
77
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Kaligrafi sanatının dövme yöntemi ile dermatolojik yara izlerinde kapatma (cover-up) olarak kullanılması
Sanat, tarih boyunca farklı disiplinlerin etkileşimiyle zenginleşmiş, toplumların estetik algılarını ve kültürel miraslarını şekillendiren önemli bir ifade biçimi olmuştur. İçinde bulunduğu her alanı güzelleştirdiği gibi grafik tasarımın temel elemanlarından biri olan yazının iletişimdeki ifade biçimini ve görselleştirme yöntemini de kültürel zenginliği ile insanoğluna sunmuştur. Bunlar arasında yer alan kaligrafi, yazıyı sanatsal bir forma dönüştüren estetik bir disiplin olarak varlığını günümüze kadar sürdürmüştür. Dövme sanatı bunlardan birisidir. Görselleştirilen duygusal ifadelerin yazı sanatıyla insan bedeninde buluşması dövme sanatı teknikleri arasında oldukça beğenilen bir tarz haline gelmiştir. Kaligrafinin yazı olarak iletişim sağlaması ve estetik yapısıyla duygusal algıya yol göstermesi dövme sanatıyla birleştiğinde bedende anlamsal bütünlüğü sağlamıştır. Çalışmada kaligrafi ve dövme sanatı arasındaki etkileşim incelenerek bu iki disiplinin grafik tasarımın temel ilkeleri çerçevesinde nasıl yeni bir ifade biçimi oluşturabileceği araştırılmıştır. Bu çalışmanın temel amacı, sanatın yalnızca estetik bir araç olmanın ötesinde, bireylerin bedensel ve ruhsal bütünlüğünü destekleyici bir işlev üstlenebileceğini ortaya koymaktır. Yapılan çalışma, dövme sanatının bedeninde yara izi olan bireyler üzerindeki olumlu etkilerini gözler önüne sermekte ve kaligrafi ile dövme sanatının, grafik tasarım aracılığıyla nasıl daha geniş bir kullanım alanına taşınabileceğini göstermektedir. Bu bağlamda çalışmanın, yara izlerini iyileştirmede motivasyon katkısıyla ilham vermesi beklenmektedir.
Feminist manifestolar ve Türk sanatındaki yansımaları: Tomur Atagök eserlerinin feminist ideoloji ile etkileşimi
Bu tez, feminist manifestoların ve feminist ideolojinin Türk resim sanatına etkilerini incelemeyi ve bu etkinin Tomur Atagök'ün eserleri üzerinden nasıl şekillendiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısında güçlenen feminist hareketler, sanatta kadın kimliği, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın temsiline yönelik kapsamlı bir dönüşümü beraberinde getirmiştir. Türkiye'de feminist düşüncenin sanata yansımaları, Batı'daki gelişmelerle paralel biçimde oluşmuş; özellikle 1980'lerden sonra feminist teori sanat pratiğinde daha belirgin hale gelmiştir. Bu bağlamda Tomur Atagök, feminist ideolojiyi eserlerine entegre eden ve kadın figürünü güçlü, bağımsız bir özne olarak tanımlayan önemli sanatçılar arasında yer almaktadır. Atagök'ün çalışmalarında feminist manifestoların izleri; geleneksel kadın temsillerini dönüştürme, kadın bedenini edilgen bir nesne olmaktan çıkarma ve kadın kimliğini direnç, güç ve özneleşme kavramlarıyla yeniden kurma biçiminde ortaya çıkmaktadır. Tez kapsamında feminist düşüncenin tarihsel gelişimi, Türk sanatına etkileri ve feminist söylemin sanatsal pratiklere nasıl entegre edildiği ele alınmaktadır. 1960'lardan itibaren Batı'da ivme kazanan feminist hareketlerin sanatta yarattığı dönüşüm, kadın kimliği ve toplumsal cinsiyet rollerine yönelik eleştirel bir alan oluşturmuştur. Türkiye'de aynı süreçte kadın sanatçıların feminist söylemi güçlendiren üretimleri artmış ve toplumsal cinsiyet temelli sorunlara yönelik sanatsal duyarlılık görünür hale gelmiştir. Atagök'ün eserlerindeki feminist temaların değerlendirilmesi, feminist ideolojinin Türk resmine katkılarını anlamak açısından önemli bir perspektif sunmaktadır.
Türk kültüründe kadının yeri ve Türk resim sanatında mitolojik kadın tasvirleri
Bu çalışmada Türk kültür değerlerine göre yetişmiş ve bu değerlere sahip çıkmaya devam eden bu milletin vatansever bir bireyi olarak Türk kültüründe kadının yeri ve bunun resim sanatında konu olarak yer almasının neden gerekli olduğunun ortaya koyulması amaçlanmıştır. Çalışmanın sonucunda Türk kültürünün sahip olduğu zengin mitolojik unsurların özellikle kadın konusu özelinde Türk resim sanatında işlenmesi, unutulmaya yüz tutmuş Türk kültürünün hafızalarda yenilenmesi hususunda son derece yardımcı olacağı kanısına varılmıştır. Bu sebeple Türk kültür ve geleneğinin yine Türk resim sanatı yoluyla geri kazanımının toplumda yaşanan kadınla ilgili pek çok sorunun çözümü kapsamında gerekliliği önerilmiştir.
Anadolu Selçuklu tezyinatında düğüm motifinin ikonografisi
Bu çalışmada, Anadolu Selçuklu dönemine ait mimari ve küçük sanat eserlerinde yer alan düğüm motifinin ikonografik açıdan analizi yapılmıştır. Bu dönemde sanat eserlerinde yer alan düğüm motiflerinin figüratif kaynaklarını inceleyerek, motiflerin özellikle ejder figürü ile olan sembolik ve ikonografik ilişkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Motifin kullanım amacı, sembolik anlamları ve çıkış kaynağı irdelenmiş; Gök Tanrı inancı, mitolojik unsurlar ve ejder figürünün düğümle birleşimi çerçevesinde yorumlanmıştır. Araştırmada, nitel ikonografik çözümleme yöntemi kullanılarak başta mimari bezemeler, mezar taşları ve el yazmaları olmak üzere çeşitli sanat eserleri üzerinden düğüm motiflerinin biçimsel ve anlam yönleri değerlendirilmiştir. Düğüm motifinin Selçuklu inanç sistemleriyle ilişkisi kurulmuş, mimari yapılardaki koruyucu işlevi ve günlük eşya üzerindeki şifa beklentisi değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, düğüm motiflerinin yalnızca geometrik bir süsleme öğesi değil, aynı zamanda tılsımsal ve kozmolojik anlamlar taşıyan figüratif unsurlar olabileceğini göstermektedir. Özellikle ejder figürünün gövdesinde oluşturduğu kıvrımlı yapının stilize edilmiş hali olarak yorumlanan düğüm motifleri, erken dönem Türk mitolojisi ve inanç sistemlerinde yer alan sembollerle paralellik göstermektedir. İslamiyet'e geçiş sonrası stilize biçimlerde sürdürülen motifin, Beylikler döneminde yaygınlaştığı, Osmanlı'da ise sınırlı ölçüde devam ettiği görülmüştür. Bu bağlamda, düğüm motifi evrensel sembollerden biri olarak, sanat tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda, literatürde çoğunlukla zencirek ya da geçme motifleri olarak anılan desenlerin ejder figürüne dayalı sembolik anlamları ilk kez bu çalışma kapsamında sistematik olarak değerlendirilmiştir. Bu yönüyle tez, Anadolu Selçuklu sanatında figüratif ikonografinin yeniden okunmasına katkı sunmaktadır. Elde edilen veriler doğrultusunda, düğüm motifinin sadece süsleme amacıyla değil; koruma, şifa, bolluk ve süreklilik gibi anlamlarla yüklü bir sembol olarak sanat eserlerinde kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Milli Kütüphane yazmalar koleksiyonunda bulunan 06 MİL YZ B 535-1 demirbaş nolu Mushaf-ı Şerif'in tezhip bakımından incelenmesi
Sanat ve kültürün beşiği olan Türkiye, çoğu medeniyete ev sahipliği yaparak zengin bir kültür barındırmaktadır. Bu sayede pek çok sanatla hemhal olup gelişerek tüm dünyaya diğer alanlardaki gibi sanatıyla da kendini kanıtlamıştır. Yazma eserler, türbeler, camiler ören yerleri ve müzeleriyle her santiminde tarih ve medeniyet barındıran vatanımızda sanata çok önem verilmiştir. Çalışmamıza konu olan Mushaf-ı Şerîf Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonunda bulunmaktadır. Araştırılan yazma eser tezhip bakımından incelenmiştir. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezhip sanatı, tezhip sanatının Mushaf-ı Şerîf'lerde kullanılan bölüm ve özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. İlk bölümde tezhip sanatının özellikleri, dönemlere göre ve İran-Osmanlı tezhip özellikleri anlatılmaktadır. İkinci bölümde Mushaf-ı Şerîf'in belirli sayfalarının çizimleri yapılarak detaylı biçimde açıklamaları yapılmıştır. Bu çalışmada böyle şahane eserlerin sanatsever ve araştırmacıların ilgisine sunmak, detaylarına bakıldığında eserin ne kadar zarif bir şekilde yazıldığı ve bezendiğini, genel olarak incelendiğinde ise tabiattan esinlenerek dönem renk ve özelliklerine göre tasarım şekillerinin nasıl zenginleştirildiğini herkesle paylaşmak amaçlanmıştır.
Medya kültüründe görsel algının sanata etkisi: Deprem örneği
21. yüzyılda sanat, medya ve iletişim teknolojileri aracılığıyla kitle iletişimde yeniden şekillenerek toplumun tüm kesimlerine ulaşmıştır. İnsanlığın bilim ve teknolojideki olağanüstü gelişmeleri sayesinde kendisine yeni alanlar açan sanat, medya aracılığıyla yaşam algımızda köklü değişimler yaratmıştır. Yaşamımızın her alanında etkisini hissettiğimiz medya, toplumun tüm kesimlerine ulaşarak görsel imgeler yoluyla toplumda yeni kültürel değerler oluşturmuş ve geleceğe yön vermiştir. Bu gelişmelere önemli derecede katkı sağlayan sanatçılar, dijital teknolojiyi kullanarak sanat üretirken kendileri de bu değişim ve gelişimin bir parçası olmuştur. Bu gelişmelerin ortaya koyduğu teknolojik süreç sanatsal yaratı alanını belirlerken, bu etkinin sanatçıyı eyleme dönüştürücü gücü sanatta önemli bir olgu olarak ortaya çıkmıştır. Bu sürecin sonucunda medyanın gerçeklikle olan ilişkisi sorgulanmış ortaya çıkan yeni durumun, sanatçının üretim algısındaki değişimine etkisi, deprem örneği üzerinden araştırılmıştır. Bu çalışma, medyanın sanat ile ilişkisi üzerinden, medya aracılığıyla yaratılan sanal gerçekliğin görsel algı bağlamında sanata, sanatçıya ve topluma etkilerini sorgulamayı amaçlamaktadır. Medyanın ağ toplumunun yapılanmasındaki etkileri sorgulanırken bu zeminden beslenen sanatçıların etkilenişleri, ürettikleri eserler üzerinden okunabilir. Ayrıca 2000'li yılların sanatçılarının, kendilerini ifade ediş biçimlerinde, düşünce ve sorgulama yapılarında kendi amaçlarını ve toplum değerlerini yapılandırırken medyanın hangi karakteristik özelliklerinden yararlandıkları ve kavramsal ilişkileri araştırılmıştır. Bu alanlara açıklık getirmesi amaçlanan araştırmada, pek çok yabancı kaynağın yanında, hazırlanmış makaleler, yüksek lisans ve doktora tezleri, kitaplar, dergiler ve elektronik yayınlar literatür taramaları ışığında derinlemesine incelenmeye çalışılmıştır.
Peyzaj öğeleri kullanılarak çocuklara çevre bilinci kazandırmayı hedefleyen hikaye kitabı tasarımı
Bu tez çalışması, peyzaj öğeleri kullanılarak çocuklara çevre bilinci kazandırmayı hedefleyen bir hikaye kitabının tasarım sürecini incelemektedir. Çocukların doğayla olan ilişkilerini güçlendirmek ve çevresel farkındalıklarını artırmak amacıyla hazırlanan bu kitap, peyzaj mimarlığı ile grafik tasarım unsurlarını bir araya getiren bir yaklaşımla şekillendirilmiştir. Çalışma, hikaye de kullanılan doğal unsurların, çocuklara çevreyi koruma bilinci kazandırmada nasıl bir işlev üstlendiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, kitapta yer alan ağaçlar, çiçekler, bitkiler, hayvanlar ve diğer doğal unsurlar, çocukların çevreyi görsel ve duygusal düzeyde tanımalarına katkıda bulunurken, çevresel sürdürülebilirlik kavramını eğlenceli ve etkileyici bir şekilde aktarmaktadır. Özellikle peyzaj mimarlığının sunduğu doğal detayların grafik tasarım ile bütünleşmesi sayesinde, çocukların doğaya olan ilgisini ve onların çevreyi koruma sorumluluğunun artırılması hedeflenmektedir. Tezin ilk bölümünde, resimli çocuk kitaplarının tanımı ve gelişimi ele alınarak resimli çocuk kitaplarında bulunması gereken özellikler ve önemine yer verilmiştir. Ayrıca çocuk kitaplarında metin ve resim konuları kısaca incelenmiştir. İkinci bölüm de ise illüstrasyon tekniklerinin ve grafik tasarım unsurlarının çocuklara yönelik çevre eğitimi bağlamında nasıl kullanıldığı incelenmiştir. Çocuk kitaplarında grafik tasarımın rolü, çocukların algısını ve çevreyle kurduğu bağı güçlendirmek amacıyla ele alınmış; peyzaj mimarlığı ve doğa unsurlarının çocuk gelişimi üzerindeki etkilerine odaklanılmıştır. Bu bağlamda, doğal unsurların görsel anlatımı ile çocuklara sürdürülebilirlik bilincinin aşılanması amaçlanmıştır. Peyzaj mimarlığıyla ilgili doğal unsurların kitap içeriğinde nasıl kullanıldığı, çocuklara çevre bilinci kazandırmadaki etkileriyle birlikte incelenmiştir. Doğal peyzaj öğeleri, çocukların hikâye aracılığıyla çevreyle bütünleşmesini sağlarken, eğlenceli ve öğretici bir anlatım sunmaktadır. iii Tezin üçüncü bölümün de, "Ormanın Büyülü Kılavuzu" adlı hikâye kitabı projesinin geliştirilme süreci ele alınmıştır. Bu bölüm de, hikâyenin konusu, amacı, hedef kitlesi ve kitabın özellikleri ayrıntılı bir biçimde incelenmiştir. Grafik tasarım ve peyzaj mimarlığının bir arada kullanımıyla oluşturulan bu hikâye kitabı, çocuklara doğa sevgisi ve çevresel sorumluluk aşılamada önemli bir araç olarak sunulmaktadır. Bu çalışma, hem grafik tasarım hem de peyzaj mimarlığı perspektiflerinden ele alınarak, çevre eğitimi ve bilinç kazandırma süreçlerin de nasıl etkin rol oynayabileceğini göstermektedir.
Resim sanatında parçadan bütüne gidiş (Dijital resim sanatı örneği)
Bu tez çalışmasında, sanat içerisinde dijitalleşmenin resim sanatına etkilerini kuramsal ve kavramsal düzlemde ele alınmaktadır. Dijital teknolojilerin sanat üretim süreçlerine dahil edilmesi ile ortaya çıkan yeni ifade biçimleri "parçadan bütüne gidiş" anlayışı çerçevesinde incelenmektedir. Sanat tarihinin geleneksel çizgisinden farklı olarak dijitalleşmeyle birlikte sanat, yalnızca fiziksel bir üretim nesnesi olmaktan çıkarak yazılım, veri ve görsel kodlar aracılığıyla şekillenen, çok katmanlı ve çoğaltılabilir bir yapı olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda dijital sanat, estetik üretimin hem anlamını hem de sunum biçimini değiştirmektedir. Tezin kuramsal çerçevesi; dijital sanatın kavramsal temelleri, geleneksel sanatla olan ilişkisi ve ayrışma noktaları, dijital araçların sanatçının ifade olanaklarını nasıl genişlettiği gibi temel sorular üzerinden ele alınmaktadır. Özellikle 20. yüzyıl modern sanat akımlarının dijital estetik üzerindeki etkileri, dönemin toplumsal ve teknolojik koşullarıyla birlikte incelenmekte, bu etkilerin dijital araçlarla yeniden üretildiği ve yorumlandığı süreç analiz edilmektedir, ayrıca çalışmada yapay zekâ, artırılmış gerçeklik ve yazılım tabanlı üretimlerin sanat alanındaki yeri ele alınmakta, izleyici ile eser arasındaki ilişkinin dönüşümüne dikkat çekilmektedir. "Parçadan bütüne gidiş" yaklaşımı ise dijital sanatın yapısal özelliklerini açıklamak adına ele alınmakta, dijital platformlarda parçalı görsel öğelerin nasıl bütünsel ve anlamlı kompozisyonlara dönüştüğü analiz edilmektedir. Sonuç olarak tez, dijitalleşmenin sanatı salt teknolojik bir değişim alanı olarak değil, aynı zamanda düşünsel, estetik ve toplumsal dönüşümün göstergesi olarak ele alınması gerektiğini savunmakta ve günümüz sanat üretiminde dijital yapının belirleyici rolünü vurgulamaktadır.
Fahrelnissa Zeid resimlerinde kadın figürlerinin renk, doku ve geometrik form bağlamında incelenmesi
Bu tez çalışmasında, Osmanlı döneminden Cumhuriyet'in kuruluşuna kadar uzanan döneme şahitlik etmiş, gelişmeleri ve kültürü yakından deneyimlemiş ayrıca Sanayi-i Nefisse Mektebi'nin ilk kadın öğrencilerinden biri olarak karşımıza çıkan Fahrelnissa Zeid ve eserleri ele alınmıştır. Sanatçı, o dönemlerde toplumda yer alan güçlü bir kadın figürü olmanın yanı sıra çok yönlü oluşuyla eserlerini üretmiş ve başarılarıyla tarihte önemli bir yere sahip olmuştur. Bu doğrultuda tezin amacı Fahrelnissa Zeid resimlerinde kadın figürlerinin renk, doku ve geometrik form bağlamında incelenmesi olarak belirlenmiştir. Yapılan alan taraması sonrasında alanda çalışılmak istenen konu ile ilgili herhangi bir çalışma olmadığı görülmüştür. Zeid gibi resim sanatına eserleriyle katkıda bulunan bir sanatçının alandaki önemine vurgu yapmak amacıyla sanatçının eserleri incelenmiştir. Fahrelnissa Zeid'in, renkli hayatından ve sanat yolculuğundan bahsedilip sanatın farklı dalları ile ilgili olan aile fertlerine de kısaca değinilmiştir. Daha sonra resim sanatında geçmişten günümüze kadın figürü kavramı üzerinde durulmuştur. Sanat elemanlarından olan renk, doku ve geometrik form açıklanarak resim sanatı tarihine katkıda bulunmuş sanatçıların eserleriyle sanat elemanları örneklendirilmiştir. Açıklaması yapılmış olan renk, doku ve geometrik formun Fahrelnissa Zeid resimlerinde uygulanış biçimleri incelenmiştir. Ve bu inceleme sonrasında sanatçının eserlerinden esinlenilerek sanatsal üretim yapılmıştır.
Yalvaç Pisidia Antiokheia bölgesindeki mimari parçaların üzerindeki imgelerin resim sanatında deneysel üretime katkısı
Isparta ilinin Yalvaç ilçesinde bulunan Pisidia Antiokheia'nın, bulunduğu çevreye kültürel değer kattığı görülmektedir. Geçmişten günümüze uzanan bir köprü niteliği taşıdığı düşünülen antik kentte yapılan kazı çalışmaları sonucunda bir zamanlar kenti oluşturmuş olan mimari parçalara ulaşıldığı gözlemlenmektedir. Mimari parçaları incelemek maksadıyla Yalvaç müzesi ve antik kentte gezi ve gözlemler yapılmıştır. Yapılan gezi ve gözlemlerin neticesinde Yalvaç Pisidia Antiokheia bölgesindeki mimari parçaların üzerinde çeşitli imgelerin bulunduğu görülmüştür. Antik kentteki mimari parçaların üzerinde bulunan imgeleri resim sanatıyla ilişkilendirerek üretimde bulunmak için disiplinlerarası bir yaklaşımla hareket edilmiştir. Tez çalışmasında Yalvaç Pisidia Antiokheia bölgesindeki mimari parçaların üzerindeki imgelerin resim sanatında deneysel üretime katkısının bulunup bulunmadığı sorusuna yanıt aranmıştır. Yapılan literatür taraması sonucunda konuyla ilgili herhangi bir çalışmanın bulunmadığı görülmüştür. Alana pozitif katkı sunacağı düşünülen çalışmada Yalvaç Pisidia Antiokheia bölgesindeki mimari parçaların üzerindeki imgeler incelenmiştir. Mimari parçaların üzerinde bulunan pek çok imgenin arasından ranke, inci-boncuk dizisi, diş dizisi, ion-kymation, bezeme, rozet ve akanthus imgeleri deneysel üretimde kullanılmak üzere belirlenmiştir. Mimari parçaların üzerindeki imgelerin resim sanatında kullanılmasıyla yapılan deneysel üretimlerle Pisidia Antiokheia'nın önemine dikkat çekilmesi amaçlanmaktadır.