Kütahya Dumlupınar University
Departman

Türk Edebiyatı Bölümü

Kütahya Dumlupınar University

413

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kütahyalı Rahîmî Dîvânı'ndan 51-100 . gazellerin şerhi

XVI. yüzyıl, Osmanlı Devleti'nin siyasi olarak oldugu gibi kültür alanında da enihtisamlı dönemidir. Bu yüzyılda dvân siirinin ustaları olan Fuzûl, Bâk, Rûh gibisâirler yetismistir.Rahm'nin dvândaki ikinci elli gazelin serhi konusunda esas aldıgımız eser,Prof. Dr. Ahmet MERMER'in Milli Kütüphane ve Süleymâniye Kütüphanelerindekieksik nüshalı divanından sonra British Museum'da tam nüsha halinde buldugu?Kütahyalı Rahîmî ve Dîvânı? adıyla yayımladıgı çalısmasıdır.Çalısmamızda Ali Nihat Tarlan'ın Fuzûlî Divânı Serhi, Prof. Dr. MuhammedNur Dogan'ın Fatih Divanı ve Serhi ile Prof. Dr. Halûk 9pekten'in Fuzûlî, Bâkî, Nef'îve Seyh Gâlib'in Hayatı, Sanatı, Eserleri adlı kitaplarındaki serh örneklerindenfaydalanarak nesre çevirme ve serh usûlünde bu eserlerin üslûbunu takip ettik. AyrıcaProf. Dr. Cemal Kurnaz'ın Hayali Bey Divanı'nın Tahlîli, Prof. Dr. 9skender Pala'nınAnsiklopedik Divan Siiri Sözlügü, Ahmet Talat Onay'ın Eski Türk EdebiyatındaMazmunlar, Prof. Dr. Süleyman Uludag'ın Tasavvuf Terimleri Sözlügü adlı eserleri deyararlandıgım kaynaklardan bazılarıdır. Gazelleri nesre çevirirken su yöntemiuyguladık:a. Anlamı herkes tarafından bilinmeyen kelimelerin tespit edilerek anlamlarınınbulunması ve özellikle beyitteki anlamlarına vurgu yapılarak sözlük kısmında verilmesib. 9lgili beytin nesre çevrilmesic. Mazmunlar hakkında bilgi verildikten sonra beyitteki mazmunlarınaçıklanmasıd. Son olarak da edebi sanatlar bulunmasıTez, iki bölümden olusmaktadır. 9lk bölümde Kütahyalı Rahm'nin hayatı,edeb kisiligi ve eseri verilmistir. 9kinci bölümde gazellerin serhleri verilmistir. Bubölümde anlamı tespit edilip nesre çevrilen beyitlerde geçen mazmunlar, edebi sanatlar,sâirin hayatına ait unsurlar ortaya konmustur.

Ab-ı HayatCamGülizar+1
Mücella Evren
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kütahya-Allıören köyü folklor örnekleri

Kütahya-Allıören Köyü Folklor Örnekleri adlı bu çalışma, Kütahya'nın Dumlupınar İlçesi'ne bağlı Allıören Köyü'ndeki anonim halk ürünleri, gelenek ve görenekleri ile genel manada kültürel dokusunu konu almaktadır.Bu çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırma yöresinin tarihi, coğrafi ve kültürel özellikleri hakkında bilgi verilmiştir.İkinci bölümde anonim ürünlerden örnekler yer almaktadır. Manzum ürünlerden mani, türkü, duvaz, nefes, ninni, ağıt, bilmece, tekerleme; mensur ürünlerden masal, efsane, menkıbe, fıkra ele alınmış olup kalıplaşmış sözlerden atasözü, deyim, alkış, kargış ve yeminler yer almaktadır.Üçüncü bölümde Hayatın Geçiş Dönemleri başlığı altında doğum, sünnet, askerlik, evlenme ve ölümle ilgili inanç ve gelenekler bulunmaktadır.Dördüncü bölümde yöre halkının, çocuklar ve yetişkinler üzerinde uyguladıkları sağaltma pratiklerinden örnekler verilmiştir.Beşinci bölümde gündelik hayata dair inanışlar, altıncı bölümde ise dini hayata dair inanç ve gelenekler yer almaktadır.Gelenek ve görenekler bir toplumun geçmişten geleceğe taşıdığı önemli kültür miraslarıdır. Bu çalışmada, halkın düşünce ve duygularına tercüman olan bu ürünler derlenmeye çalışılmış ve böylelikle bu ürünlerin kalıcı olmasını sağlamak amaçlanmıştır.

Fulya Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çavdaroğlu Müftî Dervîş'in dîvân-ı Münacat'ı üzerine bir inceleme

Tarikatlar, tasavvufî düşüncenin yaygınlaşmasında birinci derecede rol oynayan müesseselerdir. Bunlar-bugün bildiğimiz şekliyle-VII/XIII. yüzyılda ortaya çıkmışlardır. XIV. yüzyıldan itibaren Anadolu'da şekillenmeye başlayan Halvetîlik hareketi XV. yüzyıldan sonra yaygınlık kazanmış ve sistemleşerek günümüze kadar etkisini sürdürmüştür. Anadolu ve Rumeli'de en çok tekkesi olan Halvetî tarikatının Rumeli'de hâla faal tekkeleri vardır. Bu etkinin bir sonucu olarak Halvetîlik öğretilerini işleyen birçok şair ve yazar ortaya çıkmıştır. XVI-XVII. asırda Kütahya'da yaşayan Çavdaroğlu Müftî Dervîş de dönemin Halvetî şairlerinden biridir.Çalışmamızda Çavdaroğlu Müftî Dervîş'in hayatı, edebî şahsiyeti ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Divân'ı Arap alfabesinden Lâtin alfabesine aktarılmıştır. Şiirlerin din-tasavvuf-cemiyet yönlerinden tahlili yapılmıştır.Çavdaroğlu Müftî Dervîş'in şiirlerinde, Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı'nın ve Halvetîliğin belirgin özellikleri görülmektedir.Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı, hem İslam'dan önceki hem de sonraki dönemde yer alır. Bu edebiyat işlediği konular sebebiyle halkın dilini, inanancını, duygu ve düşüncesini esas almaktadır. Halkın bütününü kapsadığı için toplumun her kesimine hitap edebilmektedir.Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı, şekil ve üslup özellikleri bakımından İslam'dan önceki Türk edebiyatından etkilenmiştir. Türklerin İslâm dinini kabullerinden sonra İslâmiyet'in etkisiyle yeni bir şekle bürünerek, tasavvufî unsurları da bünyesine almıştır.Anadolu'da, yayılmaya başladığı XIV. Yüzyıldan başlayarak Halvetîlik temi edebiyatımızda işlenmeye başlamıştır. XVI-VII. Asırda yaşayan Çavdaroğlu Müftî Dervîş şiirlerinde tasavvuf ve Halvetîlik düşüncesini işlemiş şairlerimizdendir.Müftî Dervîş XVII. Asır Türk Tasavvuf Edebiyatı'nın önemli temsilcilerinden olan mutasavvıf şair Gaybî Sun'ullah'ın babasıdır. Mutasavvıf bir şair olan Müftî Dervîş de pek çok şairimiz gibi tezkirelerde yer almadığı için ilim âlemine yeterince tanıtılamamıştır.Üç bölümden oluşan inceleme kısmının ilk bölümünde şairin hayatı, ikinci bölümde şiirlerindeki şekli unsurlar, üçüncü bölümde şiirlerin din-tasavvuf-cemiyet yönünden tahlili yapılmıştır. Tahlilden sonra ise Dîvân'ın transkripsiyonlu metni yer almaktadır.Müftî Dervîş Dîvânı üzerinde yaptığım bu çalışmada yardım ve teşvikleri için Hocam Doç. Dr. İsmail EKİNCİOĞLU'na, yardım ve önerileri için Hocam Yrd. Doç. Dr. Mustafa GÜNEŞ'e, yönlendirmeleri ile yol gösteren, teşvik eden ve yardımlarını esirgemeyen Hocam Prof. Dr. Ali TORUN'a teşekkürlerimi sunmayı bir borç biliyorum.

AşkGönülHz. Hızır+2
Firdevs Özkan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sürûrî-i Müverrih'in manzum tarihleri (inceleme-transkripsiyonlu metin s.1-50)

Türk kültür ve medeniyeti içinde önemli bir yer tutan tarih düşürme ve ebcedle ilgili daha önce çeşitli çalışmalar yapılmıştı. Tarihi çok eskilere dayanmasına rağmen Osmanlı Devleti'nde çokça kullanılan tarih düşürme sanatında, başta Hızır Bey olmak üzere Bursalı Haşimi, Dürrî, Seyyit Vehbî, Kamî, Kırımlı Rahmî, Nedim, Şakir, Raşid ve Enderunlu Fazıl gibi şairler usta kabul edilmektedir. Ancak tarih düşürme sanatı, Adanalı şair Sürûrî'nin adının geçmediği yerde hep eksik kalacaktır. Çünkü Sürûrî, tarih düşürme sahasında çok sayıda ve çok konuda tarih düşürmesiyle diğer şairlerden ayrılmaktadır.Adanalı Şair Sürûrî'nin hayatı, sanatı ve eserleri daha önce çeşitli araştırmaların konusu olmuştu. Tarih düşürülen 322 sayfalık Divan'ın bölümün ilk 50 sayfası incelenmeye muhtaçtı.Türk-İslam kültür ve uygarlığının bir parçası tarih düşürme ve ebcedle ilgili kesin yargılara ulaşmak için, şairlik ve müverrihliğiyle bilinen Sürûrî'nin, Kütahya Belediyesi Mustafa Yeşil Kütüphanesi'nde, 12036 demirbaş numaralı Divân-ı Sürûrî'de geçen tarihlerin bir kısmı (1-50) tarihlerin düşürülüş biçimi ve sebebi açısından incelendi.Edebi metin, insanların hislerine hitap eden, hayranlık uyandıran yönleri itibariyle öğretici metinler farklıdır. Ama bu edebi metinlerin öğreticilik ve hayattan ipuçları sunma yönüne engel değildir. Edebiyatın içinde çok küçük bir yer teşkil etmesine rağmen, tarih düşürmenin de hayata dair çok sayıda ipucunu içinde barındırdığı bir gerçektir. İnsanları ele veren kelimelerse, milletleri de sanat eserleri ele verir. Bu anlayışla incelenen tarih düşürme kıtalarının, sosyal ve siyasal yönlerine de temas edilmeye çalışıldı.İlk 50 sayfası incelenen Divân-ı Sürûrî içindeki tarih beyitlerinin, tarihi açıdan öneminin yanında edebiyat tarihi açısından da kıymetli bir eser olduğu görülmektedir. Sürûrî'nin bu tarihleri düşürürken, onu meşhur edenin sadece ebcedle başarılı tarihler düşürmesi olmadığı, onun aynı zamanda gayet sağlam bir şiir altyapısına sahip olduğu anlaşılmaktadır. Hatta diğer birçok tarih düşürücünün yanında, farklı tarih düşürme biçimlerini de denediği, bir konuya onlarca tarih düşürebildiği görülmektedir.Çalışmanın, Birinci Bölüm'ünde, Sürûrî'nin hayatı, eserleri ve edebi kişiliği, İkinci Bölüm'ünde tarihlerin konu ve çeşitleri, Üçüncü Bölüm'ünde incelenen metinlerin transkripsiyonlu hali verilmiştir. Dipnotlarda da, adı geçen şahsiyetle ilgili bilgiler verilmiştir.

EbcedManzumelerTarih manzumeleri+4
Şenay Uslu
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Peygamber kıssalarının klasik Türk şiirine yansımaları

Divan şairleri, mensup oldukları toplumsal yapının bir parçası olarak İslam dini ve kültürüyle yetişmiş ve eserlerini bu kültürel birikimden faydalanarak meydana getirmişlerdir. Bu kültürel birikimin bir parçası olarak, kaynakları Kur'an'a ve hadis kitaplarına dayanan peygamberler ve kıssalarının söz konusu edebî faaliyet içinde sıklıkla kullanıldığını, çeşitli benzetmeler ve telmihler yoluyla eserlerde işlendiğini görmekteyiz. Buna bağlı olarak bu çalışmanın amacı; gazel ve kaside nazım biçimiyle yazılmış şiirlerde peygamberler ve kıssalarının hangi yönleriyle nasıl işlendiklerini, en çok hangi peygamberlerin hangi kıssalarıyla ele alındıklarını ortaya koymak ve irdelemektir.

Eski Türk edebiyatıKlasik Türk edebiyatıPeygamberler
İshak Taşdelen
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kütahya Emet yöresi ağzı (inceleme, metinler, sözlük)

Kütahya Emet Yöresi Ağzı adlı bu inceleme, Emet ilçesi ve köylerinde yaşayan insanların ağız özelliklerini, burada kullanılan dilin söyleyiş açısından yazı dilimizden farklı yönlerini ele alan bir çalışmadır.Bu çalışma, dört bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde araştırma yöresinin tarihî, coğrafî ve kültürel özellikleri hakkında bilgi verilmiştir.İkincibölümde, Emet'e bağlı 37 köyün 16'sından toplanan metinlerin ses bilgisi açısından değerlendirilmesine yer verilmiştir.Üçüncü bölümde, yine Emet ve Emet'e bağlı 37 köyün 16'sından toplanan metinlerin şekil bilgisi açısından değerlendirilmesine yer verilmiştir.Dördüncü bölüm ise yöreden toplanan metinler ve özellikle bu yöre halkı tarafından kullanılan kelimelerin bir araya getirilmesiyle oluşan sözlük kısımlarından oluşmaktadır.Türk dili, kaybolmaya yüz tutmuş yöresel ağız yapısı ve birbirinden farklı ifade zenginliği ile diğer tüm dillerden ayrı bir yapıya sahiptir. Bu araştırmada da yöresel ağızlardan biri incelenerek Türk dilinin zengin yapısının gün yüzüne çıkartılması amaçlanmıştır.

DüğünGelinKöyler+1
Dilek Öztürk
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kütahya Altıntaş yöresi ağzı (inceleme, metinler, sözlük)

Kütahya Altıntaş Yöresi Ağzı adlı inceleme, Altıntaş ve köylerinin ağız özelliklerini, diğer Anadolu ağızlarıyla hem söyleyiş hem de yazılış açısından farklılıklarını ele alan bir çalışmadır. Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır.Giriş bölümünde Kütahya Altıntaş yöresinin fiziki, tarihi, coğrafi ve kültürel özellikleri hakkında bilgi verilmiştir.Birinci bölümde, Altıntaş'a bağlı 23 köyden toplanan metinler ses bilgisi açısından incelenmiş, metinlerin ses özellikleri detaylı olarak açıklanmıştır.İkinci bölümde, Altıntaş yöresine bağlı köyler şekil bilgisi açısından detaylı olarak incelenmiş, kelimelerin yapı özellikleri ve sözcük türleri açısından değerlendirilmesi yapılmıştır.Üçüncü bölüm, Altıntaş ve bağlı köylerinden toplanan metinlerden oluşmaktadır. Metinlerde, köylerin gelenek ve göreneklerinden, kültürel değerlerinden, insanların yaşayışlarından kesitler yer almaktadır. Metinler ses ve şekil açısından incelenmiş ayrıca bir toplumun geçmişten geleceğe taşıdığı önemli kültür miraslarını da yansıtmıştır.Bu araştırma da, yöresel ağızlar incelenerek Türk dilinin farklı lehçeleri bünyesinde barındırdığı, ses özellikleri açısından ne kadar önemli bir dil olduğu ortaya konmaya çalışılmış, bilinmeyen zenginliklerini açığa çıkarmak amaçlanmıştır.

Neşe Aydın
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

18.yy siyasi hayatının klasik Türk şiirine etkileri

Edebî eserler, bir milletin geçmişini, medeniyet vasıflarını ortaya koyan çok önemli kaynaklardır. Bir milletin medeniyet vasfını, sanatkârlarına, yazar ve şairlerine, bestekârlarına; yani sanat eserlerine bağlı olarak değerlendirmek, yanlış bir tutum olmayacaktır.Edebî eserin bizatihi kendisi, öznel olması yönüyle, tarih bilimine kaynaklık eden yazılı metinlerden ayrılmaktadır. Bunun içindir ki; bir olayın değerlendirilmesi, vakanüvislere göre farklı şair ve sanatkârlara göre farklı olacaktır. Zira sanatkârın arzu ve telaşı, dış dünyanın mutlak gerçekliğinden ziyade, onun kendisi zâviyesinden görünümü ve yansımasıdır. Dolayısıyla, tarihî bir metindeki doğruluk, divanlarda yer alan bir manzumede, şairin içinde bulunduğu cemiyet hayatı ve bu hayatın şartları; şairin görev yaptığı makam ve o anki hâlet-i ruhiyesine göre değişecek ve şekillenecektir.Bu çalışmamızda, divan şairlerinin siyasi olay ve kişilere yaklaşımını, onlar karşısında tutum ve davranışlarını, içinde bulundukları şartları da göz önünde tutarak değerlendirmeye çalışacağız. Zira divan edebiyatına isim veren ve şairlerin şiirlerinin toplu olarak bulunduğu divanlar, özellikle bu divanlardaki kasideler ve tarih kıt'aları, sadece edebiyat araştırmacısı için değil, tarih bilimcilerinin, sosyo-kültürel alanda çalışmalar yapan araştırmacıların da faydalanabileceği hususiyetleri ihtiva etmektedir.18. yüzyıl siyasî hayatının divanlara yansıması ve etkilerini konu alan tez çalışmamızda, 54 divan üzerinde yapılan çalışmaları (kitap, doktora tezi ve yüksek lisans tezi) inceledik. Bunların dışında, bu yüzyıla ait 44 divan daha tespit etmemize rağmen, bazıları üzerinde tenkitli metin çalışmasının yapılmaması ve bazılarının da çeşitli sebeplerden dolayı YÖK tarafından kısıtlanması sonucu, bu divanları inceleme şansımız olmadı. Tespit edebildiğimiz ve inceleyemediğimiz diğer divanlar, araştırmamızın problemleri bölümünde ayrıca gösterilmiştir.Çalışmamız, dört ana bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler,1. 18.Yüzyıl Divan Şairlerinin Dönemin Devlet Adamlarına Bakışı2. 18.Yüzyıl Divanlarında Yer Alan Siyasi Olaylar3. 18. Yüzyıl Sosyal Hayatında Meydana Gelen Bozulmaların Siyasete Yansıması4. Şair ve Siyaset İlişkisibaşlıklarını taşımaktadır.Şairlerin devlet adamlarını ve siyasi gelişmeler karşısındaki tutumları, bir bütün halinde verilmiş, aynı şahıslara ve olaylara farklı şairlerin bakış açıları ortaya konulmaya çalışılmıştır.Bunların değerlendirmeleri gerek ilgili bölümde ele alınmıştır.Bu tutum ve davranışlarda,bakış açılarında bir edebî eser ile tarih belgesi arasında ne gibi farklılıklar olabileceği, olay ve kişilere bakışlardaki farklılıklardan yola çıkılarak genel değerlendirmenin yapıldığı sonuç kısmında ayrıca ele alınıp değerlendirilmiştir.Sosyal Hayattaki Bozulmaların Siyasete Yansıması bölümünde ise, halkın yaşayış ve kültür özelliklerinden ziyade, konumuz gereği, siyasi gelişmelerin ve olayların halk tarafından algılanması yönü üzerinde durulmuş; bu meyanda, idarecilerin, halkın zihniyeti, tavırları şiirlerde aranmış ve ortaya konulmaya çalışılmıştır.Şair ve Siyaset ilişkisinin değerlendirildiği dördüncü bölümde ise, şairlerin hayatları ve bulundukları mevkileri ile siyasi ilişkilerinin divanlara yansıması ele alınarak, şair-siyaset ilişkisinin manzumelerde nasıl ve niçin yer aldığı tespit edilmeye çalışılmış; her şairin, hâmisi ve diğer siyasî kişilere yönelik yazdığı manzumelerin,şiir ve beyit bazında sayısı grafiklerle gösterilmiştir.Bu durum, şair-hâmî ilişkisini ortaya koymakta şüphesiz daha yol gösterici olacaktır.Divan sahibi olup da, manzumelerinde siyasi kişilere veya olaylara yer vermeyen şairlerin durumları da,yine her şairinin ismi altında teker teker ele alınmış ve değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: 18.yy Divanları, Siyasi Olaylar, Şair, Siyaset

18. yüzyılEdebiyatEski Türk edebiyatı+6
Mesut Bayram Düzenli
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muğla-Menteşe beldesi halkbilimi ürünlerinde eski Türk inançlarının izleri

İnançlar, başlangıçtan bu yana insanların, dolayısıyla toplumların yaşayış biçimlerine hükmedip, onları yönlendirmişlerdir. Toplumların, günümüze kadar gelen süreç içerisinde yaşadıkları tarihî, coğrafî, siyasî, dinî, değişim ve etkileşimlere rağmen bu inançlar, girdikleri toplumların hayatlarında varlıklarını hep korumuşlardır. Bunlar, karşımıza bazen fonksiyonları değişmiş, bazen çeşitlenmiş, bazen de hâlâ asıllarını koruyor olarak çıkarlar.Bu çalışmada, Muğla'nın Kavaklıdere İlçesi'ne bağlı Menteşe Beldesi'nde, eski Türk inançlarının izleri araştırılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, Menteşe'nin tarihî, coğrafî ve sosyo-kültürel yapısı hakkında bilgi verildi. İkinci bölümde, Türklerin geleneksel dininin ne olabileceği üzerinde duruldu; üçüncü bölümde de eski Türk dini olarak benimsenen Gök Tanrı Dini'yle, bu dinin unsurları ve bu unsurların yöredeki izleri tahlil edildi. Dördüncü bölümde, evlenme, doğum, ad verme; nişan, düğün, ölüm gibi geçiş törenleri üzerinde durularak, yöre kültürünün eski Türk kültürüyle olan ilişkileri tespit edildi.Bu araştırmanın sonucunda, Menteşe yöresi halk kültüründe, Orta Asya'ya ve Anadolu'ya ait inanç ve kültür izleri görülmüştür. Bütün bu izler, İslâmi bir kimlikle bugünkü Menteşe halk kültürünü oluşturmuştur.Bu çalışma sırasında, benden manevi desteklerini esirgemeyen ablalarım Menzil ve Firdevs ÖZKAN'a, araştırmanın oluşmasına yardımcı olan kaynak kişilere, yönlendirmeleri ile yol gösteren teşvik ve yardımlarını esirgemeyen değerli hocam Prof. Dr. Ali TORUN'a teşekkür etmeyi bir borç bilirim.Anahtar Kelimeler: Eski Türk İnançları, Geçiş Dönemleri, Halk Kültürü, Menteşe, Yöre

GeleneklerHalk bilimiMuğla-Menteşe+1
Hatice Özkan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

XVI. yüzyıl Anadolu sahası Şu'arâ tezkireleri ışığında Bursalı şairler

Bu çalışmada Anadolu Sahası XVI. yüzyıl şu'arâ tezkirelerinde yer alan Bursalı şairlerin tanıtılması, Bursa'nın Türk edebiyatındaki yerinin ortaya konulması ve Bursa'da oluşan edebî kültürün gösterilmesi amaçlanmıştır. Çalışma Bursa'nın kültürel envanterinin ortaya çıkarılmasına da katkıda bulunmuştur.1326 yılında Osmanlı hâkimiyetine geçen Bursa, bu dönemden itibaren Türk kültür coğrafyasının en önemli merkezlerinden birisi olmuştur. XVI. yüzyıl şu'arâ tezkirelerinde Bursalı çok sayıda şair hakkında bilgi verilmiştir. Tezkirelerde Abdî, Ahmed Çelebi (Pareparezade), Ahmed Paşa, Ali Çelebi, Anî, Âşık, Celîlî, Celîlî (Hamidîzâde), Cinânî, Dâ'î, Du'âyî, Dürrî, Emîrî, Fahrî, Fikrî, Firdevsî, Gazâlî, Halîlî, Hamdî, Harîmî, Harîrî, Hâşimî, Hevâyî, Hızrî, Hicrî, Hilâlî, Hilmî, Hilmî(Bostan), Hüsrevî, Iyanî, Kandî, Kâtibî, Kerîmî, Kudsî, Lâmi`î, Latîf, Lem`î, Lem`î, Medhî, Mehdî, Meylî, Mîrî, Necmî, Neşrî, Nevâlî, Nihâlî, Niyâzî, Rahîmî, Rahmî, Remzî, Resmî, Rızâyî, Riyâzî, Safâyî, Saffî, Safî, Sehâyî, Selmân, Subhî, Sun`î, Sun`î, Sun`î, Süleyman Çelebi, Şah Çelebi, Şemsî, Şevkî, Şeyhî, Şûkûfî, Ulvî, Ulvî(Yeğenoğlu), Zihnî olmak üzere yetmiş şair hakkında bilgi verilmiştir. Bu şairlerden yalnızca Ahmed Paşa ve Hızrî'nin Bursalı olup olmadığı belli değildir. Her iki şair de hayatlarının büyük kısmını Bursa'da geçirmişler ve ölmüşlerdir. Bursalı şairlerin sayısını diğer şehirlerde yetişen şairlerle karşılaştırdığımızda Bursa'nın Türk edebiyatındaki önemi kolaylıkla anlaşılabilmektedir.Bursa, Osmanlı'nın kuruluş başkentidir. 1365'ten 1402'ye kadar Edirne ile birlikte çifte başkentlik yapmıştır. Kuruluş döneminde padişahların fetih düşüncesi içinde olması, ülkenin yükselişe geçtiği dönemde Ankara Savaşı'yla fetret devrine ve İstanbul'un fethine kadar tekrar bir toparlanma sürecine girmesi şairleri maddi-manevi kollayıp gözeten padişahların edebiyatla ilgilenmesini engellemiştir. İstanbul'un başkent olmasıyla Bursa'da başta padişah ve şehzadeler olmak üzere şairleri kollayacak birilerinin kalmaması şehirde edebî muhitin oluşmasını engellemiştir. Ama tüm bunlara rağmen Bursa'da ciddi bir edebî kültür oluşmuştur. XVI. yüzyıl tezkirelerinde yetmiş bir Bursalı şaire yer verilmesi bunun en büyük göstergesidir.

16. yüzyılBursaEdebiyat+4
Ahmet Husrev Şentürk
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00