
9
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Finansal piyasalarda mutluluk etkisi: Twitter mutluluk endeksi ve küresel borsa endeksleri üzerine bir ekonometrik uygulama
Twitter mutluluk endeksi ile finansal piyasalar arasındaki ilişkiyi inceleyerek sosyal medya duyarlılığının finansal piyasalar üzerindeki etkisini ampirik olarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, Twitter'da ifade edilen genel mutluluk düzeyinin hisse senedi, kripto para, döviz, emtia ve tahvil piyasalarını nasıl etkilediği araştırılmıştır. Analiz, 06 Ocak 2020 ile 25 Mayıs 2023 tarihleri arasındaki haftalık veriler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Twitter mutluluk endeksi verileri Hedonometer.org adresinden, finansal piyasa verileri ise Investing.com platformundan elde edilmiştir. Çalışmada, zaman serisi analizi kullanılarak değişkenler arasındaki uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisi incelenmiştir. Harvey doğrusallık testi sonuçlarına göre, analize dahil edilen değişkenlerin çoğunda doğrusal bir yapı gözlemlenirken doğrusal olmayan seriler analizden çıkarılmıştır. ADF ve RALS-ADF birim kök testleri ile serilerin durağanlıkları test edilmiş, serilerin birinci farklarında durağan olduğu sonucu elde edilmiştir. RALS-EG eşbütünleşme testi ise Twitter mutluluk endeksi ile incelenen finansal piyasalar arasında uzun dönemli bir ilişkinin varlığını ortaya koymuştur. Bu bulgular, sosyal medya duyarlılığının finansal piyasalar üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, yatırımcılar, portföy yöneticileri ve politika yapıcılar, sosyal medya duyarlılığını dikkate alarak daha bilinçli kararlar alabilirler. Gelecekteki çalışmaların farklı sosyal medya platformları ve coğrafi bölgeleri kapsaması, sosyal medya duyarlılığı ile finansal piyasalar arasındaki ilişkinin daha kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını sağlayabilir.
Sosyal medya pay senedi bilgisi paylaşımlarının yatırımcı davranışlarına etkisi: Telegram uygulaması
Sosyal medya platformlarında özellikle Telegram uygulaması üzerinden paylaşılan paysenedi bilgisi içeriklerinin, bireysel yatırımcıların yatırım kararları üzerindeki etkisini davranışsal finans teorisi çerçevesinde incelemeyi amaçlayan bu araştırma, iki aşamalı bir yöntem ile yürütülmüş olup, ilk aşamada nicel veri toplama aracı olarak anket yöntemi, ikinci aşamada ise nitel büyük veri analizine dayalı doğal dil işleme (NLP) destekli duygu analizi kullanılmıştır.
Banka çalışanlarının algıladıkları stres düzeyinin işten ayrılma niyetine etkisi
Bu tez çalışması, iş yaşamında çalışanların maruz kaldığı stresin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında 145 katılımcıdan elde edilen veriler, normallik varsayımını sağlamadığından parametrik olmayan analiz teknikleriyle değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda Basit Doğrusal Regresyon, MannWhitney U, Kruskal-Wallis H testi analizleri uygulanmıştır. Araştırmanın temel bulgularından biri, algılanan iş stresi ile işten ayrılma niyeti arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğudur (r=0,627; p<0,001). Ayrıca regresyon analizi, işten ayrılma niyetinin algılanan stres düzeyinin yaklaşık %39'unu açıkladığını göstermektedir (R²=0,393). Bu sonuç, stresin çalışan bağlılığı ve istihdam sürekliliği açısından belirleyici bir değişken olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular demografik değişkenlerin algılanan iş stresi üzerinde anlamlı bir farklılık göstermediğini ortaya koymuştur. Buna karşılık, kendi memleketlerinde çalışıyor olma, kariyeri boyunca çalışılan işyeri sayısı ve ücret düzeyi değişkenleri işten ayrılma niyeti düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermektedir.
Türk bankacılık sisteminde yabancı sermayenin tarihsel kökenleri
Türk bankacılık sistemi, Osmanlı İmparatorluğu'ndan günümüze uzanan bir süreçte, yabancı sermaye etkisi altında şekillenmiştir. Bu durum, Osmanlı Devleti'nin finansal ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yabancı bankaların ülkede faaliyet göstermesiyle başlamıştır. Özellikle 19. yüzyılda artan borçlanma, Düyûn-ı Umumiye İdaresi'nin kurulması ve Osmanlı Bankası gibi yabancı sermaye odaklı bankaların güçlenmesi, bankacılık sektöründeki yabancı etkisinin temellerini atmıştır. Bu konu, hem Türkiye'nin ekonomik bağımsızlık sürecini anlamak hem de bankacılık sektöründe yabancı sermayenin rolünü değerlendirmek açısından önem taşımaktadır. Bu çalışma, Türk bankacılık sistemindeki yabancı sermayenin tarihsel kökenlerini analiz etmek için tarihsel belge analizi ve literatür taraması yöntemlerini kullanmaktadır. Osmanlı döneminden Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar olan süreçteki bankacılık gelişmeleri, ekonomik raporlar, resmî belgeler ve akademik yayınlar incelenmiştir. Ayrıca yabancı sermayenin sektördeki etkilerini anlamak için, bankacılık sisteminin yapısına ilişkin veriler değerlendirilmiştir. Araştırma, Osmanlı döneminde yabancı sermayeli bankaların, yerli sermaye eksikliği nedeniyle ekonomide büyük bir rol oynadığını göstermiştir. 1856 yılında kurulan Osmanlı Bankası, devletin finansal kontrolünde önemli bir araç olmuş ve yabancı ülkelerin ekonomik nüfuzunu artırmıştır. Cumhuriyet döneminde ise bankacılık sektörü millîleştirme politikalarıyla yeniden yapılandırılmaya çalışılmıştır. Ancak 1980'lerde başlayan liberalizasyon politikalarıyla yabancı sermaye, Türk bankacılık sektörüne tekrar dâhil olmuştur. Günümüzde yabancı bankaların Türk bankacılık sistemindeki varlığı, hem sermaye artışı hem de teknoloji transferi açısından olumlu görülmekle birlikte, ekonomik bağımsızlık ve kriz anlarında dışa bağımlılık gibi riskler oluşturmaktadır. Türk bankacılık sistemindeki yabancı sermayenin tarihsel kökenleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun finansal ihtiyaçlarından doğmuş ve günümüze kadar devam eden bir süreci temsil etmektedir. Yabancı sermaye, yerel bankacılık sektörünü güçlendirme potansiyeline sahip olsa da, bağımlılık oluşturma riski taşımaktadır. Tarihsel süreç, bağımsız bir ekonomik yapı inşa etmek için yerel sermaye ve ulusal politikaların önemini vurgulamaktadır. Türkiye, bankacılık sektöründe yabancı sermayenin etkilerini dengelemek ve ekonomik bağımsızlığını korumak için daha stratejik bir yaklaşım benimsemelidir. Anahtar Kelimeler: Bankacılık, Yabancı Sermaye, Türk Bankacılık Sistemi ve Yapısı.
Katılım bankacılığı fon kullandırma yöntemleri ve Türkiye'de katılım bankacılığı
Çalışmanın amacı; Türkiye'de katılım bankacılığı sisteminin gelişmesini inceleyerek, katılım bankalarında kullanılan fon kullandırma yöntemlerini ve Türkiye'de katılım bankacılığının durumu üzerinde ayrıntılı olarak bilgiler sunulacaktır. Katılım bankalarında kullanılan fonların neler olduğu, hangi fonların daha etkin bir şekilde kullanıldığı, fonları kullanırken nasıl yöntemlere başvurduğu saptanacaktır. Katılım bankaları, kaynak yaratma yöntemleri açısından geleneksel bankalara benzese de, faizi ortadan kaldırması ve karı kullanmasıyla diğer bankalardan farklılık göstermektedir. Özellikle Müslüman nüfusun yoğunluğu dikkate alındığında Türkiye'de katılım bankalarına olan ilgi artmaktadır. Bu artış katılım bankalarının sürdürülebilir olması yönünden oldukça önemlidir. Bu nedenle birçok geleneksel banka yatırım fonunu işletirken katılım bankalarını tercih etmektedir. Türkiye'de katılım bankalarının yerine ve önemine bu çalışma içerisinde yer verilmiş ayrıca bu bankaların avantaj ve dezavantajlarına değinilmiştir.
Türkiye'de geleneksel yatırım fonları ve katılım fonlarının performans analizi
Uluslararası para ve sermaye piyasalarında, yatırım araçlarının çeşitliliği, tasarruf sahiplerine birikimlerini değerlendirme konusunda çok çeşitli seçenekler sunmaktadır. Bu seçenekler arasında yatırım fonları, özellikle profesyonel yönetim, portföy çeşitlendirmesi ve küçük tasarruflarla dahi büyük ölçekli yatırımlara erişim imkânı sunmaları nedeniyle önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışmada yatırım fonları, temel olarak iki ana kategori altında incelenmektedir: geleneksel yatırım fonları ve katılım yatırım fonları. Her iki fon türü de sermaye piyasalarında yatırımcıların risk ve getiri beklentilerine cevap vermeyi hedeflerken, aralarındaki temel farklılıklar hem felsefi yaklaşımlarında hem de yatırım yaptıkları varlık sınıflarının belirlenmesinde ortaya çıkmaktadır. Yaptığımız çalışmada, önce İslami yatırım fonlarının kavramsal çerçevesi ve tarih sahnesine çıkışı konu edilmiş ve daha sonra dünyadaki durumu hakkında bilgiler verilmiştir. İslami yatırım fonlarının hangi enstrümanları kullandıkları ve prensipleri açıklanmaya çalışılmıştır. Bunun akabinde, yatırım fonları hakkında bilgi verilmiş, neden yatırım fonu tercih edilmeli sorusuna cevap aranmıştır. TEFAS (Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu) platformunda, katılım fonlarının kapanış verilerini 17 Kasım 2021 tarihinde yayımlamaya başlamıştır olduğundan, geleneksel yatırım fonları ile katılım fonları arasında adil ve kapsamlı bir karşılaştırma yapabilmek amacıyla, 16 Kasım 2021 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasındaki 788 işlem gününe ait kapanış verileri kullanılarak toplam 20 yatırım fonu incelenmiştir. İncelemeye dahil edilen fonlar, TEFAS' a kayıtlı ve ortalama en çok yatırımcıya sahip 10 geleneksel yatırım fonu ile, aynı döneme ait verilere sahip, İslami hassasiyetlere uygun 10 katılım fonundan oluşmaktadır. Her bir yatırım fonunun günlük getirileri, ilgili günün kapanış fiyatları esas alınarak hesaplanmıştır. Elde edilen ortalama günlük getiriler, fonların geçmiş performansını yansıtan tarihi verilerdir ve bu veriler, ilgili yatırım fonunun beklenen getirisinin bir göstergesi olarak ele alınmıştır. Konuyla alakalı analizler yapılmış ve analizler, Excel programı aracılığıyla gerçekleştirilip tablolar halinde sunulmuştur. Söz konusu fonların, getirilerinin oynaklığı başka bir değişle riski standart sapma ile ölçülmüş, fonların pazar şoklarına duyarlılığı beta katsayısı ile değerlendirilmiş, fonların değişim katsayıları bulunarak beklenen getiri miktarına kıyasla varsayılan oynaklığı belirlenmiş ve Sharpe Oranı ile fonun aldığı risk karşılığında ne kadar fazla getiri sağladığı anlamaya çalışılmıştır.
Bankacılık sektöründe kredi riski ve türevleri
Bankacılık sektörü, finansal sistemin en kritik bileşenlerinden biri olarak, ekonomik istikrarı sağlamak ve gelişimi desteklemek için önemli bir rol oynamaktadır. Ancak, bankaların karşılaştığı en büyük zorluklardan biri kredi riski yönetimidir. Kredi riski, bir borçlunun yükümlülüklerini yerine getirememesi durumunda bankanın karşılaştığı potansiyel kayıpları ifade eder. Bu durum, bankaların finansal sürdürülebilirliğini ve genel ekonomik istikrarı doğrudan etkileyebilir. Türkiye'de de bankacılık sektörü özellikle ekonomik krizler, değişen düzenlemeler ve gelişen teknolojiler doğrultusunda kredi riski yönetiminde önemli evrimler geçirmiştir. Bu çalışma, Türkiye'deki bankacılık sektöründe kredi riski yönetimi üzerine yapılmış akademik araştırmaları kapsamlı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, Türkiye'deki bankaların karşılaştığı kredi riski ile ilgili yapılan önemli çalışmalar derlenmiş ve bu çalışmaların banka uygulamaları üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Ayrıca, Türkiye'nin ekonomik koşullarının, düzenleyici müdahalelerin ve küresel krizlerin bankaların kredi riski stratejilerine nasıl yansıdığına dair bulgular sunulmuştur. Çalışma, makroekonomik faktörlerin kredi riski üzerindeki etkilerini ve bu faktörlerin bankacılık sektörüne olan yansımalarını analiz eden modelleri ele almaktadır. Kredi riski yönetimi konusunda kullanılan yöntemler, gelişen teknolojilerle birlikte önemli bir dönüşüm geçirmiştir. Yapay zekâ ve makine öğrenimi tabanlı kredi değerlendirme modellerinin, geleneksel finansal analiz yöntemlerine kıyasla daha doğru ve etkin sonuçlar sağladığına dair bulgular ortaya çıkmıştır. Ayrıca, Türkiye'deki bankaların kredi riski yönetimi süreçlerinde, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından getirilen düzenlemelerin rolü ve etkisi de detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bu düzenlemeler, bankaların kredi riski yönetim sistemlerini güçlendirmiş ve sektörün finansal krizlere v karşı daha dayanıklı hale gelmesini sağlamıştır. Çalışma, Türkiye bankacılık sektörü için kredi riski yönetiminin gelecekteki yönelimleri ve sektörel iyileştirmeler üzerine öneriler sunmayı amaçlamaktadır. Özellikle, gelişen finansal teknolojiler, veri analitiği ve makine öğrenimi uygulamalarının kredi riski yönetimindeki rolü ile ilgili yeni fırsatlar ve potansiyel zorluklar tartışılmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye'deki bankaların kredi riski yönetimi stratejilerinin daha etkin hale gelmesi için gereken yapısal ve teknolojik dönüşümler ele alınmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma, bankacılık sektörünün kredi riski yönetimini daha verimli ve sürdürülebilir bir şekilde iyileştirebileceği stratejiler ve uygulamalar geliştirmek adına akademik bir katkı sunmayı hedeflemektedir. Ayrıca, kredi riski yönetiminde karşılaşılan zorlukların, bankaların stratejik kararlarını nasıl şekillendirdiğini anlamak hem akademik hem de pratik açıdan önemli bir yer tutmaktadır
Türkiye'de bireysel emeklilik sisteminin sosyal güvenlik açısından önemi ve OECD ülkeleri ile karşılaştırılması
Sosyal güvenlik sistemlerinin karşılaştığı finansman sorunlar, özellikle nüfusun yaşlanması ve popülist politikalar nedeniyle artmış, bu da bireysel emeklilik sisteminin (BES) tamamlayıcı bir çözüm olarak yaygınlaşmasına yol açmıştır. Sorunları hafifletmek için emeklilik yaşı yükseltilmiş, prim gün ve miktarları artırılmış, emekli maaşları ise azaltılmıştır. Ancak bu önlemler finansal sorunlara sadece geçici çözümler sunmuştur. Mevcut kamu emeklilik sistemindeki aksaklıkları gidermek amacıyla, Avrupa'da ve Türkiye'de bireysel emeklilik sistemleri çözüm olarak benimsenmiş ve uygulanmaya başlanmıştır. Bu reformlarla, önce kamu emeklilik sistemi güçlendirilmeye, ardından ona tamamlayıcı bireysel emeklilik sistemi geliştirilmeye çalışılmıştır. Sistemin amacı: Bireylerin emekliliğe yönelik tasarruflarının yatırıma yönlendirilmesi ile emeklilik döneminde ek bir gelir sağlayarak refah düzeyini yükseltmek, Ekonomiye uzun vadeli kaynak yaratmak, İstihdamı arttırmak, Ekonomik kalkınmaya katkıda bulunmaktır. Bireysel emeklilik fonları, gelişmiş ve bazı gelişmekte olan ülkelerde kurumsal yatırımcı olarak uzun vadeli fon sağlayan önemli kurumlardır. Sosyal güvenlik sisteminin sorunlarını hafifletmede etkili bir araç olarak görülürler. Katılımcıların uzun vadeli tasarruf yapmalarını teşvik eder ve emeklilikteki gelirlerini artırmalarına katkı sağlamaktadır. Katılımcıların yaptığı katkılar emeklilik şirketleri tarafından yatırıma dönüştürülerek ülke ekonomisine kaynak sağlar. Bu çalışmada, Türkiye ekonomisinin kötü yönde etkilenmemesi amacı ile sosyal güvenlik sisteminde yaşanan kayıt dışı istihdam, artan yaşlılık oranı ve erken emeklilik, emekli-çalışan dengesizliğindeki artış, sağlık harcamalarındaki artış ve toplanan prim tahsilatının yetersizliği gibi sorunlar incelenmiştir. Bu amaçla, BES'in tanınırlığını, üye sayısını artırmak ve Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) ülkeleri ile karşılaştırılarak hangi seviyede olduğu çalışması yapılmıştır. Bu çalışmada, Türkiye'de Uygulanan Bireysel Emeklilik Sistemi (BES)'in sosyal güvenlik açısından önemi incelerek, OECD ülkeleri ile 2013-2023 yılları arası yüzdesel olarak; Emeklilik Planları Aktif Üyeler Oranı, Emeklilik Planlarına Yapılan Katkıların GSYİH'nın Yüzdesel Oranı, BES Fon Büyüklüğü ve Bes Fon Büyüklüğünün GSYİH'ya Oranı, 2013-2022 yılları arası Emeklilik Planlarının Nominal ve Reel Getiri Oranları gibi çeşitli yüzdesel veriler karşılaştırılmaya çalışılmıştır. 2013-2023 yılları arası OECD, EGM ve SGK'dan veri analizi yapılmış, belgesel tarama tekniği kullanılmıştır. Bu çalışma emeklilik fonlarının büyüklüğüne bağlı olarak düşük, orta ve yüksek olmak üzere üç kategoride değerlendirilen 30 OECD ülkesinde emeklilik fonları ile ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkisini araştırmaktadır. 30 OECD ülkesinin emeklilik fon büyüklüklerinin 2001-2023 dönem ortalamaları esas alınarak küçükten büyüğe doğru 3 kategoride değerlendirilmiştir. Çalışmada, GSYİH ve Emeklilik serileri arasındaki nedensellik ilişkisi incelenmiştir. Bu ilişki için yer alan üç kategori çerçevesinde üç panel oluşturulmuş ve sonuçlar bu üç panel veri üzerinden Konya (2006) çalışmasında önerilen Bootstrap Panel Granger Nedensellik testi uygulanmıştır. Üç farklı BES yoğunluğu grubuna ait analiz sonuçları, ülkeler arasında BES ile ekonomik büyüme arasında farklı düzeylerde nedensellik ilişkileri bulunduğunu ortaya koymaktadır. Düşük BES yoğunluğu olan ülkelerde genellikle tek yönlü, çoğunlukla BES'ten büyümeye doğru nedensellik gözlenirken, orta BES yoğunluğu olan ülkelerde bu ilişkinin çoğu zaman çift yönlü ve etkileşimli olduğu görülmektedir. Bu durum, sistemin hem büyümeden beslendiğini hem de büyümeye katkı sunduğunu düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Güvenlik, Emeklilik, Bireysel Emeklilik Sistemi
Şirketlerin finansal kararlarının davranışsal finans açısından incelenmesi: Tokat ili örneği
Yöneticilerin aldıkları kararlar firmalarının rekabet gücünü artırabilir. Bu kararlar sadece bilgi ve deneyim ile değil, davranışlarındaki duygusal ve bilişler eğilimlerinde etkileri olabilmektedir. Hızlı büyüyen finans alanında insan davranışının yatırımcıların ve yöneticilerin kararlarındaki etkisini anlamak için davranışsal finanstan yararlanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı yöneticilerin daha sağlıklı finansal karar almasında kendine aşırı güven ve iyimserlik davranışsal önyargıların etkilerini incelemektir. Bu amaçla Tekin (2015) tarafından tasarlanan anket formu revize edilip kullanılmaktadır. Tokat il merkezinde imalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren KOBİ ölçeğindeki 63 firmada görevli yöneticiler, sahipler ve sorumlular üzerinde kendine aşırı güven ve iyimserlik önyargılarının etkileri araştırılmaktadır. Araştırmada yer alan hipotezlerin testi paramedik ve paramedik olmayan testlerle yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda ise elde edilen bulgulara göre Tokat ilinde faaliyet gösteren firma yöneticileri/sahipleri düşük düzeyde kendine aşırı güven önyargısına sahipken, düşük düzeyde iyimserlik önyargısına sahip olmadıkları belirlenmiştir. Aynı zaman daha önce yapılan çalışmalar ışığında yapılan hipotezler ile kendine aşırı güven ve iyimserlik davranışsal önyargılarının finansal kararlarda belirli etkilerinin olduğu da görülmüştür. Anahtar Kelimler: Davranışsal Finans, Finansal Karar, Karar Alma, Kendine Aşırı Güven Önyargısı, İyimserlik Önyargısı