Yıldız Technical University
Departman

İşletme Bölümü

Yıldız Technical University

772

Arşivlenen Tez

1

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yalın lojistik ve bir uygulama

Yalın Lojistik özellikle 90'lı yılların sonunda gündeme gelmeye başlamış ve 2000'li yıllarla birlikte uygulamaya geçirilmiş bir kavramdır. Bu nedenle konu hakkında yeterli sayıda bilimsel çalışma ve uygulama örnekleri oluşmamıştır. Özelikle Türkiye'de Yalın Lojistik son derece yeni bir kavram olup henüz bu konuda yapılmış akademik bir çalışmaya rastlanmamaktadır. Bu çalışma ile bu alandaki eksikliğin bir nebze de olsa giderilmesi ve Yalın Lojistik ile elde edilen avantajların değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Yalın Lojistik bir ütopyadır ve firmaların sürekli olarak ulaşmak istedikleri bir noktayı işaret eder. Yalın Lojistik firma içerisinde bazı süreçleri hızlandırmak isterken kaosa neden olacak etkenleri yok etmeğe çalışır. Yalın Lojistik ile müşteri memnuniyeti ön planda tutulurken aynı zamanda firmalar esneklik ve çeviklik kazanırlar. İstenmeyen durumlarla karşılaştıklarında hızlı bir şekilde cevap verebilir ve yeni duruma ayak uydurabilirler. Yalın Lojistik ile firmalar ile tedarikçiler arasında organik bağlar kurularak teslimatların ihtiyaç duyulan sürelerden erken ya da geç değil tam zamanında yapılmasının sağlanması amaçlanır. Yalın Lojistik kavramında ürün maliyeti yalnızca üretimden kaynaklanan maliyetleri değil, ürün ağacındaki malzemelerin siparişinden bitmiş ürünün müşteriye teslim edilmesine kadar geçen süreç içerindeki toplam maliyeti işaret eden Toplam Sahip Olma Maliyeti ile ifade edilir. Yalın Lojistiğin amacı ise bu toplam sahip olma maliyetini en düşük seviyede tutmaktır.Bu çalışmada uygulama örneği olarak Yalın Üretim yapan bir otomotiv firmasının ana tedarikçisi seçilmiş ve bu firma ile yapılan mülakat sonucunda elde edilen bilgilere dayanılarak yapılan değerlendirmeler sunulmuştur.

Tedarik zinciri yönetimiYalın üretim
Ali Ercan
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Basel - II kriterleri çerçevesinde bankalarda risk yönetimi

Dünya'da ve Türkiye'de Bankacılık sektöründe yaşanan finansal krizlerin Bankaların karlılığı üzerindeki etkisinin anlaşılması neticesinde Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi, IMF, Dünya Bankası ve Uluslararası Finans Enstitüsü gibi kuruluşlar piyasalarda finansal istikrarı artıracak yollar aramaya başlamıştır. Piyasaların yaşadığı olağanüstü durumlarda bankanın karşı karşıya kalabileceği zarar büyüklüğünü önceden ölçerek olağanüstü durumlara hazırlıklı olma imkanı tanıması, risklerin belirlenmesi, risklerin ölçülmesi ve sayısallaştırılmasını mümkün kılması nedeniyle risk yönetim sürecinin önemi anlaşılmış ve iyi bir risk yönetiminin doğru güçlü bir sermaye yapısı oluşturduğu tespit edilmiştir.Bu çalışmada, Basel II kriterlerin Türk Bankacılığı'nda risk yönetimi ve denetim süreçleri üzerindeki etkisi incelenmiş, Basel II'ye geçis yapmakta olan özel bir Türk bankası'nın sermaye yeterlilik oranı kredi riski, piyasa riski ve operasyonel riski hesaplanarak bulunmuş, bu hesaplamalarda operasyonel risk için 3 farklı yöntem (temel gösterge yaklaşımı, standart yaklaşım, alternatif standart yaklaşım) kullanılmış ve kullanılan bu 3 farklı yöntemin sermaye yeterlilik oranı üzerine etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte, aktif büyüklük olarak birbirlerine yakın iki özel Türk bankasının kredi riski, piyasa riski, operasyonel riski ve sermaye yeterlilik rasyoları karşılaştırılmış, son olarak da Türkiye'de kurulan ve faaliyet gösteren tüm mevduat bankalarının sermaye yeterlilik oranları ile yine bu bankaların bilançolarındaki farklı kalemleri, Şube Sayıları, Personel Sayıları ve borsaya kote olanlarının da piyasa değeri/defter değeri (PD/DD) oranları arasındaki ilişki incelenerek sermaye yeterlilik rasyosunu etkileyen faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır.

BankacılıkBasel kriterleriRisk yönetimi+1
Esin Demirel
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çokuluslu işletmelerin organizasyonu, organizasyon sorunları ve bir uygulama

Çokuluslu işletmeler, değişen ekonomik ve teknolojik koşulların etkisiyle ulusal alanda gösterdikleri faaliyetlerini ülkeleri dışına taşıyarak faaliyetlerine uluslararası düzeyde devam etmeyi amaçlamışlardır. Böylelikle özellikle kendilerinden daha az gelişmiş ülkelerin ekonomik durumlarından, bu ülkelerdeki ucuz üretim faktörlerinden faydalanarak dünya ekonomisinde sözü geçen büyük çaplı işletmeler durumuna gelmişlerdir. Bu çalışmanın amacı genel olarak çokuluslu işletme tanımını, işletmelerin Çokuluslulaşma süreçlerini, çokuluslu işletmelerin organizasyon tiplerini ve organizasyon sorunlarını ortaya koymaktır. Ana hatlarıyla çokuluslu işletme kavramı, dünyada yaygın olarak konumlanmış çokuluslu işletmelerin organizasyon yapıları ve organizasyon sorunları araştırmanın kapsamını oluşturmaktadır. Çokuluslu işletme kavramı kapsamında ise çokuluslu işletme tanımları, çeşitleri, tarihsel süreçleri ve ortak özellikleri yer almaktadır. Uygulama kısmında ise ilaç sektöründe uluslararası düzeyde faaliyet gösteren ABC olarak kodlanmış bir işletme ele alınarak örnek olay incelemesi yapılmıştır. Örnek olay çalışmasında ABC işletmesi hakkında genel bilgi, işletmenin tarihçesi, faaliyet konusu misyonu anlatılarak organizasyon yapısı ve organizasyon sorunları incelenmiştir. Uygulamada araştırma-inceleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada ABC işletmesi örnek olarak alınarak işletmelerin çokuluslu olma yolunda diğer ülkelerde önce küçük üretim tesisleri açarak zamanla her bir ülkede büyüyüp, büyük bir işletme oluşturdukları ve çokuluslu işletmelerin yavru işletmelerini önce bölge bazında ayırdıkları ve her bir işletmede de yine bölge ve ürün bazında ayrıma gittikleri sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın diğer bir sonucu da daha önceleri teknoloji yetersizliği sebebiyle karşılaşılan organizasyon sorunlarının günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte daha azaldığıdır .

Hakan Dinç
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni basel sermaye uzlaşısının (Basel II) KOBİ kredilerine etkileri

Yirminci yüzyılda, finans piyasalarında birbiri ardına ve etkileri uzun süren finansal krizler yaşanmıştır. Özellikle 1990'lı yıllarda yaşanan finansal krizlerin, küreselleşmenin bir sonucu olarak, bulaşma etkisi ile dünya piyasalarına da kolayca yayılabildiği gözlemlenmiştir. Yapılan incelemeler, meydana gelen bu krizlerin büyük ölçüde risk yönetimindeki yetersizliklerden kaynaklandığını ortaya koymuştur. Bu durum da, risk yönetimi konusunda uluslararası standartların oluşturulmasını ve denetim mekanizmalarının etkinliğinin artırılmasını gerekli kılmıştır. Bu amaçla, finansal sistem içerisinde yer alan bankalarda risk yönetim kalitesinin artırılmasının finansal piyasalarda da istikrarı sağlayacağı düşüncesiyle, bankacılık sektörüne yönelik olarak sermaye yeterliliği düzenlemeleri oluşturulmuştur. İlk olarak Basel I, ardından da bu düzenlemenin yetersizliklerini ortadan kaldırmak üzere daha üst standartlar getiren Basel II Sermaye Yeterliliği Düzenlemesi yayımlanmıştır. Basel II'nin getirdiği risk odaklı yaklaşımla bankacılık sektörünün yanı sıra, KOBİ'leri de dolaylı olarak etkileyeceği beklenmektedir.Bu çalışmada, Basel II Düzenlemesi kapsamındaki kriterlerin Türkiye'deki KOBİ'lerin kredilerine olası etkileri incelenmiş ve şirket derecelendirilmesine yönelik, İMKB'de işlem gören KOBİ nitelikli şirketlerin finansal verileri kullanılarak bir uygulama yapılmıştır.KOBİ'ler Türkiye ekonomisi içerisinde önemli bir paya sahip olmalarına rağmen, büyük bir çoğunluğu aile işletmesi olarak - kurumsal yapıdan uzak bir şekilde, kayıt dışı faaliyet göstermekte ve mali tablolarının düzenlenmesinde şeffaflık ilkesi gözardı edilmektedir. KOBİ'lerin Türkiye'deki bu durumu göz önünde bulundurulduğunda, Basel II ile birlikte bu işletmelerin bankalardan kredi sağlamaları aşamasında çeşitli güçlüklerle karşılaşmaları kaçınılmazdır. Basel II'nin Türkiye'de 2009 yılında yürürlüğe gireceği dikkate alınırsa; kalan süreçte eksikliklerini ve zayıf yönlerini ortaya koyarak kendilerine bir eylem planı hazırlayabilen ve bu plan çerçevesinde Basel II'nin gereklerine uyum sağlayabilen KOBİ'ler diğer işletmelere göre rekabet avantajı sağlayacaklardır.

Kadir Barut
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üretim akışında darboğaz teorisi ve bir uygulama

İşletmelerin var oluş sebepleri para kazanmaktır. Her işletmede mutlaka daha çok para kazanmayı engelleyen kısıtların bulunduğunu savunan darboğaz teorisi, bu kısıtların tespit edilip, etkin bir şekilde yönetilmesi ve buna bağlı olarak sistemin çıktılarının arttırılması için geliştirilen bir yönetim felsefesidir. Teori üç ana daldan oluşmaktadır. Bunlar lojistik, başarı ölçüleri ile düşünme ve problem çözme süreçleridir. Lojistik yaklaşımında önemli olan darboğaz kaynakların tespit edilmesi ve verilecek diğer tüm kararların darboğazı daha etkin kılmak amacına bağlanmasıdır. Çünkü darboğaz olmayan kaynakların tam kapasite çalışması, sistemden elde edilecek çıktılara olumlu bir katkıda bulunmayacak, sadece ara stok oluşumuna sebep olacaktır. Diğer yandan darboğaz kaynaklarda yaşanan her kayıp sistemin bütünü için kaybı ifade edecektir. Bu sebeple sistem içindeki darboğazların tespit edilip, bu darboğazlı kaynakların diğer kaynaklar ile senkronize çalışmasını sağlamak gerekmektedir.Darboğaz teorisi konusunda, dünya genelinde pek çok araştırma yapılmış olmasına rağmen, ülkemizde bu yönde yapılan çalışmaların sayısı oldukça azdır. Bu durumdan yola çıkılarak hazırlanan bu çalışmada, darboğaz teorisi konusunda teorik bir çerçeve oluşturulması ve darboğaz teorisinin bir sanayi işletmesinde uygulama sonuçlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, araştırma örneği olarak seçilen firmada, müşteri siparişlerinin gelmesi ve sevk edilmesi aşamasına kadar ilgili tüm proseslerde toplam 1 yıl boyunca gözlem yapılmış ve birtakım bulgular elde edilmiştir. Sistem içinde yer alan darboğazlar kimi zaman makine, kimi zaman çalışanlar, kimi zamansa üst yönetim kararları olarak tespit edilmiştir. Darboğazlı makinelerin kapasitelerinin arttırılması için molalarda çalışılması ve yeni makine alınması, çalışan motivasyonu için performansa dayalı prim sistemi ve iş basitleştirme-sadeleştirme yönünde uygulamalar, firmanın çıktısını arttırma hedefinde oldukça faydalı olmuştur.Anahtar Kelimeler: Darboğaz Teorisi, Kısıtlar Teorisi, Darboğaz Kaynak Yönetimi.

DarboğazKısıt teorisi
Havva Tezcan
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bireysel emeklilik sistemi ve Türkiye uygulaması

Sosyal güvenlik politikaları, insanları birtakım risklere karşı koruma garantisi vererek, insan onuruna yakışır bir yaşam düzeyi sağlamayı amaçlar. Ancak, 20. yüzyılın son çeyreğinde sosyal güvenlik bazı sorunlarla karşılaşmıştır. Özellikle finansmanın güçleşmesi, sosyal güvenlik kuruluşlarının yapılanmasındaki problemler, siyasal ve bürokratik etkiler sebebiyle baştaki hedeflere ulaşmak oldukça zorlaşmıştır. Bu bağlamda, sosyal güvenlik amacına ulaşma ve sorunlarının çözümünde yeni açılımlar gündeme gelmeye başlamıştır. Bunlardan biri de çalışmamızın konusunu oluşturan bireysel emeklilik sistemidir.Ülkemizde Nisan 2001 tarihinden itibaren yasal bir dayanak kazanan bireysel emeklilik sistemi Ekim 2003 tarihinden bu yana üye kaydetmektedir. Sektördeki en son verilere göre, katılımcı sayısı 1.664.170'e ve fon büyüklüğü 5.688.378.104 YTL'ye ulaşan sistem sosyal güvenlik reformunun bir parçası olmakla birlikte yalnızca bu amaca hizmet etmekle kalmaz, bununla birlikte finansal sistemin gelişmesinde de önemli bir rol oynar. Çalışmada bireysel emeklilik sisteminin tercih edilme durumu ile ilgili bir uygulama yer almaktadır. Anket yöntemiyle toplanan veriler SPSS programı ile analiz edilerek sisteme dahil olan ve dahil olmayan iki grup analiz sonuçlarına göre değerlendirilmiştir.Bireysel emeklilik sistemine dahil olan grubun yaşları, medeni durumları, meslekleri ve bağlı oldukları sosyal güvenlik kurumları ile sisteme karşı duydukları güven arasında bağımlılık olduğu görülmüştür. Bireysel emeklilik sistemine dahil olmayan grubun sisteme katılmamalarına ilişkin tutumları incelendiğinde yalnızca gelirle arasında bağımlılık olduğu tespit edilmiştir.

Bireysel emeklilik
Esra İşbilen
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırgızistan'daki küçük ve orta boy işletmelerin yönetimindeki problemler

Egemenliğine kavuştuktan sonra serbest ekonomi piyasasına girerek zor dönemler geçiren Kırgızistan işletmelerin önemli bir kısmını KOBİ'ler oluşturmaktadır.KOBİ'ler dünyadaki birçok ülkenin ekonomisinde önemli yere sahip olduğundan ülke ekonomisine sağladığı katkılardan dolayı hükümetleri tarafından desteklenmektedir. Ancak bu gelişmelere rağmen KOBİ'ler iç ve dış çevreden kaynaklanan sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Bu sorunların ortaya çıkmasının temel nedeni olarak etkili yönetimin eksikliği olduğunu söylemek mümkündür. Dolayısıyla ilk önce KOBİ'lerin yönetimi ile ilgili problemlerin ortadan kaldırılması gerekmektedir.Bu çalışmanın amacı, Kırgızistan'da faaliyet gösteren KOBİ'lerin yönetim ve yönetim fonksiyonlarıyla ortaya çıkan problemlerin tespit edilmesi ve elde edilen bulgulardan yola çıkarak çözüm önerisini geliştirmektir.Bu amacın doğrultusunda konuyla ilgili teorik çerçeve hazırlanmış ve Kırgızistan'daki KOBİ'lerin yönetim ve yönetim fonksiyonlarındaki problemlerin tespiti için, ülkede halkın yoğun yerleştiği Bişkek, Oş, Celalabat, Çolponata şehirlerinde faaliyet gösteren KOBİ'lerde bir araştırma yapılmıştır. Elde edilen sonuçların değerlendirilmesinde KOBİ'lerde planlamanın yeterli derecede yapılmadığı veya uzmanlar tarafından gerçekleştirilmediği, yönetimin zayıflığı, profesyonel yöneticinin işletmelerin büyük kısmında istihdam edilmediği, personel seçiminde bilinçsiz davranıldığı, mevcut personel eğitimine önem verilmediği, işletmelerin çoğunu aile şirketleri oluştuğundan örgütlenmenin basit olduğu, yönetimin yöneltme fonksiyonun zayıf ve kısmen yapıldığı, denetimin ise sahip yöneticiler tarafından yapıldığı saptanmıştır. Bununla birlikte, devlet tarafından teşviklerin yetersizliği, bürokrasi tarafından yapılan baskı, vergilerin yüksekliği, kredi faizlerinin yüksekliğinden finansal kaynak bulamama, halkın gelir düzeyinin düşük olmasından talebin yetersizliği, finansal sıkıntılardan dolayı yeni teknolojiyi kullanamama gibi problemlerin işletmenin verimli çalışmasına engel olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Sonuç olarak, Kırgızistan'da faaliyette bulunan KOBİ'lerde karşılaşılan yönetim sorunlarının giderilmesi amacıyla bazı çözümler getirilmiştir. Bu çözümler ise; sahip yöneticilere yönetim ve yönetim becerileri konusunda eğitimin verilmesi, personel seçiminde yeni uygulamalara geçilmesi, bürokratik baskının ortadan kaldırılması, KOBİ'lere devlet tarafından teşviklerin uygulanması, hükümet tarafından uygulanan politika ve programların verimliliğinde koordinasyonun iyi yapılması, finansal sistemin iyileştirilmesi hükümetin yeni tedbirlerin geliştirmesidir.Anahtar kelimeler: Kırgızistan, Yönetim problemleri, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler

Kubanychbek Alimov
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dünya'da ve Türkiye'de lojistik hizmetlerde dış kaynak kullanımı: Türkiye'de faaliyet gösteren endüstriyel işletmelerde bir uygulama

Rekabetin arttığı, bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak da kar marjlarının düştüğü bugünlerde, lojistik faaliyetleri büyük önem kazanmaya başlamıştır. Piyasa koşullarına göre ihtiyaçlara daha çabuk cevap verebilmek, stok seviyelerini azaltabilmek, nakliye sürecini çabuklaştırmak ve mesafeleri kısaltmak, tüm bunların sonucunda da müşteri memnuniyetini artırmak ve maliyetleri azaltabilmek için lojistik ön plana çıkmaya başlamıştır.Firmalar ana faaliyetlerine odaklanmak, diğer rakiplerine göre farklılık yaratabilecek konulara yoğunlaşmak amacı ile lojistik faaliyetlerini dış alım yoluyla çözmeye başlamışlardır. Lojistik dış kaynak kullanımı sayesinde, hizmet alan firma zamanını ve kaynaklarını en etkin şekilde kullanamaya olanak bulmaktadır. Bu çalışmayla, işletmelerin maliyetlerini en aza indirmeye ve bununla birlikte performanslarını en yüksek düzeye çıkarmaya çalıştıkları bugünlerde, lojistik dış kaynak kullanımının performanslarını etkileyip etkilemediği ölçülmeye çalışılmıştır.Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre; işletmelerin büyük bir kısmının lojistik dış kaynak kullanımına önem verdiği gözlenmiştir. Ayrıca, işletmelerdeki çalışan sayısı ile lojistik dış kaynak kullanımı arasında ilişki bulunmuştur. Çalışmada faaliyet gösterilen alanın ulusal, uluslararası ya da yerel olması ile lojistik dış kaynak kullanımı arasında bir ilişki olmadığı görülmüştür.Araştırma sonuçları, firmalardaki çalışan sayısında meydana gelecek bir değişikliğin, lojistik dış kaynak kullanım oranını ve de lojistik faaliyetlerinde dış kaynak kullanım sürelerini önemli derecede etkileyeceğini göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Lojistik, Dış Kaynak Kullanımı, Lojistik Dış Kaynak Kullanımı Üçüncü Parti Lojistik, Dördüncü Parti Lojistik.

Dış kaynaklardan yararlanmaLojistikÜçüncü kişiler
Seda Derinalp
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşletme yönetiminin kontrol fonksiyonunun bağımsız dış denetim üzerindeki etkileri

Faaliyetlerini küresel bir piyasa ortamında sürdürmek durumunda olan işletmeler, önceden belirlenmiş hedeflere ulaşmak, öngörülmüş karı elde etmek ve gelecek dönemlere başarılı geçişler yapabilmek için, işletme biliminin gerekli kıldığı düzenlemeleri yapmak, denenmiş yönetim ve denetim ilkelerini en iyi biçimde uygulamak zorundadırlar.Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş, işletmelere değer kazandıran etmenlerde önemli değişmelere neden olmuştur. Yatırımcılar karar alırken, artık, işletmenin gelecek yıllarda içinde bulunacağı finansal ve faaliyet durumunu bilmek istemektedirler. Çünkü, bilgi toplumu işletmelerin varlıklarını devam ettirebilmeleri ve işlerinde başarılı olabilmeleri için yeni yeteneklere ve güce sahip olmaları gerekli kılmaktadır.İşletmede kurulacak olan kontrol sistemlerinin, kontrol mekanizmalarının verilerinden yararlanarak tutarlı kararlar alınabilmesi için nelerin kontrol edileceğinin önceden saptanması gerekmektedir. Sahip olduğu varlıkları ile bu varlıkların kaynakları ve kar amacı işletme için büyük önem taşımaktadır. Bunların üzerinde etkili olabilecek her bir faaliyet, her bir hareket mutlaka kontrol edilmelidir. İşletmede kurulacak bir iç kontrol sistemi hem yönetimin hem de iç denetimin işini kolaylaştırmaktadır. Mevcut iç kontrol sisteminin ve bunun bir fonksiyonu olan iç denetimin etkin kılınması halinde, bu durum bağımsız dış denetimin kısa sürede düşük maliyetle ve başarılı bir şekilde sonuçlanmasını mümkün kılmaktadır.Anahtar Kelimeler: İşletme, Yönetim, İç Kontrol, İç Denetim, Bağımsız Denetim.

Koray Tuan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde alternatif yöntemlerin değerlemesi: Örnek olay çalışması

Vergi, devletin kamusal hizmetlerini idame ettirmek amacıyla egemenlik gücünü kullanarak, ekonomik birimlerden cebren ve karşılıksız olarak aldığı ekonomik değerlerdir. Bu bağlamda vergi alacaklısı olarak devlet, hizmetten yararlananlara daha fazla kamu hizmeti sunabilmek için, Anayasa ve kanunların öngördüğü ölçüde, toplayacağı vergi miktarını maksimize etmeye çalışmak isterken; vergi borçlusu olarak vergi mükellefleri, sorumluları ve ceza muhatapları ise, daha az vergi vererek, harcanabilir gelirlerini maksimize etmek isteyeceklerdir. Taraflar arasında çatışan bu iki çıkar, kimi zaman vergi uyuşmazlıklarına sebep olabilmektedir. Vergi borçluları da bu uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak amacıyla çeşitli çözüm yollarına başvurmaktadır. Ancak ortaya çıkan uyuşmazlık karşısında kullanılacak çözüm yollarından kendileri açısından en avantajlısının, çeşitli faktörlerin etkisiyle, seçilememesi, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde birtakım sakıncaları doğurmaktadır. Kullanılan yanlış bir yol, vergi borçluları açısından çeşitli ekonomik zararlara yol açmaktadır. Bu çalışma, öncelikle vergi uyuşmazlığının ne olduğu, ne şekilde doğduğu ve uyuşmazlığın doğumuna neden olan etkenlerin çeşitlerinin neler olduğu hususunda geniş bir literatür çalışması ile başlamıştır. Daha sonra uyuşmazlıkların ortadan kaldırılması için hangi yolların kullanıldığından bahsedilerek, bunlar arasındaki farklılıklar ve benzerliklerin neler olduğu hususuna değinilmiştir. Çalışmanın uygulama bölümünde ise vergi idaresi ile vergi mahkemelerinden rasgele seçilen örneklerle mükelleflerin hangi yolu kullanmalarının kendileri açısından en avantajlı olacağı karşılaştırmalı olarak tespit edilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Vergi Uyuşmazlıkları, Çözüm yolları.

Vergi uyuşmazlıkları
Mehmet Hanifi Baki
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00