
Süleyman Demirel University
1.217
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
5
Enstitü
0%
DOI Oranı
Son Eklenen Tezler
Tümünü GörYeni kamu işletmeciliği ve yönetişim ekseninde KOSGEB uygulamaları: Batı Akdeniz ve Denizli örnekleri
1980'li yıllarda merkeziyetçi ve bürokratik yapıdaki geleneksel kamu yönetimi (GKY) anlayışı düşüşe geçmiş, özel sektör yönetim anlayışını önemseyen yeni kamu işletmeciliği (YKİ) anlayışı ise yükselişe geçmiştir. 2000'li yıllar ve sonrasında ise yönetişim olgusu yaygınlaşmaya başlamıştır. Dünyada her üç yönetim yaklaşımı da varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Bazı ülkelerde GKY öne çıkarken, bazı ülkelerde ise YKİ ve yönetişim anlayışları daha baskın durumdadır. Tez çalışmasında, Türkiye'deki önemli kamu kurumlarından biri olan KOSGEB İdaresi Başkanlığı araştırma konusu yapılarak incelenmiştir. YKİ yaklaşımının yükseldiği yıllarda kurulan ve hizmet yerinden yönetim kuruluşu olan KOSGEB, ekonomik alanda KOBİ'lerin desteklenmesi misyonunu üstlenmiş bir kamu kurumu olarak incelenmeye değer bulunmuştur. Kurumun YKİ anlayışına ve yönetişim olgusuna uygunluğunun tespit edilmesi ve misyonuna katkı yapacak önerilerde bulunulması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında literatür taraması yapılarak teorik ve uygulamalı gelişmeler irdelenmiştir. KOSGEB'in geleneksel kamu kurumlarından farklı kurumsal yapısı, faaliyetlerinin çeşitliliği ve yönetişim anlayışı ile kurduğu ilişkilerinin zenginliği dikkat çekicidir. Araştırmanın tezi; KOSGEB'in YKİ anlayışına ve yönetişim olgusuna uygun bir kamu kurumu olduğu, kurumsal yapısının ve uygulamalarının katılımcılıkla kurgulandığıdır. Araştırma alanı olarak Batı Akdeniz Bölgesinden Antalya, Isparta ve Burdur illeri ile Ege Bölgesinden Denizli ili seçilmiştir. Bu illerdeki iç ve dış paydaşlara yönelik iki farklı anket uygulaması yapılarak araştırma verileri elde edilmiştir. Kurum içi araştırmaya Ankara ilindeki kurum personellerinden de katılım sağlanmıştır. Araştırmaya 154 adet kurum personeli ve 374 adet dış paydaş katılım sağlamıştır. Veriler analiz edilmiş, bulgularda araştırmanın tezini doğrulayan sonuçlara ulaşılmıştır. KOSGEB'in genel olarak yeni kamu işletmeciliği anlayışına ve yönetişim olgusuna uygun bir kamu kurumu olduğu yargısına varılmış, iyileştirmeye açık yönleri olduğu değerlendirilmiştir.
Orta ölçekli kentlerde kentsel dönüşüm: uşak Uşak (Atapark ve Tabakhane) örneğinde memnuniyet
Dünya'da Sanayi Devrimi'nden sonra görülmeye başlayan kentsel dönüşüm çalışmaları Türkiye'de 1950'li yılların ardından gecekondulaşma süreciyle başlamaktadır. 1980'li yıllarda neoliberal politikalar kapsamında kentlerde konut kooperatifleri ve apartmanlaşma görülmektedir. 1999 Marmara Depremi sonrasında depreme dayanıklı konut üretme politikaları gündeme gelmiştir. 2000 sonrasında küreselleşmenin hızla artması, teknolojide yaşanan gelişmelerin etkisiyle birlikte kentsel alanlardaki dönüşümlerde artışlar gözlenmektedir. Özellikle sanayileşmenin yoğun olduğu büyük ölçekli kentler başta olmak üzere tüm kentlerde kentsel dönüşüm çalışmaları her geçen yıl katlanarak artmaya devam etmiştir. Tüm kenti derinden etkileyen kentsel dönüşüm çalışmaları devlet politikasının yanı sıra pek çok özel kurum tarafından da yürütülmektedir. 2012 yılında kabul edilen ve uygulanmaya başlanan 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında yerel yönetimlere önemli yetkiler verilmiş ve konut stokunun yenilenmesi adına pek çok proje yürütülmesinin önü açılmıştır. Sanayileşmenin ve istihdamın artmasıyla birlikte sanayileşmenin yoğun olarak görüldüğü kentlerde büyüme ve gelişme her geçen gün daha da artmaktadır. Bunların gerisinde olan ikincil kentler ise büyük kentlere oranla daha az gelişmiş kendinden küçük kentlerden de daha önde olan orta ölçekli kentler olarak tanımlanmaktadır. Türkiye özelinde özellikle beşinci beş yıllık kalkınma planı ve sonrasında bölgeler arasındaki adaletsizliğin, eşitsizliğin ortadan kaldırılması ve orta ölçekli kentlerin gelişimlerinin desteklenmesi amacıyla bu kentlere yönelik kentsel gelişim çalışmaları artırılmıştır. Bu kentlerin kendilerini daha ileriye taşıyabilmeleri için özellikle içerisinde bulunan çöküntü alanlarının temizlenip kente kazandırılması için destekler sağlanmaktadır. Orta ölçekli kentler arasında ifade edebileceğimiz Uşak, tarih boyunca birçok önemli medeniyete ev sahipliği yapmıştır. İlklerin şehri olarak anılan, Osmanlı Dönemi'nde ilk kez sokak aydınlatmasında elektrik kullanılan, Anadolu'da ilk demiryolu hattına sahip, Cumhuriyet Dönemi'nde ilk şeker fabrikasının kurulduğu Uşak sanayi alanında da önemli bir yere sahiptir. Sanayinin gelişmesi, üniversitenin kurulması ve artan nüfusla birlikte kent içerisinde konut ihtiyacı artmış 6306 sayılı yasa kapsamında konut stokunun yenilenmesi adına pek çok çalışma içerisine girilmiştir. Çalışma kapsamında Uşak kent merkezinde yer alan Atapark Kentsel Dönüşüm Bölgesi ve Eski Tabakhane Kentsel Dönüşüm Bölgesi olmak üzere iki farklı alanın incelemesi yapılmıştır. TOKİ ve Uşak Belediye işbirliğiyle gerçekleştirilen Eski Tabakhane Kentsel Dönüşüm bölgesinde yapılan dönüşüm çalışmaları sanayi alanının yerleşim alanına dönüşmesi projesi olarak Türkiye'de bir ilktir ve kendinden sonraki projelere örnek teşkil etmektedir. Uşak kent merkezi içerisinde farklı dönüşüm sağlayıcıları tarafından gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projelerinde alan araştırması gerçekleştirilerek kent sakinlerinin memnuniyet düzeyleri arasındaki farklılıklar incelenmiştir.
Kıymetli metallerin fiyatını etkileyen unsurlar ve nedensellik ilişkileri üzerine bir araştırma
Altın, gümüş, paladyum ve platin gibi kıymetli metaller antik dönemlerden günümüze kadar insan hayatında hem ödeme aracı hem de tasarruf aracı olarak kullanılmıştır. Piyasaların modernleşmesi ve gelişmesi ile birlikte, finansal yatırım araçları çeşitlenmiştir. Bu süreçte kıymetli metallere yatırım yapmayı sağlayacak ürünlerin de gelişmesi ile bu ürünlere portföylerde daha çok yer verilmeye başlanmıştır. Kıymetli metallerdeki fiyat oynaklıkları yatırımcıların portföy yönetim süreçlerini daha çok etkiler hale gelmiştir. Bu sebeple kıymetli metaller ile birçok finansal varlık ve değişken arasındaki ilişki son yılların dikkat çeken konularından birisi haline gelmiştir. Kıymetli metallerin fiyatını etkileyen unsurlar, bu değişkenler arasındaki fiyat ilişkileri, bir ilişki varsa bu ilişkide beraber ya da zıt yönlü birliktelikler bu araştırmada cevabı aranan sorular olmuştur. Araştırmada kıymetli metallerin fiyatını etkilediği düşünülen makroekonomik değişkenler olarak Brent petrol, Bitcoin, BCOM, MSCI World, ABD 10 yıllık tahvil faiz oranı ve S&P500 değişkenleri kullanılmıştır. Bu değişkenlere finansal piyasalarda ölçümü yapılan; güven, güvensizlik, belirsizlik ve korku gibi psikolojik faktörler de değişken olarak eklenmiştir. Araştırmada öncelikle birim kök testleri ve optimum gecikme uzunlukları hesaplanmıştır. Ardından Toda-Yamamoto nedensellik analizi ile değişkenler arasındaki ilişki ortaya konmaya çalışılmıştır. Nedensellik analizi sonrası değişkenlere apriori algoritması ile birliktelik analizi uygulanmıştır. Bu analiz ile de değişkenlerin fiyat bilgileri üzerinden birlikte hareketleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Analiz sonuçlarına göre kıymetli metallerden altından; gümüş, platin ve paladyuma doğru bir nedensellik etkisi görülmüştür. Ayrıca gümüşün; altını ve paladyumu, platinin ise paladyumu etkilediği tespit edilmiştir.
Diplomasi gazeteciliğinin uluslararası iletişim işlevleri: Türkiye üzerine bir inceleme
Bireylerin günlük yaşamda haber alma ve haber verme eylemleri farklı uluslar arasında da söz konusudur. Bu enformasyon akışını sağlayan birçok iletişim kanalı vardır. Bunlardan biri de kitle iletişim araçlarında yer alan haberlerdir. Bu haberler birçok konu başlığına ayrılmakta ve ayrımlardan birini de uluslararası haberler oluşturmaktadır. Uluslararası haberlerin önemli bir ayağını oluşturan diplomasi haberleri, farklı ülkelerin dış işlerine ve siyasetine yönelik konuları kapsamaktadır. Uluslararası iletişimde aracılık rolü bulunan diplomasi gazeteciliği çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı diplomasi gazeteciliği alanında tecrübesi olan kişilerin deneyimlerinden hareketle diplomasi gazeteciliğinin uluslararası iletişimdeki işlevlerini tespit etmek; diplomasi gazeteciliğini etkileyen unsurları belirlemektir. Bu amaçla nitel araştırma yöntemi ile tasarlanan çalışmada kartopu örneklem tekniğiyle ulaşılan 21 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Farklı medya mecralarında çeşitli görevlerde bulunan katılımcıların ortak noktası geçmişte ya da hâlihazırda diplomasi muhabirliği yapmış ya da yapıyor olmalarıdır. Çevrimiçi görüntülü görüşme tekniği kullanılarak toplanan verilerin transkripsiyonu neticesinde 324 sayfalık bir doküman elde edilmiştir. Ulaşılan verilerin analiz edilmesinde tematik veri analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; diplomasi gazeteciliğinin uluslararası iletişimde farklı şekilde birçok rol üstlendiğine ulaşılmıştır. Diplomasi muhabirleri uluslararası iletişimin çok önemli bir parçası ve uluslararası iletişim zincirinin en önemli halkası olarak değerlendirilmektedir. Çalışmada elde edilen bir diğer sonuç ise diplomasi muhabirleri ülkelerinin temsilcisi olarak konumlandırılmaktadır. Anahtar kelimeler: Diplomasi Gazeteciliği, Diplomasi Muhabirliği, Uluslararası İletişim, Uluslararası İlişkiler ve Medya.
İslam düşüncesinde tecdid kavramı ve Tanzimat dönemine yansımaları
İslam düşüncesinde bilhassa modern dönemde yoğun olarak gündeme gelen dini yenileme olgusu, tecdid, ıslah, ihya gibi çeşitli kavramlarla ifade edilmektedir. Bu kavramlardan en yaygın ve erken dönem kullanımı bu konuda hadis rivayeti bulunmasından hareketle tecdid kavramıdır. Bu çalışmada tecdid kavramı özelinde İslam düşüncesinde ortaya çıkan dini yenileme anlayışları incelenmektedir. Araştırmada, etimoloji ve semantik biliminin yardımıyla tecdid kavramı tanımlanmakta ve erken dönemden itibaren İslam düşüncesindeki anlaşılma biçimleri tespit edilmektedir. Tecdid rivayetinin; dolayısıyla kavramın dini yenileme bağlamında erken dönemde özellikle Şafiî mezhebi çevresinde gündeme alınması ve 'sünnetlerin ihyası bid'atlerin ortadan kaldırılması' olarak ifade edilmesi, meselenin mezhepler tarihi açısından değerlendirmesini gerektirmektedir. Buradan hareketle çalışmada, Şâfiîlik, Hanbelîlik ve Mâlikîlik çerçevesinde geleneksel-muhafazakâr din anlayışı; Hanefîlik ve Mu'tezile mezhebi örnekleriyle de akılcı-hadarî din anlayışı tetkik edilmektedir. Dinin yenilenmesi bağlamında tecdid kavramından hareketle klasik dönemde gelenekçi-muhafazakâr din anlayışının yaklaşımı tespit edilebilmektedir. Akılcı Hadarî din anlayışının kavram özelinde meseleye yaklaşımının örneği ise modernleşme dönemi olan Osmanlı Devleti'nin Tanzimat döneminde görülmektedir. Dinin ve devletin Tanzimat esaslarının tatbik edilmesiyle tecdid edileceği görüşündeki üst düzey ulema ve devlet erkanının yaklaşımı, kavramın dini yenileme bağlamında modernleşme döneminde Hanefî-Mâtürîdî çevrede anlaşılma biçiminin bir örneğini sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: İlahiyat, İslam Mezhepleri Tarihi, Tecdid, Dinî Yenilenme, Tanzimat, Şâfiî Mezhebi, Hanefîlik
Türkiye'nin ekolojik bölgeleri: Holistik coğrafi yaklaşım
Ekolojik bölgeler, çevre toplum ilişkisinin sürdürülebilir yönetimi sürecinde benzer coğrafi koşullara sahip alanların sınıflandırıldığı ve tanımlandığı önemli platformlar olarak kabul edilmektedirler. Bu platformlar iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı ve sürdürülebilir olmayan arazi kullanımı gibi antropojenik etkilerin üstesinden gelebilmek için yardımcı olabilecek rehberler, doğal dinamiklerin ve insan faaliyetlerinin etkilerini değerlendirmenin ve izlemenin mümkün olduğu referans modellerdir. "Türkiye'nin Ekolojik Bölgeleri: Holistik Coğrafi Yaklaşım" isimli bu doktora tez çalışması, 1926 yılından günümüze kadar ki sürece dair bölgeleme çalışmalarını literatür kritiği bağlamında değerlendirerek Türkiye'nin ekolojik bölgelerinin holistik ve ilişkisel bir yaklaşımla, yeni veri ve yöntemlerle güncel bir haritasını oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda uygulama sürecinde ilk olarak 5 ana çevresel koşul içerisinden 21 girdi coğrafi değişken belirlenmiş, coğrafi değişkenlerin CBS ortamında ön hazırlık sürecinin ardından Lebart modeli ile sentezi gerçekleştirilmiştir. Lebart modeline dayanarak üretilen Türkiye'nin ekolojik bölgeleri haritası, tekrarlanabilir, her aşamasında istatistiki göstergelerle sınanabilir ve savunulabilir bir yapıda 6 km2'lik yüksek çözünürlük ve lejant tablo bilgileriyle yüksek ayrıntı düzeyi sunmaktadır. Ana bulgu olarak elde edilen Türkiye'nin ekolojik bölgeler haritası ve lejant tablosu, dört ana küme ve alt kümelerinde sunulan 20 bölge içermektedir. Sonuç olarak Türkiye'nin zengin ortamsal çeşitliliğini ayırt etmede başarılı, her girdi değişkenin çıktı haritada temsil olduğu, örüntüleri keşfetme noktasında hassas, açıklayıcı ve ilişkisel öznitelik bilgisi sunma becerisi olan, çevresel değişken, olay ve olgular ile ilişkilendirilebilecek kapasitede özgünlük ve doğruluk arz eden bir yapıya sahip Türkiye'nin ekolojik bölgeleri haritası ve lejant tablosu üretilmiştir. Çalışma, izlediği yöntemsel süreç ve ortaya koyduğu bulguları bazında çevre toplum ilişkisine çevre okur yazarlığının sentez dili olarak katkı sağlayabilecek potansiyele sahiptir. Aynı zamanda günümüz dünyasında katlanarak artan ve çözümlenmesi bir probleme dönüşen büyük mekânsal veri hacmini çözümleyebilme ile örüntüsünü tanımlama noktasında önemli bir boşluğu doldurmaktadır.