
275
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Weighted variable sobolev spaces and some basic properties
Bu tez çalışması üç temel kısımdan oluşmaktadır. İlk bölüm giriş niteliğinde olup, bu bölümde değişken üslü Lebesgue uzaylarının ve Sobolev uzaylarının tarihçesi ve günümüzdeki kullanım alanları kısaca ele alındı. İkinci bölümde tezde kullanılan bazı temel kavramlar, p . n L değişken üslü Lebesgue uzayı ve önemli bazı temel özellikleri incelendi. Bulgular bölümünün birinci kısmında p . n Lw ağırlıklı değişken üslü Lebesgue ve p . n Ww ağırlıklı değişken üslü Sobolev uzaylarının bazı temel özellikleri incelendi. İkinci kısmında ise bu iki uzay ile ilgili kompakt gömülme özellikleri araştırıldı.
Sinop ilinde yetişen Sarcopoterium spinosum L. Spach'ın çeşitli organlarında DNAa metilasyon analizi
Bitki organlarında, genomun CCGG dizilerindeki sitozinlerin farklı metilasyon profilleri, ilgili organlarda genlerin ekspresyonundaki artış veya azalma ile ilişkilidir. Bu çalışmada, köklerinden, gövdelerinden ve yapraklarından halk ilacı olarak kullanılan Sarcopoterium spinosum L. Spach'ın dört organındaki metillenmiş sitozin düzeyleri Metilasyona Duyarlı Çoğaltılmış Polimorfizm (MSAP) tekniği ile incelenmiş ve organlar arası karşılaştırılmıştır. Tüm organlarda, CCGG dizisindeki en yaygın metilasyonun, internal sitozinin tam veya hemi-metillenmiş durumu (Tip I, (CG)) olduğu saptanmıştır. Sadece CG metilasyon tipinde, tek bir monomorfik bölge saptandı. Organlar ikili olarak karşılaştırıldıklarında, yaprak-gövde 14 (% 4.8), yaprak-meyve 4 (% 1.4), yaprak-kök 5 (% 1.7), meyve-gövde 6 (% 2.1), meyve-kök 2 (% 0.7) ve gövde-kök organları arasında 5 (% 1.7) monomorfik bölge tespit edildi. Bu sonuçlar, organlarda, CG ve CHG metilasyon düzeylerinin farklı olduğuna işaret etmiştir. MSAP oranı, meyvede en düşük (% 23.9), gövde ve kökte ise en yüksek (% 38.4) seviyede olmuştur. Organlarda belirlenen farklı metilasyon düzeyleri ve modelleri, hücre farklılaşması ve gelişimi ile ilgili dokuya özgü genlerin ekspresyonlarındaki farklılıklardan kaynaklanabilir. Ancak, bu sonuçları doğrulamak için organlara özgü DNA fragmentlerinin klonlanması, dizilenmesi ve işlevlerinin ortaya çıkarılması gerekir. MSAP yöntemi özellikle, metilenmiş sitozin oranı yüksek olan ve genom dizisi bilinmeyen S. spinosum gibi bitkilerde, sitozin metilasyonunun büyük ölçekli tespiti için oldukça etkili bulunmuştur.
1740-1891 yıllarında suudların siyasi ve sosyal yapısı
Çalışmamızda Muhammed bin Abdülvehhab tarafından oluşturulan Vehhabilik hareketinin de katkılarıyla gerçekleşen Birinci ve İkinci Suudi Devletlerinin kuruluş, yükselme ve çöküş süreçleri detaylı olarak ele alınmıştır. Temeli 18. yüzyıla dayanan Vehhabilik hareketi, tamamını Arapların oluşturduğu bir toplumda ortaya çıkan dini, siyasi, sosyal ve tarihi temelleri bulunan bir olaydır. Bu çalışmamızda Birinci ve İkinci Suudi Devletlerinin geçirdiği süreçlerin yanı sıra vehhabilik hareketinin de doğuşu, dayandığı temeller, yayılması ve ortadan kaldırılması süreçleri boyunca gösterdiği ilerlemeler ele alınmıştır. Çalışmamızın ilk bölümünde Suudlar ve Vehhabilik Hareketi ile ilgili bilgiler verilmiş, Birinci Suud Devletinin kuruluş, yükselme ve çöküş süreçleri ayrıntılarıyla birlikte ele alınmıştır. Vehhabiliğin bu süreçlerdeki rolüne değinilirken Osmanlı Devleti ve Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa'nın bu süreçteki etkin rollerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise İkinci Suud Devleti'nin kuruluşundan yıkılışına kadar olan süre boyunca yaşanan olaylar, Osmanlı Devleti ve İngiltere ile olan ilişkileri ve Mehmed Ali Paşa'nın bölgedeki faaliyetleri detaylı olarak anlatılmıştır. Yabancı kaynaklardan alınan alıntılar tarafımdan Türkçe'ye çevirilmiştir.
2. TBMM'de Sinop milletvekilleri ve faaliyetleri
Ülkeye uygulanan işgal girişimine karşı Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde başlatılan Milli Mücadele, Türk topraklarına halk egemenliğini getirmiştir. Büyük Millet Meclisi çatısı altında kurulan halk egemenliği önce yurdu işgalden temizlemiş, daha sonra da saltanatı kaldırarak milli egemenliğin köklerini sağlamlaştırmıştır. Milli Mücadelenin bitimiyle ilk Meclis amacına ulaşmış ve seçime giderek dönemini noktalamıştır. Meclis ikinci dönemine eğitim seviyesi yüksek milletvekilleriyle girerek, çağdaşlaşma yolunda önemli adımlar atmıştır. Yapılan devrimler muasır medeniyetler seviyesine doğru önemli adımlar olmuştur. TBMM'nin ikinci döneminde faaliyet gösteren Sinop milletvekilleri üzerinde çalışılmış olan bu tez, Sinop Milletvekillerinin çalışmaları, Sinop'a katkı sağlayıp sağlamadıkları, Meclis faaliyetleri ve uluslararası ilişkilerde gösterdikleri başarı üzerinde durmuştur. Giriş bölümünde bu konudaki önemli çalışmalar hakkında kısa bir bilgi verilmiştir. Birinci bölümünde Sinop'un coğrafi özellikleri hakkında kısa bir bilgi verip, Milli Mücadele'den ikinci dönemin açılışına kadar olan sürede Sinop'ta yaşananlara genel bir bakış atmıştır. İkinci bölümde her ne kadar tezin konusu Sinop milletvekilleri olsa da konunun daha iyi anlaşılması için TBMM'nin ikinci dönemiyle ilgili kısa bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümünde ikinci dönem Sinop milletvekillerinin hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde ise milletvekillerinin Meclis'te yaptıkları konuşmalar, Meclis'e verdikleri takrir, teklif ve sorular verilmiştir. Sonuç bölümünde ise Sinop adına görev alan milletvekillerinin faaliyetleri hakkında bir değerlendirme ortaya konulmuştur. Bu tez hazırlanırken Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi ve TBMM Arşivinden yararlanılmıştır. Ayrıca yüksek lisans ve doktora tezlerinden, makalelerden ve ansiklopedilerden faydalanılarak, hatıratlar ve tetkik eserlerden de faydalanılmıştır. Ayrıca tez çalışmasında Sinop Rıza Nur Kütüphanesinin Rıza Nur Özel Arşivi'nden de faydalanılmıştır.
Nükleer reaktörlerde alternatif nötron zırhlama malzemelerinin teorik geliştirilmesi
Dünya nüfusunun artması ve gelişen teknoloji ile enerji ihtiyacı her geçen gün daha da artmaktadır. Bu enerji açığını kapatmak için yeni enerji kaynakları üzerinde durulması, düşünülmesi ve hızlı bir şekilde alternatiflerin kullanıma alınması gerekmektedir. Nükleer enerji bu açığı kapatmak için en önemli adaylardan bir tanesidir. Özellikle nükleer enerji uygulamalarının gelecek vaat eden türlerinden biri olan füzyon reaktörlerinden elde edilecek enerji ile gelecekte enerji ihtiyacının büyük bölümü karşılanacağı görüşünde bilim insanları hemfikirdir. Fakat füzyon reaktörlerinin yaygın bir şekilde kullanılmasını engelleyen bazı problemler bulunmaktadır. Bu problemlerden biri, füzyon reaktörü birincil duvarının ve yapı malzemelerinin, D-T reaksiyonu sonucu açığa çıkan nötronlardan dolayı radyoaktif olmaya başlaması ve hasar görmesidir. Bu sebepten dolayı belli bir zamandan sonra füzyon reaktör duvarının değiştirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle füzyon reaktör ve santrallerinin tasarım ve geliştirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda malzeme geliştirme çalışmaları füzyon nükleer reaktör tasarımlarında büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, ITER füzyon test reaktörlerinin birincil duvar yapı bileşenlerinde kullanılması planlanan F82H, JLF-1, Eurofer-97 ve CLAM çelik alaşımlarının nötron zırhlama kapasitelerinin araştırılması ve bu alaşımlara Bor (B) ve Molibden (Mo) katkılanmasının nötron zırhlama kabiliyetleri üzerine etkisini teorik ve simülasyon yöntemleri ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca bulunan sonuçların nötron zırhlamada yaygın olarak kullanılan parafin ile karşılaştırılması gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda kullanılan nötron enerjileri 4,5 MeV ve 14 MeV olarak seçilmiştir. Numunelerin teorik olarak değerlendirilmesi etkin nötron sökme tesir kesitleri belirlenerek yapılırken GEANT4 simülasyon programı ile malzemelerin nötron zırhlama kabiliyetleri belirlenmiştir. Sonuç olarak bu çalışmada oluşturulan "F8Bor20 alaşımı", nötron zırh malzemesi olarak en ideal malzeme olduğu saptanmıştır.
Füzyon reaktörlerinde birincil duvardaki radyasyon hasarı
Füzyon enerjisi, artan enerji ihtiyacına müteveccih çözümün bir parçası ve aynı zamanda, fosil yakıtların iklim değişikliği üzerinde olumsuz etkisi ve kısıtlılığından dolayı, üretim ve iklim dostu bir yol olarak gösterilmektedir. Füzyon neredeyse sınırsız miktarda enerji sağlayabilir, yakıt kaynakları bakımından neredeyse sınırsız olabilir ve radyoaktif atık olarak fisyona benzer bir içerik oluşmaz, ancak reaktörler henüz pozitif bir net enerji çıktısı üretmeyi başaramamıştır. İşlevsel bir füzyon reaktörü inşa etmek meşakkatlidir, ancak birçok önemli araştırma projesi yürütülmektedir. Teknik yapılandırmalar ve plazma fiziği üzerine araştırmalar hala devam etmekte ve bu da füzyon enerjisi için kesin bir zaman diliminde olacağını zorlaştırmaktadır. Tokamaklar ve Stellaratörler, füzyon için başlıca reaktör modellerdir. Her iki reaktöründe avantajları ve dezavantajları vardır. Bu sebeple, bu tezde bir ITER füzyon reaktöründe, birincil duvar yapısında genel olarak kullanılan, yoğunluğu demir elementi ile fazla olan malzemelerin üzerine etki eden belli enerji aralıklarında ki radyasyonun etkileşim durumları, SRIM/TRIM yardımı ile; toplam yer değiştirmeler, iyonizasyon, iyon aralıkları, titreşimler vb. diyagramlarının incelenmesi amaçlanmıştır.
Biyoteknolojik uygulamalarda mikroalg kullanımının Türkiye ve dünyadaki yeri
Dünyada yaşanan önemli sorunlardan biri olan çevre kirliliğinin küresel olarak artması, artan enerji tüketimi ve küresel ısınma, ülkeleri çevre konularında farklı çözüm yolları aramaya yöneltmiştir. Türkiye ve diğer ülkeler;ekonomik ve sosyal olarak, enerji ihtiyacının artması ve yükselen çevre kirliliğine karşı daha sağlıklı bir çevrede hayatı devam ettirme çabaları da artmaktadır. Yenilenebilir teknolojiler üretip geliştirilmeyebaşlanmıştır. Bu sebeple sürdürülebilir ekoloji ve sürdürülebilir yeşil ekonomi dünya gündeminde ilk sıralarda yer almaya başlamıştır. Bu nedenlerle; mikro alglerin çevresel uygulamalardaki kullanımı giderek artmakta ve mikro alg teknolojisi hızla geliştirilmektedir. Mikro alg üretiminde teknik olarak fotobiyoreaktörler ön plana çıkmış durumdadır. Buna bağlı olarak mikro alglerin biyoteknolojik ve teknik uygulamaların da; sağlıkta, gıda maddesinde, kozmetikde, ilaç yapımında, atık su arıtımında, ortamdaki ağır metal gideriminde, hayvan yemi gibi birçok farklı alanda kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca, mikro algler temel alınarak bitkisel yakıt üretimi de oldukça dikkat çekmektedir. Bu sebeple mikroalgler kömür, petrol, ve doğalgaz yerine alternatif potansiyel oluşturmaktadırlar. Bu anlamda, mikro alglerin gelecek de temelenerji kaynaklarından biri olmasıve mikro alg teknolojisinin gelişmesiyle yeşil bir devrimingerçekleşmesi kaçınılmaz gibi görünmektedir.Bu çalışmayla, ülkemizde yeni kullanılmaya başlayan biyoteknoloji uygulamalarının ve kriterlerinin ortaya konması, biyoteknolojide kullanılan ve kullanılabilecek alg ve mikroalgler ile biyoteknoloji alanında dünyada ve ülkemizde ki durumun analiz edilmesi amaçlanmıştır.
Kesikli döküm proseslerinde enerji verimliliğinin artırılması için yeni bir filtreleme havuzunun tasarlanması
Küresel çapta hızla ilerleyen teknoloji ve buna bağlı olarak artan enerji ihtiyacının karşılanması karşısında fosil kaynaklı enerji türlerinin her geçen gün tükenmesi bilinen bir gerçektir. Diğer taraftan alternatif enerji kaynaklarının kullanımının henüz yeterli düzeyde olmaması son yıllarda enerji verimliliğinin önemini bir kez daha ispatlamıştır. Bu kapsamda üretim prosesinin her sürecinde enerjinin tüketiminde yapılan bir düzenleme ya da iyileştirme enerji verimliliğini arttırılması konusunda ilgili kurum/kuruluşlara olum yönde katkı sağlayacaktır. 20. Yüzyılın en gözde elementlerinden biri olan Alüminyum da bu enerji tüketiminde kendi üzerine düşen payı almıştır. Gerek rezerv eldesinden hammadde dönüşümüne gerekse hammaddeden yarı mamul ve nihai ürüne kadar alüminyumun işlenebilirliği sürecinde enerji tüketimi önemli boyutlara ulaşmaktadır. Bu nedenle alüminyum proseslerinde enerji ve nihai ürününe yapılan her iyileştirme hem enerjinin verimliğin arttırılması hem de çevre kirliliğinin azaltılması bakımdan fayda sağlayacaktır. Bu kapsamda Alüminyum kesikli döküm proseslerinde geleneksel filtreleme havuzunun kullanılması durumunda ortaya çıkan problemlerin ortadan kaldırılması ve verimliliğin arttırılması için bu çalışmada yeni bir filtreleme havuzu tasarlanmış ve imal edilmiştir. Sonuç olarak tez kapsamında tasarlanan filtreleme havuzu metalürjik açıdan ve enerji tüketimi açısından incelenmiştir. Metalürjik açıdan incelendiğinde, filtreleme havuzundan geçen alaşımda akışkanlık, mekanik değerlerde artış ve bifilm index analizinde iyileşme elde edilmiştir. Enerji verimliliği bakımından filtreleme havuzu hedeflenen tüketimin altında kalarak başarı sağlanmıştır.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin spor marka ürün tercihlerinin belirlenmesi (Elazığ-Bingöl örneği)
Marka herhangi bir işletme tarafından üretilerek ya da daha çok aracı kurum tarafından piyasaya arz edilmekte olan, hizmetlere bir kimlik kazandıran, ilgili ürünü rakiplerinden farklı kılan bir terim, sembol, isim ya da bunların kombinasyonudur. Spor ürünlerini üreten işletmeler, ürün veya hizmetlerini amaçları doğrultusunda etkin bir biçimde pazarlayabilmeleri veya pazardaki diğer spor işletmeleriyle rekabet edebilmeleri, ancak marka ve marka çeşitliliğinin fazla olması ile başarılı olabilir. Spor işletmeleri marka kavramını, tüketiciler tarafından nasıl algılandığını iyi analiz etmeli, pazarda etkin olan iletişim araçları vasıtasıyla markasına karşı talep oluşturmaya çalışmalıdırlar. Bu araştırmada, evren grubunda (Elazığ, Bingöl) bulunan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin spor marka ürünleri tercihlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Elazığ ve Bingöl Milli Eğitim müdürlüğüne bağlı eğitim kurumlarında görev yapan 402 beden eğitimi ve spor öğretmenleri katılımcıya ulaşılmış değerlendirilmeye alınmıştır. Anketin hazırlık aşamasında; Tozoğlu E. tarafından 2009 yılında doktora tezi için geliştirilen veri anketi, uzman görüşü alınarak çalışmanın amacına uygun bir şekilde anket uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; Beden eğitimi ve spor öğretmenlerini Markalı spor ürünlerin tercihinde Cinsiyet, yaş, Görev yapılan yer, spor yapma sıklığı, Spor yapma nedeni, markalı ürün hakkında bilgi sahibi olma gibi değişkinlere göre değişiklik gösterdiği, Markalı spor ürünlerinin seçiminde; tasarım, kalite, imaj, statü, sağlık, kendini iyi hissetme, performans, risksiz ürün alanında lider oluşu gibi sebeplerden etkilendiği sonucuna varılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Beden eğitimi ve Spor öğretmenleri, Marka, Spor ürünleri, Marka tercih nedenleri, Elazığ, Bingöl.
Belediye çalışanlarının finansal okuryazarlık düzeylerinin incelenmesi: Samsun Büyükşehir Belediyesi örneği
Çalışmada kamu çalışanlarının finansal bilgi, tutum ve davranışları ile finansal okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişki incelenmektedir. Ekonomi yorumu kabiliyeti, kredibilite-güvenirlik, operasyonel işlem ve riskten korunma boyutları dikkate alınarak belediye çalışanlarının finansal okuryazarlık düzeyleri araştırılmaktadır. Katılımcılardan anket yöntemiyle veri toplanmıştır. 182 katılımcıdan elde edilen veriler ile geçerlilik, güvenirlik, faktör ve farklılık analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre katılımcıların gelirlerinin geçimlerini sağlamak için yeterli olduğunu düşünenler %46,2, katılımcıların performansları kadar maaş aldığını düşünenler %40,1, maaşların performansı etkilediğini düşünenler %47,3 ve bütçelerini başka bir gelir olmadan yönetenlerin %34,6 olduğu bulgulanmıştır. Katılımcıların yaşları ve medeni durumları ile finansal okuryazarlık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların eğitim düzeyi arttıkça, ekonomi yorumu kabiliyeti, kredibilite, güvenirlik ve finansal okuryazarlık düzeylerinin yükseldiği bulgulanmıştır. Katılımcıların unvanlarının yükselmesiyle, kredibilite ve finansal okuryazarlık düzeylerinin de yükseldiği görülmektedir. Belediye çalışanlarının maaşlarının performansını etkilediğini düşünenlerin finansal okuryazarlık düzeyleri ve boyutları ile maaşlarının performansını etkilemediğini düşünenlerin finansal okuryazarlık düzeyleri ve boyutları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir.