
1.355
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Büyükbaş hayvansal atıkların biyometanizasyon süreçlerinin iyileştirilmesinin araştırılması
Bu çalışmada, farklı işletme şartlarında büyükbaş hayvan gübresine (BBHG) organik yükü yüksek atık ilavesi ile arıtma veriminin ve biyometan üretiminin iyileştirilmesi araştırılmıştır. Deneysel çalışmada, birbirine paralel 5 adet 6.15 L hacimli yukarı akışlı havasız çamur yataklı reaktör (YAHÇYR) kullanılmıştır. Reaktörler mezofilik şartlarda (36.5-37°C) 10.000 mg TKOİ/L organik yükleme oranı (OYO) ile işletilmişlerdir. Reaktörlere beslenecek atıklar, birinci dönemde tek kademe ön işlemden ikinci dönemde ise iki kademeli ön işlemden geçirilmişlerdir. Deneysel çalışmalarda organik yükü yüksek atıkların %5, %10, %20, %40 ve %50 oranlarında BBHG'ne ilavesinin biyogaz üretimine etkileri gözlemlenmiştir. Birinci reaktörde (R1), kontrol amaçlı olarak sadece büyükbaş hayvan gübresi (BBHG) kullanılmıştır. İkinci reaktörde (R2), çim atıkları ilave atık olarak kullanılmıştır. Üçüncü reaktörde (R3), %33.3 çim atıkları, %16.7 evsel organik atıkları (mutfak organik atıkları), %16.7 endüstriyel organik atıkları (%50 zeytin prinası ve %50 pamuk küspesi karışımı) ve %33.3 arıtma çamuru karışımı ilave atık olarak kullanılmıştır. Dördüncü reaktörde (R4), %50 evsel organik atıklar ve %50 endüstriyel organik atıkların karışımı ilave atık olarak kullanılmıştır. Beşinci reaktörde (R5), ise arıtma çamuru ilave atık olarak kullanılmıştır. Çalışmalar 20 ve 10 gün olmak üzere iki farklı hidrolik bekleme süresi (HBS) ile yürütülmüştür. Reaktörlerin içinde, giriş ve çıkışında pH, alkalinite, toplam kimyasal oksijen ihtiyacı (TKOİ), çözünmüş kimyasal oksijen ihtiyacı (ÇKOİ), toplam katı madde (TKM), uçucu katı madde (UKM), askıda katı madde (AKM) ve uçucu askıda katı madde (UAKM) analizleri yapılmıştır. Sadece reaktör giriş ve çıkışında ise biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ), toplam Kjeldahl azotu (TKN), amonyak azotu (NH3-N), toplam fosfor (TP), çözünmüş fosfor (PO4-3-P) ve klorür (Cl-) analizleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca reaktör içerisindeki anaerobik floküler çamurun ve çalışmanın ilerleyen safhalarında teşekkül eden granül çamurların SEM (taramalı elektron mikroskobu) görüntüleri alınmış ve EDX (Enerji Dağılımlı X-ışınları) analizleri yapılmıştır. Tez kapsamında ayrıca birlikte arıtım prosesi için yapay sinir ağları (YSA) tabanlı modelleme ve simülasyon çalışmaları yapılarak anaerobik sistemin deneysel verileri ile günlük biyogaz üretim miktarı arasındaki ilişkinin bütünselliği ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca bu tez kapsamında ülkemiz yerli sanayisinde yapılabilecek biyogaz tesisleri için maliyet analizi çalışmaları da yapılmıştır. Yapılan deneysel çalışmalar neticesinde R1, R2, R3, R4 ve R5 reaktörlerinde HBS 20 gün ve 10 gün periyotlarında sırasıyla ortalama %79±4, %78±4, %80±4, %81±6, %80±5 ve %76±7, %74±8, %79±6, %79±8, %80±5 oranlarında TKOİ giderimi ile beraber ortalama 0.63±0.19, 0.68±0.23, 0.64±0.17, 0.75±0.21, 0.67±0.23 ve 0.92±0.24, 0.95±0.30, 0.97±0.27, 1.10±0.29, 0.95±0.28 L/gün biyogaz üretimi gerçekleşmiştir. R2 reaktöründe, günlük biyogaz üretimine en fazla olumlu katkının BBHG'ne %20 (TKOİ olarak) oranında çim atıkları ilavesi durumunda (HBS: 20 gün) %27 oranında olduğu tespit edilmiştir. R3 reaktöründe, günlük biyogaz üretimine en fazla olumlu katkının BBHG'ne %20 (TKOİ olarak) oranında bütün atıkların (çim atıkları, evsel-endüstriyel organik atıkları ve arıtma çamuru) karışımının ilavesi durumunda (HBS: 20 gün) %13 oranında olduğu tespit edilmiştir. R4 reaktöründe, günlük biyogaz üretimine en fazla olumlu katkının BBHG'ne %20 (TKOİ olarak) oranında evsel ve endüstriyel organik atıkları karışımının ilavesi durumunda (HBS: 10 gün) %23 oranında olduğu belirlenmiştir. R5 reaktöründe ise günlük biyogaz üretimine en fazla olumlu katkının BBHG'ne TKOİ olarak %20 oranında arıtma çamuru ilavesi durumunda (HBS: 20 gün) %26 oranında olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte modelleme çalışmaları; BBHG'ne, deneysel çalışmalarda kullanılan ilave atıkları %30 seviyelerine kadar karıştırmanın günlük biyogaz üretimine olumlu katkılarının olduğunu göstermiştir. Ayrıca, çalışmada kullanılan ham atıkların belirli bir çapa (<5 mm) kadar indirilerek (<1 mm elek altı atıkların) beslenmesi biyogaz üretim performansına olumlu katkı yaparken daha da fazla parçalamanın (<1 mm) ise performansı düşürdüğü tespit edilmiştir.
Haliç sedimentinin kirliliği ve ağır metal içeriğinin incelenmesi
Haliç yüzyıllar boyunca, bölgede var olmuş bütün medeniyetlere tanıklık etmiş ve İstanbul'un en gözde yeri olma özelliğini korumuştur. Fakat endüstriyel gelişmeler, nüfusun hızla artışı, kontrolsüz yapılaşma ve deşarjlar, trafik kaynaklı atmosferik girdiler gibi nedenlerle, Haliç bölgesi ağır bir kirlilik yükü altında kalmıştır. Çevre ve halk sağlığı açısından alarm vermeye başlayan Haliç bölgesini iyileştirme çalışmaları yürütülmüş, Haliç sedimenti 4-5 m'ye kadar çekilerek ağır metal kirliliği büyük ölçüde azaltılmıştır. Ayrıca bölgeye kanallar döşenerek Haliç'e gelen atık sular da büyük ölçüde engellenmiştir. Canlıların sağlıklı bir çevrede yaşaması için toprak, su ve hava kalitesinin belirlenmesinde ağır metal seviyelerinin analiz edilmesi; kirliliğe sebebiyet veren kaynaklarının tespit edilmesi ve alınabilecek önlemlerin saptanması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı İstanbul Haliç sedimentinden örnekler alınarak, sedimentte mevcut olan metal kirliliğinin belirlenmesidir. 2014 yılında Haliç sedimentinden alınan örnekler, farklı kimyasallar ile asitlendirilerek mikrodalga ile parçalama ön işlemine tabi tutulmuştur. Daha sonrasında Çinko (Zn), Krom (Cr), Bakır (Cu), Kurşun (Pb), Kadmiyum (Cd), Demir (Fe) ve Nikel (Ni) konsantrasyonları İndüktif Eşleşmiş Plazma Optik Emisyon Spektrometresi (ICP-OES) ve Atomik Absorpsiyon Spektrometresi (AAS) ile analiz edilmiştir. ICP-OES ile yapılan ağır metal analizinde Bakır (Cu) konsantrasyonu TEC (Eşik Etki Seviyesi)'in üzerinde olmakla birlikte, ölçüm yapılan diğer tüm ağır metal konsantrasyonları TEC (Eşik Etki Seviyesi) ve PEC (Olası Etki Seviyesi)'in altındadır. Bu sonuçlar Haliç'te yapılan çalışmalarla Haliç kirliliğinde iyileşmenin sağlandığı fakat sedimentte konsantre hale gelebilen kirleticilerin uzun yıllar sediment yapıda varlığını sürdürebildiğini göstermektedir.
Katı atık düzenli depo sahalarında atıkların aerobik ve anaerobik ayrışması üzerine sızıntı suyu geri devrinin etkileri
Bu çalışmada katı atıkların düzenli depo sahalarında stabilizasyonunun hızlandırılmasımaksadıyla son yıllarda yapılan araştırmalara konu olan sızıntı suyu geri devir uygulaması ile,atıkların aerobik ayrışmasının sağlanması alternatifleri araştırılmıştır. Düzenli deposahalarında atıkların aerobik ve anaerobik ayrışma proseslerinin belirlenmesi maksadıylagerçekleştirilen laboratuar ölçekli çalışmada, iç çapı 50 cm ve yüksekliği 200 cm olan 4 adetreaktör kullanılmıştır. Reaktörler aerobik ve anaerobik işletme şartları için birer adedi kontrol(A-2 ve AN-2) ve birer adedi sızıntı suyu geri devirli (A-1 ve AN-1) olarak tasarlanmıştır.Böylece sızıntı suyu geri devrinin de her iki işletme şartı için atık stabilizasyonuna etkisitesbit edilmiştir. Çalışma kapsamında aerobik reaktörlerde 250 gün boyunca, anaerobikreaktörlerde ise 470 gün boyunca yapılan ölçüm sonuçlarına yer verilmiştir.Tez kapsamında; aerobik ve anaerobik reaktörlerde oluşan sızıntı sularının miktarı ile birliktesızıntı suyunun pH, iletkenlik, toplam alkalinite, toplam çözünmüş katı madde, oksidasyon-redüksiyon potansiyeli, KOİ, BOİ, klorür, sülfat, TKN, amonyak, nitrat parametreleri ve KOİfraksiyonlarının zamana bağlı olarak değişimi izlenmiştir. Ayrıca, ağır metaller (Cu, Zn, Cd,Cr, Ni, Pb) ve Fe, Ca, K, Na bileşenleri analiz edilmiştir.Ayrıca, başlangıçta ve depolamadan sonra reaktörlerden alınan katı atık numuneleri üzerindemadde grubu analizleri, elementel analizler, pH, nem, TOC, TKN, C/N oranı, uçucu katımadde, stabilite indeksi ve biyolojik metan potansiyeli testleri gerçekleştirilmiştir. Anaerobikreaktörlerde depo gazı bileşenleri (metan, karbondioksit, oksijen ve hidrojensülfür) ve depogövdesinde sıcaklık değişimleri de izlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Katı atık, Düzenli depolama, Aerobik depolama, Anaerobik depolama,Geri devir, Sızıntı suyu
Su ve kanalizasyon sistemlerinin çevreye en az zarar verecek şekilde bakım ve yenileme uygulamaları(İstanbul örneği)
Bu çalışmada mevcut altyapı sistemlerinin, özellikle su ve kanalizasyon tesislerinin çalışmaşekilleri ile bu sistemlerde meydana gelen arıza türleri, tesbit yöntemleri, tamir yöntemleriincelenmiştir. Günümüzde bu konularda yapılan çok çeşitli çalışmalar mevcuttur. Özellikleteknolojik gelişmelerin bu tür çalışmalara yansıması da gün geçtikçe artmaktadır. Kapalıdevre televizyon sistemlerinin (CCTV) mevcut altyapıların durumları hakkında bizlere bilgivermesi ve bu bilgilerin değerlendirilerek tamir yöntemlerinin belirlenmesi altyapısistemlerinin işletilmesinde büyük kolaylıklar sağlamaktadır.Yine bu çalışmada kazısız teknoloji teknikleri incelenerek genel bir açıklamadabulunulmuştur. Bu tekniklerden biri olan CIPP ?Yerinde şlenen Boru Kaplama? yöntemininayrıntılarına değinilerek bu teknoloji tanıtılmıştır.Sonuç olarak kazılı sistem ile kazısız sistem teknolojilerinin karşılaştırılmaları yapılarak,kazısız teknoloji sayesinde çevreye en az zarar verecek şekilde altyapı sistemlerininyenilenmesinin avantajları belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Kazısız Teknoloji, Altyapı Sistemleri, CCTV, CIPP.GÖRÜNTÜ EK DOSYA ADI: Kanalizasyon Rehabilitasyonu
Çimento fabrikalarında alternatif yakıt olarak katı atıkların kullanımı
?Çimento Fabrikalarında Alternatif Yakıt Olarak Katı Atıkların Kullanımı?Y.Müh. Fatih TOSUNÖZETÇimento sektörü, Türkiye'deki en önemli sanayi sektörlerinden biridir. Yüksek oranlardaüretim ve buna bağlı olarak yüksek miktarlarda fosil yakıt kullanımı, beraberinde büyük tozemisyonlarını, dolayısıyla hava kirlenmesini getirmektedir.Bu çalışmada, Türkiye'nin Avrupa Birliğine uyum sürecinde Avrupa'daki ve Türkiye'dekiçimento sektörü için getirilen çevre standartları ve bununla birlikte çimento üretimindekullanılan girdi ve çıktıların kimyasal bileşimleri ile alternatif yakıt olarak katı atıklarınkullanılması , çimento tozlarının toz tutuculardan önceki ve sonraki kimyasal bileşimleri, tozayrıştırılması için kullanılmakta olan arıtım sistemlerinin hangi ünitelerde yaygın olarakkullanıldığı, çimento fabrikalarında ana toz kaynakları ve döner fırın baca gazlarına ilişkinbilgiler verilmiştir.Bu bağlamda tezin 2.Bölümde Çimento üretimi ve aşamaları ile oluşan emisyonlar,3.Bölümde Çimento üretiminde kullanılan yakıt türleri, 4.Bölümde Avrupa Birliğinde durumdeğerlendirmesine yer verilmiştir. 5.Bölümde Türkiye'deki Çimento sektörünün durumdeğerlendirilmesi yapılmış, 6.Bölümde alternatif yakıt olarak katı atık kullanan çimentofabrikalarından örnek çalışmalara yer verilmiştir. 7.Bölümde atıkların ek yakıt olarakkullanılmasında uyulacak genel kurallar hakkında tebliğ ve uygulama örnekleri, 8.BölümdeAvrupa Çimento Birliği'nin (Cembureau) yapmış olduğu bir takım kabuller ile atıklarınçimento fırınları ile özel insineratörlerde yakılmasının CO2 emisyonu açısındankarşılaştırmasına yer verilmiştir.Anahtar kelimeler: Avrupa Birliği çevre direktifleri, çevre standartları, katı atık yönetimi,alternatif yakıt kullanımı, çimento sektörü.
Akümülatör imalat tesisi arıtma çamurunun çimento ile katılaştırılarak kararlılaştırılmasının araştırılması
ABD ve bazı AB ülkeleri gibi endüstrileşmiş ülkelerde, zararlı maddelerden çevreyi vetoplumu koruma üzerinde önemle durulmaktadır. Bu amaçla, bu tür maddeleri giderebilecekveya çevre için zarar verme özelliğini azaltacak birçok yönetim teknolojisi geliştirilmiştir. Buteknolojilerin kullanılması, atık türlerine, maliyete ve yürürlükte olan mevzuatın istediklerinegöre değişmektedir. Çimento esaslı bağlayıcıları kullanan katılaştırma-kararlılaştırmateknolojisi, onlarca yıldır radyoaktif ve zararlı atıkların yönetiminde uygulanmıştır. Yakınzamanda, AB'nin 1999'da katı atık depo yerleri için yürürlüğe soktuğu direktife göre; zararlıolduğu bilinen endüstriyel atıklara ilave olarak, içinde bazı zararlı bileşenleri içeren bazı atıktürlerinin uzaklaştırılmasına da uygulanmasını sağlayıcı sınırlar getirilmiştir. Ancakülkemizde 2005'te düzeltilerek yürürlüğe giren Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliğiiçinde bu teknoloji geçmeye başlamıştır. Ülkedeki mevcut altyapı, oluşan zararlı atıklarıuzaklaştırmaya yetmekten çok uzak olduğundan ve yönetimin hukuksal açıklarındankaynaklanarak, hâlihazırda, birçok muhtemel zararlı atık gözden kaçmakta ya depolanmaktaya da arazilere gelişigüzel bırakılmaktadır.Katılaştırma-kararlılaştırma ile ilgili laboratuvar tecrübeleri, bu yöntemin inorganiklereuygulanabileceğini ortaya koymuştur. Organiklerin, donmayı ve kimyasal kararlılığın eldeedilmesini zorlaştırarak girişim yapıcı olduğu genel olarak belirlenmiştir. Katılaştırma-kararlılaştırma teknolojisinde kararlılaştırmayı sağlayan maddeler olan çimento esaslımaddeler (Portland, uçucu kül ve kireç) ve sodyum silikat, içinde az organik bulunaninorganik maddeler kullanılmıştır. Ayrıca, teknolojideki başarıyı kısmen azaltması söz konusubazı ağır metallerin yöntemle uyumluluğunu artırmak için çeşitli additifler üzerinde dedenemeler yapılmış ve başarılı sonuçlar elde edilmiştir.Bu çalışmada, geri kazanılması güç ve her zaman söz konusu olmayan zararlı atıkların,çimento ile katılaştırılması ile ağır metallerin sızmasının azaltılması, mevcut kaynakların,çevrenin ve toplum sağlığının korunması için başlangıç sağlanması ve bir araştırmaaltyapısının kurulması amaçlanmıştır.Bu çalışmanın temel hedefini oluşturan akümülatör fabrikası atıksu arıtma tesisi çamurlarının,üç farklı çimento türü ile K/K işlemine tabi tutulabilirliği araştırılmıştır. Bu maksatla,mukavemet ve sızma (TCLP) testleri yapılmıştır.52,5'luk çimento tipi ile yapılan denemelerde en yüksek mukavemet değerleri elde edilmiştir.Bununla birlikte tüm çimento tiplerinde karışımın içerisindeki atık oranı arttıkça mukavemetde genel bir düşüş sergilemektedir.Pb, Cd, Cr, Cu ve Ni metalleri için TCLP araştırması sonuçları; tüm metaller için %10 atıkoranından sonra eluata belirgin metal iyonu geçişinin başladığını göstermiştir.Anahtar kelimeler: Katılaştırma-kararlılaştırma, zararlı atık, zararlı atık bertarafı, çimento,arıtma çamuru, ağır metal, kurşun, mukavemet testi, sızma testi, TCLPx
Et entegre endüstrisi arıtılmış atıksularının deşarj kriterlerinin araştırılması
Et ve et ürünleri, insanlığın beslenme ihtiyacını karşılayan en önemli gıda maddeleridir.Büyüyen nüfus, artan tüketim ve gelişen teknoloji; diğer gıda maddelerinde olduğu gibi ettüketiminde de ciddi değişmelere sebep olmuştur. Tüketimdeki tercih ve ihtiyaca yetişebilmekadına yeni üretim teknikleri geliştirilmiş ve kapasiteler artırılmıştır. Zamanla et ve et ürünlerisektörü entegre tesislere dönüşmüştür. Sektördeki gelişim ve değişimin paralelinde, et entegreendüstrisinin çevreye olan sorumluluğu da artmıştır.Bu çalışmada; et entegre endüstrisi tanıtılmış, endüstriden kaynaklanan atıksuların karakterive arıtma alternatifleri üzerinde durulmuştur. Bunun yanında İstanbul' da bulunan ve etentegre sektöründe faaliyet gösteren üç firmanın, atıksu karakterleri ve mevcut arıtımprosesleri incelenmiştir. Biyolojik aktif çamur prensibi ile çalıştırılan bu arıtma tesislerinin;giderim verimlerinin ortalamada %90'ları aştığı ve şuan uygulanmakta olan kanala deşarjstandartlarını genelde fazlası ile sağladıkları görülmüştür. Arıtılan suyun, ürünle temasıolmayan alanların temizliği (ahır, atık kanalı, v.s.) ve arazi sulamada kullanılmasının ciddi birtasarruf sağladığı, bir arıtma sisteminin günlük ve birim ürüne düşen işletme maliyeti de buçalışmada ulaşılan önemli bulgulardandır.Anahtar kelimeler:(Et entegre endüstrisi, atıksu, biyolojik arıtım, geri kazanım, aktif çamur,arıtma verimi, arıtılmış suyun yeniden kullanılması, kapalı devre sistemler)xi
İstanbul ilinde partiküler madde değerlerinin incelenmesi
Modern yaşamın bir sonucu olan hava kirliliği,farklı kaynaklara bağlı olarak meydanagelmekte ve meteorolojik şartlardan etkilenmektedir.Bu tez çalışmasında, ileriye yönelik havakirliliği kontrol stratejilerin belirlenmesinde kullanılmak üzere İstanbul şehrinde 1998-2006Mart dönemi içerisinde yüksek partiküler madde değerinin gözlendiği günlerle meteorolojikkoşullar arasındaki ilişki incelenmiştir. Meteorolojik olayların, kirleticilerin atmosferdekidavranışları üzerinde etkili olduğu bilinmektedir. Bu düşünceden yola çıkılarak, çalışmada;meteorolojik olaylarla kirlilik konsantrasyonları arasındaki ilişki araştırılmaya çalışılmıştır.Bu çalışmada diğer bir amaç da, kirleticilerle meteorolojik parametreler arasında mevcutdurumu ortaya koymak ve bir kirlilik öngörüsü yapabilmeye temel oluşturmaktır. Bu amaçlaulusal hava kalitesi standart değerleri ve episod kavramı göz önüne alınmıştır. Çalışmadaİstanbul Büyükşehir Belediyesinin Alibeyköy, Beşiktaş, Esenler, Saraçhane, Yenibosna,Sarıyer, Kartal, Ümraniye, Kadıköy ve Üsküdar Hava Kirliliği Kontrol İstasyonlarına aitölçüm sonuçları ile Çevre ve Orman Bakanlığı Devlet Meteoroloji İşleri GenelMüdürlüğünden alınan Kireçburnu, Florya ve Göztepe Meteorolojik Gözlem İstasyonlarınınveri tabanı kullanılmıştır.İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Hava kalitesi kontrol istasyonlarından elde edilenpartiküler madde konsantrasyonunun ikiden fazla istasyonda iki yada daha fazla gün boyuncanormal seyrine göre(150 g/m3 değeri ve üstü) artışlar gösterdiği günler seçilerek ?episodgünler? tarifi getirilmiş ve özellikle bu günlerdeki parametrelerle arasındaki bağlantılar analizedilmiştir.Ayrıca sadece bir istasyonda iki yada daha fazla gün boyunca normal seyrinegöre(maksimum 150 g/m3 değeri ve üstü) artışlar gösterdiği günler ?kritik günler? olarakkabul edilmiş ve bu günlere ait meteorolojik olayların da tespiti yapılmıştır.(Reis,B.,2004)Anahtar Kelimeler:Partiküler Madde,meteorolojik parametreler,episod günleri,hava kirliliğiile meteorolojik verilerin analizleri.JÜRİ:1.Yrd.Doç.Dr.Arslan SARAL(Danışman) Tarih:29.09.20062.Prof.Dr.Ferruh ERTÜRK Sayfa:1263.Doç.Dr.Kadir ALP
Aerobik olarak stabilize edilmiş katı atıklar ile kompost ürününün karşılaştırılması
Meteorolojik parametrelerin hava kirliliğine etkilerinin yapay sinir ağları modeli ile incelenmesi
Hava kirliliği özellikle büyük şehirler için kış aylarında önemli bir sorun olarak kendisini göstermektedir. Kirleticilerin atmosfere bırakılma miktarı yanında olumsuz atmosferik şartlar büyük şehirlerde hava kirliliğinin insan sağlığı için olumsuz konsantrasyon değerlerine ulaşmasına neden olmaktadır. İstanbul ilinin geçmişi göz önüne alındığında bu tür olumsuzluklar özellikle kış aylarında sıkça gözlemlenmiştir. Hava kirliliği modellemesi ile kirletici konsantrasyonların doğru bir şekilde tahmininin yapılması kirliliğin olumsuz etkilerinin azaltılmasında ya da gerekli önlemlerin alınmasında etkili olacaktır. Bu çalışmada İstanbul ili ele alınarak, hava kirliliği konularında giderek daha yaygın uygulama olanağı bulan ve başarılı sonuçlar veren Yapay Sinir Ağları (YSA) modelleri kullanılarak hava kirliliğinin çeşitli meteorolojik parametreler bazında modellenmesi ve hava kirliliğinin tahmini yapılmıştır. SO2, NOx, PM10 ve CO kirletici parametreleri için uygun modeller oluşturulmuş ve bu modeller yardımı ile meteorolojik parametrelerdeki değişimin kirletici konsantrasyonlarına olan etkileri incelenmiştir. Kullanılan meteorolojik parametreler kuru termometre sıcaklığı, deniz seviyesi basıncı, bağıl nem, bulutluluk seviyesi, hakim rüzgar yönü ve rüzgar hızıdır. Bu bağımsız parametrelerle, SO2, NOx, PM10 ve CO konsantrasyonları modellenen ve tahmin edilen hava kirliliği parametreleri olarak kullanılmıştır. Veri tabanı olarak 2003 ? 2005 yılları arasındaki veriler zaman sıralı olarak kullanılmış ve bu veri seti ile en uygun modeller oluşturulmuştur. Yeterli sayıda gizli katman nöron sayısı olmayan modellerin verileri genelleyemediği, diğer yandan fazla sayıda gizli katman nöron içeren modellerin eğitme setini ezberlediği ve genelleme yapabilme kabiliyetinin azaldığı gözlemlenmiştir. Model sonuçları incelendiğinde SO2, NOx, PM10 ve CO'in kış aylarındaki yüksek değerlerden ilkbahar ve yaz aylarına doğru düşüş eğilimi ve yine kış aylarına doğru yükseliş eğilimi YSA modeli ile oldukça iyi temsil edilebilmektedir. Herbir kirletici için en iyi model kullanılarak meteorolojik parametrelerdeki değişimin kirletici konsantrasyonu üzerindeki etkileri incelendiğinde modellerin genel olarak başarılı tahminler yapabildiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Hava kirliliği, yapay sinir ağları, MLP, modelleme, meteorolojik faktörler
Sızıntı sularının elektrokoagülasyon yöntemiyle arıtılması
Karmaşık yapısı ve karakteristik özelliklerinin depo yaşına bağlı olarak değişimleri nedeniyle, sızıntı suları arıtımı zor atıksuların başında gelmektedir. Gelişen teknolojilere paralel olarak sızıntı suyunun arıtımı için daha yüksek verimli ve düşük maliyetli arıtma metotlarına olan arayışlar artarak devam etmektedir. Günümüzde elektrokoagülasyon yöntemi ise ileri arıtım metotları içerisinde çeşitli avantajları ile ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada elektrokoagülasyon yöntemi kullanılarak sızıntı suyunun kısa süre içerisinde daha düşük maliyetler ile arıtılabilirliği araştırılmıştır. Çalışma süresince sızıntı suyu numuneleri Odayeri Düzenli Depolama Sahası'ndan (İstanbul) tedarik edilmiştir. İlk olarak koagülasyon ve elektrokoagülasyon KOİ giderim hızı, çamur oluşumu ve sülfat konsantrasyonunun değişimi bakımından karşılaştırılmıştır. Çalışma boyunca pH, sıcaklık ve spesifik iyonik iletkenlik sürekli olarak izlenmiştir. Alüminyum ve demir elektrotlar kullanılarak amonyak azotu ve KOİ giderim verimleri yükseltilmeye çalışılmıştır. Daha sonra akım yoğunluğu ve karıştırma uygulamasının optimum giderim verimi üzerine etkileri incelenmiştir. Bunun yanı sıra optimum reaksiyon süresi 1 saatlik akım uygulama süresi için araştırılmıştır. Farklı akım yoğunlukları ile elektrokoagülasyon için ihtiyaç duyulan enerji miktarları belirlenmiştir. Çalışmalar sonucunda; 1, 5, 15 ve 30. dakikalar için sırasıyla %8,8, %9,6, %11,2 ve %14,6'lık amonyak azotu giderimi elde edilmiştir. Elektrokoagülasyonda amonyak giderimini arttırmak için hava ile sıyırma ve pH ayarlama uygulamaları da yapılınca, verim %24,4 seviyelerine kadar yükseltilebilmiştir. Aynı süreler boyunca KOİ giderim verimlerinin sırasıyla %45,5, %49,2, %53,6 ve %59,1 seviyelerinde olduğu belirlenmiştir. 30 dakikalık çalışma süresi sonunda pH değeri 8,2'den 9,6'ya, sıcaklık ise 23,7?C'den 29,7?C'ye yükselmiştir. Yapılan analizler neticesinde elektrokoagülasyon yöntemiyle sızıntı sularının bir ön arıtma kademesi olarak arıtma sağlayabileceği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sızıntı suyu, elektrokimyasal arıtım, elektrokoagülasyon, KOİ, amonyak azotu, karıştırma, havalandırma, optimizasyon
Ardışık kesikli reaktör ile evsel atıksulardan azot ve fosfor giderimi
Bu çalışmada Ardışık Kesikli Reaktör ile evsel atıksulardan azot ve fosfor giderimi için en uygun işletme şartları araştırılmıştır. Bu amaçla 4 litre aktif hacme sahip ardışık kesikli bir reaktör evsel atıksu ile beslenmiş ve değişik işletme fazlarında çalıştırılarak, faz sürelerinin arıtım üzerine etkisi incelenmiştir. Ardışık Kesikli Reaktör doldurma/ anaerobik/ aerobik1/ anoksik/ aerobik2/ çöktürme/ boşaltma faz sırasıyla çalıştırılmış olup, çalışma süresince faz süreleri değişen dört SET denenmiştir. İşletme süresince ORP ve ÇO ölçümleride kontrol edilerek fazlar içerisinde bu parametrelerin değişimi gözlenmiştir. Çalışma neticesinde en yüksek verimler doldurma/ anaerobik/ aerobik1/ anoksik/ aerobik2/ çöktürme/ boşaltma fazlarının, 0,5 saat/ 2 saat/ 2 saat/ 1 saat/ 0,75 saat/ 1 saat/ 0,5 saat şeklinde uygulandığı SET'te elde edilmiştir. Bu SET için KOİ, TKN, NH3-N, TP, PO4-P ortalama giderim verimleri sırasıyla %91, %78, %85, %87 ve %83 olarak bulunmuştur. ORP değerleri anaerobik faz için minimum -306,9 mV, aerobik1 fazı için maksimum 39,7 mV, anoksik faz için minimum -227,9 mV ve aerobik 2 fazı için maksimum 38,6 mV olarak gerçekleşmiştir. Çalışılan işletme yöntemleri içerisinde bu SET'in en uygun işletme yöntemi olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Ardışık kesikli reaktör (AKR), nütrient giderimi, evsel atıksu
Küçükçekmece Gölü sedimentinde ağır metal (Zn2+, Fe2+ Cu2+) adsorpsiyonu
Dogada var olan ancak endüstriyel faaliyetler sonucu su, toprak, hava ortamındaki miktarları artan agır metaller çevresel etkileri nedeniyle önem arz etmektedirler. Dogal sulak alanlarda kontrolsüz endüstriyel desarjların sonucu olarak karsımıza çıkan agır metaller yalnızca su kütlesinde degil, sulak alanların sediment yapılarında da birikmektedirler. Bulundukları ortamlarda birikebilen agır metaller, canlı yasamı için olumsuz etkiler göstermektedirler. Su kütlesi içinde ve sediment yapı üzerindeki mikro ve makro canlıların bünyesine katılarak besin zincirine katılmaktadırlar. norganik yapıları nedeniyle su ortamlarında kalıcılık özelligine sahiptirler. Tutundukları sediment yapı tarafından uygun sartlar altında suya bırakılabilmekte ve yüzeysel su akısı ile tasınabilmektedirler. Bu çalısmada Küçükçekmece Gölü sedimenti ile agır metallerin iliskisi (Fe, Zn, Cu) kesikli sistem reaktör kullanılarak saptanmaya çalısılmıstır. Göl ortamını temsil eden sartlarda deneysel çalısmalar yürütülmüstür. Suyun önemli fiziko-kimyasal özelliklerinden biri olan pH'ın adsorpsiyon mekanizması üzerindeki etkisi ve degisen metal konsantrasyonlarının etkisi arastırılmıstır. Böylelikle farklı pH' larda, agır metaller ile sediment arasında farklı adsorpsiyon davranısları oldugu gözlemlenmistir. Anahtar kelimeler: Agır metaller, sediment, adsorpsiyon, pH, Küçükçekmece Gölü
Basic blue 41 boyar maddesinin anaerobik ve aktif çamur biyokütlesi tarafından adsorplanabilirliğinin incelenmesi
Bu çalışmada canlı aktif ve anaerobik çamurun Basic Blue 41 (BB41) boyar maddesini adsorplama kabiliyetleri incelenmiş olup her iki çamurunda etkin birer adsorban oldukları görülmüştür. Bununla birlikte aktif çamurun (Qmax=437,0 mg/g) anaerobik çamura (Qmax=232,6 mg/g) oranla BB41 bazik boyar maddesini daha iyi adsorpladığı bulunmuştur. BB41 boyar maddesinin hem aktif (R=0,957, K^ll,06, n=l,285) hem de anaerobik (R=0,998, Kp3,806, n=l,209) çamur tarafından adsorpsiyonu Freundlich izotermine daha iyi uyum göstermekte olduğu görülmüştür. BB41 boyar maddesinin her iki çamur tarafından da adsorpsiy onunun hızlan yalancı ikinci dereceden hız modeline uyduğu görülmüştür. Yalancı ikinci dereceden hız denkleminden ve katsayılarından yola çıkarak hesaplanan yalancı izotermler ile gerçek izotermler karşılaştırıldığında, anaerobik çamur için en uygun izotermlerin gerçek izotermler, aktif çamur içinse en uygun izotermin yalancı Freundlich izotermi (R=0,9714) olduğu görülmüştür. Hem anaerobik (-5,33 kJ/mol) hem de aktif (-5,44 kJ/mol) çamurun BB41 boyar maddesini adsorplamalarmda Gibbs serbest enerjilerinin negatif değerde oldukları görülmüştür. Bu negatif değer adsorpsiyonun kendiliğinden gerçekleştiğine işaret etmektedir. Anahtar Kelime: Biosorpsiyon, kinetik, yalancı izoterm, termodinamik.
Çevre politikalarında ekonomik araçların kullanımı
Bu çalışmada, Türkiye ve AB'de çevre kirliliğinin azaltılması veya kontrolaltına alınması için uygulanan çevre politikaları incelenmiştir. Çevre Politikalarındabelirlenen hedeflere ulaşmak için özellikle AB ülkelerinde kullanılan ekonomikaraçların özellikleri ve bu araçların kullanım amaçları belirlenmiştir. Belirlenenekonomik araçların Türkiye'de kullanılıp kullanılmadığı, kullanılıyorsa mevcutdurumdaki etkinliği değerlendirilmiştir. Ülkemizde kullanılan ekonomik araçlarınetkinliğinin artırılması için stratejiler ve çözüm önerileri oluşturulmaya çalışılmıştır.Ayrıca çalışmada AB ülkelerinde yaygın bir şekilde kullanılan bazı ekonomikaraçların Türkiye'de kullanım olanakları tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Çevre Politikaları, Politika Araçları, Ekonomik AraçlarI
Kahramanmaraş (merkez) evsel ve endüstriyel atıksularının toplanıp uygun bir arıtma yöntemi seçilerek arıtılması
ÖZYÜKSEK L SANS TEZKAHRAMANMARAŞ (MERKEZ) EVSEL VE ENDÜSTR YELATIKSULARININ TOPLANIP UYGUN B R ARITMA YÖNTEMSEÇ LEREK ARITILMASIhsan SARIÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜÇEVRE MÜHEND SL Ğ ANAB L M DALIDanışman :Yrd. Doç. Dr. Galip SEÇK NYıl 2005, Sayfa 123 LLLJüri :Prof. Dr. Ahmet YÜCEER:Doç. Dr. lyas DEHR:Yrd. Doç. Dr. Galip SEÇK NBu çalışmada Kahramanmaraş şehrinin atıksu kirlilik envanteri ortayakoyulmuştur. Ayrıca atıksu özellikleri de belirlenmiştir. Bunlara ek olarakKahramanmaraş şehrinin atıksularının çökelme özeliklerini de göstermek amacı ilelaboratuar deneyleri yapılmıştır. Konuyla ilgili literatür araştırması yapılarak uygunarıtım alternatifleri değerlendirilmiştir.Atıksuyun kirletici konsantrasyonları AKM 210 mg/l, KO 385 mg/l, BO 5253 mg/l, TKN 18 mg/l ve Toplam Fosfor 4,1 mg/l olarak bulunmuştur. Ayrıcaçökelme deneylerinde 15, 30, 60 ve120 dakikalık çökelme süreleri sonunda sırasıyla%10,30, %17,56, %23,82 ve %30,51'lik KO giderim verimleri elde edilmiştir.Yapılan analizler neticesinde sonuçlar detaylı bir şekilde değerlendirilmiş,Kahramanmaraş bölgesinin iklimsel, ekonomik ve jeolojik özelliklerinin yanındaatıksularının uygun özeliklerinden dolayı da aktif çamur arıtma sistemlerinin enuygun arıtma seçeneği olduğuna karar verilmiştir.Anahtar Kelimeler :Evsel Atıksu, Atıksu Arıtımı, Aktif Çamur SistemleriI
Fenton ve elektrokimyasal yöntemlerle evsel atık suların arıtılabilirliğinin araştırılması
Bu tez çalısması kapsamında, evsel atıksuların(EAS) Fenton, elektrokoagülasyon(EK), elektrooksidasyon(EO) ve elektrofenton(EF) gibi ileri arıtma yöntemleri ile arıtılabilirlik performansları arastırılmıstır. EAS numuneleri SK ? Üsküdar ve Yenikapı EAS ön arıtma tesislerinden temin edilmistir. Fenton prosesinde en uygun isletme sartlarnı saglayacak KOg/ H2O2/ Fe(II) oranları ile Oksidant Etkinlik Katsayısı (OEK) belirlenmistir.Kesikli ve sürekli sistemlerde gerçeklestirilen elektrokimyasal arıtma yöntemlerinde ise, elektriksel gücün, iletkenligin, akım siddetinin, akım yogunlugunun, oksidant olarak H2O2 dozunun ve pH'nın arıtma performansına olan etkileri ortaya konulmustur. KO: 770 mg/l ve KO: 450 mg/l olan EAS numuneleri üzerinde gerçeklestirilen Fenton prosesinde optimum verimlere 45. ve 15. dakikalarda ulasılmıstır. KOg/ H2O2/ Fe(II) oranları sırasıyla, 2.2/1.7/1 ve 7/3.5/1 olurken, OEK: 2.8 ve 4.4 olarak belirlenmistir. AKM ve Bulanıklık %99'un üzerinde giderilmistir. Çamur birikimi %8.5-%3.5 oranlarında olusmustur. EK yöntemi ile KO: 380 mg/l olan EAS örnegi 15 dakiklık sürede, 2,7.10-3 A/cm2 akım yogunlugu ile 0.38 kW-saat/m3-atıksu enerji ve 0.08 kg Fe/ m3-atıksu elektrot tüketilerek desarj limitleri saglanabilmistir. Bu tip EAS örneginin EO ile arıtılması 2-3 dakikada mümkün olabilirken, OEK: 4.6, KOg/ H2O2/Fe: 10/5/1 seklinde olmustur. Enerji tüketimi de 0.4 kW-saat/m3-atıksu seviyesinde kalmıstır. AKM'nin ise tamamına yakını giderilmistir. EO yönteminde çamur birikimi, EK yöntemindeki çamur birikiminin yarısı kadar daha az olmustur. KO: 610 mg/l olan EAS örnegi için ise desarj limitleri ancak EO yöntemi kullanılarak saglanabilmistir. OEK: 1.3, KOg/ H2O2/Fe: 0.8/1.2/1 olarak gerçeklesmistir. Deneysel çalısmalar sonucunda EAS'ların, EK yöntemi ile küçük boyutlu arıtma tesisi kullanılarak desarj limitlerini saglar kalitede arıtılabilecegi, buna ilave olarak EO yöntemi kullanımıyla çamur birikiminin yarı yarıya azaltılabilecegi, Fenton ve EF yöntemleriyle de organik kirlilik yükü ve bakteriyolojik açıdan yeniden kullanılmaya uygun atıksu arıtımı yapılabilecegi gösterilmistir. Anahtar Kelimeler: Evsel atıksu, Fenton prosesi, elektrokoagülasyon, elektrooksidasyon elektrofenton.
Tekstil endüstrisi proses suyu hazırlanmasında membran proseslerin uygulanması
Geleneksel arıtma ile karşılaştırıldığında membran proseslerin uygulamalarından çıkarılan temel avantajları; değişmeyen kalitede su üretimi, daha küçük miktarda kimyasal madde ilavesi ve daha az enerji tüketimidir. Yüksek performanstaki membran sisteminin başarılı üretimine pek çok faktör katkıda bulunur. Membran filtrasyon öncesinde ön arıtma son derece önemlidir. Ön arıtmanın yapısı ve esası, pek çok durumda, tüm tesisin performansını belirler. Tekstil endüstrisi oldukça yüksek, özel su tüketimi ile karakterize edilir. Proses suyu ihtiyacı tekstil prosesi işleminin tipine, materyalin ya da son ürünün tipine ve kullanılan belirli makine ya da tekniklere özgüdür. Pek çok tekstil üretim prosesi uygun hazırlama, temizleme, renklendirme ve ürün bitirme için gerekli olan ıslak kimyasal proses işlemidir ve bazı prosesler için, proses suyunun kalitesi çok önemlidir. Bu nedenle tekstil endüstrisinde yüksek kalitede proses suyu üretmek için membran sistemlerine olan talep çok güçlüdür. Bu çalışmada, membran sistemleri açıklanmış; tekstil endüstrisinin üretim prosesleri ve proses suyu gereksinimleri belirtilmiş ve proses sularının arıtımı için membran sistemlerini kullanan dört tekstil tesisi ve sistem performansları incelenmiştir. Membran sistemleri ve demineralizasyon sistemi için ilk yatırım ve işletme maliyetleri hesaplanmış ve birim su üretim maliyetleri karşılaştırılmıştır. Anahtar kelimeler: membran sistemleri, tekstil endüstrisi, proses suyu arıtımı.
Zeytinyağı atık suyu ve pirinanın bitki yetiştirilmesinde kullanım olanaklarının anlaşılması
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİArzu ÖCALÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALIDanışman : Yrd.Doç.Dr. Zeynep ZAİMOĞLU: 2005 , Sayfa : 58Yıl: Yrd.Doç.Dr. Zeynep ZAİMOĞLUJüriProf.Dr. Ahmet YÜCEERDoç.Dr. Sevilay TOPÇUBu araştırmada, Akdeniz ülkelerinde ve ülkemizde olduğu gibi atık su ve katı atık (pirina)potansiyeli yüksek olan zeytin yağı endüstrisinde, yüksek maliyetli ve oldukça güç olan arıtma işlemlerine biralternatif sunulmuştur. Bu amaçla her yıl tonlarda ortaya çıkan pirinanın, bitki gelişiminde kullanılabilmeolanaklarının araştırılması amacı ile Cynodon dactylon (L.) Pers. (Bermuda Çimi), Stenotaphrum secundatum(Yengeçotu) ve Ophiopogon japonicum (Karaçim) bitkilerine yetişme ortamı olarak kullanılması koşulundagelişimleri incelenmiştir.Çalışmanın sonucunda, Ophiopogon japonicum (Karaçim) bitkisi, özellikle ½ kum ve pirinakarışımı yetişme ortamında, çalışmada kullanılan diğer bitkilere göre daha iyi bir gelişim performansısergilemiştir. Böylelikle atık depolanan sahalarda pirina ve kum karıştırılarak, peyzaj değeri olan yer örtücübitkiler yetiştirilerek biyolojik onarım ile bu sahaların rehabilitasyonu sağlanabilecektir.Anahtar Kelimeler: Zeytinyağı, Pirina, Biyolojik Onarım.1
Adana Sofulu düzensiz çöp depolama alanında oluşan çöp sızıntı sularının bitki yetiştirilmesinde kullanılması
ÖZYÜKSEK L SANS TEZADANA SOFULU DÜZENS Z ÇÖP DEPOLAMA ALANINDA OLU AN ÇÖPSIZINTI SULARININ B TK YET T R LMES NDE KULLANILMASIZehra DURAKÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜÇEVRE MÜHEND SL ANAB L M DALIDanı man: Yrd.Doç.Dr. Zeynep ZA MO LUYıl : 2005 Sayfa : 76Jüri : Yrd.Doç.Dr. Zeynep ZA MO LUProf. Dr. Ahmet YÜCEERDoç.Dr. Sevilay TOPÇUBu çalı mada Juncus acutus bitkisi ile çöp deponi alanlarından olu an sızıntısuyu ve arıtma tesislerinden olu an arıtma çamurlarının içerisindeki a ır metalleringiderim performansları ara tırılmı tır. Çalı mada çöp sızıntı suyu bitkilere sulamasuyu olarak uygulanırken arıtma çamuru da yeti tirme ortamı olarakkullanılmı tır. Yapılan çalı manın sonucunda Juncus acutus bitkisinin kobalt,demir, nikel ve bakır analizleri kök, gövde, yapraklarında ve topraktayapılmı tır. Sonuç olarak bitkinin anılan a ır metalleri özellikle köklerindebiriktirdi i ve bitkilerin yo un kirlilik ko ullarında bile canlılıklarınısürdürebildikleri belirlenmi tir.Anahtar Kelimeler: Çöp Sızıntı Suyu, Bitki ile Islah, Juncus acutus, arıtmaçamuruI
Bakü-Tiflis-Ceyhan ham petrol boru hattı projesi çevresel etki değerlendirme çalışmalarında karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBAKÜ-TİFLİS-CEYHAN HAM PETROL BORU HATTI PROJESİÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARINDAKARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİÖzgün Püren SEYHANLIÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALIDanışman : Yrd. Doç. Dr. Zeliha SELEKYıl: 2005, Sayfa: 121Juri : Yrd. Doç. Dr. Zeliha SELEKProf. Ahmet YÜCEERDoç Dr. Recep YURTALBu çalışmada, Hazar Denizi petrollerinin Azerbeycan, Gürcistan ve Türkiye Üzerindentaşınarak Avrupa Ülkelerine ihracını amaçlayan Bakü-Tiflis-Ceyhan ham Petrol Boru HattıProjesinin LOT-C kısmındaki Çevresel Etki Değerlendirme çalışmaları incelenmiştir. Projeyetemel olan konuları ve çevresel ögelere verilen değeri açıklayabilmek için çalışma inşaatöncesi, inşaat sırası ve inşaat sonrası olmak üzere sınıflandırılarak yürütülmüştür. Herbirbaşlık altında o süreç içerisinde gerçekleştirilen faaliyetler ayrıntılı olarak anlatılmış veÇevresel Etki Değerlendirme raporunda öngörülen uygulama ve koruma detaylarınauygunluğu değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: ÇED, Bakü-Tiflis-Ceyhan, Boru Hattı, Erozyon Kontrolü, Biyo-restorasyon
İstanbul boğazı deniz kirliliğine sebep olan kirletici kaynaklar ve su kalitesinin değişimleri
İstanbul Boğazı'nda kirlilik meydana getiren kirletici kaynakların boğaz suyuna taşıdıkları kirlilik yükleri araştırıldığında, en büyük kirleticilerin; Karadeniz'den taşınan kirlilik yükleri, İstanbul İli atıksu arıtma tesislerinden yapılan deşarjlar, İstanbul İli yüzeysel drenaj ağını oluşturan derelerden denize taşınan kirlilik yükleri ve deniz trafiği ile deniz kazaları neticesinde meydana gelen kirlilik olduğu anlaşılmaktadır. İstanbul'da meydana gelen atıksuların yaklaşık %80'i atıksu ön arıtma tesislerinde arıtma işleminden geçirildikten sonra deniz deşarjı yapılmak suretiyle uzaklaştırılmaktadır. Atıksu arıtma tesisleri çıkış sularında yapılmış olan analizler incelendiğinde, biyolojik ve ileri biyolojik arıtma tesisleri çıkış suyu kalitelerinin, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nde verilen deniz deşarjı standartlarına uygun olmasına karşın, ön arıtma tesisleri çıkış suyu kalitelerinin zaman zaman bu kriterleri karşılayamadığı görülmektedir. Marmara Denizi'ne dereler vasıtasıyla taşınan kirlilik yüklerinin önlenmesi kapsamında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan dere ıslah çalışmaları değerlendirildiğinde ise, ıslahı planlanan derelerin 2005 yılı Ekim ayı itibariyle %48'lik kısmının ıslahının tamamlandığı görülmektedir. Karşı karşıya kalınan çevre kirliliği riski nedeniyle, İstanbul Boğazı deniz suyu kalitesinin izlenmesi amacıyla İSKİ tarafından İstanbul Boğazı, Marmara Denizi'nin İstanbul kıyıları ve Boğaz-Karadeniz girişi bölgelerinde belirlenmiş istasyonlarda periyodik olarak ölçümler yapılmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında İSKİ tarafından 1997 ve 2004 yıllarında yapılmış olan deniz suyu kalitesini izleme çalışmalarından elde edilmiş sonuçlar karşılaştırılmış ve deniz suyu kalitesindeki değişim izlenmiştir. Deniz suyu kalitesini yansıtan temel parametreler olarak çözünmüş oksijen, askıda katı madde, toplam azot, toplam fosfor, klorofil-a, ağır metal (Pb, Fe, Mn), polisiklik aromatik hidrokarbon, deterjan ve fekal koliform bakterisi ölçümlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, en büyük değişim oranının toplam azot ve toplam fosfor konsantrasyonlarında gerçekleşmiş olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İstanbul Boğazı, kirlilik kaynakları, su kalitesindeki değişim
Katı atık düzenli depo sahalarından kaynaklanan VOC emisyonlarının dağılımının modellenmesi
Günümüzde, artan nüfus ve şehirleşme ile birlikte artan katı atık miktarları, katı atıkların düzenli bir şekilde bertaraf edilmesi gereksinimini de gündeme getirmiştir. Bilindiği gibi, günümüzde uygulanan yakma, kompostlaştırma ve düzenli depolama gibi bertaraf yöntemlerinden en çok kullanılanı, şüphesiz düzenli depolamadır. Düzenli depolanan katı atıkların, kaynakta başlayan parçalanma işlemi, depolandıktan sonra sahada da devam eder. Biyolojik parçalanma işlemi sonucunda, depo sahalarında sızıntı suları ve gaz emisyonları oluşmaktadır. Gaz emisyonları arasında, bazı kokulu bileşiklerin de atmosfere atılması söz konusu olmakta; bu kokulu bileşikler, civar bölgelerde koku problemlerine yol açmaktadır. Bu çalışmada, Odayeri Düzenli Depo Sahası'ndan atmosfere atılan kokulu bileşiklerin yakın beldelerdeki atmosferik dispersiyonları, model yaklaşımıyla tahmin edilmiş; depo sahasına en yakın yerleşim yeri olan Göktürk beldesinde konsantrasyon modellemesi yapılmıştır. Model yaklaşımında, kokulu bileşiklerden bazıları (22 VOC ve hidrojen sülfür) çalışılmıştır. Çalışmaya konu olan kokulu bileşikler, literatürde KEK'u bilinenlerden seçilmiştir. Çalışmada öncelikle, uzun vadeli modelleme (UVM) yapılmıştır. UVM'de ISCLT3 kullanılmış olup, model sonuçları, iki spesifik VOC türünün (etil merkaptan ve metil merkaptan), depo sahası içinde ve yakınında koku problemine yol açabileceğini, ancak bu problemin Göktürk'e ulaşmayacağını göstermiştir. UVM sonuçlarına dayanarak, bu iki spesifik türün, belirli meteorolojik şartlar altında Göktürk beldesinde de kokuya neden olabileceği düşünülmüş ve bir kısa vadeli model (KVM) çalışması da yapılmıştır. KVM için MCGP 2.0 kullanılmış olup, sonuçlar, sadece bir VOC türünün (etil merkaptan), belirli meteorolojik şartlar altında, Göktürk beldesinde kokuya neden olabileceğini göstermiştir. Nitekim, bu bölgede, zaman zaman koku problemi olduğu bilinmektedir ki bu da model sonuçlarını desteklemektedir.
Osmaniye ili evsel atık sularının kirlilik envanteri çalışması ve arıtma tesisi seçimi
Bu çalışmada Osmaniye İli evsel atıksularının kirlilik envanteri çıkartılmış uygun arıtma tesisi seçimi için literatür araştırması yapılmış, atıksu özelliğini ve arıtma veriminin etkisini ortaya koymak amacıyla bölgenin evsel atıksu üzerinde zamana bağlı çökelme deneyleri yapılmıştır. Osmaniye bölgesinde evsel nitelikli ham atıksuda kirletici parametreleri üzerinde yapılmış çalışmada; AKM konsantrasyonu 128 mg/L, KOİ 250 mg/L, filtre KOİ 117 mg/L, BOİ5 119 mg/L, TKN 11 mg/L ve toplam fosfor 3,3 mg/L aralıklarında bulunmuştur. Ham atıksuyun filtrasyonundan sonra AKM'den kaynaklanan ortalama %46 KOİ ölçülmüştür. Ayrıca bölgenin evsel atıksu numuneleri 15, 30, 60 ve 120 dakikalık sakin çökelmeye tabi tutulmuş ve çökelme sonucunda üst fazdan çekilen 300 mL'lik atıksudan KOİ değişimleri incelenmiştir. 120 dakikalık çökelme süresinin sonunda askıdaki katı maddelerin %75'i çökelmektedir. Çalışmaların sonucunda tüm bu özellikler değerlendirilerek hem ekonomik hem de yüksek verimde arıtma kapasitesine sahip olan stabilizasyon havuzlarının uygun olacağı düşünülmüştür.Anahtar Kelimeler : Evsel Atıksu, Atıksu Arıtımı, Stabilizasyon Havuzları
Hava kirliliği dağılımının belirlenmesinde ISCST3 model programının kullanımı: AÇS örneği
Bu çalışmada Adana Çimento Fabrikası' nın, tesis ve çevresindeki hava kalitesine olan etkilerini belirlemek amacıyla USEPA tarafından geliştirilen " Industrial Source Complex Short Term, (ISCST3) " model programı kullanılmıştır. Model girdileri olarak ; Adana Çimento Fabrikası baca gazı emisyonları ve bölgenin meteorolojisini yansıtan meteorolojik veriler kullanılmış ve tesisten kaynaklanan PMıo, NOx, CO ve S02 emisyonlarının tesis çevresindeki 20x20 km'lik alanda oluşturacağı yer seviyesi konsantrasyonları belirlenmiştir. Tesisten kaynaklanan kirleticilerin bölgede oluşturacağı dağılım, 2D ve 3D haritalar ile gösterilmiştir. Ayrıca fabrikadan kaynaklanan kirleticilerin, tesisin çevresindeki en büyük yerleşim merkezi olan İncirlik Beldesi üzerindeki hava kirliliğine katkıları da belirlenmiştir. Modelin doğruluğunu kanıtlamak üzere model sonuçları ile hava kalitesi ölçüm sonuçları karşılaştırılmış, model sonuçlarının yüksek oranda doğruluk gösterdiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Hava Kirliliği, Adana Çimento Fabrikası, Hava Kalitesi, ISCST3
Dioksin ve furan'ın oluşum mekanizmaları ve giderilme teknolojileri
Atık yakma tesislerinin baca gazından çok sayıda kirletici madde salınmaktadır. Bu bilesikler arasında dibenzo-p-dioksin/furan, ekolojik sistemlerde ki en önemli çevresel kirleticilerden biridir. Bu kimyasal maddelerin çok sayıda izomeri ve bileseni olup, oldukça toksiktir. Çogu dioksin bilesigi çevreye, hava yoluyla girmektedir. Havada tasınan bu kimyasallar, küçük partiküllere baglanarak, atmosferde uzun mesafelere tasınabilirler. Dioksin ve furanlar yarı uçucu bilesiklerdir ve çevresel kosullara baglı olarak, atmosferde hem gaz halde, hemde partiküllere baglı olarak bulunurlar. Dioksin/furanlar, atmosferde tasınırlar ve çevresel yüzeylerde depolanırlar. Depolanmadan önce atmosferde tasınması, salınma yüksekligi, sıcaklık, meteorolojik kosullar ve partikül çapını içeren çesitli faktörlere baglıdır. Dioksin/furanlar'ın atmosferden çevresel yüzeylere tasınması, toprak, bitki ve su kolonlarında depolanması, ıslak-kuru depolama prosesleri ya da mistlerle olmaktadır. Yakma tesislerinde soguk bölgede emisyon kontrolü için kullanılan baca gazı arıtma teknolojileri arasında, aktif karbon adsorpsiyon sistemleri, baca gazında bulunan dioksin/furan ve diger toksik maddeleri (örnegin Hg ve diger agır metaller) uzaklastırmak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Aktif karbon adsorpsiyonu genellikle 3 tipte sınıflandırılır. 1. Sürüklenen fazda adsorpsiyon (entrained-flow). 2. Sabit yataklı (fixed bed) reaktör. 3. Hareketli yatak (moving-bed) reaktör. Dünya genelinde bugün dioksin/furanlar aktif karbon ve kireç adsorpsiyon prosesleri kullanılarak etkili bir sekilde kontrol edilmektedir. Bu teknoloji, gaz akımında bulunan dioksin/furan konsantrasyonunu etkili bir sekilde 0.1 ng/Nm3 olan uluslararası limitin altına azaltmaktadır. Bu çalısmada, dioksin/furan uzaklastırma teknolojileri hakkında bazı uygulamalar arastırılmıs ve Türkiye'de bulunan 2 yakma tesisi (ZAYDAS Tehlikeli Atık Yakma Tesisi ve STAÇ Tıbbi Atık Yakma Tesisi) ve sürüklenen fazda adsorpsiyon (entrained flow) prosesi için optimum aktif karbon dozu belirlenerek, bu prosesin dioksin/furanı istenilir sekilde giderdigi ve yanma için uygun teknoloji oldugu sonucuna varılmıstır. Anahtar Kelimeler: Dioksin, furan, adsorpsiyon, dioxin/furan emisyon kontrol ekipmanları.
Atık su ve içme suyu şebeke hizmetlerinde özelleştirme
Bu çalışmanın amacı, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) şefliklerinde özelleştirmenin faydalarının değerlendirilmesidir. Bu çalışmada İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin (İSKİ) sorumluluğu altında olan rabıt açma, kanal temizliği, baca yükseltmesi, tesisat açma-kapama gibi bazı hizmetlerin özel sektördeki taşeron firmalara yaptırılması ile elde edilen faydaların değerlendirilmesi yapılmıştır. İlk bölümde çalışmanın amaç ve kapsamı açıklanmıştır. İkinci bölümde özelleştirmenin genel esasları ile ilgili bilgiler verilmiştir. Bu bölümde özelleştirmenin amacı ve yöntemleri anlatılmıştır. Dünyada özelleştirmenin tarihi ve gelişimi incelenmiş ve ülkeler arasındaki sonuçları karşılaştırılmıştır. Üçüncü bölümde Türkiye'de özelleştirme uygulamalarına genel olarak bakılmıştır. Özel olarak ise, belediyelerde özelleştirme ile ilgili yapılan çalışmalar ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde genel olarak şebeke sistemlerinin tarihi hakkında bilgi verilmiştir. Beşinci bölümde atıksu ve içmesuyu şebeke hizmetlerinde özelleştirme üzerine özel sektör katılımı örneği verilmiştir. Altıncı bölümde İSKİ' nin tarihi ile kuruluş ve amaçlarına değinilmiştir. Bununla birlikte İSKİ' deki özelleştirmenin nedenleri ve hedefleri belirtilmiştir.1998?99 (hizmet alımı çok sınırlı veya yok) ve 2004?05 (hizmet alımı var) dönemlerinde İSKİ şebeke teknik şefliklerinde yapılan hizmet alımları incelenmiştir. Bu hizmet alımları ile birlikte değişen personel yapısı ve gerçekleştirilen hizmet kalitesi incelenmiştir. Yedinci bölüm olan sonuç bölümünde şebeke şefliklerinde yapılan hizmet alımlarının (taşeron firma kullanılarak) hizmet kalitesi ve maliyetler açısından değerlendirmesi yapılmıştır. Anahtar kelimeler: İSKİ, Ekonomik Analiz, Şebeke'de Özelleştirme
Erdemir Sinter Ünitesi siklon tasarımı optimizasyonu
Bu çalısmanın amacı, ERDEMR Demir ve Çelik Fabrikası' nın Sinter Ünitesi için optimum siklon dizaynının bulunması ve kullanılan siklon sistemi ile karsılastırılmasıdır. Sinter Ünitesi için en uygun siklon dizaynının bulunabilmesi amacı ile siklonların giris ve çıkıs noktalarında toz konsantrasyonu ölçümleri yapılmıstır. Yapılan hesaplara dayanarak ve verim ve maliyet unsurları da dikkate alınıp, optimum siklon çapı belirlenmistir. Alternatif olarak farklı siklon çapları denenmis ve en az maliyetle en yüksek isletme verimini saglayan sistemin seçilmesi amaçlanmıstır. Sinter Ünitesi siklon dizaynlarında, tesis degerleri ve ölçüm degerleri kullanılarak yapılan verim hesaplarında % 95' in üzerinde degerler bulunmustur. Fakat ünite için önemli olan az sayıdaki siklonla yüksek verim saglanmasıdır. Bu nedenle 3 m çapında 4 adet veya 4 m çapında 2 adet siklonun Sinter Ünitesi için uygun oldugu saptanmıstır. Bu çalısmada, siklon sistemi tasarımında öncelikle siklon çapının hesaplanması gerektigi, optimum siklon çapı ile daha az maliyetle yüksek verimle çalısan siklon sisteminin bulunacagı vurgulanmıstır. Anahtar Kelimeler: Siklon tasarımı, sinter ünitesi, çap, verim hesabı, optimizasyon.
Türkiye genelinde kükürt dioksit ve partiküler madde kirlilik dağılımlarının analizi
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yaşam şartları, nüfus ve gelişen teknolojiyle artan enerji talebi çevre için artan kirlilik yükü getirmektedir. Oluşan bu kirliliğin önemli kollarından biri olan hava kirliliği, mevcut tüketim yüküyle birlikte ciddi boyutlara ulaşmaktadır.Hava kirliliğinin başlıca kaynağı olarak gösterebileceğimiz yanma reaksiyonları sonucu atmosfere birçok çeşitli kirleticiler salınmaktadır. Bu kirleticilerin atmosferdeki değişken durumlarında mevcut ortam şartlarının, bir başka deyişle meteorolojik verilerin önemli etkileri vardır. Bununla birlikte insan yaşamındaki birçok çevresel olmayan faktör doğrudan veya dolaylı olarak hava kirliliğine etkimektedir.Bu çalışmada hava kirliliğini oluşturan başlıca kirleticilerden SO2 ve PM konsantrasyonlarının, kirliliğe indikatör ve katalizör etki yapan çeşitli çevresel olmayan verilerle birlikte analizi yapılmıştır. Mevcut kirlilik değerleri, kirliliğe neden olan tüketim ve tüketime yol açan talebi oluşturan verilerle ilişkilendirilmiştir. Sonuç olarak kükürt içeriği yüksek yakıtların tüketimi başta olmak üzere ısınma amaçlı fosil yakıt tüketiminin, hava kirlilik seviyesinin artmasında büyük bir etki yaptığı görülmüştür.
Doğal ortamdaki fizikokimyasal şartların ağır metal biyosorpsiyonuna etkisi
Küçükçekmece Gölü birçok endemik türü bünyesinde barındıran, dünyadaki doğal lagün göllerinden birisidir. Küçükçekmece Gölü'nde yapılan su kalitesi izleme çalışmalarında, su ve sediment yapıda önemli konsantrasyonlarda demir, bakır ve çinko metallerine rastlanmıştır (Üstün vd.2005). Bu çalışmada, Küçükçekmece Gölü'nden, ötröfikasyon döneminde alınan su örneklerinden izole edilen siyanobakteri izolatlarının Fe+2, Cu+2 ve Zn+2 metallerini biyosorpsiyonu/biyobirikimi incelenmiştir.Bu çalışmada önce, gölden izole edilmiş 5 siyanobakteri izolatının, Fe+2, Cu+2 ve Zn+2 metallerinin 1-20 ppm konsantrasyonunda, 14 günlük periyotta klorofil-a ölçümü yapılarak gelişim eğrileri çıkarılmıştır. Ayrıca probit analizi ile metallerin izolatlar üzerine toksisite konsantrasyonları belirlenmiştir. Bu çalışmalar sonucunda, Synechocystis sp. E35 izolatının her üç metale de diğer izolatlara göre daha fazla dirençli olduğu saptanmıştır.Genellikle alıcı ortamlarda birden fazla metal bir arada bulunmaktadır. Bu çalışmada E35 izolatının, Fe+2, Zn+2 ve Cu+2 metallerinin tekli, ikili ve üçlü karışımlarında biyosorpsiyon/biyobirikim kinetiği, bakterinin optimum gelişme koşullarında (23 °C, pH 7) irdelenmiştir.Tekli metallerle yürütülen, biyosorpsiyon/biyobirikim denemeleri sonuçları incelendiğinde, sudan (duru fazdan) hücre yüzeyine metallerin geçiş hızı sırasıyla; Cu+2 > Zn+2 > Fe+2; hücre yüzeyinden hücre içine metal geçiş hızı ise, Fe+2>Cu+2 > Zn+2 şeklinde sıralanmaktadır.İkili metal çözeltilerinde, sudan hücre yüzeyine metal geçiş hızı sıralaması Zn+2 >Cu+2 > Fe+2; hücre yüzeyinden hücre içine geçiş hızı ise Fe+2 > Cu+2 > Zn+2 şeklinde sıralanmaktadır.Üç metalin bir arada bulunması halinde, sudan hücre yüzeyine metal geçiş hızı sıralamasının Zn+2 ? Fe+2 >Cu+2 olduğu görülmektedir. Hücre yüzeyinden hücre içine geçiş hızı ise Fe+2 >Zn+2>Cu+2 şeklinde sıralanmaktadır.Dirençli izolatın doğal ortamdaki davranışlarına yaklaşımlar yapabilmek amacıyla; Küçükçekmece Göl'ünden alınmış doğal su örneğiyle biyosorpsiyon/biyobirikim denemeleri yapılmıştır. Çalışmanın bu aşamasında da dirençli izolatın, en çok Fe+2 iyonlarını, daha sonra Cu+2 ve en az Zn+2 iyonlarını hücre içine aldığı görülmüştür.Synechocystis sp. (E35) izolatı ile yapılan Fe+2, Zn+2 ve Cu+2 denemeleri sonucunda, biyosorpsiyonun hem Freundlich hem de Langmuir izoterm modeline uyduğu görülmektedir.Fe+2, Cu+2 ve Zn+2 metallerinin, Synechocystis sp. (E35) izolatının morfolojik yapısında meydana getirdiği değişiklikler ve izolatın bu metallere karşı oluşturduğu savunma mekanizmaları, elektron mikroskobu görüntüleri ile ortaya konulmuştur. 10 ppm Fe+2'e maruz bırakılan Synechocystis sp. (E35) izolatına ait elektron mikroskobu görüntülerinde, hücre dışı polisakkarit (HDP) yapılar gözlemlenmiştir. 10 ppm Zn+2 ve 5 ppm Cu+2 iyonları ise Synechocystis sp. (E35) izolatında, demirde görüldüğü kadar yoğun olmamakla birlikte, hücre dışı polisakkarit oluşumuna sebep olmuştur.
Tavuk çiftliği atıklarının havasız çamur yataklı reaktörde arıtılabilirliği
Bu çalışmada, tavuk çiftliklerinden kaynaklanan atıkların iki adet laboratuar ölçekli Havasız Çamur Yataklı Reaktör (HÇYR) sistemi ile arıtılmasında, farklı işletme koşullarının arıtma verimi ve biyogaz üretimi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. 2 farklı deney seti (1+8 ve 1+6) ve 2 ayrı hidrolik bekletme süresi (?h = 15.7 gün ve ?h = 12 gün) ile çalışılmış olup, toplam 4 farklı kararlı durum esas alınmıştır.Birinci bölümde, tavuk atıklarından kaynaklanan problemler ve çalışmanın esasları kısaca açıklanmıştır. İkinci bölümde, kümes ve çiftlik hayvanlarından kaynaklanan atıkların havasız sistemlerde arıtılması konusunda yapılan detaylı bir literatür araştırmasının bu çalışmaya yönelik önemli bulguları özetlenmiştir.Üçüncü bölümde, çalışmada kullanılan tavuk atıklarının genel özellikleri, HÇYR sisteminin teknik özellikleri, devreye alma çalışmaları, kullanılan ekipmanlar ve çalışmada kullanılan analitik prosedürler verilmiştir.Dördüncü bölümde birinci (1+8) ve ikinci (1+6) deney setlerine ait deneysel sonuçlar ve değerlendirmeler verilmiştir. Aynı bölümde, , çalışmada kullanılan granüler aşı çamurun morfolojik özellikleri, SEM (Scanning Electron Microscope) analizi sonuçları ve granüler aşı çamuru ile ilgili hidrodinamik hesaplamalar ve HÇYR sisteminin çamur kolonu davranışları incelemek maksadıyla yapılan deneysel çalışmaların sonuçları verilmiştir.Son bölümde, birinci (1+8) ve ikinci (1+6) deney setlerinden elde edilen kararlı hal verileri için DataFit® mühendislik programı (version 8.1.69, Copyright© 1995-2005 Oakdale Engineering) ile matematiksel modelleme çalışmaları (nonlineer regresyon analizi ve kinetik modelleme) yapılmıştır. Nonlineer regresyon analizi çalışmasında, deneysel sonuçlara bağlı olarak TKOİ giderme veriminin (ES), günlük üretilen biyogaz miktarının (Qg) ve sistemden çıkan TKOİ konsantrasyonunun (Se) tahmin edilmesine yönelik nonlineer modelleme çalışmasına ait detaylı sonuçlar verilmiştir. Ayrıca, kararlı hal verileri kinetik bakımdan 4 farklı modele (Chen-Hashimoto kinetik modeli, Stover-Kincannon kinetik modeli, Grau vd. 2. mertebe kinetik modeli ve logaritmik kinetik model) göre değerlendirilmiştir. Elde edilen kinetik katsayılar literatür verileri ile mukayese edilmiş ve hesaplanan değerler, kullanılan atık tipi ve organik yükleme koşulları açısından yorumlanmıştır.
Ayrı toplamanın kompostlaştırma üzerindeki etkisi
Bu çalışmada İstanbul'da günde ortalama 14.000 ton üretilen evsel katı atıkların karışık halde ve yalnız organik kısımlarının kompostlaştırılması karşılaştırmalı olarak ele alınarak ayrı toplamanın kompostlaştırma üzerindeki etkisi araştırılmıştır. RO; Evsel katı atıkların organik kısımlarının kompostlaştırıldığı reaktörü ve RK karışık evsel katı atıkların kompostlaştırıldığı reaktörü temsil etmektedir. Reaktörlere beslenen atıklar İ.B.B Geri Kazanım ve Kompost Tesisi'nden temin edilmiştir.Kompostlaştırma işlemi 8 haftada tamamlanmıştır. Prosesin başlangıcında pH, iletkenlik, su muhtevası, organik madde muhtevası, Toplam Kjeldahl ve amonyum azotu, ağır metal içeriği, KOİ ve C/N; Alınan haftalık numunelerde pH, iletkenlik, su muhtevası, organik madde, KOİ; Proseste oluşan sızıntı sularında pH, elektik iletkenliği ve KOİ; Proses sonunda elde edilen karışık ve elenmiş üründe (ince kompost) ürün kalitesinin belirlenmesi amacıyla pH, iletkenlik, su muhtevası, organik madde, Toplam Kjeldahl ve amonyum azotu, ağır metal, KOİ, C/N, fitotoksisite analizleri ile yabancı madde karakterizasyonu ve Salmonella Tayini yapılmıştır.RO ve RK reaktörlerinden elde edilen ürünlerin pH değerleri sırasıyla 7.83 ve 7.85; Su muhtevası %20 ve %33; organik madde muhtevası %26 ve %21; TKN 7900 (mg/kg) ve 5000 (mg/kg); NH3-N 59 (mg/kg) ve 62 (mg/kg); C/N değerleri ise 12 ve 15 olarak ölçülmüştür.Reaktörlerden elde edilen kompost numulerinin ağır metal değerleri RO ve RK için sırasıyla Mn 453; 572 mg/kg; Cu 155; 128 mg/kg; Zn 567; 352 mg/kg; B 48; 53 mg/kg; Cd 0.83; 1.36 mg/kg; Pb 84; 634 mg/kg; Ni 105; 96 mg/kg; Cr 222; 99 mg/kg; Co 10; 99 mg/kg olarak ölçülmüştür.Yapılan fitotoksisite testlerinde RO'nun %25'lik ve %50'lik karışımlarında bitkiye uygunluk değerleri %92 ve %86; RK'nın %25'lik ve %50'lik karışımlarında bitkiye uygunluk değerleri ise sırasıyla %90 ve %84 olduğu ve her iki reaktörden elde edilen ürünün toksik olmayan sınıfında olduğu görülmüştür.Her iki reaktörden elde edilen kompost numunelerinde Salmonella sp.'ye rastlanılmamış, numunelerin hijyen şartlarını sağladığı tesbit edilmiştir.Katı atıkların ayrı toplanarak kompostlaştırılması daha nitelikli ürün elde edilmesi bakımından ve kompostlaştırma tesislerine karışık halde gelen katı atıkların ayrılması için harcanan zaman, iş gücü ve paradan tasarruf edilecek olması bakımından oldukça önemlidir.Anahtar Kelimeler: Katı atık, kaynağında ayırma, kompostlaştırma, kompost kalitesi
Deniz deşarjlarında kirlilik dağılımının bilgisayar destekli incelenmesi
ÖZYÜKSEK L SANS TEZDEN Z DEŞARJLARINDA K RL L K DAĞILIMININ B LG SAYARDESTEKL NCELENMESZeyrek Alper KOCAMIŞÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜÇEVRE MÜHEND SL Ğ ANAB L M DALIDanışman: Doç. Dr. Galip SEÇK NYıl : 2006 Sayfa : 113Jüri : Doç. Dr. Galip SEÇK NProf. Dr. Ahmet YÜCEERProf..Dr. lyas DEHRBu çalışmada, U.S. EPA (Environmental Protection Agency) tarafındangeliştirilmiş Visual Plumes (VP) paket modelleme programı kullanılmıştır.Çalışmada şu anda faaliyette olan Kadıköy Atıksu Ön Arıtma ve Derin Deniz DeşarjıSistemi ölçüm ve proje verileri, VPLUMES'un UM3 ve DKHW alt modelleri için,birincil karışım bölgesinin seyrelme karakteristiği ve geometrisi üzerinde durularak,su içine deşarj edilen atık suyun deşarj hattı dizaynı, difüzörlerden yayılım veanalizleri tahmin etmek amacıyla kullanılmış ve sonuçlar birbiriyle karşılaştırılmıştır.Çalışma sonucunda, gerçek projedeki verilerle örtüştüğü, kaynaktanuzaklaştıkça seyrelmenin giderek arttığı, oluşturulan senaryolarda proje verileri vefaaliyette olan tesis arasındaki dizayn farklılıklarının seyrelmeyi etkilemediği ve faaldizaynın daha ekonomik olduğunu, Boğaz üst tabakasından gelebilecek ters akıntısenaryosunda atıksuyun bir kısmının Marmara Denizi'ne seyrelerek geridönebileceği tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler : VPLUMES, Modelleme, Derin Deniz Deşarjı, Seyrelme
Reaktif boyar maddelerin canlı aktif çamur biyokütlesi tarafından adsorplanabilme özelliklerinin incelenmesi
ÖZYÜKSEK L SANS TEZREAKT F BOYAR MADDELER N CANLI AKT F ÇAMUR B YOKÜTLESTARAFINDAN ADSORPLANAB LME ÖZELL KLER N N NCELENMESFatma Elçin ERKURTÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜÇEVRE MÜHEND SL Ğ ANAB L M DALIDanışman: Doç. Dr. Mesut BAŞIBÜYÜKYıl : 2006 Sayfa : 57Jüri : Doç. Dr. Mesut BAŞIBÜYÜKProf. Dr. Ahmet YÜCEERProf. Dr. lyas DEHRBu çalışmada canlı aktif çamurun iki reaktif boyar madde Reactive Black 5ve Cibacron Yellow HR'yi adsorplama kabiliyeti incelenmiştir. Reactive Black 5 veCibacron Yellow HR boyar maddelerinin aktif çamur tarafından maksimumadsorplanma kapasiteleri sırasıyla 26.04 mg/G ve 4.66 mg/g'dır. Aynı zamanda buboyar maddelerin canlı aktif çamur biyokütlesi tarafından adsorplanma kinetiği deincelenmiştir. Her iki boyar maddenin de aktif çamurla adsorpsiyonunun yalancıikinci dereceden hız modeline uyduğu görülmüştür. Hem RB5 boyar maddesininhem de CBYHR boyar maddesinin (-1.2 ve -1.48 kJ/mol) aktif çamurlaadsorpsiyonunun Gibbs serbest enerjileri negatif olarak bulunmuştur. Bu değerinnegatif olması, adsorpsiyonun kendiliğinden gerçekleştiğini göstermektedirAnahtar Kelimeler : Abiyotik Giderim, Reaktif Boyar Madde, Kinetik, zoterm
Anaerobik filtrelerde substrat giderme kinetiğine sıcaklığın etkisinin incelenmesi
ÖZYÜKSEK L SANS TEZANAEROB K F LTRELERDE SUBSTRAT G DERME K NET Ğ NESICAKLIĞIN ETK S N N NCELENMESSelin YÜCEERÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜÇEVRE MÜHEND SL Ğ ANAB L M DALIDanışman: Prof. Dr. Ahmet YÜCEERYıl : 2006 Sayfa : 95Jüri : Prof. Dr. Ahmet YÜCEERDoç. Dr. Mesut BAŞIBÜYÜKProf. Dr. lyas DEHRBu çalışmada, farklı kirlilik yüküne sahip sentetik atıksuların, farklısıcaklıklarda arıtım veriminin incelenmesi amacı ile laboratuar ölçekli yukarı akışlısabit yataklı reaktör, seçilen sentetik atıksu ile 25 ve 35 ºC sıcaklıklardabeslenmiştir.Reaktöre 24 saatlik bekletme süresinde ilk önce 35 ºC'de sırasıyla 3, 6, 9, 12ve 15 g KO /L kirlilik yüküne sahip sentetik atıksu beslenmiştir. kinci aşamada iseaynı yüklemeler 25 ºC'de yapılmıştır. Reaktör çıkışında KO , pH, alkalinite, AKMve NH3-N değerleri ile reaktörde üretilen gaz hacmi incelenmiştir. Elde edilensonuçlar Stover-Kincannon Kinetik Modeli'ne uyarlanarak her iki sıcaklık içinsonuçlar yorumlanmıştır.Yapılan çalışmalar sonucunda, anaerobik filtre sisteminin 35 ºC sıcaklıkta%90'nın üzerinde arıtım verimiyle çalıştığı gözlenmiştir. Diğer koşullar aynıtutulduğunda 25 ºC sıcaklıkta %80 civarında KO giderim verimi elde edilmiştir.Deney sonuçlarının kinetik modele uyarlanmasıyla 35 ºC için Umax: 76,336 g/L-gün,KB: 76,31 g/L-gün ; 25 ºC için Umax: 41,49 g/L-gün, KB: 42,88 g/L-gün değerleri eldeedilmiştir. Elde edilen kinetik sabitlerin biribirine oldukça yakın olduğu ve düşüksıcaklıkta bile yüksek arıtım veriminin elde edilebildiği gözlenmiştir.Anahtar Kelimeler : Anaerobik Filtre, Düşük Sıcaklık, Stover Kincannon
HAD (hesaplamalı akışkanlar dinamiği) bilgisayar modellemesi kullanılarak anoksik tank hidroliğinin incelenmesi
Bu çalışma, HAD (Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği) modelinin atık suarıtma sistemlerinde mevcut ekipmanların tasarımının ve sistem çalışma veriminingeliştirilmesindeki uygulanabilirliğini göstermektedir. Bu çalışmada, daha önce HADkullanılarak modellemesi yapılmış ve hidrolik davranışı incelenmiş olan İsveç'inGöteborg şehrinde yer alan atık su arıtma tesisindeki anoksik tank, HAD modeliyardımı ile geometrisi, mikserleri ve giriş profili geliştirilmesi amaçlanarak tekrar elealınmıştır. Tank 60 m uzunluğunda, 10.85m derinlikte ve 6.1m genişliktedir. Tanküzerinde, hidrolik alıkonma süresi ve dağılımı eğrisi oluşturmak amacıyla yapılantam ölçekli izleyici testlerinden çıkan sonuçlardan elde edilen grafikler kullanılarakmodelleme sonuçları karşılaştırılmıştır. İnceleme sonucunda 3 farklı sonuçdeğerlendirilmiştir. Daha önce kullanılan basit geometriden elde edilen modellemesonucu, geometrisi, giriş profili geliştirilmiş 0,55 m/s ve 1,1 m/s'lik mikser hızlarınınkullanıldığı 2 yeni modelleme sonucu, tam ölçekli izleyici testleri sonuçları ilekarşılaştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: HAD, Hidrolik alıkonma süresi ve dağılımı eğrisi, AnoksikTank
İşletmelerin TS- ISO 14000 standartlarını uygulama kararlarına etki eden faktörlerin belirlenmesi
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİİŞLETMELERİN TS- ISO 14000 STANDARTLARINI UYGULAMAKARARLARINA ETKİ EDEN FAKTÖRLERİN BELİRLENMESİHatice Kübra TAÇÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALIDoç. Dr. Fuat BUDAKDanışman:2006 Sayfa : 107Yıl :Doç. Dr. Fuat BUDAKJüri :Prof. Dr. Ahmet YÜCEERYrd. Doç. Dr. S. Noyan OĞULATABu çalışmada işletmelerin ISO 14000 Çevre Yönetim Sistemleri Standartlarınıuygulama yada uygulamama kararlarına etki eden faktörlerin lojistik regresyonmodeli yardımıyla belirlenmesi amaçlanmıştır.Bu kapsamda işletmeler iki grupta elealınmıştır. ISO 14000 Çevre Yönetim Sistemleri Standartları'nı uygulayan işletmelerve uygulamayan işletmeler. Araştırma anket çalışmasına dayanmaktadır. Elde edilenveriler Ï2 testi ile analiz edilerek işletmelerin standartları uygulama kararlarına etkieden istatistiksel olarak anlamlı faktörler belirlenmiş ve bu faktörler için lojistikregresyon modeli uygulanmıştır. İşletmelerin standartları uygulama kararlarındaetkili olan faktörler; işletmelerin ISO 9000 standartlarını uygulama durumu, yabancıortakların istekleri, tedarikçilerin baskısı, müşteri memnuniyeti, atık ayrımı, işletmebüyüklüğü, proses iyileştirme çalışmaları ve çevre dostu ürünler sunma isteği olarakbelirlenmiştir.Anahtar Kelimeler : ISO 14000, Çevre Yönetim Sistemi, Lojistik Regresyon,Baskı UnsurlarıI
Evsel atıksu arıtma tesislerinde debi-maliyet ilişkileri
Bu çalışmada, bilgisayar programı kullanılarak, evsel atıksuların arıtılmasıiçin kullanılan alternatif atıksu arıtma proseslerinin maliyet-debi ili kileriincelenmi tir. Maliyetler, evsel atıksu arıtma tesisleri alternatifleri için farklı debimiktarlarında incelenmi ve tesislerin; ilk yatırım maliyetleri, i letme ve bakımmaliyetleri, birim atıksu maliyetleri ve arazi maliyetleri, debi-maliyet e rileriyleortaya konmu tur. Ayrıca atıksu arıtma sistemi modifikasyonları seçiminde SuKirlili i Kontrolü Yönetmeli indeki de arj standartları parametreleri göz önünealınarak prosesler boyutlandırılmı ve farklı prosesler içeren alternatif arıtmatesisleri birbirleriyle kar ıla tırılmı tır.Anahtar kelimeler: Evsel Atıksular, Arıtma, Yatırım ve letme Maliyetleri, Debi-Maliyet li kileriI
Çukurova bölgesinde yapay sulak alan teknolojisinin kırsal alanda kullanımının araştırılması
Çukurova Bölgesinde kırsal alanda yapay sulak alanların evsel atıksularıarıtmadaki performansını incelemek amacıyla yapılan bu çalışmada doğal arıtımprojesi kapsamında Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce pilot köy olarak seçilenYeniyayla Köyündeki evsel atıksu arıtım yapay sulak alanının Haziran 2005'tenAğustos 2005'e kadar olan yaz dönemindeki on haftalık dönem boyunca performansıizlenmiştir.Bekletme süresi yaklaşık iki gün olan sulak alandan haftalık olaraknumuneler alınmış ve giriş ve çıkış suyu için BOİ, KOİ, AKM, pH ve EC analizleriyapılmıştır. Bu süre boyunca mevsimsel olarak sıcaklık, nem ve yağış parametreleriizlenmiştir. Çalışma süresi içerisinde sulak alanın BOİ, KOİ ve AKM giderimlerinin%90 civarında olduğu gözlenmiştir. Ancak dönem dönem KOİ giderimperformansının %70'in altına düşmesinden dolayı KOİ giderimi deşarjstandartlarının üzerinde kalmıştır. Sulak alana atıksu foseptikten geldiği için oldukçadüşük AKM değerine sahiptir. Bu nedenle AKM giderim performansı olarak sulakalan çalışma süresi boyunca standartları sağlamıştır. Sistemde zaman zamantıkanmalar meydana gelse de bu tıkanıklıklar giderildikten sonra sistem normalçalışma kapasitesine dönmüştür.Dünyadaki diğer benzerleri gibi tasarlanan Yeniyayla Köyündeki sulak alanda gösterdiği performansla bu sistemlerin Çukurova Bölgesi için uygulanmasındaherhangi bir sakınca olmadığını kanıtlamıştır.Anahtar Kelimeler: Yapay sulak alanlar, kırsal alan, evsel atıksu arıtımıI
Baraj göllerinden su temininde derinliğin su kalitesine etkileri
ÖZYÜKSEK L SANS TEZBARAJ GÖLLER NDEN SU TEM N NDEDER NL Ğ N SU KAL TES NE ETK LERDEMET DURHASANÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜÇEVRE MÜHEND SL Ğ ANA B L M DALIDanışman : Yrd. Doç. Dr. Zeliha SelekYıl : 2006, Sayfa : 56Jüri : Yrd. Doç. Dr. Zeliha SELEKProf. Dr. Ahmet YÜCEERProf. Dr. Recep YURTALBu çalışmada baraj göllerinden su temininde derinliğin su kalitesine etkileriincelenmiştir. Bu amaçla Çatalan Barajı göl suyundan Aralık 2004-Ekim 2005tarihleri arasında 2 farklı istasyondan toplam 8 numune alınmıştır. Çalışma süresinceÇatalan Barajı göl suyundan alınan numunelerin pH' ının 5,90-8,30, elektrikseliletkenliğinin 365-470 µS/cm, Toplam Sertliğinin 175-220 mg/l CaCO3,Alkalinitesinin 120-192 mg/l CaCO3, ÇKM'nin 256,20-329mg/lt, Sıcaklığının 0,9-30 C0, Rüzgar hızının 0-6,5 m/s, derinlik göstergesinin 1-4,5 m arasında değiştiğitespit edilmiştir. Farklı noktalardan alınan su numunelerinde su kalitesi yönündenfazla fark gözlenmemiştir.Anahtar Kelimeler : Su kalitesi, Çatalan Barajı, Yüzey Suları.
Yukarı akışlı anaerobik filtre reaktöründe glikoz giderim kinetiğinin araştırılması
Bu çalışmada, mezofilik koşullarda işletilen anaerobik filtre reaktöründe glikozun giderim kinetiği incelenmiştir. Bu amaçla reaktöre 24 saatlik hidrolik bekletme süresinde 5 farklı organik yükleme yapılmıştır. Yapılan organik yüklemeler sırasıyla 3, 6, 9, 12 ve 15 g KOİ/Lgün eşdeğeri glikozdur. Yapılan çalışma sonucunda, 3, 6, 9, 12 g KOİ/Lgün organik yüklemelerde % 94-98 arasında arıtma verimi elde edilirken, 15 g KOİ/Lgün yüklemede KOİ giderimi % 66'ya kadar gerilemiştir. Ayrıca çalışmadan elde edilen sonuçlar Stover- Kincannon kinetik modeline uygulanmış ve kinetik sabitler Umax ve KB sırasıyla 102.01 g/LGün, 102.04 g/LGün olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler : Anaerobik Filtre, Kinetik, Stover Kincannon
Termik santral uçucu kül tiplerinin atık sulardaki fenolün adsorpsiyon yöntemi ile giderim etkinliklerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada, 2003-2005 yılları arasında Adana Şehir Kanalizasyon şebekesine bağlı Fevzi Çakmak Öğrenci yurduna ait çeşitli aralıklarla 2 saatlik kompozit numuneler şeklinde alınmış evsel atıksudaki fenolün, Afşin Elbistan, Seyitömer ve Soma uçucu külleri ile yapılan adsorpsiyon işlemi ile giderilmesi başlangıç pH, çalkalama süresi ve adsorban dozuna göre incelenmiş ve uçucu külün etkinliği ticarette adsorban olarak kullanım alanına sahip toz aktif karbon ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca elde edilen datalar, Langmuir ve Freundlich adsorpsiyon izotermlerine göre değerlendirilmiştir. Deneysel bulgular fenol adsorpsiyonunda optimum pH ın Afşin-Elbistan, Seyitömer uçucu külleri ve toz aktif karbon için 5, Soma uçucu külü için 6 olduğunu göstermiştir. Bu optimum pH değerinde denge koşullarına 6 saatte ulaşılmıştır. Uçucu küller (Afşin-Elbistan, Seyitömer, Soma) ve toz aktif karbon için denge koşullarında sırasıyla %65, % 80, %55, %85 fenol giderimi sağlanmıştır. Deneysel verilerin adsorpsiyon izotermlerine göre değerlendirilmesi sonucunda her dört adsorbanında Langmuir izotermine daha iyi uyduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Adsorpsiyon, Uçucu Kül, Aktif Karbon, Atıksu, Fenol,
Reaktif boyar maddelerin canlı aktif çamur biyokütlesi tarafından adsorplanabilme özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada canlı aktif çamurun iki reaktif boyar madde Reactive Black 5ve Cibacron Yellow HR'yi adsorplama kabiliyeti incelenmiştir. Reactive Black 5 ve Cibacron Yellow HR boyar maddelerinin aktif çamur tarafından maksimum adsorplanma kapasiteleri sırasıyla 26.04 mg/G ve 4.66 mg/g'dır. Aynı zamanda bu boyar maddelerin canlı aktif çamur biyokütlesi tarafından adsorplanma kinetiği de incelenmiştir. Her iki boyar maddenin de aktif çamurla adsorpsiyonunun yalancı ikinci dereceden hız modeline uyduğu görülmüştür. Hem RB5 boyar maddesinin hem de CBYHR boyar maddesinin (-1.2 ve -1.48 kJ/mol) aktif çamurla adsorpsiyonunun Gibbs serbest enerjileri negatif olarak bulunmuştur. Bu değerin negatif olması, adsorpsiyonun kendiliğinden gerçekleştiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler : Abiyotik Giderim, Reaktif Boyar Madde, Kinetik, İzoterm
Aşağı Seyhan Ovası (ASO)'nda su kaynaklarının geliştirlmesi ile lagünlerin ilişkisi
Bu çalışmada, Çukurova lagün zincirinin su bütçesine dayalı olarak, Ceyhan-Seyhan-Berdan havzalarında, baraj, sedde, sulama şebekeleri, drenaj sistemleri vasıtasıyla büyük ölçüde geliştirildiği gözönüne alınarak, lagüner sistemin projesiz ve projeli koşullarda havzalarının hidrolojisi incelenmiştir. Lagün havzalarına ve su bütçesine dönük çalışmaların önemi ortaya konularak, Çukurova Lagün Zincirinde bundan sonra yapılacak çalışmalara yön vermek amaçlanmıştır. Lagünlerin projesiz ve projeli havza büyüklükleri, havzalardaki sulu tarım ve kuru tarım veya tarım yapılmama durumları esas alınarak, lagün aylık akımları hesaplanmış ve karşılaştırılmıştır.
Eğitim kurumlarında akustik konfor parametrelerinin eğitim üzerindeki etkisinin araştırılması
İnsanoğlunun hedeflediği kaliteli bir yaşam standardının yakalanması, hayatın tüm alanlarında insanlar arasında etkili bir iletişimin olması ile sağlanabilir. Konuşmanın kalitesi ve anlaşılabilirliği tüm alanlar için oldukça önemli bir konudur. Mekanların eğitim yapıları veya sınıflar gibi yerler olması bu önemi daha da arttırmaktadır. Duyma ve anlama üzerinde önemi rolü olan sınıf içi ve sınıf dışı fiziksel parametrelerin optimum düzeylere sahip olması gerekmektedir. Sınıf-konuşma-anlaşılabilirliğin bir fonksiyonu olan sınıf içi gürültü düzeyi bu fiziksel parametrelerin en önemlilerindendir. Sınıfların kullanım amacı herhangi bir çaba sarf etmeden konuşulanın rahatlıkla duyulup anlaşılmasıdır. Bu açıdan gürültünün rahatsızlık unsuru göz önünde tutulacak olursa eğitim yapılan diğer yapı türlerine göre daha fazla bir hassasiyete sahip olduğu görülür. Bu tez çalışmasında öncelikle İstanbul Fatih ilçesinde tüm liselerin dış ortam gürültüleri tespit edilerek ne kadarlık bir gürültüye maruz kaldıkları ve bu gürültünün kaynağının ne olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma tüm bu liselerin standartları aşan bir dış ortam gürültü düzeyine sahip olduklarını göstermiş ve bu gürültülerin de temel kaynağının trafik olduğu saptanmıştır. Pertevniyal ve Şehremini liseleri en yüksek dış ortam gürültüsüne maruz kalan okullar olarak belirlenmiş ve gürültünün dersi öğrenme ve anlama üzerinde etkisin belirlemek için pilot okullar olarak seçilmiştir. Pertevniyal ve Şehremini liselerindeki sınıflarda dış ortam ve iç ortam gürültü düzeyleri pencerelerin kapalı ve açık olması gibi farklı durumlarda hem hesapla hemde ölçme yoluyla belirlenmiştir. Ayrıca bazı iç ortam akustik kriterlerinden olan reverberasyon süresi, netlik, dolaylı ses düzeyi, yansışmış ses düzeyi gibi parametreler sınıfın fiziksel özellikleri dikkate alınarak hesaplanmıştır. Bu çalışmanın sonucunda her iki okulda da sınıf içi gürültü düzeylerinin ders esnasında daha yüksek olduğu ve sınıfların fiziki ortam şartlarının uygun olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca gürültünün öğrenme ve anlamada nasıl bir etki yaptığını ortaya çıkarmak amacıyla her iki okulda toplam 10 adet sınıfta bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu anketle aynı zamanda iç ortam gürültü düzeyi ile öğrencilerin dersi anlayabilirliği arasında bir ilişki ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Anket çalışması sonucunda öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun mevcut iç ortam gürültü düzeyinden rahatsız oldukları ortaya çıkmıştır. Ölçülen iç ortam konfor parametreleri ile anket sonuçlan arasındaki ilişkilerin ortaya konulması için öncelikle sınıfların uygunsuzluğunu ortaya çıkaracak sorular değerlendirilmiş ve bu soruların cevaplarına 0 ile 10 arasında uygunsuzluk dereceleri verilmiştir, korelasyon analizi sonucunda iç ortam gürültü düzeyi ile anket çalışması sonuçlan arasında yüksek bir korelasyon katsayısının (r=0,829) varlığı belirlenmiştir. Eğitim yapılarının sahip olduğu yüksek düzeyde dış ortam gürültü düzeyleri nedeni ile iç ortam gürültü düzeylerinin de arttığı ve bunun da öğrenme üzerine olumsuz etki yapan en önemli parametre olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, okullar için kabul edilebilir dış ortam sınır gürültü düzeyi için çözümler de araştırılmıştır. Bunun için yol ile okul araşma konulabilecek farklı türden gürültü azaltıcı bariyerler araştırılarak, bariyer türü ve taşıt hızlarına göre okul-yol arası mesafeler için bir standart geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Dış ortam gürültüsü, İç ortam gürültüsü, Trafik, Eğitim yapılan, Hacim akustiği,
Yer seviyesi ozon kirliliğine neden olan parametrelerin İstanbul ili için incelenmesi
ÖZETEndüstrileşme ve taşıt sayısının artmasına paralel olarak havaya verilen kirletici miktarı daartmaktadır. Yer seviyesi ozonu ortama verilen bu kirleticilerden azot oksitler vehidrokarbonlar gibi birincil kirleticilerin güneş enerjisi eşliğinde fotokimyasal reaksiyonlarısonucu oluşmaktadır.Uzun yıllardır taşıtlar, endüstriyel tesisler ve evsel kaynaklar ozon öncü maddelerini havayavermektedirler. Ancak ozonun meydana gelmesi için gerekli olan güneş enerjisinin yazaylarında fazla olması, ozon kirliliğinin mevsimsel bir problem olarak yaz aylarındakarşımıza çıkmasına neden olmuştur.İstanbul'da yapılan ölçüm sonuçları da yaz sezonunda ozon seviyesinin yüksek olduğunugöstermektedir. Özellikle öğle saatlerinde ozonun maksimum seviyelerde olduğu ölçülmüştür.Akşam saatlerinde ise ozon tekrar düşüş göstermektedir.Bu çalışma kapsamında günümüzde gelişmiş ülkelerde sınır aşan bir kirletici parametre olaraktanımlanan ozonun oluşturduğu pik değerler incelenmiştir. Ozon konsantrasyonununartmasına neden olabilecek kirletici parametreler ile meteorolojik faktörlerin ilişkisinebakılarak ozonun farklı saatlerdeki davranışı incelenmiştir.Anahtar Kelimeler : İstanbul, Hava Kirliliği, Ozon, NOx, HC, Sıcaklık, Rüzgar Hızı, GüneşRadyasyonu.
Avrupa Birliği Çevre Mevzuatı ile Türkiye'deki mevcut durumun değerlendirilmesi
Topluluk çevre mevzuatının ulusal mevzuata aktarılması ve uygulanması, aday ülkelerin en temel yükümlülüğüdür. Müzakereler sürecinde, geçiş süreleri, mevzuat uyumu, çerçeve mevzuat, doğa koruma, iç pazar ile ilgili temel unsurlar (ürünlerle ilgili tüm mevzuat) için ve yeni tesislerle ilgili düzenlemelere ilişkin olarak verilmemektedir. Geçiş düzenlemeleri, ancak, uzun zamana yayılması gereken altyapı adaptasyonları gerektiğinde düşünülebilmektedir. Çevre mevzuatı uygulama maliyetlerinin yüksekliği nedeni ile çevre bölümü zor müzakere başlıklarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada Türkiye'deki Çevre İle İlgili Mevzuatın, AB çevre mevzuatına uyumunda karşılaşılan problemler özelinde incelenecektir.
Atık çamurlar ve doğal malzemeler ile sulardan florür iyonu gideriminin araştırılması
Su ortamlarındaki florür iyonunun kaynağı doğal formasyonlardan kaynaklanabildiği gibi yüksek konsantrasyonda florür içeren elektronik, cam, alüminyum ve demir çelik gibi endüstrilerin atıksu deşarjlarından da kaynaklanmaktadır. Florür iyonu, yüksek konsantrasyonlarında sucul ortam canlı hayatına ve içme sularında standart değerin üzerinde bulunması ile de konsantrasyona bağlı olarak, dişlerde kalıcı lekelere, iskelet sisteminde florosis hastalığına ve ileri boyutta toksik etkilere sebep olmaktadır. Bu tez çalışmasında, sulardan florür iyonu gideriminde alüminyum içeren bazı doğal malzemeler, endüstri tesisi atığı ve içme suyu arıtma tesisi alüm çamurlarının rolü araştırılmıştır. Mukayese yapabilmek ve giderme mekanizmaları hakkında deliller elde edebilmek için, alüminyum sülfat, alüminyum hidroksit, alüminyum oksit ve metalik alüminyum tozu gibi saf alüminyum bileşikleri ile de florür iyonu giderme çalışmaları yapılmıştır. Çalışmanın tümünde toplam 10 malzeme için deneysel araştırmalar yapılmıştır. Doğal malzemeler olarak, pomza, bentonit ve perlit, endüstriyel atık olarak, Seydişehir Alüminyum Tesisinden alman boksit çamuru ve içme suyu arıtma tesisi atığı olarak da Kağıthane ve Ömerli İçme Suyu Arıtma Tesislerinden alınan alüm çamurları kullanılmıştır. Çalışmalar, kesikli deney şartlan kullanılarak, içme suyu ve endüstriyel ölçekte florür iyonu gideriminin araştırılması, materyallerin aktifleştirilmesi/rejenerasyonu ve su ortamındaki bazı farklı anyonların florür giderimi üzerindeki etkisinin belirlenmesi hedeflerine yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda, pomza ve bentonitin yapılarında bulunan alüminyum bileşiklerine ve yapılan aktifleştirme işlemlerine rağmen, florür iyonu giderimi sağlamadığı görülmüştür. Boksit çamuru ve perlit ise aktifleştirilerek iyi bir florür iyonu tutucu materyal özelliği kazandırılmıştır. Kurutulmuş Kağıthane ve Ömerli alüm çamurları ile doz ve dane çapma bağlı olarak %50-%90 aralığında florür iyonu giderimi başarılmıştır. Alüm çamuru ile elde edilen basan nedeniyle yüksek konsantrasyonda florür iyonu içeren endüstriyel atıksulan antmak için de araştırma yapılmış ve uygulamaya yönelik tatminkar sonuçlar elde edilmiştir. Çalışılan malzemelerin aktifleştirme ve rejenerasyondan sonra kullanılması sonucunda meydana gelen madde kaybı ve malzemelerin kullanılması ile su kalitesi üzerine olan etkileri de araştmlmış ve aktifleştirme ve rejenerasyondan sonra alüm çamurunun daha iyi tutma kabiliyeti kazandığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Florür, Florür Giderimi, Alüm Çamuru, Adsorpsiyon, Doğal Malzemeler
Adana Sofulu düzensiz çöp depolama sahasından alınan çöp sızıntı sularının laboratuvar ölçekli ortamda bitkisel yolla azot- fosfor ve ağır metal gideriminin araştırılması
Bu çalısmada Typha latifolia bitkisi ile Adana Sofulu Düzensiz Çöp Depolama Sahasından alınan çöp sızıntı suyunda bulunan kirletici parametrelerin bitkisel yolla iyilestirilmesi arastırılmıstır. Sistemde bitkinin yetistirme ortamı olarak bazaltik tüf kullanılmıstır. Sistemin hidrolik bekletme süreleri iki tekerrürlü olmak üzere 5, 10 ve 15 gündür. Sitemde çöp sızıntı suyu bitkiye sulama suyu olarak verilmis ve bitkinin ihtiyacı olan su, bu çöp sızıntı suyu ile karsılanmaya çalısılmıstır. Bu döngü ile çöplükten kaynaklanan çöp sızıntı suyunun bitkiler tarafından çevreye verebilecegi olumsuz etkilerin en aza indirilmesi ve giderilmesi hedeflenmistir. Arastırmada hidrolik bekletme sürelerine göre ortalama BO5, KO, AKM, TKN ve TP konsantrasyonları giderim verimleri incelenmis ve anılan parametreler sırayla % 68.49, % 64.54, % 82.58, % 93.79 ve %61.99 bulunmustur. Bünyesindeki baslangıç agır metal miktarı bilinen bitkilerin deneme sonu kök ve yaprak/gövdede olarak bünyesindeki agır metal birikimleri (mg/kg (kuru)) belirlenmistir. Bitki yetistirme ortamı olarak kullanılan bazaltik tüfün baslangıç ve deneme sonui agır metal içerikleri bulunmustur. Typha latifolia bitkisi ile Cr, Cu, Pb, Fe, Ni, Mn içeren çöp sızıntı suyundan sırasıyla % 10.50, % 94.00, % 86.45, % 61.85, % 68.91 ve % 72.20 oranlarında metal giderimi saglanmıstır. Bu pilot çalısma ülkemiz kosullarında her tür çöp depolama alanlarından kaynaklanan sızıntı suyu kirleticilerinin giderimi için örnek teskil edebilir.
Farmosetik maddelerin aktif çamur arıtma prosesinde abiyotik gideriminin incelenmesi
Bu çalışmada canlı aktif çamurun iki anti-inflammatuar ilaç olan Parasetamol ve Diklofenak'ı adsorplama kabiliyeti incelenmiştir. Temel adsorpsiyon çalışmaları parasetomol ve diklofenak'ın canlı aktif çamur tarafından adsorplandığını göstermiştir. Giderim verimi parasetamol için %53-69 ve diklofenak için bu değer %36-86 arasında değişmektedir.Yapılan denge deneylerinden elde edilen sonuçlar Langmuir ve Freundlich izoterm modellerine uygulanmış ve buna göre hem parasetamol (R=0.9987, Kf=2.5118, n=3.0998) ve hem de diklofenak'ın (R=0.9877, Kf=0.8692, n=2.6781) aktif çamur tarafından adsorpsiyonu Freundlich izotermine uyum gösterdiği görülmüştür. Bu iki ilacın canlı aktif çamur tarafından adsorplanma kinetikleri de incelenmiş olup, bu amaçla birinci derece, ikinci derece ve yalancı ikinci derece modellere uygunluğu incelenmiştir. Parasetamol ve Diklofenak'ın adsorpsiyon hızlarının yalancı ikinci dereceden hız modeline uyduğu bulunmuştur. Her iki ilacın ayrıca Gibbs serbest enerji değerleri de hesaplanmış olup, parasetamol için ?G0=-0.8123 kJ/mol ve diklofenak için ?G0=1.3718 kJ/mol değerleri bulunmuştur.. Anahtar Kelimeler : Abiyotik Giderim, İlaçlar, Parasetamol, Diklofenak, Kinetik.