler ilave katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada; Çanakkale İli, Ayvacık İlçesi civarında yataklanmış volkanik tüfün doğal puzolan hammaddesi olarak katkılı çimento üretiminde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla; farklı tane boyutlarında, ham ve pişmiş malzeme ile hazırlanmış reçeteler kullanılmıştır. Belli oranlarda hazırlanan bu karışımlardan elde edilen örneklere; fiziksel ve mekanik deneyler ile kimyasal, mineralojik, SEM ve optik dilatometre analizleri yapılmıştır. Bu analiz ve deney sonuçları, tüfün katkılı çimento üretiminde kullanılabileceğini göstermiştir. Volkanik tüfün ham malzeme şeklinde kullanılarak hazırlanmış harçta %10-15, pişirilmiş malzeme ile hazırlanmış harçta ise %20-25 oranında çimento yerine kullanılabilir olduğu sonucuna varılmıştır.

Dental çimentolarPortland çimentosuPuzolanlı çimento+1
İlyas Emre Akan
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mermer işletmelerinde uygulanabilecek risk analizi yöntemlerinin incelenmesi: Örnek bir uygulama

Ülkemiz mermer rezervi ve kalitesi yönüyle dünya mermer potansiyel rezervleri içerisinde önemli bir yere sahiptir. Mermer ocak işletmeciliği; yoğun olarak insan gücüne dayanan bir meslek koludur. Ülkemizdeki mermer ocaklarının genellikle küçük ölçekli olmasından ötürü iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri yeterince önemsenmemekte, kontrol altında tutulmamaktadır. Mermer ocak işletmeciliğinin iş sağlığı ve güvenliği açısından daha güvenilir hale getirilebilmesi için kazalar olmadan önce risk analizi yapılması hemen sonrasında tehlikeli durum ve hataya sebebiyet verici nedenlerin tespit edilmesi gerekmektedir. İş kazaları sonucu meydana gelebilecek ölüm, yaralanma ve maddi hasar gibi unsurları ortadan kaldırmak için yapılması gerekli en temel unsurlardan birisi risk analizidir. Bu çalışmada, ülkemizde faaliyet gösteren bir mermer işletmesinde Hata Türü ve Etkileri Analizi yöntemi ile mevcut tehlikeler belirlenmiştir. İşletmede belirlenen bu tehlikeler için risk skorları hesaplanmış ve hesaplanan risk skorları yardımıyla işletmede daha önceden farklı bir metot ile yapılmış risk analizinde tespit edilen tehlikeler yorumlanmıştır. Ayrıca, yüksek risk oluşturan kaynakların ortadan kaldırılabilmesi veya risklerin minimize edilebilmesi için alınması gereken önlemler belirlenmiştir.

Levent Sırakaya
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir kalker ocağında iş hijyen ölçümlerinin çalışanlar açısından değerlendirilmesi

ÖZET Günümüzde teknoloji her ne kadar gelişmiş olsa da çalışılan ortamı güvenli hale gelmesini sağlamışsa da madencilik sektöründe kazaların ve ölümlerin olmadığı bir dönem yoktur. Çalışanların maruz kaldığı tehlikeler düşünüldüğünde bunu engelleyecek bir teknoloji henüz daha günümüze ulaşamadı. Bu sebeple gelişen teknolojiye rağmen insan gücünün daha ucuz olması madenlerde çalışan iş makinası yerine insan gücü tercih edilmektedir. Günümüzde hala erken ölümlere, meslek hastalıklarıyla ve çok ölümlü maden kazalarıyla akla gelen bir meslek olmaya devam ediyor. İş kazaları ve iş hastalıkları iş veren ile işçi açısından bakıldığında Türkiye şartlarında bir adım ilerisi düşünülmektedir. İş sağlığı ve gözetimi uygulamalı konusunda başta iş yeri hekimleri olmak üzere diğer iş sağlığı ve güvenliği alanında çalışanlara katkıda bulunmak üzere planlamalar yapılıyor. İş sağlığı gözetimi kavramı çalışılan ortamda gözetim ile işçinin sağlığın gözetimin birleşimidir. Buna göre iş yerindeki çalışma şartları faktörleri önemlidir. Buna göre iş yerindeki ortamı tanıyarak tehlike ve risklerini gözlemleyip sağlık gözetimini planlayıp hareket etmesi gerekir. Madencilik sektöründe çalışanlar yaptıkları iş türüne göre fiziksel ve kimyasal etmenlere maruz kalmaktadırlar. Madencilik meslek hastalıklarının ve iş kazalarının meydana geldiği çok tehlikeli bir iş koludur. Bu çalışmada Sakarya bölgesinde bulunan bir kalker ocağında çalışan personelin maruz kaldıkları fiziksel ve kimyasal risk etmenleri araştırılmış ve konu ile ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Risk etmenlerinden Aydınlatma, Termal konfor, gürültü, titreşim ve toz unsurları İş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmiştir

Orhan Uyar
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tuğla bünyesinde kömür artığı ve bor kullanımının araştırılması

Daha sonra doldurulacaktır.

Ayşe Sevil İnce
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ömerler a sahası mekanize panolarında susuzlandırma çalışmalarının analizi

Ülkemizdeki kömür yataklarının farklı coğrafik bölgelerde olması, eko-coğrafik-kültürel kalkınmaya olumlu katkı sağlamaktadır. Ayrıca, elektrik enerjisi üretiminde ucuz hammadde olması ve sağladığı katma değer, kömürü önemli fosil enerji kaynağı haline getirmektedir. Ancak, yeraltı ve açık ocak kömür üretiminin ve nakliyat işlerinin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi çalışma ortamının emniyetli olmasını gerektirmektedir. Özellikle yeraltı maden ocaklarında bulunan su, çalışma verimini olumsuz etkilemekte ve üretimde aksamalara neden olmaktadır. Dolayısıyla, bir yeraltı maden işletmesi için su önemli bir problem ise üretime geçilmeden önce mutlaka susuzlandırma çalışmaları yapılarak suyun ortamdan uzaklaştırılması gerekmektedir. Yeraltı suyunun ocak içerisinde sorun oluşturmasını önlemenin en etkili yolu ocak planlama aşamasında hidrojeolojik araştırmaların yapılmasıdır. Bu amaçla, yeraltı kömür ocaklarında yürütülecek susuzlandırma çalışmalarında öncelikle çalışma kotu üzerindeki yeraltı su katmanları, arazinin hidrojeolojisi ve jeolojisi incelenerek yerüstü derin kuyu pompalarının yer seçimi ve su atımı yapılacak derinlik tespit edilmelidir. Bu çalışmada, kömür üretiminin verimli bir şekilde yapılabilmesi amacıyla G.L.İ. Ömerler yeraltı ocağındaki susuzlandırma çalışmaları ve etkileri incelenmiştir. Bu amaçla; susuzlandırma çalışmaları ayrıntılı olarak anlatılmış; projenin uygulanmasını müteakip yeraltı ve yerüstünden yapılan su drenaj miktarı, kömür üretim miktarı, elektrik gideri ve makine ekipman arızaları gibi parametrelerdeki etkileri ayrı ayrı incelenmiştir. Yeraltı panolarına gelen suyun çalışma alanına ulaşmadan drene edilmesi için yaklaşık 4000 metre derinliğinde 10 adet drenaj pompa kuyusu açılmıştır. Hem yeraltı hem de yerüstü ölçümlerinde, drenaj çalışmalarına başlandığı andan itibaren panolara gelen su miktarında önemli derecede azalmalar meydana geldiği belirlenmiştir. Susuzlandırma çalışmaları sayesinde yeraltı ocağı ocak içi su atımının % 27, ocak dışı su atımının ise yaklaşık % 40 oranında azaldığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Susuzlandırma, Hidrojeoloji, Mekanize, Ömerler A, Su atımı, Yeraltı.

Yılmaz Yıldırım
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seyitömer linyitleri Marn Stok kömürlerinin değerlendirilmesi

Yapılan bu çalışma sekiz ana başlık altında toplanmıştır. Birinci bölüm giriş olup, kömürün tanımı, sınıflaması ve kullanım teknolojisini kapsayan ikinci bölüm, kömürün dünyada mevcut durumunun anlatıldığı üçüncü bölüm, Türkiye'deki mevcut durumun anlatıldığı dördüncü bölümdür. Beşinci bölümde kömür hazırlama yöntemleri hakkında genel bilgiler verilmiş olup, altıncı bölümde Seyitömer Linyitleri kömürleri ve özellikleri anlatılmıştır. Yedinci bölümde deneysel çalışmalar anlatılmış, son bölümde ise bu çalışmaların sonuçları irdelenmiş ve öneriler sunulmuştur.Deneysel çalışmalarda kullanılan Marn Stok kömürlerinin kimyasal özellikleri şöyledir: %28,50 Nem, %45.50 Kül, %13,24 Uçucu Madde, %12,76 Sabit Karbon, Alt Isıl Değer 1.585 kcal/kg, Üst Isıl Değer 1.675 kcal/kg'dır. Bu özelliklerine göre Seyitömer Marn Stok kömürleri yumuşak linyit sınıfına girmektedir.Deneysel çalışmalarda Marn Stok kömürlerinin tüm elek fraksiyonları yapılmış ve bu fraksiyonların yüzdürme-batırma deneyleri yapılmıştır. Buradan elde edilen sonuçlardan zenginleştirme yöntemi seçilmiştir. 63+31,5 mm, 31,5+16 mm, 16+12,5 mm, 12,5+4 mm jig; 16+12,5 mm, 12,5+4 mm, 4+2 mm, 2+1 mm fraksiyonları ise sallantılı masada zenginleştirilerek optimal deney sonuçları araştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Jig, Kalori, Kül, Marn Stok, Sallantılı masa, Yüzdürme - Batırma

Derlen Bal
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seyitömer linyitleri B3 damarı kömürlerinin değerlendirilmesi

Yapılan bu çalışma sekiz ana başlık altında toplanmıştır. Birinci bölüm giriş olup, kömürün tanımı, sınıflaması ve kullanım teknolojisini kapsayan ikinci bölüm, kömürün dünyada mevcut durumunun anlatıldığı üçüncü bölüm, Türkiye'deki mevcut durumun anlatıldığı dördüncü bölümdür. Beşinci bölümde kömür hazırlama yöntemleri hakkında genel bilgiler verilmiş olup, altıncı bölümde Seyitömer Linyitleri kömürleri ve özellikleri anlatılmıştır. Yedinci bölümde deneysel çalışmalar anlatılmış, son bölümde ise bu çalışmaların sonuçları irdelenmiş ve öneriler sunulmuştur.Deneysel çalışmalarda kullanılan SLİ B3 damarı kömürlerinin orijinal bazda kimyasal özellikleri şöyledir: % 28,70 nem, % 44,69 kül, % 13,81 uçucu madde, % 12,80 sabit karbon, alt ısıl değer 1.543 kcal/kg, üst ısıl değer 1.648 kcal/kg `dır. Bu özelliklerine göre Seyitömer B3 damarı kömürleri yumuşak linyit sınıfına girmektedir.Deneysel çalışmalarda B3 damarı kömürlerinin elek fraksiyonları yapılmış ve bu fraksiyonların yüzdürme ? batırma deneyleri yapılmıştır. Buradan elde edilen sonuçlardan zenginleştirme yöntemi seçilmiştir. -63+31,5 mm, -31,5+16 mm, -16+12,5 mm, -12,5+4 mm jig; -16+12,5 mm, -12,5+4 mm, -4+2 mm, -2+1 mm fraksiyonları ise sallantılı masada zenginleştirilerek optimal deney sonuçları araştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sallantılı masa, Jig, Marn Stok, Kalori, Kül, Yüzdürme - Batırma

Serkan Vuran
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupa Birliği sürecinde kırmataş üretim modellerı ve kalite parametreleri

Kırmataş çok çeşitli kullanım alanlarına sahip olmakla birlikte, özellikle inşaat sektöründe zorunlu olarak kullanılan bir malzemedir. Ülkemizde son yirmi yıl içinde köyden kente hızlı bir nüfus akımının meydana gelmiş olması, bu nüfus hareketinin tabii sonucu olarak inşaat sektöründeki büyüme ve gelişme, yol yapımının hızlanması ve benzer nedenlerle kırmataş talebinde büyük artışlar olmuştur. Sektör için gerekli bilginin hızla üretilmesi ve yaygınlaştırılması, malzeme üretim tekniklerinin ve kullanım alanlarının standartlaştırılması, sektördeki iş gücü ve eğitim kalitesinin yükseltilmesi için meslek odaları, üniversiteler ve kırmataş organizasyonları tarafından çalışmalar yapılmaktadır.Bu tez çalışmasında hali hazırdaki kırmataş üretim ocakları ve tesislerinin durumu irdelenmiş, bu sektöre ilişkin TSE standartları ve sektörün kalite anlayışı değerlendirilmiştir. AB'nin getirmiş olduğu kalite standart ve yasaları çerçevesinde çevre mevzuatları ve kırmataş ruhsatlandırmasındaki hukuki durum, iş güvenliği yasaları, üretim metotlarındaki yenilikler ele alınarak geleceğe yönelik sektörün durumuna ilişkin projeksiyon yapılmıştır.Anahtar Kelimeler : AB süreci ve kırmataş, Agrega, Kalite,

Görkem Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Açık ocak işletmeleri için maden kapatma süreci ve örnek uygulamalar

Madencilik faaliyetlerine bağlı olarak çalışılan bölgenin ekolojik ve topoğrafik özelliklerinin tahrip edilmesi, gerek sektörel, gerekse çevresel bakımdan çok büyük bir problem oluşturmaktadır. Bu çalışma, yer altı kaynaklarımızın ekonomik biçimde işletilirken, doğa tahribatının asgari düzeyde tutulabileceğinin, hatta madencilik faaliyetleri nedeniyle değişen doğal yapının eskisinden çok daha verimli ve çok daha zengin biçimde tekrar doğaya kazandırılabileceğini gösterebilmek amacıyla yapılmıştır.Dünya'da ve ülkemizde madencilik denince akla ilk gelen soru, doğa tahribatının ne derece büyük olacağı ve buna bağlı olarak ileride yaşanabilecek çevresel problemler olmaktadır. Özellikle ülkemizde madencilik kültürünün fazlaca gelişmemiş olması nedeniyle, konuya çok daha önyargılı biçimde bakılmaktadır. Bu durum çoğunlukla sivil toplum örgütleri ve yerel halkı madenciler ile karşı karşıya getirmekte ve bazen ülke ekonomisi açısından çok büyük değer taşıyan madenlerimizin işletilememesi bile söz konusu olabilmektedir.Ülkemiz yeraltı kaynakları açısından oldukça zengin mineral potansiyeline sahiptir. Yeraltı kaynaklarımızın işletilebilmesi, hem ülke hem de çalışılan yörenin kalkınması açısından çok önemlidir. Bu sebeple madencilik faaliyetlerinin neden olduğu çevresel tahribatın bertaraf edilmesi ve yeraltı kaynaklarımızın değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca madenler, ülkemizin refah seviyesinin artmasında da önemli bir role sahiptir.Konu ile ilgili bilimsel araştırmalar devam etmektedir ve bu araştırmayı destekler niteliktedir.

Madencilik
Volkan Pusa
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emet Espey Bor Tesisi ince gölet atıklarının Jameson flotasyon kolonunda zenginleştirilebilirliğinin araştırılması

Eti Bor A.Ş. Emet Bor İşletmesi Espey konsantratör tesisi ince bor artıkları (-3 mm) artık barajında depolanmaktadır. Her geçen gün dolmakta olan baraj, çevre görüntüsü ve kirliliği açısından sorun olmakta, ayrıca işletme giderlerine olumsuz etki yaratmaktadır. Barajdaki artığın B2O3 içeriği oldukça yüksek olup, yaklaşık %26.33'tür. Bu kaybın yeniden ekonomiye kazandırılması için uygun zenginleştirme yönteminin veya yöntemlerinin belirlenmesine ihtiyaç vardır. Bu artıkların kazanılması ile yukarıda belirtilen olumsuz etkileri de en aza inecektir. Bu çalışmada; Artık barajında bulunan bor minerallerini kazanabilmek amacıyla teorik olarak iki aşamalı ve birbirinden farklı iki zenginleştirme yöntemi tasarlanmıştır. Bu yöntemlerin geçerliliği deneysel olarak araştırılmıştır.Birinci aşamada; mekanik karıştırma ile dağıtma + kimyasal dağıtma + sınıflandırma ile zenginleştirme çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmalarda + 150 ?m , -150 ?m + 38 ?m ve -38 ?m olmak üzere üç ayrı fraksiyonda ürünler elde edilmiştir. Bu ürünlerden sadece +150 ?m fraksiyonunda %43.76 B2O3 tenörlü konsantre %73.51 verim ile elde edilmiştir. Diğer fraksiyonlarda ise istenilen ekonomik değerlere ulaşılamamıştır. Bu nedenle ikinci aşamada, - 150 ?m boyut altı grubuna flotasyon yöntemi uygulanmış ve flotasyon deneylerinde ince tanelerin flotasyonunda performansı yüksek olan Jameson flotasyon kolonu kullanılmıştır. Uygun flotasyon koşullarını belirleyebilmek amacıyla; toplayıcı ve köpürtücü dozajı, jet uzunluğu ve hızı, bias faktörü, dalma derinliği, katı oranı ve şlam etkisi gibi faktörlerin verim ve tenöre etkileri araştırılmıştır. Belirlenen uygun flotasyon şartları sonucunda %99.47 verimle %46.63 B2O3 tenörlü konsantre elde edilmiştir.Bu alanda ilk defa kullanılan Jameson flotasyon kolonundan tenörü ve verimi yüksek konsantre kazanılarak önemli soruna laboratuar boyutunda çözüm bulunmuştur. Pilot ve endüstriyel boyutta bilimsel araştırmaların yapılmasında yarar vardır.Anahtar Kelimeler: Bor, Bor flotasyonu, Jameson flotasyon kolonu, Kolemanit, Kolemanit flotasyonu.

Senem Kerenciler
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eti Bor Emet Hisarcık kolemanit atıklarının dekrepitasyon yöntemi ile zenginleştirilmesi

Bu çalışmada Eti Bor A.Ş. Emet Bor İşletmesi Hisarcık konsantratör tesisinde bor zenginleştirmesi sonucu ortaya çıkan artık barajında depolanan, hem çevresel sorunlara, hem de ekonomik kayıplara neden olan ince (-3 mm) artıkların zenginleştirilebilirliği araştırılmıştır. Bunun için ilk önce malzemenin kimyasal, fiziksel ve fizikokimyasal karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır. Yapılan bu çalışmada artık barajından alınan temsili numunenin %23,63 B2O3 içerikli olduğu aynı zamanda 2080 ppm oranında As2O3 içerdiği tespit edilmiştir. Mineralojik incelemeler sonucunda ise numunenin esas olarak kolemanit, montmorillonit ve kalsit minerallerinden oluştuğu az olarak da, dolomit ve muskovit içerdiği belirlenmiştir.Bor atıklarının çevreye verdiği zarar ve depolama maliyetleri Bor İşletmelerinin önemli problemlerinden biridir. Deneysel çalışmalarda kullanılan atık numunesinde % 23,63 B2O3 ve dikkate değer miktarlarda Arsenik ile Fe2O3 tespit edilmiştir. B2O3'ü kazanmak amacıyla dekrepitasyon yöntemi kullanılmıştır. Daha sonra ise kolemanit içerisindeki B2O3 tenörünün daha fazla arttırılması için flotasyon deneyleri yapılmıştır.Anahtar Kelimeler : Dekrapitasyon, Flotasyon, Hisarcık Bor Tesisi, Kalsinasyon, Kolemanit.

Ömer Aykul
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mermer fabrikalarında kullanılan dairesel testereli blok kesme (S/T) makinelerinde performans analizleri

Mermer fabrikalarında kullanılan mermer blok kesim makinelerinin performansı, işletme performansını ve dolayısıyla da karlılığı doğrudan etkileyen bir konudur. Bu tür makine performansındaki düşüklüklerin temel kaynakları ise blok kesim esnasında makine ve makine dışı sebeplerden kaynaklanan zaman ve üretim kayıpları olarak gözlemlenmektedir. Mermer kesim makinelerinin performanslarının arttırılması bu makineler için uygun performans boyutlarının belirlenmesi, bu göstergelerin sürekli ölçümü ve denetimi (kontrol ve iyileştirme) ile mümkündür. Çok önemli doğaltaş potansiyeline sahip olan ve birçok fabrika ve ocağın faaliyet gösterdiği ülkemizde makine performansı ve verimliliği konusunda fazlaca değerlendirme çalışması yapılmamıştır.Bu çalışmada bir mermer fabrikasında kullanılan dairesel testereli blok kesme (S/T) makinelerine ait 3 haftalık (2008 Şubat ayı ilk üç haftası) çalışma verilerine bağlı olarak performanslarının belirleyicisi olarak kabul edilen verim, verimlilik ve etkenlik değerleri tespit edilmiş ve bu üç değere bağlı olarak makine performansları belirlenmiştir. Bu belirleme sonrasında performans düşüklüklerinin nedenleri araştırılmış ve performansı arttırabilmek için neler yapılabileceği üzerinde durulmuştur.Verim, verimlilik ve etkenlik göstergeleri belirlenirken işletmeden temin edilen makine çalışmasına ilişkin girdi ve çıktı değerleri kullanılmıştır. Çalışmada makineler temel girdisi olarak zaman (saat), temel çıktısı olarak ise üretilen miktar (m2) dikkate alınmıştır. S/T'lerin yüksek performans düzeylerinde çalışmasında birçok faktör yanında özellikle operatör kullanımının, oldukça etkin olduğu kanaatine varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Etkenlik, Makine Performansı, S/T Makineleri, Verim, Verimlilik.

Mustafa Sakaoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ara ve Ca bentonitlerin soda ve MgO ile aktivasyonu

Yüksek katyon değiştirme özellikleri nedeniyle endüstriyel süspansiyonların stabilitelerinin kontrolünde yaygın bir şekilde kullanılan bentonitler, alkali (Na- bentonit), yarı alkali (Na-Ca bentonit), toprak alkali (Ca- bentonit) olarak sınıflandırılmaktadırlar. Na bentonitler mevcut teknolojik özellikleri (Viskozite, şişme, filtrasyon kaybı vb.) ile sondaj sıvısı olarak kullanılırken, yarı alkali ve toprak alkali bentonitlerin bu sektörde kullanımı sınırlı olmaktadır.Ülkemizde ve Dünyada Na bentonit rezervleri oldukça sınırlı olup, sınırsız miktarda Na-Ca ve Ca-bentonit rezervleri mevcuttur. Orta ve düşük şişme, viskozite ve yüksek filtrasyon kayıpları veren bu bentonitlerin sondaj sektöründe kullanımlarını güçleştirmektedir. Bu bentonitlerden API ve TSE standartlarında sondaj çamuru elde edilebilmesinin tek yolu ise çeşitli katkı maddeleri ile aktivasyon işlemine tabi tutulmasıdır. Rekabetin yüksek olduğu bu sektörde bu tür bentonit yataklarının elde edilecek yeni teknolojik bilgilerle değerlendirilmesi ülke ekonomimiz açısından da büyük önem arz etmektedir.Bu çalışmada, Na-Ca ve Ca-bentonitlerin MgO, NaCO3 ve MgO+NaCO3 kombinasyonu ile yaş ve kuru olarak aktivasyonu yapılarak viskozite, şişme, filtrasyon kaybı gibi teknolojik özellikleri araştırılmıştır. Na ve Mg iyonlarının süspansiyonun fiziksel özelliklerine etki mekanizmasını araştırmak için ise zeta potansiyel ve pH ölçümleri yapılmıştır. Bu karışımların iyon adsorpsiyonu ve iyon değişimi yolu ile bentonit tabakalarının yüzeyleri veya kenarları ile etkileşimi montmorillonitlerin reolojik özelliklerini modifiye etmektedir. Elektrokinetik özellikler bentonit süspansiyonlarının formülasyonunu optimize etmekte kullanılmaktadır.Yapılan çalışmalar sonunda, ara tipteki bentonitlerin kuru aktivasyon yöntemi ile soda ve MgO kombinasyonu kullanılarak aktive edilmeleri neticesinde, sondaj sektörüne uygun olduğu görülmüştür. Ca bentonitin ise şişme ve viskozite açısından sondaj bentonitine uygun hale getirilebileceği ancak filtrasyon kaybının fazla olması dolayısı ile CMC ile de aktive edilmesi gerektiği bulunmuştur.

Bentonit
Tan Çetinel
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sepiyolitten nem alıcı (desikant) kil üretimi

Bu çalışma kapsamında, Sivrihisar bölgesinden temin edilen farklı fizikokimyasal özelliklere sahip sepiyolit örneklerinin desikant amaçlı olarak kullanılabilirliği ve onların desikant özelliklerinin farklı işlemlerle geliştirilmesi araştırılmıştır. Seçilen beş farklı sepiyolitten ikisinin sepiyolit içeriği düşük olmasından dolayı araştırmalar daha çok sepiyolit içeriği yüksek diğer üç farklı sepiyolit (Kurtşeyh, Sığırcık, TTB) üzerine yoğunlaştırılmıştır.Çalışmalar öncelikle desikant boyutunun belirlenmesi amacıyla örneklerin boyuta bağlı olarak nem tutma kapasitelerine bakılmıştır. Örneklerin nem tutma kapasitelerinde büyük bir değişim görülmemiştir. Daha sonra örneklerin nem tutma kapasitesi üzerine ısıl aktivasyonun etkisi araştırılmıştır. Isıl aktivasyon deneyleri 90-105-150-200-250-300-350-400-500 oC'de yapılmıştır. Sepiyolitin ısıl işleme maruz bırakılmasının nedeni onun yüzey alanındaki artışa paralel olarak nem tutma kapasitesinin artırılmak istenmesidir. 300 oC ye kadar sepiyolitin nem tutma kapasitesi artmış bu sıçaklığın üzerinde ise nem tutma kapasitesinde düşüş gözlemlenmiştir. Sepiyolitin 200 oC'ye kadar yapısındaki bağlı ve zeolitik suyun uzaklaştırılmasının bir sonucu olarak yüzey alanındaki artışa paralel olarak nem adsorpsiyon kapasitesinde bir artış olmaktadır. Fakat bu sıcaklık 300 oC'nin üzerine çıkarıldığında ise mikrogözeneklerin bozulmasına paralel olarak yüzey alanındaki azalmayla nem tutma kapasitesinde de azalma olmaktadır. Bundan dolayı örneklerimizde en iyi nem tutma kapasitesi 200 oC civarında olduğu için aktivasyon sıcaklığı 200 oC olarak alınmıştır.Sepiyolitin nem alma kapasitesinin artırılması amacıyla zenginleştirme çalışmalarında sepiyolit ve safsızlıklarının birbirinden ayrılması amacıyla hidrosiklonda deneyler yapılmıştır. Yapılan deneylerden elde edilen ürünlere uygulanan nem adsorpsiyon testlerinde sepiyolitin nem tutma kapasitesinde bir artış olmuş fakat bu artış istenilen seviyelerde olmamıştır.Sepiyolitin USA ve Japon standartlarına göre iyi bir nem tutucu (desikant malzeme) olması için % 20, % 50 ve % 90 nemde 25 oC'de belirli bir nem tutma kapasitesine sahip olması gerekmektedir. Bundan dolayı sepiyolitin nem adsorpsiyon kapasitesini artırmak amacıyla CaCl2, MgCl2, LiCl ve NaSO4 gibi tuz ve reaktiflerden ağırlıkça %1-10 aralığında sepiyolite ilave edilerek karışımlar hazırlanmıştır. Bu tuzların LiCl>CaCl2>MgCl2>NaSO4 sıralaması şeklinde sepiyolitin nem adsorpsiyon kapasitesini artırdığı görülmüştür. Buna karşılık NaSO4 ise sepiyolitin nem adsorplama kapasitesini azaltmıştır. Sonuç olarak, %3 LiCl, % 5 CaCl2 ve %7 MgCl2 ilavesi ile kalsiyum klorür ilavesi ile standartlara uygun sepiyolit desikant elde edilmiştir. Bunların dışında, sepiyolitin nem tutma kapasitesi üzerine ortam sıcaklığındaki değişimin nasıl etki ettiği araştırılmıştır. Artan ortam sıcaklığına bağlı olarak sepiyolitin nem tutma kapasitesinin 40 oC'den sonra düştüğü görülmüştür. Bu düşüş CaCl2 katkılı sepiyolitler de artan CaCl2 miktarına bağlı olarak azalmıştır.Anahtar Kelimeler: Bağıl nem, Desikant, Sepiyolit, Sıcaklık, İnorganik tuz,

Bağıl nem
Gafure Ersever
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de kömürün enerji üretimindeki rolü

Enerji, ekonomik ve teknolojik gelişmelere paralel olarak yaşamsal temel bir ihtiyaç olması yanında, ülke ekonomilerinin büyüyerek refahlarının artmasında da en önemli unsurların başında gelmesinden dolayı, çatışmaların odağı olma halini sürdürmektedir. Buna paralel olarak son yıllarda yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesinde büyük ilerlemeler olmasına rağmen, fosil yakıtların öneminde bir azalma olmamıştır. Fosil yakıtlar arasında arz güvenliğinin sağlanmasında çok büyük öneme sahip olan kömür, temel enerji kaynağı olma özelliğini artırarak sürdürmektedir.Ülkemiz, petrol ve doğalgaz kaynakları bakımından dışa bağımlı olsa da enerji tedarikinde kullanabileceği önemli kömür rezervlerine sahiptir. Son yıllarda enerji ihtiyacımızın karşılanmasında doğalgaza artan bir önem verilmesinin, enerji arz güvenliğini tehlikeye sokması, enerji maliyetlerine ağır yükler getirerek ülke ekonomisine zarar vermesi gibi olumsuz yönlerinin yanında, kömürlerimizin enerji temininde olmazsa olmaz öneme sahip olduğu, bu kaynaklarımızdan çok daha fazla yararlanılması gerektiği gerçeğini de bir kez daha ortaya koymuştur.Bu tez çalışmasında, ülkemizin genel enerji durumu incelenerek, önemli bir enerji hammaddesi olan kömürlerimizin, enerji üretimimizdeki rolü araştırılmıştır. Ayrıca ileriye dönük enerji üretiminde kömürün payının ne şekilde arttırılarak, daha nasıl faydalı kullanılması gerektiği konuları belirlenmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Elektrik enerjisi, Enerji, Enerji kaynakları, Fosil yakıtlar, Kömür.

Mümin Aydın
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tek damar yapılı cevher yataklarında bilgisayar destekli fay modellemesi ve rezerv hesabı

Bu çalışmada tek damarlı cevher yatakları ile fay arasındaki fiziksel etkileşimi bilgisayar ortamında üç boyutlu olarak görüntülemek amacıyla bir matematik model ve bilgisayar yazılımı geliştirilmiştir. Geliştirilen sistem plaka yapısında olan cevherin ve fayın dalım yön ve açısını kullanmaktadır. Analitik geometri temeli üzerine bina edilen algoritma ile gerek cevher, gerekse faya ait bütün gerekli koordinatlar hesaplanmakta, damar-fay kesişim hattının koordinatları bulunmakta ve atım bilgilerine göre cevher yatağının yeni pozisyonu belirlenmektedir. Geliştirilen matematik model algoritması C++ programlama diliyle kodlanarak, AutoCAD ortamında görüntüleme imkânı sunan bir yazılım geliştirilmiştir. Sistem, değişik cevher-fay ilişkileri için sınanmış, gerek sayısal, gerekse görsel olarak doğru sonuçlar üretmiştir. Her türlü ve sayıda cevher-fay etkileşimi için geliştirilebilecek bir sistemin alt yapısı oluşturulmuştur.Anahtar Kelimeler: Fay Hattı.

Fay hattı
Olcay Daş
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Açık işletme yöntemiyle çalışan kömür işletmelerinde maliyet analizi; bir açık işletme örneği

Örtü malzemesinin kaldırılmasına dayalı açık ocak kömür işletmeciliğinde kazı ve taşıma faaliyetleri için kazıcı-yükleyici ve kamyon sistemi yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca tüvenan kömürün piyasa ihtiyacına göre boyutsal olarak sınıflandırılması ve kalitesinin arttırılması için kriblaj ve lavvar tesisleri kullanılmaktadır. Maliyet analizi yapılırken maliyete etki eden faktörlerin birbirlerinin tamamlayıcısı durumunda olduğunu ve yürütülen maden işletmeciliğinin herhangi bir noktasında oluşan bir aksamanın sistemin genelini etkileyeceğini ve verimsizliğe neden olacağı unutulmamalıdır.Bu çalışmada, Tekirdağ'ın Malkara ilçesi sınırları içerisinde olan İR-164 ruhsat numaralı İbrice Maden İşletmesi'nde kömür maliyetine etki eden maliyet faktörleri incelenerek kömür birim maliyeti belirlenmiştir.Çalışmada ayrıca kazı - yükleme ve taşıma makinelerinin, kriblaj ve lavvar tesislerinin ayrı ayrı değerlendirilerek, bu faktörlerin maliyeti ne derecede etkilediği belirlenmiş, maliyeti en fazla etkileyen faktörün akaryakıt olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Açık ocak, Örtü kazı, Birim Maliyet.

Cihan Demirtaş
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Altere gnays cevherinden K-Na feldspat ayrımı

Yerkabuğunun %60-65'ini oluşturan feldspatlar, yapıları ve özellikleri birbirine oldukça benzeyen, susuz alümina silikatlardır. Bu mineraller, endüstride kullanım alanı bulabilen ve `Endüstriyel Hammadde' olarak adlandırılan, kilden kuvarsa kadar birçok minerali içermektedir. Feldspat mineralleri kimyasal bileşim ve yapıları açısından plajiyoklaz feldspatlar ve alkali feldspatlar olmak üzere iki gruba ayrılır. Bu çalışma kapsamında; altere gnays cevheri içerisindeki manyetik duyarlılığı fazla olan renkli minerallerin manyetik zenginleştirilmesini takiben yapılan Na K Feldspat flotasyonu gerçekleştirilmiştir. Flotasyon deneyleri Denver tipi 1 litrelik hücrede %15 katı oranında yapılmıştır. Flotasyon işlemlerinde pH 2.5-3 arasında HF kullanılarak feldspatın canlandırılıp yüzdürülerek, kuvars feldspat ayırımı yapılmıştır. Buradan elde edilen feldspat konsantresine NaCl ilave edilerek Na ve K-feldspat ayrılmaya çalışılmıştır. Na-K-feldspat ayırımını gerçekleştirmek için farklı ticari amin türü (GTAP, ARMAC T, ARMEEN DMCD, PROMOPET, ETHONEEN C112, DUOMEEN T,ARMEEN 312, ARMEEN 12D, DUOMEET T) reaktiflerden yararlanılmıştır. Öncelikle ticari olarak çok yaygın olarak kullanılan GTAP ve ARMAC-T ile temel çalışmalar yapılarak optimum koşullar belirlendikten sonra bu reaktiflerle Na-K feldspat ayrımı farklı boyut gruplarında yapılmıştır. Çalışmalara temel olan %5.44 Na2O, %4.133 K2O içeriğine sahip olan gnays cevherinden ARMEEN DMCD ile yapılan çalışmalarda 5 g/l tuz konsantrasyonunda toplama göre miktarca %21.41 oranında %1.45 Na2O ve %10.13 K2O oranında bir K-feldspat konsantresi ve miktarca %33.74 oranında %5.74 Na2O ve %4.91 K2O oranında Na-K feldspat konsantresi elde edilmiştir. ETHONEEN C/12 ile 10 g/l tuz konsantrasyonunda miktarca toplamda %14.03 oranında %1.89 Na2O ve %10.33 K2O içerikli bir K-feldspat konsantresi ve miktarca %40.14 oranında %6.26 Na2O ve %5.92 K2O içerikli Na-K karışık feldspat konsantresi elde edilmiştir. ARMEEN 12D ile yapılan çalışmalarda 15 g/l tuz konsantrasyonunda toplama göre miktarca %10.29 oranında %1.73 Na2O ve %10.29 K2O oranında bir K-feldspat konsantresi ve %31.46 oranında %4.54 Na2O ve %7.63 K2O oranında Na-K feldspat konsantresi elde edilmiştir. DUOMEET T ile yapılan çalışmalarda 20 g/l tuz konsantrasyonunda toplama göre %31.46 oranında %2.56 Na2O ve %9.12 K2O oranında bir K-feldspat konsantresi ve %14.59 oranında %6.09 Na2O ve %3.88 K2O oranında Na-K feldspat konsantresi elde edilmiştir. PROPOMEET ile yapılan deneylerde kuvars feldspat ayırımı yapılmış fakat tuz ile Na-K feldspat ayrımı yapılamamıştır. DUOMEEN T ise kuvars feldspat ayrımında etkili olmamıştır. ARMEEN 312 feldspat flotasyonunda etkili olmamış fakat renkli empüriteleri yüzdürdüğü görülmüştür. Bundan dolayı malzeme içerisindeki demirli empüritelerin diğer reaktiflerin kullanımı öncesinde bu reaktifle uzaklaştırılması yapılarak kalan demir uzaklaştırılmaya çalışılmıştır. Yapılan deneyler ARMEEN 312'nin renkli empüritelere karşı seçimli olduğunu göstermiştir.

FeldispatlarFlotasyonHidroflorik asit+1
Hacer Şensöz
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye Kömür İşletmeleri'nin 1998-2007 yılları arasındaki performansının değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı Türkiye Kömür İşletmeleri'nin 1998-2007 yılları arasındaki performansını değerlendirmektir.İşletmelerin temel amacı faaliyetlerinden kâr elde etmek, büyümek ve devamlılığı sağlamaktır. İşletmeler pazardaki etkinliklerini koruyabilmek, geleceğe yönelik kararlarını verebilmek ve şu andaki konumlarını tahlil etmek için performans ölçümüne gerek duyarlar. Performans ölçümü sadece işletmeye değil çalışan ve yöneticilere de fayda sağlar. Performans ölçümü, yöneticilerin dikkatli olmasını ve süreci izleyebilmelerini sağlarken, çalışanların kendilerini geliştirebilmesi için adil bir ortam sağlar ve fark edilme, tanınma ihtiyaçlarını karşılamış olur.İşletmelerde sadece kârın ölçümü performansın değerlendirilmesi açısından yeterli değildir. Ölçülebilen tüm performans boyutlarının değerlendirilmesi gereklidir. Bu çalışmada performans kavramı tanıtılmış, performansın boyutları açıklanmış, ölçülebilen performans boyutları kapsamında 1998-2007 yılları arasında işletme değerlendirilmiştir. Sonuçlar ve öneriler sunulmuştur.

Performans değerlendirmePerformans ölçümleriVerimlilik
Gürcan Kayalı
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Atık sulardan amonyak (NH3) gideriminde Türkiye bentonitlerinin kullanılabilirliği

Bu tez çalışmasında amonyak iyonlarının bentonit mineralleri üzerine adsorbsiyonu ve yüklü bentonit minerallerinin flotasyon tekniği ile sulu ortamlardan uzaklaştırılması araştırılmıştır.Bu çalışmada amonyak giderimi için adsorpsiyon yöntemi kullanılmış olup, adsorban olarak Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden temin edilen bentonitler tüvanan ve konsantre olarak kullanılmıştır. Adsorbat olarak ise sentetik amonyak tuzu (NH4Cl) kullanılmıştır. Adsorbsiyon çalışmaları, adsorban katı oranının belirlenmesinin ardından başlangıç amonyak konsantrasyonuna göre ve zamana göre adsorbsiyon çalışmalarından oluşmaktadır. Bentonit üzerine NH4+ adsorbsiyonu tayini seçici elektrot yöntemi ile yapılmış ve optimum şartlar belirlenmiştir. Konsantrasyona göre adsorbsiyon deney sonuçları Langmuir, Freundlich, izotermleri uygulanarak yorumlanmıştır. Adsorbsiyon kinetiği ise pseudo-second modeli ile incelenmiş olup, modelden elde edilen korelasyon katsayılarının 1'e yakın olması asdorbsiyonun modele uygunluğunu göstermektedir. Yapılan çalışmalar sonunda, adsorpsiyonun hızlı olduğu ve 60 dk da dengeye ulaştığı gözlenmiştir. Adsorblama kapasitesinin en düşük örnekte %18,02 en yüksek örnekte %97,36 arasında olduğu belirlenmiş olup, RT, RK, ÇGT, ÇST, ST, ÇGK, ÇSK ve SK olmak üzere düşükten yükseğe doğru bir sıralama elde edilmiştirAdsorbsiyon çalışmasının ardından yüklü bentonit örneklerinin solusyonlardan uzaklaştırılması çözünmüş hava flotasyonu (ÇHF) tekniği ile gerçekleştirilmiş olup, flotasyon kinetiği ayrıntılı olarak reaktifli ve reaktifsiz olarak araştırılmıştır. Adsorblama kapasitesi en yükek olan Silivri Konsantre bentonitinin kollektörsüz olarak 30 sn'de ortalama flotasyon verimi %75 elde edilirken, 10-5 M G-TAP varlığında 30 saniyede %100 flotasyon verimi elde edilmiş ve bulanıklığın 12.8 NTU olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar, atık sulardan amonyak iyonu giderimi için Türkiye bentonitlerinin uygun olduğu göstermektedir.

Ufuk Kurhan
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TKİ-ELİ Eynez panosu dekapaj nakliyatı için alternatif yöntem: Bant nakliyatı

Açık ocaklar derinleştikçe dekapaj mesafeleri uzamaktadır. Dekapaj mesafesinin uzunluğu ise dekapaj nakliye maliyetini arttırmakta, sonuçta da açık ocak çalışma sınırını belirleyen önemli bir parametre olmaktadır. Ekonomik nedenlerle, son yıllarda dünya madenciliğinde klasik kamyon nakliyatı yerine, ocak içi kırıcı ? bant konveyör sistemleri hızla yaygınlaşmaktadır. Bu sayede, ekonomik açık ocak sınırı değerleri de değişmeye başlamıştır. Bu tez çalışmasında, ocak içi kırıcı ? konveyör sisteminin genel özelliklerinden, dünyadaki uygulama örneklerinden ve bu sistemin Ege Linyitleri işletmesi ? Eynez açık ocaklarında uygulanabilirliği araştırılmıştır. Çalışmalar sonucunda kamyon nakliyatının işletme gideri yıllık 34.635.927 $, birim işletme gideri ise 2,306 $/m³ olarak bulunmuştur. Kamyon ? kırıcı ? bant konveyör sisteminde ise işletme gideri yıllık 28.693.497$, birim işletme gideri ise 1,912 $/m³ olarak bulunmuş; bant alternatifinin daha ekonomik olduğu tespit edilmiştir.

Bantlı taşıyıcıLinyit kömürü
Mehmet Sedat Agdağ
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimTR

Jameson flotasyon hücresinde düşeyboru modifikasyonu ve performansa etkisi

Jameson flotasyon hücresi, Dünya genelinde 200'ün üzerinde uygulama alanı bulan, özellikle ince taneli minerallerin flotasyonunda kullanılan ve performansı yüksek olan bir alettir. Flotasyonun mikro olaylarının gerçekleştiği ve flotasyon performansı üzerine etkili olduğu düşeyboru, en önemli farklılıktır. Düşeyboru içindeki hidrodinamik olaylar ve ayırma tankının içine doğru olan akış rejimi, bu alette yüzdürülebilecek tane boyutu sınırlarını belirleyen en önemli etkenlerdir. Bu araştırma kapsamında, düşeyboru içindeki ve çıkış bölgesindeki hidrodinamik olaylar detaylı incelenmiş, yüzdürülebilecek tane boyutunu belirlenen parametre değerleriyle tahmin edebilen teorik bir model geliştirilmiş ve bu model yardımıyla da Jameson flotasyon hücresinin performansını artırmayı hedefleyen düşeyboru çıkış bölgesinin radikal bir modifikasyon tasarlanmıştır.Bu tezin birinci kısmı, düşeyboru içindeki ve çıkış bölgesindeki hidrodinamik olayların, hidrofob taneciklerin hava kabarcıklarına yapışma mekanizması ve oluşan agregaların stabilitesinin detaylı analizidir. Agregaların stabilitesi; ortam türbülansının nicelik olarak tanımlanması ve türbülansı azaltıcı teorik çözümlerle incelenmiştir. İkinci kısım, akışkanlar mekaniği yasalarına göre düzgün akış sağlayan düşeyboru çıkış bölgesinin dizaynı, hidrodinamik kurallara göre de türbülansı nicelik olarak tanımlayan ve modifikasyon sonucu yüzdürülebilicek tane boyutunu tahmin edebilen teorik modelin geliştirilmesi ile ilgilidir. Üçüncü ve son kısım; geliştirilen modelin geçerliliğinin deneysel çalışmalarla araştırılmasıdır. Bunun için bir seri flotasyon deneyi, donanımlı ve düşeyborusu modifiye edilmiş Jameson flotasyon hücresinde yapılmıştır.Deneysel sonuçlar, düşeyboru çıkış bölgesinin radikal modifikasyonunun uygunluğunu ve bu dizayna göre yüzdürülebilecek maksimum tane boyutunu kestirebilen teorik modelin geçerliliğini göstermiştir. Temas açısı yaklaşık 50º olan kuvars mineralleri için yüzdürülebilecek maksimum tane boyutu (d100) klasik düşeyboru ile 128 ?m iken, modifiye düşeyboru ile 154 ?m'ye çıkmıştır.

Jameson flotasyon hücresiModellemeModifikasyon
Oktay Şahbaz
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emet Espey Bor Tesisi ince gölet atıklarının kolon flotasyonu ile zenginleştirilebilirliğinin araştırılması

Eti Bor A.Ş. Emet Bor İşletmesi Espey konsantratör tesisi ince bor artıkları (-3 mm) artık barajında depolanmaktadır. Her geçen gün dolmakta olan baraj, çevre görüntüsü ve kirliliği açısından sorun olmakta, ayrıca işletme giderlerine olumsuz etki yaratmaktadır. Barajdaki artığın B2O3 içeriği oldukça yüksek olup, yaklaşık %26,33'tür. Bu kaybın yeniden ekonomiye kazandırılması için uygun zenginleştirme yönteminin veya yöntemlerinin belirlenmesine ihtiyaç vardır. Bu artıkların kazanılması ile yukarıda belirtilen olumsuz etkileri de en aza inecektir. Bu çalışmada; Artık barajında bulunan bor minerallerini kazanabilmek amacıyla kolon flotasyon yöntemi deneysel olarak araştırılmıştır.Çalışmada ilk önce yapılan mekanik + kimyasal dağıtma + sınıflandırma çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre +150 ?m boyut grubunda %42,2 B2O3 tenörlü konsantre %68,68 verim ile elde edilmiştir. Bu boyut grubunun altında ise istenilen verim ve tenör değerlerine ulaşılamadığından dolayı ikinci aşamada, -150 ?m boyut altı grubuna ince tanelerin flotasyonunda uygulama alanı olan klasik flotasyon kolonu kullanılmıştır. Deneylerde 38 ?m boyutunun altı şlamın olumsuz etkisi nedeniyle uzaklaştırılmıştır. Uygun flotasyon koşullarını belirleyebilmek amacıyla; toplayıcı ve köpürtücü dozajı, yüzeysel artık hızı, yüzeysel hava hızı, yüzeysel yıkama suyu hızı, yüzeysel besleme hızı, bias faktörü, katı oranı ve şlam etkisi gibi faktörlerin verim ve tenöre etkileri araştırılmıştır. Belirlenen uygun flotasyon şartları sonucunda flotasyona beslemeye göre %99,86 verimle %45,9 B2O3 tenörlü konsantre elde edilmiştir.

Osman Öner Taş
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir kömür işletmesinde üretim verimliliğin arttırılması

Bu çalışmada, özel sektöre ait bir kömür işletmesinde gerçekleştirilen iyileştirme çalışmasının karar verme aşamasından itibaren tüm uygulama safhaları değerlendirilmiştir.Öncelikle, iyileştirme süresi öncesinde ilk aşamalardaki, tek tüze, verimsiz, teknolojik olanaklardan yararlanmadan yapılan üretim süreci ve seviyesinin düşüklüğü ortaya konulmuştur. Daha sonra, işletmede iyileştirmeye dönük olarak yapılan doğru işler neticesinde ürün kalitesi ve üretim düzeylerindeki artışlar incelenmiştir. Örneğin iyileştirme süreci öncesinde m2'den 900 kg satılabilir kömür üretimi yapılırken, sonradan yapılan iyileştirme çalışmaları ile bu rakam 4.000 kg düzeyine kadar çıkmıştır. Sonuçta bu sürekli iyileştirme anlayışı işletmede uygulana gelen bir metot olmuştur.

Kömür işletmeleriKömür madenciliği
Soner Akın
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Düşük sıcaklık koklaştırması ve manyetik zenginleştirme ile linyitlerden kül ve kükürdün uzaklaştırılması

Dünya genelinde bulunan kömürlerin en büyük payını taş kömürü oluşturmaktadır. Fakat ülkemiz dünya genelinin aksine linyit rezervleri bakımından daha zengindir ve dünyada 6. sıradadır. Sahip olduğumuz linyit rezervlerinin Tunçbilek ve Soma kömürleri dışında düşük kaliteli kömürlerdir. Fakat bu kömürlerde çevre standartları için yüksek kükürt içeriğine sahiptir. Temiz bir kömürün satış değerini belirleyen kömürün kül, kükürt ve kalorifik değerdir. Fakat ülkemizdeki yaklaşık linyitlerin büyük oranı kül, kükürt ve kalorofik değerleri baz alındığında oldukça düşük kaliteli kömürler olduğu görülmektedir. Türkiye'nin sahip olduğu en büyük enerji kaynağı bugün için sahip olduğumuz linyitlerimizdir. Bu linyit kömürlerinin de sanayide ve termik santrallerde kullanılabilmesi için bir takım zenginleştirme işlemlerinden geçmesi teknolojik ve çevresel bir zorunluluk haline gelmiştir.Bu çalışma kapsamında ülkemizde bulunan farklı bölgelerden (Kütahya-Seyitömer, Kütahya-Tunçbilek, Kütahya-Gediz, Manisa-Soma ve Tekirdağ-Malkara) farklı kömürleşme derecelerine sahip kömürlerin düşük sıcaklık koklaştırması ve manyetik zenginleştirme işlemleri ile kalitelerinin artırılarak temiz kömür üretimi amaçlanmıştır. Çalışmalarda tüm kömürler -1mm altına kırıldıktan sonra -1+0.125 mm boyut grubunda sınıflandırılıp bu boyutta farklı sıcaklık (500, 550 ve 600) ºC ve sürelerde (15, 30 ve 60) dakika düşük sıcaklık koklaştırması yapılarak kömürlerden uçucu madde ve kükürt uzaklaştırılabilirliği araştırılmıştır. Gediz kömürü hariç tüm kömürlerde önemli başarı yakalanmıştır. Kömürlerin sahip oldukları toplam kükürt miktarları yapılan düşük sıcaklık koklaştırmasıyla Soma, Seyitömer, Tunçbilek, Tekirdağ ve Gediz sıralamasında sırasıyla %74, %56, %49, %31 ve %15 oranında uzaklaştırılmıştır. Düşük sıcaklık koklaştırmasını takiben yapılan manyetik ayırma ile ise yine Gediz kömürü hariç tüm kömürlerde %1'in altında kükürt içeriğine sahip düşük kül içerikli temiz kömürler elde edilmiştir.Tüm bu sonuçlar göstermiştir ki düşük sıcaklık koklaştırması ve onu takiben yapılan manyetik zenginleştirme işlemi ile düşük uçuculu, düşük kül ve düşük kükürt içerikli aynı zamanda yüksek kalorifik değere sahip çevre dostu temiz kömür üretilebileceği görülmüştür.

KömürLinyitSıcaklık
Ümit Horasan
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Açık işletmelerde yapay süreksizliklerin patlatma kaynaklı yersarsıntıları üzerindeki etkisi

Seyitömer Linyitleri İşletmesinde (SLİ), patlatma kaynaklı yersarsıntılarının etkisiyle yakın çevredeki yerleşim birimlerinde yaşayan halkın tepki ve şikâyetlerinden kaynaklanan problemler yaşanmaktadır. Bu problemlerin ve çevreye verilen rahatsızlığın engellenmesi açısından patlatma kaynaklı bu sarsıntıların azaltılması işletme açısından büyük önem taşımaktadır.Bu çalışmada, Seyitömer Linyit İşletmesi (SLİ) açık ocaklarında atım gerisinde bulunan yapay süreksizliklerin patlatmadan kaynaklanan yersarsıntılarının oluşum ve gelişimi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla seçilen 3 panoda ocak ilerleme yönünde tek sıra halinde açılmış deliklerle yapay süreksizlikler planlanmıştır. Patlatma bölgesi ve ölçüm istasyonu arasında 2,5 m aralıklı, 10 m derinlikte tek sıra halinde toplam 10 adet delik delinmiştir. Daha sonra bu delikler düşük miktarda patlayıcı ile patlatılarak bir yapay süreksizlik hattı oluşturulmuştur. Yersarsıntılarının ölçülmesinde iki adet titreşim ölçüm cihazı kullanılmıştır. Süreksizlik deliklerinin önünde, süreksizlik deliklerin hemen arkasında ve süreksizliğin 5 m, 10 m, 15 m, 25 m, 50 m ve 75 m arkasında yersarsıntısı ölçümleri yapılmıştır. Bu kapsamda 150 adet patlatmaya ait 395 adet yersarsıntısı değeri ölçülmüştür.Elde edilen veriler, herhangi bir sınıflandırmaya tabii tutulmadan değerlendirilmiş daha sonra da pano ve panolardaki ölçüm noktaları bazında sınıflandırılarak değerlendirmeye tabii tutulmuştur. Ayrıca bu veriler literatürdeki 11 farklı parçacık hızı tahmin yöntemlerine göre değerlendirilerek en iyi korelasyonu sağlayan denklem belirlenmeye çalışılmıştır.Yapılan bu çalışma sonucunda, özellikle yapay süreksizliklerin önü ve hemen arkasında alınan verilerde parçacık hızı değerlerinin önemli oranda değiştiği, mesafe açıldıkça değişimin azaldığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Patlatma, Yapay Süreksizlik, Yersarsıntısı.

Patlatma
Mustafa Çavuş
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimTR

Açık işletmelerde GPS destekli mobil ekipman takibi ve yol analiz sistemi

Bu tezde Tunçbilek Garp Linyitleri İşletmesindeki maden kamyonları için yol bozukluğu ve ekipman üretim süreçlerinin takibi için donanım tasarımı/imalatı ve yazılım unsurları içeren gerçek zamanlı bir veri toplama ve değerlendirme sistemi tasarlanmıştır.Yapılan çalışmada açık işletmede kullanılan kamyonların çalıştıkları yol koşulları ve üretim istatistikleri üzerine ışık tutacak navigasyon, elektronik ve bilgisayar sistemleri incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda öncelikle Küresel Konumlama Sistemleri (GPS) alıcısı ve araç üzerindeki algılayıcılardan veri toplayabilecek elektronik kartlar imal edilmiş, ardından bu cihazlar ile toplanan veriler incelenmek üzere depolanmıştır. Depolanan veriler geliştirilen paket yazılım içerisindeki çeşitli sorgular ve algoritmalar ile analiz edilmiştir.Sayılan süreçleri gerçekleştirirken sistem, ileriki çalışmalara ve ölçeklendirmelere uyması için mümkün olduğunca esnek ve çeşitli model ve yapıdaki cihazlar ile uyumlu çalışacak şekilde tasarlanmıştır. Yol ve üretim hakkında veri toplamak için kamyon üzerindeki süspansiyonlarda bulunan yük algılayıcıların bulunduğu altyapı kullanılmıştır. Toplanan veriler uzaysal (spatial) veritabanında saklanmış ve bu veritabanı üzerinden çeşitli analiz sorguları yapılmıştır. Sonuç olarak hazırlanan paket yazılım ile yol bozuşmaları ve üretim istatistikleri değerlendirmeleri yapılmıştır.

İbrahim Serdar Özkütük
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni 5995 sayılı Maden Kanununun maden mühendisliği açısından irdelenmesi

Bu çalışmada, 5995 Sayılı yeni maden kanunu maden mühendisliği açısından incelenmiştir. Kanunun ilgili maddeleri ele alınıp yapılan değişiklikler yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Maden Kanunu, Maden Mühendisliği, Maden Yönetmeliği.

Fatih Yazoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kütahya-Gediz yöresi kömürlerindeki kükürdün uzaklaştırılması

Dünya enerji üretiminde fosil yakıtların, özellikle kömürün rolü geçmişte olduğu gibi gelecekte de büyük önem kazanacaktır. Fosil yakıtlarının çevreye olan olumsuz etkileri kullanım alanlarının kısıtlanmasına, çıkarıldığı bölgenin önemli oranda ekonomik olumsuzluklar yaşamasına neden olmaktadır. Ülkemizde ısıl değer yönünden olukça az sayıda bulunan kaliteli kömür yataklarından biri olan Kütahya-Gediz yöresi kömürleri içerdiği kükürdün yüksek olması nedeni ile kısıtlamalara maruz kalmaktadır. Bu durum dikkate alınarak çeşitli kükürt uzaklaştırma yöntemleri uygulanarak Gediz yöresi kömürlerinin kullanılabilirliliğinin arttırılması amaçlanmıştır.Tez konusu kapsamında ilk olarak Kütahya-Gediz yöresi kömürlerinin özelliklerinin belirlenmesi amacıyla kapsamlı bir karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır. Yapılan bu karakterizasyon çalışmaları sonucunda Gediz yöresi kömürlerinin %7.06 toplam kükürt içerdiği, içerdiği bu kükürdün de %3.55 oranında piritik, %2.89 oranında organik kökenli olduğu tespit edilmiştir. Yüksek oranda kül içermesine rağmen (%25.99), 5607 kcal/kg ısıl değer ile önemli bir ısıl değere sahiptir. Yapılan mikroskopik ve makroskopik incelemeler sonucunda yöre kömürlerinin içerdiği piritik kükürdün, oldukça ince boyut dağılımına sahip olduğu ve kömürün organik yapısı içerisine dağılmış olduğu belirlenmiştir.Özellikleri belirlenen yöre kömürlerinin bünyesinde bulunan piritik ve organik kükürdün uzaklaştırılması amacıyla çeşitli fiziksel (manyetik ayırma, Knelson konsantratör, flotasyon yöntemleri) ve kimyasal yöntemler (asidik ve bazik kimyasal ortam, ısıl işlem, otoklav yöntemi, elektron transfer yöntemi vs.) uygulanmış, ayrıca bu yöntemlerin kombinasyonları şeklinde deneyler yapılmıştır.Gediz yöresi kömürlerinin içerdiği kükürdün önemli bir kısmı organik kökenli olması ve geriye kalan pirit kökenli kükürdün de çok küçük tane boyutuna sahip olması, fiziksel yöntemler ile kükürdün uzaklaştırılmasının mümkün olmamasına neden olmaktadır. Yöre kömürlerinin belirtilen özellikleri taşıması, kimyasal yöntemlerle kükürdünün uzaklaştırılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.Kimyasal kükürt uzaklaştırma yöntemleri arasında uygulanan bazik kimyasal ortam deneylerinde NaOH, KOH, Etanol-NaOH, Etanol-KOH, Metanol-NaOH ve Metanol-KOH kullanılmış ve bu deneyler sonucunda %9-12 arasında kükürt uzaklaştırma oranları elde edilmiştir. Düşük sıcaklık ve basınç şartlarında gerçekleştirilen bu bazik ortam kimyasal kükürt uzaklaştırma deneylerinden istenilen sonuçlar elde edilememiştir. Yüksek sıcaklık ve basınç şartları altında yöre kömürlerinden kükürdün uzaklaştırılabilmesi amacıyla otoklav deneyleri uygulanmış, %40 oranında kükürt bünyeden başarılı bir şekilde uzaklaştırılmıştır. Yapılan bu çalışma ile yöre kömürlerinden kükürt uzaklaştırmada yüksek sıcaklık ve basıncın etkili olduğu tespit edilmiştir. Bazik kimyasal ortamda, arzu edilen kükürt uzaklaştırma sonuçlarının elde edilememesi, asidik kimyasal ortamın uygulanmasının gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu amaçla farklı asidik kimyasallar (Hidroklorik asit (HCl), Nitrik asit (HNO3), Hidrojen peroksit (H2O2), Sülfürik asit (H2SO4), Hidrojen florür (HF), Demir sülfat (Fe2(SO4)3), Peroksiasetik asit (PAA), Asetik asit (CH3COOH), formik asit (HCOOH), performik asit (H2O2-HCOOH), borik asit (H3BO3)) kullanılmış, bu kimyasallardan bazılarının Gediz yöresi kömürlerinden kükürt uzaklaştırmada oldukça etkili oldukları, bazılarının etkilerinin ise çok düşük seviyelerde kaldığı belirlenmiştir. Asidik kimyasal ortamın, yöre kömürlerinden kükürt uzaklaştırmada daha etkili oldukları tespit edilmiş, HCl+HNO3 kullanılarak %66.95, H2O2 ile %40.38, H2SO4 ile %8.81, HF ile %7.52, Fe2(SO4)3 ile %20.39, PAA ile %55.64, CH3COOH ile %9.60, H2O2-HCOOH ile %11.73 oranında kükürt bünyeden başarılı bir şekilde uzaklaştırılmıştır.Bir diğer kimyasal kükürt uzaklaştırma yöntemi olarak ısıl işlem uygulanmış, bu amaçla hem klasik ısıtma hem de mikrodalga enerjiden yararlanılmıştır. Mikrodalga enerji kullanılarak yapılan kükürt uzaklaştırma çalışmalarında istenilen sonuçlar elde edilememiş, klasik ısıtma ile %40 oranında kükürt, Gediz yöresi kömürlerinden uzaklaştırılmıştır. Mikrodalga enerjiyi tek başına kükürt uzaklaştırma işlemlerinde kullanılması yerine yardımcı bir yöntem olarak kullanılmasının daha etkili olacağı saptanmıştır. Kimyasal kükürt uzaklaştırma yöntemlerinin sonuncusu olarak, Elektron Transfer Yöntemi uygulanmıştır. Bu yöntemde çeşitli metal tuzlarının (CuCl2, CuSO4, CoCl2, NiCl2, HgCl2) yöre kömürlerinden kükürt uzaklaştırmadaki etkinlikleri incelenmiş, bu amaçla hem klasik ısıtma hem de mikrodalga enerjiden yararlanılmıştır. Metal tuzlarının klasik ısıtma şartları altında %9-20 oranında kükürt bünyeden uzaklaştırılabilirken, mikrodalga enerji şartları altında %12-22 oranında kükürdün bünyeden uzaklaştırılmıştır. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda, elektron transfer yöntemiyle mikrodalga enerjinin kullanımına rastlanmamış olup, yenilik olarak bu doktora çalışmasında uygulanmıştır.Gediz yöresi kömürlerinde bulunan kükürdün uzaklaştırılmasında son olarak farklı yöntemlerin bir arada kullanıldığı çalışmalar da yapılmıştır. Fiziksel ve kimyasal yöntemlerin beraber uygulandığı çalışmalarda, flotasyon yöntemini takip eden ısıl işlem veya kimyasal yöntemler uygulanmış, sonuçta önemli oranda kükürt bünyeden uzaklaştırılmıştır. Ayrıca kimyasal yöntem önceki uygulanan ısıl işlem (mikrodalga) yöre kömürlerinin içerdiği kükürdün, kimyasal yöntem uygulaması sırasında daha kolay çözünebilir formlara dönüştürmüştür. Sonuç olarak da flotasyon, ısıl işlem ve kimyasal yöntemlerin beraber kullanıldığı üç kademeli sistemler uygulanmış ve önemli oranda kükürdün bünyeden uzaklaştırılabilmesi sağlanmıştır.Kükürt uzaklaştırma çalışmalarında Gediz yöresi kömürlerinin kullanıldığı kapsamlı bir çalışma gerçekleştirilmiş, önemli sonuçlar elde edilmiştir.Sonuç olarak, Gediz yöresi kömürlerinin içerdikleri kükürt türlerinin fiziksel yöntemler ile uzaklaştırılmasının çok zor olduğu, kimyasal yöntemlerin uygulanmasının gerekli olduğu tespit edilmiştir. Uygulanan farklı yöntemler sonucu elde edilen ürünlerin, Çevre ve Orman Bakanlığının yayınladığı genelgede belirtilen, hava kirliliğinin yoğunluğuna göre derecelendirilen, ikinci ve üçüncü derece illerde kullanılabilir nitelikte olduğu belirlenmiştir. %7.06 kükürt ve %25.99 kül içeren Gediz yöresi kömürlerine uygulanan; mikrodalga ile ısıl işlem (800 W, 2 dak), ardından KOH kullanılarak bazik ortamda kimyasal işlem son olarak da HCl-HNO3 kullanılarak asidik ortamda kimyasal işlem uygulanarak, %79.05 kükürt uzaklaştırma oranıyla %1.47 kükürt ve %47.40 kül uzaklaştırma oranıyla %13.67 kül içeren temiz kömür elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler : Fiziksel yöntemler, Kimyasal yöntemler, Kükürt uzaklaştırma

KükürtKükürt gidermeKütahya-Gediz
Uğur Demir
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Açık ocak maden işletmelerinde patlatma delikleri ve patern tasarımı üzerine bir araştırma

Bu çalışmada, delme-patlatma tekniği incelenirken diğer yandan SLİ kömür madenlerinde bu alandaki işlemlerin etüdü ve iyileştirme olanaklarının araştırılması yapılmıştır. Açık işletmelerde, delme-patlatma yoluyla yapılan kazılarda en düşük delme, patlatma ve yükleme maliyetinin elde edilebilmesi, optimum delme-patlatma ile mümkündür.Delme-patlatmanın optimize edilebilmesi için ön koşul, istenilen sonuca ve formasyona uygun delici ekipman, delik çapı ve patlayıcıların seçilmesidir. Madencilikte kullanılan patlayıcıların çoğunluğunun ideal olmayan (nonideal) patlayıcılar olduğu ve performans parametrelerinin, delik çapı ile değiştiği unutulmamalıdır.Doğru yapılan bir ön seçimden sonra kontrol edilebilir delme-patlatma parametreleri ile ön tasarım yapılmalıdır. Açık ocak maden işletmeciliğinde basamak kazılarında yaygın olarak kullanılan kare ve şeşbeş delik düzenleri arazide aynı koşullarda patlatma karakteristikleri açısından karşılaştırılmıştır. Patlayıcı türü ve delik düzeni gibi parametrelerin parça boyutu, pasa şekli ve patlatma hasarına etkileri araştırılmıştır.

Maden işletmeleriMaden ocaklarıMadencilik sektörü
Onur Sayınbatur
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00