Muğla Sıtkı Kocman University
Anabilim Dalı

Temel Eğitim Anabilim Dalı

Muğla Sıtkı Kocman University

1.801

Arşivlenen Tez

3

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Araştırmacı yazma yaklaşımının ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin yaratıcı ve akıcı hikâye yazma becerisine etkisi

Bu çalışmanın amacı araştırmacı yazma yaklaşımının ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin yaratıcı ve akıcı hikâye yazma becerilerine etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışma, ön-test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak planlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Muğla ili Marmaris ilçesinde bulunan özel bir ilkokulda 2018-2019 eğitim öğretim yılı güz döneminde öğrenim görmekte olan 28 üçüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Bu öğrencilerden 15'i deney grubunu 13'ü de kontrol grubunu oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı bağlamında uygulama başlamadan önce deney ve kontrol gruplarına "uzay" konulu hikâyeler yazdırılmıştır. İki ve yedinci haftalar arasında hem deney grubuna hem de kontrol grubuna salkımlama teknikleri tanıtılmış ve yaratıcı yazı yazma hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca deney ve kontrol gruplarına yazım ve noktalama kurallarıyla ilgili bilgi verilmiş, paragrafın bölümleri tanıtılmıştır. Yedinci haftada öğrencilere salkımlama tekniği kullanılarak "Anıtkabir" konulu hikâyeler yazdırılmıştır. Yazılan bu hikâyeler deney grubu için aynı zamandan salkımlama tekniğinin kullanılmasıyla ilgili son testi oluşturmuştur. Yedinci haftanın ikinci ders saatinde ise araştırmacı yazma yaklaşımı için araştırmacı tarafından hazırlanan çalışma yaprağı deney grubuna tanıtılmıştır. Sekiz hafta boyunca deney grubunda araştırmacı yazma yaklaşımı uygulanırken kontrol grubunda ise salkımlama tekniği uygulanmaya devam edilmiştir. Araştırma toplamda 15 hafta ikişer ders saati olarak yürütülmüştür. Deney grubuna sekiz hafta boyunca hikâyelerin yazım gününden bir gün önce konular verilmiş, araştırmacı yazma yaklaşımı çalışma yaprağına göre ön bilgi kısımları araştırmacı eşliğinde öğrencilerin doldurmaları istenmiş ve araştırmacının kontrolünde ön bilgileri saptanmıştır. Daha sonra ise deney grubundaki öğrencilerin araştırmacı yazma yaklaşımına göre hazırlanan çalışma kağıtlarını eve götürüp o hafta verilen konuyla ilgili bilgi toplamaları istenmiştir. Ertesi gün deney grubunda topladıkları bilgiler ve ön bilgiler doğrultusunda araştırmacı yazma yaklaşımına uygun olarak hikâyelerini yazmaları istenmiş, yazılan hikâyeler ders bitiminde araştırmacıya teslim edilmiştir. Kontrol grubunda ise ilgili ders saatlerinde yazılacak konular sözlü olarak söylenmiş ve grubun 15 hafta süresince salkımlama tekniğini kullanarak hikâyelerini yazmaları istenmiştir. Uygulamanın son haftasında ise deney ve kontrol gruplarına "tersiyer" hayvanıyla ilgili hikâyeler yazdırılmıştır. Araştırmanın 1-7 ve 14. haftalarında yazdırılan hikâyeler araştırmacı tarafından geliştirilen üç dereceli puanlama anahtarları olan Akıcı Hikâye Yazma Rubriği'ne, Yaratıcı Hikâye Yazma Rubriği'ne ve Araştırmacı Yazma Rubriği'ne göre değerlendirilmiştir. Deney ve kontrol grubundaki öğrenciler Akıcı Hikâye Yazma Rubriği'nden ve Yaratıcı Hikâye Yazma Rubriği'nden en düşük sıfır puan alabilirken en yüksek ise 26 puan alabilmektedir. Araştırmacı Yazma Değerlendirme Rubriği'nden ise en düşük sıfır puan alırken en yüksek 14 puan alabilmektedir. Araştırmanın veri analizinde rubriklere göre değerlendirilen hikâyeler her bir öğrencinin aldığı puan istatistik paket programına girilmiş ve değerlendirilmesi bireysel olarak yapılmıştır. Rubrikler için düzeyler belirlenmiş ve grupların betimsel istatistikleri yapılmıştır. Ayrıca grupların puanları yorumlanırken bağımlı gruplar t testi ve bağımsız gruplar t testi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda deney ve kontrol gruplarının 1. haftalarında gruplar arasında anlamlı fark bulunmamışken grupların 1-7. haftalarında ise hem akıcı yazma hem de yaratıcı yazma becerileri açısından anlamı farklılık elde edilmiştir. Grupların 7-14. haftalarında ise deney grubu lehine hem akıcı hem de yaratıcı yazma becerilerinde anlamlı farklılık elde edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının 14. hafta sonuçları incelendiğinde ise deney ve kontrol grupları arasında deney grubu lehine akıcı ve yaratıcı yazma becerisi açısından anlamlı farklılık elde edilmiştir. Araştırmacı yazma yaklaşımı uygulanan deney grubunun 7-14. haftalarında ise anlamlı farklılık elde edilmiş ve bu anlamlı farklılık 14. haftada deney grubu lehine olarak bulunmuştur. Bu sonuçlardan hareketle araştırmacı yazma yaklaşımının akıcı ve yaratıcı hikâye yazma ortalamalarını yükselttiği, akıcı ve yaratıcı yazma becerilerini geliştirdiği ve haftalar arasında anlamlı farklılık oluşturduğu elde edilen sonuçlar arasındadır. Yapılan bu çalışma doğrultusunda aynı öğretim kademesinin farklı sınıf düzeylerinde benzer bir çalışma yapılabileceği bundan sonraki yapılacak çalışmalara öneri olarak sunulabilir.

AkıcılıkHikaye yazmaYaratıcı yazma+2
İmra Taç
Muğla Sıtkı Kocman University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul birinci sınıf ilk okuma yazma ders kitabının öğretmen görüşleri bağlamında incelenmesi

Yapılan tez araştırmasında; Türkçe Birinci Sınıf İlk Okuma ve Yazma Ders Kitabı'nın sınıf öğretmenlerinin görüşleri bağlamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma hem nicel hem de nitel yönleri birlikte barındırması nedeniyle açıklayıcı karma yöntemle desenlenmiştir. Yapılan araştırmaya 2019-2020 eğitim-öğretim yılında, Şanlıurfa iline bağlı ilkokullarda görev yapmakta olan 191 sınıf öğretmeni katılmıştır. Araştırma kapsamında verilerin toplanması sürecinde araştırmacı tarafından hazırlanan anket form ve yine araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS paket programdan faydalanılırken, nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz yönteminden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin Birinci Sınıf Türkçe İlk Okuma ve Yazma Ders Kitabı'nı genel anlamıyla "Kısmen Yeterli" olarak gördükleri ortaya çıkarılmıştır. Araştırmanın nitel boyutuna ilişkin sonuçlar incelendiğinde sınıf öğretmenlerinin ilk okuma ve yazma öğretimi sürecinde ders kitabından bir kaynak olarak oldukça fazla yararlandıkları, ders kitabının sesi hissettirme ve tanıma ile ilgili bölümlerini yeterli görürken; hece ve kelimeye geçiş bölümlerini ise yetersiz gördükleri sonuçlarına ulaşılmıştır.

Ders kitaplarıOkuma-yazmaOkuma-yazma öğretimi+2
Umut Can Ataş
Muğla Sıtkı Kocman University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin çevrelerine yönelik bilgi, davranış ve tutumlarının belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin çevreye yönelik bilgi, davranış ve tutum düzeylerini belirlemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada amaca yönelik olmak üzere 'Çevresel Bilgi Ölçeği', 'Çevresel Davranış Ölçeği' ve 'Çevresel Tutum Ölçeği' geliştirilmiştir. Araştırma Şanlıurfa ili Haliliye ve Eyyübiye ilçe merkezlerine bağlı 2018-2019 öğretim yılında öğrenim gören 292 4.sınıf öğrenciyle yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda çevreye yönelik bilgi, davranış ve tutum puanlarının cinsiyete göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Fen bilimleri dersi notuna göre yapılan incelemede bilgi, davranış ve tutum ölçeği puanlarının fen bilimleri dersi karne notuna göre anlamlı olarak farklılaştığı saptanmıştır. Ebeveyn öğrenim durumuna göre yapılan değerlendirmede anne eğitim düzeyine göre çevreye yönelik bilgi, davranış ve tutum puanlarında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Öte yandan, çevreye yönelik bilgi ve davranış ölçeği puanlarının baba eğitim düzeyine göre farklılaştığı bulunmuştur. Öğrencilerin evde bulunan bitkilerle ilgilenme durumlarına göre çevresel davranış ve tutum puanlarında anlamlı bir fark saptanmıştır. Öğrencilerin çevreye yönelik bilgi, tutum ve davranışlar puanları arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, elde edilen bulgular literatürde yer alan bilimsel araştırmalar ile tartışılmış ve çevre eğitimine katkısı olunabileceği düşünülen önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İlkokul, çevre eğitimi, çevre bilgisi, çevresel tutum, çevresel davranış, fen eğitimi

Tutum ölçekleriTutumlarÇevre bilgisi+4
Beyza Selin Uzun
Muğla Sıtkı Kocman University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eğitim fakültelerinde öğrenim gören öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi yaz okulunda öğrenim gören, farklı üniversitelerin eğitim fakültelerinden öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi yaz okulunda öğrenim gören öğretmen adaylarının 168'i kadın (%62.7), 100'ü erkek (%37.3) olmak üzere toplam 268 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihlerini incelemek amacıyla Dilmaç, Arıcak ve Cesur (2014) tarafından geliştirilen değerler ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin alt boyutları "toplumsal değerler", "kariyer değerleri "entelektüel değerler", "maneviyat", "materyalist değerler", "insan onuru", "romantik değerler", "özgürlük", "fütüvvet"tir. Sonuç olarak Değerler Ölçeğinde bulunan 9 alt boyutun tamamında tüm boyutlar için yüksek değer beklentisi elde edildiği ifade edilebilir. Kolmogorov-Smirnov testi sonuçlarına göre cinsiyet, büyüdüğü yer, yaş, bölüm, sınıf düzeyi ve medeni durumları p < .05 düzeyinde anlamlı bir farklılık gösterdiği için dağılımların normal olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak sadece bu test sonucuna göre karar verilmemektedir. Çarpıklık ve basıklık değerleri ölçek ve alt boyutları için -2 ile +2 arasındadır. Bu durumda puanların normalden önemli bir sapma göstermediği ifade edilebilir. Bu durumda ölçek ve alt boyutlarına ait puanların normal dağıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Verileri analiz etmede betimsel istatistikler, ilişkisiz örneklemler t testi, Mann Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi ve Kruskal Wallis H testi tekniklerinden yararlanılmıştır. SPSS 25 istatistiksel analiz programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihleri cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği; diğer puan ortalamalarının ise anlamlı farklılık göstermediği görülmektedir. Toplumsal Değer için kızların puan ortalaması ( = 84.69), erkeklerin ortalamasından ( = 81.93) daha yüksektir. Benzer şekilde Entelektüel Değerler için kızların ortalaması ( = 41.63) erkeklerin ortalamasından ( = 39.98) daha yüksektir. Anahtar Kelimeler: Değerler, değerler eğitimi ,öğretmenlik mesleği değerleri, öğretmen adayları, değer tercihleri, eğitim fakültesi

Aday öğretmenlerDeğerlerDeğerler eğitimi+3
Pelin İpek
Muğla Sıtkı Kocman University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlk yıllar eğitim programının (Primary years programme) okul öncesi eğitime devam eden çocukların bilimsel süreç becerilerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, İlk Yıllar eğitim programının (Primary Years Programme) okul öncesine devam eden çocuklardaki Bilimsel Süreç Becerilerine (BSB) etkisini incelemektir. Yarı deneysel araştırma desenindeki bu çalışmada İstanbul ilinde bulunan iki özel okulun ana sınıfına giden çocuklar örneklem olarak ele alınmıştır. 60-72 aylık 18 çocukla yürütülen bu çalışmada, Özkan (2015) tarafından geliştirilmiş Okul Öncesi Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmaya başlamadan önce Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ve veli onayları alınan çocuklara ölçek uygulanmıştır. Yapılan bu araştırmada, bilimsel süreç becerilerinin bir İlk Yıllar Programının uygulandığı okula devam eden ve etmeyen çocuklar arasındaki farka bakılmıştır. Program uygulanmadan önce deney ve kontrol grubuna ön test yapılmıştır. Daha sonra deney grubundaki çocuklara 12 hafta boyunca İlk Yıllar Eğitim Programı sorgulama üniteleri uygulanmıştır. Kontrol grubu çocuklarına ise sadece MEB kazanımınlarını içeren eğitim müfredatı uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubu ön test puanları arasında herhangi bir fark olmadan İlk Yıllar Eğitim Programının uygulamasına başlandığı görülmüştür. Ancak 12 hafta sonunda yapılan son testte ise iki grup arasındaki bilimsel süreç becerilerinde anlamlı bir fark oluştuğu saptanmıştır. Bilimsel Süreç Becerilerine ilişkin alt boyutların tek tek incelenmesi sonucunda, iki grup arasında anlamlı farklar çıkmamasına rağmen deney grubuna ait izleme testiyle son test arasında anlamlı bir fark çıktığı görülmüştür.

Bilimsel süreçEğitim programlarıOkul öncesi eğitim+3
Fatma Nur Karataş
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul matematik öğretiminde öğrencilerin duyuşsal farkındalıklarını artırmada matematiksel oyunların kullanımı

Bu araştırmada, matematiksel oyunların kullanımının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin matematik dersine karşı olan tutumlarına ve metaforik algılarına etkisi araştırılmıştır. Araştırmada karma desen kullanılmıştır. Bu doğrultuda, araştırmanın birinci aşamasında nitel yöntemler kullanılmıştır. Sınıf öğretmenleri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak matematiksel oyunlar hakkındaki görüşleri alınmıştır. İkinci aşamada matematiksel oyun kullanımının öğrencilerin matematik dersine karşı olan tutumlarına ve metaforik algılarına etkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda deneysel çalışma gerçekleştirilmiş, Baykul (1990) tarafından geliştirilen matematik dersi tutum ölçeği ve metaforik algı formu ön test-son test olarak uygulanmıştır. Araştırmanın bu aşamasında desen karma desen olarak belirlenmiştir. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde anlamlı bir farklılık olup olmadığının incelenmesi için istatistik yapılmış, Shapiro-Wilk testi, Wilcoxon testi ve Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Üçüncü aşamada öğrencilerin matematiksel oyunlar kullanılarak gerçekleştirilen matematik dersi hakkındaki görüşleri ikinci, dördüncü ve son hafta olmak üzere alınmıştır. Öğrencilerin görüşleri yüz yüze yapılmış yapılandırılmamış görüşmelerle alınmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, sınıf öğretmenleri matematiksel oyunlarla ilgili genel bilgi sahibidirler ve derslerde kullanımını gerekli ve faydalı görmektedir. Gerçekleştirilen uygulama sonunda, deney grubundaki öğrencilerin matematik tutum puan ortalamalarının arttığı, ancak bu artışın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Kontrol grubundaki öğrencilerin de aynı şekilde tutum puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğrencilerin oluşturduğu metaforik algı formlarındaki görseller incelendiğinde deney gruplarında bulunan öğrencilerin ön test son test karşılaştırılması yapıldığı zaman, tutumlarında son test lehine olumlu yönde farklılık olduğu görülmüştür. Yine öğrencilerden alınan görüşler doğrultusunda, gerçekleştirilen uygulamaların öğrencilerin matematik dersine karşı olan bakış açılarını olumlu yönde değiştirdiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: İlkokul 4. sınıf, Matematik Eğitimi, Matematiksel Oyunlar, Tutum, Metaforik Algı.

Duyuşsal farkındalıkMatematik eğitimiMatematik öğretimi+4
Damla Sönmez
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin özel gereksinimli bireylere yönelik tutumu ve kaynaştırma uygulamalarındaki yeterliğinin incelenmesi

Özel gereksinimleri olan çocuklar için en az sınırlandırılmış ortamlar tipik gelişim gösteren yaşıtlarıyla birlikte olabileceği genel eğitim sınıflarıdır. Akranlarıyla daha çok birlikte olabilmesi nedeniyle kaynaştırma eğitiminin onlar için daha faydalı olduğu düşünülmektedir. Kaynaştırmanın başarıya ulaşmasında kilit öneme sahip olan öğretmenlerin kaynaştırmaya, özel gereksinimi olan bireylere yönelik olumlu tutum geliştirmesi ve aynı zamanda nitelikli bir eğitim sunabilmesi için yeterli donanıma, becerilere, yeterliliğe sahip olması beklenmektedir. Öğretmenlerin öz-yeterliği, tutumu gibi değişkenlerin önemli olduğu düşünüldüğü için bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarındaki yeterliği ile özel gereksinimli bireylere yönelik tutum arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 2023-2024 döneminde Malatya' da çalışan 251 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın verileri "Kaynaştırma Uygulamalarında Öğretmen Yeterliliği Ölçeği" ve "Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Tutum Ölçeği" ile elde edilmiştir. Yapılan normallik testi sonucu normal dağılım tespit edildiği için ANOVA testi, Bağımsız Gruplar t Testi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon testi kullanılarak bulgulara ulaşılmıştır. Yapılan analizler sonucunda sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarındaki yeterlik puanlarının tüm alt boyutlarda çok yüksek; özel gereksinimli bireylere yönelik tutumlarının beğeni boyutu yüksek, duyarlılık boyutu çok yüksek, olumlu tutumlarının ise yüksek olduğu bulunmuştur. Sınıf öğretmenlerinin özel gereksinimli bireylere yönelik tutumunda eğitim durumuna, özel eğitim ile ilgili kurs alma durumuna, kaynaştırma öğrencisi ile çalışma durumuna göre; kaynaştırma uygulamalarında öğretmen yeterliliğinde ise özel eğitime dair kurs, seminer v.b. eğitim almasına, kıdeme göre anlamlı farklılaşmalar olduğu görülmüştür. Kaynaştırma uygulamalarında öğretmen yeterliliği ölçeğinin alt boyutları ile özel gereksinimli bireylere yönelik tutumu ölçeğinin faktörleri arasında orta ile düşük olmak üzere iki farklı düzeyde, pozitif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Öğretmen tutumuÖğretmen yeterliliği
Cihan Tekci
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zihin kuramı öğelerine göre resimli çocuk kitaplarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi döneme yönelik resimli çocuk kitaplarında yer alan zihinsel durum ifadelerinin içerik analizini yaparak bu kitapların çocukların zihin kuramı gelişimine katkısını ortaya koymaktır. Zihin kuramı bireyin kendi ve başkalarının duygu, düşünce, niyet, inanç ve yanlış inanç gibi zihinsel durumlarını anlama ve yorumlama becerisidir. Erken çocukluk döneminde bu becerinin temellerinin atıldığı dikkate alındığında çocuklara sunulan görsel ve sözel uyaranların niteliği büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmada örneklem grubunu oluşturan kitaplar, amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi esas alınarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda, son on yıl içerisinde Türkiye'de yayımlanmış, okul öncesi yaş grubuna hitap eden ve içerisinde belirgin bir anlatı yapısı bulunan 30 resimli çocuk kitabı seçilmiştir. Kitapların seçiminde zihinsel durum ifadelerine (duygu, düşünce, niyet, inanç vb.) yer verme potansiyeli taşıyan içerikler önceliklendirilmiştir. Farklı yayınevlerinden seçilen kitaplar; yazar çeşitliliği, tematik farklılıklar, karakter yapısı ve anlatım biçimi açısından çeşitlilik gösterecek şekilde seçilmiştir. Seçilen kitapların tamamı resimli hikâye kitabı niteliğinde olup, anlatı içeren metinler barındırmaktadır. Ayrıca kitapların okul öncesi eğitim ortamlarında kullanılabilir nitelikte olmasına dikkat edilmiştir. Bu bağlamda örneklem grubundaki kitaplar, güncel çocuk edebiyatı ürünleri arasında zihin kuramı bileşenlerinin temsilini analiz etmek için uygun bir temsil gücüne sahiptir. Analizler; duygular, düşünceler, niyetler, inançlar, yanlış inançlar ve başkalarının bakış açısını anlama olmak üzere altı temel zihin kuramı bileşeni üzerinden gerçekleştirilmiştir. Her bir bileşenin kitaplarda ne sıklıkla yer aldığı belirlenmiş, örnek cümleler üzerinden derinlemesine değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırma sonuçları, resimli çocuk kitaplarının yalnızca dil gelişimini değil; empati kurma, perspektif alma, duyguları tanıma ve sosyal etkileşimleri anlamlandırma gibi sosyal bilişsel becerilerin gelişimini destekleme açısından da önemli bir araç olduğunu göstermektedir. Özellikle duyguların yoğun biçimde işlendiği ve karakterlerin düşünsel içeriklerine dayalı eylemlerinin açıklandığı kitapların, çocukların zihin kuramı gelişimini desteklediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, yanlış inanç içeren kurguların çocuklarda zihinsel esneklik kazandırdığı ve başkalarının düşünce ile inançlarını anlama becerilerini pekiştirdiği gözlemlenmiştir. Araştırma bulguları ebeveynlere, öğretmenlere ve çocuk edebiyatı yazarlarına zihin kuramı destekli kitap seçimi ve kullanımı konusunda somut öneriler sunmaktadır. Ayrıca çalışma erken çocukluk eğitiminde zihin kuramı gelişimini destekleyecek materyal tasarımına yönelik teorik bir temel de sağlamaktadır. Bu yönüyle araştırma okul öncesi dönemde sosyal biliş gelişimini destekleyen özgün bir kaynak niteliği taşımakta ve çocuk edebiyatı ile gelişim psikolojisi arasında güçlü bir köprü kurmaktadır. Anahtar Kelimeler: Erken Çocukluk, Zihin Kuramı, Resimli Çocuk Kitapları, Sosyal Biliş, İçerik Analizi

Zehra Berke Polat
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Norm fazlası öğretmenlerin mesleki tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi: Malatya ili örneği

Yoğun ve uzun süreli stresin neden olduğu fiziksel, duygusal ve zihinsel tükenme durumuna tükenmişlik sendromu denir. Tükenmişliğin hayatın her alanında ortaya çıktığı gözlemlense de iş hayatında da yoğun bir şekilde görülen bir durum olduğu bilinmektedir. Bu araştırmanın amacı, Malatya ilinde devlet okullarında çalışan norm fazlası öğretmenlerdeki tükenmişlik sendromu düzeyinin belirlenmesidir. Bu araştırma, nicel araştırma yöntemi kullanılarak yapılmış ve betimsel tarama modeli tercih edilmiştir. Veri toplama araçları; 26 Maddeden oluşan Öğretmen Mesleki Tükenmişlik Ölçeği ve 6 maddelik Demografik Formʼdur. Araştırmanın evrenini Malatya ilinde devlet okullarında görev yapmakta olan norm fazlası öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın katılımcıları 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Malatya merkez ilçelerindeki devlet okullarında görev yapmakta olan 372 norm fazlası öğretmendir. Örneklem evren içinden maksimum çeşitlilik örneklemi yöntemiyle seçilmiştir. Katılımcılardan, çevrimiçi ve yüz yüze ölçek ile demografik form uygulamasıyla toplanan nicel veriler, SPSS-26 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde; ortalama puanlar, standart sapma ve frekans gibi betimsel analiz yöntemleri ile Bağımsız Örneklemler T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA) testi uygulanmıştır. Verilerin analizi neticesinde; katılımcıların büyük çoğunluğunun orta düzeyde mesleki tükenmişlik yaşadığı; cinsiyet, yaş ve eğitim durumunun mesleki tükenmişlik üzerinde anlamlı bir farklılık göstermediği ancak mesleki kıdemin, branşın ve çalışılan okul kademesinin mesleki tükenmişlik açısından anlamlı farklılıklar gösterdiği anlaşılmıştır. Son olarak, çalışmanın öğretmenlerin mesleki tükenmişlik düzeylerine ilişkin sonuçlarına ve ileride benzer konularda yapılacak araştırmalar için önerilere yer verilmiştir.

Rabia Şimşek
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital ortam risklerine karşı öğrencilere mahremiyet bilinci kazandırılmasında sınıf öğretmenlerinin rolü

Amaç: Bu araştırmada dijital ortam risklerine karşı mahremiyet bilincinin kazandırılmasında sınıf öğretmenlerinin rolünü belirlemek amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırmada karma araştırma deseni kullanılmış olup araştırmanın nicel verileri Bilecik il merkezinde okullarda görev yapan 126 sınıf öğretmenine uygulanan "Dijital Mahremiyet Farkındalık Anketi" ile nitel veriler ise katılımcılar arasından dijital mahremiyet sorunu yaşama durumu ölçüt alınarak belirlenen 18 kişiyle yarı yapılandırılmış görüşme yapılarak toplanmıştır. Bulgular: Araştırmada Dijital Mahremiyet Farkındalık Anketi ile toplanan nicel verilerle yapılan analizlerde sınıf öğretmenlerinin dijital mahremiyet farkındalıklarına ilişkin yaş, öğrenim durumu, medeni durum, mesleki kıdem, dijital mahremiyete ilişkin eğitim alma durumu değişkenlerine göre anlamlı farklar bulunmuştur. Buna göre yaşı genç öğretmenler ileri yaş öğretmenlere göre, öğrenim durumu lisansüstü olan öğretmenler öğrenim durumu lisans ve önlisans olanlara göre, bekâr öğretmenler evli öğretmenlere göre, mesleki kıdemi düşük öğretmenler daha kıdemli öğretmenlere göre ve dijital mahremiyete ilişkin eğitim alan öğretmenler almayan öğretmenlere göre dijital mahremiyet farkındalıkları daha yüksek bulunmuştur. Araştırmada 126 sınıf öğretmeni arasından dijital mahremiyete ilişkin sorun yaşayan 18 öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen nitel verilerin sonucunda aşağıdaki bulgular ortaya çıkmıştır. Buna göre; öğretmenlerin öğrencilere yönelik dijital risklere ilişkin görüşleri doğrultusunda sosyal riskler, dijital mahremiyet ve güvenlik riskleri, eğitim ve davranış riskleri, sağlık riskleri ve duygusal riskler temaları ortaya çıkmıştır. Çocuklara yönelik dijital mahremiyet ihlalleri, çocukların kişisel bilgilerinin ve fotoğraflarının paylaşılması ve dijital zorbalık olarak ifade edilmiştir. Dijital mahremiyetin anlamına ilişkin ise kimlik bilgilerinin gizliliğine ilişkin görüşler ön plana çıkmıştır. Öğretmenler ayrıca dijital mahremiyet eğitiminin amacını çocuklara dijital bilinç ve farkındalık kazandırılarak onların dijital risklere karşı korunması şeklinde belirtmiştir. Öğretmenler dijital mahremiyete ilişkin ebeveyn ve rehber öğretmenler ile işbirliği yaptıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca öğretmenlerin %78'i dijital mahremiyet eğitimi ile ilgili olarak ders içerikleriyle ilişkilendirme ve yaşantılar yoluyla sistematik olmayan eğitimler verdiklerini, bu eğitimi alanında uzman kişilerden alarak öğrencilerine vermek istediklerini ifade etmiştir. Almak istedikleri eğitim içeriğini dijital ortamın tanıtılması, mahremiyet kavramının anlaşılması, öğrenci ve ailelere dijital yetkinliklerin kazandırılması, dijital risklere karşı farkındalığın oluşturulması ve uygulamalı bir eğitim programı oluşturulması olarak belirtmişlerdir. Sonuç ve Öneriler: Elde edilen nicel ve nitel veriler doğrultusunda sınıf öğretmenlerinin dijital mahremiyete ilişkin farkındalıklarının bulunduğu ancak sınıflarında dijital mahremiyete yönelik sistemli bir öğretim gerçekleştirmedikleri tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin konuya ilişkin farkındalıklarını geliştirebilmek adına dijital mahremiyet eğitimini alanında uzman kişilerden almak istedikleri belirlenmiştir. Bunun haricinde öğretmenler sınıfta dijital mahremiyet eğitimi verilmesi gerektiğini düşünmekte ve bu eğitimin verimli olacağını belirttikleri içerik, yer, mekân ve zamanda verilmesi gerektiğini düşünmektedirler. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak; dijital mahremiyet konusunda öğretmenlerin eğitilmesi, sınıflarında dijital mahremiyet öğretimlerini gerçekleştirebilmeleri için yasal düzenlemelerin yapılması ve eğitim programlarına dijital mahremiyet becerilerini içeren kazanımların konması önerilmektedir.

Dijital öğretmenlikÇevrimiçi mahremiyet
İsmail Durmaz
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokulda gerçekleştirilen değerler eğitimine ilişkin paydaş görüşleri

Amaç: Araştırmanın amacı ilkokulda gerçekleştirilen değerler eğitimine yönelik paydaş görüşlerini ortaya koymaktır. Yöntem: Araştırma nitel araştırma yöntemiyle yapılmıştır. Araştırma 2023-2024 eğitim-öğretim yılında ilkokul 4. sınıf öğrencileri, bu öğrencilerin öğretmen, veli ve ilkokulun yöneticileri ile yürütülmüştür. Araştırma deseni olarak temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma verileri görüşme yapılarak elde edilmiştir. Veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilip yorumlanmıştır. Bulgular: İlkokulda gerçekleştirilen değerler eğitimine yönelik paydaş görüşlerini inceleyen bu araştırmada elde edilen veriler değer kavramına ilişkin tanımlar, değer eğitiminin öğrencilere katkıları, değer eğitiminde etkili olan etmenler, değer eğitimi kapsamında gerçekleştirilen uygulamalar, değer eğitiminde paydaşlardan beklen-tiler, değer eğitimi kapsamında iş birliği yapılan kurumlar, sorumluluklar, karşılaşılan sorunlar ve çözümleri, değer eğitiminin işlevsel olması için öneriler biçiminde temalaştırılmıştır. Paydaş görüşlerinden doğrudan alıntılara yer verilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Araştırma sonuçlarına göre yönetici ve öğretmenlerden alınan görüşler doğrultusunda yönetici ve öğretmenler ilkokulda değerler eğitimi bağ-lamında öğrencilerin değerlere uygun davrandıklarını belirtmişlerdir. Yine yönetici ve öğretmenler değer eğitimini etkileyen etmenlerden aile ve okul/okul ortamını vurgulamışlardır. Değer eğitimi bağlamında iş birliği yapılan kurum kişiler olarak veli/okul-aile iş birliği, STK, rehber öğretmenler belirtilmiştir. Veli ve öğrencilerden alınan görüşler doğrultusunda ise veliler değer kavramını, temel değerler, öğrenciler ise güzel davranışlar biçiminde tanımlamışlardır. Değer eğitimi kapsamında okulda gerçekleştirilen uygulamalarda ise öğrenci merkezli etkinliklere yer verildiği ifade edilmiştir. Anahtar kelimeler: Değer, Değer Eğitimi, Okul Yöneticisi, Öğretmen, Veli, Öğrenci

Şükriye Kurnaz
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönem çocuklarında sorumlu davranma düzeyi ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişki

İnsan çevresinden etkilenen sosyal bir varlıktır. Bir çocuğun ilk sosyal çevresi ise doğduğu andan itibaren onunla etkileşim kuran ailesidir. Sorumluluk da çocuk tarafından ilk olarak ailede öğrenilir. Erken çocukluk dönemi, kişilik ve bireysel kimlik ediniminde elzem bir zaman dilimidir. Bu dönemde ebeveynlerin çocuğa sergilediği tavır ve tutumlar, ilerde çocuğun bürüneceği kişiliğe etki etmektedir. Ebeveynlerin tavır ve tutumları çocuk için sorumluluk alabilmeyi destekleyebileceği gibi sorumluluk almaya engel de teşkil edebilmektedir. Sorumluluk edinimi ailede başlar ve zamanla kişinin kendi deneyimleriyle desteklenir. Bu çalışmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarında sorumlu davranma düzeyi ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2024- 2025 eğitim öğretim yılında Bingöl il merkezinde bulunan resmi anaokulu ve anasınıflarında okul öncesi eğitime devam eden 60-72 aylık çocukların öğretmen ve ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmada uygun örnekleme yöntemi kullanılmış olup araştırmaya katılım sağlayan veliler ulaşılabilir örneklemi oluşturmuştur. Örneklem; 297 kız, 311 erkek olmak üzere toplam 608 çocuğun ebeveyn ve öğretmenlerinden oluşmaktadır. Verilerin toplanması için Ebeveyn Tutum Ölçeği, Sorumluluk Düzeyleri Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul öncesi dönem çocuklarının sorumlu davranma düzeyleri ile demokratik ebeveyn tutumu arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna karşılık otoriter, izin verici ve aşırı koruyucu ebeveyn tutumları ile çocukların sorumlu davranma düzeyleri arasında negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca ebeveyn tutumları; çocuğa, ebeveyne ve aileye dair çeşitli demografik verilere göre incelenmiştir. Sonuçlar alanyazındaki diğer araştırmaları referans alarak tartışılmış ve gerekli önerilere yer verilmiştir.

Aile tutumuAna-baba tutumuDemokratik tutum+7
Emine Katıksız
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2026
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin okuduğunu anlama becerisini geliştirmeye yönelik stratejileri kullanma süreçleri ve deneyimleri

Amaç: Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin okuduğunu anlama becerisini geliştirmeye yönelik kullandıkları stratejileri ve bu stratejileri sınıf içi uygulama süreçlerinde yaşadıkları deneyimleri incelemektir. Materyal ve Metot: Araştırma, nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde fenomenoloji (olgu bilim) deseniyle yürütülmüştür. Çalışma grubunu farklı mesleki deneyimlere sahip sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış ve elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz sürecinde veriler kodlanmış, benzer kodlar bir araya getirilerek temalar oluşturulmuştur. Bulgular: Araştırma sonucunda, sınıf öğretmenlerinin okuduğunu anlama becerisini yalnızca Türkçe dersi için değil, tüm akademik başarı açısından merkezi bir unsur olarak gördükleri belirlenmiştir. Öğretmenlerin öğretim sürecinde ön bilgileri harekete geçirme, soru sorma, görselleştirme ve özetleme stratejilerini sıklıkla kullandıkları; bu stratejileri seçerken öğrenci seviyesi, metin türü ve kazanımları temel kriter olarak aldıkları saptanmıştır. Ayrıca, materyal çeşitliliğine önem verilmesine rağmen sınıf mevcudunun fazlalığı ve zaman yetersizliği gibi yapısal sorunların strateji kullanımını sınırlandırdığı görülmüştür. Öğretmenlerin mesleki deneyimleri arttıkça strateji tercihlerinde daha esnek hale geldikleri ve öğrenci ihtiyaçlarına göre yöntemlerini güncelledikleri de elde edilen bulgular arasındadır. Sonuç: Araştırma bulguları, okuduğunu anlama becerisinin tüm derslerde akademik başarıyı etkileyen temel bir beceri olduğunu ortaya koymaktadır. Sınıf öğretmenlerinin strateji kullanımında öğrenci özelliklerine duyarlı ve deneyimle birlikte gelişen bir yaklaşım benimsedikleri anlaşılmıştır. Ancak sınıf mevcudu ve zaman yetersizliği gibi yapısal sorunların giderilmesi, strateji kullanımının daha etkili hale getirilmesi açısından önem taşımaktadır. Araştırma sonuçlarının, sınıf öğretmenlerinin mesleki gelişim süreçlerine ve okuma öğretimi uygulamalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Kübra Nur Fırat
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2026
00
DoktoraAçık ErişimTR

ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin duyuşsal ve fiziksel özellikleri ile yazmada kullandıkları bilişsel süreçlerin yazma hızı ve yazma kalitesi ile ilişkisinin incelenmesi

İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin duyuşsal ve fiziksel özellikleri ile yazmada kullandıkları bilişsel süreçlerin yazma hızı ve yazma kalitesi ile ilişkisini incelemeyi amaçlayan bu araştırma yakınsayan paralel desende tasarlanmış bir karma yöntem araştırmasıdır. Çalışma grubu; 2017-2018 eğitim öğretim yılı ikinci yarıyılında Kütahya il merkezindeki bir devlet okulunda öğrenim gören amaçlı örnekleme yaklaşımlarından ölçüt örnekleme ile belirlenmiş on altı dördüncü sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama sürecinin ilk bölümünü rehbersiz ve rehberli aşamalarda yürütülen bilgilendirici metin ve hikâye metinleri yazma etkinliklerinden oluşmaktadır. Yazma etkinlikleri esnasında yazma hızı ölçümleri alınmıştır. İkinci bölümünü ise yazmayı etkileyen fiziksel özelliklerin belirlenmesi amacıyla kavrama-sıkıştırma kuvveti ölçümleri ve yazı yazmaya yönelik duyuşsal özellikler formunun uygulanması oluşturmaktadır. Yazma etkinlikleri sonucunda üretilen yazılı ürünler Yazmada Kullanılan Bilişsel Süreçler Dereceli Puanlama Anahtarı, Bilgilendirici Metin ve Hikâye Yazma Kalitesi Dereceli Puanlama Anahtarları aracılığıyla puanlanmış ve nicel veriler elde edilmiştir. Bunun yanı sıra; üretilen yazılı ürünler; yazmada kullanılan bilişsel süreçlere ve yazma kalitesine ilişkin araştırmanın nitel veri setini oluşturmaktadır. Dinamometre ile kavrama kuvveti, pinçmetre ile sıkıştırma kuvvetleri ölçümleri alınarak yazmayı etkileyen fiziksel özelliklere ilişkin nicel veriler elde edilmiştir. Duyuşsal özelliklere yönelik nicel veriler Yazmaya İlişkin Duyuşsal Özellikler Formu aracılığıyla elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde SPSS paket programı ile R programı pwr paketi (versiyon 1.2-2) kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizinde içerik analizi yöntemi; nicel verilerinin analizinde ise t-Testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Pearson Korelasyon Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinden elde edilen bulgular çalışmaya katılan öğrencilerin bilgilendirici metin ve hikâye yazıya aktarma bilişsel sürecinde, rehbersiz ile rehberli aşamalar arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Rehbersiz ile rehberli bilgilendirici metin bilişsel süreç toplam puanları arasında; rehbersiz ile rehberli hikâye metni bilişsel süreç toplam puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu görülmüştür. Rehbersiz aşamada, bilgilendirici metin yazıya aktarma bilişsel süreci ile hikâye metni yazıya aktarma bilişsel süreci puanları arasında; rehberli aşamada bilgilendirici metin yazıya aktarma bilişsel süreci ile hikâye metni yazıya aktarma bilişsel süreci puanları arasında; bilgilendirici metin gözden geçirme-düzeltme bilişsel süreci ile hikâye metni gözden geçirme-düzeltme bilişsel süreci puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu görülmüştür. Rehberli aşama bilgilendirici metinde, planlama ile yazıya aktarma arasında; rehbersiz ve rehberli aşamada hikâyede, planlama ile yazıya aktarma arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Rehberli ve rehbersiz bilgilendirici metin ve hikâye metni yazmada kullandıkları bilişsel süreçler ile bilgilendirici metin ve hikâye metni yazma kalitesi puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Duyuşsal özellikler puanları ile rehberli bilgilendirici metin ve hikâye metni yazmada kullandıkları bilişsel süreçler arasında; rehbersiz aşamadaki bilgilendirici metin yazma kalitesi, hem rehbersiz hem de rehberli hikâye yazma kalitesi arasında; rehberli hikâye yazma hızı arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bilgilendirici metin ve hikâye yazma hızı puanları arasında; rehbersiz ile rehberli aşamalardaki yazma hızı arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bilgilendirici metin ve hikâye yazma kalitesi puanları arasında; rehbersiz ile rehberli aşamalardaki yazma kalitesi arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Kavrama kuvveti ile sıkıştırma kuvvetleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Araştırmanın nitel boyutundan edinilen sonuçlar; çalışmaya katılan öğrencilerin bilgilendirici metine göre hikâye yazmada bilişsel süreçleri daha etkin kullandıklarını ve hikâye yazma kalitesi düzeylerinin bilgilendirici metine göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca tüm yazma etkinliklerinde rehbersiz aşamaya göre rehberli aşamada bilişsel süreçleri daha etkin kullandıklarını, rehberli aşamadaki bilgilendirici ve hikâye metni yazma kalitesi düzeylerinin rehbersiz aşamaya göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Çalışmaya katılan öğrencilerin rehbersiz aşamada planlama ve gözden geçirme/düzeltme bilişsel süreçlerini uygulamakta güçlük yaşadıkları görülmüştür. Ancak rehberli aşamalarda ise çalışmaya katılan öğrencilerinin tamamına yakınının planlama bilişsel sürecini uyguladığı; gözden geçirme/düzeltme bilişsel sürecini ise nispeten uyguladıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Yazmada kullanılan bilişsel süreçler, kavrama ve sıkıştırma kuvveti, yazma kalitesi, yazma hızı, ilkokul.

Bilişsel süreçDuyuşsal özelliklerFiziksel özellikler+4
Handan Kılıç Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVİD-19 pandemisi nedeniyle uzaktan eğitim ile devam eden ilk okuma yazma sürecine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşleri

2019 yılında Çin'de ortaya çıkan ve bulaşıcılığı yüksek olan COVID-19 pandemisi dünyada bir panik ve tedirginlik oluşturmuş, uzmanların "evde kalın" çağrısını desteklemek üzere ülkeler eğitim süreçlerine geçici süre ara vererek, öğrencilerin uzaktan eğitim almaları sağlanmıştır (Üstün ve Özçiftçi, 2020). Bu durum Türkiye'de de benzer şekilde gerçekleşmiş ve Covid -19 pandemisi nedeniyle okullarda eğitim-öğretim faaliyetleri 23 Mart 2020 tarihi itibariyle uzaktan eğitim ile gerçekleştirilmeye başlamıştır. Özellikle birinci sınıfta olan öğrenciler olan ve okuma yazma öğrenme sürecinde olan öğrenciler için bu durum daha kritik bir hal almıştır. Nitekim okuma yazma, bireyin hem sosyal hem de okul yaşamındaki başarısında oldukça önemli bir beceridir. Bu becerinin gerektiği gibi kazanılması ilkokul birinci sınıfta başlamakta; becerinin kullanılması ve geliştirilmesi ise yaşam boyu devam etmektedir. Babayiğit ve Erkuş (2017) bu aşamada yapılacak yanlışlığın öğrencinin hem okuma yazma becerileri hem de okuma yazmaya karşı tutumunu olumsuz etkileyebileceğini belirtmektedir. Yüz yüze gerçekleştirilen ilk okuma yazma öğretimi süreci için bile büyük hassasiyet gösterilmesi gerekirken yaşanan pandemi nedeniyle ilk okuma yazma öğretiminin de belli dönemlerinin uzaktan devam ettirilmek durumunda kalınması öğretim sürecinin verimliliği ile ilgili çeşitli kaygıları da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla sürecin nasıl ilerlediği, verimliliği, çıktıları, veli, öğretmen ve öğrenci gözüyle değerlendirilmesine yönelik çeşitli araştırmaların yapılması hem alana hem de yapılan uygulamaların niteliğine, yaşanan sorunların tespit edilip bu sorunların giderilmesine yönelik öneriler geliştirip uygulamaya konulması açısından son derece önemlidir. Bu önemden hareketle bu araştırmada Covid-19 pandemisi nedeniyle uzaktan eğitim ile devam eden ilk okuma yazma sürecine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır.

COVID 19Eğitim sorunlarıOkuma-yazma+6
Gülşah Teke
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sözsüz kitapların eğitsel ve sanatsal niteliklerinin incelenmesi

Sözsüz kitaplar; görsel bir anlatıma dayalı, künye ve kapak yazıları dışında hiç kelimesi olmayan ya da çok az kelime içeren çocuk edebiyatı eserlerindendir. Türkiye'de yayınlanan tüm sözsüz kitapların eğitsel nitelikleri belirlendikten sonra sanatsal nitelikleri detaylı incelenen bu araştırma, açıklayıcı ardışık karma desenle yapılmıştır. Bu araştırma desenine uygun olarak araştırmanın ardışık iki amacı bulunmaktadır. Araştırmanın amaçlarından ilki, 2006 - 2022 yılları arasında Türkiye'de yayınlanan sözsüz kitapların içerdikleri eğitsel niteliklerin incelenip bu yönden güçlü olan eserlerin ortaya çıkarılmasıdır. İkinci amacı ise sözsüz eserlerde, bütüncül etkinin yaratılmasını sağlayan eğitsel nitelikleri öne çıkaran sanatsal niteliklerin ortaya konulmasıdır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen "sözsüz kitapların eğitsel nitelikleri" ve "sözsüz kitapların sanatsal nitelikleri" araçları ile doküman incelemesi temelinde elde edilmiştir. Nicel ve nitel verilerin sıralı veri analizleri sonrasında eğitsel nitelikleri yansıtan nicel bulguların yanında bu nitelikleri öne çıkaran sanatsal niteliklere ait nitel bulgulara ulaşılmıştır. Bu sonuçlar, karma yöntemle tutarlı olarak nicel ve nitel sonuçlar olarak belirtilip ardışık biçimde sunulmuştur. Sunuşta, yerel ve uluslararası araştırmalara dayanan alanyazın tartışmasına yer verilmiştir. Yayınevlerine, çizerlere, çocuklarla çalışan uzmanlara, öğretmenlere, psikolojik danışmanlara ve diğer ruh sağlığı çalışanlarına, araştırmacılara, kütüphanecilere, ailelere ve kitapseverlere yönelik öneriler sunulmuştur.

Mine Karakaya
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hayat bilgisi öğretiminde çocuklar için felsefe (P4C) yaratıcı düşünme becerisi etkinliklerinin öğrencilerin yaratıcı düşünme becerisine etkisi

Araştırmanın amacı, Hayat Bilgisi Öğretiminde Çocuklar İçin Felsefe (P4C) Yaratıcı Düşünme Becerisini Geliştirici Etkinliklerin Öğrencilerin Yaratıcı Düşünme Becerisinin Gelişimine Etkisi' nin belirlenmesidir. Yapılan nitel çalışma verilerine bakıldığında ön test ve sontest arasında değişiklikler olduğu öğrnecilerin görüşlerinin tamamına yakınında özllikle tasarlarıkları ürünler olasun ifade becerileri olsun hepsinde teknik düşünme, teknolojik özelliklere dayalı projeler üretme gibi düşüncelerin çok fazla yer aldığı görülmektedir. Torrance Yaratıcı Düşünme Testi'nin A ve B formunun uygulama öncesi ve sonrasında uygulanması ile elde edilmiştir. Aşağıda bu deneceler ile ilgili ulaşılan bulguların sonuçlan özetlenmiştir. Hayat bilgisi dersinde yaratıcı düşünmeyi geliştirmeye yönelik bir program uygulanan deney grubunun ön Torrance Yaratıcı Düşünce Testleri ile son Torrance Yaratıcı Düşünce Testleri arasında son testler lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Deney ve kontrol gruplarının Torrance Yaratıcı Düşünce Testi sözel/şekilsel son testleri arasında yapılan istatistiksel çalışma sonrasında tüm alt boyutlarda deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Anahtar Sözcükler:Yaratıcılık, Yaratıcı Düşünme, Çocuklar İçin Felsefe

Düşünme becerileriFelsefeHayat bilgisi+3
Ramazan Akan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları ile öğrencilerin fen dersi tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları ile öğrencilerin fen dersine yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modeli kullanılan araştırmada çalışma grubunu belirlemek üzere küme örnekleme stratejisi kullanılmıştır. Bu kapsamda 55 öğretmen ve bu öğretmenlerin 1041 öğrencisi araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırma verileri Fen ve Teknoloji Dersi Öz Yeterlik Ölçeği (Bıkmaz, 2002) ile Fen ve Teknoloji Dersi Tutum Ölçeği (Yaşar ve Anagün, 2008) kullanılarak toplanmıştır. Öğretmen grubundan elde edilen araştırma verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t-testi ve ANOVA teknikleri kullanılmıştır. Öğrenci grubundan elde edilen araştırma verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Ayrıca öz yeterlik inanç düzeyi ile fen dersine yönelik tutumlar arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek için Pearson korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin fen bilgisi dersine yönelik öz yeterlik inançlarının yüksek olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte sınıf öğretmenlerinin cinsiyetleri, mesleki kıdemleri, mezun oldukları fakülte türü, görev yaptıkları okul türüne ve öğretmenlik mesleklerini isteyerek yapmalarına göre fen bilgisi dersine yönelik öz yeterlik inançlarının istatistiksel olarak değişmediği belirlenmiştir. İlkokul öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik olumlu tutuma sahip olduğu bulunmuştur. Bu kapsamda kız öğrenciler, şehir merkezindeki öğrenciler ve fen ile ilgili mesleği seçmek isteyen öğrencilerin tutum puanları diğerlerine göre daha yüksektir. Ayrıca ailelerin gelir düzeyi ve öğrenim durumu yükseldikçe fen bilimleri dersine yönelik tutumları da artmaktadır. Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimi öz yeterlik inanç düzeyleri ile öğrencilerinin fen dersine yönelik tutumları arasında anlamlı bir ilişki olmadığını sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Fen öğretimi öz yeterlik inancı, fene yönelik tutum, öğrenci tutumu, öğretmen öz yeterliği

Fen bilgisi eğitimiFen bilgisi öğretimiMesleki yeterlilik+7
Ali Çibir
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri ve çevresel tutumları

Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri ile çevresel tutumlarına ait düzeyi araştırmaktır. İlkokul öğretmen adaylarının çevre sorunlarına karşı duyarlı bir nesil yetiştirmek için çevresel tutum ve ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinin bilinmesi, o düzeye uygun eğitim içeriği belirlenebilmesi için önemlidir. Çünkü çocukluk yıllarında öğrencilerin çevreye karşı kazandıkları olumlu ya da olumsuz tutumlar ileriki yıllarda çeşitli şekillerde kendisini göstermektedir. Dolayısıyla "ağaç yaşken eğilir" atasözünden hareketle çevreye yönelik olumlu tutumların öğrencilere erken yaşta kazandırılması çok daha kolay ve aynı zamanda önemlidir. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalında okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Bu araştırmada iki adet veri toplama aracı kullanılmıştır. Birincisi Çelik Coşkun ve Sarıkaya (2014) tarafından geliştirilmiş olan "Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği; ikinci veri toplama aracı da Dunlap ve Van Liere (2000) tarafından geliştirilen "Yeni Çevresel Paradigma Ölçeği" dir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi ölçeğinde yer alan ve "yüksek" çıkan "enerji" alt boyutu dışında, çevresel tutum ölçeği de dahil olmak üzere farkındalık düzeyleri "orta düzeyde" tespit edilmiştir. Üniversite eğitimi sırasında çevre konularıyla ilgili olan derslerin teorik boyutunun yanında, resmi ve devlet kurumlarının pratik olarak sahada yaptıkları çalışmaları da gözlemleyecek şekilde uygulama boyutunun geliştirilmesi önerilebilir. Anahtar kelimeler: Çevresel tutum, ekolojik ayak izi, öğretmen eğitimi, sınıf öğretmeni adayları

Aday öğretmenlerEkolojik ayak iziFarkındalık+6
Rafiye Aydın
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

4.sınıf öğrencilerinin oluşturdukları metinlerin üstyapı incelemesi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yazdıkları öykülerin metin üst yapı unsurları doğrultusunda çözümlenmesidir. Araştırmada temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma 2014-2015 öğretim yılında İç Batı Anadolu Bölgesi'nde bulunan bir devlet okulunda 4. sınıfta okuyan 15 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma katılımcılarını belirlemek üzere tipik durum örneklemesi ve benzeşik örnekleme stratejileri kullanılmıştır. Veriler ise öğrencilerin yazdıkları öykülerden elde edilmiştir. Verilerin analizinde nitel içerik analizi yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin figüran karakterlerin toplumsal tanıtımını yazmada, karakterlere isim vermede, mekân karakter ve mekân olay arasında bağlantı kurmada, mekân betimlemelerini yapmada, zaman karakter arasındaki bağlantı kurmada sorun yaşadıkları bulunmuştur. Öte yandan katılımcıların karakterleri kullanabilme, mekânı etkili biçimde betimleme, zamanı etkili bir şekilde aktarabilme, giriş bölümünü başlatma, olay örgüsüne hâkim olma, başlatıcı olaya ayrıntılı yer verme, olayı bitirme ve anlatıcı tipini kullanma unsurlarını istenilen düzeyde kullandıkları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Metin, öykü, öykü unsurları, öyküleyici metin, üst yapı, metin çözümleme

HikayeHikaye edici metinHikaye yazma+5
Songül Küreci
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul 3. ve 4. sınıf kaynaştırma öğrencileri hakkında akran görüşleri: Bir olgubilim çalışması

Son yıllarda özel eğitim ve kaynaştırma alanındaki çalışmalar hız kazanmıştır. Ancak alanyazındaki çalışmalara bakıldığında kaynaştırma uygulamaları hakkında akran görüşü alınanların sayıca yetersiz olduğu gözlenmiştir. İlkokul, kaynaştırmanın uygulanması açısından kritik dönemlerden biridir. Bu nedenle bu çalışma yasalarla çerçevesi çizilen kaynaştırma uygulamasının sınıf içi atmosferini normal gelişim gösteren öğrencilerin gözünden göstermeyi hedeflemektedir. Bu araştırma, İstanbul ilinin Esenyurt ilçesinde bulunan bir ilkokulun 3. ve 4. sınıfında eğitim gören kaynaştırma öğrencilerinin sınıf içi davranışları, sorunları, öğrenme ortamları hakkında akran görüşleri almak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma niteliksel araştırma deseni ile desenlenmiştir. Araştırmada olgubilim (fenomenolojik) araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ilinin Esenyurt ilçesinde öğrenim gören ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Öğrencilerin görüşlerini belirlemek amacıyla 11 soru hazırlanmıştır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Veriler içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda zihinsel yetersizliği olan öğrencinin kaynaştırıldığı sınıftaki akranlarının öğrenci hakkında olumsuz düşüncelere sahip olduğu, kaynaştırma öğrencisinin tahtaya kalkma, ses çıkarma, arkadaşlarının eşyalarını izinsiz alma gibi problem davranışlar gösterdiğini ve akranlarının bu sorunların çözümü için en uygun seçenek olarak kaynaştırma öğrencisi olan arkadaşlarının ayrı eğitim alması gerektiğini düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır. Sınıflarında ortopedik yetersizliği olan kaynaştırma öğrencisinin akranları ise arkadaşlarından herhangi bir rahatsızlık duymadıklarını ona yardım ederek kendilerini daha iyi hissettiklerini belirtmişlerdir. Araştırma göstermiştir ki kaynaştırma öğrencisinin yetersizliği akran görüşlerini önemli ölçüde etkilemektedir. Anahtar kelimeler: Akran görüşü, kaynaştırma eğitimi, kaynaştırma öğrencisi, olgubilim, özel eğitim

Ferhan Kırbaş
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Investigation on the environmental guidelines of primary school 4th grade students

The aim of this study is to examine the attitudes of the fourth grade students studying in Kütahya towards the environment. Survey model was used in this research. The sampling of this study is composed of 1904 students from the fourth grade of primary schools in the central district of Kütahya. In order to collect the data, Environmental Attitude Scale for Elementary Students was used. The scale was a likert type consisting of 34 items and was graded as "I agree", "I disagree", "I am not sure". In the analysis of data frequency, percentage, arithmetic mean, Mann Whitney U Test was usedto compare two sample meansand Kruskal Wallis test was used to compare multiple groups. The results of the analyzes are as follows: It was found that primary school students attitudes towards environment were high. It was found that female students had more positive attitudes towards the environment than male students. It was found that the attitude points of the students towards the environment were increased as the academic achievement of the students were increased. It was determined that the students living in the city center had more positive attitudes towards the environment than the students living in the village. It was determined that there was no significant relationship between feeding animal in students homes and attitude towards the environment. No significant relationship was found between the attitude level of the students having garden at home and the attitude towards the environment. There was no statiscally signicifant relationship between the education level of the students fathers and attitude points towards the environment. There was no statiscally significant relationship between the education level of the students mothers and attitude points towards the environment. It was found that the students with moderate and high leves of family income had more positive environmental attitudes thant the students with low family income. Keywords: Environment, environment education, environmental knowledge, environmental attitude.

Attitude scalesAttitudesEnvironment+5
Cesarettin Küreci
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hafif düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin okuma ve anlama becerilerinin tekrarlı ve renkli metinlerle okuma yöntemiyle geliştirilmesi: Bir eylem araştırması

Bu araştırmada hafif düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin okuma ve anlama becerilerinin tekrarlı ve renkli metinlerle okuma yöntemiyle geliştirilmesi hedeflenmiştir. Çalışma nitel araştırma türlerinden eylem araştırması deseninde hazırlanmış ve uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, araştırmacının çalıştığı okulda uygun örnekleme ile seçilmiş hafif düzeyde zihin engeli bulunan 2 özel eğitim öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin performanslarının ölçümü için okuduğunu anlama becerisi ölçeklerini oluşturan Ses, Hece, Kelime, Cümle, Paragraf Ölçeği (Obalar, 2009) ve Okuma Becerisi Ölçeği (Obalar, 2009) kullanılmıştır. Öğrencilerin okuma hızlarının ölçümü için ise süre ölçer kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerle ve eylem çalışması ile ilgili uzman görüşü, gözlem formu, ses ve görüntü kaydı gibi toplanan nitel veriler içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Frekans tabloları verilmiş ve grafiklerin yorumlamaları yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda tekrarlı okuma yönteminin hafif düzey zihin engeli olan öğrencilerin okuma becerilerini geliştirdiği, okuduğunu anlamalarını artırdığı ve okuma hızlarını artırdığı bulunmuştur. Renkli metinlerle okuma yönteminin de hafif düzey zihin engeli bulunan öğrencilerin okuma becerilerini geliştirdiği, okuduğunu anlamalarını artırdığı ve okuma hızlarında artış sağladığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Okuma, özel eğitim, renkli metinlerle okuma, tekrarlı okuma, zihin engelliler

OkumaOkuma becerileriOkuma metinleri+5
İsmet Gevrek
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin değerler ve değerler eğitimi hakkındaki görüşleri ile sınıf içi uygulamalarının incelenmesi

Değerler eğitimi kişinin değerleri içselleştirip ona bağlı bir kişilik oluşturmasını sağlayan bir süreçtir. Bireylerin değerleri kazanmasında eğitim çok önemli bir rol oynamaktadır. Eğitim ortamlarında uygulanan tutum ve değer aktarımı değerler eğitiminin temelini oluşturmaktadır. Çocukların ev ortamında başlayan değer edinim süreci okulda alacağı eğitim ile desteklenmelidir. Bu durum okulun en önemli öğelerinden biri olan öğretmenlerin değerler hakkındaki görüşünü ve değer eğitiminde kullandıkları yöntemleri önemli hale getirmektedir. Okul öncesi öğretmenlerinin değerler ve değerler eğitimi hakkındaki görüşlerinin incelenmesini amaçlayan bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan görüşme tekniği kullanılmış araştırmanın modeli olarak olgu bilim modeli benimsenmiştir. Verilerin toplanması, yarı yapılandırılmış görüşmelerle gerçekleşmiştir. Araştırmada verileri toplamak amacıyla görüşme formları oluşturulmuştur. Araştırma Kütahya ilinde görev yapmakta olan 10 Okul Öncesi Eğitimi öğretmeni ile yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde içerik analizi uygulanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda; Öğretmenler değerin, davranışları şekillendiren tutum ve görüşler olduğunu, kişisel olarak saygı, sevgi, doğruluk ve manevi değerlere öncelik verdiklerini belirtmişlerdir. Değerlerin sınıflandırılmasına ilişkin farklılıklar tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenler değerler eğitiminin asıl amacının kişiliğin her yönüyle gelişmesini sağlamak, bireyi ve toplumu kötü tavır ve davranışlardan korumak olduğunu ifade etmişlerdir. Öğretmenler değerler eğitiminin erken yaşlarda başlaması gerektiğini, Okul öncesi eğitim programında değerlerin açıkça belirtilmediğini, öğretmenler değerlerin kazanıldığını tespit etmek için gözlem, davranış listeleri, veli işbirliği gibi yöntemler kullandıklarını ifade etmişlerdir. Kazandırılan değerlerin çocukların en çok sosyal-duygusal alanlarına destek olduğu, öğretmenlerin değer öğretim yöntemleri hakkında yeterince bilgi sahibi olmadıkları, değerleri telkin yöntemi ile vermeye çalıştıkları tespit edilmiştir. Öğretmenler sınıf içi uygulamalarında görsel materyaller, drama ve hikâyelerden faydalandıklarını belirtmişler, okulun ve ailenin önemli faktörler olduğunu ifade etmişlerdir. Anahtar kelimeler: Değer, değer eğitimi, okul öncesi eğitim

DeğerlerDeğerler eğitimiOkul öncesi eğitim+3
Saadet Bartan
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Anne baba ilgisinin okul öncesi dönem çocuklarının öz düzenleme becerisi üzerindeki etkisi

Bu çalışma, anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerisi üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla araştırmaya katılan çocukların anne babalarına anne baba ilgisini geliştirmeye yönelik eğitim programı örneği hazırlanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında Bura İli Nilüfer İlçesinde MEB'e bağlı bağımsız bir anaokuluna devam eden 40 çocuk ve onların anne (40) babaları (40) olmak üzere toplam 120 kişi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak; "Çocuğa Yönelik Anne Baba İlgisi Ölçeği" ve "Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği (OÖDÖ)" kullanılmıştır. Ayrıca katılımcılara yönelik bilgi edinmek için "Genel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Çalışmada ön test, son test ve kalıcılık testi kontrol gruplu yarı deneysel araştırma deseni kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde deney ve kontrol grubu karşılaştırmaları için "İlişkili Ölçümler İçin Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi" kullanılmıştır. Araştırmaya katılan çocukların Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği'nden elde ettikleri puanların cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediğine "Mann-Whitney U Testi", anne babanın yaşı, öğrenim durumu, evdeki birey sayısı, kaçıncı çocuk, aile gelir düzeyi değişkenleri ile arasındaki ilişkiyi incelemek için "Kruskall-Wallis H Testi" kullanılmıştır. Anne baba ilgisi de aynı değişkenler açısından incelenmiş ve aynı analizler uygulanmıştır. Bulgular ışığında; anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerisi üzerinde etkisi olduğu, olumlu anlamda gözlenen bu etkinin ise anne baba ilgisindeki artıştan kaynaklı olduğu görülmüştür. Öz düzenleme becerileri ve anne baba ilgisindeki artışın etkisinin uzun süreli olup olmadığını incelemek için son testten bir ay sonra kalıcılık testi uygulanmış ve analizinde anlamlı bir farklılık görülmüştür. Sonuç olarak; anne baba ilgi puanları ve öz düzenleme becerisi puanları arasındaki Korelasyon Testi Analizleri de dikkate alındığında; anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerilerine olumlu etkisinin olduğunu göstermekle birlikte anne baba ilgisine geliştirmeye yönelik verilmeye çalışılan eğitiminde anne baba ilgisini geliştirmede etkili olduğuna dikkat çektiği söylenebilir.

Ana-babaAna-baba tutumuAna-çocuk etkileşimi+4
Saliha Eren
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmeni adaylarında çokkültürlü kişiliğin farklılıklara saygı üzerindeki etkisinin incelenmesi

Türkiye çok kültürlü yapıya sahip bir ülkedir, toplumdaki çeşitlilik her geçen gün daha da artarak devam etmektedir. Temel değerlerin kazanılmaya başlandığı ilkokul döneminde; bu çeşitliliğe karşı hoşgörülü olma ve saygı duyma konusunda, çocuklar için rol model olan sınıf öğretmenlerinin nasıl bir tutum sergilediği önem taşımaktadır. Bu kapsamda çalışmanın temel amacı; sınıf öğretmeni adaylarının çokkültürlü kişilik özelliklerinin, farklılıklara saygı üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu temel amacı sağlamaya yönelik; çokkültürlü eğitimin, ilkokul dönemi için önemini ve gerekliliğini vurgulamak çalışmanın alt amaçlarını oluşturmaktadır.

Aday öğretmenlerFarklılıklara saygıKişilik özellikleri+3
Melek Kacar
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitimde artık materyaller ile yapılan sanat etkinliklerinin çocukların geri dönüşüm farkındalık düzeylerine etkisinin incelenmesi

Bilgili ve bilinçli bir toplumun temellerinin atılması için geri dönüşüm bilincinin küçük yaşlarda kazanılması oldukça önemlidir. Araştırmada, okul öncesi eğitimde artık materyaller ile yapılan sanat etkinliklerinin çocukların geri dönüşüm farkındalık düzeylerine etkisinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırma, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Ankara ili Yenimahalle ilçesinde bulunan bağımsız anaokuluna devam eden 5 yaş grubu 20 çocuk üzerinde yürütülmüştür. Nicel yaklaşımın deneysel desenlerinden tek grup ön test-son test deseni kullanılmıştır. Toplamda 8 haftalık program uygulanmıştır. Verilerin analizinde, artık materyallerle yapılan sanat etkinliklerinin çocukların geri dönüşüm farkındalık düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, çocukların artık materyalleri geri dönüştürüp ayrıştırdıkları, geri dönüşüm sözcüğünün anlamını bildikleri ve geri dönüşüm sembolünü tanıdıkları tespit edilmiş olup çocuklar üzerinde geri dönüşüm ile ilgili farkındalık sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca bu araştırma ile okul öncesi dönemden başlanılarak çocuklarda erken yaşlarda geri dönüşüm bilinci geliştirilmiş olup bilinçli tüketiciler yetiştirmenin temelleri atılmıştır.

ArtıklarAtık değerlendirmeFarkındalık+6
Rümeysa Öztap
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemde kullanılan öykü kitaplarının sosyal becerileri içermesi bakımından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönemde kullanılan öykü kitaplarının sosyal becerileri içermesi açısından incelenmesidir. Araştırmada karma yöntem yaklaşımlarından sıralı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasında tarama (betimsel araştırma) modeli, nitel aşamasında ise temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Bu araştırmada önce anketler toplanıp değerlendirilmiş daha sonra çıkan sonuca göre doküman incelemesi yapılmıştır. Örnekleme alınacak kitapları belirlemek için ölçüt örnekleme stratejisi kullanılmıştır. Bu kapsamda, doğrudan araştırma amacıyla ilişkili olan ve zengin veri sağlayacak kitapları seçmek için dört ölçüt belirlenmiştir. Bu ölçütler şunlardır: (i) Seçilen kitaplar araştırmanın nicel aşamasından elde edilen verilere göre öğretmenlerin önerdikleri kitaplar arasından olmalıdır. (ii) Seçilen kitaplar okul öncesi dönem çocuklarının yaş seviyesine uygun olmalıdır. (iii) Seçilen kitaplar bir sosyal becerinin öğretimine dönük olmalıdır. (iv) Seçilen kitaplar seri şeklinde olmalıdır. Söz konusu ölçütleri karşıladığı için Tali Serisi öykü kitapları veri kaynakları olarak belirlenmiştir. Araştırmada Tali serisinde yer alan öykü kitaplarını sosyal beceri öğretimine uygunluğu açısından incelemek amaçlandığı için doküman analizi kullanılmıştır ve Tali Serisinde yer alan 18 öykü kitabı doküman olarak incelenmiştir. Araştırma verilerinin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmada araştırmacı tarafından bir kodlama sistemi oluşturulmuş ve oluşturulan kodlar birbirleri ile ilişkilerine göre kümelenerek gruplanmış ve üç kategori oluşturulmuştur. Daha sonra bu kategoriler 'Dıştan Denetimli Öğretim Yöntemi' teması altında birleştirilmiştir. Son olarak elde edilen veriler tema ile tutarlı olacak şekilde ilgili kategorilerin altında yorumlamacı bir yaklaşımla açıklanmıştır. Araştırmada incelenen öykü kitaplarında sosyal beceri öğretiminin sorun durumunun tanımlanması, uygun olmayan davranış sonuçlarının sezdirilmesi ve uygun davranışta bulunma olarak üç aşamalı bir şekilde verildiği tespit edilmiştir.

Hikaye kitaplarıKitaplarOkul öncesi dönem+5
Betül Muslu
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine yönelik tutumları ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Okul Öncesi Öğretmenlerinin Fen Eğitimine Yönelik Tutumları ile Bilişsel Esneklik Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine yönelik tutumları ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. İkinci amacı ise demografik değişkenlerin (cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, mesleki kıdem, görev yaptıkları okulun yeri ve türü) öğretmenlerin fen eğitimine yönelik tutumları ve bilişsel esneklik düzeyleri üzerindeki etkisini tespit etmektir. Bu doğrultuda, nicel metot kapsamında betimsel araştırma modellerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda, araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile 207 okul öncesi öğretmenine (12 erkek, 195 kadın) ait kişisel bilgiler toplanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin fen eğitimine yönelik tutumlarının ve bilişsel esneklik düzeylerinin ölçülmesi amacıyla iki farklı ölçek kullanılmıştır. Bu ölçekler; "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Fen Eğitimine Karşı Tutum Ölçeği" (Pepele Ünal, Akman ve Gelbal, 2010) ve "Bilişsel Esneklik Ölçeği"dir (Altunkol, 2011). Verilerin dağılımının tespitinde, Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri kullanılırken, kategori büyüklüklerindeki dengesizlikler nedeniyle gruplar arasındaki karşılaştırmalarda, Mann-Whitney U ve Kruskall Wallis H testleri kullanılmıştır. Ayrıca araştırmanın bağımlı-bağımsız değişkenleri arasındaki ilişki, Pearson korelasyon katsayısı yardımıyla incelenmiştir. Verilerin analizinde elde edilen bulgulara göre; okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine karşı tutumları, fen eğitimine karşı tutum alt boyutları (kendini geliştirme, öz yeterlilik) ile bilişsel esneklik düzeyleri arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca demografik değişkenler incelendiğinde; cinsiyet değişkeni için kendini geliştirme alt boyutunda, yaş değişkeni için öz yeterlilik alt boyutunda ve okul türü değişkeni için fen eğitimine karşı toplam tutum ile öz yeterlilik alt boyutunda anlamlı farlılık olduğu görülmüştür. Eğitim düzeyi, mesleki kıdem ve görev yapılan okulun yeri değişkenlerinde ise anlamlı farklılık ortaya çıkmamıştır. Anahtar Kelimeler: Fen eğitimine yönelik tutum, kendini geliştirme, öz yeterlilik, bilişsel esneklik, okul öncesi öğretmenleri

Bilişsel esneklikFen bilgisiFen bilgisi dersi+4
Fatmagül Soylu
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bağımsız anaokulları ile bünyesinde anasınıfı olan ilkokul yöneticilerinin yönetim sürecinde karşılaştıkları sorunlarla ilgili görüşlerinin irdelenmesi

Türkiye'de özellikle son 10 yılda önemi daha iyi anlaşılan ve kalkınma planlarında kendisine yer bulan okul öncesi eğitim; beraberinde birçok sorunun da ortaya çıkmasına neden olmakta ve bu sorunları ortadan kaldırmak için de çözüm üretilmesine olanak sağlamaktadır. Coğrafik ve sosyolojik bakımdan çok farklı yapıya sahip olan Türkiye'de okul öncesi eğitim yönetimi sürecinde farklı sorunların ortaya çıktığı gözlenmektedir. Ortaya çıkan sorunlar arasında benzerlik olsa da ortaya konan çözüm önerileri farklılık gösterebilmektedir. İklim şartları, fiziki olanaklar, sosyolojik yapı, kişisel bakış açısı gibi çeşitli nedenler aynı sorunlara karşı farklı çözüm üretilmesine neden olmaktadır. Bu araştırma 2016-2017 eğitim – öğretim yılında Erzurum ilinde görev yapan bağımsız anaokulları müdürleri ile bünyesinde anasınıfı bulunan ilkokul müdürlerinin yönetim sürecinde karşılaştıkları sorunlarla ilgili görüşlerinin incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Nitel araştırma türünde tasarlanan bu araştırmanın çalışma grubunu bağımsız anaokullarında görev yapan okul müdürleri ile bünyesinde anasınıfı bulunan ilkokul müdürleri oluşturmuştur. Çalışmada veriler görüşme formu yoluyla toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, bölgenin ağır kış koşullarının öğrencilerin devamsızlık yapmasına sebep olduğunu göstermektedir. Okulların fiziki olanaklarının yetersiz olduğu görülmektedir. Yöneticiler ciddi ekonomik sorunlarla mücadele ettiklerini belirtmişlerdir. Mevzuatın esnek olmamasından kaynaklanan sorunların olduğu bulgular arasındadır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin mesleki ve iletişim kurma becerileri yönünden kendilerini geliştirmeleri gerekmektedir. Ayrıca, veliler okul öncesi eğitime gerekli önemi vermediklerinden öğrencilerin devamsızlık yapmalarında etkili olmaktadır. Araştırma sonuçları özel eğitim ihtiyacı duyan çocukların eğitimi konusunda öğretmenlerin yetersiz olduğunu göstermektedir. Araştırmada yöneticilerin benzer sorunları sık yaşadığı ve bu durumun yönetim sürecini olumsuz olarak etkilediği tespit edilmiştir.

AnaokullarıEğitim sorunlarıEğitim yönetimi+5
Kahraman Karalı
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönem çocuklarında dijital hikaye anlatımının dinleme becerilerine etkisi

Okul Öncesi Dönem Çocuklarında Dijital Hikâye Anlatımının Dinleme Becerisine Etkisi Bu araştırmanın amacı dijital hikâye anlatım yönteminin okul öncesi dönem çocuklarının dinleme becerilerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada deneysel yöntemlerden 'Yalnız Son Testli Kontrol Gruplu Seçkisiz Desen' kullanılmıştır. Araştırmada Kütahya ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı anaokulunda 60-72 ay grubundaki 3 anasınıfında bulunan ve normal gelişim gösteren 35 kız 40 erkek olmak üzere 75 çocuk ile çalışılmıştır. Araştırmaya katılan çocuklar gelişim dosyalarından ve öğretmenlerinden alınan bilgiler ile gelişim düzeyleri bakımından eşitlenip, hikâyelerin farklı anlatım yöntemleri ile sunulduğu 3 farklı deneysel gruba seçkisiz atanmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde 11 farklı hikâyeden yararlanılmış ve hikâyeler 3 farklı anlatım yöntemi ile gruplara anlatılmıştır. Hikâyelerden sonra yarı yapılandırılmış görüşme formu ile araştırmanın verileri toplanmıştır. Veriler değerlendirme formu ile puanlanarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda farklı dijital hikâye anlatımları yapılan deney grubu 1 ve deney grubu 2'de bulunan okul öncesi dönem çocuklarının seçici, ayrıştırıcı, empatik, yaratıcı, eleştirel ve etkin dinleme becerilerinden aldıkları puanlar, öykü kitabı ile anlatım yapılan kontrol grubundaki okul öncesi dönem çocuklarının aynı dinleme becerilerinden aldıkları puanlar ile karşılaştırılmıştır. Verileri normal dağılım göstermediğinden, Kruskal Walllis H testi ile yapılan karşılaştırmada gruplar arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Farkın hangi gruplar arasında ve hangi grubunu lehine olduğunu görmek için Mann Whitney U testi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda ele alınan dinleme türlerinde deney grubu 1 ve deney grubu 2 lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Deney grubu 1 ve deney grubu 2 arasında ise dinleme becerilerinden aldıkları puanlar karşılaştırıldığında, müzik ve ses hariç dijital hikâye anlatımı yapılan deney grubu 1 lehine anlamlı bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak dijital hikâye anlatımı 60-72 ay grubundaki okul öncesi dönem çocuklarının ayrıştırıcı, seçici, empatik, yaratıcı, eleştirel ve etkin dinleme becerilerini üzerinde anlamlı düzeyde etkiye sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmen desteğiyle uygulanan dijital hikayelerin ele alınan dinleme türlerinde dijital hikaye anlatımına göre daha etkili olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Dijital hikâye, dinleme beceriler, okul öncesi eğitim

AnlatımDijital öykülemeDinleme+6
Hatice Berna Türe Köse
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Müzikli etkinliklerle desteklenmiş bireyselleştirilmiş eğitim programının hesaplama güçlüğü yaşayan ilkokul öğrencilerinin başarılarına etkisinin elektrofizyolojik olarak değerlendirilmesi

Bu araştırmada müzikli etkinliklerle desteklenmiş bireyselleştirilmiş eğitim programının hesaplama güçlüğü yaşayan ilkokul öğrencilerinin başarılarına etkisini elektrofizyolojik olarak değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmada araştırma modeli olarak karma desen araştırması seçilerek nitel ve nicel olan araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Kütahya ilinin merkezinde, ilkokul 3. ve 4. sınıfa devam eden öğrenciler arasından hafif düzey özel öğrenme güçlüğü tanısı alan ve matematik dersinde öğrenme güçlüğü yaşayan dört öğrenci oluşturmaktadır. İlkokul 1-4 sınıflar matematik dersi öğretim programı incelenerek 3. sınıf zihinden işlem kazanımlarından toplama ve çıkarma işlemine yönelik 12 adet zihinden işlem kazanımı belirlenmiştir Bu kazanımlara uygun olacak şekilde değerlendirme formu, eğitim modülü ve matematik şarkıları hazırlanmıştır. Eğitim modülünün ve matematik şarkılarının öğrencilerin başarılarına olan etkisini belirlemek amacıyla katılımcılara ön test ve son test olarak değerlendirme formu uygulanmıştır. Ayrıca on iki hafta boyunca uygulanan eğitim modülü ve matematik şarkılarının öncesi ve sonrasında katılımcılara EEG çekimi gerçekleştirilmiştir. EEG çekimleri sırasında katılımcılara zihinden işlemler yapmalarını sağlayacak şekilde 10 adet zihinden işlem sorusu yöneltilmiştir. Elde edilen EEG verilerine ait güç yoğunlukları Matlab programında Welch metodu kullanılarak hesaplanmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizi için betimsel analiz tekniklerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda özel öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin zihinden işlem becerilerinin değerlendirme formu sonuçlarına bakıldığında, eğitim modülü ve matematik şarkılarının öğrencilerin zihinden işlem becerilerini olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Ayrıca zihinden işlem kazanımlarına yönelik hazırlanan eğitim modülü ve matematik şarkılarının ilkokul öğrencilerinin başarılarını arttırdığı elektrofizyolojik değerlendirmeler ile desteklenerek gösterilmiştir.

ElektroensefalografiElektrofizyolojiEğitim etkinliği+7
Nurdan Korkmaz
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi (48-60 ay) dönem çocuklarında TÜBİTAK'ın meraklı Minik Dergisi'ndeki etkinliklerin sosyal beceri ve bilişsel tempo düzeylerine etkisinin incelenmesi

Okul öncesi dönem çocukların farklı beceri düzeylerinin(bilişsel, sosyal, psikomotor vb.) hızlı gelişim gösterdiği önemli bir dönemdir. Bu nedenle de bu dönem içerisinde çocuklara verilen eğitim ve eğitimde kullanılan materyaller(kitap, dergi vb.) çocuğun daha sonraki yaşantısına rehber olma niteliğindedir. Ülkemizde okul öncesi dönem çocuklarına yönelik pek çok kitap bulunmasına karşın, bu yaş grubuna yönelik periyodik yayınlanan dergi çok fazla bulunmamaktadır. Bu dergilerin içerisinde çocukların keşif, araştırma ve merak duygularını harekete geçiren ve öğrenme gereksinimlerini karşılayan dergi TÜBİTAK tarafından aylık olarak yayınlanmakta olan Meraklı Minik dergisidir. Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi (48-60 ay) dönem çocuklarında TÜBİTAK'ın Meraklı Minik dergisindeki etkinliklerin sosyal beceri ve bilişsel tempo düzeylerine etkisini incelemektir. Bu doğrultuda, araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada Avcıoğlu (2007) tarafından okul öncesi dönem çocukların sosyal beceri düzeylerinin saptanması amacıyla geliştirilen Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği (SBDÖ) ve Wright (1971) tarafından geliştirilen ve Seçer, Sarı, Çeliköz, Üre (2009) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Kansas Reflection- Impulsivity Scalefor Preschool formu kullanılmıştır. 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Balıkesir ili Altıeylül ilçesindeki Bengi Ana Okulu'nun 2 farklı sınıfında öğrenim görmekte olan toplam 40 çocukla (48-60)ay birlikte gerçekleştirilmiştir. Deney grubuna eğitim-öğretim yılı boyunca, Milli Eğitim Bakanlığı programın yanında Meraklı Minik Dergisi içerisindeki etkinlikler uygulatılmıştır. Öntest ve son testlerde çocukların sosyal beceri ve bilişsel tempo düzeyleri ölçülmüş ve sonuçlar istatistiksel deneylerle karşılaştırılmıştır. Verilerin analizinde elde edilen bulgulara göre; Meraklı Minik dergisinde bulunan etkinliklerin uygulandığı grupta yer alan çocukların sosyal ve bilişsel tempo ölçeklerinden aldıkları sontest puanlarının, kontrol grubunda yer alan çocukların aynı ölçekten aldıkları sontest puanlarına göre anlamlı derecede artış gösterdiği görülmüştür.

Bilişsel becerilerBilişsel tempoMeraklı Minik dergisi+7
Gizem Ergin
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

İlkokul 4. sınıf matematik dersinde model oluşturma etkinlikleri temelli STEM yaklaşımı uygulamalarının incelenmesi

Bu araştırmada model oluşturma etkinlikleri temelli STEM yaklaşımı uygulamalarının sınıf öğretmeni adayları tarafından ilkokul 4. sınıf matematik dersinde nasıl uygulandığının ve uygulama sürecine yönelik uygulayıcı-gözlemci sınıf öğretmeni adayları ile ilkokul öğrencilerinin görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem kapsamında yarı deneysel desenlerden tek gruplu ön test son test desen ve temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında 2018-2019 öğretim yılı bahar döneminde bir devlet üniversitesinin sınıf öğretmenliği lisans programında öğrenim görmekte olan 3. sınıf öğrencilerine model oluşturma etkinlikleri temelli STEM yaklaşımı uygulamalarına yönelik etkinlik tasarlama eğitimi verilmiştir. Verilen eğitimin sonunda öğretmen adaylarının MOE ve STEM teorik bilgilerinin istatistiksel olarak gelişim gösterdiği saptanmıştır. Eğitim verildikten sonra öğretmen adayları arasından gönüllü olan 8 katılımcı, araştırmanın ikinci aşamasına dâhil edilmiştir. İkinci aşama 2019-2020 öğretim yılı güz döneminde Öğretmenlik Uygulaması I dersi kapsamında Ege bölgesinde yer alan bir ildeki bir devlet ilkokulunda yürütülmüştür. 8 katılımcının 4'ü etkinlik uygulayıcı diğer 4'ü ise gözlemci statüsünde araştırmada yer almışlardır. Uygulayıcı katılımcılar toplam 3 model oluşturma etkinlikleri temelli STEM yaklaşımı etkinliği tasarlamış ve uygulamıştır. Süreç boyunca hem uygulayıcı hem de gözlemci katılımcılar tarafından günlük tutulmuş ve yapılan dersler video ile kaydedilmiştir. Sürecin sonunda ders video kayıtları araştırmacı tarafından gözlemlenmiş ve etkinlik uygulama süreci analiz edilmiştir. Her etkinliğin sonunda etkinlik uygulayıcı katılımcılarla, tüm etkinlikler bittiğinde ise gözlemci katılımcılarla yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve ilkokul 4.sınıf öğrencilerinin yapılandırılmış formlar aracılığıyla yazılı görüşleri alınmıştır. Yapılan gözlem ve görüşmelerin analizi sonucu katılımcıların model oluşturma etkinlikleri temelli STEM yaklaşımı uygulamalarını 6 aşamada tamamladığı, her aşamanın birbiri arasında geçiş yapılabilecek esnek bir yapıya sahip olduğu, deneyim eksikliklerine rağmen etkinlikleri uygulamaya yönelik motivasyona sahip oldukları ve genel anlamda her bir katılımcının belli eksikliklere rağmen süreci tamamladığı görülmektedir. Katılımcıların yalnızca görüşlerin analizi sonucu ise yaşadıkları zorluklara rağmen model oluşturma etkinlikleri temelli STEM yaklaşımı uygulamalarını meslek yaşamlarında uygulamaya istekli olduklarını ve öğrencilerin ilgi ve motivasyonlarının arttığını, diğer bazı becerilerin dışında öğrencilere iş birliği, iletişim, yaratıcılık, eleştirel düşünme becerileri kazandırdığını ifade ettikleri sonucuna ulaşılmıştır.

Aday öğretmenlerFeTeMMMatematik dersi+5
Samet Demir
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dördüncü sınıf öğrencilerine verilen matematik okuryazarlığı eğitiminin, matematik okuryazarlığı ve matematik dersindeki akademik başarıya etkisi

Öğrenciler matematiği, günlük hayat ile bağdaştıramadıkları için sadece dersten ibaret görmektedir. Bu durum da matematik başarısı istenen seviyeye gelememektedir. OECD matematik okuryazarlığı kavramına dikkat çekerek 15 yaş grubu öğrencilerine yönelik PISA'yı uygulamaktadır. Bu sınavda ülkemiz ortalamanın altında kalmaktadır. Ülkemizde matematik okuryazarlığı alanında ortaokul ve lise düzeyinde araştırmalar yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir. Ancak küçük yaş grupları ile yeterli çalışma bulunmamaktadır. Ne kadar küçük yaşta matematik okuryazarlığı eğitimi verilirse, öğrencilerin ileriki yıllarda matematik okuryazarlığı başarılarının da artış göstereceği düşünülmektedir. Alandaki bu eksiklikten dolayı bu araştırma ile dördüncü sınıf öğrencilerine verilen matematik okuryazarlık eğitiminin öğrencilerin matematik okuryazarlığı başarısına etkisini ortaya koymayı amaçlanmaktadır. Araştırma nicel bir çalışma olup, deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Bursa İlinin Osmangazi İlçesindeki bir devlet ilkokulunda eğitim- öğretim gören dördüncü sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. 67 dördüncü sınıf öğrencisine matematik okuryazarlığı eğitimine başlamadan önce öğrencilerin seviyelerini ölçmek için "Matematik Okuryazarlığı Ön Testi" uygulanmıştır. Dördüncü sınıflardan bir tanesi deney grubu olarak seçilip deney grubunun puanları ve öğrencilerin matematik başarıları dikkate alınarak kontrol grubu oluşturulmuştur. 50 öğrenci araştırmaya katılmıştır. Bu süreçte deney grubuna 9 haftalık bir eğitim planlanmış, kontrol grubu ise dördüncü sınıf matematik dersi programına göre dersine devam etmiştir. Matematik okuryazarlığı eğitimi toplam 9 hafta 15 ders saati sürmüştür. Her derste öğrencilere üçer soru çözdürülmüştür. Matematik okuryazarlığı eğitiminden sonra her iki gruba da "Matematik Okuryazarlığı Son Testi" uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, dördüncü sınıf öğrencilerinin matematik okuryazarlığı düzeylerinin düşük olduğu, matematik okuryazarlığı içerik alanları bazında belirsizlik ve veri alanında daha başarılı oldukları, nicelik alanında ise zorlandıkları görülmüştür. Deney grubu öğrencilerinin ön test-son test karşılaştırmasına baktığımızda verilen eğitim sonucunda başarılarının arttığı görüşmüştür. Öğrencilerin birinci dönem matematik ders başarısı ile ikinci dönem matematik ders başarısı arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Anahtar Sözcükler: İlkokul, matematik okuryazarlığı, PISA, matematik başarısı

Akademik başarıMatematikMatematik dersi+3
Gülay Erişen
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pandemi döneminde uzaktan eğitim sürecini deneyimleyen öğretmen adaylarının uzaktan eğitim algıları ile tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma pandemi döneminde uzaktan eğitim sürecini deneyimleyen farklı branşlardaki 3.sınıf öğretmen adaylarının uzaktan eğitim algıları ile uzaktan eğitime karşı tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında branşlardaki öğretmen adaylarına üç adet ölçek uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde halen öğrenim gören farklı branşlardaki 3.sınıf öğretmen adaylarından 283 kişi oluşturmaktadır. Araştırma betimsel araştırma nitelindeğindedir. Araştırmada öğretmen adaylarının uzaktan eğitimin algı ve tutumlarının, yaş, bölüm, cinsiyet gibi kavramlar açısından farklılık olup olmadığını görmek amaçlandığından tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; uzman görüşü alarak araştırmacı tarafından geliştirilen öğretmen adaylarının demografik özelliklerine ait bilgileri elde etme amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", öğretmen adaylarının uzaktan eğitime yönelik tutumlarını incelemek amacıyla (Ağır, F., 2007) tarafından geliştirilen "Uzak Eğitime Karşı Tutum Ölçeği", öğretmen adaylarının uzaktan eğitim algılarını tespit etmek için (Gündüz, Y., 2013) tarafından geliştirilen "Uzaktan Eğitim Algısı" ölçeği araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda; uzaktan eğitime katılan öğrencilerin uzaktan eğitime olan algı ve tutumlarının ilişkisi değerlendirildiğinde, algı puanı ile tutum puanı arasında yüksek düzeyde pozitif yönde anlamlı doğrusal bir ilişki olduğu görülmüştür (r=0,774; p<0,001). Elde edilen veriler doğrultusunda ülkemizde gerçekleştirilen uzaktan eğitim süreci yeniden değerlendirilerek eğitim faaliyetlerine yön verilebilir.

Aday öğretmenlerCOVID 19Pandemiler+4
Simge Sevim Akkoloğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Okuma kültürünün edindirilmesinde okulun rolü

Bu araştırmanın amacı ilkokul döneminde okuma kültürünün edindirilmesinde okul bileşenlerinin nasıl bir rolü olduğunun belirlenmesidir. Bu doğrultuda okulun bileşenleri; okulun fiziki şartları, sınıf öğretmenleri, okul yöneticileri ve rehber öğretmen olarak ele alınmıştır. Çalışma nitel araştırma modellerinden etnografik durum çalışması yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Öncelikle araştırma amacına uygun olarak araştırmanın yürütüldüğü okul belirlenmiştir. Araştırma 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Bursa'nın Osmangazi ilçesindeki bir ilkokulda yürütülmüştür. Bu okulda çalışan okul yöneticileri, rehber öğretmen ve sınıf öğretmenleri bu çalışmanın doğal katılımcılarıdır. Araştırma verileri, belirlenen araştırma takvimine göre okulda uzun süreli gözlem ve katılımcılarla yapılan görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizi görüşme ve gözlem notlarından elde edilen kod ve temaların sürekli karşılaştırılması yoluyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre ilkokul döneminde okulda okuma kültürünü destekleyen en güçlü faktör sınıf öğretmenleridir. Öğretmenlerin okumaya yönelik inançları öğrenci merkezli ve içerik merkezli olmak üzere iki başlık altında ele alınmış ancak bazı öğretmenlerin okumaya yönelik inançlarının yönü tespit edilememiştir. Öğretmenlerin okumaya yönelik inançlarının okuma uygulamalarına yansıdığı belirlenmiştir. Bu uygulama farklılıklarının ilkokul öğrencilerin okuma isteği ve motivasyonlarını olumlu ya da olumsuz olarak etkilediği gözlemlenmiştir. Bu araştırmada öğrenci merkezli okuma inancında olan öğretmenlerden biri, yaptığı okuma uygulamalarıyla ve öğrenciler üzerindeki etkisiyle diğer öğretmenlere göre pozitif anlamda ön plana çıkmıştır. Bu öğretmenin sınıfında gerçekleştirdiği okuma uygulamalarına öğrencilerin aktif olarak katıldığı ve bu uygulamaların öğrencileri eleştirel okuryazarlık boyutuna taşıdığı saptanmıştır. Araştırmanın yürütüldüğü okulda görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerle yapılan görüşmeler, fiziki yetersizlikler nedeniyle okulun sürekli faaliyet gösteren bir okul kütüphanesi bulunmadığını göstermektedir. Ayrıca eğitim-öğretim yılı boyunca okul kütüphanesi, kilitli olması nedeniyle işlevsel olarak hizmet verememiştir. Bunun yanı sıra kütüphanedeki kitapların tasnifinin, listesinin yapılmaması, kütüphane görevlisinin bulunmaması gibi nedenlerle öğrencilerin kütüphaneden kitap almalarını teşvik edecek unsurların olmamasının da kütüphanenin işlevselliğini azalttığı belirlenmiştir. Diğer taraftan rehber öğretmenin kişisel çabayla odasında oluşturduğu alternatif okuma mekânı çocuklara sürekli açık olmasıyla kütüphaneden daha işlevsel bir ortam sağlamıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul yöneticilerinin okuma kültürünün edindirilmesinde dolaylı yoldan etkilerinin olması nedeniyle tüm okulu kapsayan ortak bir okuma kültürü ortamı sağlanamamıştır. Ayrıca okul kütüphanesi okuma kültürünün edindirilmesinde okulun fiziki olanakları açısından önemli bir bileşen olabilecekken kütüphanenin işlevsel olarak hizmet verememesi bu durumu engellemiştir. Okul bileşenleri içerisinde sadece sınıf öğretmenlerinin okumaya yönelik inançları ve uygulamalarının öğrencilerin karşılaştıkları okuma durumlarını doğrudan etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları doğrultusunda okulun okuma kültürünün edindirilmesindeki rolünün iyileştirilebilmesi için politika yapıcılara, okul yöneticilerine, öğretmenlere ve araştırmacılara yönelik birtakım öneriler getirilmiştir.

EtnografyaOkullarOkuma alışkanlığı+3
Mehmet Soyuçok
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin okuma yazmaya hazırlık çalışmalarının incelenmesi

Bu araştırma, okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin okuma yazmaya hazırlık çalışmalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda okul öncesi öğretmenlerinin planladıkları okuma yazmaya hazırlık çalışmaları etkinliklerini nasıl uyguladıkları ve bu çalışmalara ne düzeyde yer verdikleri incelenmiştir. Okul öncesinde okuma yazmaya hazırlık çalışmalarının uygulanması çocuklara okuma yazma ile ilgili ön becerileri kazandırarak onların ilkokula hazır olmalarını sağlamaktadır. Bunları çocuklara en iyi şekilde verebilecek olan okul öncesi öğretmenlerinin okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ne şekilde yer verdikleri ne kadar süre uyguladıkları ve bu etkinlikleri tercih etme sıklıklarının belirlenmesi amacı ile bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Bu araştırma kapsamında, 2019-2020 eğitim öğretim yılında Bursa ilinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı üç resmi, üç özel olmak üzere, farklı sosyoekonomik düzeye sahip ilçelerde bulunan altı anaokulunda beş yaş grubu sınıfında görev yapan altı öğretmen araştırmaya dâhil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış gözlem formu, yarı yapılandırılmış görüşme formu ve doküman incelemesi yapılmıştır. 20 Aralık 2019-12 Mart 2020 tarihleri arasında toplam yedi gözlem olacak şekilde, öğretmenlerin uyguladıkları etkinlikler gözlenmiş ve altı öğretmen ile birebir görüşme yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, resmi ve özel kurumdaki öğretmenlerin okuma yazmaya hazırlık çalışmalarının amacı ve kapsamı konusunda benzer düşüncelere sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin planlama yapmayıp hazır plan tercih ettikleri ve plan dışında etkinlikler de uyguladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ancak uygulama konusunda resmi kurumdaki öğretmenlerin bütünleştirilmiş büyük ve küçük grup etkinlikler uygularken özel kurumdaki öğretmenlerin bütünleştirilmemiş ve büyük grup- masa başı etkinlikler uyguladıkları ve bu uygulamalarda özel kurumdaki çocuklara harfin okunuşu ve yazılışının öğretiminin de yapıldığı sonuçlarına varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Okul öncesi eğitim, okul öncesi öğretmeni, okuma yazmaya hazırlık çalışmaları.

Hazırlık etkinlikleriOkul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenler+3
Hatice Burhan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının Çoklu Zeka Alanları ile Yaratıcılık Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

Yapılan araştırmada, okul öncesi öğretmen adaylarının çoklu zekâ alanları ile yaratıcılık düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaca uygun olarak araştırmada ilişkisel tarama modeline dayalı betimsel yöntem kullanılmıştır. Araştırmada, 2020-2021 yılı bahar döneminde Bursa ili Nilüfer ilçesinde bulunan Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünde eğitim- öğretime devam eden 1. ,2. ,3. ve 4. sınıfta olan toplam 489 öğrenci ile çalışma grubu oluşturulmuştur. Araştırmada okul öncesi öğretmen adaylarının çoklu zekâ alanları ile yaratıcılık düzeylerinin bazı değişkenlere göre değişip değişmediği ve öğretmen adaylarının çoklu zekâ alanları ile yaratıcılık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmada okul öncesi öğretmen adaylarına, kişisel bilgi formu, Çoban (1999) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "How Creative Are You?" (Ne Kadar Yaratıcısınız?) yaratıcılık ölçeği, Saban (2001) tarafından, bireylerin çoklu zekâ alanlarını keşfetmeleri amacıyla geliştirilen, likert tarzı bir ölçek olan Çoklu Zekâ envanteri uygulanmıştır. Kişisel bilgi formu, Ne kadar yaratıcısınız? Yaratıcılık ölçeği ve çoklu zekâ envanterinden elde edilen nicel veriler SSPS (Sosyal Bilimler için İstatistik Programı) ile analiz edilmiştir. Belirlenen problem, alt problemler ve frekans değerleri tablolaştırılmıştır. Sonuç olarak; okul öncesi öğretmen adaylarının yaratıcılık puanlarına göre erkek öğretmen adaylarının lehine farklılık olduğu sonucuna varılmıştır. Birinci öğretim olan öğrenci grubunun yaratıcılık puanlarının yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda birinci öğretim okul öncesi öğretmen adaylarının tüm zekâ alanları puanlarının daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmada okul öncesi öğretmen adaylarının "Ne kadar yaratıcısınız?" ölçeği puanlarının; cinsiyet, yaş grubu, öğrenim türü, bulunduğu sınıf, okul öncesi öğretmen adayının sahip olduğu kardeş sayısı ve kardeş sıralaması, anne-baba öğrenim durumu, anne ve baba yaşı, anne ve baba mesleği, öğretmen adayının sanat, spor, vb. aktiviteler ile uğraşma durumuna göre farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan okul öncesi öğretmen adaylarının yaratıcılık puanları ile çoklu zekâ türleri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Okul öncesi öğretmen adaylarının yaratıcılık ve çoklu zekâ alan puanlarına, birinci veya ikinci öğretim olma durumlarının, katılımda bulundukları etkinliklerin, anne veya babanın sağ olup olmama durumunun etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Öğretim türü değişkenine göre, birinci öğretim okul öncesi öğretmen adaylarının yaratıcılık ve çoklu zekâ alanlarının puanları ikinci öğretim puanlarına göre daha yüksektir. Sanat ve spor ile ilgilenme durumunun, öğretmen adaylarının yaratıcılık ve çoklu zekâ puanlarına etkisi yüksektir. Bu duruma ek olarak anne veya babası sağ olmayan çocukların yaratıcılık ve çoklu zekâ alan puanlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur.

Aday öğretmenlerOkul öncesi eğitimYaratıcılık+2
Merve Şen Bayındır
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

4-5 yaş çocuğu olan anne ve babaların kabul red düzeyleri, çocukların duygu düzenleme becerileri ve duygusal davranışsal problemleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı 4-5 yaş çocuğu olan anne ve babaların kabul-red düzeyleri, çocukların duygu düzenleme becerileri ve duygusal ve davranışsal problemleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bunun yanında anne ve babaların kabul-red düzeyleri, çocukların duygu düzenleme becerileri ve duygusal ve davranışsal problemlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde resmi bağımsız anaokullarına devam eden 4-5 yaş 219 çocuk ve onların anne/babaları oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında "Ebeveyn Kabul Red Ölçeği (Anne formu/Baba formu)", "Duygu Düzenleme Ölçeği", "Güçler Güçlükler Anketi (Öğretmen formu)" ve araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma tarama modellerinden olan ilişkisel tarama modeline uygun olarak planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmada verilerin istatistiki çözümlenmesi için SPSS 26.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizi için betimsel analizler, Bağımsız Gruplar T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Tukey testi, Kruskal Wallis H Testi, Mann Witney-U Testi, Pearson Momentler Çarpım korelasyonu kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre anne ve babaların red düzeyi ile çocukların duygu düzenleme becerileri arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Annelerin red düzeyleri ile çocukların duygusal ve davranışsal problemleri arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmazken babaların düşmanlık/saldırganlık ve ayrıştırılmamış red düzeyleri ile çocukların duygusal ve davranışsal problemlerinin bazı alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca çalışma grubundaki çocukların duygu düzenleme becerileri ve duygusal ve davranışsal problemleri arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Anne ve babaların kabul-red düzeyleri çocukların doğum sırası ve kardeş sayılarına göre, çocukların duygu düzenleme becerileri sosyoekonomik düzey ve anne öğrenim düzeyine göre ve çocukların duygusal ve davranışsal problemleri ise cinsiyet ve kardeş sayısı değişkenleri açısından farklılaşmaktadır. Son olarak annelerin kabul-red düzeyi ile babaların kabul-red düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Ebeveyn kabul-reddi, duygu düzenleme, duygusal ve davranışsal problemler

Duygu düzenlemeDuygusal davranışsal bozukluklarEbeveyn kabul veya reddi+2
Serenay Karaduman
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyoekonomik açıdan dezavantajlı olan beş yaş çocuklarının yılmazlık düzeyleri, problem çözme becerileri ve annelerinin ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada sosyoekonomik açıdan dezavantajlı olan beş yaş çocuklarının yılmazlık düzeyleri, problem çözme becerileri ve annelerinin ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu temel amaç doğrultusunda beş yaş çocuklarının yılmazlık düzeyleri, problem çözme becerileri ve annelerinin ebeveyn tutumları cinsiyet, kardeş sayısı, anne ve babanın öğrenim durumu, anne ve babanın yaşına göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Batman ili Merkez ilçesine bağlı sosyoekonomik açıdan dezavantajlı bölgelerde bulunan anaokullarındaki beş yaş çocukları oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri "Erken Çocuklukta Yılmazlık Ölçeği", "Problem Çözme Becerisi Ölçeği" ve "Ebeveyn Tutum Ölçeği" ile elde edilmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde planlanmış ve yürütülmüştür. Verilerin analizinde t testi, tek yönlü varyans analizi (ANAVO), TUKEY testi ve Pearson Momenstler Çarpım korelasyonu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda, beş yaş çocuklarının yılmazlık düzeylerinin genel olarak yüksek olduğu, problem çözme becerisi düzeylerinin ise düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların annelerinden elde edilen bulgulara göre annelerin çocuklarına karşı en çok demokratik tutum, en az izin verici tutum sergiledikleri görülmüştür. Çocukların yılmazlık düzeyleri ile baba yaş değişkeni arasında anlamlı farklılık bulunurken, cinsiyet, kardeş sayısı, anne yaş, anne ve baba öğrenim durumu değişkenleri arasında anlamlı farklılaşma bulunmamıştır. Beş yaş çocuklarının problem çözme becerisi düzeyleri ile değişkenler arasında anlamlı farklılaşma olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çocuklarına karşı sergiledikleri demokratik tutumların sahip olunan çocuk sayısı, anne ve baba öğrenim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılaşma gösterdiği bulunmuştur. Çocukların yılmazlıkları ve problem çözme becerileri arasında pozitif yönlü orta seviyede bir ilişki, annelerin aşırı koruyucu tutumları ile çocukların problem çözme becerileri arasında negatif yönlü düşük seviyede bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Ana-baba tutumuDezavantajlı gruplarOkul öncesi eğitim+5
Sümeyye Safalı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile teknolojik yeterliklerinin incelenmesi

Araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançlarıyla teknolojik yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca cinsiyet, mesleki kıdem, eğitim durumu ve bilişim-teknoloji yeterlilik algılarına bağlı olarak okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançlarının ve teknolojik yeterliklerinin değişip değişmediği sorularına da yanıt aranmaktadır Araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile teknolojik yeterlikleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni Türkiye'de devlet okulunda görev yapan okul öncesi öğretmenleridir. Araştırmanın örneklemini; Mart 2021- Eylül 2021 tarihleri arasında yapılan, Türkiye'de değişik illerde görevine devam eden 693 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak öğretmenlerin demografik özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", epistemolojik inançlarını incelemek için "Epistemolojik İnanç Ölçeği (EİÖ)" ve teknolojik yeterliklerini belirlemek için ise "Eğitimde Teknoloji Kullanımı Öz-Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında ulaşılan veriler SPSS 22 programında analize tabi tutulmuştur. Araştırmada elde edilen veriler, betimsel analiz ile değerlendirilmiş ve elde edilen frekans ile yüzdeler tablolarda sunulmuştur. Verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Bu nedenle, ikili karşılaştırmalarda t-testi, çoklu karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Öğretmenlerin epistemolojik inançları ile teknolojik yeterlikleri arasındaki ilişkinin tespitine yönelik ise Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Epistemolojik İnanç Ölçeği alt boyutları ile Eğitimde Teknoloji Kullanımı Öz-Yeterlilik Ölçeği alt boyutları arasındaki ilişkide ETKÖÖ Temel Yetenekler alt boyutu ile EİÖ tüm alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Temel Yetenekler ile Öğrenmenin Çabaya Bağlı Olduğuna İnanç alt boyutu arasında yüksek, Temel Yetenekler ile Öğrenmenin Yeteneğe Bağlı Olduğuna İnanç ve Tek Bir Doğrunun Var Olduğuna İnanç alt boyutları arasında zayıf bir ilişki vardır. ETKÖÖ Kaygı alt boyutu ile EİÖ Öğrenmenin Yeteneğe Bağlı Olduğuna İnanç ve Tek Bir Doğrunun Var Olduğuna İnanç alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki vardır.

Epistemolojik inançlarOkul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenler+4
Zeynep Güneş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

3-6 yaş çocukların annesinin ve anneannesinin çocuk yetiştirme stilleri ile çocuğun mizacı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, 3-6 yaş çocukların annesinin ve anneannesinin çocuk yetiştirme stilleri ile çocuğun mizacı arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada hem çocuklara hemde annneannelere ilişkin veriler annelerden toplandığından dolayı, araştırmanın çalışma grubu 30 ilde 3-6 yaş arası çocuğu olan 264 anneden oluşmaktadır. Pandemi nedeniyle okul öncesi eğitim kurumlarında testleri uygulama olanağı olmadığından verilerin toplanmasında kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Çocuk Yetiştirme Anketi", "Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Stili Ölçeği" ve "Çocuklar İçin Kısa Mizaç Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın genel amacı ve ana problemi çerçevesinde toplanan verilerin istatistiksel çözümleri için SPSS 22.0 paket programından yararlanılmıştır. Sonuç olarak, anneannelerin ebeveyn kontrolü orta düzeyde, ebeveyn kabulü orta düzeyin üstünde, çocuk yetiştirme stili orta düzeyin üstünde, annelerin çocuklarından itaat beklemelerinin orta düzeyde, cezalandırmalarının düşük düzeyde, sıcaklıklarının çok yüksek düzeyde, açıklayıcı akıl yürütmelerinin çok yüksek düzeyde, çocuk yetiştirmelerinin ortanın üstünde düzeyde olduğu bulunmuştur. Anneler çocuklarını sıcakkanlı, sebatkar ve tepkisel davranışları düşük, uyku, açlık, tuvalet gibi fonksiyonlarının düzenli olduğunu belirtmişlerdir. "Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Stili" toplam puanları arttıkça annelerin kendilerinin "Çocuk Yetiştirme Anketi" toplam puanları artmakta, ancak "Sıcaklık Alt boyutu" ve "Açıklayıcı Akıl Yürütme Alt boyutu" puanlarının ise azalmakta olduğu bulunmuştur. Çocuk Yetiştirme Anketi değişkenlerinin Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Stili üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu saptanmıştır. Annelerin eğitim durumuna göre çocuk yetiştirme stillerinin farklılaştığı saptanmıştır. Çocukların yaşı arttıkça Sıcakkanlılık-utangaçlık ve Tepkiselliklerinin azaldığı, Sebatkarlıklarının ise arttığı bulunmuştur. İşçi, öğretmen olan babaların asker olan babalara göre daha fazla itaat bekledikleri saptanmıştır. Aylık geliri düşük olan ailelerin, aylık geliri orta ve üst olanlara göre çocuklarından daha fazla itaat bekledikleri, cezalandırmaya başvurdukları ve daha fazla ebeveyn kontrolü uyguladıkları bulunmuştur.

Ana-baba tutumuAnneanneAnneler+5
Gamze Esmer
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6. , 7. ve 8. sınıf çocuklarının özgüven düzeyleri ile anne-baba tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 6. , 7. ve 8. sınıf çocuklarının özgüven düzeyleri ile anne baba tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda çocuğun yaşının, cinsiyetinin anne baba tutumlarına ve çocuğun özgüven düzeylerinde farklılığa yol açıp açmadığı da incelenmeye çalışılmıştır. Bu araştırma farklı anne- baba tutumlarının çocuklarının özgüven düzeyleri ile ilişkisini belirlemek amacıyla ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul İli Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ortaokula devam etmekte olan 6. , 7. ve 8. sınıf 80 çocuk ile bu çocukların aileleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Günalp, (2007) tarafından geliştirilen "Anne- Baba Tutumları Belirleme Ölçeği" ve 1964 senesinde Piers Harris' in geliştirdiği Öner ( 1996) "Piers Harris Çocuklar İçin Öz Kavram Ölçeği" kullanılmış, analizler SPSS paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada yanıt aranan sorulara aşağıda yer verilmiştir. 6. , 7. ve 8. sınıf çocuklarının özgüven düzeyleri ile anne baba tutumları arasında ilişki olup olmadığı sorusuna yanıt aranmıştır. Yine 6. , 7. ve 8. sınıf çocuklarının özgüven düzeylerinin ne olduğu ve bu çocukların anne-babalarının sahip olduğu tutumların ne olduğu sorusuna yanıt aranmıştır. 6. , 7. ve 8. sınıf çocuklarının anne baba tutumları çocuğun cinsiyetine ve sınıf düzeyine göre farklılık gösterip göstermediği ve çocuğun özgüveninin, çocuğun sınıf düzeyi ile cinsiyetine göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Yapılan analizler sonrasında elde edilen sonuçlar incelendiğinde çocukların özgüven düzeylerinin ortalama düzeyde olduğu görülürken, anne baba tutumlarından demokratik anne baba tutumu yüksek düzeydeyken sırasıyla koruyucu anne baba tutumunun ortalama düzeyde olduğu ve baskıcı anne baba tutumu ile ilgisiz- kayıtsız anne baba tutumunun düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Araştırmada elde edilen sonuçlar incelendiğinde çocukların özgüven toplam puanı ile anne baba tutumu toplam puanı ve anne baba tutumu ölçeği alt boyutları arasında anlamlı bir korelasyon bulunamamıştır.

Ana-baba tutumuOrtaokul öğrencileriÖlçekler+1
Duygu Doğdu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin fen okuryazarlık düzeyleri ile fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları arasındaki ilişkinin belirlenmesi ve farklı değişkenlere göre incelenmesi

Bu araştırma sınıf öğretmenlerinin fen okuryazarlık düzeyleri ile fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları arasındaki ilişkiyi incelemeyi ve cinsiyet, kıdem, yaş ve mezun olunan bölüm gibi değişkenlerin bu iki durumu nasıl etkilediğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi ve yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Bursa ili ve ilçelerinde ilkokullarda görev yapan, 337 kadın ve 169 erkek olmak üzere toplamda 506 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verilerini elde etmek için; 1996 yılında Laugksch ve Spargo tarafından "Tüm Amerikalılar İçin Bilim" yayınından Duruk (2012) tarafından Türkçeye tercümesi, geçerlik ve güvenirlik testleri yapılmış olan "Temel Fen Okuryazarlık Testi", Enochs ve Riggs (1990) tarafından geliştirilmiş ve Bıkmaz (2004) tarafınca Türkçeye uyarlanması yapılmış "Sınıf Öğretmenlerinin Fen Öğretiminde Öz-Yeterlik İnancı Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin incelenmesi sonucunda; sınıf öğretmenlerinin fen okuryazarlık düzeyleri ile cinsiyet, kıdem ve mezun olunan bölüm değişkenleri arasında herhangi bir anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Ancak yaş değişkeninin fen-teknoloji-toplum alt boyutu için anlamlı bir farklığa sebep olduğu anlaşılmaktadır. Bu farklılığın; 31-35 yaş, 25 yaş altı ve 40 yaş üstü gruplar arasında olmak üzere, 25 yaş altı gruplar lehine olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları incelendiğinde; cinsiyet değişkeni kapsamında "Sonuç beklentisi" alt boyutunda erkekler lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Kıdem değişkeni incelendiğinde; çalışma sürelerinin, hem fen öğretiminde öz yeterlik toplamı hem de alt boyutlar olan öz yeterlik inancı ve sonuç beklentisi açısından anlamlı farklılığa sebep olduğu anlaşılmaktadır. Bu farklılığın, "öz-yeterlik inancı" alt boyutu için çalışma süresi 6-10 yıl arasında olanlar ile çalışma süresi 20 yıl üzerinde olan öğretmenler arasında oluştuğu, bu farkın çalışma süresi 20 yıldan fazla olan öğretmenler lehine oluştuğu görülmüştür. Yaş değişkeni incelendiğinde; öğretmenlerin yaşlarının, hem fen öğretiminde öz yeterlik inancı ölçeği toplamı hem de alt boyutlardan olan öz yeterlik inancı açısından anlamlı farklılığa sebep olduğu anlaşılmaktadır. Sonuç beklentisi alt boyutu için ise herhangi bir farklılığa rastlanmamıştır. Hem "öz yeterlik inancı" alt boyutu için, hem de "fen öğretiminde öz yeterlik inancı" için, bu farkın yaşı 26-30 aralığında olanlar ile 40 yaş üzerinde olan öğretmenler arasında ortaya çıktığı anlaşılmıştır. Ortaya çıkan sonuçlar incelendiğinde bahsi geçen farkların, yaşları 40'tan büyük olan öğretmenler lehine oluştuğu anlaşılmıştır. Mezun olunan bölüm değişkeni incelendiğinde ise herhangi bir anlamlı farklılık bulunmadığı belirlenmiştir. Fen okuryazarlık düzeyleri ve fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançlarının ilişkisi incelendiğinde; fen okuryazarlık düzeyinin fen öğretimine yönelik öz yeterlik inancını pozitif yönde anlamlı etkilediği bulgusu elde edilmiştir.

Fen bilgisi eğitimiFen bilgisi öğretimiFen okuryazarlığı+4
Kamuran Kutur
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Araştırma-sorgulamaya dayalı yaklaşım ile ilkokul 2. sınıf öğrencilerinin kazanım odaklı becerilerinin geliştirilmesi: Bir eylem araştırması

Bu çalışmada, araştırma-sorgulamaya dayalı yaklaşım ile ilkokul 2. sınıf öğrencilerinin Hayat Bilgisi dersi "Sağlıklı Hayat" ünitesinde yer alan kazanım odaklı becerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma metodolojisi olarak nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları 2021-2022 güz eğitim öğretim döneminde ilkokul ikinci sınıfa devam eden yirmi öğrenciden oluşmaktadır. Bu çalışmanın verileri; Yenilenmiş Öğretim Gözlem Protokolü (RTOP), Gözlem Formu, Öğretmen Günlüğü, Öz değerlendirme Formu, Rubrik, Görüşme Soruları kullanılarak toplanmıştır. Çalışma güz dönemi boyunca üç aşamada gerçekleşmiştir; birinci aşama mevcut durumun tespiti, ikinci aşama eylem planlarının uygulanması ve üçüncü aşama kalıcılığın değerlendirildiği görüşmeler olarak toplam 12 hafta sürmüştür. Veri toplama araçlarından elde edilen nitel veriler, betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda ortaya çıkan bulgular, ilkokul birinci kademede uygulanan araştırma-sorgulamaya dayalı yaklaşım ile tasarlanan öğrenme süreçlerinde bazı öğrencilerin aktif katılım göstermede zorlandıkları bulgusuna ulaşılmıştır. Eylem döngüleri ilerledikçe öğrencilerin öğrenme süreçlerinde yaşadıkları problemlerin azaldığı ve negatif durumların olumluya döndüğü bulgular ile ortaya konulmuştur. Araştırma-sorgulamaya dayalı yaklaşım ile tasarlanan öğrenme süreçlerinin, öğrencilerin Hayat Bilgisi dersi Sağlıklı Hayat ünitesindeki kazanım odaklı becerilerini geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Eylem uygulamasının bitiminden yedi hafta sonra kalıcı öğrenmenin gerçekleştiğini belirlemek amacıyla birebir görüşmeler yapılarak öğrencilerden veri toplanmış ve öğrencilerin kazanımları kalıcı olarak öğrendikleri sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma-sorgulama temelli planlanan öğrenme ortamı ve süreçlerinin kalıcı öğrenme üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu sonucu ortaya koyulmuştur. Çalışma sonuçlarından hareketle özellikle veri toplama sürecinde, veri toplama araçlarının seçimi ve kullanımı konusunda küçük yaş grubu öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeyleri göz önünde bulundurulmalıdır.

5E ModeliAraştırma-inceleme yoluyla öğretimBeceri kazandırma+5
Evrim Aksoy
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevrimiçi öğrenme topluluklarının sınıf öğretmenlerinin mesleki öğrenme ve mesleki gelişimindeki rolünün incelenmesi: eTwinning örneği

Bu araştırmanın amacı, eTwinning platformundan hareketle çevrimiçi öğrenme topluluklarının sınıf öğretmenlerinin mesleki öğrenme ve mesleki gelişimindeki rolünün incelenmesidir. Bu çalışmada, karma araştırma yöntemlerinden açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri, araştırmacı tarafından ilgili alanyazından yararlanılarak geliştirilen Öğretmen Mesleki Gelişim Anketi, Mesleki Öğrenme Anketi ve eTwinning Platformunu Kullanım Amaçları Anketi kullanılarak toplanmıştır. Nitel veriler ise araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda katılımcılar olasılığa dayalı örnekleme yöntemlerinden basit seçkisiz örnekleme tekniği ile seçilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda ise katılımcılar nicel boyuttaki katılımcılar arasından amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme tekniği ile seçilmiştir. Araştırmanın katılımcıları, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Türkiye'nin 7 farklı bölgesinde görev yapmakta olan sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın nicel boyutuna 605, nitel boyutuna ise 20 sınıf öğretmeni katılmıştır. Araştırmanın nicel boyutundaki veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Nitel boyutunda ise odak grup görüşmeleri yoluyla elde edilen veriler tematik analiz kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen nitel ve nicel bulgular, eTwinning platformunun sınıf öğretmenlerinin mesleki gelişimlerine ve öğrenmelerine olumlu katkılar sağladığını göstermiştir. Söz konusu katkıların eTwinning platformunun yapısal özelliklerinden ve sunduğu fırsatlardan kaynakladığı sonucuna ulaşılmıştır. eTwinning platformunun kendine özgü yapısal özellikleri olan e-güvenlik kuralları, bir kültürünün ve etiğinin bulunması, MEB destekli olması ve sadece eğitimcilerin katılabilmesi gibi özellikleri nedeniyle tercih edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlardan hareketle araştırmacılara, uygulayıcılara ve politika yapıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Elektronik öğrenmeEtwinningMesleki gelişme+6
Ziya Sansur
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve oyun öğretimine yönelik spor farkındalıklarının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve oyun öğretimine yönelik spor farkındalıklarının araştırılmasıdır. Araştırma karma desen araştırmalarından açıklayıcı sıralı desen tercih edilmiştir. Çalışmanın evrenini Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bünyesinde bulunan okullarda görev yapan sınıf öğretmenleri, örneklem grubunu 389 (205 kadın, 184 erkek) sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak nicel veriler Uyar ve Sunay (2019) tarafından geliştirilen "Spor Farkındalığı Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel olarak değerlendirilmesinde SPSS 22.0 programı tercih edilmiştir. Katılımcıların spor ölçeği alt boyutlarından almış oldukları puan ortalamalarının cinsiyet ve eğitim durumları açısından karşılaştırılmasın Independent Sample t testi, sınıf düzeyleri, spor ilişkileri ve meslek kıdem yıllarının hesaplanması için ise One Way Anova testi kullanılmıştır. Veriler minimum, maksimum, ortalama ve standart sapma şeklinde sunulmuş ve p<0.05 anlamlılık seviyesinde incelenmiştir. Ayrıca araştırma grubuna yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanarak elde edilen nitel veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Katılımcıların spor farkındalığı alt boyutlarından elde ettikleri puan ortalamaları eğitim seviyelerine, yaşlarına, cinsiyetlerine, spor ile ilişkilerine, meslek kıdem yıllarına ve okuttukları eğitim kademelerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç olarak ilkokul seviyesinde eğitim veren öğretmenlerin eğitim seviyeleri, yaşları, cinsiyetleri, spor ile ilişkileri, meslek kıdem yılları ve okuttukları eğitim kademelerinin spor farkındalıkları üzerinde anlamlı etkisinin olduğu söylenebilir. Ayrıca, sınıf öğretmenleri, beden eğitimi ve oyun dersinin gerekli ve faydalı bir ders olduğunu, öğrenciye birçok yönden destek sağladığını belirtmişlerdir. Araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerinin, ders kapsamında yeteri kadar hizmet içi eğitim alamadıkları, derste etkinlik olarak daha çok grup oyunlarını ve geleneksel oyunları tercih ettikleri görülmektedir. Bunun yanında araştırma grubu genellikle beden eğitimi ve oyun dersini diğer derslerle ilişkilendirdikleri yönünde görüş belirtirken, öğrencilerin sosyal, fiziksel ve psikomotor gelişimleri için derse beden eğitimi öğretmenlerinin girmesi gerektiğini ifade etmişlerdir.

Beden eğitimiBeden eğitimi ve oyun öğretimi dersiFarkındalık+5
Nursel Fenci
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerine yönelik kapsayıcı eğitim tutum ölçeğinin geliştirilmesi

Kapsayıcı eğitim anlayışı dil, etnik köken, cinsiyet, ekonomik düzey, özel gereksinim vb. açılardan farklılıkları olan bireyleri odak noktasına almaktadır. Bu farklılıklar kendi içerisinde dezavantajlar barındırmakta ve dışlanmaya sebep olabilmektedir. Bu durum farklı olan bireylerin sınıf ortamlarında zengin bir eğitim almalarını engellemektedir. Tüm bireyler ihtiyaçlarına cevap verebilecek zengin bir eğitimi hak etmektedir. Farklılıkları olan bireylerin zengin bir eğitim almasını sağlayacak anlayış ise kapsayıcı eğitim anlayışıdır. Bu araştırmanın amacı ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin kapsayıcı eğitim tutumlarını çok boyutlu olarak ölçmeye yönelik güvenilirliği ve geçerliliği test edilmiş bir ölçek geliştirmektir. İlk olarak ölçeğin kapsam geçerliliğini test etmek amacıyla uzman görüşüne başvurulmuştur. Yapı geçerliliğine yönelik Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Açımlayıcı Faktör Analizi grubunun verileri Gaziantep'te bulunan 4. sınıfta öğrenim gören toplam 234 öğrenciden elde edilmiştir. Açımlayıcı Faktör Analizi sonucunda 21 maddeden oluşan beş faktörlü bir yapıya ulaşılmıştır. Bu faktör yapılarına "ekonomik düzey", "göç ve etnik köken", "dil", "özel gereksinim" ve "cinsiyet" adları verilmiştir. Oluşan faktör yapılarının Cronbach Alpha değerleri sırasıyla ".784, .680, .656, .607, .602" olarak hesaplanmıştır. Uygulamanın Doğrulayıcı Faktör Analizi aşamasında ise AFA sonucunda ortaya çıkan faktör yapıları test edilmiştir. Doğrulayıcı Faktör Analizi Grubunun verileri Gaziantep'te bulunan ve dördüncü sınıfta öğrenim gören toplam 221 öğrenciden elde edilmiştir. Yapısal eşitlik modellemesi oluşturulmuş ve uyum indeksleri kontrol edilmiştir. Bu uyum indekslerine göre; CNMI/DF, IFI, AGFI, RMSEA ve RMR değerleri mükemmel uyum gösterirken GFI, CFI ve NNFI/TLI değerleri kabul edilebilir uyum göstermiştir. Modifikasyon sonrasında uyum göstermeyen değer kalmamış ve Doğrulayıcı Faktör Analizi aşaması başarı ile gerçekleştirilmiştir. Tüm bu bilgilerin ışığında söylenebilir ki ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin kapsayıcı eğitim tutumlarını ölçmek amacıyla yapılan bu ölçek geliştirme çalışmasının güvenilirliği ve geçerliliği kanıtlanmıştır.

EğitimEğitim sistemiKapsayıcı eğitim+2
Ömer Alper Türkmenoğlu
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Göçmen/mülteci öğrencisi olan ve olmayan sınıf öğretmenlerinin yaşadıkları sınıf içi problemler ve çözüm önerilerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu çalışmada göçmen/mülteci öğrencisi olan ve olmayan öğretmenlerin sınıflarında ne tür problemlerle karşılaştıkları ve buna yönelik çözüm önerilerinin karşılıklı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Nitel araştırma yöntemi ile yürütülen bu araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep İlinde bulunan 10 farklı okuldaki 20 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu belirlenirken amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Ölçüt örnekleme yöntemi ile araştırmanın amacına uygun olarak her okuldan bir erkek bir kadın öğretmen olması, seçilen öğretmenlerin sınıf öğretmenliği mezunu olması, en az 5 yıllık mesleki deneyime sahip olmaları, görev yaptıkları okullarda belirlenen 20 kişilik öğretmen grubunun onunun sınıflarında göçmen/mülteci öğrenci olmaması diğer onunun ise sınıflarında göçmen/mülteci öğrenci bulunması ölçüt olarak belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmelerde araştırmacı tarafından geliştirilen ve uzman görüşleri alınan 10 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nitel verilerin analizi içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Sınıf öğretmenleri ile yapılan görüşmeler sonrasında kod, alt tema ve temalara ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları sınıfında göçmen/mülteci öğrencisi olan sınıf öğretmenlerinin en sık karşılaştıkları problemin dil problemi ve buna bağlı olarak dersi anlamama, iletişim kurmakta zorlanma ve kendini ifade edememe problemleri olduğu ortaya çıkmıştır. Sınıfında göçmen/mülteci öğrencisi olmayan sınıf öğretmenlerinin ise karşılaştıkları problemler öğrencinin ödev yapmaması/eksik yapması, öğleden sonraki derslerde motivasyon kaybı ve soyut konuları somutlaştırmada zorlanma olarak belirlenmiştir. Araştırmada ortaya çıkan problemlerin altında yatan nedenler ve problemlere ilişkin çözüm önerileri de incelenmiştir.

Eğitim sorunlarıGöçmenlerMülteciler+7
Ayşe Karataştan
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00