Tekirdağ Namık Kemal University
Enstitü

Fen Bilimleri Enstitüsü

Tekirdağ Namık Kemal University

694

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Otomotiv camı üretiminde malzeme ihtiyaç planlama optimizasyonu

Bu çalışma Türkiye'de otomotiv yan sanayi sektöründe cam üreticisi olarak faaliyet gösteren bir firmanın, dışarıdan tedarik ettiği malzemelerin MİP tasarımı ve uygulamasını içermektedir. Çalışma ile malzemelerin verilecek sipariş miktarı ve elde bulundurulacak stok miktarlarının hesaplanması için MINLP optimizasyon modeli oluşturulmuştur. Optimizasyon modeli ile sipariş, elde bulundurma ve elde bulundurmama maliyetlerinden oluşan toplam maliyetin minimizasyonu amaçlanmıştır. Modelde kullanılan malzemelerin seçimi için 2019 yılında talebi olan ürünlerin ürün ağacında yer alan 78 kalem malzemeye ABC analizi yapılmıştır. ABC analizi sonucu A sınıfında yer alan 7 adet ön cam malzemesi matematiksel modelde kullanılmak üzere belirlenmiştir. Firmanın birim maliyetleri ve kısıtları dikkate alınarak oluşturulan model, LINGO paket programında kapalı formatta matematiksel olarak ifade edilmiştir. Modelin çözüm raporu incelenmiş ve ekonomik yorumlaması yapılmıştır. Modelin çözümü sonucu 7 malzeme için toplam maliyet 1.434.046 TL olarak elde edilmiştir. Kurulan modele alternatif olarak FOQ, EOQ, LFL, FPQ, POQ, MEOQ ve WW sipariş büyüklüğü belirleme yöntemleri kullanılmış, malzemelerin sipariş büyüklükleri ve toplam maliyetleri hesaplanmıştır. Çalışmaya ek olarak matematiksel modelde kullanılan malzemeler için firmanın MİP planlama ekibinin 2019 yılı içerisinde verdikleri sipariş bilgileri firmadan alınmış ve firma birim maliyetlerine göre verilen siparişlerin toplam maliyetleri hesaplanmıştır. Sonuç olarak modelin, yöntemlerin ve sezgisel siparişlerin toplam maliyetleri kıyaslanmıştır. Sipariş belirleme yöntemlerinden LFL, MEOQ ve POQ toplam maliyetleri model toplam maliyetinden %30 daha düşük sonuç vermiştir. Ancak bu 3 yöntemin stok bulundurmadığı belirlenmiş ve otomotiv sektöründe uygulanabilir olmadığı neticesine varılmıştır. Modelin çözümü ve WW yöntemi sonucu oluşan toplam maliyetler analiz edildiğinde 4 malzeme için modelin %6, 3 malzeme için ise WW yönteminin %2 daha düşük maliyetli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Model çözümü ve sipariş belirleme yöntemlerinden FOQ, EOQ ve FPQ yöntemlerinin toplam maliyetleri karşılaştırıldığında tüm malzemeler için sırasıyla ortalama %64, %22 ve %46 model çözümü daha düşük maliyetli hesaplanmıştır. Model çözümü ve sezgisel verilen siparişlerin toplam maliyeti karşılaştırıldığında ise modelin %75 daha düşük maliyetli sonuç verdiği elde edilmiştir.

Özge Sofuoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırsal alanlarda ekoturizm potansiyelinin belirlenmesi: Kırklareli ili Kofçaz ilçesi örneği

Tez çalışması; "Kırsal alanlar; nüfus yoğunluğu, üretim biçimi, yerel peyzaj karakteri gibi doğal ve sosyo-kültürel değerleri ile özgünlük taşırlar. Aynı zamanda "bu özgünlükler ekoturizmin kaynağını oluşturur" hipotezi üzerinde kurgulanmıştır. Bu çerçevede tez kapsamında; Kırklareli İli Kofçaz İlçesi'nin (16 köy ve 1 ilçe merkezi) yerel doğal ve sosyo-kültürel değerlerine yönelik olarak ekoturizm potansiyelinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla tez çalışmasında, 5 aşamalı bir yöntem izlenmiştir. Birinci aşamada çalışmaya ilişkin amaç ve kapsam belirlenmiş, ikinci aşamada alana ilişkin envanter ve veri tabanı oluşturulmuştur. Literatür taramaları ve arazi çalışmaları ile desteklenen ikinci aşamada; konu ile ilgili genel kavramlar tanımlanmıştır. Üçüncü aşamada; alanın doğal ve sosyo-kültürel peyzaj değerlerine ilişkin olarak; CBS ortamında haritalar oluşturulmuştur. Dördüncü aşamada, ekoturizm olanakları spektrum yöntemi (ECOS) ile alanın ekoturizm potansiyeli ortaya konulmuştur. Ekos Yöntemi çerçevesinde; erişilebilirlik, turistik altyapı olanakları, turistik üstyapı olanakları, doğal peyzaj çekiciliği, ekonomik yapı çeşitliliği ve sosyo-kültürel peyzaj çekiciliği ana bileşenlerine ilişkin 19 değerlendirme faktörü ve 27 alt kriter belirlenmiştir. Tüm bileşenler ekoturizm uygunluk durumuna göre 1'den 4'e (1 en az, 4 en çok) kadar puanlama yapılarak, uygunluk haritaları oluşturulmuştur. Gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda da, sentez paftası oluşturularak ekoturizm faaliyetleri için uygun alanlar belirlenmiştir. Çalışma sonucunda, alanın % 89'unun ekoturizm faaliyetleri için uygun, % 6'sının çok uygun olduğu belirlenmiş ve ekoturizm etkinliklerine yönelik çeşitli öneriler geliştirilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar; planlama, uygulama ve karar alma süreçlerinde, yerel yönetimler ve benzer konularda araştırma yapan diğer kişiler için yarar teşkil edecektir.

Alternatif turizmEkoturizmKırsal turizm
Engin Kabataş
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ridge regresyon analizi ve zootekni alanında kullanımı

Çalışmada çoklu doğrusal regresyon analizinde kullanılan RidgeRegresyon(RR) yöntemi açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmada RR yönteminin; bağımsız değişkenler arasında çoklu doğrusal bağlantı sorunu olduğu zamanlarda En Küçük Kareler (EKK) yöntemine göre tercih edilerek kullanılmasının önemiözellikle Zootekni alanında yapılmış çeşitli çalışmalar ilegösterilmiştir. Çalışmada ayrıca çoklu doğrusal bağlantı sorunu, çoklu doğrusal bağlantı sorununun belirlenme yolları, RR yönteminde kullanılan yanlılık sabiti olan (k) değerinin belirlenme yöntemleri belirtilerek bu yöntemin nasıl uygulandığı ve bulunan değerlerin nasıl yorumlanacağı açıklanmıştır.Çalışmanın kolay açıklanabilmesi için Zootekni alanında verilen basit bir örnekle örneklendirilmiştir. Bu örnek için Esmer sığırların karkas ağırlıkları beş farklı vücut ölçüsü kullanılarak modellenmiştir.Çalışmada çoklu doğrusal bağlantı sorunu varlığındaRR analizine göre elde edilen modelile aynı koşulda EKK yöntemi ile elde edilen iki model karşılaştırılmıştır. Çalışmadaher iki modelinde belirleme katsayısı düşük olup (R2<0,25), bir bağımlı ve beş farklı bağımsız değişkenin beraber kullanıldığı model için ele alınan özellik için istatistik olarak çok anlamlı bulunmamıştır. Buna rağmen RR yönteminin kullanılması beklenildiği gibi varyans arttırıcı faktör (VIF) değerlerini azalttığı, çoklu doğrusal bağlantı sorunundan kaynaklanan bağımsız değişkenlere ait regresyon katsayılarının standart hata değerlerini EKK yöntemine göre düşürdüğü görülmüştür. Bu şekilde kullanılacak yöntem seçiminin isabetin artırılması için özellikle çoklu doğrusal bağlantı sorununun varlığında, doğru yöntemin kullanılmasının ne derece önemli olduğu ve bu konuda araştırıcıların daha dikkatli ve seçici davranmalarının gerekliliği bu çalışma ile vurgulanmıştır.

Metehan Sarp Eskitoros
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Killi zeminler üzerinde atık lastik ve gazbetonun etkilerinin değerlendirilmesi

Nüfusumuzun ve tüketim artması nedeni ile doğal kaynaklarımız her geçen gün azalmaktadır. Bu durum son yıllarda geri dönüşümü ehemmiyet verilen konulardan birisi haline getirmiştir. Dünyada atık olarak değerlendirilen maddelerin büyük bir kısmı geri kazanılabilen malzemelerdir. İnşaat endüstrisinde kullanılan geri dönüşüm malzemesi miktarı çok azdır. Bu malzemelerin yeniden kullanılarak geri dönüşüme kazandırılması hem ekonomiye faydalıdır hem de çevreye olan zararlı etkileri en aza indirmektedir. Zeminlerin katkı maddeleri ile iyileştirilmesi bazı durumlarda diğer zemin iyileştirme yöntemlerine göre daha ekonomiktir. Son zamanlarda endüstriyel atık maddelerin bu amaç için kullanımı ön plana çıkmıştır. Bu tez çalışmasında, kil zeminin mühendislik özelliklerinin iyileştirilmesinde atık lastikler ve gaz beton atıklarının katkı malzemesi olarak kullanıldığında nasıl sonuçlar verdiği araştırılmıştır. Bu tez çalışmasında yöntem olarak, killi zemine değişik oranlarda toz lastik atık ve öğütülmüş gaz beton katılarak, serbest basınç deneyleri ve CBR deneyleri uygulanmıştır. Bu tez çalışmasının sonucunda, toz atık lastik katkısının ve öğütülmüş gazbeton katkısının killi zeminlerde kullanılması ile killi zeminlerin mukavemet özelliklerinde artış sağladığı belirlenmiştir.

Harun Devlet
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şekerleme üretiminde doğal renklendirici olarak karamuk (Berberiscrataegina) ekstresinin kullanımı üzerine bir araştırma

Gıdalarda tüketicinin dikkatini çeken ve gıdanın kalitesi hakkında fikir edinmeyi sağlayan etkenlerin başında 'renk' gelir. Renklendiricilerin en çok kullanıldığı alanlardan birisi de şekerleme endüstrisidir. Şekerlemelerde kullanılan yapay renklendiricilerin hiperaktivite, kanser, görme bozuklukları, astım, deri döküntüsü, migren ve alerji gibi sağlık üzerine birçok olumsuz etkisi vardır. Bu çalışmada şekerlemelerde kullanılan ve sağlığa pek çok zararı olan yapay renklendiricilere alternatif olarak kırmızı renk veren ve antioksidan özelliği olan doğal karamuk (Berberis crataegina) bitkisi kullanılmıştır. %1, %5 ve %10 karamuk ekstresi ile renklendirilen sakız, jelly ve marshmallow örneklerine renk analizi, toplam fenolik madde analizi, tekstür analizi, su aktivitesi analizi ve duyusal analiz yapılmıştır. Genel olarak tüm örneklerde panelistler %5 ve %10 karamuk ekstresi ilaveli şekerlemelerin renklerini beğenmişlerdir. Bu örneklerin değerlerinde kontrol numunesine kıyasla toplam fenolik madde miktarının yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Tekstür analizi sonuçlarında karamuk ilaveli sakızlarda kontrol örneğine göre sertlik değerlerinde azalma görülürken, karamuk ilaveli marshmallowlarda kontrol numunesine göre sertlik değerlerinde azalma, yapışkanlık ve elastikiyet değerlerinde ise artış gözlemlenmiştir. Ayrıca şekerlemelerin 2 aylık yaşlandırma kabininde depolama sonrası renk ve tekstür analizleri tekrarlanmıştır. Karamuk ekstresi ile renklendirilen ürünlerde gözle görülür bir biçimde açılma olduğu tespit edilmiştir. Jelly numunelerinde kontrol örneğinin ΔΕ değeri 1,89 iken %5 ve %10 karamuk ilaveli örneklerde bu değer sırasıyla 3,27 ve 5,39 olarak bulunmuştur. Marshmallow kontrol örneğinde ise ΔΕ değeri 8,35 olarak hesaplanmış olup %5 ve %10 karamuk ilaveli örneklerde sırasıyla 15,64 ve 14,47 olarak hesaplanmıştır. Sakız örneklerine bakıldığında kontrol örneğinde de renk değişimi olduğu görülmüştür. Kontrol, %5 ve %10 karamuk ilaveli örneklerin ΔΕ değerleri sırasıyla 16,37; 8,63 ve 13,64 değerlerinde bulunmuştur.

Doğal boyalarFenolik maddelerKaramuk+1
Begüm Çoban
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dış koşul ve In vitro koşullarda yetişen sarı kantaron (Hypericum perforatum L.) bitkisinin fitokimyasal içeriğinin karşılaştırılması

Sarı Kantaron (Hypericum perforatum L.), yüksek fitokimyasal içeriği ile farmasötik alanda kullanılan önemli tıbbi aromatik bir bitkidir. Gerçekleştirilen bu çalışma kapsamında; araziden toplanan sarı kantaron bitkisinin yaprak ve nod kısımları kullanılarak; in vitro koşullarda öncelikli olarak uygun sterilizasyon yöntemi belirlenmiştir. Daha sonra steril eksplantlardan sürgün ve kallus rejenerasyonlarının gerçekleştirilmesi, devamında ise in vitro koşullarda elde edilen bitkisel materyaller ile dış koşullarda yetişen bitkilerin fitokimyasal içeriğinin karşılaştırılması çalışılmıştır. Araştırmada her iki eksplant türü için de iki farklı sterilizasyon yöntemi denenmiştir. En yüksek sterilizasyon başarısı, ön yıkama yapıldıktan sonra %70'lik (v/v) etil alkolde 1 dk, ardından %35'lik (v/v) çamaşır suyu çözeltisinde 3 dk bekletilmesi ile elde edilmiştir. Bu şekilde her iki eksplant türü içinde %100 sterilizasyon başarısı elde edilmiştir. In vitro sürgün kültürlerinin kurulmasında ise farklı konsantrasyonlarda BAP ve NAA içeren 6 farklı ortam kullanılmıştır. En iyi sürgün gelişim yüzdesi ve ortalama sürgün sayısı 0,5 mg/L BAP ve 2,5 mg/L NAA ile desteklenmiş olan MS besin ortamından elde edilmiştir. Yaprak eksplantı için sürgün gelişimi %100 ve ortalama sürgün sayısı 5,53 olarak bulunmuştur. Nod eksplantı için ise %80 sürgün gelişimi görülürken ortalama sürgün sayısı 4,33 olarak tespit edilmiştir. Kallus kültürlerinin kurulması için dört farklı ortam kullanılmıştır. En yüksek yaş ve kuru ağırlık 1,0 mg/L NAA ile desteklenmiş MS besin ortamından elde edilmiştir. Köklendirme çalışmasının verilerine göre en iyi besin ortamı 0,2 mg/L IBA ile desteklenmiş ortamdır. Çalışmanın devamında dış koşul bitkileri ile in vitro sürgünlerin ve gelişen kallusların fitokimyasal içerikleri uçucu bileşenler açısından karşılaştırılmıştır. Dış koşullarda yetişen bitkilerde en çok cis-Osimen (%13,62) bileşeni tespit edilmiştir. In vitro sürgünlerde en çok 1-[3-methyl-3-(4-methyl-3-pentenyl)oxiranyl]- Ethanone (%22,63) tespit edilmiş olup, terpen ve terpen türevlerinden ise en çok Nerolidol Z ve E (%19,96) bileşenin bulunduğu görülmüştür. Kalluslarda ise en fazla bulunan bileşenin 1,3,5-Cycloheptatriene (%12,14) olduğu görülmüş, Farnesane (%7,94) en çok bulunan terpen bileşeni olarak tespit edilmiştir. Uçucu bileşenler açısından en değerli grup olan terpen türevi bileşikler açısından değerlendirildiğinde dış koşul bitkilerinde %40,84, in vitro sürgünler için %35,36 ve kalluslarda %29,39 değerleri elde edilmiştir. Yapılan bu çalışma literatüre katkı sağlayarak çalışmanın devamı olan hücre süspansiyon kültürlerinin kurulmasına ışık tutacaktır. In vitro çalışmaların optimize edilmesi ile özel bir etken madde üzerinde bundan sonra yapılması planlanan araştırmalara kaynak oluşturacaktır.

Didem Taştekin
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örme kumaş hatalarının sınıflandırılması ve hata tanılama üzerine bir uzman sistem geliştirilmesi

Tekstil endüstrisi kumaş üretim süreçlerinde, ortaya çıkan çeşitli varyasyonlar ya da hatalar nedeniyle kumaş üzerinde istenmeyen kusurlar, uygunsuzluklar oluşur. Bu duruma neden olan hataların sebeplerinin belirlenmesi; hataların çözümü ve tekrarlanmaması için en önemli adımdır. Ortaya çıkan her hata üretimi yavaşlatır ve aynı zamanda üretilen kumaş kalitesini de olumsuz yönde etkiler. Karşılaşılan problemlerin hızlı ve doğru bir biçimde çözülebilmesi için uzman bilgisi son derece önemlidir. Uzman kişilere ulaşmak sayılarının az olması ve maliyetlerinin de göreceli yükselmesi nedeniyle zordur. Bu çalışma, örme kumaş hatalarını tanılayan ve sorunu giderme yollarını sunan bir uzman sistemin geliştirilmesine odaklanmıştır. Örme kumaş hataları için farklı kriterler bazında sistematik bir sınıflandırma çalışması yapılmış, ancak esas olarak hata kaynağı süreçler bazında sınıflandırılmıştır. Bu çalışmada toplam 108 hata tanımlanmış ve ortaya çıkış nedenleri ile giderilme seçeneklerini içeren bir uzman sistem geliştirilmiştir. Geliştirilen uzman sistem sayesinde örme kumaş üretimi yapan firmalar arasında kusurların tanımlanmasına yönelik bir dil birliğinin sağlanması, hataların sebeplerinin ve çözüm yollarının ortaya çıkarılması ile de hata kaynaklı kalitesizlik maliyetlerinin azaltılması sağlanacaktır. Uzman sistem yapısına, kumaş kusurlarının eşleştirilmesi için kolaylık sağlayacak hata fotoğrafları da eklenmiştir.

Örgü hatasıÖrme kumaşlar
Esra Tuğçe Dıraga
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Marmara bölgesinde kiraz dal yanıklığı hastalık etmeninin tanısı, genotipik karakterizasyonu ve farklı preparatlara karşı duyarlılığının belirlenmesi

Pseudomonas syringae' nin neden olduğu kiraz bakteriyel dal yanıklığı hastalığı kiraz ağaçlarında ciddi ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu çalışmada 2016-2018 yılları arasında Marmara Bölgesi kiraz üretim alanlarından izole edilen 82 adet izolatın klasik, biyokimyasal, moleküler testlerle tanısı, ERIC-, REP-, BOX-PCR ile genetik karakterizasyonu ve Multi Lokus Sekans Analiz (MLSA) ile filogenetik akrabalığı belirlenmiştir. MLSA çalışmalarında 4 farklı housekeeping (gyrB, rpoDs, rpoDp ve gltA) genleri kullanılmıştır. Çalışma sonucunda hastalıklı bitkilerden izole edilen 63 adet izolat klasik, biyokimyasal ve moleküler testlere göre Pseudomonas syringae pv. syringae olarak tanılanmıştır. MLSA çalışmalarına göre elde edilen Pseudomonas syringae pv. syringae izolatları, Pseudomonas syringae pv. atrofaciens ve Pseudomonas avellane ile yakınlık göstermiştir. İzolatların DNA sekans bilgileri NCBI veri tabanına kaydedilmiştir. Çalışmada hastalık etmenine karşı bakır oksiklorür, bakır sülfat, bakır hidroksit, maneb, mancozeb ve bordo bulamacı (kalsiyum hidroksit+bakır sülfatın) in vitro antibakteriyel etkinlikleri belirlenmiştir. Kullanılan tüm preparatların in vitro bakteri popülasyonun gelişimin engellenmesi üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Arazi çalışmalarında hastalık gelişimin engellenmesi üzerine bakır hidroksit, bakır oksiklorür, bakır sülfat, fosetyl-al ve bakır tuzları + mancozeb etkinliği araştırılmıştır. Çalışma sonucunda bakır hidroksit kontrole göre hastalık şiddetini %85,72 oranında azaltmıştır. Anahtar kelimeler: Kiraz, bakır, MLSA, filogenetik

Cansu Öksel
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye göl soğanı (Leucojum aestivum L.) popülasyonlarının morfolojik, tarımsal ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Son yıllarda ihracatı yapılan önemli geofit türlerinden biri olan göl soğanı (Leucojum aestivum L.) Leucojum cinsinin Türkiye'de ki tek doğal türüdür. Bu tür dünyada hem tıbbi hem süs bitkisi olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de göl soğanı popülasyonlarının tanımlanması, tanımlanan popülasyonların kültür koşullarında adaptasyonlarının değerlendirilmesidir. Bu amaca yönelik olarak doğal ortamlarında morfolojik özellikleri ile galantamin ve likorin oranları belirlenen popülasyonlara ait örnekler İstanbul ili kültür şartlarında yetiştirilerek morfolojik ve tarımsal özellikleri, galantamin ve likorin alkaloitleri incelenmiştir. Bitki toplamaları 2016 yılı bahar döneminde İstanbul, Bursa, Sakarya, Yalova, Bolu, Kırklareli, Samsun ve Konya illerinde yapılmış; toplam 8 il'de 16 popülasyondan 2825 soğan toplanmıştır. Tarla denemeleri, İstanbul Beykoz'da 2016-2017 ve 2017-2018 kışlık yetiştirme dönemlerinde yürütülmüştür. Çalışmalarda 16 farklı popülasyon ve 4 soğan boyutu (1.boyut: 4-6 cm, 2. boyut: 6-8 cm, 3. boyut: 8-10 cm ve 4.boyut: 10-12 cm) olmak üzere 2 faktör araştırılmıştır. Bitkilerin yaprak, çiçek, meyve, yavru soğan sayısı ve ana soğan çevre uzunluğu artışı ortalamalarının belirlendiği ve bitki boyu, ana soğan çevre uzunluğu ve soğan ağırlığı özelliklerinin ise istatistiki açıdan değerlendirildiği denemelerde, popülasyonların, soğan boyutlarının ve popülasyon x soğan boyutu interaksiyonlarının etkileri bu özellikler üzerinde önemli bulunmuştur. En uzun bitki boyu, birinci yıl L10 (İstanbul/Çatalca) popülasyonunun 4. soğan boyutunda 40,00 cm, ikinci yıl ise L5 (Bursa/Karacabey) popülasyonunun 4. soğan boyutunda 43,60 cm olarak elde edilmiştir. Ana soğan çevre uzunluğu ilk yıl L10 (İstanbul/Çatalca) popülasyonunun 4. soğan boyutunda 12,58 cm, ikinci yıl ise L3 (İstanbul/Beykoz/H.) popülasyonun 4. soğan boyutunda 11,90 cm en yüksek elde edilmiştir. Soğan ağırlığı açısından birinci yıl L10 (İstanbul/Çatalca) popülasyonunun 4. boy soğan boyutu 30,52 g, ikinci yıl ise L5 (Bursa/Karacabey) popülasyonunun 4. boy soğan boyutunda 25,46 g ile en yüksek ölçülmüştür. Doğadan yapılan ölçümlerde ise bitki boyu en yüksek 88,10 cm ile L4 (Sakarya/Kaynarca) popülasyonunda, soğan çevre uzunluğu ortalaması en yüksek 11,40 cm ile L3 (İstanbul/Riva/Hüseyinli) popülasyonunda bulunmuştur. Popülasyonların doğal alanlardan alınan bitki örneklerinde galantamin içeriği L6 (Yalova/Çınarcık/Delmece)'nın bitki üst aksamında en yüksek (%0,270), likorin içeriği ise L4 (Sakarya/Kaynarca)'ün soğan kısmında en yüksek (%0,440) bulunmuştur. Kültür koşullarında galantamin içeriği L11 (Yalova/Karlık)'in bitki üst aksamında en yüksek (%0,304) bulunmuş, likorin ise L7 (Konya/Gölyaka)'nin soğan kısmında %0,467 ve L4 (Sakarya/Kaynarca)'ün soğan kısmında %0,395 olarak en yüksek elde edilmiştir. Sonuç olarak popülasyonların doğal koşullarındaki alkaloit içeriklerini kültür koşullarında da benzer oranlarda taşıyabildiği belirlenmiştir.

Çağla Çolak
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yerüstü sularında bulunan öncelikli endokrin bozucu moleküllerin bozunma reaksiyonlarının hesapsal incelenmesi

Bu çalışmada öncelikli endokrin bozucu moleküllerden Aklonifen, Terbutrin, Kinoksifen, Heptaklorepoksit, Klorfenvinfos, Klorprifos, Trifluralin, Bifenoks, Di (2-etilhekzil) fitalat, Perflorooktansülfonik asitmoleküllerinin OH radikali arasındaki meydana getireceği olası reaksiyon yolları belirlenmiştir. Optimize geometrileri Gauss View 5 ile çizilmiştir. Daha sonra, Gaussian 09 programı ile geometrik optimizasyon yapılarak en düşük enerjili halleri bulunmuştur. Geometrik yapı analizi yapılmış ve bağ uzunlukları ile bağ açıları hesaplanmıştır. Bu çalışmadaki amaç, gaz fazı ve sulu ortam içinde öncelikli endokrin bozucu moleküllerden Aklonifen, Terbutrin, Kinoksifen, Heptaklorepoksit, Klorfenvinfos, Klorprifos, Trifluralin, Bifenoks, Di (2-etilhekzil) fitalat, Perflorooktansülfonik asitve OH radikali etkileşiminin en muhtemel reaksiyon yolu belirlemektir. Çözücü suyun etkisi, çözme modeli olarak COSMO kullanılmış ve reaksiyonlarda enerjiyi azaltıp stabilize edici bir etkiye sahiptir. En düşük enerjili molekül en kararlı yapıya sahiptir. Buna göre endokrin bozucu moleküllerini en kararlıdan en kararsıza sıraladığımızda; Heptaklorepoksit, Klorprifos, Perflurooktansülfonikasit, Klorfenvinfos, Bifenoks, Kinoksifen, Trifluralin, Di (2-etilhekzil) fitalat, Aklonifen, Terbutrin şeklinde sıralanmaktadır. Bu sonuçlar deneysel çalışmalara yol gösterecek olup parçalanma mekanizmasını belirlemektedir.

Şimal Kürümoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00